31 Temmuz, 2026, Cuma
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

Mezar Başında Çizgi

21 Aralık 2025, Pazar 22:26
Mezar Başında Çizgi

Bir mezar düşün.
Sessizlik ister.
Sükût ister.
İnsan ister.

Şimdi o mezarın başına Veli Ağbaba geliyor.
Yanında kamera var.
Bardak var.
Bir de “normalleştirme” çabası.

Durup soralım:
Mesele video mu?
Hayır.
Mezar başında video çekilir de.

Mesele şu: Mezar başında içki içilir mi?

İçki, sofrada tercihtir.
Meydanlarda siyasettir.
Ama mezar başında çizgidir.
Orası ne kürsüdür, ne bar masası.
Orası susmanın, durmanın, saygının adresidir.

Kamer Genç’in mezarı başında yükselen şey bir anma değil.
Bir farkındalık hiç değil.
Bu, “her yerde her şey yapılabilir” özgüvenidir.
Yanlış yerde cesaret.
Yanlış zeminde rahatlık.

İnsan bazen savunduğu fikirle değil, duruşuyla sınanır.
İşte orası bu sınavın yeridir.
Çünkü mezarlar oy istemez.
Alkışlamaz.
Paylaşılmaz.

Sadece şunu fısıldar:
“Burada çizgiler konuşur.”

Ve o çizgi, bardakta değil, vicdandadır.

BİLİRKİŞİ RAPORU NEREYE DÜŞTÜ?

Bir apartman vardı.
Adı Ermeç Apartmanı.

İnsanlar vardı içinde.
Hayatları vardı.
Sabahları vardı.

Sonra deprem oldu.
Apartman yok.
İnsanlar yok.

Geriye ne kaldı?
Dosya.

O dosyanın içinde ne olması gerekiyordu?
Bilirkişi raporu.

Peki rapor nerede?
Yok.

Kayboldu mu?
Unutuldu mu?
Çekmeceye mi girdi?
Yoksa “fazla kurcalamayın” klasörüne mi kaldırıldı?

Adalet dediğin şey bazen çok basit bir eşya.
Bir kağıt mesela.
Bulunursa çalışıyor.
Kaybolursa sistem kilitleniyor.

Bu ülkede asansör bozulunca hemen tamir edilir.
Ama adalet bozulunca “bir bakalım” denir.

Ermeç Apartmanı yıkıldı.
İnsanlar öldü.
Ama asıl enkaz şimdi ortada duruyor:
Kayıp rapor.

Bir şehir soruyor:
Rapor yoksa, hesap nasıl sorulacak?

Bir aile soruyor:
Dosya boşsa, vicdan neyle dolacak?

Ve biz bekliyoruz.
Sessizce.
Usulca.

Çünkü bu ülkede bazen binalar değil,
gerçekler göçük altında kalıyor.

İKİZCE'YE "BAŞKAN" DEĞİL, "VİCDAN" LAZIM

Diyelim ki İkizce ilçe oldu.
Peki başına kimi koyacağız?

Fotoğraf çektireni mi?
Sosyal medyada günde üç paylaşım yapanı mı?
Açılışta makas tutup, depremde ortadan kaybolanı mı?

Yok, onları Malatya zaten denedi.

İkizce’ye başkan olacak kişi,
mevcut başkanlara bakıp “ben de böyle yaparım” dememeli.
Çünkü mesele tam da burada:
Böyle yapıldığı için Malatya bu halde.

Bu şehir deprem gördü.
Betonun yalan söylediğini,
afişlerin çabuk yırtıldığını öğrendi.

O yüzden İkizce’ye
reklamcı değil,
tweetçi değil,
hikâye anlatıcı hiç değil…

Derdi olan biri lazım.

Her kesimi dinleyen,
kimseye yukarıdan bakmayan,
siyaseti vitrin değil sorumluluk bilen biri.

Misyonu olacak.
Vizyonu olacak.
Ama en önemlisi şu olacak:
Malatyalı bakınca diyecek ki,
“Tamam… İşte bu.”

İkizce ilçe olacaksa,
makam dağıtılmasın.
Vicdan aransın.

ÜÇ İSİM, BİR KOLTUK

Malatya’da AK Parti İl Başkanlığı konuşuluyor.
Şehir değil.
Deprem değil.
Teşkilat değil.

Koltuk.

Bir tarafta Ali Bakan.
Sahada duran, teşkilatla temas eden, görünür olan.

Diğer tarafta iki ayrı kulvar:
Ramazan Yaylacı ve Basri Kahveci.

Ramazan Yaylacı daha yerel oynuyor.
Kulisi Malatya’da kuruyor.
“Değişim” kelimesini yumuşak paket yapıp dolaştırıyor.

Basri Kahveci ise başka bir filmde.
Yer Malatya ama sahne İstanbul.
Destek uzakta, hesap içeride.

Ortak noktaları ne?
Ali Bakan sonrası.

Ama asıl soru şu:
Bu şehirde mesele kim gitsin mi,
yoksa kim kalsın mı?

Ali Bakan sahada sınanıyor.
Yaylacı ve Kahveci kuliste ölçülüyor.

Malatya ise bekliyor.
Çünkü bu şehir artık isim değil,
istikamet görmek istiyor.

Üç isim var.
Bir koltuk var.
Ve herkes biliyor:
Bu iş kulisle değil, sahada kazanılır.

BU KEZ TABELA DEĞİL, İRADE KURULDU

Bu memlekette çok masa kuruldu.
Üzerinde çay vardı.
Kurabiye vardı.
Hatıra fotoğrafı vardı.

Sonra ne oldu?
Masa kaldı, memleket gitti.

Ama İstanbul’da bu kez başka bir masa kuruldu.
Adı PİAD.
Dernek diyorlar ama eksik tarif.
Bu bir itiraz masası.

Kırk kişi.
Az değil.
Kırk sermaye aklı.
Kırk risk görmüş el.
Kırk “laf değil iş” diyen adam.

Başlarında Osman Dursun.
Mihmandar.
Yani önden giden, yolu bilen.

Pütürge’yi afişten sevmiyorlar.
Malatya’yı slogandan tanımıyorlar.
Bu şehirle fotoğraf çekilmiyor,
bu şehir için yük alıyorlar.

Bu memleket çok dernek gördü.
Çok konuşan…
Az yapan…
İlk rüzgârda dağılan…

Ama bu ekip başka.
Çünkü mesele nostalji değil.
Mesele memleket romantizmi hiç değil.

Bu masa şunu söylüyor:
“Biz buradayız ve kalabalık değiliz.”

PİAD bir dernek değildir.
Bir niyet beyanıdır.
Bir omuz verme çağrısıdır.
Pütürge için, Malatya için, İstanbul’daki Malatyalı için…

Bu şehir çok şey kaybetti.
Ama hâlâ bir şey kazanabilir.

O da şudur:
Ciddiyet.

Bu masa onu hatırlatıyor.

LAF EBESİ: “Demedi Deme İnanç…”

Büyükşehir’de genel sekreter yardımcılığı yaptı.
Şimdi milletvekili.

Baba, bir de Büyükşehir’i ver derse…
şaşırma.

Demedi deme İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak…
Bugün belediye istenir,
yarın bakanlık konuşulur.

Bu memlekette bazı yollar
sandıkla değil,
sofrayla açılıyor.

KALEM HAKKI: ÇATI DEDİLER, HÂLÂ YAĞMUR ALIYOR

Malatya Sivil Toplum Örgütleri Birliği…
Kısaca MASTÖB.
Adı büyük, iddiası büyük ama bugüne kadar çatı kuruluşu havası hiç vermedi.

Etkinlik var, fotoğraf var…
Ama temsil yok, ağırlık yok, yön yok.
Daha çok kartviziti olmayanların bir araya geldiği bir adres gibi durdu.

Şimdi başkanlık için adaylar konuşuluyor:
Nazife, Özdemir, Haşim Karadağ, Hasan Karakuş…
Kim kazanır bilinmez.

Temenni basit:
Kim gelirse gelsin, misyonla gelsin.
Çünkü bugüne kadar MASTÖB,
derneklerin üstünde bir çatı değil,
en fazla altında durulan bir sundurma oldu.

FİSKOS MASASI:

– 102 Yıllık Oda, Tek Kişilik Kitap mı?
MTSO Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun oda tarihini anlatması beklenen kitabı kulislerde fena eleştiriliyor. Fısıltı net: “Kurum tarihi değil, kişisel reklam.” Şehirde “fiyasko” kelimesi dolaşıyor.

– Hızlı Tren Yine Sözde Kaldı!
Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun “proje var” açıklaması Malatya’da heyecan oluşturmadı. Kulis yorumu kısa: “Kazma yoksa umut da yok.”

– TOKİ Şikâyetleri Ankara’yı Kıpırdattı!
CİMER’e yağan başvurular sonrası Ankara’dan telefonlar gelmeye başlamış. Vatandaşa tek soru soruluyormuş: “Sorununuz çözüldü mü?” Dosyalar masaya gelmiş gibi.

– İkizce’de Ezan Var, Merkez Soruyor!
İkizce’de cami açıldı ama şehir merkezindeki eksikler yeniden konuşuluyor. Fiskos masasında aynı cümle dönüyor: “Merkez ne zaman?”

– Ramazan Daveti Kulisleri Uçurdu!
AK Parti Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak’un Ramazan iftarı için Cevdet Yılmaz ve Safi Arpaguş’u davet ettiği konuşuluyor. Şehir fısıldıyor: “İftar mı, müjde mi?”

Fiskos Masası dinlemede…
Çünkü Malatya’da asıl gündem, yüksek sesle konuşulmaz.

Selam ve dua ile
Fiemanillah

 

Yorumlar

  • yorum avatar
    Semih
    22-12-2025 19:44

    Malatya Malatya bulunmaz eşin....Ama artık insafsızlık vicdansızlıkta....Bu şehir bu şekilde giderse memleketin en vukaatlı yeri olmaya aday...Sokakta yürüyemez olduk...Yazık ediyor yöneticiler ve insanlar..Bu şehir bunu hak etmiyor..

  • yorum avatar
    Bayram çakır
    22-12-2025 17:29

    Memleketin çivisi böyle çıkıyor işte...Şu hale bakın...Yahu mezar başında olacak iş mi???

  • yorum avatar
    Hasan Demir
    22-12-2025 16:26

    Ben esnafım, siyaset bilmem ama şunu bilirim: İş yapacak adam bellidir. Murat Çetin’in İkizce yazısında söylediği şey tam olarak budur. İlçe olmanın kendisi bir marifet değildir. Asıl mesele, başına kimin geçeceğidir. Bugüne kadar Malatya’da çok “makam adamı” gördük ama az “dert adamı” gördük. Akademik ifadeyle söylersek, yerel yönetimde temsil krizi var. Halk diliyle söylersek: “Koltuğa oturan kalkmıyor.” Çetin’in yazısı bu ezberi bozuyor. İkizce’ye reklamcı değil, yük alacak adam lazım. Bu kadar net.

  • yorum avatar
    Eko44
    22-12-2025 15:14

    Umarım erken seçimde hepiniz gidersiniz de şu memlekete sahip çıkan birileri gelir. Çok beceriksiz çıktılar son seçilenler.

  • yorum avatar
    Alican
    22-12-2025 15:11

    Aşiret ağası bir babamız olmadı oda bizim şanssızlığımız. Yada siyasi bir tanıdığımız. İşler böyle yürüyor memlekette.

  • yorum avatar
    Ayşenur Karaca
    22-12-2025 14:35

    Bir dosyada bilirkişi raporu yoksa, o dosya hukuken kördür. Murat Çetin’in Ermeç Apartmanı üzerinden sorduğu soru basit ama sarsıcıdır: “Rapor yoksa, hesap nasıl sorulacak?” Bu soru sadece bir binaya değil, sistemin tamamına yöneliktir. Hukuk teorisinde delil yoksa hüküm de yoktur. Halkın dilinde ise bu durum şudur: “Kağıt yoksa, adalet de yok.” Deprem sonrası Türkiye’de en büyük sorun beton değil, hesap verme mekanizmasıdır. Yazı, teknik bir eksikliği vicdani bir yaraya dönüştürüyor. Bu yönüyle akademik bir eleştiri olduğu kadar, sokaktan gelen bir haykırıştır.

  • yorum avatar
    Mehmet Ali Yıldırım
    22-12-2025 13:02

    Bir mezar başı, ideolojilerin askıya alındığı yerdir. Orası ne sağdır ne sol; ne laiklik tartışması yapılır ne muhafazakârlık gösterisi sergilenir. Murat Çetin’in yazısında dikkat çektiği “çizgi” tam da buradadır. Mesele içki meselesi değildir; mesele mekân bilincidir. Halk arasında derler ya, “Her şeyin yeri ayrıdır.” İşte mezar başı, o yerlerden biridir. Akademik açıdan baktığımızda bu durum, kamusal alan–kutsal alan ayrımının ihlalidir. Halk diliyle söylersek: Orası susulacak yerdir. Çetin’in yazısı, tam da bu suskunluğun bozulmasına itirazdır. Bugün mezar başında sınır kalkarsa, yarın başka hangi sınır kalır? İnsan bazen düşüncesiyle değil, duruşuyla imtihan edilir. Bu yazı, o imtihanın adını koyuyor.

  • yorum avatar
    Uğur
    22-12-2025 12:36

    Hızlı tren meselesi... Malatya da yaşayanlar bilir tren yolunun geçtiği yollarda o bölgede yaşayanlar tren sesini hep duyar ama çoğu görmez treni. Bu hızlı tren meselesi de öyle yıllardır sesini duyarız ama görmek sanırım nasip olmayacak.

  • yorum avatar
    Rasim
    22-12-2025 12:22

    Ramazan Yaylacı... Sessiz ama derinden gelen bir isim olacak gibi. Bence bir sonraki il başkanı.

  • yorum avatar
    Cıx Cıx
    22-12-2025 12:14

    O değil kamer genç e hala günah yazılıyor olabilir. Böyle bir şey olmamıştır heralde ülkemizde.

  • yorum avatar
    Serhat Arslan
    22-12-2025 10:32

    Kaleminize sağlık şehri uyandıran, gerçekleri halı altına süpürmeyen bir yazı olmuş.

  • yorum avatar
    Ferhat
    22-12-2025 10:31

    Şehir hizmet beklerken, bazı isimlerin sadece isimlerini büyütme derdinde olması seçmenin dikkatinden kaçmıyor. Bakalım bu yolun sonu nereye varacak

  • yorum avatar
    PİAD
    22-12-2025 10:31

    Osman Dursun ve ekibinin 'laf değil iş' mottosuyla yola çıkması umut verici.

  • yorum avatar
    Ahmet Kılıç
    22-12-2025 10:30

    İkizce yeni bir ilçe olacaksa, orası birilerine makam odası olsun diye değil, depremzedenin yarası sarılsın diye olmalı. Sosyal medyada boy boy fotoğraf paylaşan değil, ayağına çamur değen, her kapıyı gerçekten çalan biri lazım. Biz artık vitrine değil, mutfağa bakıyoruz.

  • yorum avatar
    Burak Avcı
    22-12-2025 10:30

    Bir raporun kaybolması demek, onlarca insanın katilinin meçhul kalması demektir. Adalet istiyoruz

  • yorum avatar
    Metin B.
    22-12-2025 10:30

    Siyasetin bir nezaketi, mezarlığın ise bin yıllık bir ağırlığı vardır. Kamer Genç bu şehrin, bu ülkenin bir değeridir; onu anmak için kameraya ya da bardağa değil, bir fatiha okuyacak huşuya ihtiyaç var.

  • yorum avatar
    Ramazan telli
    21-12-2025 23:21

    Ali Bakan simasında ben iyi niyetli bir izlenim alıyorum..İyi olanı pek tutmazlar...Ramazan Yaylacı nın ekibi özellikle Bünyamin Yılmaz gibi biriyle yol yürümesi Malatya için endişe verici bir durum...Ramazan Yaylacı ekibine dikkat etsin...Basri Kahveci bir karabulut Malatya için..O adam Şire pazarında kayısıcı olmalı...

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.