18 Temmuz, 2026, Cumartesi
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

MOLLA REJİMİNİN DEVAMI

09 Mart 2026, Pazartesi 07:26
MOLLA REJİMİNİN DEVAMI

Değişen İsimler ve Değişmeyen Senaryo

Dört gün önce şöyle yazmıştım:

“Siyonistler (ABD ve İsrail) Hamaney’in oğlunu İran’ın başına getirirlerse hiç şaşırmam. Yarım asra yakındır babası, şimdi neden oğlu olmasın!..
Bana göre hedef; halkı Molla rejiminin etrafında yeniden toplamaktır. Çünkü Siyonistler için alternatif başka bir rejim henüz yok, göreceğiz...”

Nitekim dün yaşanan gelişmeler, bu ihtimalin gerçekleştiğini gösterdi. Mücteba Hamaney İran’ın yeni dini lideri oldu.

Bu isim, medyada fazla konuşulmadı. Üzerinde durulmadı. Fakat bugün gelinen noktada mesele doğrudan rejimin geleceği meselesi olduğundan bundan daha doğrusu belki olamazdı.

Sorulması gereken soru basittir:
İran gibi köklü bir ulema geleneğine sahip bir ülkede, neden onca ayetullah ve büyük âlimler varken liderlik babadan oğula devredildi?

İran’da Mücteba Hamaney’den çok daha güçlü ilmî birikime sahip, çok daha köklü medrese geçmişi olan onlarca isim vardır. Kum’da, Meşhed’de ve Necef havzasıyla irtibatlı çevrelerde bu vasıfta pek çok din adamı bulunur. Buna rağmen gözler neden tek bir soyun üzerine çevrilmiştir?

Cevap aslında zor değildir.
Mesele din değildir.
Mesele ilim değildir.
Mesele rejimin devamıdır.

Yarım asra yakındır İran’da kurulan sistem, bir devrim söylemi üzerine inşa edildi. “Kahrolsun Amerika”, “Kahrolsun İsrail” sloganlarıyla meydanlar dolduruldu. Fakat aradan geçen onca yılın ardından ne Amerika kahroldu ne de İsrail ortadan kalktı.

Buna rağmen bir gerçek değişmedi:
Molla rejimi ayakta kaldı.

Bugün İran’da yaşanan her gelişmeye bu perspektiften bakmak gerekir.

Benim kanaatim şudur: ABD ve İsrail için İran’daki mevcut rejim, tamamen ortadan kaldırılması gereken bir yapı değildir. Aksine, kontrol edilebilir ve öngörülebilir bir sistemdir. Alternatifin ne olacağı ise belirsizdir. Bu yüzden zaman zaman tansiyon yükselir, tehditler savrulur, krizler çıkar; fakat sistem bütünüyle yıkılmaz.

Bunun yerine rejim zaman zaman yenilenebilir, kadrolar değişebilir, fakat mekanizma aynı kalır.

İran halkının çoğunluğu mevcut rejimden memnun değil. Zaten yarısına yakını da rejimin dininden değil. Bununla birlikte ekonomik krizler, baskı politikaları ve toplumsal gerilimler ciddi bir birikim oluşturmuştur. Bu durumda rejimin yapacağı en klasik hamle, yeni bir isim etrafında toplumsal mobilizasyon sağlamaktır.

Bu noktada devreye eski ve tanıdık bir yöntem girer:
Dış tehdit.
İsrail tehdit eder.
Amerika istemiyoruz der. Kriz büyütülmeye çalışılır.
Sonra halkın önüne şu tablo konur:
“Bakın, Amerika ve İsrail bu adamı istemiyor.”

Tam da bu noktada milliyetçi refleks devreye girer ve toplumun büyük bir kısmı doğal olarak yeni liderin etrafında toplanır.

Bu senaryoyu Ortadoğu coğrafyası çok kez görmüştür. Bu topraklar Acem oyunlarını da, İngiliz oyunlarını da iyi bilir.

Bugün yeni lider ile toplumsal memnuniyet yine sağlanamazsa, tarih bize başka bir ihtimali de gösterebilir: Liderler bir anda ortadan kaldırılabilir ve yerine yeni bir isim getirilebilir.

Bu bölgede iktidarlar bazen seçimle, bazen darbeyle, bazen de bir gecede değişebilir.

Babasını iki saatte ortadan kaldıran güç, oğlunu da bir saatte ortadan kaldırabilir. Asıl mesele şu sorudur:
İsterler mi?

Bugün bölgede oynanan büyük satrançta üç aktör vardır: İran rejimi, Amerika ve İsrail. Görünürde birbirlerine düşmandırlar. Fakat bugüne kadar sahada ortaya çıkan tablo çoğu zaman bambaşka bir gerçeği gösterdi bize.
Savaşlar çıkar.
Füzeler atılır.
Tehditler savrulur.
Ama sistem ayakta kalır.

Peki ya ölenler?
Bu denklemin içinde en az hesaba katılan unsur ise ne yazık ki halktır. İran halkı, bölge halkları, ümmet, çocuklar ve siviller bu büyük güç oyunlarının en zayıf halkasıdır.

Onlar için önemli olan çoğu zaman insan değildir; önemli olan sistemin ve rejimin devamıdır.

Bu yüzden bugün yaşanan gelişmeleri bir lider tartışması olarak görmüyorum. Mesele birilerinin kim olduğu değil, kurulan düzenin nasıl devam edeceğidir.
Görünen o ki plan tıkır tıkır işlemektedir.

Ortadoğu’da sahne değişir, aktörler değişir; fakat perde arkasındaki oyun çoğu zaman aynı kalır.

Ve biz yine aynı soruyu sormaya devam ederiz:
Gerçekten bu savaşın sebebi nedir? Yoksa bize izletilen, biletleri çok pahalı büyük bir tiyatro mu?

Fi Emanillah.

Ebuzer AYDIN

"Ey Kalemim! Bir Gün Doğru Bildiklerini Yazmazsan Kolumla Beraber Kırar Atarım Seni"