Murat Kurum Var, Memnuniyet Yok!
26 Ocak 2026, Pazartesi 10:41
Malatya’da ilginç bir çelişki var.
Adını duyunca yüzlerin yumuşadığı, “şans” diye anılan bir isim var: Murat Kurum.
Bir de aynı şehirde, adı geçince kaşların “çatıldığı” bir başka şey var: Malatya siyaseti.
Herkes Murat Kurum’dan memnun.
“Fahri Malatyalı” deniyor.
“İyi ki var” deniyor.
“Hakkını veriyor” deniyor.
Ama aynı cümlelerin devamı gelmiyor.
Çünkü memnuniyet Kurum’da bitiyor, şehirde devam etmiyor.
Geçtiğimiz hafta Murat Kurum’un Malatya’da sorduğu soru aslında bir muhasebeydi:
“Bu kadar yatırım, bu kadar para, bu kadar emek… Peki halk neden hâlâ memnun değil?”
Cevap basit ama acı.
Çünkü yapılan anlatılmamış.
Anlatılamamış.
Daha doğrusu, anlatılacak bir dil kurulmamış.
Devlet sahada.
Bakanlık sahada.
Kaynak sahada.
Ama yerel siyaset ya gölgede kalmış ya da gölge etmiş.
Bir şehirde iş yapılır ama “anlatılamazsa”, o iş yapılmamış sayılır.
Bir şehirde hizmet gelir ama “kibir eşlik ederse”, o hizmet itici olur.
Bir şehirde emek vardır ama “temsil yoksa”, halk teşekkür etmez; sorgular.
Malatyalı Murat Kurum’a kızmıyor.
Malatyalı devlete de kızmıyor.
Malatyalı, bu emeği “paketleyemeyenlere” kızıyor.
Bu yatırımı hikâyeye dönüştüremeyenlere…
Üslubuyla hizmeti boğanlara…
Fotoğrafla işi örtenlere…
Murat Kurum’un sorusu aslında bir aynaydı.
O aynaya bakması gerekenler, hâlâ çerçeveyle meşgul.
Hasbihal bu ya…
Taşı gediğine koymadan bitmez.
Devlet çalışmış.
Bakan çalışmış.
Ama siyaset sınıfta kalmış.
Ve halk, notu çoktan vermiş.
(45).jpg)
BECERİKSİZLİĞİ NASIL BAŞARDIN SAMİ ER?
Bir insan bir iş yapar,
şaşırırsın.
“Nasıl yaptın?” dersin.
Çünkü zordur, emek ister, akıl ister.
Ama bazen insan başka bir hayretle kalakalır:
“Bu beceriksizliği nasıl başardın?”
Karşımızda Sami Er var.
Bağcılar Belediyesi: Çalıştı.
Büyükçekmece Belediyesi: Çalıştı.
Üsküdar Belediyesi: Çalıştı.
Fatih Belediyesi: Çalıştı.
Malatya İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği: Yaptı.
TOKİ: Orada da bulundu.
Altı kurum.
Altı tecrübe.
Altı ayrı tabela.
Normal şartlarda bu özgeçmişle bir şehir yürür.
Plan olur, tempo olur, netice olur.
Ama Malatya’da olan ne?
Hiçbir şey.
İnsan ister istemez soruyor:
Bu kadar yerde çalışıp,
bu kadar dosya görüp,
bu kadar koltuk eskittikten sonra
Malatya’da sıfırı nasıl başardın?
Bakın bu kolay iş değil.
Herkes yapamaz.
Bu kadar imkânla bu kadar sonuçsuzluk üretmek,
gerçek bir “ustalık” ister.
Çünkü beceriksizlik de istikrar ister.
Bahane üretmek süreklilik,
hikâye anlatmak tekrar,
sonuçsuzluk ise sabır ister.
Demek ki mesele nerede çalıştığın değilmiş.
Demek ki mesele kaç kurum gördüğün hiç değilmiş.
Mesele şuradaymış:
Malatya seni taşıyamadı değil,
sen Malatya’yı taşıyamadın.
Ve insanın aklında tek bir soru kalıyor:
Bu beceriksizliği gerçekten nasıl başardın Sami Er?
.jpg)
KIŞIN SUYU KESMEYİ BAŞARAN ŞEHİR
Yazın su kesilir,
“tarımsal sulama” derler.
Anladık.
Ama kışın?
Kar yağmış, hava buz, insanlar zaten suyu kısmış…
Su yine yok.
Bu, beceriksizliğin mevsim tanımayan hâli.
Bu defa bahane hazır:
“Havalar çok soğuk, millet musluğu açık bırakıyor.”
Pes.
Su kesiliyor,
borular donuyor.
Borular donunca patlıyor.
Patlayınca “bak gördünüz mü, soğuklar yüzünden” deniliyor.
Yani önce kes,
sonra dondur,
sonra patlat,
en sonda vatandaşı suçla.
Mantık bu.
Oysa çözüm o kadar basit ki…
Sondajlar var.
Bugün 10 basıyorsa, yarın 20 basar.
Devreye alırsın, suyu artırırsın.
Ama yok.
Çünkü mesele su değil,
mesele yönetememek.
Malatya tarihinde ilk kez kışın su kesiliyor.
Bu bir ilktir.
Ve her ilk, bir “başarıdır.”
Tersinden de olsa.
Debiymiş…
Hatmış…
Şebekeymiş…
Hepsi süslü masal.
Asıl sorun şu:
Yönetenler sahaya hiç inmemiş.
Vatandaşın kapısını çalmamış.
Soğukta donan boruyu görmemiş.
Musluğu açıp “su var mı” diye bakmamış.
Çünkü dert yok.
Vizyon yok.
Takip yok.
Bir genel müdür,
birkaç masa,
bir sürü açıklama…
Ortada ise yine yokluk var:
Su yok.
Demek ki Malatya’da artık su değil,
akıl eksik.
.jpg)
VALİ SAHADA, SİYASET NEREDE?
Normalde bu kareler kime aittir?
Kapı çalınır.
Ev ziyaret edilir.
Hasta sorulur.
Engelli dinlenir.
Bu fotoğrafların sahibi bellidir.
Siyasetçidir.
Ama Malatya’da tablo tersine döndü.
Sahada vali var.
Kadrajda vali var.
Devlet, valinin gölgesinde görünüyor.
Peki neden?
Ya Ankara dedi ki:
“Burada boşluk var, doldur.”
Ya da vali fark etti:
Siyasetin bıraktığı alan devletsiz kalmış.
Sebebi ne olursa olsun sonuç değişmiyor.
Vatandaş diyor ki:
“Devlet geldi.”
Asıl soru burada başlıyor:
Devlet geliyorsa, siyaset nerededir?
Çünkü vali sahadaysa, bu bir fazilet hikâyesi değildir.
Bu bir eksiklik göstergesidir.
Siyaset görünmüyorsa,
vali görünür olur.
Siyaset susarsa,
devlet konuşur.
Ama şunu unutuyorlar:
Valinin sahada olması alkışlık değil; siyasetin yokluğunu teşhir eden bir fotoğraftır.
Fotoğraf paylaşırsın, geçer.
Video yüklersin, kaybolur.
Ama vatandaşın hafızasında kalan şey şudur:
“Bizi vali dinledi.”
Bu, siyasetin karnesine yazılan bir nottur.
Hem de kırmızı kalemle.
Bugün Malatya’da mesele valinin sahada olması değil.
Mesele,
orada olması gerekenlerin görünmemesidir.
Ve bu sessizlik,
ne filtreyle düzelir
ne paylaşım sayısıyla.
Tokat gibi gerçek şudur:
Siyaset kadrajdan çıktıysa,
o boşluğu devlet doldurur.
BİR İLÇE, BİR KONFOR ALANINI SARSTI
Bir belediye başkanı çıktı, iki kelime etti.
Ne dosya açtı,
ne slogan attı,
ne miting yaptı.
Sadece söyledi:
“Kral çıplak.”
Söyleyen kim?
Abdülvahap Göçer.
Yeri neresi?
Yazıhan.
Nüfusu küçük, sesi kısık sanılan bir ilçe.
Ama belli ki sarayın duvarları inceymiş.
Çünkü o iki kelime,
Veli Ağbaba’nın konforlu sessizliğinde yankılandı.
Kral afalladı.
Ayna bu kadar yakından tutulunca insanın yüzü bulanıklaşır.
Sonrası malum.
Disiplin lafları.
İhraç fısıltıları.
Parti içi ayarlamalar.
Ankara’dan “ziyaretler”.
Yani klasik sahne:
Karınca konuşur, saray silkelenir.
Oysa mesele Göçer değil.
Mesele bir belediye başkanının şunu demesi:
“Beni halk seçti, senin gölgen değilim.”
Bu cümle, siyasette atom gibidir.
Küçük görünür,
ama değdiği yeri parçalar.
Şimdi herkes soruyor:
Bu kriz büyür mü?
Büyür.
Çünkü bu kavga koltuk kavgası değil.
Bu, konforla sahaya çıkma arasındaki farkın kavgası.
Ve tarih şunu sever:
Firavunu yıkan hep firavunlar olmaz.
Bazen bir karınca yeter.
Hamiş:
Kral çıplak denildiğinde kızanlar,
aslında aynaya bakmak istemeyenlerdir.
Kalem Hakkı: Bedduanın Sebebi Var
Malatya’da kış ortasında su kesiliyor.
Musluk susuyor, sabır taşıyor.
Vatandaşın biri dayanamamış, şöyle demiş:
“İnşallah cenazenizi yıkayacak su bulamazsınız.”
Ağır söz…
Ama sebebi var.
Çünkü bu şehirde artık su değil,
tahammül tükeniyor.
LAF EBESİ: “Demedi Deme Sami Bey…”
“6000 kişi varsa hırsızlık olur” diyorsan,
yönetmiyorsun; alıştırıyorsun.
Şeffaflık bu değil,
bu normalleştirme.
Demedi deme Sami Bey…
Kamu afişiyle suç makulleşirse,
yarın hesap kalmaz.
(45).jpg)
FİSKOS MASASI:
Malatya’da bu hafta kulisler yine hareketli…
Açılışlar sorgulanıyor, vekiller aranıyor, faturalar konuşuluyor.
Masaya gelen çok, cevap veren az…
– Açılış mı, Göz Boyama mı?
Geçtiğimiz günlerde Yusuf Tekin’in katıldığı toplu açılışta, zaten faal olan eski bir tesisin “yeni hizmet” gibi sunulması Malatyalıların gözünden kaçmamış. Kulislerde, Sami Er’in kalabalık oluşturma çabaları için “göz boyama” yorumu yapılıyor.
– Kayıp Vekiller Listesi Genişliyor!
Malatya’da “kayıp vekil” denince akla gelen İhsan Koca’nın yanına, vatandaşlar şimdi de Abdurrahman Babacan’ı eklemiş. Babacan’ın sahadan jet hızıyla çekildiği konuşuluyor. Soru aynı: “Vekiller nerede?”
– Açılan Çarşı, Yeniden Kazılıyor!
İnönü Caddesi trafiğe kapalı, her yer kazı alanı. Oysa aynı çarşı merkezi geçtiğimiz Eylül’de bizzat Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılmıştı. Vatandaş soruyor: “Bitmediyse neden açıldı, bittiyse neden kazılıyor?” Koordinasyon eksikliği kulislerin ana konusu.
– Rezerv Alanda ‘Sürgün’ İddiası!
Saray Mahallesi başta olmak üzere rezerv alanlardaki kura çekimleri şehirde huzursuzluk yaratmış. Kulislerde, 1539 hak sahibinin kendi mahallesindeki kura torbasına bile alınmadığı, bu kişilerin İkizce ve Gelincik Tepesi’ne yönlendirildiği konuşuluyor. Vatandaşın cümlesi sert: “Kendi toprağımızda mülteci mi olduk?”
– Faturalar Bel Büküyor!
Elektrikten sonra su ve doğalgaz faturaları da cep yakıyor. Çekirdek bir ailenin su faturası 700 TL’yi aşmış durumda. Malatyalılar bu hayat pahalılığına karşı yetkililerden ses bekliyor.
– Depremzede mi, Site Sakini mi?
Afet ve rezerv alan konutlarına yerleşen vatandaşlar, 7 bin TL’yi aşan merkezi ısınma faturalarıyla sarsılmış. Aidatlarla birlikte aylık ödeme 10 bin TL’yi bulunca isyan yükselmiş:
“Biz depremzede miyiz, lüks site sakini mi?”
Fiskos Masası notunu aldı…
Malatya’da sorular çok,
cevaplar yine kulislerde dolaşıyor.
(1).jpg)
Selam ve dua ile
Fiemanillah
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.


Yorumlar
Battal
26-01-2026 22:18Aslında belediyeyi biz esas bundan sonra göreceğiz...Şimdiye kadar TOKİ var olsun yapıyor yapacağını...Peki belediye ne yapacak?Sami Er şuana kadar kendini gösteremedi...Şurda adam akıllı iki yılı var...
Erhan
26-01-2026 19:44"insanlar memnun değilmiş. bunda medyanın payı var. malatya tv leri CHP lilerin hâkimiyetinde. bunlar 100 işte iyi olan 99 u değil 1 eksiği vurguluyorlar ayrıca insanların bir kısmı zaten AKP karşıtı zaten bunlarda kulp takma, yalan, yok sayma , kötüleme adamların temel ilkesi haline gelmiş
Kemal
26-01-2026 18:27Sami ye laf yok. O başkan olmadan önce yollarımız asfaltı şuan köstebek yuvası. Sular kesildiğinde 90 lar de böyle olur derdik şimdi normal karşılıyoruz. Kar yağınca eyvah derdik ama şimdi evden çıkamıyoruz. Ak parti başımıza Ak düşürdü bu başkanla.
Sedat
26-01-2026 17:11Sami Bey başarısız...TOKİ olmasa halimiz duman olurdu..Belediye halkın yaşamını kolaylaştırıcı adımlar atmadı..Vatandaş sorunlarına çözüm olacak muhatap bulamıyor...Sami Bey belediyeyi bilmiyor...
Erhan
26-01-2026 14:39Belediye şu yollara bir baksın sanayiden taştepeye gidene kadar arabamız ile of road yapıyoruz.
Galip
26-01-2026 14:38Sanki ne yaparsak yapalım ne yazılırsa yazılsın Malatyanın bu durumu hiç değişmeyecek gibi geliyor bana. Havası bile çok değişik memleketin.
Mert
26-01-2026 14:00Sami Er bahsi geçen kurumlarda görev yapmış sadece anlaşılan, kimse bulunduğu kurumlara ne katmış nasıl bir proje geliştirmiş diye sormadı, anlaşılan Sami Er birilerinin desteğiyle o kurumlarda bulunmuş. Depremden sonra Bakanlıklar Malatya'da bir şeyler üretmek için gayret gösteriyor ama Sami Er şu an ne yapıyor?
Fani...
26-01-2026 11:51Umarım ikazlarınız dikkate alınır.
Recep
26-01-2026 11:41Maski diye bir kurum kaldı mı aceba? Bu dönem kadar adı olumsuz anılan başka bir kurum olmamıştı Malatyada. Liyakat olmazsa kurumlar işini yapamaz.
Defne
26-01-2026 11:33Karikatürler de başarılı. Tebrik ederim
serhat
26-01-2026 11:32Kayıp vekilleri Müge Anlı bulabilir. ATV arasın bulsun
Yazıhanlı Çiftçi Hüseyin
26-01-2026 11:30Su faturalarını gündeme aldığınız için teşekkür ederim. Hem hizmet alamıyoruz hem de fahiş fatura ödüyoruz
Fatma Yıldız Avcı
26-01-2026 11:29İnönü Caddesi'nin halini gördükçe içim sızlıyor. Daha Eylül ayında Cumhurbaşkanımız açılış yapmadı mı oraya... Şimdi her yer yine toz toprak, yine kazıyorlar. Yazıktır bu milletin parasına. Bir işi bir kerede bitiremiyorlar. Su yok.. yol yok.. her yer inşaat ama koordinasyon sıfır. Allah yardımcımız olsun
Furkan
26-01-2026 11:29Vali Bey olmasa devletin yüzünü göremeyeceğiz. Siyasetçiler sadece seçim zamanı ya da bakan geldiğinde fotoğraf karesine girmek için yarışıyorlar
Ayşe Aydınlar
26-01-2026 11:28Kışın ortasında su kesilir mi arkadaş? Yazın bahçeler sulanıyor diye sustuk ama kar yağarken boru patlıyor.
Emre
26-01-2026 11:28Komşumuzdan mahallemizden koparıp dağın başına atmak istiyorlar. Rezerv alan dediler sevindik şimdi kura torbasına bile giremiyoruz. Sesimizi kimse duymuyor
Volkan D.
26-01-2026 11:27Yazıda Murat Kurum için söylenenler çok doğru. Adam geliyor, talimatı veriyor, parayı gönderiyor ama bizim buradakiler iki taşı üst üste koyup bakın bunu yaptık diyemiyorlar. Bakan Bey halk niye memnun değil diye sorunca hepsi birbirinin yüzüne bakmıştır kesin. Murat Kurum olmasa Malatya sahipsiz kalacak, biz bakana güveniyoruz ama yerel siyasetçiye güvenimiz kalmadı.