18 Temmuz, 2026, Cumartesi
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

“Neslimizi Çoğaltmamız Lazım”

12 Ocak 2026, Pazartesi 13:58
“Neslimizi Çoğaltmamız Lazım”

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın aile ile ilgili en son söylediği sözdür bu. Yıllardır da en az üç çocuk yapın çağrısı yapıyor.

Aileye vurgu var, nesle vurgu var, gelecek tasavvuru var. Söylem doğru, niyet iyi. Bu milletin inancıyla, kültürüyle, tarihsel yürüyüşüyle de uyumlu bir çağrıdır.

Ancak devlet yönetimi sadece niyetle değil, çıkarılan yasalarla ve ortaya çıkan sonuçlarla ölçülür. Bugün geldiğimiz noktada acı ama inkâr edilemez bir gerçekle karşı karşıyayız:
Aile bu dönemde çöktü.
Evlilik bu dönemde itibarsızlaştı.
Nesil bu dönemde savruldu.
Kadın bu dönemde değersizleşti.
Sokaklar bu dönemde amacından uzak kadınlarla doldu taştı.

Üstelik bu yıkım, başörtüsünün yasaklandığı, camilerin kapatıldığı, inancın kamusal alandan kovulduğu dönemlerde yaşanmadı. Tam tersine, aileyi muhafazakâr bir iktidar döneminde kaybettik. Bu cümle rahatsız edici olsa da gerçek bundan ibarettir.

Bu işin kırılma noktası, zinanın suç olmaktan çıkarılmasıdır. Pik noktası da, İstanbul Sözleşmesi ve onun bahanesiyle çıkarılan 6284 sayılı yasadır.
İstanbul Sözleşmesinden çıkıldı. Zaten bu sözleşmenin hükümleri bağlayıcı değildi. Bu sözde bir iyi niyet metniydi.
Taraf olmuştuk, hepsi bu.

Ama bu sözleşme gerekçe gösterilerek, hukuku vicdandan, adaleti delilden koparan 6284 gibi bir yasa çıkarıldı. Bu yasa yürürlüğe girdiği günden itibaren Türkiye'de aile iflah olmadı. Kadın cinayetleri arttı, boşanmalar çoğaldı, evlilikler azaldı, evliler çocuk yapmadı.

Ülkenin temeline dinamit olan, sadece feminist kadınları ve batıyı memnun eden bu yasa kadını koruyorum iddiasıyla kadını yalnızlaştırdı.
Aileyi koruyorum iddiasıyla aileyi dağıttı.
Şiddeti önlüyorum iddiasıyla şiddeti artırdı.

Bugün kadınlar sokaklarda ve mahkeme koridorlarında öldürülüyorsa, bugün kadın daha çok zorbalık görüyorsa, bugün yuvalar daha çok yıkılıyorsa, bunun en büyük sebebi hukukun aileyi değil çatışmayı beslemesidir.

Öte yandan milyonlarca erkek, tek bir imzayla evinden uzaklaştırıldı. Bir savcının veya hakimin hiç görmediği bir babayı evden uzaklaştıran kararı hangi akıl ve hangi hukuk kabul eder!?.
Delil toplanmamış, yargılama yok, savunma yok.
Son yıllarda iki milyondan fazla uzaklaştırma kararı var.
Aylarca sokakta kalanlar oldu.
Arabasında ölenler oldu.
Bir daha eve dönmeyenler oldu!..

Ama bu dram konuşulmadı.
Çünkü mağdur erkekti.
Erkek olmak, baba olmak mağdur sayılmak için yeterli görülmedi.

Bir kediyi, bir köpeği sokağa atınca ayağa kalkanlar, milyonların sokağa atılmasına sessiz kaldılar. 

Şunu iyi bilelim;
Her canlıya karşı işlenen suç cezasız kalmamalıdır. Ama insanın haysiyetini yok sayan bir hukuk düzeni adalet üretemez!.
Kadını erkekten veya erkeği kadından ayıran hiç bir yasa adil olamaz!. 
Birinin beyanı diğerine karşı nasıl delil olarak kabul edilebilir!? Bir erkeğin beyanı nasıl delil kabul edilmezse, bir kadının beyanı da delil kabul edilemez!.

Genç evlilik meselesi ülkemizde vicdanları paramparça eden bir başka tablodur.
Evlenerek haramdan kaçınmak isteyen binlerce genç, cezaevlerine gönderildi. Hem de tecavüz suçundan!.
Sekiz buçuk yıl ceza almış, çoğunu çekmiş genç bir babanın, açık cezaevinden izne geldiğinde Cumhurbaşkanına hitaben çektiği bu videoyu (https://youtu.be/MRNveHWyT68) izlediğinizde yürek yanıyor. Demir parmaklıklar ardında olması gereken bir suçlu değildir bu genç!. 
Bu halde bile yalvararak merhamet diliyor. O gün suç olmadığı halde yaptığı 18 yaş altı evlilik için bağışlanma istiyor.

Asıl acı olan ne biliyor musunuz?
Bu gençleri içeri atanların merhametine sığınmak zorunda kalmaları!..
Bu, katiline âşık olmak kadar ağır bir psikolojidir!..

Dünyada çıkarılan yeni bir yasa geriye dönük işlemezken, mahkumun lehine olan uygulanıp, aleyhte olan uygulanmazken, çıkarılan bu yasayla beş yıl, sekiz yıl, on yıl önce resmi evlilik yapmış babaları tecavüz suçlularıyla aynı koğuşa attılar. Eşlerini dışarda kimsesiz, çocuklarını da babasız bıraktılar!.
Tarihte bu bir ilkti ve büyük bir hukuk cinayetiydi...

Gelelim kadına;
Kadının zihin dünyası sistematik biçimde dönüştürüldü.
Kadın fıtratından koparıldı.
Erkek gibi davranması “özgürlük” diye pazarlandı.
Dizilerle filmlerle kadın yaratılış gayesinin dışına çıkarıldı.

Oysa bu, kadına yapılabilecek en büyük kötülüktür.
Kadın; annedir, merhamettir, huzurdur.
Kadın; yuvadır, eştir, kalptir.
Kadın; korunmaya muhtaçtır, naziktir, değerlidir.

Bugün ne oldu?
Kadınsız evler oluştu.
Evsiz kadınlar üretildi.
Evle kadın, bilinçli biçimde birbirinden koparıldı. Dolayısıyla doğumlar da azaldı.

Türkiye, tarihinin en düşük doğurganlık dönemini yaşıyor. Nüfus artmıyor, aksine alarm veriyor. Nesli kaybediyoruz. Genç nüfusumuz azalıyor.
Oysa bu ülkenin en büyük silahı genç nüfusuydu. Gençliğimiz geleceğimizdi, ülkenin  sigortasıydı.

2025 yılını “Aile Yılı” ilan ettik de ne oldu!?
Aileyi kurtardık mı?
Kadını eve döndürebildik mi?
Evliliği teşvik edebildik mi?
Sürekli nafakayı kaldırdık mı?
Koca tecavüzü denen yasayı kaldırdık mı?
6284'ü revize ettik mi?
Nüfusu arttırabildik mi?

Nafaka başlı başına bir beladır ve evlenmeye engeldir. Çünkü insanlar artık aşk evliliği değil, mantık evliliği yapıyor. Yasalar erkeğe açıkça şunu söylüyor: “Evlenirsen, ömür boyu seni cezalandırırım.” 
Boşanınca ömür boyu nafaka ödersin! Çocuğun olursa sana vermem! Ahlaksızlık yapıp başkasıyla yaşasa da eşin, boşadığın eşine sponsor yaparım seni!. 
Sonuç ne? İnsanlar evlenmiyor. Evlenenler ise ayrılık, nafaka ve velayet korkusuyla uzun yıllar çocuk yapmaya cesaret edemiyor.

Hâlâ kadını evden koparan, dışarıya, çalışmaya teşvik eden yasalar yapıyoruz.
Doğum iznini artırmak çocuk yaptırmaz.
Kadın evde anne olursa çocuk yapar, nesil yetiştirir. Eğer teşvik verilecekse, evinde anne olan, çocuk doğuran annelere veriniz.
Kadını kariyer peşinden koşturup, sonra doğum izinlerini artırarak doğurganlığı artıramaz, kimseye çocuk yaptıramazsınız!.
Kadın "KARİYER" yapacakmış!?. Zaten toplumumuzda erkek çalışır karı yer!..

Eskiden nasıldık!?
Aileler nasıldı!?
Nüfus nasıl çoğalıyordu!?
Aile nasıl korunuyordu!?
Yeni yasalar istemiyoruz.
Eski hâlimize döndürün, başka ihsan istemez.
Aile yasa ile korunmaz.
Çocuk yapmak, anne babaya saygı, aile mefhumu, yasalarla düzenlenemez.

Daha açık konuşmak gerekirse;
6284 yürürlükte olduğu sürece kadınlar ölmeye devam eder, evlilikler azalır, boşanmalar çoğalır, nesil azalır, samimiyetiniz sorgulanır.
6284 durdukça ne aile,
ne aile mefhumu kalır, ne de çocuk olur.

Bu ülkede zina serbest iken gençler evlenip çocuk sahibi olayım demez!. 
Eskiden bir erkek ve bir kadın ilk defa zifaf gecesinde cinsellik yaşardı. Zina yasasından sonra artık herkes istediği zaman istediği kişiyle zina eder duruma geldi. Bu da evliliği ve çocuk yapmayı engelledi.

Özür dileyerek söylüyorum;
Bu toplumda gençler; "evlenip balayına gideceğime, evlenmem alayına giderim" diyorsa, bu toplum bitmiştir. Sebebi de yöneticilerdir. Kafalarını avuçlarının arasına alıp nerede hata yaptık diye düşünmeleri lazım!.

Buraya kadar sözünü ettiğim bazı yanlışlardan dolayı MUHALEFET iktidara tek kelime etmemiştir. Tam tersi bu yasaları beraber çıkarmışlardır. Muhalefet iktidarın her doğrusuna karşı çıkarken, buna seyirci kalıp alkış tutması, durum analizi için yeter de artar!. 

Bu milletin 23 yıldır Ak Parti iktidarına oy vermesinin sebebi bellidir. Ama iktidar bu konuda sınıfta kalmış, geçmiş iktidarların yapamadığını yapmıştır. Bu da milli ve dindar seçmende hayal kırıklığı ve travmalar oluşturmuştur.
Çünkü;
Müslüman babalar bu dönemde itibarsızlaştırılıp pasifize edildi,
Kocalar bu dönemde eşlerine söz geçiremedi,
Babalar bu dönemde çocuklarının velayetini alamadı,
Çocuklar bu dönemde anne ve babalarını dinlemedi...

Milli ve manevi hatalarımızdan dolayı biz öz eleştiri yapacağız. Ne muhalefet, ne CHP bizi eleştirmez. Tam tersi onların iktidarda yapamadığını bizim yapmış olmamız ziyadesiyle onları memnun eder.

Tekrar başa dönersek;
“Neslimizi çoğaltmamız lazım.”
Evet, lazım. Ama bunu afişle yapamazsınız. Sloganla yapamazsınız. Temenni ile yapamazsınız. Babaların başında yargının balyozuyla ve aileyi tehdit eden yasalarla hiç yapamazsınız.

Aile adalet ister.
Evlilik güven ister.
Nesil hukuk ister, güvence ister.
Aile afişle değil, adaletle ayakta kalır.
Hukuk delilden koparsa, yuva dağılır.
Evlilik cezalandırılırsa, nesil tükenir.

Aileyi koruduğunu söyleyen yasalar, aileyi dağıttı.
Kadını koruma iddiası, kadını yalnızlaştırdı.
Aileyi tehdit eden hukuk, toplumu ayakta tutmadı.
Kadını güçlendireceğiz derken, kadın amacından uzaklaştırıldı ve annelik görevi unutturuldu.
Aileyi kaybeden toplum, geleceğini de kaybeder.

Evlilik korku kaynağı oluyorsa, yuvalar dağılıyorsa nüfus artmaz, azalır. Aile de, nesil de yok olur...


Fi Emanillah.

Ebuzer AYDIN

“Ey Kalemim! Bir Gün Doğru Bildiklerini Yazmazsan Kolumla Beraber Kırar Atarım Seni”