Pazar Kahvaltısında Eksik Olan Ne? Ben Demeyi Öğrenirken Biz Olmayı Nerede Unuttuk?
15 Şubat 2026, Pazar 10:29
Bugün pazar. Şehir biraz daha sessiz, gökyüzü sanki daha geniş. Kimimiz uzun bir kahvaltı sofrasında, kimimiz elinde kahvesiyle camın kenarında haftanın yorgunluğunu atmaya çalışıyor. Ben de bu sabah, geçtiğimiz hafta sonu Malatya’nın o tanıdık sokaklarından birinde yaşadığım küçük bir anı hatırladım.
Caddede yürürken, köşedeki eski bir dükkanın önünde duran yaşlı bir amca gördüm. Elinde bir süpürge, dükkanının önünü değil de, rüzgarın sürüklediği komşu dükkanın önündeki yaprakları süpürüyordu. Yanına yaklaşıp "Amca, rüzgar yine senin kapıya getirir onları, neden yoruluyorsun?" diye sordum.
Gülümsedi, sadece iki cümle kurdu: "Kızım, kapımın önü temiz olunca ben huzurlu olurum, ama sokağım temiz olunca hepimiz huzurlu oluruz. Biz 'ben' demeyi öğrendiğimizden beri 'biz' olmayı unuttuk."
Bu kısa cevap, aslında modern zamanın en büyük sancısını yüzüme çarptı.
DUVARLAR ARASINDA…
Son yıllarda hepimiz kendi hayatlarımızın, kendi dertlerimizin ve kendi ekranlarımızın içine o kadar hapsolduk ki, yan komşumuzun neye üzüldüğünü, sokağımızdaki bir eksikliğin hepimizi nasıl etkilediğini görmezden gelir olduk. Sosyal medyada "en mutlu" kareleri paylaşırken, gerçek dünyada birbirimize bir selamı, bir "kolay gelsin"i çok görür hale geldik.
Oysa pazar günleri sadece dinlenmek için değil, biraz da durup etrafımıza bakmak içindir.
-Sadece kendi bahçemizi değil, sokağımızı da sahipleniyor muyuz?
-Sadece kendi çocuklarımız için değil, mahalledeki tüm çocuklar için güvenli bir gelecek hayal ediyor muyuz?
KENDİMİZE SORALIM
Özellikle zor zamanlardan geçmiş, her taşında ayrı bir hikaye olan topraklarda yaşıyorsak, dayanışmanın sadece bir kelime değil, bir ayakta kalma biçimi olduğunu en iyi biz biliriz. Bir binayı beton tutar ama bir toplumu "birbirine olan güveni" ayakta tutar.
Bugün o kahvaltı sofrasında peynirin, zeytinin yanına bir tutam da "farkındalık" koyalım. Birine karşılıksız bir iyilik yapmanın, sokağımızdaki bir sorunu çözmek için el uzatmanın veya sadece birine halini hatırını içtenlikle sormalı mıyız diye düşünelim.
Çünkü dünya, biz sadece kendi kapımızın önünü süpürdüğümüzde değil; rüzgarın nereye savurduğuna bakmadan, yanımızdakine de el verdiğimizde güzelleşecek.
Huzurlu, bol sohbetli ve "biz" olduğumuzu hatırladığımız bir pazar dilerim.
Sevgiyle Kalın.


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.