18 Temmuz, 2026, Cumartesi
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

Rahmet Talep Edip Islahı Reddeden Toplum!..

29 Ocak 2026, Perşembe 17:12
Rahmet Talep Edip Islahı Reddeden Toplum!..

Azgın bir toplum olduk. Sonra kalkıp belalardan şikâyet ettik.
Önce ahlâkı boğduk, sonra kaderi suçladık.
Önce ölçüyü yıktık, sonra nizam aradık.

Rahmet, ıslahın neticesidir; azgınlığın değil. Ama biz bu basit hakikati tersinden okuduk. Düzelmeden nimet istedik. Hesap vermeden kazanç, bedel ödemeden zafer, tövbe etmeden af talep ettik.

Allah’ı darlıkta hatırlayıp, bollukta unuttuk. Secdeyi refah günlerinde erteledik, kriz anlarında dua listesine aldık. İbadeti bir hayat disiplini olmaktan çıkarıp acil durum butonu haline getirdik.

Çalışmadık.
Üretmedik.
Sorumluluk almadık...

Sonra açlıktan, işsizlikten, yoksulluktan şikâyet ettik. Toprağa tohum atmadan hasat bekleyen çiftçiye döndük. Emek olmadan rızık, ter olmadan servet aradık.

İş aramadık ama fırsat kolladık. İş yapmadık ama maaş bekledik. Disipline düşman olduk ama düzen istedik.

Kendimizi düzeltmedik, başkalarına çamur attık. Aynaya bakmak yerine parmak uzattık. Muhasebeyi içerden yapmak yerine sürekli başkasını suçladık.

Çalışanı alkışlamadık, kıskandık. Başarana saygı duymadık, itibarsızlaştırdık. Yükseleni tebrik etmedik, dedikodusunu yaptık.

Toplumsal refleksimiz üretim değil, itlaf oldu. Yapana engel, konuşana tahakküm, düşüneni dışlama üzerine kurulu bir düzen inşa ettik. Sonra da ilerlemiyoruz diye şikâyet ettik.

Ahlâkî çöküşü medeniyet sanacak kadar şaşırdık. Şehveti özgürlük, ölçüsüzlüğü cesaret, edepsizliği samimiyet diye pazarladık. Sanki dünyaya sadece çiftleşmeye gelmişiz gibi yaşadık...

Hayvani şehvet ve arzularımıza tabi olup, hayvandan daha aşağı bir hayatı normalleştirdik. Hayvan içgüdüsüyle yaşayıp, insan aklıyla bahane ürettik.

Deve kuşu olduk. Yük taşı denildiğinde “ben kuşum” dedik. Uç denildiğinde “ben deveyim” dedik. Sorumlulukta kaçak, menfaatte profesyonel kesildik.

Ne asker olduk, ne bilge.
Ne işçi olduk, ne usta.
Ne kul olduk, ne de adam...

Sürekli talep eden ama taahhüt vermeyen bir topluma dönüştük. Hak isteyen ama ödevden kaçan, adalet arayan ama ahlâkı teğet geçen, nizam bekleyen ama disipline alerjisi olan bir toplum haline geldik.

Sonra türlü belalar kapımızı çaldı diye şaşırdık. Oysa sünnetullah nettir:
Azgınlık rahmet doğurmaz.
Çürüme bereket üretmez.
Islah olmadan ihya olmaz...

Bu toplumun kurtuluşu sloganlarda değil, ahlâkî restorasyonda, zihinsel ıslahatta, çalışma ahlâkında, sorumluluk bilincindedir.

Önce kendini düzeltmeyen, hiçbir şeyi düzeltemez. Önce ter dökmeyen, ekmek talep edemez. Önce haddini bilmeyen, kendisine merhametten ve rahmetten söz edemez.

Acı ama gerçek şu ki:
Allah belayı gönderdiği için helâk etmez. Biz helâki hakettiğimiz için Allah helak edici belayı gönderir. Çünkü Allah; "Bir toplum kendi kendisini değiştirmedikçe onları değiştirmem" diyor.

Ve hâlâ geç değil, zararın neresinden dönülürse kârdır. Önce "biz nerede yanlış yaptık?” sorusunu kendimize sorarak yeni bir ıslah sayfası açabiliriz. Gerisi laf ve kendimizi kandırmadır.

Fi Emanillah...

Ebuzer AYDIN 

"Ey Kalemim! Bir Gün Doğru Bildiklerini Yazmazsan Kolumla Beraber Kırar Atarım Seni"