Sahipsizliğin Turu!
11 Kasım 2025, Salı 09:53
Cumhuriyet Resepsiyonu’nda Vali Bey çıktı, dedi ki:
“Sahipsiz Malatya diyorlar ama biz geldikten sonra Malatya diğer illere tur bindirdi.”
Ne güzel cümle…
Biraz gurur, biraz özgüven, biraz da gaf!
Ama insan ister istemez soruyor:
Neyin turunu bindirdiniz Sayın Valim?
Konut mu?
Evet, 105 bin konut yapıldı, ama kaçı dolu?
Kaçı bacası tüten bir ev, kaçı tabelası unutulmuş bir inşaat?
Köy konutları bitti deniliyor,
ama köylerde hâlâ ışık yanmıyor.
Yani ev var, yaşam yok.
Şehir merkezine dönelim…
12 bin dükkan sözü verilmişti.
12 bin!
Toplam maliyeti beş-altı bin konuta denk geliyor.
Ama dükkan yok, çarşı yok, kepenk yok.
Ekonomi durmuş, ticaret bitmiş.
Şehrin kalbi susturulmuş.
Ama siz diyorsunuz ki “tur bindirdik.”
Evet, şehrin nabzına.
Teslim tarihi mi?
Temmuz 2024 denildi, geçti.
2025 denildi, geçti.
Eylül, Ekim derken yıl bitti.
Ama hâlâ umut “teslim edilecekler listesinde.”
Yani Malatya’da tarih bile gecikmeli yaşıyor.
Zaman var, hareket yok.
İkizce’ye bir kavşak yaptınız.
Daha trafik başlamadan tıkandı.
Yani şehir yürümüyor,
daha başlamadan sıkışıyor.
Kavşağı bile tıkanan bir şehrin,
hangi turdan söz ediyorsunuz?
Hangi hızdan, hangi kalkınmadan?
Kaç fabrika açtınız Sayın Valim?
Kaç genç iş buldu?
Kaç esnaf yeniden kepenk açtı?
Kaç sanayici yatırım getirdi?
Malatya üretmiyor, tüketiyor.
Ama siz hâlâ “tur bindirdik” diyorsunuz.
Evet, lafla, pozla, protokolle!
Bina dikmek kolay, şehir kurmak zor.
Konut yapmak kolay, hayat vermek zor.
Kavşak çizmek kolay, yön bulmak zor.
Ama belli ki Malatya’da zoru değil,
görüneni seçmişsiniz.
Sahipsiz Malatya mı dediniz?
Evet, sahipsiz.
Çünkü sahibi olan şehirde
kimse “tur bindirdik” demez.
Sahipli şehirde söz değil, iş konuşur.
Sahipsiz şehirde ise,
iş değil, izahat.
Malatya sahipsiz Sayın Valim…
Ama sahipsiz olduğu için değil,
sahiplenir gibi yapanlar yüzünden.

SU VAR, FİKİR YOK!
Malatya’ya bir profesör geldi geçenlerde.
İTÜ geçmişli, ASKİ görmüş, suyun ilmini bilen adam: Cumali Kınacı.
Anlattı, çizdi, izah etti…
Ama su gibi anlattı, taş gibi dinlediler.
Suyun kimyasını çözmüş adam,
ama dinleyenlerin kimyasını çözememiş.
Kınacı hesapla konuştu,
MASKİ masalla cevap verdi.
Biri debiden bahsetti,
öteki “debeleniyoruz” dedi.
Malatya’nın 1,5 milyon nüfusuna yetecek suyu var,
ama nasıl beceriyorlarsa,
yarısına bile ulaşamıyor.
Yani şehirde su değil, akıl kesilmiş.
Baraj dolu, beyin boş.
Kaynak var, yön yok.
Ve bir kez daha Malatya susuz değil,
sahipsiz kalmış.
Aslında mesele su değil.
Mesele anlayış.
Suyu anlamayan, derdi de anlamaz.
Kınacı bilim anlatmış,
MASKİ ise mizah üretmiş.
Adam “iletim hattı” demiş,
onlar “iletim hattımız güçlü” diye fotoğraf paylaşmış.
Bakın kardeşim…
Malatya’da su var.
Ama yöneticiler suskun.
Depolar dolu, ama kafalar boş.
Vanayı açmayı biliyorlar,
ama meseleyi açamıyorlar.
Cumali Hoca suyun yolunu anlattı,
ama su akmadı,
çünkü akıl tıkalıydı.
Malatya’nın meselesi kuraklık değil,
kuru kafalık.

KİTAP VAR, MALATYA YOK!
Malatya 11. Anadolu Kitap Fuarı’nı düzenlemiş.
320 yayınevi, 340 yazar davet edilmiş.
Rakam şık, liste kalabalık, protokol tam.
Ama bir eksik var: Malatya yok!
Bakıyorsun…
Adil Akkoyunlu yok.
Atilla Kantarcı yok.
Hüseyin Karatay yok.
Tahir Abacı yok.
Arife Kalender yok.
Ziya Kesriklioğlu yok.
Meryem Aybike Sinan yok.
Özkan Karaca yok.
Yani bu şehirde yazanlar, kendi şehirlerinin listesine sığamamış.
88 yaşındaki Hüseyin Karatay, hâlâ kalemiyle nefes alan bir bilge.
Romanları filme çekilmiş, ödüller almış,
163. maddeye rağmen yazmış bir cesur adam.
Bugün hâlâ Malatya’da yaşıyor,
ama Malatya onu yaşamıyor.
“Bir Kitap, Bir Umut” demişler.
Ne güzel motto.
Ama gel gör ki kitap var,
umut yok.
Karatay’ı çağırmadığınız fuarda,
hangi umudu anlatacaksınız?
Bu şehir, yazarına vefa göstermiyor.
Oysa kalemine sahip çıkmayan şehir,
kendi hikâyesini başkasına yazdırır.
Malatya da tam bunu yapıyor:
Kendini unutturarak anlatıyor.
Fuar açılmış, stantlar dolmuş,
ama kültür bomboş.
Edebiyat yok, estetik yok, vefa hiç yok.
Süs var, söz var, fotoğraf var…
Ruh yok.
Malatya, kitap fuarına değil,
vicdan fuarına ihtiyaç duyuyor.
Bir işi de doğru yapın yahu.

AÇ ADAMA HAZIM İLACI!
Malatya’da bir kütüphane var.
Şehit Kemal Özalper Endüstri Meslek Lisesi’nin yanında, Kız Meslek Lisesi’nin dibinde.
Gençlik ve Spor Bakanlığı yaptı.
Devasa bir bina…
Bilgi sarayı diyorlar.
Ama içeri giren yok, girse de kitap değil, merak tozlanıyor raflarda.
Sonra ne oldu?
Deprem oldu.
Şehir yıkıldı.
Ev gitti, iş gitti, umut gitti.
Ama bizim Sami Başkan’ın aklına ne geldi biliyor musunuz?
Yeni bir kütüphane!
Hem de 200 milyonluk!
Şimdi insan düşünmeden edemiyor.
Evsiz şehirde kütüphane mi olur?
Aç adama hazım ilacı vermek gibi bir şey bu.
Şehir enkazın altında,
Başkan kitap rafının planında.
Zaten kütüphane var.
Ama mesele bilgi değil, ben yaptım demek.
Sami Er’in siyaset tarzı bu:
Bakanlık yaptıysa “ben daha büyüğünü yaparım.”
Gürkan yaptıysa “ben ondan da iyisini yaparım.”
Halk mı? O zaten seyirci.
Malatya’nın şu hâline bakınca insan sormadan edemiyor:
Ev yok, iş yok, ekmek yok…
Peki sen ne yapıyorsun Başkan?
Kitaplık kuruyorsun.
Şehir yanıyor, o katalog diziyor.
Anlaşılan Sami Er, Malatya’yı yaşatamıyor…
Malatya’yı okumuyor, ciltliyor.

SAMİ Mİ, VELİ Mİ?
Geçen gün genç bir çocukla karşılaştım.
Hekimhanlıymış, yirmi bir yaşında.
Gazeteci olduğumu öğrenince sordu:
— “Ağabey, bu Sami Er, Erdoğan’ın yakını mı?”
“Hayır,” dedim, “değil.”
Bir an durdu, alnını buruşturdu.
— “Tamam da ağabey, bu hiçbir şey yapmıyor ki! Hiçbir şey yapmayan adamı niye getirdiler o zaman?”
Güldüm.
Doğruydu.
Kısa ama tam isabetli bir tahlildi.
Sonra kendi fikrini ekledi:
— “Ben Veli Ağbaba olsaydı daha iyi olurdu diye düşündüm. O en azından çalışırdı.”
Çocuğa baktım, dedim ki:
“Evet, belki de.”
Ama içimden şunu da geçirdim:
Bu şehir, Sami’yle Veli arasında kalmamalı.
Malatya artık iki isme mahkûm bir şehir olmamalı.
Siyaset, tabeladan ibaret olmamalı.
Yeni nefesler, yeni zihinler, yeni kuşaklar sahneye çıkmalı.
Yoksa Malatya hep aynı çemberde döner durur:
Bir gün Sami alkışlanır,
ertesi gün Veli.
Ama şehir hep yerinde sayar.
Ve o genç, farkında olmadan gerçeği söyledi:
“Hiçbir şey yapmayan adamı niye getirdiler?”
Evet işte.
Malatya tam da o sorunun içinde kayboldu.
Sami mi, Veli mi?
Hiçbiri değil kardeşim.
Artık biri değil, birileri konuşmalı.

SULANMA TEORİSİ
Sami Er’in yeni hobisi:
Her oturduğu yerde Bülent Tüfenkci’den bahsetmek.
“Bülent benim makamıma sulanıyor…” diyormuş.
Ne zarif ifade!
Sanki iki siyasetçi değil de, iki ayrı tür arasında cazibe meselesi var.
Kelime değil bu, acziyetin itirafı.
Kardeşim,
madem bir şey anlatacaksın, başarı hikayesi anlat.
Ama senin tek hikayen, hâlâ o meşhur çikolata hikayesi.
Her duyduğumuzda midemiz kalkıyor.
Malatya enkazın altında,
sen hâlâ demagoji üretiyorsun.
Konsolide edemediğin tek şey, şehrin güveni.
Bülent’ten korkma Başkan…
O senden koltuk değil, kalite çalabilir en fazla. O da sende yok!
Sen önce kendi hikayeni yaz.
Ama çikolatayla değil…
Biraz akılla.

Kalem Hakkı: Ev Fazla, Niyet Farklı
6 Şubat’ta 80 bin ev yıkıldı. TOKİ 105 bin konut yaptı, hedef 150 bin… Bazı vaatlerle 200 bine çıkacak deniyor. Üstüne bir de COVID sonrası 70 bin kaçak yapı eklendi.
Malatya’nın bu kadar eve ihtiyacı yoktu. Ama belli ki mesele barınma değil, demografi.
Yeni konutlar değil, yeni bir nüfus inşa ediliyor.
Şehir büyümüyor… Şehrin kimliği değiştiriliyor.
LAF EBESİ: “Demedi Deme Oğuzhan!”
Oğuzhan Ata Sadıkoğlu,
TSO’nun kasasını turizm ajansına çevirmiş.
Meclis üyeleri, komite başkanları, iş insanları…
Hepsi “Cumhuriyet’in 102. yılı” bahanesiyle Çanakkale yolcusu.
Masraf?
Elbette TSO’nun sırtından.
Sanki fabrika değil, sınıf gezisi organize ediyorlar.
Ama fark şu: çocuklar kendi parasını öderdi.
İstihdam değil, istihdam turizmi.
Ticaret değil, ticaret odası tatili.
Demedi deme Oğuzhan…
Bu geziden tarih çıkmaz,
fatura çıkar!

FİSKOS MASASI:
Malatya’da bu hafta fısıltılar siyasetten sokağa kadar uzanıyor… Herkes konuşuyor, kimse tam adını koyamıyor!
– Öznur Çalık Fazla Görünür Olunca Rahatsızlık Başlamış!
Malatya’daki siyasetçiler, Öznur Çalık’ın neredeyse her cenazede, her düğünde boy göstermesinden rahatsızmış. “Her karede o var, ama icraatta yok” diyenler kulislerde çoğalıyor. Görünürlük, görünmeyen bir gerginliğe dönüşmüş.
– Yalnız Yaşlılar Sessizce Gidiyor!
Malatya’da tek başına yaşayan yaşlıların evlerinde ölü bulunma vakaları artmış. Günler sonra fark edilen ölümler, şehirde “biz ne ara birbirimizi unuttuk?” sorusunu acı biçimde hatırlatıyor.
– Asayiş Bozuk, Yeni Yetmeler Sokakta!
Malatya’da asayiş olayları artmış. Genç yaşta “mafya özentisi” grupların şehir merkezinde vatandaşı rahatsız ettiği konuşuluyor. Şehirde korku değil, duyarsızlık yayılıyor.
– Uyuşturucu İlkokula Kadar İndi!
Uyuşturucu ticareti artık okul çevrelerine kadar inmiş. Aileler tedirgin, yönetenler sessiz. “Çocuklarımızı koruyamıyorsak, neyi yönetiyoruz?” diyenlerin sesi yükseliyor.
– Zenginler Malatya’yı Terk Ediyor!
Şehrin sermayesini temsil eden iş insanları tek tek göç ediyormuş. Deprem, don, ilgisizlik ve umutsuzluk birleşmiş. “Parası olan gidiyor, dertli olan kalıyor” yorumu kulislerde yankılanıyor.
Fiskos Masası yine fısıldadı…
Çünkü Malatya’da en sert cümleler, genelde en kısık sesle söylenir.
(1).jpg)
Selam ve dua ile
Fi-Emanillah
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.


Yorumlar
Serkan Mlt
12-11-2025 08:39Şehirde normal psikolojiye sahip adam kalmadı..Kurumların başta belediye olmak üzere insanların günlük yaşamını kolaylaştırıcı adımlar atması gerekiyor.Sami Bey de iki yıldır biz bunu göremiyoruz..Belediyeyi bilmiyor..Gürkan la devam edilseydi eminim daha iyi olacaktı..
Orhan demir
12-11-2025 00:12Sami Er bir komedi...Beceriksiz biri..Ciddi sorulara gülerek kahkaha atarak cevap veren bir başkan ..Malatya ruhunu yansıtmayan biri . Devlet yatırımları TOKİ yatırımları var olsun;ama belediye yok ortada..Keşke belediye de bu süreçte iyi olaydı da Malatya daha planlı daha iyi bir şekilde ayağa kalksaydı .
Selma Gür
11-11-2025 23:08Bu tartışma, yerel siyasetin tükendiğini gösteriyor. Aynı isimler, aynı cümleler, aynı vaatler. Yeni bir kuşak yetişmeden bu şehir hep “Sami mi Veli mi” arasında kalır. Oysa mesele “kim” değil, “nasıl” sorusudur. Bunu anlayan çıkmadıkça, Malatya aynı fasit dairede döner.
Erkan Yıldırım
11-11-2025 23:07Bu yatırım tercihi, “gösterişli ama işlevsiz” belediyeciliğin sembolü. İnsanlar konteynerde yaşarken 200 milyonluk kütüphane inşa etmek, halkı değil maketi yönetmektir. Malatya bilgiye değil, barınmaya susamış. Şehir yanarken raf yapmak, aklın değil egonun eseridir.
Funda Erkal
11-11-2025 23:06Cumali Kınacı gibi bir isim konuşmuşsa, o şehir dinler. Ama anlaşılan dinleyenlerin kulakları değil, konumları doluymuş. Malatya’nın sorunu kaynağında değil, kafasında. Depo dolu, vizyon boş. Bilim adamı denklem kuruyor, belediye reklam çekiyor. Su akmıyor çünkü plan akmıyor.
Uğur
11-11-2025 19:07İnşaatlar da yollarda seçime yakın biter. Kendilerini o zaman pazarlamaya başlarlar.
Rexep
11-11-2025 19:05Veli Ağbaba ideal isim yeni belediye başkanımız.
Ali Osman Demir
11-11-2025 13:29Herkes iki ismin etrafında dönüyor: Sami mi Veli mi? Peki başka kimse yok mu? Şu şehirde 800 bin kişi var, ama iki isimden başka kimseyi sahaya süremiyoruz. Demek ki Malatya’nın asıl sorunu yönetim değil, üretim. Siyasetçi üretmiyoruz.
Nevin Altuğ
11-11-2025 13:29Kütüphane iyidir ama evsiz şehre kütüphane yapmak, sobasız eve vantilatör almak gibi. Raflar dolacak ama insanlar boşta. Kültür, açlık sınırının altında yaşayamaz. Önce karnı doyur, sonra kitabı okut.
Şükrü Bal
11-11-2025 13:28Kitap fuarı mı dediniz? Edebiyatın kalbinde Malatya yazarını bulamayan fuar mı? Hüseyin Karatay’ı çağırmayan, Arife Kalender’i duymayan organizasyona “kültür etkinliği” değil, “etiket etkinliği” denir. Malatya’nın hikâyesini başkaları yazıyor çünkü kalem sahipleri fuar dışında bırakılıyor.
Eski MASKİ Çalışanı
11-11-2025 13:28Su kesintisine alıştık da, bu kadar “akıl kesintisi”ne alışamadık. Şebekeyi yenileyemediler, pompa arızasına “bölgede bakım var” diyerek kılıf buldular. Hocayı çağırmışlar, adam mühendisçe anlatmış; onlar masal dinler gibi bakmış. Kardeşim, suyu yönetemiyorsan sus bari! En azından “sus” kısmını becerirsiniz.
Hüseyin Eralp
11-11-2025 12:49Biz sahipsizliğe alıştık, artık lafa da alıştık. Her gelen “Malatya’yı ayağa kaldıracağız” dedi, sonra kendi ayağıyla gitti. Tur bindirdik diyen Vali Bey’e sesleniyorum: Biz hâlâ aynı yerde sayıyoruz, siz neyin turundasınız? Belki Ankara’daki koltuk turudur o.
Derya Uğur
11-11-2025 12:48Veriyle konuşulması gereken yerde sloganla konuşuluyor. 105 bin konut yapıldıysa, bunun yüzde kaçı oturuma açıldı, kaçı altyapıdan geçemedi, bunları açıklayın. Kalkınma artık sadece “bina yüksekliği” değil, “yaşam kalitesi” meselesidir. Malatya’da bu kalite ölçülmüyor, sadece fotoğraflanıyor. Tur bindirmek yerine yön bulmak lazım.
Ali İhsan Gül
11-11-2025 12:48Vali “tur bindirdik” diyor ama kimse bu turun nereye gittiğini bilmiyor. Turistik olsa bari! Bizim mahallede hâlâ konteynerde yaşayan insanlar var. Kavşak tıkanıyor, su kesiliyor, elektrik gidiyor. Hangi turdan bahsediyoruz? Belki “tur” derken “döngü” demek istemiştir, çünkü hep aynı yere dönüyoruz. Birileri şehri yönetiyor sanıyor ama aslında şehir kendi kendine idare oluyor. Malatya artık sadece yöneticisiz değil, umutsuz da.
Gökhan
11-11-2025 12:12Sami er koca bir fiyasko çıktı. Proje ve eser adına hiç bir varlık ortaya koyamadı. Kurumunu, ehil ve tecrübeli bir çok isim varken birilerinin etkisiyle yamalıklı bir ekipten oluşturdu. Ortak akıl yerine kendine sunulan fitnelerle hareket etti. Önce belediyeyi dizayn edip yonetemedi,sonra şehri! Milyonlarca liraya mal olacak kütüphaneyi çok acilmiş gibi ilk siraya koyan akıl, şehre 2. El otobüs alıyor. Sümer parkının yeşilini azaltıp yer yokmuş gibi kafe yapıyor. Bu adamı Malatya'ya reva görenlere yazıklar olsun.
Azra
11-11-2025 10:45Malatya da parası olan kaçıyor Kaçmayıp ne yapacaklar hemen yanı başımızdaki Elazığ havası ile temizliği ile kendine hayran bıraktı
Beyza
11-11-2025 10:44Yaşlı komşumuz üç gün evde ölü kaldı, kimse fark etmedi. Artık Malatya’da insan değil, bina var
Erdem
11-11-2025 10:44Bülent Bakan ile ilgili bolum çok manidar Ülkeye bakanlık yapmış bir isim için bu tarz bir yaklaşım ancak Sami Bey in eseri olabilirdi
Dedikodu
11-11-2025 10:42Bülent Tüfenkci’ye laf yetiştirmekle şehir yönetilmez. Rekabet değil, hizmet lazım. Ama bizimkiler dert değil dedikodu çözüyor
Meryem
11-11-2025 10:42Sami’yle Veli arasında kalmış şehir… Biri yok, öteki konuşuyor. Ama ikisi de Malatya’yı yürütmüyor
Burak B.
11-11-2025 10:41Kütüphane zaten vardı. Yeni bina değil, yeni fikir lazımdı. Ama fikir kalmamış, sadece tabela büyümüş.
Serhat
11-11-2025 10:41Ekmek bulamayana kitaplık mı düşer?
Seda
11-11-2025 10:41Kitap fuarı değil, selfie fuarı olmuş. Herkes pozda, kimse okumuyor.
Kazım
11-11-2025 10:40Fuar kurmuşlar ama bizim yazarları çağırmamışlar. Bu nasıl vefa?
Zeynep Özyılmaz
11-11-2025 10:40Su değil akıl kesilmiş. Vanayı açmak kolay, beyni açan yok
Gulay
11-11-2025 10:40Suyun kimyasını bilene değil, musluğun sesini duyana ihtiyacımız var
Nilüfer
11-11-2025 10:39Kavşağı tıkanan şehirden ne beklersin bacım? Daha trafik başlamadan sıkışıyoruz. Adamlar maketle yaşıyor Nasıl tur bindirme bu
Abdullah
11-11-2025 10:39Malatya tur bindirmişmiş… Ben bir şey göremiyorum