Şov Biter... Hizmet Kalır
29 Haziran 2026, Pazartesi 10:04
Cumhurbaşkanı kendi belediye başkanlarına döndü.
Tek cümle kurdu.
“İcraat değil, şov peşinde koşan anlayışı tasvip etmeyiz.”
Bu cümle Ankara’da kuruldu.
Ama en sert yankısı bazı şehirlerde duyulmalı.
Mesela Malatya’da…
Çünkü burada asfalt dökülmeden kamera açılıyor.
Temel atılmadan klip hazırlanıyor.
İş bitmeden montaj tamamlanıyor.
Eser doğmadan reklam büyüyor.
Bir bakıyorsun…
Taziye evi paylaşımı.
Çarşı turu paylaşımı.
Açılış paylaşımı.
Poz paylaşımı.
Video paylaşımı.
Şehir ise aynı soruyu paylaşıyor:
“Peki hizmet nerede?”
Çünkü yol sosyal medya istemez.
Kanalizasyon alkış beklemez.
Su hattı filtre tanımaz.
Kaldırım drone ile yapılmaz.
Vatandaş da belediyeyi reels videolarıyla değil…
evine gelen hizmetle ölçer.
İşte bütün mesele bu.
Şov, fotoğrafın sanatıdır.
Hizmet, alın terinin.
Biri ekrana yakışır.
Öteki şehre.
Ve siyaset en acı hükmünü sandıkta değil…
vatandaşın hafızasında verir.

MALATYA’NIN İKİNCİ AFETİ
Malatya bir defa yıkıldı.
Fay kırdı.
Beton çöktü.
Çatı uçtu.
Ocak söndü.
Millet dişini sıktı.
Devlet el uzattı.
Konteyner geldi.
Adına emanet dendi.
İşte tam burada başlıyor hikâye.
Şimdi şehirde dolaşan iddia, birkaç masa, birkaç dolap, birkaç demirbaş meselesi değil.
Eğer doğruysa, emanetin tartıya çıkmasıdır.
Deprem insanın evini alır.
Ama emanete uzanan el…
insanın devlete olan güvenini alır.
İşte onun enkazı vinçle kalkmaz.
Garip olan ne biliyor musunuz?
Adında “Afet” geçen bir kurum…
bugün iddialarla birlikte afet kelimesiyle anılıyor.
Kelimeler bile utanıyor.
Çünkü konteyner…
tenekeden yapılmış dört duvar değildir.
Bir annenin mutfağıdır.
Bir çocuğun dershanesidir.
Bir ihtiyarın son sığınağıdır.
Bir depremzedenin yeniden ayağa kalkma iradesidir.
Oraya uzanan el, eşyaya değil; umuda uzanır.
Elbette hükmü mahkeme verecek.
Suç varsa cezasını hukuk kesecek.
Kimsenin peşinen mahkûm edilmesi doğru değildir.
Ama vicdanın da bir terazisi vardır.
Ve o terazi…
dosya numarasıyla çalışmaz.
Malatya bir afeti toprağın altında yaşadı.
Şimdi aynı şehir başka bir sorunun cevabını arıyor:
Acaba enkazdan önce binalar mı yıkıldı…
Yoksa enkazdan sonra güven mi?

FOTOĞRAF GÜLÜYOR, KULİS ASILIYOR
Siyasetin ilk şartı zekâ değildir.
Tutarlılıktır.
Çünkü siyasetçinin boyunu kürsü değil…
arkasından söylediğiyle, yüzüne söylediği arasındaki mesafe belirler.
Malatya günlerdir aynı fısıltıyı konuşuyor.
Ali Bakan hakkında kulis.
Görevden alınacak iddiası.
Arka kapı sohbetleri.
Koridor senaryoları.
Üstelik bu iddiaların kaynağı olarak aynı isim telaffuz ediliyor.
Sami Er.
Sonra bir fotoğraf düşüyor.
Cumhurbaşkanı’nın yanında.
Yan yana.
Omuz omuza.
Yüzlerde tebessüm.
Elde Malatya kayısısı.

İnsan ister istemez duruyor.
Madem bu kadar ağır itirazın vardı…
Devletin zirvesinde neden sustun?
Yok, öyle bir itirazın hiç olmadıysa…
Malatya’nın kulağına neden fısıldandı?
İki ihtimal var.
Ya fotoğraf doğru değil…
Ya kulis.
İkisi aynı anda doğru olamaz.
Çünkü siyaset, kapalı odalarda cesaret dağıtıp…
açık meydanlarda tebessüm toplama sanatı değildir.
İnsanın sözü değişebilir.
Kanaati değişebilir.
Fikri değişebilir.
Ama omurgası değişmemeli.
Fotoğraf vermek kolaydır.
Fotoğrafın arkasında durmak zordur.
Malatya’nın ihtiyacı da tam budur.
Fısıltıyla büyüyen siyaset değil…
yüzüne söylenebilen söz.
.jpeg)
FOTOĞRAFA ÇARPI ATTILAR… HAFIZAYA DA
Malatya CHP’nin duvarına bir pankart asıldı.
Üzerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafı.
Yüzünde bir çarpı.
İnsan bazen bir pankarta bakmaz.
Bir zihniyete bakar.
Çünkü siyaset, eski genel başkanının fotoğrafına çizgi çekerek büyümez.
Vefa küçülünce, pankart büyür.
Kemal Kılıçdaroğlu’nu beğenirsin.
Eleştirirsin.
Desteklersin.
Karşı çıkarsın.
Bunların hepsi siyasettir.
Ama yıllarca aynı kürsüde alkışladığın, aynı sloganlarla omuz omuza yürüdüğün bir ismi, bir gecede hedef tahtasına çevirmek…
Muhalefet değil, hafıza kaybıdır.
Şimdi dönüp Malatya’ya bakalım.
Bu şehirde CHP denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri Veli Ağbaba.
İl örgütünün başındaki isim Barış Yıldız.
O hâlde soru pankarta değil…
Sessizliğe.
Bu pankart asılırken kim neredeydi?
Kim “durun” dedi?
Kim “bu bize yakışmaz” diyebildi?
Yoksa herkes, çizilen fotoğraf kadar suskun muydu?
Çünkü siyaset sadece kürsüden konuşmak değildir.
Bazen bir pankartı astırmamak da siyasettir.
Bazen bir haksızlığa itiraz etmek, bin nutuktan daha tesirlidir.
Dün “Genel Başkanım” diye omzuna çıkanlar…
Bugün aynı fotoğrafın üzerine çarpı çekiyorsa…
Sorun fotoğraf değildir.
Karakter terazisidir.
Bugün çarpıyı eski genel başkanın fotoğrafına atarsın.
Yarın yol arkadaşının adına.
Ertesi gün kendi geçmişine.
Çünkü vefasını kaybeden siyaset, yönünü de kaybeder.
O pankartta yalnızca bir fotoğraf çizilmedi.
Bir dönemin hatırasına, bir partinin hafızasına ve siyasi nezaketine de çarpı atıldı.
.jpeg)
BESLEYEN KİM, BESLENEN KİM?
Gazetecilik haber yapar.
Propaganda saf tutar.
Biri soru sorar.
Öteki hedef gösterir.
Malatya’da mesele tam da burada düğümleniyor.
Bir haber sitesi düşünün.
Başlık atıyor:
“Butlancı grup CHP İl Başkanlığı’na çilingirle girdi.”
Habercilik mi?
Siyasi servis mi?
Kamuoyunun sorduğu soru bu.
İşin daha tuhaf tarafı şu:
Bu yayın organına, biri muhalefetten, biri belediyeden olmak üzere bazı isimlerin destek verdiği iddia ediliyor.
Adı geçenler belli:
Veli Ağbaba.
Sami Er.
Biri CHP’nin ağır ismi.
Diğeri Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı.
Normalde karşı cephe gibi duruyorlar.
Ama iddialara bakılırsa aynı gazetenin gölgesinde buluşuyorlar.
Ne güzel memleket.
Kürsüde kavga.
Masada ahenk.
Mikrofonda muhalefet.
Faturada kardeşlik.
Bir de Büyükşehir Belediyesi üzerinden ciddi destek sağlandığı konuşuluyor.
Doğru mu?
Çıkın açıklayın.
Yanlış mı?
Çıkın yalanlayın.
Çünkü mesele üç kuruşluk reklam değil.
Mesele kamu kaynağı.
Mesele basın değil.
Besleme düzeni.
Bir yayın organı sert siyasi manşet atıyorsa…
aynı anda belediye kaynaklarıyla beslendiği iddialarıyla anılıyorsa…
orada gazetecilik değil,
ilişki ağı konuşulur.
Kim kimi büyütüyor?
Kim kime alan açıyor?
Kim kimin cebinden kime nefes veriyor?
Sorular basit.
Cevaplar zor.
Çünkü gazetecilik bağımsızlık ister.
Belediye şeffaflık ister.
Siyaset mesafe ister.
Ama burada herkes birbirine fazla yakın duruyor.
O yüzden Malatya’nın sorması gereken soru belli:
Bu şehirde haber mi üretiliyor… yoksa birileri birilerini mi besliyor?
KALEM HAKKI: SESİMİZ NEDEN DUYULMUYOR?
Aynı şikâyet…
Aynı feryat…
Aynı dert…
Vatandaş söylüyor.
Esnaf söylüyor.
Mahalle söylüyor.
Ama şehir yönetimi sanki başka bir frekansta.
İnsan düşünmeden edemiyor:
Sorun gerçekten nerede?
LAF EBESİ: “VAKAR”
Bir fotoğraf…
Biri makamını taşıyor.
Biri mikrofonunu.
Biri devleti temsil ediyor.
Diğeri kareyi.
Demedi deme Sayın Başkan
Devlet adamlığı,
kola girmekle değil,
ağırlık koymakla olur.
.jpeg)
FIKRA GİBİ MEMLEKET:
Nasreddin Hoca dükkân açmış.
İlk gün kimse gelmemiş.
Komşusu sormuş:
“Çarşı işlemedi mi?”
Hoca gülmüş:
“Çarşı var…
Esnaf yok.”
Malatya’da yeni çarşı kuruluyor.
En kıymetli yerler doluyor.
Ama konteynerdeki esnafa:
“Artık çık.”
deniliyor.
Çıkmasına çıksın…
Nereye?
Kiralar gökyüzünde.
Kasa yeryüzünde.
Çarşıyı bina kurmaz.
Esnaf kurar.
Esnafı dışarıda bırakan şehir…
Vitrini büyütür, çarşıyı küçültür.
FİSKOS MASASI:
Malatya’da bu hafta kulisler yine hareketli…
Şehir bir yandan yeniden ayağa kalkmaya çalışırken, diğer yandan sokakta konuşulan dertler her geçen gün çoğalıyor. Fısıltılar büyüyor, sorular artıyor.
-Durakta Bekleyen Çok, Gelen Otobüs Az mı?
Deprem sonrası bozulan yollar, bitmeyen altyapı çalışmaları ve şantiye araçlarının oluşturduğu yoğunluk ulaşımı iyice zorlaştırmış. Bir de bazı toplu taşıma hatlarında yaşanan yoğunluk eklenince vatandaşın sabrı taşmış durumda. Kulislerde, “Otobüs gelene kadar mesai başlıyor” diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor.
-Şehir Toza Teslim mi Oldu?
Yıkım ve inşaat alanlarından yükselen toz bulutları yeniden gündemin ilk sıralarına yerleşmiş. Sulama yapılmadan sürdürülen çalışmalar nedeniyle özellikle astım ve alerji hastalarının zor günler geçirdiği konuşuluyor. Şehirde en çok duyulan serzeniş ise şu: “Deprem bitti ama toz bitmedi.”
-Akşam Olunca Sokaklar Kimin?
Özellikle boşalan mahallelerde sürü halinde gezen sahipsiz köpekler vatandaşın tedirginliğini artırmış durumda. Çocuklarını tek başına dışarı göndermeye çekinen ailelerin sayısının arttığı konuşuluyor. Belediyelerin bu konuda nasıl bir adım atacağı merakla bekleniyor.
-Musluktan Akan Suya Güven Kaldı mı?
Altyapı çalışmaları sırasında sık sık patlayan içme suyu hatları bazı mahallelerde günlerce kesintilere neden olmuş. Kulislerde damacana satışlarının arttığı, vatandaşın musluk suyuna karşı temkinli davrandığı konuşuluyor. Şehirde aynı soru dolaşıyor: “Kesinti biter de güven geri gelir mi?”
-Şehir Var, Sosyal Hayat Nerede?
Parkların, kafelerin ve sosyal yaşam alanlarının büyük bölümünün hâlâ kullanılamaması özellikle gençleri ve çocuklu aileleri bunaltmış durumda. Akşam olunca sokakların sessizliğe gömüldüğü konuşuluyor. Fısıltı şu: “Şehir yeniden kuruluyor ama hayat hâlâ başlayamadı.”
-Malatya’da Bu Ölümler Neden Artıyor?
Son dönemde neredeyse her gün “Evinde cansız bedeni bulundu” haberleriyle karşılaşılması şehirde derin bir tedirginlik oluşturmuş. Özellikle yalnız yaşayan yaşlıların ve gençlerin ölümleri vatandaşın yüreğini burkuyor. Kulislerde herkes aynı soruyu soruyor: “Bu şehirde yalnızlık mı büyüyor, yoksa biz birbirimizi görmez mi olduk?”
Fiskos Masası kulak kabartmaya devam ediyor…
Çünkü Malatya’da bazen en önemli haberler, manşetlerden önce insanların fısıltılarında dolaşıyor.
(1)(1).jpg)
Selam ve dua ile
Fi-emanillah
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.


Yorumlar
Çağlar Ç.
29-06-2026 11:08Fiskos masasındaki her kelime harfi harfine doğru. Akşam olunca Malatya hayalet şehre dönüyor, sosyal hayat sıfır. Üstüne bir de otobüs çilesi var; durakta helak oluyoruz, gelen otobüs yetersiz.
Koray
29-06-2026 11:08Çarşı kiraları bu şekilde olursa esnaf giremez ve süreç uzadıkça uzar... Ve çarşının oturması yılları bulur. O dükkanlara girecek esnaf ya ayakkabıcı ya tuhafiye olacak onlarda öyle bir kazanç elde etmiyorlar yani matematik ortada bu şartlarda olmaz.
Zeynep KAYA
29-06-2026 11:08Şu 'Besleme basın' mevzusunu o kadar güzel özetlemişsiniz ki... Biri CHP’nin ağır topu, diğeri AK Partili Büyükşehir Belediye Başkanı. Kürsüye çıkınca kanlı bıçaklı gibi davranırlar ama arkada aynı internet sitesini belediye bütçesiyle besledikleri konuşuluyor. Ne güzel dünya! Kürsüde kavga, kasada kardeşlik... Bizim vergilerimizle birilerine tetikçilik yaptırıyorlarsa yazıklar olsun
Ferhat
29-06-2026 11:07Belki üstünü çizmek güzel fikir değildi ama Kemal'in CHP sinin gitmesini çok isterim
Fatma Özdemir
29-06-2026 11:06Kemal Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafına çarpı atılması tam bir vefasızlık ve hafıza kaybıdır.
Hasan
29-06-2026 11:05Sami Er ile Ali Bakan meselesini Malatya’da duymayan kalmadı. Hakikaten fıkra gibi memleketiz. Kapalı kapılar ardında birbirinin kuyusunu kazanlar, Ankara’da Cumhurbaşkanı'nın yanında yan yana, omuz omuza kayısı tabağıyla poz veriyor. Bu nasıl bir siyasi omurgadır?
Ahmet Kemal
29-06-2026 11:04Nasreddin Hoca fıkrası tam bizi anlatmış. Yeni çarşıda yerleri kim kapıyor belli değil, biz burada konteynerde sıcaktan kavrulurken 'Burayı boşaltın' tebligatı alıyoruz. Esnafı bitiren şehri bitirir. Bir de şu basını besleme mevzusu var ya... Malatya küçük yer, kimin kimden ne aldığını, kimin kiminle perde arkasında anlaştığını esnaf gayet iyi biliyor. Kürsüde birbirine düşman kesilenlerin faturada kardeş olduğunu güzel özetlemişsiniz
Nilüfer
29-06-2026 11:04Siyasetçilerin dün elini öptükleri insanların bugün fotoğraflarına çarpı atması, bu şehrin asil kültürüne yakışmıyor.
Turan
29-06-2026 11:03Ali Bakan dışında herkes işini iyi yapıyor anlaşılan. Adamı habire görevden alınıyor.
Mlx
29-06-2026 10:58Bir vatandaş olarak iddiam var bir parti yetkilisi bu yazdığımı okuyorsa kulak kabartsın!!Malatya da partisine en büyük zararı Sami Başkan veriyor.Hep geçmişi suçladı teşkilatı yıprattı.Parti oylarının düşmesinde Sami ve İlhan başkanın rakip partilerle iletişimleri çok etkili oluyor.Buni dikkate alın..