21 Temmuz, 2026, Salı
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

Enkazdan Beslenenler

20 Temmuz 2026, Pazartesi 08:37
Enkazdan Beslenenler

Deprem sadece binaları çökertmedi.

Karakterleri de teste soktu.

Kiminin evi yıkıldı.

Kiminin dükkânı.

Kiminin de vicdanı…

Bugün iş yeri hazır.

“Çıkmam.”

Konut teslim edilmiş.

“Beklerim.”

Anahtarı cebinde…

Ayağı konteynerde.

Hatta konuşulan o ki…

Evini kiraya verip, konteynerin gölgesinde yaşamayı tercih edenler var.

Doğruysa…

Bu depremzedelik değil.

Depremi mesleğe çevirmektir.

Acıya saygı başka…

Acıyı sermaye yapmak başka.

Felaketin omzuna yaslanıp menfaat devşirmek başka.

Şehir ayağa kalkmaya uğraşıyor.

Bazıları ise diz çökmekte ısrar ediyor.

Çünkü ayağa kalkarsa…

Bahane bitecek.

İmtiyaz bitecek.

Hesap başlayacak.

İşte kavga burada.

Betonla değil…

Zihniyetle.

Vali Seddar Yavuz’un sert bulunduğu tavır da tam bu noktada anlam kazanıyor.

Çünkü bazen devlet şefkat eli uzatır.

Bazen de omzundan tutup kaldırır.

Sürekli yerde kalana “geçmiş olsun” denmez.

“Artık kalk.” denir.

Malatya’nın önündeki en büyük enkaz, kırılmış kolonlar değil.

Kırılmış ölçülerdir.

KAYISI PAHALANMADI… DOLAR UCUZLADI

İhracatlık kuru kayısı 9,3-10,3 dolar.

Rakamı duyanın gözü açılıyor.

Sektörü bilenin içi yanıyor.

Çünkü bu fiyat…

Başarıdan çok mecburiyet.

Bereketten çok maliyet.

Herkes kayısıya bakıyor.

Kimse dolara bakmıyor.

Yıllardır döviz baskılanıyor.

Ama işçilik baskılanmıyor.

Elektrik baskılanmıyor.

Ambalaj baskılanmıyor.

Lojistik baskılanmıyor.

Faiz baskılanmıyor.

Sonra dönüp…

“Kayısı 10 dolar oldu.”

diye seviniyoruz.

Kayısı pahalanmadı… Dolar ucuz bırakıldı.

İşte bütün hesap burada bozuldu.

Rakam büyüdü.

Bereket büyümedi.

Çünkü bereket, Allah’ın ilavesidir.

Burada ilave yok.

Yük var.

Onun için ne üretici mutlu…

Ne ihracatçı huzurlu.

Biri satarken zarar hesabı yapıyor.

Diğeri alırken müşteri kaybetme korkusu yaşıyor.

Rekor fiyat konuşuluyor… Rekor endişe gizleniyor.

Bir de yıllardır aynı cümleyi dinliyoruz.

“Kayısı dünya markası.”

Bilmeyen mi var?

Marifet, dünya markasını ezberlemek değil…

Dünya markasını rekabetçi tutabilmek.

Malatya Ticaret Borsası, üreticinin sesi olmalı.

Malatya Ticaret ve Sanayi Odası, ihracatçının nefesi olmalı.

Maliyetleri düşürecek dosyalar hazırlanmalı.

Döviz politikasının ihracata etkisi rakamlarla Ankara’nın önüne konulmalı.

Kapılar bir kez değil… Açılıncaya kadar çalınmalı.

Çünkü mesele bir avuç kayısı değil…

Malatya’nın dünya pazarındaki rekabet gücüdür.

Kayısı dolar kazandırmıyor.

Kayısı zaman kaybediyor.

Ve en acısı…

Dünya pazarı kimseyi beklemiyor.

BİR PDF KAÇ MİLYON EDER?

On sekiz milyon…

Rakamı bir daha okuyun.

On sekiz milyon.

Sonra deniliyor ki…

“Sehven.”

İyi de…

Sehven hata olur.

Sehven rakam şaşar.

Ama on sekiz bin lira, bin katına çıkmaz.

Ben burada kimseyi suçlamıyorum.

Belki gerçekten yanlış yapıldı.

Belki faturayı kesen kişinin çevirilen ihtimalden haberi bile olmadı.

Ama mesele o değil.

Asıl mesele…

O faturanın birilerinin cebinde dolaşma ihtimali.

Vergi dairesi görmeyebilir.

Muhasebe sistemi bilmeyebilir.

Ama PDF bilir.

Birileri o belgeyi cebine koyar…

Doğru kapıyı çalar…

“Bu parayı ben ödedim.”

“İadesini istiyorum.”

Kim, nasıl ispat edecek?

Olmuştur demiyorum.

Olabilecek bir kapıdan söz ediyorum.

İşte onun için…

Sorulması gereken soru “Fatura neden iptal edilmedi?” değildir.

Neden o ihtimalin doğmasına izin verildi?

Çünkü bazen milyonlar kasadan çalınmaz.

Bir PDF dosyasının gölgesinde yürütülür.

KAYISI PITLATARAK TARIM OLMAZ

Tarım Bakanı gelmiş.

Ne yaptırmışız?

Kayısı pıtlatmışız.

Doğrusu büyük iş!

Sanki adamı Tarım Bakanı değil de…

Hayatında ilk defa kayısı gören turist sanmışız.

Bir şehri bazen yaptığı işler değil…

Misafirine yaptırdığı işler ele verir.

Malatya’nın aklına Tarım Bakanı gelince…

Kayısı pıtlatmak geliyor.

Çiftçinin aklına ise…

Maliyet geliyor.

Don geliyor.

İhracat geliyor.

Pazar geliyor.

Fiyat geliyor.

Demek ki aynı bahçeye bakıyoruz…

Ama aynı ağacı görmüyoruz.

Bir Tarım Bakanı’nın önüne dosya koyamayan şehir…

Dal uzatır.

Rapor hazırlayamayanlar…

Fotoğraf hazırlar.

Talep edemeyenler…

Hatıra biriktirir.

Sonra da Ankara’dan medet bekler.

Peki ne konuşuldu?

Kayısı için hangi yeni pazar açıldı?

Üreticiye hangi destek çıktı?

Hangi kredi açıklandı?

Hangi alım garantisi verildi?

Hangi sorun masadan çözüldü?

Yok.

Ama kayısı pıtlatıldı.

İşte asıl mesele de bu.

Tarım Bakanı kayısı pıtlatmaya gelmez.

Kayısının derdini çözmeye gelir.

Biz ise derdimizi anlatmak yerine…

Ağacımızı gösteriyoruz.

Sonra da yıllardır aynı türküyü söylüyoruz.

Malatya’nın kayısı sorunu ağaçta değil… Masada çözülemiyor.

KOLTUK GİDİNCE DİL ÇÖZÜLDÜ

Ne tuhaf…

Bazıları koltuktayken fısıldıyor.

Koltuktan kalkınca haykırıyor.

Sanki dün başka bir hayat yaşamış.

Sanki kamuoyunun hafızası sıfırlanmış.

Bugün Kanguru Okulları üzerinden ateş püskürüyor.

İyi de…

Kamuoyunun aklında hâlâ başka bir dosya duruyor.

Eşinin bir öğretmeni darp ettiği, kendisinin de olaya müdahale etmeyip hakarette bulunduğu yönündeki iddialar…

Günlerce konuşuldu.

Eğitim camiası ayağa kalktı.

Ardından görevden ayrılış tartışmaları yaşandı.

Şimdi aynı isim…

Okuldan hesap soruyor.

İnsan da dönüp şunu düşünüyor:

Bu hassasiyet yeni mi doğdu?

Madem elinde bu kadar önemli bilgiler vardı…

Neden makamdayken susuldu?

Neden dosyalar çekmecede bekledi?

Neden bugün konuşuluyor?

Çünkü bazıları için mesele memleket değildir.

Mesele…

Mikrofonun kimde olduğudur.

Dün susanın, bugün bağırması sesi büyütmez. Sadece zamanlamasını ele verir.

KALEM HAKKI: FAZLASI

Bir bilge demiş ki:

“İhtiyacından fazlası zehirdir.”

Fazla para…

Fazla hırs…

Fazla öfke…

Hatta fazla makam…

Tarım Bakanı geliyor.

AK Parti İl Başkanlığı’na uğruyor.

Aynı partinin Büyükşehir Belediye Başkanı ortada yok.

Demek ki bazen insanın taşıyamadığı makam değildir; makamın büyüttüğü duygularıdır.

LAF EBESİ: “EMANET ÖVGÜ”

Çarşıyı anlatıyor…

Sanki çivisini kendi çakmış.

Sanki planını kendi çizmiş.

Emaneti sahiplenmek kolay.

Eserin sahibi olmak zor.

Demedi deme Bayram…

FIKRA GİBİ MEMLEKET

Papaz, iki adım ötedeki Zangoç’a seslenmiş:

“Şarabı sen mi içiyorsun?”

Ses yok.

Bir daha bağırmış:

“Duyuyor musun?”

Zangoç sakin:

“Buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim.”

Papaz kızmış.

“İki adım öteden de duyulmaz mı?”

Yer değiştirmişler.

Bu kez Zangoç sormuş:

“Toplanan yardımları kim harcadı?”

Papaz durmuş.

Sonra gülmüş:

“Hakikaten…

Buradan hiçbir şey duyulmuyormuş.”

Malatya’da CHP için de durum böyledir.

Soru uzaktayken…

Kulaklar çok keskindir.

Soru dönüp sana gelince…

Birden ses sistemi bozulur.

FİSKOS MASASI:

Malatya’da bu hafta kulisler yine sıcak…
Bir yanda Ankara’dan gelen müjdeler, diğer yanda kavurucu sıcaklar ve geçim derdi konuşuluyor. Şehirde herkes aynı cümleyi kuruyor: “Söz çok, gözümüz artık icraatta.”

-Ankara’dan Müjde Geldi… Şimdi Gözler Takvimde!
AK Parti Malatya Milletvekili Abdurrahman Babacan, Ankara’daki temasları sonrası Malatya’ya Yerli Tıbbi Cihaz ve Tanı Kiti Üretim Tesisi kurulacağını, yarım kalan doğalgaz ve elektrik projelerinin de tamamlanacağını açıkladı. Kulislerde vatandaşın ortak yorumu şu: “Müjde güzel de, ne zaman başlayacak?” Şehir bu kez verilen sözlerin sahaya yansımasını bekliyor.

-Sıcak Hava Değil, Sabır Yakıyor!
Mevsim normallerinin üzerine çıkan sıcaklıklar Malatya’da hayatı zorlaştırmış durumda. Sokakta konuşulan sadece termometre değil; ekonomik sıkıntılar da vatandaşın bunaldığı başlıklardan biri. Fısıltı aynı: “Hava da yakıyor, hayat da.”

-Yangın Korkusu Bahçelere Sıçradı!
Artan sıcaklıklarla birlikte arazi ve anız yangınlarının çoğaldığı konuşuluyor. Özellikle kayısı bahçeleri ve tarım alanları için endişe büyümüş durumda. Mahalle aralarında en çok şu cümle duyuluyor: “Bir kıvılcım, bir yıllık emeği götürmesin.”

-Festival Vardı, Meydan Neredeydi?
Uluslararası Kültür Sanat ve Kayısı Festivali beklenen coşkuyu oluşturamamış. Tanınmış sanatçılar sahne alsa da meydanlardaki boşluk dikkat çekmiş. Kulislerde bunun sebebi olarak hem ekonomik şartlar hem de organizasyondaki eksiklikler gösteriliyor. Vatandaşın yorumu ise kısa: “Konser vardı, kalabalık yoktu.”

-Çarşıda Hesap Tutmuyor!
Yüksek enflasyon ve artan maliyetler hem esnafı hem de vatandaşı zorluyor. Kayısı üreticisi maliyet hesabı yaparken, tüketici temel ihtiyaçlarını hesaplıyor. Şehirde en çok konuşulan cümle şu: “Kazanan yok, herkes günü kurtarmaya çalışıyor.”

Fiskos Masası kulak kabartmaya devam ediyor…
Çünkü Malatya’da bazen en önemli gündem, resmî açıklamalardan önce çarşıda, pazarda ve kahvehanelerde konuşuluyor.

Selam ve dua ile
Fi-emanillah

 

Yorumlar

  • yorum avatar
    Turan
    20-07-2026 17:13

    Bence Malatyada en büyük sıkıntı insanlar... Herkes çok gergin kavgaya meyilli trafikte alışverişte park da bahçede... Asıl sorun ahlaki çöküş ve bu sorun gittikçe büyüyor.

  • yorum avatar
    Adem
    20-07-2026 14:08

    Şu 18 milyonluk fatura meselesi önemli aslında. Neden devletin maliyesi bu konu ile ilgili bir denetim yapmaz ki? Gazeteciler bu konuyu neden yazmazlar? Maliyeye giden fatura kaç lira, kaç lira vergi tahakkuku var. Yanlış olan fatura neden 7 günlük süre geçtikten sonra farkedildi. Düzeltme için maliyeye başvuru yapıldı mı?

  • yorum avatar
    Yılmaz
    20-07-2026 09:30

    Malatya daki ahlaki bozulma artık yaşamayı zorlaştırıyor.Sokakta alışverişte trafikte her yerde bunu hissediyoruz yaşıyoruz.Olan iyi niyetli dürüst gariban insanlara oluyor.Allah Malatya ya selamet versin.

  • yorum avatar
    Turan
    20-07-2026 09:19

    Festival konusundaki tespite katılıyorum. İnsanların içi kan ağlarken, geçim derdi bu seviyedeyken boş meydanlara konser yapmak yerine o bütçelerle şehrin gerçek ihtiyaçlarına dokunulmalıydı. Meydanların boş kalması halkın mesajıdır.

  • yorum avatar
    İbrahim D. (Esnaf)
    20-07-2026 09:19

    Zangoç fıkrası tam oturmuş! İğneyi başkasına batırırken çuvaldızı kendine batırmayan siyaset anlayışını güzel özetlemişsiniz. Eleştiriye gelince varlar, hesap vermeye gelince kulaklar tıkalı.

  • yorum avatar
    EMEKLİ
    20-07-2026 09:18

    Makamdayken susup koltuk elden gidince kahraman kesilenleri bu şehir çok görd

  • yorum avatar
    Nesrin
    20-07-2026 09:17

    18 bin nere 18 milyon neree O belgenin sistemde veya dışarıda nasıl kullanılabileceği ihtimali bile denetim mekanizmalarının ne kadar zayıf olduğunu gösteriyor

  • yorum avatar
    Yılmaz
    20-07-2026 09:16

    Yurt dışındaki alıcı bu fiyatları görünce alternatif pazarlara yönelmeye başladı.

  • yorum avatar
    Kayısı tüccarı
    20-07-2026 09:16

    Dışarıdan bakan sanıyor ki 10 dolar olunca üretici zengin oldu. Mazotun, gübrenin, en önemlisi işçiliğin yevmiyesinin kaç para olduğundan kimse bahsetmiyor. Dolar sabit kalınca girdiler altında ezildik

  • yorum avatar
    Çağlar
    20-07-2026 09:16

    Ev teslim edilmiş ama adama bakıyorsun hâlâ konteyner kentte kalıp anahtar cebinde bekliyor. Biz dükkânımızı açıp rızkımızın peşine düşmeye çalışırken, bazılarının bu durumu imtiyaza çevirmesi gerçekten vicdan yaralıyor.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.