16 Haziran, 2026, Salı
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

Malatya’yı Anpa Gross’un Ötesinden İbaret Sananlara Davet: Buyurun, Bir Gün Merkezde Yaşayalım

16 Haziran 2026, Salı 12:39
Malatya’yı Anpa Gross’un Ötesinden İbaret Sananlara Davet: Buyurun, Bir Gün Merkezde Yaşayalım

Gazetecilik, sadece protokol koltuklarında oturanların ya da şehrin lüks sitelerinde, toza dumana teğet geçen bulvarlarında yaşayanların rahatını savunma mesleği değildir. Gazetecilik; gerçeğin, sokağın ve o sokakta yürürken ayağı çukura batan, evine giderken asbest soluyan halkın çığlığı olmaktır.

Son dönemde adeta tek bir merkezden düğmeye basılmışçasına gelen bazı organize eleştirileri, "meslek etiği" veya "tarafsızlık" kılıfıyla önümüze koyanlar var. Bizi nesnel olmamakla, "kişisel hesaplaşma" içine girmekle itham eden bir kesim, köşelerimizi Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’e yönelik "saplantılı" bir muhalefet alanı olarak gördüklerini iddia ediyor.

Onlara sormak isterim: Hangimiz körüz? Biz mi sahadaki gerçeği yazarken nesnelliğimizi yitiriyoruz, yoksa siz mi sıcacık, korunaklı dünyalarınızdan kafanızı çıkaramadığınız için şehri bir refah coşkusu içinde sanıyorsunuz?

"Anpa Gross'tan Ötesiyle İşimiz Olmuyor..."

Geçtiğimiz günlerde Bostanbaşı’nda ikamet eden bir hemşehrimizle tanıştım, biraz dertleştik. Malatya’nın genel durumundan, yolların bitmek bilmeyen çilesinden, havayı kaplayan o toz bulutundan bahsettiğimde kurduğu şu cümle, aslında bugün yaşadığımız sosyolojik kopuşun adeta bir özetiydi:

"Bizim buralarda hayat bir şekilde akıyor. Anpa Gross marketten ötesiyle pek işimiz de olmuyor açıkçası. Ancak arada bir merkeze, Çevre Yolu’nun altına ya da Battalgazi tarafına yolumuz düşünce o harabe yolları, çekilen çileyi fark ediyoruz..."

İşte tam olarak mesele bu. Fahri Kayahan’ın, Tecde’nin ya da Bostanbaşı’nın toparlanmış akslarında yaşayan, alışverişini o sınırlarda yapan, merkezin göbeğindeki o büyük travmayla her gün yüzleşmek zorunda kalmayanlar, bizim buradaki feryadımızı "kişisel husumet" zannediyor.

Çevre Yolu’nun alt tarafında, Battalgazi’nin ara sokaklarında, Akpınar’da, Sanayi Bölgesi'nde ya da yıkıntılar arasında var olma mücadelesi veren hiçbir Malatyalı bize bu eleştiri maillerini atmaz, atamaz. Çünkü o insan her sabah çukurlarla dolu yollarda arabasının ön takımını bırakıyor; her akşam evine dönerken genzini yakan o tozu ciğerlerine çekiyor. O insanlar gerçeğin tam göbeğinde yaşıyor.

Gelin, Sizi Merkezde Ağırlayalım

Buradan, oturdukları konforlu koltuklardan bize tarafsızlık dersi vermeye kalkanlara, belediyenin eksikliklerini dile getirdiğimiz için bizi karalama kampanyası yapmakla suçlayan tüm o çevrelere açık bir davette bulunuyorum:

Buyurun, gelin. Sizi Malatya’nın merkezinde, Çevre Yolu’nun altındaki mahallelerde, o köstebek yuvasına dönmüş caddelerde ağırlayalım. Bir gün boyunca lüks araçlarınızdan inip o kaldırımlarda yürüyün, o havayı soluyun, esnafın halini dinleyin.

Eğer o günün sonunda, "Siz bu yönetimi az bile eleştiriyorsunuz, az bile yazıyorsunuz" demezseniz, söz veriyorum kalemi elime bir daha almayacağım ve sorunu tamamen kendimde arayacağım.

Bizim derdimiz ne Sami Er’in şahsıyla ne de bir başkasıyladır. Bizim derdimiz, bu şehrin ayağa kalkış sürecindeki o ağır aksak adımlarla, planlama hatalarıyla ve bitmek bilmeyen koordinasyonsuzlukladır. Bu yapıcı eleştirileri köşelerine taşıyan her bir yazarımız, Malatya’nın marka değerini düşürmek için değil, aksine bu şehrin insanı daha fazla ezilmesin diye bu riskleri almaktadır.

Gerçek nesnellik, sokağın çilesini gizlemek değil; o çileyi çözmesi gereken makamlara aynayı korkusuzca tutabilmektir. Aynada görünen yüzün hoşunuza gitmemesi, aynanın suçlu olduğu anlamına gelmez.

Sevgiyle Kalın. 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.