Siz hepiniz, biz TOGG’uz!
14 Haziran 2026, Pazar 08:09
NAFAKA KONUSU EYT İLE AKRABA MI?
Anayasa Mahkemesi yıllardır tartışılan nafaka konusuna noktayı koydu. Şimdi top Mecliste.
Tabii konu boşanmış eşleri ilgilendiriyor. Çocuklara ödenen nafakaya ilişkin bir iptal söz konusu değil. Lakin bu böyle olmasına rağmen, müptezel muhalifler sanki iptal edilen çocuklara ödenen nafaka imiş gibi yaygaraya başladılar. Bu yaygara ve saptırma, sanal medyanın da marifeti ile köpürtülecek.
Meclis görüşmeleri başlamadan uyaralım. Aman dikkat. Nafaka konusu da EYT’ye döndürülüp, popülizm tuzağına düşülmesin.
OTOMOTİV DÜNYASINDA BİRLEŞMELER SÜRERKEN
BİZDE TOGG TEK BAŞINA YOLA DEVAM EDİYOR
Tanıdığımız bildiğimiz birçok marka bir araya gelip birleşiyor. Bunun temel nedeni olarak ise Elektrikli otomobillerin yaygınlaşması, yeni sürüş teknolojileri ve yazılım geliştirme maliyetlerinin artması. Ayrıca Çin’in bulduğu fırsatı değerlendirerek agresif bir satış politikası uygulaması. Ve başka nedenlerden dolayı otomobil üreticilerinin adeta bir hayatta kalma mücadelesi verme gibi bir durumun söz konusu olması otomotiv dünyasında devasa birleşmelere yol açtı.
Kimler kimlerle birleşti neler oldu kısaca bakalım;

Stellantis (Kuruluş: 2021)
●Merkez Ülke: Hollanda (Fransız ve İtalyan-Amerikan ortaklığı)
●Nasıl Kuruldu: Fransız PSA Grubu (Peugeot, Citroën, DS, Opel, Vauxhall) ile İtalyan-Amerikan Fiat Chrysler Automobiles (FCA) (Fiat, Chrysler, Jeep, Dodge, Ram, Alfa Romeo, Lancia, Maserati) şirketlerinin eşit oranda (%50-%50) birleşmesiyle doğdu.
●Kapsam: Şu an bünyesinde tam 14 ikonik markayı barındırıyor ve Avrupa ile Türkiye pazarının en büyük oyuncularından biri konumunda.
Honda - Nissan - Mitsubishi İş birliği ( 2024 - 2026)
●Merkez Ülke: Japonya
●Nasıl Kuruldu: Japonya'nın en büyük üreticilerinden olan Honda ve Nissan, elektrikli araç ve yazılım dönüşümünde küresel rakiplerinin (özellikle Tesla ve Çinli BYD gibi devlerin) gerisinde kalmamak için tarihi bir ortaklık kararı aldı. Kısa süre sonra bu ortaklığa Mitsubishi de dahil oldu.
●Kapsam: Ağustos 2026'ya kadar resmiyet kazanması planlanan ortak bir holding yapısı altında, markalar kendi kimliklerini korurken altyapı ve yazılımlarını tamamen ortaklaştırıyor. Bu birleşme, onları yıllık yaklaşık 8 milyon araçlık üretim hacmiyle dünyanın en büyük 3. otomotiv gücü haline getiriyor.
Volkswagen Grubu (VW Group)
●Merkez Ülke: Almanya
●Yapısı: Yeni bir birleşme olmasa da "tek çatı" modelinin dünyadaki en agresif uygulayıcısıdır. Volkswagen; Audi, Porsche, Skoda, SEAT, Cupra, Bentley, Lamborghini ve Ducati gibi dev markaları tek bir merkezden yöneterek platform kardeşliği akımını başlatan gruptur.
Geely Holding
●Merkez Ülke: Çin
●Yapısı: Çinli otomotiv devi, Avrupa'nın köklü markalarını bünyesine katarak büyüdü. İsveçli Volvo ve Polestar, İngiliz spor otomobil markası Lotus, Londra taksilerini üreten LEVC ve Lynk & Co gibi markalar tamamen Geely çatısı altındadır. Ayrıca Mercedes-Benz'in (Smart dahil) büyük ortaklarından biridir.
FAYDASI NE
Maliyeti Düşürme
Aynı çatı altındaki markalar; motor, şasi (platform), batarya ve yazılım gibi en maliyetli bileşenleri ortak kullanırlar. Örneğin, bir Peugeot 2008 ile bir Opel Mokka ya da Fiat 600 aslında aynı altyapıyı ve motoru paylaşır. Bu, milyarlarca dolarlık Ar-Ge ve üretim maliyetini yarı yarıya düşürür.
Teknolojik Hız ve Güç Birliği
Elektrikli araç bataryaları ya da yapay zekalı otonom sürüş yazılımları geliştirmek devasa yatırımlar istiyor. Nissan, Honda ve Mitsubishi'nin birleşmesindeki ana motivasyon da budur. Güçlerini birleştirerek yazılımı tek elden geliştirip üç farklı markanın milyonlarca aracına aynı anda yükleyebiliyorlar.
Küresel Lojistik ve Tedarik Gücü
Çip krizi veya hammadde sıkıntısı yaşandığında, 14 markası olan Stellantis gibi bir dev, tedarikçiler karşısında tek bir markaya göre çok daha güçlü bir pazarlık masasına oturur. Parçaları ucuza kapatır ve üretime kesintisiz devam edebilir.
ZARARI NE?
Tek tipleşme
Farklı markaların araçları, logoları çıkartıldığında birbirine benzemeye başladı. Sürüş hissiyatı, motor sesleri, hatta iç mekandaki düğmeler bile ortak havuzdan alındığı için markaların o eski kendilerine has ruhu ve karakteri (örneğin eski bir Alfa Romeo ruhu veya eski bir Citroën konforu) yavaş yavaş kayboluyor. Tüketiciye sunulan "gerçek" çeşitlilik azalıyor.
Tekelcilik ve Rekabetin Azalması
Pazarda bağımsız aktörlerin azalması, uzun vadede fiyat rekabetini olumsuz etkileyebilir. Büyük gruplar fiyat politikalarını, segment dağılımlarını kendi içlerinde optimize ettikleri için tüketicinin pazarlık veya alternatif bulma şansı daralıyor.
Fabrika Kapatmalar ve İşten Çıkarmalar
Birleşmeler sonrasında "verimlilik" adı altında birbiriyle çakışan departmanlar (örneğin iki markanın ayrı ayrı olan tasarım veya muhasebe ekipleri, benzer üretim yapan fabrikaları) birleştirilir. Bu durum, dünya genelinde binlerce mavi ve beyaz yakalı çalışanın işini kaybetmesine veya fabrikaların kapanmasına yol açabilir.
BU OLUŞUMDA TOGG’UN YERİ NERESİ
Türkiye'nin yerli mobilite markası Togg, küresel pazardaki bu devasa birleşme akımının tam ortasında, aslında çok akıllıca ve farklı bir stratejiyle konumlanıyor.
Togg, geleneksel anlamda Stellantis veya Volkswagen gibi devasa bir otomotiv çatısı altında yer almıyor; yani hisselerini yabancı bir deve devretmiş veya başka bir araç üreticisiyle tam birleşmeye gitmiş değil. Ancak, bu devlerin birleşerek çözmeye çalıştığı "yüksek Ar-Ge maliyeti" ve "teknolojik yetişme" sorununu "Stratejik Ortaklıklar ve İştirakler Ekosistemi" kurarak çözüyor. Kifayetsiz muhalif çevrelerin oluşturmaya çalıştığı hava da bu nedenle etkili olmuyor. Çünkü bu çevreler Togg’u yukarıda vurguladığımız gerekçeler üzerinden eleştirdiklerini sanıyorlar. Bu kifayetsizlere göre, örneğin Togg’un şasisi (platformu) Togg tarafından üretilmiş olmalı.Büyük grupların en büyük avantajının şasi (platform) ortaklığı olduğunu belirtmiştik. Togg da tek başına sıfırdan her şeyi üretmenin maliyetli olacağını bildiği için küresel devlerle stratejik iş birlikleri yapıyor.
Mesela;Togg, yeni B segmenti araç ailesi için dünyanın en büyük batarya ve teknoloji üreticilerinden CATL'in iştiraki CAIT ile ortak bir platform(şasi) geliştirme anlaşması imza attı.Bunun getirdiği fark ne? Togg, platformu dışarıdan hazır bir paket olarak satın almıyor. Kendi kullanıcı deneyimi, dijital mimarisi ve mühendislik girdileriyle platformun geliştirilme sürecine bizzat ortak oluyor. Bu sayede hem devasa bir Ar-Ge maliyetinden kurtuluyor hem de aracın özgünlüğünü ve fikri mülkiyet haklarını koruyor.
Batarya Gücü: Siro Ortaklığı
Elektrikli araç dünyasında en büyük maliyet kalemi ve en kritik parça bataryadır. Togg, küresel batarya devi CATL ile yarı yarıya (%50-%50) ortaklıkla Siro Silk Road Temiz Enerji Çözümleri şirketini kurdu. Bu ortaklık sayesinde Togg, sadece dışarıdan batarya alan bir üretici konumunda değil; batarya hücresini ve teknolojisini üreten, hatta bunu ileride Avrupa'daki diğer üreticilere de satma potansiyeli olan küresel bir aktör haline geldi.
Sadece Otomobil Değil, Bir Ekosistem
Stellantis gibi gruplar geleneksel otomobil markalarını bir araya getirmeye çalışırken, Togg kendini en baştan bir "akıllı cihaz" ve "mobilite ekosistemi" olarak tanımladı. Trugo ile şarj altyapısını, Trumore ile dijital kullanıcı deneyimi ve yazılım dünyasını, Siro ile enerji çözümlerini tek çatı altında birleştirdi.
Yani geleneksel üreticiler sonradan teknoloji şirketi olmaya çalışıp milyarlar harcarken, Togg doğrudan bir teknoloji şirketi altyapısıyla oyuna girdi.
Eee sadece bu yaklaşım bile övgüye değer değil mi?
Küresel Rekabetteki Durumu Nedir?
Pazardaki güncel duruma baktığımızda Togg'un stratejisinin meyvelerini verdiğini görüyoruz:
●Pazar Başarısı:Togg (T10X modeliyle), Türkiye iç pazarında elektrikli araç satışlarında liderliğini korurken, toplam otomotiv pazarında da en çok satan ilk 10 marka arasına girmeyi başardı.
●Avrupa Kapısı ve Güvenilirlik: Markanın yeni sedan/fastback modeli T10F piyasaya sunulurken hem T10X hem de T10F modelleri Avrupa'nın bağımsız güvenlik test kuruluşu Euro NCAP’ten 5 yıldız aldı. Bu, Togg'un Avrupa'nın en güvenli araçları arasına girmesini sağladı.
●Almanya Açılımı: Togg, Avrupa pazarına giriş bileti olan Almanya’da satış ve teslimatlara başladı. Dijital uygulaması Trumore, kısa sürede Almanya'da 50 binin üzerinde indirme sayısına ulaştı.
Kısaca, Togg devasa, hantal bir otomotiv birleşmesinin parçası olmak yerine; bataryada CATL, şasi ve platform teknolojilerinde küresel partnerler, yazılımda ise kendi yerli gücüyle "çevik bir teknoloji ortağı" gibi hareket ediyor. Devlerin milyarlarca dolarlık birleşmelerle ulaşmaya çalıştığı esnekliği ve maliyet avantajını, Togg bu akıllı küresel iş birlikleriyle yakalamaya çalışıyor. Bütün bu gelişmeler olurken bu gelişmeleri konuşmayarak, yazmayarak, güya aşağılayarak aşağılamaya çalışanlar ülkemizdeki montaj oto sanayii temsilcilerinin Togg oluşumuna neden katkı vermediklerini merak bile etmiyorlar. Çünkü bir yandan emperyalizm bir yandan ulusalcılık teranesinden vazgeçemiyorlar.
YAHU BİR OLAYINIZ DA ÖZGÜN OLSAYDI
GENEL MERKEZİ KİLİTLEME FİKRİ DE AVRUPA’DAN
CHP’de yaşanan iç savaş sonrası gördüğümüz manzaralar, siyasi partilerin kendi içlerinde genel başkanlık krizi yaşaması, liderlerin yetkilerinin elinden alınması veya meclise/partiye sokulmaması gibi olaylar dünya siyasi tarihinde sanıldığından çok daha yaygın. Genel merkez kapılarının kilitlenmesi, barikatların kurulması da CHP’ye özel değil. O davranış biçimleri de demokrasinin beşiği olan ülkelerden ithal edilmiş.
Hadi birkaç örnekle bir dünya turu atalım.

Jean-Marie Le Pen, Kendi Kurduğu Partinin Genel Merkezine Alınmayan Lider
Fransa'da aşırı sağcı Ulusal Cephe (Front National) partisinin kurucusu ve onlarca yıllık lideri Jean-Marie Le Pen, kızı Marine Le Pen ile yaşadığı liderlik krizi ve fikir ayrılıkları sonrası 2015 yılında partiden ihraç edildi.Hakkını aramak için genel merkeze girmek istedi ama kızı ve yeni parti yönetimi tarafından kapı kilitlerinin değiştirilmesi ve kapıya güvenlik yığılması yüzünden içeri giremedi.
Jeremy Corbyn, Meclis Grubundan İhraç Edilen ve Yetkisi Alınan Lider
İngiltere İşçi Partisi’nin (Labour Party) eski genel başkanı Jeremy Corbyn, parti içi muhalefet ve yeni yönetimle (Keir Starmer) girdiği kriz sonrasında çok radikal bir yaptırımla karşılaştı.2020 yılında, parti liderliğini bıraktıktan sonra yeni yönetim tarafından parti üyeliği askıya alındı. Daha da önemlisi, Corbyn hâlâ milletvekili olmasına rağmen İşçi Partisi’nin Meclis Grubu’ndan (Parliamentary Labour Party) resmi olarak ihraç edilerek, Parlamentoda partisi adına konuşma yapma, grup toplantılarına girme ve parti yetkilerini kullanma hakkı elinden tamamen alındı. Bir sonraki seçimde de partiden aday gösterilmeyerek tamamen sistem dışına itildi.
Nicola Sturgeon, Hukuki ve Siyasi Krizle Yetkileri Dondurulan Lider
İskoç Ulusal Partisi'nin (SNP) lideri ve İskoçya Başbakanı olan Nicola Sturgeon, parti içi finansal soruşturmalar ve liderlik çatışmaları nedeniyle istifa etmek zorunda kaldı. İstifasının ardından gözaltına alınıp serbest bırakılınca, parti içindeki rakipleri onun SNP üyeliğinin askıya alınmasını ve meclis grubundan uzaklaştırılmasını talep etti. Kendi partisinde adeta "istenmeyen kişi" ilan edildi ve parlamentodaki siyasi ağırlığı sıfırlandı.
Bunların dışında parlamentolardan tamamen men edilen liderler de var. Örneğin, Matteo Salvini İtalya'da Lega Partisi lideriyken, senatörlük zırhı ve yetkileri, mülteci gemilerini limana sokmadığı gerekçesiyle açılan davalar nedeniyle parlamento kararıyla riske girdi ve siyasi yetki krizleri yaşadı. Yeni Zelanda’da Yeşiller Partisi'nin eş lideri, Chlöe Swarbrick meclis genel kurulunda yaşanan sert bir tartışmada tüzüğe aykırı davrandığı gerekçesiyle meclis başkanı tarafından parlamentodan ve genel kurul salonundan fiziki olarak dışarı atıldı ve günlerce meclise girişi yasaklandı.
Yani CHP’nin yaşadıkları,her ne kadar kendine özgü bazı unsurlar taşısa da demokrasinin beşiği olarak kabul edilen ülkelerde çok yaygın davranış biçimleri. Ne ki, o ülkelerde bu davranışlar bireysel düzeyde kalırken bizde akıl almaz bir şekilde örgütleşip kitleselleşebiliyor.
Devamı gelir mi gelir…
10 MİLYON SINIRI REFERANDUMU
Belki duydunuz veya okudunuz. İsviçre, 14 Haziran 2026 tarihinde "10 Milyonluk İsviçre’ye Hayır" (Sürdürülebilirlik Girişimi) adlı kritik bir referandum için sandık başına gidiyor. Sağ kanat İsviçre Halk Partisi (SVP) tarafından öncülük edilen bu yasa tasarısı, ülke nüfusunun 2050 yılına kadar 10 milyonu aşmasını engellemeyi amaçlıyor.
Nüfusu 1800’lerin başında yaklaşık 2 milyon olan nüfus, 1900 yılında 3,3 milyona ulaşan, sanayileşmesini tam tamamlayamadığı için dışarıya net göç veren (özellikle Amerika'ya) fakir bir dağ ülkesi olan İsviçre’de en çarpıcı nüfus büyümesi 1950-70 arasında yaşandı, nüfus 6.2 milyona çıktı.2002 yılında AB ile serbest dolaşım antlaşmasının imzalanmasının ardından ülkeye yaklaşık 1.7 milyon insan göç etti. Bugün (2026 itibarıyla) İsviçre nüfusu 9.1 milyon barajını aşmış durumda ve bu nüfusun yaklaşık %30'undan fazlasını yabancı yerleşikler oluşturuyor.
Avrupa’nın girdiği ve büyük kayıplar verdiği 2 dünya savaşına da girmeyen İsviçre uluslararası paranın güvenilir bir limanı oldu. Ardından ilaç sektöründe dünyanın önde gelen bir oyuncusuna dönüştü. Saat gibi, tıbbi malzemeler gibi üretim konularında başa oynamaya başladı. Tam bir refah ülkesi olarak kabul edilen İsviçre bu düzeye gelmesinin en büyük nedenlerinden biri olarak kabul edilen kaliteli insan göçüne engel olmaya karar vermiş gibi gözüküyor. Ancak bunun bir düşüşü başlatacağı da ileri sürülüyor.
KÜTÜPHANEMDEN
ALEV ALATLI
FESÜPHANALLAH-NASİHATNAME I
TURKUVAZ MEDYA 2019

“Nasihatname” dediğim kalıp, bir temrin aslında. Elim henüz kalem tutarken, tecrübemi tecrübenize, bildiklerimi bildiklerinize, hadi lafı dolandırmayayım, ömrümü ömrünüze katarak 21. Yüzyıldaki yolculuğunuzda size belirli bir avans sağlama gayreti. İsterim ki, elinizden geleni değil, yapılması gerekeni yapın, dünyaya bir de benim pencerelerimden bakın.” Böyle diyor rahmetli Alev Alatlı.
Haftaya tekrar görüşebilmek ümidiyle.
Sarper SAN



Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.