Diploma Değil, İnsan Büyütelim: Okulun İlk Günü İçin Bir Aile Rehberi
29 Ağustos 2025, Cuma 11:37
Önümüzdeki hafta milyonlarca minik el, daha büyük bir eli sıkı sıkı tutarak hayatlarının en uzun yolculuklarından birine başlayacak. O minik bedenlere giydirilmiş, kendilerinden büyük çantaların içinde sadece kalemler, defterler yok. Annelerin babaların hayalleri, kaygıları, geçmiş pişmanlıkları ve gelecek korkuları da o çantada. Ve tehlike tam da burada başlıyor.
Gelin şu konuda hem fikir olalım; “Bu yolculuk, çocuğunuzun yolculuğu. Sizin değil!”
Ve şu zihinlerimize kazınmış "başarı" kelimesini bir anlığına masaya yatıralım. Merhum psikolog Doğan Cüceloğlu'nun sık sık uyardığı gibi, çocuklarımızı "korku kültürü" içinde, sürekli bir şeyleri ispatlamak zorunda olan varlıklara mı dönüştürüyoruz, yoksa "değerler kültürü" içinde, potansiyelini sevgiyle ortaya koyan bireyler mi yetiştiriyoruz? Eğitim düşünürü Sir Ken Robinson’ın teşhisi acıdır: Okulları, çocukların özgün yeteneklerini yeşerten bahçeler olmak yerine, onları standart ürünlere dönüştüren fabrikalara çevirdik. Ve bu fabrikanın ilk ve en hevesli müteahhitleri, ne yazık ki, biz anne-babalar oluyoruz.
Peki, yapılan bilimsel çalışmalar bu konuda bizlere ne diyor? Bizim anlayacağınız dilde, net bir şekilde şunu söylüyor: YANLIŞ YOLDAYIZ!
Peki neden yanlış yoldayız;
1. "Hemen Okusun" Hırsı, Okumaktan Soğutur: Çocuğunuzun okuma-yazmayı herkesten önce sökmesi için onu sıkıştırıyor musunuz? Tebrikler! Ona ömür boyu kitaptan ve öğrenmekten nefret etmesi için ilk ve en güçlü tohumu ekiyorsunuz. Araştırmalar, birinci sınıfta çocuğun okuma-yazma, matematik gibi akademik becerilerden çok daha önemli şeylerin olduğunu haykırıyor: duygusal ve sosyal uyum. Yani, arkadaşıyla oyuncağını paylaşabiliyor mu? Öğretmeninden bir şey isterken çekinmiyor mu? Sırasını bekleyebiliyor mu? Bilim diyor ki, bu becerilere sahip bir çocuk, okumayı üç ay geç öğrense bile, ileride çok daha başarılı ve mutlu bir birey oluyor. Siz tohumun bir an önce ağaç olması için toprağı çekiştirirseniz, sadece narin köklerini koparırsınız. Başka bir şey değil.
2. Oyun, "Vakit Kaybı" Değil, Beynin Ta Kendisidir: "Artık okullu oldun, oyun bitti!" Bu cümle, bir çocuğun ruhuna sıkılmış en cahilce kurşundur. Modern nörobilim, yani beynimizi inceleyen bilim dalı, ispatladı ki oyun oynamak, bir çocuğun en ciddi işidir. Koşarken, zıplarken, hayali evler kurarken beyninde kurduğu bağlantılar, ileride en karmaşık matematik problemini çözerken kullanacağı bağlantıların ta kendisidir. Ünlü eğitim filozofu John Dewey'in dediği gibi: "Eğitim hayata hazırlık değildir, hayatın ta kendisidir." O yaşta bir çocuk için hayat, oyundur. Onu oyundan alıp masaya oturttuğunuzda, beynini beslemek yerine onu aç bırakıyorsunuz.
3. Kıyaslama, Karakter Suikastıdır: "Bak, Ali ne güzel oturuyor", "Ayşe çoktan yıldız almış"... Bu cümleler masum bir teşvik değildir. Bu, çocuğunuzun kimliğine yapılmış bir saldırıdır. Her çocuğun parmak izi gibi, öğrenme hızı ve şekli de farklıdır. Bilim buna "bireysel farklılıklar" diyor. Eğitim eleştirmeni Alfie Kohn’un belirttiği gibi, bu tür dışsal motivasyonlar ve karşılaştırmalar, çocuğun içsel öğrenme arzusunu yok eder. Çocuğunuzu başkasıyla kıyasladığınız an, ona "sen olduğun halinle yeterli değilsin, başkası gibi olmalısın" mesajını verirsiniz. Bu mesajı alan bir kalp, özgüvenli olabilir mi?
Çocuğu 1.sınıfa başlayan Anne-Babaların dikkat etmesi gereken 5 kural;
Yukarıda paylaştığım vicdani duruşu, okulun o telaşlı ilk gün sabahında eyleme nasıl dökeceğiz? Annenin şefkati kadar, babanın vakur ve güven veren duruşunun da kritik olduğu bu günde, işte ebeveynler için pratik bir yol haritası:
1. Sakin Kalın.
Çocuklar sizin kaygınızı anında hisseder. Gergin olmak yerine sükunetinizi koruyun. Sizin rahat duruşunuz, onun en büyük güvencesidir.
2. Odağınız Çocuğunuz Olsun.
Diğer velileri veya öğrencileri gözlemlemeyi bırakın. Çocuğunuzla göz teması kurun, onunla konuşun ve sadece onun için orada olduğunuzu hissettirin.
3. Duygularını Onaylayın.
"Korkma" demek yerine, "Heyecanlı ve biraz da endişeli olman çok normal. Ben yanındayım" deyin. Ağlarsa veya çekinirse duygusunu anladığınızı gösterin, küçümsemeyin, kızmayın, umursamaz olmayın.
4. Sorgulamayın, Dinleyin.
Okul çıkışı "Bugün ne öğrendin?" diye hesap sormayın. Sadece "Günün nasıl geçti?" diye sorun ve anlatması için zorlamayın. Merak ettiğiniz şey dersler değil, onun tecrübesi olsun.
5. Çabasını Kutlayın.
Günün sonunda okula gitme cesaretini takdir edin. Öğrendiği bir harfi veya aldığı bir aferini değil, bu yeni ve zorlu adımı attığı için gösterdiği çabayı ödüllendirin.
Çocuğunuzun ilk öğretmeni sizsiniz, unutmayın. Ona harfleri değil, insanı sevmeyi öğretin. Problemleri değil, sorunlarla başa çıkmayı öğretin. En yüksek notu değil, en vicdanlı insan olmayı hedeflemesini sağlayın.
Nihayetinde, ister anne ister baba olalım, görevimiz tektir: Çocuğumuza, not defterinden önce karakterini, rekabetten önce merhameti, ezberden önce merak etmeyi miras bırakmak. Okul kapısı, bu mirasın teslim edildiği ilk ve en kutsal yerdir.
Zira memleketin bolca diplomalıya değil, acilen ve her şeyden çok "insan"a ihtiyacı var.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.
Yorumlar
Yusuf Konak
29-08-2025 16:28Emeğinize sağlık , güzel , kapsayıcı bir makale olmuş