Malatya
03 Şubat, 2023, Cuma
  • DOLAR
    18.82
  • EURO
    20.54
  • ALTIN
    1158.3
  • BIST
    4840.01
  • BTC
    23439.987$

Okulları Konuşuyoruz

16 Ocak 2023, Pazartesi 10:51
Okulları Konuşuyoruz

Kısa süre önce şöyle bir telefon almıştım. Bir baba 3. Sınıfa giden kızı için arıyordu. Kızıyla ilgili almak istedikleri yabancı dil eğitimi hakkında konuşmak istediğini belirterek başladı konuşmaya. Konuşma biraz ilerledikçe farklı noktalar ortaya çıkmaya başladı. 

Akademik başarısı düşük, arkadaşlık ilişkilerinde problem yaşayan ve sınıfta oturmayı reddeden, sürekli gezmek isteyen, derste arkadaşlarıyla konuşan, bir şekilde dersi sabote eden bir öğrenci. Bunları söyleyince akla ilk gelen problem Dikkat Eksikliği ve Hiperaktive Bozukluğu (DEHB) oluyor tabi, fakat ben bunu söylemeden veli; hocam biz sınıf öğretmeniyle konuştuk DEHB olmadığını çocuğun karakterinin bu şekilde olduğunu söyledi  (bu arada çok küçük bir detay sınıf öğretmeni kendilerinin arkadaşı). 
Yanlışlarla dolu bu tabloyu sizinle konuşalım istiyorum. Günlük hayatta insanların kendilerini soktuğu ‘enler’ yarışına son dönemde çocuklarımızda çok hızlı bir giriş yaptı. Daha doğrusu giriş yapmak zorunda bırakıldı.

Kim tarafından peki?

Aile-MEB işbirliğinin kusursuz çalışmaları bunun en temel sebebi oldu. Daha önceleri okul çağındaki çocuklar için geçerli olan bu ‘at yarışı’ şimdi okul öncesi döneme kadar geriledi. 

Piyano eğitimi alsın, gitar eğitimi alsın, hızlı okuma kursu bulmalıyız, resim çizmeli, voleybol mu basketbol mu birini seçelim, İngilizce Almanca dillerini bir öğrensin sonrasına bakarız.  

Daha neler.

Neyi gözden kaçırıyoruz?

Tabii ki bireysel farklılıkları. 

İlgi ve yetenekler nerede tam olarak. Bunları konuşan olmadığına göre ‘herkes her şeyi yapabilir’ düşüncesinin sebep olduğu şu tablo çok makul aslında. Burada şunu söylemek istiyorum herkesin müziğe yeteneği olmaz, resim yapmak belli beceriler gerektirir. Evet dil öğrenmek günümüzde çok temel bir vasıf haline geldi, fakat herkes dil öğrenemeyebilir bunun çok farklı bileşenleri vardır. Ve en önemlisi şunu yapalım bunu yapalım savaşının arasında kalan çocukların aslında bunlardan çok daha önemli psikolojik ihtiyaçları olabilir. 

Şimdi beni arayan velimize gelecek olursak. Yanlışlarla dolu şu tabloda şuanda okullarımızda kanayan yara olan bir noktaya değinelim istiyorum. Çocukta DEHB olabilir veya olmayabilir; veliyle çok yönlü konuşmadan, çocuğu ve öğretmenlerini dinlemeden bunun kararını veremeyiz.     Kaldı ki okul psikolojik danışmanları da bu sorunları yaşayan bir öğrenci ile görüştüklerinde yine onlarda bu tanıyı koyamazlar ve bir psikiyatriste yönlendirirler. Peki, nasıl oluyor da bir sınıf öğretmeni buna karar veriyor. Gerekli yönlendirmeyi yapmamış olması şöyle dursun üstüne birde yanlış bilgilendiriyor. Bu tablodaki en önemli husus buydu sanırım. 

Bir diğeri, okul derslerinde problem yaşayan bir çocuk var, bu problemin de temelinde yatan bir buzdağı var ve bunun üzerine tam bir yardım alınmamış, yetkisi olmayanlardan hatalı bilgiler alınmış, üzerine birde İngilizce eğitimi eklenmeye çalışılıyor. Hani derler ya neresinden tutsanız elinizde kalıyor tam olarak öyle bir durum. 
Dedik ya aile MEB işbirliği ile çocukların içine atıldığı bu ‘at yarışının’ son derece önemli sonuçlarını her gün görmekteyiz. İnanması zor ama bugün 2. sınıftan itibaren öğrencilerin deneme sınavlarına tabi tutulduğu bir dönemden geçiyoruz. Çocukların sadece ‘başarı’ üzerine değerlendirildiği bu yarışta psikolojik desteğe her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulan bir sürecin içerisindeyiz. 

Peki, bu destek okullarda hangi yollarla sağlanır?

Okullardaki psikolojik desteğin profesyonel anlamda tek temsilcileri de okul psikolojik danışmanlarıdır. Okul rehberlik ve psikolojik danışmanlık servisleri topluma yönelik önleyici, iyileştirici ve çözüm odaklı ruh sağlığı hizmetleri zincirinin ilk basamağı olması açısından büyük önem taşımaktadır. Psikolojik danışmanın görev yaptığı okullarda öğrencinin akademik ve sosyal anlamdaki gelişimi için çok anlamlı düzeyde farklılık olduğunu, istendik davranışların öğrenciler arasındaki yayılımının daha hızlı olduğunu gösteren çok sayıda bilimsel makale bulunmaktadır. Fakat birçok okulda psikolojik danışmanın bulunmaması veya psikolojik danışmanlara verilen yetersiz normlar sebebiyle öğrencilerle psikolojik danışmanların birbirine erişimi maalesef imkânsız hale gelmiştir. Bu konuya yazılarımın çoğunda değiniyorum. Eğer okulları konuşuyorsak, çocukları konuşuyorsak çözüm bize bir psikolojik danışman kadar uzakta. Zira daha önce akran zorbalığını konuştuğumuz yazının üzerinden çok geçmeden Zonguldak’ta engelli bir çocuğa yapılan zorbalık olayı gündeme geldi ve henüz bu olayın şoku atlatılmadan olayın yaşandığı okulda bir psikolojik danışman olmadığı öğrenildi. Bu üzücü olaydan da yola çıkarak her zaman şunu savunuyoruz: Her okula norm gözetilmeksizin en az bir psikolojik danışman.


 

Yorumlar

  • yorum avatar
    Şahin
    17-01-2023 09:57

    Bizim oğlanın okulunda psikolojik danışman yoktu. Ortaokulu bitirene kadar dersleri çok kötüydü. Zibidi insanlarla takılıyordu. Lisede iyi bir rehber öğretmene denk geldik, çocuğun dersleri düzeldi. Şimdi düzgün, efendi bir insan ve üniversite okuyor

  • yorum avatar
    Şahin
    16-01-2023 20:37

    Günümüzün ve önümüzdeki yılların büyük sorununa değinmişsiniz .Bu hayatta her türlü işi yapacak insanlarda ihtiyaç var.Bundan dolayı at yarışı yapacak değil atı kendi yaratılışı gayesiyle sürecek nesiller yetiştirirken biraz sabır,biraz hoşgörü,az gayret ile hayat kendi yolunu bulacaktır.

  • yorum avatar
    Derya
    16-01-2023 17:49

    Okullardaki psikolojik danışmanların varlığı diğer branş öğretmenlerinin de işini kolaylaştırıyor.

  • yorum avatar
    Sezgin
    16-01-2023 14:41

    Aslında gereksiz yerlere yapılan harcamalardan kesilip okullardaki psikolojik danışmanlık üzerine ciddi yatırımlar yapılırsa ülkemiz için çok faydalı olacağını düşünüyorum.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.