Malatya
29 Ağustos, 2025, Cuma
  • DOLAR
    41.14
  • EURO
    48.02
  • ALTIN
    4512.2
  • BIST
    11.369
  • BTC
    111182.83$

Sol Yanım Malatya - Sağ Yanım Marmaris

29 Ağustos 2025, Cuma 13:03
Sol Yanım Malatya - Sağ Yanım Marmaris

Evliliğimizin 50. Yılını kutladığımız bu gün; 2 evladımın annesi, 4 torunumun ninesi sevgili Marmarisli eşim Şükran Gülşen için yazmış olduğum “MARMARİSLİM” şiirimin “Muğla Şiirleri Antolojisinde” yer almış olması mutluluğumuza mutluluk kattı. 
Bu vesile ile şiirimi ve yıllar önce Marmaris Belediyesinin aylık Tarih Dergisinde yayınlanan yazımı sizlerle paylaşıyorum.

MARMARİSTE “ENİŞTE” OLMAK

İnsanlar yaşam sürecindeki bazı aşamalarında çeşitli ünvanlar alırlar. Gelin-damat, anne-baba, nine-dede gibi daha birçok ünvanlar. 
Sonradan alınan ünvanlardan biri de “enişte”dir. Marmarisliler eniştelerine isimleriyle hitap etmezler. Kendinden yaşça büyük veya küçük olsun hiç farketmez akraba olan herkes gibi ahrabalık bağları olmayan Marmarisliler de “enişte” der. Bu hitap şekli, onları yabancı görmeyip kendilerinden biri olarak gördüklerinin bir ifadesidir. Enişteler de bu ilgi karşısında kendilerini yabancı olarak görmez, Marmaris’in bir ferdi olarak duyumsarlar. Malatyalı bir enişte olarak bu duygularımı sizlerle paylaşmak 
istedim.
Bekarlığımda “Ev yaparsan tuğladan, kız alırsan Muğla’dan” deyişini duymuş ve bu sözü kendimce şöyle yorumlamıştım; Taş-toprak evler yerine tuğladan yapılan evlerin daha sağlam, dayanıklı, zarif görünümlü olması nedeniyle tuğla ev tercihi öne çıktığı gibi, Muğla kızlarının da aynı şekilde sağlıklı, hamarat, ünlü Muğla bacaları gibi zarif ve güzel olması nedeniyle tercih nedeni olacağını düşünmüştüm.
Düşünmesine düşünmüştüm ama Muğla’dan kız alacağım hiç aklıma gelmemişti.

1974 yılında Ankara’da sağlık Eğitim Enstitüsünde okurken sınıf arkadaşım Marmarisli Şükran Tekin ile tanıştım. “kız alırsan Muğla’dan” sözünü doğrularcasına; güzel, zarif, o zamanın modasına uygun mini etekli ve modern görüşlü bir kızdı. Yakınlaşmamız, birbirimizi beğenip sevmemiz, sözlenme, nişan, derken 1975 yılının 29 Ağustos günü Ankara Gençlik parkındaki nikah salonunda birbirimize “evet” diyerek evlendik.

Evlendikten sonra Marmaris’e geldiğimizde eşimin akrabaları, komşu ve tanıdıkları dışında; alışveriş ettiğim fırıncının, bakkalın ve diğer esnafların da bana enişte diye hitap etmeleri çok hoşuma gitti. O zamanlar Marmaris yaklaşık 4 bin nüfuslu bir ilçeydi. Herkes birbirini tanıyordu. 
Marmaris’e her gidişimde herkesin “Hoşgeldin enişte, nasılsın enişte” diye hal hatır sormaları bende güzel duygular uyandırıyordu. Marmaris halkının beni sahiplendiğini, yabancı gözüyle bakmayıp kendilerinden biri gibi gördüklerini hissediyordum. Sevgi ve saygı görüyordum.
1977 yılında okuldan mezun olduk.  Ben, Çevre Sağlığı Başkanı, eşim de Sağlık Meslek Lisesine öğretmen olarak Muğla’ya tayin olduk. 
Denizlili bir mesai arkadaşımın söylediği söz çok ilgimi çekmişti. “Muğlalılar eniştelerini çok severler. Dirisini getiremezlerse bile ölüsünü getirirler” demişti. O da Datçalı bir hemşire hanımla evliydi. Bu söz üzerine çevremdekileri bir araştırdığımda hakikaten bu yörede dışarıya kız vermekten ziyade memur olan eniştelerinin tayinlerini Muğla’ya yaptırarak yanlarına getirdiklerine şahit oldum.
Ankara’da öğrenciyken evlendiğim için düğün yapamamıştım. Her yörenin kendine özgü düğün gelenek ve görenekleri vardı. Marmaris düğünlerine davetli olarak katılınca, düğünlerde yaşanan o samimi ortamı ve güzellikler görünce düğün yapamadan evlendiğim için bir burukluk duymuştum.
Ne davetiye yerine “okuntu” denilen havlu, gömlek, atlet, çorap gibi küçük hediyeler dağıttık, ne de kına gecesinde Gara Zela’ya ut çaldırdık.
Oysa cumartesi günü yapılan kına gecesi bayanlar düğününde; Gara Zela ut çalarak misafirleri coşturur, herkesi oyuna kaldırır, oynayanın başında para çevrilerek Zela’ya bahşiş verilir. Gara Zela keyiflenir, molalarda sigarasını keyifle tüttürürdü. 
 Geline kına yakılırken okunan kına havası gelin ile annesinin gözlerini yaşartırdı.

Getirin geline kına yakalım
Yetmezse azca katalım
Gelinin sözünü tutalım

A gelin, a gardaş kınan kutlu olsun
Vardığın yerde dilin tatlı olsun

Al ata binesi gelmiş
Yorulup inesi gelmiş
Yavuklusunu göresi gelmiş

Gelinim, kadınım kınan kutlu olsun
Vardığın yerde sözün tatlı olsun

Yengeler yakar kınayı
Halalar verir parayı
Aşk olsun veren anayı

Hani bunun kaynanası
Kireç ocağında yanıp galası
Kutlu olsun gelinin kınası

A Gelin, a güzel kınan kutlu olsun
Güveyin yanında sözün tatlı olsun...

Pazar günü öğleden sonra içkili erkek düğünü başlar, kemerin altındaki alana ahşap masa ve sandalyeler hazırlanır, Et yemekleri, keşkek, zerde ve mezeler hazırlanır, damadın arkadaşları, misafirleri damada fazla yük olmasın diye takviye içkileri kendileri getirirdi. 

Baharlı Kardeşlerin çaldığı; klarnet, trampet, davul, zurna eşliğinde düğün başlar, içtikçe içilir “enişte şerefe” diye kadehler kaldırılırdı.  Akşamüzeri gelin almaya gidilir. Gelin alındıktan sonrada düğün son bulurdu.
Yıllar geçti. 4 bin olan Marmaris’in nüfusu güzümüzde 95 bine ulaştı. Kimse birbirini tanımaz oldu. Yerlisi, yabancısı, turisti birbirine karıştı. Ne eski Marmaris kaldı, ne de “hoşgeldin enişte, nasılsın enişte, şerefe enişte” sesleri.

Ama ben Dalgıç Hüseyin Tekin’in damadı olarak, bir enişte olarak, kendinin bir yanını Marmarisli hisseden biri olarak, sesimi hep duyurmaya devam ettim. Yerel Tarih Bülteninde Marmaris’in gelenek ve görenekleri hakkında çeşitli yazılar yazdım.  Birzamanlar Marmaris halkının başlıca geçim kaynağı olan  “sünger dalgıçlığı” konusunda yazılar yazıp öykü konusu yaparak çeşitli yarışmalarda dereceler alıp Marmarisli süngercileri tanıtmış oldum. Marmaris Belediyesinin ilk kültür yayını olan “Vurgun” kitabını yazdım. Bunların dışında; Marmaris Belediyesinin düzenlediği kitap günlerinde “Marmarisli Yazarlar” standında bana da yer verilmesinden ayrıca mutluluk duydum. 
Yazımın başında belirttiğin “Muğla Şiirleri Antolojisine” giren şiirimle yazımı sonlandırıyorum.

MARMARİSLİM

Turunç çiçeği kokun
Kız Kumu saçların
Daldım anıların derinliklerine
Yokluğunda vurgun yedim
Aksona fayda etmez
Dermanım sensin Marmarislim.

Halatı boşalmış kayık gibiyim
Nerede dümenim, küreğim
Kırıldı kanadım kolum.
Fırtına çıktı ıslıklar çalan
Kabardı dalgalar batacak gibiyim
Limanım sensin Marmarislim.

Gecemi aydınlatan mehtabımsın
Yıldızımsın körfez dolusu
Yakamozum ümit ışıltımsın
Gamzeli çenelim, ay yüzlüm
Bırakma karanlıklarda kaybolurum
Boğazdaki fenerimsin Marmarislim

Kısa Yalım, Kalem’sin
Kocapınarımsın susuzluğumu gideren
Uzun Yalı gibi uzayıp giden
Ümitlerimsin her gün yeşeren
Yaşamın mavi yolculuğunda
Pusulam sensin Marmarislim.

Beyaz martım, körfez kokulum
Kırıldı kanadım kolum
Lal oldu dilim
Çıkmaz sokaklara girdim
Kale yolunda kayboldum
Rehberim sensin Marmarislim.

Yolumu aydınlatan güneşimsin
Sarı Anam, klopatram, denizkızım
Gökova Körfezi gözlerinin
Maviliğinde vurgun yedim
Aksona fayda etmez
Dermanım sensin Marmarislim.

Günnüceğim, günlük ağacım
Her derde deva sığla yağımsın
Koylarda süzülen yatım
Martı kanadında umudumsun
Dünüm, bugünüm, yarınımsın
Her şeyim sensin Marmarislim.

Suat GÜLŞEN

Yorumlar

  • yorum avatar
    Alişan
    29-08-2025 14:45

    50 yıl yaşanmış mutluluğunuzunÇok anlamlı bir özeti.Tebrikler ederim

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.