<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Malatya Haber, Malatya Haberi, Malatya Son Dakika Haberleri</title>
        <link>https://www.malatyatime.com/</link>
        <description>Malatya haberleri, son dakika Malatya haberleri, Malatya bölgesel ve yerel haberler, Malatya Time&#039;da</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Malatya’da Anlatılan Projelerin Sunumunu Gördük, Ama Somut Resim Nerede?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-anlatilan-projelerin-sunumunu-gorduk-ama-somut-resim-nerede-117106</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-anlatilan-projelerin-sunumunu-gorduk-ama-somut-resim-nerede-117106</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya’da sürekli gündeme getirilen ancak bir türlü sahada görülemeyen projeleri trajikomik bir fıkrayla köşesine taşıyarak şu can alıcı soruyu sordu: "Sürekli sunumlar ve açıklamalar dinleyen vatandaş için tuval ortada ama asıl görmesi gereken resim nerede?"]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya'da kamuoyuna sürekli sunulan ancak hayata geçirilme noktasında somut bir iz bırakmayan yerel projeleri çarpıcı bir dille köşesine taşıdı. Kentte yaşanan bu durumu meşhur bir fıkra üzerinden örneklendiren Çetin, anlatılanlarla gerçekler arasındaki tezatlığı gözler önüne serdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">FIKRA GİBİ PROJE ELEŞTİRİSİ</span></strong></p>

<p>Malatya'daki proje yönetim anlayışına ironik bir yaklaşımla tepki gösteren Gazeteci Yazar Murat Çetin, yazısında şu fıkrayı aktardı:&nbsp;"Bir deli eline fırçayı almış. Bomboş bir tuvale bakıyormuş. Yanına biri gelmiş: 'Ne çizdin?' 'Çimen yiyen inek.' 'Çimen nerede?' 'İnek yedi.' 'İnek nerede?' Deli gülmüş: 'Çimleri yiyen inek durur mu hiç?'"</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">VATANDAŞ PROJELERİN RESMİNİ GÖRMEK İSTİYOR</span></strong></p>

<p>Fıkradan yola çıkarak Malatya'daki güncel duruma dikkat çeken Çetin, kamu idarecilerinin sürekli sunum yapmasına rağmen sahada bir karşılık bulamadığını ifade etti. Şehirde vatandaşın sürekli olarak aynı belirsizlikle karşı karşıya kaldığını vurgulayan yazar, şu ifadeleri kullandı: "Malatya’da da bazen vatandaş soruyor: 'Anlatılan projeler nerede?' Cevaplar geliyor. Sunumlar geliyor. Açıklamalar geliyor. Vatandaş ise hâlâ aynı soruyu soruyor: '<strong>Tuvali gördük… Resim nerede?'"</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sandik-var-rekabet-yok-78900"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/malatyada-anlatilan-projelerin-sunumunu-gorduk-ama-somut-resim-nerede-1784191001.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Büyük İsimlerle Kurulan Ama İçi Boş Olan Yapılar Güveni Ağır Yaralıyor</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/buyuk-isimlerle-kurulan-ama-ici-bos-olan-yapilar-guveni-agir-yaraliyor-117105</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/buyuk-isimlerle-kurulan-ama-ici-bos-olan-yapilar-guveni-agir-yaraliyor-117105</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, son yıllarda vizyonsuz ve projesiz tabela dernekleri ile vakıfların türediğini belirterek, yetkili kurumların sadece evrak saymak yerine bu yapıların izini sürmesi gerektiği çağrısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı son yazısında son dönemde sayıları hızla artan ancak topluma hiçbir katma değer sunmayan dernek ve vakıfları eleştirdi. Kurulan bu yapıların icraat yerine sadece vitrin ve unvan peşinde koştuğunu ifade eden Çetin, ortaya çıkan bu durumun toplumsal güveni zedelediğini vurguladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">VİZYON YOK KARTVİZİT ÇOK</span></strong></p>

<p>Dernek kurmanın ve vakıfların adını büyütmenin kolay olduğunu ancak asıl zor olanın topluma hizmet üretmek olduğunu belirten Gazeteci Yazar Murat Çetin, son yıllarda türeyen tabelaların iç yüzünü şu sözlerle aktardı:&nbsp;<strong>"İçeri giriyorsun, vizyon yok. Projeye bakıyorsun, iz yok. Eseri arıyorsun, ses yok. Ama kartvizit maşallah. Mühür hazır. Protokol tamam. Fotoğraf eksiksiz. Bir de isim dinî olunca… Kapılar daha çabuk açılıyor. Bağış daha kolay toplanıyor. Nüfuz daha rahat kuruluyor. İtibar emekle değil… Unvanla devşirilmeye çalışılıyor."</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EMANET HAFİFLEYİNCE GÜVEN YARA ALIR</span></strong></p>

<p>Bu durumun ciddi bir tehlike oluşturduğunun altını çizen Çetin, dernek ve vakıfların kişisel birer vitrin olamayacağını ifade etti. Topluma ait bu kurumların amacından saptırılmaması gerektiğini belirterek, konuşmasında şu uyarılarda bulundu:<strong>&nbsp;"İşte tehlike burada başlıyor. Çünkü dernek tabela değildir. Vakıf vitrin değildir. İkisi de milletin emanetidir. Emanet hafifleyince… Güven ağır yara alır."</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DENETLEYİCİ KURUMLARA "İZ SÜRÜN" ÇAĞRISI</span></strong></p>

<p>Tabela derneklerinin ve sahte itibar peşinde koşanların engellenmesi için resmi kurumlara büyük görevler düştüğünü ifade eden Murat Çetin, denetimlerin sadece kağıt üzerinde kalmaması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:&nbsp;<strong>"Dernekler Müdürlüğü de… Vakıflar Bölge Müdürlüğü de… Sadece evrak saymamalı. İz sürmeli. Çünkü gerçek hizmet kendini anlatmaz. Sahte itibar ise en çok kendini anlatır. Ve bir şehirde tabelalar büyüyüp eserler küçülmeye başladıysa… orada sorun binada değil, zihniyettedir."</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sandik-var-rekabet-yok-78900"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 10:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/buyuk-isimlerle-kurulan-ama-ici-bos-olan-yapilar-guveni-agir-yaraliyor-1784188980.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Yıllarca Ankara&#039;nın Kapısını Çaldı... Bu Kez Kapıyı Amerika Çaldı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-yillarca-ankaranin-kapisini-caldi-bu-kez-kapiyi-amerika-caldi-117079</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-yillarca-ankaranin-kapisini-caldi-bu-kez-kapiyi-amerika-caldi-117079</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası'nda kurulan masayı köşesine taşıyarak, "Amerika kapıyı çaldı, şimdi geriye tek soru kalıyor: Malatya 340 milyon müşterinin bulunduğu o kapıdan içeri girecek mi?" sözleriyle tarihi fırsata dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya'nın küresel pazara açılması noktasında tarihi bir gelişme yaşandı. Yıllardır teşvikler ve destekler için Ankara'nın kapısını çalan Malatya, bu kez dünya ekonomisinin dev aktörünü ağırladı. Gelişmeleri malatyatime.com'daki köşesinde analiz eden Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası'nda kurulan kritik masanın önemine dikkat çekti.</p>

<p>Murat Çetin, Malatya'nın önündeki bu büyük fırsatı köşesinde şu sözlerle aktardı:<strong>&nbsp;"Malatya yıllardır kapı çalıyor. Ankara’nın kapısını. Bakanlığın kapısını. Teşviklerin kapısını. Bu defa… Kapıyı Amerika çaldı. Üstelik Malatya’nın en stratejik adresinde… Ticaret ve Sanayi Odası’nda. Tam 340 milyonluk bir pazarın temsilcileriyle aynı masaya oturuldu. Dünyanın her yıl 3,4 trilyon doların üzerinde mal ithal eden dev ekonomisi konuşuldu. Kayısı konuşuldu. Tekstil konuşuldu. Makine konuşuldu. İhracat konuşuldu. Ama asıl konuşulan… Malatya’nın dünyaya nasıl açılacağıydı."</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TARİHİ MASANIN ARDINDAKİ İSİMLER</span></strong></p>

<p>Kurulan masanın sıradan bir panel olmadığını ve şehrin kaderini etkileyebileceğini belirten Çetin, organizasyonun mimarlarına ve önemine şu ifadelerle değindi<strong>: "Bu masanın mimarı ise TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı oldu. Çünkü bazı insanlar toplantı düzenler. Bazıları protokol ağırlar. Bazıları ise şehirlerin kaderine yeni bir kapı aralar. Vahap Munyar’ın moderatörlüğünde kurulan o masa… Sıradan bir panel değildi. Malatya’nın Amerika ile aynı cümlede buluştuğu ender fotoğraflardan biriydi."</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ŞİMDİ CEVAP BEKLEYEN TEK BİR SORU VAR</span></strong></p>

<p>Kritik buluşmanın ardından Malatya iş dünyasının atacağı adımların hayati önem taşıdığını vurgulayan yazar Murat Çetin, yazısını şu sorgulamayla tamamladı:&nbsp;<strong>"Şimdi geriye tek soru kalıyor. Malatya… 340 milyon müşterinin bulunduğu o kapıdan içeri girecek mi… Yoksa yine kapının önünde konuşmaya devam mı edecek?"</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sandik-var-rekabet-yok-78900"><strong><span style="color:#c0392b">YAZININ DEVAMI BURADA</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 10:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/malatya-yillarca-ankaranin-kapisini-caldi-bu-kez-kapiyi-amerika-caldi-1784097974.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Siyasi Tartışmada Yeni Gündem: Hesap Hareketleri Açıklanacak Mı?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/siyasi-tartismada-yeni-gundem-hesap-hareketleri-aciklanacak-mi-117078</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/siyasi-tartismada-yeni-gundem-hesap-hareketleri-aciklanacak-mi-117078</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, malatyatime.com'daki köşe yazısında deprem yardımı tartışmalarına değinerek, siyasetin beyanla hukukun ise belgeyle yürüdüğünü vurguladı ve "Emanetin dili nutuk değildir. Dekonttur" diyerek tarafları hesap hareketlerini açıklamaya çağırdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya yerel siyasetinde deprem yardımları üzerinden yürütülen tartışmalar gündemdeki sıcaklığını koruyor. Konuyu malatyatime.com'daki köşesine taşıyan Gazeteci Yazar Murat Çetin, siyaset sahasında karşılıklı yapılan açıklamalara dikkat çekerek iddia yerine ispatın esas alınması gerektiğinin altını çizdi. Çetin, kürsülerden yapılan uzun konuşmalar yerine banka kayıtlarının ve somut belgelerin ortaya konulması gerektiğini savundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EMANETİN DİLİ NUTUK DEĞİL DEKONTTUR</span></strong></p>

<p>Murat Çetin, kaleme aldığı yazısında deprem dönemindeki yardımların önemine değinerek konuyu şu sözlerle özetledi:<strong>&nbsp;"Malatya’da yine mikrofonlar çalışıyor. Açıklamalar peş peşe geliyor. Cümle çok. Belge az. Veli Ağbaba diyor ki: 'Bunlar deprem yardımıydı.' Olabilir. Zaten mesele iddia değil. İspat. Çünkü deprem, bu milletin en hassas yarası. O yaranın üzerine düşen her kuruş… milletin emanetidir. Emanetin dili nutuk değildir. Dekonttur."</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SİYASET BEYANLA HUKUK BELGEYLE YÜRÜR</span></strong></p>

<p>Tartışmalarda en çok kimin konuştuğunun değil, hangi belgenin sunulduğunun önem taşıdığına değinen Çetin, sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı:</p>

<p><strong>"Böyle zamanlarda en uzun basın toplantısını yapan değil… en kısa banka dökümünü gösteren kazanır. Çünkü siyaset beyanla yürür. Hukuk belgeyle yürür. Gerisi gürültüdür. Gerisi uğultudur. Gerisi mikrofona söylenmiş cümlelerdir. Madem her şey deprem yardımıydı… O zaman bırakalım konuşmayı. Hesap hareketleri konuşsun."</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sandik-var-rekabet-yok-78900"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p><br />
<br />
<img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-07-12%20at%2021_13_50%20(1).jpeg" style="height:662px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 08:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/siyasi-tartismada-yeni-gundem-hesap-hareketleri-aciklanacak-mi-1784096153.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / 15 Temmuz: Bir Doğum Günü Tefekkürü</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-15-temmuz-bir-dogum-gunu-tefekkuru-117077</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-15-temmuz-bir-dogum-gunu-tefekkuru-117077</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İhanetin Gölgesinde Diriliş...</p>

<p>15 Temmuz, bugün benim doğum günüm..</p>

<p>Ve dahi Emekli olduğum gün ...</p>

<p>Ama 15 Temmuz 2016 ise benim Sakarya Camili'de vilayet önünde kıyam gecem oldu...</p>

<p>İlahi bir güç Şevki ile adeta bir feraset atı şehadet aşkı ile meydanlara koşuyorduk...&nbsp;</p>

<p>Her insanın takviminde, hayatının rotasını belirleyen, ruhuna bir nişan gibi işlenen günler vardır.&nbsp;</p>

<p>İşte bu kıyam gecesi o günlerden biri idi...</p>

<p>Kimi için bir başarı, kimi için bir kavuşma günüdür bunlar.&nbsp;</p>

<p>Benim için 15 Temmuz ise hem ömrümün en şahsi dönüm noktası olan emeklilik günümü hem de bu necip milletin üzerine çökmeye çalışan en büyük karanlığı, ihanetin o en koyu tonunu temsil ediyor.&nbsp;</p>

<p>Doğduğum gün ile vatanımın diriliş gününün aynı takvime yazılması, benim için sadece bir tesadüf değil, ömrümün kalanını bir nöbet ve şükür bilinciyle geçirmem için verilmiş ilahi bir sevkediştir...</p>

<p>Ve Tefekkür!<br />
Acıtan hali ile...</p>

<p>Aldatılmışlığın Acı Anıları...</p>

<p>Geriye dönüp baktığımızda, hafızamız bizi o masum günlerin sarı loşluğuna götürüyor.&nbsp;</p>

<p>Nur topu gibi gençler...</p>

<p>Muhitimizde, çevremizde...<br />
Birikmeye başladı...</p>

<p>Sanki aynı tornadan çıkmış gibi...</p>

<p>Tek tip idi bu gençler...</p>

<p>Mahallemizde, ailemizde her yerde karşımıza çıkan bu pırıl pırıl gençler, nazik ve saygılı öğrenciler, gençler, &nbsp;hızla biriktiler hayatımızda...</p>

<p>Bu gençler;<br />
İnsanın içini ısıtan bir gayretle derslerine çalışır, geleceğin teminatı gibi görünürlerdi.&nbsp;</p>

<p>İmrendik, sevdik, güvendik. "Zekât" dediler malımızı, "kurban" dediler kurbanımızı, "deri" dediler emelimizi teslim ettik.&nbsp;</p>

<p>Gözümüzün nuru evlatlarımızı, daha iyi bir eğitim alacaklar, vatanına milletine hayırlı birer nefer olacaklar ümidiyle o dershanelerin, o okulların kapısından içeri emanet ettik.</p>

<p>Fakat biz, ilmik ilmik örülen bir "zombileşme" operasyonunun farkında değildik.&nbsp;</p>

<p>Kendi öz evlatlarımızı, bizden koparıp bir başka iradenin kuklası haline getiren o sinsi mekanizma, evlerimizin içinden, sofralarımızın başından sızdı.&nbsp;</p>

<p>Biz, huzurla uyurken, onlar bakanlıklarda, genel müdürlüklerde, ordunun mahreminde, emniyetin ve maliyenin kalbinde, devleti içeriden çürüten bir kanser hücresi gibi çoğaldılar.&nbsp;</p>

<p>Meğer biz, "Devletimiz var" derken, farkına varmadan bir "FETÖ devleti" kuşatması altındaymışız.</p>

<p>İlahi Bir Müdahale ve Feraset Şafağı...</p>

<p>Ancak unutulan bir hakikat vardı:&nbsp;</p>

<p>Bu şüheda yurdunun sahibi, hoca görünümlü kardinallere teslim edilmeyecek kadar azizdir. Allah’ın da bir hesabı, bir muradı vardı.&nbsp;</p>

<p>O gece, bir ilahi emredişle bu milletin feraset pencereleri sonuna kadar açıldı.</p>

<p>Sapan taşlarıyla F-16’lara kafa tutan o cesur yürekler, Çanakkale’nin, Gelibolu’nun aziz ruhunu 15 Temmuz’un karanlığına bir meşale gibi taşıdı.&nbsp;</p>

<p>O gece, o sözde hoca ve müritleri, bir lağım faresi gibi kuyruğundan yakalandı ve tarihin çöplüğüne mahkûm edildi.&nbsp;</p>

<p>Unutulmamalıdır ki!<br />
O gün, kafası ezilen o yapı, ininin en karanlık köşelerine sinip, kripto moduna geçtiler...</p>

<p>Ancak ne yazık ki eniklerinin çıkacağı yılan yumurtalarını kilit yerlerin kuytularında bıraktılar!</p>

<p>"Ak Kıl İçinde Ak Domuz Kılı" ve Güncel Tehditler<br />
Bugün en büyük tehlike, o günün dehşetini unutmak ve "normalleşme" kisvesi altında bu sinsi yapının sızma girişimlerine göz yummaktır.&nbsp;</p>

<p>Bu habis yapı,<br />
örgüt elebaşının ölümünün ardından tehdit bitmemiştir; aksine yapı, paravan şirketler, sosyal gruplar ve dijital hatlar üzerinden kamufle olarak "güncel yapılanma" faaliyetlerini sürdürmektedir.&nbsp;</p>

<p>Bunlar!...</p>

<p>"Kendilerine yeni gizli finansal kaynaklar bulmaya çalışan, 'kripto' unsurları üzerinden yeniden toparlanma hayalleri kuran" bu şebeke, devleti dışarıdan değil, içeri sızarak kendi gücüyle yıkmaya çalışmaktadır.</p>

<p>Köy tavuğunun altındaki yılan yumurtası gibi, &nbsp;bu necipilletin şefkatli kanatları altında "masum ve sevimli" bir çehreyle saklanan o yılan enikler, bugün fırsat kolluyor.&nbsp;</p>

<p>Aman dikkat!</p>

<p>Kimi akl-ı evvellerin sinsi telkinleriyle, Ömer Halisdemirlerin şahadetini unutturmaya; o yapıyı "masum" göstermeye çalışan sesler yükseliyor.&nbsp;</p>

<p>Hayır!&nbsp;</p>

<p>Bugün her zamankinden daha dikkatli olma günüdür.&nbsp;</p>

<p>Bakan Gürlek'in de belirttiği üzere, "mücadelemiz son kripto unsur temizlenene kadar" sürecektir.&nbsp;</p>

<p>Bizler de kılı kırk yaran bir dikkatle; ak kılın içinde, o sinsi "ak domuz kılını" ayırt edecek bir ferasetle hareket etmek zorundayız.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/15-temmuz-bir-dogum-gunu-tefekkuru-78902"><strong><span style="color:#2980b9">YAZININ DEVAMI BURADA</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 10:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/dogan-dag-15-temmuz-bir-dogum-gunu-tefekkuru-1784093784.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mustafa AKDEMİR / Biz Niçin Varız?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/mustafa-akdemir-biz-nicin-variz-117065</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/mustafa-akdemir-biz-nicin-variz-117065</guid>
                <description><![CDATA[Mustafa AKDEMİR yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan bazen durmayı, durup düşünmeyi unutuyor.</p>

<p>Koşuyor, yetişiyor, hesap yapıyor, kazanıyor, kaybediyor… Fakat bütün bu telaşın içinde en önemli soruyu çoğu zaman kendine sormuyor:</p>

<p>"Ben niçin varım?"</p>

<p>Fakat İnsan, bir gün mutlaka bu soruyla baş başa kalıyor. Bazen yıldızlı bir gecede gökyüzüne bakarken, bazen bir hastane odasında, bazen de bir mezar taşının önünde... O soru usulca gelip zihnin kapısını çalıyor: "Bütün bunlar neden var?"</p>

<p>Modern dünya bu soruya çoğu zaman sağladığı fayda üzerinden cevap arıyor. Ağaç oksijen ürettiği için, arı bal yaptığı için, güneş ısı verdiği için önemli görülüyor. Elbette bunlar doğru. Ama acaba bütün kâinatın anlamı yalnızca bize hizmet etmekten mi ibaret? Onlar insana hizmet için varsa insan niçin var?</p>

<p>Bir ressam düşünün. Günlerini vererek muhteşem bir tablo yapıyor. O tabloyu yalnızca duvarı kapatsın diye mi çizer? Bir bestekâr senfonisini sadece birkaç dakikalık sessizliği doldursun diye mi yazar? Elbette hayır. Sanatkâr eserinde kendini anlatır. Güzelliğini gösterir. Hünerlerini paylaşır ve sanatının şuur sahipleri tarafından görülmesini ve takdir edilmesini ister.&nbsp;</p>

<p>Kâinata da böyle bakmayı denediğimizde bambaşka bir manzara çıkıyor karşımıza.</p>

<p>Her çiçek, her kelebek, her yıldız, hatta bir kar tanesi bile sanki "Beni yaratanı tanı." diyen sessiz bir cümleye dönüşüyor. Varlıklar sadece kendileri için yaşamıyor; kendilerinden daha büyük bir hakikati gösteriyorlar.</p>

<p>İşte bu yüzdendir ki, yaratılışın en büyük gayesi Marifetullah'tır; yani Allah'ı tanımak. O'nu isimleriyle, sıfatlarıyla, eserleriyle bilmek... Ardından da bu tanımanın tabiî neticesi olan kulluk ve ibadet...</p>

<p>Bu bakış açısıyla insan, artık kâinatın tüketicisi değil; onun okuyucusu oluyor.</p>

<p>Aslında dünya, baştan sona okunmayı bekleyen dev bir kitap gibi... Dağlar satır, nehirler cümle, ağaçlar kelime, çiçekler ise rengârenk harfler... Hepsi aynı hakikati farklı dillerle anlatıyor.</p>

<p>İnsan da bu kitabın tek okuyucusu değil. Melekler ve cinler gibi diğer şuurlu varlıklar da bu büyük sergiyi seyrediyor. Fakat insana ayrı bir vazife verilmiş. Gördüğü güzellikleri fark etmek, onları anlamlandırmak ve başkalarına da anlatmak...</p>

<p>İnsanın "eşref-i mahlûkat" oluşunun sırrı burada gizli.</p>

<p>Peki ya bizim günlük hayatımız?</p>

<p>Yemek yemek, çalışmak, kazanmak, üretmek, dinlenmek... Bunlar elbette hayatın bir parçası. Fakat bütün bunlar, yaratılışın en büyük amacı değil. Ağacın meyve vermesi, ineğin süt vermesi, toprağın ürün yetiştirmesi... Bunların hepsi güzel hikmetler. Ama asıl gaye bunların arkasındaki Sanatkârı tanımaya vesile olmaları.</p>

<p>Çünkü bir çiçeğin en büyük vazifesi yalnızca güzel kokmak değildir; güzelliğiyle Güzel Olan'ı hatırlatmaktır.</p>

<p>Dünya da bu yüzden kalıcı bir yurt olarak değil, geçici bir misafirhane olarak tarif edilir. Buraya sonsuza kadar kalmaya değil, öğrenmeye geldik. Kendimizi, Rabbimizi ve hayatın anlamını tanımaya geldik.</p>

<p>Belki de insanın huzuru da burada başlıyor.</p>

<p>Çünkü "Ben neden varım?" sorusunun cevabı bulunmadan, "Nasıl yaşamalıyım?" sorusunun cevabı eksik kalıyor.</p>

<p>Kâinata yalnızca madde gözüyle baktığımızda çoğu zaman anlamlandıramadığımız sayısız eşya görüyoruz. Fakat mana gözüyle bakabildiğimizde, eşyanın arkasında sonsuz bir hikmet, sonsuz bir sanat ve sonsuz bir rahmet okumaya başlıyoruz.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/biz-nicin-variz-78901"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 15:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/mustafa-akdemir-biz-nicin-variz-1784031519.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Açlıktan Karnı Ağrıyan Şehre Hazım İlacı Veriliyor: İşte Bakan Ziyaretindeki O Büyük Çelişki</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/acliktan-karni-agriyan-sehre-hazim-ilaci-veriliyor-iste-bakan-ziyaretindeki-o-buyuk-celiski-117052</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/acliktan-karni-agriyan-sehre-hazim-ilaci-veriliyor-iste-bakan-ziyaretindeki-o-buyuk-celiski-117052</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci-Yazar Murat Çetin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'nın Malatya ziyaretini ve kent yönetiminin sergilediği tavrı eleştirdi. Depremden çıkmış, göç vermiş ve ekonomik çıkmazdaki bir şehrin asıl sorunlarının görmezden gelindiğini savunan Çetin, "Açlıktan karnı ağrıyana hazım ilacı verilmez. İşsizliğin olduğu yerde raf gösterilmez, üretimin konuşulması gereken yerde vitrin gezdirilmez." diyerek çarpıcı bir analizde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Murat Çetin, kaleme aldığı son makalesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın Malatya ziyaretini mercek altına aldı. Kentin deprem sonrası yaşadığı derin ekonomik ve sosyal krizlere dikkat çeken Çetin, şehir yönetiminin ortaya koyduğu vizyonu ve sergilediği öncelikleri sert bir dille eleştirdi. Ziyaretin ardından sunulan ilk icraatı eleştiren yazar, teşhisin ve tedavi yönteminin tamamen yanlış olduğunu savundu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-07-12%20at%2022_46_06.jpeg" style="height:800px; width:565px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İLK REÇETE KÜTÜPHANE OLDU</span></strong></p>

<p>Çalışma Bakanı’nın kente gelişiyle ortaya konan ilk somut adımın kütüphane olmasını şaşkınlıkla karşıladığını belirten Murat Çetin, kentin önceliklerinin çok daha farklı olduğunu ifade etti. Büyüklerin "Açlıktan karnı ağrıyana hazım ilacı verilmez." sözünü hatırlatan Çetin, durumun bir ilaç değil, doğrudan doğruya teşhis sorunu olduğunu vurguladı.</p>

<p>Yazısında kentin içinde bulunduğu ekonomik darboğazı ve halkın beklentilerini özetleyen Çetin, şu ifadeleri kullandı:&nbsp;<strong>"Çalışma Bakanı Malatya’ya geldi. Ve ilk reçete… kütüphane oldu. İnsan şaşırıyor. Şehrin midesi kazınıyor. Esnaf siftah peşinde. Sanayici sermaye peşinde. Genç iş peşinde. Ama biz… hazım ilacı gösteriyoruz. Kimse kütüphaneye itiraz etmiyor. Ekmekten önce kitap diyene de rastlamadım. Ama depremden çıkmış, don yemiş, göç vermiş bir şehrin derdiyle… gösterilen vitrin aynı değil."</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SİZ TERMOMETREYİ CİLALIYORSUNUZ</span></strong></p>

<p>Şehir yöneticilerinin kentin gerçek sorunlarına odaklanmak yerine yüzeysel çözümlerle göz boyamaya çalıştığını dile getiren Çetin, sorunun özüne inilmesi gerektiğinin altını çizdi. Yazar, yöneticilerin tavrını şu sözlerle eleştirdi:<strong>&nbsp;"Çünkü doktorun mahareti ilacı yazmakta değil… hastalığı doğru teşhis etmektedir. Malatya’nın ateşi çıkmış. Siz termometreyi cilalıyorsunuz. Nabzı düşmüş. Siz stetoskopu parlatıyorsunuz. Hasta ayağa kalkamıyor. Siz reçetenin yazı karakterini beğeniyorsunuz. İşte itiraz tam da buna."</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İŞSİZLİĞİN OLDUĞU YERDE RAF GÖSTERİLMEZ</span></strong></p>

<p>Bakanlık düzeyindeki bir ziyarette istihdam ve üretime dair projeler yerine kütüphane odaklı bir sunum yapılmasının kabul edilemez olduğunu belirten Murat Çetin, yerel yönetimin bu süreçte sınıfta kaldığını yazdı.</p>

<p>Çetin, makalesini şu cümlelerle noktaladı:<strong>&nbsp;"Çalışma Bakanı’na çalışma gösteremeyen bir şehir yönetimi… başarı hikâyesi anlatamaz. Çünkü işsizliğin olduğu yerde raf gösterilmez. Üretimin konuşulması gereken yerde vitrin gezdirilmez. Büyüklerin sözü yine doğru çıktı. Açlıktan karnı ağrıyan şehre… hazım ilacı yazılmaz."</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sandik-var-rekabet-yok-78900"><strong><span style="color:#2980b9">YAZININ TAMAMI BURADA</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/acliktan-karni-agriyan-sehre-hazim-ilaci-veriliyor-iste-bakan-ziyaretindeki-o-buyuk-celiski-1784009839.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;da Adaylar Konuşuluyor Ama Asıl Tartışma Başka</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-adaylar-konusuluyor-ama-asil-tartisma-baska-117029</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-adaylar-konusuluyor-ama-asil-tartisma-baska-117029</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci / Yazar Murat Çetin, "Sandık Var... Rekabet Yok" başlıklı köşe yazısında Malatya Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Çetin, mevcut tabloya ilişkin rakamları paylaşırken, seçimlerde asıl meselenin aday değil rekabet olduğunu savundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya'nın dinamiklerini yakından takip eden gazeteci Murat Çetin, kaleme aldığı son makalesinde Malatya Ticaret ve Sanayi Odası’nın (MTSO) asıl probleminin seçimler değil, odadaki rekabet eksikliği olduğunu çarpıcı verilerle ortaya koydu. Çetin, odadaki mevcut tabloyu değerlendirirken, 30 meslek grubunun 23’ünün aynı listede yer aldığını ve 81 meclis üyesinin 62’sinin aynı ekipten oluştuğunu belirterek bu durumun şehre yansımalarını masaya yatırdı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AFİŞLE VE İYİ NİYETLE SEÇİM KAZANILMAZ</span></strong></p>

<p>Son dönemde MTSO başkan adaylığı için adı geçen Mahmut Boyraz’ın durumuna da değinen Murat Çetin, ticaret hayatındaki tecrübenin kıymetli olduğunu ancak bayilik yapmakla 12 bin 600 üyeli bir yapıyı yönetmeye talip olmanın aynı şey olmadığını vurguladı. Çetin, seçimi kazanmanın formülünü şu sözlerle özetledi:&nbsp;"<strong>Soru aday olmak değil. Kazanabilecek aday olabilmek. Çünkü 12 bin 600 üyeli bir odada seçim, sadece afişle kazanılmaz. Sadece dostlukla da. Sadece iyi niyetle hiç olmaz. Sanayiciyi ikna edeceksin. Tüccarı ikna edeceksin. 30 ayrı meslek grubuna aynı cümleyi kurabileceksin. Bir de karşında yıllardır teşkilatını kurmuş, meclis çoğunluğunu elinde tutan bir başkan varken… İşte orada mesele başlıyor."</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">REKABET ZAYIFLAYINCA ŞEHİR DE ZAYIFLIYOR</span></strong></p>

<p>Türkiye ekonomisine yön veren, holding yöneten ve dünya markası çıkaran Malatyalı iş insanlarının varlığına dikkat çeken Çetin, Malatya'ya dönüldüğünde ise koskoca Ticaret ve Sanayi Odası seçiminde şehri ayağa kaldıracak bir rekabetin bulunamamasını eleştirdi. Güçlü bir başkanın en büyük sınavının güçlü bir rakip olduğunu dile getiren Çetin, yazısında şu ifadelere yer verdi:&nbsp;<strong>"Rekabet zayıflayınca, şehir de zayıflıyor. Bugün Mahmut Boyraz’ın adı konuşuluyor. Hayırlı olsun. Bu seçimde asıl ihtiyaç, sadece isim değil. Temsil gücü. Vizyon. Ekip. Şehri peşinden sürükleyecek ağırlık. Güçlü başkanın gerçek sınavı… güçlü rakiptir. Rakip büyümezse… Başkan da büyümez. Ve sonunda sandığı biri kazanır. Kaybeden ise yine Malatya olur."</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sandik-var-rekabet-yok-78900"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-07-12%20at%2022_46_06%20(1).jpeg" style="height:800px; width:731px" /></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/malatyada-adaylar-konusuluyor-ama-asil-tartisma-baska-1783925721.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Sandık Var... Rekabet Yok</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-sandik-var-rekabet-yok-117026</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-sandik-var-rekabet-yok-117026</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Ticaret ve Sanayi Odası’nın asıl problemi seçim değil.</p>

<p>Rakip.</p>

<p>Rakamlar ortada.</p>

<p>30 meslek grubunun <strong>23’ü</strong> aynı listede.</p>

<p>81 meclis üyesinin<strong> 62’si</strong> aynı ekipten.</p>

<p>Buna başarı diyebilirsiniz.</p>

<p>Ama ben başka bir şey görüyorum.</p>

<p><strong>Rekabet zayıflayınca, şehir de zayıflıyor.</strong></p>

<p>Bugün Mahmut Boyraz’ın adı konuşuluyor.</p>

<p>Hayırlı olsun.</p>

<p>Ama soru aday olmak değil.</p>

<p><strong>Kazanabilecek aday olabilmek.</strong></p>

<p>Çünkü 12 bin 600 üyeli bir odada seçim, sadece afişle kazanılmaz.</p>

<p>Sadece dostlukla da.</p>

<p>Sadece iyi niyetle hiç olmaz.</p>

<p>Sanayiciyi ikna edeceksin.</p>

<p>Tüccarı ikna edeceksin.</p>

<p>30 ayrı meslek grubuna aynı cümleyi kurabileceksin.</p>

<p>Bir de karşında yıllardır teşkilatını kurmuş, meclis çoğunluğunu elinde tutan bir başkan varken…</p>

<p>İşte orada mesele başlıyor.</p>

<p>Mahmut Boyraz’ın ticaret hayatındaki tecrübesi elbette kıymetlidir.</p>

<p>Ancak <strong>bayilik yapmakla, 12 bin 600 üyelik bir yapıyı yönetmeye talip olmak aynı şey değildir.</strong></p>

<p>Bu seçimde asıl ihtiyaç, sadece isim değil.</p>

<p><strong>Temsil gücü.</strong></p>

<p><strong>Vizyon.</strong></p>

<p><strong>Ekip.</strong></p>

<p><strong>Şehri peşinden sürükleyecek ağırlık.</strong></p>

<p>İnsan dönüp İstanbul’a bakıyor.</p>

<p>Türkiye ekonomisine yön veren kaç Malatyalı var.</p>

<p>Holding yöneten var.</p>

<p>İhracat yapan var.</p>

<p>Dünya markası çıkaran var.</p>

<p>Sonra Malatya’ya dönüyor.</p>

<p>Koskoca Ticaret ve Sanayi Odası seçiminde…</p>

<p><strong>Şehri ayağa kaldıracak rekabeti bulamıyor.</strong></p>

<p>İşte can acıtan yer tam burası.</p>

<p>Çünkü güçlü başkanın gerçek sınavı…</p>

<p><strong>güçlü rakiptir.</strong></p>

<p>Rakip büyümezse…</p>

<p>Başkan da büyümez.</p>

<p>Ve sonunda sandığı biri kazanır.</p>

<p><strong>Kaybeden ise yine Malatya olur.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-07-12%20at%2022_46_06%20(1).jpeg" /></strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>HAZIM İLACI</strong></span></p>

<p>Büyükler boşuna söylememiş:</p>

<p><strong>“Açlıktan karnı ağrıyana hazım ilacı verilmez.”</strong></p>

<p>Çünkü mesele ilaç değildir.</p>

<p>Teşhistir.</p>

<p>Çalışma Bakanı Malatya’ya geldi.</p>

<p>Ve ilk reçete…</p>

<p><strong>kütüphane oldu.</strong></p>

<p>İnsan şaşırıyor.</p>

<p>Şehrin midesi kazınıyor.</p>

<p>Esnaf siftah peşinde.</p>

<p>Sanayici sermaye peşinde.</p>

<p>Genç iş peşinde.</p>

<p>Ama biz…</p>

<p><strong>hazım ilacı gösteriyoruz.</strong></p>

<p>Kimse kütüphaneye itiraz etmiyor.</p>

<p>Ekmekten önce kitap diyene de rastlamadım.</p>

<p>Ama depremden çıkmış, don yemiş, göç vermiş bir şehrin derdiyle…</p>

<p>gösterilen vitrin aynı değil.</p>

<p>Çünkü doktorun mahareti ilacı yazmakta değil…</p>

<p><strong>hastalığı doğru teşhis etmektedir.</strong></p>

<p>Malatya’nın ateşi çıkmış.</p>

<p>Siz termometreyi cilalıyorsunuz.</p>

<p>Nabzı düşmüş.</p>

<p>Siz stetoskopu parlatıyorsunuz.</p>

<p>Hasta ayağa kalkamıyor.</p>

<p>Siz reçetenin yazı karakterini beğeniyorsunuz.</p>

<p>İşte itiraz tam da buna.</p>

<p>Çalışma Bakanı’na çalışma gösteremeyen bir şehir yönetimi…</p>

<p>başarı hikâyesi anlatamaz.</p>

<p>Çünkü<strong> işsizliğin olduğu yerde raf gösterilmez.</strong></p>

<p><strong>Üretimin konuşulması gereken yerde vitrin gezdirilmez.</strong></p>

<p>Büyüklerin sözü yine doğru çıktı.</p>

<p><strong>Açlıktan karnı ağrıyan şehre…</strong></p>

<p><strong>hazım ilacı yazılmaz.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-07-12%20at%2022_46_06.jpeg" /></strong></p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sandik-var-rekabet-yok-78900"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 09:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/murat-cetin-sandik-var-rekabet-yok-1783887000.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nûh kavmi nerede yanıyor?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/nuh-kavmi-nerede-yaniyor-117004</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/nuh-kavmi-nerede-yaniyor-117004</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir cümle…</p>

<p>Bazen sayfalarca izahın yerini tutar.</p>

<p>Bir kelime…</p>

<p>Bazen bir inancı ayakta tutar.</p>

<p><strong>Kelâmullah böyledir.</strong></p>

<p>Az lafızla…</p>

<p>Çok hakikat ifade eder.</p>

<p>Bugün bazıları büyük bir rahatlıkla:</p>

<p><strong>“Kur’an’da kabir hayatı yok.”</strong></p>

<p>diyebiliyor.</p>

<p>Bu sözü duyunca aklıma önce kabir gelmiyor.</p>

<p><strong>Kur’an geliyor.</strong></p>

<p>Çünkü mesele kabir hayatından ziyade,</p>

<p>Kelâmullah’ın nasıl okunduğudur.</p>

<p>Şimdi Nûh Sûresi’nin önünde biraz duralım.</p>

<p>Acele etmeyelim.</p>

<p>Allah Teâlâ buyuruyor:</p>

<p><strong>“Günahları sebebiyle boğuldular; ardından ateşe sokuldular.”</strong> (Nûh, 71/25)</p>

<p>Önce boğulma…</p>

<p>Ardından ateş…</p>

<p>İnsan ister istemez soruyor:</p>

<p><strong>Hangi ateş?</strong></p>

<p>Cehennem mi?</p>

<p>Nasıl olsun?</p>

<p>Henüz kıyamet kopmamış.</p>

<p>Mahşer kurulmamış.</p>

<p>Hesap başlamamış.</p>

<p>Öyleyse Kur’an neden yalnızca:</p>

<p><strong>“Boğuldular.”</strong></p>

<p>buyurmadı?</p>

<p>Neden sözü orada bırakmadı?</p>

<p>İşte muhakkik müfessirlerin asırlardır üzerinde durduğu nokta tam burasıdır.</p>

<p>İmam Taberî bu tertibi esas alıyor.</p>

<p>Kurtubî aynı istidlali kuvvetlendiriyor.</p>

<p>Fahreddin Râzî ayetin nazmına dikkat çekiyor.</p>

<p>Beydâvî aynı inceliği gösteriyor.</p>

<p>İbn Kesîr selefin bu anlayışını naklediyor.</p>

<p>Asırlar değişiyor.</p>

<p>Coğrafyalar değişiyor.</p>

<p>İsimler değişiyor.</p>

<p>Fakat hakikat değişmiyor.</p>

<p><strong>Hayret verici olan kabir hayatı değildir.</strong></p>

<p><strong>Hayret verici olan, bu kadar açık bir tertibin hâlâ başka mânalara çekilmesidir.</strong></p>

<p>Üstelik mesele yalnız Nûh Sûresi de değildir.</p>

<p><strong>Mü’min Sûresi, </strong>Firavun’un kıyametten önce sabah akşam ateşe arz edildiğini haber verir.</p>

<p><strong>Tevbe Sûresi,</strong> iki azaptan söz eder.</p>

<p><strong>Secde Sûresi, </strong>büyük azaptan önce yakın bir azabı bildirir.</p>

<p><strong>Tûr Sûresi,</strong> ahiret azabından önce başka bir azaba işaret eder.</p>

<p><strong>Bakara Sûresi </strong>aynı hakikate başka bir pencereden bakar.</p>

<p><strong>Tâhâ Sûresi </strong>aynı istikameti teyit eder.</p>

<p>Kur’an, kendi ayetlerini yine kendisi tefsir eder.</p>

<p>Ardından Sünnet-i Seniyye gelir.</p>

<p>Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm kabir azabından Allah’a sığınır.</p>

<p>Ümmetine de bunu öğretir.</p>

<p>Sonra muhakkik ulema gelir.</p>

<p>Kitabı sünnetle, sünneti ayetlerle birlikte okur.</p>

<p>Şimdi durup yeniden düşünelim.</p>

<p>Beşerin sözünü tenkit edebilirsiniz.</p>

<p>Felsefî bir görüşe itiraz edebilirsiniz.</p>

<p>Bir müfessirin istidlalini ilmî ölçüler içinde değerlendirebilirsiniz.</p>

<p>Fakat…</p>

<p><strong>Nûh Sûresi’ni…</strong></p>

<p><strong>Mü’min Sûresi’ni…</strong></p>

<p><strong>Tevbe Sûresi’ni…</strong></p>

<p><strong>Secde Sûresi’ni…</strong></p>

<p><strong>Tûr Sûresi’ni…</strong></p>

<p>Ardından Taberî’yi…</p>

<p>Kurtubî’yi…</p>

<p>Fahreddin Râzî’yi…</p>

<p>Beydâvî’yi…</p>

<p>İbn Kesîr’i…</p>

<p>Ve Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm’ın sahih sünnetini…</p>

<p><strong>Hep birlikte nereye koyacaksınız?</strong></p>

<p>Şüphe…</p>

<p>Delilin zayıf olduğu yerde yeşerir.</p>

<p>Kur’an’ın beyanı ortadaysa…</p>

<p>Sünnet onu açıklıyorsa…</p>

<p>Muhakkik ulema aynı istikameti gösteriyorsa…</p>

<p>Artık mesele kabir hayatı değildir.</p>

<p>Mesele, <strong>Allah’ın beyanını mı esas alacağız; yoksa ona rağmen kurulmuş kanaatleri mi?</strong></p>

<p><strong>Selam ve dua ile</strong></p>

<p><strong>Fiemanillah</strong></p>

<p><a href="https://www.dirilispostasi.com/nuh-kavmi-nerede-yaniyor"><strong>KAYNAK: DİRİLİŞ POSTASI GAZETESİ</strong></a><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 16:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/murat-cetin-nuh-kavmi-nerede-yaniyor-1783839976.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ferdanur BERK / Yazın En Çok Yapılan Beslenme Hataları</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-yazin-en-cok-yapilan-beslenme-hatalari-117003</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-yazin-en-cok-yapilan-beslenme-hatalari-117003</guid>
                <description><![CDATA[Ferdanur BERK yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsimi geldiğinde çoğumuz daha hafif beslendiğimizi düşünürüz. Sebzeler sofralarımızda daha fazla yer bulur, meyve tüketimimiz artar, sıcak havaların etkisiyle daha çok su içmeye özen gösteririz. Ancak tam da bu dönemde "Nasıl olsa yaz." diyerek yaptığımız küçük hatalar, farkında olmadan kilo artışına, halsizliğe, ödem oluşumuna ve sindirim problemlerine neden olabilir. Gelin, yaz aylarında en sık karşılaşılan beslenme hatalarına birlikte göz atalım.</p>

<p><strong>"Nasıl Olsa Meyve..." Demeyin</strong></p>

<p>Yaz mevsiminin en sevilen lezzetleri olan karpuz, kavun, kiraz, üzüm ve incir; vitamin, mineral, lif ve antioksidan açısından oldukça değerli besinlerdir. Ancak sağlıklı olmaları gereğinden fazla tüketilebilecekleri anlamına gelmez. Özellikle karpuz ve kavun, yüksek su içeriğine sahip olsalar da doğal meyve şekeri içerirler. Gün içinde farkında olmadan büyük porsiyonlar tüketmek, alınan enerji miktarını ciddi şekilde artırabilir. Meyveleri öğün yerine değil, uygun porsiyonlarda ara öğün olarak tüketmek ve tek seferde birden fazla çeşit meyveyi aşırı miktarda yememek daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Özellikle şeker hastalarının bu duruma dikkat etmeleri gerekir.</p>

<p><strong>Susamayı Beklemeyin</strong></p>

<p>Yazın terlemeyle birlikte yalnızca su değil, sodyum ve potasyum gibi mineralleri de kaybederiz. Susuzluk hissi ortaya çıktığında ise vücudumuz çoğu zaman sıvı kaybetmeye başlamıştır. Bu nedenle özellikle sıcak günlerde su tüketimini susamaya bırakmadan gün içine yaymak gerekir. Çay, kahve ve şekerli içecekler suyun yerini tutmaz.</p>

<p><strong>Sadece Salata Bir Öğün Değildir</strong></p>

<p>"Hafif besleniyorum." düşüncesiyle yalnızca salata tüketmek sık yapılan hatalardan biridir. Salatanın yanında peynir, yoğurt, yumurta, tavuk, balık veya kurubaklagil gibi kaliteli protein kaynakları bulunmadığında kısa sürede yeniden acıkmak kaçınılmaz olur. Dengeli bir öğün için sebze kadar protein de gereklidir.</p>

<p><strong>Açık Büfe Tuzağına Dikkat</strong></p>

<p>Tatillerin vazgeçilmezi açık büfeler, kontrolü kaybetmenin en kolay olduğu ortamlardır. Her çeşitten biraz almak derken tabağımız ihtiyacımızın çok üzerine çıkabilir. Önce sebzelerle başlamak, ardından protein kaynaklarını tercih etmek ve gerçekten tüketmek istediğimiz yiyecekleri seçmek hem sindirim sistemimizi rahatlatır hem de tatil dönüşü yaşanan kilo artışının önüne geçebilir.</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/yazin-en-cok-yapilan-beslenme-hatalari-78899"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 08:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/ferdanur-berk-yazin-en-cok-yapilan-beslenme-hatalari-1783835243.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / Diploma Töreninde Bir Ayet, Bin Çelişki!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-diploma-toreninde-bir-ayet-bin-celiski-117002</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-diploma-toreninde-bir-ayet-bin-celiski-117002</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeditepe Üniversitesi’nde diploma töreni...</p>

<p>Bir yanda cübbeler, diğer yanda geleceğe dair kurulan hayaller.</p>

<p>Sıradan bir mezuniyet tablosu derken...</p>

<p>Sahneye bir genç çıkıyor:&nbsp;</p>

<p>Mustafa Malo.</p>

<p>Elinde bir pankart. Üzerinde Allah’ın ayeti.</p>

<p>"Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" !</p>

<p><br />
O an...&nbsp;<br />
Salonun havası bir anda değişiyor.</p>

<p>Bir grup öğrenci, sanki kutsal bir kelamın değil de, bir "suç aleti"nin önünü keser gibi gencin etrafında etten duvar örüyor.</p>

<p>İtirazlar, engelleme çabaları, gerilen sinirler...</p>

<p>Mustafa ise... Sadece tebessüm ediyor.</p>

<p>Sonradan dinliyoruz; "Beklentiyle yapmadım, önyargıları kırmak istedim" diyor.</p>

<p>Ama en acı olanı; o ayetin önünü kesenlerin arasında, başındaki örtüsüyle, inandığı değerin sancağına bayrak açanlar da var.</p>

<p>Tahlil mi?</p>

<p>Gördüğümüz manzara, buzdağının görünen yüzü.</p>

<p>Üniversite koridorlarında, plazalarda, hatta bazen cami avlularında bile süren o büyük "yabancılaşma"sancısı.<br />
İnancı bir "kültür mirası" sananlar ile onu "hayatın nirengi noktası" bilenler arasındaki kopuş.</p>

<p>Mustafa, o ayeti açarak aslında bir turnusol kağıdı sundu.</p>

<p>O kağıt, kimin inançla "hizalandığını", kimin ise "konjonktürle" hizalandığını açık seçik ifşa etti.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/diploma-toreninde-bir-ayet-bin-celiski-78898"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 08:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/dogan-dag-diploma-toreninde-bir-ayet-bin-celiski-1783834111.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof.Dr. Fikret KARAMAN / İmam Matüridi’nin Günah ve Günahkâr Psikolojisine Yaklaşımı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/profdr-fikret-karaman-imam-maturidinin-gunah-ve-gunahkar-psikolojisine-yaklasimi-116983</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/profdr-fikret-karaman-imam-maturidinin-gunah-ve-gunahkar-psikolojisine-yaklasimi-116983</guid>
                <description><![CDATA[Prof.Dr. Fikret KARAMAN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kelam ilminin öncü alimlerinden İmam Mâtüridî, bugünkü Özbekistan Cumhuriyeti Semerkant şehrinin Mâtürid semtinde doğmuştur. (ö. 333/944) Kenar bir mahalle olan doğum yerine &nbsp;nispetle&nbsp;Mâtüridî&nbsp;lakabıyla tanınmıştır. Üçüncü ve dördünce asırda, İmam-ı Azam’dan gelen ilmi halkalarda ders almıştır. Bu nedenle&nbsp;<strong><em>“Maveraünnehir</em></strong>” bölgesinin İslam ilimleri, kültür ve medeniyetle zenginleşmesinin temelinde bu iki büyük alimin ve talebelerinin ilim meclisleri etkili olmuştur. &nbsp;Onun ilminden istifade edenler zamanla,”<strong><em>&nbsp;imamü’l hüda”</em></strong>/&nbsp;<em>hidayet rehberi</em>,<strong><em>&nbsp;“imamü’l mütekellimin”</em></strong>/<em>&nbsp;kelamcıların önderi</em>&nbsp;&nbsp;ve&nbsp;<strong><em>“reisu ehli’s-sünne”</em></strong>/<em>ehli sünnet’in lideri</em>&nbsp;gibi unvanlarla anmışlardır. Maturidi’nin en önemli özelliği, insanı hayata ve umuda motive eden “<strong><em>akıl, vahiy ve hikmeti”</em></strong>&nbsp;birbirini tamamlayan değerler olarak ele almasıdır.&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p><strong>İnsan ve Günah İşleme Potansiyeli</strong></p>

<p>Dinin yasakladığı ve işleyenin ceza göreceği belirtilen davranışlara günah denir. Bu bağlamda yeryüzünde irade ve eylemlerinden sorumlu tutulan tek varlık insandır. &nbsp;Melekler sadece Allah’ı tenzih ve O’na itaat etmek üzere yaratıldıkları için günah işlemezler. Onlar fesat çıkarma ve kan dökme potansiyelini taşıyan insanın yaratılmasına itiraz etmişlerdir. &nbsp;Cenab-ı Hak onların bu temennilerine,&nbsp;<strong><em>“ben sizin bilmediklerinizi bilirim”&nbsp;</em></strong>şeklinde cevap vererek insanın sevap ve günah işlemeye müsait iki kutuplu bir varlık şeklinde yarattığını açıklamıştır. (Bakara 2/30) Bu nedenle insan, irade ve duygularını kontrol noktasında bazı zaaflarla yaratılmıştır. (Nisa 4/28) Nefsine iyilik ve kötülük ilham edilerek dilediğini tercih etme kabiliyeti verilmiştir. &nbsp;(Şems 91/ 7-8) Kur’an-ı Kerim insanın bu gizemli psikolojisini dikkate alarak başına bir tehlike ve zarar geldiğinde hemen Allah’a dua etmeye koyulduğunu, bu atmosferden kurtulduğunda ise, -sanki hiç acı yaşamamış ve Allah’a &nbsp;&nbsp;yalvarmamış gibi- tekrar inkârcılığa döndüğünü hatırlatmaktadır. &nbsp;(Yunus 10/12) İnsanın bu ruh hali, Hz. Ali’ye ait olduğu değerlendirilen,&nbsp;<em>“Sen kendini küçük bir cisim sanırsın, ama en büyük âlem sende gizlidir</em>” sözü ile onun psikolojisine işaret etmektedir.&nbsp; Bununla birlikte az önce ifade edildiği üzere Allah bütün canlı alemler arasından, kendisine kulluk etmesi için yalnız insanı seçmiş ve kutsal varlıklar olan meleklerin bile ona saygıyla eğilmelerini istemiştir. Bu yönüyle insan evrenin bütün sırlarını bünyesinde taşıyan küçük bir âlem ve komplike bir varlıktır.&nbsp;</p>

<p><strong>Günahı Tahrik Eden Faktörler</strong></p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsan olumlu ve olumsuz iki etki arasında kulluk mücadelesi vermektedir. Olumlu etkinin hedefi kulun günaha girmemesi, girdiği takdirde hemen pişman olup tövbe etmesi, Allah’ın affına mazhar olması ve buna vesile olacak bir hayat sürmesidir. Olumsuz etki ise nefisten, şeytandan ve kötü insanların oluşturduğu olumsuz &nbsp;çevresinden gelmektedir.&nbsp; Bunun da amacı, kulu Allah yolundan uzaklaştırmak, günah, azgınlık ve taşkınlıkta yarışmasını sağlamaktır. Kişiyi bu iki zıt davranış arasında hayırda tutan veya günaha sürükleyen bazı eylemler vardır:&nbsp;<strong><em>Birincisi;</em></strong>&nbsp;bedendeki kötü nefsin harekete geçirdiği iç güdülerdir. Bu dürtüler insanı günaha sürükleyen, fısıltılar halinde telkinde bulunan ve günahların zeminini oluşturan “<em>nefs-i emmâre” dir.</em>&nbsp;Bu gizli ses ve itici güç, Allah’ın insana acıyıp koruması dışında, daima kötülüğü emretmektedir.(Yusuf 12/53)&nbsp; &nbsp;<strong><em>&nbsp;İkincisi;&nbsp;</em></strong>kişinin günah duygusunu ıskalayarak ölümsüz bir dünya hayatı tasavvur etmesi ve ahireti unutmasıdır. Bu düşünceyi benimseyenler bin yıl kadar yaşamak isterler. &nbsp;Oysa ki çok yaşamak, kimseyi azaptan kurtaramaz. (Bakara 2/ 95-96)&nbsp;<strong><em>Üçüncüsü;</em></strong>&nbsp;insan psikolojisi kırılgandır ve zafiyetlerle iç içedir. Hırs, şehvet, duyumsuzluk, fizyolojik ve psikolojik bağımlılıklar üzerinden günaha davetiye çıkaran olumsuzluklardır.&nbsp;<strong><em>&nbsp;Dördüncüsü;&nbsp;</em></strong>dünya hayatını cazip kılan mal- mülk, saltanat, kadın, çocuk, altın, gümüş, soylu/ besili at, sağmal hayvan, yem yeşil ekinler ve manzaralardır.<strong><em>&nbsp;(</em></strong>&nbsp;Âl-i İmrân 3/14).&nbsp;<strong><em>Beşincisi;</em></strong>&nbsp;İnsanları hak yoldan saptırmak için Allah’tan ebedi mühlet isteyen şeytanın, çirkin, içi boş, köpürülmüş yalanlarla dolu telkinlerdir. (A’raf 7/ 14-15)&nbsp;</p>

<p><strong>Günah ve Olumsuz Eylemler</strong></p>

<p>Kur’an, hadis ve genel ahlak kurallarına göre günah sayılan davranışlar&nbsp; &nbsp;çoğunlukla&nbsp;<strong>“<em>ism</em></strong><em>,&nbsp;<strong>cürm, seyyie, zulüm, tuğyan,</strong>&nbsp;zenb,&nbsp;<strong>vizr</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>cünâh”</strong></em>&nbsp;gibi kavramlarla açıklanmıştır. &nbsp;&nbsp;Konuşulan günlük dilimizde de kötülük, taşkınlık, zulüm ve kul hakkı gibi eylemler genellikle günah kavramıyla ifade edilmektedir. Bu bağlamda İslâm dini günahı, tövbesiz affedilip edilmemesine göre, küçük/<em>sagīre&nbsp;</em>ve büyük/<em>kebîre&nbsp;</em>olmak üzere ikiye ayırmıştır. Bu taksime göre, kişinin günahları küçük olsun büyük olsun kasıtlı işlememesi gerekir. Hayatın akışında küçük günahlarla karşılaşılması daha yaygın olup bunların bağışlanması kuvvetle ümit edilmektedir. Şu var ki küçük günahlar, alışkanlık haline getirilmemelidir. Aksi halde bu husustaki umursamazlık, büyük günahların kapılarını aralamaya başlar. Oysa ki büyük günah hem Allah’ın emri hem kamu vicdanı açısından kaçınılması gereken davranışlardır. Öyle ki büyük günahlardan kaçınmakla küçük günahların örtüleceği ve bağışlanacağı müjdelenmiştir. &nbsp;(Nisa 4/31)&nbsp; &nbsp;&nbsp;Büyük günahların tanımında ve sayısında çeşitli görüşler vardır. Bir tanıma göre; genelde dini değerleri benimsememek, hafife alıp alay etmek veya Kur’ân-ı Kerîm’de yasaklanan, hükümlerin ihlali durumunda ateş, azap ve lânetle tehdit edilen günahlardır. Bununla birlikte bazı hadislerde şu eylemler büyük günah olarak açıklanmıştır: “<strong><em>Allah’a ortak koşmak, adam öldürmek, iffetli kadınlara iftira atmak, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, büyü/sihir yapmak, ana-baba hakkına riayet etmemek, yalancı şahitlik yapmak ve faiz yemek”&nbsp;</em></strong>gibi hususlardır. (Buhârî, Edeb, 6)</p>

<p><strong>Allah’ın Rahmeti Sınırlandırılamaz</strong></p>

<p>İslam tarihinde büyük günah işleyenlerin durumu, bir problem olarak hep tartışılmıştır. Konuya radikal bir anlayışla yaklaşan Hâricîler, büyük günah işleyenlerin dinden çıktıklarını belirtmişlerdir. Mu‘tezile ekolünün bilginleri, bu vasıftaki insanların ahirette &nbsp;imanla küfür arasında bir yerde kalacaklarını söylemişlerdir. &nbsp;İmam Matüridi ve diğer Ehl-i sünnet mensupları ise, büyük günah işlemekle dinden çıkmayacakları görüşündedir. Dünyada ve ahirette fasık mümin olarak muamele görürler. Büyük günahları iradelerini kullanarak terk edenler küçük günahlardan tövbe etmiş sayılırlar. (Nisa 4/31) Hal böyle iken günümüzde kimi şahıs ve dini akımların cesaretle büyük günah işleyenleri küfürle ve dinden çıkmakla itham etmeleri kabul edilemez. &nbsp;Kimse Allah’ın rahmetini sınırlandırma ve insanları demoralize etme hakkına sahip değildir. Özellikle ahiret aleminin halleri, tasvir edilerek kimse ceza ve azapla tehdit edilmemelidir. Kastımız günah işlemek isteyenlere alan açmak değil aksine onları dinden soğutmanın tehlikesine dikkat çekmektir. Zira ahiret alemi hakkında yegâne hüküm sahibi Allah’tır.&nbsp;</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/imam-maturidinin-gunah-ve-gunahkar-psikolojisine-yaklasimi-78897"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 12:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/profdr-fikret-karaman-imam-maturidinin-gunah-ve-gunahkar-psikolojisine-yaklasimi-1783675917.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Kareye Girmek Kolaydır Asıl Mesele Şehrin Hafızasında Yer Bulmaktır</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/bir-kareye-girmek-kolaydir-asil-mesele-sehrin-hafizasinda-yer-bulmaktir-116980</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/bir-kareye-girmek-kolaydir-asil-mesele-sehrin-hafizasinda-yer-bulmaktir-116980</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci-yazar Murat Çetin, "Rakip Çıkmayan Şehir" başlıklı yazısındaki "Laf Ebesi" bölümünde kısa ancak dikkat çeken ifadeler kullandı. Çetin, bir karede görünmenin değil, şehrin hafızasında kalıcı bir yer edinmenin asıl değer olduğuna vurgu yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci-yazar Murat Çetin, Malatya Time'da yayımlanan "Rakip Çıkmayan Şehir" başlıklı yazısının "Laf Ebesi" bölümünde, kısa ama düşündüren ifadelerle dikkat çekti. Çetin, fotoğraf karelerinde yer almanın tek başına bir anlam taşımadığına işaret ederek, kalıcı olanın şehrin hafızasında bırakılan iz olduğunu dile getirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KADRAJIN ÖTESİNE DİKKAT ÇEKTİ</span></strong></p>

<p>Murat Çetin, yazısında görünür olmanın yeterli olmadığını şu sözlerle ifade etti:&nbsp;"Kimi şehrin önünde durur. Kimi bakanın. Kareye girmek kolaydır. Mesele, şehrin hafızasına girebilmektir. Demedi deme Abdurrahman…"</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/rakip-cikmayan-sehir-78893"><strong><span style="color:#c0392b">YAZININ DEVAMI BURADA</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/bir-kareye-girmek-kolaydir-asil-mesele-sehrin-hafizasinda-yer-bulmaktir-1783670306.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;nın Kayısı Geleneği Ticaretin Çok Ötesinde Bir Hikâye Yazıyor</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyanin-kayisi-gelenegi-ticaretin-cok-otesinde-bir-hikaye-yaziyor-116979</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyanin-kayisi-gelenegi-ticaretin-cok-otesinde-bir-hikaye-yaziyor-116979</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin’in "Rakip Çıkmayan Şehir" başlıklı makalesinde vurguladığı üzere, Malatya’da kayısı sadece ekonomik bir değer değil, aynı zamanda şehrin gurbetteki evlatlarına gönderilen bir hasretin sembolü olarak görülüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Murat Çetin, kaleme aldığı "Rakip Çıkmayan Şehir" başlıklı yazısında, Malatya’nın kendine has toplumsal dokusunu ve kayısı ile kurduğu duygusal bağı gözler önüne serdi. Çetin, Malatyalının ticaret anlayışının basit bir alım-satım sürecinden ibaret olmadığını, altında yatan derin bir paylaşım kültürüne dayandığını belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KAYISI TİCARET DEĞİL, BİR HATIR VESİLESİDİR</span></strong></p>

<p>Makalesinde Malatyalının cömertliğine değinen Murat Çetin, şu tespitlerde bulundu: "Malatyalı garip adamdır. Kayısıyı sadece satmaz. Paylaşır. Hasadı sadece bahçeden kaldırmaz. Gönüllere de dağıtır. Yaz gelince otobüslerin bagajı dolar. İstanbul’a… Ankara’ya… İzmir’e… Bursa’ya… Kutular gider. Kasalar gider. Koliler gider. İçinde sadece kayısı yoktur. Memleket kokusu vardır."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE BÖYLE BİR ÖRNEK YOK</span></strong></p>

<p>Murat Çetin, yazısında Malatyalının bu tutumunun diğer illerle kıyaslandığında eşsiz bir farklılık gösterdiğinin altını çizerek, "Antalyalı portakalını böyle göndermez. Karadenizli fındığını böyle taşımaz. Manisalı üzümünü… Osmaniyeli yer fıstığını… Hiçbiri Malatyalı kadar cömert davranmaz. Çünkü Malatyalı için kayısı ticaret değildir. Hatırdır." ifadeleriyle Malatya’nın bu yönüne dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HASRETİN MEYVESİ OLARAK KAYISI</span></strong></p>

<p>Geçtiğimiz yıl yaşanan iklimsel sorunlar nedeniyle dalın sustuğunu ve bahçelerin mahzun kaldığını hatırlatan Çetin, bu yıl ise ağacın konuşmasıyla bereketin geri döndüğünü ve otobüslerin yeniden dolmaya başladığını belirtti. Yazar, yazısını "Meğer Malatyalı kayısı göndermiyormuş. Hasret gönderiyormuş." sözleriyle noktaladı.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/rakip-cikmayan-sehir-78893"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 10:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/malatyanin-kayisi-gelenegi-ticaretin-cok-otesinde-bir-hikaye-yaziyor-1783668126.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;da Hak Aramanın Adresi Değişti Mi?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-hak-aramanin-adresi-degisti-mi-116967</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-hak-aramanin-adresi-degisti-mi-116967</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci-Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı köşe yazısında Malatya'daki vatandaşların sorunlarını resmi kurumlar veya siyasetçiler yerine sosyal medyadaki paralı ve trol hesaplar aracılığıyla çözmeye çalıştığını belirterek, kentte siyasetin bittiğini ve halkın tükendiğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci-Yazar&nbsp;Murat Çetin, "Rakip Çıkmayan Şehir" başlıklı son makalesinde kentin içinde bulunduğu yönetim ve iletişim krizine dikkat çekti. Çetin, Malatya'da vatandaşların artık sorunlarını iletecek resmi bir muhatap bulamadığını ve çareyi sosyal medyada aradığını vurguladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MEMLEKET TROLLE DİLEKÇE VERİYOR</span></strong></p>

<p>Malatya'daki kurumsal işleyişin ve siyasi mekanizmanın işlevsiz hale geldiğini savunan Murat Çetin, kentteki mevcut durumu şu sözlerle özetledi:<strong>&nbsp;"Bir şehir düşün. Vatandaş derdini belediyeye anlatmıyor. Vekile gitmiyor. Başkana ulaşmıyor. Trole yazıyor. İşte Malatya’nın yeni müracaat kapısı bu. Sosyal medya. Paralı hesap. Sahte cesaret. Gerçek çaresizlik. Çünkü halk biliyor. Siyaset duymuyor. Kurum görmüyor. Yetkili bakmıyor. O zaman ne yapıyor? Sorununu tweet atıyor. Yol bozuksa paylaşım. Su kesildiyse video. Esnaf ağlıyorsa etiket. Hasta randevu bulamıyorsa kampanya. Memleket artık dilekçeyle değil… linç ihtimaliyle yönetiliyor."</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SİYASET BİTMİŞ HALK TÜKENMİŞ</span></strong></p>

<p>Vatandaşların resmi kurumlar yerine dijital platformlardan medet ummasının toplumsal bir çaresizliğin yansıması olduğunu ifade eden Çetin, idari makamların karşılığının kalmadığını ileri sürdü.</p>

<p>Çetin, yazısının devamında şu ifadelere yer verdi: <strong>"Bu tablo iki şeyi gösterir. Birincisi: Siyaset bitmiş. İkincisi: Halk tükenmiş. Çünkü vatandaş devletten değil, gündemden medet umuyorsa… orada makam vardır. Ama karşılığı yoktur. Malatya bugün tam burada. Sorun çok. Muhatap az. Trol kalabalık. Çözüm yok. Ve işin en acı tarafı şu: Bu şehirde artık hak aramanın yolu kuruma müracaat etmekten değil… viral olmaktan geçiyor."</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/rakip-cikmayan-sehir-78893"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 16:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/malatyada-hak-aramanin-adresi-degisti-mi-1783603479.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sarper SAN / Sistem Kuzuları</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sarper-san-sistem-kuzulari-116963</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sarper-san-sistem-kuzulari-116963</guid>
                <description><![CDATA[Sarper SAN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir şeyler oldu. Bir kısmı kapitalistleşerek köşeyi dönmenin sistem değiştirmekten daha faydalı olduğunu gördü, bir kısmı da her şeyi ile reddettiği sistemin güzel yönlerini keşfederek sistemle uyum içinde yaşamayı tercih etti. Solcu, sağcı bilumum sistem değiştirme heveslisi kendi sistemlerini değiştirerek bu değişimi tamamlamış oldular.<br />
Türkiye'nin son yarım asrında baş döndürücü bir siyasi dönüşüm yaşandı ve memleketimizdeki <strong>“siyasi odakların”</strong> siyasete bakışları adeta kökten değişti. Daha önceleri memleketteki siyasal sorunları çözmek için sistemin değişmesi gerektiğine inanan sağ ve sol odaklar artık çözümün siyasal partilerden geçtiğine inanmaya başladılar.<br />
Türk siyasi hayatında <strong>"rejim/sistem tartışması" ile "parti/iktidar tartışması</strong>" arasındaki bu geçişi hemen hemen bütün odaklarda görüyoruz. Artık hiçbiri sistemi değiştirmekten, devrimden vb söz etmiyor. Artık, elli yıl önce aşağıladıkları siyasi parti ve liderleri dillerinden düşmüyor. Hepsi birer sistem kuzusuna dönüştü.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/S%C4%B0STEM%20KUZULARI%20web.jpg.jpeg" /></p>

<p>Eskiden hızlı devrimci olan, Türkiye’de hangi tür devrim yapılması gerektiğini tartışanlar günümüzde hızlı birer Kemalist olmuşlar.<br />
Radikal söylemlerle sistem değiştirmeyi hedefleyen sağcılar ise, ciddi ciddi laikliğin yararları üzerine konuşuyorlar. Laiklik, bir zamanlar<strong> ‘gavur icadı’</strong> diye küçümsenen şey, şimdi <strong>‘manevi değerleri koruyan kalkan’</strong> olarak sunuluyor.</p>

<p>Eskiden, özellikle Soğuk Savaş döneminde ve 90’ların ortalarına kadar, sağ ve sol kanatlardaki radikal odaklar, devleti ve parlamenter düzeni kökten bir<strong> "yapısal sorun"</strong> olarak görüyorlardı. Sağda <strong>"düzenin manevi/milli değerlerle uyuşmadığı",</strong> solda ise "<strong>ekonomik ve sınıfsal yapının anti-demokratik olduğu" </strong>argümanı üzerinden bir <strong>"sistemi yıkma veya baştan kurma"</strong> söylemi hakimdi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>DEVRİMDEN İHALE MASASINA</strong></span></p>

<p>Ancak zamanla, özellikle 2000'li yıllardan itibaren, bu radikal söylem yerini <strong>"sistemi kendi değerlerimize göre dönüştürme"</strong> veya<strong> "sistem içindeki karar mekanizmalarını ele geçirme"</strong> stratejisine bıraktı. Bugün bu odaklar için sistem (mevcut anayasal ve idari yapı), hedef alınacak bir "yıkılacak kale" olmaktan ziyade, "hâkim olunması gereken bir araç" haline geldi.<br />
Tartışma artık "Devletin yapısı ne olmalı?" sorusundan, "<strong>Bu devleti hangi parti/grup yönetmeli?"</strong> sorusuna indirgendi.&nbsp;</p>

<p>Niye?&nbsp;<br />
Siyasi odaklar, para ile güç ile tanıştılar. Eskiden karşısında oldukları her şeye sahip olunca, o kadar da karşı olmanın pek iyi olmadığını gördüler. Bütün gençliklerini dava uğruna yürüyerek, otobüse binerek ve dava arkadaşları ile yoksulluğu paylaşarak geçiren bu beylerimiz, şimdi farklı bir yaşam sürdürüyorlar.&nbsp;<br />
Sistemi değiştirmekten vazgeçip kendi sistemlerini değiştirdiler.<br />
Artık sistemin sunduğu imkânlardan (finansman, medya, bürokratik atamalar, ihale ağları vb.) vazgeçemeyecek kadar sistemle bütünleştiler. Sisteme karşı olmak, sistemin sunduğu bu avantajlardan feragat etmek anlamına geldiği için karşıtlığı bıraktılar. Onlar için, Siyasi rekabet, ideolojik bir "<strong>düzen tartışması" </strong>olmaktan çıkıp, kimlik ve seçmen sadakati odaklı bir <strong>"parti rekabetine</strong>" dönüştü. Seçmene<strong> "sistemi değiştireceğiz</strong>" demek yerine "karşı tarafın sistemi kötü kullanmasını engelleyeceğiz" demek, daha kısa vadeli ve somut bir vaat olarak görülüyor. Onun için de körü körüne destek veya düşmanlık vazgeçilmez bir seçenek oldu.<br />
Bu durum dünyanın geneli için de böyle diyebiliriz. Lakin küresel güç sahipleri siyasal trendi ellerindeki iletişim ve diğer organlarla yönlendirmeye devam ediyor. Tek tip insan modeli yaygınlaşıyor. Özellikle gençler yüzeysel tercih ve davranışlara zorlanıyor. Popülizm dalgası, sistemik dönüşümden ziyade, <strong>"halkın temsilcisi olduğunu iddia eden lider/parti" ile "yozlaşmış elitler/partiler" </strong>arasındaki bir çatışmaya odaklanıyor.<br />
Sözün özü, Eskiden sistem, sorgulanan ve dönüştürülmesi gereken bir "devlet yapısıydı; bugün ise sistem, ağırlıklı olarak küresel güçlerin dizayn ettiği ve yönlendirdiği, dilediği her kişiyi siyasi aktör olarak alana sürdüğü, ağırlıklı olarak bu güçler ile geleneksel güçlerin çatıştığı bir<strong> arena </strong>haline geldi. Aslında tam olarak elli yıl öncesinde var olan sistem değiştirmeye yönelik odakların arayıp ta bulamayacağı bir arena.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>KOMEDYENİN BİRİNİN ŞÖHRET OLASI GELMİŞ</strong></span></p>

<p>Söz konusu komedyen: <strong>‘Tarafıma yöneltilen “halkın belirli bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” kastım kesinlikle yoktur. Cumhurbaşkanı’nı aşağılama gibi bir niyetim de yok.’</strong> Demiş.<br />
Doğru demiş.<br />
Memleketimizin bu <strong>“taze komedyeninin”</strong> amacı elbette aşağılamak değil. Aşağılamak gibi yaparak şöhret olmak, gündeme oturmak. Bu aslında eski ve ucuz bir numara olup, her zaman işe yarar. Şöhretini kaybetmiş eski bir oyuncu, yazar, çizer hatta politikacı ömrünün son deminde birazcık daha adından söz ettirmek için bu numaraya başvurur. Veya yazımızın konusunda olduğu gibi bir kifayetsiz muhteris bazı taze komedyenler merdivenleri zıplayarak çıkmak için buna başvurur.<br />
İster eskimiş bir şöhret olsun isterse yeni bir şöhret adayı onlar yapması gerekeni yapıyorlar. Onları kınamak, eleştirmek yanlış olur.<br />
<strong>Yapılmaması gereken bu zavallılıkları ciddiye almak, haber yapmak, gözaltına almak, tutuklamaktır.</strong><br />
Ancak vurgulamak istediğimiz başka. Aşağılanan veya hakaret edilen insanlar, onların inandığı din ve o dinin kutsal kitabının nasıl da hafife alındığına değinmek istiyoruz.<br />
Lütfen sözlere bakar mısınız?<br />
<strong>“Halkın belirli bir kesiminin benimsediği dini değerler. Bu cümleden siz ne anlıyorsunuz?</strong><br />
Belirli bir kesimin benimsediği dini değerler sizin için ne mana ifade ediyor?<br />
Belirli bir kesim derken kastedilen nedir, bu belirli kesim kimlerdir, hiç düşündünüz mü? Bu belli kesim neye göre ve hangi tanıma göredir?<br />
Bu ifade ile çoğunluk değil, azınlık kastedilmiyor mu?<br />
Biraz araştırınca bunun TCK madde 216/2’ den kaynaklandığını görüyoruz.&nbsp;<br />
Şöyle yazılmış;<br />
<strong>“Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak belli bir kesimini alenen aşağılayan kişi altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”</strong><br />
Evet,yasanın eşitlik ilkesi nedeni ile bu yola başvurulmuş böyle yuvarlak bir cümle kurulmuş olabilir. Evet adil bir yasa kaygısı ile nüfusun yüzde 89.4 ünden fazlası Müslüman olanlarla, yüzde 4 ü dinsiz olan aynı mantıkla “<strong>belli kesim” </strong>çerçevesine alınmış olabilir. Ama her yasanın hukuki, adli yönü olduğu gibi toplumun sahip olduğu sosyal, ahlaki, tarihi ve dini kaygıları, ilişkileri olması gerekir.<br />
Adam, İslam dini ve dinin kutsal kitabı ile ilgili saçmalıyor.<br />
Memleketin çoğunluğu Müslüman. Büyük çoğunluk.&nbsp;<br />
Yani belli bir kesim, bir grup, bir bölgeye mensup olanlar vb değil.<br />
Kitap ise yeryüzündeki 2 milyar Müslüman’ın kitabı.<br />
Yani kanun maddesinde yazdığı gibi değil durum.&nbsp;<br />
Bu büyük çoğunluğu oluşturanlar yüzyıllardır kanları, canları ile bu coğrafyayı vatan yapmış ve kendilerinden gayrı <strong>“belli grupların özgürlüğü” </strong>için ne gerekiyorsa yapmışlar.<br />
Yani her şey yasa yapıcının kafasında beliren soyut eşitlik vb endişesi ile yazılan kanun maddesinde yazılanlar değil. &nbsp;</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sistem-kuzulari-78896"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 14:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/sarper-san-sistem-kuzulari-1783596543.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / Ankara Zirvesi&#039;nin Ardından... Erdoğan Yerine &#039;&#039;Stajyer Özgür&#039;&#039; Olsaydı?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-ankara-zirvesinin-ardindan-erdogan-yerine-stajyer-ozgur-olsaydi-116956</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-ankara-zirvesinin-ardindan-erdogan-yerine-stajyer-ozgur-olsaydi-116956</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Allah Korusun!</p>

<p>Ankara NATO Zirvesi bitti, toz duman dağıldı.&nbsp;</p>

<p>Şehir, devasa bir operasyonun yorgunluğunu atarken, kulislerdeki sessiz çığlığı duyan var mı?&nbsp;</p>

<p>Hani şu, "Ya o masada Erdoğan değil de Özgür Özel otursaydı?"</p>

<p>Sorusunun cevabındaki o absürt, o hafif trajikomik tabloyu bir düşünelim...</p>

<p>Gelin, reelpolitiğin o vahşi, o bencil, o "bize ne vereceksin?" diye soran meşhur masasına, "yeni nesil" bir heyetin oturduğunu hayal edelim.<br />
Sahne şu:&nbsp;</p>

<p>NATO Genel Sekreteri, kürsüde Türkiye’nin yeni temsilcilerine bakıyor.&nbsp;</p>

<p>Trump, göz ucuyla masadaki "yeni çocukları" süzüyor; hani o, Batı’nın koridorlarında "demokrasi, özgürlük, reform" diye el çırpan, ama masanın altına gelince "ne isterseniz yaparız, yeter ki bizi sevin" diyecek kadar "esnek" çocuklara...</p>

<p>Özgür Bey mikrofonu eline alıyor.&nbsp;</p>

<p>Yanında bir "siyasi stratejist" ordusu.&nbsp;</p>

<p>Belli ki Ankara’dan değil!...</p>

<p>Brüksel’deki bir düşünce kuruluşunun "dijital iklimlendirme" odasından gelmişler.</p>

<p>"Sayın Başkanlar," diyor Özgür Bey, sesi biraz heyecanlı, Avrupa Parlamentosu’nun alkışlarını arar tonda:&nbsp;</p>

<p>"Biz geldik! Artık o 'eski' dönemin sert çocukları yok.&nbsp;</p>

<p>Biz buraya, o büyük, o çok şık, o 'Batı müktesebatına' uygun, her türlü takdirinize açık bir şekilde geldik.&nbsp;</p>

<p>Hatta isterseniz, o savunma sanayisi projelerini falan takoz koyarız, ne de olsa 'barış' demek, kendi göbeğini kesmemek demek değil mi?"</p>

<p>Trump, o meşhur sinsi gülümsemeyle yanındaki danışmanına dönüp fısıldıyor: "Harika! Bir Zelenski daha! Bu seferki biraz daha entelektüel, biraz daha... nasıl desem, 'kullanışlı'.&nbsp;</p>

<p>Artık masanın kuralını değiştiren bir Türkiye değil, kuralları biz yazarken uslu uslu dinleyen bir Türkiye var."</p>

<p>O sırada İmamoğlu Bey devreye giriyor.&nbsp;</p>

<p>"Bizim İstanbul vizyonumuz NATO’ya çok yakışır," diyor gülümseyerek.&nbsp;</p>

<p>"Siz yeter ki bize o 'onay' kredisini verin, gerisini hallederiz.&nbsp;</p>

<p>Sınırlarımız mı?&nbsp;</p>

<p>Açık kapı politikamız, sizin 'stratejik' çıkarlarınızla uyumlu olacak şekilde, her an 'hizmetinize' amadedir."<br />
Masanın etrafındaki "kurtlar" birbirlerine bakıyor. Gözlerinde o malum reelpolitik ışıltısı:&nbsp;</p>

<p>"Kullanma süresi başladı."<br />
Oysa Erdoğan orada olsaydı ne yapardı?&nbsp;</p>

<p>Muhtemelen masanın ortasına "Kendi uçağımı da yaparım, kendi SİHA’mı da, Karadeniz’de de ben dengeyi kurarım, senin şu stratejik hatan da şurada" diye bir harita serer, herkesi terletirdi.&nbsp;</p>

<p>Masadakiler onu sevmezdi belki, ama ona "mecbur" olduklarını bilirlerdi.</p>

<p>Bizim yeni heyet ise, "Acaba bizi şık bir kokteylde, o prestijli dergilerin kapağına taşırlar mı?" diye düşünürken, Batı, Türkiye’nin elindeki son stratejik kartları birer birer çekmeye başlardı.&nbsp;</p>

<p>Özgür Bey’in o kendine has "modern ve reformcu" edasıyla, "Biz artık eski Türkiye değiliz" demesi, Batı’nın kulaklarında tek bir anlama gelirdi:&nbsp;</p>

<p>Biz artık masada değiliz, menüdeyiz.</p>

<p>Dünya ekonomisinin kaosla boğuştuğu, kartların yeniden dağıtıldığı bu dönemde, Türkiye’nin dümenini "Batı’dan takdir bekleyen" bu kadrolara teslim etmenin faturası ne olurdu?&nbsp;</p>

<p>Muhtemelen ülke, küresel sistemin kendi krizlerini soğutmak için kullandığı bir "yedek parça" deposuna dönerdi. "Komprador" zarafetiyle yönetilen bir Türkiye, savunma sanayisindeki o "tam bağımsızlık" iddiasını rafa kaldırır, "hazır alalım, arayı bozmayalım" diyerek ekonomiyi ve savunmayı dışa bağımlılığın karanlık dehlizlerine mahkûm ederdi.</p>

<p>İyi ki Erdoğan ve o tecrübeli devlet aklı Ankara zirvesindeydi!&nbsp;</p>

<p>Düşünün ey akıl ve sezgi sahipleri; ya o masada, dünyayı kendi çıkarı için dizayn eden kurtların karşısında, sadece Batı’nın "aferin"ine muhtaç bir İmamoğlu olsaydı?</p>

<p>Allah korusun!&nbsp;</p>

<p>Bir devletin kaderi, "icazet" bekleyenlerin ellerine bırakılırsa, o devletin sonu, sadece masadaki yerini kaybetmekle kalmaz; masaya meze olmaktır.&nbsp;</p>

<p>Görünen köy kılavuz istemez; "stratejik otonomi" dediğimiz şey, bir liderin masada duruşuyla başlar, o duruş bozulduğunda ise bütün bir ülkenin geleceği "menüdeki yerini" alır.</p>

<p>Tekrar ediyoruz; iyi ki Erdoğan vardı, iyi ki devletin hafızası o masada "hayır" demeyi biliyordu.&nbsp;</p>

<p>Aksi halde, "Allah korusun" dedirtecek bir Türkiye tablosu, bugünün en büyük kabusu olurdu.</p>

<p><strong>Selam ve muhabbetle...&nbsp;</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/dogan-dag-ankara-zirvesinin-ardindan-erdogan-yerine-stajyer-ozgur-olsaydi-1783584186.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kültür Yatırımı Diye Anlatılan Altı Bin Beş Yüz Metrekarelik Alanda Kitaplar Sustu Mangal Konuştu</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kultur-yatirimi-diye-anlatilan-alti-bin-bes-yuz-metrekarelik-alanda-kitaplar-sustu-mangal-konustu-116952</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kultur-yatirimi-diye-anlatilan-alti-bin-bes-yuz-metrekarelik-alanda-kitaplar-sustu-mangal-konustu-116952</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Murat Çetin, Malatya'da büyük iddialarla inşa edilen ancak Büyükşehir Belediyesi binasının bodrum katına sığdırılan kütüphane projesini sert sözlerle eleştirerek, 300 milyon lira harcandığı ileri sürülen yatırımın şehre kalıcı bir eser yerine sadece ağır bir fatura bıraktığını belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Usta Kalem Murat Çetin, kaleme aldığı son köşe yazısında Malatya’da hayata geçirilen kütüphane projesine ilişkin çarpıcı iddialarda bulundu. Kamuoyuna çok büyük bir proje olarak sunulan çalışmanın arka planını aktaran Çetin, yatırımın büyüklüğüne rağmen ortaya çıkan sonucun kentin beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KÜTÜPHANE DEDİLER… BODRUM ÇIKTI</span></strong></p>

<p>Projenin sunuluş biçimi ile gerçekte karşılaşılan tablo arasındaki tezatlığa değinen Çetin, yatırımın konumlandırıldığı yeri işaret ederek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><strong>"Malatya’da bir kütüphane yaptılar. Öyle anlattılar ki… sanki Cemil Meriç dirilecek, kitap raflarının arasında “nihayet” diyecekti. Sonra baktık. Büyükşehir’in altı. Betonun gölgesi. Büyükşehir’in bodrumuna sığdırılmış bir hayal. Ama anlatı büyük: 6 bin 500 metrekare. Herhâlde duvarı, tavanı, kolonun gölgesini de hesaba kattılar."</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">VİZYON OLMAYINCA PARA ESER DOĞURMAZ MASRAF DOĞURUR</span></strong></p>

<p>İstanbul'daki kültür alanları ile Malatya'da inşa edilen alanı kıyaslayan ve projenin kamuya olan maliyetine dikkat çeken Çetin, eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü:</p>

<p><strong>"İstanbul Esenler’de Cemil Meriç Kütüphanesi ve Müzesi var. Açık alanı var. Kapalı alanı var. Tarihi dokusu var. Şehir hafızası var. Yani kütüphane. Bizdeki? Parayla yapılmış mahcup bir oda. Üç yüz milyon konuşuluyor. Az para değil. O parayla Malatya’ya imza atılırdı. Çocuk büyürdü. Genç otururdu. Şehir nefes alırdı. Ama olmadı. Çünkü vizyon olmayınca para eser doğurmaz. masraf doğurur."</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KİTABIN SUSTUĞU YERDE MANGAL KONUŞTU</span></strong></p>

<p>Kütüphane açılışı ve sonrasındaki süreçte yürütülen faaliyetlerin niteliğini eleştiren Çetin, şehir planlamasındaki temel eksikliğin arsa değil vizyon olduğunu belirterek yazısını şöyle noktaladı:</p>

<p><strong>"Sonra ne yaptılar? Kavurma günü. Kebap günü. Trol daveti. Sosyal medya cilası. Yani kitabın sustuğu yerde mangal konuştu. İnat ettiler. Yer yokmuş gibi davrandılar. Oysa Malatya’da yer çok. Eksik olan arsa değil. akıl. Ve en acısı şu: Kütüphane diye yaptıkları şey şehre kalmadı. Sadece faturası kaldı."</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/rakip-cikmayan-sehir-78893"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-07-06%20at%2011_58_50(1).jpeg" style="height:663px; width:800px" /></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 08:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/kultur-yatirimi-diye-anlatilan-alti-bin-bes-yuz-metrekarelik-alanda-kitaplar-sustu-mangal-konustu-1783578032.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kamusal Projeler ve Kurumsal Koordinasyon İçin Makamda Kritik Görüşme...</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kamusal-projeler-ve-kurumsal-koordinasyon-icin-makamda-kritik-gorusme-116934</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kamusal-projeler-ve-kurumsal-koordinasyon-icin-makamda-kritik-gorusme-116934</guid>
                <description><![CDATA[Malatyalı İş İnsanları Derneği (MİAD) Genel Başkanı Yunus Akdaş ve yönetim kurulu üyeleri, aslen Malatyalı olan Bahçelievler Kaymakamı Dr. Mehmet Boztepe’yi makamında ziyaret ederek, yerel yönetim ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliği olanaklarını görüştü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatyalı İş İnsanları Derneği (MİAD), kurumsal ziyaretleri kapsamında Bahçelievler Kaymakamlığı’na konuk oldu. MİAD Genel Başkanı Yunus Akdaş ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleri, Bahçelievler Kaymakamı ve hemşehrileri Dr. Mehmet Boztepe’yi makamında ziyaret etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İŞ DÜNYASI VE YEREL YÖNETİM İŞ BİRLİĞİ GÜÇLENİYOR</span></strong></p>

<p>Ziyaret esnasında, sivil toplum kuruluşlarının yerel yönetimlerle ortaklaşa gerçekleştirebileceği çalışmalar ve iş dünyasının bölgesel kalkınmaya katkıları üzerinde duruldu. MİAD heyeti ve Kaymakam Boztepe, yerel yönetim ve iş dünyası arasındaki koordinasyonun önemi konusunda istişarelerde bulundu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-07-08%20at%2012_53_20%20(2).jpeg" style="height:800px; width:600px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAMİMİ BİR ATMOSFERDE GERÇEKLEŞTİ</span></strong></p>

<p>MİAD heyetini nazik bir ev sahipliğiyle ağırlayan Bahçelievler Kaymakamı Dr. Mehmet Boztepe ile gerçekleşen görüşme, samimi bir atmosferde tamamlandı. MİAD heyeti, görevini büyük bir özveriyle sürdüren Kaymakam Boztepe’ye teşekkürlerini ileterek çalışmalarında başarılar diledi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-07-08%20at%2012_53_20%20(1).jpeg" style="height:600px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 13:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/kamusal-projeler-ve-kurumsal-koordinasyon-icin-makamda-kritik-gorusme-1783505945.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / Malatya Ayağa Kalkarken Fırsatçılığın Enkazı Altında Kalmasın</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-malatya-ayaga-kalkarken-firsatciligin-enkazi-altinda-kalmasin-116932</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-malatya-ayaga-kalkarken-firsatciligin-enkazi-altinda-kalmasin-116932</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya, 6 Şubat depremlerinin ardından ağır yaralarını sarmaya devam ediyor. Bir yandan yeni iş yerleri, çarşı merkezi ve yeni yaşam alanları yükselirken, diğer yandan sessiz ama çok tehlikeli bir sorun büyüyor: Fahiş iş yeri kiraları ve bunun doğurduğu hayat pahalılığı.</p>

<p>Dün depremde yerle bir olan ve bugün devletin büyük bir fedakârlıkla inşa ettiği ticari yerlerin, dükkânların kira fiyatları adeta uçuyor. Öyle rakamlar konuşuluyor ki, insanın aklı almıyor. Ara sokaklarda, yaya trafiğinin sınırlı olduğu küçücük dükkânlar için yıllık bir milyon liradan başlayan kiralar isteniyor. Şehrin merkezindeki iş yerlerinde ise bu rakamlar iki-üç katına kadar çıkıyor.</p>

<p>Peki bu bedeli kim ödeyecek?<br />
Elbette sonunda vatandaş...</p>

<p>Çünkü her esnaf, ödediği yüksek kirayı sattığı ürüne, sunduğu hizmete, yaptığı tamire eklemek zorunda kalacaktır. Sonuç olarak kasaya giden her vatandaş, aslında yüksek kiraların faturasını ödeyecektir.</p>

<p>Daha da düşündürücü olan ise birçok Malatyalının bazı alışverişlerini başka şehirlerde yapmayı tercih etmesidir. Mobilyasını, beyaz eşyasını, hatta aracının bakım ve tamirini yaptırmak için Elazığ'a, Gaziantep'e, Sivas'a giden insanların sayısı her geçen gün artıyor. Çünkü aynı ürün ve hizmeti daha makul fiyatlarla bulabiliyorlar.</p>

<p>Bu tablo hem esnafın hem de bütün Malatya ekonomisinin kaybıdır.</p>

<p>Depremden yeni çıkmış, evini, iş yerini, yakınlarını kaybetmiş insanların omuzlarına bir de fırsatçılık yüklemek ne vicdana sığar ne de toplumsal dayanışma ruhuna yakışır. Elbette herkes yatırımının karşılığını almak ister. Ancak kazanç ile fırsatçılık arasındaki çizgi kaybolduğunda bunun bedelini bütün şehir öder.</p>

<p>Üstelik burada gözden kaçırılmaması gereken başka bir gerçek daha var. Bu yeni iş yerlerinin önemli bir bölümü devletin büyük fedakârlıkları ve milletin vergileriyle inşa edildi. Şehrin yeniden ayağa kalkması için yapılan bu yatırımların, kontrolsüz kira artışları nedeniyle yeni bir ekonomik krize dönüşmesine izin verilmemelidir.</p>

<p>Evet, serbest piyasa ekonomisi vardır. Ancak serbest piyasa, ölçüsüzlüğün, fırsatçılığın ve toplumsal dengeyi bozacak uygulamaların bahanesi olmamalıdır. Özellikle olağanüstü dönemlerden geçen şehirlerde kamu otoritesinin yol gösterici ve dengeleyici rol üstlenmesi kaçınılmazdır.</p>

<p>Bu nedenle Valiliğimizin, Büyükşehir Belediyemizin, ilgili odaların ve meslek kuruluşlarının bir araya gelerek iş yeri kiraları konusunda makul ölçüler belirlemesi, en azından metrekare bazlı tavsiye kira aralıkları oluşturması büyük önem taşımaktadır. Bu, mülkiyet hakkına müdahale değil; şehrin ekonomik geleceğini koruyacak ortak bir aklın ortaya konulmasıdır.</p>

<p>Vicdansız mal sahiplerinin, devletin yapıp kendilerine cüzi bir bedelle, uzun vadeli taksitlerle teslim ettiği bu iş yerlerinin maliyetini altı aylık veya bir yıllık kira geliriyle çıkarmaya çalışması büyük bir vicdansızlıktır. Bu tuzu kuru fırsatçılar, şehrin ekonomisine de vatandaşa da zarar vermektedir.</p>

<p>Unutulmamalıdır ki uygun kiralar, daha fazla esnafın dükkân açmasını sağlar. Fiyatların daha makul seviyelerde kalmasına katkı sunar. Şehir merkezi daha erken canlanır. Vatandaş alışverişini kendi şehrinde yapar. İl dışındaki Malatyalılar da geri dönmek için umutlanır.</p>

<p>Yüksek kiralar ise yüksek fiyatları, yüksek fiyatlar müşteri kaybını, müşteri kaybı ise durgunluğu beraberinde getirir. Bunun ekonomik faturası kadar siyasi faturası da olur. Vatandaş yaşadığı hayat pahalılığının sorumlusunu sorgulayacak, yaşadığı sıkıntıyı kamu yönetimine mal edecektir. Oysa bugün alınacak makul tedbirlerle bu olumsuz tablo önlenebilir.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/malatya-ayaga-kalkarken-firsatciligin-enkazi-altinda-kalmasin-78894"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/ebuzer-aydin-malatya-ayaga-kalkarken-firsatciligin-enkazi-altinda-kalmasin-1783503732.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Altı Milletvekilinin Olduğu Kentte Sadece Bülent Tüfenkci&#039;nin Tartışılması Mercek Altına Alındı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/alti-milletvekilinin-oldugu-kentte-sadece-bulent-tufenkcinin-tartisilmasi-mercek-altina-alindi-116930</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/alti-milletvekilinin-oldugu-kentte-sadece-bulent-tufenkcinin-tartisilmasi-mercek-altina-alindi-116930</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Murat Çetin, kaleme aldığı köşe yazısında Malatya siyasetindeki tuhaf bir hesaba dikkat çekti. Kentte altı milletvekili bulunmasına rağmen okların sürekli tek bir hedefe, Bülent Tüfenkci’ye yöneltildiğini belirten Çetin, asıl maharetin bağıran ses değil, arkadaki "düğmeye basan el" olduğunu ifade etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya Time'da yayımlanan "Rakip Çıkmayan Şehir" başlıklı makalesinde kent siyasetine dair çarpıcı bir analize imza attı. Malatya'da tuhaf bir hesabın işlediğini dile getiren Çetin, altı milletvekili olmasına rağmen sadece tek bir ismin hedef tahtasına oturtulmasını ele aldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">OKLAR SÜREKLİ AYNI HEDEFE GİDİYOR AYNI İSİM TARTIŞILIYOR</span></strong></p>

<p>Malatya'daki mevcut siyasi tabloyu ve milletvekillerinin durumunu değerlendiren Murat Çetin, yazısında şu ifadelere yer verdi: <strong>“Malatya’da tuhaf bir hesap işliyor. Altı milletvekili var. Ama sanki tek milletvekili görev yapıyor. Çünkü ok hep aynı hedefe gidiyor. Aynı isim konuşuluyor. Aynı isim tartışılıyor. Aynı isim yıpratılıyor. Diğerleri? Sanki sisin içinde. İhsan Koca sessiz. İnanç Siraç gölgede. Abdurrahman Babacan kendi gündeminde. Veli Ağbaba hakkında türlü tartışmalar dolaşıyor. Fakat tartının ibresi yine aynı noktaya dönüyor. Bülent Tüfenkci. İnsan ister kazan düşünüyordur. Madem hesap görülecek… Niçin herkes aynı terazide tartılmıyor? Madem sorgulanacak… Niçin aynı mercek herkese tutulmuyor?”</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EN YÜKSEK SES BAĞIRAN DEĞİL DÜĞMEYE BASANDIR</span></strong></p>

<p>Çetin, sahne arkasındaki stratejiyi şu sözlerle aktardı:&nbsp;<strong>“Çünkü bazen mesele isim değildir. Mesele, ışığın nereye çevrildiğidir. Birini sürekli konuşursanız… Diğerleri kendiliğinden görünmez olur. Birini sürekli hedefe koyarsanız… Kalabalık geri kalanları unutmaya başlar. İşte asıl maharet de budur. Oku atan el görünmez. Hedef görünen olur. Bu yüzden bu fotoğraf bana sadece bir siyasetçiyi anlatmıyor. Asıl fotoğraf, Malatya’da eleştirinin bile seçilerek dağıtıldığını gösteriyor. Ve bazen en yüksek ses… Bağıran değil, düğmeye basandır.”</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/rakip-cikmayan-sehir-78893"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-07-06%20at%2011_58_50%20(1)(1).jpeg" style="height:557px; width:800px" /></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 10:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/alti-milletvekilinin-oldugu-kentte-sadece-bulent-tufenkcinin-tartisilmasi-mercek-altina-alindi-1783499587.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güçlü Bir Sanayici Aday Çıkaramayan Malatya Seçim Başlamadan Mı Kaybetti?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/guclu-bir-sanayici-aday-cikaramayan-malatya-secim-baslamadan-mi-kaybetti-116904</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/guclu-bir-sanayici-aday-cikaramayan-malatya-secim-baslamadan-mi-kaybetti-116904</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) adaylığını açıklayan Mahmut Boyraz ve mevcut Başkan Oğuzhan Ata Sadıkoğlu ekseninde bir analiz kaleme aldı. Çetin, sandık kurulmadan kazananın belli olduğunu iddia ederek, "Kaybeden aday değil, şehirdir" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı son yazısında Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) seçimlerine dair çok konuşulacak bir analize imza attı. Yazısında Mahmut Boyraz’ın TSO adaylığını açıklamasını değerlendiren Çetin, bir seçimin kaderini bazen sandığın değil, belirlenen adayın seçtiğini vurguladı.</p>

<p>Mevcut Başkan Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun karşısında çok daha güçlü, ağır bir sanayi geçmişi ve büyük bir üretim hikayesi olan bir isim beklediğini ifade eden Çetin, Malatya’nın henüz seçim başlamadan kaybettiği savunulan noktaya parmak bastı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TİCARET VE SANAYİ ARASINDAKİ ÇELİŞKİ...</span></strong></p>

<p>Yazısında ticaret ile sanayi sektörleri arasındaki yapısal farklara dikkat çeken Murat Çetin, tüccarın alıp sattığını ve günlük hesap yaptığını, sanayicinin ise üretip istihdam oluşturarak yıllık ufukla hareket ettiğini belirtti. Malatya’nın bir sanayi şehri olmakla övünmesine rağmen TSO başkanlığına talip olacak güçte bir sanayici çıkaramadığını ifade eden yazar, artık isimlerin değil, ticaret ve sanayinin neden hâlâ aynı odada temsil edildiğinin tartışılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MURAT ÇETİN'İN ANALİZİ</span></strong></p>

<p>Çetin, büyük ses getiren köşesinde konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Bir seçimin kaderini bazen sandık belirlemez. Aday belirler. Hatta bazen daha acısı olur. Şehir, daha seçim başlamadan kaybeder. Mahmut Boyraz TSO adaylığını açıkladı. Hayırlı olsun. Ama doğrusu ben Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun karşısında çok daha güçlü bir isim bekliyordum. Daha ağır bir sanayi geçmişi. Daha büyük bir üretim hikâyesi. Çünkü karşındaki isim sıradan bir oda başkanı değil. İki dönemdir yalnızca koltuğunu değil, oyunun kurallarını da yönetiyor. Konuşmasını biliyor. Algı oluşturmasını biliyor. Piyasayı yönlendirmesini biliyor. Gündem kurmasını biliyor. Böyle bir ismin karşısına çıkıyorsan… sadece aday olmazsın. Denge olursun. İşte Malatya’nın kaybettiği yer tam burası. Kaybeden Mahmut Boyraz değil. Kaybeden, Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun karşısına güçlü bir sanayici çıkaramayan Malatya. Çünkü yıllardır görmezden gelinen büyük bir çelişki var. Ticaret başka iştir. Sanayi başka. Tüccar alır, satar, dolaştırır. Sanayici üretir, büyütür, istihdam oluşturur. Birinin refleksi piyasa. Ötekininki üretim. Birinin hesabı günlük. Diğerinin ufku yıllık. İkisini aynı masaya oturtabilirsiniz. Ama aynı gözle bakmalarını bekleyemezsiniz. Belki de artık tartışılması gereken isimler değil… Ticaret ve sanayinin neden hâlâ aynı odada temsil edildiğidir. Çünkü sanayi şehri olmakla övünen Malatya… Odanın başına talip olacak güçlü bir sanayici çıkaramayan Malatya… Odanın başına talip olacak güçlü bir sanayici çıkaramıyorsa, önce aynaya bakmalıdır. Ve bana göre bu seçimin en acı tarafı da budur. Sandık kurulmadan kazanan belli olmuşsa… kaybeden aday değil, şehirdir."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/rakip-cikmayan-sehir-78893"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/rakip-cikmayan-sehir-78893"><span style="color:#c0392b"><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-07-06%20at%2011_59_08.jpeg" style="height:557px; width:800px" /></strong></span></a><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/guclu-bir-sanayici-aday-cikaramayan-malatya-secim-baslamadan-mi-kaybetti-1783410824.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Rakip Çıkmayan Şehir</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-rakip-cikmayan-sehir-116881</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-rakip-cikmayan-sehir-116881</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir seçimin kaderini bazen sandık belirlemez.</p>

<p><strong>Aday belirler.</strong></p>

<p>Hatta bazen daha acısı olur.</p>

<p>Şehir, daha seçim başlamadan kaybeder.</p>

<p>Mahmut Boyraz TSO adaylığını açıkladı.</p>

<p>Hayırlı olsun.</p>

<p>Ama doğrusu ben Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun karşısında çok daha güçlü bir isim bekliyordum.</p>

<p>Daha ağır bir sanayi geçmişi.</p>

<p>Daha büyük bir üretim hikâyesi.</p>

<p>Çünkü karşındaki isim sıradan bir oda başkanı değil.</p>

<p><strong>İki dönemdir yalnızca koltuğunu değil, oyunun kurallarını da yönetiyor.</strong></p>

<p>Konuşmasını biliyor.</p>

<p>Algı oluşturmasını biliyor.</p>

<p>Piyasayı yönlendirmesini biliyor.</p>

<p>Gündem kurmasını biliyor.</p>

<p>Böyle bir ismin karşısına çıkıyorsan…</p>

<p>sadece aday olmazsın.</p>

<p><strong>Denge olursun.</strong></p>

<p>İşte Malatya’nın kaybettiği yer tam burası.</p>

<p><strong>Kaybeden Mahmut Boyraz değil.</strong></p>

<p><strong>Kaybeden, Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun karşısına güçlü bir sanayici çıkaramayan Malatya.</strong></p>

<p>Çünkü yıllardır görmezden gelinen büyük bir çelişki var.</p>

<p>Ticaret başka iştir.</p>

<p>Sanayi başka.</p>

<p>Tüccar alır, satar, dolaştırır.</p>

<p>Sanayici üretir, büyütür, istihdam oluşturur.</p>

<p>Birinin refleksi piyasa.</p>

<p>Ötekininki üretim.</p>

<p>Birinin hesabı günlük.</p>

<p>Diğerinin ufku yıllık.</p>

<p>İkisini aynı masaya oturtabilirsiniz.</p>

<p>Ama aynı gözle bakmalarını bekleyemezsiniz.</p>

<p>Belki de artık tartışılması gereken isimler değil…</p>

<p><strong>Ticaret ve sanayinin neden hâlâ aynı odada temsil edildiğidir.</strong></p>

<p>Çünkü sanayi şehri olmakla övünen Malatya…</p>

<p><strong>Odanın başına talip olacak güçlü bir sanayici çıkaramıyorsa, önce aynaya bakmalıdır.</strong></p>

<p>Ve bana göre bu seçimin en acı tarafı da budur.</p>

<p><strong>Sandık kurulmadan kazanan belli olmuşsa… kaybeden aday değil, şehirdir.</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-07-06%20at%2011_59_08.jpeg" /></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>DÜĞMEYE BASAN EL</strong></span></p>

<p>Malatya’da tuhaf bir hesap işliyor.</p>

<p>Altı milletvekili var.</p>

<p>Ama sanki tek milletvekili görev yapıyor.</p>

<p>Çünkü ok hep aynı hedefe gidiyor.</p>

<p><strong>Aynı isim konuşuluyor.</strong></p>

<p><strong>Aynı isim tartışılıyor.</strong></p>

<p><strong>Aynı isim yıpratılıyor.</strong></p>

<p>Diğerleri?</p>

<p>Sanki sisin içinde.</p>

<p>İhsan Koca sessiz.</p>

<p>İnanç Siraç gölgede.</p>

<p>Abdurrahman Babacan kendi gündeminde.</p>

<p>Veli Ağbaba hakkında türlü tartışmalar dolaşıyor.</p>

<p>Fakat tartının ibresi yine aynı noktaya dönüyor.</p>

<p><strong>Bülent Tüfenkci.</strong></p>

<p>İnsan ister istemez düşünüyor.</p>

<p>Madem hesap görülecek…</p>

<p><strong>Niçin herkes aynı terazide tartılmıyor?</strong></p>

<p>Madem sorgulanacak…</p>

<p><strong>Niçin aynı mercek herkese tutulmuyor?</strong></p>

<p>Çünkü bazen mesele isim değildir.</p>

<p>Mesele, <strong>ışığın nereye çevrildiğidir.</strong></p>

<p>Birini sürekli konuşursanız…</p>

<p>Diğerleri kendiliğinden görünmez olur.</p>

<p>Birini sürekli hedefe koyarsanız…</p>

<p>Kalabalık geri kalanları unutmaya başlar.</p>

<p>İşte asıl maharet de budur.</p>

<p><strong>Oku atan el görünmez.</strong></p>

<p>Hedef görünen olur.</p>

<p>Bu yüzden bu fotoğraf bana sadece bir siyasetçiyi anlatmıyor.</p>

<p><strong>Asıl fotoğraf, Malatya’da eleştirinin bile seçilerek dağıtıldığını gösteriyor.</strong></p>

<p>Ve bazen en yüksek ses…</p>

<p><strong>Bağıran değil, düğmeye basandır.</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-07-06%20at%2011_58_50%20(1).jpeg" /></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>KÜTÜPHANE DEDİLER… BODRUM ÇIKTI</strong></span></p>

<p>Malatya’da bir kütüphane yaptılar.</p>

<p>Öyle anlattılar ki…</p>

<p>sanki Cemil Meriç dirilecek, kitap raflarının arasında <strong>“nihayet</strong>” diyecekti.</p>

<p>Sonra baktık.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/rakip-cikmayan-sehir-78893"><strong><span style="color:#2980b9">YAZININ DEVAMI BURADA</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 11:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/murat-cetin-rakip-cikmayan-sehir-1783330470.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kürsüde Kavga Faturada Kardeşlik... Siyasi Cephelerin Gizli Ortaklığı!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kursude-kavga-faturada-kardeslik-siyasi-cephelerin-gizli-ortakligi-116865</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kursude-kavga-faturada-kardeslik-siyasi-cephelerin-gizli-ortakligi-116865</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Time Genel Yayın Yönetmeni Murat Çetin, kaleme aldığı son makalesinde yerel basın, belediye ve muhalefet üçgenindeki çarpıcı iddiaları gündeme taşıdı. Sert manşetler atan bir yayın organının arkasında gizli bir ittifak olduğunu savunan Çetin, kamu kaynaklarının şeffaflığı konusunda ilgilileri açıklama yapmaya çağırdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya'da medya ve siyaset ilişkileri, gazeteci yazar Murat Çetin'in kaleme aldığı son köşe yazısıyla yeni bir tartışma boyutuna taşındı. Çetin, "Şov Biter... Hizmet Kalır" başlıklı makalesinin "Besleyen Kim, Beslenen Kim?" bölümünde, kentte yayın yapan bir internet sitesinin arkasındaki iddia edilen finansal ve siyasi destek ağlarını sert bir dille eleştirdi.</p>

<p>Gazetecilik ile siyasi propaganda arasındaki çizginin kaybolduğunu belirten Çetin, kamu kaynaklarının belirli odakları fonlamak amacıyla kullanıldığı iddialarının üzerine gitti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KÜRSÜDE KAVGA MASADA AHENK</span></strong></p>

<p>Murat Çetin, yaratılan çelişkili durumu şu sözlerle eleştirdi: "Bir haber sitesi düşünün. Başlık atıyor: 'Butlancı grup CHP İl Başkanlığı’na çilingirle girdi.' Habercilik mi? Siyasi servis mi? Kamuoyunun sorduğu soru bu. İşin daha tuhaf tarafı şu: Bu yayın organına, biri muhalefetten, biri belediyeden olmak üzere bazı isimlerin destek verdiği iddia ediliyor. Adı geçenler belli: Veli Ağbaba. Sami Er. Biri CHP’nin tartışılan ismi. Diğeri Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı. Normalde karşı cephe gibi duruyorlar. Ama iddialara bakılırsa aynı gazetenin gölgesinde buluşuyorlar. Ne güzel memleket. Kürsüde kavga. Masada ahenk. Mikrofonda muhalefet. Faturada kardeşlik."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MESELE BASIN DEĞİL BESLEME DÜZENİ</span></strong></p>

<p>Büyükşehir Belediyesi bütçesinden ilgili yayın organına ciddi finansal destek sağlandığı yönündeki iddiaların netleştirilmesi gerektiğini savunan Çetin, sorumluları şeffaf olmaya davet etti. Kamu kaynaklarının doğru yönetilmesi gerektiğini vurgulayan yazar, eleştirilerini şu sorularla sürdürdü: "Bir de Büyükşehir Belediyesi üzerinden ciddi destek sağlandığı konuşuluyor. Doğru mu? Çıkın açıklayın. Yanlış mı? Çıkın yalanlayın. Çünkü mesele üç kuruşluk reklam değil. Mesele kamu kaynağı. Mesele basın değil. Besleme düzeni. Bir yayın organı sert siyasi manşet atıyorsa… aynı anda belediye kaynaklarıyla beslendiği iddialarıyla anılıyorsa… orada gazetecilik değil, ilişki ağı konuşulur. Kim kimi büyütüyor? Kim kime alan açıyor? Kim kimin cebinden kime nefes veriyor?"</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HABER Mİ ÜRETİLİYOR BİRİLERİ Mİ BESLENİYOR?</span></strong></p>

<p>Medya etiğinin ve bağımsız haberciliğin önemine dikkat çeken Murat Çetin, yazısının bu bölümünü kent halkının sorması gereken temel bir soruyla noktaladı: "Sorular basit. Cevaplar zor. Çünkü gazetecilik bağımsızlık ister. Belediye şeffaflık ister. Siyaset mesafe ister. Ama burada herkes birbirine fazla yakın duruyor. O yüzden Malatya’nın sorması gereken soru belli: Bu şehirde haber mi üretiliyor… yoksa birileri birilerini mi besliyor?"</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sov-biter-hizmet-kalir-78890"><strong><span style="color:#c0392b">YAZININ TAMAMI BURADA</span></strong></a><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 14:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/kursude-kavga-faturada-kardeslik-siyasi-cephelerin-gizli-ortakligi-1783253620.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Sokaklarından Yükselen Aynı Feryat ve Şikayetler Neden Karşılık Bulmuyor?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-sokaklarindan-yukselen-ayni-feryat-ve-sikayetler-neden-karsilik-bulmuyor-116864</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-sokaklarindan-yukselen-ayni-feryat-ve-sikayetler-neden-karsilik-bulmuyor-116864</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Time Genel Yayın Yönetmeni Murat Çetin, "Şov Biter... Hizmet Kalır" başlıklı makalesinde kent halkının ve esnafının ortak dertlerini köşesine taşıdı. Şehir yönetimi ile vatandaş arasındaki iletişim kopukluğuna dikkat çeken Çetin, yükselen feryatların neden duyulmadığını sorguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, kaleme aldığı makalesinin "Kalem Hakkı: Sesimiz Neden Duyulmuyor?" başlıklı bölümünde, şehirdeki yönetim anlayışını ve vatandaşın taleplerine karşı sergilenen duyarsızlığı eleştirdi.</p>

<p>Toplumun her kesiminden benzer şikayetlerin yükseldiğini ifade eden Çetin, yönetim mekanizmasının halkın gündeminden tamamen uzaklaştığını savundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AYNI ŞİKAYET AYNI FERYAT AYNI DERT...</span></strong></p>

<p>Şehrin dört bir yanından yükselen ortak sesin idareciler tarafından duyulmadığını belirten Murat Çetin, sokaktaki genel karamsarlığı ve tepkiyi şu ifadelerle özetledi: "Aynı şikâyet… Aynı feryat… Aynı dert… Vatandaş söylüyor. Esnaf söylüyor. Mahalle söylüyor."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ŞEHİR YÖNETİMİ SANKİ BAŞKA BİR FREKANTSTA</span></strong></p>

<p>Halkın sorunları dile getirmesine rağmen somut adımların atılmamasının toplumsal bir kopukluğa yol açtığını vurgulayan Çetin, sorumluların durduğu yeri eleştirdi. Bürokrasinin ve yerel idarenin halkın sesine kulak tıkadığını işaret eden yazar, köşesini şu sorgulayıcı cümlelerle tamamladı: "Ama şehir yönetimi sanki başka bir frekansta. İnsan düşünmeden edemiyor: Sorun gerçekten nerede?"</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sov-biter-hizmet-kalir-78890"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 14:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/malatya-sokaklarindan-yukselen-ayni-feryat-ve-sikayetler-neden-karsilik-bulmuyor-1783252511.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Konteynerden Çıkarılmak İstenen Malatya Esnafının Gidecek Yer Bulamaması Tepki Çekiyor</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/konteynerden-cikarilmak-istenen-malatya-esnafinin-gidecek-yer-bulamamasi-tepki-cekiyor-116863</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/konteynerden-cikarilmak-istenen-malatya-esnafinin-gidecek-yer-bulamamasi-tepki-cekiyor-116863</guid>
                <description><![CDATA[Usta Kalem Murat Çetin, kaleme aldığı son makalesinde yeni inşa edilen çarşı alanları ile konteyner esnafının tahliye süreci arasındaki tezatlığı masaya yatırdı. Esnafın yüksek kiralar altında ezildiğini belirten Çetin, dükkanları asıl var eden unsurun binalar değil, esnafın kendisi olduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da deprem sonrası ticari hayatın merkezini yeniden canlandırmak adına yürütülen çalışmalar hız kazanırken, geçici alanlarda ayakta kalma mücadelesi veren esnafın karşı karşıya kaldığı mağduriyetler büyüyor. Gazeteci Yazar Murat Çetin, "Şov Biter... Hizmet Kalır" başlıklı köşe yazısının "Fıkra Gibi Memleket" bölümünde, şehirde yeni kurulan çarşıdaki mülkiyet dağılımı ile konteyner esnafına yönelik tahliye baskılarını sert bir şekilde eleştirdi.</p>

<p>Kentin geleceğini inşa ederken ticaretin asıl yükünü sırtlayan yerel esnafın göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Çetin, mevcut planlamadaki adaletsizlikleri gün yüzüne çıkardı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÇARŞI VAR ESNAF YOK ÇELİŞKİSİ</span></strong></p>

<p>Şehirde yaşanan ironik durumu tarihi bir anekdotla bağdaştıran Murat Çetin, çarşı yönetimindeki yaklaşım hatasını şu fıkrayla aktardı: "Nasreddin Hoca dükkân açmış. İlk gün kimse gelmemiş. Komşusu sormuş: 'Çarşı işlemedi mi?' Hoca gülmüş: 'Çarşı var… Esnaf yok.'"</p>

<p>Malatya'da kurulmakta olan yeni ticari alanların adaletsiz bir şekilde pay edildiğini savunan yazar, "Malatya’da yeni çarşı kuruluyor. En kıymetli yerler doluyor. Ama konteynerdeki esnafa: 'Artık çık.' deniliyor. Çıkmasına çıksın… Nereye? Kiralar gökyüzünde. Kasa yeryüzünde" ifadelerini kullanarak esnafın çaresizliğini dile getirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">VİTRİNİ BÜYÜTEN ŞEHİR ÇARŞIYI KÜÇÜLTÜR</span></strong></p>

<p>Ticari alanları canlandıran asıl unsurun lüks yapılar değil, alın teri döken sanatkarlar ve tüccarlar olduğunu vurgulayan Çetin, yetkililere uyarılarda bulundu. Kentin ekonomik hafızasının korunması gerektiğini belirten Çetin, yazısının bu bölümünü şu cümlelerle noktaladı: "Çarşıyı bina kurmaz. Esnaf kurar. Esnafı dışarıda bırakan şehir… Vitrini büyütür, çarşıyı küçültür."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sov-biter-hizmet-kalir-78890"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 13:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/konteynerden-cikarilmak-isteyen-kent-esnafinin-gidecek-yer-bulamamasi-tepki-cekiyor-1783249193.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gazeteci Murat Çetin Malatya Sokaklarındaki Derin Sessizliği ve Büyüyen Feryadı Kaleme Aldı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/gazeteci-murat-cetin-malatya-sokaklarindaki-derin-sessizligi-ve-buyuyen-feryadi-kaleme-aldi-116862</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/gazeteci-murat-cetin-malatya-sokaklarindaki-derin-sessizligi-ve-buyuyen-feryadi-kaleme-aldi-116862</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, son makalesinde kentin arka sokaklarında konuşulan çarpıcı iddiaları ve halkın bitmek bilmeyen sorunlarını gündeme taşıdı. Ulaşımdan çevre sağlığına, güvenlikten yalnız ölümlere kadar birçok konuya değinen Çetin, sokaktaki fısıltıların manşetlerden daha etkili olduğunu gözler önüne serdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya'da deprem sonrası toparlanma süreci devam ederken, sokaktaki vatandaşın karşı karşıya kaldığı yapısal ve sosyal sorunlar her geçen gün derinleşiyor. Gazeteci Yazar Murat Çetin, "Şov Biter... Hizmet Kalır" başlıklı köşe yazısının "Fiskos Masası" bölümünde, kentin kulislerinde konuşulan ve halkın günlük yaşamını çekilmez hale getiren can yakıcı konuları tek tek sıraladı.&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ULAŞIM ÇİLESİ VE TOZ BULUTLARI...</span></strong></p>

<p>Altyapı ve üstyapı eksikliklerinin toplu taşımayı felç ettiğini dile getiren Çetin, duraklarda yaşanan yoğunluğa ve vatandaşın tepkisine odaklandı. Şantiyelerin yarattığı trafiğe değinen yazar, sokaktaki durumu şu sözlerle özetledi: "Deprem sonrası bozulan yollar, bitmeyen altyapı çalışmaları ve şantiye araçlarının oluşturduğu yoğunluk ulaşımı iyice zorlaştırmış. Bir de bazı toplu taşıma hatlarında yaşanan yoğunluk eklenince vatandaşın sabrı taşmış durumda. Kulislerde, 'Otobüs gelene kadar mesai başlıyor' diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor."</p>

<p>Çevre ve halk sağlığını tehdit eden çevre kirliliğine de parmak basan Çetin, yıkım çalışmalarındaki denetimsizliği eleştirerek, "Yıkım ve inşaat alanlarından yükselen toz bulutları yeniden gündemin ilk sıralarına yerleşmiş. Sulama yapılmadan sürdürlen çalışmalar nedeniyle özellikle astım ve alerji hastalarının zor günler geçirdiği konuşuluyor. Şehirde en çok duyulan serzeniş ise şu: 'Deprem bitti ama toz bitmedi'" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SOKAKTAKİ GÜVENLİK VE ALTYAPI SORUNLARI</span></strong></p>

<p>Geceleri boşalan mahallelerin güvenlik açığına ve sahipsiz hayvan sorununa değinen Murat Çetin, ailelerin tedirginliğini şu cümlelerle aktardı: "Özellikle boşalan mahallelerde sürü halinde gezen sahipsiz köpekler vatandaşın tedirginliğini artırmış durumda. Çocuklarını tek başına dışarı göndermeye çekinen ailelerin sayısının arttığı konuşuluyor. Belediyelerin bu konuda nasıl bir adım atacağı merakla bekleniyor."</p>

<p>İçme suyu hatlarında yaşanan patlamalar ve su kesintileri nedeniyle damacana kullanımının arttığını ifade eden Çetin, halkın şüphelerini şu sözlerle aktardı: "Altyapı çalışmaları sırasında sık sık patlayan içme suyu hatları bazı mahallelerde günlerce kesintilere neden olmuş. Kulislerde damacana satışlarının arttığı, vatandaşın musluk suyuna karşı temkinli davrandığı konuşuluyor. Şehirde aynı soru dolaşıyor: 'Kesinti biter de güven geri gelir mi?'"</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SOSYAL YAŞAM EKSİKLİĞİ VE YALNIZ ÖLÜMLER</span></strong></p>

<p>Şehirdeki sosyal donatı alanlarının yetersizliğinin gençleri ve aileleri bunalttığını kaydeden Çetin, fısıltıların odağındaki bir diğer gerçeği şu şekilde paylaştı: "Parkların, kafelerin ve sosyal yaşam alanlarının büyük bölümünün hâlâ kullanılamaması özellikle gençleri ve çocuklu aileleri bunaltmış durumda. Akşam olunca sokakların sessizliğe gömüldüğü konuşuluyor. Fısıltı şu: 'Şehir yeniden kuruluyor ama hayat hâlâ başlayamadı.'"</p>

<p>Son dönemde kentte artış gösteren şüpheli ve yalnız vefat olaylarının toplumda yarattığı derin endişeye dikkat çeken yazar, "Son dönemde neredeyse her gün 'Evinde cansız bedeni bulundu' haberleriyle karşılaşılması şehirde derin bir tedirginlik oluşturmuş. Özellikle yalnız yaşayan yaşlıların ve gençlerin ölümleri vatandaşın yüreğini burkuyor. Kulislerde herkes aynı soruyu soruyor: 'Bu şehirde yalnızlık mı büyüyor, yoksa biz birbirimizi görmez mi olduk?'" sorusunu yönelterek yetkilileri duruma el atmaya çağırdı.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sov-biter-hizmet-kalir-78890"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 13:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/gazeteci-murat-cetin-malatya-sokaklarindaki-derin-sessizligi-ve-buyuyen-feryadi-kaleme-aldi-1783247770.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Firavun Hâlâ Ateşe Arz Ediliyor</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-firavun-hala-atese-arz-ediliyor-116857</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-firavun-hala-atese-arz-ediliyor-116857</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Kur’an’ın en zor tarafı Arapçası değildir.</p>

<p>Nazmıdır.</p>

<p>Çünkü bazen bir kelime konuşur.</p>

<p>Bazen bir harf…</p>

<p>Bazen de iki cümlenin arasındaki sessizlik…</p>

<p>İşte kabir hayatı meselesi de tam burada düğümleniyor.</p>

<p>Bugün bazıları büyük bir rahatlıkla:</p>

<p>“Kur’an’da kabir hayatı yok.”</p>

<p>diyebiliyor.</p>

<p>Bu cümle kolay söyleniyor.</p>

<p>Peki aynı kolaylıkla Kur’an’ın ayetleri de susturulabiliyor mu?</p>

<p>İşte mesele burada başlıyor.</p>

<p>Firavun…</p>

<p>Kur’an’ın en büyük zalimlerinden biri.</p>

<p>İlahlık tasladı.</p>

<p>Bebekleri katletti.</p>

<p>Musa Aleyhisselâm’a meydan okudu.</p>

<p>Denizi geçemedi.</p>

<p>Boğuldu.</p>

<p>Cesedi sahile vurdu.</p>

<p>Saltanatı bitti.</p>

<p>Fakat dosyası kapanmadı.</p>

<p>Çünkü Kur’an, Firavun’un yalnız dününü değil…</p>

<p>Bugününü de anlatıyor.</p>

<p>Mü’min Sûresi’nin 46. ayetini açın.</p>

<p>Şöyle buyuruyor:</p>

<p>“Onlar sabah akşam ateşe arz olunurlar. Kıyametin kopacağı gün ise: Firavun hanedanını azabın en şiddetlisine sokun.”</p>

<p>Şimdi acele etmeyelim.</p>

<p>Ayeti bir daha okuyalım.</p>

<p>Kur’an burada tek bir zamandan bahsetmiyor.</p>

<p>İki ayrı safhadan söz ediyor.</p>

<p>Önce…</p>

<p>“Sabah akşam ateşe arz olunurlar.”</p>

<p>Sonra…</p>

<p>“Kıyametin kopacağı gün…”</p>

<p>Şimdi burada duralım.</p>

<p>Eğer ikinci safha kıyametse…</p>

<p>Birinci safha neresidir?</p>

<p>İşte asırlardır muhakkik müfessirlerin üzerinde durduğu nokta tam da burasıdır.</p>

<p>İmam Taberî bu arzın kıyametten önce gerçekleştiğini söyler.</p>

<p>Kurtubî, bu ayeti kabir azabına dair en açık delillerden biri olarak değerlendirir.</p>

<p>Fahreddin Râzî, ayette iki ayrı zamanın zikredildiğini, ilk safhanın berzah âlemine işaret ettiğini ifade eder.</p>

<p>Beydâvî, aynı istikamette bu arzın kabir hayatıyla ilgili olduğunu kaydeder.</p>

<p>İbn Kesîr ise sahabeden gelen rivayetlerle aynı hakikati teyit eder.</p>

<p>Dikkat edin.</p>

<p>Bir isim değil…</p>

<p>İki isim değil…</p>

<p>Taberî…</p>

<p>Kurtubî…</p>

<p>Râzî…</p>

<p>Beydâvî…</p>

<p>İbn Kesîr…</p>

<p>Asırlar birbirinden uzak.</p>

<p>Coğrafyalar birbirinden farklı.</p>

<p>Fakat vardıkları kapı aynı.</p>

<p>Tesadüf mü?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Çünkü onları aynı hükme götüren şahsî kanaatleri değil…</p>

<p>Kur’an’ın nazmıdır.</p>

<p>Nazmı bozarsanız…</p>

<p>Manayı da bozarsınız.</p>

<p>İşte bunun için muhakkik ulema yalnız meale bakmamış.</p>

<p>Nazma bakmış.</p>

<p>Siyaka bakmış.</p>

<p>Sibaka bakmış.</p>

<p>Kur’an’ı yine Kur’an’la okutmuş.</p>

<p>Sonra hüküm vermiş.</p>

<p>Bugün ise bunun tam tersi yapılıyor.</p>

<p>Önce hüküm kuruluyor.</p>

<p>Sonra ayet, o hükme göre eğilip bükülüyor.</p>

<p>Halbuki iman…</p>

<p>Ayeti kanaatimize uydurmak değildir.</p>

<p>Kanaatimizi ayetin önünde diz çöktürmektir.</p>

<p>Üstelik bu mesele yalnız Mü’min Sûresi ile de sınırlı değildir.</p>

<p>Nûh Sûresi henüz konuşmadı.</p>

<p>Tevbe Sûresi henüz konuşmadı.</p>

<p>Secde Sûresi henüz konuşmadı.</p>

<p>Tûr Sûresi henüz konuşmadı.</p>

<p>Daha hadisler konuşmadı.</p>

<p>Daha sahabenin beyanları konuşmadı.</p>

<p>Daha muhakkik ulemanın diğer delilleri konuşmadı.</p>

<p>Bugün sadece Firavun’u dinledik.</p>

<p>Kur’an’ın söyleyeceği daha çok söz var.</p>

<p>Selam ve dua ile…</p>

<p>Fiemanillah.</p>

<p><a href="https://www.dirilispostasi.com/firavun-hala-atese-arz-ediliyor"><strong><span style="color:#c0392b">KAYNAK: DİRİLİŞ POSTASI GAZETESİ</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 13:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/murat-cetin-firavun-hala-atese-arz-ediliyor-1783238842.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fotoğraf Siyaseti Eleştiri Oklarının Hedefinde: Önemli Olan Kareyi Değil Makamı Taşımaktır</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/fotograf-siyaseti-elestiri-oklarinin-hedefinde-onemli-olan-kareyi-degil-makami-tasimaktir-116856</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/fotograf-siyaseti-elestiri-oklarinin-hedefinde-onemli-olan-kareyi-degil-makami-tasimaktir-116856</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Time Genel Yayın Yönetmeni Murat Çetin, kaleme aldığı son makalesinde yerel yönetimlerin protokol ve fotoğraf odaklı siyaset anlayışını eleştirdi. Siyasetçilerin halk nezdindeki duruşunu ve devlet adamlığı ciddiyetini sorgulayan Çetin, belediye başkanına hitaben uyarılarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, "Şov Biter... Hizmet Kalır" başlıklı köşe yazısında dikkat çekici bir analize imza attı. Çetin, yazısının "Laf Ebesi: Vakar" başlıklı bölümünde belediye başkanının kamoyuna yansıyan fotoğraf kareleri üzerinden sergilediği yönetim tarzını eleştirdi.</p>

<p>Siyasetçilerin görsel odaklı paylaşımlarının devlet adamlığı ciddiyetiyle bağdaşmadığına dikkat çeken Çetin, makamın ağırlığının sosyal medya karelerine feda edilmemesi gerektiğini savundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BİRİ DEVLETİ TEMSİL EDİYOR DİĞERİ KAREYİ</span></strong></p>

<p>Şehir protokolünde yaşanan bir anı tasvir eden Murat Çetin, siyasi figürlerin etrafındaki güç ve temsil ilişkisini şu sözlerle özetledi: "Bir fotoğraf… Biri makamını taşıyor. Biri mikrofonunu. Biri devleti temsil ediyor. Diğeri kareyi."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DEVLET ADAMLIĞI AĞIRLIK KOYMAKTIR</span></strong></p>

<p>Siyasetçinin asıl görevinin görüntüyü kurtarmak değil, icraat üretmek ve gücünü hissettirmek olduğunu belirten yazar, yazısını şu ifadelerle sonlandırdı: "Demedi deme Sayın Başkan; devlet adamlığı, kola girmekle değil, ağırlık koymakla olur."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sov-biter-hizmet-kalir-78890"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 10:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/fotograf-siyaseti-elestiri-oklarinin-hedefinde-onemli-olan-kareyi-degil-makami-tasimaktir-1783237284.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ferdanur BERK / Kur&#039;an-ı Kerim&#039;de Geçen Besinler ve Bilimin Söyledikleri</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-kuran-i-kerimde-gecen-besinler-ve-bilimin-soyledikleri-116855</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-kuran-i-kerimde-gecen-besinler-ve-bilimin-soyledikleri-116855</guid>
                <description><![CDATA[Ferdanur BERK yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kur'an-ı Kerim, insanın yalnızca manevi hayatına rehberlik etmekle kalmaz yaşamın birçok alanında olduğu gibi beslenme konusunda da önemli mesajlar içerir. Ayetlerde Allah'ın insanlara bahşettiği nimetler hatırlatılır, helal ve temiz (tayyib) gıdalar teşvik edilir, israftan ise sakındırılır.</p>

<p>Hurma, zeytin, incir, üzüm, nar, bal ve süt... Kur'an'da adı geçen bu besinler, asırlardır sofralarımızda yer almaya devam ediyor. Ortak özellikleri ise doğal, besleyici ve dengeli beslenmenin önemli parçaları olmalarıdır.</p>

<p>Günümüzde beslenme bilimi de bu besinlerin içerdiği vitaminleri, mineralleri, lifleri ve biyoaktif bileşenleri inceleyerek sağlık üzerindeki etkilerini araştırmaktadır. Pek çoğunun dengeli beslenmenin değerli bir parçası olduğu bilimsel çalışmalarla da desteklenmektedir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>HURMA</strong></span></p>

<p><strong>Kur'an-ı Kerim'de nerede geçiyor?</strong></p>

<p>Hurma, en dikkat çekici şekilde Kur'an-ı Kerim'de Meryem Suresi 23-26. ayetlerde anlatılmaktadır. Meryem doğum sancısı çekerken kendisine hurma ağacını silkelemesi ve dökülen taze hurmalardan yemesi emredilir. Bunun yanında hurma; En'am Suresi 99 ve 141, Nahl Suresi 11 ve 67, Yâsîn Suresi 34-35, Kaf Suresi 10 ve Abese Suresi 29. ayetlerde de Allah'ın insanlara sunduğu nimetlerden biri olarak zikredilmektedir.</p>

<p><strong>Bilim ne diyor?</strong></p>

<p>Hurma doğal karbonhidratlar, diyet lifi, potasyum, magnezyum ve polifenol grubu antioksidan bileşikler bakımından zengindir. Lif içeriği sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlarken, içerdiği doğal şekerler özellikle fiziksel aktivite sonrasında hızlı enerji kaynağı olabilir. Ayrıca potasyum içeriği kas ve sinir fonksiyonlarının normal çalışmasını destekler. Bununla birlikte yüksek doğal şeker içerdiği için diyabeti olan bireylerin porsiyon kontrolüne dikkat etmesi gerekir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI</strong></span></p>

<p><strong>Kur'an-ı Kerim'de nerede geçiyor?</strong></p>

<p>Zeytin, Kur'an'da en çok zikredilen besinlerden biridir. Tin Suresi 1. ayette "İncire ve zeytine andolsun." buyrulurken, Nur Suresi 35. ayette zeytin ağacı "mübarek bir ağaç" olarak tasvir edilir. Ayrıca En'am Suresi 99 ve 141, Nahl Suresi 11 ve Mü'minûn Suresi 20. ayetlerde de zeytinden bahsedilmektedir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>İNCİR</strong></span></p>

<p><strong>Kur'an-ı Kerim'de nerede geçiyor?</strong></p>

<p>İncir, Tin Suresi'nin ilk ayetinde "İncire ve zeytine andolsun." ifadesiyle anılmaktadır.</p>

<p><strong>Bilim ne diyor ?</strong></p>

<p>İncir diyet lifi, potasyum, magnezyum ve kalsiyum açısından zengin bir meyvedir. Lif bakımından zengin beslenme bağırsak sağlığının korunmasına katkı sağlarken, daha uzun süre tokluk hissi oluşturabilir. Taze veya kuru olarak tüketilebilen incir, dengeli beslenmenin doğal meyve seçeneklerinden biridir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>ÜZÜM</strong></span></p>

<p><strong>Kur'an-ı Kerim'de nerede geçiyor?</strong></p>

<p>Üzüm Bakara Suresi 266, En'am Suresi 99 ve 141, Nahl Suresi 11 ve 67, İsra Suresi 91, Kehf Suresi 32, Yâsîn Suresi 34 ayetlerde Allah'ın insanlara verdiği nimetler arasında sayılmaktadır.</p>

<p><strong>Bilim ne diyor ?</strong></p>

<p>Üzüm C vitamini, K vitamini ve polifenol grubu antioksidan bileşikler içerir. Özellikle koyu renkli üzümlerde bulunan polifenoller üzerine yapılan araştırmalar, bu bileşiklerin hücreleri oksidatif strese karşı korumaya katkı sağlayabileceğini göstermektedir. Ancak üzüm de diğer meyveler gibi doğal şeker içerdiğinden uygun porsiyonlarda tüketilmelidir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>BAL</strong></span></p>

<p><strong>Kur'an-ı Kerim'de nerede geçiyor?</strong></p>

<p>Bal, Nahl Suresi 68-69. ayetlerde arılardan söz edilirken anlatılır. Ayette, arıların karınlarından farklı renklerde bir içecek çıktığı ve "onda insanlar için şifa bulunduğu" ifade edilmektedir.</p>

<p><strong>Bilim ne diyor ?</strong></p>

<p>Bal doğal karbonhidratlar, çeşitli enzimler ve antioksidan bileşikler içerir. Bilimsel araştırmalar, özellikle bazı tıbbi bal çeşitlerinin yara iyileşmesinde ve boğaz ağrısının hafifletilmesinde yararlı olabileceğini göstermektedir. Bununla birlikte balın yüksek miktarda doğal şeker içerdiği unutulmamalı, özellikle diyabeti olan bireyler ölçülü tüketmelidir. Ayrıca bir yaşın altındaki bebeklere bal verilmemelidir.</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/kuran-i-kerimde-gecen-besinler-ve-bilimin-soyledikleri-78892"><span style="color:#2980b9"><strong>&nbsp;YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/ferdanur-berk-kuran-i-kerimde-gecen-besinler-ve-bilimin-soyledikleri-1783236509.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>O Pankart Sadece Bir Fotoğrafı Mı Hedef Aldı?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/o-pankart-sadece-bir-fotografi-mi-hedef-aldi-116831</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/o-pankart-sadece-bir-fotografi-mi-hedef-aldi-116831</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya CHP binasının duvarına asılan ve eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafının üzerine çarpı çekilen pankartı köşesine taşıdı. Çetin, yaşanan duruma "Vefa küçülünce, pankart büyür" sözleriyle tepki gösterdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya siyasetinde sular durulmuyor. Gazeteci Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı son yazısında Malatya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) il binasının duvarına asılan tartışmalı bir pankartı gündeme getirdi. Üzerinde eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafının bulunduğu ve yüzüne bir çarpı atılan pankartı sert bir dille eleştiren Çetin, yaşanan durumu siyasi bir hafıza kaybı olarak nitelendirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">FOTOĞRAFA ÇARPI ATTILAR HAFIZAYA DA</span></strong></p>

<p>Yazısında siyasetin eski genel başkanların fotoğraflarına çizgi çekilerek büyüyemeyeceğini vurgulayan Murat Çetin, konuyu köşesinde şu sözlerle değerlendirdi:&nbsp;"Malatya CHP’nin duvarına bir pankart asıldı. Üzerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafı. Yüzünde bir çarpı. İnsan bazen bir pankarta bakmaz. Bir zihniyete bakar. Çünkü siyaset, eski genel başkanının fotoğrafına çizgi çekerek büyümez. Vefa küçülünce, pankart büyür. Kemal Kılıçdaroğlu’nu beğenirsin. Eleştirirsin. Desteklersin. Karşı çıkarsın. Bunların hepsi siyasettir. Ama yıllarca aynı kürsüde alkışladığın, aynı sloganlarla omuz omuza yürüdüğün bir ismi, bir gecede hedef tahtasına çevirmek… Muhalefet değil, hafıza kaybıdır."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">VELİ AĞBABA VE BARIŞ YILDIZ'A SESSİZLİK SORUSU</span></strong></p>

<p>Yazar Murat Çetin, tepkisini şu ifadelerle sürdürdü: "Şimdi dönüp Malatya’ya bakalım. Bu şehirde CHP denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri Veli Ağbaba. İl örgütünün başındaki isim Barış Yıldız. O hâlde soru pankarta değil… Sessizliğe. Bu pankart asılırken kim neredeydi? Kim “durun” dedi? Kim “bu bize yakışmaz” diyebildi? Yoksa herkes, çizilen fotoğraf kadar suskun mu ydu? Çünkü siyaset sadece kürsüden konuşmak değildir. Bazen bir pankartı astırmamak da siyasettir. Bazen bir haksızlığa itiraz etmek, bin nutuktan daha tesirlidir."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">VEFA KÜÇÜLÜNCE PANKART BÜYÜR</span></strong></p>

<p>Yaşanan bu olayın sadece bir fotoğraf krizinden ibaret olmadığını, daha derin bir karakter ve vefa sorununa işaret ettiğini belirten Çetin, yazısını şu cümlelerle noktaladı:&nbsp;"Dün “Genel Başkanım” diye omzuna çıkanlar… Bugün aynı fotoğrafın üzerine çarpı çekiyorsa… Sorun fotoğraf değildir. Karakter terazisidir. Bugün çarpıyı eski genel başkanın fotoğrafına atarsın. Yarın yol arkadaşının adına. Ertesi gün kendi geçmişine. Çünkü vefasını kaybeden siyaset, yönünü de kaybeder. O pankartta yalnızca bir fotoğraf çizilmedi. Bir dönemin hatırasına, bir partinin hafızasına ve siyasi nezaketine de çarpı atıldı."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sov-biter-hizmet-kalir-78890"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-06-29%20at%2009_01_22%20(1).jpeg" style="height:625px; width:800px" /></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/o-pankart-sadece-bir-fotografi-mi-hedef-aldi-1783065468.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Saray Mahallesi’nde &quot;Adalet&quot; Kura İle Mi Gömüldü?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/saray-mahallesinde-adalet-kura-ile-mi-gomuldu-116813</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/saray-mahallesinde-adalet-kura-ile-mi-gomuldu-116813</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’nın kalbi Saray Mahallesi’ndeki "Rezerv Alan" projesinde çekilen şaibeli kuralar ve hak sahiplerine yönelik "Siz yoksunuz" dayatmaları, mahalle sakinlerinin derin bir kuşku ve öfke yaşamasına neden oluyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da depremin yaralarını sarmak adına başlatılan "Rezerv Alan" projeleri, kentin merkezi noktalarından Saray Mahallesi’nde yerini derin bir kuşkuya ve öfkeye bırakıyor. Yıllardır mahallesinin toprağına, taşına kök salmış olan hak sahipleri, bugün ciddi "hak gaspı" iddialarıyla sarsılıyor. Projenin ilk gününden bu yana yetkililer tarafından "prestij proje" olarak lanse edilen Saray Mahallesi için verilen sözler, bugün yerini büyük bir belirsizliğe teslim etmiş durumda.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KURA SADECE BİR KESİM İÇİN Mİ ÇEKİLDİ?</span></strong></p>

<p>Projenin ilk gününden bu yana yetkililer tarafından "prestij proje" olarak lanse edilen Saray Mahallesi için verilen sözler, bugün yerini büyük bir belirsizliğe bıraktı. Hak sahibi sayısı belli, üretilen konut/iş yeri sayısı belli iken; "Hak sahiplerine yetiyor, fazlası bile var" denilerek verilen güvenceler nerede?</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>ESKİ ADLİYE CİVARINA RAZI OLUN SÜRGÜNÜ...</strong></span></p>

<p><strong>Bizzat sürecin mağdurlarının haykırışları ayyuka çıkmış durumda:</strong></p>

<p>Adrese Teslim Kura mı?Çekilen kuraların adeta "seçilmiş bir kesim" için yapıldığı, sürecin şeffaflıktan uzak yönetildiği iddiaları her geçen gün güçleniyor.</p>

<p><strong>&nbsp;"Siz Yoksunuz" Dayatması:</strong> En acı olanı ise; yıllardır o mahallenin tapulu sahibi olan vatandaşlara, hiçbir açıklama yapılmadan "Kura çekildi, senin ismin yok, sen yoksun" denilerek haklarının gasp edilmek istenmesi.</p>

<p>Kime Hizmet Ediliyor? Sınırlı yerler için çekilen kuralarda neden hep "güçlü soyadları" ve "tanıdık simalar" ödüllendirilirken, gariban mahalle sakini kapı dışarı ediliyor?</p>

<p><strong>Sürgün Politikası:</strong> Saray Mahallesi'nin gerçek sahiplerine, "Saray'da yeriniz yok, eski adliye civarına razı olun" diyerek mahallelerinden zorla koparılmaları, Anayasal bir hak olan "mülkiyet hakkı"nın açık ihlali değil midir?</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YETKİLİLERE ÇAĞRI: ŞEFFAFLIK İSTİYORUZ</span></strong></p>

<p>Emlak Konut, Kuzu Grup ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı başta olmak üzere; bu projenin tüm paydaşları suskunluğunu koruyor.&nbsp;</p>

<p>Mahalle muhtarından yerel idarecilere kadar herkesin "karnından konuştuğu", kamuoyunun ise kulaktan dolma bilgilerle manipüle edildiği bu süreç, vicdanları yaralıyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SORUYORUZ:</span></strong></p>

<p>1.Saray Mahallesi'nde hak sahiplerinin yerleri "özel" birilerine mi ayrılıyor?</p>

<p>2."Prestij" olarak adlandırılan bu değerli bölgeler kime "peşkeş" çekiliyor?</p>

<p>3.Hak sahiplerine "Siz yoksunuz" deme cüretini kim gösteriyor ve bu kuranın şaibeli yapısı neden aydınlatılmıyor?</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MÜLKİYET HAKKI TALİ MEVZUATLA GASP EDİLEMEZ</span></strong></p>

<p>Anayasa ile güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkının, hiçbir idari düzenleme veya "tali mevzuat" oyunuyla çiğnenemeyeceğini belirten mahalleli; yerinden yurdundan edilmeyi, "ya kabul et ya da boş kal" dayatmasını kesinlikle reddediyor.</p>

<p>Vatandaşlar, yetkili makamlardan derhal şeffaf, belgeli ve dürüst bir açıklama bekliyor. Aksi takdirde, bu "peşkeş" iddialarının sadece bir fısıltı olarak kalmayacağı, Malatya’nın toplumsal vicdanında kapanmayacak bir yara olarak tarihe geçeceği vurgulanıyor.</p>

<p><strong>Saray Mahallesi sakinleri soruyor: Hakkımızı kim koruyacak?</strong></p>

<p><strong>HABER MERKEZİ-MALATYA TİME&nbsp;</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 14:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/saray-mahallesinde-adalet-kura-ile-mi-gomuldu-1782994350.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / OKUL ŞEHRİN MUALLİM TERZİSİ Said Çekmegil</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-okul-sehrin-muallim-terzisi-said-cekmegil-116812</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-okul-sehrin-muallim-terzisi-said-cekmegil-116812</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Delici bakışları boğa gibi suratı ile Sokrat...<br />
M.Ö. 470 – M.Ö. 399</p>

<p>"O, Atina’nın loş meydanlarında, &nbsp;<br />
vahyin nuru henüz ufkuna doğmamış, &nbsp; devasa bir zekâ yığını öfkeli adam...</p>

<p>Atina sokaklarında durdurur insanları, sorar...<br />
Hikmet ve irfanı anlatmaktır, &nbsp;bütün derdi...</p>

<p>Ve ondan asırlar sonra bir adam &nbsp;Malatya Sokrat'ı...</p>

<p>Malatya'nın sokaklarında...<br />
Bir fikir çilekeşi bir cins kafa ve bir şehir munevveri ...<br />
Bir muallim ...<br />
Bir hatip ...<br />
Bir akademisyen...<br />
Bir Yazar ...<br />
Bir şair...<br />
Bir dava çilekeşi ...<br />
Ve mütevazı bir terzi...<br />
Malatya'lı ...</p>

<p><strong>Sait Çekmegil.</strong></p>

<p>Şehirler, sadece coğrafi koordinatlardan, beton bloklardan ve birbirine eklemlenen yollardan ibaret değildir. Şehirler, kendi epistemolojisini kuran, insanını o epistemolojiyle terbiye eden ve zamanın akışına karşı duruşunu bir "hakikat iddiası" olarak sunan yaşayan organizmalardır.&nbsp;</p>

<p>Malatya, tarih boyunca fikriyle kuşanmış, irfanıyla şehri terbiye etmiş muallim şahsiyetlerin otağı olmuştur.&nbsp;</p>

<p>Bu irfan halkasının en özgün, en sahici isimlerinden biri; iğnesiyle kumaşı, kalemiyle zihinleri terbiye eden ve benim de hayatımda derin izler bırakan Sait Çekmegil’dir.&nbsp;</p>

<p>1926 yılında Malatya’da doğan ve 2004 yılında Hakk’a yürüyen Çekmegil, ilkokul mezunu bir terziydi; ancak 37 eserlik külliyatıyla akademik hiyerarşiyi aşan bir "halk filozofu" olarak yaşadı.</p>

<p>Kışla Caddesi’nden Bir İrfan Soluğu, ayaküstü medresesi...&nbsp;</p>

<p>Sait Çekmegil, tıpkı antik Atina’nın meydanlarında dolaşan Sokrat gibi, hakikati göklerde değil, çarşının tam ortasında, insanın günlük telâşının içinde arardı.&nbsp;</p>

<p>Onu Malatya sokaklarında, pazarda, herhangi bir köşebaşında birini durdururken görebilirdiniz. İnsanları durdurur ve sorardı:&nbsp;</p>

<p>"Nereye? Varoluşun hakikati nerede, gidişin nereye?"</p>

<p>80’li yılların başından itibaren, Kışla Caddesi’ndeki İstanbulluoğlu İşhanı’nın mescidi, onun fikir ve ibadet karargâhıydı.&nbsp;</p>

<p>Cuma namazlarını, kıymetli dostu Dr. Esad Keşşafaoğlu ile dönüşümlü olarak burada kıldırır, vakit namazlarının bir kısmını da yine aynı mütevazı mescitte eda ederdi.&nbsp;</p>

<p>O mescit, bir ibadethane olmanın ötesinde, tıpkı Sokrat’ın o mütevazı "mağara" dersleri gibi, hakikat arayışının fısıltıyla başlayıp vicdanlarda gürlediği bir "okul"du.</p>

<p><strong>Terzi Dükkânı:&nbsp;</strong></p>

<p>Kumaşların ve Zihinlerin Hizaya Geldiği Yer<br />
Sait Ağabey terziydi. Önce Çekirdek Pasajı’nda, sonra Emeksiz’de açtığı dükkânı, sadece bir işyeri değil; kumaşların libasa, zihinlerin ise hakikate hizaya geldiği bereketli bir irfan ve ilim mekânıydı.&nbsp;</p>

<p>O dükkânın kapısından kimler gelip geçmedi ki...&nbsp;</p>

<p>Oraya giren, sadece bir elbise diktirmeye değil, hayatının dikişlerini düzeltmeye gelirdi.</p>

<p>Onunla nerede karşılaşırsak karşılaşalım, ister dükkânında ister mescidin avlusunda olsun, o her zaman aynı "muallim" duruşunu korurdu.&nbsp;</p>

<p>Sait ağabey bizi yakaladığında, adeta bir fikir seferberliği başlardı.&nbsp;</p>

<p>"Birkaç dakika sohbet edelim" der, herkesin bir konu önermesini isterdi.&nbsp;</p>

<p>Seçilen gündem üzerine herkesin bir dakika konuşma zorunluluğu olurdu; doyurucu konuşan bir dakika daha kazanır, herkes kanaat ve malumatını ortaya dökerdi.&nbsp;</p>

<p>O, derin mavi gözleri ile bizi dikkatlice süzerdi.&nbsp;</p>

<p>Söz sırası ona geldiğinde, karmaşık görünen meseleleri Kur’an odaklı, öz ve sarsıcı ifadelerle aydınlatır; o meclisi bir ilim ziyafetine dönüştürerek, hüküm cümlesini mühür gibi basardı...</p>

<p><strong>İzzetin Kaynağı: Sayısal Çokluk mu, Hakikat mi?...</strong></p>

<p>Gençliğin o cevval ama toy döneminde, meselenin nicelikle (kalabalıkla) ilgili olduğunu sanarak sorduğum:&nbsp;</p>

<p>"Sait ağabey, madem bu kadar haklısın, neden çevrende bu kadar az kişi var?" sorusu, modern insanın verimlilik yanılgısının bir yansımasıydı.&nbsp;</p>

<p>O, sükûnetini bozmadan, o vakur edasıyla ve Kur'anî bir şuurla beni hizaya sokmuştu: "İzzet ancak Allah’ındır."</p>

<p>Bu cevap, sadece bir soruya verilen yanıt değil; bir medeniyetin, bir dava ahlakının ve bir tevhid şuurunun özetidir.&nbsp;</p>

<p>Çekmegil, şöhreti reddederek Malatya’da kalmayı, bir "üçüncü yol" arayanlara irfan kalesi kurmayı tercih etti.&nbsp;</p>

<p>O, taklitçiliğe karşı tahkiki, şöhrete karşı hakikati, beton şehirleşmeye karşı ise "gönül haritasını" savundu.</p>

<p><strong>Malatya'yı Yeniden İmar Etmek ...</strong></p>

<p>Bugün Malatya'yı yeniden "okul şehir" olarak inşa etmek istiyorsak, betonun ve teknolojinin ötesine geçmeli; Çekmegil’in o halkalarda biçtiği "insan" kalıbına dönmeliyiz.&nbsp;</p>

<p>Onun şu dizeleri, sadece bir şiir değil; günümüzün savrulan gençliği için bir pusuladır:</p>

<p>İşte ondan bir kaç mısra:<br />
Bitaraf olamazsın,<br />
Tarafsız kalamazsın,<br />
Çünkü sen müslümansın!<br />
Adil bir tarafın,<br />
Sağlam bir safın olacak,<br />
Çünkü sen müslümansın.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/okul-sehrin-muallim-terzisi-said-cekmegil-78891"><strong><span style="color:#2980b9">YAZININ DEVAMI BURADA&nbsp;</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 14:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/dogan-dag-okul-sehrin-muallim-terzisi-said-cekmegil-1782992751.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fotoğraf Gülüyor Kulis Asılıyor! Bir Fotoğraf ve İki İhtimal Tartışmanın Merkezine Oturdu</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/fotograf-guluyor-kulis-asiliyor-bir-fotograf-ve-iki-ihtimal-tartismanin-merkezine-oturdu-116804</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/fotograf-guluyor-kulis-asiliyor-bir-fotograf-ve-iki-ihtimal-tartismanin-merkezine-oturdu-116804</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci-Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı son yazısında Malatya siyasetinin gündemine oturan Ali Bakan ve Sami Er iddialarını değerlendirerek, "Fotoğraf gülüyor, kulis asılıyor" ifadeleriyle siyasi tutarlılığı sorguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Murat Çetin, son köşe yazısında Malatya kulislerinde günlerdir konuşulan çarpıcı iddiaları ve siyaset arenasındaki tutarlılık tartışmalarını gündeme taşıdı. Siyasetin ilk şartının zekâ değil, tutarlılık olduğunu vurgulayan Çetin, siyasetçinin boyunu kürsünün değil, arkasından söylediğiyle yüzüne söylediği arasındaki mesafenin belirlediğini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA GÜNLERDİR AYNI FISILTIYI KONUŞUYOR</span></strong></p>

<p>Kentteki siyasi koridorlarda dönen senaryolara dikkat çeken Murat Çetin, yazısında şu ifadelere yer verdi:&nbsp;"Malatya günlerdir aynı fısıltıyı konuşuyor. Ali Bakan hakkında kulis. Görevden alınacak iddiası. Arka kapı sohbetleri. Koridor senaryoları. Üstelik bu iddiaların kaynağı olarak aynı isim telaffuz ediliyor. Sami Er. Sonra bir fotoğraf düşüyor. Cumhurbaşkanı’nın yanında. Yan yana. Omuz omuza. Yüzlerde tebessüm. Elde Malatya kayısısı."</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-06-29%20at%2009_02_58.jpeg" style="height:555px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İKİ İHTİMAL VAR&nbsp;</span></strong></p>

<p>Ortaya çıkan bu tablonun ardından iki çelişkili durumun aynı anda doğru olamayacağını belirten Çetin, siyaset tarzına yönelik eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü:</p>

<p>"İnsan ister istemez duruyor. Madem bu kadar ağır itirazın vardı… Devletin zirvesinde neden sustun? Yok, öyle bir itirazın hiç olmadıysa… Malatya’nın kulağına neden fısıldandı? İki ihtimal var. Ya fotoğraf doğru değil… Ya kulis. İkisi aynı anda doğru olamaz. Çünkü siyaset, kapalı odalarda cesaret dağıtıp… açık meydanlarda tebessüm toplama sanatı değildir. İnsanın sözü değişebilir. Kanaati değişebilir. Fikri değişebilir. Ama omurgası değişmemeli."</p>

<p>Yazısının sonunda Malatya'nın asıl ihtiyacı olan siyaset anlayışını tarif eden köşe yazarı Murat Çetin, "Fotoğraf vermek kolaydır. Fotoğrafın arkasında durmak zordur. Malatya’nın ihtiyacı da tam budur. Fısıltıyla büyüyen siyaset değil… yüzüne söylenebilen söz" diyerek analizini tamamladı.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sov-biter-hizmet-kalir-78890"><strong><span style="color:#c0392b">YAZININ DEVAMI BURADA</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 09:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/fotograf-guluyor-kulis-asiliyor-bir-fotograf-ve-iki-ihtimal-tartismanin-merkezine-oturdu-1782975925.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Enkazdan Sonra Malatya&#039;nın En Büyük Sınavı Güven Mi?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/enkazdan-sonra-malatyanin-en-buyuk-sinavi-guven-mi-116777</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/enkazdan-sonra-malatyanin-en-buyuk-sinavi-guven-mi-116777</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci-yazar Murat Çetin, kaleme aldığı "Şov Biter Hizmet Kalır" başlıklı yazısının "Malatya'nın İkinci Afeti" bölümünde deprem sonrası süreçte gündeme gelen iddiaları güven ve vicdan ekseninde değerlendirdi. Çetin, yargı sürecine işaret ederken, kamu vicdanının da önemine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’nın deprem sonrası yaşadığı zorlu süreci yakından takip eden gazeteci yazar Murat Çetin, son köşe yazısında şehirdeki iddiaları masaya yatırdı. Depremin ardından kurulan konteyner kentler ve afet yönetimiyle ilgili dolaşan söylentilere değinen Çetin, yaşanan gelişmeleri kamuoyuyla paylaştı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA’NIN İKİNCİ AFETİ</span></strong></p>

<p>Şehrin asrın felaketinden sonra büyük bir sınav verdiğini belirten Murat Çetin, depremin yıkımından ziyade iddiaların doğuracağı güven kaybına dikkat çekti. Kentte konuşulan meselelerin basit birer demirbaş konusu olmadığını ifade eden Çetin, durumun vehametini şu sözlerle aktardı:&nbsp;“Malatya bir defa yıkıldı. Fay kırdı. Beton çöktü. Çatı uçtu. Ocak söndü. Millet dişini sıktı. Devlet el uzattı. Konteyner geldi. Adına emanet dendi. İşte tam burada başlıyor hikâye. Şimdi şehirde dolaşan iddia, birkaç masa, birkaç dolap, birkaç demirbaş meselesi değil. Eğer doğruysa, emanetin tartıya çıkmasıdır. Deprem insanın evini alır. Ama emanete uzanan el… insanın devlete olan güvenini alır. İşte onun enkazı vinçle kalkmaz.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KELİMELER BİLE UTANIYOR</span></strong></p>

<p>İddiaların odağındaki kurumun ismine ve üstlendiği hayati role vurgu yapan köşe yazarı Çetin, konteynerlerin sadece fiziki yapılardan ibaret olmadığını dile getirdi. Çetin, yazısında konuya ilişkin eleştirilerini şu şekilde sürdürdü: “Garip olan ne biliyor musunuz? Adında “Afet” geçen bir kurum… bugün iddialarla birlikte afet kelimesiyle anılıyor. Kelimeler bile utanıyor. Çünkü konteyner… tenekeden yapılmış dört duvar değildir. Bir annenin mutfağıdır. Bir çocuğun dershanesidir. Bir ihtiyarın son sığınağıdır. Bir depremzedenin yeniden ayağa kalkma iradesidir. Oraya uzanan el, eşyaya değil; umuda uzanır.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ENKAZDAN SONRA GÜVEN Mİ YIKILDI?</span></strong></p>

<p>Çetin, Malatya halkının şu an en çok bu soruların cevabını merak ettiğini belirterek yazısını şöyle tamamladı:&nbsp;“Elbette hükmü mahkeme verecek. Suç varsa cezasını hukuk kesecek. Kimsenin peşinen mahkûm edilmesi doğru değildir. Ama vicdanın da bir terazisi vardır. Ve o terazi… dosya numarasıyla çalışmaz. Malatya bir afeti toprağın altında yaşadı. Şimdi aynı şehir başka bir sorunun cevabını arıyor: Acaba enkazdan önce binalar mı yıkıldı… Yoksa enkazdan sonra güven mi?”</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sov-biter-hizmet-kalir-78890"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a><br />
<img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-29%20at%2009_01_22(1).jpeg" style="height:625px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 15:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/enkazdan-sonra-malatyanin-en-buyuk-sinavi-guven-mi-1782884022.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanının O Sözleri Sonrası Gözler Malatya’ya Çevrildi</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/cumhurbaskaninin-o-sozleri-sonrasi-gozler-malatyaya-cevrildi-116752</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/cumhurbaskaninin-o-sozleri-sonrasi-gozler-malatyaya-cevrildi-116752</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanının belediye başkanlarına yönelik, "İcraat değil, şov peşinde koşan anlayışı tasvip etmeyiz." sözlerini köşesine taşıyan Murat Çetin, kaleme aldığı yazının ilk bölümünde bu mesajın yankısının Malatya’da hissedilmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazetec Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı köşe yazısında Ankara gündemini ve bu gündemin Malatya yerelindeki yansımalarını dikkat çekici ifadelerle değerlendirdi. Çetin, merkezden verilen mesajların özellikle Malatya'daki belediyecilik anlayışıyla doğrudan uyuştuğunu belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ANKARA'DA KURULAN CÜMLENİN EN SERT YANKISI MALATYA'DA DUYULMALI</span></strong></p>

<p>Yazısında ilk olarak Ankara'daki üst düzey mesajlara dikkat çeken Murat Çetin, konunun Malatya ile olan bağını şu sözlerle ifade etti:&nbsp;“Cumhurbaşkanı kendi belediye başkanlarına döndü. Tek cümle kurdu. 'İcraat değil, şov peşinde koşan anlayışı tasvip etmeyiz.' Bu cümle Ankara’da kuruldu. Ama en sert yankısı bazı şehirlerde duyulmalı. Mesela Malatya’da…”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ASFALT DÖKÜLMEDEN KAMERA AÇILIYOR TEMEL ATILMADAN KLİP HAZIRLANIYOR</span></strong></p>

<p>Malatya'daki mevcut belediyecilik uygulamalarını eleştiren Çetin, kentte icraatten ziyade görselliğin ön plana çıktığını savunarak yazısını şöyle sürdürdü: “Çünkü burada asfalt dökülmeden kamera açılıyor. Temel atılmadan klip hazırlanıyor. İş bitmeden montaj tamamlanıyor. Eser doğmadan reklam büyüyor. Bir bakıyorsun… Taziye evi paylaşımı. Çarşı turu paylaşımı. Açılış paylaşımı. Poz paylaşımı. Video paylaşımı. Şehir ise aynı soruyu paylaşıyor: 'Peki hizmet nerede?'”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YOL SOSYAL MEDYA İSTEMEZ KANALİZASYON ALKIŞ BEKLEMEZ</span></strong></p>

<p>Gerçek belediyecilik hizmetlerinin sosyal medya filtreleriyle veya dijital görsellerle yürütülemeyeceğini anlatan Murat Çetin, yazısının son bölümünde şu çarpıcı ifadelere yer verdi:&nbsp;“Çünkü yol sosyal medya istemez. Kanalizasyon alkış beklemez. Su hattı filtre tanımaz. Kaldırım drone ile yapılmaz. Vatandaş da belediyeyi reels videolarıyla değil… evine gelen hizmetle ölçer. İşte bütün mesele bu. Şov, fotoğrafın sanatıdır. Hizmet, alın terinin. Biri ekrana yakışır. Öteki şehre. Ve siyaset en acı hükmünü sandıkta değil… vatandaşın hafızasında verir.”</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sov-biter-hizmet-kalir-78890"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 08:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/cumhurbaskaninin-o-sozleri-sonrasi-gozler-malatyaya-cevrildi-1782798340.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Engelli Emekliler Soruyor: Bizim Kazanılmış Haklarımıza Ne Oldu?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/engelli-emekliler-soruyor-bizim-kazanilmis-haklarimiza-ne-oldu-116732</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/engelli-emekliler-soruyor-bizim-kazanilmis-haklarimiza-ne-oldu-116732</guid>
                <description><![CDATA[15 Ocak 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7538 sayılı Kanun, 2008 yılı öncesinde sigorta girişi yapılan binlerce engelli vatandaşın emeklilik hakkını ve maaşını elinden aldı. Engelli Emeklilik Dayanışma Derneği (EMED) tarafından hazırlanan Haziran 2026 raporuna göre, resmi makamların sözlü teyitlerine ve "süresiz" belgelerine güvenerek işinden ayrılan çok sayıda vatandaş kontrol muayenelerinde maaşlarının kesilmesiyle büyük bir mağduriyet yaşıyor. CİMER ve SGK’dan bilgi alamayan mağdurlar, milletvekillerinin soru önergelerine de yanıt verilmediğini belirterek seslerini duyurmaya çalışıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de yaklaşık 45 yıl boyunca istikrarlı bir şekilde uygulanan vergi indirimi yoluyla engelli emekliliği sistemi, 15 Ocak 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7538 sayılı Kanun ile köklü bir değişikliğe uğradı. Herhangi bir geçiş süreci tanınmadan, yayımlandığı gün yürürlüğe giren bu düzenleme nedeniyle binlerce engelli birey kazanılmış haklarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldı. Çalışma hayatlarını ve ekonomik planlarını uzun yıllar boyunca yürürlükte bulunan mevzuata güvenerek planlayan sigortalılar, bir gecede kendilerini tamamen farklı bir sistemin içinde buldu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MAĞDURLAR SESLERİNİ DUYURAMIYOR</span></strong></p>

<p>Engelli Emeklilik Dayanışma Derneği (EMED) tarafından yapılan anket çalışmasında, Türkiye genelinde tahmini olarak 30 bin ila 40 bin kişinin bu yasa değişikliği nedeniyle mağdur olduğu dile getiriliyor. Ancak ne resmi makamlardan ne de ilgili kurumlardan net bir sayıya ulaşılamıyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SGK TEYİDİNE GÜVENEREK İŞTEN AYRILANLAR ÇARESİZ</span></strong></p>

<p>Sistem değişikliğinin en ağır darbe vurduğu kesimlerden biri de emeklilik hakkını kazanmış ve maaş bağlatmış olan eski sigortalılar oldu. Hastalık veya iş kazası sonrası engelli kalan bireyler, kontrol muayenelerinde yeni yürürlüğe giren kısıtlayıcı tıp listelerine tabi tutulunca engellilik oranları düşürülüyor ve maaşları tamamen kesiliyor.</p>

<p>EMED Başkanı Nazlı Pınar Tetik, bizzat yaşadığı süreci ve haksızlığı şu sözlerle ifade ediyor: "Ben kanser hastalığım sonrası engelli oldum. 2023'te emekli oldum. 2 yıldır maaşımı alıyordum. Emekli olurken özellikle SGK’dan teyit aldım maaşımın kesilmesi söz konusu olmayacağı yönünde ve işimden öyle ayrıldım, çünkü iyi bir şirkette yönetici olarak çalışıyordum ve işim ve koşulları çok iyiydi. Sonrasında 2025 Ekim kontrol muayenesinde maaşım kesildi. Gerekçe olarak da 7538 sayılı bu kanun değişimi gösterildi. Benim gibi bir çok insan var özellikle bu raporun son kısmında katılımcı beyanları mevcut orada herkesin mağduriyetini kısaca görebilirsiniz. 200 mağdurdan sadece 50 sini ekleyebildim temsilen. Bu rakam bizim anketle ulaşabildiğimiz kişiler, ama Türkiye genelinde sayının kaç olduğu söylenmiyor. CİMER‘den veya SGK‘dan bu konuda bilgi alamıyoruz bazı milletvekilleri bu konuda soru önergesi verdi ama onlara da yanıt verilmiyor. Tahmini olarak geçmiş yıllara bakılarak 30.000 - 40.000 kişi gibi rakamlar söyleniyor ama hiçbir dayanak yok. Benimki gibi emekliliği kesilen de var, 1 gün / 1 hafta / 1 ay kala değişen, kanun sebebiyle başvurusunu yeni sistemden yapmak zorunda kalan da var. Yeni sistemde red oranı %97 nin üzerinde..."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ANKETE KATILAN 200 KİŞİDEN SADECE KÜÇÜK BİR KISMI RAPORDA</span></strong></p>

<p>Derneğin hazırladığı istatistiksel değerlendirme ve katılımcı beyanları raporunda, engellilik süreçlerinde yaşanan hak kayıpları somut verilerle gözler önüne seriliyor. Ancak ulaşılan kişilerin listelenmesi bile sınırlı imkanlarla gerçekleştirilebiliyor.</p>

<p>Tetik, raporun içeriğindeki katılımcı beyanlarına dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamlıyor:&nbsp;"Benim gibi bir çok insan var. Mağduriyetimizin giderilmesini istyorum."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">RESMİ MAKAMLAR SESSİZLİĞİNİ KORUYOR</span></strong></p>

<p>EMED'in yürüttüğü anket çalışmalarına katılan engelli bireylerin beyanları, sorunun münferit olmadığını, aksine sistematik bir hak gaspına dönüştüğünü kanıtlıyor. Türkiye genelinde mağdur sayısının 30 bin ila 40 bin civarında olduğu tahmin edilmesine karşın, ne SGK ne de CİMER resmi bir veri paylaşıyor. Meclis çatısı altında milletvekilleri tarafından verilen soru önergeleri ise yanıtsız bırakılmaya devam ediyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"DÖNÜŞ ALAMADIK"</span></strong></p>

<p>Yaşanan bu sistematik mağduriyetin çözümü için gözler Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) çevrilmiş durumda. 7538 sayılı Kanun’un iptali istemiyle yüksek mahkemede açılan E.2025/78 esas numaralı dava, tam 15 aydır bir karara bağlanmayı bekliyor. Bu süreçte engelli vatandaşların adeta kaderine terk edildiğini vurgulayan EMED Başkanı Nazlı Pınar Tetik, hukuki tıkanıklığı ve yaşadıkları çaresizliği şu sözlerle dile getirdi:&nbsp;"Anayasa Mahkemesinde kanunun iptali için E.2025/78 dosya numarasıyla dava açıldı ancak o da 15 aydır karara bağlanmayı bekliyor. Bu belirsiz süreçte binlerce insan maaşsız ve en önemlisi sosyal güvencesiz bir şekilde ortada bırakılarak çok büyük mağduriyetler yaşıyor. Sesimizi duyurmak, karar mekanizmaları üzerinde bir kamuoyu baskısı oluşturabilmek için her yolu deniyoruz; ancak bugüne kadar yetkililerden hiçbir olumlu ya da olumsuz dönüş alamadık."</p>

<p><strong>HABER MERKEZİ-MALATYA&nbsp;</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/engelli-emekliler-soruyor-bizim-kazanilmis-haklarimiza-ne-oldu-1782724284.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Şov Biter... Hizmet Kalır</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-sov-biter-hizmet-kalir-116729</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-sov-biter-hizmet-kalir-116729</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı kendi belediye başkanlarına döndü.</p>

<p>Tek cümle kurdu.</p>

<p><strong>“İcraat değil, şov peşinde koşan anlayışı tasvip etmeyiz.”</strong></p>

<p>Bu cümle Ankara’da kuruldu.</p>

<p>Ama en sert yankısı bazı şehirlerde duyulmalı.</p>

<p>Mesela Malatya’da…</p>

<p>Çünkü burada asfalt dökülmeden kamera açılıyor.</p>

<p>Temel atılmadan klip hazırlanıyor.</p>

<p>İş bitmeden montaj tamamlanıyor.</p>

<p><strong>Eser doğmadan reklam büyüyor.</strong></p>

<p>Bir bakıyorsun…</p>

<p>Taziye evi paylaşımı.</p>

<p>Çarşı turu paylaşımı.</p>

<p>Açılış paylaşımı.</p>

<p>Poz paylaşımı.</p>

<p>Video paylaşımı.</p>

<p>Şehir ise aynı soruyu paylaşıyor:</p>

<p><strong>“Peki hizmet nerede?”</strong></p>

<p>Çünkü yol sosyal medya istemez.</p>

<p>Kanalizasyon alkış beklemez.</p>

<p>Su hattı filtre tanımaz.</p>

<p>Kaldırım drone ile yapılmaz.</p>

<p>Vatandaş da belediyeyi reels videolarıyla değil…</p>

<p>evine gelen hizmetle ölçer.</p>

<p>İşte bütün mesele bu.</p>

<p>Şov, fotoğrafın sanatıdır.</p>

<p>Hizmet, alın terinin.</p>

<p>Biri ekrana yakışır.</p>

<p>Öteki şehre.</p>

<p>Ve siyaset en acı hükmünü sandıkta değil…</p>

<p><strong>vatandaşın hafızasında verir.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-29%20at%2009_02_16.jpeg" /></strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>MALATYA’NIN İKİNCİ AFETİ</strong></span></p>

<p>Malatya bir defa yıkıldı.</p>

<p>Fay kırdı.</p>

<p>Beton çöktü.</p>

<p>Çatı uçtu.</p>

<p>Ocak söndü.</p>

<p>Millet dişini sıktı.</p>

<p>Devlet el uzattı.</p>

<p>Konteyner geldi.</p>

<p>Adına<strong> emanet</strong> dendi.</p>

<p>İşte tam burada başlıyor hikâye.</p>

<p>Şimdi şehirde dolaşan iddia, birkaç masa, birkaç dolap, birkaç demirbaş meselesi değil.</p>

<p><strong>Eğer doğruysa, emanetin tartıya çıkmasıdır.</strong></p>

<p>Deprem insanın evini alır.</p>

<p>Ama emanete uzanan el…</p>

<p>insanın devlete olan güvenini alır.</p>

<p>İşte onun enkazı vinçle kalkmaz.</p>

<p>Garip olan ne biliyor musunuz?</p>

<p>Adında <strong>“Afet”</strong> geçen bir kurum…</p>

<p>bugün iddialarla birlikte afet kelimesiyle anılıyor.</p>

<p>Kelimeler bile utanıyor.</p>

<p>Çünkü konteyner…</p>

<p>tenekeden yapılmış dört duvar değildir.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sov-biter-hizmet-kalir-78890"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/murat-cetin-sov-biter-hizmet-kalir-1782715776.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sendika Seçimi Yaklaşırken Gündem Neden Bu Kadar Isındı?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sendika-secimi-yaklasirken-gundem-neden-bu-kadar-isindi-116714</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sendika-secimi-yaklasirken-gundem-neden-bu-kadar-isindi-116714</guid>
                <description><![CDATA[Malatya'da eğitim camiasında son günlerde yaşanan gelişmeler dikkat çekiyor. Eğitim-Bir-Sen Malatya Şube Başkanı Hüseyin Söylemez'in eğitim mevzuatına yönelik uyarıları, yaklaşan sendika seçimleri öncesinde hareketlenen kulisler, adaylık iddiaları ve mülakat listeleri tartışmaları eğitim gündemini her geçen gün daha da yoğunlaştırıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya'da eğitim camiası yalnızca eğitim politikalarını değil, sendikal süreci de yakından takip ediyor. Bir yandan eğitim sisteminde sık değişen mevzuatın oluşturduğu sorunlar tartışılırken, diğer yandan yaklaşan sendika seçimleri nedeniyle kulislerde hareketlilik yaşanıyor. Son günlerde kamuoyuna yansıyan açıklamalar ve gelişmeler, eğitim gündeminin farklı başlıklarını aynı noktada buluşturdu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MEVZUAT TARTIŞMALARI GÜNDEMİN İLK SIRASINDA</span></strong></p>

<p>Eğitim-Bir-Sen Malatya Şube Başkanı Hüseyin Söylemez, eğitim sisteminde sık değişen mevzuatın öğretmenler ve eğitim yöneticileri açısından önemli sorunlar oluşturduğunu dile getirdi.&nbsp;Söylemez açıklamasında şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"Sık değişen mevzuat eğitimde verimi baltalıyor." Bu değerlendirme, eğitim sisteminde istikrar ihtiyacına yönelik tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SENDİKA KULİSLERİ HAREKETLENDİ</span></strong></p>

<p>Yaklaşan sendika seçimleri öncesinde eğitim camiasında kulislerin hız kazandığı görülüyor. Adaylık iddiaları, teşkilat görüşmeleri ve saha çalışmaları eğitim çevrelerinde en çok konuşulan başlıklar arasında yer alıyor. Özellikle sendika yönetimine talip isimlerin artmasıyla birlikte seçim atmosferinin beklenenden daha erken başladığı değerlendiriliyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ADAYLIK İDDİALARI VE LİSTE TARTIŞMALARI DİKKAT ÇEKTİ</span></strong></p>

<p>Seçim sürecinin yaklaşmasıyla birlikte aday isimleri de kamuoyunda konuşulmaya başlandı. Sekiz farklı ismin kulislerde gündeme geldiğine ilişkin iddialar dikkat çekerken, sosyal medya ve mesajlaşma gruplarında dolaşıma giren bazı mülakat listeleri de tartışmaların odağına yerleşti.&nbsp;Doğan Tunç'un gündeme taşıdığı WhatsApp gruplarında paylaşılan A4 kâğıdındaki mülakat listelerine ilişkin iddialar da seçim süreci öncesinde en çok konuşulan konular arasında yer aldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">GÖZLER SENDİKA SEÇİMİNE ÇEVRİLDİ</span></strong></p>

<p>Eğitim camiasında hem eğitim politikaları hem de sendikal süreç aynı anda yakından takip ediliyor. Mevzuat tartışmaları, seçim hazırlıkları, adaylık iddiaları ve kulis hareketliliği önümüzdeki dönemde eğitim gündeminin belirleyici başlıkları olmaya devam edecek gibi görünüyor.</p>

<p><strong>HABER MERKEZİ-MALATYA&nbsp;</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/sendika-secimi-yaklasirken-gundem-neden-bu-kadar-isindi-1782639339.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şehir Dosyalarının Yerini Davetiyeler Mi Aldı? Murat Çetin Gündeme Taşıdı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sehir-dosyalarinin-yerini-davetiyeler-mi-aldi-murat-cetin-gundeme-tasidi-116707</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sehir-dosyalarinin-yerini-davetiyeler-mi-aldi-murat-cetin-gundeme-tasidi-116707</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci-yazar Murat Çetin, "Valiyi Mi Seçtik?" başlıklı köşe yazısının "Makamdan Meydana" bölümünde belediyecilik anlayışındaki değişime dikkat çekti. Çetin, proje ve yatırım odaklı yönetim anlayışının yerini görünürlüğün ve sosyal medya paylaşımlarının aldığı yönünde dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, köşesinde yerel yönetimlerin çalışma anlayışına dair dikkat çekici bir analiz kaleme aldı. Çetin, "Valiyi Mi Seçtik?" başlıklı yazısının "Makamdan Meydana" bölümünde, eski belediyecilik anlayışı ile günümüzdeki uygulamalar arasındaki farkları çarpıcı örneklerle ortaya koydu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ASFALTIN YERİNİ FİLTRE ALDI</span></strong></p>

<p>Belediye başkanlarının artık proje üretmek yerine görünürlük peşinde koştuğunu ifade eden Murat Çetin, yerel yönetimlerin sosyal medya odaklı hale geldiğini belirtti. Çetin, yazısında şu ifadelere yer verdi:&nbsp;"Eskiden belediye başkanları proje kovalardı. Şimdi davetiye. Eskiden yatırım dosyası taşınırdı. Şimdi cenaze programı. Bir zamanlar makam odalarında şehir konuşulurdu. Bugün düğün salonlarında poz veriliyor. Bir açılış. Bir taziye. Bir nikâh. Bir mevlit. Bir kurdele. Bir fotoğraf. Bir paylaşım. Bir paylaşım daha. Şehir? Beklesin. Sosyal medya belediyeciliği öyle bir noktaya geldi ki, asfaltın yerini filtre aldı."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ARTIK BAZI MAKAMLAR ÇÖZÜM ÜRETMEYOR İÇERİK ÜRETİYOR</span></strong></p>

<p>Başkanların sürekli sahada görünme çabasını "yoklama vermek" olarak nitelendiren Çetin, yatırımların yerini şovun aldığını savundu. Şehrin temel sorunlarının yerinde saydığını vurgulayan yazar, eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü: "Eskiden başkanlar bulunmazdı. Çünkü çalışıyorlardı. Şimdi her yerdeler. Çünkü görünmeleri gerekiyor. Sabah bir cenaze. Öğlen bir temel. Akşam bir düğün. Gece bir paylaşım. Sanki şehir yönetmiyorlar. Sanki yoklama veriyorlar. 'Buradayız.' 'Unutmayın.' 'Fotoğrafı kaydırınız.' Eser küçüldü, kadraj büyüdü. Yatırım sessiz işti. Şov gürültülü çıktı. Üretim zahmet isterdi. Görünürlük daha kolay geldi. Bir bakıyorsun… Şehrin problemi aynı. Trafik aynı. Çamur aynı. Borç aynı. Dert aynı. Ama albüm kabarmış. Galeri dolmuş. Arşiv şişmiş. Çünkü artık bazı makamlar çözüm üretmiyor. İçerik üretiyor."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ŞEHİR DOSYALARININ YERİNİ DÜĞÜN TAKVİMİ ALDI</span></strong></p>

<p>Belediye başkanlarının şehir dışı programlarına ve kırsal ziyaretlerine de değinen Murat Çetin, asıl odaklanılması gereken dosyalardan uzaklaşıldığını belirterek yazısını şu cümlelerle noktaladı:&nbsp;"Vakit kalırsa Ankara. Biraz daha kalırssa İstanbul. Daha da artarsa bağ. Bahçe. Tarla. Köy. Şehir ise uzaktan seyrediyor. Makam odaları boşaldı diye üzülmüyorum. Şehir dosyalarının yerini düğün takviminin almasına üzülüyorum."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/valiyi-mi-sectik-78884"><strong><span style="color:#c0392b">YAZININ DEVAMI BURADA</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/sehir-dosyalarinin-yerini-davetiyeler-mi-aldi-murat-cetin-gundeme-tasidi-1782629649.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kur&#039;an konuşuyor... Peki kim susuyor?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kuran-konusuyor-peki-kim-susuyor-116706</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kuran-konusuyor-peki-kim-susuyor-116706</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir dönem modaydı.</p>

<p>“Hadis güvenilir mi?”</p>

<p>dediler.</p>

<p>Sonra çıtayı yükselttiler.</p>

<p>“Sünnet bağlayıcı mı?”</p>

<p>dediler.</p>

<p>Şimdi yeni moda çıktı.</p>

<p>“Kur’an’da kabir hayatı yok.”</p>

<p>Bu cümleyi duyunca aklıma kabir gelmedi.</p>

<p>Kur’an geldi.</p>

<p>Çünkü mesele kabir meselesi değil.</p>

<p>Mesele, Kur’an’ı nasıl okuduğumuz meselesi.</p>

<p>Hadis tartışılmaz.</p>

<p>Bir raviyi tenkit edebilir.</p>

<p>Bir görüşe katılmayabilir.</p>

<p>Peki…</p>

<p>Kur’an’ın nazmını ne yapacak?</p>

<p>İşte asıl soru burada başlıyor.</p>

<p>Çünkü kabir hayatı meselesi…</p>

<p>Bazılarının zannettiği gibi bir iki rivayetin üzerine bina edilmiş tali bir mesele değildir.</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Kur’an konuşuyor.</p>

<p>Hem de bir yerde değil.</p>

<p>Bir ayette değil.</p>

<p>Mü’min Sûresi konuşuyor.</p>

<p>Nûh Sûresi konuşuyor.</p>

<p>Tevbe Sûresi konuşuyor.</p>

<p>Secde Sûresi konuşuyor.</p>

<p>Tûr Sûresi konuşuyor.</p>

<p>Bakara Sûresi konuşuyor.</p>

<p>Tâhâ Sûresi konuşuyor.</p>

<p>Üstelik bunlar sadece ilk bakışta görülenler.</p>

<p>Muhakkik müfessirler, başka ayetlerden de aynı hakikate işaretler çıkarmışlar.</p>

<p>Şimdi insan durup düşünüyor.</p>

<p>Kur’an konuşuyor.</p>

<p>Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm konuşuyor.</p>

<p>Sahabe konuşuyor.</p>

<p>Taberî konuşuyor.</p>

<p>Kurtubî konuşuyor.</p>

<p>Fahreddin Râzî konuşuyor.</p>

<p>Beydâvî konuşuyor.</p>

<p>İbn Kesîr konuşuyor.</p>

<p>Hasan-ı Basrî konuşuyor.</p>

<p>Katâde konuşuyor.</p>

<p>Mücahid konuşuyor.</p>

<p>İkrime konuşuyor.</p>

<p>İbn Abbas konuşuyor.</p>

<p>Ebû Hüreyre konuşuyor.</p>

<p>Abdullah b. Mes’ûd konuşuyor.</p>

<p>Peki susan kim?</p>

<p>Daha doğrusu…</p>

<p>Yanılan kim?</p>

<p>On dört asırdır Kur’an’ın başında ömür tüketen bu insanlar mı?</p>

<p>Yoksa birkaç dakikalık videolarla hüküm verenler mi?</p>

<p>İşte bu yazı dizisi boyunca…</p>

<p>Kabir hayatını değil…</p>

<p>Önce bu sorunun cevabını arayacağız.</p>

<p>Çünkü mesele kabir değildir.</p>

<p>Mesele, Kur’an’ın konuştuğu yerde kimin sustuğudur.</p>

<p><strong>Selam ve dua ile</strong></p>

<p><strong>Fiemanillah</strong></p>

<p><a href="https://www.dirilispostasi.com/kuran-konusuyor-peki-kim-susuyor"><strong>KAYNAK: DİRİLİŞ POSTASI GAZETESİ</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 12:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/murat-cetin-kuran-konusuyor-peki-kim-susuyor-1782628480.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sarper SAN / Kürdanda Dev İndirim!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sarper-san-kurdanda-dev-indirim-116681</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sarper-san-kurdanda-dev-indirim-116681</guid>
                <description><![CDATA[Sarper SAN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bizim çocukların kupaya gidişi ayları, hatta yılları buldu. Dönüşleri ise üç haftaya sığdı.</p>

<p>Aslında bu başarısızlığın temelinde hepimizin payı var. Şimdi kimse çıkıp da "Ben demiştim" demesin. Bu ülkede herkesin her duruma uygun bir sözü zaten hazırdır. Üstelik her şeyi bilen insanların yaşadığı bir memlekette yaşamıyoruz da nedir? Bazen konuşmaya bile gerek yoktur; bakışlardan bile uzmanlık akar.</p>

<p>Son dakika golleriyle, stres dolu maçlarla, türlü zorlukları aşarak gittik kupaya. Bizim çocuklar yetenekliydi, teknik kapasiteleri yüksekti. Birçok kişi, maçları teker teker kazanıp kupayla döneceklerine inanıyordu.</p>

<p>Ancak daha turnuva başlamadan bazı işaretler vardı.</p>

<p>Gençlik ve Spor Bakanı'na Cumhurbaşkanının huzurunda <strong>"Şampiyon olur muyuz?" </strong>diye sorulunca, adam biraz temkinli konuşmaya kalkmıştı. Hatta bu yüzden <strong>"Biraz daha güvenli konuş"</strong> uyarısı aldığı söylenmişti.</p>

<p>Belki de bakanın gördüğü bir şey vardı.</p>

<p>Bildiği, bu takımın şampiyonluk için yeterli olmayabileceğiydi. Bilmediği ise sorunun yalnızca sahada olmadığıydı. Çünkü bizim memlekette futbol da siyaset gibi sonuçlarla değil, çoğu zaman sloganlarla yönetiliyor.</p>

<p>Bizdeki kabadayılık kültürü, hamaset dili ve gösteriş merakı futbolun da iliklerine kadar işlemiş durumda. Siyasetçi çıkar <strong>"Yapamazsam namerdim</strong>" der. Futbol yöneticisi çıkar "<strong>Alnınızı karışlarım</strong>" der. Sonra ne namertlik tartışılır ne de karışlanan bir alın bulunur.</p>

<p>Bu arada milyonlar havada uçuşur.</p>

<p>Siz pazardaki patates fiyatını, kirayı, faturayı konuşurken; bazı futbolculara ödenen astronomik ücretleri ne vatandaş sorgular ne de devlet.</p>

<p>Peki devlet gerçekten sorgulamak isterse ne olur?</p>

<p>Maliye bir gün çıkıp:<br />
<strong>"Bir dakika kardeşim... Bu paralar nereden geliyor?</strong> “dese...</p>

<p>Ya da büyük kulüplere ve iş insanlarına:<br />
<strong>"Transfere harcadığınızın küçük bir bölümünü altyapıya ayırın</strong> “şartını koysa...</p>

<p>Ne olurdu?</p>

<p>Bunu yapacak cesarette siyasetçi gördünüz mü?</p>

<p>Ben görmedim.</p>

<p>Aslında bizim çocuklar fazla bile yaptı. Hiç değilse kalkıp gittiler. Gidemeyenler, gitse ne yapacağını bilmeyenler de vardı.</p>

<p>Belki şimdi onlara ödül bile vermek gerekir.</p>

<p>Çünkü bu ülkede başarısızlık da çoğu zaman ödüllendirilir.</p>

<p>Bize düşen ise her zamanki gibi unutmaktır.</p>

<p>Zaten insan hafızası zamanla unutur.</p>

<p>Ama bizim insanımızın farklı bir yeteneği vardır:</p>

<p>Daha hafızasına yerleştirmeden unutmayı başarır.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>BOŞUNA ŞİŞİRİLİP GAZA GELMEYİN</strong></span></p>

<p>Bizim memleketin ilginç bir huyu var.</p>

<p>Bir insanı yıllarca görmez, adını bile duymazsınız. Sonra bir sabah uyanırsınız; hakkında kitaplar yazılmaya başlanmış, televizyonlar onu konuşuyor, sosyal medya onu göklere çıkarıyor, taraftarları ise neredeyse kusursuz bir kahraman olarak anlatıyor.</p>

<p>İnsan ister istemez soruyor:<br />
Bu kadar kısa sürede ne oldu?</p>

<p>Ne keşfedildi?</p>

<p>Hangi olağanüstü başarı ortaya çıktı?</p>

<p>Yoksa ortada başarıdan çok, başarılı bir pazarlama mı var?</p>

<p>Modern siyasetin en güçlü silahı artık fikirler değil, algılar.</p>

<p>Eskiden liderler uzun yıllar boyunca mücadele ederek, eser üreterek ve toplumun farklı kesimlerinde karşılık bularak yükselirdi. Şimdi ise bazen bir medya kampanyası, birkaç danışman, biraz sosyal medya desteği ve sürekli tekrar edilen sloganlar bir kişiyi bir anda "<strong>ülkenin son umudu</strong>" hâline getirebiliyor.</p>

<p>Üstelik bu durum yalnızca bize özgü de değil.</p>

<p>Dünyanın birçok yerinde siyaset giderek bir vitrin yarışına dönüşüyor. İçeriğin yerini görüntü, tecrübenin yerini tanıtım, başarının yerini ise algı yönetimi alıyor.<br />
Hal böyle olunca seçmen de garip bir ikilemle karşı karşıya kalıyor.</p>

<p>Bir tarafta yıllardır denenmiş ama yıpranmış isimler...</p>

<p>Diğer tarafta ise hakkında büyük beklentiler oluşturulmuş yeni yüzler...</p>

<p>Vatandaş çoğu zaman kişiyi değil, onun etrafında oluşturulan hikâyeyi satın alıyor.</p>

<p>Asıl tehlike de burada başlıyor.</p>

<p>Çünkü bir toplum, insanları başarılarından çok reklamlarına göre değerlendirmeye başladığında, gerçek liderlerle iyi pazarlanan liderleri birbirinden ayırma yeteneğini kaybetmeye başlar.</p>

<p>Sonra da her seçimden sonra aynı soru sorulur:<br />
<strong>"Biz bu kadar umutlanmıştık, ne oldu?"</strong></p>

<p>Olan şudur:<br />
Beklentiler gerçeklerden büyük tutulmuştur.</p>

<p>Bu yüzden vatandaş olarak yapmamız gereken şey çok basit.</p>

<p>Kimseyi putlaştırmamak.</p>

<p>Kimseyi kurtarıcı ilan etmemek.</p>

<p>Kimseyi sadece kalabalık alkışlıyor diye alkışlamamak.</p>

<p><strong>Çünkü şişirilen balonların ortak bir kaderi vardır:<br />
Bir gün mutlaka içlerindeki hava kadar oldukları ortaya çıkar.</strong></p>

<p><strong>KAÇ ÇEŞİT MUHALİF VAR?</strong></p>

<p>Muhalefet etmek zor iştir. Bilgi ister emek ister tutarlılık ister. Fakat memleketimizde bazıları için muhalefet, nefes almak kadar doğal bir reflekstir. Sabah uyanır, perdeleri açar, hava güneşliyse "çok sıcak", yağmurluysa "çok yağmur yağıyor" diyerek güne başlar.</p>

<p><strong>Müzmin Muhalif </strong>bunların en eskisidir. İktidar değişir, liderler değişir, dünya değişir ama onun muhalefeti değişmez. Bir gün yanlışlıkla desteklediği bir uygulama olursa gece uyuyamaz. Ertesi sabah mutlaka bir kusur bulup vicdanını rahatlatır.</p>

<p><strong>Atadan Babadan Muhalif</strong> ise siyasi görüşünü seçmemiştir; ona miras kalmıştır. Dedesinin tuttuğu partiye oy verir, dedesinin sevmediğini sevmez. Siyaseti araştırmaktan çok aile albümüne bakarak öğrenmiştir.</p>

<p><strong>Sonradan Muhalif </strong>ayrı bir vakadır. Dün övgüler dizdiği kişilere bugün en ağır eleştirileri yöneltir. Hafızasının zayıf olmasını ise siyasi olgunluk olarak tanımlar. Eski konuşmaları hatırlatıldığında konuyu hemen demokrasiye getirir.</p>

<p><strong>Mevsimlik Muhalif</strong> seçim yaklaştığında ortaya çıkar. Seçim bitince siyasi faaliyetleri de kış uykusuna yatar. Bir sonraki seçim döneminde yeniden canlanır.<br />
<strong>Sosyal Medya Muhalifi</strong> ülkeyi telefon ekranından yönetir. Attığı mesajların devlet politikalarını değiştirdiğine samimiyetle inanır. Günlük devrim kotasını doldurunca huzur içinde uyur.</p>

<p><strong>Komplo Muhalifi</strong> için hiçbir olay tesadüf değildir. Yaşanan her gelişmenin arkasında görünmez güçler, gizli toplantılar ve karanlık planlar vardır. Ona göre gerçekler fazla basit, komplolar ise çok daha çekicidir.</p>

<p>Ancak bütün bu türlerin arasında en az rastlanan bir muhalif vardır:<br />
<strong>Yapıcı Muhalif.</strong></p>

<p>Eksikleri söyler ama doğruları da teslim eder. Karşı çıktığı kadar çözüm de üretir. Alkışlanacak bir iş gördüğünde alkışlamaktan çekinmez. İşte tam da bu yüzden pek rağbet görmez. Çünkü bizim siyaset kültürümüzde bağırmak düşünmekten, slogan üretmek çözüm üretmekten, taraftarlık ise sorgulamaktan daha popülerdir.<br />
Belki de asıl mesele kimin iktidar, kimin muhalefet olduğu değildir. Asıl mesele, fikirlerin yerini sloganların; aklın yerini öfkenin, muhakemenin yerini fanatizmin almış olmasıdır.<br />
Bu yüzden memlekette muhalif çoktur ama gerçek muhalefet her zaman az bulunur.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>PROFESYONEL MARKET MÜŞTERİSİ MİSİNİZ?</strong></span></p>

<p>Geçenlerde bir marketin önünden geçerken kapıda birikmiş kalabalığı gördüm.<br />
Market daha açılmamıştı ama kapının önünde bekleyenler, sanki içeride son umutları satılıyormuş gibi sabırsızdı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-26%20at%2008_39_09%20(1).jpeg" /></p>

<p>Merak edip yaklaştım.<br />
Tam o sırada bir market çalışanı yanıma geldi.<br />
<strong>"Hayırdır?"</strong> dedim. <strong>"Bu kalabalık ne?"</strong><br />
<strong>"Bugün kablosuz dikey süpürge geliyor da ondan," </strong>dedi.<br />
Şaşkın bakışlarımı görünce açıklamaya devam etti:<br />
<strong>"Abi, her hafta birkaç ürünü çok cazip fiyatla satışa çıkarıyoruz. Ama binlerce şubemiz var. Her şubeye de bir ya da iki tane ürün düşüyor."</strong><br />
İşin ilginç tarafı şimdi başlıyordu.<br />
<strong>"Yani bu insanlar o bir iki ürünü almak için mi burada bekliyor?"<br />
"Beklemek ne kelime..." </strong>dedi çalışan gülerek.<strong> "Birazdan koşmaya başlayacaklar."</strong><br />
Tam o sırada kapı açıldı.<br />
Ve gerçekten de koşmaya başladılar.<br />
Kimisi sağa savruldu, kimisi birine çarptı, kimisi neredeyse yere düşüyordu.<br />
Sanki market değil, yüz metre finali başlamıştı.<br />
Hayretle çalışana döndüm:<br />
<strong>"Peki aradıkları ürünü nasıl buluyorlar?"</strong><br />
Çalışan kahkaha attı.<br />
<strong>"Abi bunlar profesyonel müşteri."<br />
"Nasıl yani?"<br />
"İçeride hangi reyonda ne var, hangi ürün nerede duruyor, indirim ne zaman geliyor... Vallahi bizden iyi biliyorlar. Bunların işi gücü bu olmuş."</strong><br />
Bir an sustum.<br />
Sonra düşünmeye başladım.<br />
<strong>Acaba gerçekten profesyonel müşteri mi olmuştuk?</strong><br />
İndirim günlerini ezbere biliyor, market kataloglarını takip ediyor, hangi ürünün geçen ay kaç liraya satıldığını hatırlıyor, ama belediye meclisinde ne konuşulduğunu, bütçenin nereye harcandığını ya da bizi ilgilendiren kararların nasıl alındığını bilmiyorduk.<br />
Belki de mesele süpürge değildi.<br />
<strong>Belki de mesele, vatandaşlıktan çok müşteriliğe alışmış olmamızdı.</strong><br />
Çünkü iyi bir müşteri olmak kolaydır.<br />
Zor olan, iyi bir vatandaş olabilmektir.<br />
<strong>Peki siz hangisinde daha profesyonelsiniz?</strong></p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/kurdanda-dev-indirim-78888"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/sarper-san-kurdanda-dev-indirim-1782461618.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Üç Yüz Milyon Harcandı Ama Beklenen Etki Oluştu Mu?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/uc-yuz-milyon-harcandi-ama-beklenen-etki-olustu-mu-116679</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/uc-yuz-milyon-harcandi-ama-beklenen-etki-olustu-mu-116679</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci ve yazar Murat Çetin, köşesinin "Kütüphaneye Kavurma Takviyesi" başlıklı bölümünde yaklaşık 300 milyon liralık yatırımla hayata geçirilen kütüphaneyi değerlendirdi. Çetin, binanın sürekli etkinliklerle gündemde tutulmaya çalışıldığını savunurken, asıl ölçünün yatırımın şehirde oluşturduğu etki olduğunu ifade etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci ve yazar Murat Çetin, köşesinin "Kütüphaneye Kavurma Takviyesi" başlıklı bölümünde yaklaşık 300 milyon liralık yatırımla hizmete açılan kütüphane üzerinden dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Çetin, bazı yatırımların tamamlandıktan sonra kendi etkisini ortaya koyması gerektiğini vurgulayarak, kütüphanenin sürekli farklı organizasyonlarla gündemde tutulmaya çalışıldığını dile getirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"KÜTÜPHANE Mİ YOKSA ETKİNLİK MERKEZİ Mİ?"</span></strong></p>

<p>Yazısında peş peşe sorular yönelten Çetin, "Kütüphane ders çalışılan yer midir? Yoksa organizasyon merkezi mi? Bilgi yuvası mıdır? Yoksa etkinlik salonu mu?" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Çetin, kütüphane tamamlandıktan sonra "Bugün heyet gezdir. Yarın program yap. Öbür gün söyleşi düzenle. Ardından kavurma dağıt. Sonra çiğ köfte yoğur. Bir sonraki hafta etkinlik icat et." sözleriyle, yatırımın sürekli etkinliklerle desteklenmeye çalışıldığını öne sürdü.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"BİNA TAMAMLANMIŞ AMA HİKÂYE TUTMAMIŞ"</span></strong></p>

<p>Köşe yazısında yatırımın büyüklüğü ile kamuoyunda oluşturduğu etkinin aynı düzeyde olup olmadığını sorgulayan Çetin, "Üç yüz milyon liralık bir eser kendi ayakları üzerinde duramıyorsa... sürekli birilerinin koluna girip gezdirmenin sebebi ne?" ifadelerine yer verdi.</p>

<p>Yazıda ayrıca, "Galiba harcanan paranın büyüklüğü ile oluşan etkinin küçüklüğü arasında görünmez bir mesafe var. O yüzden sürekli yeni vitrin aranıyor. Yeni kalabalık. Yeni fotoğraf. Yeni manşet." değerlendirmesi yapıldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"ŞEHRİN HAFIZASI BETONA DEĞİL TESİRE BAKAR"</span></strong></p>

<p>Murat Çetin, yazısını "Şehrin hafızası acımasızdır. Betona değil... tesire bakar. Ve galiba asıl mesele de burada başlıyor. Üç yüz milyonluk bina yapılmış olabilir. Ama insanlar hâlâ üç yüz milyonluk etkiyi arıyor." sözleriyle tamamlayarak, yatırımların değerinin harcanan bütçeden çok şehirde bıraktığı etkiyle ölçüleceğine işaret etti.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/valiyi-mi-sectik-78884"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a></p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-23%20at%2007_51_21%20(1).jpeg" style="height:637px; width:800px" /></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/uc-yuz-milyon-harcandi-ama-beklenen-etki-olustu-mu-1782451185.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof.Dr. Fikret KARAMAN / İbrahim Antlaşmalarında Akla Takılan Riskler ve Tuzaklar</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/profdr-fikret-karaman-ibrahim-antlasmalarinda-akla-takilan-riskler-ve-tuzaklar-116670</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/profdr-fikret-karaman-ibrahim-antlasmalarinda-akla-takilan-riskler-ve-tuzaklar-116670</guid>
                <description><![CDATA[Prof.Dr. Fikret KARAMAN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda ABD, Siyonist İsrail’in kanlı yüzünü bazı dini değerlerle kamufle etmek amacıyla Müslümanların inanç ve kültüründe önemli bir yeri olan Hz. İbrahim’in adını taşıyan bir antlaşmayı gündeme getirmiştir. Gerekçeleri ise, Hz. İbrahim’in üç ilahi dinin mensuplarının atası olarak kabul edilmesi ve hayatının Tevrat, İncil, Kur’an-ı Kerim gibi ilahi kitaplarda anlatılmasıdır. Bu yaklaşımla İsrail, din bağı üzerinden Müslüman toplumlara yakın gösterilmeye çalışılsa da samimiyetine inanmak mümkün değildir. Çünkü İsrail’i yönetenlerin &nbsp; Hz. İbrahim’in nübüvvetine ve getirdiği ilahi mesajlara saygı duyup duymadıkları tartışmaya açıktır. Bunun canlı örneği bir müddet önce dünya kamuoyu önünde Gazze ile barış antlaşması imzalanmasına rağmen halen saldırılara devam edilmesi ve yüzlerce Filistinlinin öldürülmesidir. Aynı tavır Lübnan’a karşı da devam etmektedir. Diğer taraftan ABD yönetiminde etkili olan Evanjelikler, Trump ve İsrail’e sürekli cesaret vermektedirler. Bu ve benzeri uygulamalar dikkate alındığında söz konusu antlaşmaların barış ve istikrara katkı sağlamaktan çok fırsat ve zaman kazanmak için kurgulandığı akla gelmektedir. Ayrıca bu antlaşmaların içeriğinin hazırlanmasında modern Ortodoks Yahudiliğin öncülerinden ve Trump’un damadı Jared &nbsp; Kushner’in de aktif rol aldığı kamuoyuna yansımıştır. Bu yazıda bazı risk ve tuzaklar taşıdığı düşünülen İbrahim antlaşması, teolojik bir yaklaşımla ele alınacaktır. &nbsp;&nbsp;</p>

<p><strong>Hz. İbrahim, Nübüvveti ve Getirdiği İlahi Mesajlar</strong></p>

<p>&nbsp; Olayın iç yüzünü vurgulamak gerekirse bugünkü İsrail toplumu, semavi dinlerden biri olan Yahudiliğin gerçek temsilcisi değildir. Bunlar<strong> arz-ı mev’ud</strong>’u kendileri için kutsamayan peygamberleri, kitapları ve dini anlayışları kabul etmemektedirler. Bu nedenle Hz. İbrahim’e veya başka bir peygambere sahip çıkmaları hiçbir dini ve ilmi görüşle açıklanamaz. &nbsp;Allah’ın gönderdiği elçiler arasında ayırım yapmayan Kur’an-ı Kerimin, on dördüncü suresine adı verilen Hz. İbrahim’in hayatı ve tebliğ faaliyetiçeşitlisurelerde, 68 yerde açıklanmıştır. Bu bağlamda o, görevini azim, sabır, sebat ve kararlılıkla yerine getirdiği için<strong> “ülü’l-azm”</strong> adını alan beş peygamberden biridir. Akli melekesi ile vahyin aydınlığında şirk ve putperestlikle mücadele ederek tevhid anlayışının temeli olan hanîf inancını temsil etmektedir. &nbsp; Allah’a teslimiyeti, cömertliği ise, Halil İbrâhim sofrası ve bereketi şeklinde inanç kültürümüze yansımıştır. Her ne kadar Yahudiler Hz. İbrahim’in Yahudi, Hristiyanlar ise, onun Hıristiyan olduğunu söylemişlerse de &nbsp; Kur’an her iki iddiayı ret ederek &nbsp;<strong><em>“ Hz. İbrâhim’in Yahudi, &nbsp;Hristiyan veya müşrik olmadığını, yalnız Allah’a inanan ve &nbsp;O’na kulluk eden bir peygamber olduğunu açıklamıştır.”</em></strong> (Al-i İmran 3/67) Bu vesile ile her dönemde ona iman eden hak dinin müntesiplerine, <strong>“İbrâhim milleti” </strong>denmiştir. ( Nahl 16/ 123) Keza Hz. İbrahim ve Hz. &nbsp;Muhammed insanlara, <strong>“üsve-i hasene/güzel örnek”</strong> olarak gösterilmiştir. &nbsp;(Mümtehine 60/4). Namazda okunan salavat dualarında bile her ikisinin ismi birlikte zikredilmektedir. &nbsp;Görüldüğü üzere Müslümanların Hz. İbrâhim hakkındaki anlayışları ile Yahudilerin ve Hristiyanların anlayışları arasında köklü bir ayırım söz konusudur. Az önce ifade edildiği üzere insani değerlerden yoksun İsrail yönetimi, yarım yüzyıldan bu yana Orta doğuyu ateş topu ve kan gölüne çevirmiştir. Bu anlayışı inançlarının gereği olarak kabul eden bir milleti, Hz. İbrâhim’in nübüvvetiyle ilişkilendirmek doğru değildir. Bunlar kadim Yahudi inancının temsilcileri de olamaz. Nitekim halen dünyanın farklı yerlerinde yaşayan vicdan sahibi Yahudiler, bu vahşeti onaylamamaktadır.</p>

<p>&nbsp;Yeri gelmişken konunun teyidi için bizzat yaşadığım bir olayı nakletmek istiyorum. &nbsp;2018 yılında Kudüs ve Halil İbrahim kentini ziyaret ettim. &nbsp; &nbsp;Adını Hz. İbrahim’den alan ve içinde aynı peygamberin kabri bulunan <strong>“Halil İbrahim Camii’</strong>ni ziyaret için, uzun bir uğraşıdan &nbsp; sonra İsrail polisinin iznini alınca içeri girebildim. Caminin imam- hatibi ile konuşurken şu olayı anlatmıştı: “ 25 Şubat 1994 tarihinde bayramı günü sabah namazında bir grup İsrail gencinin düzenlediği silahlı saldırıda &nbsp; 29 kişi &nbsp;şehit olmuş, 125 kişi de yaralanmıştır. 32 yıl önce Hz İbrahim’in adını taşıyan ve içinde kabri bulunan mabette katliam yapan bir toplumun, aynı peygamberin ismiyle antlaşmalara taraf olmasının güvenirliği gerçekten düşündürücüdür.</p>

<p><strong>Milletler Savaşla Değil Barış ve İstikrarla Huzur Bulur</strong></p>

<p>Göklerin, yerin ve dağların yüklenmekten çekindikleri emanetin sorumluluğunu insanoğlu üstlenmiştir. (Ahzab 33/72) Buna göre yeryüzü bütün insanların emanetidir ve herkesin orada yaşama hakkı vardır. Yüce Allah &nbsp; &nbsp;bir erkek ve dişiden yarattığı insan türünü, birbirleriyle &nbsp; tanışmaları amacıyla fertler, gruplar, ümmetler ve milletler halinde yaşamalarını sağlamıştır. &nbsp; &nbsp;(Hucurat /13) Dolayısıyla güven ve huzur ortamının oluşması için dini, siyasî, kültürel, biyolojik, etnik ve coğrafî farklılıklar birer zenginlik sayılmıştır. Toplumda üstünlük &nbsp; ölçüsü, <strong>“güzel ahlâk ve takva”</strong> olarak belirlenmiştir. &nbsp;Bu yüzden Kur’an-ı Kerim İsrailoğullarına insan hayatını merkeze alarak bir canı/kişiyi öldürmenin bütün insanları öldürmüş, bir hayatı kurtarmanın da bütün insanları kurtarmış gibi olduğunu bildirmiştir. (Mâide 5/32)</p>

<p>Doğal olarak can ve mal emniyeti başta olmak üzere huzur ve güven içinde yaşanması için ulusal ve uluslararası antlaşmalara her zaman ihtiyaç vardır. Bu hususta da Hz. Peygamber (sav)’in örnek uygulamalarına şahit oluyoruz. O, Medine’ye hicret eder etmez bölgede yaşayan kabile ve Yahudi topluluklarıyla antlaşmalar yapmıştır. Devamında ise, tarihin akışını değiştiren Hudeybiye antlaşmasını müşirliklerle imzalamıştır. Hicri 8. Yıldan sonra ise diplomatik faaliyetler yoğunluk kazanmış yetiştirilen elçiler aracılığı ile kabile ve devlet başkanlarına mektupları gönderilerek &nbsp; İslam’a girmeleri istenmiştir. Özellikle Yahudi ve Hristiyan devlet başkanlarına yazılan resmi mektuplarda; “ <em>De ki: Ey Ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze gelin: Yalnız Allah’a tapalım, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’ı bırakıp da içimizden bazıları diğer bazılarını rab edinmesin.” &nbsp;</em>(Al-i İmran, 3/54) ayetine dikkat çekilerek tevhit inancında ortak bir antlaşma teklif edilmiştir. &nbsp;&nbsp;</p>

<p>Kur’ân-ı Kerîm ile Hz. Peygamber (sav)’in sünneti, dört halife ve devamındaki çizgide, adalet ve güvenle birlikte yaşama düşüncesi inşa edilmiştir. Buna göre Müslümanlar, muhataplarıyla dünyayı beraberce yaşanılır hale getirmek amacıyla ulusal ve uluslararası &nbsp; antlaşmalarda iş birliği yapmayı, prensip haline getirmişlerdir. Bununla birlikte İslâm hukukçuları, “Eğer bir topluluğun antlaşmayı çiğnemesinden kaygı duyarsan sen de onlara karşı antlaşmayı bozarak aynı şekilde davran. Doğrusu Allah hainleri asla sevmez” ayetini delil göstererek (Enfâl 8/58) antlaşmayı imzalayan devletin, Müslümanların düşmanına yardım etmesi veya İslâm’ın mukaddes değerlerine saldırması, antlaşmanın fesih gerekçesi kabul edilmiştir. Nitekim<strong> “1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi” </strong>de şartların değişmesiyle antlaşmaların sona erebileceğini belirtmiştir. &nbsp;</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/ibrahim-antlasmalarinda-akla-takilan-riskler-ve-tuzaklar-78887"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/profdr-fikret-karaman-ibrahim-antlasmalarinda-akla-takilan-riskler-ve-tuzaklar-1782391655.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Yazı, Bir Soru, Büyük Tartışma: Şehri Kim Yönetiyor?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/bir-yazi-bir-soru-buyuk-tartisma-sehri-kim-yonetiyor-116655</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/bir-yazi-bir-soru-buyuk-tartisma-sehri-kim-yonetiyor-116655</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Murat Çetin, kaleme aldığı yazıda Malatya’da yönetim anlayışına ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Çetin’in yazısında yönelttiği sorular ve kullandığı ifadeler, kentte yetki ve yönetim tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Murat Çetin’in kaleme aldığı "Valiyi Mi Seçtik?" başlıklı yazı, Malatya siyasetinde dikkat çeken tartışmaları beraberinde getirdi.</p>

<p>Yazısında kent yönetimine ilişkin çarpıcı sorular yönelten Çetin, yerel yönetim mekanizmasının işleyişine dair değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ŞEHRİ KİM YÖNETİYOR?</span></strong></p>

<p>Murat Çetin, yazısında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Cumhurbaşkanı geldi… Vali konuştu.</p>

<p>Bakanlar geldi… Vali açıkladı.</p>

<p>Murat Kurum geldi… Vali muhatap oldu.</p>

<p>Belediye başkanı? Sami Er."</p>

<p>Çetin, yazısında belediye başkanının kamuoyu önündeki görünürlüğü ve yönetimdeki rolüne ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulunurken, kent yönetimine dair çeşitli soruları da gündeme taşıdı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BİZ BU ŞEHİRDE VALİ Mİ SEÇTİK?</span></strong></p>

<p>Sami Er’in geçmişteki bürokratik kariyerinin belediye başkanlığı makamında bir avantaja değil, mesafe problemine dönüştüğünü belirten Murat Çetin, kamuoyunda yüksek sesle konuşulan iddiaları şu sözlerle aktardı:&nbsp;"Şehrin sokaklarında, esnafın arasında, vatandaşın dilinde hep aynı soru var. İnsanlar haklı olarak soruyor: Biz bu şehirde Vali mi seçtik, yoksa Belediye Başkanı mı? Çünkü belediyecilik soğuk koridorların, resmi kabullerin, asık suratlı bürokrasinin yeri değildir. Belediye başkanlığı makamı halkla doğrudan temas kurulan, dertlerin dinlendiği, sıcaklığın hissedildiği yerdir. Ancak bugünkü tablo, valilik makamını aratmayan bir bürokratik duvarı önümüze koyuyor."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KOLTUKTAKİ BÜROKRASİ SOKAĞIN SESİNİ DUYMUYOR</span></strong></p>

<p>Siyasi makamların halktan kopuk yönetilemeyeceğini, belediye başkanlarının gücünü doğrudan sandıktan ve halktan aldığını hatırlatan Çetin, Sami Er’in yönetim tarzındaki tezatlığı köşesinde şu ifadelerle analiz etti:&nbsp;"Valiler tayinle gelir, devletin resmiyetini temsil eder. Belediye başkanları ise seçimle gelir, halkın doğrudan iradesini yansıtır. Biri devletin soğuk ve mesafeli yüzüdür, diğeri ise sokağın sesidir. Şimdi bakıyoruz; Malatya'da bu çizgi tamamen birbirine karışmış durumda. Randevu almak aslanın ağzında, halkın arasına karışmak neredeyse protokole bağlı. Soruyorum: Bu şehirde bürokrasiyi mi yöneteceğiz, yoksa depremle yıkılmış bir kenti halkla el ele vererek mi ayağa kaldıracağız?"</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA LİDERLİK BEKLİYOR</span></strong></p>

<p>Yazısının ilk bölümünün sonunda Malatya'nın içinde bulunduğu olağanüstü duruma ve acil çözüm bekleyen sorunlara dikkat çeken Murat Çetin, "Malatya'nın bugün ihtiyacı olan şey, resmi yazışmaların arkasına saklanan bir bürokrasi değil; sahada terleyen, esnafla kucaklaşan dinamik bir liderliktir." diyerek Sami Er’in acilen bu yönetim tarzını gözden geçirmesi gerektiğinin sinyalini verdi.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/valiyi-mi-sectik-78884"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a></p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-06-23%20at%2007_51_21%20(2)(1).jpeg" style="height:709px; width:800px" /></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 13:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/bir-yazi-bir-soru-buyuk-tartisma-sehri-kim-yonetiyor-1782368644.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof.Dr. Fikret BİDİŞLİ / NATO Zirvesi Yaklaşırken</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/profdr-fikret-bidisli-nato-zirvesi-yaklasirken-116653</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/profdr-fikret-bidisli-nato-zirvesi-yaklasirken-116653</guid>
                <description><![CDATA[Prof.Dr. Fikret BİDİŞLİ yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malumunuz, 7 Temmuz’da Ankara’da bir NATO zirvesi gerçekleştirilecek. Türkiye bunun hummalı bir hazırlığını yapıyor. Böyle bir zirvenin Türkiye’de gerçekleşmesi ikinci defa olacak, fakat bu defaki zirve hem Türkiye’nin bölgesel çatışmalardaki rolü, hem de NATO hakkındaki son tartışmalar açısından oldukça önemli.&nbsp;</p>

<p>NATO şu an dünyanın en büyük organize savunma gücüdür. Türkiye’nin NATO’ya katılım başvurusu CHP döneminde yapıldı, ancak NATO’ya kabul edilmek Demokrat Parti döneminde nasip oldu. Haliyle bu artı DP’ye yazıldı. Bu arada, Başbakan Menderes’in Kore’ye meclis kararı olmadan asker göndermesi hep tartışıldı ve bu tavizin NATO’ya kabul edilmek için verildiği ileri sürüldü. Fakat gerçekte bu ikisinin ne kadar birbiriyle ilişkili ve ikna edici olduğu konusunda doğrudan bir bağlantı bulunmuyor. Ama bilinen o ki, Türkiye Sovyetler Birliği’nin toprak talep etmesi nedeniyle kendisini güvenceye almak için NATO’ya girmek istedi; NATO’da Sovyetler Birliği ile Avrupa arasına bir tampon bölge olarak Türkiye’nin yer almasını faydalı buldu. Netice de bu çıkarlar uyumu yetmiş seneyi aşan bir ortaklığı beraberinde getirmiş oldu.&nbsp;</p>

<p>Bu uzun ortaklığa rağmen Türkiye’nin NATO’ya bakışı hep tereddütlü oldu. NATO’nun meşhur 5’inci maddesi olarak bilinen “bir NATO ülkesine saldırmanın tüm NATO üyelerine yapılan bir saldırı olarak kabul edileceği” tehdidi Türkiye’de çoğu kimse için ikna edici gelmedi. Bunca zamanlık NATO tarihi boyunca da herhangi bir devlet için bu maddenin işletilmesini gerektirecek bir durum da hiç yaşanmadı (11 Eylül saldırılarının ardından ABD’nin Afganistan operasyonu hariç). Bir anlamda bu durum 5’inci maddenin fiilen caydırıcı olduğunu da gösteriyor.&nbsp;</p>

<p>NATO’da ikinci büyük sorun ABD hegemonyasıdır. Avrupa kendinden tevlid eden ABD’nin kendisine bu şekilde tahakküm etmesini oldum olası kaldıramıyor. Fakat Avrupa, ABD’nin NATO’nun masraflarını omuzlamasının sağladığı konfordan da vazgeçmek istemiyor. Sonuç ne yardan, ne serden vazgeçme.</p>

<p>ABD ise uzun yıllar NATO’yu kendi hegemonik çıkarları doğrultusunda biçimlendirdi, sevk etti. Köyün ağası olarak da masrafların çoğunu omuzladı, fakat artık karşısında korkulu rüyalara neden olan Çin var ve ABD enerjisini Çin ile olan rekabete yöneltmek istiyor. O nedenle ABD, Avrupa devletlerinden savunma masraflarına daha çok katılmalarını ve ABD’nin yükünü azaltmalarını istiyor. Bu nedenle ABD Başkanı Trump her NATO üyesinden savunma harcamalarını artırmasını beklemekte. Aksi durumda NATO’dan çıkmakla tehdit etti. &nbsp;Tabii, Avrupalılar için ABD’siz NATO hayal ettikleri fakat arzulamadıkları bir durum. Zira ABD olmaksızın NATO’nun konvansiyonel yükünü kim çekecek?</p>

<p>İşte bu noktada Türkiye bu durumun kendisi için bir fırsat oluşturduğunu düşünüyor. Zira ABD’den sonra NATO’nun en büyük konvansiyonel askeri varlığı Türkiyedir. Fakat Avrupa NATO’da Türkiye’nin ağırlığının artmasına hazır değil. Zira Yunanistan ve Kıbrıs sorunu Avrupa ve Türkiye arasında ciddi bir engel. Bu ikilemi fark eden Polonya birden atağa geçerek NATO içinde en büyük askeri güç olmayı ve böylelikle Türkiye’yi adeta by-passlamayı planlıyor. Avrupalılar bundan memnun olabilir, fakat bu iş zaman alır.&nbsp;<br />
Bu anlattıklarım kapsamında Türkiye’de gerçekleşecek olan zirvenin ardından kamuoyunda bir süredir NATO aleyhinde esen rüzgârın tersine dönmesi bekleniyor. &nbsp;Pew Research Center’ın yaptığı araştırmaya göre Türkiye kamuoyunda NATO lehinde düşünceler önceki yıllara göre bir hayli artmış durumda.&nbsp;</p>

<p>Son zamanlarda Trump’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki ardı arkası kesilmeyen iltifatları ise dikkat çekici. Hani derler ya “Bayram değil, seyran değil……”.&nbsp;<br />
Trump, İsrail-İran savaşında tüm çabalarına karşın NATO’yu ve Avrupa’yı işin içine sokmayı başaramadı. Batılı devletlere yük paylaşımını kabul ettiremedi. Türkiye ise bu savaşta arabulucu rol oynamaya, olaya karışmamaya çalıştı. Bu durum ABD tarafından olumlu not edildi. Haliyle, ABD NATO’dan bütünüyle çekilmek yerine Türkiye’yi NATO içinde kendisi için konvansiyonel bir vekil güç olarak kullanmak isteyebilir mi sorusu hatıra geliyor. Eğer bu zirvede F-35, CATSA yaptırımları ve F-16'lar konusunda sürpriz gelişmeler yaşanırsa, bu söylediklerimi yabana atmamak lazım. Tabii ki bu olasılık en çok Yunanistan’ı rahatsız ediyor. Bu nedenle son zamanlarda Yunanistan’ın Türkiye’ye yönelik agresifliği oldukça arttı.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/nato-zirvesi-yaklasirken-78886"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 08:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/profdr-fikret-bidisli-nato-zirvesi-yaklasirken-1782364316.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / Aşure Günü ve Yanlış Uygulamalar</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-asure-gunu-ve-yanlis-uygulamalar-116620</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-asure-gunu-ve-yanlis-uygulamalar-116620</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İslam tarihinde Aşure günü, hicrî yılın ilk ayı olan Muharrem’in 10. günüdür. “Aşure” kelimesi de zaten “on” anlamına gelen “aşere” kökünden gelir.</p>

<p>Ancak ne yazık ki, tarih boyunca İslam’ın sahih çizgisine sonradan eklenen bazı hurafe ve bid‘atler, Aşure gününü de asli mecrasından uzaklaştırmıştır. Kimi çevreler bu günü, sünnetin gösterdiği istikametten çıkarıp sadece bir matem ve yas günü hâline getirmiş; kimi çevreler ise onu tatlı, lokma ve çeşitli ikram etkinlikleriyle özdeşleştirerek dinî bir merasim görünümüne sokmuştur.</p>

<p>Oysa Müslüman için ölçü; gelenek, çevre baskısı, mezhebî taassup veya folklor değil, Kur’an, sahih sünnet ve selef-i sâlihînin yolu olmalıdır.</p>

<p>Aşure gününün İslam’daki yeri çok büyüktür. Bu gün, İslam tarihinde faziletli günlerden biridir.&nbsp;<br />
Bu günün en önemli yönlerinden biri, Allah Teâlâ’nın Musa aleyhisselâmı ve İsrailoğullarını Firavun’un zulmünden kurtardığı gün olmasıdır.&nbsp;<br />
Nitekim Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine’ye geldiğinde Yahudilerin Aşure günü oruç tuttuklarını görmüş, sebebini sormuş; onlar da, “Bu, Allah’ın Musa’yı kurtardığı gündür” demişlerdir. Bunun üzerine Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, “Biz Musa’ya sizden daha yakınız” buyurmuş ve Aşure günü oruç tutmuştur.</p>

<p>Yine Abdullah bin Abbas’tan -radıyallahu anhümâ- rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:</p>

<p>“Eğer gelecek seneye kadar yaşarsam, dokuzuncu günü de oruç tutarım.” (Müslim, 1134)</p>

<p>Bu hadis, Aşure ile birlikte Tâsûâ’nın yani Muharrem’in 9. gününün de oruçla değerlendirilmesinin müstehap olduğuna delildir.</p>

<p>Ayrıca Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Aşure orucunun fazileti hakkında şöyle buyurmuştur:</p>

<p>“Ben, Aşure günü tutulan orucun, ondan önceki bir senenin günahlarına kefaret olmasını Allah’tan umarım.” (Müslim, 1162)</p>

<p>Dolayısıyla Aşure gününün İslam’daki en açık, en sahih ve en sabit ibadeti oruçtur.</p>

<p>Ayrıca Aşure günü, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin ciğerparesi, cennet gençlerinin efendisi Hz. Hüseyin radıyallahu anh’ın Kerbelâ’da şehid edildiği gün olması bakımından da ümmetin yüreğinde derin bir acı taşır. Hiç şüphesiz bu büyük cinayet, İslam tarihinin en karanlık hadiselerinden biridir ve her müminin kalbini yaralar.</p>

<p>Ancak bir facianın yaşanmış olması, o günün din tarafından belirlenmiş ibadet şeklini değiştirme hakkı vermez. Hz. Hüseyin’in şehadetini bahane ederek bu günü yas merasimlerine, taşkınlıklara, lanetleşmelere, sahabeye dil uzatmaya ve mezhebî nefrete dönüştürmek, İslam’ın öğrettiği istikamet değildir. Mümin, Hz. Hüseyin’i sever; Ehl-i Beyt’i sever; Kerbelâ’ya üzülür; zalimi lanetler. Fakat bütün bunları sünnetin çizdiği hudut içinde yapar.</p>

<p>Aşure’yi tatlı, lokma ve şölen gününe çevirmek doğru değildir.</p>

<p>Bugün bazı çevrelerde Aşure denildiğinde akla ilk gelen şey; tatlı yapmak, lokma dağıtmak, yemekli etkinlikler düzenlemek ve bunu dinî bir vecibe gibi sunmak oluyor. İşte problem tam burada başlıyor.</p>

<p>Aşure gününün sahih sünnette sabit ibadeti oruçtur; yemek şöleni değildir.<br />
O günün öne çıkan ameli; yemek yemek değil, oruç tutmaktır.<br />
Lokma dağıtmak, aşure tatlısı yapmak, sofralar kurmak, etkinlik tertiplemek; eğer Aşure gününün dinî bir gereği, sevap vesilesi veya sünneti gibi sunuluyorsa, bunun İslamî bir dayanağı yoktur.</p>

<p>Elbette insanlar kültürel olarak tatlı yapabilir, ikramda bulunabilir, misafir ağırlayabilir. Buna mutlak mânada “haramdır” demek başka bir iddiadır. Ancak bunları Aşure gününe mahsus dinî bir ritüel, ibadet, sünnet veya faziletli bir merasim gibi takdim etmek doğru değildir. Kültürel bir faaliyet olarak başka bir günde yapılır, başka bir zamanda yapılır; buna kimsenin itirazı olmaz. Fakat oruç günü olan Aşure’yi yiyip içme ve etkinlik gününe çevirmek, sünnetin ruhuna terstir.</p>

<p>Müslümanın tavrı ne olmalıdır?<br />
Yarın Çarşamba Tâsûâ, yani Muharrem’in 9. günüdür.<br />
Öbür gün Perşembe ise Aşure, yani Muharrem’in 10. günüdür.</p>

<p>Müslümana düşen; bu iki günü, özellikle de Aşure gününü, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin öğrettiği şekilde oruçla ihya etmektir. Bu günleri bid‘atlerle, hurafelerle, yas gösterileriyle veya din diye sunulan kültürel şölenlerle gölgelemek doğru değildir.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/asure-gunu-ve-yanlis-uygulamalar-78885"><strong><span style="color:#c0392b">YAZININ DEVAMI BURADA&nbsp;</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 14:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/ebuzer-aydin-asure-gunu-ve-yanlis-uygulamalar-1782221532.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Valiyi Mi Seçtik?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-valiyi-mi-sectik-116604</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-valiyi-mi-sectik-116604</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da garip bir seçim sistemi var.</p>

<p>Sandık kuruluyor.</p>

<p>Milletvekili seçiliyor.</p>

<p>Sonra herkes valiyi arıyor.</p>

<p>Ankara’da kapı mı <strong>çalınacak?</strong></p>

<p>Vali.</p>

<p>Dosya mı takip <strong>edilecek?</strong></p>

<p>Vali.</p>

<p>Yatırım mı<strong> kovalanacak?</strong></p>

<p>Vali.</p>

<p>Şehrin hakkı mı<strong> savunulacak?</strong></p>

<p>Vali.</p>

<p>İnsan ister istemez saymayı bırakıyor.</p>

<p>Çünkü rakam tutmuyor.</p>

<p>Ortada milletvekilleri var.</p>

<p>Ama konuşulan vali.</p>

<p>Ortada siyasetçiler var.</p>

<p>Ama umut bağlanan vali.</p>

<p>Ortada seçilmişler var.</p>

<p>Ama yüklenen görev atanmışın sırtında.</p>

<p><strong>Bu, valinin büyüklüğünü değil… siyasetin küçüklüğünü anlatıyor.</strong></p>

<p>Kimse masal anlatmasın.</p>

<p>Malatyalı valiye hayran olduğu için dönüp ona bakmıyor.</p>

<p><strong>Başka yere bakacak hâli kalmadığı için bakıyor.</strong></p>

<p>Çünkü insan susayan kuyuyu değil…</p>

<p>su bulduğu yeri hatırlar.</p>

<p>Şehrin en büyük trajedisi de burada başlıyor.</p>

<p>Vali görevini yapınca alkış alıyor.</p>

<p>Milletvekili görevini yapmayınca sessizlik oluyor.</p>

<p>Normal olan tersineydi.</p>

<p>Ama Malatya’da terazinin ayarı kaçalı çok olmuş.</p>

<p>Bir deprem şehri düşünün.</p>

<p>Milyarlar konuşuluyor.</p>

<p>Yüz binlerce insanın kaderi yeniden yazılıyor.</p>

<p>Ama vatandaşın dilinde proje yok.</p>

<p>Vizyon yok.</p>

<p>Siyasi ağırlık yok.</p>

<p>Tek soru var:</p>

<p><strong>“Vali ne dedi?”</strong></p>

<p>İşte insanı ürküten cümle bu.</p>

<p>Çünkü bir şehirde insanlar validen valilik beklese mesele yok.</p>

<p>Yol yordam budur.</p>

<p>Devlet nizamı budur.</p>

<p>Ama Malatya artık validen valilik beklemiyor.</p>

<p><strong>Milletvekilliği bekliyor.</strong></p>

<p>Şehrin sözcüsü olmasını bekliyor.</p>

<p>Şehrin avukatı olmasını bekliyor.</p>

<p>Şehrin takipçisi olmasını bekliyor.</p>

<p>Ve galiba asıl fotoğraf burada ortaya çıkıyor.</p>

<p><strong>Vali görev alanını genişletmedi.</strong></p>

<p><strong>Siyaset görev alanını boşalttı.</strong></p>

<p>O yüzden bugün konuşulan isim Seddar Yavuz değil.</p>

<p>Bugün konuşulan şey…</p>

<p><strong>Altı milletvekilinin dolduramadığı boşluğun tek bir valiye yüklenmiş olması.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-06-23%20at%2007_51_21%20(2).jpeg" /></strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>KÜTÜPHANEYE KAVURMA TAKVİYESİ</strong></span></p>

<p>Üç yüz milyon lira harcadılar.</p>

<p>Kütüphane yaptılar.</p>

<p>Yetmedi.</p>

<p>Anlatmaya başladılar.</p>

<p>Yetmedi.</p>

<p>Göstermeye başladılar.</p>

<p>Demek ki ortada küçük bir problem var.</p>

<p><strong>Bazı eserler açılır açılmaz konuşur. Bazıları ise sürekli konuşturulmak ister.</strong></p>

<p>Bir köprü yaparsın.</p>

<p>Şehir kullanır.</p>

<p>Bir yol açarsın.</p>

<p>Trafik anlatır.</p>

<p>Bir meydan kurarsın.</p>

<p>İnsanlar sahiplenir.</p>

<p>Ama bazı yatırımlar vardır…</p>

<p>Bitince asıl mesai başlar.</p>

<p>Bugün heyet gezdir.</p>

<p>Yarın program yap.</p>

<p>Öbür gün söyleşi düzenle.</p>

<p>Ardından kavurma dağıt.</p>

<p>Sonra çiğ köfte yoğur.</p>

<p>Bir sonraki hafta etkinlik icat et.</p>

<p>Çünkü bina tamamlanmış.</p>

<p><strong>Fakat hikâye tutmamış.</strong></p>

<p>Kalemin ucu tam burada kırılıyor…</p>

<p>Üç yüz milyon liralık bir eser kendi ayakları üzerinde duramıyorsa…</p>

<p>sürekli birilerinin koluna girip gezdirmenin sebebi ne?</p>

<p>Kütüphane ders çalışılan yer midir?</p>

<p>Yoksa organizasyon merkezi mi?</p>

<p>Bilgi yuvası mıdır?</p>

<p>Yoksa etkinlik salonu mu?</p>

<p>Bu<strong> telaş </strong>biraz da başka bir şeyi ele veriyor.</p>

<p>Galiba harcanan paranın <strong>büyüklüğü </strong>ile oluşan <strong>etkinin</strong> küçüklüğü arasında görünmez bir mesafe var.</p>

<p>O yüzden sürekli yeni vitrin aranıyor.</p>

<p>Yeni kalabalık.</p>

<p>Yeni fotoğraf.</p>

<p>Yeni manşet.</p>

<p>Çünkü rakam büyük.</p>

<p>Beklenti büyük.</p>

<p>Ama yankı…</p>

<p>aynı büyüklükte değil.</p>

<p>Şehrin hafızası acımasızdır.</p>

<p>Betona değil…</p>

<p>tesire bakar.</p>

<p>Ve galiba asıl mesele de burada başlıyor.</p>

<p><strong>Üç yüz milyonluk bina yapılmış olabilir.</strong></p>

<p>Ama insanlar hâlâ üç yüz milyonluk etkiyi arıyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-06-23%20at%2007_51_21.jpeg" /></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>MAKAMDAN MEYDANA</strong></span></p>

<p>Eskiden belediye başkanları proje kovalardı.</p>

<p>Şimdi <strong>davetiye.</strong></p>

<p>Eskiden yatırım dosyası taşınırdı.</p>

<p>Şimdi <strong>cenaze programı.</strong></p>

<p>Bir zamanlar makam odalarında şehir konuşulurdu.</p>

<p>Bugün düğün salonlarında poz veriliyor.</p>

<p>Bir açılış.</p>

<p>Bir taziye.</p>

<p>Bir nikâh.</p>

<p>Bir mevlit.</p>

<p>Bir kurdele.</p>

<p>Bir fotoğraf.</p>

<p>Bir paylaşım.</p>

<p>Bir paylaşım daha.</p>

<p>Şehir?</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/valiyi-mi-sectik-78884"><strong><span style="color:#c0392b">YAZININ DEVAMI BURADA</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/murat-cetin-valiyi-mi-sectik-1782191902.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ersoy BABA / Müjdeler Olsun Ey Ahali...</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ersoy-baba-mujdeler-olsun-ey-ahali-116568</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ersoy-baba-mujdeler-olsun-ey-ahali-116568</guid>
                <description><![CDATA[Ersoy BABA yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Köyün birinde biri vefat etmiş.</p>

<p>Akşam olmak üzere olduğundan cenazenin ertesi gün defnedilmesine karar vermişler. &nbsp;Köyün mezar kazıcısı Osman da<strong> “ertesi güne kalmadan şimdiden mezarı hazırlayayım”</strong> diye kazıya başlamış. Akşam gün batımına yakın mezarın kazma işlemi bitmiş. Osman öyle yorulmuş ki mezarın içinde dinlenmek için uzandığında içi geçmiş, uyuyakalmış.&nbsp;</p>

<p>O sırada kasabadan köye dönen Ali Rıza Bakmış mezarlıkta ağaçta bir ceket asılı. Yaklaşınca da yeni açılmış mezar yerini görmüş. Merakını yenemeyip mezarın içine doğru bakınca horlaya horlaya uyuyan Osman’ı görmüş.</p>

<p><strong>-“Dur şunu biraz korkutayım hele” </strong>diyerek siyah atkısını kafasına sarıp yüzü gözü belli olmayacak şekilde kapanınca mezara inmiş. Ayağıyla dürterek Osman’ı uyandırmış ve:</p>

<p><strong>-“Rabbin kiiiim?”</strong> diye gürlercesine sorguya başlamış.&nbsp;</p>

<p>Uykudan uyanıp tepesindeki simsiyah karaltıyı görünce, hele de sorguyu duyunca eli ayağı titremeye başlamış.</p>

<p><strong>-“Be.. Ben ölü değilim. Ö..Ölü yarın gele.. gelecek”</strong></p>

<p>Alirıza şakanın tadını iyice aldığından daha gür ve ürpertici bir sesle tekrar sormuş:</p>

<p><strong>-“Rabbin kiiiiiim?!!”</strong></p>

<p>Osman ter içinde,<strong> “kendinin ölü olmadığını, sadece gariban bir mezar kazıcısı olduğunu, ölünün yarın öğle namazını müteakip geleceğini” </strong>izah etmeye çalışırken gözü kenardaki kazmaya ilişmiş.</p>

<p>Fırsatını bulup kazmayı kaptığı gibi karartılar içindeki sorgu meleği olduğunu sandığı kişinin kafasına saplamış. Kazma kafasına saplanınca o da düşüp kalmış mezarın içinde.&nbsp;<br />
Osman telaşla mezardan fırlamış. Kan ter içinde koşa koşa köyün kahvesine dalmış. Nefes nefese:</p>

<p><strong>-“Müjde ey ahaliiii! Sorgu meleğini öldürdüm. Bugünden sonra bizim köyün ölülerine sorgu sual yoook!”</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-06-21%20at%2012_17_42%20(2).jpeg" /></strong></p>

<p>***&nbsp;<br />
O köy hangisidir bilmiyorum ama birileri Mustafa Kemal’in arkasına saklanıp “Bize sorgu sual yok nasolsa” diye malı götürmeye, çeteler kurmaya, uçaklarda garılarla partiler vermeye, paradan kuleler yapmaya, <strong>“paranın satın alamayacağı kimse yoktur”</strong> diyerek siyasi parti satın almaya kadar gitmişti.</p>

<p>Aslında “Paranın satın alamayacağı kimse” yok. Gerçekten yok. Kimi bin dolara tamah ediyor. Kimi ev kimi de araba karşılığı satın alınabiliyor. Paranın herkesi satın alabildiği yer kendi camialarıdır. &nbsp;O camia öyle bir camiadır ki satarlar. Kendilerini bile satarlar. Yeter ki para olsun.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/mujdeler-olsun-ey-ahali-78883"><strong><span style="color:#c0392b">YAZININ DEVAMI BURADA</span></strong></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 13:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/ersoy-baba-mujdeler-olsun-ey-ahali-1782037866.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Yumurtanın Tuzu</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-yumurtanin-tuzu-116557</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-yumurtanin-tuzu-116557</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bizim mahallede Hacı Amca vardı.</p>

<p>Benim hac arkadaşımdı.</p>

<p>Babamın dostu değildi.</p>

<p>Manevi kardeşiydi.</p>

<p>Önce Zeynep Abla vefat etti.</p>

<p>Bir hafta sonra Hacı Amca.</p>

<p>Mahalleli günlerce bunu konuştu.</p>

<p>Kimi aşk dedi.</p>

<p>Kimi muhabbet.</p>

<p>Kimi sadakat.</p>

<p>Babam ise uzun süre aynı cümleyi kurdu:</p>

<p>“İnşallah biz de onlar gibi gideriz.”</p>

<p>Annem sustu.</p>

<p>Ben üzerinde durmadım.</p>

<p>Meğer dua ediyormuş.</p>

<p>Önce babam gitti.</p>

<p>Sonra annem.</p>

<p>Aralarında bir ömür değil…</p>

<p>Sadece 23 gün vardı.</p>

<p>Doktorlar damar anlattı.</p>

<p>Kalp anlattı.</p>

<p>Stent anlattı.</p>

<p>Anjiyo anlattı.</p>

<p>Ben başka bir şey gördüm.</p>

<p>Bazı insanlar aynı evde yaşamıyor sadece…</p>

<p>Aynı hasretle de ölüyor.</p>

<p>Babam vefat ettiğinde ev sessizleşti.</p>

<p>Annem vefat ettiğinde ev kapandı.</p>

<p>Bunu mezarlıkta anlamadım.</p>

<p>Taziyede de anlamadım.</p>

<p>Kalabalık anlatmadı.</p>

<p>Sessizlik anlattı.</p>

<p>18 Haziran sabahı uyandım.</p>

<p>Ev aynı evdi.</p>

<p>Mutfak aynı mutfaktı.</p>

<p>Masa aynı masaydı.</p>

<p>Ama bir şey eksikti.</p>

<p>Her sabah annem benden önce kalkardı.</p>

<p>Çayı demlerdi.</p>

<p>Kahvaltıyı hazırlardı.</p>

<p>Sonra bir tabakta haşlanmış yumurta getirirdi.</p>

<p>Tabağa koyardı.</p>

<p>Tuzunu serperdi.</p>

<p>Önüme bırakırdı.</p>

<p>Yetmiş altı yaşındaydı.</p>

<p>Ben elli yaşına ulaşmış bir adamdım.</p>

<p>Ama anneler yaş hesabı yapmıyor.</p>

<p>Saçın ağarıyor.</p>

<p>Torunların oluyor.</p>

<p>Belin bükülüyor.</p>

<p>Ama annenin gözünde hâlâ çocuksun.</p>

<p>Beş kardeştik.</p>

<p>Tek oğuldum.</p>

<p>Annem bunu hiç unutmadı.</p>

<p>Ben de…</p>

<p>Belli etmezdim.</p>

<p>Ama annemin yanında bazen çocuklaşırdım.</p>

<p>Bazen nazlanırdım.</p>

<p>Bazen şımarırdım.</p>

<p>Sonra anladım.</p>

<p>İnsan annesini büyük olaylarda kaybetmiyor.</p>

<p>Cenazede kaybetmiyor.</p>

<p>Mezarlıkta kaybetmiyor.</p>

<p>İnsan annesini küçük alışkanlıklarda kaybediyor.</p>

<p>Bir bardak çayda…</p>

<p>Bir tabak yumurtada…</p>

<p>Bir tutam tuzda…</p>

<p>Babamı mezarlıkta bıraktım.</p>

<p>Annemi mutfakta.</p>

<p>Yetimlik nüfus kayıtlarında başlamıyor.</p>

<p>Yetimlik bazen sabah kahvaltısında başlıyor.</p>

<p>Mahalle yıllar önce Hacı Amca ile Zeynep Abla’yı konuşmuştu.</p>

<p>Şimdi de annemle babamı konuşuyor.</p>

<p>Demek ki bazı insanlar aynı evde yaşamıyor sadece.</p>

<p>Aynı hasretle de ölüyor.</p>

<p>Ama bütün bunlara rağmen…</p>

<p>Yarın sabah en çok neyi özleyeceğimi biliyorum.</p>

<p>Ne hastane koridorlarını…</p>

<p>Ne taziyeyi…</p>

<p>Ne de kalabalıkları…</p>

<p>Yarın sabah yine en çok yumurtanın tuzu eksik gelecek bana.</p>

<p><strong>Selam ve dua ile</strong></p>

<p><strong>Fiemanillah</strong></p>

<p><a href="https://www.dirilispostasi.com/yumurtanin-tuzu"><span style="color:#c0392b"><strong>KAYNAK: DİRİLİŞ POSTASI GAZETESİ</strong></span></a></p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/g%C3%BCl%C3%BCzar%20%C3%A7etin.jpg" style="height:800px; width:600px" /></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/murat-cetin-yumurtanin-tuzu-1782020907.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Suat GÜLŞEN / Babayla Aşılan Dağlar</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/suat-gulsen-babayla-asilan-daglar-116556</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/suat-gulsen-babayla-asilan-daglar-116556</guid>
                <description><![CDATA[Suat GÜLŞEN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/111(5).jpg" /></p>

<p>Bilgisayar mühendisi oğlum Tekin, Brisa’da görev yaptığı yıllarda Babalar Günü nedeniyle Brisa’nın düzenlediği “Cesaretle Yol Alırız” temalı “Babanızla yaşadığınız bir anı” yarışmasına katılmıştı.<br />
Oğlum ve eczacı kızım Tülin art ardına Mersin Fen Lisesini kazanıp okumaya başlayınca bize de Mersin yolu gözükmüştü. 1990’lı yıllarda Mersine yaptığımız bir yolculuk anımızı oğlum; <strong>Babayla aşılan dağlar</strong> başlığıyla kaleme almış ve kitapta yayınlanmıştı. Bu anıyı sizlerle paylaşıyorum.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/222(4).jpg" /><br />
<strong>Babayla aşılan dağlar</strong><br />
Karanlık bir yaz akşamı, sonbahar ağaçların arkasından bakarken, Mut Dağı’nı aşıyoruz. İstikamet Mersin.&nbsp;<br />
Tıklım tıklım dolu bagaj, pır pır çarpan 2 kalp taşıyor emektar Murat 124. Mavi rengi ve gece karanlığında yere sağlan basan lastiklerle zorlansa da aşıyor yokuşları.&nbsp;<br />
Yeni bir şehre, yeni bir yatılı okula yolculuğun bilinmezliği ve heyecanı. Ne de olsa babam yanımda, heyecanıma, macerama ortak, gözlerini dikmiş kıvrılan karanlık yollara, pür dikkat…&nbsp;</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/babayla-asilan-daglar-78881"><strong><span style="color:#c0392b">YAZININ DEVAMI BURADA</span></strong></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 08:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/suat-gulsen-babayla-asilan-daglar-1782019947.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ferdanur BERK / Kovanın Şifası: Bal, Propolis ve Arı Sütü</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-kovanin-sifasi-bal-propolis-ve-ari-sutu-116555</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-kovanin-sifasi-bal-propolis-ve-ari-sutu-116555</guid>
                <description><![CDATA[Ferdanur BERK yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Arı ürünleri yüzyıllardır sofralarımızda yer alıyor. Geçmişten günümüze hem besin hem de destekleyici ürün olarak kullanılan bal, propolis ve arı sütü, günümüzde bilim insanlarının da dikkatini çekmeye devam ediyor. Ancak bu ürünleri değerlendirirken kulaktan dolma bilgiler yerine bilimsel verileri esas almak gerekiyor.</p>

<p>Bal, arı ürünleri arasında en çok tüketilen ve en iyi bilinen ürün. İçeriğinde doğal şekerlerin yanı sıra çeşitli vitaminler, mineraller, aminoasitler ve antioksidan özellik gösteren bileşikler bulunuyor. Bilimsel çalışmalar, balın içerdiği fenolik bileşikler ve flavonoidler sayesinde antioksidan özellik gösterdiğini ortaya koyuyor. Özellikle yara iyileşmesi ve bazı üst solunum yolu enfeksiyonlarında destekleyici rolü üzerine olumlu bulgular bulunuyor. Bununla birlikte balın da sonuçta bir şeker kaynağı olduğu unutulmamalı. Sağlıklı bir besin olması, sınırsız tüketilebileceği anlamına gelmez.</p>

<p>Son yıllarda adını daha sık duyduğumuz propolis ise arıların bitkilerden topladıkları reçinemsi maddelerden ürettikleri doğal bir üründür. Arılar propolisi kovanlarını korumak için kullanırken, insanlar da yüzyıllardır çeşitli amaçlarla tüketmektedir. Propolis üzerine yapılan araştırmalar, bu ürünün güçlü bir polifenol kaynağı olduğunu ve antioksidan ile antiinflamatuar özellikler gösterebildiğini ortaya koymaktadır. Özellikle bağışıklık sistemi ve ağız sağlığı üzerine yapılan çalışmalarda dikkat çekici sonuçlar elde edilmiştir. Bununla birlikte mevcut veriler propolisin herhangi bir hastalığın tedavisinde tek başına kullanılabileceğini gösterecek düzeyde değildir.</p>

<p>Arı sütü ise kovanın en özel ürünlerinden biri olarak kabul edilir. İşçi arılar tarafından salgılanan bu madde, kraliçe arının temel besin kaynağını oluşturur. İçeriğinde proteinler, aminoasitler, yağ asitleri ve çeşitli biyoaktif bileşikler bulunur. Arı sütüyle ilgili araştırmalar, bu ürünün antioksidan kapasitesi, bağışıklık fonksiyonları ve genel sağlık üzerindeki olası etkilerine odaklanmaktadır. Bazı çalışmalar olumlu sonuçlar bildirse de, araştırmacılar mevcut kanıtların kesin sağlık iddialarında bulunmak için henüz yeterli olmadığını vurgulamaktadır.</p>

<p>Arı ürünleriyle ilgili en önemli noktalardan biri kalite konusudur. Ürünün üretim koşulları, saklanma şekli ve güvenilirliği içeriğini doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle tüketicilerin güvenilir kaynaklardan temin edilen ürünleri tercih etmesi önem taşır. Ayrıca arı ürünlerine karşı alerjisi olan bireylerin dikkatli olması ve gerekirse sağlık profesyonellerine danışması gerekir.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/kovanin-sifasi-bal-propolis-ve-ari-sutu-78882"><strong><span style="color:#c0392b">YAZININ DEVAMI BURADA</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 08:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/ferdanur-berk-kovanin-sifasi-bal-propolis-ve-ari-sutu-1782019586.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / Mööö-Taş Değil MOTAŞ...</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-mooo-tas-degil-motas-116554</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-mooo-tas-degil-motas-116554</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Altı Şubat depreminden beri Malatya acıların şehri oldu. Yapılanlar acıları dindirse de, her ne kadar umut olsa da, yapılmayan bazı küçük işler hayatı zorlaştırmaya devam ediyor.</p>

<p>Acıya da alışılmıyor ki!..</p>

<p>Depremden sonraki iki yılın çoğunu Malatya’da geçirdim. Son bir yıldır da sürekli gidip geliyorum. Üç gündür yeni bir sebeple Malatya’ya geldim.<br />
Şehri gezdim, birçok yerde her ne kadar anılarımız silinmiş olsa da, yapılanlar içimizi ısıtıyor, geleceğe umutla baktırıyor. Yakında daha ferah, sokakları daha geniş, çehresi daha temiz ve daha güvenli bir Malatya bizi bekliyor...</p>

<p>Gelmişken bir de toplu taşıma Motaş ile şehri gezeyim. Uzun zamandır hakkında şikâyetlerin azalmadığı MOTAŞ'ı bir göreyim dedim!..</p>

<p>Malatya’ya bakınca yeni bir şehrin doğduğunu, virane sokakların düzeldiğini, çarşı merkezinin yavaş yavaş açıldığını görüyoruz.<br />
Tabi bir tarafı Şanzelize, diğer tarafı Hint pazarı olan Kışla Caddesini görmesek!..</p>

<p>Üç beş tane kendini bilmezden dolayı şehrin merkezi iki farklı çağa götürüldü!. Bunun sorumlusu da esnaf, ağırlığını koyamayan yerel yöneticiler ve biraz da halktır.</p>

<p>Neyse bindik otobüslere...<br />
Dışarı gündüz, içeriye gece!<br />
Camlarda dünyada kullanılmayan, trafikte kusur sayılan simsiyah berbat cam filmleri!.<br />
Herhalde içeride ne olduğunu dışarıdakiler görmesin diye çekmişler dedim! Dışarıyı görmeniz imkânsız. Vatandaş durağını ezbere bildiği için iniyor. İlk defa binen biri ineceği durağı göremez, bilemez...</p>

<p>Otobüslerin bir kısmı 1980'li dönemlerde kullanılan 50NC köy arabalarının bugünkü versiyonu.<br />
Ve bu araçlar Büyükşehir Malatya’nın merkezinden kalkıyorlar!.<br />
20 küsur koltuk var, ama her duraktan sonra sayıyorum, sayı 75'e kadar çıktı. İndi-bindi, sayı azalmıyor, artıyor.</p>

<p>Gel gelelim otobüslerin içine;<br />
Malum bu otobüs hareket ediyor, sürekli dur kalk yapıyor, fren yapıyor, vites değişiyor. Otobüsün içi; "Meksika Dalgalanması"<br />
Dünya Kupası olduğu için değil!..<br />
Kadın erkek, yaşlı, çocuk herkes birbirine çarpıyor. Ortaya utanç verici görüntüler çıkıyor. Kimsenin mahremiyeti kalmıyor!..<br />
İnsanlar istemeden birbirlerinin üzerine düşüyor, birbirlerine sürtünüyor, birbirlerine yaslanmak zorunda kalıyor.</p>

<p>Dedim ya, içerisi Meksika Dalgalanması! Çünkü otobüslerin içindeki tutacakların çoğu yok. Ayaktaki birkaç kişi tutunmuş sadece!.<br />
Bunları yaptırmak çok mu zor?<br />
Bu kulplar yıllarca kullanılacak kadar sağlamdır. Kopunca da değiştirmek gerekmez mi?</p>

<p>Bu da gösteriyor ki:<br />
Vatandaşın nasıl yolculuk yaptığıyla ilgilenen bir sistem görünmüyor.</p>

<p>İşin en düşündürücü tarafı ise Malatyalının buna layık görülmesidir...<br />
Bu otobüslerle insan taşınmaz!<br />
Otobüsler bazen boş gidip geliyormuş! Ondan büyük otobüs yerine küçük otobüs tercih ediliyormuş!</p>

<p>Efendiler uçak da bazen boş gidip geliyor!<br />
Yöneticiler de bazen boş laflar ediyor! Boş saatlere küçük otobüsleri yazın, kalabalık saatlere de büyük otobüsleri!<br />
Ayrıca, küçük otobüs ile büyük otobüs arasında kaç lira yakıt farkı var ki!?<br />
İki tane bilet parası fazla yaksa ne olur?<br />
Deprem sonrası toplu taşımayı kullanan azdı. Ama şimdi şehir doldu taştı. Her gün nüfus artıyor, şehir toparlanıyor, eskisinden daha çok yolcu taşınıyor. Ama eski sistem hâlâ devam ediyor.</p>

<p>Gördüm ki bu şehirde taşıma Hindistan işi olmuş! Belediye otobüslerinin dışı biz, içi Hindistan!.<br />
Çünkü Hindistan'da insanlar dışarıdan da asılırlar, burada o yok. Ama içeride bizimkilerin tutacakları bir yeri yok. Yayık gibi çalkalanarak devam ediyorlar!</p>

<p>Bu zulmü milletimiz mi hak ediyor, yoksa yöneticiler mi yapıyor sorusunun cevabını kamuoyuna bırakıyorum...</p>

<p>Malatya'da toplu taşıma kullanan vatandaşların yaşadığı, modern bir Büyükşehir'e yakışmayan bir tabloya dönüşmüş durumda.</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/mooo-tas-degil-motas-78880"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 07:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/ebuzer-aydin-mooo-tas-degil-motas-1782018353.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gazeteci Murat Çetin Yazdı Siyasi Kulisler Hareketlendi: Kimse Kimseye Geçmişini Sormuyor</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/gazeteci-murat-cetin-yazdi-siyasi-kulisler-hareketlendi-kimse-kimseye-gecmisini-sormuyor-116530</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/gazeteci-murat-cetin-yazdi-siyasi-kulisler-hareketlendi-kimse-kimseye-gecmisini-sormuyor-116530</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci- Yazar Murat Çetin'in kaleme aldığı ve CHP içindeki derin çatlağı gözler önüne seren "Kimse geçmişini sormuyor" analizi siyasette taşları yerinden oynatırken, tüzük ihlallerine karşı geçmişin hatıralarıyla yapılan savunmaların kamuoyundaki karşılığı masaya yatırıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci- Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı son köşe yazısında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) koridorlarında yaşanan disiplin süreçlerini ve parti içi saflaşmanın perde arkasını araladı. Siyasi kulislerde fırtınalar koparan yazısında Çetin, somut iddialara ve tüzük maddelerine cevap vermek yerine sürekli olarak geçmişteki hizmetlerin ve uzun özgeçmişlerin arkasına sığınma refleksini sert bir dille eleştirdi.</p>

<p><strong>İşte Gazeteci Murat Çetin'in gündemi sarsan "Kimse Geçmişini Sormuyor" başlıklı o yazısından öne çıkanlar:</strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>MAZİNİN HİKAYESİ BUGÜNÜN KRİZİNİ ÇÖZMEYE YETMİYOR</strong></span></p>

<p>Siyaset arenasındaki son gelişmeleri ve parti içindeki kronikleşen savunma taktiklerini değerlendiren Murat Çetin, köşesinde durumu şu şekilde özetledi:&nbsp;"Veli Ağbaba çıktı. 1986'yı anlattı. 1994'ü anlattı. 1998'i anlattı. İl başkanlığını anlattı. Milletvekilliğini anlattı. Partiye verdiği yılları anlattı. Uzun bir siyasi özgeçmiş. Uzun bir emek listesi. Uzun bir hatıra defteri. İyi de… Kimse bunları sormuyor ki. Çünkü bugün tartışılan şey 1986 değil. Tartışılan şey 2026. Konuşulan şey emek değil. Bahis konusu sadakat değil. Mesele hizmet cetveli değil. Mesele, partinin kendi tüzüğüyle yaşadığı kavga. İşte fotoğrafın ilginç tarafı burada. Birisi “Ben bu partiye kırk yıl verdim” diyor. Diğeri “Sen bu partiye aykırı davrandın” diyor. Bir taraf takvimi açıyor. Öbür taraf tüzüğü. Bir taraf maziyi gösteriyor. Diğeri madde numarası."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÖZGEÇMİŞ OKUMAK SUÇLAMALARI ORTADAN KALDIRMIYOR</span></strong></p>

<p>Çetin, kamuoyunun ve parti disiplin mekanizmalarının hatıralarla değil somut kurallarla işlediğini şu çarpıcı sözlerle aktardı:&nbsp;"Ve siyaset bazen tam burada tuhaflaşıyor. Çünkü insanlar suçlamaya cevap beklerken… hatıra dinliyor. İtiraza açıklama beklerken… özgeçmiş okuyor. Oysa aynı şey değil. Bir insan yıllarca hizmet etmiş olması başka. Hakkındaki iddiaya ne dediği başka. Birisi birikimdir. Öbürü savunma. Karıştırıldığı zaman ortaya siyaset değil… algı çıkar. Belki de bu yüzden tartışma büyüyor. Çünkü kamuoyu şunu merak ediyor: Disiplin sevkinin sebebi neydi? Ama karşısına çıkan cevap şu oluyor: “Ben bu partiye yıllarımı verdim.” İnsan ister istemez düşünüyor. Mahkeme özgeçmişle mi karar verir? Disiplin kurulu hatıralarla mı çalışır? Yoksa herkes dönüp aynı soruya mı bakar? Mesele emek miydi… Yoksa kimsenin konuşmak istemediği başka bir şey mi vardı?"</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/chp-dagilirken-78876"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 09:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/gazeteci-murat-cetin-yazdi-siyasi-kulisler-hareketlendi-kimse-kimseye-gecmisini-sormuyor-1781849903.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / İmdat! Aile ve Mahalle Ölüyor!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-imdat-aile-ve-mahalle-oluyor-116529</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-imdat-aile-ve-mahalle-oluyor-116529</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yine bir bayramın ardından hassasiyetimin süzgecine takılan bir sürü hal ve durum...</p>

<p>İşte size hal ve duruma dair bir tefekkür serzenişi...</p>

<p>Ve gönlüm mahzun!<br />
Neler dinledik, dertleştik...<br />
&nbsp;<br />
Telefon ile dertlestik uzak yakindostla, akrabayla, eşle dostla oturduk, konuştuk. Vallahi hepsi dertli, hepsi yanıyor!&nbsp;</p>

<p>Sorun hep aynı, şikayet hep aynı noktada düğümleniyor:&nbsp;</p>

<p>"Ne oluyor bizim evlere, ne oldu bizim şu mahalle kültürüne?"<br />
İmdat! Aile ve mahalle ölüyor!&nbsp;</p>

<p>Evet, yanlış duymadınız...&nbsp;</p>

<p>Ankara’dan Malatya’ya, Adapazarı’ndan ülkenin dört bir yanına...&nbsp;</p>

<p>Herkes aynı dertten muzdarip ama kimse yangını söndürmeye yanaşmıyor.&nbsp;</p>

<p>Evlerimizdeki o sessiz işgal, aslında bizim son kalemizi, yani "biz" olma halimizi yok ediyor!</p>

<p>Eskiden evin bir ruhu vardı.&nbsp;</p>

<p>Kış günü soba yanar, çaydanlık fokurdar, üç kuşak aynı sofrada buluşurdu.&nbsp;</p>

<p>Bir büyük konuştu mu, akan sular dururdu.&nbsp;</p>

<p>Şimdilerde!?</p>

<p>Şimdi evin içi "otel" kıvamında. Herkes kendi odasında, herkes kendi ekranında.</p>

<p>Modernite, Bize "Konfor" Diye Bir Zehir Sundu<br />
Kombiyi açtık, odaları ayırdık, her çocuğun eline bir tablet, bir telefon verdik...&nbsp;</p>

<p>"Modern hayat" dedik, "konfor" dedik.&nbsp;</p>

<p>Ama bir şeyi gözden kaçırdık:&nbsp;</p>

<p>O kombi, aslında evimizdeki o tek ve büyük "kalbi" söktü attı.</p>

<p>Salona bir bakıyorsunuz; anne burada, baba şurada, evlat ise kilometrelerce ötede bir "sanal âlemde" sürüklenip gidiyor.&nbsp;</p>

<p>Kapıya gelen pizzayı paylaşıyorlar, sonra herkes kendi hücresine...&nbsp;</p>

<p>Adına da "aile saadeti" diyorlar?</p>

<p>Oysa bu, sessiz bir tükeniş!</p>

<p>Peki, Çare Ne? "Üç Kuşak Sözleşmesi"...</p>

<p>Görüyoruz; mimari bizi böldü, ayrı binalara hapsetti. Ama "aile" bitti mi? Bitmemeli. Şimdi bir "direniş" vaktidir.</p>

<p>Birincisi!</p>

<p>Haftada en az bir akşam; "Üç Kuşak Sözleşmesi" ile dedenin, nenenin sofrasında buluşacağız. O sofrada ekran olmayacak.&nbsp;</p>

<p>O bir saatlik sofrada; sülalenin tarihi, ailenin "anayasa"sı konuşulacak. Dede anlatacak, baba teyit edecek, torun dinleyecek.</p>

<p>İkincisi! Ve o haftanın diğer 6 günü...&nbsp;</p>

<p>6 gün boyunca o evin içinde "biz" olmayı yeniden öğreneceğiz.&nbsp;</p>

<p>Birlikte yemek yiyeceğiz, birlikte kitap okuyacağız, birlikte namaza duracağız, tarihimizi, irfanımızı yudum yudum içeceğiz.</p>

<p>Ve Mahalle!&nbsp;</p>

<p>Degerlerimizle yaşanması ve yaşatılması gereken kale...</p>

<p>Aileyi dört duvar arasına hapsetmeyeceğiz.&nbsp;</p>

<p>Kapıyı açıp sokağa, mahalleye çıkacağız. Komşu ziyareti mi var? Gideceğiz. Hastamız mı var? Elinden tutacağız. Taziye mi var, doğum günü mü? Yanında olacağız...</p>

<p>Ve en önemlisi!</p>

<p>Bu ziyaretleri torunlarla, evlatlarla yapacağız. O çocuğa "komşu hakkı" nedir, bizzat göstereceğiz.&nbsp;</p>

<p>Bu, hem dünya huzurumuz hem de ahiret azığımızdır; büyük bir erdemdir.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/imdat-aile-ve-mahalle-oluyor-78879"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 08:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/dogan-dag-imdat-aile-ve-mahalle-oluyor-1781848054.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mustafa AKDEMİR / Rızaya Vuslat</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/mustafa-akdemir-rizaya-vuslat-116515</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/mustafa-akdemir-rizaya-vuslat-116515</guid>
                <description><![CDATA[Mustafa AKDEMİR yazdı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mekândan münezzeh olan Allah’a yakın veya uzak olmak nasıl olur? Allah’a yakın mıyız, uzak mıyız; bunun bir ölçüsü var mıdır?</p>

<p>Yakınlık ve uzaklık sadece maddi mesafeleri ifade etmiyor, manevi mesafeler için de kullanıyoruz. Mesela gönlüne giremediğiniz bir insanla aynı evde yaşasanızda ona bedenen yakın, fakat manen uzaksınızdır. Buna karşılık kilometrelerce uzakta yaşayan sevdiğiniz bir insanla güçlü bir muhabbetiniz varsa, ona kendinizi çok yakın hissedersiniz.</p>

<p>Allah’a yakın olmak; O'nu isim ve sıfatlarıyla tanımak, O'nu sevmek, O'na tam bir teslimiyetle kul olmak ve O'nun huzurunda olduğunu hissederek yaşamakla oluyormuş.<br />
İnsan fıtratı gereği tanımadığı bir şeye karşı mesafelidir. Ancak onu tanıdıkça, karakterini ve güzelliklerini gördükçe kalbinde sevgi ve saygı oluşmaya başlar.</p>

<p>Diyelim ki yolda karşılaştığınız birine selam verip geçtiniz. Sonra yanınızdaki biri size onun ne kadar yardımsever, merhametli, adaletli ve fedakâr bir insan olduğunu anlatıyor.</p>

<p>Dahası, sizin veya sevdiklerinizin hayatına birçok kez iyilikle dokunduğunu öğreniyorsunuz. Bir anda o sıradan gördüğünüz insana bakışınız değişiyor. Kalbinizde ona karşı sevgi ve minnet duyguları oluşuyor. Onunla tanışmak, teşekkür etmek ve mümkünse iyiliğine karşılık vermek istiyorsunuz.</p>

<p>Ya da parkta gördüğünüz sıradan bir kişinin, çok sevdiğiniz bir sanatçı veya sporcu olduğunu fark ettiğinizi düşünün. Bir anda onunla tanışmak, sohbet etmek ve hatıra fotoğrafı çektirmek istersiniz.</p>

<p>Demek ki her şey tanımakla başlıyor. İnsan tanıdıkça sever, sevdikçe bağlanır ve güvenir. Güveni arttıkça da gönüllü olarak itaat etmeye ve teslim olmaya yönelir. Bunun neticesinde ise huzura erişir.</p>

<p>Allah’ı isim ve sıfatlarıyla tanıyıp O’na iman eden insanın zihninde şu soru oluşur:</p>

<p>"Beni yoktan var eden, sayısız nimetlerle rızıklandıran, hatalarıma ve günahlarıma rağmen bana mühlet veren, beni bağışlayan ve koruyan Rabbime karşı görevim nedir? O'nu nasıl memnun edebilirim? O'nun sevgisine nasıl layık olabilirim?"</p>

<p>Şöyle düşünelim: Elinizdeki bütün sermayeyi bir yatırıma dönüştüreceksiniz. Önünüzde birçok seçenek var. Bazıları zarar ettirmiş, bazıları az kazandırmış, bazıları ise yüksek risk taşıyor. Fakat bir yatırım modeli var ki hem riski yok hem de paranızı birden bine çıkarıyor. Akıl sahibi bir insan hiç tereddüt etmeden onu tercih eder.</p>

<p>İnsanlık tarihi boyunca da insanlar Allah’a karşı farklı tavırlar sergilemişlerdir. Kimi inkâr etmiş, kimi isyan etmiş, kimi ise samimiyetle kulluk etmiştir. Bunların sonuçları da farklı olmuştur. Ancak içlerinden bir kişi vardır ki Allah’ın sevgisine en yüksek derecede mazhar olmuş ve "Habibullah" unvanıyla anılmıştır. O, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’dir (sav).</p>

<p>O öyle bir şahsiyettir ki Allah’ın isimleri onun üzerinde en mükemmel şekilde tecelli etmiştir. Onun ahlakı için Hz. Âişe validemiz, "Onun ahlakı Kur’an’dır" buyurmuştur. Allah’ın kendisinden razı olduğunu bildirdiği ve insanlığa örnek olarak sunduğu bu yüce Peygamber'i kendimize rehber edinmek, Allah’a yaklaşmanın en etkili yoludur.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/rizaya-vuslat-78878"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 15:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/mustafa-akdemir-rizaya-vuslat-1781784843.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Siyaseti Bu Soruyu Tartışıyor: Ali Bakan&#039;ı Aslında Kim Konuşuyor?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-siyaseti-bu-soruyu-tartisiyor-ali-bakani-aslinda-kim-konusuyor-116509</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-siyaseti-bu-soruyu-tartisiyor-ali-bakani-aslinda-kim-konusuyor-116509</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Time Genel Yayın Yönetmeni Murat Çetin, kent siyasetinin son günlerde en çok konuşulan ismi Ali Bakan’ı köşesine taşıyarak, bu tartışmaların arkasında yatan çoklu güç dengelerini, gizli hesapları ve siyasi aktörlerin perde arkasındaki rollerini mercek altına aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya siyasi kulislerinde son günlerde en çok konuşulan isimlerin başında gelen Ali Bakan meselesi, farklı iddiaları ve yorumları da beraberinde getirdi. Siyasetin boşluk kabul etmediği ve ağırlık merkezlerinin hızla yer değiştirdiği kentte, tek bir isim üzerinden yürüyen tartışmaların arka planında çok daha derin hesapların yattığı ifade ediliyor.</p>

<p>Siyasi çevrelerde bazı isimlerin ön plana çıkmasının yalnızca şahsi bir iddiadan ibaret olmadığı, aksine perde arkasındaki geniş bir ilişki ağının ve güç dengelerinin yansıması olduğu sıkça dile getiriliyor. Bu nedenle Ali Bakan ismi, sadece bir figür olarak değil, Malatya siyasetindeki saflaşmaların ve gelecek planlarının merkez üssü olarak dikkat çekiyor.</p>

<p>Malatya Time Genel Yayın Yönetmeni Murat Çetin ise kaleme aldığı köşe yazısında, Ali Bakan isminin Malatya siyasetinin tam ortasına yerleşmesini mercek altına alıyor ve bu ismin konuşulmasının aslında çok sayıda aktörün hesabının kesiştiği bir nokta olduğunu ifade ediyor.</p>

<p><strong>MURAT ÇETİN'İN KÖŞE YAZISI</strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>ALİ BAKAN'A KİM KONUŞUYOR?</strong></span></p>

<p>"Ali Bakan'ın adı bugün Malatya siyasetinin tam ortasında.</p>

<p>Bu da doğal.</p>

<p>Çünkü siyaset boşluk sevmez.</p>

<p>Ağırlık neredeyse…</p>

<p>bakışlar oraya döner.</p>

<p>Bugün Ali Bakan konuşuluyorsa…</p>

<p>Sami Er de konuşuluyor.</p>

<p>Merkez ilçeler de konuşuluyor.</p>

<p>Bazı ilçe başkanları da konuşuluyor.</p>

<p>Eski il başkanları da konuşuluyor.</p>

<p>Yarın il başkanı olmak isteyenler de konuşuluyor.</p>

<p>Milletvekilliği hesabı yapanlar da konuşuluyor.</p>

<p>Belediye başkanlığı hayali kuranlar da konuşuluyor.</p>

<p>Kendini teşkilatın dışında hissedenler de konuşuluyor.</p>

<p>Ankara'daki görünürlüğün kimde toplandığını takip edenler de konuşuluyor.</p>

<p>Bürokraside siyasetin ağırlığından rahatsız olanlar da konuşuluyor.</p>

<p>Muhalefet zaten konuşuyor.</p>

<p>Çünkü rakip rakibi konuşur.</p>

<p>Ama Malatya siyasetinin ilginç tarafı başka.</p>

<p>Bu şehirde bazen görünenler kadar görünmeyen dernekler de etkili olur.</p>

<p>Bazen teşkilat kadar kulis konuşur.</p>

<p>Bazen makam kadar ilişki ağı.</p>

<p>Bazen siyaset kadar sosyal yapılar.</p>

<p>Bazen de herkesin bildiği ama kimsenin yüksek sesle söylemediği çevreler.</p>

<p>İnsan bütün fotoğrafa bakınca şunu düşünüyor:</p>

<p>Ali Bakan meselesi gerçekten Ali Bakan meselesi mi?</p>

<p>Yoksa aynı fotoğrafın içine sığmayan çok sayıda hesabın kesiştiği yer mi?</p>

<p>Çünkü siyasette bazen bir kişinin adı konuşulur.</p>

<p>Ama masada aslında onlarca kişinin hesabı vardır.</p>

<p>Ve galiba bugün Malatya'da konuşulan da bir isimden çok…</p>

<p>o ismin bulunduğu yer."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/chp-dagilirken-78876"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-06-15%20at%2011_59_38%20(2)%20(1).jpeg" style="height:627px; width:800px" /></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 13:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/malatya-siyaseti-bu-soruyu-tartisiyor-ali-bakani-aslinda-kim-konusuyor-1781775360.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hazır Binayı Boyamakla Eser Sahibi Olunmaz</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/hazir-binayi-boyamakla-eser-sahibi-olunmaz-116492</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/hazir-binayi-boyamakla-eser-sahibi-olunmaz-116492</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci / Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı son yazısında Malatya’nın kütüphane projesini masaya yatırdı. Yüz milyonlarca lira harcanan projenin arka planını sorgulayan Çetin, "Başkasının evini boyayarak mimar olunmaz" diyerek yerel yönetimin eser siyasetini eleştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Murat Çetin, son makalesinde Malatya’nın hafızasını, geçmiş dönemlerde yapılan kalıcı eserleri ve bugün yürütülen yerel yönetim politikalarını çarpıcı bir analize tabi tuttu. Şehirlerin sadece betondan ibaret olmadığını, onları yaşatan unsurların geride bırakılan kalıcı izler olduğunu belirten Çetin, geçmiş dönem belediye başkanlarının kente kazandırdığı ve bugün bile isimleriyle anılan projeleri tek tek hatırlattı. Kent hafızasının yapılan her işi gerçek sahibine teslim ettiğini vurgulayan usta gazeteci, son dönemde büyük reklamlarla gündeme gelen kütüphane projesine dair ezber bozan bir tartışmanın fitilini ateşledi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-15%20at%2011_59_38%20(1).jpeg" style="height:564px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MURAT ÇETİN PROJENİN ARKA PLANINI SORGULADI</span></strong></p>

<p>Köşe yazısında, bölgenin en iyisi iddiasıyla dönüştürülen yeni kütüphane binasını ele alan Murat Çetin, projenin bütçesini ve üretim mantığını sorguladı. Yapılan çalışmanın estetik ya da işlevsel olarak başarılı olmasının, eserin sıfırdan üretildiği anlamına gelmediğini ifade eden Çetin, mevcut ve hazır bir yapının içerisinin yüz milyonlarca lira harcanarak dönüştürüldüğüne dikkat çekti. Projenin gerçek sahibinin kim olduğu sorusunu yönelten yazar, harcanan devasa bütçenin kullanım şekline dair yerel yönetime eleştiriler yöneltti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"BAŞKASININ EVİNİ BOYAYARAK MİMAR OLUNMAZ"</span></strong></p>

<p>Yazısında çok konuşulacak bir benzetmeye imza atan Murat Çetin, hazır binaları dönüştürmenin şehir hafızasında kalıcı bir iz bırakmayacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"Başkasının inşa ettiği hazır evi boyuyorsunuz, sonra da bütün mahallenin sizi büyük bir mimar sanmasını bekliyorsunuz."</p>

<p>Aynı bütçeyle şehrin boş kalmış başka bir noktasında sıfırdan yeni bir eser yükseltilmesi gerektiğinin altını çizen Çetin, şehirlerin görkemli açılış törenlerini değil, sadece kalıcı mimari değerleri hafızasında sakladığını hatırlattı. Gelecekte bu projeye bakıldığında harcanan büyük paraların karşılığında şehre özgün ne bırakıldığının sorgulanacağını belirten yazar, yerel yönetimi kurdele kesilen geçici işler yerine, geleceğe miras kalacak gerçek eserler üretmeye davet etti.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/chp-dagilirken-78876"><span style="color:#c0392b"><strong>Murat Çetin’in köşe yazısının tamamına ulaşmak için ilgili bağlantıya tıklayabilirsiniz. https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-chp-dagilirken-116439</strong></span></a><br />
<br />
&nbsp;<strong><a href="https://www.malatyatime.com/haber/chp-karisirken-gelen-kare-bu-fotograf-kime-mesaj-116456" target="_blank">https://www.malatyatime.com/haber/chp-karisirken-gelen-kare-bu-fotograf-kime-mesaj-116456</a></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 17:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/hazir-binayi-boyamakla-eser-sahibi-olunmaz-1781707757.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP Karışırken Gelen Kare: Bu Fotoğraf Kime Mesaj?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/chp-karisirken-gelen-kare-bu-fotograf-kime-mesaj-116456</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/chp-karisirken-gelen-kare-bu-fotograf-kime-mesaj-116456</guid>
                <description><![CDATA[Murat Çetin, CHP içindeki tartışmaların ve saflaşmaların konuşulduğu bir dönemde verilen bir fotoğraf karesini mercek altına alıyor. Çetin’e göre siyasette bazı kareler yalnızca bir buluşmayı değil, geleceğe dönük mesajları da içinde barındırıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya siyasetinde son günlerde kamuoyuna yansıyan bir fotoğraf karesi tartışma konusu oldu. Özellikle CHP içerisinde yaşanan görüş ayrılıklarının ve siyasi saflaşmaların konuşulduğu bir dönemde paylaşılan görüntü, farklı yorumları da beraberinde getirdi.</p>

<p>Siyasi kulislerde fotoğrafların yalnızca bir hatıra karesi olmadığı, aynı zamanda kamuoyuna ve siyasi aktörlere verilen mesajlar taşıdığı sıkça dile getiriliyor. Bu nedenle bazı kareler, içerdikleri isimlerden çok zamanlamalarıyla dikkat çekiyor.</p>

<p>Murat Çetin ise köşe yazısında, söz konusu fotoğrafın siyasi anlamını sorguluyor ve verilen mesajın fotoğrafın içinde değil, paylaşılma sebebinde aranması gerektiğini ifade ediyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-06-15%20at%2011_59_38.jpeg" style="height:564px; width:800px" /></p>

<p><strong>MURAT ÇETİN’İN KÖŞE YAZISI</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">CHP DAĞILIRKEN…</span></strong></p>

<p>Siyaset bazen sözle yapılır.</p>

<p>Bazen fotoğrafla.</p>

<p>Hatta bazı fotoğraflar vardır…</p>

<p>altındaki açıklamadan daha fazla konuşur.</p>

<p>Son günlerde öyle bir kare düştü önümüze.</p>

<p>Masanın etrafına baktım.</p>

<p>Tanıdık simalar.</p>

<p>CHP’nin son dönemde Özgür Özel çizgisinde duran isimleri.</p>

<p>Veli Ağbaba’nın yakın çevresi.</p>

<p>Parti içindeki saflaşmanın bir tarafı.</p>

<p>Şimdi insan merak ediyor.</p>

<p>CHP kendi içinde fırtınaya tutulmuş.</p>

<p>Bir taraf öbür tarafa bakmıyor.</p>

<p>Aynı parti içinde ayrı iklimler oluşmuş.</p>

<p>Tam da böyle bir zamanda…</p>

<p>Sami Er neyin fotoğrafını veriyor?</p>

<p>Çünkü siyasette görüşmek başka şeydir.</p>

<p>Fotoğraf vermek başka.</p>

<p>İsteyen gelir.</p>

<p>Kapıyı çalar.</p>

<p>Talebini anlatır.</p>

<p>Derdini söyler.</p>

<p>Dinlersin.</p>

<p>Ama fotoğraf?</p>

<p>Fotoğraf niyettir.</p>

<p>Fotoğraf mesajdır.</p>

<p>Fotoğraf tercihtir.</p>

<p>İnsan ister istemez soruyor:</p>

<p>Bu kare kime gönderildi?</p>

<p>AK Parti teşkilatına mı?</p>

<p>Milletvekillerine mi?</p>

<p>Ankara’ya mı?</p>

<p>Yoksa geleceğe mi?</p>

<p>Çünkü siyasetçinin en büyük tutkusu bazen makam olmaz.</p>

<p>İhtimal olur.</p>

<p>Bugünün koltuğundan çok…</p>

<p>yarının hesabı olur.</p>

<p>O yüzden bazı kareler hatıra değildir.</p>

<p>Yatırımdır.</p>

<p>Bazı buluşmalar nezaket değildir.</p>

<p>Pozisyondur.</p>

<p>Şimdi CHP kendi içinde yön ararken…</p>

<p>AK Partili bir belediye başkanının bu tabloyu paylaşması ister istemez başka sorular doğuruyor.</p>

<p>Acaba şehir mi konuşuluyor?</p>

<p>Yoksa şehirden sonrası mı?</p>

<p>Acaba hizmet mi düşünülüyor?</p>

<p>Yoksa ihtimaller mi?</p>

<p>Bilemiyorum.</p>

<p>Ama şunu biliyorum:</p>

<p>Siyasette bazen verilen mesaj fotoğrafın batnında değildir.</p>

<p>Fotoğrafın neden paylaşıldığında gizlidir.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-chp-dagilirken-116439"><strong><span style="color:#2980b9">Murat Çetin’in köşe yazısının tamamına ulaşmak için ilgili bağlantıya tıklayabilirsiniz.</span></strong></a></p>

<p><strong><a href="https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-chp-dagilirken-116439">https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-chp-dagilirken-116439</a></strong></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 08:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/chp-karisirken-gelen-kare-bu-fotograf-kime-mesaj-1781588429.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / CHP Dağılırken...</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-chp-dagilirken-116439</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-chp-dagilirken-116439</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Siyaset bazen sözle yapılır.</p>

<p>Bazen fotoğrafla.</p>

<p>Hatta bazı fotoğraflar vardır…</p>

<p>altındaki açıklamadan daha fazla konuşur.</p>

<p>Son günlerde öyle bir <strong>kare</strong> düştü önümüze.</p>

<p>Masanın etrafına baktım.</p>

<p>Tanıdık simalar.</p>

<p>CHP’nin son dönemde <strong>Özgür Özel</strong> çizgisinde duran isimleri.</p>

<p>Veli Ağbaba’nın yakın çevresi.</p>

<p>Parti içindeki saflaşmanın bir tarafı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-15%20at%2012_32_37%20(1).jpeg" style="height:498px; width:800px" /></p>

<p>Şimdi insan merak ediyor.</p>

<p>CHP kendi içinde fırtınaya tutulmuş.</p>

<p>Bir taraf öbür tarafa bakmıyor.</p>

<p>Aynı parti içinde ayrı iklimler oluşmuş.</p>

<p>Tam da böyle bir zamanda…</p>

<p><strong>Sami Er </strong>neyin fotoğrafını veriyor?</p>

<p>Çünkü siyasette görüşmek başka şeydir.</p>

<p><strong>Fotoğraf vermek başka.</strong></p>

<p>İsteyen gelir.</p>

<p>Kapıyı çalar.</p>

<p>Talebini anlatır.</p>

<p>Derdini söyler.</p>

<p>Dinlersin.</p>

<p>Ama fotoğraf?</p>

<p>Fotoğraf <strong>niyettir.</strong></p>

<p>Fotoğraf <strong>mesajdır.</strong></p>

<p>Fotoğraf<strong> tercihtir.</strong></p>

<p>İnsan ister istemez soruyor:</p>

<p><strong>Bu kare kime gönderildi?</strong></p>

<p>AK Parti teşkilatına mı?</p>

<p>Milletvekillerine mi?</p>

<p>Ankara’ya mı?</p>

<p>Yoksa <strong>geleceğe</strong> mi?</p>

<p>Çünkü siyasetçinin en büyük tutkusu bazen makam olmaz.</p>

<p><strong>İhtimal</strong> olur.</p>

<p>Bugünün koltuğundan çok…</p>

<p>yarının hesabı olur.</p>

<p>O yüzden bazı kareler hatıra değildir.</p>

<p><strong>Yatırımdır.</strong></p>

<p>Bazı buluşmalar nezaket değildir.</p>

<p><strong>Pozisyondur.</strong></p>

<p>Şimdi CHP kendi içinde yön ararken…</p>

<p>AK Partili bir belediye başkanının bu tabloyu paylaşması ister istemez başka sorular doğuruyor.</p>

<p>Acaba şehir mi konuşuluyor?</p>

<p>Yoksa şehirden <strong>sonrası</strong> mı?</p>

<p>Acaba hizmet mi düşünülüyor?</p>

<p>Yoksa <strong>ihtimaller</strong> mi?</p>

<p>Bilemiyorum.</p>

<p>Ama şunu biliyorum:</p>

<p><strong>Siyasette bazen verilen mesaj fotoğrafın batnında değildir.</strong></p>

<p><strong>Fotoğrafın neden paylaşıldığında gizlidir.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-06-15%20at%2011_59_38.jpeg" /></strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>KÜTÜPHANE GÜZEL… PEKİ HİKÂYESİ KİMİN?</strong></span></p>

<p>Şehirler betonla büyümez.</p>

<p>Hatırayla büyür.</p>

<p>Bir isim bırakır.</p>

<p>Bir iz bırakır.</p>

<p>Bir hikâye bırakır.</p>

<p>Malatya’da bugün bir çocuğa sor.</p>

<p>Otogar kimden kaldı?</p>

<p><strong>Ahmet Münir Erkal</strong> der.</p>

<p>Belediye binası?</p>

<p><strong>Cemal Akın</strong> ve <strong>Yaşar Çerçi</strong> der.</p>

<p>Dede Korkut Parkı?</p>

<p>Yine <strong>Çerçi.</strong></p>

<p>Yaşam Merkezi?</p>

<p><strong>Ahmet Çakır.</strong></p>

<p>Malatya Ticaret Merkezi?</p>

<p><strong>Selahattin Gürkan.</strong></p>

<p>Çınar Park?</p>

<p>Selahattin Gürkan.</p>

<p>Kırkgöz?</p>

<p><strong>Osman Güder.</strong></p>

<p>Çünkü şehir hafızası böyledir.</p>

<p>Yapılanı sahibine yazar.</p>

<p>Eseri müellifine verir.</p>

<p>Şimdi gelelim kütüphaneye.</p>

<p>Diyelim ki Türkiye’nin <strong>en güzeli </strong>oldu.</p>

<p>Diyelim ki bölgenin <strong>en iyisi </strong>oldu.</p>

<p>Diyelim ki ödül üstüne<strong> ödül</strong> aldı.</p>

<p>İyi de…</p>

<p><strong>Kimse dönüp “Bunu Sami Er yaptı” diyecek mi?</strong></p>

<p>İşte mesele burada.</p>

<p>Çünkü ortada sıfırdan yükselen bir yapı yok.</p>

<p>Temelden çıkan bir eser yok.</p>

<p>Ufka çizilmiş yeni bir siluet yok.</p>

<p>Mevcut binanın içinde yapılan büyük bir dönüşüm var.</p>

<p>Ve bunun için yüz milyonlar harcandı.</p>

<p>İnsan ister istemez düşünüyor.</p>

<p>Aynı kaynakla <strong>şehrin başka bir köşesine yeni bir eser yükselseydi…</strong></p>

<p>yarın birileri dönüp ismini anardı.</p>

<p>Bugün yapılan ise biraz şuna benziyor:</p>

<p>Başkasının evini boyuyorsun.</p>

<p>Sonra mahallenin seni <strong>mimar</strong> sanmasını bekliyorsun.</p>

<p>Olur mu?</p>

<p><strong>Olmaz.</strong></p>

<p>Çünkü şehirler açılış törenlerini değil…</p>

<p><strong>eserleri</strong> hatırlar.</p>

<p>Kurdeleleri değil…</p>

<p><strong>izleri </strong>saklar.</p>

<p>Ve galiba yıllar sonra insanlar o kütüphaneye bakıp şunu soracak:</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/chp-dagilirken-78876"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 10:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/murat-cetin-chp-dagilirken-1781515699.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rıdvan SAÇU / Düşen Netler, Batan Yelkenliler: LGS&#039;de Ezberler Neden Çöktü?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ridvan-sacu-dusen-netler-batan-yelkenliler-lgsde-ezberler-neden-coktu-116427</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ridvan-sacu-dusen-netler-batan-yelkenliler-lgsde-ezberler-neden-coktu-116427</guid>
                <description><![CDATA[Rıdvan SAÇU yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geçen hafta tam da bu köşede bir uyarı yapmıştım. Hatırlayanlar olacaktır: <strong><em>"Artık çok test çözenin, formül ezberleyenin değil; okuduğunu anlayan, hayatı yorumlayabilen çocukların devri başlıyor"</em></strong> demiştim. Keşke yanılsaydım. Ama bugün okul bahçelerinden yükselen o endişeli sesler, deneme sınavı netlerinin LGS'de nasıl buharlaştığını konuşan aileler, geçen haftaki öngörülerimizin ne kadar acı bir şekilde doğru çıktığını gösteriyor.</p>

<p>Bugün o okul bahçelerinde, terleyen elleriyle sınavdan çıkan çocuğunuzun değil; aslında bizim hırslarımızın ve ezberci yaklaşımımızın sonucuyla yüzleştik.</p>

<p><strong>Kâğıt Üzerindeki Fırtına</strong></p>

<p>Sözel kitapçığına şöyle bir göz attınız mı? Lütfen Türkçe testindeki 16. soruya bir bakın. Karşımızda "Aşağıdakilerden hangisinde yazım yanlışı vardır?" diyen o tanıdık, klasik sorular yoktu. Çocukların önüne rüzgârın şiddetine göre flok ve ana yelkenin seviyelerinin nasıl ayarlanacağını anlatan detaylı bir yelkenli tekne şeması koydular. Rüzgâr belirli bir hızın üzerine çıktığında tekneye nasıl müdahale edileceğini (camadan vurmayı), hangi saat diliminde yelkenlinin zarar görebileceğini bulmalarını istediler.</p>

<p>Siz onlara aylarca şıkları nasıl hızlıca eleyeceklerini, kronometreyle nasıl yarışacaklarını öğrettiniz. Ama sınav, onlardan fırtınanın ortasında serinkanlı bir kaptan olmalarını, rüzgârı okuyup tekneyi alabora olmaktan kurtarmalarını bekledi.</p>

<p><strong>Sınavın Anatomisi: Seçici, Zor Ama Adil</strong></p>

<p>Gelin bu duygusal tabloyu bir kenara bırakıp sınavın teknik anatomisine de bakalım. Evet, sorular uzundu ve çocukları terletti. Fakat bir eğitimci gözüyle 2026 LGS kitapçıklarını incelediğimde şunu net olarak söyleyebilirim: <strong>Soruların kalitesi ve seçiciliği tek kelimeyle muazzamdı.</strong></p>

<p>Unutmayalım ki LGS bir "geçme-kalma" sınavı değil, bir "sıralama" sınavıdır. Herkesin fullediği, soruların yüzeysel olduğu ve virgülden sonraki küsuratların yığılmalara sebep olduğu bir sistem, öğrenciye yapılabilecek en büyük adaletsizliktir. Sıralama sınavının ruhu, seçici olmaktır. Bu sınav; ezberleyenle gerçekten kavrayanı, kriz anında panikleyenle analitik zekâsını devreye sokanı birbirinden ayırmak için kusursuzca kurgulanmış ve amacına fazlasıyla ulaşmıştır.</p>

<p>Bu seçici ve derinlikli yapının doğal bir sonucu olarak puan ortalamalarında bir düşüş beklediğimi de belirtmek isterim. Belki birkaç ay önceki o meşhur bursluluk sınavındaki kadar dramatik bir çakılma olmayacak; ancak puanların genel olarak aşağı yönlü bir ivme çizeceği aşikâr. Fakat velilerimizin burada atladığı çok hayati bir matematik var: Sorular zorsa herkese zor. Herkesin puanı düşüyorsa, yüzdelik dilimler o kadar da sarsılmayacaktır. Dünün 450 puanla girilen lisesine, bugün belki de 420 puanla yerleşilecek. Bu yüzden değerli veliler <strong>Puanlara değil,</strong> Sıralamaya odaklanın.</p>

<p><strong>Zamanın Ruhunu Okumak</strong></p>

<p>Bu yaşadığımız şok, aslında yüzyıllar öncesinden yapılmış bir uyarının bugüne yansımasıdır. Büyük düşünür İbn-i Haldun, <strong><em>"Zamanın ruhunu okuyamayan, değişen şartlara ayak uyduramayan nesiller yok olmaya mahkûmdur" </em></strong>der. Bugün zamanın değişen ruhu, önümüzdeki çağı adeta bir fırtına gibi şekillendirecek ve kökten değiştirecek olan yapay zekâ devrimiyle karşımızda duruyor. Yapay zekânın her türlü mekanik bilgiyi saniyeler içinde ürettiği bir dünyada, bilgiyi sadece test çözmek veya hafızada tutmak için bir yük sananlar bu fırtınada ilk savrulanlar olacak.</p>

<p>Bizim geleneğimizde bilgi; amele, yani hayata ve pratiğe dönüşmediği sürece değersizdir. Çocuğun zihni sadece formüllerle değil, ahlakla, vicdanla ve hayatın gerçekleriyle beslenmelidir. Bir ayağı kendi köklerinde ve değerlerinde sabit dururken, diğer ayağı dünyadaki değişen rüzgârları okuyabilmeli, o yelkenlinin nasıl ayakta kalacağını analitik bir zekâyla çözebilmelidir.</p>

<p><strong>Kitapları Çalıp Yerine Kronometre Veren Bizler</strong></p>

<p>Kıymetli anne babalar... O deneme netlerinin neden düştüğünü sorgularken yaşadığınız hayal kırıklığını anlıyorum. Ama iğneyi biraz da kendimize batıralım. O çocukların ellerinden severek okudukları kitapları alıp, önlerine ruhsuz test yığınları koyan bizler değil miydik? Analitik düşünme becerisi masada yüzlerce soru çözerek kazanılmaz; bir eşyayı tamir ederek, doğayı gözlemleyerek, kitap okuyup hayal kurarak kazanılır.</p>

<p>Şimdi o yorgun çocuklarla eve döndünüz. Lütfen o zehirli <em>"Ama sen denemelerde çok iyiydin, ne oldu sana?"</em> cümlesini kurmayın. Sistem değişti, soruların boyutu ve bizden istedikleri değişti. Çocuğunuzu suçlamayı bırakıp ona güvenli bir liman olun.</p>

<p><strong>Deniz Hâlâ Sizin</strong></p>

<p><strong>Sevgili gençler;</strong> bugün o kâğıtlara işaretlediğiniz optikler sizin insanlık kalitenizi, dürüstlüğünüzü veya hayattaki değerinizi ölçmüyor. Bu sınav sadece bir yelkenli simülasyonuydu. Bugün o fırtınada alabora olmuş, rüzgârı yanlış hesaplamış olabilirsiniz. Ama deniz hâlâ sizin. Önünüzde kendi rüzgârınızı arkanıza alacağınız koca bir ömür var. Bir kâğıt parçasının sizin kim olduğunuzu belirlemesine izin vermeyin.</p>

<p><strong>Geleceğin Kaptanlarına: 2027 LGS Yolcuları İçin Hayati Tavsiyeler</strong></p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/dusen-netler-batan-yelkenliler-lgsde-ezberler-neden-coktu-78875"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA&nbsp;</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 19:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/ridvan-sacu-dusen-netler-batan-yelkenliler-lgsde-ezberler-neden-coktu-1781454176.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / İslam Dört Evliliği Getirmedi, Sınırladı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-islam-dort-evliligi-getirmedi-sinirladi-116413</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-islam-dort-evliligi-getirmedi-sinirladi-116413</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İslam’a hücum etmek isteyenlerin ezberleri bitmiyor.</p>

<p>Bir gün mirasa saldırıyorlar.</p>

<p>Bir gün tesettüre.</p>

<p>Bir gün de dönüp dolaşıp çok evlilik meselesine geliyorlar.</p>

<p>Sanki İslam gelmeden önce insanlık tek eşli yaşıyormuş gibi…</p>

<p>Sanki dört evlilik ilk defa Kur’an ile ortaya çıkmış gibi…</p>

<p>Halbuki hakikat bambaşka.</p>

<p>Önce şunu hatırlayalım:</p>

<p>Hazreti Âdem Aleyhisselam tek evliydi.</p>

<p>İnsanlık da tek evlilikten neşet etti.</p>

<p>Demek ki fıtratın merkezinde tek evlilik vardır.</p>

<p>Biz de buna karşı değiliz.</p>

<p>Kimse de değildir.</p>

<p>Fakat mesele burada bitmiyor.</p>

<p>Çünkü hayat sadece ideal şartlardan ibaret değildir.</p>

<p>Savaş vardır.</p>

<p>Ölüm vardır.</p>

<p>Yetimler vardır.</p>

<p>Dullar vardır.</p>

<p>Toplumun değişen şartları vardır.</p>

<p>İşte İslam, hayata yalnızca idealden değil, vakıadan da bakmıştır.</p>

<p>Bugün bazıları Kur’an’daki:</p>

<p>“İkişer, üçer, dörder nikâhlayın…”</p>

<p>ayetini görüyor.</p>

<p>Fakat öncesini ve sonrasını görmüyor.</p>

<p>Öncesinde toplumun hali var.</p>

<p>Sonrasında ise şart var:</p>

<p>“Eğer adalet yapamayacaksanız, bir tane ile yetinin.”</p>

<p>Dikkat edin.</p>

<p>Kur’an’ın merkezinde dört değil…</p>

<p>Adalet vardır.</p>

<p>Hem İslam çok evliliği icat etmedi.</p>

<p>Tıpkı köleliği icat etmediği gibi.</p>

<p>Üstad Bediüzzaman’ın dikkat çektiği nokta budur.</p>

<p>İslamiyet birçok meselede olduğu gibi burada da mevcut bir yapıyı tesis etmemiş, tadil etmiştir.</p>

<p>Yani birden dörde çıkarmamıştır.</p>

<p>Bilakis sınır koymuştur.</p>

<p>Kontrol altına almıştır.</p>

<p>Keyfîliği kaldırmıştır.</p>

<p>Tarihe bakın.</p>

<p>İslam’dan önce bazı toplumlarda evlilik sayısına dair ciddi bir sınır yoktu.</p>

<p>On.</p>

<p>Yirmi.</p>

<p>Otuz.</p>

<p>Daha fazlası…</p>

<p>Mesele rakam değildi.</p>

<p>Mesele başıboşluktu.</p>

<p>İslam geldi.</p>

<p>Ve dedi ki:</p>

<p>“Dörtten fazlası olmaz.”</p>

<p>Sonra da yetinmedi.</p>

<p>Bir şart daha koydu:</p>

<p>“Adalet.”</p>

<p>Bugün ilginç bir tablo ile karşı karşıyayız.</p>

<p>Nikâhlı ve hukuklu bir ruhsata öfke duyuluyor.</p>

<p>Ama nikâhsız ilişkiler alkışlanıyor.</p>

<p>Bir tarafta mesuliyet var.</p>

<p>Nafaka var.</p>

<p>Miras var.</p>

<p>Nesep var.</p>

<p>Hukuk var.</p>

<p>Diğer tarafta ise hiçbir sorumluluk taşımayan ilişkiler…</p>

<p>Fakat oklar hep birinciye yöneliyor.</p>

<p>Demek ki mesele kadın hakları değil.</p>

<p>Demek ki mesele adalet de değil.</p>

<p>Mesele İslam’a itiraz etmek.</p>

<p>Halbuki Kur’an’ın yaptığı şey açıktır:</p>

<p>Çoğaltmak değil, sınırlamak.</p>

<p>Başıboş bırakmak değil, kayıt altına almak.</p>

<p>Hevayı serbest bırakmak değil, adaletle bağlamak.</p>

<p>Onun için soru şu değildir:</p>

<p>“İslam neden dört evliliğe izin verdi?”</p>

<p>Asıl soru şudur:</p>

<p>İslam neden sınırsızlığı kaldırıp dört ile sınırlandırdı?</p>

<p>Cevap oradadır.</p>

<p>Hem tarihte…</p>

<p>Hem fıtratta…</p>

<p>Hem de Kur’an’ın adaletinde…</p>

<p><strong>Selam ve dua ile</strong></p>

<p><strong>Fi-emanillah</strong></p>

<p><a href="https://www.dirilispostasi.com/islam-dort-evliligi-getirmedi-sinirladi"><span style="color:#c0392b"><strong>KAYNAK: DİRİLİŞ POSTASI GAZETESİ&nbsp;</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 19:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/murat-cetin-islam-dort-evliligi-getirmedi-sinirladi-1781427209.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ferdanur BERK / Sıcak Havalarda Beslenme Nasıl Olmalı? Yaz Meyvelerine Dikkat!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-sicak-havalarda-beslenme-nasil-olmali-yaz-meyvelerine-dikkat-116412</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-sicak-havalarda-beslenme-nasil-olmali-yaz-meyvelerine-dikkat-116412</guid>
                <description><![CDATA[Ferdanur BERK yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte hava sıcaklıkları artarken günlük yaşam alışkanlıklarımız ve beslenme düzenimiz de değişmeye başlar. Sıcak havaların etkisiyle iştah azalabilir, daha hafif yiyeceklere yönelim artabilir ve özellikle mevsim meyveleri sofralarda daha fazla yer almaya başlayabilir. Ancak bu dönemde yapılan bazı beslenme hataları; halsizlik, sıvı kaybı, kan şekeri dengesizlikleri ve istenmeyen kilo artışlarına neden olabilir.</p>

<p>Sıcak havalarda dikkat edilmesi gereken en önemli konuların başında yeterli sıvı tüketimi gelir. Vücut, artan sıcaklık nedeniyle terleme yoluyla kendini serinletmeye çalışırken önemli miktarda su ve mineral kaybeder. Bu nedenle gün boyunca susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su içmek gerekir. Yetersiz su tüketimi; yorgunluk, baş ağrısı, dikkat dağınıklığı ve performans düşüklüğüne yol açabilir.</p>

<p>Yaz aylarının en sevilen besinleri kuşkusuz mevsim meyveleridir. Karpuz, kavun, kiraz, şeftali, kayısı, erik ve üzüm gibi meyveler; vitamin, mineral, lif ve antioksidan içerikleri sayesinde sağlıklı beslenmenin önemli bir parçasıdır. Ayrıca yüksek su içerikleri sayesinde günlük sıvı alımına destek olur ve sıcak günlerde ferahlatıcı bir alternatif sunarlar.</p>

<p>Ancak yaz aylarında sık yapılan hatalardan biri, meyvelerin tamamen masum olduğu düşüncesiyle kontrolsüz miktarlarda tüketilmesidir. Meyveler doğal şeker içerir ve sağlıklı olmalarına rağmen fazla miktarda tüketildiklerinde günlük enerji alımını artırabilirler. Özellikle karpuz, kavun, üzüm ve incir gibi meyveler büyük porsiyonlar halinde tüketildiğinde kan şekerinde hızlı yükselmelere neden olabilir.</p>

<p>Bu noktada porsiyon kontrolü büyük önem taşır. Bir porsiyon meyve yaklaşık olarak 2 ince dilim karpuz, 1 ince dilim kavun, 1 orta boy şeftali, 2 küçük kayısı, 2 küçük erik, 10-12 adet kiraz veya 15-20 adet üzüme karşılık gelir. Bir oturuşta yarım karpuz ya da büyük bir tabak üzüm tüketmek yerine meyveleri gün içine yayarak tüketmek çok daha doğru bir yaklaşım olacaktır.</p>

<p>Özellikle diyabeti olan bireyler, insülin direnci bulunan kişiler ve kilo kontrolü sağlamaya çalışanlar yaz meyvelerini tüketirken daha dikkatli olmalıdır. Meyvenin yanında yoğurt, kefir, süt veya bir avuç çiğ kuruyemiş tercih edilmesi hem tokluk süresini uzatır hem de kan şekerinin daha dengeli seyretmesine yardımcı olur.</p>

<p>Yaz aylarında yapılan bir diğer hata ise ana öğünlerin yalnızca meyve ile geçiştirilmesidir. Özellikle sıcak havalarda iştahın azalması nedeniyle birçok kişi kahvaltı veya akşam yemeği yerine sadece meyve tüketebilmektedir. Ancak meyveler tek başlarına yeterli protein ve sağlıklı yağ içermezler. Bu nedenle kısa sürede yeniden acıkmaya neden olabilir ve gün içerisindeki besin tüketiminin artmasına yol açabilirler.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sicak-havalarda-beslenme-nasil-olmali-yaz-meyvelerine-dikkat-78874"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/ferdanur-berk-sicak-havalarda-beslenme-nasil-olmali-yaz-meyvelerine-dikkat-1781426873.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sarper SAN / Siz hepiniz, biz TOGG’uz!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sarper-san-siz-hepiniz-biz-togguz-116405</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sarper-san-siz-hepiniz-biz-togguz-116405</guid>
                <description><![CDATA[Sarper SAN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>NAFAKA KONUSU EYT İLE AKRABA MI?&nbsp;</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi yıllardır tartışılan nafaka konusuna noktayı koydu. Şimdi top Mecliste.&nbsp;<br />
Tabii konu boşanmış eşleri ilgilendiriyor. Çocuklara ödenen nafakaya ilişkin bir iptal söz konusu değil. Lakin bu böyle olmasına rağmen, müptezel muhalifler sanki iptal edilen çocuklara ödenen nafaka imiş gibi yaygaraya başladılar. Bu yaygara ve saptırma, sanal medyanın da marifeti ile köpürtülecek.<br />
Meclis görüşmeleri başlamadan uyaralım. Aman dikkat. Nafaka konusu da EYT’ye döndürülüp, popülizm tuzağına düşülmesin.</p>

<p><strong>OTOMOTİV DÜNYASINDA BİRLEŞMELER SÜRERKEN<br />
BİZDE TOGG TEK BAŞINA YOLA DEVAM EDİYOR</strong></p>

<p>Tanıdığımız bildiğimiz birçok marka bir araya gelip birleşiyor. Bunun temel nedeni olarak ise Elektrikli otomobillerin yaygınlaşması, yeni sürüş teknolojileri ve yazılım geliştirme maliyetlerinin artması. Ayrıca Çin’in bulduğu fırsatı değerlendirerek agresif bir satış politikası uygulaması. Ve başka nedenlerden dolayı otomobil üreticilerinin adeta bir <strong>hayatta kalma mücadelesi </strong>verme gibi bir durumun söz konusu olması otomotiv dünyasında devasa birleşmelere yol açtı.<br />
Kimler kimlerle birleşti neler oldu kısaca bakalım;</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-06-13%20at%2020_21_53.jpeg" /><br />
<strong>Stellantis (Kuruluş: 2021)<br />
●Merkez Ülke</strong>: Hollanda (Fransız ve İtalyan-Amerikan ortaklığı)<br />
<strong>●Nasıl Kuruldu</strong>: Fransız <strong>PSA Grubu</strong> (Peugeot, Citroën, DS, Opel, Vauxhall) ile İtalyan-Amerikan <strong>Fiat Chrysler Automobiles (FCA)</strong> (Fiat, Chrysler, Jeep, Dodge, Ram, Alfa Romeo, Lancia, Maserati) şirketlerinin eşit oranda (%50-%50) birleşmesiyle doğdu.<br />
<strong>●Kapsam:</strong> Şu an bünyesinde tam 14 ikonik markayı barındırıyor ve Avrupa ile Türkiye pazarının en büyük oyuncularından biri konumunda.</p>

<p><strong>Honda - Nissan - Mitsubishi İş birliği ( 2024 - 2026)<br />
●Merkez Ülke:</strong> Japonya<br />
<strong>●Nasıl Kuruldu: </strong>Japonya'nın en büyük üreticilerinden olan <strong>Honda ve Nissan</strong>, elektrikli araç ve yazılım dönüşümünde küresel rakiplerinin (özellikle Tesla ve Çinli BYD gibi devlerin) gerisinde kalmamak için tarihi bir ortaklık kararı aldı. Kısa süre sonra bu ortaklığa <strong>Mitsubishi </strong>de dahil oldu.<br />
<strong>●Kapsam</strong>: Ağustos 2026'ya kadar resmiyet kazanması planlanan ortak bir holding yapısı altında, markalar kendi kimliklerini korurken altyapı ve yazılımlarını tamamen ortaklaştırıyor. Bu birleşme, onları yıllık yaklaşık 8 milyon araçlık üretim hacmiyle dünyanın en büyük 3. otomotiv gücü haline getiriyor.</p>

<p><strong>Volkswagen Grubu (VW Group)<br />
●Merkez Ülke:</strong> Almanya<br />
<strong>●Yapısı:</strong> Yeni bir birleşme olmasa da "tek çatı" modelinin dünyadaki en agresif uygulayıcısıdır. <strong>Volkswagen; Audi, Porsche, Skoda, SEAT, Cupra, Bentley, Lamborghini ve Ducati </strong>gibi dev markaları tek bir merkezden yöneterek platform kardeşliği akımını başlatan gruptur.</p>

<p><strong>Geely Holding<br />
●Merkez Ülke:</strong> Çin<br />
<strong>●Yapısı: </strong>Çinli otomotiv devi, Avrupa'nın köklü markalarını bünyesine katarak büyüdü. İsveçli <strong>Volvo</strong> ve <strong>Polestar</strong>, İngiliz spor otomobil markası<strong> Lotus</strong>, Londra taksilerini üreten LEVC ve <strong>Lynk &amp; Co</strong> gibi markalar tamamen Geely çatısı altındadır. Ayrıca Mercedes-Benz'in (Smart dahil) büyük ortaklarından biridir.</p>

<p><strong>FAYDASI NE&nbsp;</strong></p>

<p><strong>Maliyeti Düşürme</strong><br />
Aynı çatı altındaki markalar; motor, şasi (platform), batarya ve yazılım gibi en maliyetli bileşenleri ortak kullanırlar. Örneğin, bir Peugeot 2008 ile bir Opel Mokka ya da Fiat 600 aslında aynı altyapıyı ve motoru paylaşır. Bu, milyarlarca dolarlık Ar-Ge ve üretim maliyetini yarı yarıya düşürür.</p>

<p><strong>Teknolojik Hız ve Güç Birliği</strong><br />
Elektrikli araç bataryaları ya da yapay zekalı otonom sürüş yazılımları geliştirmek devasa yatırımlar istiyor. Nissan, Honda ve Mitsubishi'nin birleşmesindeki ana motivasyon da budur. Güçlerini birleştirerek yazılımı tek elden geliştirip üç farklı markanın milyonlarca aracına aynı anda yükleyebiliyorlar.</p>

<p><strong>Küresel Lojistik ve Tedarik Gücü</strong><br />
Çip krizi veya hammadde sıkıntısı yaşandığında, 14 markası olan Stellantis gibi bir dev, tedarikçiler karşısında tek bir markaya göre çok daha güçlü bir pazarlık masasına oturur. Parçaları ucuza kapatır ve üretime kesintisiz devam edebilir.</p>

<p><strong>ZARARI NE?</strong></p>

<p><strong>Tek tipleşme</strong><br />
Farklı markaların araçları, logoları çıkartıldığında birbirine benzemeye başladı. Sürüş hissiyatı, motor sesleri, hatta iç mekandaki düğmeler bile ortak havuzdan alındığı için markaların o eski kendilerine has ruhu ve karakteri (örneğin eski bir Alfa Romeo ruhu veya eski bir Citroën konforu) yavaş yavaş kayboluyor. Tüketiciye sunulan "gerçek" çeşitlilik azalıyor.</p>

<p><strong>Tekelcilik ve Rekabetin Azalması</strong><br />
Pazarda bağımsız aktörlerin azalması, uzun vadede fiyat rekabetini olumsuz etkileyebilir. Büyük gruplar fiyat politikalarını, segment dağılımlarını kendi içlerinde optimize ettikleri için tüketicinin pazarlık veya alternatif bulma şansı daralıyor.</p>

<p><strong>Fabrika Kapatmalar ve İşten Çıkarmalar</strong><br />
Birleşmeler sonrasında "verimlilik" adı altında birbiriyle çakışan departmanlar (örneğin iki markanın ayrı ayrı olan tasarım veya muhasebe ekipleri, benzer üretim yapan fabrikaları) birleştirilir. Bu durum, dünya genelinde binlerce mavi ve beyaz yakalı çalışanın işini kaybetmesine veya fabrikaların kapanmasına yol açabilir.</p>

<p><strong>BU OLUŞUMDA TOGG’UN YERİ NERESİ</strong></p>

<p>Türkiye'nin yerli mobilite markası <strong>Togg, </strong>küresel pazardaki bu devasa birleşme akımının tam ortasında, aslında çok akıllıca ve <strong>farklı bir stratejiyle</strong> konumlanıyor.<br />
Togg, geleneksel anlamda Stellantis veya Volkswagen gibi devasa bir otomotiv çatısı altında yer almıyor; yani hisselerini yabancı bir deve devretmiş veya başka bir araç üreticisiyle tam birleşmeye gitmiş değil. Ancak, bu devlerin birleşerek çözmeye çalıştığı "yüksek Ar-Ge maliyeti" ve "teknolojik yetişme" sorununu "<strong>Stratejik Ortaklıklar ve İştirakler Ekosistemi" </strong>kurarak çözüyor. Kifayetsiz muhalif çevrelerin oluşturmaya çalıştığı hava da bu nedenle etkili olmuyor. Çünkü bu çevreler <strong>Togg’u</strong> yukarıda vurguladığımız gerekçeler üzerinden eleştirdiklerini sanıyorlar. Bu kifayetsizlere göre, örneğin Togg’un şasisi (platformu) Togg tarafından üretilmiş olmalı.Büyük grupların en büyük avantajının şasi (platform) ortaklığı olduğunu belirtmiştik. <strong>Togg</strong> da tek başına sıfırdan her şeyi üretmenin maliyetli olacağını bildiği için küresel devlerle stratejik iş birlikleri yapıyor.</p>

<p><strong>Mesela;</strong>Togg, yeni B segmenti araç ailesi için dünyanın en büyük batarya ve teknoloji üreticilerinden <strong>CATL'i</strong>n iştiraki <strong>CAIT</strong> ile ortak bir platform(şasi) geliştirme anlaşması imza attı.Bunun getirdiği fark ne? <strong>Togg,</strong> platformu dışarıdan hazır bir paket olarak satın almıyor. Kendi kullanıcı deneyimi, dijital mimarisi ve mühendislik girdileriyle platformun geliştirilme sürecine bizzat ortak oluyor. Bu sayede hem devasa bir Ar-Ge maliyetinden kurtuluyor hem de aracın özgünlüğünü ve fikri mülkiyet haklarını koruyor.</p>

<p><strong>Batarya Gücü: Siro Ortaklığı</strong><br />
Elektrikli araç dünyasında en büyük maliyet kalemi ve en kritik parça bataryadır. <strong>Togg,</strong> küresel batarya devi <strong>CATL</strong> ile yarı yarıya (%50-%50) ortaklıkla <strong>Siro Silk Road Temiz Enerji Çözümleri </strong>şirketini kurdu. Bu ortaklık sayesinde <strong>Togg</strong>, sadece dışarıdan batarya alan bir üretici konumunda değil; batarya hücresini ve teknolojisini üreten, hatta bunu ileride Avrupa'daki diğer üreticilere de satma potansiyeli olan küresel bir aktör haline geldi.</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/siz-hepiniz-biz-togguz-78873"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 08:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/sarper-san-siz-hepiniz-biz-togguz-1781415427.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mustafa AKDEMİR / Aklımıza İyi Bakalım</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/mustafa-akdemir-aklimiza-iyi-bakalim-116384</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/mustafa-akdemir-aklimiza-iyi-bakalim-116384</guid>
                <description><![CDATA[Mustafa AKDEMİR yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir önceki yazımızda aklımızı ahiretimiz için bir ekmek teknesi olarak nitelemiş ve onun en büyük kârının insanı Rabbini tanımaya götürmesi olduğunu söylemiştik.</p>

<p>Fakat her kıymetli şey gibi aklın işleyişine de zarar veren unsurlar vardır. Nasıl ki bir ticaretin kârını hırsızlar, kötü ortaklar ve yanlış yatırımlar azaltırsa; aklın da cevvalliğini, berraklığını ve isabetini bozan bazı maddi ve manevi etkenler vardır.</p>

<p>Maddi unsurlar ilk akla gelenlerdir ve bunların başında <strong>sarhoş edici maddeler </strong>gelir. İçki ve uyuşturucu gibi zararlı maddeler aklın doğal işleyişini bozar; insanın muhakeme gücünü zayıflatır, doğru ile yanlışı ayırt etmesini güçleştirir. Bu tür maddelerin sürekli kullanımı ise zamanla akıl sağlığında kalıcı hasarlara yol açabilir; kişi bu maddeleri kullanmasa bile zihni artık eskisi gibi çalışamaz hâle gelebilir.</p>

<p>Bir diğer güçlü maddi etki ise <strong>ekranların kontrolsüz kullanımıdır. </strong>Sürekli değişen görüntüler, hızlı akan içerikler ve bitmeyen bildirimler zihni adeta parçalara ayırır. İnsan fark etmeden düşünme derinliğini kaybeder ve yüzeysel bir dikkat alışkanlığı geliştirir. Tefekkürün yerini dağınık bir zihin hâli alır.</p>

<p>Bugün birçok insanın yaşadığı<strong> zihinsel yorgunluk ve dikkat dağınıklığının </strong>önemli sebeplerinden biri de aşırı uyarana maruz kalmaktır. Sürekli bilgi akışı, yarım kalan düşünceler ve kesintisiz bildirimler nedeniyle akıl bir konu üzerinde derinleşemez hâle gelir. Oysa tefekkür, aklın en temel gıdalarından biridir.</p>

<p>Sağlıksız beslenme, düzensiz uyku, hareketsizlik ve havasız ortamlar da akıl sağlığını olumsuz etkileyen diğer maddi unsurlardır.</p>

<p>Ben bu yazıda daha çok aklımızın berraklığına, cevvalliğine ve sağlıklı düşünmesine zarar veren bazı manevi unsurlara dikkat çekmek istiyorum. Çünkü onlar daha derin, daha sinsi ve çoğu zaman daha kalıcı etkilere sahiptir.</p>

<p>Bunların başında <strong>hevâ ve heves </strong>gelir. İnsan bazen doğruyu aramaz; nefsinin istediğini doğru kabul etmeye meyleder. Hakikati bulmak için değil, kendi görüşünü savunmak ve haklı çıkmak için düşünmeye başlar. Böylece akıl, hakikate ulaşan bir rehber olmaktan çıkar; nefsin arzularını gerekçelendiren bir araç hâline gelir.</p>

<p><strong>Öfke</strong> de aklın önemli düşmanlarından biridir. Öfke anında insanın muhakemesi daralır, olaylara geniş açıdan bakma kabiliyeti zayıflar. Birkaç dakikalık öfke, yıllarca sürecek pişmanlıklara sebep olabilir. Bu yüzden büyükler, “Öfkeyle kalkan zararla oturur.” demişlerdir.</p>

<p><strong>Korku ve endişe </strong>de aklı zayıflatan unsurlardandır. Henüz gerçekleşmemiş ihtimaller zihinde büyütülür; insan çözüm üretmek yerine sürekli tehlike arayan bir hâle gelir. Bu durum aklı üretkenlikten uzaklaştırır ve yıpratıcı bir döngünün içine sokar.</p>

<p><strong>Ümitsizlik ve karamsarlık </strong>da aklın sessiz düşmanlarındandır. Ümit, aklın önünü görmesini sağlayan bir ışık gibidir. İnsan ümidini kaybettiğinde olayları sağlıklı değerlendiremez; her ihtimali olumsuz, her yolu kapalı görmeye başlar. Karamsarlık zamanla düşünceyi daraltır ve çözüm üretme kabiliyetini zayıflatır. Oysa akıl, çıkış yollarını aramak için verilmiştir. Ümitsizlik ise insana daha aramadan vazgeçmeyi telkin eder. Böylece kişi yapabileceklerini yapamaz, değiştirebileceklerini değiştiremez hâle gelir. Çoğu zaman problemden önce zihnindeki karanlığa teslim olur.</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/aklimiza-iyi-bakalim-78872"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/mustafa-akdemir-aklimiza-iyi-bakalim-1781253764.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Muhalefetin Bile Hedef Almadığı Vekil: Videoda Dikkat Çeken Eksik</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/muhalefetin-bile-hedef-almadigi-vekil-videoda-dikkat-ceken-eksik-116381</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/muhalefetin-bile-hedef-almadigi-vekil-videoda-dikkat-ceken-eksik-116381</guid>
                <description><![CDATA[Murat Çetin, Hamza Paşahan’ın AK Parti milletvekillerine yönelik eleştirilerini değerlendirirken, videoda adının hiç geçmemesinin İnanç Sıraç Kara Ölmeztoprak açısından eleştiriden daha ağır bir mesaj taşıdığını savunuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya siyasetinde son günlerde Hamza Paşahan’ın yaptığı değerlendirmeler gündem oluşturdu. AK Parti’nin bazı milletvekillerine yönelik eleştirileri dikkat çekerken, kamuoyunda farklı bir ayrıntı daha konuşulmaya başlandı.</p>

<p>Murat Çetin’e göre videonun en dikkat çekici yanı söylenenler değil, söylenmeyenlerdi. Çünkü eleştirilerin hedefinde üç milletvekili yer alırken, Malatya’nın dört milletvekilinden biri olan İnanç Sıraç Kara Ölmeztoprak’ın adının hiç anılmaması dikkat çekici bulundu.</p>

<p><strong>MURAT ÇETİN’İN KÖŞE YAZISI</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HAMZA PAŞAHAN’IN EN SERT ELEŞTİRİSİ SÖYLEMEDİĞİYDİ</span></strong></p>

<p>Hamza Paşahan çıktı.</p>

<p>Abdurrahman Babacan dedi.</p>

<p>Bülent Tüfenkci dedi.</p>

<p>İhsan Koca dedi.</p>

<p>Sordu.</p>

<p>Yüklendi.</p>

<p>Eleştirdi.</p>

<p>Sonra video bitti.</p>

<p>Benim dikkatimi söylenenler çekmedi.</p>

<p>Söylenmeyen çekti.</p>

<p>Çünkü Malatya’nın dört milletvekili var.</p>

<p>Ama videoda üçü vardı.</p>

<p>Birisi yoktu.</p>

<p>İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak.</p>

<p>İnsan ister istemez düşünüyor.</p>

<p>Bir siyasetçi için daha ağır olan nedir?</p>

<p>Eleştirilmek mi?</p>

<p>Yoksa hatırlanmamak mı?</p>

<p>Çünkü muhalefet sana vuruyorsa…</p>

<p>Seni rakip görüyordur.</p>

<p>Sana yükleniyorsa…</p>

<p>Sende ağırlık hissediyordur.</p>

<p>Ama adını bile anmıyorsa…</p>

<p>İşte orada durup düşünmek gerekir.</p>

<p>Belki Hamza Paşahan unuttu.</p>

<p>Belki vakit yetmedi.</p>

<p>Belki başka bir sebep vardı.</p>

<p>Ama videodan geriye kalan soru değişmedi:</p>

<p>Muhalefetin bile hedef almadığı bir milletvekili, kamuoyunda ne kadar görünürdür?</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/koltuk-bosalmadi-ama-hayalinde-oturanlar-var-78866"><strong>Murat Çetin’in köşe yazısının tamamını okumak ve değerlendirmelerini ayrıntılı şekilde incelemek için ilgili bağlantıya tıklayabilirsiniz.</strong></a></p>

<p><strong><a href="https://www.malatyatime.com/makale/koltuk-bosalmadi-ama-hayalinde-oturanlar-var-78866">https://www.malatyatime.com/makale/koltuk-bosalmadi-ama-hayalinde-oturanlar-var-78866</a></strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/saadet.jpeg" /></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 08:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/muhalefetin-bile-hedef-almadigi-vekil-videoda-dikkat-ceken-eksik-1781243924.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dün Mikrofonu Tutanlar, Bugün Mikrofondan Kaçıyor</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dun-mikrofonu-tutanlar-bugun-mikrofondan-kaciyor-116366</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dun-mikrofonu-tutanlar-bugun-mikrofondan-kaciyor-116366</guid>
                <description><![CDATA[Murat Çetin, Pazartesi Hasbihal yazısında Malatya siyasetinde yıllar önce yaşanan tartışmalar ile bugün yaşanan gelişmeler arasındaki benzerliklere dikkat çekerek, siyasette hafızanın ve tarihin nasıl döndüğünü çarpıcı bir dille ele alıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Siyasette söylenen sözler, yapılan açıklamalar ve kurulan cümleler çoğu zaman unutuluyor sanılır. Ancak zaman ilerledikçe aynı soruların farklı isimlerin karşısına çıktığına sıkça şahit olunur. Malatya siyasetinde de geçmişte yaşanan bazı tartışmaların bugün farklı aktörler üzerinden yeniden gündeme gelmesi, kamuoyunda dikkat çekici yorumlara neden oluyor.</p>

<p>Murat Çetin, Pazartesi Hasbihal köşesinde kaleme aldığı yazısında, geçmişte yoğun şekilde tartışılan olaylarla bugün yaşanan gelişmeler arasındaki benzerlikleri değerlendirirken, siyasetin en büyük muhasebecisinin bazen tarih olduğunu vurguluyor.</p>

<p><strong>MURAT ÇETİN’İN KÖŞE YAZISI</strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>ÇALDIĞIN KAPIYI UNUTMA</strong></span></p>

<p>Eskiler boşuna söylememiş.</p>

<p>Çalma kapıyı…</p>

<p>Çalarlar kapını.</p>

<p>Malatya bu sözü yıllardır bilir.</p>

<p>Ama galiba bazı siyasetçiler bilmiyor.</p>

<p>Hatırlayın.</p>

<p>Dün Mehmet Çınar vardı.</p>

<p>Gri pasaport vardı.</p>

<p>Manşet vardı.</p>

<p>Mikrofon vardı.</p>

<p>Kamera vardı.</p>

<p>Bir de hiç susmayanlar vardı.</p>

<p>Her gün konuşuyorlardı.</p>

<p>Her gün suçluyorlardı.</p>

<p>Her gün hüküm dağıtıyorlardı.</p>

<p>Sanki savcı da onlardı.</p>

<p>Sanki hâkim de.</p>

<p>Sanki mahkeme de.</p>

<p>O günlerde kürsüden en çok ses verenlerden biri kimdi?</p>

<p>Veli Ağbaba.</p>

<p>Aradan yıllar geçti.</p>

<p>Şimdi dönüp bakıyorum.</p>

<p>Kader mi dersin…</p>

<p>Tarihin ironisi mi dersin…</p>

<p>Hayatın tokadı mı dersin…</p>

<p>Aynı mikrofon bu defa başka kapıda.</p>

<p>Aynı sorular bu defa başka isim için soruluyor.</p>

<p>İşin en komik tarafı ne biliyor musunuz?</p>

<p>Dün iddiayı manşet yapanlar…</p>

<p>Bugün iddiaya “iftira” diyor.</p>

<p>Dün kamera isteyenler…</p>

<p>Bugün kameradan rahatsız oluyor.</p>

<p>Dün hesap soranlar…</p>

<p>Bugün hesap vermekten şikâyet ediyor.</p>

<p>Hayat gerçekten ilginç.</p>

<p>Çünkü bazen mahkeme geç gelir.</p>

<p>Ama tarih hiç gecikmez.</p>

<p>Ve tarih…</p>

<p>Eski manşetleri sahibine yüksek sesle okur.</p>

<p>İşte o yüzden eskiler haklıydı.</p>

<p>Çalma kapıyı…</p>

<p>Çalarlar kapını.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/koltuk-bosalmadi-ama-hayalinde-oturanlar-var-78866"><strong>Murat Çetin’in köşe yazısının tamamına ulaşmak ve yazının devamını okumak için ilgili bağlantıya tıklayabilirsiniz.</strong></a></p>

<p><strong><a href="https://www.malatyatime.com/makale/koltuk-bosalmadi-ama-hayalinde-oturanlar-var-78866">https://www.malatyatime.com/makale/koltuk-bosalmadi-ama-hayalinde-oturanlar-var-78866</a></strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-08%20at%2010_26_20.jpeg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 14:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/dun-mikrofonu-tutanlar-bugun-mikrofondan-kaciyor-1781177314.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Suat GÜLŞEN / Koruyucu Meleğim</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/suat-gulsen-koruyucu-melegim-116356</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/suat-gulsen-koruyucu-melegim-116356</guid>
                <description><![CDATA[Suat GÜLŞEN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/1(4).jpg" /></p>

<p><br />
<strong>İnönü Üniversitesinin düzenlemiş olduğu “Her Hastalık Bir Hikâyedir” öykü yarışmasında kitap seçkisine giren; rahmetli yeğenim ile ilgili KORUYUCU MELEĞİM öykümü, yeğenimin 11 Haziran olan doğum gününde paylaşıyor ve rahmetle anıyorum.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/2(4).jpg" /></strong></p>

<p>Uzun yıllar önce Malatya’dan İstanbul’a göçen bir ailenin öyküsüdür.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>KORUYUCU MELEĞİM</strong></span></p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Sınıfının çalışkan öğrencilerinden biri olan Ayla sanki mutluluktan uçuyordu. Karne almak, bir üst sınıfa geçmek, her yıl olduğu gibi bu yıl da minik kalbini sevinçle doldurmuştu. &nbsp;Elindeki karneyi sallayarak, etekleri uçuşarak, sevinçle koşturdu kendisini bekleyen dedesine doğru. Okulun bahçe kapısında ulaştı dedesine. &nbsp;</p>

<p><strong>&nbsp; &nbsp; -Dedeciğim sınıfımı geçtiiim,</strong> diyerek sarıldı ak saçlı, yaşadığı acıların alnında derin çizgiler bıraktığı dedesine.</p>

<p><strong>&nbsp; &nbsp; -Aferin benim güzel torunuma.</strong></p>

<p>Ahmet Dedenin sevecen kolları da sardı torununu. Yorgun kalbi sevinçle atmaya başladı, bu mutluluğu yaşayan öğrenciler gibi. Öptü yanaklarından.</p>

<p>&nbsp; <strong>&nbsp; -Haydi arabaya gidelim. Anneannen de sabırsızlıkla bekliyordur seni. Bu güzel muştuyu ona da verelim, </strong>dedi Ahmet Dede.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; Ayla’nın yüzündeki sevinç kayboldu birden. Işıyan göz bebekleri donuklaştı. Balonu patlayan bir çocuğun mahzunluğu çöktü üzerine. Düşen omuzlarını yukarı kaldırdı “istemem” dercesine:</p>

<p><strong>&nbsp; &nbsp; -Önce anneme gitmeliyim. Koruyucu Meleğim bekliyordur beni. Karnemi önce ona göstermesem üzülür şimdi. Hem, her karne alışımda önce ona gitmiyor muyuz? Neden şimdi böyle söyledin?</strong></p>

<p><strong>&nbsp; &nbsp; -Affedersin Aylacığım, anneannen de onun yanında. Birlikte oldukları için öyle söylemiştim. Tabi ki önce Gülayşe Annenin yanına gideceğiz. Tabii ki meleğin bekliyordur seni,</strong> diyerek uzun kumral saçlarını okşadı torununun. Bindiler arabaya.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; Bu saatte İstanbul trafiği daha bir yoğundu. Direksiyon başında yavaş yavaş akan trafikte kızını düşündü Ahmet Dede:</p>

<p>&nbsp; &nbsp; 11 Haziran 1972 tarihinde doğmuştu Gülayşe. Boğazdaki vapurların korna sesleri, uçuşan martıların sevinç çığlıkları, sanki bu doğumu kutlamış, sahili okşayan dalgalar ninniler söylemeye başlamıştı. İstanbul bir başka güzel görünmüştü babalık duygusunu ilk kez yaşayan Ahmet Dedenin gözüne. Gülayşe koymuştu kızının ismini. Oysa önceleri eşi Sebahat Hanımla, Ayşe olsun diye düşünmüşlerdi ama hayatta hep mutlu olsun, yüzü hep gülsün diye “gül” ü de eklemişlerdi Ayşe’ye. &nbsp;&nbsp;</p>

<p>O da her karne alışında kıvırcık saçlarına taktığı beyaz kurdelelerle, bir kelebek gibi uçarcasına koşardı annesine. Her karne günü bayram sevinci yaşanırdı ailede. Yıllar geçtikçe sevinçler büyüdükçe büyümüş ve sonunda mezuniyet kepi de fırlatılmıştı havaya. &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; Çalışkan, becerikli ve sevecendi Gülayşe. Karşısındakini incitmekten korkar, merhamet duygusu ağır basardı yaşamında. Hayata hep gülümseyerek bakar, ela gözlerinin içi daima gülerdi. &nbsp;Arkadaş canlısıydı. Sayılabilecek tüm iyi meziyetlerin hepsi onda toplanmıştı. &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; Karanlıkları sevmediği gibi siyahı da hiç sevmezdi Gülayşe. Onun yaşamı renkli olmalıydı. Bu yüzden Turist Rehberliğini meslek edinmişti. Bu yüzden “Sarı-lacivert” renklere âşık olmuştu. Bu yüzden başka aşk yaşamamıştı. Bu yüzden evlenmek istememişti.&nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; Profesyonel Turist Rehberi olan Gülayşe, İstanbul’un tüm tarihi ve turistik yerlerini, saraylarını, kiliselerini, sinagoglarını tarihçeleriyle bildiği gibi Karadeniz’i, Ayder yaylasını, Kapadokya’yı, Mevlana’yı, kısacası tüm Anadolu’yu da karış karış bilirdi.&nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; O’nu, turist kafilesini gezdirirken bir görseniz, etkileyici kadife sesiyle şiir gibi konuşur, sizi o tarihi mekânın derinliklerine götürür, şayet o anda Topkapı Sarayını geziyorsanız şimdiki zamanı unutturur asırlar öncesini yaşatırdı. Kız kulesinde padişahın kızı olurdunuz, Beylerbeyi Sarayında sultan, Dolmabahçe’de gözü yaşlı, perişan... Yalnız yurt içinde değil yurt dışında da rehberlik yapardı Gülayşe. Kahire gecelerini, Mısır piramitlerini, Firavun mezarlarını yılda en az 2-3 kez dolaşmıştır kafilelerle. Amerika’ya da tur yapmış, gezmediği eyalet kalmamıştır. &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; Yorgunluk nedir bilmezdi Gülayşe. Profesyonel tur rehberliğinin hakkını tam verirdi. Koşuşturmaları yıllarca sürmüştü. Bu koşuşturmaların yanı sıra gönül verdiği takımının maçlarını hiç kaçırmaz. Formasını giyip, atkısını atınca boynuna, elinde flama, Fenerbahçe Şükrün Saraçoğlu Stadındaki yerini alırdı. O bir taraftardan öte, kulübün bir parçasıydı. Şike davasında; O karlı kış günlerinde yağmur, çamur demeden kaç kez Silivri’ye gitmiş, isyan etmişti haksızlıklara. Duruşmalarda destek olmuştu Aziz Başkanına.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Profesyonel rehberlik ve Fenerbahçe tutkusuyla koşuşturmalar içinde geçen hareketli yaşamı sürerken, bir gün kız kardeşi Songül, küçük bir kız çocuğundan söz etmişti ona:</p>

<p><strong>&nbsp; &nbsp; “Mahallemizde bir kız çocuğu var abla, büroya gidip gelirken hep evin önünde kendi kendine oynarken görüyorum onu. Bakımsız, rengi solmuş, güzelliği yaşadığı ortamda kaybolmuş, 5-6 yaşlarında bir kız çocuğu.&nbsp;</strong></p>

<p><strong>Duyduğuma göre annesi gündüzleri hep uyuyor, geceleri de kızını bir başına eve kapatıp, işe gidiyorum diye çıkıyor, geç saatlerde eve sarhoş olarak dönüyormuş. Kızın geleceğini de karanlık gördüğüm için biraz araştırdım. Teyzesi de o çevrede oturuyormuş. Teyzesini bulup konuştum. Ellerinden bir şey gelmediğini, kocası olmayan yalnız yaşayan kardeşinin düzgün bir yaşamı sürdürmesi için uğraşmalarına rağmen söz geçiremediklerini söyleyerek, kızı bu ortamdan kurtarmamızı yoksa o da ileride annesi gibi olacağını söyledi. Bir şeyler yapmalıyız abla. Bu kızı, annesinin yaşadığı o kirli ortamdan kurtarmalıyız. Ne dersin?”&nbsp;</strong></p>

<p>&nbsp; &nbsp; Duyduklarına inanamadı Gülayşe<strong>. “ Tamam, ben ilgilenirim”</strong> diyerek, hemen harekete geçti. Bir kaç gün o semte gidip küçük kızı gördü, ona çikolatalar götürdü. Sevdi, okşadı tarak değmemiş uzun saçlarını Ayla’nın. Onunla arkadaşlık kurdu. Teyzesiyle de konuştu. Ayla’nın, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün takibinde olduğunu ve annesine, kızının ihtiyaçlarını karşılaması için aylık para yardımı yapılmakta olduğunu öğrendi.&nbsp;</p>

<p>Birkaç gün sonra bakanlığın Kadıköy ilçe teşkilatına gittiğinde; Ayla’nın annesinin yanında mutsuz olduğunu, iyi bakılmadığını, aslında çocuğun öncelikle ailesi yanında büyümesi taraftarı olduklarını ancak bu ortamın sağlanamadığını gördükleri için ona koruyucu aile aradıklarını öğrendi.&nbsp;</p>

<p>Öğrendikleri Gülayşe’de yeni heyecanlar uyandırdı. Merhamet duygularını kabarttı. “Koruyucu Aile” olma düşüncesini hemen anne ve babasıyla paylaştı. Kadıoğlu ailesi nasıl olsa dört çocuk büyütmüş, üniversitelerde okutmuş, kariyer sahibi yapmış ve herkes kendi yaşam düzenini kurmuştu. Yeni bir çocuğa kucak açabilecek, O’nu en iyi şekilde yetiştirebilecek maddi ve manevi güce de sahipti. Zaten salon dışında dört odası olan evde; evlenen, yaşama atılan çocuklarının odaları boş duruyordu. Tüm aile bu düşünce etrafında birleşti. Gülayşe’ye destek verdi.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; Kısa sürede resmi işlemlere başlanıldı. Yetkililer evi, aileyi ve Ayla için hazırlanan genç kız odasını görüp beğendi. Çok geçmeden Gülayşe, o küçük kızın elini bir daha bırakmamak üzere, sevgi ile tutarak eve getirdiğinde adeta mutluluktan uçuyordu. Ayla’da bu sıcak yuvada yeni bir yaşama tutunmanın heyecanıyla, kendine gösterilen sevgiden ve ilgiden memnundu. Her gün gardırobuna yeni yeni giysiler astığı süslü odasını, sarı lacivert yatağını pek sevmiş, Sevilmenin ne olduğunu Kadıoğlu ailesinde ve Gülayşe Annesinde tatmıştı. &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; Gülayşe hemen anaokulu araştırıp çevredeki en iyi anaokuluna kaydını yaptırmıştı. &nbsp;Sosyal yaşama da alışmaya çalışan Ayla, yaşadığı zor günleri çoktan unutmuştu. Her geçen günü, bir öncekinden daha güzeldi. Yaz tatilinde Ayla, Fenerbahçe’nin yaz okuluna gitmeye başladı. Fenerbahçe formasını kulüp başkanının elinden aldı. Bale kursuna da devam ediyordu. Pembe tütüsü ile bir kuğu gibi dans ediyordu.&nbsp;</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/koruyucu-melegim-78871"><span style="color:#c0392b"><strong>...</strong></span></a></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/koruyucu-melegim-78871"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 14:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/suat-gulsen-koruyucu-melegim-1781165002.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / Asfaltsız Şehirde Uluslararası Yarı Maraton!..</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-asfaltsiz-sehirde-uluslararasi-yari-maraton-116303</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-asfaltsiz-sehirde-uluslararasi-yari-maraton-116303</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hiç şüphesiz uluslararası yapılan her türlü etkinlik şehrin tanıtımı ve kalkınması açısından çok önemlidir.</p>

<p>Yapılmasına karar verilmiş ve iptal edilmeyecek bir etkinlik öncesi olumsuz şeyler yazılsaydı, henüz ortada gerçekleşmiş bir organizasyon yokken, yapılan eleştirilerin abartılı olduğu söylenebilirdi. Etkinlikten sonra ortaya çıkan eksikleri görüp yazmak daha uygundu.</p>

<p>Şimdi ise ortaya çıkan tabloya bakarak eleştirilerimi daha net ifade edebilirim.</p>

<p>Malatya’da düzenlenen Uluslararası Arslantepe Yarı Maratonu’nun da şehrin tanıtımına katkı sunduğunu inkâr etmek doğru olmaz. Deprem sonrası insanların yeniden sosyal hayata dönmesi, Malatya’nın ulusal ve uluslararası organizasyonlarla anılması elbette kıymetlidir. Bu tür etkinliklerin geliştirilerek devam etmesi de önemlidir.</p>

<p>Ancak mesele sadece organizasyon yapmak değildir. Asıl mesele, şehrin mevcut şartlarının böyle bir organizasyona hazır olup olmadığı ve halkın bu etkinliği gerçekten sahiplenip sahiplenmediğidir.</p>

<p>Ben bugün Malatya’nın mevcut altyapısıyla böyle bir organizasyonun doğru zamanda yapıldığı kanaatinde değilim. Çünkü hâlâ ana arterleri tam anlamıyla rahatlamamış, alternatif güzergâhları oluşmamış, şehir merkezi toparlanamamış bir Malatya’dan söz ediyoruz.</p>

<p>İnsanların çarşıya ulaşmakta zorlandığı, günlük hayatın hâlâ deprem sonrası düzenini aradığı bir dönemde, maratonla ilgisi olmayan binlerce vatandaşı saatlerce trafik çilesinin içinde bırakmak, yollarını kapatmak, halk nezdinde doğal olarak tepki oluşturur.</p>

<p>Şehrin tanıtımı yapılırken halkın gündelik hayatı göz ardı edilmemelidir. Halkın kendisi daha depremin yaralarını saramamışken, belediye sokaklara asfalt dökmemişken, mevcut yollar zaten ihtiyacı karşılamazken, bunun üzerine vatandaşın yükünü daha da artırmak, faydadan çok tepki üretir.</p>

<p>Çünkü vatandaşın sabrı zorlandığında organizasyonun pozitif etkisi gölgelenir. Halkın benimsemediği bir tanıtım çalışması, beklenen sosyal karşılığı üretmez.</p>

<p>Ben belediye yönetiminde olsaydım bu organizasyonu en az bir yıl ertelerdim. Önce şehrin yollarını, ana ve yan arterlerini, ulaşım altyapısını rahatlatır; ardından çok daha güçlü, çok daha profesyonel ve halkın destek verdiği bir organizasyon gerçekleştirirdim.</p>

<p>Sonra organizasyona katılanları, uluslararası kimlikleri, kameraları alır, bu şehri gezdirir, depremden sonra neler yapıldığını, nereden nereye gelindiğini ve hükümetin asrın felaketinden nasıl başarılı çıktığını bir bir anlatırdım.</p>

<p>Bugün bazı yerel yönetim anlayışlarında büyük organizasyonların, şehirdeki eksiklikleri perdeleyeceği düşünülüyor olabilir.<br />
Ulusal ya da uluslararası bir etkinlik yapıldığında, sanki yönetimsel problemler görünmez olacak sanılıyor.</p>

<p>Oysa halk görüyor, yaşıyor ve unutmuyor. Halkın vicdanı yapılan hizmeti de, hatayı da kaydediyor. Sonunda sandık bu milletin önüne konuluyor.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/asfaltsiz-sehirde-uluslararasi-yari-maraton-78870"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 07:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/ebuzer-aydin-asfaltsiz-sehirde-uluslararasi-yari-maraton-1780980958.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ALİ BAKAN GİDİYOR MU? MALATYA’DA BİTMEYEN KULİS SAVAŞI</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ali-bakan-gidiyor-mu-malatyada-bitmeyen-kulis-savasi-116302</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ali-bakan-gidiyor-mu-malatyada-bitmeyen-kulis-savasi-116302</guid>
                <description><![CDATA[Murat Çetin, Pazartesi Hasbihal yazısında AK Parti Malatya İl Başkanı Ali Bakan hakkında uzun süredir dolaşıma sokulan “görevden alınacak” iddialarını ele alarak, siyaset üretmek yerine kulis üretildiğini savunuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya siyasetinde son aylarda en çok konuşulan konulardan biri, AK Parti Malatya İl Başkanı Ali Bakan hakkında ortaya atılan görev değişikliği iddiaları oldu. Siyasi kulislerde sık sık dillendirilen bu söylentiler, zaman zaman kamuoyunda da tartışma konusu haline geldi.</p>

<p>Murat Çetin ise Pazartesi Hasbihal yazısında, bu tartışmaların arka planına dikkat çekiyor. Yazıda, sahada yürütülen çalışmalar ile kulislerde üretilen senaryolar karşılaştırılırken, dedikodu siyaseti üzerinden yapılan değerlendirmeler eleştiriliyor.</p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong>MURAT ÇETİN’İN KÖŞE YAZISI</strong></span></p>

<p><span style="color:#3498db"><strong>KOLTUK BOŞALMADI AMA HAYALİNE OTURANLAR VAR</strong></span></p>

<p>Ali Bakan gidiyormuş.</p>

<p>Her ay gidiyor.</p>

<p>Her hafta gidiyor.</p>

<p>Bazı günler sabah gidiyor.</p>

<p>Öğleden sonra geri geliyor.</p>

<p>Akşam tekrar gidiyor.</p>

<p>Malatya siyasetinde il başkanından çok…</p>

<p>il başkanının gideceği tarihi konuşuluyor.</p>

<p>Çünkü bazı adamlar çalışmayı sevmiyor.</p>

<p>Beklemeyi seviyor.</p>

<p>Koşmayı sevmiyor.</p>

<p>Kulis kurmayı seviyor.</p>

<p>Hizmet üretmiyor.</p>

<p>Senaryo üretiyor.</p>

<p>Proje çizmiyor.</p>

<p>Dedikodu çiziyor.</p>

<p>Şehir depremden çıkmış.</p>

<p>Bunlar hâlâ makam enkazından çıkamamış.</p>

<p>Ali Bakan sahada.</p>

<p>Bunlar WhatsApp grubunda.</p>

<p>Ali Bakan ilçede.</p>

<p>Bunlar kuliste.</p>

<p>Ali Bakan teşkilatta.</p>

<p>Bunlar hesapta.</p>

<p>İşin en komik tarafı ne?</p>

<p>Ankara’nın dedikodu dinlediğini sanıyorlar.</p>

<p>Ankara sonuç dinler.</p>

<p>Sandık dinler.</p>

<p>Rapor dinler.</p>

<p>Ama bizimkiler…</p>

<p>kahve köşesindeki fısıltıyı genel merkez kararı zannediyor.</p>

<p>Sonra dönüp soruyorlar:</p>

<p>“Ali Bakan gidiyor mu?”</p>

<p>Yok kardeşim.</p>

<p>Ali Bakan’ın gittiği falan yok.</p>

<p>Siz sadece…</p>

<p>çok istiyorsunuz.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/koltuk-bosalmadi-ama-hayalinde-oturanlar-var-78866"><span style="color:#c0392b"><strong>Murat Çetin’in Pazartesi Hasbihal yazısının tamamına ulaşmak için ilgili bağlantıya tıklayarak detayları okuyabilirsiniz.</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 22:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/ali-bakan-gidiyor-mu-malatyada-bitmeyen-kulis-savasi-1780947122.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / Okul Şehir Malatya&#039;nın Muallim Terzileri</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-okul-sehir-malatyanin-muallim-terzileri-116301</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-okul-sehir-malatyanin-muallim-terzileri-116301</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bazı şehirler sadece taştan, topraktan, cadde ve meydanlardan ibaret değildir; onların bir ruhu, bir hafızası vardır.&nbsp;</p>

<p>O ruhu üfleyen ise ne devasa bütçeler ne de soğuk betonlardır.&nbsp;</p>

<p>O ruh; bir şehrin sokaklarında yürüyen, dükkânlarında oturan, insan yetiştirmeyi bir "ibadet" neşvesiyle kendine dert edinmiş gizli abidelerin eseridir.&nbsp;</p>

<p>İşte bu yüzden her fırsatta, hem de büyük bir iftiharla söylerim: Malatya, kendi küllerinden insan inşa eden bir okul şehirdir.</p>

<p>Bu mektebin en nadide sınıfları, şimdilerde yerini hatıraların hüzünlü sessizliğine bırakmış o eski, loş pasajlarımızdı.&nbsp;</p>

<p>Benim çocukluğumun, hafızamın ve ruhumun mayalandığı yer ise Parlak Pasajı’ydı.<br />
Babamın dükkânı da aynı pasajın içindeydi.&nbsp;</p>

<p>Ticaretin sadece bir rızık kapısı değil, aynı zamanda bir "ahlak akademisi" olduğunu ilk orada, o koridorların loş havasını soluyarak öğrendim.&nbsp;</p>

<p>Ama o pasajın içinde bir yer vardı ki, kapısından içeri girdiğiniz an zamanın akışı değişir, bir medresenin manevi iklimi etrafınızı bir zırh gibi sarardı: Nida Terzihanesi...<br />
Nida Terzihanesi, tabelasında her ne kadar kumaşların kesilip dikildiği, takımların provalandığı bir esnaf dükkânı gibi görünse de; hakikatte "Malatya Ekolü"nün kalbinin attığı saklı bir eğitim enstitüsü, iki muazzam muallimin kürsüsüydü.<br />
Kimler miydi o muallimler?&nbsp;</p>

<p>Şehrin fikir ve gönül atlasını ilmek ilmek dokuyan iki zarif insan: Alaaddin Kürün ve herkesin sadece "Gömlekçi Ramazan" diye bildiği, zarafeti ve ustalığıyla gönülleri biçip diken Ramazan Özbildirici...</p>

<p>Onlar, hiçbir üniversitenin kürsüsünde unvan kovalamamış, ancak duruşlarıyla, kelamlarıyla, bakışlarıyla Malatya’nın yetiştirdiği en büyük "kitle pedagogları"ydı. Kumaşları biçerken insanı, dikiş dikerken cemiyeti onarırlar; düğme dikerken geleceğe bir inanç çivisi çakarlardı.</p>

<p>Okul çıkışlarında, çantam sırtımda dükkânların arasından geçip pasaja geldiğimde beni hemen fark ederlerdi. O tatlı-sert ama şefkat dolu ses, pasajın uğultusunu keserdi...</p>

<p>Gel bakalım buraya, bizim küçük mücahidimiz...<br />
Heyecanla, koşa koşa giderdim yanlarına.&nbsp;</p>

<p>Gitmek isterdim, çünkü o dükkânın esnaflık sınırlarını aşan derin bir şefkati vardı.&nbsp;</p>

<p>Beni her defasında öyle büyük bir sevgiyle, öyle samimi bir yürekle karşılarlardı ki, o eşikten adımımı attığım an dünya değişirdi.&nbsp;</p>

<p>Karşılarındaki bir çocuk değilmiş gibi, bana adeta koskoca bir dava adamı gibi davranırlar; çocuk ruhumu bambaşka hissettirir, onurlandırırlardı.&nbsp;</p>

<p>Kaçıp gitmek değil, hep yanlarında kalmak, o dizin dibine çökmek isterdi insan.&nbsp;</p>

<p>Beni karşılarına alır, gözlerimin içine o babacan, o ferasetli yakın ilgiyle bakarlardı.<br />
Sınavımız başlardı sonra.&nbsp;</p>

<p>Öyle ya, mektep dediğin boş durmazdı.&nbsp;</p>

<p>Gitmeden önce ezberlemem için verdikleri bir şiiri, bir ayet mealini, bir edebi metni ya da tarihi bir pasajı okumamı isterlerdi. Karşılarında adeta heyecanla titreyerek ezberimi verirdim.&nbsp;</p>

<p>Takıldığım yerde nezaketle fısıldayan, bitirdiğimde ise gözleri parlayan o iki koca çınar...&nbsp;</p>

<p>İşte o anlarda, o satır aralarında ve onların o samimi göğüslerinde, Allah ve Resul sevgisini adeta elle tutarcasına görür ve hissederdim.&nbsp;</p>

<p>Dinledikleri kuru bir ezber değil, kalbe üfledikleri bir aşktı.</p>

<p>Ezber bitince ödül gecikmezdi. Ceplerinden çıkan küçük bir hediye, bir harçlık ya da başımı okşayan o şefkatli ellerin sıcaklığı... Ama en büyük hediye, onların o takdir dolu gülüşleriydi.&nbsp;</p>

<p>Nida Terzihanesi’nden içeri her girdiğimde çocuk ruhum biraz daha büyür, her yanlarından ayrıldığımda cebimde paradan çok daha değerli bir birikimle, bir şuurla çıkardım. Farkında olmadan, o küçük yaşta Malatya’nın o asil dert mektebinden mezun ediyorlardı beni.</p>

<p>Bugün geriye dönüp baktığımda daha iyi anlıyorum; Alaaddin Kürün ve "Gömlekçi Ramazan" lakabıyla şehrin nezaketini kumaşa işleyen Ramazan Özbildirici, bir şehrin çocuklarına sadece esnaflık yapmadılar; onlara istikamet çizdiler, ruh aşıladılar.&nbsp;</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/okul-sehir-malatyanin-muallim-terzileri-78869"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 21:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/dogan-dag-okul-sehir-malatyanin-muallim-terzileri-1780941998.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof.Dr. Fikret KARAMAN / Bölgemizdeki Göç Olaylarının Arka Planı ve Suriyeli Mülteciler</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/profdr-fikret-karaman-bolgemizdeki-goc-olaylarinin-arka-plani-ve-suriyeli-multeciler-116285</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/profdr-fikret-karaman-bolgemizdeki-goc-olaylarinin-arka-plani-ve-suriyeli-multeciler-116285</guid>
                <description><![CDATA[Prof.Dr. Fikret KARAMAN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazımızda yakın tarihte bölgemizde din, etnik köken, ideoloji, kötü yönetim, savaş, işsizlik, düşünce ayrılığı, adalet ve insan haklarının ihlali gibi göç hareketini arka planda &nbsp; tetikleyen problemler ile Suriyeli mültecilerin son durumu üzerinde duracağız. &nbsp;</p>

<p><strong>Hicret veya Göç Hareketleri</strong></p>

<p>Hicret/göç, insanın doğup yaşadığı bir yerden bedenen ve kalben ayrılmasıdır. &nbsp;Bu ayrılığın özünde hasret, hüzün, zorluk ve çile olduğu için “hicran” da denilmiştir. İnsanlık tarihinde dini baskı ve mağduriyetten kaynaklanan ayrılığa” hicret” denir. Irk, renk, İdeoloji, kötü yönetim, savaş, işsizlik, hürriyet ve insan haklarının ihlali gibi nedenlerle insanların vatanlarını terk etme olayı ise “göç veya mülteci” olarak ifade edilmektedir. Tarihi kaynaklardan da anlaşıldığı üzere peygamberler, gönderildikleri toplumlara ilahi emirleri tebliğ ederken karşılaştıkları sıkıntılardan dolayı yurtlarını bırakıp uygun yerlere hicret etmişlerdir. &nbsp;Bu bağlamda Hz. İbrâhim, kavminin kendisini ateşe atma girişiminden sonra (Enbiya 21/69); “doğrusu ben rabbimin emrettiği yere hicret ediyorum” diyerek önce Filistin’e, ardından Mısır’a göç etmiş ve daha sonra Ken‘an diyarına yerleşmişti. (Ankebût 29/26) &nbsp;Aynı şekilde Hz. İbrahim’in kardeşinin oğlu Hz. Lût da ısrarlarına rağmen ahlâksız davranışlarını terk etmeyen kavminin taşkınlıklarından dolayı Allah’tan aldığı emirle bir gece vakti inananlarla birlikte arkasına dönüp bakmadan yurdundan çıkmış ve istenilen yere gitmişti. (Hûd 11/80-81) &nbsp;Hz. Şuayb de ölçü ve tartılara hile karıştırmayı adet edinen kibirli/inkârcı kavmi tarafından tehdit edilince iman edenlerle birlikte hicret etmek zorunda kalmıştır. &nbsp;(A‘râf 7/88) Zulmüyle ilahlık iddiasında bulunan Firavun ise, Hz. Mûsâ’yı ve taraftarlarını &nbsp;Mısır’dan çıkartmak için peşlerine düşmüş ve &nbsp;ordusu ile birlikte denizde boğulmuştur. (Tâhâ 20/77-78) Bu örneklerden de anlaşıldığı gibi hicret ve meşakkat, bir bakıma gelip geçmiş bütün peygamberlerin ortak paydası olmuştur. &nbsp; Ancak İslam tarihinde kurumsal sonucu bakımından en büyük hicret olayı; insanlığa rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (sav)’in ilk Müslümanlarla birlikte yaklaşık 53 yıl yaşadığı ve çok sevdiği hatıra yüklü Mekke’den Medine’ye gelmiş olmasıdır. Bu kutlu yolculuğun son bulduğu Medine’de ilk mescidin yapımı, İslam anayasasının hazırlanması, devletin kurulması, muhacir ve ensar kardeşliğinin tesisi, İslam dinin yayılması ve hicri takvimin yürürlüğe girmesi gibi önemli kararlar alınmıştır. &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p><strong>Bölgemizde Yaşanan Göçler</strong></p>

<p>Aslında göç problemi, insanlığın ortak bir sorunudur. Öyle ki göçlerin lokal sebepleri farklı olsa da insan onurunun zedelenmesi ve mağduriyeti aynıdır. Son çeyrek yüzyılda bölgemizde dikkat çeken göç hareketliliğinde, Afganistan, Pakistan, Irak ve İran’dan gruplar halinde ülkemize gelen genç bir nüfusla karşılaşılmaktadır. Bunlara 15 yıl önce Suriye’den gelen mülteciler de ilave edildiğinde 5-6 milyon gibi bir potansiyel oluşmaktadır. Diğer bir ifade ile bu rakam, birçok ülkenin nüfusundan daha fazladır. &nbsp;Türkiye adeta yeniden 1900’ lü yıllarda Osmanlı Yönetiminin geri çekilmesiyle Balkanlar ve Kafkasya’dan gelen göçmenler gibi büyük bir insan kitlesine ev sahipliği yapmaya başlamıştır. Dikkat edilirse göçmenler rotalarını, güçlü ekonomilere sahip körfez ülkelerine değil Batı ülkelerinin güzergahındaki Türkiye’ye çevirmişlerdir. Bu tercihin birinci sebebi körfez ülkelerinin de &nbsp;diğer İslam ülkeleri gibi birbirine benzemesi ve göçmen/ mülteci kabul etmemesi, ikinci sebebi ise Türkiye üzerinden Avrupa ülkelerine geçiş umudunu taşımalarıdır.</p>

<p><strong>Göçmenlere Eşlik Eden Felaket ve Riskler</strong></p>

<p>Gerçekten bir insanın doğup büyüdüğü vatanını, kültürel değerlerini, anne, baba, kardeş ve arkadaşlarını bırakıp ucu görünmeyen bir yolculuğa çıkması kolay değildir. Üstelik çağımızdaki göçmenlerin umut yolculuğunun riskleri daha da artmış ve ağırlaşmıştır. &nbsp;Bu insanlar ellerindeki kıt harçlıklarla hudut geçişlerinde, kamyon/tır kasalarında, nehir/deniz kayıklarında adeta tabutlarını satın almayı göze almaktadırlar. Veya insan tacirlerinin eline düşerek yakalanmak ve aç kalmak gibi birçok risk ve felaketle yüz yüze gelmektedir. &nbsp;Kaldı ki bu insanlar, bir an için menzillerine ulaşsalar bile kaliteli bir iş ve meslek sahibi olmaları da garantili değildir. Öyle ki dün olduğu gibi bugün de göç denildiğinde akla gelen ilk şey hüzün, çile ve göz yaşıdır. Yeri gelmişken bir asır önce yaşanan Balkan göçlerini tasvir eden şairin<strong> “Acıklı Ana”</strong> isimli şiirinden bir bölümünü dikkatinize sunmak istiyorum. &nbsp;&nbsp;</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bolgemizdeki-goc-olaylarinin-arka-plani-ve-suriyeli-multeciler-78868"><strong><span style="color:#2980b9">YAZININ DEVAMI BURADA</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 12:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/profdr-fikret-karaman-bolgemizdeki-goc-olaylarinin-arka-plani-ve-suriyeli-multeciler-1780911896.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sevgi BERK / Az Gittim Uz Gittim Bir De Arkama Baktım Ki Bir Arpa Boyu Yol: İkizce’de Ömür Boyu Borç</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sevgi-berk-az-gittim-uz-gittim-bir-de-arkama-baktim-ki-bir-arpa-boyu-yol-ikizcede-omur-boyu-borc-116283</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sevgi-berk-az-gittim-uz-gittim-bir-de-arkama-baktim-ki-bir-arpa-boyu-yol-ikizcede-omur-boyu-borc-116283</guid>
                <description><![CDATA[Sevgi BERK yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bizim Malatya’mızın o meşhur İkizce Mahallesi’nde tam 1000 konut, kura şartı şurtu olmaksızın, doğrudan Halk Bankası kanalıyla açık satışa sunuldu. Dedim ki kendi kendime, "Yahu şu deprem görmüş, düzeni şaşmış hemşerilerim için TOKİ’nin sunduğu nimetlere bir bakayım." Önümde öyle bir resmi fiyat tablosu duruyor ki okurken insanın gözleri yaşarıyor, cüzdanı saygıyla eğilip kendi kendini imha ediyor.</p>

<p>Gelin, İkizce’deki bir apartmanın o ibretlik tablosunu birlikte inceleyelim ve orta gelirlinin, asgari ücretlinin "sınıf atlama rehberine" hep beraber göz atalım.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>KATI AYRI, CEPHESİ AYRI BİR SERVET</strong></span></p>

<p>Elimizdeki tabloda aynı apartmandan üç farklı daire var. Hepsinin brüt alanı santimine kadar aynı: 107,69 metrekare. Neti mi? O da 86,39 metrekare. Oda sayısı, bizim buraların milli standardı olan "3+1". Yani fiziki olarak birbirinin kopyası üç beton yığını.&nbsp;</p>

<p>Apartmanın Bodrum katındaki 2 numaralı daireye bakıyoruz. Cephesi Kuzey-Batı. Fiyatı ne kadar derseniz;<strong> 3 milyon 561 bin TL!</strong> Malatya’nın o meşhur ayazında, güneş yüzü görmeyen Kuzey-Batı cepheli bir bodrum katında oturmanın bedeli üç buçuk milyon lirayı aşmış. "Yok, ben bodrumda oturamam, toprağa yakın olmak ruhumu daraltıyor" derseniz, bir üst kata, yani Zemin kata terfi ediyorsunuz. Cephe bu kez Güney-Doğu oluyor, fiyat birden zıplıyor: <strong>3.983.514 TL</strong>. Bodrumdan zemine çıkmanın, kafayı pencereden çıkarınca doğrudan sokağı görmenin faturası tam 422 bin TL fark! Asıl vizyon ise ikinci katta saklı. Güney-Batı cepheli 12 numaralı daireye ulaştığınızda fiyat adeta bulutlara göz kırpıyor: <strong>4.395.029 TL!</strong> Bodrumdaki komşusuyla arasındaki uçurum neredeyse bir daire parası:<strong> 833 bin TL!</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-05%20at%2021_27_08.jpeg" /></strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>MEMURUN ZAMMI VATANDAŞIN KABUSU</strong></span></p>

<p>Şimdi elimizi vicdanımıza koyalım. Bugün bu memlekette asgari ücret 28 bin TL, en düşük emekli maaşı ise 20 bin TL civarında geziyor. Tablonun sağ tarafında bir sütun var ki evlere şenlik: "Memur Maaş Artışı", vade ise "10 Yıl". Yani TOKİ dar gelirliye diyor ki: "Parayı şimdi sabit eksende görmen bir şeyi değiştirmez. Her altı ayda bir memur maaşına ne kadar zam gelirse, senin taksitin de kalan toplam borcun da o oranda katlanacak."&nbsp;</p>

<p>Bizim asgari ücretli, bizim emekli her ay yemiyor, içmiyor, taksit ödüyor. Aradan yıllar geçiyor, hani masalda der ya;<strong> az gittim uz gittim, dere tepe düz gittim, bir de arkama baktım ki bir arpa boyu yol gitmişim!</strong> Dönüp borç bakiyesine bir bakıyor ki borç eksileceğine, memur maaş zammıyla katlanıp çığ olmuş, yerinde saymayı geçtik daha da büyümüş! Adam ömrünün sonuna kadar TOKİ’ye çalışsa yine de borçlu ölecek.</p>

<p>Kurban olayım böyle hesaba<strong>! Bu borç biter mi? </strong>Borç her altı ayda bir katlanıyor, yukarıdan aşağıya doğru çığ gibi büyüyor. Adam ömrünün sonuna kadar TOKİ’ye çalışsa yine de borçlu ölecek. Bizim Malatyalılar kara kara düşünüyor: "Yahu biz bu dünyaya borç ödemeye, vade beklemeye mi geldik?" diyorlar. Memur maaşına zam geleceğinde sevinen vatandaş, şimdi "Aman memura zam vermesinler, yoksa bizim İkizce’deki evin taksiti tepemize çökecek" diye tersine dua ediyor. 28 bin lira asgari ücret alan adam, o borcun katlanma hızına yetişmek için herhalde yemeden içmeden, nefes almadan TOKİ’ye çalışmak zorunda.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>DAĞ BAŞINDA BU FİYATSA, MERKEZ NE OLACAK?</strong></span></p>

<p>İşin bir de şehir planlaması ve piyasa dengesi boyutu var ki tam bir muamma. Yahu neticede bahsettiğimiz yer İkizce! Şehrin kaç kilometre uzağında, tabiri caizse dağ başında bir yer. Şimdi Malatya’nın yerlisi sormaz mı: "Daha İkizce’nin bodrum katına 3.5 milyon, ikinci katına 4.4 milyon lira istiyorsanız; yarın bir gün şehir merkezindeki, çarşı içindeki evlerin fiyatı ne olur?"</p>

<p>Merkezdeki evlerin fiyatları herhalde uzay boşluğuna fırlayacak. İkizce’yi bu fiyata endekslerseniz, merkezdeki mülk sahipleri yarın "Benim evim Akpınar’da, emektar Kışla Caddesi’nde" diyerek 10-15 milyon TL’den aşağı kapı açmaz. Bu gidişatla orta gelirliyi geçtik, yüksek gelirli bile merkezde anca çadır kurar.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/az-gittim-uz-gittim-bir-de-arkama-baktim-ki-bir-arpa-boyu-yol-ikizcede-omur-boyu-borc-78867"><strong><span style="color:#2980b9">YAZININ DEVAMI BURADA</span></strong></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 10:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/sevgi-berk-az-gittim-uz-gittim-bir-de-arkama-baktim-ki-bir-arpa-boyu-yol-ikizcede-omur-boyu-borc-1780908688.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Koltuk Boşalmadı Ama Hayalinde Oturanlar Var</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-koltuk-bosalmadi-ama-hayalinde-oturanlar-var-116281</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-koltuk-bosalmadi-ama-hayalinde-oturanlar-var-116281</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN  yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ali Bakan<strong> gidiyormuş.</strong></p>

<p>Her ay gidiyor.</p>

<p>Her hafta gidiyor.</p>

<p>Bazı günler sabah gidiyor.</p>

<p>Öğleden sonra geri geliyor.</p>

<p>Akşam tekrar gidiyor.</p>

<p>Malatya siyasetinde il başkanından çok…</p>

<p>il başkanının gideceği tarihi konuşuluyor.</p>

<p>Çünkü bazı adamlar çalışmayı sevmiyor.</p>

<p>Beklemeyi seviyor.</p>

<p>Koşmayı sevmiyor.</p>

<p>Kulis kurmayı seviyor.</p>

<p>Hizmet üretmiyor.</p>

<p>Senaryo üretiyor.</p>

<p>Proje çizmiyor.</p>

<p>Dedikodu çiziyor.</p>

<p>Şehir <strong>depremden</strong> çıkmış.</p>

<p>Bunlar hâlâ makam <strong>enkazından</strong> çıkamamış.</p>

<p><strong>Ali Bakan sahada.</strong></p>

<p>Bunlar WhatsApp grubunda.</p>

<p>Ali Bakan ilçede.</p>

<p>Bunlar kuliste.</p>

<p>Ali Bakan teşkilatta.</p>

<p>Bunlar hesapta.</p>

<p>İşin en komik tarafı ne?</p>

<p>Ankara’nın dedikodu dinlediğini sanıyorlar.</p>

<p>Ankara sonuç dinler.</p>

<p>Sandık dinler.</p>

<p>Rapor dinler.</p>

<p>Ama bizimkiler…</p>

<p>kahve köşesindeki <strong>fısıltıyı </strong>genel merkez kararı zannediyor.</p>

<p>Sonra dönüp soruyorlar:</p>

<p>“Ali Bakan gidiyor mu?”</p>

<p>Yok kardeşim.</p>

<p>Ali Bakan’ın gittiği falan yok.</p>

<p>Siz sadece…</p>

<p><strong>çok istiyorsunuz.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-06-08%20at%2010_26_20%20(1).jpeg" /></strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>ÇALDIĞIN KAPIYI UNUTMA</strong></span></p>

<p>Eskiler boşuna söylememiş.</p>

<p>Çalma kapıyı…</p>

<p>Çalarlar kapını.</p>

<p>Malatya bu sözü yıllardır bilir.</p>

<p>Ama galiba bazı siyasetçiler bilmiyor.</p>

<p>Hatırlayın.</p>

<p>Dün <strong>Mehmet Çınar</strong> vardı.</p>

<p>Gri pasaport vardı.</p>

<p>Manşet vardı.</p>

<p>Mikrofon vardı.</p>

<p>Kamera vardı.</p>

<p>Bir de hiç susmayanlar vardı.</p>

<p>Her gün konuşuyorlardı.</p>

<p>Her gün suçluyorlardı.</p>

<p>Her gün hüküm dağıtıyorlardı.</p>

<p>Sanki savcı da onlardı.</p>

<p>Sanki hâkim de.</p>

<p>Sanki mahkeme de.</p>

<p>O günlerde kürsüden en çok ses verenlerden biri kimdi?</p>

<p><strong>Veli Ağbaba.</strong></p>

<p>Aradan yıllar geçti.</p>

<p>Şimdi dönüp bakıyorum.</p>

<p>Kader mi dersin…</p>

<p>Tarihin ironisi mi dersin…</p>

<p>Hayatın tokadı mı dersin…</p>

<p>Aynı mikrofon bu defa başka kapıda.</p>

<p>Aynı sorular bu defa başka isim için soruluyor.</p>

<p>İşin en komik tarafı ne biliyor musunuz?</p>

<p>Dün iddiayı manşet yapanlar…</p>

<p>Bugün iddiaya “iftira” diyor.</p>

<p>Dün kamera isteyenler…</p>

<p>Bugün kameradan rahatsız oluyor.</p>

<p>Dün hesap soranlar…</p>

<p>Bugün hesap vermekten şikâyet ediyor.</p>

<p>Hayat gerçekten ilginç.</p>

<p>Çünkü bazen mahkeme geç gelir.</p>

<p>Ama tarih hiç gecikmez.</p>

<p>Ve tarih…</p>

<p>Eski manşetleri sahibine yüksek sesle okur.</p>

<p>İşte o yüzden eskiler haklıydı.</p>

<p><strong>Çalma kapıyı…</strong></p>

<p><strong>Çalarlar kapını.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-06-08%20at%2010_26_20.jpeg" /></strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>HAMZA PAŞAHAN’IN EN SERT ELEŞTİRİSİ SÖYLEMEDİĞİYDİ</strong></span></p>

<p>Hamza Paşahan çıktı.</p>

<p>Abdurrahman Babacan dedi.</p>

<p>Bülent Tüfenkci dedi.</p>

<p>İhsan Koca dedi.</p>

<p>Sordu.</p>

<p>Yüklendi.</p>

<p>Eleştirdi.</p>

<p>Sonra video bitti.</p>

<p>Benim dikkatimi söylenenler çekmedi.</p>

<p>Söylenmeyen çekti.</p>

<p>Çünkü Malatya’nın dört milletvekili var.</p>

<p>Ama videoda üçü vardı.</p>

<p>Birisi yoktu.</p>

<p><strong>İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak.</strong></p>

<p>İnsan ister istemez düşünüyor.</p>

<p>Bir siyasetçi için daha ağır olan nedir?</p>

<p>Eleştirilmek mi?</p>

<p>Yoksa hatırlanmamak mı?</p>

<p>Çünkü muhalefet sana vuruyorsa…</p>

<p>Seni rakip görüyordur.</p>

<p>Sana yükleniyorsa…</p>

<p>Sende ağırlık hissediyordur.</p>

<p>Ama adını bile anmıyorsa…</p>

<p>İşte orada durup düşünmek gerekir.</p>

<p>Belki Hamza Paşahan unuttu.</p>

<p>Belki vakit yetmedi.</p>

<p>Belki başka bir sebep vardı.</p>

<p>Ama videodan geriye kalan soru değişmedi:</p>

<p><strong>Muhalefetin bile hedef almadığı bir milletvekili, kamuoyunda ne kadar görünürdür?</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-06-08%20at%2010_26_20%20(2).jpeg" /></strong></p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/koltuk-bosalmadi-ama-hayalinde-oturanlar-var-78866"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 13:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/murat-cetin-koltuk-bosalmadi-ama-hayalinde-oturanlar-var-1780905288.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ferdanur BERK / Zihinsel Denge ve Stressiz Bir Yaşam İçin Beslenme Rehberi</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-zihinsel-denge-ve-stressiz-bir-yasam-icin-beslenme-rehberi-116256</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-zihinsel-denge-ve-stressiz-bir-yasam-icin-beslenme-rehberi-116256</guid>
                <description><![CDATA[Ferdanur BERK yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Günümüz iş dünyası; hızın, rekabetin ve sürekli değişimin içinde şekilleniyor. Artan sorumluluklar ve yüksek performans beklentisi, çoğu profesyoneli fark etmeden bir stres döngüsünün içine çekiyor. Bu durum yalnızca zihinsel değil, fiziksel sağlığımız üzerinde de belirleyici bir etki yaratıyor.</p>

<p>Ancak çoğu zaman gözden kaçan önemli bir gerçek var: Stresle başa çıkma kapasitemiz yalnızca zihinsel dayanıklılığımıza bağlı değil. Gün içinde yaptığımız beslenme tercihleri; enerji seviyemizi, odaklanma gücümüzü ve ruh halimizi doğrudan etkiliyor. Bu yazıda, iş stresinin vücudumuz üzerindeki etkilerini ve bu etkileri doğru beslenme stratejileriyle nasıl yönetebileceğimizi ele alacağız.</p>

<p><strong>Kronik Stres Vücudu Nasıl Etkiler</strong></p>

<p>Kronik stres, yalnızca zihinsel bir yük değil; aynı zamanda vücutta zincirleme reaksiyonlar başlatan bir süreçtir. Bu sürecin merkezinde “stres hormonu” olarak bilinen kortizol yer alır.</p>

<p>Yoğun iş temposu ve sürekli tetikte olma hali, kortizol seviyelerinin uzun süre yüksek kalmasına neden olabilir. Bunun sonucu olarak kilo artışı, uyku problemleri, sindirim sorunları ve bağışıklık sisteminde zayıflama görülebilir. Gün içinde yaşanan enerji düşüşleri, odaklanma güçlüğü ve karar verme zorlukları da çoğu zaman bu dengenin bozulduğunu gösterir. Uzun vadede ise bu durum Tükenmişlik Sendromu riskini artırabilir. Bu noktada dikkat çekici olan ise, beslenmenin bu sürecin hem tetikleyicisi hem de dengeleyicisi olabilmesidir.</p>

<p><strong>Zihinsel Dayanıklılığı Destekleyen Besinler</strong></p>

<p>Stresle başa çıkmak yalnızca zihinsel stratejilerle sınırlı değildir. Doğru beslenme, bu sürecin en güçlü destekçilerinden biri olabilir. Günlük hayatta sıkça yer verebileceğiniz bazı besinler, stresle başa çıkmayı kolaylaştırırken odaklanma ve enerji seviyesini destekler:</p>

<p><strong>Omega-3 kaynakları:&nbsp;</strong>Somon, uskumru, sardalya, ceviz, keten tohumu</p>

<p><strong>Magnezyum içeren besinler:&nbsp;</strong>Ispanak, pazı, badem, avokado, bitter çikolata</p>

<p><strong>B vitamini kaynakları:&nbsp;</strong>Yumurta, süt ürünleri, et, tam tahıllar</p>

<p><strong>Antioksidan açısından zengin meyveler:&nbsp;</strong>Yaban mersini, çilek, nar, portakal, kivi</p>

<p><strong>Sebzeler:</strong>&nbsp;Kırmızı biber, brokoli, havuç, ıspanak</p>

<p><strong>Probiyotik besinler:&nbsp;</strong>Yoğurt, kefir ve fermente ürünler Bu besinleri dengeli bir şekilde tüketmek, yalnızca fiziksel sağlığı değil, zihinsel dayanıklılığı da destekler.</p>

<p>Bu besinleri dengeli bir şekilde tüketmek, yalnızca fiziksel sağlığı değil, zihinsel dayanıklılığı da destekler.</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/zihinsel-denge-ve-stressiz-bir-yasam-icin-beslenme-rehberi-78865"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/ferdanur-berk-zihinsel-denge-ve-stressiz-bir-yasam-icin-beslenme-rehberi-1780815763.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sevgi BERK / Perdenin Arkasında Kalan Sizsiniz, Biz Değil!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sevgi-berk-perdenin-arkasinda-kalan-sizsiniz-biz-degil-116255</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sevgi-berk-perdenin-arkasinda-kalan-sizsiniz-biz-degil-116255</guid>
                <description><![CDATA[Sevgi BERK  yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Biz kadınlar bu topraklarda kimin nerede durduğunu çok iyi biliriz. Ama bazen milyarlık servetlerin ve şık takımların ardına gizlenmiş koca koca adamların vizyonu, bir fıkranın ucuz astarından dışarı fırlar.</p>

<p>İzmir’de, şifanın merkezi olması gereken bir hastane açılışında Rahmi Koç kürsüye çıkıp; içinde güya "saf" diye kodladığı bir Kürt kadınını barındran, kadın onurunu yerle yeksan eden bir fıkra patlattı. Karşısındaki protokolden anında "devletlü" kahkahalar yükseldi.</p>

<p>&nbsp;Tepkiler büyüyünce de o bildik "Samimiyetle özür dilerim" şablonu servis edildi.</p>

<p><strong>Pardon ama… Yemezler!</strong></p>

<p>Siz o lüks hayatlarınızda, halktan kopuk zihniyetinizin perdesi arkasında sipariş kahkahalarınızla eğlenmeye devam edin.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Sizin Fıkra Dediğiniz, Bizim İffet ve Akıl Duvarımızdır</strong></span></p>

<p>Sayın Koç ve o fıkraya kıkırdayanlar; sizin o fıkrada "cahillik" bulup güldüğünüz şey, aslında o kadının muazzam bir savunma mekanizması, asil bir duruşu ve o steril muayene odasında bile sınırlarını koruma refleksidir. Siz o kadını aşağılamaya çalışırken, farkında olmadan onun "Sen neysen, ben de oyum; eşitiz" diyen o muazzam restini alkışlatmış oldunuz bize.</p>

<p>Kadını, hele ki bu ülkenin cefakar, dilini ve kültürünü dişleriyle tırnaklarıyla korumuş Kürt kadınını, köhne bir muayene odası mizanseninde "saf" göstermeye çalışmak hangi aklın ürünüdür? Kadın dediğiniz varlık, sizin parmak sallayarak, fıkra mezesi yaparak hizaya getirebileceğiniz ya da üzerinizden ego tatmin edeceğiniz bir dolgu malzemesi değildir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>O Perde Sizin Zihniyetinizdir</strong></span></p>

<p>Görüyoruz ki re'sen soruşturma başlatılmış. Adaletin terazisi ne der bilinmez ama toplumun vicdan mahkemesinde o kahkahaların hükmü çoktan verildi.<br />
Asıl trajikomik olan ne biliyor musunuz? Fıkradaki doktor kadına "perdenin arkasına geç" diyor ya... Aslında o perde, bugünün elitlerinin, halktan kopmuş burjuvazisinin ve sığ siyasetçilerinin zihinlerindeki perdedir. Siz o perdenin arkasında kalıp, Anadolu insanının ne asaletinden ne de kadınların yıkılmaz duruşundan haberdar olmadan yaşamaya devam ediyorsunuz.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/perdenin-arkasinda-kalan-sizsiniz-biz-degil-78864"><strong><span style="color:#c0392b">YAZININ DEVAMI BURADA</span></strong></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/sevgi-berk-perdenin-arkasinda-kalan-sizsiniz-biz-degil-1780813277.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / Ali Bakan&#039;dan Kim Rahatsız?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-ali-bakandan-kim-rahatsiz-116254</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-ali-bakandan-kim-rahatsiz-116254</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti’nin 25 yıllık siyasi tarihinde Malatya’da ilk defa bu denli güçlü bir siyasi karakter il başkanlığı yapıyor.</p>

<p>Bu cümle bir abartı değil, sahadaki gerçekliğin tarifidir.</p>

<p>Çünkü Ali Bakan; bilgisiyle, teşkilatçılığıyla, siyasi tecrübesiyle, toplumun her kesimiyle kurduğu doğal iletişimle ve sorun çözme refleksiyle sıradan bir il başkanı profili ortaya koymamıştır.</p>

<p>Hatta, Ali Bakan göreve geldiğinden beri AK Parti Malatya teşkilatını yeniden ayağa kaldırmış, sahayı yeniden hareketlendirmiş ve oy kaybetmiş partisini Malatya’da yeniden toparlayan ana siyasi aktör hâline gelmiştir.</p>

<p>Daha net ifadeyle Ali Bakan, AK Parti’yi Malatya’da düşüşten yükselişe kaldırmıştır. Belli ki bu yüzden birileri rahatsız oluyor.</p>

<p>Dikkat edin; Ali Bakan göreve geldiği günden beri belirli aralıklarla belirli merkezlerden servis edilen mide bulandırıcı haberler dolaşıma sokuluyor.</p>

<p><strong>“Görevden alınacak”<br />
“Ankara memnun değil”<br />
“Yerine şu geliyor”<br />
“Teşkilatta kriz var”</strong> gibi söylemlerle sürekli aynı senaryoyu görüyoruz.</p>

<p>Fakat burada çok önemli bir ayrıntı var:<br />
Malatya’da AK Parti’nin bugün sahayı nefes nefese takip eden güçlü bir siyasi rakibi zaten yok.</p>

<p>Muhalefetin ortaya koyduğu ciddi bir saha baskısı da yok. Dolayısıyla Ali Bakan hakkında sürekli olumsuz algı üretmeye çalışanların derdi “AK Parti oy kaybediyor” kaygısı değildir.</p>

<p>AK Parti’nin rakipleri de, Ali Bakan'ın başarısız olmasından son derece memnun kalırlar ve gitmesini istemezler.</p>

<p>Ali Bakan’ın başarısı, AK Parti’nin Malatya’daki direncini güçlendirmektedir. O hâlde içeriden bazı çevrelerin rahatsız olduğu açıktır.</p>

<p>O hâlde sorulacak soru şudur:<br />
Bu asılsız boş haberleri kim yaptırıyor?<br />
Kim sürekli “görevden alınıyor” senaryolarını üretiyor?<br />
Kim sahada karşılığı olmayan dedikoduları dolaşıma sokuyor?</p>

<p>Bu işin merkezinde ne muhalefet vardır ne de AK Parti’nin oy kaybetmesinden endişe eden samimi insanlar.<br />
Tam tersine mesele büyük ölçüde içeridedir.</p>

<p>Teşkilatın içindeki bazı rahatsız yapılar,<br />
Yerel yönetimlerde Ali Bakan’ın performansına ayak uyduramayan bazı çevreler,<br />
Küçük siyasi hesaplarla hareket eden çevreler...</p>

<p>Çünkü Malatyalılar, Ali Bakan’ın sahada ve vatandaşın içinde olduğunu görüyor.</p>

<p>Ali Bakan sorun çözüyor.<br />
Ali Bakan teşkilatı diri tutuyor.<br />
Ama bazı yapılar onun temposuna yetişemiyor demek ki!<br />
İşte asıl rahatsızlık tam burada başlıyor.</p>

<p>Bugün Malatya’da birçok insan şu soruyu yüksek sesle soruyor:</p>

<p><strong>“Acaba Ali Bakan hakkında sürekli olumsuz haber yaptıranlar, kendi başarısızlıklarının üzerini örtmeye çalışan beceriksiz yerel siyasetçiler mi?”</strong></p>

<p>Çünkü ortada bir gerçek var:</p>

<p>Ankara’nın Ali Bakan’dan memnun olmadığına dair oluşturulmaya çalışılan algının sahada hiçbir karşılığı yok.</p>

<p>AK Parti Genel Merkezi bugün Türkiye’nin 81 ilini düzenli olarak takip ediyor. Yapılan saha analizlerinde, teşkilat performans ölçümlerinde ve siyasi değerlendirmelerde Malatya İl Başkanı Avukat Ali Bakan’ın Türkiye’de ilk beş il başkanı arasında gösterildiği herkesçe biliniyor.</p>

<p>En başarılı il teşkilatı Malatya mıdır? Yoksa ikinci midir, üçüncü müdür?<br />
Bunun resmi açıklaması yapılmaz. Hiçbir siyasi parti böyle bir açıklamada bulunmaz.</p>

<p>Ama Ankara’nın Ali Bakan’dan memnun olmadığına dair yayılan dedikoduların gerçekle uzaktan yakından ilgisi olmadığı artık Malatya’da herkesin bildiği bir meseledir.</p>

<p>Çünkü Ali Bakan’ın farkı şudur:</p>

<p>O masa başı siyasetçisi değildir.<br />
Sorunu dinleyen, yerinde çözen, vatandaşla beraber, esnafın içine giren, teşkilatı ayakta tutan bir siyasi karakterdir.</p>

<p>Kavga etmiyor, bağırmıyor, tehdit dili kurmuyor. Siyasi kariyerine yakışır şekilde işine bakıyor.</p>

<p>Belki de bazılarını en çok rahatsız eden taraf budur.<br />
Çünkü sakinliğini korudukça büyüyor.<br />
Sahada kaldıkça güçleniyor.<br />
Vatandaşla temas ettikçe etkisi artıyor.</p>

<p>Bir de meselenin medya ayağı var:</p>

<p>Ortada gazetecilik yaptığını zanneden küçük bir ekip dolaşıyor.</p>

<p>Bunlara vatandaş arasında “dürümcü” deniyor.</p>

<p>Ya bu tür haberler karşılığında birilerinden dürüm alıyorlar, ya da karşı durdukları taraftan dürüm bekliyorlar!</p>

<p>Sipariş manşetlerle siyaset dizayn etmeye çalışanların Malatya’da da, Ankara’da da hiçbir karşılığı yoktur.</p>

<p>Daha da trajikomik olanı şudur:</p>

<p>İki satır siyasi analiz yazamayan, haberin arka planını okuyamayan, siyasi hafızası olmayan bazı isimler bugün kendilerini gazeteci zannediyor. Hatta yazdıkları metinleri bile yapay zekâya yazdırıp ortaya siyasi analiz koyduklarını sanıyorlar!..</p>

<p>Oysa gazetecilik masa başında dedikodu üretmek değil; sahayı okuyabilmektir.</p>

<p>Gerçek siyasi analiz ise Ankara’nın kimi neden desteklediğini anlayabilmektir.</p>

<p>Bugün Ankara’nın Ali Bakan’dan memnun olduğu nettir. Çünkü ortada sonuç vardır:</p>

<p>Son yerel seçimlerde AK Parti ciddi oy kaybı yaşamasına rağmen bugün Malatya’da yeniden toparlanma görüntüsü oluşuyorsa, bunun en önemli sebeplerinden biri Ali Bakan’ın ortaya koyduğu aktif siyasi liderliktir.</p>

<p>Bunu vatandaş görüyor.<br />
Teşkilat görüyor.<br />
Ankara görüyor.<br />
Rahatsız olanlar da görüyor.<br />
Ama kabul etmek istemiyorlar.</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/ali-bakandan-kim-rahatsiz-78862"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/ebuzer-aydin-ali-bakandan-kim-rahatsiz-1780811289.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rıdvan SAÇU / Dilan Polat Olayı ve Çürüyen Anadolu İrfanı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ridvan-sacu-dilan-polat-olayi-ve-curuyen-anadolu-irfani-116253</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ridvan-sacu-dilan-polat-olayi-ve-curuyen-anadolu-irfani-116253</guid>
                <description><![CDATA[Rıdvan SAÇU yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde altı milyonun üzerinde takipçisi olan Dilan POLAT adlı bir sosyal medya fenomenine yönelik suikast girişiminde koruması olan adam öldürüldü. Dört kız çocuğu babasız kaldı. Bedeni yerdeyken ve henüz soğumamışken, ismi geçen fenomen akıllı telefonunu eline aldı ve yaşanan bu olayı bir "içerik" olarak hesabında paylaştı. O tetiği çeken eli adaletin terazisi tartar elbet. Fakat asıl cinayet silahı o an orada açılan "canlı yayın" butonuydu. Ve o içerik milyonlarca izlenme aldı. Bu yazıda o ahlak yoksunu şahsı değil; kötülüğü, pespayeliği ve acıyı büyük bir iştahla "satın alan" içinde bulunduğumuz o toplumsal çürümeyi konuşacağız. <strong>Hazırsanız, ekranlarınızı değil, vicdanlarınızı açın.</strong></p>

<p>&nbsp; &nbsp;Kara para, lüks araçlar ve görgüsüzlüğü bir yaşam tarzı olarak pazarlayan o bildik senaryoyu hatırlayın. O şahısların kirli ilişkileri gün yüzüne çıkınca ve yargı kıskacı daraldığında<strong> ilk sığındıkları liman ne olmuştu?</strong> Kutsal al bayrağımıza sarılmak ve peşinden hemen servis edilen umre pozları. Toplumun kutsallara olan hürmeti, dijital pazaryerinde en kolay paraya çevrilen ticari bir malzemeye dönüştü. Sosyolojik ve klinik araştırmalar bize çok net bir sosyal kanıt sunuyor<strong>: Şiddet, duyarsızlık ve haksız kazanç hikayelerini sürekli izleyen kitlelerde, merhamet ve empati merkezleri zamanla köreliyor</strong>. Kötülüğün hiçbir bedel ödemediği, aksine "fenomen" unvanıyla baş tacı edildiği bir ekrana bakan toplum, erdemi nerede arayacak? Asıl tehlike o arsız canlı yayın değil. Asıl yıkım, bu umursamazlığın evlerimize sızıp çocuklarımızın sinir sistemine <strong>"başarının tek yolu sınır tanımamaktır" </strong>anlayışının yerleşmesidir.</p>

<p>İmam Gazzâlî kalbi bir aynaya benzetir. Kötülüğe, haksızlığa ve arsızlığa her bakış ve &nbsp;her tepkisizlik o aynada siyah bir leke bırakır. Aynası kararan insan, artık acıyı acı, zulmü zulüm olarak hissedemez. Yanı başında can veren korumasını kurtarmak yerine takipçilerine sunan o zihniyet, aynası ziftle kaplanmış bir çağın en net görüntüsüdür. Batı dünyası buna "<strong>duyarsızlaşma sendromu" </strong>diyor, bizim irfan geleneğimiz ise<strong> "kalp katılığı"</strong>. Değerlerin, inancın ve kutsalın imaj temizleyici bir deterjan gibi yada hedef kitleyi uyutmak için kullanıldığı bu devirde, gösteriş maalesef merhameti ayaklarının altında ezdi.</p>

<p>Yüzyıllar boyunca bu toprakları ayakta tutan, o çok güvendiğimiz "<strong>Anadolu irfanı</strong>" sessizce can çekişiyor. Komşusu açken tok yatmayı zül sayan, yolda incinmiş bir kalbi dert edinen, komşusunun acısından dolayı televizyonları kapattıran hatta yüksek sesle gülmeyi ayıp sayan o köklü yardımseverlik mayamız, ne yazık ki dijital çağın çarkları arasında un ufak oluyor. Yunus Emre'nin "<strong>Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil"</strong> diyerek özetlediği o derin incelik, yerini <strong>"Bir kez daha fazla tıklandın ise, gerisinin hiçbir önemi yok" </strong>acımasızlığına bıraktı. Yüzlerce yılda, ilmek ilmek dokuduğumuz o merhamet hırkasını, birkaç saniyelik şöhret uğruna kendi ellerimizle ateşe atıyoruz. Acıya şahit olduğunda elini uzatmak yerine telefonuna sarılan bu yeni insan profili, aslında topyekûn kaybettiğimiz ruhumuzun en acı fotoğrafıdır. Sadece bakıp geçmek, acıyı ekranda kaydırıp unutmak bizi yavaş yavaş etten ve kemikten oluşan ruhsuz makinelere dönüştürüyor.</p>

<p>Biliyorum kıymetli anne babalar. Yorgunsunuz. Hayat dertleri bir yandan, ekranların bu devasa çekim gücü diğer yandan üzerinize geliyor. Çocuğunuz odasında sessizce telefonuyla oynarken "En azından gözümün önünde, güvende" diye düşünüyor olabilirsiniz. Sizi anlıyor ve asla suçlamıyorum. Hepimiz bu dijital sağanakta ıslanmamaya çalışıyoruz. Ama o kapalı kapıların ardında, çocuklarınızın o tertemiz iç çocuğu her gün bambaşka bir merhametsizliğin şovuna maruz kalıyor. Çözüm, tabletleri camdan aşağı atmak değil. Çözüm, evde sahici, sıcak bağlar kurmak. Çocuğunuzun gözünün içine bakarak, onu yargılamadan dinleyerek oluşturduğunuz bir aile sohbeti, milyonluk fenomenlerin sahte parıltısını anında söndürür. Akşam yemeğinde ona "Bugün izlediğin şey sence birine zarar veriyor mu?" diye sorabilmektir çözüm.</p>

<p>Yazının başındaki o sarsıcı ana geri dönelim. Yere düşen o cana. Dört yetime. O kamerayı açan el, cüretini ve dokunulmazlığını gökten zembille indirmedi. O gücü, bizzat bizim izleme iştahımızdan, boş zamanlarımızdaki o masum sandığımız ekran kaydırma alışkanlıklarımızdan alıyor. Şimdi silkelenme vakti. Kötülüğü boykot etmenin en sessiz, en kansız ama en yıkıcı yolu parmaklarımızın ucunda duruyor. O "Takibi Bırak" butonu, bugün sadece dijital bir tercih değil; çocuklarımızın zihnine sahip çıkmak için atacağımız en güçlü ahlaki adımdır. Bir tık ile beslediğiniz o çürümüşlüğü, yine tek bir tık ile aç bırakabilirsiniz. İzlemeyi, beğenmeyi ve o profillere tıklamayı kestiğiniz an, o milyonluk kof imparatorluklar saniyeler içinde paramparça olacak. Kutsallarımızı maske yapıp bizi kandırdıklarını sanıyorlar. İzin vermeyin ve <strong>"Tıklamayla Büyüttüğün Çürümeyi, Bir Tıkla Yok Et: Takibi Bırak!"</strong></p>

<p><em>Önemli bir ekleme dostlarım,</em></p>

<p>Bir nakkaş inceliğiyle bu yazımı siz değerli okuyucularımla buluşturmak için çalışırken ülkemizin sayılı zenginlerinden olan bir şahıs toplumumuzdaki kadınlara yönelik tepki uyandıracak bir fıkra paylaştı. &nbsp;</p>

<p><em>...</em></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/dilan-polat-olayi-ve-curuyen-anadolu-ifani-78863"><span style="color:#2980b9"><strong><em>YAZININ DEVAMI BURADA</em></strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 08:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/ridvan-sacu-dilan-polat-olayi-ve-curuyen-anadolu-ifani-1780811149.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Veli Ağbaba Zayıflarsa Ak Parti Kazanır Mı? Malatya’da Konuşulan Soru Bu</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/veli-agbaba-zayiflarsa-ak-parti-kazanir-mi-malatyada-konusulan-soru-bu-116250</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/veli-agbaba-zayiflarsa-ak-parti-kazanir-mi-malatyada-konusulan-soru-bu-116250</guid>
                <description><![CDATA[Murat Çetin, Pazartesi Hasbihal yazısında Malatya siyasetindeki güç dengelerini masaya yatırdı. CHP içerisindeki tartışmaların AK Parti’ye otomatik bir avantaj sağlayıp sağlamayacağını sorgulayan Çetin, dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da Kurban Bayramı sonrası siyasi kulisler yeniden hareketlendi. CHP içerisinde yaşanan tartışmalar ve parti içi dengelere ilişkin değerlendirmeler kamuoyunda geniş yankı bulurken, gözler bir kez daha yerel siyasetin geleceğine çevrildi.</p>

<p>Özellikle CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın siyasi etkisine ilişkin yapılan yorumlar, AK Parti cephesine olası yansımaları üzerinden tartışılıyor. Ancak Murat Çetin’e göre mesele yalnızca muhalefetin durumu değil. Asıl soru, iktidarın kendi performansıyla ilgili.</p>

<p>Pazartesi Hasbihal yazısında bu konuya değinen Murat Çetin, rakamlar ve siyasi gerçekler üzerinden dikkat çekici bir analiz ortaya koyuyor.</p>

<p><strong>MURAT ÇETİN’İN KÖŞE YAZISI</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">VELİ GİDERSE SAMİ KAZANIR MI?</span></strong></p>

<p>Malatya’da bazıları erkenden bayram hazırlığı yapıyor.</p>

<p>CHP karışmış.</p>

<p>CHP bölünmüş.</p>

<p>CHP kavgalı.</p>

<p>Veli Ağbaba’nın siyaseten zor günler yaşayabileceği konuşuluyor.</p>

<p>Ve hemen ardından aynı cümle geliyor:</p>

<p>“Bu iş Sami Er’e yarar.”</p>

<p>Hakikaten mi?</p>

<p>Bir dakika.</p>

<p>Biraz yavaş.</p>

<p>Biraz hesap.</p>

<p>Biraz matematik.</p>

<p>Selahattin Gürkan seçildiğinde aldığı oy yaklaşık yüzde 67-68.</p>

<p>Sami Er seçildiğinde?</p>

<p>Yaklaşık yüzde 45.</p>

<p>Yani ortada zafer kadar konuşulmayan başka bir rakam daha var.</p>

<p>Yirmi puandan fazla eriyen bir oy.</p>

<p>Ama o günlerde başka bir şey vardı.</p>

<p>Bir anlatı vardı.</p>

<p>Bir vitrin vardı.</p>

<p>Bir itibar yönetimi vardı.</p>

<p>Sami Er anlatılıyordu.</p>

<p>Sami Er pazarlanıyordu.</p>

<p>Sami Er parlatılıyordu.</p>

<p>Aradan zaman geçti.</p>

<p>Broşür kapandı.</p>

<p>Sunum bitti.</p>

<p>Perde kalktı.</p>

<p>Ve geriye yönetim kaldı.</p>

<p>İşte hikâye tam burada başladı.</p>

<p>Çünkü CHP’nin problemi ne olursa olsun…</p>

<p>Sami Er’in problemi yerinde duruyor.</p>

<p>Vekillerle problem.</p>

<p>Teşkilatla problem.</p>

<p>Basınla problem.</p>

<p>İl başkanıyla problem.</p>

<p>Ekip kurma problemi.</p>

<p>Koordinasyon problemi.</p>

<p>Ve hepsinden önemlisi…</p>

<p>“Bildiğim bildik.”</p>

<p>“Dediğim dedik.”</p>

<p>“Çaldığım düdük.”</p>

<p>siyaseti.</p>

<p>Bazıları Veli Ağbaba’nın küçülmesini kendi büyümesi sanıyor.</p>

<p>Halbuki siyaset çocuk parkı değil.</p>

<p>Karşı salıncağın kırılması…</p>

<p>senin yükseldiğin anlamına gelmez.</p>

<p>Rakibin tökezleyebilir.</p>

<p>Muhalefet dağılabilir.</p>

<p>Partiler bölünebilir.</p>

<p>Ama içeride düzen yoksa…</p>

<p>dışarıdaki karmaşanın pek faydası olmaz.</p>

<p>Çünkü bazı siyasetçiler seçimi rakibine karşı kazanır.</p>

<p>Sonra dönüp…</p>

<p>kendi yönetim tarzına karşı kaybetmeye başlar.</p>

<p>Ve galiba bugün sorulması gereken soru şu:</p>

<p>Veli Ağbaba giderse Sami Er kazanır mı?</p>

<p>Yoksa…</p>

<p>Sami Er’in asıl rakibi hâlâ Sami Er midir?</p>

<p>Murat Çetin’in köşe yazısının tamamına ulaşmak ve değerlendirmelerin tamamını okumak için ilgili bağlantıya tıklayabilirsiniz.</p>

<p><strong><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bayramlasma-vardi-malatya-yoktu-78858">https://www.malatyatime.com/makale/bayramlasma-vardi-malatya-yoktu-78858</a></strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-01%20at%2008_57_42%20(1).jpeg" style="height:564px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 19:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/veli-agbaba-zayiflarsa-ak-parti-kazanir-mi-malatyada-konusulan-soru-bu-1780677389.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP’deki Hesap Malatya’yı Da Etkiler Mi? Veli Ağbaba’nın Siyasi Geleceği Tartışılıyor</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/chpdeki-hesap-malatyayi-da-etkiler-mi-veli-agbabanin-siyasi-gelecegi-tartisiliyor-116232</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/chpdeki-hesap-malatyayi-da-etkiler-mi-veli-agbabanin-siyasi-gelecegi-tartisiliyor-116232</guid>
                <description><![CDATA[Murat Çetin, Pazartesi Hasbihal yazısında CHP içindeki güç mücadelelerinin Malatya siyasetindeki yansımalarını ele alarak, Veli Ağbaba’nın yıllar içinde oluşturduğu siyasi birikimin hangi risklerle karşı karşıya olduğunu sorguluyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye siyasetinde yaşanan parti içi dengeler, yerel siyaseti de doğrudan etkiliyor. Özellikle CHP’de son dönemde yaşanan tartışmalar ve farklı güç odakları etrafında şekillenen yeni siyasi tablo, parti içindeki birçok ismin geleceğine ilişkin değerlendirmeleri beraberinde getiriyor.</p>

<p>Malatya’da uzun yıllardır CHP’nin en etkili siyasi figürlerinden biri olarak görülen Veli Ağbaba da bu tartışmaların merkezindeki isimlerden biri olarak gösteriliyor. Murat Çetin, Pazartesi Hasbihal yazısında, CHP’nin son yıllardaki yükselişi ile parti içindeki yeni güç dengeleri arasındaki ilişkiyi analiz ederek dikkat çeken değerlendirmelerde bulunuyor.</p>

<p><strong>MURAT ÇETİN’İN KÖŞE YAZISI</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">CESUR VELİ’NİN EN PAHALI KUMARI</span></strong></p>

<p>Malatya’nın cesur adamı derler.</p>

<p>Doğrudur.</p>

<p>Veli Ağbaba gerçekten cesur çıktı.</p>

<p>Ama bazen cesaret…</p>

<p>insanı zirveye çıkarmaz.</p>

<p>Masaya oturtur.</p>

<p>Hem de bütün sermayesiyle.</p>

<p>Veli Ağbaba yıllardır siyaset biriktirdi.</p>

<p>İlmek ilmek.</p>

<p>Oy oy.</p>

<p>Kriz kriz.</p>

<p>Yüzde 38’e kadar taşıdı hikâyeyi.</p>

<p>Bu rakam CHP için sadece rakam değildi.</p>

<p>Bir yatırım dosyasıydı.</p>

<p>Bir gün Büyükşehir’e yürümenin avansıydı.</p>

<p>Sonra ne oldu?</p>

<p>Masaya bütün fişlerini sürdü.</p>

<p>Kılıçdaroğlu gitti.</p>

<p>Özgür Özel geldi.</p>

<p>İmamoğlu yükseldi.</p>

<p>Veli Ağbaba da tercihini yaptı.</p>

<p>İşte hikâye tam burada başladı.</p>

<p>Çünkü siyasette yanlış tarafta kalmanın faturası bazen seçimi kaybetmek değildir.</p>

<p>Yılların yatırımını kaybetmektir.</p>

<p>Bugün CHP’ye bakıyorsun.</p>

<p>Parti değil.</p>

<p>Parçalı aile toplantısı.</p>

<p>Bir köşede Kılıçdaroğlucular.</p>

<p>Bir köşede Özgür Özelciler.</p>

<p>Başka tarafta İmamoğlucular.</p>

<p>Bir başka masada bölgesel güç odakları.</p>

<p>Aynı binadalar.</p>

<p>Ama aynı partide gibiler mi?</p>

<p>Orası muamma.</p>

<p>Ve şimdi en büyük tehlike ortaya çıkıyor.</p>

<p>Çünkü Veli Ağbaba yıllardır rakipleriyle kavga etmedi.</p>

<p>Geleceğe yatırım yaptı.</p>

<p>Ama insan bazen rakibine yenilmez.</p>

<p>Yatırım yaptığı masanın dağılmasına yenilir.</p>

<p>Bugün Malatya’da konuşulan CHP’nin geleceği değil.</p>

<p>Aslında konuşulan şey şu:</p>

<p>Veli Ağbaba yıllardır çıktığı merdivenin hâlâ duvara yaslı olup olmadığı.</p>

<p>Çünkü siyasette en pahalı kayıp seçim değildir.</p>

<p>Yanlış masaya yatırılan ömürdür.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bayramlasma-vardi-malatya-yoktu-78858"><strong><span style="color:#c0392b">Murat Çetin’in köşe yazısının tamamına ulaşmak ve değerlendirmelerin detaylarını okumak için ilgili bağlantıya tıklayabilirsiniz.</span></strong></a></p>

<p><strong><span style="color:#c0392b"><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-06-01%20at%2008_57_42(1).jpeg" style="height:639px; width:800px" /></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 13:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/chpdeki-hesap-malatyayi-da-etkiler-mi-veli-agbabanin-siyasi-gelecegi-tartisiliyor-1780647467.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da Gündem Değişti: Yıllarca Susan Vekil, Tek İmzayla Tartışmanın Merkezine Oturdu</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-gundem-degisti-yillarca-susan-vekil-tek-imzayla-tartismanin-merkezine-oturdu-116210</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-gundem-degisti-yillarca-susan-vekil-tek-imzayla-tartismanin-merkezine-oturdu-116210</guid>
                <description><![CDATA[Murat Çetin, Pazartesi Hasbihal yazısında uzun yıllardır kamuoyunda sessiz bir profil olarak görülen AK Parti Malatya Milletvekili İhsan Koca’nın, son dönemde tartışmalara neden olan bir yasa teklifindeki imzası üzerinden siyaset ve temsil ilişkisini sorguluyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da bayramlaşma programları, siyasi temaslar ve şehir gündemi konuşulurken, son günlerde kamuoyunda farklı bir tartışma öne çıktı. Uzun yıllardır sakin ve düşük profilli bir siyasi çizgi izlediği yönünde değerlendirilen AK Parti Malatya Milletvekili İhsan Koca, bir yasa teklifindeki imzasıyla sosyal medyada ve siyasi çevrelerde yoğun şekilde konuşulmaya başlandı.</p>

<p>Şehirde yatırım, istihdam, deprem sonrası yeniden yapılanma ve ekonomik beklentiler gündemdeki yerini korurken, kamuoyunun dikkatinin farklı bir başlığa yönelmesi dikkat çekti. Murat Çetin ise Pazartesi Hasbihal yazısında, siyasette bazen yapılan işlerden çok, hangi konuda görünür olunduğunun konuşulduğunu ifade ediyor.</p>

<p><strong>MURAT ÇETİN’İN KÖŞE YAZISI</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SESSİZLİĞİN BİTTİĞİ YER</span></strong></p>

<p>Malatya’da yıllardır bir İhsan Koca profili vardı.</p>

<p>Sakin.</p>

<p>Sessiz.</p>

<p>Geri planda.</p>

<p>Şehir konuşur…</p>

<p>sessizlik.</p>

<p>Esnaf konuşur…</p>

<p>sessizlik.</p>

<p>Çiftçi konuşur…</p>

<p>sessizlik.</p>

<p>Sanayici konuşur…</p>

<p>sessizlik.</p>

<p>Derken bir torba yasa çıktı.</p>

<p>Bir baktık…</p>

<p>İhsan Koca imzanın altında.</p>

<p>İşin garip tarafı burada başlıyor.</p>

<p>Çünkü tartışılan şey vergi değil.</p>

<p>Yol değil.</p>

<p>Köprü değil.</p>

<p>Baraj değil.</p>

<p>Tartışılan şey doğrudan bir fikir meselesi.</p>

<p>Bir anlayış meselesi.</p>

<p>Bir dünya görüşü meselesi.</p>

<p>Ve tam burada muhafazakâr seçmen dönüp vekiline bakıyor.</p>

<p>Diyor ki:</p>

<p>“Bunca meselede görmediğimiz gayreti burada mı görecektik?”</p>

<p>Siyaset bazen çok acımasızdır.</p>

<p>Yıllarca yaptığınız konuşmalar unutulur.</p>

<p>Ama attığınız bir imza kalır.</p>

<p>Çünkü seçmen kulağıyla değil…</p>

<p>hafızasıyla oy verir.</p>

<p>Bugün sosyal medyaya bakıyorsun.</p>

<p>Kimse yeni yatırım konuşmuyor.</p>

<p>Kimse yeni fabrika konuşmuyor.</p>

<p>Kimse yeni istihdam konuşmuyor.</p>

<p>Konuşulan tek şey şu:</p>

<p>“İhsan Koca neden bu meselenin içinde?”</p>

<p>İnsan ister istemez düşünüyor.</p>

<p>Malatya’nın çözülmeyi bekleyen onlarca meselesi dururken…</p>

<p>vekili görünür kılan şey neden bu oldu?</p>

<p>Belki de siyasetin en ağır yükü budur.</p>

<p>Bazen yaptığın iş değil…</p>

<p>nerede durduğun konuşulur.</p>

<p>Ve galiba bugün tartışılan da bir yasa maddesinden çok…</p>

<p>o maddenin altındaki imzanın neyi temsil ettiği.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bayramlasma-vardi-malatya-yoktu-78858"><span style="color:#c0392b"><strong>Murat Çetin’in Pazartesi Hasbihal yazısının tamamına ulaşmak ve yazının detaylarını okumak için ilgili bağlantıya tıklayabilirsiniz.</strong></span></a></p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-01%20at%2008_59_34.jpeg" /></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/malatyada-gundem-degisti-yillarca-susan-vekil-tek-imzayla-tartismanin-merkezine-oturdu-1780569249.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>12 Bin Üyeli Odada Bayram Sessizliği: Malatya’nın Ticari Nabzı Neden Zayıf Atıyor?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/12-bin-uyeli-odada-bayram-sessizligi-malatyanin-ticari-nabzi-neden-zayif-atiyor-116177</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/12-bin-uyeli-odada-bayram-sessizligi-malatyanin-ticari-nabzi-neden-zayif-atiyor-116177</guid>
                <description><![CDATA[Murat Çetin, Pazartesi Hasbihal yazısında Malatya Ticaret ve Sanayi Odası’nın bayramlaşma programı düzenlememesini ele alarak, şehrin ticari enerjisini bir araya getirme konusunda dikkat çeken sorular yöneltiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da iş dünyasının en büyük temsil kurumlarından biri olan Malatya Ticaret ve Sanayi Odası, yaklaşık 12 bin üyeyi bünyesinde barındırıyor. Şehrin üretim gücünü, ihracat kapasitesini ve ticari hareketliliğini temsil eden bu yapının, üyeler arasındaki iletişim ve dayanışmayı güçlendirmesi bekleniyor.</p>

<p>Depremin ardından yeniden ayağa kalkmaya çalışan Malatya’da esnaf, sanayici ve yatırımcılar yeni fırsatlar kadar yeni risklerle de karşı karşıya bulunuyor. Böyle bir dönemde iş dünyasını bir araya getirecek organizasyonların önemi daha fazla hissediliyor.</p>

<p>Murat Çetin ise köşe yazısında, bayramlaşma programı üzerinden daha geniş bir soruya dikkat çekiyor: Şehrin ticari kalbi olarak görülen bir kurum, üyelerini aynı masa etrafında buluşturamıyorsa Malatya’nın ekonomik enerjisi nasıl ortak bir hedefe yönlendirilecek?</p>

<p><strong>MURAT ÇETİN’İN KÖŞE YAZISI</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BAYRAMLAŞAMAYAN ODA</span></strong></p>

<p>Malatya Ticaret ve Sanayi Odası…</p>

<p>Tam 12 bin üye.</p>

<p>Bu ne demek biliyor musunuz?</p>

<p>Şehrin ekmeği orada.</p>

<p>Sanayisi orada.</p>

<p>İhracatı orada.</p>

<p>Atölyesi orada.</p>

<p>Fabrikası orada.</p>

<p>Yani Malatya’nın ticari kalbi orada atıyor.</p>

<p>Ya da atması gerekiyor.</p>

<p>Bayram geldi geçti.</p>

<p>Koskoca oda…</p>

<p>bir bayramlaşma yapamadı.</p>

<p>Mesele çay değil.</p>

<p>Mesele şeker değil.</p>

<p>Mesele protokol fotoğrafı hiç değil.</p>

<p>Mesele aynı masada buluşabilmek.</p>

<p>Çünkü ticaret güven ister.</p>

<p>Güven temas ister.</p>

<p>Temas istişare ister.</p>

<p>İstişare hareket doğurur.</p>

<p>Hareket bereket getirir.</p>

<p>Şimdi insan ister istemez soruyor:</p>

<p>12 bin üyeyi aynı çatı altında buluşturamayan bir yapı, şehrin ticari enerjisini nasıl bir araya getirecek?</p>

<p>Daha ilginci şu.</p>

<p>Malatya deprem yaşamış.</p>

<p>Esnaf yorgun.</p>

<p>Sanayici temkinli.</p>

<p>Piyasa kırılgan.</p>

<p>Tam da böyle zamanlarda odaların daha görünür olması gerekir.</p>

<p>Daha fazla kapı çalması gerekir.</p>

<p>Daha fazla insanı bir araya getirmesi gerekir.</p>

<p>Ama ortada garip bir sessizlik var.</p>

<p>Sanki oda büyümüş…</p>

<p>ruh küçülmüş.</p>

<p>Sanki bina yerinde duruyor…</p>

<p>ama heyecan başka yere taşınmış.</p>

<p>Oysa bayramlaşma dediğin şey bazen bir çaydan daha fazlasıdır.</p>

<p>Bir masada oturan iki insanın kurduğu cümle…</p>

<p>bazen milyonluk yatırımdan kıymetlidir.</p>

<p>Bir tokalaşma…</p>

<p>bazen aylarca çözülemeyen problemi çözer.</p>

<p>Bir selam…</p>

<p>bazen yeni bir ortaklığın kapısını açar.</p>

<p>Onun için mesele bayramlaşma değil.</p>

<p>Mesele şehrin ticari nabzının neden bu kadar zayıf attığıdır.</p>

<p>Ve galiba asıl soru da burada başlıyor:</p>

<p>Malatya’nın 12 bin üyeli odasında ses bu kadar az çıkıyorsa… şehir ekonomisinin kalbi gerçekten nerede atıyor?</p>

<p><strong>Murat Çetin’in köşe yazısının tamamına ulaşmak için ilgili bağlantıya tıklayarak yazının devamını okuyabilirsiniz.&nbsp;<a href="https://www.malatyatime.com/makale/bayramlasma-vardi-malatya-yoktu-78858">https://www.malatyatime.com/makale/bayramlasma-vardi-malatya-yoktu-78858</a></strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-06-01%20at%2008_58_11%20(1)(1).jpeg" style="height:564px; width:800px" /></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 17:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/12-bin-uyeli-odada-bayram-sessizligi-malatyanin-ticari-nabzi-neden-zayif-atiyor-1780464476.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rıdvan SAÇU / Sınavlara Son Bir Ay Kalmışken Ailelere ve Gençlere Hayati Uyarılar</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ridvan-sacu-sinavlara-son-bir-ay-kalmisken-ailelere-ve-genclere-hayati-uyarilar-116156</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ridvan-sacu-sinavlara-son-bir-ay-kalmisken-ailelere-ve-genclere-hayati-uyarilar-116156</guid>
                <description><![CDATA[Rıdvan SAÇU yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Uzayan Sayfalar, Düşen Puanlar ve Sınavın Yeni Yüzü:&nbsp;<br />
Sınavlara Son Bir Ay Kalmışken Ailelere ve Gençlere Hayati Uyarılar</p>

<p>Evlerde sessizliğin ve gerginliğin aynı anda hüküm sürdüğü o malum günlerdeyiz. LGS ve YKS maratonunun bitiş çizgisine bir aydan kısa bir süre kaldı. Biliyorum, şu an birçok evde deneme sınavlarının sonuçları masaya yatırılıyor, "netler neden artmıyor" endişesi uykuları kaçırıyor. Ancak tam da bu noktada, ezberleri bozmamız ve değişen gerçekleri karşımıza alıp tabloya bambaşka bir pencereden bakmamız gerekiyor.</p>

<p>Çünkü oyunun kuralları değişti.<strong> Hem de kökünden.</strong></p>

<p><strong>Yeni Bir Çağ: Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ve Sınavın Değişen Karakteri</strong></p>

<p>Eğer çocuğunuzun deneme netlerinde bir dalgalanma varsa, lütfen hemen paniğe kapılıp onu suçlamayın. Çünkü Milli Eğitim Bakanlığı'nın "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" ile hedeflediği o büyük zihniyet devrimi, artık sınav kağıtlarına kanlı canlı yansımış durumda. Bunun en somut, en sarsıcı kanıtını dün açıklanan 2026 Bursluluk Sınavı sonuçlarında gördük.</p>

<p>Geçmiş yıllarda 20-25 sayfa olan sınav kitapçıkları bir anda 35 sayfaların üzerine çıktı. Eskiden bir sayfada 4-5 soruyu hızla çözen çocuklarımız, bu yıl bir sayfayı tamamen kaplayan tek bir soruyla karşılaştılar. Uzun metinler, karmaşık görseller, infografikler, analiz ve sentez gerektiren, adeta ALES formatına göz kırpan sorular...</p>

<p>Bursluluk sınavı çıkışında öğrencilerin yaşadığı şaşkınlık dün açıklanan sonuçlarla tekrar yaşandı…</p>

<p>Sonuç ne oldu dersiniz?<strong> Puanlar çakıldı!</strong> Önümdeki resmi tabloya bakıyorum; örneğin 5. sınıflarda geçen yıl 474 olan taban puan bu yıl 448’e, 6. sınıflarda 471’den 430’a kadar dramatik bir düşüş yaşamış. Bu tablo çocuklarımızın başarılarında bir düşüşü olduğunu söylemiyor bu tablo bize bağırarak şunu söylüyor: Artık çok test çözenin, formül ezberleyenin, hıza odaklananın değil; <strong>okuduğunu anlayan, görseli yorumlayabilen, zihinsel dayanıklılığı yüksek olanın</strong> kazanacağı bir döneme girdik.</p>

<p>Bursluluk sınavında yaşanan bu deprem, LGS ve YKS’de bizi neyin beklediğinin en net fragmanıdır.</p>

<p><strong>Anne-Babalara Açık Çağrı: Fırtınadaki Liman Olun, Kasırga Değil</strong></p>

<p>Kıymetli ebeveynler, bu yeni gerçeklik ışığında "Neden eski netlerine ulaşamıyorsun?" sorusu artık sadece haksızlık değil, aynı zamanda mantıksızlıktır. Sınavın zorluk derecesi ve okuma yükü bu kadar artmışken, çocukların bocalayıp yorulması çok doğaldır.</p>

<p>Bu son bir ayda yapmanız gereken en hayati şey "Olağanüstü Hal" komutanlığını bırakıp, "Güvenli Liman" olmaktır.</p>

<p><strong>Kıyaslamayı Bırakın:</strong> Çocuğunuzu ne komşunun çocuğuyla ne de geçen yılki abla/abisiyle kıyaslayın. Sınavın metriği değişti. Bugünün 400 puanı, dünün 450 puanından daha değerli olabilir.</p>

<p><strong>Koşulsuz Kabulünüzü Gösterin: </strong>Çocuğunuzun gözlerinin içine bakarak şu mesajı verin: "Bu sınav sadece senin akademik becerilerini ölçecek, senin evlat olarak değerini veya insanlık kaliteni değil. Biz seni o kağıttaki rakamlar için değil, sen olduğun için seviyoruz." Çocuğun sırtından bu varoluşsal yükü aldığınızda, inanın o uzun paragraf sorularını çok daha rahat okuyacaktır.</p>

<p><strong>Huzuru Tesis Edin:</strong> Evdeki stresi beslemeyin. Onların şu an daha çok teste değil, zihinsel bir berraklığa, düzenli uykuya ve anlaşıldıklarını hissetmeye ihtiyaçları var.</p>

<p><strong>Gençlere Bir Tavsiye: Zihinsel Maraton Koşucusuna Dönüşün</strong></p>

<p>Sevgili gençler, bir aydan az zamanınız kaldı ve önünüzdeki sınav artık bir "bilgi ezberleme" değil, bir "zihinsel dayanıklılık" testi. Sayfalarca süren metinleri ve infografikleri çözerken en büyük düşmanınız bilgisizlik değil, dikkat dağınıklığı ve yorgunluk olacak.</p>

<p>Bu son düzlükte şunlara odaklanın:</p>

<p><strong>Odaklanma Egzersizleri Yapın</strong>: Denemeleri çözerken bölünmeyin. Uzun metinlerden korkmayın; o uzun metinler aslında sorunun cevabını içinde barındıran ipucu tarlalarıdır. Metin ne kadar uzunsa, yorumlama şansınız o kadar yüksektir.</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sinavlara-son-bir-ay-kalmisken-ailelere-ve-genclere-hayati-uyarilar-78861"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/ridvan-sacu-sinavlara-son-bir-ay-kalmisken-ailelere-ve-genclere-hayati-uyarilar-1780389752.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ak Parti’nin Bayramlaşmasında Dikkat Çeken Detay: Salon Doldu, Vekiller Yoktu</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ak-partinin-bayramlasmasinda-dikkat-ceken-detay-salon-doldu-vekiller-yoktu-116152</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ak-partinin-bayramlasmasinda-dikkat-ceken-detay-salon-doldu-vekiller-yoktu-116152</guid>
                <description><![CDATA[Murat Çetin, Pazartesi Hasbihal yazısında AK Parti Malatya İl Başkanlığı’nın bayramlaşma programını ele aldı. Çetin, teşkilatın yoğun katılım gösterdiği programda Malatya milletvekillerinin büyük bölümünün yer almamasını dikkat çekici bir tablo olarak yorumladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Malatya İl Başkanlığı tarafından düzenlenen bayramlaşma programı, geniş katılımla gerçekleştirildi. Teşkilat mensuplarının, sivil toplum kuruluşlarının, muhtarların ve vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği program, şehir siyasetinde farklı değerlendirmeleri de beraberinde getirdi.</p>

<p>Murat Çetin, Pazartesi Hasbihal yazısında programın fotoğraf karesine dikkat çekerek, salonda teşkilatın ve vatandaşların bulunmasına rağmen Malatya milletvekillerinin büyük bölümünün yer almamasını ele aldı. Çetin’e göre ortaya çıkan tablo, şehir siyasetindeki temsil ve aidiyet tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p><strong>MURAT ÇETİN’İN KÖŞE YAZISI</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BAYRAMLAŞMA VARDI… MALATYA YOKTU</span></strong></p>

<p>Ali Bakan bayramlaşma düzenledi.</p>

<p>Salon doldu.</p>

<p>Teşkilat geldi.</p>

<p>Muhtar geldi.</p>

<p>Dernek geldi.</p>

<p>Partili geldi.</p>

<p>Çay geldi.</p>

<p>Simit geldi.</p>

<p>Bir tek Ak Partinin Malatyalı vekilleri gelmedi.</p>

<p>Şimdi hakkını teslim edelim.</p>

<p>Bülent Tüfenkci Mekke’de.</p>

<p>Adam hacda.</p>

<p>Allah kabul etsin.</p>

<p>Onu bu fotoğrafın dışında tutalım.</p>

<p>Ama diğerleri…</p>

<p>İşte orası Malatya’nın özeti gibi.</p>

<p>Abdurrahman Babacan belli ki Malatya siyasetini aşmış.</p>

<p>Bir ayağı televizyon stüdyosunda.</p>

<p>Bir ayağı ulusal gündemde.</p>

<p>Bir bakıyorsun Habertürk’te.</p>

<p>Bir bakıyorsun Ankara kulislerinde.</p>

<p>Malatya ise ekranda alt yazı kadar yer bile bulamıyor.</p>

<p>İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak’a gelince…</p>

<p>Kulisler diyor ki…</p>

<p>Bayramlaşma saati uyku vaktine denk gelmiş.</p>

<p>Doğrudur.</p>

<p>Sonuçta herkesin bir önceliği vardır.</p>

<p>Kiminin mitingi.</p>

<p>Kiminin yayını.</p>

<p>Kiminin yastığı.</p>

<p>Malatya beklemiş.</p>

<p>Saat beklememiş.</p>

<p>İhsan Koca mı?</p>

<p>Allah rast getire…</p>

<p>Bu cümleden sonra zaten herkes ne demek istediğimi anlıyor.</p>

<p>İşin garibi şu.</p>

<p>Bayramlaşma dediğin yılda iki kere.</p>

<p>Ne seçim var.</p>

<p>Ne propaganda.</p>

<p>Ne adaylık yarışı.</p>

<p>Ne koltuk hesabı.</p>

<p>Sadece şehirle aynı kareye girmek.</p>

<p>O kadar.</p>

<p>Ama görünen o ki…</p>

<p>Malatya’da aynı fotoğrafın içine girmek bile zorlaşmış.</p>

<p>Eskiden milletvekilleri bayramda vatandaşın elini sıkardı.</p>

<p>Şimdi vatandaş bayramlaşmada milletvekilini arıyor.</p>

<p>Ve galiba fotoğrafın en acı tarafı şu:</p>

<p>Salonda AK Parti vardı.</p>

<p>Salonda teşkilat vardı.</p>

<p>Salonda Malatya vardı.</p>

<p>Bir tek Malatya’nın vekilleri yoktu.</p>

<p>Murat Çetin’in Pazartesi Hasbihal yazısının tamamına ulaşmak için ilgili bağlantıya tıklayabilirsiniz.</p>

<p><strong><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bayramlasma-vardi-malatya-yoktu-78858">https://www.malatyatime.com/makale/bayramlasma-vardi-malatya-yoktu-78858</a></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 13:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/ak-partinin-bayramlasmasinda-dikkat-ceken-detay-salon-doldu-vekiller-yoktu-1780380908.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mustafa AKDEMİR / Ekmek Teknemiz</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/mustafa-akdemir-ekmek-teknemiz-116137</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/mustafa-akdemir-ekmek-teknemiz-116137</guid>
                <description><![CDATA[Mustafa AKDEMİR yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsan ekmek teknesine çok iyi bakmalı.</strong></p>

<p>Balıkçı teknesinin tahtası çürümeye başlasa hemen tamir eder. Şoför aracından gelen en küçük sesi bile önemser. Esnaf dükkânını, çiftçi traktörünü, mühendis bilgisayarını korur. Çünkü bilir ki ekmek teknesi zarar görürse rızkı da zarar görür.</p>

<p>Kimse ekmek teknesine "Boş ver, ne olursa olsun" demez, diyemez.</p>

<p>Peki insanın ahiretini kazandıracak ekmek teknesi yok mudur?&nbsp;</p>

<p>Vardır.</p>

<p>Biraz düşündüğümüzde bunun gözümüz, kulağımız, dilimiz ve diğer duyularımız olduğunu görürüz. Çünkü Allah'ın nimetlerini bunlarla tanırız: Bir çiçeğin güzelliğini gözümüzle görürüz. Bir Kur'an tilavetini kulağımızla dinleriz. Bir meyvenin tadını dilimizle alırız. Bir yağmur sonrası toprağın kokusunu burnumuzla hissederiz. Sonra da bütün bunların sahibini hatırlayıp şükrederiz.</p>

<p>Fakat bunların da bir kumanda merkezi vardır.</p>

<p><strong>Akıl.</strong></p>

<p>İnsan aklıyla düşünür, değerlendirir, tercih eder ve harekete geçer. Göz görür ama neye bakacağına akıl karar verir. Kulak işitir ama neyi dinleyeceğine akıl karar verir. Dil konuşur ama hangi sözü söyleyeceğine akıl karar verir. İyilik veya kötülük yapmaya akıl karar verir.</p>

<p><strong>Bu yüzden akla, ahiretin ekmek teknesi demek yanlış olmaz.</strong></p>

<p>Ne var ki ekmek teknesi olan aracımızı, dükkânımızı veya makinesimizi koruduğumuz kadar aklımızı korumuyoruz.</p>

<p>Arabamıza yanlış yakıt koymuyor ama zihnimize her gün tonlarca gereksiz bilgi dolduruyoruz.</p>

<p>Telefonumuza virüs girmesin diye program yüklüyor ama aklımıza giren virüslere karşı hiçbir tedbir almıyoruz.</p>

<p>Bir düşünün...</p>

<p>Bir iş adamına gidip "Depodaki bütün çöpleri getirip mağazanın ortasına yığalım" deseniz kabul eder mi?</p>

<p>Etmez.</p>

<p>Çünkü bilir ki değerli ürünlerle çöp aynı yerde tutulmaz.</p>

<p>Peki neden birçok insan zihnini böyle kullanıyor?</p>

<p>Saatlerce faydasız videolar, bitmek bilmeyen magazin haberleri, dedikodular, kavgalar, anlamsız tartışmalar...</p>

<p>İnsan bazen gün boyunca onlarca şeyi görüyor, yüzlerce şeyi dinliyor ama akşam olduğunda bunların kendisine ne kattığını düşündüğünde kocaman bir “hiç” görüyor. Ne büyük bir israf!</p>

<p>Hafızamız sınırsız değil. Bir kütüphanenin raflarını sürekli değersiz kitaplarla doldurursanız bir süre sonra değerli eserleri koyacak yer bulamazsınız. Zihin de böyledir. Faydasız bilgiler çoğaldıkça faydalı olanlar için yer daralır. Bulanıklaşır, karışır, sağlıklı düşünemez.</p>

<p>Bunun için eskiler "Ne yersen osun" demişlerdir. Belki bugün buna bir şey daha eklemek gerekiyor:</p>

<p>"Ne düşünüyorsan, ne seyrediyorsan ve ne dinliyorsan biraz da osun."</p>

<p>Çünkü insanın karakteri, zihninden geçenlerle şekillenir.</p>

<p>Sürekli öfke izleyen öfkeli olur.</p>

<p>Sürekli şehveti besleyen görüntülerle meşgul olanın kalbi o tarafa kayar.</p>

<p>Sürekli boş şeylerle vakit geçiren, faydalı şeyleri sevemez hale gelir.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/ekmek-teknemiz-78860"><strong><span style="color:#2980b9">YAZININ DEVAMI BURADA</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 14:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/mustafa-akdemir-ekmek-teknemiz-1780313413.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilgin AKBAL / Siyasetin Finansmanı…</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/bilgin-akbal-siyasetin-finansmani-116127</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/bilgin-akbal-siyasetin-finansmani-116127</guid>
                <description><![CDATA[Bilgin AKBAL yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geçen hafta Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Dairesi “Cumhuriyet Halk Partisinin 2023 yılında yapılan kurultayda bazı delegelere menfaat sağlandığı gerekçesi (Ankara ve İstanbul Asliye Ceza Mahkemelerinde görülmekte olan ve henüz sonuçlanmamış 2 davadaki savcılık iddianamesi ve dosya içinde yer alan belgeler ışığında) ile kurultayın sakatlandığına (aynı gerekçelerle 2023 tarihli İstanbul Kongresi içinde) hükmederek Yargıtay yolu açık olmak üzere ve 2023 kurultayına götüren eski yönetim kademelerini de mahkeme kararı kesinleşinceye kadar tedbiren göreve getirilmesine karar vermişti.&nbsp;</p>

<p>Fakat geçmişte İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne ilki 2 Mayıs, ikincisi 22 Kasım 2011 tarihlerindeki düzenlenen iki operasyonla başlatılan 130 sanıklı Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen dava ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu “örgüt lideri” iddiasıyla 397 yıl hapsinin istenmiş ve tüm sanıkların beraatıyla sonuçlanmış. Ceza davalarında savcılık makamının talebi doğrultusunda dava sonuçlanmayabilir. &nbsp;</p>

<p>Konunun hukuki sonuçlarını değerlendirmeyi daha sonraya bırakarak bu yazımda önce 2023 kurultayına götürüp kendi düzenlediği kurultayda seçimi kaybeden ve geçen haftada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Dairesi tarafından görevlendirilen Genel Başkan; 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 6’lı masanın Cumhurbaşkanı adayı olarak adı geçtiğinde; masada bulunan İYİ Partinin seçilebilecek aday olmalı itirazı üzerine CHP dışındaki 5 Partinin Genel Başkanları Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmasına ilave olarak İstanbul ve Ankara Belediye başkanlarının da Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak Hükümette yer almasına 1. Tur öncesi karar verilmişti.</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı seçiminde İlk turda hiçbir aday %50 oyu aşamayınca 2. Turda 6’lı masaya Zafer Partisinin de katılımı ile %48 oy alınarak seçim kaybedilmişti.</p>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tur sonuçlarıyla ilgili 29 Mayıs 2023 tarihinde açıklama yaparak,&nbsp;“Unutmayın değişmeyen tek şey, değişimdir. Her sahada her ortamda değişim. Aynı şeyleri yaparak farklı sonuç asla beklemeyeceğiz artık. Türkiye’nin şimdi hızlıca normalleşmeye ve gerçek sorunlarına çözüm bulmaya ihtiyacı vardır. Bugün, büyük hayal kırıklığı yaşayan on milyonların olduğunun farkındayım” diyerek değişim için CHP’nin dava konusu olan Kurultayına (çevrimiçi toplantıları da basına sızmıştı) toplantılar yaparak hazırlandılar.</p>

<p>Bütün İlçe ve İl örgütlerinin kongreleri Sayın Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığında Seçim Kurullarının kontrolunda yapıldı. Kasım 2023’de yapılan Kurultay da Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun açılış konuşması ile başlamış. Kurultayda Genel Başkanlık için Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP Meclis Grup Başkanı Özgür Özel adaydı. 2 Genel Başkan adayın önerisi doğrultusunda kurultayı yönetmek üzere divan başkanlığına Ekrem İmamoğlu aday gösterildi. Divan başkanlığı için yapılan oylama sonucu Ekrem İmamoğlu delegelerin oyları ile divan başkanı seçildi.&nbsp;</p>

<p>Yüksek Seçim Kurulu gözetiminde yapılan seçim sonrası Genel Başkanlık Mazbatası Özgül Özel’e verildi.&nbsp;</p>

<p>CHP Mart 2024 yapılan yerel seçimlerde 1. Parti olması sonrası erken seçim talebi ve Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı için sandıkta oylama yapılması üzerine Mart 2025 Örgüt lideri olarak tutuklanması durumuna ilişkin Bülent Arınç’ın "Siyasette erken öten horozun başını keserler" ifadesini kullanarak; İmamoğlu'nun adaylığını erken açıklamasının hedef haline gelmesine yol açtığını, tutuksuz yargılamanın esas olması gerektiğini öne sürerek 12 Eylül döneminde kendisinin de yargılanmasının tutuksuz yapıldığını örnek olarak belirtmiştir.</p>

<p>Bayramın 4. Günü Kemal Kılıçdaroğlu parti bayramlaşması için gelen topluluğa yaptığı konuşmasında; “Cumhuriyet Halk Partisi'nin şerefli delegelerini pavyon masalarında pazarlık konusu yapanların, Mustafa Kemal'in partisini mahkeme kapılarına düşürüp itibarımızı ayaklar altına almaya çalışanların maskesini vaktinde indiremediğim için sizlerden özür diliyorum. Halkın belediyesinde, yetimin hakkına göz dikip rüşvete, talana bulaşan o rüşvetçi belediye başkanlarını bu partiden söküp atamadığım, onları tek tek ayıklayamadığım için sizlerden, örgütümden ve tarihi önünde Hakk deryasından özür diliyorum. Benim temiz niyetimi, bu ülkeye olan sevdamı sırtımdan hançerlenmek için kullananları göremedim. Hakkınızı helal edin ve beni affedin.”</p>

<p>Türkiye'de siyasetin ahlakla mı, parayla mı, hukukla mı, operasyonla mı, millet iradesiyle mi, aparatlar üzerinden mi şekilleneceği meselesi olduğunu ileri sürerek &nbsp;“Bir partinin delegesinin iradesi şaibeli hale gelirse milletin iradesine duyulan güven sarsılır ve derin bir yara alır. Bir partinin yönetimi ahlaki meşruiyet sorunu yaşarsa o partinin Türkiye'de demokrasi vadetmesi de imkânsız hale gelir. Temiz, tertemiz bir kurultay yapacağız. Partililerimiz, partimizin güvenli limanını işaret ve inşa edecek, o güvenli limana hep beraber gideceğiz, doğru düzgün bir limana gideceğiz. Ben değil kardeşlerim, güvenli limanı sizler inşa edeceksiniz ve o sandıktan kim çıkarsa partinin meşru, hukuki lideri olacaktır, başımızın tacı olacaktır.&nbsp;</p>

<p>418 milyar dolar kavgamıza, güçlendirilmiş parlamenter sistem mücadelemize, tüyü bitmemiş yetimin hakkını sömüren beşli çetelerde dinlesin. Sokaklarımızı zehirleyen uyuşturucu baronları da dinlesin. Halkın tepesine çöken mafya artıkları da dinlesin. Kemal Kılıçdaroğlu hayatta olduğu müddetçe, bu can bu bedende kaldığı müddetçe size asla ve asla geçit vermeyeceğiz. O çaldığınız milyar dolarları, bu milletin kasasına geri getireceğim.&nbsp;</p>

<p>Sayın Kılıçdaroğlu’nun açıklaması kendi içinde birçok çelişkileri de ortaya koymaktadır. Geçmişteki özürlü yönetmesinden dolayı özür dilemesi, güvenli limana delegelerin götüreceğini belirtmesi, Parti yönetiminde bulunduğu onca yıla karşın hesap adamı olarak hala hesap soracağını söylemesi akıl alır gibi değildi.</p>

<p>Geçmişte 8. Cumhurbaşkanımız Turgut Özal Başbakanlığı döneminde kabinesindeki bir Devlet Bakanının yapmış olduğu yolsuzluktan dolayı Yüce Divanda yargılanmasını sağlayarak ceza almasının yolunu açmasına karşın; iktidarda olduğu dönemde Anavatan İktidarı da kendisinden sonraki iktidarlar da bu gibi eleştirilerden nasibini almışlardır.&nbsp;</p>

<p>Cem Uzan’ın liderliğini yaptığı Genç Parti 2002 Milletvekilliği Genel Seçimlerine katılmış ve %7 oy almıştı. Genç Parti o zaman %10 ülke barajını aşamadığından Milletvekillikleri de çıkaramamışlardı. Seçim kampanyası sırasında yapmış olduğu geniş katılımlı miting organizasyonu, dağıttığı promosyonlar, konserler, reklamlar v.s. çok ciddi paralar döküldü. Bu paraların kaynağı sorgulanmadı. Daha sonra Uzan Ailesinin sahibi olduğu İmar Bankasında resmi kayıtların onlarca katı para hareketlerinin olduğu tespit edilmiş ve faturası da ülke insanımıza çıkmıştı. &nbsp;</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/siyasetin-finansmani-78859"><strong><span style="color:#c0392b">YAZININ DEVAMI BURADA</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/bilgin-akbal-siyasetin-finansmani-1780299910.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Bayramlaşma Vardı... Malatya Yoktu</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-bayramlasma-vardi-malatya-yoktu-116126</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-bayramlasma-vardi-malatya-yoktu-116126</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ali Bakan </strong>bayramlaşma düzenledi.</p>

<p>Salon doldu.</p>

<p>Teşkilat geldi.</p>

<p>Muhtar geldi.</p>

<p>Dernek geldi.</p>

<p>Partili geldi.</p>

<p>Çay geldi.</p>

<p>Simit geldi.</p>

<p>Bir tek Ak Partinin Malatyalı vekilleri gelmedi.</p>

<p>Şimdi hakkını teslim edelim.</p>

<p><strong>Bülent Tüfenkci Mekke’de.</strong></p>

<p>Adam hacda.</p>

<p>Allah kabul etsin.</p>

<p>Onu bu fotoğrafın dışında tutalım.</p>

<p>Ama diğerleri…</p>

<p>İşte orası Malatya’nın özeti gibi.</p>

<p><strong>Abdurrahman Babacan belli ki Malatya siyasetini aşmış.</strong></p>

<p>Bir ayağı televizyon stüdyosunda.</p>

<p>Bir ayağı ulusal gündemde.</p>

<p>Bir bakıyorsun Habertürk’te.</p>

<p>Bir bakıyorsun Ankara kulislerinde.</p>

<p>Malatya ise ekranda alt yazı kadar yer bile bulamıyor.</p>

<p><strong>İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak’a gelince…</strong></p>

<p>Kulisler diyor ki…</p>

<p>Bayramlaşma saati <strong>uyku</strong> vaktine denk gelmiş.</p>

<p>Doğrudur.</p>

<p>Sonuçta herkesin bir önceliği vardır.</p>

<p>Kiminin mitingi.</p>

<p>Kiminin yayını.</p>

<p>Kiminin yastığı.</p>

<p>Malatya beklemiş.</p>

<p>Saat beklememiş.</p>

<p><strong>İhsan Koca mı?</strong></p>

<p>Allah rast getire…</p>

<p>Bu cümleden sonra zaten herkes ne demek istediğimi anlıyor.</p>

<p>İşin <strong>garibi </strong>şu.</p>

<p>Bayramlaşma dediğin yılda iki kere.</p>

<p>Ne seçim var.</p>

<p>Ne propaganda.</p>

<p>Ne adaylık yarışı.</p>

<p>Ne koltuk hesabı.</p>

<p>Sadece şehirle aynı kareye girmek.</p>

<p>O kadar.</p>

<p>Ama görünen o ki…</p>

<p>Malatya’da aynı fotoğrafın içine girmek bile zorlaşmış.</p>

<p>Eskiden milletvekilleri bayramda vatandaşın elini sıkardı.</p>

<p>Şimdi vatandaş bayramlaşmada milletvekilini arıyor.</p>

<p>Ve galiba fotoğrafın en acı tarafı şu:</p>

<p><strong>Salonda AK Parti vardı.</strong></p>

<p><strong>Salonda teşkilat vardı.</strong></p>

<p><strong>Salonda Malatya vardı.</strong></p>

<p><strong>Bir tek Malatya’nın vekilleri yoktu.</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-06-01%20at%2008_58_11.jpeg" /></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>BAYRAMLAŞAMAYAN ODA</strong></span></p>

<p>Malatya Ticaret ve Sanayi Odası…</p>

<p>Tam 12 bin üye.</p>

<p>Bu ne demek biliyor musunuz?</p>

<p>Şehrin ekmeği orada.</p>

<p>Sanayisi orada.</p>

<p>İhracatı orada.</p>

<p>Atölyesi orada.</p>

<p>Fabrikası orada.</p>

<p>Yani Malatya’nın ticari kalbi orada atıyor.</p>

<p>Ya da atması gerekiyor.</p>

<p>Bayram geldi geçti.</p>

<p>Koskoca oda…</p>

<p>bir bayramlaşma yapamadı.</p>

<p>Mesele çay değil.</p>

<p>Mesele şeker değil.</p>

<p>Mesele protokol fotoğrafı hiç değil.</p>

<p>Mesele <strong>aynı masada buluşabilmek.</strong></p>

<p>Çünkü ticaret güven ister.</p>

<p>Güven temas ister.</p>

<p>Temas istişare ister.</p>

<p>İstişare hareket doğurur.</p>

<p>Hareket bereket getirir.</p>

<p>Şimdi insan ister istemez soruyor:</p>

<p><strong>12 bin üyeyi aynı çatı altında buluşturamayan bir yapı, şehrin ticari enerjisini nasıl bir araya getirecek?</strong></p>

<p>Daha ilginci şu.</p>

<p>Malatya deprem yaşamış.</p>

<p>Esnaf yorgun.</p>

<p>Sanayici temkinli.</p>

<p>Piyasa kırılgan.</p>

<p>Tam da böyle zamanlarda odaların daha görünür olması gerekir.</p>

<p>Daha fazla kapı çalması gerekir.</p>

<p>Daha fazla insanı bir araya getirmesi gerekir.</p>

<p>Ama ortada garip bir sessizlik var.</p>

<p>Sanki oda büyümüş…</p>

<p>ruh küçülmüş.</p>

<p>Sanki bina yerinde duruyor…</p>

<p>ama heyecan başka yere taşınmış.</p>

<p>Oysa bayramlaşma dediğin şey bazen bir çaydan daha fazlasıdır.</p>

<p>Bir masada oturan iki insanın kurduğu cümle…</p>

<p>bazen milyonluk yatırımdan kıymetlidir.</p>

<p>Bir tokalaşma…</p>

<p>bazen aylarca çözülemeyen problemi çözer.</p>

<p>Bir selam…</p>

<p>bazen yeni bir ortaklığın kapısını açar.</p>

<p>Onun için mesele bayramlaşma değil.</p>

<p>Mesele <strong>şehrin ticari nabzının neden bu kadar zayıf attığıdır.</strong></p>

<p>Ve galiba asıl soru da burada başlıyor:</p>

<p><strong>Malatya’nın 12 bin üyeli odasında ses bu kadar az çıkıyorsa… şehir ekonomisinin kalbi gerçekten nerede atıyor?</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-06-01%20at%2008_58_11%20(1).jpeg" /></strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>SESSİZLİĞİN BİTTİĞİ YER</strong></span></p>

<p>Malatya’da yıllardır bir İhsan Koca profili vardı.</p>

<p>Sakin.</p>

<p>Sessiz.</p>

<p>Geri planda.</p>

<p>Şehir konuşur…</p>

<p>sessizlik.</p>

<p>Esnaf konuşur…</p>

<p>sessizlik.</p>

<p>Çiftçi konuşur…</p>

<p>sessizlik.</p>

<p>Sanayici konuşur…</p>

<p>sessizlik.</p>

<p>Derken bir torba yasa çıktı.</p>

<p>Bir baktık…</p>

<p><strong>İhsan Koca imzanın altında.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-06-01%20at%2008_59_34.jpeg" /></strong></p>

<p>İşin garip tarafı burada başlıyor.</p>

<p>Çünkü tartışılan şey vergi değil.</p>

<p>Yol değil.</p>

<p>Köprü değil.</p>

<p>Baraj değil.</p>

<p>Tartışılan şey doğrudan bir fikir meselesi.</p>

<p>Bir anlayış meselesi.</p>

<p>Bir dünya görüşü meselesi.</p>

<p>Ve tam burada muhafazakâr seçmen dönüp vekiline bakıyor.</p>

<p>Diyor ki:</p>

<p><strong>“Bunca meselede görmediğimiz gayreti burada mı görecektik?”</strong></p>

<p>Siyaset bazen çok acımasızdır.</p>

<p>Yıllarca yaptığınız konuşmalar unutulur.</p>

<p>Ama attığınız bir imza kalır.</p>

<p>Çünkü seçmen kulağıyla değil…</p>

<p>hafızasıyla oy verir.</p>

<p>Bugün sosyal medyaya bakıyorsun.</p>

<p>Kimse yeni yatırım konuşmuyor.</p>

<p>Kimse yeni fabrika konuşmuyor.</p>

<p>Kimse yeni istihdam konuşmuyor.</p>

<p>Konuşulan tek şey şu:</p>

<p><strong>“İhsan Koca neden bu meselenin içinde?”</strong></p>

<p>İnsan ister istemez düşünüyor.</p>

<p>Malatya’nın çözülmeyi bekleyen onlarca meselesi dururken…</p>

<p>vekili görünür kılan şey neden bu oldu?</p>

<p>Belki de siyasetin en ağır yükü budur.</p>

<p>Bazen yaptığın iş değil…</p>

<p><strong>nerede durduğun</strong> konuşulur.</p>

<p>Ve galiba bugün tartışılan da bir yasa maddesinden çok…</p>

<p>o maddenin altındaki imzanın neyi temsil ettiği.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-06-01%20at%2008_58_11%20(2).jpeg" /></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>CESUR VELİ’NİN EN PAHALI KUMARI</strong></span></p>

<p>Malatya’nın cesur adamı derler.</p>

<p>Doğrudur.</p>

<p>Veli Ağbaba gerçekten cesur çıktı.</p>

<p>Ama bazen cesaret…</p>

<p>insanı zirveye çıkarmaz.</p>

<p>Masaya oturtur.</p>

<p>Hem de bütün sermayesiyle.</p>

<p>Veli Ağbaba yıllardır siyaset biriktirdi.</p>

<p>İlmek ilmek.</p>

<p>Oy oy.</p>

<p>Kriz kriz.</p>

<p>Yüzde 38’e kadar taşıdı hikâyeyi.</p>

<p>Bu rakam CHP için sadece rakam değildi.</p>

<p><strong>Bir yatırım dosyasıydı.</strong></p>

<p>Bir gün Büyükşehir’e yürümenin avansıydı.</p>

<p>Sonra ne oldu?</p>

<p>Masaya bütün fişlerini sürdü.</p>

<p>Kılıçdaroğlu gitti.</p>

<p>Özgür Özel geldi.</p>

<p>İmamoğlu yükseldi.</p>

<p>Veli Ağbaba da tercihini yaptı.</p>

<p>İşte hikâye tam burada başladı.</p>

<p>Çünkü siyasette yanlış tarafta kalmanın faturası bazen seçimi kaybetmek değildir.</p>

<p><strong>Yılların yatırımını kaybetmektir.</strong></p>

<p>Bugün CHP’ye bakıyorsun.</p>

<p>Parti değil.</p>

<p>Parçalı aile toplantısı.</p>

<p>Bir köşede Kılıçdaroğlucular.</p>

<p>Bir köşede Özgür Özelciler.</p>

<p>Başka tarafta İmamoğlucular.</p>

<p>Bir başka masada bölgesel güç odakları.</p>

<p>Aynı binadalar.</p>

<p>Ama aynı partide gibiler mi?</p>

<p>Orası muamma.</p>

<p>Ve şimdi en büyük tehlike ortaya çıkıyor.</p>

<p>Çünkü Veli Ağbaba yıllardır rakipleriyle kavga etmedi.</p>

<p>Geleceğe yatırım yaptı.</p>

<p>Ama insan bazen rakibine yenilmez.</p>

<p><strong>Yatırım yaptığı masanın dağılmasına yenilir.</strong></p>

<p>Bugün Malatya’da konuşulan CHP’nin geleceği değil.</p>

<p>Aslında konuşulan şey şu:</p>

<p><strong>Veli Ağbaba yıllardır çıktığı merdivenin hâlâ duvara yaslı olup olmadığı.</strong></p>

<p>Çünkü siyasette en pahalı kayıp seçim değildir.</p>

<p><strong>Yanlış masaya yatırılan ömürdür.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-06-01%20at%2008_57_42.jpeg" /></strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>VELİ GİDERSE SAMİ KAZANIR MI?</strong></span></p>

<p>Malatya’da bazıları erkenden bayram hazırlığı yapıyor.</p>

<p>CHP karışmış.</p>

<p>CHP bölünmüş.</p>

<p>CHP kavgalı.</p>

<p>Veli Ağbaba’nın siyaseten zor günler yaşayabileceği konuşuluyor.</p>

<p>Ve hemen ardından aynı cümle geliyor:</p>

<p>“Bu iş Sami Er’e yarar.”</p>

<p>Hakikaten mi?</p>

<p>Bir dakika.</p>

<p>Biraz yavaş.</p>

<p>Biraz hesap.</p>

<p>Biraz matematik.</p>

<p>Selahattin Gürkan seçildiğinde aldığı oy yaklaşık yüzde 67-68.</p>

<p>Sami Er seçildiğinde?</p>

<p>Yaklaşık yüzde 45.</p>

<p>Yani ortada zafer kadar konuşulmayan başka bir rakam daha var.</p>

<p><strong>Yirmi puandan fazla eriyen bir oy.</strong></p>

<p>Ama o günlerde başka bir şey vardı.</p>

<p>Bir anlatı vardı.</p>

<p>Bir vitrin vardı.</p>

<p>Bir itibar yönetimi vardı.</p>

<p>Sami Er anlatılıyordu.</p>

<p>Sami Er pazarlanıyordu.</p>

<p>Sami Er parlatılıyordu.</p>

<p>Aradan zaman geçti.</p>

<p>Broşür kapandı.</p>

<p>Sunum bitti.</p>

<p>Perde kalktı.</p>

<p>Ve geriye yönetim kaldı.</p>

<p>İşte hikâye tam burada başladı.</p>

<p>Çünkü CHP’nin problemi ne olursa olsun…</p>

<p>Sami Er’in problemi yerinde duruyor.</p>

<p><strong>Vekillerle problem.</strong></p>

<p><strong>Teşkilatla problem.</strong></p>

<p><strong>Basınla problem.</strong></p>

<p><strong>İl başkanıyla problem.</strong></p>

<p><strong>Ekip kurma problemi.</strong></p>

<p><strong>Koordinasyon problemi.</strong></p>

<p>Ve hepsinden önemlisi…</p>

<p>“Bildiğim bildik.”</p>

<p>“Dediğim dedik.”</p>

<p>“Çaldığım düdük.”</p>

<p>siyaseti.</p>

<p>Bazıları Veli Ağbaba’nın küçülmesini kendi büyümesi sanıyor.</p>

<p>Halbuki siyaset çocuk parkı değil.</p>

<p>Karşı salıncağın kırılması…</p>

<p>senin yükseldiğin anlamına gelmez.</p>

<p>Rakibin tökezleyebilir.</p>

<p>Muhalefet dağılabilir.</p>

<p>Partiler bölünebilir.</p>

<p>Ama içeride düzen yoksa…</p>

<p>dışarıdaki karmaşanın pek faydası olmaz.</p>

<p>Çünkü bazı siyasetçiler seçimi rakibine karşı kazanır.</p>

<p>Sonra dönüp…</p>

<p><strong>kendi yönetim tarzına karşı kaybetmeye başlar.</strong></p>

<p>Ve galiba bugün sorulması gereken soru şu:</p>

<p><strong>Veli Ağbaba giderse Sami Er kazanır mı?</strong></p>

<p>Yoksa…</p>

<p>Sami Er’in asıl rakibi hâlâ Sami Er midir?</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bayramlasma-vardi-malatya-yoktu-78858"><strong><span style="color:#c0392b">YAZININ DEVAMI BURADA</span></strong></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/06/murat-cetin-bayramlasma-vardi-malatya-yoktu-1780296080.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sevgi BERK / Bir Medeniyet Altı Bin Feette Nasıl Değer Kaybeder?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sevgi-berk-bir-medeniyet-alti-bin-feette-nasil-deger-kaybeder-116107</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sevgi-berk-bir-medeniyet-alti-bin-feette-nasil-deger-kaybeder-116107</guid>
                <description><![CDATA[Sevgi BERK yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medyanın önümüze düşürdüğü bazı görüntüler toplumsal olarak "Nereye gidiyoruz?" sorusunu da sert bir şekilde yüzümüze çarpıyor. Son olarak İstanbul-Malatya seferini yapan bir hava yolları uçağında yaşanan ve iddialara göre kabin içinde sonlanan o tuvalet tartışması, tam olarak bu cinsten bir olay. Malatya'ya doğru süzülen uçakta, yolcuların gözü önünde yaşanan bu hadise medeniyet ve nezaket sınırlarını zorlayan türden.</p>

<p>Uçak iniş için alçalmaya başlamış, emniyet kemeri ikaz ışıkları yanmış ve havacılığın en kritik aşamalarından birine geçilmiş. Güvenlik prosedürleri gereği kabin ekibi, haklı olarak yerinden kalkan yolcuyu uyarıyor ve tuvalete gitmesine izin vermiyor. Buraya kadar her şey kurallara uygun, olması gerektiği gibi. Ancak iddiaya göre sonrasında yaşananlar, kuralların da, nezaketin da, en temel insani sınırların da sınırını aşıyor.</p>

<p>Peki, bu noktada ne olması gerekirdi? Gelin, hem havacılık kültürü hem de toplumsal sorumluluk açısından madalyonun iki yüzüne de bakalım.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>PROSEDÜRLER ESNETİLEMEZ AMA İNSANİ İLETİŞİM GELİŞTİRİLEBİLİR</strong></span></p>

<p>Havacılık, sıfır hata toleranslı bir sektördür. İniş ve kalkış esnasında yolcuların koltuklarında bağlı kalması bir keyfiyet değil, olası bir sarsıntıda veya acil durumda hayati tehlikeyi önlemek için mutlak bir zorunluluktur. Kabin ekibinin bu kuralı esnetmesini beklemek haksızlık olur; çünkü uçakta yaşanacak her türlü fiziki yaralanmanın sorumluluğu doğrudan onlardadır.</p>

<p>Öte yandan, biyolojik ihtiyaçların ertelenemez ve bazen sağlık sorunlarıyla doğrudan ilişkili olduğu da bir gerçek. Muhtemel bir panik atağı, ani bir rahatsızlığı ya da idrar kaçırma gibi tıbbi bir durumu yönetmek, sadece "Yasak, geçemezsiniz" demekten daha fazlasını gerektirebilir. Bir an için durup iğneyi kendimize batırmamız, empati kurmamız gerekmez mi? Bugün sosyal medyada acımasızca eleştirilen, linç edilen o kişi sizin anneniz, babaanneniz, teyzeniz ya da bizzat siz olabilirdiniz. Ansızın nükseden bir sağlık sorunu yüzünden kendinizi bir anda kontrol edemediğiniz bir biyolojik krizin içinde bulabilirdiniz. Böyle bir durumda, en çaresiz ve en savunmasız anınızın cep telefonlarıyla kaydedilip internette milyonlarca kişiye izletildiğini görseniz ne hissederdiniz? Yaşadığınız sağlık probleminin acısı bir yana, toplumsal bir infazın ortasında kalmanın yaratacağı o psikolojik yıkımı atlatmak mümkün müdür? Şüphesiz kabin ekipleri çok zorlu şartlarda ve yoğun stres altında çalışıyorlar. Ancak bu tür ekstrem kriz anlarında, yolcuyu sakinleştirecek, onun durumunu aciliyet sırasına göre tartacak daha esnek kriz yönetimi refleksleri devreye girebilmeliydi. Elbette işin içinde bir sağlık problemi mi yoksa tamamen bir kuralsızlık inadı mı olduğunu henüz resmi açıklama gelmediği için tam olarak bilemiyoruz.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>"KAYDETMEK" YERİNE "GÖZÜNÜ ÇEVİRMEK" GEREKİRDİ</strong></span></p>

<p>Olayın en az yaşanan hadise kadar düşündürücü olan bir diğer boyutu ise, uçağın içindeki diğer yolcuların refleksi. Bir insanın, sebebi ne olursa olsun, en savunmasız, belki de en trajik anını cep telefonu kameralarıyla saniye saniye kaydedip internete servis etmek bir vatandaşlık görevi değildir. Sosyal medya çağının getirdiği bu "her anı ifşa etme" hastalığı, bizi insan kılan en temel duygulardan birini, yani empatiyi elimizden alıyor.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bir-medeniyet-alti-bin-feette-nasil-deger-kaybeder-78857"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/sevgi-berk-bir-medeniyet-alti-bin-feette-nasil-deger-kaybeder-1780215117.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hakkını Helal Et Diyemedim</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/hakkini-helal-et-diyemedim-116103</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/hakkini-helal-et-diyemedim-116103</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan bazen ölümün bir anda geleceğini zanneder.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 05 30 At 13.51.41" src="https://dpcdn.tebilisim.com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-30-at-135141.jpeg" style="height:1510px; width:1170px" /></p>

<p>Bir telefon.</p>

<p>Bir kaza.</p>

<p>Bir haber.</p>

<p>Bizimki öyle olmadı.</p>

<p>Ölüm kapıyı çalmadı.</p>

<p>Kapının önüne oturdu.</p>

<p>Ve günlerce bekledi.</p>

<p>İlk önce kan değerleri düştü.</p>

<p>“Yaştandır” dediler.</p>

<p>Sonra enfeksiyon çıktı.</p>

<p>Geçer dediler.</p>

<p>Bir daha çıktı.</p>

<p>Bir daha…</p>

<p>Üçüncü enfeksiyonda artık doktorların yüzü değişmeye başlamıştı.</p>

<p>CRP yükseliyordu.</p>

<p>Beyaz küre yükseliyordu.</p>

<p>Tansiyon düşüyordu.</p>

<p>Biz ise hâlâ umut arıyorduk.</p>

<p>Çünkü insan babasına ölüm yakıştıramıyor.</p>

<p>Seksen bir yaşında olsa da…</p>

<p>Yürümekte zorlansa da…</p>

<p>Gözlerinin içine baktığında hâlâ çocuk oluyorsun.</p>

<p>Sonra hastane başladı.</p>

<p>Koridorlar.</p>

<p>Serumlar.</p>

<p>Monitörler.</p>

<p>İlaçlar.</p>

<p>Bir gün palyatif bakım dediler.</p>

<p>İlk duyduğumda içim burkuldu.</p>

<p>Sonra anladım.</p>

<p>Hayatı uzatmanın değil…</p>

<p>Acıyı azaltmanın peşindeydiler.</p>

<p>Ama insanın içinde başka bir mahkeme kuruluyor.</p>

<p>“Bir serum daha…”</p>

<p>“Bir ilaç daha…”</p>

<p>“Bir gün daha…”</p>

<p>Belki de en ağır yük burada başlıyor.</p>

<p>Babamı yaşatmaya mı çalışıyordum?</p>

<p>Yoksa babamı yormaya mı?</p>

<p>Bu sorunun cevabını hâlâ bilmiyorum.</p>

<p>Bir gün ayakları morardı.</p>

<p>Nefessiz kaldı.</p>

<p>Tansiyonu dört’e ikiye düştü.</p>

<p>O an ölümün odanın içinde dolaştığını gördüm.</p>

<p>Doktorlar yetişti.</p>

<p>Serumlar takıldı.</p>

<p>Monitörler ötmeye devam etti.</p>

<p>Biraz toparladı.</p>

<p>Biz de umutlandık.</p>

<p>Meğer insan en çok umuda yeniliyormuş.</p>

<p>Sonra doktor bir cümle kurdu.</p>

<p>“Son zamanları…”</p>

<p>Kısa bir cümleydi.</p>

<p>Ama bir ömrün ağırlığını taşıyordu.</p>

<p>Yoğun bakıma aldılar.</p>

<p>Belki kurtulur diye düşündük.</p>

<p>Belki biraz daha bizimle kalır diye…</p>

<p>Belki…</p>

<p>O bir saat içinde bütün ihtimaller yaşandı.</p>

<p>Sonra doktor geldi.</p>

<p>Kalp krizi dedi.</p>

<p>Çok enfeksiyon vardı dedi.</p>

<p>Bu kadar.</p>

<p>Bir insanın seksen bir yıllık hayatı bazen iki cümleye sığıyor.</p>

<p>Şimdi düşünüyorum.</p>

<p>Onca tahlil.</p>

<p>Onca ilaç.</p>

<p>Onca cihaz.</p>

<p>Onca mücadele…</p>

<p>Ve sonunda bir mezar.</p>

<p>İnsan, toprağın başında bazı şeyleri daha iyi anlıyor.</p>

<p>Biz doktora sorarken…</p>

<p>Ömür cevabı çoktan verilmiş oluyor.</p>

<p>Biz serum peşinde koşarken…</p>

<p>Takvim çoktan yazılmış oluyor.</p>

<p>Biz çare ararken…</p>

<p>Kader hükmünü sessizce icra ediyor.</p>

<p>Beni en çok yaralayan ise başka bir şey.</p>

<p>Hakkını helal et diyemedim.</p>

<p>Onu üzmeyeyim istedim.</p>

<p>Korkutmayayım istedim.</p>

<p>Moralini bozmayayım istedim.</p>

<p>Belki doğru yaptım.</p>

<p>Belki yanlış.</p>

<p>Artık bilmiyorum.</p>

<p>Ama bugün biliyorum ki…</p>

<p>Bazı cümleler söylenmese de insanın içinde ömür boyu yaşamaya devam ediyor.</p>

<p>Şimdi hastane sessiz.</p>

<p>Monitörler susmuş.</p>

<p>Serumlar bitmiş.</p>

<p>Doktorlar gitmiş.</p>

<p>Koridorlar boşalmış.</p>

<p>Geriye sadece bir evladın içindeki ses kalmış:</p>

<p>“Baba…</p>

<p>Hakkını helal et.”</p>

<p><strong>Selam ve dua ile</strong></p>

<p><strong>Fiemanillah</strong></p>

<p><a href="https://www.dirilispostasi.com/hakkini-helal-et-diyemedim"><span style="color:#c0392b"><strong>KAYNAK: DİRİLİŞ POSTASI GAZETESİ&nbsp;</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 31 May 2026 12:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/murat-cetin-hakkini-helal-et-diyemedim-1780207434.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sarper SAN / Çökme ve götürme!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sarper-san-cokme-ve-goturme-116092</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sarper-san-cokme-ve-goturme-116092</guid>
                <description><![CDATA[Sarper SAN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır siyasetçilerin rüşvet ve kamu kaynaklarına <strong>“çökme”</strong> ve<strong> “götürme”</strong> eylemleri üzerine konuşulur. Yazılar yazılır, nutuklar atılır. Seçim meydanlarında “<strong>daha temiz daha arınmış” </strong>olduklarını iddia eden liderlerin konuşmaları dinlenir.<br />
Ama seçimler biter kazanan ve kaybeden belli olduktan sonra gerçekler fark edilir.<br />
Koltuğa oturup gücü ele geçirenlerden bazılarının yolsuzluk, rüşvet ve kamu kaynaklarını suistimal etme eğilimleri yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar.<br />
Üstelik bunu yaparken yüzleri kızarmaz. Sanki doğal bir iş yapıyormuş gibi davrandıkları, kamu kaynaklarını kendi malı gibi kabul ettikleri görülür.<br />
Bu eğilim, psikoloji ve psikanaliz dünyasında nasıl değerlendirilmiştir diye merak ettik ve kısa bir araştırma yaptık.<br />
İlginç ve şaşırtıcı analizlerin yapıldığını, bazı analizlerin, yaşadığımız olay ve kişilere “cuk” oturduğunu ibretle ve dehşetle gördük.<br />
İşte o şaşırtıcı analizlerden birkaçı:</p>

<p><strong>Narsisizm ve "Karanlık Üçlü"&nbsp;</strong><br />
Psikolojide yolsuzluğa yatkınlık genellikle Karanlık Üçlü olarak bilinen üç kişilik özelliğinin birleşimiyle açıklanıyor:&nbsp;<br />
<strong>Narsisizm, Makyavelizm ve Psikopati.&nbsp;</strong><br />
Bu üç özelliğe sahip kişilerin empati yeteneklerinin düşük olduğu belirlenmiş. Bunlar Kamu malına "çökmeyi" bir suç değil, kendi üstünlüklerinin veya "hak ettikleri" gücün doğal bir getirisi olarak görürler.&nbsp;<br />
Bu saptamayı yapan uzmanlara göre, bu yapıdaki bir politikacı için kurallar sadece "sıradan insanlar" içindir. Biraz tanıdık geldi gibi değil mi?<br />
Devam edelim</p>

<p><strong>Kibir Sendromu</strong><br />
Sırada siyasetçilerde görülen güç zehirlenmesi yer alıyor. Bunu<strong> Kibir Sendromu </strong>olarak tanımlamışlar. Onlara göre bu siyasetçilerde görülen bir <strong>"mesleki bozukluktur"</strong>. Bu analize göre güç zehirlenmesi içindeki Kişi, kendisini devletle, güç ile bir tutmaya başlar. <strong>"Ben devletim, güç bende" </strong>algısı oluşur. O Kişi veya kişiler için kamu malını çalmak aslında <strong>"kendi malını kullanmak" </strong>gibi sıradan bir rasyonaliteye dönüşür. Bu türlerin en bariz belirtileri ise size çok daha şaşırtıcı gelecek. Ve mutlaka “<strong>aaa</strong>” diyeceksiniz. Bunlarda aşırı bir özgüven hali, gerçeklerden kopuş ile sadece <strong>“tarihe veya kendi seçmenine"</strong> hesap vereceğine inanma saplantılarının görüldüğü uzmanlarca vurgulanıyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-05-28%20at%2022_32_11.jpeg" /></p>

<p>Tabii bu kadarla bitmiyor. Bu kişilerin bir de çocuklukta yaşadıkları aşağılık kompleksini aşırı telafi etme çabaları var. Buna üstünlük çabası deniyor.</p>

<p><strong>Üstünlük Çabası</strong><br />
Bu çaba içindeki Kişi, içindeki yetersizlik duygusunu bastırmak için devasa bir maddi güç ve kontrol mekanizması kurmaya çalışıyor. Kamu malına el koymak, bu kişiliğin dünyadaki varlığını ve <strong>"yenilmezliğini"</strong> kanıtlama biçimi olarak analiz ediliyor.<br />
Vay canına demeyin. Durun daha bitmedi. Uzmanlar yolsuzluğu sadece kişisel bir bozukluk değil sistemin bir sonucu olarak görüyorlar. Buna Durumsal Etki deniyor.<br />
<strong>Yani,</strong> denetimin olmadığı ve gücün mutlaklaştığı ortamlarda<strong> "iyi"</strong> insanlar bile hızla yozlaşabiliyor. Değişik kamu görevlerinde kişiler birdenbire hayal bile etmedikleri bir güç ve mali kaynaklara sahip oluyor ve bir de arkasına siyaset ve başka diğer odakların da desteğini alarak bir nevi<strong> “dokunulmazlık”</strong> kazanıyor. Her türlü denetim ve kontrol bu durumda yetersiz kalıyor.&nbsp;<br />
Bir de bu durumdakilerin "<strong>herkes yapıyor" </strong>diyerek kendi ahlaki pusulasını devre dışı bırakması ve bu işi meşrulaştırması işi içinden çıkılmaz bir noktaya getiriyor.<br />
Kısaca bu kişiler kamu malına çökme ve götürme eylemini yaparken en çok <strong>"Ülkem için çalışıyorum”</strong> mottosuna sığınıyorlar ve adeta<strong> “bu da benim hakkım</strong>" diyerek vicdanlarını susturuyorlar. Ama daha da kötüsü bu mottoya kendi seçmen ve destekçileri de inanmış gözüküyor. Bu kesim ne şaşırtıcıdır götürülen ve çökülen mal kendi malı olmasına karşın görmezden geliyor.<br />
Kişi bu davranışı yaparken kendini hukukun ve toplumun üstünde, dokunulmaz olarak görüyor. Bu konuda soru sorulmasını, eleştirilmeyi veya yargıyı söz konusu bile etmiyor.<br />
Fazla ayrıntıya girmiyor, bunu ve yorumu okuyucuya bırakıyoruz.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>BU TİCARETİ AÇIKLAYAN VARSA, GELSİN</strong></span></p>

<p>Yaklaşık 14 bin km uzaklıktaki Şili’den gelen kabuklu ceviz, memleketimizin herhangi bir yerinde üretilen kabuklu cevizden daha ucuz.<br />
Bunu hepiniz biliyor ve bu soruyu ara sıra soruyor olmalısınız.<br />
Bu garip çelişki ABD’den gelen badem, Çin’den gelen sarımsak için de geçerli.<br />
Yani halkımız örneğin, Datça bademini ABD veya Kastamonu Taşköprü sarımsağını Çin’den gelenlerden daha pahalıya satın alabiliyor.<br />
Akşamdan sabaha kadar bu soruyu sorun ve en bilmiş uzmanlar bunu size yanıtlayıp açıklasın yine de tatmin olacağınızı sanmıyorum.<br />
Pekiii bu nasıl oluyor da oluyor?<br />
Yani 14 bin km’den kalkıp gelen ceviz, yerli üretimden daha ucuza satılacak ve bu ticaretten <strong>Şili’deki üreticiden başlayarak, toptancı, ihracatçı, ithalatçı, nakliyeci, Şili ve Türkiye gümrükleri ve de Türkiye’deki satıcı para kazanacaklar,</strong> öyle mi?<br />
Ve bu cevizden daha pahalıya satılan yerli cevize gelince, yerli cevizin bu denli fiyatı ne üreticiyi ne satıcıyı ne de alıcıyı hiç kimseyi mutlu etmeyecek. Öyle mi?<br />
Bu ticareti açıklayan varsa, gelsin… &nbsp;</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/cokme-ve-goturme-78856"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 May 2026 09:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/sarper-san-cokme-ve-goturme-1780035009.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alişan HAYIRLI / Bir garip ölmüş diyeler</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-bir-garip-olmus-diyeler-116076</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-bir-garip-olmus-diyeler-116076</guid>
                <description><![CDATA[Alişan HAYIRLI yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Şair ne güzel söylemiş;&nbsp;</p>

<p>Uzaktadır her şey; gökyüzü, deniz,<br />
Her an peşimizden koşan gölgemiz,<br />
Özlenen limanlar, yanan yıldızlar.<br />
Uzaktadır her şey; anneler, kızlar…<br />
Uzaktadır her şey, hep… yalnız ölüm,<br />
Her yerde, her an yakınımız, ölüm.</p>

<p>Yunus Emre de şöyle seslenmiş çağlar ötesinden;&nbsp;<br />
Bir garip ölmüş diyeler<br />
Üç günden sonra duyalar<br />
Soğuk su ile yuyalar<br />
Şöyle garip bencileyin<br />
(Yunus Emre)</p>

<p>Bu fotoğraf ve video, Akçadağ’ın Küçükkürne Köyü’nde 17 Nisan 2026 tarihinde çekildi… Ağır ağır yol alan 80 yaşındaki Salih Kurt amcamız dün fani alemden baki aleme göç etti.&nbsp;<br />
Tek başına yaşıyordu. Ne gam, zaten tek başına doğmadık mı, tek başına da hesap vermeyecek miyiz? Hiç evlenmedi. Uzun yıllar engelli kardeşine baktı. 6 Şubat depreminde, ayakta zor duran derme çatma evi de yıkılınca sağlık ocağına sığındı. Garip doğdu, garip yaşadı, garip öldü.&nbsp;<br />
Şu yürüyüşün ölüme doğru bir yürüyüş olduğunu kim bilebilirdi. Hepimiz de aslında yaşarken ölüme doğru yol almıyor muyuz? Ecel bizi peşimizden gölge gibi takip ediyor, ölüm meleği hep tetikte bekliyor.&nbsp;<br />
Ölümden kaçtıkça daha çok yaklaşıyoruz mukadder akıbete... Her şey uzakta; gökyüzü, deniz, yanan yıldızlar, anneler ve kızlar… Fakat en uzakta gördüğümüz, kim bilir hiç kapımızı çalmayacak sandığımız ölüm ise en yakınımızdadır.&nbsp;<br />
İnsanoğlu garip bir yaratık; sevdiklerimiz, annemiz babamız, evladımız, kardeşimiz sırayla, tek tek, her gün aramızdan ayrılıp giderken, kendi ellerimizle kara toprağa verirken, eve döndüğümüzde hiç ölmeyecekmişiz gibi yaşamaya devam ederiz.&nbsp;<br />
Ölümün yüzü bize buz gibi soğuk gelir, bütün vücudumuzu elektrik çarpmış gibi sarsılır, hayatın bütün lezzetleri o an bize zehir tadı verir, dünyanın geçiciliği, bizim de bir gün ölebileceğimiz ihtimali beynimize ok gibi saplanır.&nbsp;<br />
“Ölenle ölünmez” derler, elbette, hayat devam ediyor. Fakat ölüm bize ne anlatır?&nbsp;<br />
Yakınlarımızın ölümü hüzün verir bize, ağlar sızlanır, birkaç gün matem havası teneffüs ederiz, sanki belimizden bir kemik kırılmış gibi yığılırız oracıkta… Dünya başımıza yıkılır. &nbsp;Hele vefat eden babamız annemiz ise apaydınlık dünya bir anda zifiri karanlığa dönüşür.&nbsp;<br />
Normal bir insan bütün bunları yaşar, hisseder.&nbsp;<br />
Ya peki gerisi?&nbsp;<br />
Ölüm bize ne anlatır, dedik.&nbsp;<br />
Anlayana ölüm; bir nasihat, bir vaaz, bir derstir. Ölüm, geride kalanlar için paha biçilmez hazine, mirastır. Manevi bir definedir.&nbsp;<br />
Ölümden yeteri kadar ders ve ibret alınmış olsaydı, insanoğlu bu kadar nankör, bu kadar zalim, bu kadar kötü olabilir miydi?&nbsp;<br />
Kalp kırabilir, cinayet işleyebilir, hak yiyebilir, yalan söyleyebilir, fitne ve fesat çıkartabilir, şeytani hileler peşinde koşabilir miydik?&nbsp;<br />
Ölen ölmüştür, ya geride kalan bizler şu fani dünyada, adaletin, hakkın hukukun çiğnendiği, huzur ve mutluluğun ulaşılmaz olduğu şu zorlu imtihan dünyasında biz ne yapacağız?&nbsp;<br />
...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bir-garip-olmus-diyeler-78855"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 May 2026 09:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/alisan-hayirli-bir-garip-olmus-diyeler-1779862231.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / Kurban Bereketinden Gastronomide Malatya&#039;nın Gelecek Vizyonu</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-kurban-bereketinden-gastronomide-malatyanin-gelecek-vizyonu-116075</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-kurban-bereketinden-gastronomide-malatyanin-gelecek-vizyonu-116075</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık bir ay önce bu köşede, Malatya’nın geleceğine yön verebilecek vizyoner bir kalkınma modelini kaleme almış; "boş meralarımızın" nasıl birer ekonomik cevhere dönüştürülebileceğini paylaşmıştım.&nbsp;</p>

<p>O yazıdan bugüne memleket sevdalısı pek çok dosttan çok kıymetli, heyecan dolu geri dönüşler aldım.&nbsp;</p>

<p>Demek ki kalpten çıkan, kalbe ulaşıyormuş.</p>

<p>Tam da bu günlerde, yaklaşan Kurban Bayramı’nın o kendine has manevi iklimi, getirdiği bereket ve kadim hayvancılık kültürümüzün şehre yaydığı o muazzam hareketlilik, beni bu mesele üzerinde yeniden tefekkür etmeye sevk etti.&nbsp;</p>

<p>Bayram vesilesiyle gözümüzü ve gönülümüzü çevirdiğimiz o sessiz yaylaları, meraları düşündükçe, içimdeki o memleket heyecanı adeta bir kat daha katlandı.&nbsp;</p>

<p>Müthiş bir potansiyelin tam ortasında durduğumuzu, bu büyük fırsatı şehrin hafızasına bir kez daha, çok daha güçlü bir şekilde nakşetmemiz gerektiğini hissettim ve bu heyecanımı eksiltmeden, yeniden siz saygıdeğer hemşehrilerimle paylaşmak istedim.</p>

<p>Zihnimi kurcalayan ve bu heyecanı tetikleyen en canlı örnek, tarım ve hayvancılık haritasında adeta bir destan yazan&nbsp;<br />
Balıkesir başarısıdır.</p>

<p>Bugün Marmara’nın bu çalışkan kenti; coğrafyasının sunduğu imkanları doğru bir vizyonla işleyerek, kuzu etini coğrafi işaretle taçlandırıp ülkenin en lüks restoranlarının baş köşesine "premium bir marka" olarak yerleştirmeyi başardı. Ticari zeka ve modern pazarlama aklıyla, adeta küllerinden bir hayvancılık ekolü doğurdu.</p>

<p>Peki, sanayide ve teknoloji hamlelerinde kabuğunu kırmaya çalışan, organize sanayi bölgeleriyle geleceğe göz kırpan Malatya’mız, hayvancılıkta neden kendi "Balıkesir Destanı’nı" yazmasın?&nbsp;</p>

<p>Sanayi ve teknoloji atılımlarımızın yanına, bu muazzam hayvancılık potansiyelini eklediğimizde ortaya çıkacak sinerjiyi hayal edebiliyor musunuz?</p>

<p>Bugün Malatya’da dönüp baktığımızda içimizi sızlatan, ama aslında bağrında devasa bir serveti barındıran apaçık bir gerçeğimiz var: Boş meralarımız ve sessizliğe terk edilmiş atıl yaylalarımız.</p>

<p>Biz bu sessizliği bir mahkumiyet değil; sanayi aklıyla, teknolojiyle ve nitelikli tasarımla sıfırdan inşa edilecek muazzam bir ekonomik rönesansın "bakir alanı" olarak görmek zorundayız.&nbsp;</p>

<p>O boş meralar, Malatya’yı küresel gastronomi haritasına taşıyacak en değerli "yeşil altın" madenimizdir.</p>

<p>İşte tam bu bayram arifesinde, bu büyük heyecanla yeniden çağrıda bulunuyorum; gelin günübirlik projeleri bir kenara bırakıp, bu şehre yakışan o devasa vizyonu koyalım:&nbsp;</p>

<p>Malatya’yı Uluslararası bir Gastronomi, Steakhouse ve Festival Şehri yapmak!<br />
Bu hayal, ayakları yere basmayan bir ütopya değildir; aksine endüstriyel ve pratik bir kalkınma modelidir.&nbsp;</p>

<p>Bizim yüksek rakımlı yaylalarımızda, Beydağları’nın, Yama Dağı’nın eteklerinde yetişen hayvanlar, buralardaki endemik bitkilerle ve yaban kekiğiyle beslenir. İşte bu doğal beslenme, et profesyonellerinin "mermerleşme" dediği, etin kendi yağıyla homojen şekilde dokunmasını sağlar. Yani dünyanın en lüks steakhouse zincirlerinin milyarlar ödediği o premium et kalitesi, bizim şu an boş duran yaylalarımızın doğasında zaten gizlidir.</p>

<p>Bu vizyon, geleneği eksiltmeden, üzerine modern dünyayı inşa etmeyi gerektirir.&nbsp;</p>

<p>Elbette bu hedefin önünde aşılması gereken bürokratik, lojistik ve insani altyapı adımları vardır.&nbsp;</p>

<p>Ancak çözümsüz hiçbir engel yoktur.</p>

<p>İlk adımda, meraların hukuki statüsü ve tahsis süreçleri için yerel yönetimler, tarım müdürlükleri ve köy kooperatifleri arasında kamu-özel sektör iş birliği modelleri kurulabilir; meraların hakkaniyetli ve rotasyonel kullanım sistemi güvenceye alınır. Yaylalarımızın o bakir, sessiz atmosferinde taştan ve ahşaptan yapılmış, doğayla tam uyumlu, pratik tasarımlı "Gurme Yayla Köyleri" kurulurken; ekolojik dengeyi bozmadan taşınabilir, modüler altyapı çözümleri (güneş enerjisi, mobil arıtma ve çevre dostu lojistik hatlar) devreye sokulur.&nbsp;</p>

<p>Böylece doğayı tahrip etmeden, aksine koruyarak pratik bir yerleşim modeli inşa edilir.<br />
İkinci olarak; bu devasa üretimi sırtlayacak nitelikli iş gücü açığı, kurulacak bir "Gastronomi, Hayvancılık ve Et Teknolojileri Akademisi" ile çözülür.&nbsp;</p>

<p>Yerel gençlerimizi modern sürü yönetiminden profesyonel kasaplığa, ileri et işleme tekniklerinden (dry-aged) dünya standartlarında steakhouse şefliğine kadar eğitecek bu yapı, projenin insani ve sürdürülebilir motoru olacaktır.</p>

<p>Biz bu kaliteli hammaddeyi alıp sadece canlı hayvan olarak sevk etmeyeceğiz. Entegre sanayi tesislerimizle, modern et işleme teknolojilerimizle bu gücü katlayacağız.&nbsp;</p>

<p>Malatya mutfağının kadim fırın, tandır ve kuyu kültürünü, modern dünyanın anladığı "Et Restorancılığı (Steakhouse)" diliyle yeniden paketleyeceğiz.&nbsp;</p>

<p>Düşünün ki; Malatya’nın meşhur kayısı odunlarının dumanıyla tütsülenmiş, özel tuz odalarında yaşlandırılmış (dry-aged) etler, şehrimize has benzersiz birer imza ürün haline geliyor.&nbsp;</p>

<p>Şehrin karmaşasından kaçan insanlar, o tertemiz yayla havasında, ağır odun ateşinde pişmiş etlerin ritüelini deneyimliyor.</p>

<p>Ve bu sanayi, tarım ve lezzet zincirini dünyaya haykıracak olan o büyük hamle: Festival coşkusu...</p>

<p>Şehir merkezlerinin dar alanlarına sıkışmış etkinlikleri bir kenara bırakın.&nbsp;</p>

<p>Malatya’nın ucu bucağı görünmeyen o muazzam, boş yaylalarında uluslararası nitelikte bir&nbsp;<br />
"Yayla Gastronomi ve Ateş Festivali" düzenlediğimizi tahayyül edin.&nbsp;</p>

<p>Dünyanın en ünlü şeflerinin, gurmelerinin, seyahat yazarlarının kente akın ettiği; devasa meydan ateşlerinin etrafında açık havada et pişirme performanslarının sergilendiği bir festival...&nbsp;</p>

<p>Amerika’nın meşhur barbekü festivallerinin; Anadolu irfanı, Selçuklu ve Osmanlı mutfak kültürüyle yeniden harmanlanıp dünyaya tescilli bir marka olarak servis edilmesidir bu.</p>

<p>Bu mekânlarda ve festivallerde sunulacak etlerin, tasarlanacak konseptlerin isimleri de bu toprakların asaletini taşımalı; köklerimizden beslenen o asil ruhu geleceğe taşımalıdır.&nbsp;</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/kurban-bereketinden-gastronomide-malatyanin-gelecek-vizyonu-78854"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 May 2026 20:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/dogan-dag-kurban-bereketinden-gastronomide-malatyanin-gelecek-vizyonu-1779817688.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Siyer başka... Hakikat-i Muhammediye (ASM) başka</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-siyer-baska-hakikat-i-muhammediye-asm-baska-116007</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-siyer-baska-hakikat-i-muhammediye-asm-baska-116007</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Salih Suruç’un </strong>Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam’ın hayatını anlattığı iki ciltlik eserini okudum.</p>

<p>Hakikaten çok kıymetli.</p>

<p>Bazen heyecanlanıyorsunuz.</p>

<p>Bazen öfkeleniyorsunuz.</p>

<p>Bazen mahzun oluyorsunuz.</p>

<p>Bazen de:</p>

<p>“İşte hakkın batıla galebesi…” diyorsunuz.</p>

<p>Ama bütün bunlara rağmen insanın içinde bir his kalıyor.</p>

<p>Sanki anlatılan…</p>

<p>İmanımızdaki Hazreti Muhammed Aleyhissalâtü Vesselam’ın tamamı değil.</p>

<p>Çünkü siyer başka.</p>

<p><strong>Hakikat-i Muhammediye (asm) başka.</strong></p>

<p>İşte tam burada <strong>Said Nursî </strong>devreye giriyor.</p>

<p>19. Söz’de…</p>

<p>“Yâsin vel Kur’ânil Hakîm. İnneke leminel mürselîn.”</p>

<p>ayetini açıyor.</p>

<p>Ama nasıl açıyor?</p>

<p>Tarih anlatır gibi değil.</p>

<p>Hakikat konuşturur gibi.</p>

<p>Ve diyor ki:</p>

<p>Benim anlattıklarım yalnızca “reşha”dır.</p>

<p>Yani damla.</p>

<p>Yani sızıntı.</p>

<p>Yani katre.</p>

<p>Çünkü ayetin hakikati…</p>

<p>Okyanus gibi.</p>

<p>İşte burada siyer kitaplarıyla Risale-i Nur’un baktığı yer ayrılıyor.</p>

<p>Birisi hadiseleri anlatıyor.</p>

<p>Diğeri…</p>

<p><strong>Hakikati gösteriyor.</strong></p>

<p>Bakın nasıl gösteriyor.</p>

<p>Yeryüzü bir mescid.</p>

<p>Mekke bir mihrab.</p>

<p>Medine bir minber.</p>

<p>Ve Hazreti Muhammed Aleyhissalâtü Vesselam…</p>

<p>Bütün ehl-i imana imam.</p>

<p>Bütün insanlığa hatip.</p>

<p>Bütün enbiyaya reis.</p>

<p>Bütün evliyaya seyyid.</p>

<p>Bu artık tarih değil.</p>

<p>Bu…</p>

<p>Hakikat-i Muhammediye.</p>

<p>Sonra daha da ileri gidiyor.</p>

<p>“Halka-i zikir” diyor.</p>

<p>Bugün bazı insanların anladığı gibi dar bir halka değil.</p>

<p>Molla Muhammed Hocamızın dikkat çektiği gibi…</p>

<p>Şeriatta sonradan ortaya çıkan şekiller değil.</p>

<p>Asıl halka ne biliyor musunuz?</p>

<p>Malatya’da ezan okunuyor.</p>

<p>O ezan doğudan batıya dönüyor.</p>

<p>Hiç susmuyor.</p>

<p>Ardından iftitah tekbiri.</p>

<p>“Allahu Ekber…”</p>

<p>O da küre-i arzı dolaşıyor.</p>

<p>Sonra Sübhâneke.</p>

<p>Sonra Fatiha.</p>

<p>Sonra Kur’an.</p>

<p>Sonra rükû.</p>

<p>Sonra secde.</p>

<p>Sonra kuud.</p>

<p>Yani bütün yeryüzü…</p>

<p>Dev bir halka-i zikir.</p>

<p>Ve onun serzâkiri…</p>

<p>Hazreti Muhammed Aleyhissalâtü Vesselam.</p>

<p>İşte burada insanın zihni duruyor.</p>

<p>Çünkü mesele artık Abdullah’ın oğlu Muhammed değil.</p>

<p>Çünkü Abdullah’ın oğlu Muhammed Aleyhissalâtü Vesselam…</p>

<p>Beşer cihetiyle vefat etti.</p>

<p>Ama <strong>hakikat-i Muhammediye haydır.</strong></p>

<p>Üstad sonra o hakikati bir ağaca benzetiyor.</p>

<p>Kökü…</p>

<p>124 bin peygamber.</p>

<p>Dalları…</p>

<p>Asırlar boyunca gelen evliyalar.</p>

<p>Meyveleri…</p>

<p>Ulema-i İslam.</p>

<p>Ve hepsi aynı şeyi söylüyor:</p>

<p><strong>“Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah.”</strong></p>

<p>Bütün enbiya mucizeleriyle…</p>

<p>Bütün evliya kerametleriyle…</p>

<p>Onun davasına imza basıyor.</p>

<p>Sonra ikinci reşhaya geçiyor.</p>

<p>Tevrat.</p>

<p>İncil.</p>

<p>Semavi kitaplar.</p>

<p>İrhasat.</p>

<p>Hatıfler.</p>

<p>Kâhinlerin haberleri.</p>

<p>Şakk-ı Kamer.</p>

<p>Ve binlerce mucize…</p>

<p>İnsan burada şunu anlıyor:</p>

<p>Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam yalnızca tarihin anlattığı bir şahsiyet değil.</p>

<p>Bütün kâinatın konuştuğu bir hakikat.</p>

<p>İşte onun için…</p>

<p>Siyer okumak güzeldir.</p>

<p>Ama yetmez.</p>

<p>Çünkü siyer…</p>

<p>Hadiseyi anlatır.</p>

<p>Hakikat-i Muhammediye ise…</p>

<p><strong>Varlığın merkezini.</strong></p>

<p>19. Söz’ü şerh ve izahıyla birlikte okursanız, benim gördüğümü siz de göreceksiniz.</p>

<p>Selam ve dua ile…</p>

<p><strong>Fi emanillah.</strong></p>

<p><a href="https://www.dirilispostasi.com/siyer-baska-hakikat-i-muhammediye-asm-baska"><strong>KAYNAK: DİRİLİŞ POSTASI GAZETESİ&nbsp;</strong></a><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/murat-cetin-siyer-baska-hakikat-i-muhammediye-asm-baska-1779601086.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ferdanur BERK / Bayramda Sindirim Sistemini Yormayın</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-bayramda-sindirim-sistemini-yormayin-116006</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-bayramda-sindirim-sistemini-yormayin-116006</guid>
                <description><![CDATA[Ferdanur BERK yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı, bereketli sofraların kurulduğu, aile ziyaretlerinin arttığı ve paylaşmanın en güzel şekilde yaşandığı özel zamanlardan biri. Ancak bayram döneminde değişen beslenme düzeni, artan et tüketimi ve kontrolsüz ikramlar sindirim sistemi başta olmak üzere birçok sağlık sorununu da beraberinde getirebiliyor. Özellikle ani ve yoğun et tüketimi mide yanması, hazımsızlık, şişkinlik ve bağırsak problemlerine neden olabiliyor. Bu nedenle bayram boyunca hem sofraların tadını çıkarmak hem de sağlığı korumak için dengeli beslenmeye dikkat etmek gerekiyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Kurban Eti Hemen Tüketilmemeli</strong></span></p>

<p>Bayramda yapılan en yaygın hatalardan biri, kesilen etin dinlendirilmeden tüketilmesidir. Yeni kesilmiş et sert yapıda olduğu için hem pişirmesi hem sindirimi daha zor olabilir. Özellikle mide hassasiyeti yaşayan bireylerde dinlendirilmeden tüketilen et hazımsızlık, şişkinlik ve mide rahatsızlıklarına neden olabiliyor. Bu nedenle etin uygun koşullarda birkaç saat dinlendirilmesi, mümkünse 12-24 saat bekletildikten sonra tüketilmesi sindirim açısından daha sağlıklı olacaktır.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Etin Saklama Koşulları da Büyük Önem Taşıyor</strong></span></p>

<p>Kurban etlerinin doğru şekilde saklanması hem sağlık hem gıda güvenliği açısından oldukça önemlidir. Büyük parçalar halinde saklanan etler geç soğuyabileceği için bakteri oluşumu açısından risk oluşturabilir. Bu nedenle etlerin küçük porsiyonlara ayrılarak buzdolabı poşeti veya saklama kaplarında muhafaza edilmesi öneriliyor. Etlerin oda sıcaklığında uzun süre bekletilmemesi gerekiyor. Uzun süre saklanacak etlerin ise derin dondurucuda uygun koşullarda muhafaza edilmesi hem besin değerinin korunmasına hem de güvenli tüketimine katkı sağlar.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Bayram Sabahına Hafif Bir Kahvaltıyla Başlayın</strong></span></p>

<p>Bayram sabahında uzun süre aç kalıp doğrudan kavurma ve ağır yemeklerle başlamak mideyi zorlayabiliyor. Bunun yerine yumurta, peynir, zeytin, domates, salatalık ve tam tahıllı ürünlerden oluşan hafif bir kahvaltı tercih edilmesi gün içerisindeki beslenme düzenini korumaya yardımcı olur. Aç karnına aşırı yağlı ve yoğun et tüketmek mideyi yorabileceği gibi gün boyu halsizlik hissine de neden olabilir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Et Tüketiminde Porsiyon Kontrolü Şart</strong></span></p>

<p>Kırmızı et kaliteli bir protein kaynağıdır; demir, çinko ve B vitaminleri açısından oldukça zengindir. Ancak fazla miktarda tüketildiğinde sindirim sistemi üzerinde yük oluşturabilir. Özellikle yağlı etlerin aşırı tüketimi kolesterol ve tansiyon açısından risk oluşturabiliyor.</p>

<p>Bayram boyunca her öğünde yoğun miktarda et tüketmek yerine öğün dengesine dikkat edilmeli. Etin yanında lif içeriği yüksek sebzeler, salata, yoğurt veya ayran tüketmek sindirimi desteklerken porsiyon kontrolünü sağlamaya da yardımcı olur.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Hızlı Yemek Yemek Sindirimi Zorlaştırabiliyor</strong></span></p>

<p>Bayram sofralarında uzun süre aç kaldıktan sonra hızlı yemek yemek da sık yapılan hatalardan biri. Beynin tokluk sinyalini algılaması yaklaşık 15-20 dakikayı bulabiliyor. Bu nedenle hızlı yemek yemek fark edilmeden fazla tüketimin önüne geçemeyebiliyor. Aynı zamanda yeterince çiğnenmeden tüketilen besinler mideyi daha fazla çalıştırarak şişkinlik, hazımsızlık ve mide rahatsızlıklarına neden olabiliyor. Besinlerin yavaş tüketilmesi ve iyi çiğnenmesi sindirim sistemini rahatlatmaya yardımcı olur.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Pişirme Yöntemi Sağlığı Etkiliyor</strong></span></p>

<p>Bayram sofralarında nasıl pişirdiğimiz de büyük önem taşıyor. Çok yağlı kavurmalar, kızartmalar ve yüksek ateşte uzun süre pişirilen etler mideyi zorlayabiliyor. Bunun yerine haşlama, ızgara veya fırınlama gibi daha sağlıklı yöntemler tercih edilmeli.</p>

<p>Mangalda et pişirirken etin kömürleşmemesine dikkat edilmeli. Çok yüksek ateşte pişen ve yanan etler sağlık açısından risk oluşturabiliyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Sebze ve Salata İhmal Edilmemeli</strong></span></p>

<p>Bayram sofralarında çoğu zaman et ön plana çıkarken sebze tüketimi geri planda kalabiliyor. Oysa etin yanında tüketilen sebzeler sindirimi desteklerken aynı zamanda daha dengeli bir öğün oluşmasına yardımcı olur. Özellikle bol yeşillikli salatalar ve C vitamini içeren sebzeler demir emilimini destekleyebilir.</p>

<p>Sadece et ağırlıklı beslenmek bağırsak düzenini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle lif tüketimine dikkat etmek oldukça önemli.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Tatlı ve İkramlarda Ölçülü Davranılmalı</strong></span></p>

<p>Bayram ziyaretleriyle birlikte çay, kahve, çikolata ve tatlı tüketimi de artıyor. Özellikle şerbetli tatlıların sık tüketilmesi kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olabilir. Tatlı tercihlerinde sütlü tatlılara veya meyveye yönelmek daha dengeli bir seçim olacaktır. İkramları tamamen reddetmek yerine küçük porsiyonlarla ilerlemek hem sosyal ortamı korumaya hem de aşırı tüketimin önüne geçmeye yardımcı olur.</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bayramda-sindirim-sistemini-yormayin-78853"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 24 May 2026 08:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/ferdanur-berk-bayramda-sindirim-sistemini-yormayin-1779600763.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / Bir Gün Kapıyı Çalacaksınız, Açan Olmayacak!..</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-bir-gun-kapiyi-calacaksiniz-acan-olmayacak-116005</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-bir-gun-kapiyi-calacaksiniz-acan-olmayacak-116005</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bu makalemde sizlerle ibretlik bir hikâyeyi paylaşacağım.<br />
Duygusallığımı bağışlayın ve eğer sizleri bayram arifesinde ağlatırsam da affedin lütfen...</p>

<p>Adamın biri der ki;</p>

<p>Bir süre önce bir kadınla yemeğe çıktım. Bu fikir aslında eşime aitti. Bana dedi ki: "Onu ne kadar çok sevdiğini, onun da seni ne kadar çok sevdiğini ve sana nasıl hasret olduğunu çok iyi biliyorum."</p>

<p>Eşimin, dışarı çıkıp vakit geçirmemi istediği kişi annemdi.</p>

<p>Annem 19 yıldır yalnız yaşıyordu. Fakat işlerin yoğunluğu, günlük hayatın koşturmacası, çocukların eğitimi ve sorumluluklar yüzünden onu nadir ziyaret edebiliyordum.</p>

<p>Bir gün onu aradım ve restoranda akşam yemeğine davet ettim. Annem bana şaşkınlıkla, "İyi misin?" diye sordu.</p>

<p>Evet, iyiyim ama seninle baş başa dışarı çıkmak istiyorum anne dedim. Şaşırarak, "Sadece ikimiz mi?" diye sordu. Evet dedim.</p>

<p>"Bunu ne kadar çok istediğimi bilemezsin" diye karşılık verdi.</p>

<p>Ertesi gün iş çıkışı yanına gittim. Evine vardığımda kıyafetlerini giymiş beni bekliyordu. Görünüşe göre, babamın vefatından önce ona aldığı son elbiseydi. Annem bir melek gibi gülümsedi ve "Herkese bugün oğlumla dışarı çıkacağımı söyledim" dedi.</p>

<p>Güzel ve sakin bir restorana gittik. Annem, sanki ülkenin "First Lady'siymiş" gibi koluma girdi. Masaya oturduktan sonra menüyü okumaya başladım. Çünkü o küçük harfleri okuyamıyordu. Ben okurken, o kırışık dudaklarında kocaman bir tebessümle bana bakıyordu.</p>

<p>Sözümü keserek şöyle dedi:<br />
"Sen küçükken sana menüyü ben okurdum, sen de dinlerdin."</p>

<p>Gözlerim dolarak ona cevap verdim:<br />
"Şimdi senin borcunun küçük bir kısmını ödeme sırası bende anne" dedim.</p>

<p>Yemek boyunca çok konuştuk; eski hikâyeler, yeni hikâyeler derken zamanın nasıl geçtiğini anlamadık. Gece yarısını geçmişti. Evinin kapısına döndüğümüzde;</p>

<p>"Bir kez daha birlikte çıkalım, ama bu sefer hesap benden" dedi.<br />
Ellerini öptüm ve onunla vedalaştım.</p>

<p>Birkaç gün sonra annem kalp krizi geçirerek vefat etti. Her şey çok ani oldu, hiçbir şey yapamadım.</p>

<p>Bir süre sonra restorandan bana annemin el yazısıyla bıraktığı bir not ulaştı. Notta şöyle yazıyordu:</p>

<p>"Oğlum, faturayı önceden ödedim. Çünkü bir daha orada olamayabilirim. Her şey Allah'ın takdirindedir. Sen ve eşin için iki kişilik yemek bedelini ödedim. Çünkü o gece, hayatımda yaşadığım en güzel geceydi. Seni seviyorum oğlum."</p>

<p>Yıllar önce babasını ve annesini kaybeden biri olarak, annesizliğin ve babasızlığın hissiyle söylüyorum:</p>

<p>Bu bayram anne ve babalarınızın yanında olun. Onlarla sohbet edip güzel vakit geçirin.</p>

<p>Bir gün hepimiz anne ve babamızı ebedî âleme uğurlayacağız. Onları kaybetmeden önce yanlarında olup, onlara yaklaşalım.</p>

<p>Eğer göçüp gitmişlerse, onlara dua edelim ve rahmet dileyelim.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bir-gun-kapiyi-calacaksiniz-acan-olmayacak-78852"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 24 May 2026 08:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/ebuzer-aydin-bir-gun-kapiyi-calacaksiniz-acan-olmayacak-1779600171.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilgin AKBAL / Çin’de Adaletli Olmamızı İstiyor…</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/bilgin-akbal-cinde-adaletli-olmamizi-istiyor-115978</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/bilgin-akbal-cinde-adaletli-olmamizi-istiyor-115978</guid>
                <description><![CDATA[Bilgin AKBAL yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;2000 yıllların başında bankada çalışırken bir arkadaşımın konuşmasını duymakta zorluk çektiğimden; biraz yüksek sesle konuşmasını istedim. Arkadaşım da herkesin kendisini normal duyduğunu ve benim kulaklarımda bir sorun olabileceğini söyledi. Doktora gittim ve yapılan teste “13’li yaşlarda baba mesleği dokumacılık yaptığımdan” meslek hastalığının doğal sonucu olarak bazı frekanstaki sesleri duymadığım sonucuna varıldı. Fakat işitme cihazı kullanmak için kendimi hazır hissetmediğimden uzun bir süre uzak durdum.</p>

<p>&nbsp;Lakin işitme sorumum yaşa da bağlı olarak daha da artınca benimle benzer sorunu yaşayan dostumun tavsiyesi üzere; &nbsp;Doktor Emel Çetin Hanıma gittik. Kendisinin yaptığı ölçümler sonucu işitme cihazı almak zorunda kaldım. Eee artık yaşta belli bir yere geldiğinden kaçınılmaz sonuç bu olsa gerek…</p>

<p>Emel Çetin Hanımla yaptığımız sohbet sırasında Ülke Politikaları Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi olduğumu ve Vakıf olarak “Siyaset, Hukuk, Anayasal Düzen, Ekonomi, Dış Politika, Güvenlik vb.” konu başlıklarında birer günlük Forumlar yaptığımızı ve Elektrik Mühendisleri Odası üyesi olarak 13.Mayıs.2023 tarihinden başlayarak İzmir, Eskişehir, İstanbul, Trabzon, Samsun ve Sinop’ta Belediye ve Sivil Toplum kuruluşlarının katılımı ile İklim Buluşmaları kapsamında Su-Gıda-Enerji Politikaları başlığında birer günlük etkinliklerin sabah oturumunda “Su ve Gıda Politikalarını”, öğleden sonra 2.Oturumda “Enerjinin etkin kullanımı ile Yenilenebilir Enerjiye dönüşüm Politikalarını”, son oturum ise Forum-Panel formatında etkinliği yaptığımız bölgeye yönelik neler yapılabilirliğini tartışımızdan bahsedince kendisinin de; Çin İş Gelişte ve Dostluk Derneğinin Saymanı olduğunu “55. Yılında Çin Türkiye İlişkileri” başlığında 2 günlük toplantı düzenlediklerini ve açılışta kendisinin de bir konuşma yapacağını belirterek toplantılarına davet ettiler.</p>

<p>Üyesi olduğum Elektrik Mühendisleri Odasının içinde yer aldığı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin (TMMOB) "Emperyalizmin Yeni Biçimleri ve Sanayileşme Stratejileri" ana temasıyla 19-20.Aralık.2025 tarihlerinde yapacağı “Sanayi Kongresi” öncesi hazırlık kapsamında 25.Nisan.2025 tarihinde İstanbul Kartal’da düzenlenen bir günlük etkinlikte Çin’in bizim gibi enerjide dışa bağımlı olmasına karşın son 25 yılda; eğitim, yapay zekâ, biyoteknoloji, siber kapasite, kuantum bilgisayarlar, araştırma geliştirme, teşvik uygulamaları, kritik malzemeler ve öncelikli sektörlerle imalat sanayide yüksek teknolojili ürünlerle ihracatı ile uluslararası ticarette cari fazla vermesi sonucu muazzam büyümesinden ve gelişmelerinden çok etkilenmiş olduğumdan yapılan daveti önemsedim.</p>

<p>13-14 Mayıs 2026 tarihlerinde Yapı Kredi Bankası Genel Müdürlüğü’nde yapılan toplantı; Çin İş Geliştirme ve Dostluk Derneği, Türkiye ve Çin Halk Cumhuriyeti Dostluk Derneği, İstanbul Okan Üniversitesi ve Şanghay Üniversitesi Küresel Çalışmalar Enstitüsü işbirliğinde “Diplomatik Tanınmanın 55. Yıl Dönümü münasebeti ile Türkiye-Çin İlişkileri: Sorunlar ve Çözümler” başlığında uluslararası foruma katıldım.</p>

<p>Düzenlenen etkinlikte akademi, diplomasi, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşları yer aldı. &nbsp;</p>

<p>Çin ve Türk konuşmacılar oturumlarda eşit sayıda yer alarak; ekonomik işbirliği, ticaret, kültürel ilişkiler ve küresel gelişmeler çerçevesinde iki ülke arasındaki işbirliği potansiyelinin geliştirilmesi değerlendirilmiş olması çok önemli idi. Çin-Türkiye ikili ticaret hacmi başlangıçta 1 milyon dolarken bugün yaklaşık 50 milyar dolara ulaştığı, karşılıklı ziyaret sayısının yıllık 500 bin kişiyi aştığı, Türkiye’nin Çin’den ithal ettiği ürünlerin yüzde 80’inden fazlasının ara mallardan yani elektronik ürünleri, makine ve ekipmanlar, sanayi ham maddelerden oluştuğu ve bu ürünlerin Türkiye’nin başlıca ihracat sektörlerinin temel girdilerini oluşturduğu ve Çin-Türkiye işbirliği, Türkiye’nin tedarik zincirinin üst ve alt halkalarının etkin biçimde bütünleşmesine katkı sağlarken, imalat sanayisinin temelini de güçlendirdiğini, istihdam yaratığını ve Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü yükseltmesine önemli destek sunduğu ortaya konulmasına karşın; birçok ülkeden öğrenciler Türkiye’deki üniversitelerde öğrenim gördüğü gibi Çinli öğrencilerinde ülkemizde eğitim görmesi, turizmin geliştirilmesi, BYD’nin araba üretimi için Macaristan’da yapmış olduğu fabrikasının yakında açılışının yapılacak olmasına karşın ikili anlaşma ile Manisa’da kurulması planlanan yatırama ilişkin hala bir çivi dahi çakılmadığı gibi birçok konu üzerinde değerlendirmeler yapıldı.</p>

<p>Bu toplantının en önemli tarafı binlerce yıldır tarih sahnesinde var olan iki ülkenin temsilcilerinin aynı ortamda konuları ele alması idi. İlişkilerin geliştirilmesinde bir birimizin konulara bakış açılarımızı ortaya koyması önemli idi. Çinli bir konuşmacının ilişkilerimizin geliştirilmesi noktasında “Arap dostlarınıza ve Avrupalılara ne imkanlar veriyorsanız bize de bu imkanları sağlamalısınız. Adaletli olmalısınız.” sözleri için çok düşünmemiz gerekmektedir.</p>

<p>&nbsp; Ülkemizde imalat sanayinde yüksek teknoloji oranı da %4 altında olması imalat sanayinin GSYH içindeki payı son 5 yıldır düşmektedir. Bunun sonucu olarak emek gelirlerinin katma değer içindeki payı da en çok imalat sanayinde düşmüştür.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/cinde-adaletli-olmamizi-istiyor-78851"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/bilgin-akbal-cinde-adaletli-olmamizi-istiyor-1779425648.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / &quot;Mutlak Butlan&quot; ve Kemal Kılıçdaroğlu</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-mutlak-butlan-ve-kemal-kilicdaroglu-115976</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-mutlak-butlan-ve-kemal-kilicdaroglu-115976</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Siyasette bazı insanlar seçim kazanarak büyür, bazı insanlar ise karakterleriyle iz bırakır. Kemal Kılıçdaroğlu'nun Türk siyasetindeki yeri de tam burada durmaktadır.</p>

<p>Yıllarca CHP Genel Başkanlığı yaptı. En ağır eleştirilere maruz kaldı. Seçim sonuçları nedeniyle hedef tahtasına konuldu. Fakat bütün bu yıllar boyunca rakipleri bile onun şahsî servetiyle, lüks yaşamıyla, şaibeli ticari ilişkileriyle veya kamu vicdanını yaralayacak kişisel çıkar düzenleriyle ilgili somut tek bir dosya ortaya koyamadı. Mütevazı yaşamı, sade hayatı ve devlet terbiyesiyle siyaset sahnesinde varlığını sürdürdü.</p>

<p>Değişim Diye Geldiler, CHP'Yİ Mahkeme Koridorlarına Taşıdılar:</p>

<p>2023 kurultayında CHP tabanına büyük vaatler sunuldu.<br />
"Değişim" dediler.<br />
"Yeni bir dönem başlıyor" dediler.<br />
"CHP artık iktidara yürüyor" dediler.<br />
Kamuoyuna sunulan tablo buydu.</p>

<p>Ancak aradan geçen süre içinde CHP'nin gündemi iktidar yürüyüşü değil, bitmek bilmeyen iç çekişmeler, kurultay tartışmaları, yargı süreçleri ve meşruiyet krizleri oldu.</p>

<p>Parti, Türkiye'nin sorunlarını konuşmaktan çok kendi kurultayını ve iç çekişmelerini konuştu. Mahkeme salonları parti koridorlarının önüne geçti.</p>

<p>Kurultayın nasıl yapıldığı, delegelerin iradesinin nasıl şekillendiği, süreçte hangi yöntemlerin kullanıldığı ve ortaya atılan iddialar hâlâ kamuoyunun gündeminden düşmedi.</p>

<p>Bugün gelinen noktada ortaya çıkan tablo, "değişim" sloganının arkasındaki siyasi projenin ciddi şekilde sorgulanmasına yol açmıştır. CHP seçmeni iktidar alternatifi beklerken, parti sürekli kriz üreten bir yapıya dönüşmüştür.</p>

<p>Sayın Kılıçdaroğlu'na yakın birçok isim ve taraftarı ise yaşananların sıradan bir kurultay yarışı olmadığını savundu. Onlara göre süreç, parti içerisindeki belirli odaklar tarafından planlanan ve Ekrem İmamoğlu'nun öncülüğünde yürütülen geniş kapsamlı bir tasfiye operasyonuydu. Bu nedenle kurultay tartışmaları sadece bir genel başkanlık yarışı olmaktan çıkıp CHP tarihinin en sert iç hesaplaşmasına dönüştü.</p>

<p>Belediyeler üzerinden yürüyen tartışmalar, soruşturmalar, görevden almalar ve kamuoyuna yansıyan iddialar CHP'nin kurumsal itibarını ciddi şekilde tartışmaya açmıştır.</p>

<p>CHP seçmeninin beklentisi iktidara yürümekti, hizmetti, çözüm üretmekti, daha güçlü bir muhalefetti. Fakat CHP bu süre içinde kendi iç hesaplaşmalarının gölgesinde kaldı.</p>

<p>Kılıçdaroğlu'nun ayrılmasıyla birlikte CHP tarihinin en ağır meşruiyet krizlerinden biriyle karşı karşıya kalmıştır. Bugün gelinen noktada parti yönetiminden belediyelere kadar uzanan tartışmalar, CHP'nin kamuoyu nezdindeki güvenilirliğini ciddi şekilde tartışılır hale getirmiştir.</p>

<p>Bugün mahkemenin "mutlak butlan" kararıyla CHP'de yeniden Kemal KILIÇDAROĞLU dönemi başlayacaktır. Başından beri bu mücadeleyi verenlere hayırlı olmasını diliyorum.&nbsp;</p>

<p>Ama Sayın Kılıçdaroğlu'nada, iktidara da muhalefete de aciline bir tavsiyem:</p>

<p>Bu milletin mayasında inanç vardır, maneviyat vardır, aile ve kardeşlik vardır, gelenek vardır. Türkiye'de hiçbir siyasi hareket bu toplumsal gerçekliği yok sayarak kalıcı başarı elde edemez. Belki de Ak Partinin uzun süre iktidarda kalmasının sırrı buradadır.&nbsp;</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/mutlak-butlan-ve-kemal-kilicdaroglu-78850"><strong><span style="color:#c0392b">YAZININ DEVAMI BURADA</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 21 May 2026 20:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/ebuzer-aydin-mutlak-butlan-ve-kemal-kilicdaroglu-1779383545.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof.Dr. Fikret KARAMAN / Kurban Bayramıyla Oluşan Dini Heyecan ve Sosyoloji</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/profdr-fikret-karaman-kurban-bayramiyla-olusan-dini-heyecan-ve-sosyoloji-115962</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/profdr-fikret-karaman-kurban-bayramiyla-olusan-dini-heyecan-ve-sosyoloji-115962</guid>
                <description><![CDATA[Prof.Dr. Fikret KARAMAN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kurban İbadeti, Tarihi ve Meşruiyeti</strong></p>

<p>26 Mayıs 2026/9 Zilhicce 1447 Salı günü kurban bayramının arefesidir. Bayramlar sevincin, heyecanın ve birlikte olmanın sembolüdür. Kurban ise, Allah’a yaklaşmak ve rızasını kazanmak için tayin edilen vakitte belirli şartları taşıyan hayvanı, ibadet amacıyla kesmektir. Bu bayramda kesilen kurbana, <em>“udhiyye”,</em> hacda kesilene de “<em>hedy”</em> denir. &nbsp; Kur’an ilk kurbanı, Hz. Âdem’in iki oğlu Hâbil ile Kabil arasında çıkan bir tartışma ile takvanın ölçüsü ve duanın kabulüne vesile olan bir değer olarak açıklamıştır. &nbsp;(Maide 5/27) Kurban ile ilgili ikinci olaya da Hz. İbrâhim ve oğlu Hz. İsmail’in kıssası üzerinden yer verilmiştir. Hz. İbrahim ilerleyen yaşına rağmen kendisine bir çocuk verilmesi için Allah’a dua etmiş, bir müddet sonra adı İsmail konulan uysal bir çocukla müjdelenmiştir. İsmail ailesiyle beraber iş tutacak sevimli bir yaşa gelince babası ona, “yavrucuğum rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm; düşün bakalım sen bu işe ne diyeceksin?” İsmail, “babacığım! Sana emredileni yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın” demişti. Baba oğul arasındaki bu teslimiyetle ilahi emir yerine getirilmek üzere iken, Cenab-ı Hak İbrâhim’e rüyanı gerçekleştirdin bu kesinlikle apaçık bir imtihandır. İşte iyileri böyle ödüllendirdiğini ve oğlunun hayatına bedel olarak büyük bir kurbanlık hediye ettiğini açıklamıştır. &nbsp;(Sâffât 37/100-107) Kelimelerle ifadesi zor olan bu &nbsp; teslimiyet, imanın zirvesidir. &nbsp;Kurbanı pekiştiren ilahi bir mesaj da Kevser suresidir. Hz. Peygamber (sav)’e verilen nübüvvet, iman, hikmet, ilim ve ümmet gibi anlamlara gelen “kevser” hatırlatılarak &nbsp; hemen rabbi için namaz kılması ve kurban kesmesi vurgulanmıştır. (Kevser 108/1-2)ﾠHz. Peygamber (sav) de bayram hutbesinde; “Bugün yapacağımız ilk şey namazımızı kılmaktır. Ondan sonra evlerimize dönmemiz ve kurban kesmemizdir. Her kim böyle yaparsa muhakkak bizim sünnetimize uygun iş yapmış olur” buyurmuşlardır. (Buhari, Iydeyn,3) Hicretin ikinci yılında dini bir hüküm olarak meşru kılınan kurban ibadeti, çoğu mezhebin içtihadına göre sünnet, Hanefi mezhebine göre ise vacip olduğu şeklindedir. &nbsp; &nbsp; &nbsp;</p>

<p><strong>&nbsp;Kurban Kesme Yükümlülüğü &nbsp;</strong></p>

<p>Namaz, oruç ve zekâtta olduğu gibi kurban ibadetinin de bazı şartları vardır. Bunlar; Müslüman olmak,akıl ve ergenlik çağına ulaşmış olmak,mukim olmak nisab miktarı mal veya paraya sahip olmaktır. Nisab miktarından maksat, zekât verecek düzeyde zengin olmaktır. &nbsp;Diğer bir ifade ile zekât vermekle kurban kesmedeki zenginlik ölçüsü aynıdır. Aralarındaki tek fark zekâta tabi malın üzerinden bir yıl geçmesi gerekirken, kurban için bu şart aranmaz, Bayram günlerinde bile zenginlik ölçüsüne ulaşan kimse bu dini vecibeyi yerine getirir. Kurban bayramında seferi olanların kurban kesmeleri gerekmez. Bütçeleri ortak olan ailelerde ise, bir kurban kesimi yeterli görülmüştür. &nbsp;</p>

<p><strong>Kurban Allah’a İtaat ve Saygıdır ﾠ</strong></p>

<p>&nbsp;Allah’a ibadetin bir parçası olan kurbana saygı gösterilmesi, kalplerin takvasındandır. (Hac 22/32) Öyle ki kadim Arap geleneğinde kurbanlık, kana benzer bir boya ile işaretlenirdi. Dokunulmazlık ve kutsiyet anlamına gelen bu işleme, <strong>“kurbana kına yakma”</strong> da denirdi. Allah, her ümmete kurban kesmeyi meşru kılmış ve kendilerine rızık olarak verdiği nimetlerin üzerine adının anılmasını istemiştir. (Hac 22/34, 36) &nbsp; &nbsp;Burada altı çizilmesi gereken husus, takva üzerine inşa edilen kurbanın, manen Allah’a ulaştığı inancıdır. Bu inanç bize, Allah’ı saygıyla/tazimle anmamızı hatırlatmaktadır. &nbsp;Yoksa kurbanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşmaz, sadece insanın samimiyeti, O’na ulaşır ve hayata rengini katar. (Hac 22/37) Bu nedenle kurbanın, et için kesilen hayvanlardan farklı özellikleri vardır. Örneğin kurban, sadece koyun, keçi, sığır ve deve cinsinden yapılır. Yaş bakımından da deve 5, sığır 2, koyun ve keçinin 1 yaşını doldurmuş olması gerekir. &nbsp;Sağlık yönünden de bir veya iki gözü kör, aşırı derecede zayıf, kesim yerine gidemeyecek kadar topal, dişlerinin yarsından fazlası dökülmüş, burnu ve memesinin ucu kesilmiş, doğuştan kulağı olmayan kusurlu hayvanlar kurban edilemez. Bunların dişilerinin kurban edilmesi caiz olmakla beraber günümüzde hayvancılığın gelişmesi dikkate alındığında erkek cinsinin tercihi, daha uygundur. &nbsp; &nbsp; Koyun ve keçiyi bir kişi, sığır ve devede ise ortakların tamamı kurbana niyet etmek şartıyla en fazla yedi kişi adına kesilebilir. Uygun olanı, kurban etini üç hisseye ayırarak birini yoksullara, birini &nbsp; akraba ve dostlarına, birini de aile bireylerine vermektir. &nbsp;</p>

<p><strong>Kurban İsraf Olarak Algılanmamalı</strong></p>

<p>Kurban kesimine hayvan sevgisi ve israf gibi gerekçelerle karşı çıkmak doğru değildir. Bu bayramda diğer günlere oranla daha fazla kesim yapıldığı doğrudur. Fakat üç günle sınırlı olan bu artış, israf veya kimi küçük grupların iddia ettiği gibi <strong>“hayvan katliamı”</strong> olarak algılamak, en hafif şekliyle haddi aşmaktır. Aksine bu yoğunluk daha sonraki gün ve aylarda &nbsp; kesimeler azalmakta ve yeniden dengelenmektedir. Kaldı ki kurbanların etleri, ihtiyaç sahipleriyle paylaşılmaktadır. Oysaki diğer kesimlerde bu sevgiyi ve paylaşımı görmek mümkün değildir. Onun için aslı ibadet olan kurban olayına, hayvan severlik ya da vejetaryenlik anlayışıyla karşı çıkmak, subjektif bir düşünceden ibarettir. Bu görüşte ısrar edenlerin, dini vecibeleri/ilahi fıtratı, yüzeysel ve seküler mantıkla değiştirmeye ne güçleri ne de ömürleri yetmez. &nbsp; &nbsp;</p>

<p><strong>Kurban, Çevre Temizliği ve Vekalet Yolu</strong></p>

<p>Kur’an-ı Kerim abdest örneğinde olduğu gibi temizliği ibadetten önce emretmiştir. Namaz kılmak için elbisenin, bedenin ve kılınacak yerin temiz olması gerekir. Bu da çevre temizliğinin ibadetle eş değer olduğunu göstermektedir. Bu gerçek dikkate alındığında karşılıklı ziyaretlerin yoğunlaştığı bayram günlerinde &nbsp; kurban kesimlerinin hijyenik yerlerde ve ehil kişilerce yapılması, işlem sonrası kan, kemik vs atıkların temizlenerek kötü koku ve görüntülere yer verilmemesi gerekir. &nbsp;Aksi halde insan kusurundan kaynaklanan bu tür hata ve görüntüler, kurban ibadetinin imajına zarar vermektedir. Diğer taraftan &nbsp; İslam dini, müminleri &nbsp; yardımlaşmada, bir bedenin değişik organları gibi sorumlu tutmuştur. (Buhârî, Edeb, 27) Bu nedenle mali bir ibadet olan kurban ibadetinin bedeli ödenerek “<strong>vekalet”</strong> usulüyle de kestirilebilir. Savaş, deprem ve doğal afetlerde yardımlaşmak dini ve insani bir görevdir. Nitekim ülkemizde son 30-40 yıldan bu yana, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı Vekaletle Kurban Organizasyonunda” 80-90 kadar ülkede faaliyet göstermektedir. Aynı ölçekte olmazsa bile başka gönüllü kuruluşlar da benzer çalışmalar yürütmektedir. &nbsp; &nbsp;</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/kurban-bayramiyla-olusan-dini-heyecan-ve-sosyoloji-78849"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 21 May 2026 19:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/profdr-fikret-karaman-kurban-bayramiyla-olusan-dini-heyecan-ve-sosyoloji-1779360895.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / Yerin Altı İsyan Ediyor, Ya Üstü?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-yerin-alti-isyan-ediyor-ya-ustu-115949</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-yerin-alti-isyan-ediyor-ya-ustu-115949</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>6 Şubat’ın üzerinden üç yılı aşkın zaman geçti. Milletin hafızasına kazınan o büyük felaketin ardından devlet bütün imkânlarını seferber etti. Bakanlıklar, kurumlar, belediyeler, kısacası devletin bütün refleksi deprem bölgesine yöneldi.</p>

<p>Bugün gelinen noktada deprem bölgesine yaklaşık 500 bin konut inşa edildi. Bu, Cumhuriyet tarihinin en büyük yeniden inşa hamlesidir. Özellikle İkizce, sadece Malatya’nın değil, Türkiye’nin en büyük toplu konut merkezlerinden biri hâline geldi.</p>

<p>Fakat ortada çok acı bir gerçek var: Devlet ev yaptı, ama insanımız hâlâ ölümle burun buruna yaşamaya devam ediyor.</p>

<p>Şehir merkezinde deprem yemiş, yorgun, riskli, psikolojik olarak bile insanı ezen binalarda oturmayı sürdüren büyük bir kesim var. Üstelik bunu mecburiyetten değil, alışkanlıktan ve anlamsız bir şehir merkezi takıntısından dolayı yapıyor.</p>

<p>Oysa İkizce ile şehir merkezi arasında bir Beyler Deresi, bir viyadük var. Şehir merkezine toplam ulaşım süresi yaklaşık 10 dakikadır.</p>

<p>Sanki başka bir şehirden bahsediyoruz. Kiralar daha uygun. Evler yeni. Zemin daha güvenli. Planlama daha modern. Ama insanlar hâlâ gidip çürümüş betonların arasında yaşamayı tercih ediyor.</p>

<p>Bugün sabah meydana gelen 5.7 büyüklüğündeki deprem bize bir şeyi yeniden hatırlattı:</p>

<p>Deprem bitmedi.<br />
Fay hatları uyumadı.<br />
Allah, kapanmış sandığımız defteri yeniden açabilir.</p>

<p>Adeta kader bize şöyle dedi: “Madem güvenli evlere gitmiyorsunuz, o hâlde korkuyla yaşamaya devam edin.”</p>

<p>Fakat meselenin yalnızca vatandaş boyutu yok. Bu şehrin bir de vicdan muhasebesi vermesi gereken ticaret tarafı var.</p>

<p>Çünkü deprem bölgesinde olmamıza rağmen, Malatya’da bazı çevreler yaşanan felaketi fırsata çevirdi.</p>

<p>Türkiye’nin dört bir yanından yardımlar gelirken, devlet milyarlarca liralık yatırım yaparken, bu şehir yeniden ayağa kaldırılmaya çalışılırken, Malatya şehri Türkiye’nin en pahalı şehri haline geldi. Giyimden araba tamirine, hatta en basit günlük ihtiyaçlar için bile insanlar Elazığ’a gidiyorsa burada durup düşünmek gerekiyor!</p>

<p>Bugünkü depremi bile fırsat bilip insanların tercih etmediği İkizce konutlarının kiralarını iki katına çıkaranlar oldu.</p>

<p>Görüştüğümüz emlakçılar açık açık söylüyor: Daha düne kadar 6-7 bin lira bandında olan İkizce kiraları, bir anda 12-13 bin liraya çıkarıldı.</p>

<p>Deprem olur olmaz fiyat artırmak nasıl bir ahlâktır? Felaketin içinden rant devşirmek nasıl bir vicdandır? Bu nasıl bir anlayıştır?</p>

<p>Bir tarafta devlet gece gündüz konut yetiştirmeye çalışıyor. Diğer tarafta bazı insanlar, felaketi ticari avantaja çevirmeye uğraşıyor.</p>

<p>İşte tam burada insanın aklına şu cümle geliyor: Yerin altı, yerin üstündekileri artık taşımıyor.</p>

<p>Evet, Belki de mesele sadece fay hatları değildir. Belki de toprağın altında biriken şey yalnızca enerji değil; hırs, açgözlülük, fırsatçılık ve vurdumduymazlıktır.</p>

<p>Artık yapılması gerekenler nettir:</p>

<p>Malatya’nın kontrollü şekilde yeni yaşam alanlarına taşınması gerekiyor. İnsanların güvenli konutlara geçmesi gerekiyor. Şehrin yükünün dağıtılması gerekiyor. Yeni yerleşim bölgelerinin sosyal hayatla, ulaşım ağlarıyla, ticaretle ve kamu yatırımlarıyla desteklenmesi gerekiyor.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/yerin-alti-isyan-ediyor-ya-ustu-78848"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 20 May 2026 19:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/05/ebuzer-aydin-yerin-alti-isyan-ediyor-ya-ustu-1779294070.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
