<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Malatya Haber, Malatya Haberi, Malatya Son Dakika Haberleri</title>
        <link>https://www.malatyatime.com/</link>
        <description>Malatya haberleri, son dakika Malatya haberleri, Malatya bölgesel ve yerel haberler, Malatya Time&#039;da</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / Malatya&#039;nın Tarihi Vizyon Lobisi Hazır Mı?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-malatyanin-tarihi-vizyon-lobisi-hazir-mi-118119</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-malatyanin-tarihi-vizyon-lobisi-hazir-mi-118119</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya gündemini takip ediyorum ...&nbsp;</p>

<p>Bir nakıs gündemdir, gidiyor ....</p>

<p>Malatya’da nereye otursan, kiminle konuşsan gündem aynı:</p>

<p>Sitem.</p>

<p>Şikâyet.</p>

<p>Hayıflanma.</p>

<p>Merak ve beklenti...</p>

<p>Gerek ziyaretime gelen hemşerilerim, gerek telefonun ucundaki sesler, gerek yerel basın...</p>

<p>Sorular hep tek kanaldan akıyor:</p>

<p>"Konteynerler ne zaman kalkacak?"</p>

<p>"Bizim kura ne zaman çekilecek?"</p>

<p>"Dükkânlar neden bu kadar küçük?"</p>

<p>"Kira fiyatları nasıl bu seviyeye geldi?"</p>

<p>"Yeni yerleşim yerlerindeki altyapı eksikleri ve ulaşım çilesi ne zaman bitecek?"</p>

<p>Geçen gün yine memleketten gelen dostlarla bir aradayız.</p>

<p>Herkesi dinledim.<br />
Sessizce...</p>

<p>Sonra dönüp masaya sordum:</p>

<p>Dostlar, buraya kadar tamam. Kiralar, ulaşım, dükkân boyutları, altyapı eksikleri...&nbsp;</p>

<p>Bunların hepsi günün yakıcı çilesi.&nbsp;</p>

<p>Bir şekilde çözülecek.&nbsp;</p>

<p>Evler biter, dükkânlar teslim edilir.&nbsp;</p>

<p>Peki ya sonra?&nbsp;</p>

<p>Binalar bittiğinde Malatya, Doğu’nun o kadim ağabeyi olma iddiasını yeniden kazanabilecek mi?</p>

<p>Bir an derin bir sessizlik...</p>

<p>Çünkü Malatya hiçbir zaman sıradan bir şehir olmadı.</p>

<p>Tarihine bakın:</p>

<p>2.Ordu&nbsp;</p>

<p>Karargâhı...&nbsp;</p>

<p>Bölgenin stratejik ve askeri komuta merkezi.</p>

<p>Devlet adamları, siyasetçiler, sanatçılar, kültür insanları, finans ve iş dünyası...&nbsp;</p>

<p>Sadece Turgut Özal değil; bu topraklar memlekete, ülkenin tarihine, kültürüne ve ekonomisine iz bırakmış sayısız güçlü şahsiyet yetiştirdi.&nbsp;</p>

<p>Malatya bir insan kaynağı ve değerler menbaıdır.</p>

<p>Sümerbank, Tekel vb... Sanayi kültürümüzün ilk harcı.</p>

<p>Bir zamanlar bölgenin çekim merkezi:&nbsp;</p>

<p>"Doğu'nun Paris’i." MALATYA&nbsp;</p>

<p>Turgut Özal Tıp Merkezi...&nbsp;</p>

<p>Şifa arayanın yönünü döndüğü, bölgenin en büyük sağlık üssü.</p>

<p>Biz hep bölgenin ağabeyiydik.<br />
Çevre illerin ticaret ve eğitim için kapısını çaldığı ilk adrestik.</p>

<p>Ama gördüm ki bugün hepimiz haklı olarak sadece günlük sıkıntılara kilitlenmişiz.</p>

<p>Yaraları sarmaya...</p>

<p>Beton dökmeye...</p>

<p>Oysa mesele sadece fiziki yapıyı ve ulaşım altyapısını tamamlamak değil.</p>

<p>Şehrin hafızasını tazelemek.</p>

<p>Tarihsel liderlik iddiasını yeniden uyandırmak.</p>

<p>Vizyonunu genişletmek.<br />
Şehirler sadece betonla değil, taşıdıkları iddiayla ayağa kalkar.</p>

<p>Malatya’nın günlük sorunları çözerken bir yandan da artık bu defans psikolojisinden çıkması şarttır.</p>

<p>Hücuma geçmesi şarttır.</p>

<p>Peki, bu stratejik hücum hattı nerede kurulacak?<br />
Net konuşalım:</p>

<p><strong>1.Savunma Sanayii ve Yüksek Teknoloji Üssü Olmak</strong></p>

<p>Malatya, 2. Ordu’nun merkezi olmanın ötesinde stratejik bir akla sahiptir.</p>

<p>TUSAŞ, ROKETSAN, ASELSAN...</p>

<p>Neden bu milli devlerin tedarik ve alt yüklenici üssü bu şehir olmasın?</p>

<p>Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulacak ihtisaslaşmış bir "Savunma Sanayi Bölgesi", yetişmiş genç mühendislerimizin doğduğu şehirde kalmasını sağlar.</p>

<p>Malatya’yı yüksek teknolojiyle tanıştırır.</p>

<p><strong>2.Tıp Teknolojileri ve Sağlık Üssü</strong></p>

<p>Karaciğer naklinde dünya markasıyız.</p>

<p>Bölgenin en büyük sağlık merkezine sahibiz.</p>

<p>Ama sadece hasta kabul etmekle bu liderlik sürdürülemez.</p>

<p>Üniversitelerimiz ile sanayi evlenecek.</p>

<p>Cerrahi alet mi, medikal cihaz mı, biyomedikal teknoloji mi?&nbsp;</p>

<p>Adresi Malatya olacak.</p>

<p>Sadece şifa dağıtan değil, tıp teknolojisi ihraç eden bir merkez haline geleceğiz.</p>

<p><strong>3.Kayısı, İklim Tarımı ve Hayvancılık Fabrikası</strong></p>

<p>Sadece Çuvalla kayısı ihraç ederek bölgesel liderlik kurulamaz.</p>

<p>Malatya; dondurulmuş gıda, fonksiyonel beslenme ve gıda teknolojilerinin merkezi olmak mecburiyetindedir.</p>

<p>Bununla da yetinemeyiz...</p>

<p>Malatya’nın geniş meralarını entegre bir "hayvancılık fabrikasına" ve buna bağlı işleme sanayinin üssüne dönüştürmeliyiz.</p>

<p>Tarım, hayvancılık ve doğa turizmini teknolojiyle buluşturduğumuz gün, bölgenin üretim aklı Malatya olur.</p>

<p><strong>4.Bölgesel Ticaret ve Lojistik Hub’ı</strong></p>

<p>Adıyaman, Elazığ, Tunceli, Bingöl...</p>

<p>Çevre illerimizle olan tarihsel ve ticari bağlarımız ortada.</p>

<p>Burası Doğu’nun toptan ticaret, lojistik ve finans kalbi olarak yeniden tasarlanmalı.</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/malatyanin-tarihi-vizyon-lobisi-hazir-mi-78955"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 11:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/dogan-dag-malatyanin-tarihi-vizyon-lobisi-hazir-mi-1788253078.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya 1. OSB’de 480 Milyonluk Fark: Arıtma Tesisi Neden Hâlâ Bitmedi?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-1-osbde-480-milyonluk-fark-aritma-tesisi-neden-hala-bitmedi-118113</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-1-osbde-480-milyonluk-fark-aritma-tesisi-neden-hala-bitmedi-118113</guid>
                <description><![CDATA[Malatya 1. Organize Sanayi Bölgesi’ndeki yeni arıtma tesisinin başlangıç maliyetinin yaklaşık 250 milyon lira, planlanan bitiş tarihinin ise Kasım 2022 olduğu belirtildi. Gazeteci-yazar Murat Çetin, tesisin hâlâ tamamlanmadığını ve bugün konuşulan maliyetin 730 milyon liraya ulaştığını yazdı. Çetin, aradaki 480 milyon liralık farka dikkat çekerken, konunun Oğuzhan Ata Sadıkoğlu açısından seçim gündeminde önemli bir başlık haline gelebileceğini ifade etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Time'daki köşe yazısında Malatya 1. OSB’nin yeni arıtma tesisinde yaşanan gecikmeyi ve bütçe artışını kaleme aldı. Başlangıç maliyeti ve bitiş tarihi üzerinden değerlendirmelerde bulunan Çetin, tesisin durumu hakkında dikkat çeken detaylara yer verdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ARAŞTIRMALARA VE VERİLERE GÖRE MALİYET 730 MİLYON LİRAYA ÇIKTI</span></strong></p>

<p>Arıtma tesisinin başlangıçtaki bütçesi ile güncel maliyeti arasındaki büyük farka dikkat çeken Murat Çetin, yazısında şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"Başlangıçtaki maliyet: Yaklaşık 250 milyon lira. Bitiş tarihi: Kasım 2022. Takvim? Tesis? Hâlâ bitmemiş. Bugün konuşulan maliyet: 730 milyon lira. Aradaki fark: 480 milyon."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">GECİKMELER VE BÜTÇE ARTIŞI SEÇİM MALZEMESİ OLDU</span></strong></p>

<p>Söz konusu maliyet artışının ve geciken takvimin seçim sürecinde siyasi bir malzemeye dönüştüğünü savunan Çetin, Oğuzhan Ata Sadıkoğlu'nun durumuna ilişkin olarak yazısında şu değerlendirmelere yer verdi: "Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun seçim için matbaaya gitmesine gerek kalmamış. Broşürü hazır. Kapağa iki tarih yazacak. Altına iki rakam koyacak: 250 milyon. 730 milyon. Bitti. Çünkü bazı seçim vaatleri kâğıda basılır. Bazı seçim broşürlerini ise rakibiniz betona basar. Üstelik bugün arıtma tesisinin yönetimi TSO’da değil. Sadıkoğlu’nun eli bu yüzden rahat. Çıkıp soruyor: 'Niye bitmedi?' Daha sertini de söylüyor: 'Biz olsaydık böyle sürünmezdi.' Karşılığında ne gösterecekler? Takvimi mi? Maliyeti mi? Tesisi mi? Hangisini gösterirlerse göstersinler… Sadıkoğlu’nun işine yarıyor."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YÖNETİMİN TAMAMLAYAMADIĞI TESİS RAKİBE FIRSAT SUNDU</span></strong></p>

<p>Tesisin yönetim süreci ile ilgili eleştirilerini sürdüren Murat Çetin, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:&nbsp;"Garip tarafı şu: 1. OSB yönetimi arıtma tesisini tamamlayamamış. Ama rakibinin seçim kampanyasına malzemeyi eksiksiz yetiştirmiş. Sadıkoğlu’nun uzun konuşmasına da gerek yok. Mikrofona çıksın. Şunları saysın: 2022, 2023, 2024, 2025, 2026. Sonra mikrofonu bıraksın. Bazen rakip seçim kazanmak için çalışır. Bazen de… Rakibine seçim kazandıracak dosyayı kendi hazırlar. Arıtma tesisi henüz bitmemiş olabilir. Ama 480 milyonluk seçim broşürü çoktan basılmış."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/yangin-tek-hesap-uc-parca-78954"><strong><span style="color:#c0392b">YAZININ DEVAMI BURADA</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/malatya-1-osbde-480-milyonluk-fark-aritma-tesisi-neden-hala-bitmedi-1788241528.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Battalgazi Kararı Aldı, Gözler Büyükşehir’e Çevrildi: Yeni Bölge Neresi Olacak?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/battalgazi-karari-aldi-gozler-buyuksehire-cevrildi-yeni-bolge-neresi-olacak-118095</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/battalgazi-karari-aldi-gozler-buyuksehire-cevrildi-yeni-bolge-neresi-olacak-118095</guid>
                <description><![CDATA[Usta Gazeteci Murat Çetin, Battalgazi Belediye Meclisinin Cezmi Kartay'daki içkili yer bölgesini iptal ettiğini ve yeni bölgenin belirlenmesi için dosyayı Malatya Büyükşehir Belediye Meclisine gönderdiğini yazdı. Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın'ın kararı meclisten geçirdiğini belirten Çetin, yeni içkili yer bölgesini belirleme sorumluluğunun Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er'e geçtiğini ifade etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Time'daki yazısında Battalgazi Belediye Meclisinin aldığı yeni kararı kamuoyuna duyurdu. Çetin, 4 Ağustos 2026 tarihli ve 088 sayılı meclis kararı ile Cezmi Kartay’daki mevcut içkili yer bölgesinin emniyet, asayiş ve kamu düzeni gerekçeleriyle iptal edildiğini belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YENİ BÖLGE İÇİN TOP BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNDE</span></strong></p>

<p>Kararın ardından yeni içkili yer bölgesinin tespiti için dosyanın Malatya Büyükşehir Belediye Meclisine sevk edildiğini aktaran Murat Çetin, sürecin devamını şu sözlerle değerlendirdi: "Yani Bayram Taşkın kalemi bırakmış… Haritayı Sami Er’in önüne koymuş. Buyurun Sayın Başkan. Yer gösterin. Öyle bir yer bulun ki mahalleli itiraz etmesin. İşletmeci burun kıvırmasın. Emniyet kaşını kaldırmasın. Mevzuat önünü kesmesin. Malatya’da içkili bölge olacak… Kimsenin de keyfi kaçmayacak! Kolay gelsin."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SIRA SAMİ ER'İN VERECEĞİ KARARDA</span></strong></p>

<p>Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın'ın "Burada olmaz." diyerek kararı meclisten geçirdiğini belirten Çetin, asıl zorlu görevin Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er'e kaldığını vurguladı. Çetin, yazısını "Artık ortada söylenti yok. 088 sayılı karar var. Battalgazi, Cezmi Kartay’ın üzerini çizdi. Kalemi de Büyükşehir’e gönderdi. Şimdi sıra Sami Er’de. Olmazı öğrendik Sayın Başkan… Oluru neresi?" ifadeleriyle tamamladı.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/yangin-tek-hesap-uc-parca-78954"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-31%20at%2010_12_05.jpeg" style="height:657px; width:800px" /></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/battalgazi-karari-aldi-gozler-buyuksehire-cevrildi-yeni-bolge-neresi-olacak-1788165908.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Yangın Tek... Hesap Üç Parça!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-yangin-tek-hesap-uc-parca-118093</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-yangin-tek-hesap-uc-parca-118093</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nin yangın dosyasına bakıyorum.</p>

<p>21 Nisan 2026.</p>

<p>Yangın algılama ve ihbar sistemleri inceleniyor.</p>

<p>Saha tespiti yapılıyor.</p>

<p>Envanter çıkarılıyor.</p>

<p>Nerede arıza var?</p>

<p>Ne eksik?</p>

<p>Ne lazım?</p>

<p>Bakılıyor.</p>

<p>Alım No:</p>

<p>26DT750323.</p>

<p>Usul?</p>

<p><strong>Doğrudan temin.</strong></p>

<p>Aradan üç buçuk ay geçiyor.</p>

<p>Takvim 3 Ağustos’u gösteriyor.</p>

<p>Bu kez aynı sistem için yedi kalem malzeme alınıyor.</p>

<p>Alım No:</p>

<p>26DT1451685.</p>

<p><strong>Yine doğrudan temin.</strong></p>

<p>Daha malzemenin poşeti soğumadan…</p>

<p>5 Ağustos.</p>

<p>Yangın algılama ve alarm sistemleri için tamir işi çıkıyor.</p>

<p>Alım No:</p>

<p>26DT1471166.</p>

<p><strong>O da doğrudan temin.</strong></p>

<p>Maşallah…</p>

<p><strong>Yangın çıkmamış ama doğrudan temin bereketli.</strong></p>

<p>Nisan’da sistemi incelemişsiniz.</p>

<p>Arızayı görmüşsünüz.</p>

<p>Eksiği çıkarmışsınız.</p>

<p>Ağustos’ta malzemeyi almışsınız.</p>

<p>İki gün sonra tamirciyi çağırmışsınız.</p>

<p>Peki…</p>

<p>İhtiyaç nisanda belliyse, malzemeyle tamir niçin tek dosyada toplanmadı?</p>

<p>Asıl merak ettiğim para.</p>

<p>Tespiti kim yaptı?</p>

<p>Yedi kalem malzemeyi kim sattı?</p>

<p>Tamiri kim üstlendi?</p>

<p>İsimleri görelim.</p>

<p>Bedelleri de.</p>

<p>Çünkü önümüzde üç ayrı doğrudan temin var.</p>

<p>Üç ayrı iş.</p>

<p>Üç ayrı rakam.</p>

<p>Bizim aradığımız ise dördüncü rakam:</p>

<p><strong>Toplamı.</strong></p>

<p>Sonra o toplamı alacağız…</p>

<p>Doğrudan teminin parasal sınırının yanına koyacağız.</p>

<p>Hepsi bu.</p>

<p>Üç iş birlikte yapılsaydı yine doğrudan temin sınırında kalıyorsa dosya kapanır.</p>

<p>Aşıyorsa…</p>

<p>Dosya açılır.</p>

<p>Hele yükleniciler aynı ya da birbiriyle bağlantılı çıkarsa, kapağını biraz daha kaldırırız.</p>

<p>Şimdilik üniversiteden üç rakam bekliyoruz:</p>

<p>Tespit kaç lira?</p>

<p>Malzeme kaç lira?</p>

<p>Tamir kaç lira?</p>

<p><strong>Yangın hesabını onlar üçe ayırmış…<br />
Biz ise toplayalım.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-31%20at%2010_12_04.jpeg" /></strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>HADİ SAMİ BAŞKAN, YER GÖSTER!</strong></span></p>

<p>Önümde Battalgazi Belediye Meclisi’nin kararı var.</p>

<p>4 Ağustos 2026.</p>

<p>Karar No: <strong>088</strong></p>

<p>Cezmi Kartay’daki mevcut içkili yer bölgesi iptal ediliyor.</p>

<p>Gerekçe ciddi.</p>

<p>Emniyet.</p>

<p>Asayiş.</p>

<p>Kamu düzeni.</p>

<p>Eyvallah.</p>

<p>Kararın devamı daha eğlenceli.</p>

<p>Yeni içkili yer bölgesinin <strong>belirlenmesi için dosya Malatya Büyükşehir Belediye Meclisi’ne gönderiliyor.</strong></p>

<p>Yani Bayram Taşkın kalemi bırakmış…</p>

<p>Haritayı Sami Er’in önüne koymuş.</p>

<p>Buyurun Sayın Başkan.</p>

<p><strong>Yer gösterin.</strong></p>

<p>Öyle bir yer bulun ki mahalleli itiraz etmesin.</p>

<p>İşletmeci burun kıvırmasın.</p>

<p>Emniyet kaşını kaldırmasın.</p>

<p>Mevzuat önünü kesmesin.</p>

<p>Malatya’da içkili bölge olacak…</p>

<p>Kimsenin de keyfi kaçmayacak!</p>

<p>Kolay gelsin.</p>

<p>Bayram Taşkın’ın işi daha kolaydı.</p>

<p>“Burada olmaz.”</p>

<p>dedi.</p>

<p>Meclisten geçirdi.</p>

<p>Sami Er’e kalan cümle daha pahalı:</p>

<p><strong>“Şurada olur.”</strong></p>

<p>Çünkü o “şurada” haritaya işlendiği anda asıl eğlence başlayacak.</p>

<p>Mahalleli bakacak.</p>

<p>İşletmeci bakacak.</p>

<p>Emniyet bakacak.</p>

<p>Malatya konuşacak.</p>

<p>Biz de yazacağız.</p>

<p>Artık ortada söylenti yok.</p>

<p>088 sayılı karar var.</p>

<p>Battalgazi, Cezmi Kartay’ın üzerini çizdi.</p>

<p>Kalemi de Büyükşehir’e gönderdi.</p>

<p>Şimdi sıra Sami Er’de.</p>

<p><strong>Olmazı öğrendik Sayın Başkan…<br />
Oluru neresi?</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-31%20at%2010_12_05.jpeg" /></strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>480 MİLYONLUK SEÇİM BROŞÜRÜ</strong></span></p>

<p>Malatya 1. OSB’nin yeni arıtma tesisi.</p>

<p>Başlangıçtaki maliyet:</p>

<p>Yaklaşık 250 milyon lira.</p>

<p>Bitiş tarihi:</p>

<p>Kasım 2022.</p>

<p>Takvim?</p>

<p>Tesis?</p>

<p>Hâlâ bitmemiş.</p>

<p>Bugün konuşulan maliyet:</p>

<p>730 milyon lira.</p>

<p>Aradaki fark:</p>

<p><strong>480 milyon.</strong></p>

<p>Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun seçim için matbaaya gitmesine gerek kalmamış.</p>

<p>Broşürü hazır.</p>

<p>Kapağa iki tarih yazacak.</p>

<p>Altına iki rakam koyacak:</p>

<p>250 milyon.</p>

<p>730 milyon.</p>

<p>Bitti.</p>

<p>Çünkü bazı seçim vaatleri kâğıda basılır.</p>

<p><strong>Bazı seçim broşürlerini ise rakibiniz betona basar.</strong></p>

<p>Üstelik bugün arıtma tesisinin yönetimi TSO’da değil.</p>

<p>Sadıkoğlu’nun eli bu yüzden rahat.</p>

<p>Çıkıp soruyor:</p>

<p>“Niye bitmedi?”</p>

<p>Daha sertini de söylüyor:</p>

<p>“Biz olsaydık böyle sürünmezdi.”</p>

<p>Karşılığında ne gösterecekler?</p>

<p>Takvimi mi?</p>

<p>Maliyeti mi?</p>

<p>Tesisi mi?</p>

<p>Hangisini gösterirlerse göstersinler…</p>

<p>Sadıkoğlu’nun işine yarıyor.</p>

<p>Garip tarafı şu:</p>

<p>1. OSB yönetimi arıtma tesisini tamamlayamamış.</p>

<p>Ama rakibinin seçim kampanyasına malzemeyi eksiksiz yetiştirmiş.</p>

<p>Sadıkoğlu’nun uzun konuşmasına da gerek yok.</p>

<p>Mikrofona çıksın.</p>

<p>Şunları saysın:</p>

<p><strong>2022<br />
2023<br />
2024<br />
2025<br />
2026</strong></p>

<p>Sonra mikrofonu bıraksın.</p>

<p>Bazen rakip seçim kazanmak için çalışır.</p>

<p>Bazen de…</p>

<p><strong>Rakibine seçim kazandıracak dosyayı kendi hazırlar.</strong></p>

<p>Arıtma tesisi henüz bitmemiş olabilir.</p>

<p>Ama<strong> 480 milyonluk seçim broşürü çoktan basılmış.</strong></p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/yangin-tek-hesap-uc-parca-78954"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 11:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/murat-cetin-yangin-tek-hesap-uc-parca-1788162157.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İkinci İlâh Yok… Peki Bu Fiiller Kimin?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ikinci-ilah-yok-peki-bu-fiiller-kimin-118067</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ikinci-ilah-yok-peki-bu-fiiller-kimin-118067</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Âyetü’l-Kürsî daha ilk cümlede akidenin omurgasını kuruyor:</p>

<p>“Allâhu lâ ilâhe illâ Hû, el-Hayyü’l-Kayyûm.”</p>

<p>Allah…</p>

<p>O’ndan başka ilâh yok.</p>

<p>Hayy’dır.</p>

<p>Kayyûm’dur.</p>

<p>Yani varlığı kendinden.</p>

<p>Başlangıcı yok.</p>

<p>Sonu yok.</p>

<p>Misli, nazîri, şeriki yok.</p>

<p>Maddeden mücerred.</p>

<p>Mekândan münezzeh.</p>

<p>Vâhid.</p>

<p>Ehad.</p>

<p>Hayy…</p>

<p>Hayat sahibi.</p>

<p>İlim O’nda.</p>

<p>İrade O’nda.</p>

<p>Kudret O’nda.</p>

<p>Sem‘ O’nda.</p>

<p>Basar O’nda.</p>

<p>Kelâm O’nda.</p>

<p>Çünkü hayatı olmayan hayat veremez.</p>

<p>Kayyûm…</p>

<p>Kendi varlığı için hiçbir şeye muhtaç olmayan…</p>

<p>Bütün mevcudatın ise O’nunla kaim bulunduğu Zât.</p>

<p>Atom dönüyorsa…</p>

<p>O’nunla.</p>

<p>Kalp çarpıyorsa…</p>

<p>O’nunla.</p>

<p>Ağaç meyve veriyorsa…</p>

<p>O’nunla.</p>

<p>Kur’ân’ın ana dersi de zaten bu:</p>

<p>Tevhid.</p>

<p>Risalet, onu tebliğ eder.</p>

<p>Melek vahyi taşır.</p>

<p>Haşir hesabı gösterir.</p>

<p>Kader, mülkün başıboş olmadığını bildirir.</p>

<p>İbadet, kulun kimin huzurunda eğileceğini öğretir.</p>

<p>Dikkat edin…</p>

<p>Kur’ân’ın merkezinde şeyh yok.</p>

<p>Hoca yok.</p>

<p>Abi yok.</p>

<p>Üstad yok.</p>

<p>Allah var.</p>

<p>Şimdi sokağa çıkın.</p>

<p>Sorun:</p>

<p>“Allah’tan başka ilâh var mı?”</p>

<p>“Yok.”</p>

<p>“İkinci bir yaratıcı biliyor musun?”</p>

<p>“Estağfirullah.”</p>

<p>“Allah’ın ortağı olur mu?”</p>

<p>“Olur mu öyle şey!”</p>

<p>Güzel.</p>

<p>Sonra aynı adama yaptığı işi sorun.</p>

<p>“Kim yaptı?”</p>

<p>“Ben yaptım.”</p>

<p>Şifa geldi.</p>

<p>“İlaç iyileştirdi.”</p>

<p>Meyve çıktı.</p>

<p>“Ağaç verdi.”</p>

<p>Yağmur indi.</p>

<p>“Tabiat yaptı.”</p>

<p>Gemi yüzdü.</p>

<p>“Kaldırma kuvveti tuttu.”</p>

<p>Ekin büyüdü.</p>

<p>“Toprak yetiştirdi.”</p>

<p>Harika!</p>

<p>İkinci ilâhı kabul etmiyoruz ama fiilleri mahalle mahalle dağıtıyoruz.</p>

<p>Tevhid imtihanı burada başlıyor.</p>

<p>“Allah birdir” demek kolay.</p>

<p>Asıl hesap…</p>

<p>Fiili kime verdiğinde.</p>

<p>Kur’ân buyuruyor:</p>

<p>“Senurîhim âyâtinâ fil-âfâki ve fî enfusihim…”</p>

<p>Âfakta göstereceğiz.</p>

<p>Enfüste göstereceğiz.</p>

<p>Yani dışarı bak.</p>

<p>Kendine bak.</p>

<p>Fakat perdeyi fail yapma.</p>

<p>Sebep vardır.</p>

<p>Kanun vardır.</p>

<p>Nizam vardır.</p>

<p>Lakin sebep müstakil kudret sahibi değildir.</p>

<p>Kanun kendi kendine icraat yapmaz.</p>

<p>Tabiat irade taşımaz.</p>

<p>Sinema perdesini düşünün.</p>

<p>Perdede adam koşuyor.</p>

<p>At şahlanıyor.</p>

<p>Deniz kabarıyor.</p>

<p>Ateş yanıyor.</p>

<p>Perde mi koşuyor?</p>

<p>Perde mi şahlanıyor?</p>

<p>Perde mi yakıyor?</p>

<p>Elbette hayır.</p>

<p>Görüntü orada.</p>

<p>Akis başka yerden.</p>

<p>Kâinat da böyledir.</p>

<p>Ağaçta meyve görünür.</p>

<p>İnekte süt görünür.</p>

<p>Güneşte ışık görünür.</p>

<p>İnsanda sanat görünür.</p>

<p>Ama görünen fiili, göründüğü mahalle müstakilen verirseniz…</p>

<p>Perdeyi fail yaparsınız.</p>

<p>İşte orada tevhid zedelenir.</p>

<p>Çünkü bütün mevcudat…</p>

<p>Bir perde.</p>

<p>Bir eser.</p>

<p>Bir mazhar.</p>

<p>Üzerinde ef‘âl görünür.</p>

<p>Ef‘âl, esmâyı gösterir.</p>

<p>Esmâ, sıfâtı bildirir.</p>

<p>Sıfât, Zât-ı Akdes’e götürür.</p>

<p>İhya varsa…</p>

<p>Muhyî vardır.</p>

<p>İmate varsa…</p>

<p>Mümît vardır.</p>

<p>Rızık varsa…</p>

<p>Rezzâk vardır.</p>

<p>Şifa varsa…</p>

<p>Şâfî vardır.</p>

<p>Ağaçta görünür.</p>

<p>İnekte görünür.</p>

<p>Güneşte görünür.</p>

<p>İnsanda görünür.</p>

<p>Fail-i Hakikî ise Allah’tır.</p>

<p>İnsan “Ben yaptım” derken dikkat edecek.</p>

<p>İrade verilmiş olması…</p>

<p>Kudretin kaynağının kendisi olduğu manasına gelmez.</p>

<p>Ağaca bakarken dalda kalmayacak.</p>

<p>İlaca bakarken Şâfî’yi unutmayacak.</p>

<p>Rızka uzanırken Rezzâk’ı görecek.</p>

<p>Güneşe bakarken nuru güneşin şahsî mülkü sanmayacak.</p>

<p>Kur’ân sebepleri yok saymıyor.</p>

<p>Yerlerini tayin ediyor.</p>

<p>Perde diyor.</p>

<p>Vasıta diyor.</p>

<p>Memur diyor.</p>

<p>Fail-i Hakikî makamına çıkarmıyor.</p>

<p>İşte Âyetü’l-Kürsî’nin ilk cümlesi bunun için koca bir tevhid dersidir:</p>

<p>“Allâhu lâ ilâhe illâ Hû.”</p>

<p>Allah O’dur.</p>

<p>Başka ilâh yoktur.</p>

<p>Öyleyse yaratmak O’na.</p>

<p>Diriltmek O’na.</p>

<p>Öldürmek O’na.</p>

<p>Rızık vermek O’na.</p>

<p>Şifa vermek O’na.</p>

<p>Tedbir O’na.</p>

<p>Tasarruf O’na.</p>

<p>Bize kalan?</p>

<p>Kulluk.</p>

<p>Çünkü şirk bazen ikinci bir ilâha isim vermekle başlamaz.</p>

<p>Bazen…</p>

<p>Allah’a ait fiili, sebebin cebine koymakla başlar.</p>

<p><strong>Selam ve dua ile…</strong></p>

<p><strong>Fiemanillah.</strong></p>

<p><a href="https://www.dirilispostasi.com/ikinci-ilah-yok-peki-bu-fiiller-kimin"><span style="color:#c0392b"><strong>KAYNAK: DİRİLİŞ POSTASI GAZETESİ</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/murat-cetin-ikinci-ilah-yok-peki-bu-fiiller-kimin-1788072940.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da Bu Hafta Fiskos Masasının Gündemi Yoğun: Herkes Bir Şey Bekliyor</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-bu-hafta-fiskos-masasinin-gundemi-yogun-herkes-bir-sey-bekliyor-118066</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-bu-hafta-fiskos-masasinin-gundemi-yogun-herkes-bir-sey-bekliyor-118066</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’da bu haftanın gündeminde anahtar teslimlerinden TOKİ hizmetlerine, trafik yoğunluğundan akaryakıt fiyatlarına ve hastane randevularına kadar uzanan bir dizi başlık yer aldı. Gazeteci-yazar Murat Çetin’in “Fiskos Masası” bölümünde aktardığı kulis notlarına göre, şehirde esnaftan vatandaşa kadar birçok kesimin ortak gündemi bekleyiş oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da bu haftanın gündemi yine bekleyişler üzerinden şekillendi. Esnaf teslim edilecek anahtarları, TOKİ sakinleri hizmetlerin tamamlanmasını, hastalar randevu bulmayı, sürücüler ise açık ve düzgün yolları bekliyor.</p>

<p>Gazeteci-yazar Murat Çetin’in “Yufka Tamam... Vekillik Nerede?” başlıklı yazısındaki “Fiskos Masası” bölümünde, Malatya’nın farklı noktalarından yansıyan gündem başlıkları ele alındı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ANAHTAR YİNE TAKVİME TAKILDI</span></strong></p>

<p>Akpınar, Saray Mahallesi ve Çarşı merkezindeki rezerv alanlarda teslim tarihlerinin uzaması, esnafın gündemindeki yerini koruyor.&nbsp;Çok sayıda tarih verilmesi nedeniyle yeni tarih açıklamalarının eskisi kadar heyecan oluşturmadığı aktarılırken, esnafın beklentisi şu sözlerle ifade edildi:&nbsp;“Tarih istemiyoruz, anahtarı gösterin!”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AİDAT VAR, ASANSÖR HÂLÂ YOLDA</span></strong></p>

<p>TOKİ sakinlerinin gündeminde ise aylık 2 bin liraya yaklaşan aidatlar bulunuyor.&nbsp;Yol ve kaldırım sorunlarının yanı sıra bazı bloklarda asansörlerin aylardır çalışmadığı aktarılıyor. Yaşanan sorunlar karşısında vatandaşın dile getirdiği soru ise şöyle:&nbsp;“Aidatı ödüyoruz da hizmet başka siteye mi gidiyor?”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SANAYİYE GİREN TRAFİKTEN ÇIKAMIYOR</span></strong></p>

<p>Sanayi ve çevre yolu güzergâhındaki trafik yoğunluğunun günlük rutine dönüştüğü belirtiliyor. Bozuk asfaltın da sürücüler açısından ayrı bir sorun oluşturduğu ifade ediliyor.</p>

<p>Araçlarını tamire götüren vatandaşların dönüş yolunda yeniden rot-balans ihtiyacı yaşadığına ilişkin esprili değerlendirme ise şöyle:&nbsp;“Sanayi arabayı düzeltiyor, yol tekrar bozuyor!”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MAZOT DEPOYA DEĞİL, CEBE ATEŞ DÜŞÜRDÜ</span></strong></p>

<p>Motorine gelen 2,92 liralık zamla birlikte bazı istasyonlarda litre fiyatının 85 liraya dayanması, nakliyeciden çiftçiye kadar geniş bir kesimin hesabını yeniden yapmasına neden oldu.</p>

<p>Mazot fiyatındaki artışın nakliye maliyetlerine, bunun da etiketlere yansıdığına dikkat çekilirken, çarşıdaki espri şu şekilde aktarılıyor:&nbsp;“Arabaya yakıt almıyoruz, yatırım yapıyoruz!”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">WHATSAPP ÖDEVİ YASAK, VELİ GRUPLARI HAREKETLİ</span></strong></p>

<p>Milli Eğitim Bakanlığının WhatsApp üzerinden ödev verilmemesine ilişkin genelgesi de gündemdeki başlıklardan biri oldu.&nbsp;Buna rağmen veli gruplarında özellikle ilkokul öğrencileri için listelerin şimdiden paylaşılmaya başladığı aktarılıyor.</p>

<p>Velilerin bu duruma ilişkin esprili yaklaşımı ise şöyle:&nbsp;“Çocuk daha okula başlamadı, biz sınıfı geçmeye çalışıyoruz!”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MECLİS TATİLDE, VEKİLLER SAHADA</span></strong></p>

<p>Murat Çetin’in yazısında Malatya milletvekillerinin saha çalışmalarına da yer veriliyor.&nbsp;Abdurrahman Babacan’ın bürokrasi ve yatırım dosyalarıyla, Bülent Tüfenkci’nin Yıldıztepe’den Hatunsuyu’na uzanan muhtar ve teşkilat temaslarıyla, İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak’ın ise esnaf ve vatandaş ziyaretleriyle çalışmalarını sürdürdüğü aktarılıyor.</p>

<p>Malatya’da üç milletvekilinin aynı dönemdeki hareketliliğine ilişkin kulislerde şu soru soruluyor:&nbsp;“Meclis tatile mi girdi, seçim erkene mi alındı?”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MHRS’DE RANDEVU BULANA NAZAR DEĞMESİN</span></strong></p>

<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde bazı branşlarda haftalar sonrasına dahi randevu bulunamadığı konuşuluyor.</p>

<p>Vatandaşların MHRS ekranında randevu aradığı aktarılırken, bu durum yazıda esprili bir ifadeyle şöyle anlatılıyor:&nbsp;“Allah şifa versin… Randevuyu bulursak doktora da gideriz!”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA’DA BEKLEYİŞ GÜNDEMDE</span></strong></p>

<p>“Fiskos Masası” bölümünde yer verilen başlıkların ortak noktası ise bekleyiş olarak öne çıkıyor.&nbsp;Esnaf anahtarı, hasta randevuyu, vatandaş hizmeti, sürücü ise yolu bekliyor. Yazının sonunda bu durum şu ifadeyle özetleniyor:&nbsp;“Beklemek zaten şehrin yeni mesaisi olmuş.”</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/yufka-tamam-vekillik-nerede-78945"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 09:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/malatyada-bu-hafta-fiskos-masasinin-gundemi-yogun-herkes-bir-sey-bekliyor-1788072012.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tıklanma Uğruna Meslek İlkeleri Gözden Mi Çıkarılıyor?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/tiklanma-ugruna-meslek-ilkeleri-gozden-mi-cikariliyor-118065</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/tiklanma-ugruna-meslek-ilkeleri-gozden-mi-cikariliyor-118065</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’da bazı yayınların tıklanma ve gündem olma amacıyla yayıncılık sınırlarını zorladığı eleştirisi gündeme geldi. Gazeteci-yazar Murt Çetin’in yazısında yer verdiği değerlendirmede, “Yeter ki tıklansın, yeter ki konuşulsun, yeter ki trend olsun” anlayışının meslek ilkelerinin önüne geçmemesi gerektiğine dikkat çekildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da bazı yayınların tıklanma ve gündem olma amacıyla haber ve içerik üretiminde meslek ilkelerini ikinci plana attığı yönündeki eleştiri dikkat çekti.</p>

<p>Gazeteci-yazar Murt Çetin’in “Yufka Tamam... Vekillik Nerede?” başlıklı yazısında yer alan “Fıkra Gibi Memleket: Her Şey Trend İçin” bölümünde, yayıncılık anlayışındaki değişime dikkat çekildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“HER ŞEY VATAN İÇİN”DEN “HER ŞEY TREND İÇİN”E</span></strong></p>

<p>Çetin, yazısında geçmişten bir örnek üzerinden tıklanma ve tiraj uğruna tartışma çıkarma anlayışına değindi.</p>

<p>Yazıda, Vatan gazetesinin sahibi Ahmed Emin Yalman hakkında anlatılan bir anekdota yer verildi. Buna göre Yalman’ın tirajı artırmak amacıyla sürekli tartışma çıkardığı anlatılırken, bir dostunun “Bütün bunlar ne için?” diye sorduğu, Yalman’ın ise “Her şey Vatan için” şeklinde karşılık verdiği aktarıldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“YETER Kİ TIKLANSIN”</span></strong></p>

<p>Çetin’in yazısında şu ifadeler kullanıldı:&nbsp;“Malatya’da bazı yayınlara bakıyorsunuz… Ölçü gidiyor. Çizgi gidiyor. Mukaddesat gidiyor. Meslek ilkesi gidiyor. Yeter ki tıklansın. Yeter ki konuşulsun. Yeter ki trend olsun.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MESLEK İLKELERİ...</span></strong></p>

<p>Çetin, geçmişte kullanılan “Her şey Vatan için” sözünün bugün farklı bir anlayışa dönüştüğünü belirterek değerlendirmesini şöyle tamamladı: “Eskiden: ‘Her şey Vatan için.’ deniliyordu. Şimdi işler biraz değişti. Vatan dâhil… Her şey trend için.”</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/yufka-tamam-vekillik-nerede-78945"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 09:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/tiklanma-ugruna-meslek-ilkeleri-gozden-mi-cikariliyor-1788070422.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / Malatya İmam Hatip&#039;in Şirin Hocası: Merhum Selahaddin Şireli</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-malatya-imam-hatipin-sirin-hocasi-merhum-selahaddin-sireli-118064</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-malatya-imam-hatipin-sirin-hocasi-merhum-selahaddin-sireli-118064</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>​80’li yıllardı...</p>

<p>Ulaşım kısıtlı,&nbsp;</p>

<p>imkânlar kıttı.</p>

<p>Sabahın 7.30’unda çalan zille ders başı yapardı Malatya İmam Hatip Lisesi.</p>

<p>Öğlen tatili 1 saat..<br />
Sonra akşam 6 ya kadar yine ders, talim ....</p>

<p>Eğitim öğretim...</p>

<p>Çöşnük’ten, Başharık’tan, şehrin Dört bir yanından yola koyulurdu genç yürekler.</p>

<p>Kâh kışın dondurucu soğuğunda yaya yürünür, kâh tıklım tıklım otobüslere ite kaka binilirdi.</p>

<p>Tam 7 koca yıl...&nbsp;</p>

<p>Sabırla, sadakatle katedilen bereketli bir yolculuktu bu.</p>

<p>Ve hocalarımız!<br />
Bir baba hassasiyeti ile titiz bir adanmışlık ile karşılardı...</p>

<p>Malatya halkının kurban derileriyle kimi kendi emekleri ile &nbsp;fedakar halkımızın &nbsp;kurdukları okulda...</p>

<p>Bir heyecan bir gelecek inşaası..<br />
Bir çaba bir gayret ki canhıraş!</p>

<p>Hocalarımız!</p>

<p>Onlardan biri</p>

<p>Şireli Hocamız;</p>

<p>​Sınıfın kapısı açılıp içeri girdiğinde adeta zaman durur, havadaki gerginlik yerini sükûnete bırakırdı.</p>

<p>Bembeyaz önlüğü, kararlı ve ritmik adımları, dipdiri beden diliyle bir vakar abidesiydi.</p>

<p>Selahaddin Şireli Hocamız...</p>

<p>Diğer adıyla "Şirin Hoca."</p>

<p>Talebelerinden İslam Hukuku Doktoru Mehmet Çelen’in hatıralarında ifade ettiği gibi; yıllar geçse de tek bir olumsuz sıfatla anılmayan, "Şirin Muallim" adıyla gönüllerde taht kurmuş naif, şeker gibi bir zat.</p>

<p>​İşte bu duruş, "Eski İmam Hatip Ruhu"nun tam da kendisiydi.</p>

<p>Mahmud Celaleddin Ökten’in (Celal Hoca) zihinlere kazıdığı o büyük vizyon: "İmam dediğin H₂O'nun su olduğunu da bilecek, dini de bilecek..."<br />
Genç zihinleri Doğu ve Batı ilimleriyle donatan, fenni ve manevi değerleri aynı potada eriten "çift kanatlı aydın" vizyonu...</p>

<p>Okulumuzun kürsüleri, bu iddiayı hayatıyla gösteren adanmış muallimlerle doluydu.</p>

<p>​Coğrafya Hocamız Selahaddin Şireli, haritaların ötesine geçer, coğrafik olayların künhüne varmamızı sağlardı.&nbsp;</p>

<p>Yer yer dersin akışına ilahi ayetleri ve peygamberi hadisleri serpiştirir, ilmi maneviyatla taçlandırırdı.</p>

<p>Yine bu iklimden feyz alan talebelerinden Prof. Dr. Celalettin Yeroğlu'nun anlatışı ile...<br />
Derslerinde 25 dakika konuyu anlatır, kalan 15 dakikada sandalyesini masanın kenarına çekerdi.&nbsp;</p>

<p>Güncel meseleleri işler, gundemi anlamamızı saglayacak pratik örnekler verirdi...</p>

<p>Nitekim&nbsp;<br />
bir keresinde çalışmadan hazırı tüketmenin tehlikesini ve milli şuurun önemini bizlere şu sarsıcı anekdotla kafamıza &nbsp;nakşetti:</p>

<p>"Araplara bakın; petrol bitince Mercedes’ten inip hooop deveye binecekler!"</p>

<p>​Şirin Hoca; otorite ile şefkatin, disiplin ile merhametin en tatlı dengesiydi.</p>

<p>Hiç unutmuyorum, yine bir sabah dersine geç kalmıştım.<br />
Bizi tahtaya dizdi,&nbsp;</p>

<p>"Neden geç kaldınız?" diye sordu.</p>

<p>"Hocam, kardeşime Kur'an öğretiyordum, dalmışım" dedim.</p>

<p>O an o sert otorite çehresi bir anda eriyip gitti.</p>

<p>Yüzünü kaplayan içten bir tebessümle beni tebrik etti ve bu hassasiyeti tüm sınıfa örnek gösterdi.</p>

<p>Çünkü mevzu dine, Kur'an'a ve ihlasa hizmet olunca Şirin Hoca için akan sular dururdu.</p>

<p>​Ahmet Önalan’ın hatırasındaki o incelik de aynı kaynağın pınarıydı..</p>

<p>Anlattığına göre:</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/malatya-imam-hatipin-sirin-hocasi-merhum-selahaddin-sireli-78952"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/dogan-dag-malatya-imam-hatipin-sirin-hocasi-merhum-selahaddin-sireli-1788072096.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ferdanur BERK / Zamana Karşı Beslenme: Hangi Besinler Sağlıklı Yaşlanmayı Destekliyor?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-zamana-karsi-beslenme-hangi-besinler-saglikli-yaslanmayi-destekliyor-118063</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-zamana-karsi-beslenme-hangi-besinler-saglikli-yaslanmayi-destekliyor-118063</guid>
                <description><![CDATA[Ferdanur BERK yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlanmak hayatın doğal bir parçasıdır. Zamanı durdurmak mümkün değil ancak nasıl yaşlandığımız üzerinde günlük alışkanlıklarımızın önemli bir etkisi var. Genetik mirasımızı değiştiremeyiz fakat beslenme şeklimiz, fiziksel aktivitemiz, uyku düzenimiz ve yaşam tarzımız ilerleyen yıllarda ne kadar sağlıklı ve aktif kalabileceğimizi etkileyebiliyor.</p>

<p>Son yıllarda “anti-aging” adı altında pek çok ürün ve takviye karşımıza çıkıyor. Oysa sağlıklı yaşlanmanın sırrını tek bir kapsülde ya da mucize bir besinde aramak yerine soframızın bütününe bakmak gerekiyor.</p>

<p><strong>**Yaşlanma sürecinde antioksidanlar neden önemli?**</strong></p>

<p>Vücudumuz enerji üretirken ve günlük işlevlerini yerine getirirken doğal olarak serbest radikaller adı verilen reaktif moleküller oluşur. Vücudumuz bunları dengeleyebilecek kendi savunma sistemlerine sahiptir. Ancak serbest radikal üretimi ile antioksidan savunma arasındaki denge bozulduğunda oksidatif stres ortaya çıkar.</p>

<p>Uzun süreli oksidatif stres hücrelerimizin protein, yağ ve DNA gibi yapılarına zarar verebilir ve yaşlanmayla ilişkili süreçlerde rol oynayabilir. İşte burada antioksidanlardan zengin beslenmenin önemi ortaya çıkıyor. Ancak çözüm yüksek doz antioksidan takviyelerine yönelmek değil farklı sebze, meyve, kuruyemiş, kurubaklagil ve tam tahılları düzenli olarak soframıza dahil etmektir.</p>

<p><strong>**Doğanın antioksidan kaynakları**</strong></p>

<p>Sağlıklı yaşlanma denildiğinde üzerinde en fazla durulan bitkisel bileşiklerden biri **resveratrol**. Özellikle üzümün kabuğunda bulunan resveratrol aynı zamanda yaban mersini, dut ve yer fıstığı gibi bazı besinlerde de bulunuyor. Antioksidan ve inflamasyonla ilişkili etkileri nedeniyle uzun yıllardır yaşlanma araştırmalarının ilgi çeken bileşiklerinden biri.</p>

<p>Ancak burada önemli bir nokta var: Resveratrolü bir “gençlik iksiri” olarak görmek için elimizde yeterli kanıt bulunmuyor. Bu nedenle resveratrol takviyesinin peşinden koşmak yerine üzüm ve diğer bitkisel besinleri dengeli beslenmenin doğal bir parçası olarak görmek daha doğru olur.</p>

<p>Nar, yaban mersini, böğürtlen, kiraz, çilek ve erik gibi meyveler de farklı antioksidan bileşikler açısından zengin seçenekler arasında. Elma, turunçgiller, kayısı ve kivi gibi günlük hayatımızda kolaylıkla ulaşabileceğimiz meyveler de soframızdaki çeşitliliğe katkı sağlayabilir.</p>

<p>Sebzelerde de aynı çeşitlilik önemli. Domates, havuç, kırmızı biber, brokoli, koyu yeşil yapraklı sebzeler, soğan ve sarımsak sağlıklı beslenmede düzenli olarak yer verebileceğimiz seçenekler arasındadır.</p>

<p><strong>**Zeytinyağı, balık ve kuruyemişleri unutmayın**</strong></p>

<p>Sağlıklı yaşlanma yalnızca antioksidanlardan ibaret değil. Tükettiğimiz yağların kalitesi de oldukça önemli. Sızma zeytinyağı hem tekli doymamış yağ asitleri hem de doğal fenolik bileşikler içerir. Ceviz, fındık ve badem ise sağlıklı yağların yanı sıra E vitamini ve farklı mikro besinleri beslenmemize kazandırır.</p>

<p>Somon, sardalya, uskumru ve hamsi gibi balıklar ise omega-3 yağ asitleri açısından değerli kaynaklardır. Bu nedenle balık, zeytinyağı ve kuruyemişlerin dengeli şekilde yer aldığı bir beslenme düzeni kalp-damar sağlığının korunmasına da katkıda bulunabilir.</p>

<p><strong>**Yaşlanırken asıl korumamız gerekenlerden biri: Kaslarımız**</strong></p>

<p>Yaşlanmayı yalnızca ciltte oluşan kırışıklıklarla değerlendirmek büyük bir hata olur. Sağlıklı yaşlanmanın önemli göstergelerinden biri kas kütlesini ve kas gücünü koruyabilmektir.</p>

<p>Yaş ilerledikçe kas kaybı hızlanabilir. Bu nedenle yumurta, yoğurt, balık, tavuk, et ve kurubaklagiller gibi kaliteli protein kaynaklarına yeterli miktarda yer vermek önemlidir. Beslenmenin düzenli fiziksel aktivite ve özellikle kasları çalıştıran egzersizlerle desteklenmesi de sağlıklı yaşlanmanın vazgeçilmez parçalarından biridir.</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/zamana-karsi-beslenme-hangi-besinler-saglikli-yaslanmayi-destekliyor-78953"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 08:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/ferdanur-berk-zamana-karsi-beslenme-hangi-besinler-saglikli-yaslanmayi-destekliyor-1788068845.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatyalının Cebini Süpürdüler, Süpürgeyi Suriye&#039;ye Gönderdiler!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyalinin-cebini-supurduler-supurgeyi-suriyeye-gonderdiler-118040</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyalinin-cebini-supurduler-supurgeyi-suriyeye-gonderdiler-118040</guid>
                <description><![CDATA[Usta Kalem Murat Çetin, meclis toplantısında öğrenci servislerine yüzde 30 zam yapılırken yol süpürme aracının Suriye'ye gönderilmesini "Kalem Hakkı" başlıklı bölümünde eleştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya Time'da kaleme aldığı yazısında meclis toplantısından çıkan kararları değerlendirdi. Çetin, toplantıda alınan öğrenci servisi zammı ve yol süpürme aracının yurt dışına gönderilmesi kararlarına dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"MALATYALININ CEBİNİ SÜPÜRDÜLER"</span></strong></p>

<p>Yazısının "Kalem Hakkı: Zam Bize, Süpürge Suriye’ye!" başlıklı bölümünde kararları eleştiren Murat Çetin, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><strong>"Meclis toplandı. Öğrenci servisine yüzde 30 zam yaptı. Yol süpürme aracını da Suriye’ye gönderdi. Hayır işi… Başımızın üstüne. Ama aynı toplantının özeti biraz enteresan oldu: Malatyalının cebini süpürdüler… Süpürgeyi Suriye’ye gönderdiler."</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/yufka-tamam-vekillik-nerede-78945"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 14:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/malatyalinin-cebini-supurduler-supurgeyi-suriyeye-gonderdiler-1787899105.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / 27 Ağustos 1956: Unutulan Büyük Yarpuzlu Yayla Sel Felaketi</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-27-agustos-1956-unutulan-buyuk-yarpuzlu-yayla-sel-felaketi-118035</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-27-agustos-1956-unutulan-buyuk-yarpuzlu-yayla-sel-felaketi-118035</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bugün, 27 Ağustos 2026...</p>

<p>Tam 70 yıl önce bugün, Adıyaman tarihinin en büyük sel felaketi yaşandı.</p>

<p>Çelikhan, Sincik ve Kahta hattındaki yüksek dağ köylerinde ve yaylalarda aniden bastıran aşırı şiddetli yağışlar büyük bir felakete dönüştü. Dağlardaki kuru dere yataklarından devasa su kütleleri, önüne kattığı taş ve kayalarla aşağıya doğru aktı.</p>

<p>Çelikhan ve Sincik dağlarından gelen sular, önüne kattığı toprağı, ağaçları ve devasa taşları sürükleyerek adeta devasa bir çığ felaketine dönüştü.</p>

<p>Bu felaketi hayatımda ilk defa rahmetli babamdan dinlemiştim. Bizim ailemiz de o gün yayladaymış. Olup bitenlere canlı canlı şahit olmuşlar.</p>

<p>Yarpuzlu köyü ve Kahta'nın dağ köylerindeki Teşikan Yaylası ile Karlık Dağı'nın arkasında bulunan Çelikhan köyleri ve yayla çadırları sel sularının altında kaldı.</p>

<p>Sel, havzadaki bütün kolları birleştirerek yoluna devam etti ve nihayetinde Fırat Nehri'ne kadar ulaştı.</p>

<p>Sadece bu dağ ve yayla bölgelerinde bir gecede 40 vatandaşımız hayatını kaybetti. 20'den fazla kişi yaralandı. Havzanın tamamında ve Adıyaman genelindeki diğer bölgelerle birlikte, o dönem basına yansıyan toplam can kaybı 75 kişiyi buldu. Bu sayının daha fazla olduğunu söyleyenler de oldu.</p>

<p>Bu, yalnızca Adıyaman tarihinin değil, Türkiye tarihinin de en büyük sel felaketlerinden biriydi.</p>

<p>Ama söz konusu Adıyaman olunca, bu büyük acı da unutuldu.</p>

<p>Bugüne kadar ne kapsamlı bir araştırma yapıldı, ne bir anma etkinliği düzenlendi ne de gelecek nesillere bu felaketin hafızasını taşıyacak ciddi bir çalışma gerçekleştirildi.</p>

<p>Oysa bu felakette hayatını kaybedenler de insandı.</p>

<p>Onlar fakir ve garibanlardı.</p>

<p>Birçoğu göçebe hayatı yaşayan, yaylalarda çadırlarda yaşayan, devlet kapılarında güçlü bağlantıları olmayan insanlardı.</p>

<p>Belki bu yüzden sesleri duyulmadı.</p>

<p>Belki bu yüzden acıları kayıtlara gerektiği gibi geçmedi.</p>

<p>Ölenler öldü...</p>

<p>Kalanların bir kısmı da yakınlarının hasretiyle, yoklukla ve fakirlikle hayatını tamamladı.</p>

<p>Ama bu felaketle ilgili anlatılan ve ailelerin hafızasında yaşayan öyle acı hikâyeler var ki, insan bunları dinlerken aradan 70 yıl değil, sanki birkaç gün geçmiş gibi hissediyor.</p>

<p>Benim rahmetli babam, bu felakette hayatını kaybedenlerden 40 kişinin cenaze namazını bizzat kıldırmıştı. Bu bile felaketin Yarpuzlu ve yayla taraflarında ne kadar büyük bir yıkıma sebep olduğunu göstermeye yeter.</p>

<p>Selin gücü o kadar büyüktü ki bazı cenazeler, felaketin yaşandığı yerden onlarca kilometre uzakta bulundu.</p>

<p>Hatta Yarpuzlu'dan selin önüne katıp sürüklediği bir gencin cenazesi, Cendere Köprüsü civarında ortaya çıktığında, benim rahmetli dedem onu kendi oğlu, yani amcamın cenazesi sanmış ve üzerinde ağıtlar yakmıştı.</p>

<p>Böylesine büyük bir felaketin içinde yalnızca acılar değil, bugün bile anlatıldığında insana hayret veren mucizeler de yaşandı.</p>

<p>Bunlardan biri, Yarpuzlu köyünde kundakta bulunan bir bebekti…</p>

<p>Dağı taşı önüne katıp götüren, insanları ve çadırları yutan bu korkunç selde, o kundaktaki bebek bir mucize olarak hayatta kaldı. Bebek, 50 kilometreden daha fazla bir mesafede, selin ortasında sürüklenerek Fırat Nehri'nin Kahta tarafındaki kıyılarına kadar gelmiş ve bir vatandaş tarafından bulunmuştu.</p>

<p>Yıllar sonra öğretmen olan bu bebek, ailesiyle de mucizevi bir şekilde buluşmuştu.</p>

<p>Ailenin bu konunun şimdilik dile getirilmesini istememesi sebebiyle, o bebeğin hikâyesini ve ailesine dair ayrıntıları burada paylaşmıyorum.</p>

<p>Ancak bir gün izin verirlerse, o mucizevi kurtuluş hikâyesini ayrıca ve ayrıntılarıyla yazacağım.</p>

<p>Bugün, 27 Ağustos 2026'da, Büyük Yarpuzlu Yayla Sel Felaketi'nin 70. yıldönümünde, bu satırları tarihe bir not düşmek için paylaşıyorum.</p>

<p>Belki bir gün birileri bu büyük felaketi araştırmak ister.</p>

<p>Belki bir gün Adıyaman'da bu acının hatırasını yaşatacak bir anma gerçekleştirilir.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/27-agustos-1956-unutulan-buyuk-yarpuzlu-yayla-sel-felaketi-78951"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 23:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/ebuzer-aydin-27-agustos-1956-unutulan-buyuk-yarpuzlu-yayla-sel-felaketi-1787862179.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Parti Tabelası Değişse De Seçmenin Hafızası Değişmiyor</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yeni-parti-tabelasi-degisse-de-secmenin-hafizasi-degismiyor-118025</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yeni-parti-tabelasi-degisse-de-secmenin-hafizasi-degismiyor-118025</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Murat Çetin, CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın Hekimhan’dan yaptığı birlik ve katılım çağrısını kaleme aldı. Çetin, siyaset sahasında tabelaları ve partileri değiştirmenin kolay olduğunu belirterek, seçmenin hafızasında yer eden geçmişi ve Ağbaba’nın yeni siyasi yolculuğunu analiz etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, Veli Ağbaba’nın Hekimhan ilçesinden yaptığı siyasi çağrıyı ve bunun seçmen nezdindeki yansımalarını değerlendirdi. Çetin, Ağbaba’nın her kesimden insanı kapsayan davetini mercek altına aldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HEKİMHAN’DAN GENİŞ KAPSAMLI BİRLİK ÇAĞRISI</span></strong></p>

<p>Veli Ağbaba’nın Hekimhan’dan siyasi görüşü ne olursa olsun herkesi kapsayacak bir çağrıda bulunduğunu aktaran Murat Çetin; Atatürk’e, Cumhuriyet’e ve bayrağa inanan tüm vatandaşların bu yeni yürüyüşe davet edildiğini belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TABELA VE ROZET DEĞİŞİR SEÇMENİN HAFIZASI KALIR</span></strong></p>

<p>Siyasette tabela, rozet ve parti değiştirmenin kolay olduğunu ifade eden Çetin, seçmenin hafızasına müdahale edilemediğini vurguladı. Ağbaba’nın çağrısına vatandaşların sosyal medyada farklı yorumlar yaptığını kaydeden Çetin, destekleyenlerin yanı sıra eski dosyaları açarak eleştirenlerin de bulunduğunu aktardı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KİTABIN KAPAĞI DEĞİŞSE DE SAYFALAR AYNI KALIR</span></strong></p>

<p>Veli Ağbaba’nın yıllardır siyasetin içinde, milletvekilliği ve parti yöneticiliği görevlerinde bulunduğunu hatırlatan Çetin, yeni bir hikaye anlatılsa da geçmişin unutulmadığını dile getirdi. Siyasette kitabın kapağını değiştirmenin kolay olduğunu ancak içindeki sayfaları değiştirmenin daha zor olduğunu belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YENİ PARTİ ESKİ VELİ’Yİ NE KADAR TAŞIR?</span></strong></p>

<p>Analizinin sonunda asıl sorunun yeni partiye kaç kişinin geleceği olmadığını ifade eden gazeteci Murat Çetin, esas meselenin yeni partinin eski Veli’yi ne kadar taşıyabileceği sorusu olduğunu vurguladı.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/yufka-tamam-vekillik-nerede-78945"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 14:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/yeni-parti-tabelasi-degisse-de-secmenin-hafizasi-degismiyor-1787833146.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Vali Seddar Yavuz’un Paylaştığı Fotoğraf Malatya Siyasetini Karıştırdı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/vali-seddar-yavuzun-paylastigi-fotograf-malatya-siyasetini-karistirdi-118024</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/vali-seddar-yavuzun-paylastigi-fotograf-malatya-siyasetini-karistirdi-118024</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Valisi Seddar Yavuz’un Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la daha önce çekilmiş bir fotoğrafı yeniden paylaşması, kent siyasetinde yeni bir görüşme yapıldığı yönünde yorumlara neden oldu. Ancak söz konusu karenin yeni bir ziyaret veya kabulü göstermediği belirtildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya Valisi Seddar Yavuz’un sosyal medya hesabından yaptığı bir fotoğraf paylaşımının kent siyasetindeki yansımalarını değerlendirdi. Çetin, paylaşılan karenin Malatya siyasetinde adeta sekiz şiddetinde bir dalgalanmaya yol açtığını ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KULİSLER FOTOĞRAFIN ARDINDAN HAREKETLENDİ</span></strong></p>

<p>Vali Seddar Yavuz’un Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hemen arkasında yer aldığı karenin sosyal medyaya düşmesiyle birlikte kulislerin kaynadığını belirten Çetin, bu durumun bazı çevrelerde şaşkınlık ve telaş oluşturduğunu aktardı. Cumhurbaşkanı’ndan randevu almanın bile güç olduğu bir dönemde bu görüntünün dikkati çektiğini kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">FOTOĞRAF YENİ DEĞİL TEŞEKKÜR AMAÇLI PAYLAŞILDI</span></strong></p>

<p>Olayın perde arkasını açıklayan Murat Çetin, ortada yeni bir ziyaret, yeni bir kabul ya da yeni bir siyasi mesaj bulunmadığını vurguladı. Söz konusu karenin Vali Yavuz’un Cumhurbaşkanı Erdoğan ile daha önce çekilmiş eski bir fotoğrafı olduğunu belirten Çetin, paylaşımın Malatya’ya yapılan hizmetler için bir teşekkür niteliğinde yapıldığını ve devlettin kentin arkasında olduğunu hatırlatma amacı taşıdığını ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SİYASETTE YENİ NÜFUZ ÖLÇÜSÜ SANTİMETRE OLDU</span></strong></p>

<p>Siyaset dünyasındaki tepkileri eleştiren Çetin, fotoğrafın tarihine bakılmadan geniş çaplı incelemeler yapıldığını ve telefon trafiğinin yaşandığını belirtti. Çetin, Malatya siyasetindeki yeni nüfuz ölçüsünün metre değil, Cumhurbaşkanı’na santimetre uzaklık haline geldiğini savundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">FOTOĞRAF ESKİYDİ TELAŞ YEPYENİYDİ</span></strong></p>

<p>Bazı fotoğrafların tarihi eskise de tesirinin eskimeyeceğini vurgulayan Murat Çetin, Vali Yavuz’un Cumhurbaşkanı’nın arkasında durduğunu, bazılarının ise bu fotoğrafın altında kaldığını belirterek yaşanan durumu özetledi.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/yufka-tamam-vekillik-nerede-78945"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-24%20at%2008_51_55(1).jpeg" style="height:800px; width:687px" /></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 14:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/vali-seddar-yavuzun-paylastigi-fotograf-malatya-siyasetini-karistirdi-1787830147.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ahmet EVCİL / Altında 5 Bin Dolar Beklentisi Güçleniyor</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ahmet-evcil-altinda-5-bin-dolar-beklentisi-gucleniyor-118006</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ahmet-evcil-altinda-5-bin-dolar-beklentisi-gucleniyor-118006</guid>
                <description><![CDATA[Ahmet EVCİL yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Altın fiyatlarında yukarı yönlü beklenti devam ediyor.</p>

<p>Dünyanın önde gelen bankalarından Citi, kısa vadeli ons altın hedefini <strong>4.800 dolara</strong> yükseltti. Banka, 6–12 aylık dönem için belirlediği <strong>5.000 dolarlık</strong> hedefini ise korudu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>CITI HEDEFİ YÜKSELTTİ</strong></span></p>

<p>Citi’ye göre altını destekleyen en önemli unsurlar; reel faizlerdeki gerileme ve ABD Merkez Bankası’nın daha güvercin bir tutuma yönelme ihtimali.</p>

<p>Jeopolitik risklerde bir miktar gevşeme yaşansa bile, faiz tarafındaki olası yumuşama altın için güçlü bir destek olmaya devam edebilir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>JPMORGAN DA 5 BİN DOLARI KONUŞUYOR</strong></span></p>

<p>JPMorgan ise altının kısa vadede <strong>4.500–5.000 dolar </strong>aralığında hareket edebileceğini öngörüyor.</p>

<p>Orta Doğu’daki belirsizlikler, tarife tartışmaları ve küresel riskler altının güvenli liman özelliğini canlı tutuyor.</p>

<p>Önümüzdeki süreçte özellikle <strong>çekirdek PCE verisi </strong>ve <strong>Jackson Hole toplantısı</strong> yakından takip edilecek.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>FED BELİRLEYİCİ OLACAK</strong></span></p>

<p>Enflasyon verilerinin yüksek gelmesi hâlinde faiz indirimi beklentileri zayıflayabilir. Bu da altında kısa vadeli geri çekilmeleri beraberinde getirebilir.</p>

<p>Ancak verilerin daha ılımlı gelmesi ve Fed’in daha yumuşak mesajlar vermesi hâlinde, ons altında<strong> 5.000 dolar seviyesi</strong> yeniden güçlü biçimde gündeme gelebilir.</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/altinda-5-bin-dolar-beklentisi-gucleniyor-78950"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 18:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/ahmet-evcil-altinda-5-bin-dolar-beklentisi-gucleniyor-1787757080.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Abdurrahman DAŞKAYA / Varlık Barışı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/abdurrahman-daskaya-varlik-barisi-118003</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/abdurrahman-daskaya-varlik-barisi-118003</guid>
                <description><![CDATA[Abdurrahman DAŞKAYA yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Varlık barışı nedir, kimler faydalanır ve faydası nedir?</p>

<p>Adı üstünde varlık barışı. Maliye bakanlığı benden sakladığın varlıklarını bana getir vergisini öde barışalım diyor.</p>

<p><strong><strong>YURTDIŞI VARLIKLAR:</strong></strong></p>

<p>-<strong><strong>Kimler faydalanır</strong></strong>;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Vergi mükellefi olup olmamasına bakılmaksızın tüm gerçek kişiler ve tüzel kurumlar (Türk vatandaşları, gurbetçiler veya yurt dışında varlık tutan herkes)</p>

<p>-<strong><strong>Hangi Varlıklar:</strong></strong>&nbsp;Yurt dışında bulunan para, döviz, altın, hisse senedi, tahvil ve diğer sermaye piyasası araçları.&nbsp;</p>

<p><strong><strong>YURT İÇİ VARLIKLAR</strong></strong>:</p>

<p><strong><strong>-Kimler Faydalanır:</strong></strong>&nbsp;Yalnızca Türkiye'de gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek ve tüzel kişiler</p>

<p><strong><strong>-Hangi Varlıklar:</strong></strong>&nbsp;Türkiye'de bulunan ancak işletmenin kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz ve sermaye piyasası araçları.&nbsp;</p>

<p><strong>&nbsp;</strong><u><u>Banka ve Aracı Kurumlarca Yapılacak İşlemler ve Verginin Ödenmesi</u></u></p>

<p><strong><strong>- Bildirim formu ve belge düzeni</strong></strong></p>

<p>Yurt dışında bulunan varlıklar, Tebliğ ekindeki formun iki nüsha olarak hazırlanması suretiyle banka veya aracı kurumlara bildirilecektir.Formun bir nüshası, varsa bildirim nedeniyle açılan hesaba ilişkin bilgiler yazılıp banka veya aracı kurum tarafından tasdik edildikten sonra, banka dekontları veya işlem sonuç formları ile birlikte ilgilisine geri verilecektir.Banka veya aracı kurumlar, bildirime konu varlıklara ilişkin olarak bildirim sahibinden herhangi bir belge istemeyecektir.</p>

<p><strong><strong>- Genel vergi oranı</strong></strong></p>

<p>Banka ve aracı kurumlar,&nbsp;<strong><strong>kendilerine bildirilen varlıkların değeri üzerinden genel olarak %5 oranında vergiyi bildirim sahibinden peşin olarak tahsil edecektir.</strong></strong>Tahsil edilen vergi, bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar banka veya aracı kurum tarafından vergi sorumlusu sıfatıyla beyan edilecek ve aynı süre içinde ödenecektir.</p>

<p><strong><strong>- Taahhüt verilmesi halinde indirimli vergi oranları</strong></strong></p>

<p>Tebliğde, bildirilen varlıkların belirli finansal araçlarda belli sürelerle tutulacağının taahhüt edilmesi halinde indirimli vergi oranları uygulanacağı açıklanmıştır.</p>

<p>Buna göre banka veya aracı kurumlara bildirilen varlıkların;</p>

<ul>
	<li>Vadeli hesaplarda,</li>
	<li>4749 sayılı Kanun kapsamında ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetlerinde,</li>
	<li>Kira sertifikalarında,</li>
	<li>Girişim sermayesi yatırım fonlarında</li>
</ul>

<p>Belirli sürelerle tutulacağının taahhüt edilmesi halinde uygulanacak vergi oranları&nbsp;; 5 yıl için vergi yok,4 yıl yıl için %1, 3 yıl için %2, 2 yıl için %3 1 yıl için %4 &nbsp;vergi ödemesi var.</p>

<p><strong><u><strong><u>Gelelim Türkiye de ki bir vergi mükellefine ne faydası olduğuna bakalım.</u></strong></u></strong></p>

<p>Tebliğ deki örnekleri inceleyelim.</p>

<p>-Tebliğde verilen ilk örnekte, 10 milyon TL tutarında bildirilen varlık bulunmasına rağmen vergi incelemesinde 5 milyon TL kayıt dışı satıştan kaynaklanan matrah farkı tespit edilmiş, yapılan incelemede bu farkın bildirilen varlıklardan kaynaklandığı anlaşıldığından herhangi bir vergi tarhiyatı yapılmayacağı açıklanmıştır.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/varlik-barisi-78949"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 16:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/abdurrahman-daskaya-varlik-barisi-1787751320.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kritik Oylamada Yoktu, Siyasi Mesaj İddiaları Gündeme Geldi: Tüfenkci Neden Katılmadı?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kritik-oylamada-yoktu-siyasi-mesaj-iddialari-gundeme-geldi-tufenkci-neden-katilmadi-117989</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kritik-oylamada-yoktu-siyasi-mesaj-iddialari-gundeme-geldi-tufenkci-neden-katilmadi-117989</guid>
                <description><![CDATA[AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci’nin Meclis’teki kritik oylamaya katılmaması üzerine ortaya atılan siyasi kriz iddialarını gazeteci Murat Çetin araştırdı. Çetin, Tüfenkci ile görüşerek oylamada yer almama sebebinin siyasi bir mesaj değil, yaşadığı bel rahatsızlığı olduğunu kaleme aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya Time’da kaleme aldığı yazısında AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci’nin Meclis’teki kritik oylamada yer almaması üzerine yapılan haberleri ve ortaya atılan kriz iddialarını değerlendirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KRİZ İDDİALARI GÜNDEME GELDİ</span></strong></p>

<p>Tüfenkci’nin oylamaya katılmaması sonrasında yerel basında "Erdoğan’a mesaj!", "AK Parti’de çatlak!" ve "Tüfenkci rest çekti!" şeklinde haberler yapıldığını belirten Çetin, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MURAT ÇETİN BÜLENT TÜFENKCİ’Yİ ARADI</span></strong></p>

<p>Ortaya atılan iddiaların ardından Bülent Tüfenkci’yi telefonla aradığını belirten Murat Çetin, kendisine doğrudan siyasi bir mesaj verip vermediğini sorduğunu aktardı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"YASAYI HAZIRLAYAN KOMİSYONDAYDIM"</span></strong></p>

<p>Tüfenkci’nin siyasi kriz iddialarını doğrulamadığını ve yasanın arkasında durduğunu kaydeden Çetin, Tüfenkci’nin telefondaki yanıtını şu sözlerle aktardı:&nbsp;"Yasayı hazırlayan komisyondaydım. İmzam da var."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAĞLIK PROBLEMİ NEDENİYLE KATILAMADI</span></strong></p>

<p>Oylamada neden bulunmadığı sorusuna yanıt veren Tüfenkci, belinin kilitlendiğini ve yürüyemediğini belirtti. Hastaneye gittiğini, fizik tedavi gördüğünü ve hatta ameliyatın dahi gündeme geldiğini aktardı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TÜFENKCİ YASAYI MÜDAFAA ETTİ</span></strong></p>

<p>Çetin, Tüfenkci’nin telefonda yasaya muhalefet etmek bir yana düzenlemeyi uzun uzun savunduğunu vurguladı. Tüfenkci, şehit ve gazilerin aleyhine bir hüküm bulunmadığını ve yapılan düzenlemenin Türkiye açısından önemli olduğunu anlattı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"SİYASETTE KRİZ DEĞİL FITIK ÇIKTI"</span></strong></p>

<p>Konuyu özetleyen Murat Çetin; Tüfenkci’nin komisyonda bulunduğunu, imzasını attığını, yasayı savunduğunu ancak oylamaya sağlık problemi yüzünden katılamadığını belirtti. Gazeteciliğin merak işi olduğunu ve arayıp sormak gerektiğini vurgulayan Çetin, bazen siyasette kriz yerine sağlık sorunlarının ortaya çıktığını ifade etti.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/yufka-tamam-vekillik-nerede-78945"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-24%20at%2008_51_48%20(2).jpeg" style="height:718px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 09:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/kritik-oylamada-yoktu-siyasi-mesaj-iddialari-gundeme-geldi-tufenkci-neden-katilmadi-1787727981.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / Kimin İtibarı, Hangi Malatya?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-kimin-itibari-hangi-malatya-117987</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-kimin-itibari-hangi-malatya-117987</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>​Bir şehir sadece binaları yıkıldığında enkaz altında kalmaz.&nbsp;</p>

<p>Bir şehir; aklı, hafızası ve “eşrafı” olduğunu iddia edenler kendi sırça köşklerine çekildiğinde asıl enkazı yaşar.</p>

<p>​Eskiden bu şehrin gerçek beyleri, kanaat önderleri Teze Cami’nin avlusundan ayrılmazdı.&nbsp;</p>

<p>Esnafla aynı tabureye oturur, halkın içinde halkla nefes alır, garibanın derdine bizzat derman olurlardı.&nbsp;</p>

<p>Şorikli Yaşar'ı şehir hamamında kim yıkardı? &nbsp;</p>

<p>Güzel ve geniş yürekli zengin bir eşraf...&nbsp;</p>

<p>Şehrin delisine de velisine de sahip çıkan o aksakal bilgeliği; kırgınlıkları giderir, kaos anlarında birleştirici bir çekim merkezi olurdu.&nbsp;</p>

<p>O büyükler için itibar, peşinden koşulan bir ödül değil; hesapsız bir hizmetin kendiliğinden getirdiği bir vekardı.</p>

<p>​Peki ya bugün?</p>

<p>​Bugün o köklü mirasın yerinde, site villalarına kapanıp milletin derdine üstten bakan bir "itibar avcılığı" hüküm sürüyor.&nbsp;</p>

<p>Deprem bu şehri yutmuş, taş üstünde taş kalmamışken dahi bir araya gelemeyen; ortak bir Malatya vizyonu koyamayan bir zevatla karşı karşıyayız.</p>

<p>​"Ağabeyler bir araya gelsin, bir&nbsp;</p>

<p>Malatya platformu kurulsun, şehrin geleceğini siz çizin" dendiğinde ortaya konan tavır tam bir basiretsizlik:&nbsp;</p>

<p>"Onlar benim itibar şemsiyemin altına gelirse olur, yoksa ben kimsenin ayağına gitmem."</p>

<p>​İşte bütün mesele bu şark kurnazlığında gizli.&nbsp;</p>

<p>Şehrin geleceğine kafa yormak yerine, kendi kapalı devre meclislerinde birbirini ağırlayıp, sosyal medyadan itibar devşirme derdindeler.&nbsp;</p>

<p>Şehir de Malatya'lı da onlar için sadece birer "itibar malzemesi."&nbsp;</p>

<p>Bir iki uyarı yapıp fikir belirttiğinizde ise bir öfke ki inanılmaz!</p>

<p>"Sen kimsin ki?" edasıyla zıvanadan çıkıyorlar.</p>

<p>Kabalık!<br />
Hakaret!<br />
Aşağılama!</p>

<p>İtibarla beslenen &nbsp;asiller!</p>

<p>Zinhar !</p>

<p>"La yü'sel" beyzadeler!&nbsp;</p>

<p>​Bugün Malatya sokaklarında herkes aynı nakaratı tekrarlıyor:</p>

<p>“Malatya sahipsiz! Siyaset ve bürokrasi beceriksiz!”</p>

<p>Şehrin şu derdi, bu derdi...</p>

<p>​Açık konuşalım: Bu tablonun asıl sorumlusu ne dışarıdan gelen bürokrat ne de yerel siyasetçidir.&nbsp;</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/kimin-itibari-hangi-malatya-78948"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 08:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/dogan-dag-kimin-itibari-hangi-malatya-1787722983.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alişan HAYIRLI / TV’ler kan kusuyor, dur diyen yok!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-tvler-kan-kusuyor-dur-diyen-yok-117986</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-tvler-kan-kusuyor-dur-diyen-yok-117986</guid>
                <description><![CDATA[Alişan HAYIRLI yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kanal D, Show TV, Star, Fox, ATV gibi ana akım TV’lerin gündüz kuşağında “Kadın, aile, kavga, cinayet, sapıklık” gibi ana başlıklarda toplayacağımız konularda programlar yapılıyor. Bu programlarda genellikle aile kavgaları, kayıplar, cinayetler ve boşanma gibi konular işleniyor. Bu programların izleyicileri ise genellikle kadınlar ve gençler…&nbsp;<br />
Ailelerin yaşadığı kavgalar ve trajediler milyonlarca TV seyircisi önünde, hiçbir mahremiyet sınırı tanımadan konuşuluyor ve tartışılıyor. Şahsi ve ailevi konular reyting uğruna çarşaf çarşaf deşifre ediliyor.&nbsp;</p>

<p>Her TV ve programcı adeta aralarında rekabet ediyor ve seyirci çekmek için en olmadık ve en mahrem konular seçiliyor. TV’ler daha fazla feryat, daha fazla acı, daha fazla dram peşinde… Acılar pazarlanıyor.&nbsp;</p>

<p>1-Bu TV’lerin program yapımcıları ruh hastası,<br />
2-Bu programlara çıkan aile fertleri de ruh hastası,&nbsp;<br />
3-Bunları seyredenler de ruh hastası.&nbsp;</p>

<p>-“Ailelerin sorunlarını çözüyoruz”<br />
-“Gerçek katilleri tespit ediyoruz”<br />
-“Kayıpları buluyoruz”… adı altında tam bir aile ve mahremiyet cinayeti işleniyor.</p>

<p>Bu programları yapanlarda vicdan yok, seyredenlerde de mide yok. Nasıl bir akıl tutulması yaşanıyor ki, başkalarının acıları üzerine reyting pazarı kuruluyor ve seyredenler de başkalarının acılarıyla kendi acılarını unutuyor.&nbsp;</p>

<p>Buna izin veren RTÜK, Hükümet ve siyasileri şiddetle kınıyorum. Bu programların toplum üzerinde yarattığı travmanın boyutlarını hesaplamak mümkün değil. Başkalarının yaralarını sarıyoruz derken aslında toplumun şah damarına altın vuruşlar yapılıyor.&nbsp;</p>

<p>İşlenen bir cinayet olayı ekranlara taşınarak toplumsal cinayet işleniyor. Bir cinayet üzerinden ya da bir aile kavgası üzerinden toplum adeta esir alınıyor. Bu toplum bu kadar suikastı kaldıramaz. Bu toplumsal cinnettir.&nbsp;</p>

<p>Bu TV programlarının bir benzerini Batı ülkelerinin TV’lerinde asla bulamazsınız. Haber kanallarında bile ölçü ve sınır var. Kan ve vahşet gösterilmez. Bizimkiler ise her cinayetin üzerinde tepiniyor, çıkar elde etmek ve seyredilme uğruna her acıyı kullanmaktan çekinmiyor.</p>

<p>Çılgınlık bu!</p>

<p>Mahremiyetin olmadığı yerde merhametsizlik hakim olur.&nbsp;</p>

<p>Özelin olmadığı yerde genel bir cinnet hüküm sürer.&nbsp;</p>

<p>Bir ailenin ya da kişinin dramı toplumsal drama dönüştürülüyor. Bütün bir toplum bir tek acı üzerine yoğunlaşıp akıl sağlığını yitiriyor. Vahşet, sapıklık, ahlaksızlık katlanarak büyüyor. Acıları seyrede seyrede acıya alıştırılıyor. Her türlü gayrı meşru ve ahlaksız davranışlar alenen toplumun gözlerine sokuluyor. Bir ailenin yarasını tamir ederken bütün bir toplum yaralanıyor.&nbsp;</p>

<p>TV’ler hiçbir kutsal tanımıyor, hiçbir değere itibar etmiyor.&nbsp;<br />
TV programları yargı yerine geçip yetki gaspı yapıyor.&nbsp;<br />
Her türlü çirkeflik, iğrençlik toplum önünde konuşularak meşrulaştırılıyor.&nbsp;<br />
TV’ler, toplumsal bir yangının fitilini ateşliyor, heyelan gibi üzerimize çöküyor, sel olup üzerimize akıyor, virüs olup bünyemizi tahrip ediyor.&nbsp;</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/tvler-kan-kusuyor-dur-diyen-yok-78947"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 08:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/alisan-hayirli-tvler-kan-kusuyor-dur-diyen-yok-1787721201.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mahalle Ziyaretleri, Esnaf Buluşmaları ve Yufka… Peki Ankara’da Ne Oluyor?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/mahalle-ziyaretleri-esnaf-bulusmalari-ve-yufka-peki-ankarada-ne-oluyor-117964</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/mahalle-ziyaretleri-esnaf-bulusmalari-ve-yufka-peki-ankarada-ne-oluyor-117964</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Murat Çetin, "Yufka Tamam... Vekillik Nerede?" başlıklı yazısında Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak’ın saha çalışmalarını ve Meclis faaliyetlerini gündeme taşıdı. Ölmeztoprak’ın mahalle ve esnaf ziyaretleri ile vatandaşlarla temaslarını değerlendiren Çetin, Malatya adına verilen yazılı soru önergelerine ilişkin de dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya siyasetindeki milletvekillerinin çalışmalarını ele aldığı yazısında İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak’ın saha faaliyetlerini gündeme getirdi.</p>

<p>Çetin, Ölmeztoprak’ın mahalle gezdiğini, esnafla bir araya geldiğini, ev ziyaretleri yaptığını ve kadınlarla yufka açtığını belirterek, milletvekillerinin vatandaşlarla temas kurmasının doğal olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"MİLLETİN ARASINA GİRSİN"</span></strong></p>

<p>Çetin, yazısında milletvekillerinin vatandaşlarla bir araya gelmesine karşı olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"Milletvekili milletin arasına girsin. Sofrasına otursun. Çayını içsin. Kiraz yaprağını da sarsın." Ancak Çetin, milletvekilliğinin yalnızca saha ziyaretlerinden ibaret olmadığını savunarak Ankara’daki Meclis çalışmalarına da dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"ANKARA’YA GİDİNCE ROLÜNÜ HATIRLASIN"</span></strong></p>

<p>Yazıda Malatya’nın 6 Şubat depremlerinin ardından yaşadığı sorunlara da vurgu yapıldı.&nbsp;Çetin, kentin sermaye göçü, demografik değişim, nitelikli insan kaybı ve hayat standardındaki gerileme gibi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirtti. Bu çerçevede milletvekillerinin Ankara’daki çalışmalarının önemine dikkat çeken Çetin, şöyle yazdı:</p>

<p>"Ama Ankara’ya gidince rolünü hatırlasın. Çünkü temsil ettiği şehir sıradan günlerden geçmiyor."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÖLMEZTOPRAK’IN GEÇMİŞ GÖREVLERİNE DİKKAT ÇEKTİ</span></strong></p>

<p>Çetin, İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak’ın daha önce Malatya Büyükşehir Belediyesi ve ilgili kurumsal yapılarda farklı görevlerde bulunduğunu da yazısında hatırlattı.&nbsp;Yazıda Ölmeztoprak’ın kurum avukatlığı yaptığı, şube müdürlüğü ve daire başkanlığı görevlerinde bulunduğu, Genel Sekreter Yardımcılığı makamına kadar yükseldiği ifade edildi. Çetin, bu görevler nedeniyle Malatya’daki sistemin işleyişine ilişkin bilgi sahibi olması gerektiği yönünde değerlendirmede bulundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MECLİS FAALİYETLERİ GÜNDEME GETİRİLDİ</span></strong></p>

<p>Yazının dikkat çeken bölümlerinden biri ise İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak’ın Meclis faaliyetlerine ilişkin değerlendirme oldu.&nbsp;Çetin, Malatya adına verilen yazılı soru önergeleri üzerinden şu ifadeyi kullandı: "Bir de Meclis siciline baktım. Malatya adına verdiği yazılı soru önergesi: Sıfır."&nbsp;Bu ifadeyle birlikte yazıda saha çalışmaları ile Meclis faaliyetleri arasında karşılaştırma yapıldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"İŞTE EVCİLİK ORADA BİTİYOR"</span></strong></p>

<p>Çetin, yazısında çocukluk dönemindeki evcilik oyunlarından yola çıkarak Malatya siyasetini değerlendirdi. Yazının bu bölümünde saha ziyaretlerinin önemli olduğunu kabul eden Çetin, milletvekilliğinin Ankara boyutuna da dikkat çekti:&nbsp;"İşte evcilik orada bitiyor."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"MİLLET KENDİ YUFKASINI ZATEN AÇIYOR"</span></strong></p>

<p>Çetin, vatandaş ziyaretleri, hane ziyaretleri ve esnaf buluşmalarının değerli olduğunu belirtirken milletvekillerinden beklenen asıl görevin Malatya’nın sorunlarının Ankara’da takip edilmesi olduğunu savundu.</p>

<p>Yazıda şu ifadeler yer aldı:&nbsp;"Sahada görünmek kıymetli. Hane ziyareti kıymetli. Esnafın elini sıkmak kıymetli. Ama millet kendi yufkasını zaten açıyor."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"SİZİ ANKARA’YA SOFRA KURMAYA DEĞİL..."</span></strong></p>

<p>Çetin, milletvekillerinin Ankara’daki temsil görevine vurgu yaptığı yazısında şu ifadeyi kullandı: "Sizi Ankara’ya sofra kurmaya değil, Malatya’nın önünü açmaya gönderdi."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"MALATYA’NIN BUGÜNKÜ HÂLİ OYUN KALDIRMIYOR"</span></strong></p>

<p>Çetin, yazısının sonunda Malatya’nın mevcut durumuna ilişkin değerlendirmesini aktardı.&nbsp;"Malatya’nın bugünkü hâli oyun kaldırmıyor."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YAZININ SON CÜMLESİ DİKKAT ÇEKTİ</span></strong></p>

<p>Murat Çetin, yazısını İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak’a yönelik şu ifadelerle tamamladı:</p>

<p>"Evcilik çocukken güzeldi.</p>

<p>Yufka tamam İnanç Hanım…</p>

<p>Biraz da milletvekilliği."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/yufka-tamam-vekillik-nerede-78945"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p><br />
<img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-24%20at%2008_51_48.jpeg" style="height:641px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 09:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/mahalle-ziyaretleri-esnaf-bulusmalari-ve-yufka-peki-ankarada-ne-oluyor-1787639036.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Profesörlüğünü Türkiye Gördü, Şimdi Milletvekilliğini Malatya Görsün!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/profesorlugunu-turkiye-gordu-simdi-milletvekilligini-malatya-gorsun-117949</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/profesorlugunu-turkiye-gordu-simdi-milletvekilligini-malatya-gorsun-117949</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci-yazar Murat Çetin, kaleme aldığı yazının “Profesör Ekranda… Vekil Nerede?” başlıklı bölümünde Malatya Milletvekili Abdurrahman Babacan’ın televizyon programlarında gündeme getirdiği konular üzerinden milletvekilliği faaliyetlerini tartışmaya açtı. Çetin, Babacan’ın Washington, Tahran ve Ankara eksenindeki değerlendirmelerine karşılık Malatya’nın 13 ilçesindeki sorunların ne kadar gündeme taşındığını sorguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Time'da yayımlanan yazısında AK Parti Malatya Milletvekili ve siyaset bilimi profesörü Abdurrahman Babacan’ın televizyon ekranlarındaki uluslararası değerlendirmelerini ve Malatya ile olan bağını mercek altına aldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EKRANLARDA DÜNYAYI VE YÖNETİMİ YORUMLUYOR</span></strong></p>

<p>Çetin, Babacan’ın ekran performansına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"Abdurrahman Babacan profesör. Siyaset bilimi profesörü. Ekrana çıkıyor. ABD’yi anlatıyor. İran’ı yorumluyor. Anayasayı konuşuyor. Terörsüz Türkiye’yi değerlendiriyor. ASELSAN’dan çipe uzanıyor. Washington… Tahran… Tel Aviv… Ankara… Maşallah, dünya küçük geliyor. Bilgisi(!) var. Birikimi(!) var. Kabiliyeti(!) var. Eyvallah. Fakat kendisinin bir unvanı daha var: Malatya milletvekili."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA'NIN 13 İLÇESİ VAR</span></strong></p>

<p>Malatya’nın ilçelerini tek tek sıralayan Çetin, yazısında şu değerlendirmeyi yaptı:<br />
"Malatya’nın da 13 ilçesi var. Battalgazi. Yeşilyurt. Akçadağ. Arapgir. Arguvan. Darende. Doğanşehir. Doğanyol. Hekimhan. Kale. Kuluncak. Pütürge. Yazıhan. Şimdi kötü niyetli biri çıkıp: 'Sayın Vekilim, bunları haritada gösterin' dese ayıp olur! Şaka bir yana… İnsan ister istemez merak ediyor."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">WASHINGTON BİLİNİYOR PEKİ İLÇELERİN DERDİ NE OLACAK</span></strong></p>

<p>Babacan'ın uluslararası analizlerini hatırlatan Çetin, ilçelerin sorunlarına vurgu yaparak şöyle devam etti:<br />
"Washington’un nabzını tutan vekil, Yazıhan’ın nabzını ne kadar tutuyor? İran’daki gelişmeleri takip ediyor. Güzel. Pütürge’de ne oluyor? ABD siyasetini analiz ediyor. Eyvallah. Doğanyol ne anlatıyor? Anayasayı değerlendiriyor. Peki Hekimhan’ın, Kuluncak’ın, Arguvan’ın derdi hangi ekranda?"</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DEPREMİN YÜKÜ VE ŞEHRİN SORUNLARI OMUZLARDA</span></strong></p>

<p>Malatya'nın zorlu bir süreçten geçtiğini hatırlatan Çetin, şehirdeki tabloyu şu sözlerle özetledi:<br />
"Çünkü Malatya sıradan bir şehir hayatı yaşamıyor. 6 Şubat’ın yükü omzunda. Göç var. Esnaf sıkıntılı. Sanayi toparlanmaya çalışıyor. Kayısı ayrı mesele. Şehir merkezi ayrı mesele. İlçeler ayrı âlem."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">PROFESÖR GEZİYOR MİLLETVEKİLİ UĞRAYAMIYOR</span></strong></p>

<p>Çetin, Babacan'ın ekranlardaki varlığı ile Malatya'daki varlığı arasındaki tezatlığı şu şekilde dile getirdi:<br />
"Babacan’ı televizyonda dinledikçe insanın zihninde tuhaf bir görüntü oluşuyor: Profesör Türkiye’yi ve dünyayı dolaşıyor… Milletvekili Malatya’ya uğrayamıyor."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BİLGİSİNİ MEMLEKET MESELELERİNE TAŞIMALI</span></strong></p>

<p>Akademik bilginin memlekete katkı sunması gerektiğini belirten Çetin, yazısını şu sözlerle sürdürdü:<br />
"Elbette bir akademisyen dış politikayı konuşacak. Bilgisini memleket meselelerine taşıyacak. Buna sözümüz yok. Ama Washington’u bilen çok. Tahran’ı yorumlayan çok. Jeopolitik anlatan çok. Malatya’nın milletvekili sayısı o kadar çok değil."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ŞİMDİ BİRAZ DA MİLLETVEKİLLİĞİNİ GÖRSÜN</span></strong></p>

<p>Gazeteci Murat Çetin, yazısının son bölümünde Babacan'a çağrıda bulunarak şu ifadelere yer verdi:<br />
"Profesörlüğünü Türkiye gördü. Şimdi biraz da Malatya… milletvekilliğini görsün. Hem belli mi olur… Bir gün ekranda 13 ilçeden birinin adı da çıkar."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/yufka-tamam-vekillik-nerede-78945"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p><br />
<br />
<img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-24%20at%2008_51_48%20(1).jpeg" style="height:718px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 16:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/profesorlugunu-turkiye-gordu-simdi-milletvekilligini-malatya-gorsun-1787578458.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sevgi BERK / Güler Misin, Ağlar Mısın?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sevgi-berk-guler-misin-aglar-misin-117942</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sevgi-berk-guler-misin-aglar-misin-117942</guid>
                <description><![CDATA[Sevgi BERK yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Herkes hayatının bir zamanında Yeşilçam filmlerini gülerek izlemiştir. Zeki Alasya ile Metin Akpınar’ın odadan odaya koşturulduğu, Halit Akçatepe, Kemal Sunal, Münir Özkul gibi usta sanatçıların kapı kapı gezip bir türlü muhatap bulamadığı o sahneler hepimizin hafızasında yer etmiştir. O günlerde ekrana bakıp <strong>"Bu kadar da olmaz"</strong> diyerek altından gülerdik. Ama Yeşilçam’da gülerek izlediğimiz o filmler, meğer bugün bize hayatın tam içinden büyük dersler veriyormuş. Sadece bir farkla: Beyaz camda izlerken güldüren o sahneler, gerçek hayatta kapımıza dayandığında pek de güldürmüyor.</p>

<p><strong>Bunun en taze örneğini geçtiğimiz günlerde Malatya’nın Hekimhan ilçesinde yaşadık.</strong></p>

<p>Yeni yapılan TOKİ konutlarına taşınan vatandaşlar, hayatlarının baharını yaşayacaklarını umarken kendilerini buram buram kokan bir altyapı krizinin tam ortasında buldu. Kanalizasyon suyu ortalığa akıyor; etrafı koku, sinek ve hastalık riski sarmış durumda. Evinin önünden fışkıran atık suya bakan bir mahalle sakini, çaresizlikle sosyal medyaya sığınıp derdini anlattı:<strong> "CİMER’e ve gerekli yerlere şikayet etmemize rağmen </strong>hiçbir somut çözüm sunulmadı. Hastalık riski, koku ve sineklerden gına geldi, yetkililerden çözüm istiyoruz."</p>

<p>Vatandaş feryat etmekte haklı, çünkü kapısının önünde akan şey bir film seti dekoru değil. Peki, bu feryada Malatya Büyükşehir Belediyesinden nasıl bir yanıt geldi dersiniz?</p>

<p>İşte tam bu noktada Yeşilçam senaristlerine taş çıkartacak o kurumsal replik devreye girdi. Belediye, sosyal medya hesabından gayet kibar bir dille özetle şunu söyledi:<strong> "Bizlik bir durum yok. Yapım ve altyapı işi yüklenici firmadadır. İletişim için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü veya AFAD’a başvurabilirsiniz."</strong></p>

<p>Hani o meşhur sahneler vardır ya; 1. kata çıkarsın "Biz bakmıyoruz, 3. kata git" derler, 3. kata çıkarsın "Sen yanlış gelmişsin, karşı binadaki müdürlüğe git" derler... Büyükşehir Belediyesinin verdiği yanıt da tam olarak bu nostaljiyi yaşattı bize. Hukuki veya idari açıdan bakarsanız, evet, devir teslim yapılmamış olabilir, yetki sınırı kağıt üzerinde AFAD’da veya yüklenici firmada kalmış olabilir. Masa başındaki mevzuat bunu söyler.</p>

<p><strong>Ancak yerel yöneticilik, sadece mevzuat maddelerini sosyal medyadan kopyalayıp yapıştırmak mıdır?</strong></p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/guler-misin-aglar-misin-78946"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 12:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/sevgi-berk-guler-misin-aglar-misin-1787562561.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Yufka Tamam... Vekillik Nerede?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-yufka-tamam-vekillik-nerede-117936</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-yufka-tamam-vekillik-nerede-117936</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukken evcilik oynardık.</p>

<p>Biri anne olurdu.</p>

<p>Biri baba.</p>

<p>Bir başkası doktor.</p>

<p>Roller dağıtılır, herkes kendine düşeni oynardı.</p>

<p>Malatya siyasetini seyrettikçe nedense o günler aklıma geliyor.</p>

<p><strong>İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak </strong>milletvekili.</p>

<p>Sahada maşallah hareketli.</p>

<p>Mahalle geziyor.</p>

<p>Esnafla oturuyor.</p>

<p>Evlere misafir oluyor.</p>

<p>Kadınlarla yufka açıyor.</p>

<p>Bunların hiçbirine itirazım yok.</p>

<p>Milletvekili <strong>milletin</strong> arasına girsin.</p>

<p>Sofrasına otursun.</p>

<p>Çayını içsin.</p>

<p>Kiraz yaprağını da sarsın.</p>

<p><strong>Ama Ankara’ya gidince rolünü hatırlasın.</strong></p>

<p>Çünkü temsil ettiği şehir sıradan günlerden geçmiyor.</p>

<p>6 Şubat Malatya’yı yerle bir etti.</p>

<p>Sermaye göçtü.</p>

<p>Demografik yapı değişti.</p>

<p>Nitelikli insan kaybı yaşandı.</p>

<p>Hayat standardı geriledi.</p>

<p>Üstelik İnanç Hanım belediyeyi dışarıdan seyretmiş biri de değil.</p>

<p>Kurum avukatlığı yaptı.</p>

<p>Şube müdürlüğünden geçti.</p>

<p>Daire başkanlığı gördü.</p>

<p>Genel Sekreter Yardımcılığı makamına kadar çıktı.</p>

<p>Yani Malatya’da sistemin nerede tıkandığını öğrenmek için brifing dosyasına ihtiyacı yok.</p>

<p>Bir de Meclis siciline baktım.</p>

<p>Malatya adına verdiği yazılı soru önergesi:</p>

<p><strong>Sıfır.</strong></p>

<p>İşte evcilik orada bitiyor.</p>

<p>Sahada görünmek kıymetli.</p>

<p>Hane ziyareti kıymetli.</p>

<p>Esnafın elini sıkmak kıymetli.</p>

<p>Ama millet kendi yufkasını zaten açıyor.</p>

<p><strong>Sizi Ankara’ya sofra kurmaya değil, Malatya’nın önünü açmaya gönderdi.</strong></p>

<p>Malatya’nın bugünkü hâli oyun kaldırmıyor.</p>

<p>Evcilik çocukken güzeldi.</p>

<p><strong>Yufka tamam İnanç Hanım…<br />
Biraz da milletvekilliği.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-24%20at%2008_51_48.jpeg" /></strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>PROFESÖR EKRANDA… VEKİL NEREDE?</strong></span></p>

<p>Abdurrahman Babacan profesör.</p>

<p>Siyaset bilimi profesörü.</p>

<p>Ekrana çıkıyor.</p>

<p>ABD’yi anlatıyor.</p>

<p>İran’ı yorumluyor.</p>

<p>Anayasayı konuşuyor.</p>

<p>Terörsüz Türkiye’yi değerlendiriyor.</p>

<p>ASELSAN’dan çipe uzanıyor.</p>

<p>Washington…</p>

<p>Tahran…</p>

<p>Tel Aviv…</p>

<p>Ankara…</p>

<p>Maşallah, dünya küçük geliyor.</p>

<p>Bilgisi(!) var.</p>

<p>Birikimi(!) var.</p>

<p>Kabiliyeti(!) var.</p>

<p>Eyvallah.</p>

<p>Fakat kendisinin bir unvanı daha var:</p>

<p><strong>Malatya milletvekili.</strong></p>

<p>Malatya’nın da 13 ilçesi var.</p>

<p>Battalgazi.</p>

<p>Yeşilyurt.</p>

<p>Akçadağ.</p>

<p>Arapgir.</p>

<p>Arguvan.</p>

<p>Darende.</p>

<p>Doğanşehir.</p>

<p>Doğanyol.</p>

<p>Hekimhan.</p>

<p>Kale.</p>

<p>Kuluncak.</p>

<p>Pütürge.</p>

<p>Yazıhan.</p>

<p>Şimdi kötü niyetli biri çıkıp:</p>

<p>“Sayın Vekilim, bunları haritada gösterin”</p>

<p>dese ayıp olur!</p>

<p>Şaka bir yana…</p>

<p>İnsan ister istemez merak ediyor.</p>

<p><strong>Washington’un nabzını tutan vekil, Yazıhan’ın nabzını ne kadar tutuyor?</strong></p>

<p>İran’daki gelişmeleri takip ediyor.</p>

<p>Güzel.</p>

<p>Pütürge’de ne oluyor?</p>

<p>ABD siyasetini analiz ediyor.</p>

<p>Eyvallah.</p>

<p>Doğanyol ne anlatıyor?</p>

<p>Anayasayı değerlendiriyor.</p>

<p>Peki Hekimhan’ın, Kuluncak’ın, Arguvan’ın derdi hangi ekranda?</p>

<p>Çünkü Malatya sıradan bir şehir hayatı yaşamıyor.</p>

<p>6 Şubat’ın yükü omzunda.</p>

<p>Göç var.</p>

<p>Esnaf sıkıntılı.</p>

<p>Sanayi toparlanmaya çalışıyor.</p>

<p>Kayısı ayrı mesele.</p>

<p>Şehir merkezi ayrı mesele.</p>

<p>İlçeler ayrı âlem.</p>

<p>Babacan’ı televizyonda dinledikçe insanın zihninde tuhaf bir görüntü oluşuyor:</p>

<p><strong>Profesör Türkiye’yi ve dünyayı dolaşıyor…<br />
Milletvekili Malatya’ya uğrayamıyor.</strong></p>

<p>Elbette bir akademisyen dış politikayı konuşacak.</p>

<p>Bilgisini memleket meselelerine taşıyacak.</p>

<p>Buna sözümüz yok.</p>

<p>Ama Washington’u bilen çok.</p>

<p>Tahran’ı yorumlayan çok.</p>

<p>Jeopolitik anlatan çok.</p>

<p><strong>Malatya’nın milletvekili sayısı o kadar çok değil.</strong></p>

<p>Profesörlüğünü Türkiye gördü.</p>

<p>Şimdi biraz da Malatya…</p>

<p>milletvekilliğini görsün.</p>

<p>Hem belli mi olur…</p>

<p><strong>Bir gün ekranda 13 ilçeden birinin adı da çıkar.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-24%20at%2008_51_48%20(1).jpeg" /></strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>FITIKTAN MUHALEFET ÇIKARDILAR!</strong></span></p>

<p>Bülent Tüfenkci Meclis’teki kritik oylamada yok.</p>

<p>Haber hazır.</p>

<p>“Erdoğan’a mesaj!”</p>

<p>“AK Parti’de çatlak!”</p>

<p>“Tüfenkci rest çekti!”</p>

<p>Maşallah…</p>

<p>Adamı aramaya lüzum yok.</p>

<p>Doktora sormaya zaten hiç gerek yok.</p>

<p><strong>Malatya gazeteciliği MR’dan önce teşhis koymuş.</strong></p>

<p>Ben aradım.</p>

<p>“Sayın Bakanım, gerçekten siyasi bir mesaj mı verdiniz?”</p>

<p>Cevabı netti:</p>

<p>“Yasayı hazırlayan komisyondaydım. İmzam da var.”</p>

<p>Peki oylamada niye yoksunuz?</p>

<p>Belim kilitlendi, dedi.</p>

<p>Yürüyememiş.</p>

<p>Hastaneye gitmiş.</p>

<p>Fizik tedavi görmüş.</p>

<p>Ameliyat dahi gündeme gelmiş.</p>

<p>Yani ortada siyasi kriz arıyoruz…</p>

<p>Adam doğrulamıyor!</p>

<p>Üstelik Tüfenkci telefonda yasaya muhalefet etmek bir yana, uzun uzun müdafaa etti.</p>

<p>Şehit ve gazilerin aleyhine hüküm bulunmadığını söyledi.</p>

<p>Düzenlemenin Türkiye açısından önemli olduğunu anlattı.</p>

<p>Özetle…</p>

<p>Komisyonda bulunmuş.</p>

<p>İmzasını atmış.</p>

<p>Yasayı savunuyor.</p>

<p>Oylamaya sağlık problemi yüzünden katılamamış.</p>

<p>Bizimkiler ne yapmış?</p>

<p><strong>Fıtıktan fraksiyon çıkarmış!</strong></p>

<p>Gazetecilik biraz merak işidir.</p>

<p>Telefon da hâlâ çalışıyor.</p>

<p>Ararsın.</p>

<p>Sorarsın.</p>

<p>Öğrenirsin.</p>

<p>Ama o zaman manşet bozuluyor tabii.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/yufka-tamam-vekillik-nerede-78945"><strong><span style="color:#2980b9">YAZININ DEVAMI BURADA</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/murat-cetin-yufka-tamam-vekillik-nerede-1787552357.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / Bir Zamanlar Malatya İmam Hatip Lisesi Hocaları: Aydın TABU</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-bir-zamanlar-malatya-imam-hatip-lisesi-hocalari-aydin-tabu-117935</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-bir-zamanlar-malatya-imam-hatip-lisesi-hocalari-aydin-tabu-117935</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>​Bir neslin, bir kuşağın harika koleji!<br />
​Hocaları!<br />
​Kendilerini adamış!</p>

<p>​Öğrencisini evladı gibi gören tutkulu bir sorumluluk…</p>

<p>​Celal Hoca (Celalettin Öktem) meşrebi…</p>

<p>​Şehirde her yerde gölgelerini hisseder idik.</p>

<p>​Sinemalara baskın!</p>

<p>​Zinhar, bir İmam Hatipli sinemada mı?!</p>

<p>​Film durdurulur, öğrenci aranır idi…</p>

<p>​Ve kahveler!</p>

<p>​Dolaşılır, öğrenciler aranır idi…</p>

<p>​Şehirde başıboş bırakılmış, keyfi hallere düşmüş bir İmam Hatipli göremez idiniz.</p>

<p>​Hocalarımızın siluetini sokağın başında görsek toparlanır, hemen elimiz ceket düğmesine gider, saygılı bir eda ile vaziyet alır idik…</p>

<p>​Zinhar!<br />
​Bir zamanların Malatya İmam Hatip Lisesi aslında &nbsp;ne idi?!</p>

<p>Evet aslında bir kolej ...</p>

<p>Ve tam anlamı ile&nbsp;<br />
Osmanlı bakiyesi bir eğitim yuvası</p>

<p>​HAMİDİYE MEDRESESİ / KOLEJİ idi.</p>

<p>​Muhteşem bir hoca kalitesi…<br />
​Muhteşem bir müfredat…<br />
​Ve okul-şehir avantajı olarak Malatya…</p>

<p>​O zamanların öğrencileri, üstün bir eğitim almış başarılı bir kuşak oldu!</p>

<p>​Bu muhteşem hocalarımızı bir bir anmak, hatırlamak ve bugüne takdim etmek adına bu yazımızda Aydın Tabu Hocamızı anmak istedim.</p>

<p>​Bir dizi halinde diğer hocalarımızı da anekdotlar ve hatıralar eşliğinde anmak niyetindeyiz.</p>

<p>​Bir Güzel İnsan: AYDIN TABU&nbsp;</p>

<p>Hocamız<br />
​Salih kimselerin güzel hallerini yâd etmek, onların arkalarında bıraktığı o eşsiz ve vefalı izleri yeniden hatırlamak; bu ahlak mirasını yeni kuşaklara aktarmak adına, gönüllerimizde taht kurmuş merhum Aydın Tabu Hocamızı rahmetle anma ihtiyacı duyuyoruz.</p>

<p>​Tarih 1970’li yılların sonu… Malatya İmam Hatip Lisesi’nin o ruhlu koridorları…</p>

<p>​Ders: Fizik.<br />
​Sınıfın kapısı açılır; içeriye mütevazı edalı, zayıf, çelimsiz, beyaz önlüklü bir muallim girerdi.&nbsp;</p>

<p>Cebinde renkli renkli tebeşirler…&nbsp;</p>

<p>Zarafet ama naif bir hoş vakar!</p>

<p>Mesleğini adeta bir izzet elbisesi gibi üzerine kuşanmış tam bir öğretmendi o.</p>

<p>​Şefkat dolu bir selamla bizleri selamlar, sınıf defterini imzaladıktan sonra o eşsiz zarafeti ve naifliğiyle gönlümüzü daha ilk dakikada kazanıverirdi.</p>

<p>​Yumuşak, tane tane ve adeta bir ney sesi gibi huzur veren konuşmasıyla derse hemen pat diye girmezdi.</p>

<p>​Talebesinin yanına yaklaşır, elini başımızın üstüne koyarak kendine has o şefkatli dokunuşuyla muhatap olur, insanı onore ederdi.</p>

<p>​Sizde gizli kalmış bir meziyet sezer, öğrenir ya da yakıştırır; ardından samimi bir iltifatla gönül kapılarınızı sonuna kadar açardı.</p>

<p>​Fazilete, ahlaka ve imana taalluk eden meseleleri ders başlamadan evvel tatlı bir dille gündeme getirir, ruhumuzu doyurduktan sonra fizik ilmine geçerdi.</p>

<p>​Bir fizik dersi ancak bu kadar sevdirilerek anlatılabilirdi…&nbsp;</p>

<p>Bugün bile o tahtadaki sahneler, renkli tebeşirlerle çizdiği fizik kanunları, açıklamaları ve formülleri gözümün önündedir.</p>

<p>​Mehmet Çelen Hocamızın da pek güzel ifade ettiği üzere; o sadece derse can atan yetkin bir muallim değil, fizik kanunlarını ayetlerle mukayese ederek kâinat ile ilahi nizam arasındaki bağı önümüze seren, bizleri motive eden eşsiz bir rehberdi.</p>

<p>​Dersini öyle ustalıkla işlerdi ki öğrenmemeniz imkânsızdı.&nbsp;</p>

<p>Hocaya mahcup olmamak için hususen ders çalışır, onun o hassas yüreğinin üzülmesini asla istemezdik.</p>

<p>​Liseli gençlerin muzipliklerinden biri olan "hocaya lakap takma" huyu dahi onun karşısında erir giderdi; Mehmet Çelen Hocamızın da şahitliğiyle, Aydın Hocamıza tek bir lakap dahi takıldığına hiç kimse şahit olmamıştı.</p>

<p>​O, sadece derste değil, hayatın her anında bir pedagoji ve zarafet örneği idi.</p>

<p>​Başarılı ve özel meziyetleri olan başka sınıflardan arkadaşları kendi sınıfımıza getirir, bizlere takdim eder ve yeteneklerini sergilemelerini sağlardı.&nbsp;</p>

<p>Böylece hem o kardeşimizi onore eder hem de bizleri şevke getirirdi.</p>

<p>​Çarşıda karşılaştığımızda hâl hatır sorar, sözü tatlıca ibadete getirip "Namaz kıldınız mı?" derdi.&nbsp;</p>

<p>Kılmadıysak o eşsiz tevazusuyla "Bana imam olun" ricasında bulunurdu.</p>

<p>​Bir keresinde ben de bu tatlı suale maruz kalmış ve mahcubiyetle "Estağfurullah hocam, olur mu hiç..." demiştim.&nbsp;</p>

<p>O ise tebessüm ederek "Ben fizikçiyim, sen İmam Hatiplisin..." diyerek beni imamete teşvik etmişti.</p>

<p>​Kendisine imamlık yapmanın verdiği o heyecanla ikindi namazını açıktan (cehrî) kıldırmışım!&nbsp;</p>

<p>Selam verip namaz bitince birden yaptığım hatayı fark ettim.&nbsp;</p>

<p>Yüzüm kızardı, utancımdan yerin dibine geçtim.</p>

<p>​"Hocam çok utandım, hakkınızı helal edin, namazı iade edelim..." dediğimde, o yüce gönüllü öğretmenim beni hiç rencide etmeden teselli etti:&nbsp;</p>

<p>"Sen ne çok yüksek ne de çok alçak okudun evladım, namaza bir zarar gelmez. Namazımız oldu inşallah..."</p>

<p>​Talebesinin heyecanını hoşa giden bir olgunlukla kucaklayan, hatasını yüzüne vurmak yerine onu onaran şefkatli bir mürebbiydi o…</p>

<p>​Cemal Çiçek Hocamızın da naklettiği gibi; bir gün bir öğrenci kendisini çok üzdüğünde, "Hocam bunu disipline verelim" denildiğinde bile "Aman asla olmaz, ben zamanla onunla helalleşirim" diyecek kadar kin tutmayan, affedici ve zarif bir gönül insanıydı.</p>

<p>​Mehmet Çelen Hocamızın ifadesiyle; okuyan, araştıran, sahih İslam düşüncesine sahip, dindar ve kimseyi incitmeyen bu kıymetli şahsiyet, ne yazık ki çok genç yaşta dâr-ı bekaya irtihal etti.</p>

<p>​Demek ki ömrü bu kadarmış; ecel geldiğinde ne bir saat ileri ne bir saat geri kalıyordu…</p>

<p>Erzurumlu hocamız, bugün şehir Mezarlığında Malatya'mızın bağrında medfun...</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bir-zamanlar-malatya-imam-hatip-lisesi-hocalari-aydin-tabu-78944"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 08:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/dogan-dag-bir-zamanlar-malatya-imam-hatip-lisesi-hocalari-aydin-tabu-1787549196.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ferdanur BERK / Türkiye ve Japonya: Obezitedeki Büyük Farkın Nedeni Ne?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-turkiye-ve-japonya-obezitedeki-buyuk-farkin-nedeni-ne-117912</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-turkiye-ve-japonya-obezitedeki-buyuk-farkin-nedeni-ne-117912</guid>
                <description><![CDATA[Ferdanur BERK yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada obezite giderek büyüyen bir halk sağlığı sorunu haline geliyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2022 yılında yetişkinlerin yaklaşık yüzde 16’sı obezite ile yaşıyordu. Ancak ülkeler arasındaki fark oldukça dikkat çekici. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 yılı yaşa standardize edilmiş verilerine göre Türkiye’de yetişkinlerde obezite oranı yüzde 33,3 iken Japonya’da bu oran yalnızca yüzde 5,5. Başka bir ifadeyle Türkiye’deki obezite oranı Japonya’nın yaklaşık altı katı. Peki bu kadar büyük bir farkın nedeni ne?</p>

<p><strong>Japonya Neden Daha Zayıf?</strong></p>

<p>Obeziteyi yalnızca “fazla yemek yemek” ile açıklamak doğru değil. Genetik özelliklerden yaşadığımız çevreye, beslenme alışkanlıklarından uyku düzenine ve günlük hareket miktarına kadar pek çok faktör vücut ağırlığımız üzerinde etkili. Bu nedenle Türkiye ile Japonya arasındaki farkı da tek bir besine veya alışkanlığa bağlamak mümkün değil.</p>

<p>Ancak beslenme kültürü önemli parçalardan biri. Geleneksel Japon mutfağında balık, sebze, soya ürünleri, mantar ve deniz yosunu gibi besinler önemli bir yere sahip. Sebze, balık, meyve ve soya ürünlerinden zengin bu beslenme biçimi daha düşük enerji yoğunluğuna sahip bir beslenme düzeninin oluşmasına katkı sağlayabiliyor.</p>

<p>Bir diğer dikkat çekici nokta ise porsiyonlar. Japon yemek kültüründe farklı yiyeceklerin daha küçük miktarlarda sunulması oldukça yaygın. Bu durum hem besin çeşitliliğini artırabiliyor hem de toplam enerji alımının kontrol edilmesine yardımcı olabiliyor.</p>

<p><strong>Biz Nerede Yanlış Yapıyoruz?</strong></p>

<p>Aslında Türk mutfağı sağlıklı beslenme açısından oldukça güçlü bir temele sahip. Zeytinyağlı sebzeler, kuru baklagiller, yoğurt, bulgur, çorbalar ve mevsim sebzeleri geleneksel soframızın önemli parçaları. Dolayısıyla sorunu doğrudan Türk mutfağına yüklemek pek doğru değil.</p>

<p>Asıl değişen, yaşam biçimimizle birlikte soframız olabilir. Hazır ve enerji yoğun yiyecekler, paketli atıştırmalıklar, şekerli içecekler ve büyük porsiyonlar günlük hayatımızda giderek daha fazla yer buluyor. Buna karşılık sebze ve meyve tüketimimiz olması gereken düzeyde değil. Dünya Sağlık Örgütü’nün Türkiye’de gerçekleştirdiği 2023 araştırmasında toplumun yüzde 87,9’unun günde önerilen beş porsiyon sebze ve meyvenin altında kaldığı görülüyor.</p>

<p>Bir başka önemli nokta da yemeğin yalnızca açlığı gidermek için tüketilmemesi. Televizyon karşısında atıştırmak, gün içerisinde farkında olmadan alınan kaloriler, şekerli içecekler ve sık sık dışarıdan yemek söylemek günlük enerji alımını düşündüğümüzden çok daha fazla artırabiliyor. Küçük görünen bu alışkanlıklar aylar ve yıllar içerisinde vücut ağırlığında önemli değişikliklere dönüşebiliyor.</p>

<p><strong>Sadece Beslenme Değil: Hareket de Önemli</strong></p>

<p>Türkiye ile Japonya arasındaki farkı yalnızca tabaklarımız üzerinden değerlendirmek eksik kalır. Günlük hareket miktarı da vücut ağırlığının korunmasında önemli bir role sahip.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 2023 Türkiye araştırmasına göre toplumun yüzde 32,1’i yeterli düzeyde fiziksel aktivite yapmıyor. Masa başında geçirilen zamanın artması, kısa mesafelerde bile otomobil kullanılması ve ekran karşısında geçirilen sürenin uzaması günlük enerji harcamamızı giderek azaltıyor.</p>

<p>Japonya’nın düşük obezite oranını ise “Japonlar sürekli spor yapıyor” şeklinde açıklamak doğru değil. Burada günlük yaşamın kendisinin hareket içermesi önem kazanıyor. Yürümek ve toplu taşıma kullanmak gibi alışkanlıklar, spor yapmak için ayrıca zaman ayırmasak bile gün içerisinde harcadığımız enerjiyi artırabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle hareketi yalnızca spor salonu veya haftada birkaç kez yapılan egzersiz olarak düşünmemek gerekiyor. Asansör yerine merdiven kullanmak, yakın mesafelere yürümek, gün içerisinde kısa yürüyüşler yapmak ve mümkün olduğunca uzun süre oturmamak da günlük hareketin bir parçası.</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/turkiye-ve-japonya-obezitedeki-buyuk-farkin-nedeni-ne-78943"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA&nbsp;</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 09:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/ferdanur-berk-turkiye-ve-japonya-obezitedeki-buyuk-farkin-nedeni-ne-1787465219.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da Vatandaşın Gündemi Net: “Hizmet Ne Zaman Hissedilecek?”</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-vatandasin-gundemi-net-hizmet-ne-zaman-hissedilecek-117911</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-vatandasin-gundemi-net-hizmet-ne-zaman-hissedilecek-117911</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya'daki siyasi kulisleri ve vatandaşın gündemindeki sorunları kaleme aldığı yazısında, AK Parti içerisindeki gerilim iddialarından hastane randevularına, okul masraflarından trafik çilesine kadar kentte öne çıkan başlıkları Fiskos Masası köşesinde değerlendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya'da öne çıkan gelişmeleri ve şehir kulislerinde konuşulan konuları değerlendirdi. Kentte bu hafta siyasetten ekonomiye kadar birçok başlığın gündemde olduğunu belirten Çetin, partilerdeki durum, sokaktaki aksaklıklar ve vatandaşın geçim derdinin aynı noktada birleştiğini aktardı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SİYASETTE GERİLİM İDDİASI</span></strong></p>

<p>Siyasi kulislerde AK Parti teşkilatı ile belediye arasında soğukluk yaşandığına yönelik iddialar öne çıktı. Gazeteci Murat Çetin, AK Parti İl Başkanı Ali Bakan’ın sahadaki aksaklıkları genel merkeze bildirdiğinin fısıldandığını belirterek, "Bu sadece şikâyet mi, yoksa ipler gerçekten gerildi mi?" sorusunun yanıtının merak edildiğini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAHADA YASA VE ÇUKUR TEZATLIKLARI</span></strong></p>

<p>Milletvekillerinin sahadaki temaslarına da değinen Çetin, Cumhur İttifakı milletvekillerinin Meclis'ten geçen yasaları anlatmasına karşın, muhalefetin altyapı eksikliklerine dikkat çektiğini vurguladı. Vatandaşın ise temsilcilere, "Yasayı sonra anlatırsınız, şu sokağı ne zaman yapacaksınız?" şeklinde tepki gösterdiği kaydedildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EĞİTİM MASRAFLARI AİLELERİ ZORLUYOR</span></strong></p>

<p>Yeni eğitim öğretim yılı öncesinde velilerin yaşadığı sıkıntılara da değinildi. Nakil, adres ve okul tercihi süreçlerinin yanı sıra servis, forma ve kırtasiye giderlerinin arttığı belirtildi. Bütçeleri zorlanan velilerin durumuna dikkat çekilerek, "Çocuğu okula mı yazdırıyoruz, masrafa mı?" değerlendirmesi yapıldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DOKTOR RANDEVUSU ALMAK ZORLAŞTI</span></strong></p>

<p>Sağlık alanındaki aksaklıkların sürdüğü kentte, MHRS üzerinden uzman doktor randevusu almanın zorlaştığı aktarıldı. Özel hastane fiyatlarının yüksekliği nedeniyle vatandaşın çaresiz kaldığı ifade edilirken, şehirdeki genel durum, "Allah hastalık vermesin, randevu hiç vermiyorlar zaten!" şeklinde özetlendi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÇARŞIDA BEKLENTİ KARŞILANAMADI</span></strong></p>

<p>Ekonomik tarafta altın fiyatlarının yükselmesine rağmen kuyumcularda beklenen hareketliliğin yaşanmadığı, kayısı üreticisinin ise yüksek maliyet ve düşük alım fiyatı nedeniyle mağdur olduğu bildirildi. Hem esnafın hem üreticinin durumu karşısında çarşıda, "Mal pahalı ama kazanan kim?" sorusu sorulmaya başlandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TRAFİK VE ULAŞIMDA SABIR SINAVI</span></strong></p>

<p>Şehir içi ulaşımda yaşanan sorunların da sürdüğü kaydedildi. Daralan yollar, devam eden inşaatlar, otopark yetersizliği ve otobüs seferlerindeki aksamalar nedeniyle birkaç kilometrelik yolculukların çileye dönüştüğü aktarıldı. Mesafelerin artık süreyle ölçüldüğü kentte vatandaşın, "Malatya büyüdü mü, yollar mı küçüldü?" sözleriyle durumu sorguladığı ifade edildi. Çetin, Malatya'da konuşulan tüm konuların en sonunda, "Hizmet ne zaman hissedilecek?" sorusunda düğümlendiğini belirtti.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/turk-genciymis-78932"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 08:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/malatyada-vatandasin-gundemi-net-hizmet-ne-zaman-hissedilecek-1787464692.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / Beni Şaşırtan Başkan Mikail Sülük!..</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-beni-sasirtan-baskan-mikail-suluk-117910</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-beni-sasirtan-baskan-mikail-suluk-117910</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yarım asra yakındır siyasetin içindeyim. Yaklaşık kırk yıldır yazıyor, çiziyor, otuz dört yıldır da gazetecilik ve televizyonculuk yapıyorum. Bu süre içerisinde çok sayıda siyasetçi, belediye başkanı ve yerel yönetici gördüm. Kimi başarılı oldu, kimi beklentileri karşılayamadı, kimi ise zaman içerisinde unutulup gitti.</p>

<p>Ama bugün açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, beni yaptıklarıyla şaşırtan, küçük bir ilçenin imkânlarını büyük bir hizmet vizyonuna dönüştüren tek belediye başkanı, Pütürge Belediye Başkanı Sayın Mikail Sülük’tür.</p>

<p>Bu değerlendirmeyi yıllardır Malatya siyasetini izleyen ve yerel yönetimleri yakından takip eden bir gazeteci olarak yapıyorum.</p>

<p>Mikail Başkanın hikâyesi klasik bir belediye başkanlığı hikâyesi değil.</p>

<p>O, siyasete belediye başkanlığı makamından başlamış bir isim değil. Ticaret hayatının içerisinden gelen, İstanbul’da iş yapan, ekonomik açıdan önemli bir ticari hayat kurmuş bir insan. Önünde kendi işine, ticaretine ve ailesine ayırabileceği bir hayat varken, memleketine hizmet etmeyi tercih etti.</p>

<p>Üstelik bunun ciddi bir bedeli olduğunu bilerek...</p>

<p>Ticaretini ikinci plana itti. Ailesinden, işinden ve alıştığı hayat düzeninden fedakârlık yaptı. Pütürge’ye geldi ve kendisini memleket hizmetine adadı.</p>

<p>Önce ilçe teşkilatında görev aldı. Ardından belediye başkan adayı oldu. İlk dönemini tamamladı ve ikinci dönem için yeniden vatandaşın karşısına çıktı.</p>

<p>Ve Pütürge halkı kendisine yeniden “devam” dedi.</p>

<p>Bunun elbette bir anlamı var.</p>

<p>Çünkü vatandaş, verilen sözden çok yapılan işe bakar.</p>

<p>Başkanlık koltuğuna oturmak başka, o koltuğu doldurmak başka</p>

<p>Yerel yönetimlerde çok önemli bir ayrım vardır:</p>

<p>Bazı insanlar başkanlık koltuğuna oturur. Bazı insanlar ise oturduğu koltuğa değer katar.</p>

<p>Mikail Başkanı benim açımdan farklılaştıran nokta tam da budur.</p>

<p>Başkanlığı bir makam olarak değil, bir sorumluluk alanı olarak gördü.</p>

<p>Kendisine bir konum, bir unvan, bir prestij kazandırmak için değil; Pütürge’ye yeni bir kimlik kazandırmak için çalıştı.</p>

<p>Bugün Pütürge’ye baktığımızda bunun izlerini görmek mümkün.</p>

<p>Yollarda, yapılarda, sosyal projelerde, konutlarda, belediye hizmetlerinde, kamu yatırımlarında ve ilçenin genel çehresinde bir değişim var.</p>

<p>Pütürge’nin kaderine razı olmayan bir yönetim anlayışı ortaya çıktı.<br />
Pütürge artık sadece geçmişiyle konuşulmuyor</p>

<p>Pütürge’nin çok güçlü bir insan kaynağı var. İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaşayan binlerce Pütürgeli, memleketleriyle bağlarını hiç bir zaman koparmadı.</p>

<p>Ancak gurbetçinin memlekete dönüşü sadece sıla özlemiyle olmaz.<br />
İnsan doğduğu yere geldiğinde değişim görmek ister.</p>

<p>“Memleketim ne olmuş?” diye bakar.<br />
Yoluna bakar.<br />
Sokağına bakar.<br />
Binalara bakar.<br />
Yeni yapılan konutlara bakar.<br />
Belediye hizmetlerine bakar.<br />
Çevre düzenlemesine bakar.<br />
İlçenin sosyal hayatına bakar...</p>

<p>Ve bütün bunların sonunda, “Burada bir şeyler değişmiş” diyebiliyorsa, yerel yönetimin yaptığı işin karşılığı vardır.</p>

<p>Bugün Pütürge’ye gelen birçok insanın yaşadığı duygu tam da budur.</p>

<p>İstanbul’dan, başka şehirlerden, hatta farklı ülkelerden memleketine gelen Pütürgeliler; ilçedeki değişimi gözleriyle görüyor.</p>

<p>TOKİ konutlarına, devam eden inşaatlara, belediye yatırımlarına, yollara, köylüye sağlanan avantajlara ve yapılan diğer hizmetlere bakıyor.</p>

<p>Bu, bir belediye başkanı açısından küçümsenecek bir başarı değildir.</p>

<p>Büyük işler yapmak için büyükşehir belediyesi olmak gerekmiyor</p>

<p>Bazen yerel siyasette şöyle bir yanılgıya kapılırız:</p>

<p>“Büyükşehir belediyesi büyük iş yapar, küçük ilçe belediyesi ancak kendi sınırları içerisinde birkaç rutin hizmeti yürütür.”</p>

<p>Başkan Mikail Sülük örneği bunun böyle olmak zorunda olmadığını gösteriyor.</p>

<p>Pütürge gibi coğrafi şartları ağır, nüfusu sınırlı ve kaynakları büyükşehirlerle kıyaslanamayacak bir ilçede büyük hedefler koymak ve bunları hayata geçirmek ciddi bir yönetim iradesi gerektirir.</p>

<p>Mesele yalnızca bütçe değildir.<br />
Mesele vizyondur.<br />
Mesele takipçilik ve ısrardır.<br />
Mesele Ankara’nın, kurumların, yatırımcıların ve devlet imkânlarının kapısını çalabilmektir.</p>

<p>Mesele “Benim ilçem küçük, imkânlarım sınırlı” deyip mazeret üretmek yerine, “Benim ilçem küçük olabilir ama hedeflerim küçük olmayacak” diyebilmektir.</p>

<p>Ben Sayın Mikail Sülük’te özellikle bunu gördüm.</p>

<p>Elbette başka başarılı başkanlar da var.<br />
Malatya’da başarılı işler yapan başka belediye başkanlarımız da vardır. Onların emeklerini ve hizmetlerini yok saymak ne doğru olur ne de hakkaniyetli.</p>

<p>Fakat bu yazının konusu Pütürge ve Sayın Mikail Sülük’tür.<br />
Malatya siyasetini takip eden biri olarak beni şaşırtan husus, imkânları daha sınırlı bir ilçenin başında bulunan bir belediye başkanının ortaya koyduğu hizmet performansıdır.</p>

<p>Siyasette makamlar geçicidir. İnsanların hafızasında kalan da çoğu zaman unvan değil, hizmettir.</p>

<p>Bir insan makamdan mı şeref alıyor, yoksa o makamı mı şereflendiriyor?<br />
Benim kanaatim, Sayın Mikail Sülük’ün ikinci grupta olduğudur.</p>

<p>Başkanlık koltuğunu kişisel bir statü aracı olarak kullanmak yerine, o koltuğun sorumluluğunu taşımaya çalıştı.</p>

<p>Başkan Mikail Sülük’ün hikâyesinde benim özellikle önemsediğim bir başka nokta daha var:</p>

<p>Ticaret hayatında belli bir noktaya gelmiş bir insanın, kendi düzenini bırakıp memleketine dönmesi ve yerel siyasetin zahmetli tarafını üstlenmesi kolay değildir.</p>

<p>Çünkü belediye başkanlığı dışarıdan bakıldığında makamdır.<br />
İçeriden bakıldığında ise ağır bir sorumluluktur.<br />
Gece gündüz telefonların çalmasıdır.<br />
Vatandaşın derdini dinlemektir.<br />
Eleştiriyi göğüslemektir.<br />
Yatırım için mücadele etmektir.<br />
Bazen kendi hayatından fedakârlık etmektir.</p>

<p>Sayın Başkanın bu bedelleri ödediğini biliyoruz.<br />
Ödediği bedeller de, ortaya koyduğu hizmetlerle anlam kazanmış.</p>

<p>Bir ilçeyi yönetmek sadece bugünün sorunlarını çözmek değildir.<br />
Bir ilçenin insanlarına “Burada yaşanabilir, burada üretilebilir, burada çocuk büyütülebilir, burada yeniden hayat kurulabilir” duygusunu verebilmek çok değerlidir.</p>

<p>Gurbette yaşayan Pütürgelinin memleketine dönme arzusunu güçlendiren de tam olarak budur.</p>

<p>Başkan Mikail Sülük,&nbsp;<br />
Küçük bir ilçede büyük işler yapılabileceğini göstermiştir.</p>

<p>Memleket hizmetinin fedakârlık istediğini yaşayarak ortaya koymuştur.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/beni-sasirtan-baskan-mikail-suluk-78942"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 10:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/ebuzer-aydin-beni-sasirtan-baskan-mikail-suluk-1787463884.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Fıkra, Bir Şehir ve Düşündüren Soru: Malatya Hocasını Mı Arıyor?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/bir-fikra-bir-sehir-ve-dusunduren-soru-malatya-hocasini-mi-ariyor-117896</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/bir-fikra-bir-sehir-ve-dusunduren-soru-malatya-hocasini-mi-ariyor-117896</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Murat Çetin’in “Türk Genciymiş!” başlıklı yazısındaki “Fıkra Gibi Memleket: Hocası Kimdi?” bölümü, Malatya’nın geçmişte yetiştirdiği önemli isimlerle bugün eğitim alanında yaşanan başarı tartışmasını gündeme taşıyor. Yazıda, bir profesörün “Benim onlar gibi hocam yoktu.” sözü üzerinden Malatya’nın eğitimde değişen tablosuna dikkat çekiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, MalatyaTime’da yayımlanan köşe yazısında Malatya'nın geçmişteki vizyonu ile günümüzdeki eğitim tablosu arasındaki farkı çarpıcı ifadelerle ele aldı. Kentin geçmişte Türkiye'nin siyasi ve entelektüel hayatına damga vurduğunu hatırlatan Çetin, bugün gelinen noktada kentin ciddi bir kan kaybı ve başarı arayışı içinde olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">FIKRA GİBİ MEMLEKET VE PROFESÖRÜN YANITI</span></strong></p>

<p>Yazısında durumu anlamlı bir fıkra örneğiyle açıklayan Murat Çetin, yaşlı bir akademisyenin kıssasından yola çıkarak Malatya’daki tabloyu özetledi. Çetin, yazısının o bölümünde şu ifadelere yer verdi:&nbsp;“Yaşlı profesöre takılmışlar: ‘Hocam, talebeleriniz sizi geçti.’ Profesör tebessüm etmiş: ‘Normal… Benim onlar gibi hocam yoktu.’”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BİR ZAMANLAR CUMHURBAŞKANI ÇIKARAN ŞEHİR</span></strong></p>

<p>Kentin geçmişte yetiştirdiği değerleri ve devlet kademelerindeki ağırlığını tek tek sıralayan Murat Çetin, Malatya’nın tarihteki gücünü vurguladı. Yazıda, Malatya’nın tarihi mirasına dair şu değerlendirme yapıldı: “Malatya bir zamanlar… Cumhurbaşkanı çıkardı. Başbakan çıkardı. Bilim insanı çıkardı. Sanatçı çıkardı. Fikir adamı çıkardı. Devlet adamı çıkardı.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SINIF VE OKUL YERİNDE FAKAT SONUÇ AYNI DEĞİL</span></strong></p>

<p>Görünürde fiziksel imkânların devam ettiğini ancak niteliksel olarak bir gerileme yaşandığını belirten gazeteci yazar, eğitimdeki mevcut durumu sorguladı. Çetin, yazısını şu tespitlerle sürdürdü:&nbsp;“Bugün ise eğitimde eski başarılarını arayan bir şehir konuşuyoruz. Talebe yine burada. Sınıf yine burada. Okul yine burada. Fakat sonuç aynı yerde durmuyor.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ESKİDEN TALEBESİNİ YETİŞTİRİRDİ ŞİMDİ HOCASINI ARIYOR</span></strong></p>

<p>Yaşlı profesörün verdiği yanıtın kentin bugünkü haline ayna tuttuğunu belirten Murat Çetin, Malatya’nın eğitimdeki temel eksiğini şu sözlerle vurgulayarak noktaladı:&nbsp;“Profesörün sözü dönüp dolaşıp Malatya’nın kapısına dayanıyor: Eskiden bu şehir talebesini yetiştirirdi. Şimdi… hocasını arıyor.”</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/turk-genciymis-78932"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/bir-fikra-bir-sehir-ve-dusunduren-soru-malatya-hocasini-mi-ariyor-1787312501.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da Gazetecinin Sorusu Gündem Oldu: “Kimden İzin Aldınız?”</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-gazetecinin-sorusu-gundem-oldu-kimden-izin-aldiniz-117887</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-gazetecinin-sorusu-gundem-oldu-kimden-izin-aldiniz-117887</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’da bir gazetecinin halkın seçtiği belediye başkanına yönelttiği soruya aldığı “Kimden izin aldınız?” yanıtı, basın özgürlüğü tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Usta Gazeteci Murat Çetin, kaleme aldığı yazıda yaşanan diyaloğu “Kalem Hakkı: Soru Sormadan Önce Dilekçe Verin!” başlığı altında ele aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Time’daki yazısının "Kalem Hakkı: Soru Sormadan Önce Dilekçe Verin!" bölümünde yerel basının karşılaştığı sıra dışı bir engeli köşesine taşıdı. Çetin, halkın seçtiği bir belediye başkanına mikrofon uzatan gazetecinin aldığı yanıtı okuyucularıyla paylaştı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MİKROFONA İZİN ENGELİ ÇIKTI</span></strong></p>

<p>Bir gazetecinin görevini yaparak seçilmiş bir belediye başkanına soru yönelttiğini belirten Çetin, haber takibi sırasında yaşanan diyalogu aktardı. Gazetecinin sorusu karşısında seçilmiş başkanın tepkisiyle karşılaştığını ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SORMADAN ÖNCE İZİN ALINMASI İSTENDİ</span></strong></p>

<p>Gazetecinin sorusuna verilen yanıtı eleştiren Murat Çetin, haberciye yönelik “Kimden izin aldınız?” ifadesinin kullanıldığını aktardı. Bu durumu sert ve ironik bir dille eleştiren yazar, kentteki basın özgürlüğü anlayışına dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BASIN HÜRRİYETİ İRONİK BİR DİLLE ELEŞTİRİLDİ</span></strong></p>

<p>Yaşanan olay üzerinden Malatya’daki gazetecilik şartlarını değerlendiren Çetin, duruma tepki gösterdi. Yazar, konuyu köşesinde şu sözlerle özetledi: “Demek ki Malatya’da basın hürriyeti var. Mikrofon serbest. Gazeteci serbest. Soru da serbest. Yalnız küçük bir şartla: Önce soracağınız kişiden… soru sorma izni alacaksınız! Basın hür. İzin makamının mesai saatleri içinde.”</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/turk-genciymis-78932"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 08:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/malatyada-gazetecinin-sorusu-gundem-oldu-kimden-izin-aldiniz-1787291951.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / Moda Diktatörlüğüne Karşı Helal Devrim</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-moda-diktatorlugune-karsi-helal-devrim-117879</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-moda-diktatorlugune-karsi-helal-devrim-117879</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>​Geçen gün sosyal medyada ve ana haberlerde bir annenin paylaşımı gündeme oturdu.&nbsp;</p>

<p>Bir süredir içimizde sızısını taşıdığımız can alıcı bir hakikat bu:&nbsp;</p>

<p>Bir anne, kendi evladına edebe ve ahlaka uygun bir kıyafet bulamadığından dert yanıyordu.</p>

<p>​Dünya tekstilinin kalbinde, kumaş ambarı olan bu topraklarda&nbsp;</p>

<p>Müslüman bir anne, kızının bedenini örten bir elbise bulamadığını haykırarak isyan ediyordu.&nbsp;</p>

<p>Bu feryat yüreğimizde infial oluşturmayacak da ne oluşturacak?&nbsp;</p>

<p>Çepeçevre kuşatıldığımız bu psikoloji yüzünden artık kendi evlatlarımıza, torunlarımıza söz dinletemez olduk.</p>

<p>​Bu durum sadece basit bir tekstil meselesi değildir; bir neslin zihnine, bedenine ve kimliğine kurulan küresel bir tuzaktır.&nbsp;</p>

<p>Elitizm ve modernizm masalları altında "giyinmiş çıplaklık" kültürü, insanlığa bir asalet gibi sunuluyor.&nbsp;</p>

<p>Siyonist odakların protokolleri ve stratejileri incelendiğinde, yaşananların tesadüf değil; küresel ve sistemli bir yozlaştırma operasyonu olduğu açıkça görülmektedir.</p>

<p>​Giysi, insanın sadece tenini değil; şahsiyetini, fikrini ve aidiyetini de taşır.&nbsp;</p>

<p>Bugün piyasa, ahlakı ve edebi üretime dâhil etmediği sürece Müslüman toplumlar, kendi ürettiği kumaşın içinde kendi değerlerine yabancılaşmaya mahkûmdur.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>​HOLLYWOOD’DAN K-POP’A ZİHİN VE BEDEN İŞGALİ</strong></span></p>

<p>​Moda adı altında yürütülen bu yozlaşma nasıl başladı?</p>

<p>Masum bir trend veya estetik bir arayış olarak değil; son derece planlı ve küresel bir toplum mühendisliğiyle başladı.&nbsp;</p>

<p>Teşhircilik, hayasızlık, zina ve pedofili davetçiliği...&nbsp;</p>

<p>Caddeler ve sokaklar birer et teşhir vitrini hâline geldi.&nbsp;</p>

<p>Öyle bir iklim oluştu ki şeytan dahi seviniyor!<br />
​İlk fitil nerede ateşlendi?</p>

<p>Hollywood sahnelerinde...&nbsp;</p>

<p>James Dean ve Marlon Brando gibi figürlerin giydiği beyaz tişörtlerle ilk "yazılı" ve mesaj kaygılı kıyafetler piyasaya sürüldü.<br />
​Süreç hangi kırılma noktalarıyla bugüne taşındı?</p>

<p>​Hippiler: "Ahlak ve gelenek bağlayıcı olamaz" anlayışıyla özgürlük kılıfı altında kuralsızlığı ve hayasızlığı meşrulaştırdılar.</p>

<p>​Hip-Hop Akımı: Otoriteye isyan söylemi üzerinden işi daha ileri taşıdı.&nbsp;</p>

<p>Tişörtlerin üzerine inançsızlığı telkin eden nihilist, hedonist mesajlar ve adeta şeytani semboller işlendi.</p>

<p>​K-Pop Kültürü (Son Darbe):&nbsp;</p>

<p>Cinsiyetsizleştirilmiş, kimliksizleştirilmiş ve akışkan gençlik modelleri, küresel bir kültür organizasyonu olarak gençlerin zihnine ve kalbine zerk edildi.</p>

<p>​Bugün piyasa ve moda sektörü gençliğe ne pompalıyor?</p>

<p>Moda adı altında; transparan, aşırı dar kesim, ucube tasarımlar ve çıplaklıkla eş değer hayasız kıyafetler pompalanıyor.</p>

<p>​Kıyafetlerin üzerindeki yazılar ve semboller neyi hedefliyor?</p>

<p>Genç zihinlere dinsiz ve ahlaksız bir düzene isyanı telkin ediyor.&nbsp;</p>

<p>Nihilizmi ve hedonizmi ilahlaştıran, kaosa davet eden bu yazılar, gençliğimize azar azar ve alıştırılarak benimsetiliyor.&nbsp;</p>

<p>Ahlaklı ve helal giyinen insanlara ise adeta ikinci sınıf muamelesi yapan baskıcı bir sosyo-psikoloji dayatılıyor.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>​SÜT NİNENİN EDEBİNDEN<br />
TORUNUN GÖBEK ŞOVUNA...&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>ALTERNATİF VAR MI?</strong></span></p>

<p>​Tarihsel süreçte nereden nereye geldik?</p>

<p>Burnunu göstermekten utanan süt ninelerimizden; bugün sokakta göbek teşhirciliğini modanın zirvesi sanan, öz değerlerine yabancılaşmış nesillerin zavallı savrulmalarına geldik.</p>

<p>​Samimi ve duyarlı tüketici bugün ne yaşıyor?</p>

<p>Büyük bir çaresizlik!&nbsp;</p>

<p>O annenin feryadı münferit bir olay değil; 2 milyarlık İslam dünyasındaki milyonlarca ailenin ortak yarasıdır.</p>

<p>​Tekstil piyasasında bu feryada yanıt veren bir alternatif var mı?<br />
Ne yazık ki yok!&nbsp;</p>

<p>Evladına özünü, edebini ve medeniyetini hatırlatacak şık, kaliteli ve estetik seçenekler raflarda yer bulamıyor.&nbsp;</p>

<p>Piyasa, ahlaksız moda mağduru insanlığa alternatif sunma vizyonsuzluğu içindedir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>​AH MERTER, AH LALELİ! NAMAZIN KILINMAZ SENİN!</strong></span></p>

<p>​Tekstil üreticilerine bu acı tablo anlatıldığında nasıl bir tepki alınıyor?</p>

<p>Durumu "lüzumsuz bir gayretkeşlik" olarak gören yüzeysel bir yaklaşımla karşılaşıyoruz.&nbsp;</p>

<p>Vizyonsuz üreticiler, derinliği olan bir medeniyet tasarımı sunmak yerine günü kurtarmanın derdindeler.</p>

<p>​Sektörün mevcut kafası neyle meşgul?</p>

<p>Batı'nın çirkin ahlaksız ve şeytani &nbsp;tasarımlarını taklit eden fasoncu bir zihniyetle...&nbsp;</p>

<p>Bir yandan "Maliyetler yüksek, işler kötü" diye dövünürken, diğer yandan "Üretimi Mısır'a mı kaydırsak?" diyerek ucuz işçilik kovalıyorlar.</p>

<p>​Bu vizyonsuz fason kafasına nasıl seslenmek gerekiyor?</p>

<p>Ah Merter, ah Laleli!&nbsp;</p>

<p>Türkiye dünya tekstilinin başkenti ama ruhsuz bir fasonculuk bataklığında çırpınıyor.&nbsp;</p>

<p>Kendi kültüründen ilham alan modayı tasarlayıp insanlığa sunmaktan uzak olan bu kafa, böyle giderse yok olmaya mahkûmdur.</p>

<p>​Bırakın Batı’nın artığını dikip satmayı!&nbsp;</p>

<p>Kendi değerine yabancılaşan zihniyet bereketsiz kalır.</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/moda-diktatorlugune-karsi-helal-devrim-78940"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 18:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/dogan-dag-moda-diktatorlugune-karsi-helal-devrim-1787239947.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sarper SAN / Tesadüf mü, kader mi kumpas mı?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sarper-san-tesaduf-mu-kader-mi-kumpas-mi-117874</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sarper-san-tesaduf-mu-kader-mi-kumpas-mi-117874</guid>
                <description><![CDATA[Sarper SAN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HAYATIN “RUTİN” AKIŞI VE&nbsp;<br />
DİJİTAL DÜNYANIN “KUSURSUZ” HALİ</strong></p>

<p><strong>Hayatımız kendi rutininde tüm aksamaları akıp giderken, kusursuz sandığımız dijital dünyaya her geçen gün daha çok bağlanıyoruz. Hepimiz birer dijital ameleye dönüştük. Bu yoz gidişin sonu nereye varacak sizce?</strong></p>

<p>Ekranlarımızda her şey ne kadar da pürüzsüz, değil mi? Kaydırdığımız parmaklarımızın altında ne bir toz tanesi var ne de kırışık bir koltuk. Herkes hayatının yönetmeni, başrolü. Dijital çağın bizi getirdiği son noktada,<strong> mutsuz olmak bile adeta bir teknik hata gibi algılanıyor; sisteme aykırı bir hareket.</strong></p>

<p><strong>Gerçekten hayatımızın akışı fazla rutin veya olağan mı? Dijital dünyanın kusursuz olduğu palavrasına ne kadar inanmalıyız?</strong></p>

<p>Sabahtan akşama kadar yapay zekanın mucizelerini konuşuyor,<strong> "Acaba makineler bizim yerimize neyi düşünecek?"</strong> diye endişeleniyoruz. Oysa asıl trajikomik olan, makineler düşünürken bizim sadece <strong>"beğenmek"</strong> ve<strong> "kaydetmekle”</strong> yetinen modern birer <strong>dijital ameleye </strong>dönüşmemiz. Evde 13 yaşındaki tekir kediniz haklı bir otoriteyle mama kabının başında sizi süzerken ya da 7 aylık golden cinsi neşeli ve her daim aç bir delikanlı ortalığı birbirine katarken, siz hala piksellerden ibaret bir internet evreninde <strong>"vizyon" </strong>peşindesiniz.<strong> Kedinin o küçümseyici bakışındaki felsefi derinlik, muazzam sunum slaytlarının hiçbirinde yok, yalan mı?</strong></p>

<p>Örneğin, evde hakiki bir canla yaşamak ile dijital dünyadaki konfor alanı arasındaki o devasa uçuruma bakalım. 13 yaşındaki tekir kedinin veya 7 aylık kıpır kıpır bir golden köpeğin sorumluluğunu üstlenmek yerine, tablette sanal bir hayvanla oynamayı, ekran üzerinden evcil hayvan besleyip dijital patilerle huzur bulacağını zanneden bir tip türedi.<br />
Gerçek hayatta o köpeği sokağa çıkartmak, sabahın köründe soğukta yürütmek, patilerini silmek, evin tozunu toprağını sırtlamak gerekir. Ama bizimki ne yapıyor? Yemek siparişi vermek için uygulamalar arasında dakikalarca, hatta saatlerce geziniyor; seçeceği hamburgerin marulunun boyutunu bile inceliyor ama ne evindeki dağınıklığa elini sürebiliyor ne de o canlıların gerçek ihtiyaçlarına vakit ayırabiliyor.</p>

<p><strong>Dijital Müşkülpesent Halleri</strong></p>

<p>İşin en acı komik kısmı da burada başlıyor: Bu profil, sipariş verirken gösterdiği o muazzam, sinir bozucu titizliği ve müşkülpesentliği hayattaki her insani olayda da sergiliyor. Sokaktaki gerçeğe, insan ilişkilerindeki pürüzlere, hayatın o doğaçlama akışına karşı müthiş bir tahammülsüzlük içinde. Her şey klinikte steril, masada kusursuz, ekranda tasarlanmış olsun istiyor. Karşı olduğu her şeyi, her ilişkiyi her düşünceyi kendi normlarına göre ters yüz edilince yaşamaktan, söylemekten geri kalmıyor, üstelik hiç de utanmıyor.<br />
Bir yandan Cambridge'den Londra'ya uzanan hayali senaryolar kuruyor, diğer yandan mahalle bakkalının veresiye defterindeki nostaljik dramayı küçümseyerek beynimizden silmeye çalışıyoruz. Sevdiklerimizi bile “delete” etmeyi düşlüyoruz, lakin henüz o tuşu bulamadık. <strong>Hızlı tüketim kültürü bize öyle bir hız enjekte etti ki, kahvemiz soğumadan hayatımız soğuyor.</strong></p>

<p>Eski zamanlarda köşe yazarları en azından daktilonun o sert tuş sesleriyle dert yanardı. Şimdi klavyemizin sessiz tuşları arasında kaybolurken, ironi de el değiştirdi. Eskiden hayatı ciddiye almazdık ama anı yaşardık; <strong>şimdi hayatı ciddiye alıyormuş gibi görünüp aslında hiçbir şey yaşamıyoruz. Hayatla olan tüm bağımız aslında hiçbir zaman gerçek dost olmadıklarımızdan gelen paylaşımlardan ibaret. Onların vicdan ve dürüstlüğüne kalmış, yaşama dair sezgilerimiz ve kararlarımız.<br />
Ne dersiniz, ekranı kapatıp gerçeğe dönmenin vakti gelmedi mi? En azından kediler bizi olduğumuz gibi kabul ediyor; filtresiz, kusurlu ve tam da insan haliyle.</strong></p>

<p><strong>BİZE YÖN VEREN PARMAKLAR</strong></p>

<p><strong>Bir “baş parmak tiranlığının” tahakkümüne girmiş bulunuyoruz. Baş parmağımızın götürdüğü yere gitmek verdiği karara uymak zorundayız.</strong></p>

<p>Dijital dünyada gezinirken en büyük yardımcımız baş veya işaret parmağımız. Çoğumuzun bu parmakları fazla gezinmekten zarar görmüşe benziyor. Tıp literatürüne de bundan kaynaklanan hastalıklar girmiş bulunuyor.</p>

<p>Öte yandan, parmaklar tarihi aslında insanlığın evrim ve iktidar tarihidir zaten. Dönemleri, insan elinin hangi parmağına yüklediği anlamla, hangi parmağını "silah" veya "sancak" yaptığıyla okumak mümkün.&nbsp;</p>

<p>Eski çağlardan bugüne parmakların saltanatına şöyle bir göz atalım dediğimizde; Medeniyetin kaderini başparmak ile işaret parmağının arasına sıkıştırılmış o narin kalem gelir aklımıza. Fikirlerin kâğıda döküldüğü, mürekkebin leke değil imza sayıldığı, daktilonun sert tuşlarında nasır tutmuş parmaklar sanki zihnin bir kalesiydi. O parmaklar sabırla düşünür, yazar ve kalıcı izler bırakırdı.</p>

<p>Sonra gücün parmağı çıktı sahneye; adı ve niteliği ne olursa olsun bu güç, hep birilerini suçlayan, hizaya getiren, aşağılayan "şöyle yapacaksın" diye sallanan o kudretli işaret parmağı... Korkunun ve hiyerarşinin simgesiydi.<br />
Yumruğa dönüşen parmaklar, sevgi için birleşen ellerin parmakları.</p>

<p><strong>Ve Şimdi; Başparmağın Tiranlığı &nbsp;</strong></p>

<p>Peki, bugün neredeyiz? Bugün ne kalemin ağırlığı var ne işaret parmağının tehdidi ne de yumruğun sertliği. Bugün <strong>"Başparmağın</strong>" altın çağını, daha doğrusu saltanatını yaşıyoruz.<br />
Tüm insanlık enerjimizi, irademizi, merakımızı ve hatta sevgimizi tek bir parmağa devrettik:<strong> Sağa kaydıran, sola kaydıran, "beğen" butonuna basan başparmağa.</strong></p>

<p>Artık düşünen beyinler değil, ekranı yukarı aşağı kaydırmaktan hafifçe nasır tutmuş o tek başparmak yönetiyor hayatımızı. Sabah uyanır uyanmaz mesaiye başlayan, akşam yastığa baş koyana kadar ekranı toza dumana boğan o yorulmaz başparmak... Dijital dünyanın hamallığını o yapıyor, ama kredisini algoritma topluyor. &nbsp;Önemsemeden, düşünmeden kullandığımız o baş parmak sayesinde algoritmalar tercih belirliyor, yön çiziyor ve toplum mühendisliğine oynuyor. Başparmağınızın neden olduğu sonuçların farkında mısınız?</p>

<p>Ne ironiktir ki; insanlık uzaya roket fırlatırken, yapay zekanın sırlarını çözerken, başparmağımız şimdi sadece ekrandaki sahte hayatları onaylayan mekanik bir araca dönüştü.</p>

<p><strong>İRAN’A NE OLDU NASIL OLDU?</strong></p>

<p><strong>Gerçekten İran’a ne oldu nasıl oldu veya CIA ve MOSSAD nasıl oldu da bu kadar körleşip bölgeye bir kabadayı hediye ettiler. Tesadüf mü, kader mi kumpas mı?&nbsp;</strong></p>

<p>Haziran 2025’te yaşanan 12 günlük savaşta adeta diz çöken İran, bundan yalnızca 8 ay sonra başlayan çatışmalarda tartışmasız bir kaplana dönüştü.<br />
8 ay önce rejimini ve bölgesindeki tüm kazanımlarını kaybetmekle karşı karşıya kalan İran'a ne oldu, nasıl oldu da bu kadar kısa sürede ABD ve İsrail’e kök söktürdü? Dünyanın en gelişmiş istihbarat teşkilatlarına sahip olan CIA ve MOSSAD, nasıl oldu da bu devasa dönüşümü atladı?</p>

<p><strong>Şok Tedavisi ve Beklenmeyen Refleks</strong></p>

<p>Haziran 2025’in o toz duman içinde geçen 12 gününde Tahran’ın üzerinde dolaşan hayalet, sadece patlayan mühimmatların değil, çatırdamakta olan bir rejimin sesiydi. O günlerde dünya kamuoyu ve uluslararası strateji merkezleri İran defterini kapatmış, rejimin kendi iç dinamiklerinin ağırlığı altında ezileceğini ilan etmişti. Ancak tarih, bazen en sert darbeyi yiyen aktörlerin en radikal kabuk değişimine gittiğini yazar.</p>

<p>O kısa süreli çatışma, Tahran için bir "stres testi" işlevi gördü. Konvansiyonel askeri üstünlük yarışını kazanamayacağını ve klasik ordunun hantal yapısının ani şoklara karşı yetersiz kaldığını gören yönetim, köklü bir doktrin değişikliğine gitti. Komuta kademesi tamamen dağınık, hücre tipi ve otonom bir savunma ağına (asimetrik harp ekosistemine) evrildi. Kaybedecek hiçbir şeyin kalmadığı algısı, orduyu ve toplumsal yapıyı çok daha entegre ve agresif bir refleksle kenetledi.</p>

<p><strong>İstihbaratın Büyük Körlüğü: CIA ve MOSSAD Neyi Kaçırdı?</strong></p>

<p>Bu denklemin en çok sorgulanan boyutu ise Batı istihbaratının yaşadığı büyük yanılgı. CIA ve MOSSAD gibi küresel devler, İran’ı en gelişmiş teknolojik izleme araçlarıyla (uydu görüntüleri, sinyal istihbaratı ve siber ağlar) sürekli gözetim altında tutuyordu. Peki, bu iki teşkilat bu büyük metamorfozu neden göremedi?</p>

<p>Cevap, modern istihbaratın en büyük zaafında gizlidir: "<strong>Niyet okuma hatası ve zafer rehaveti." </strong>Haziran 2025’teki zayıf görünüm, istihbarat raporlarında rejimin kalıcı olarak çözüldüğü algısını yarattı. Ancak Batı, İran’ın varoluşsal bir tehdit karşısında nükleer eşiğe göz kırpan adımlarını, yer altındaki kilometrelerce uzunluktaki füze şehirlerini ve gayri-nizami harp kapasitesini bu tahlillerin dışına taşıdığını hesap edemedi. Oyunun kuralları masa başında değil, sahanın altındaki beton tünellerde yeniden yazılırken, istihbarat ekranları eski refleksleri izlemeye devam ediyordu.</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/tesaduf-mu-kader-mi-kumpas-mi-78939"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 15:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/sarper-san-tesaduf-mu-kader-mi-kumpas-mi-1787230309.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Parti İçin Dikkat Çeken Soru: Yeni Parti, Eski Ev Mi? Göbek Bağı Nerede?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yeni-parti-icin-dikkat-ceken-soru-yeni-parti-eski-ev-mi-gobek-bagi-nerede-117861</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yeni-parti-icin-dikkat-ceken-soru-yeni-parti-eski-ev-mi-gobek-bagi-nerede-117861</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Murat Çetin, CHP’den ayrılarak YENİ Parti bünyesinde yola çıkan Barış Yıldız ve ekibinin İsmet İnönü heykeli önünde verdiği ilk toplu fotoğrafı sert sözlerle eleştirerek partinin göbek bağının hâlâ eski yapıda kaldığını savundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya Time bünyesindeki köşesinde yeni kurulan siyasi yapının ilk adımlarını ve kamuoyuna sunduğu görsel mesajları mercek altına aldı. Çetin, YENİ Parti adı altında bir araya gelen kadronun ilk büyük aile fotoğrafını İsmet İnönü heykeli önünde vermesini değerlendirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YENİ TABELA VE BARIŞ YILDIZ'IN TERCİHİ</span></strong></p>

<p>Söz konusu oluşumun adının, başkanının, tabelasının, rozetinin ve teşkilatının tamamen yeni olarak tanıtıldığını belirten Murat Çetin, Barış Yıldız ve ekibinin poz vermek için özellikle bu noktayı seçtiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İSMET PAŞA VE TARİHİ ŞAHSİYET VURGUSU</span></strong></p>

<p>İsmet İnönü’nün Malatyalı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci cumhurbaşkanı olduğunu hatırlatan gazeteci Çetin, bu tarihi kimliğe saygı duyduklarını belirterek şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"Eyvallah. İsmet Paşa Malatyalı. İkinci Cumhurbaşkanı. Tarihî şahsiyet. Buna da sözümüz yok. Lakin siyasette semboller bazen konuşmadan konuşur."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EV AYRI MI YOKSA TABELA MI DEĞİŞTİ?</span></strong></p>

<p>CHP’den ayrılan kadronun ilk sembolik duruş olarak yine İsmet İnönü heykelini seçmesini çelişkili bulan Çetin, partinin duruşuna yönelik eleştirilerini şu sözlerle tamamladı:&nbsp;"CHP’den ayrılıp 'YENİ' diye yola çıkacaksınız… İlk aile fotoğrafını yine İsmet Paşa’nın önünde çektireceksiniz. İnsan ister istemez soruyor: Ev ayrı mı oldu… yoksa sadece kapının tabelası mı değişti? Demedi deme Barış… Parti doğmuş. Göbek bağı hâlâ eski evde."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/turk-genciymis-78932"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 09:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/yeni-parti-icin-dikkat-ceken-soru-yeni-parti-eski-ev-mi-gobek-bagi-nerede-1787207011.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alişan HAYIRLI / Su gibi aziz, şelale gibi çılgın, kanyon gibi vahşi, elma gibi tatlı: Erkenek</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-su-gibi-aziz-selale-gibi-cilgin-kanyon-gibi-vahsi-elma-gibi-tatli-erkenek-117860</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-su-gibi-aziz-selale-gibi-cilgin-kanyon-gibi-vahsi-elma-gibi-tatli-erkenek-117860</guid>
                <description><![CDATA[Alişan HAYIRLI yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’nın Doğanşehir İlçesi’ne bağlı Erkenek Kasabası’nı anlatmak için 10’larca sayfa yazı yazmak mümkün… 500 sayfalık kitap yazsanız yine bitiremezsiniz. O halde uzatmanın bir anlamı yok Erkenek demek su demek, elma, dere, kanyon, şelale demek, serin hava, sert rüzgâr, &nbsp;korku, tehlike, adrenalin, macera demek, piknik, alabalık, içli köfte, gezinti, kafa dinleme, serinleme demek… Ne arasanız var, gezi adına bütün istek ve arzularınızı yerine getirebileceğiniz ender bir doğa, tarım ve gezi mekânı… Soğuk bir memleket ama insanları olanca yardımseverliği ve sıcakkanlılığı ile sımsıcak kalmış… Onu da anlatacağım.&nbsp;</p>

<p>Hepsi bir yana iki şeyi ön plana çıkıyor: Elması ve suyu…&nbsp;</p>

<p>Erkenek soğuk ve sulu bir belde olduğu için tam elma memleketi… Elma iki şeyi çok seviyor: Soğuğu ve suyu… Bu yüzden Doğanşehir’in (Erkenek’in) elması meşhurdur… Sulu ve lezzetlidir, Amasya elmasına kafa tutacak kadar cesurdur. Zaten yöre haklının en önemli geçim kaynağı da elmadır. Dağ, dere, tepe bütün arazi elmalık bahçelerle kaplı… Ve Ağustos ayının sonuna yaklaşmamıza rağmen baktım ki, elma ağaçları yemyeşil, elma rengi de koyu yeşil… Öyle bir canlı ve parlak ki… Tabiata bunun rengini veren Allah’ın buraya bir nimeti olan su ve soğuk hava…&nbsp;</p>

<p>Gelelim suyuna… Bölge ve Türkiye’de paket içme suyunda giderek hakim olmaya başlayan “Erkenek” isimli içme suyu markasından da anlamışsınızdır Erkenek’in suyunun meşhur olduğunu…</p>

<p>Bizim Gündüzbey topraklarında dünyanın en güzel, en temiz, debisi en fazla ve en lezzetli suyunun çıktığını herkes bilir… Akseki eteklerinden çıkan saniyede yaklaşık 3 bin litrelik suyuyla bütün Malatya’yı besliyor. Musluklarımızda şırıl şırıl kaynak su akıyor.&nbsp;</p>

<p>Bu doğru…</p>

<p>Peki Erkenek?</p>

<p>İşte burada duracaksın, herkesin hakkını vereceksin.&nbsp;</p>

<p>Erkenek’in dağından taşından kaynak su fışkırıyor… Adeta su cenneti… Türkiye’deki bütün sular kurusa, sırf Erkenek suyu Türkiye’yi beslemeye yeter. Ama ne su?&nbsp;<br />
Sakaltutan mevkiindeki mesirede gezi arkadaşım Selahaddin-i Eyyübi ile suda ayağımızı en fazla tutma yarışana girdik de, Selahaddin ancak 10 saniye tutabildi, tabi ben Şeyh Hasan’ın oğlu olduğumdan dolayı dakikalarca suda ayağımı tuttum… Bana soğuk tesir etmiyor :)&nbsp;<br />
Buz gibi… Berrak, yumuşak, leziz ve temiz…&nbsp;</p>

<p>O yüzden Erkenek’te daha 1970’li yılların başında HES yapılmış, şimdilerde ise Erkenek suyu fabrikası kurulmuş… Erkenek su fabrikası bölgede ikinci şantiyesini kuruyor.&nbsp;<br />
Erkenek’te hangi mevkiden, ne kadar debide, hangi sular kaynıyor ve bu sular nerede nasıl kullanılıyor, en son nereye dökülüyor, bunları ilerleyen sayfalarda anlatmaya çalışacağım…</p>

<p>Şimdi biz filmi başa saralım ve sabah erkenden kalkıp yola koyulalım… Yazının başında belirttiğim gibi gezi arkadaşım her zamanki gibi Selahaddin Eyyubi… Peki, neden Selahaddin?</p>

<p>Çünkü Selahaddin uyumlu, sorunsuz, ne zaman kalk desem kalkıyor, ne zaman gidelim desem geliyor, doğa ve yeşil tutkunu, gezide bana zorluk çıkarmıyor, doğanın tadını çıkarmasını biliyor, sözümden dışarı çıkmıyor, bana güveniyor ben de ona güveniyorum, ortak bir ruh yakaladık. Kaprisleri yok… Latifeden anlıyor, kafası çalışıyor, sohbet etmesini biliyor, en azından sıkıcı değil…&nbsp;</p>

<p>Gelelim gezimize…</p>

<p>Erkenek, Malatya-Adıyaman sınırının serhat kasabası… Malatya’ya yaklaşık 80 kilometre uzaklıkta ve Adıyaman Gölbaşı sınırında…&nbsp;</p>

<p>Sabah saat 06.30’da Erkenek topraklarına girdiğimizde bizi rehberimiz Mehmet Pörçek karşıladı… Sağolsun, fırında biberimizi, domatesimizi hazırlamış, peynir, zeytinden oluşan güzel bir kahvaltı yaptık sahibi olduğu Karaca Çayevinde… Kendisine yürekten teşekkür ederim.&nbsp;</p>

<p>Rehberimiz Pörçek, Erkenek’te daha çok yer görebilmemiz için verimli ve akıllı bir güzergâh çizdi, grafiksel anlatımı ile Erkenek’i gözümüzün önüne getirdi.&nbsp;<br />
Şimdi siz de bize takılın ve elinizle koymuş gibi gezmeye başlayın.</p>

<p>İlk yer: Sakaltutan…&nbsp;</p>

<p>Erkenek’ten Adıyaman tarafına doğru giderken yaklaşık üç kilometre sonra, karayolu tüneline girmeden, (İnşaat halindeki HES’in yanından) sola dönüyorsunuz. Zaten tabela var, görürsünüz: Sakaltutan mesire 500 metre… Yarım kilometrelik yol toprak yol… Dere sağınıza düşüyor.&nbsp;</p>

<p>Burada, buz gibi bir su kaynıyor. Sakaltutan Mesire’de dere içine masalar yerleştirilmiş, ayağınızı tertemiz buz gibi suya tutup serinliyorsunuz. Tabi ne kadar dayanırsınız bilmiyorum. Bu Ağustos sıcağında burası size ilaç gibi gelir. Etrafınız elma bahçeleriyle dolu, tel örgülerden yola doğru sarkan elmalardan koparıp yiyebilirsiniz, göz hakkıdır, fetva veriyorum. Ya da içinize sinmiyorsa, Erkenek’ten geçerken bir kasa elma alın arabanın bagajına atın!&nbsp;</p>

<p>Burada dışarıdan yiyecek getirebilir, kendiniz mangal yapabilir, tesisten faydalanabilir, çadır açabilir, yukarı dere boyu su kaynağına kadar yürüyüş yapabilirsiniz. Eğer çadır kuracaksınız, yanınıza battaniye almayı unutmayın, gece donabilirsiniz. Çadırın yanında gece ateş yakıp ısınabilirsiniz. (Fakat burası alkollü bir yer, bu sizin için bir sıkıntı yaratır mı yaratmaz mı, sizin taktirinize kalmış…) Ancak bir alt kısımdaki yerde içki yok, orada çayınızı demler, karpuzunuzu keser, pikniğinizi yapabilirsiniz, illa içkisiz bir yer isterseniz tabi… Alternatifi de var.</p>

<p>Sakaltutan mesire sahipleri ağaçların gövdesine yatacak yer yapmış, böcek ve vahşi hayvanlardan korunmak için yüksekte yatıyor, siz de bu duyguyu tatmak için kısa süreli de olsa yatıyormuş gibi yapabilirsiniz.&nbsp;</p>

<p>Buraya Sakaltutan denmesinin sebebi, şiddetli soğuk ve dondan insanların sakalları donarmış, ondan dolayı… Anlayın işte, burada nasıl bir serin havanın hakim olduğunu…&nbsp;<br />
Okuyucu: “Neyse lafı uzatma, anladık Sakaltutan’ı, sen başka yere götür bizi, bilhassa Erkenek Şelalesi ve Kanyonunu merak ediyoruz, hadi çabuk!”<br />
Peki, tamam kızmayın, gidiyorum.&nbsp;</p>

<p>Sakaltutan mesiresinden, anayola (Malatya-Adıyaman karayoluna) kadar dere içinden yürüyerek (700 metre), suları aşarak indim. Fakat Selahattin, “Ben korkuyorum, ayağım suda donar” dedi ve kendisi arabayla döndü. (Kimse duymasın!)&nbsp;</p>

<p>Anayola çıktıktan sonra tekrar yönümüzü Erkenek tarafına çevirdik, geri döneceğiz merak etmeyin, şelaleye ve kanyona da gideceğiz. Neden Erkenek’e döndük?<br />
Çünkü Erkenek’in hemen üst tarafında başka bir kaynak su daha var… Bu su Akdağ’dan çıkan Akdere suyu… &nbsp;Burada 1970 yıllarında HES yapılmış… Ve bölgenin elektriği buradan sağlanmış… Dağların yamacından kaynayan ve gürül gürül akan kaynak su hem santralı çalıştırıyor hem de yörenin bahçe sulamasında kullanılıyor. Santralın bulunduğu bölgede şimdi pek kullanılmayan küçük bir mesire var. Bu noktadan güzelim Erkenek’i seyredebilir ve kartpostalları aratmayacak görüntüler elde edebilirsiniz.&nbsp;<br />
Santral bölgesini henüz keşfetmeye gelmiştik ki, Allah tarafından, patika yol üzerinde, bahçesine gitmekte olan Mehmet Can isimli 67 yaşlarında emekli bir vatandaş ile karşılaştık.&nbsp;</p>

<p>Bu arada yeri gelmişken sevinçle ifade etmeliyim ki, ben nereye gidersem gideyim, Allah beni hiç rehbersiz bırakmamıştır. Ne zaman sıkışsam, ne zaman bir kılavuza ihtiyaç duysam, bakıyorum ki pat diye karşıma bir adam çıkıyor. Manevi keramet sahibi olmak demek ki böyle bir şey… :)&nbsp;</p>

<p>Mehmet Can amcamız da, çakıl taşlarıyla dolu zorlu ve kötü yoldan dolayı, “Siz arabanızı park edin, benim pikaba binin, arabanıza yazıktır” dedi. İnsanlığa bakar mısınız? İlk defa karşılaştığı tanımadığı şahıslara kim böyle iyilik yapar? Üstelik bizim gibi anarşist görünümlü tipsiz kimselere?&nbsp;</p>

<p>Arabasına attı, rampa ve çakıllı yollardan geçirerek bizi bahçesine götürdü. “Ne bulursanız yiyin” dedi. Elma, kayısı, böğürtlen ve şeftali… Evet, yanlış okumadınız, bu vakitte hâlâ dalında kayısı vardı. Niye? Çünkü Erkenek yüksek yerde, soğuk ve dağlık bölgede…&nbsp;</p>

<p>(Anti parantez: Kuş burnu… henüz daha kızarmamış ama ben hayatımda böyle iri ve canlı kuşburnu görmedim, keşke toplama mevsiminde olsaydık. Çalı diplerinde yetişen c vitamini kaynağı kuşburnu zamanı buraya mutlaka gelin, sırf toplamak için bile değer.)</p>

<p>Evet, tamam, sizi sıktığımın farkındayım, sabırla şelaleyi ve kanyonu bekliyorsunuz. Biz de öyle sabırsız ve heyecanlıyız… Kalbimiz küt küt atıyor. Hatta bir ara kalp atışımın sesleri, arabanın motor sesini bile bastırıyordu. Selahattin, “Arabanın bir yerinden ses geliyor ama…” dedi. Zavallı Selahattin, o sesin kalp atışlarımdan geldiğini anlayamadı.&nbsp;<br />
Tekrar Adıyaman yoluna girdik, yönümüz Erkenek çıkışı… 3-4 kilometre sonra tünel ağzına geliyorsunuz ancak bu sefer sol tarafa Sakaltutan'a değil sağa (Eski, kullanılmayan yola) giriyorsunuz.&nbsp;</p>

<p>250 metre kadar gittiğinizde… yolun sağında, kuş uçuşu 500 metre kadar uzakta, dağların arasında bir gelin gibi süzülen (ama yanına yaklaştığınızda canavarlaşan) şelaleyi göreceksiniz. Uzaktan bakınca, “Bu ne ki, ben ne şelaleler gördüm” diyebilirsiniz. İşin aslı öyle değil…&nbsp;</p>

<p>Fakat şelale yolculuğuna başlamadan önce, eski yol kenarında kalmış, artık unutulmuş ama hala inadına işletilen, küçük ve eski bir dinlenme yeri göreceksiniz: Can Baba’nın yeri… Asıl adı Cihangir olan Erkenekli, uzun saçlı, ilk bakışta 60 yaşında olduğu anlaşılmayan, tabiatın kucağında yaşadığı için genç kalan, farklı, orijinal bir vatandaş… Bir nevi “Erkenek’in Tarzanı” diyebiliriz. Ne gelen var ne giden ama her an sıcak taze çayı demleniyor. Hoş sohbet birisi… Çayı da mükemmeldi. Tahtadan yapılmış dinlenme yerinin hemen arkası tam bir uçurum, aşağı bakınca ödünüz kopar. Çok fazla rüzgâr olduğu için birazdan inip içinde yürüyeceğimiz derenin sesi bize kadar ulaşmıyor.&nbsp;<br />
Pekiiii, şelaleye nasıl gideceğiz?</p>

<p>İşte burada zorluklar başlıyor. Çünkü şelalenin tam önüne HES yapılıyor… Tek çıkış yolunu kapamış… İnşaat çok büyük ve dereyi tamamen işgal etmiş… Şelaleye gitmek için önce HES engelini aşmanız lazım, biz kolay aştık çünkü hem Şeyh Hasan’ın oğluyum hem de gazeteci… Başka türlü gidemezsiniz, ya da özel bir rehber tutup, şelalenin arkasından dolanıp gelmeniz lazım ki, o yol hangi yol, bilemezsiniz ve Erkenek dağlarında kesin kaybolursunuz.&nbsp;</p>

<p>Kollarımızı sıvayıp, “Ya Allah Bismillah” deyip, keskin bir uçurumun başından aşağı dereye doğru inmeye başladık. Beton harç dökülmüş patika yoldan inip dereyi geçip HES sınırlarına girdik. Bir bekçi koşarak geldi. Bizi görünce hemen “Kusura bakmayın, siz miydiniz?” dedi ve “Buyrun geçin!” Biz hiçbir engel tanımayız.&nbsp;</p>

<p>Bu sefer bizi şelaleye götürecek olan patika yola girdik. Şöyle yaklaşık 300 metre kadar tırmandıktan sonra (Aman dikkat, ayağınız bir kaysa doğruca uçuruma…) patika yol ikiye ayrılıyor, biz solu aşağı doğru inen tarafı tercih ettik, sağa ve yukarı doğru çıkan yol nereye gidiyor, bilemedik.</p>

<p><br />
Yanınıza su almaya gerek yok, çünkü patika yol boyunca hep kaynak su ile karşılaşacaksınız. Zaten Erkenek’in her tarafında adım başı kaynak su… Allah verdikçe vermiş…<br />
En sonunda şelalenin döküldüğü göle ulaştık… Çok şükür. Şimdi nasıl anlatmalı, bilmiyorum ki? Bir insanın sevgilisine kavuşurken duyduğu hazzı bilir misiniz? Belki de böyle bir duygu… Benzer bir hissi Artvin’in Arhavi İlçesi’ndeki Mençuna Şelalesi’nde duymuştum.&nbsp;</p>

<p>Şelale, kayalık dağın tam içinden bir canavarın ağzından çıkan lavı andırıyor. Yaklaşık 90 metreden aşağıya, gölün içine dökülüyor. Göle girebilirsiniz, hatta dökülen yere kadar yüzebilirsiniz ama altına girebilir misiniz? Sanmıyorum. Çünkü ben deneyemedim. Su öyle yüksekten ve sert akıyor ki, sizi ya parçalar ya da alıp kayanın birine fırlatır.&nbsp;<br />
Ben hemen göle daldım, zaten yorulmuşum, terlemişim… Kim tutabilir ki? Buz gibi suyun içinde dakikalarca ayağımı tutacak dayanıklılığa sahip olmama rağmen bu suyun içinden dalar dalmaz çıkmak zorunda kaldım. Şelalenin gölünde yüzmek… Aman Allahım ne tatlı bir rüya! (Laf aramızda bizim Selahattin üşendi, belki de korktu, bilemem… Suya girmeyi bırak ayağını bile sokmadı. Sakın Selahattin’e söylemeyin)</p>

<p>Şelale’nin suyu, dere ağzında, HES’in yapıldığı yerde yukarıdan gelen Sakaltutan suyu ile birleşiyor ve iyice azgınlaşıyor. Şimdi şelale suyunu ve deresini takip ederek tekrar geldiğimiz yönden aşağı indik.&nbsp;</p>

<p>Bitti mi?</p>

<p>Bitmedi. Sırada kanyon var… Şelale ve Sakaltutan suyunun birleşerek aktığı, yaklaşık 2,5 kilometrelik dünyanın en heyecan verici kanyonu var. Selahattin önce çekindi, karşıdan karşıya geçmeye gözü kesmedi, ona cesaret verdim ve manevi yönden tutup karşı tarafa aldım. Hep suyun sığ aktığı ve mümkünse kuru bölgelerini takip ederek yürüdü. Ben ise azgın suların akışına bıraktım kendimi… Hayatta ne kaybedecek he de kazanacak bir şeyim vardı. Selahattin öyle değil ki, hele ne hayalleri var çocuğun…&nbsp;<br />
Fakat Allah’ı var, hakkını yemeyelim, bu geziye, çektiği videolar ve fotoğraflarla büyük katkıda bulundu. Emeğini inkâr eden nankör olur.&nbsp;</p>

<p>Macera arayan ve adrenalin yaşamak isteyenler Erkenek Kanyonu’nda unutulmaz ve heyecan verici anlar yaşar. Fotoğraf tutkunları da kuşların yuva yaptığı, bazen gökyüzünün görünmediği, derin boşlukların bulunduğu, bu ıssız ve ayak değmemiş bakir kanyonda çok güzel kareler çekebilir.&nbsp;</p>

<p>Biz doğrusunu isterseniz, kanyonu baştan sona gezemedik, HES’ten başlayarak yaklaşık 200 metre kadar gittik. Çünkü Selahattin’in işleri varmış erken dönmek zorunda kaldık. Ama gördük mü gördük, kanyon ve şelale heyecanını yaşadık mı yaşadık. Yeter.&nbsp;</p>

<p>Fakaaaaat her güzelliğin ve gezinin, çılgınca kendini derelere atmanın bir bedeli vardır. Bu bedel, sıcağı sıcağına belli olmuyor. Eve gidince, vücudum soğuyunca üzerimdeki ağrılar ve sızıları hissetmeye başladım. Ellerimdeki çizikler de neyin nesi, aaa ne zaman çıktı? Ya ayaklarımdaki kanamalar, peki ya dizimdeki morluklar… Meğer canım ne kadar yanmış da haberim yokmuş…&nbsp;</p>

<p>Sonra Selahattin’i aradım, dedim ki; “Parmağımı kımıldatacak halim kalmamış…” Ne dese beğenirsiniz, “Ben sana delisin dedim de inanmıyorsun” Eeee buraları gezmek ve tadını çıkarmak için biraz deli olmak lazım. Halbuki benim kadar olmasa da kendisi de deli. Deli olmasa deliyle gezer mi?&nbsp;</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/su-gibi-aziz-selale-gibi-cilgin-kanyon-gibi-vahsi-elma-gibi-tatli-erkenek-78938"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 08:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/alisan-hayirli-su-gibi-aziz-selale-gibi-cilgin-kanyon-gibi-vahsi-elma-gibi-tatli-erkenek-1787205209.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / Mekke İttifakının İlk Meyveleri mi?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-mekke-ittifakinin-ilk-meyveleri-mi-117847</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-mekke-ittifakinin-ilk-meyveleri-mi-117847</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hakan Fidan'ın Kahire'deki sözleri, Kushner'ın Mısır'da Hamas'la görüşmesi ve ardından Netanyahu'nun kapısını çalması bize ne anlatıyor?</p>

<p>Mekke'de imzalanan savunma anlaşmasının üzerinden daha çok kısa bir zaman geçti.</p>

<p>Fakat bugün yaşanan bazı gelişmelere baktığımda, bu anlaşmanın daha şimdiden ilk meyvelerini vermeye başladığını düşünüyorum.</p>

<p>Belki de önümüzdeki günlerde çok daha fazla konuşacağımız bir gelişmenin eşiğindeyiz.</p>

<p>Birkaç gün önce Hakan Fidan Kahire'de çok dikkat çekici bir cümle kurdu:</p>

<p>“Washington, İsrail'e baskı yapmazsa Türkiye, Mısır ve Katar radikal adımlar atmak zorunda kalabilir.”</p>

<p>Bu cümle söylendiği anda belki birçok kişi üzerinde fazla durmadı.</p>

<p>Ama bugün yaşananlara arka arkaya baktığımızda, Fidan'ın sözlerinin ağırlığı daha iyi anlaşılıyor.</p>

<p>Çünkü Hakan Fidan artık yalnızca Türkiye Cumhuriyeti'nin Dışişleri Bakanı olarak konuşmuyor.</p>

<p>Onun arkasında 7 Ağustos'ta Mekke'de imzalanmış, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ı aynı savunma mekanizması içinde buluşturan yeni bir yapı var.</p>

<p>Bu anlaşmanın temel mantığı açık:</p>

<p>Birine yönelik silahlı saldırı, diğerlerine yapılmış saldırı olarak değerlendirilecek.</p>

<p>Yani mesele sadece diplomatik bir iyi niyet metni değil; ortak savunma ve caydırıcılık mekanizması oluşturma iradesidir.</p>

<p>Türkiye de açıkça bunun bir savaş ittifakı olmadığını söylüyor.<br />
Bu bir müdafaa ittifakıdır.<br />
Bir savunma paktıdır.<br />
Bir savaş arama mekanizması değildir.<br />
Hiçbir devlet, hiçbir millet savaşı ilk seçenek olarak istemez.</p>

<p>Ancak şunu da görmezden gelemeyiz:</p>

<p>Savunma ittifakları, gerektiğinde savaşabilecek bir caydırıcılık gücü oluşturmak için kurulur.</p>

<p>Caydırıcılığın anlamı da zaten budur.<br />
“Bize saldırmayın. Çünkü saldırırsanız yalnız olmayacağız.”</p>

<p>Mekke Anlaşması'nın asıl stratejik anlamı burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Bu üç ülkenin siyasi, ekonomik, askerî ve stratejik ağırlıkları bir araya geliyor.</p>

<p>Türkiye'nin güçlü ordusu ve savunma sanayii...<br />
Pakistan'ın askerî kapasitesi ve nükleer gücü...<br />
Suudi Arabistan'ın ekonomik ve siyasi ağırlığı...</p>

<p>Bunlar bir araya geldiğinde ortaya yeni bir bölgesel denge çıkıyor. Üstelik bu yapı gelecekte başka ülkelerin katılımına da açık.</p>

<p>Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın açıklamalarında özellikle Mısır'ın adı zikredildi.<br />
İşte asıl kritik noktalardan biri de burada.<br />
Çünkü Türkiye aynı anda iki ayrı denklemde yer alıyor.</p>

<p>Bir tarafta:<br />
Türkiye – Suudi Arabistan – Pakistan, savunma ve caydırıcılık mekanizması...<br />
Diğer tarafta:<br />
Türkiye – Mısır – Katar, Gazze'deki arabuluculuk mekanizması...</p>

<p>Bu iki denklem Türkiye'de birleşiyor.</p>

<p>İşte Hakan Fidan'ın Kahire'deki sözünü bu nedenle yalnızca bir Dışişleri Bakanı'nın diplomatik açıklaması olarak okumak eksik kalır.</p>

<p>Bu sözün akabinde ne oldu?</p>

<p>Amerikan Başkanı Donald Trump'ın danışmanı Jared Kushner Mısır'a geldi.</p>

<p>Kushner, Kahire'de Hamas lideri Halil el-Hayya ile görüştü.</p>

<p>Üstelik bu sıradan bir temas değildi.</p>

<p>Gazze'deki ateşkes planının ilerletilmesi ve Hamas'ın silahsızlandırılması gibi son derece kritik konular masadaydı. Görüşmenin ardından Kushner İsrail'e geçti ve Benjamin Netanyahu ile görüştü.</p>

<p>Şimdi burada olayların sıralamasına dikkat etmek gerekiyor.</p>

<p>Önce Hakan Fidan Kahire'de diyor ki:<br />
“Washington, İsrail'e baskı yapmazsa Türkiye, Mısır ve Katar radikal adımlar atmak zorunda kalabilir.”</p>

<p>Ardından Amerikan tarafının önemli isimlerinden biri Kahire'ye geliyor. Hamas'la masaya oturuyor.</p>

<p>Arabulucuların bulunduğu bir ortamda görüşmeler yapılıyor.</p>

<p>Sonra İsrail'e gidiyor.<br />
Netanyahu ile görüşüyor.<br />
Ve Gazze dosyasını İsrail tarafıyla yeniden masaya yatırıyor.</p>

<p>Ben burada “Fidan konuştu, Kushner emir üzerine harekete geçti” demiyorum. Ama şunu söylemek mümkündür:</p>

<p>Bölgedeki baskı dengesi değişiyor.<br />
Washington bunu görüyor.<br />
İsrail bunu görüyor.<br />
Bölge ülkeleri bunu görüyor.</p>

<p>Ve belki de en önemlisi, Gazze meselesinde bugüne kadar ayrı ayrı hareket eden bölgesel aktörlerin artık çok daha güçlü bir koordinasyon zemini oluşuyor.</p>

<p>Burada Mekke Anlaşması'nın zamanlaması da önem kazanıyor.</p>

<p>Anlaşma 7 Ağustos'ta imzalandı.<br />
Çok kısa süre sonra Gazze dosyasında diplomatik hareketlilik yeniden hızlandı.</p>

<p>Elbette bu iki gelişme arasında doğrudan bir “talimat-emir” ilişkisi kuramayız.<br />
Ama siyasi atmosferin değiştiğini söylemek mümkündür.</p>

<p>Çünkü Washington artık şunu hesaba katmak zorunda:<br />
Gazze meselesi sonsuza kadar dondurulamaz.<br />
İsrail'in istediği gibi süreç sürekli ertelenemez.<br />
Bölge ülkeleri de bütün meselelerde Washington'ın kararını beklemek zorunda değildir.</p>

<p>İşte Mekke İttifakı'nın stratejik önemi burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Bu ittifakın ilk amacı savaş değil, caydırıcılıktır.</p>

<p>Fakat caydırıcılığın güçlü olabilmesi için arkasında gerçek kapasitenin bulunması gerekir.</p>

<p>Türkiye var.<br />
Pakistan var.<br />
Suudi Arabistan var.<br />
Ve gelecekte Mısır gibi başka ülkelerin de bu yapıya dahil olma ihtimali var.&nbsp;</p>

<p>İsrail'in bu gelişmeden rahatsız olması da tesadüf değildir.<br />
İsrail tarafında anlaşmanın endişe verici bulunduğuna ilişkin açıklamalar var.<br />
Çünkü İsrail yalnızca üç ülkenin bir belge imzaladığını görmüyor.</p>

<p>Karşısında Türkiye'nin askerî kapasitesini ve savunma sanayiini,<br />
Pakistan'ın askerî ve nükleer gücünü,<br />
Suudi Arabistan'ın ekonomik ve siyasi ağırlığını,<br />
Ve bütün bunların ortak bir savunma çerçevesinde birbirine yaklaşmasını görüyor.</p>

<p>Üstelik Mısır'ın gelecekte bu yapıya dahil olması ihtimali, denklemi daha da değiştirebilir.</p>

<p>Ama İsrail’den önce bu anlaşmaya İran sözcülüğünü yapan içimizdeki hainler karşı çıkıyor. Bu anlaşma İran’a karşı yapılmıştır diyerek hem halkı yanlış bilgileriyorlar, hem de &nbsp;İran’a güç devşirip, güçlü göstermeye çalışıyorlar. Bu da bir mecusi oyunudur, İsrail'den habersiz yapılmıyordur.&nbsp;</p>

<p>Şimdi bütün bunları Gazze ile birlikte düşünelim.</p>

<p>Türkiye, Mısır ve Katar Gazze'de arabulucu.<br />
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ise artık ortak savunma ve caydırıcılık mekanizması içinde.<br />
Bu iki hattın kesiştiği nokta ise Türkiye.</p>

<p>Dolayısıyla Hakan Fidan'ın Kahire'deki sözünün siyasi ağırlığı burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Fidan'ın Washington'a verdiği mesajı şöyle okumak mümkündür:<br />
“Gazze'nin çözümünde ihtiyaç duyduğunuz arabulucular biziz. Fakat biz artık birbirinden kopuk, tek tek hareket eden ülkeler değiliz.”</p>

<p>Bu çok önemli bir değişimdir.</p>

<p>Çünkü mesele yalnızca Gazze değildir.<br />
Mesele, Ortadoğu'nun gelecekte nasıl şekilleneceğidir.</p>

<p>Amerika bölgedeki güvenlik mimarisinin merkezinde kalmaya devam edecek mi?<br />
Yoksa bölge ülkeleri kendi güvenlik mekanizmalarını mı oluşturmaya başlayacak?</p>

<p>Mekke Anlaşması, bana göre bu ikinci ihtimalin artık ciddi biçimde masaya geldiğini gösteriyor.</p>

<p>İran savaşı sonrasında ortaya çıkan tablo da bu süreci hızlandırmış görünüyor.</p>

<p>Bölge ülkeleri, güvenliklerini yalnızca dışarıdan gelecek garantilere bağlamanın yeterli olmadığını daha açık biçimde görüyor.</p>

<p>Ve kendi aralarında yeni mekanizmalar oluşturuyorlar.</p>

<p>Bu yüzden Mekke Anlaşması'nı sadece Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanmış bir savunma anlaşması olarak görmek yanlış olur.</p>

<p>Bu anlaşma aynı zamanda:</p>

<p>“Bölge kendi güvenliği konusunda daha fazla söz sahibi olmak istiyor.” mesajıdır.</p>

<p>Şimdi Gazze'ye tekrar dönelim.</p>

<p>Kushner'ın Kahire'de Hamas'la görüşmesi ve ardından Netanyahu ile masaya oturması, Gazze dosyasının yeniden hareketlenebileceğini gösteriyor.</p>

<p>Üstelik görüşmelerde ateşkes, İsrail'in çekilmesi, Hamas'ın silahsızlandırılması, Gazze'nin yönetimi ve yeniden imarı gibi temel başlıklar yeniden tartışılıyor.</p>

<p>Bütün bunlar henüz sonuçlanmış bir anlaşma anlamına gelmiyor.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/mekke-ittifakinin-ilk-meyveleri-mi-78937"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 15:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/ebuzer-aydin-mekke-ittifakinin-ilk-meyveleri-mi-1787144169.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya TSO’da Yarış Kızışıyor: Adaylık Seçimden Daha Büyük Bir Kazanca Dönüşebilir Mi?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-tsoda-yaris-kizisiyor-adaylik-secimden-daha-buyuk-bir-kazanca-donusebilir-mi-117838</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-tsoda-yaris-kizisiyor-adaylik-secimden-daha-buyuk-bir-kazanca-donusebilir-mi-117838</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Ticaret ve Sanayi Odası’nda seçim yarışı yaklaşırken mevcut Başkan Oğuzhan Ata Sadıkoğlu ile adaylığını temmuz ayında açıklayan Mahmut Boyraz öne çıkıyor. Gazeteci-yazar Murat Çetin, Boyraz’ın adaylığı üzerinden dikkat çeken bir değerlendirmede bulunarak, seçim kazanılmasa bile adaylığın iş dünyasında tanınırlık ve “kredibilite” sağlayabileceği yorumunu gündeme taşıdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) seçimleri yaklaşırken kulisler hareketlenmeye başladı. Şimdilik yarışın en çok konuşulan iki ismi, mevcut Başkan Oğuzhan Ata Sadıkoğlu ve temmuz ayında adaylığını resmen duyuran Mahmut Boyraz oldu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MURAT ÇETİN İKİ ADAYI MUKAYESE ETTİ</span></strong></p>

<p>Konuyu köşesine taşıyan Gazeteci Yazar Murat Çetin, her iki ismi terazinin iki kefesine koyarak değerlendirmelerde bulundu. Çetin, yazısında "İkisini terazinin iki kefesine koyduğumda benim tercihim Oğuzhan Ata Sadıkoğlu olur. Kendisini çok eleştirdim. Yarın yine eleştiririm. Fakat bugün önümüzdeki iki ismi mukayese ettiğimde, Mahmut Boyraz için TSO Başkanlığı sıkletinin ağır geleceği kanaatindeyim." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"KREDİBİLİTE İÇİN ADAY OLUNDU" İDDİASI</span></strong></p>

<p>Mahmut Boyraz’ın adaylık gerekçesini sorgulayan Çetin, bu durumu iş dünyasından bir isimle değerlendirdiğini belirtti. Yaşanan diyaloğu aktaran Çetin, "Geçtiğimiz günlerde bir masada aynı şeyi söyledim: 'Mahmut Bey bana güçlü aday görüntüsü vermiyor. Peki niçin aday oldu?' Masada bu işleri bilen bir isim vardı. Cevabı enteresandı: 'Kredibilite için.'" dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SANDIKTAN BAŞKANLIK ADAYLIKTAN TANINIRLIK ÇIKAR</span></strong></p>

<p>Siyasette ve iş dünyasında kartvizit unvanlarının önemine dikkat çeken Çetin, seçim kazanmanın sadece sandıktan geçmediğini belirtti. Çetin, "Sandıktan başkan çıkmayabilir. Adaylıktan tanınırlık çıkar. Fena yatırım sayılmaz." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TSO DENEME KABİNİ DEĞİLDİR</span></strong></p>

<p>Her iki adayın siyasi ve ticari kumaşını kıyaslayan Çetin, TSO'nun taşıdığı öneme vurgu yaparak "TSO bu şehrin ticaretinin… sanayisinin… ihracatının… iş dünyasının temsil makamı. Deneme kabini hiç değil." mesajını verdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SANDIK KURULMADAN HÜKÜM VERİLMEZ</span></strong></p>

<p>Seçim matematiğinin her an değişebileceğini aktaran Murat Çetin, yazısını şu değerlendirmeyle tamamladı: "Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun alternatifi olacak isim, yalnızca karşısına çıkan kişi olmamalı. Ondan daha güçlü bir iddia… daha geniş bir çevre… daha somut bir proje… daha ağır bir profil koymalı. Yoksa seçim gecesi bir kişi başkan olur. Öteki de tamamen eli boş dönmez. Kartvizitine yazmasa bile insanların hafızasında ömür boyu kullanabileceği bir unvan kalır: 'Eski TSO Başkan Adayı.'"</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/turk-genciymis-78932"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/malatya-tsoda-yaris-kizisiyor-adaylik-secimden-daha-buyuk-bir-kazanca-donusebilir-mi-1787125784.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alişan HAYIRLI / Gülen Yüz</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-gulen-yuz-117836</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-gulen-yuz-117836</guid>
                <description><![CDATA[Alişan HAYIRLI yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Orduzulu Nihat (Aykan) Amca... Bir zamanlar Malatya'nın en hızlı gençlerinden biriydi, milli ve manevi değerlerin yılmaz savunucusu, siyasetin temiz yüzü, Erbakan Hoca'nın gönüllü neferi, tam bir dava adamıydı. Hayatını davasına adamış, ömrünü İslam yolunda harcamıştı. Orduzu’da ve Malatya’da örnek bir şahsiyet olarak tanınır ve bilinirdi.&nbsp;<br />
Genç yaşta muhterem eşini kaybetmiş, biri kundakta beş altı yaşlarında dört erkek çocuğuyla başbaşa kalmıştı. Çocuklarını ezdirmemek için bir daha da evlenmemişti. Çocuklarına hem annelik hem babalık yaptı.</p>

<p>Evlatlarını İslami terbiyeye göre yetiştirmeyi ihmal etmedi. Yıllarca Kışla Caddesi İstanbul Pasajı'nda kitapçılık ve yayıncılık yaptı.&nbsp;</p>

<p>Nihat Amcamız maalesef beş yıl önce alzaymır hastalığına yakalandı. Şimdi başta oğlu Ali Osman olmak üzere dört evladı da babalarına bakıyor.&nbsp;</p>

<p>Nihat Amca eskiden çocuklarına dermiş ki; “Oğullarım dışarda ne yaşarsanız yaşayın sakın eve asık suratla gelmeyin, bu kapıdan sürekli güler yüzle içeri &nbsp;girin. Dışardakini eve sokmayın”</p>

<p>Çocukları da babalarının bu öğüdünü ellerinden geldiğince yerine getirmişler. Fakat arada ihmal ettikleri oluyormuş. Bunun üzerine çocukları, hemen bu öğüdü &nbsp;hatırlasınlar diye, kapının girişteki iki basamağına silinmeyecek şekilde “Gülen yüz” çizmişler.&nbsp;</p>

<p>Şimdi bütün çocukları unutsalar dahi bu gülen yüzü görünce hep güler yüzle eve girerlermiş...&nbsp;</p>

<p>İşte Nihat amcamız böyle yüreği güzel, ince ruhlu, naif, nezih, kibar ve asil bir şahsiyettir. Derler ki, Nihat abi şimdiye kadar asla kimsenin kalbini kırmamış...&nbsp;<br />
Sanki bir insan vücuduna melek ruhu giydirmişler.&nbsp;</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/gulen-yuz-78935"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 09:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/alisan-hayirli-gulen-yuz-1787120909.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kültür Yolu Malatya’dan Geçti! Geride Tek Bir Soru Bıraktı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kultur-yolu-malatyadan-gecti-geride-tek-bir-soru-birakti-117830</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kultur-yolu-malatyadan-gecti-geride-tek-bir-soru-birakti-117830</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya'da gerçekleştirilen Türkiye Kültür Yolu Festivali'ni köşesine taşıyarak yerel kültürün ve mahallî sanatçıların ana sahnede yer almamasını eleştirdi. Çetin, Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er'e de organizasyon üzerinden dikkat çeken sorular yöneltti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, 8–16 Ağustos tarihleri arasında Malatya'da düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni kaleme aldığı yazısında değerlendirdi. Dokuz gün süren festival boyunca Hakan Altun, Simge, Kıraç, Serkan Kaya, Derya Uluğ, Ceza, Oğuzhan Koç, Sefo ve Ferhat Göçer gibi isimlerin sahne aldığını belirten Çetin, meydanları on binlerce insanın doldurduğunu ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA'NIN KÖKLÜ KÜLTÜRÜ ANA SAHNEDE YER ALMADI</span></strong></p>

<p>Festivalde sahne alan sanatçılarla bir hesabı olmadığını vurgulayan Murat Çetin, organizasyonun adında geçen kültür vurgusuna dikkat çekti. Çetin, "Peki Malatya’nın yolu nereden geçiyor? Arguvan nerede? Malatya musikisi nerede? Bu şehrin türküsü… İrfanı… Hafızası… Mahallî sanatçıları… Edebiyatı… Geleneksel kültürü ana sahnenin neresinde?" diyerek yerel değerlerin göz ardı edildiğini belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ŞEHRİN ÖLÇÜTÜ SADECE KALABALIK DEĞİLDİR</span></strong></p>

<p>Festivaldeki kalabalık üzerinden yapılan değerlendirmeleri eleştiren Çetin, Malatya halkının daha önce de farklı organizasyonlarda meydanları doldurduğunu hatırlattı. 2015 yılında İnönü Stadı’nda düzenlenen Kur’an Ziyafeti’ne de on binlerce insanın katıldığını belirten yazar, Malatya'nın sadece pop yıldızları, sahne şovları veya rapçilerle sınırlı bir şehir olmadığını ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI SAMİ ER'E YÖNELTİLEN SORULAR</span></strong></p>

<p>Festivalin Kültür ve Turizm Bakanlığı organizasyonu olduğunu fakat Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in de sürecin içinde aktif olarak göründüğünü kaydeden Murat Çetin, Başkan Er'e şu soruları sordu:&nbsp;"Sayın Başkan… Bu festival Malatya’nın hangi kültürünü ana sahneye taşıdı? 'Bakanlık yaptı' derseniz… Alkışın tamamını toplamak güçleşir. 'Biz de içindeydik' derseniz… Repertuvarı konuşmak hakkımız olur. İkisinin ortası ise hayli kullanışlı. Kalabalık sizin. Sanatçı Bakanlığın. Alkış sizin. Tercih başkasının. Belediyecilikte ortak yapımın böylesi de enteresan."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">GÖRKEMLİ IŞIKLAR SÖNDÜ GERİYE CEVAP BEKLEYEN SORU KALDI</span></strong></p>

<p>Gençlerin eğlenmesine, konserlerin yapılmasına ve şehrin nefes almasına karşı olmadıklarını belirten Çetin, "Kültür Yolu" tabelası asıldığında insanın o memleketten bir iz aradığını vurguladı. Dokuz günlük sürecin sonunda sahnelerin söküldüğünü ifade eden Çetin, yazısını şu sözlerle tamamladı:</p>

<p><strong>"Kültür Yolu Malatya’ya geldi… Peki Malatya bu yolun neresindeydi?"</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/turk-genciymis-78932"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-08-17%20at%2008_00_56%20(1)%20(1).jpeg" /></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 18:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/kultur-yolu-malatyadan-gecti-geride-tek-bir-soru-birakti-1787066275.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TSO’ya Aday Olmayacak! Salih Karademir İçin Asıl Merak Şimdi Başladı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/tsoya-aday-olmayacak-salih-karademir-icin-asil-merak-simdi-basladi-117821</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/tsoya-aday-olmayacak-salih-karademir-icin-asil-merak-simdi-basladi-117821</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, MAGİNDER Başkanı Salih Karademir'in Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) seçimleriyle ilgili yaptığı "aday olmayacağım" açıklamasını kaleme aldı. Çetin, Karademir'in bu hamlesinin sahadaki karşılığını değerlendirirken, seçim sürecinde nerede duracağının merak konusu olduğunu belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı yazısında Salih Karademir'in Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) seçimlerine yönelik tutumunu değerlendirdi. Karademir'in durumunu "Aday olmayan ilk aday" olarak niteleyen Çetin, henüz ortada resmi bir adaylık ilanı, liste veya seçim takvimi yokken yapılan aday olmama açıklamasının ilginç olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MAGİNDER KISA SÜREDE SAHADA SES GETİRDİ</span></strong></p>

<p>Açıklamanın Salih Karademir açısından olumlu bir yönü olduğuna değinen Murat Çetin, Karademir'in MAGİNDER’i kurarak kısa zamanda ses getirdiğini, sahada görünür olarak şehir meselelerine müdahil olduğunu ifade etti. Isminin TSO Başkanlığı için konuşulmasının yapılan işlerin kamuoyunda karşılık bulduğunu gösterdiğini belirten Çetin, Karademir'in bu ihtimali şimdiden kapattığını kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ELEME USULÜYLE BAŞKAN BULMA BENZETMESİ</span></strong></p>

<p>Aday olmama açıklamasını Malatya açısından değerlendiren Yazar Murat Çetin, TSO’ya aday olabilecek yüzlerce iş insanı bulunduğuna dikkat çekti. Çetin, "Yarın Ramazan Özcan çıkıp: 'Ben de aday olmayacağım.' desin. Ertesi gün başka biri… Sonra öteki… Yüzlerce kişiyi sırayla dinlersek başkanı eleme usulüyle bulacağız!" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KARADEMİR BÜTÜN TARAFLARA EŞİT MESAFEDE DURACAK</span></strong></p>

<p>Salih Karademir'in açıklamalarındaki en önemli ayrıntıya değinen Çetin, Karademir'in bütün taraflara eşit mesafede duracaklarını söylediğini aktardı. Siyasetin tam olarak bu noktada başladığını vurgulayan yazar, aday olmama bilgisinin ötesinde sergilenecek tavrın önemine işaret etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SANDIK KURULURKEN NEREDE DURACAĞI MERAK EDİLİYOR</span></strong></p>

<p>Yazısının son bölümünde TSO seçimlerine dair kıymetli sorular yönelten Murat Çetin, Salih Karademir'in yarışmayacağının netleştiğini belirtti. Seçim süreci açısından asıl belirleyici soruyu soran Çetin, "Karademir sandığa girmeyecek… Peki sandık kurulurken nerede duracak?" diyerek sürecin takipçisi olunacağını ifade etti.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/turk-genciymis-78932"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-08-17%20at%2008_00_56%20(2).jpeg" style="height:564px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 13:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/tsoya-aday-olmayacak-salih-karademir-icin-asil-merak-simdi-basladi-1787050614.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;da Atatürk Anıtındaki Çıplak Figür Tartışması 79 Yıldır Bitmiyor</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-ataturk-anitindaki-ciplak-figur-tartismasi-79-yildir-bitmiyor-117812</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-ataturk-anitindaki-ciplak-figur-tartismasi-79-yildir-bitmiyor-117812</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Murat Çetin, Malatya’da 1947 yılında açılan ve 79 yıldır tartışması süren Atatürk ve Gençlik Anıtı’nı kaleme aldı. Çetin, anıtta Türk gençliğini temsil eden çıplak figürün Atatürk ile doğrudan bir ilgisinin olmadığını ve dönemin sanat anlayışından kaynaklandığını vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya’nın simgelerinden biri olan ve yapıldığı günden bu yana tartışmalara konu edilen Atatürk ve Gençlik Anıtı’nın tarihini ve arkasındaki detayları yazdı. Çetin, 1947 yılında tamamlanan anıttaki çıplak figür üzerinden yürütülen tartışmaların yanlış bir zemine oturtulduğunu ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">1947 YILINDA HALKIN BAĞIŞLARIYLA YAPILDI</span></strong></p>

<p>Anıtın yapılış sürecine değinen Murat Çetin, dönemin şartlarını şu sözlerle aktardı:&nbsp;"Yıl 1947. Malatya fakir. Memleket de öyle. Dönemin Valisi Ahmet Kınık’ın başkanlığında bir komite kuruluyor. Halkın kapısı çalınıyor. Bağış toplanıyor. Atatürk ve Gençlik Anıtı için 130 bin lira harcanıyor. Bugünün parasıyla hesabını yapmaya kalksanız, heykelden önce tansiyonunuz yükselir."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ANITTAKİ ÇIPLAK FİGÜR TÜRK GENÇLİĞİYMİŞ</span></strong></p>

<p>Anıtın merkezindeki tasvirleri inceleyen Çetin, heykeldeki ilginç detaylara dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Anıtın merkezinde Atatürk var. Normal kıyafetiyle. Yanında ise… çırılçıplak bir erkek. Kim? Malatyalı bir kahraman mı? Yok. Şehit mi? Yok. Tarihî bir şahsiyet mi? O da yok. Türk gençliğiymiş! İşte seksen yıllık tartışma burada başlıyor. Türk gençliğini temsil edeceksiniz… Üzerinde Türk gençliğini temsil edecek bir pantolon dahi bulunmayacak! Elinde bayrak var. Üzerinde yaprak bile yok."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TÜRK GENÇLİĞİNİN HABERİ BİLE YOKTU</span></strong></p>

<p>Heykeldeki tasvirin tamamen dönemin yönetimi ve sanatçılarının bir tercihi olduğunu belirten Yazar Murat Çetin şunları yazdı:&nbsp;"O yaprak meselesi sonradan çıkıyor. Üstelik bu tasvir Atatürk’ün talimatıyla yapılmış bir çalışma da sayılamaz. Atatürk 1938’de vefat etti. Anıtın yapımına 1945’te başlandı, 1947’de tamamlandı. Kaynaklarda Hakkı Atamulu’yla birlikte Nejat Sirel’in adı da geçiyor. Arada dokuz yıl var. Dolayısıyla bugün, 'Heykele itiraz eden Atatürk’e itiraz ediyor' diye ayağa kalkanların önünde küçük bir tarih problemi duruyor: Atatürk’ün görmediği… Sipariş vermediği… Tasarlamadığı… Yanındaki çıplak figürü Atatürk’e nasıl mal ediyoruz? Bu, dönemin sanat anlayışı. Bu, heykeltıraşın tercihi. Bu, dönemin idaresinin tercihi. Türk gençliğinin ise haberi bile yok!"</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYALILAR O DÖNEM DE RAHATSIZ OLDU</span></strong></p>

<p>Anıta yönelik itirazların yeni olmadığını, yapıldığı ilk yıllarda da halkın ve dönemin isimlerinin tepki gösterdiğini hatırlatan Çetin şöyle devam etti:"Üstelik Malatya daha o yıllarda rahatsız olmuş. Kaynaklarda Hamit Fendoğlu ve beraberindeki heyetin, halktan para toplanmasına karşı Vali Kınık’a tepki gösterdiği aktarılıyor. Çıplak figürün mahrem bölgesine sonradan yaprak eklendiği de yıllardır anlatılıyor. Düşünün… Sanatçı: 'Türk gençliği.' Malatyalı bakıyor: 'Bari üstünü örtün!' Heykelin ilk restorasyonunu halkın haya duygusu yapmış anlayacağınız."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KAVGA YILLARDIR AYNI ŞEKİLDE SÜRÜYOR</span></strong></p>

<p>Yıllardır devam eden ideolojik tartışmalara değinen gazeteci Murat Çetin yazısında şu cümlelere yer verdi:&nbsp;"Aradan 79 yıl geçti. Kavga hâlâ aynı. Muhafazakâr kesim: 'Kaldırın.' Karşı cephe: 'Dokunamazsınız.' İyi de kardeşim… Atatürk’e dokunan kim? Atatürk zaten giyinik! 79 yıldır tartıştığınız kişi, yanındaki çıplak arkadaş."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İLK İTİRAZI ATATÜRKÇÜLERİN YAPMASI GEREKİRDİ</span></strong></p>

<p>Atatürkçülüğün ilkelerine vurgu yapan Çetin, durumun bir sanatçı tercihi olduğunu söyleyerek şu değerlendirmede bulundu: "Atatürkçülüğün altı oku belli. Cumhuriyetçilik. Milliyetçilik. Halkçılık. Devletçilik. Laiklik. İnkılapçılık. Hangisinin dipnotunda, 'Türk gençliği çıplak tasvir edilir' yazıyor? Ben bulamadım. Bu sebeple bu heykele ilk itirazı belki de Atatürkçülerin yapması gerekirdi. Çünkü bir sanatçının estetik(!) tercihini Atatürkçülük zannetmek… Atatürk’ü büyütmez. Heykeltıraşın zevkini ideolojiye dönüştürür."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">79 YILDIR ÖRTÜLEMEYEN AYIP</span></strong></p>

<p>Yazısının sonunda tablonun genel bir özetini çıkaran Murat Çetin ifadelerini şöyle tamamladı:&nbsp;"Netice ortada. Vali toplumu okuyamamış. Sanatçı gençliği başka türlü okumuş. Halk parasını vermiş. Malatyalı 79 yıldır tartışmış. Atatürk ise bütün bu hengâmenin ortasında sessizce duruyor. Trajikomik tarafı da bu zaten: Heykelde Atatürk giyinik. Türk gençliği çıplak. 79 yıldır örtemediğimiz ise heykelden çok… Tartışmanın ayıbı."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/turk-genciymis-78932"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a><br />
<img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-17%20at%2008_00_56.jpeg" style="height:800px; width:564px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/malatyada-ataturk-anitindaki-ciplak-figur-tartismasi-79-yildir-bitmiyor-1787036644.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / Yılanın Başı Ezilsin, Ama Kur&#039;an&#039;a Gönül Verenler Korunsun...</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-yilanin-basi-ezilsin-ama-kurana-gonul-verenler-korunsun-117809</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-yilanin-basi-ezilsin-ama-kurana-gonul-verenler-korunsun-117809</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hadimü’l-Kur’an olan, Allah’ın kitabı için hayatlarını bir bavula siğdırıp, maddi manevi hiçbir desteği esirgemeden Kur’an hizmetinde bulunan, Süleyman Hilmi TUNAHAN hazretlerine intisab eden kıymetli Süleymancı kardeşlerim.</p>

<p>Öncelikle şunu açıkça ifade etmek isterim:</p>

<p>Biz Türkiye Cumhuriyeti Devletinin vatandaşlarıyız ve bu ülkede yaşıyoruz.</p>

<p>Bu devletin ve bu milletin son bir asırda neler yaşadığını, Müslümanların neler çektiğini hepimiz biliyoruz.</p>

<p>Bir asır boyunca bu milletin dinine, imanına, Kur’an’ına ve değerlerine karşı uygulanan baskıları unutmadık. Devletin başındaki zihniyet neyse, çoğu zaman aşağıdaki uygulamalar da ona göre şekillendi.</p>

<p>Bir asır geçirdik.</p>

<p>Şimdi ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ikinci yüzyılında yeniden millîleşiyor. Devlet, devlet olmanın gereğini yeniden hatırlıyor. Devlet aklı yeniden kendi milletinin değerleriyle barışıyor.</p>

<p><strong>KUR’AN’IN YASAKLANDIĞI YILLARDA BİR ALLAME ÇIKTI</strong></p>

<p>Kur’an-ı Kerim’in yakıldığı, Kur’an-ı Kerim’in evlerde bulundurulmasının dahi yasak olduğu; Allah’ın kitabının iki kapak arasında bulunmasının bile ağır suç sayıldığı, evinde Kuran bulundurmanın hayatına mal olabildiği, insanların darağaçlarına gönderildiği karanlık bir dönemde bir allame, bir Kuran aşığı çıktı.</p>

<p>Süleyman Hilmi TUNAHAN Hazretleri...</p>

<p>1930’lu yıllarda İstanbul’da Kur’an dersleri vermeye başladı.<br />
Ve Rabbiyle bir ahde girişti.</p>

<p>Öyle bir hareket başlattı ki, Kur’an halkalarının asırlar boyunca devam etmesini hedefledi. Öyle bir bereket, öyle bir ihlas ve samimiyetle başladı ki bu hareket, aradan geçen onca zamana rağmen bugünlere kadar ulaştı.</p>

<p>Kur’an’ın yasaklandığı bir dönemde, Kur’an’ı ezberlemeyi ve ezberletmeyi kendisine dava edindi.</p>

<p>Talebelerini bu işe vakfetti.<br />
“Kur’an’ı ezberleyeceğiz" ve “Allah’ın kitabını gelecek nesillere ezbere aktaracağız” dedi.</p>

<p>Ve gerçekten de bunu başardı.&nbsp;</p>

<p>Yurt içinde ve yurt dışında, kimi zaman bir bavulda hayatlarını taşıyarak, kimi zaman kapı kapı dolaşıp maddi imkânsızlıklarla mücadele ederek, kimi zaman da hiçbir karşılık beklemeden Allah’ın kitabına hizmet ettiler.</p>

<p>Bugün Kur’an’a hizmet eden, Kur’an’ı ezberleyen ve ezberleten insanların önemli bir kısmında bu hareketin emeği, izi ve alın teri vardır.</p>

<p><strong>ZAMANLA SİSTEMİN İÇİNE SIZMALAR BAŞLADI</strong></p>

<p>Ne var ki zaman içerisinde başka bir süreç yaşandı.</p>

<p>Siyonistler, din ve devlet düşmanları her iyilik hareketinin içine sızdıkları gibi bu tür dini yapıların da içine sızmaya başladılar.</p>

<p>Bugün geldiğimiz noktada ise devletin FETÖ olarak tanımladığı yapı, bir terör örgütü olarak ortaya çıktı.</p>

<p>Müslümanların iyi niyetleri kullanıldı.<br />
İnsanların dinî hassasiyetleri istismar edildi.<br />
Paralar toplandı.<br />
Milyarlarca dolar yurt içinde ve yurt dışında çeşitli alanlarda kullanıldı.</p>

<p>Ve nihayetinde devletin kurumlarına kadar uzanan büyük bir yapı ortaya çıktı.</p>

<p>Devlet, FETÖ’yü temizlemeye başladığında çok zordu ama mecburi bir işe girişmişti.</p>

<p>Çünkü karşısında yalnızca bir örgüt yoktu.</p>

<p>Devletin içerisine, ticaret hayatına, eğitim sistemine, bürokrasiye ve toplumun farklı kesimlerine kadar uzanmış bir yapı vardı.</p>

<p><strong>“BAŞI İHANET, ORTASI TİCARET, TABANI İBADET”</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, devlet aklıyla bu yapının piramit fotoğrafını ortaya koydu.</p>

<p>Ve şöyle tarif etti:</p>

<p>“Başı ihanet, ortası ticaret, tabanı ibadet.”</p>

<p>İhanet kısmına ulaşmak kolay değildi.</p>

<p>Çünkü ihanet kısmını bütün dünya besliyordu.</p>

<p>Ticaret kısmı ise sormayın gitsin, Cumhurbaşkanımızın ben yalnızım dediği dönemde ticaretin adeta borsası kuruldu.</p>

<p>Bundan istifade etmeye çalışanlar vardı elbette.</p>

<p>Fakat bütün bunların arasında en büyük zararı kim gördü?<br />
İbadet kesimi.<br />
Samimi Müslümanlar.<br />
Kuran ile aldatılanlar.&nbsp;<br />
Allah’ın dinine hizmet ettiğine inanan insanlar.<br />
Malını, mülkünü, zamanını ve hayatını bu işe adayan insanlar.<br />
Yani piramidin altındaki insanlar.</p>

<p>İbadet kesimi elbette ezildi.<br />
Kurunun yanında yaş da yandı.</p>

<p><strong>DEVLET BU DEFA AYNI HATAYI YAPMADI</strong></p>

<p>İşte bugün asıl üzerinde durmamız gereken nokta burasıdır.</p>

<p>Devlet, FETÖ tecrübesinden sonra aynı hatayı ikinci defa yapmak istemiyor.</p>

<p>Çünkü FETÖ temizlenirken yaşananların acısı hâlâ hafızalardadır.</p>

<p>Samimi insanların, Kur’an talebelerinin, bu işe gönül veren Müslümanların zarar görmemesi gerekiyordu.</p>

<p>Devlet bu defa başka bir yöntem tercih etti.</p>

<p>Temelden değil, tepeden başladı.</p>

<p>FETÖ tecrübesinde piramidin tamamıyla mücadele etmek zorunda kalınmış, bunun sonucunda aşağıdaki samimi insanlar daha çok zarar görmüştü.</p>

<p>Bu defa ise devlet, aynı acının yeniden yaşanmaması için doğrudan yapının tepesine yöneldi.</p>

<p>Örgütün başını aldı.<br />
Çıbanın başına yöneldi.<br />
Yılanın başını ezmeye karar verdi.</p>

<p>Çünkü devletin görevi, vatandaşını cezalandırmak değil; vatandaşını korumaktır.</p>

<p><strong>SÜLEYMANCILAR VE AYNI TEHLİKE</strong></p>

<p>FETÖ’nün çökertilmesinden sonra Süleymancıların da aynı paralelde büyüdüğü, büyümüş olduğu yönünde devletin değerlendirmeleri bulunmaktadır.</p>

<p>İşte burada çok hassas bir ayrım yapmak gerekiyor.</p>

<p>Bir tarafta Kur’an’a hizmet ettiğine inanan, çocuklarına Kur’an öğreten, Kur’an hafızları yetiştiren, hayatını bu işe adayan samimi Müslümanlar var.</p>

<p>Diğer tarafta ise bu samimiyeti kendi amaçları için kullanabilecek, devletin kurumlarına ve vatandaşın iradesine karşı bir yapılanmaya dönüştürebilecek unsurlar var.</p>

<p>Devletin görevi bu ikisini birbirinden ayırmaktır.</p>

<p>Çünkü devlet, bir yapının tamamını düşman ilan ederek hareket ederse masum da zarar görür.</p>

<p>Ama devlet doğrudan tepedeki yapıya yönelirse, aşağıdaki samimi vatandaşları koruma imkânı doğar.</p>

<p>İşte bugün yapılan operasyonları bu açıdan okumak gerekir.</p>

<p><strong>BU OPERASYONDAN EN ÇOK KİM KÂRLI ÇIKACAK?</strong></p>

<p>En çok bu harekete gönül verenler kârlı çıkacak.<br />
Kur’an’a gönül verenler...<br />
Kur’an hadimlerine gönül verenler...<br />
Kur’an talebelerine gönül verenler...<br />
Allah’ın kitabını öğretmeyi hayatının gayesi haline getirenler...</p>

<p>Çünkü eğer mesele FETÖ’de olduğu gibi aşağıdan yukarıya doğru genişletilirse, samimi Müslümanlar yeniden zarar görebilir.</p>

<p>Bugün yaşanan gelişmelerin acısı henüz çok sıcak.</p>

<p>Yaranın sıcaklığı, insanın meseleyi bütün boyutlarıyla görmesini engelleyebilir.</p>

<p>Bugün belki bunu göremeyecekler.<br />
Belki altı ay sonra anlayacaklar.<br />
Belki bir yıl sonra...<br />
Belki üç yıl sonra...<br />
Belki on yıl sonra...</p>

<p>Ama zaman geçtikçe şunu söyleyecekler:</p>

<p>“Devlet doğru olanı yaptı.”<br />
“İsabetli bir operasyon yapıldı.”<br />
“Biz bu işten zarar görmedik, aksine kurtulduk.”</p>

<p><strong>YA FETÖ’DEKİ GİBİ OLSAYDI?</strong></p>

<p>Bir an düşünelim.</p>

<p>Bugün yaşanan süreç FETÖ dönemindeki gibi bütün tabana yayılsaydı ne olurdu?</p>

<p>Kur’an’a gönül verenler zarar görecekti.<br />
Kur’an talebeleri zarar görecekti.<br />
Samimi Müslümanlar zarar görecekti.<br />
Allah’ın kitabına hizmet ettiğini düşünen insanlar zarar görecekti.<br />
Malını, canını, zamanını ve varlığını bu işe adayan insanlar zarar görecekti.</p>

<p>“Ben ahiretimi böyle kurtaracağım.” diye düşünen insanlar bile kendilerini bir anda ağır bir mağduriyetin içerisinde bulabilecekti.</p>

<p>İşte devlet bu defa bunu istemiyor.</p>

<p>Devlet, Müslümanı Müslümanlıkla aldatan bir yapıdan korumak istiyor.</p>

<p>Devlet, samimi vatandaşı korumak istiyor.</p>

<p>Devlet, masum Kur’an talebesini korumak istiyor.</p>

<p>Devlet, Kur’an’a hizmet eden insanların yanlış bir yapının içerisinde ezilmesini istemiyor.</p>

<p>Bu nedenle doğrudan tepeye yöneliyor.</p>

<p><strong>DEVLETİN MERHAMETİ DE VAR, GADDAR YÜZÜ DE</strong></p>

<p>Devletin gücü yalnızca ceza vermek değildir.</p>

<p>Devletin gerçek gücü, kime merhamet edeceğini ve kime karşı sertleşeceğini bilmesidir.</p>

<p>Devlet vatandaşına karşı merhametli olmalıdır.</p>

<p>Masumuna, samimi vatandaşına, Kur’an talebesine, ailesine, çocuğuna, alın teriyle yaşayan insanına sahip çıkmalıdır.</p>

<p>Ama devletin karşısında örgütlü ihanet varsa, devletin kurumlarını ele geçirme teşebbüsü varsa, vatandaşın dinî hassasiyetleri istismar ediliyorsa, devletin merhameti zaaf değildir.</p>

<p>İşte o zaman devletin başka bir yüzü ortaya çıkar.</p>

<p>Devlet zalime çok serttir.</p>

<p>Devlet ihanetin karşısında acımasızdır.</p>

<p>Devlet vatandaşının hukukunu çiğneyene merhamet etmez.</p>

<p>Çünkü devletin merhameti mazluma, sertliği zalime olmalıdır.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/yilanin-basi-ezilsin-ama-kurana-gonul-verenler-korunsun-78934"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 18:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/ebuzer-aydin-yilanin-basi-ezilsin-ama-kurana-gonul-verenler-korunsun-1787030642.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’nın Kayısı Gündeminde Kritik Soru: Kaça Satılsın Değil, Kim Alacak?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyanin-kayisi-gundeminde-kritik-soru-kaca-satilsin-degil-kim-alacak-117792</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyanin-kayisi-gundeminde-kritik-soru-kaca-satilsin-degil-kim-alacak-117792</guid>
                <description><![CDATA[Usta Gazeteci Murat Çetin, Kırgızistan seyahati sırasında Malatya Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan ile görüşerek kent gündeminden düşmeyen kayısı fiyatlarını, TMO’nun tutumunu ve üreticinin durumunu sordu. Borsa Başkanı Özcan, maliyet rakamlarını açıklarken yüksek fiyat talep eden kesimlere kooperatif kurma çağrısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Kırgızistan’da Oş’tan Nokat’a geçerken Malatya Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan’ı arayarak Malatya gündeminin en önemli maddesi olan kayısı piyasasını masaya yatırdı. Üreticinin "Fiyat düştü, ne kazanacağız?", "TMO niçin almıyor?", "İhracatçı fiyatı mı bastırıyor?" sorularını doğrudan Borsa Başkanı’na ileten Çetin, "Başkanım, kayısının ihracat değeri yükselirken üreticinin elindeki ürünün fiyatı niçin geriliyor? Aradaki para nereye gidiyor?" sorusunu yöneltti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İHRACAT RAKAMLARI VE REKOLTE GERÇEĞİ</span></strong></p>

<p>Sorular üzerine rakamları sıralayan Malatya Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan, kayısının uzun yıllar ihracat ortalamasının yaklaşık 3 dolar olduğunu, son yıllarda 5 dolar civarında seyrettiğini belirtti. Özcan, 2025’te 7-7,5 dolar seviyelerine çıkan fiyatların 2026’nın başında 9,3 dolara kadar yükseldiğini ifade etti. Geçen yıl mahsulün az olması nedeniyle fiyatların uçtuğunu belirten Özcan, bu yıl Malatya için açıklanan resmi kuru kayısı rekolte tahmininin 67 bin 418 ton olduğunu, çevre iller de katıldığında piyasadaki ürün miktarının büyüdüğünü ve arz-talep dengesi nedeniyle fiyatların aşağı yöneldiğini vurguladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KAYISININ MALİYETİ VE SATIŞ FİYATI AÇIKLANDI</span></strong></p>

<p>Üreticinin maliyetin altında satış yaptığı yönündeki iddialara da açıklık getiren Özcan, bir kilo kayısının maliyetinin ne kadar olduğu sorusuna "100 ile 150 lira arasında" cevabını verdi. Dört numara ihracatlık ürünün fiyatını ise "260–280 lira" olarak açıklayan Özcan, "Fiyat baskılanıyor mu?" sorusunu ise "Hayır" diyerek yanıtladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DOLAR BAZLI FİYAT YÜKSELDİKÇE İHRACAT DARALIYOR</span></strong></p>

<p>Piyasadaki en kritik noktaya dikkat çeken Borsa Başkanı Özcan, kayısının dolar bazındaki fiyatı yükseldikçe ihracat miktarının daraldığını belirtti. Ürünün fiyatı arttığında müşterinin geri çekildiğini vurgulayan Özcan, kayısıya fiyat biçmenin kolay olduğunu ancak o fiyata dünyaya kayısı satmanın zorluğuna değindi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TMO PİYASAYI YAKINDAN İZLİYOR</span></strong></p>

<p>Kamuoyunda sıkça dile getirilen "TMO niçin müdahale etmiyor?" sorusuna da yanıt veren Özcan, TMO’nun piyasayı izlediğini aktardı. Üretim maliyetiyle satış fiyatı arasında hâlâ ciddi fark görüldüğü sürece kurumun müdahale şartlarının oluşmadığı kanaatinde olduğunu belirten Özcan, fiyatların üreticiyi zarara sürükleyen seviyelere inmesi durumunda tablonun değişebileceğini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">VALİ SEDDAR YAVUZ VE İHRACATÇILAR GÖRÜŞMESİ</span></strong></p>

<p>Malatya Valisi Seddar Yavuz’un ihracatçılarla gerçekleştirdiği görüşmelere de değinen Özcan, Valinin ihracatçıları hedef alan bir tavır sergilediği yorumlarına katılmadığını vurguladı. Özcan, Vali Yavuz’un tam tersine ürünün mümkün olan en yüksek değerle pazarlanması yönünde bir yaklaşım sergilediğini dile getirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KAYISI 1000 LİRA OLSUN DİYENLERE KOOPERATİF ÇAĞRISI</span></strong></p>

<p>Açıklamalarının sonunda kayısı fiyatının 500, 750 veya 1000 lira olmasını talep eden kesimlere seslenen Ramazan Özcan, "Kooperatif kursunlar. Sermayeyi koysunlar. Üreticiden 500’e, 750’ye, 1000’e alsınlar. Sonra yurt dışına satsınlar." diyerek tepkisini ortaya koydu.</p>

<p>Gazeteci Murat Çetin ise bu yanıt karşısında, fiyat söylemenin kolay ancak satın almaya gelince çek defteri gerektiğini belirterek, asıl sorunun "Kaça satılsın?" değil, "O fiyattan kaç ton almaya hazırsınız?" sorusu olduğunu vurguladı.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/turk-genciymis-78932"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/malatyanin-kayisi-gundeminde-kritik-soru-kaca-satilsin-degil-kim-alacak-1786959905.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Suat GÜLŞEN / Gençlik Hevesi</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/suat-gulsen-genclik-hevesi-117786</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/suat-gulsen-genclik-hevesi-117786</guid>
                <description><![CDATA[Suat GÜLŞEN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sümer Ortaokulundan mezun olduktan sonra 1964 yılında Sağlık Kolejinde okumaya başladım. İlk kez Malatya dışında bir şehirde ve yatılı okuyordum.<br />
Sağlık Koleji birinci sınıfındayken imzalı artist resimleri biriktirmeye heves sarmıştık.&nbsp;<br />
O zamanlar Hayat, Ses ve Artist dergileri çıkardı. Ses ve Artist dergilerinin her sayısında bir veya iki artistin adresi yayınlanırdı. Biz de hemen bu adreslere mektup yazardık.&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;&nbsp;<img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/22(208).jpg" /></p>

<p>Mektupta; kendisinin hayranı olduğumuzu, filmlerini zevkle izlediğimizi, imzalı bir fotoğrafını göndermesini yazar, merakla mektubumuzun cevabını beklerdik. İmzalı fotoğrafı geldiğinde çok mutlu olur birbirimize gösterirdik.<br />
<img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/33(167).jpg" /></p>

<p>İşte bunlar benim ve Sürgülü sınıf arkadaşım Mustafa Kılıç’ın albümündeki 62 yıl öncesinin imzalı resimleri. Bazen bakar, baktıkça siyah-beyaz filmlere dalarım.&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/44(117).jpg" /><br />
01.06.1967 tarihinde “Krallar Ölmez” filminin çekimi nedeniyle uygulama yaptığımız Haydarpaşa Numune Hastanesinde bir hareketlilik vardı.&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/55(78).jpg" /><br />
Ayhan Işık ile Semiramis Pekkan başrol oyuncularıydı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/66(33).jpg" /><br />
Çekimler için hastane bahçesinde bekleyen rahmetli Tuncel Kurtiz ve Cahit Irgat ile karşılaştık. Sohbet edip, hatıra fotoğrafları çektirdik. Çok candan ve samimi sanatçılardı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/77(49).jpg" /></p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/genclik-hevesi-78933"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 09:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/suat-gulsen-genclik-hevesi-1786949626.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Türk Genciymiş!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-turk-genciymis-117784</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-turk-genciymis-117784</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yıl 1947.</p>

<p>Malatya fakir.</p>

<p>Memleket de öyle.</p>

<p>Dönemin Valisi <strong>Ahmet Kınık’ın</strong> başkanlığında bir komite kuruluyor.</p>

<p>Halkın kapısı çalınıyor.</p>

<p>Bağış toplanıyor.</p>

<p>Atatürk ve Gençlik Anıtı için 130 bin lira harcanıyor.</p>

<p>Bugünün parasıyla hesabını yapmaya kalksanız, heykelden önce tansiyonunuz yükselir.</p>

<p>Anıtın merkezinde Atatürk var.</p>

<p>Normal kıyafetiyle.</p>

<p>Yanında ise…</p>

<p>çırılçıplak bir erkek.</p>

<p>Kim?</p>

<p>Malatyalı bir kahraman mı?</p>

<p>Yok.</p>

<p>Şehit mi?</p>

<p>Yok.</p>

<p>Tarihî bir şahsiyet mi?</p>

<p>O da yok.</p>

<p><strong>Türk gençliğiymiş!</strong></p>

<p>İşte seksen yıllık tartışma burada başlıyor.</p>

<p>Türk gençliğini temsil edeceksiniz…</p>

<p><strong>Üzerinde Türk gençliğini temsil edecek bir pantolon dahi bulunmayacak!</strong></p>

<p>Elinde bayrak var.</p>

<p>Üzerinde yaprak bile yok.</p>

<p>O yaprak meselesi <strong>sonradan</strong> çıkıyor.</p>

<p>Üstelik bu tasvir Atatürk’ün talimatıyla yapılmış bir çalışma da sayılamaz.</p>

<p>Atatürk 1938’de vefat etti.</p>

<p>Anıtın yapımına <strong>1945’te </strong>başlandı, <strong>1947’de</strong> tamamlandı. Kaynaklarda <strong>Hakkı Atamulu’yla</strong> birlikte <strong>Nejat Sirel’in</strong> adı da geçiyor.&nbsp;</p>

<p>Arada dokuz yıl var.</p>

<p>Dolayısıyla bugün,</p>

<p>“Heykele itiraz eden Atatürk’e itiraz ediyor”</p>

<p>diye ayağa kalkanların önünde küçük bir tarih problemi duruyor:</p>

<p>Atatürk’ün görmediği…</p>

<p>Sipariş vermediği…</p>

<p>Tasarlamadığı…</p>

<p>Yanındaki çıplak figürü Atatürk’e nasıl mal ediyoruz?</p>

<p>Bu, dönemin sanat anlayışı.</p>

<p>Bu, heykeltıraşın tercihi.</p>

<p>Bu, dönemin idaresinin tercihi.</p>

<p>Türk gençliğinin ise<strong> haberi</strong> bile yok!</p>

<p>Üstelik Malatya daha o yıllarda rahatsız olmuş.</p>

<p>Kaynaklarda <strong>Hamit Fendoğlu</strong> ve beraberindeki heyetin, halktan para toplanmasına karşı Vali Kınık’a tepki gösterdiği aktarılıyor.</p>

<p>Çıplak figürün mahrem bölgesine sonradan <strong>yaprak</strong> eklendiği de yıllardır anlatılıyor.</p>

<p>Düşünün…</p>

<p>Sanatçı:</p>

<p>“Türk gençliği.”</p>

<p>Malatyalı bakıyor:</p>

<p><strong>“Bari üstünü örtün!”</strong></p>

<p>Heykelin ilk restorasyonunu halkın haya duygusu yapmış anlayacağınız.</p>

<p>Aradan 79 yıl geçti.</p>

<p>Kavga hâlâ aynı.</p>

<p>Muhafazakâr kesim:</p>

<p>“Kaldırın.”</p>

<p>Karşı cephe:</p>

<p>“Dokunamazsınız.”</p>

<p>İyi de kardeşim…</p>

<p><strong>Atatürk’e dokunan kim?</strong></p>

<p><strong>Atatürk zaten giyinik!</strong></p>

<p><strong>79 yıldır tartıştığınız kişi, yanındaki çıplak arkadaş.</strong></p>

<p>Atatürkçülüğün altı oku belli.</p>

<p>Cumhuriyetçilik.</p>

<p>Milliyetçilik.</p>

<p>Halkçılık.</p>

<p>Devletçilik.</p>

<p>Laiklik.</p>

<p>İnkılapçılık.</p>

<p>Hangisinin dipnotunda,</p>

<p><strong>“Türk gençliği çıplak tasvir edilir”</strong></p>

<p>yazıyor?</p>

<p>Ben bulamadım.</p>

<p>Bu sebeple bu heykele ilk itirazı belki de Atatürkçülerin yapması gerekirdi.</p>

<p>Çünkü bir sanatçının estetik(!) tercihini Atatürkçülük zannetmek…</p>

<p>Atatürk’ü büyütmez.</p>

<p>Heykeltıraşın zevkini ideolojiye dönüştürür.</p>

<p>Netice ortada.</p>

<p>Vali toplumu okuyamamış.</p>

<p>Sanatçı gençliği başka türlü okumuş.</p>

<p>Halk parasını vermiş.</p>

<p>Malatyalı 79 yıldır tartışmış.</p>

<p>Atatürk ise bütün bu hengâmenin ortasında<strong> sessizce</strong> duruyor.</p>

<p>Trajikomik tarafı da bu zaten:</p>

<p><strong>Heykelde Atatürk giyinik.</strong></p>

<p><strong>Türk gençliği çıplak.</strong></p>

<p>79 yıldır örtemediğimiz ise heykelden çok…</p>

<p><strong>Tartışmanın ayıbı.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-08-17%20at%2008_00_56.jpeg" /></strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>KAYISI 1000 LİRA OLSUN… ALICISI KİM?</strong></span></p>

<p>Kırgızistan’dayım.</p>

<p>Oş’tan Nokat’a geçerken Malatya Ticaret Borsası Başkanı <strong>Ramazan Özcan’ı</strong> aradım.</p>

<p>Dünyanın öbür ucundayız.</p>

<p>Bizim gündem yine <strong>kayısı.</strong></p>

<p>Malatyalı nereye giderse gitsin…</p>

<p>Kayısı peşinden geliyor.</p>

<p>Çünkü şehir bugün aynı şeyi konuşuyor:</p>

<p>Fiyat düştü.</p>

<p>Üretici ne kazanacak?</p>

<p>TMO niçin almıyor?</p>

<p>İhracatçı fiyatı mı bastırıyor?</p>

<p>Ben de lafı dolandırmadım.</p>

<p>Sordum:</p>

<p><strong>“Başkanım, kayısının ihracat değeri yükselirken üreticinin elindeki ürünün fiyatı niçin geriliyor? Aradaki para nereye gidiyor?”</strong></p>

<p>Özcan rakamları sıraladı.</p>

<p>Kayısının uzun yıllar ihracat ortalaması yaklaşık<strong> 3 dolar.</strong></p>

<p>Son yıllarda <strong>5 dolar</strong> civarı.</p>

<p>2025’te <strong>7–7,5 dolar</strong> seviyeleri.</p>

<p>2026’nın başında<strong> 9,3 dolara</strong> kadar çıkmış.</p>

<p>Ama geçen yıl mahsul çok azdı.</p>

<p>Bu yıl ise Malatya için açıklanan resmi kuru kayısı rekolte tahmini:</p>

<p><strong>67 bin 418 ton.</strong></p>

<p>Çevre illeri de katınca piyasadaki ürün miktarı daha da büyüyor.</p>

<p>Hâliyle geçen yıl mal azdı…</p>

<p>Fiyat uçtu.</p>

<p>Bu yıl mal geldi…</p>

<p>Fiyat aşağıya yöneldi.</p>

<p>Arz-talep dedikleri şey bazen çiftçinin hoşuna gitmeyen bir <strong>matematik.</strong></p>

<p>İkinci soruyu sordum:</p>

<p><strong>“Üretici maliyetinin altında sattığını söylüyor. Bir kilo kayısının maliyeti kaç lira?”</strong></p>

<p>Cevabı:</p>

<p><strong>“100 ile 150 lira arasında.”</strong></p>

<p>“Dört numara ihracatlık ürün?”</p>

<p><strong>“260–280 lira.”</strong></p>

<p><strong>“Fiyat baskılanıyor mu?”</strong></p>

<p>“Hayır.”</p>

<p>Kavganın düğümü burada.</p>

<p>Üretici:</p>

<p>“Kazanamıyorum.”</p>

<p>Borsa Başkanı:</p>

<p>“Rakama bakalım.”</p>

<p>Fakat Özcan’ın söylediği daha önemli bir husus var.</p>

<p>Kayısının dolar bazındaki fiyatı yükseldikçe ihracat miktarı <strong>daralıyor.</strong></p>

<p>Yani fiyatı artırıyorsunuz…</p>

<p>Müşteri geri çekiliyor.</p>

<p><strong>Kayısıya fiyat biçmek kolay.</strong></p>

<p><strong>O fiyata dünyaya kayısı yedirmek zor.</strong></p>

<p>TMO’yu da sordum.</p>

<p><strong>“Millet TMO gelsin, fiyat yükselsin diyor. Niçin müdahale etmiyor?”</strong></p>

<p>Özcan’ın yaklaşımı özetle şöyle:</p>

<p>TMO piyasayı izliyor.</p>

<p>Üretim maliyetiyle satış fiyatı arasında hâlâ ciddi fark görüyorsa müdahale için şartların oluştuğu kanaatine varmıyor.</p>

<p>Fiyat üreticiyi zarara sürükleyen seviyeye inerse tablo değişebilir.</p>

<p>Yani Malatya:</p>

<p>“TMO nerede?”</p>

<p>diye soruyor.</p>

<p>TMO<strong> hesap makinesine</strong> bakıyor.</p>

<p>“Henüz sıra bana gelmedi”</p>

<p>diyor.</p>

<p><strong>Vali Seddar Yavuz’un ihracatçılarla yaptığı görüşmeleri de sordum.</strong></p>

<p>Özcan, Valinin ihracatçıları hedef alan bir tavır sergilediği yorumuna katılmadı.</p>

<p>Tam tersine, ürünün mümkün olan en<strong> yüksek değerle pazarlanması</strong> yönünde bir yaklaşım bulunduğunu anlattı.</p>

<p>Sosyal medyada anlatılan hikâyeyle masada konuşulanların tonu her zaman aynı olmuyor.</p>

<p>Sonra Özcan sözü daha<strong> sert </strong>bir yere getirdi.</p>

<p>Kayısı <strong>500 lira</strong> olsun diyenlere…</p>

<p>750 isteyenlere…</p>

<p><strong>1000 lira</strong> diye bağıranlara…</p>

<p>Özetle şunu söyledi:</p>

<p>“Kooperatif kursunlar. Sermayeyi koysunlar. Üreticiden 500’e, 750’ye, 1000’e alsınlar. Sonra yurt dışına satsınlar.”</p>

<p>İşte orada sustum.</p>

<p>Çünkü <strong>fiyat söylemenin sermayesi yok.</strong></p>

<p><strong>Mikrofon yeter.</strong></p>

<p><strong>Kayısıyı o fiyattan satın almaya gelince…</strong></p>

<p><strong>çek defteri gerekiyor.</strong></p>

<p>Malatya’da kayısının fiyatını yükseltmek isteyen çok.</p>

<p>Ramazan Özcan’ın ortaya koyduğu soru ise daha kıymetli:</p>

<p>“Kaça satılsın?”</p>

<p>kolay soru.</p>

<p>Asıl soru şu:</p>

<p><strong>“O fiyattan kaç ton almaya hazırsınız?”</strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>ADAY OLMAYAN İLK ADAY!</strong></span></p>

<p><strong>Salih Karademir</strong> açıkladı:</p>

<p>“TSO’ya aday olmayacağım.”</p>

<p>İlginç.</p>

<p><strong>Ortada adaylık ilanı yok.</strong></p>

<p><strong>Liste yok.</strong></p>

<p>Seçim takvimi henüz önümüzde.</p>

<p><strong>Ama aday olmama açıklaması var.</strong></p>

<p>Şaka bir yana…</p>

<p>Bunun Salih Karademir açısından güzel tarafı da bulunuyor.</p>

<p>MAGİNDER’i kurdu.</p>

<p>Kısa zamanda ses getirdi.</p>

<p>Sahada göründü.</p>

<p>Şehir meselelerine girdi.</p>

<p>Adı konuşulmaya başlandı.</p>

<p>Demek ki birileri kendisini TSO Başkanlığı koltuğuna yakıştırmış.</p>

<p><strong>Bir insanın adaylığı konuşuluyorsa yaptığı iş karşılık bulmuş demektir.</strong></p>

<p>Eyvallah.</p>

<p>Karademir de kamuoyunda konuşulan adaylık ihtimalini<strong> kapattı.&nbsp;</strong></p>

<p>Fakat Malatya açısından asıl merak bundan sonra başlıyor.</p>

<p>Çünkü TSO’ya aday olabilecek yüzlerce iş insanı var.</p>

<p>Yarın <strong>Ramazan Özcan </strong>çıkıp:</p>

<p><strong>“Ben de aday olmayacağım.”</strong></p>

<p>desin.</p>

<p>Ertesi gün başka biri…</p>

<p>Sonra öteki…</p>

<p>Yüzlerce kişiyi sırayla dinlersek başkanı <strong>eleme usulüyle</strong> bulacağız!</p>

<p>Karademir’in asıl önemli cümlesi şuydu:</p>

<p>Bütün taraflara <strong>eşit mesafede</strong> duracaklarını söyledi.</p>

<p>İşte siyasetin başladığı yer de burası.</p>

<p>Aday olmayabilirsiniz.</p>

<p>Peki neyi savunuyorsunuz?</p>

<p>Nasıl bir TSO istiyorsunuz?</p>

<p>Hangi projeye yakınsınız?</p>

<p>Kimin programını güçlü buluyorsunuz?</p>

<p><strong>Çünkü “aday olmayacağım” bir bilgi verir.</strong></p>

<p><strong>“Şurada duracağım” ise tavır gösterir.</strong></p>

<p>Salih Karademir’in yarışmayacağını öğrendik.</p>

<p>Güzel.</p>

<p>Şimdi seçim açısından daha kıymetli soruya geldik:</p>

<p><strong>Karademir sandığa girmeyecek…</strong></p>

<p><strong>Peki sandık kurulurken nerede duracak?</strong></p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/turk-genciymis-78932"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 09:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/murat-cetin-turk-genciymis-1786946121.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / O Ucube Yıkılmalıdır!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-o-ucube-yikilmalidir-117771</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-o-ucube-yikilmalidir-117771</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İlk yazımızın ardından telefonlar kilitlendi, mesaj kutuları patladı.</p>

<p>Destekleyenler oldu; "Ağzına sağlık, hislerimize tercüman oldun" dediler.</p>

<p>Aklı sıra itiraz edenler oldu; "Malatya yıkılmış, imar derdindeyiz...&nbsp;</p>

<p>Şimdi sırası mı?" dediler.</p>

<p>Meseleyi çarpıtanlar oldu;&nbsp;<br />
"Atatürk’e hakaret ediliyor" diye edep sınırlarını aştılar.</p>

<p>Hatta hırsını alamayıp hakaret yağdıranlar, parmak sallayıp tehdit savuranlar türedi...</p>

<p>Söyleyeyim:&nbsp;</p>

<p>Tehditlerle, sövgülerle bana geri adım attıramazsınız!&nbsp;</p>

<p>Ve muhakkak ki o ucubenin oradan kaldırılmasının peşindeyiz!&nbsp;</p>

<p>Bu işin peşini bırakmayacağız.</p>

<p>Biz bu acayip şeyin neden, nasıl ve niçin Malatyalıya rağmen bu şehrin göbeğine dikildiğinin peşindeyiz.</p>

<p>Niyetimizi açıkça arz edelim, bu tartışmaya noktayı koyalım.</p>

<p>Soru:</p>

<p>"Malatya’da binbir yıkım varken... Sırası mı şimdi heykelle uğraşmanın?"</p>

<p>Cevap:</p>

<p>Bu şehir Lut kavminin sehri mi?</p>

<p>Şehir sadece betondan, demirden ibaret değildir!<br />
Binaları dikersiniz.&nbsp;</p>

<p>Ama o binaların ortasında duran şehrin ruhunu, ahlakını ve kimliğini kaybederseniz, o şehir ölmüştür!</p>

<p>Malatya’nın imarı; manevi şuurunu ve edep sınırlarını muhafaza etmekle başlar.&nbsp;</p>

<p>Meydandaki o ucube, bu necip milletin harım-ı ismetine dayatılmış açık bir ayıptır!</p>

<p>Soru:</p>

<p>"O yapı Atatürk adına dikildi... Karşı çıkmak saygısızlık değil mi?"</p>

<p>Cevap:&nbsp;</p>

<p>Maskeyi indirin! Asıl saygısızlık, o estetikten yoksun döküm yığınına Atatürk’ün adını kalkan yapmaktır!</p>

<p>Tarihin kapağını açın da okuyun:</p>

<p>Atatürk ile İnönü’nün arası neden bozuldu?&nbsp;</p>

<p>Gazi, İnönü’yü başbakanlıktan neden azletti?&nbsp;</p>

<p>Onu Pembe Köşk’e neden hapsetti?</p>

<p>Gazi yatağında henüz son nefesini vermişti...&nbsp;</p>

<p>Naaşı dahi soğumamışken ne oldu?&nbsp;</p>

<p>Fevzi Çakmak’ın organizasyonuyla, birkaç saat içinde İsmet&nbsp;<br />
İnönü’ye cumhurbaşkanlığı koltuğu açıldı!</p>

<p>Ardından yeni bir ekip işe koyuldu.&nbsp;</p>

<p>Yeni bir istibdat rejimi kuruldu.&nbsp;</p>

<p>Çok partili hayata kadar bu millet ezildi, sömürüldü.&nbsp;</p>

<p>Ağır vergiler vuruldu.&nbsp;</p>

<p>Halka yumruk kaldırıldı.</p>

<p>Ve o zihniyet, milletin tepesine kendi otoritesini çakmak için her köşeye heykeller dikti!</p>

<p>Soru:</p>

<p>"Yani bu heykel Atatürk’e saygı için dikilmedi mi?"</p>

<p>Cevap:<br />
Asla!</p>

<p>O şaibeli ellerin arkasındaki akıl İnönü zihniyetidir!</p>

<p>Bu yapı, Atatürk’e hürmet değil; onun aziz hatırasına açık bir suikasttır.&nbsp;</p>

<p>Malatya halkını dönemin vesayet anlayışıyla "hizaya sokma" dayatmasıdır!</p>

<p>Malatyalı bu yapıyı hiçbir zaman benimsemedi.&nbsp;</p>

<p>Sokağından geçerken başını eğdi, haya etti. İçten içe evlat acısı gibi sızısını çekti.</p>

<p>Kaldırmak istedi, itiraz etti...&nbsp;</p>

<p>Sesini boğdular!&nbsp;</p>

<p>Atatürk’e hakaret eden bu ucube heykeli, yine "Atatürk" maskesinin arkasına saklanarak korudular!</p>

<p>Soru:"<br />
Son sözün nedir?"</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/o-ucube-yikilmalidir-78931"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 13:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/dogan-dag-o-ucube-yikilmalidir-1786875039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Patates Var, Tevhid Nerede?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-patates-var-tevhid-nerede-117764</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-patates-var-tevhid-nerede-117764</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir dönem ekranlarda tuhaf bir usul peyda oldu.</p>

<p>Allah anlatılacak…</p>

<p>Patates geliyor.</p>

<p>İman konuşulacak…</p>

<p>Yumurta geliyor.</p>

<p>Tevhid izah edilecek…</p>

<p>İnek sahneye çıkıyor.</p>

<p>Sanki Kur’ân-ı Kerîm, insanı Rabbine ulaştıran bir hidayet kitabı olarak nazil olmamış da fen bilgisi dersine malzeme yetiştiriyor!</p>

<p>Bu nazarın mazisi eski.</p>

<p>Me’mûn devrinde Yunan felsefesi tercümelerle İslâm âlemine girdi.</p>

<p>İlim geldi.</p>

<p>Fikir geldi.</p>

<p>Fakat beraberinde, eşyayı kendi hesabına okuyan başka bir bakış da yürüdü.</p>

<p>Sebep büyüdü.</p>

<p>Perde kalınlaştı.</p>

<p>Eser konuştu…</p>

<p>Müessir gözden uzaklaştı.</p>

<p>Bediüzzaman Hazretleri tam burada pusulayı gösteriyor:</p>

<p><strong>“Kur’ân’ın vazife-i asliyesi, daire-i rububiyetin kemalât ve şuunatını ve daire-i ubudiyetin vezaif ve ahvalini talim etmektir.”</strong></p>

<p>Kur’ân patatese baktırırsa<strong> Rezzâk’ı</strong> tanıtır.</p>

<p>Yumurtayı gösterirse <strong>Kudret’i </strong>okutur.</p>

<p>Sütü nazara verirse <strong>Rahmet’i</strong> hissettirir.</p>

<p>Dağ levha olur.</p>

<p>Güneş âyet kesilir.</p>

<p>Yağmur ihsanı dillendirir.</p>

<p>Meyve, Mün’im’i haber verir.</p>

<p>Kâinat böyle okununca marifetullah dershanesine dönüşür.</p>

<p>Allah’ı anlatmaya çıkıp patatesin faydalarında kaybolursanız…</p>

<p>Tefekkür diye başladığınız yolun sonunda…</p>

<p><strong>Elinizde patates kalır.</strong></p>

<p><strong>AVAM GÖRDÜ, MÜFESSİR KAYBOLDU</strong></p>

<p>Kur’ân aynı usulü Bakara Sûresi’nde gözümüzün önüne seriyor:</p>

<p><strong><em>“İnne fî halkıs-semâvâti vel-ard…”</em></strong></p>

<p><strong>Göklerin ve yerin yaratılışında…</strong></p>

<p><strong><em>“Vahtilâfil-leyli ven-nehâr…”</em></strong></p>

<p><strong>Gece ile gündüzün birbirini takip etmesinde…</strong></p>

<p><em><strong>“Vel-fulkilletî tecrî fil-bahri bimâ yenfeun-nâs…”</strong></em></p>

<p><strong>İnsanlara fayda veren gemilerin denizde akıp gitmesinde…</strong></p>

<p><em><strong>“Ve mâ enzelallâhu mines-semâi min mâin fe-ahyâ bihil-arda ba‘de mevtihâ…”</strong></em></p>

<p><strong>Allah’ın gökten su indirip onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde…</strong></p>

<p><em><strong>“Ve besse fîhâ min kulli dâbbetin…”</strong></em></p>

<p><strong>Her çeşit canlıyı yeryüzüne yaymasında…</strong></p>

<p>Şimdi avama sor.</p>

<p>Semayı kim yarattı?</p>

<p><strong>Allah.</strong></p>

<p>Yağmuru kim indiriyor?</p>

<p><strong>Allah.</strong></p>

<p>Ölü toprağı kim diriltiyor?</p>

<p><strong>Allah.</strong></p>

<p>Tonlarca gemiyi denizin üzerinde kim yürütüyor?</p>

<p><strong>Allah.</strong></p>

<p>Sonra <strong>Malatya’da kendisini müfessir diye pazarlayan</strong> biri kürsüye çıkıyor.</p>

<p>Kur’ân’ı da <strong>vasıta-i cer </strong>ediyor.</p>

<p>Soruyor:</p>

<p>“Gemi denizde nasıl duruyor biliyor musunuz?”</p>

<p>Başlıyor anlatmaya…</p>

<p>Hava…</p>

<p>Boşluk…</p>

<p>Yoğunluk…</p>

<p>Basınç…</p>

<p>Kaldırma kuvveti…</p>

<p>Ders uzadıkça geminin fiziği büyüyor.</p>

<p>Kur’ân’ın gösterdiği<strong> Kudret</strong> küçülüyor.</p>

<p>Ey hoca!</p>

<p>Fiziği anlat.</p>

<p>Kanunu öğret.</p>

<p>Sebebi tarif et.</p>

<p>Ama Kur’ân’ın nazarını da kaybetme.</p>

<p>Çünkü ayet, geminin mühendislik projesini okutmaya gelmiyor.</p>

<p>Gemiyi denizin üzerinde taşıyan <strong>Kudret-i İlâhiyeyi </strong>gösteriyor.</p>

<p>Avam bunu bir cümlede görüyor.</p>

<p>Sen sayfalarca sebep sayıp göremiyorsan…</p>

<p>Ortada ciddi bir problem var.</p>

<p><strong>Avam Allah’a ulaşıyor…</strong></p>

<p><strong>Müfessir, geminin ambarında kayboluyor.</strong></p>

<p><strong>KUR’ÂN TEVHİDİ NASIL DERS VERİR?</strong></p>

<p>Peki Kur’ân’ın yolu nasıl?</p>

<p><strong>Vahdetü’l-vücûd ehli,</strong> mevcudatın vücudunu nazardan silerek tevhide ulaşmaya çalışır.</p>

<p><strong>Vahdetü’ş-şuhûd erbabı, </strong>masivayı unutarak huzuru arar.</p>

<p>Kelâmcı…</p>

<p>İmkân der.</p>

<p>Hudûs der.</p>

<p>Teselsül der.</p>

<p>Kur’ân ise yağmuru gösterir.</p>

<p><em><strong>“Fenzur ilâ âsâri rahmetillâh…”</strong></em></p>

<p><strong>Allah’ın rahmet eserlerine bak.</strong></p>

<p>Ardından:</p>

<p><em><strong>“Keyfe yuhyil arda ba‘de mevtihâ…”</strong></em></p>

<p><strong>Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl dirilttiğine bak.</strong></p>

<p>Toprak ölü.</p>

<p>Yağmur iniyor.</p>

<p>Arz canlanıyor.</p>

<p>Ortada <strong>eser</strong> var.</p>

<p>Eserden<strong> fiile</strong> geçiyor:</p>

<p>İhya…</p>

<p>Diriltmek.</p>

<p>Fiil, fâili gösteriyor.</p>

<p>Ardından isim geliyor:</p>

<p><em><strong>“İnne zâlike le-muhyil mevtâ…”</strong></em></p>

<p><strong>Şüphesiz O, ölüleri diriltendir.</strong></p>

<p>İsim:</p>

<p><strong>Muhyî.</strong></p>

<p>Sonra sıfat:</p>

<p><em><strong>“Ve hüve alâ kulli şey’in kadîr.”</strong></em></p>

<p><strong>O, her şeye hakkıyla güç yetirendir.</strong></p>

<p>Bakın Kur’ân nasıl okutuyor:</p>

<p><strong>Eserden ef‘âle…</strong></p>

<p><strong>Ef‘âlden esmâya…</strong></p>

<p><strong>Esmâdan sıfâta…</strong></p>

<p><strong>Sıfâttan Vâcibü’l-Vücûd’un marifetine…</strong></p>

<p>Ne yağmuru siliyor.</p>

<p>Ne toprağı unutturuyor.</p>

<p>Ne aklı labirentte yoruyor.</p>

<p>Her şeyi yerinde bırakıyor…</p>

<p>Sonra hepsini <strong>Allah’a şahit yapıyor.</strong></p>

<p>İşte Kur’ân’ın ana caddesi:</p>

<p>Tevhid…</p>

<p>Nübüvvet…</p>

<p>Haşir…</p>

<p>Adalet ve ubudiyet…</p>

<p>Ne yazık ki asırlar içinde tali bahisler büyüdü.</p>

<p>Dallar çoğaldı.</p>

<p>Gövde gözden uzaklaştı.</p>

<p>Kur’ân ise hâlâ bir damla yağmuru önümüze koyuyor…</p>

<p><strong>Ve o damladan Rabbü’l-Âlemîn’i okutuyor.</strong></p>

<p><strong>ALTINI ÇİZ:</strong></p>

<p>Derler ya:</p>

<p><em><strong>“Yarım hoca dinden, yarım doktor candan eder.”</strong></em></p>

<p>Cehaletin bir faydası var:</p>

<p>Bazen susar.</p>

<p><strong>Yarım bilgi susmaz. Kürsü ister.</strong></p>

<p>Bir de Kur’ân’ı vasıta-i cer ederse, laf çoğalır; istikamet kaybolur.</p>

<p><strong>Kürsü büyüyüp tevhid küçülüyorsa, orada irşaddan önce hocayı sorgulamak gerekir.</strong></p>

<p><strong>Selam ve dua ile…</strong></p>

<p><strong>Fiemanillah.</strong></p>

<p><a href="https://www.dirilispostasi.com/patates-var-tevhid-nerede"><span style="color:#c0392b"><strong>KAYNAK: DİRİLİŞ POSTASI GAZETESİ</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/murat-cetin-patates-var-tevhid-nerede-1786866109.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;da Siyaset Kızışırken Üretici ve Vatandaşın Yaşadığı Sıkıntılar Gündemde</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-siyaset-kizisirken-uretici-ve-vatandasin-yasadigi-sikintilar-gundemde-117763</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-siyaset-kizisirken-uretici-ve-vatandasin-yasadigi-sikintilar-gundemde-117763</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, Hasbihal köşesinde siyasi fezlekelerden belediye meclisindeki transferlere, kayısı fiyatlarından altyapı ve sağlık sorunlarına kadar şehir kulislerinde konuşulan altı sıcak konuyu kaleme aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Time’daki köşe yazısının "Fiskos Masası" bölümünde, ağustos sıcağıyla birlikte Malatya kulislerinde öne çıkan başlıkları ve vatandaşın cevap beklediği kritik soruları değerlendirdi. Çetin, yazısında siyaset, ekonomi, deprem güvenliği ve kamu sağlığına ilişkin çarpıcı noktalara dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">FEZLEKE Mİ SİYASİ HESAP MI?</span></strong></p>

<p>Yazısında siyaset kulislerini hareketlendiren konulara değinen Murat Çetin, Yeni Parti Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve parti genel merkezine ilişkin fezleke haberlerinin Meclis’e kadar uzandığını belirtti. Bir tarafın "Hukuk işliyor" dediğini, diğer tarafın ise "Siyasi hamle mi?" sorusunu sorduğunu aktaran Çetin, bu dosyanın siyasi yankılarının adliye koridorlarından daha uzun süreceğini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HEKİMHAN’DA SAFLAR YENİDEN Mİ KURULUYOR?</span></strong></p>

<p>Yerel siyasetteki değişimlere dikkat çeken Çetin, Hekimhan Belediye Başkanı Mehmet Şerif Yıldırım ve bazı meclis üyelerinin YENİ Parti saflarına geçmesinin hesapları yeniden açtığını vurguladı. Kulislerde belediye meclisindeki yeni dengelerin hesaplandığına işaret eden yazar, "Bu geçiş ilk mi, devamı da gelecek mi?" fısıltısının dolaştığını kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KAYISI DALDA UCUZ, MASRAF CEPTE PAHALI!</span></strong></p>

<p>Üreticinin yaşadığı ekonomik sıkıntıları gündeme taşıyan Murat Çetin, geçen yıl 400 lira bandında olan kayısının bu sezon 230-250 liraya kadar gerilediğini, buna karşın mazot ve işçilik giderlerinin yükseldiğini hatırlattı. TMO’dan beklenen adımın gelmediğini belirten Çetin, bahçelerde "Kayısı Malatya’nın altınıysa, üretici neden zarar ediyor?" cümlesinin konuşulduğunu aktardı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DEPREM GİTTİ, KORKUSU KALDI!</span></strong></p>

<p>Kentteki afet tedirginliğini ele alan gazeteci, Gaziantep’teki 4,5 büyüklüğündeki sarsıntının ardından Prof. Dr. Naci Görür’ün "deprem dirençli kent" vurgusunun Malatya’da karşılık bulduğunu ifade etti. Vatandaşın oturduğu binayı düşündüğünü belirten Çetin, kulislerde "Yeni Malatya gerçekten depreme hazır mı kuruluyor?" sorusunun tazeliğini koruduğunu yazdı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MUSLUKTAN SU MU, ÇAMUR MU AKIYOR?</span></strong></p>

<p>Şehirdeki altyapı ve içme suyu problemlerine değinen Çetin, kesintilerin yanı sıra musluklardan akan bulanık su şikâyetlerinin vatandaşı tedirgin ettiğini vurguladı. Acil servislerdeki yoğunlukla birlikte kulislerde "Bu ikisinin arasında bir bağlantı var mı?" fısıltısının büyüdüğünü belirterek kamuoyunun doyurucu bir açıklama beklediğini kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ŞİMDİ DE KENE TEDİRGİNLİĞİ!</span></strong></p>

<p>Son olarak sağlık alanındaki endişeleri aktaran Murat Çetin, kentte KKKA vakaları görüldüğü yönündeki haberlerin kırsalda yaşayanları endişelendirdiğini belirtti. İlaçlama ve saha tedbirlerinin artırılması istenirken vatandaşın "Sıcaktan mı kaçalım, keneden mi?" sorusunu sorduğunu ifade etti.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/fikir-eskiydi-alkis-bayrama-kaldi-78925"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 10:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/malatyada-siyaset-kizisirken-uretici-ve-vatandasin-yasadigi-sikintilar-gundemde-1786865159.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fotoğraf Kareleri İcraatın Önüne mi Geçti? İnanç Vekil’e Aristippus Benzetmesi</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/fotograf-kareleri-icraatin-onune-mi-gecti-inanc-vekile-aristippus-benzetmesi-117762</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/fotograf-kareleri-icraatin-onune-mi-gecti-inanc-vekile-aristippus-benzetmesi-117762</guid>
                <description><![CDATA[Usta Kalem Murat Çetin, AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak’ın sosyal medya performansını kaleme aldığı yazısında Antik Çağ filozofu Aristippus’un sözlerine atıfta bulunarak eleştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Time'daki köşesinde AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak’ın sosyal mecralardaki faaliyetlerini hedef alan dikkat çekici bir değerlendirmede bulundu. Çetin, milletvekilinin icraat sunmak yerine sürekli fotoğraf paylaşmasını felsefi bir fıkra örneğiyle eleştirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ARİSTİPPUS ÖRNEĞİYLE VEKİLLİK ELEŞTİRİSİ...</span></strong></p>

<p>Yazısında antik dönem düşünürlerinden Aristippus’un bir diyaloğuna yer veren Murat Çetin, milletvekilinin paylaşımlarını şu sözlerle sorguladı:&nbsp;"Adam övünmüş: 'Çok iyi yüzüyorum.' Aristippus sormuş: 'Balığın yaptığıyla mı şeref arıyorsun?' … İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak’ın sosyal medya hesabına bakıyorsun. Fotoğraf… Fotoğraf… Fotoğraf… Aristippus Malatyalı olsaydı herhalde sorardı: 'Telefonun yaptığıyla mı milletvekilliği yapıyorsun?'"</p>

<p>Sadece cihazın ve teknolojinin imkânlarıyla sürekli görsel paylaşılmasının gerçek bir milletvekilliği faaliyeti sayılamayacağını ima eden Çetin, kentteki siyaset yapma tarzına dair eleştirilerini bu benzetmeyle dile getirdi.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/fikir-eskiydi-alkis-bayrama-kaldi-78925"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 10:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/fotograf-kareleri-icraatin-onune-mi-gecti-inanc-vekile-aristippus-benzetmesi-1786864304.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ferdanur BERK / Magnezyum neden bu kadar popüler? Faydaları, kaynakları ve takviye kullanımı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-magnezyum-neden-bu-kadar-populer-faydalari-kaynaklari-ve-takviye-kullanimi-117761</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-magnezyum-neden-bu-kadar-populer-faydalari-kaynaklari-ve-takviye-kullanimi-117761</guid>
                <description><![CDATA[Ferdanur BERK yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda magnezyum takviyeleri oldukça popüler hale geldi. Daha iyi uyumak isteyenler, gün içinde kendini yorgun hissedenler, kas krampları yaşayanlar ya da yoğun ve stresli bir dönemden geçenler magnezyum kullanmaya yöneliyor. Üstelik karşımıza artık tek bir magnezyum değil sitrat, glisinat, malat, oksit gibi farklı isimlerde birçok seçenek çıkıyor. Peki magnezyum gerçekten ne işe yarıyor? Besinlerden yeterince alabilir miyiz, yoksa takviye kullanmak gerekiyor mu?</p>

<p><strong>Magnezyum Vücudumuz İçin Neden Önemli?</strong></p>

<p>Magnezyum, vücudumuzda yüzlerce biyokimyasal süreçte görev alan önemli bir mineraldir. Kasların ve sinir sisteminin normal çalışmasına, enerji üretimine, kemik sağlığının korunmasına, kan şekeri ve kan basıncının düzenlenmesine katkı sağlar.</p>

<p>Bu nedenle magnezyumun yeterli alınması elbette önemlidir. Ancak son dönemde magnezyumun neredeyse her şikâyete çözüm olabilecek bir takviye gibi görülmesi de doğru değildir. Her yorgunluk, kas ağrısı veya uyku problemi magnezyum eksikliğinden kaynaklanmaz.</p>

<p><strong>Magnezyum Hangi Besinlerde Bulunur?</strong></p>

<p>Magnezyum ihtiyacımızı karşılamak için ilk seçeneğimiz takviyeler olmak zorunda değil. Çünkü günlük hayatımızda tükettiğimiz birçok besin doğal olarak magnezyum içeriyor.</p>

<p>Kabak çekirdeği, badem ve kaju gibi yağlı tohumlar kuru fasulye, nohut ve mercimek gibi baklagiller ıspanak ve pazı gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler magnezyumun iyi kaynakları arasında yer alıyor. Tam tahıllar, avokado ve kakao da günlük magnezyum alımına katkı sağlıyor. Bazı doğal maden suları da içerdikleri magnezyum miktarına göre iyi bir kaynak olabiliyor.Aslında burada yine sağlıklı beslenmenin en temel kurallarından biri karşımıza çıkıyor: çeşitlilik. Gün içerisinde sebzelere, baklagillere, tam tahıllara ve yağlı tohumlara yeterince yer vermek yalnızca magnezyum açısından değil, genel sağlığımız açısından da oldukça değerlidir.</p>

<p><strong>İyi Bir Uyku İçin Magnezyum Kullanmalı mıyız?</strong></p>

<p>Magnezyumun son yıllarda bu kadar konuşulmasının nedenlerinden biri de uyku üzerindeki olası etkileridir. Magnezyum sinir sistemi ve kas fonksiyonlarında görev aldığı için uyku ve gevşeme süreçleriyle ilişkisi uzun süredir araştırılıyor.</p>

<p>Bazı çalışmalar magnezyum takviyesinin, özellikle magnezyum alımı yetersiz olan veya uyku problemi yaşayan bazı kişilerde uyku kalitesine katkı sağlayabileceğini düşündürüyor. Ancak mevcut bilimsel veriler, magnezyumu herkes için etkili bir uyku takviyesi olarak önermek için henüz yeterince güçlü değil.</p>

<p>Bu nedenle iyi bir uyku için yalnızca bir takviyeye güvenmek yerine uyku düzeninin tamamına bakmak gerekiyor. Her gün benzer saatlerde yatmak, akşam saatlerinde kahve ve diğer kafein kaynaklarını azaltmak, yatmadan hemen önce ağır yemeklerden kaçınmak ve ekran karşısında geçirilen süreyi azaltmak çoğu zaman çok daha temel adımlardır.</p>

<p><strong>Peki Hangi Magnezyum?</strong></p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/magnezyum-neden-bu-kadar-populer-faydalari-kaynaklari-ve-takviye-kullanimi-78930"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/ferdanur-berk-magnezyum-neden-bu-kadar-populer-faydalari-kaynaklari-ve-takviye-kullanimi-1786862822.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / Güvenilir Olun Ey Malatya&#039;nın Esnafı!..</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-guvenilir-olun-ey-malatyanin-esnafi-117759</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-guvenilir-olun-ey-malatyanin-esnafi-117759</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Eskiden Şam'da Mithat Paşa Çarşısı adıyla bilinen, bugün ise Uzun Çarşı olarak anılan ve hâlâ varlığını sürdüren bir çarşı vardı. O dönemde insanlar, para ve altın gibi emanetlerini bu çarşıdaki herhangi bir dükkâna bırakır, ardından hacca giderlerdi. Dönüşte buraya uğrayıp emanetlerini alır ve memleketlerine dönerlerdi.</p>

<p>Bir gün Şam dışından gelen bir adam, içinde üç bin dirhem bulunan kırmızı bir kese ile çarşıya gelir. Bir dükkâna girerek keseyi dükkân sahibine hac dönüşünde almak üzere emanet eder. Dükkân sahibi parayı sayar, üç bin dirhem olduğunu doğrular, adamı tanır ve emanetini kabul eder. Adam da hac yolculuğuna çıkar.</p>

<p>Aylar sonra hacdan dönen adam dükkâna gelir. Ancak dükkân sahibi içeride yoktur. Çalışanlar onun evde olduğunu ve birazdan geleceğini söylerler.</p>

<p>Dükkân sahibi gelince adam emanetini ister. Dükkân sahibi sorar:</p>

<p>“Ne kadar bırakmıştın?”</p>

<p>“Üç bin dirhem, der.”</p>

<p>“Adın neydi?”</p>

<p>“Falanca, beni hatırlamadın mı?” der.</p>

<p>Sonra dükkân sahibi:</p>

<p>“Parayı koyduğun kesenin rengi neydi?”</p>

<p>“Kırmızıydı,” der.</p>

<p>Dükkân sahibi biraz bekle der ve misafirine yemek hazırlanmasını ister. Önemli bir işinin olduğunu hemen geleceğini söyler ve ayrılır.</p>

<p>Bir süre sonra elinde kırmızı kese ile geri döner. İçinde tam üç bin dirhem olan keseyi adama verir. Adam parayı sayar, eksiksiz olduğunu görür, teşekkür ederek dükkândan ayrılır.</p>

<p>Çarşıda yürürken şaşırtıcı bir şey fark eder. Biraz ileride asıl emanet bıraktığı dükkânı görür. İçeri girip selam verir.</p>

<p>Dükkân sahibi:</p>

<p>“Ve aleykümselâm, Allah haccını kabul etsin, hoş geldin. İşte emanetin,” der ve üç bin dirhemin olduğu kırmızı keseyi kendisine takdim eder.</p>

<p>Adam hayretler içinde kalır. Başından geçen olayı anlatır. Meğer yanlış dükkâna girmiş, komşu dükkân sahibinden parasını almış!</p>

<p>Bunun üzerine asıl dükkân sahibiyle birlikte diğer dükkân sahibinin yanına gidip sorarlar:</p>

<p>“Bu adam aslında sana emanet bırakmamıştı. Sen ona neden üç bin dirhem verdin?”</p>

<p>Adam şöyle cevap verir:</p>

<p>“Allah'a yemin ederim ki onu tanımadım, bende emaneti olduğunu da hatırlamadım. Ama bana büyük bir güvenle konuştuğunu görünce ve bu beldeye yabancı olduğunu anlayınca düşündüm ki; eğer ona parasını vermezsem memleketine kalbi kırık dönecek, "Şam'da paramı çaldılar" diyecek. Böylece kötü şöhret sadece bir kişiye değil, bütün Şam halkına mal olacak.</p>

<p>Sonra Allah Teâlâ'nın şu ayetini hatırladım:</p>

<p>"Eğer birbirinize güvenmişseniz, kendisine emanet edilen kimse emanetini eksiksiz geri versin ve Rabbi olan Allah'tan korksun." (Bakara, 2/283)</p>

<p>Bunun üzerine elimdeki malları sattım, bir kısmını da borç aldım ve üç bin dirhemi tamamlayıp kendisine verdim,” der.</p>

<p>Peki bugün Malatya’da durum nedir?</p>

<p>6 Şubat depremleri Malatya’yı yerle bir etti. Evler yıkıldı, işyerleri kapandı, insanlar bir gecede hayatlarını kaybetti veya başka şehirlere göç etmek zorunda kaldı.</p>

<p>Böyle büyük bir felaketin ardından birbirimize daha fazla sahip çıkmamız, yaralarımızı birlikte sarmamız gerekiyordu.</p>

<p>Elbette Malatya esnafının tamamını aynı kefeye koymak haksızlık olur. Günlerce kepenk açmadan yardım eden, depolarını boşaltan, veresiye defterlerini silen, depremzedeye malını maliyetine veren, hatta cebinden destek olan nice güzel esnafımız oldu.</p>

<p>Ama diğer tarafta, depremi fırsata çevirenler de oldu.</p>

<p>Bugün Malatya’nın Türkiye’nin en pahalı şehirlerinden biri olarak anılması hepimizi düşündürmelidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/guvenilir-olun-ey-malatyanin-esnafi-78929"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/ebuzer-aydin-guvenilir-olun-ey-malatyanin-esnafi-1786860139.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Demedi Deme Barış! Siyasette Bazen Tercihler Değil Kadrajlar Konuşur</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/demedi-deme-baris-siyasette-bazen-tercihler-degil-kadrajlar-konusur-117737</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/demedi-deme-baris-siyasette-bazen-tercihler-degil-kadrajlar-konusur-117737</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, "Laf Ebesi" köşesinde kamuoyunda geniş yankı uyandıran çıplak heykel tartışmalarını ve CHP Malatya İl Başkanı Barış Yıldız'ın yaptığı açıklamayı kaleme aldı. Çetin, açıklamanın yapıldığı mekan tercihine dikkat çekerek çarpıcı ifadeler kullandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kamuoyunda devam eden çıplak heykel tartışmaları gündemdeki yerini korurken, Barış Yıldız ve ekibi konuyla ilgili bir açıklama yaptı. Gazeteci Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı yazısında Yıldız'ın ekibini toplayıp basın açıklaması yaptığı adresin zamanlamasına ve yerine dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"SİYASETTE BAZEN TERCİH KONUŞMAZ, KADRAJ KONUŞUR"</span></strong></p>

<p>Açıklamanın Atatürk heykeli yerine İnönü heykeli önünde yapılmasına vurgu yapan Murat Çetin, konuyu mizahi bir dille eleştirerek yazısında şu ifadelere yer verdi:&nbsp;"Çıplak heykel tartışması memleketi sardı… Barış Yıldız da ekibi topladı. Ama adres manidar: Atatürk heykeli değil… İnönü’nün önü. Herhalde Barış Başkan da işi sağlama aldı; 'Heykel olsun ama üstü başı yerinde olsun' dedi! Siyasette bazen tercih konuşmaz… Kadraj konuşur. Demedi deme Barış…"</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/fikir-eskiydi-alkis-bayrama-kaldi-78925"><strong><span style="color:#c0392b">YAZININ TAMAMI BURADA</span></strong></a></p>

<p><strong><span style="color:#c0392b"><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-08-11%20at%2009_37_47.jpeg" style="height:800px; width:600px" /></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 10:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/demedi-deme-baris-siyasette-bazen-tercihler-degil-kadrajlar-konusur-1786693343.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cezmi Kartay Manşetinin Perde Arkası Yıllar Sonra Yeniden Gündemde</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/cezmi-kartay-mansetinin-perde-arkasi-yillar-sonra-yeniden-gundemde-117736</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/cezmi-kartay-mansetinin-perde-arkasi-yillar-sonra-yeniden-gundemde-117736</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, "Kalem Hakkı" başlıklı köşesinde Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın'ın Cezmi Kartay Caddesi ile ilgili açıklamalarına yanıt verdi. 28 Ekim 2010 tarihinde attıkları manşeti ve yaşadıkları tehditleri hatırlatan Çetin, "Kendisine kabadayı değil, tarih öğretmeni lazım." ifadelerini kullandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı son yazısında Cezmi Kartay Caddesi'nin geçmişi ve bugünü üzerinden dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. 28 Ekim 2010 tarihinde Cezmi Kartay'ı manşete taşıyarak belediyeyi eleştirdiklerini belirten Çetin, o dönemde bu haberler nedeniyle tehdit aldıklarını vurguladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"KENDİSİNE TARİH ÖĞRETMENİ LAZIM"</span></strong></p>

<p>Aradan geçen 16 yılın ardından Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın'ın "Cezmi Kartay’ı ben kurtardım." şeklindeki açıklamalarını eleştiren Murat Çetin, durumu Yeşilçam klasiğine benzeterek şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"Kemal Sunal’ın Sahte Kabadayı filmindeki Kamil de bir gün Kara Bela olmuştu. Mahalle inanmıştı. Bayram Başkan da inanmış anlaşılan. Kendisine kabadayı değil… Tarih öğretmeni lazım."</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-08-11%20at%2009_37_47%20(1)(1).jpeg" style="height:800px; width:554px" /></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/fikir-eskiydi-alkis-bayrama-kaldi-78925"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/cezmi-kartay-mansetinin-perde-arkasi-yillar-sonra-yeniden-gundemde-1786692391.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / 467 El Kardeşliğe Kalktı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-467-el-kardeslige-kalkti-117735</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-467-el-kardeslige-kalkti-117735</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara’da tarihi bir gün.</p>

<p>TBMM Genel Kurulu.</p>

<p>Oylama sonucu ekrana yansıyor:&nbsp;</p>

<p>467 KABUL.</p>

<p>Peki ne demek bu 467 el?</p>

<p>Sadece bir yasa tasarısının geçmesi mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Çok daha fazlası.</p>

<p>Soru:&nbsp;</p>

<p>467 Oy Neyi İfade Ediyor?</p>

<p>Cevap basit.</p>

<p>Devlet aklının, milli iradeyle kenetlenmesini.</p>

<p>Anayasa değiştirecek çoğunluk 400 oy.</p>

<p>Meclis 467 oyla birleşti.</p>

<p>Sağdan sola, kuzeyden güneye...</p>

<p>Farklı fikirler, aynı imzada buluştu.</p>

<p>Bu bir parti kararı değil.<br />
Bu, devletin iç cephesini sur gibi örme kararı.</p>

<p>Soru:&nbsp;</p>

<p>Dışarıya Ne&nbsp;<br />
Mesaj Verildi?</p>

<p>Mesaj net:&nbsp;</p>

<p>Hamdolsun!<br />
"İçeride kilitleri açtık."</p>

<p>Yıllardır Türkiye’nin enerjisini emen, dış güçlerin elinde manivela olan o vesayet parantezi kapandı.</p>

<p>Ankara artık kendi evinin içini tahkim etti.</p>

<p>Sınır ötesinde, Doğu Akdeniz’de, Kafkasya’da çok daha güçlü, çok daha özgür bir Türkiye var.</p>

<p>Soru:&nbsp;</p>

<p>Sokaktaki Vatandaş Ne Kazanacak?</p>

<p>Gidin Mardin’e.</p>

<p>Diyarbakır’a, Van’a bakın.</p>

<p>Huzur gelince ne oldu?<br />
Otel odaları doldu.</p>

<p>Esnafın yüzü güldü.<br />
Turist kafileleri sokakları doldurdu.</p>

<p>Şimdi bu bereket daha da büyüyecek.</p>

<p>Meralara hayvanlar salınacak.</p>

<p>Mandıralar, değirmenler çalışacak.</p>

<p>Sınır kapılarından silah değil; mal, ürün, emek geçecek.</p>

<p>Sokaktaki Türk de anlayacak bunu, Kürt de.</p>

<p>Çünkü kazanan mutfak olacak, aş olacak, evladın geleceği olacak.</p>

<p>Ucuz et, süt, &nbsp;gıda...</p>

<p>Ve enflasyon düşecek!!!</p>

<p>Soru:&nbsp;<br />
Tehlike Nerede?</p>

<p>Tehlike dilde.</p>

<p>Tehlike kemçik ağızlarda.<br />
Bir sorumsuz laf...</p>

<p>Bir lüzumsuz kutlama gösterisi...</p>

<p>Yılların emeğini zehirleyebilir.</p>

<p>Bu süreç zafer şovlarıyla değil; sabırla, ferasetle, nezaketle yürütülmeli.</p>

<p>Kazananın şımarmadığı, kimsenin mahcup edilmediği bir üslup şart.</p>

<p>Şehit analarının, gazilerin vicdanı baş tacı edilerek...</p>

<p>Son Söz...<br />
467 el havaya kalktı!</p>

<p>Ne oldu?</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/467-el-kardeslige-kalkti-78928"><strong><span style="color:#c0392b">YAZININ TAMAMI BURADA</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/dogan-dag-467-el-kardeslige-kalkti-1786689381.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / Malatya&#039;ya Dönüş Yaparken...</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-malatyaya-donus-yaparken-117720</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-malatyaya-donus-yaparken-117720</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Her gurbetçi, bir gün memleketine, doyduğu topraklara dönmek ister. Bir gün yatay döneceksem ayaklarımla dikey gelmeliyim dedim ve dönmeye karar verdim.</p>

<p>Yıllardır, hatta asırlardır bu topraklarda yaşadı dedelerimiz. Onların mezarlarının olduğu toprakta bizim de mezarımız olmalı dedim.</p>

<p>Memleketiniz değilse, nerede olursanız ve ne kadar mutlu olursanız olun, garipsiniz, gurbettesiniz. Dedelerinizin yatmadığı topraklarda kabriniz de gurbettedir!</p>

<p>Beş yıl kalacağım dedim, tam on yıl kaldım. Şimdi şehrimi baştan aşağıya seyrediyorum...</p>

<p><strong>Malatya...</strong></p>

<p>Ne güzel şehir!..</p>

<p>Şimdi size biraz Malatya’dan bahsedeyim mi?</p>

<p>Tarihin gölgesinde, kitapların sayfalarında Malatya neymiş bir bakalım mı?</p>

<p>Nedir Malatya’yı çekici kılan, çiğköftenin acısı gibi yedikçe yiyesin gelen Malatya!?</p>

<p>Müslümanlar, Malatya’yı ilk olarak Hz. Ömer (r.a.) zamanında fethettiler. O dönemin ulaşım şartlarına göre Malatya, Toros Dağları’nın ardında, oldukça uzak ve ulaşılması güç bir konumdaydı.</p>

<p>Belâzurî'nin, önemli eseri olan "Futûhu’l-Buldân" kitabında şöyle aktarılır:</p>

<p><strong>"Rivayet edildiğine göre İyâz b. Ganim, Habîb b. Mesleme el-Fihrî’yi Sümeysât’tan Malatya’ya gönderdi. Habîb Malatya’yı fethetti, ancak daha sonra şehir kapılarını kapattı. Hz. Muâviye Şam’dan, el-Cezîre’den ve diğer bölgelerden getirilen askerlerle Malatya’yı takviye etti. Böylece Malatya, yaz seferlerinin güzergâhı hâline geldi.”</strong></p>

<p>O günden bu yana hep şu soru sorulmuştur: Malatya, Bilâdü’ş-Şam’ın bir şehri midir, yoksa Rûm diyarına mı dâhildir? Başka bir ifadeyle, Malatya tarihî ve coğrafî açıdan Bilâdü’ş-Şam sınırları içerisinde mi değerlendirilmiştir, yoksa Şam diyarının dışında mı kalmıştır?</p>

<p>Yakubî, "Kitâbu’l-Buldân" adlı eserinde Malatya hakkında şöyle der:</p>

<p><strong>“Malatya, Rum diyarından meşhur bir şehirdir ve Şam’a komşudur.”</strong></p>

<p>Yâkût el-Hamevî de "Mu‘cemu’l-Buldân" adlı eserinde Malatya için:</p>

<p>“Rum diyarında meşhur ve bilinen bir beldedir, Şam’a komşudur” ifadelerini kullanır.</p>

<p>Ayrıca şehrin camisinin sahâbîler tarafından inşa edildiğini belirtir.</p>

<p>Bu iki ifade, Malatya’nın Bilâdü’ş-Şam’ın doğrudan bir parçası olmadığını, ancak Şam’a sınırdaş ve komşu olduğunu göstermektedir.</p>

<p>Bu görüş coğrafî açıdan da oldukça makuldür. Zira Malatya, Toros Dağları’nın kuzey tarafında, yani Şam bölgesinin tarihî coğrafî sınırının ötesinde yer almaktadır. Toros Dağları, tarih boyunca Bilâdü’ş-Şam’ın kuzey sınırlarından biri olarak kabul edilmiştir.</p>

<p>Bununla birlikte bazı coğrafya ve tarih âlimleri Malatya’yı Bilâdü’ş-Şam sınırları içerisinde değerlendirmişlerdir.</p>

<p>Nitekim İdrisî, "Nuzhetu’l-Muştâk" adlı eserinde:</p>

<p>“Şam bölgesinin uzunluğu Malatya’dan Filistin Refah’a kadar uzanır" der.</p>

<p>Muhtemelen bunun sebebi, Malatya’nın Şam’ın en uç sınırındaki önemli bir SERHAT şehri olması ve bu nedenle hükmen Şam’a dâhil kabul edilmesidir.</p>

<p>İstahrî ise "el-Mesâlik ve’l-Memâlik" adlı eserinde daha farklı bir açıklama yapar:</p>

<p><strong>“Bazı serhat bölgelerine Şam Serhatları, bazılarına ise el-Cezîre Serhatları denir. Her ikisi de Şam’a dâhildir. Çünkü Fırat’ın ötesinde kalan bütün bölgeler Şam’dan sayılır. Ancak Malatya’dan Maraş’a kadar olan bölgenin el-Cezîre Serhatları olarak adlandırılmasının sebebi, burada el-Cezîre halkının nöbet tutması ve savaşmasıdır. Yoksa bu bölgelerin el-Cezîre’ye ait olması değildir.”</strong></p>

<p>Burada dikkat çekici olan husus, bazı müelliflerin Malatya’yı el-Cezîre bölgesi içerisinde de göstermiş olmasıdır.</p>

<p>Nitekim Şerîşî, el-Harîrî’nin "Makâmât" şerhinde şöyle der:</p>

<p><strong>"Malatya: El-Cezîre’de bulunan, geniş arazileri ve köyleri olan bir beldedir. Rakka’ya elli fersah mesafededir. Rakka ise el-Cezîre’nin ana şehirlerinden biridir.”</strong></p>

<p>Bunun sebebi de muhtemelen Belâzurî ve İstahrî’nin daha önce aktardığı husustur: Malatya’da sınır nöbeti tutan askerlerin önemli bir kısmı el-Cezîre bölgesinden geliyordu.</p>

<p>Nitekim el-Cezîre bölgesinden insanların Malatya’da ribât yapması, sahâbe döneminden itibaren bilinen eski bir uygulamaydı. Bu durum daha sonra Ebû Cafer el-Mansûr döneminde de devam etti.</p>

<p>Belâzurî, "Futûhu’l-Buldân’da" Ebû Cafer el-Mansûr hakkında şöyle aktarır:</p>

<p><strong>"Mansûr, Malatya’ya el-Cezîre halkından dört bin savaşçı yerleştirdi. Çünkü Malatya onların serhatlarından biriydi.”</strong></p>

<p>Dolayısıyla tarihî kaynaklara bakıldığında Malatya’nın statüsü konusunda tek ve tartışmasız bir görüş bulunmadığı görülmektedir.</p>

<p>Bir tarafta Yakubî ve Yâkût el-Hamevî gibi müellifler Malatya’yı açıkça “Rum diyarında, Şam’a komşu” bir şehir olarak tanımlarken; İdrisî gibi bazı coğrafyacılar onu Şam’ın sınırları içerisinde değerlendirmiştir.</p>

<p>İstahrî ise konuyu daha farklı bir çerçevede ele alarak, Malatya’nın Şam serhatları ile el-Cezîre serhatları arasında askerî ve idarî açıdan özel bir konuma sahip olduğunu ortaya koymaktadır.</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/malatyaya-donus-yaparken-78927"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 14:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/ebuzer-aydin-malatyaya-donus-yaparken-1786623346.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Veli Ağbaba’ya İtaat Etmeyenlerin Siyasette İşi Zorlaşıyor Mu?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/veli-agbabaya-itaat-etmeyenlerin-siyasette-isi-zorlasiyor-mu-117714</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/veli-agbabaya-itaat-etmeyenlerin-siyasette-isi-zorlasiyor-mu-117714</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı son yazısında Yeni Parti Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve ailesine yönelik çarpıcı iddiaları ve siyasi nüfuz tartışmalarını gündeme taşıdı. Parti içindeki güç dengelerinden aile şirketlerinin ticari ilişkilerine kadar birçok konuya değinen Çetin, dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, köşe yazısında Yeni Parti Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın parti içerisindeki nüfuzunu ve ailesine ait ticari yapıların karıştığı iddia edilen arsa süreçlerini kaleme aldı. Geçmişte parti içerisinde yaşanan ihraç kararlarına ve ticari ilişkilere değinen Çetin, dikkat çeken bir analiz sundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"VELİ AĞBABA’NIN PARTİDE MAKAMINDAN FAZLA NÜFUZU VARDI"</span></strong></p>

<p>Veli Ağbaba’nın geçmiş dönemlerdeki parti içi gücüne dikkat çeken Murat Çetin, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:&nbsp;"Bir zamanlar CHP’de Veli Ağbaba vardı. Hem de nasıl vardı… Milletvekili. Genel Başkan Yardımcısı. Parti Meclisi üyesi. Malatya zaten cepte. Belediyelerde ağırlığı var. Teşkilatta sözü var. Genel merkezde sandalyesi var. Veli Ağbaba’nın partide makamından fazla nüfuzu vardı. İnanmayan Abdulvahap Göçer’e baksın. Yazıhan Belediye Başkanı. Veli Ağbaba’ya kafa tuttu. “Tek adam” dedi. Partinin şirket gibi yönetildiğini söyledi. Sonra? İhraç edildi. Elbette tesadüf olabilir. Ama nedense o yıllarda tesadüfler de Veli Bey’e itaat ediyordu."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"ARSA VE TİCARİ İLİŞKİLER İDDİASI"</span></strong></p>

<p>Ağbaba ailesinin ticari faaliyetleri ve kamu arazilerinin satışlarına dair iddiaları aktaran Çetin, yazısına şöyle devam etti:&nbsp;"Şimdi önümüzde başka bir hikâye var. Arsalar… Şirketler… Ortak girişimler… Ağbaba ailesinin ticari ilişkileri… İddia şu: Üç şirket bir araya geliyor. Kamu arazilerinin satışlarına giriyor. Diyelim arazi 100 lira. 120 veriyorlar. Alıyorlar. Helali hoş olsun. Ticaret bu. Fakat para arsayı alırken değil, arsa “ticari” hâle gelince büyüyor. İddiaların can alıcı tarafı burası. Arazinin niteliği değişiyor. Değeri katlanıyor. 100’ün yanına sıfırlar ekleniyor. Kim yaptı? Nasıl yaptı? Kimin nüfuzu vardı? Kimin imzası vardı? Bunları savcı araştırsın. Ben kimseye hırsız diyemem. Veli Ağbaba’nın ağabeyi yolsuzluk yaptı da diyemem. Belgem yok. Karar yok. Hüküm yok. Ama ortada fevkalade enteresan bir tesadüfler silsilesi var."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"TESADÜFLER VE SİYASETİN DENGESİ"</span></strong></p>

<p>Siyaset, belediyeler ve ticari yapılar arasındaki ilişki yumağını sorgulayan Çetin, analizini şu sözlerle tamamladı:&nbsp;"Bir tarafta siyaset. Bir tarafta belediyeler. Bir tarafta aile şirketleri. Bir tarafta arsalar. Ve yıllarca hepsinin ortasında aynı soyadı konuşuluyor. Ağbaba. Mesele de burada insanın aklına takılıyor. Veli Ağbaba’ya karşı çıkanın siyasette işi zorlaşıyor. Ailesinin içinde bulunduğu ticari yapılar ise iddialara göre arsada işini kolaylaştırıyor. Ne diyelim… Belki yine tesadüf. Ama bu kadar tesadüf üst üste gelince insanın aklına Abdulvahap Göçer geliyor. Çünkü o dönemin CHP’sinde anlaşılan bir şey çok kıymetliymiş: Arsa mı? Makam mı? Parti üyeliği mi? Hiçbiri. Veli Ağbaba’yla iyi geçinmek."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/fikir-eskiydi-alkis-bayrama-kaldi-78925"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 13:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/veli-agbabaya-itaat-etmeyenlerin-siyasette-isi-zorlasiyor-mu-1786613467.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’nın Sığdıramadığı Hacı Baba’yı Gaziantep Kaptı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyanin-sigdiramadigi-haci-babayi-gaziantep-kapti-117710</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyanin-sigdiramadigi-haci-babayi-gaziantep-kapti-117710</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya'nın simge lezzet mekanlarından Hacı Baba Sinan Et Lokantası’nın deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinde dökülen dükkan boyutlarına sığmayarak Gaziantep'e taşındığını köşesine taşıdı. Çetin, Malatya'nın kaybettiği bu değerin Gaziantep'te gördüğü büyük ilgiyi ve yaşadığı burukluğu aktardı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya’nın deprem sonrası yeniden yapım sürecini ve yaşanan aksaklıkları kaleme aldı. Çetin, "Malatya yeniden kuruluyor. Binalar yükseliyor. Çarşı şekilleniyor. İşyerleri yapılıyor. Bazıları 8 metrekare. Sonra soruyoruz: Esnaf neden gidiyor?" ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-08-11%20at%2009_37_13%20(2).jpeg" style="height:564px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EFSANEVİ LOKANTA GELEN YENİ YAPILARA SIĞMADI</span></strong></p>

<p>Malatya’nın gastronomi simgelerinden birinin şehirden ayrılışına değinen Murat Çetin, "Hacı Baba Sinan Et Lokantası… Mehmet Zeki Saygı’nın yıllarca yaşattığı, dışarıdan gelen kıymetli misafirimizi gönül rahatlığıyla götürdüğümüz mekân. Sıradan bir lokanta değildi. Malatya’nın sofrasına konmuş kartvizitiydi. 6 Şubat yıktı. Devlet yeniden yaptı. Gelgelelim cetvel başka türlü çalıştı. Dükkân çıktı… Hacı Baba sığmadı. Çareyi Gaziantep’te buldu" dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">GAZİANTEP'TE MALATYA LEZZETİNE BÜYÜK İLGİ</span></strong></p>

<p>Gaziantep'teki yeni mekanı ziyaret ettiğini belirten Çetin, yaşananları şu sözlerle aktardı: "Geçenlerde bizzat gittim. Antepli arkadaşlarıma, 'Size kendi memleketinizde, Gaziantep mutfağına meydan okuyacak bir Malatya lezzeti yedireceğim' dedim. Pek ciddiye almadılar. Yemek geldi. Çatal çalıştı. Muhabbet kesildi. Yüzlerindeki hayret görülmeye değerdi. Daha acısı neydi biliyor musunuz? Mekân doluydu. Antepli gelmiş. Tatmış. Beğenmiş. Ben ise oturmuş, bizim kaybettiğimiz değerin tadını başkalarının çıkarmasını seyrediyordum."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/fikir-eskiydi-alkis-bayrama-kaldi-78925"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 09:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/malatyanin-sigdiramadigi-haci-babayi-gaziantep-kapti-1786606608.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cezmi Kartay Dosyasında Dikkat Çeken Ayrıntı: Taşınma Süreci Bayram Taşkın’dan Önce Başladı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/cezmi-kartay-dosyasinda-dikkat-ceken-ayrinti-tasinma-sureci-bayram-taskindan-once-basladi-117691</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/cezmi-kartay-dosyasinda-dikkat-ceken-ayrinti-tasinma-sureci-bayram-taskindan-once-basladi-117691</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’da Cezmi Kartay’daki eğlence mekânlarının taşınacağı yönündeki açıklama yeniden gündem oldu. Gazeteci-yazar Murat Çetin, “Fikir Eskiydi, Alkış Bayram’a Kaldı” başlıklı yazısının ilk bölümünde taşınma sürecinin geçmişine dikkat çekerek 2023 yılında atılan adımları ve 129 sayılı Battalgazi Belediye Meclisi kararını hatırlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya'daki Cezmi Kartay Caddesi’nde bulunan eğlence mekânlarının taşınması kararına ilişkin dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Çetin, taşınma fikrinin yeni olmadığını ve sürecin geçmişe dayandığını belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SÜREÇ OSMAN GÜDER DÖNEMİNDE BAŞLADI</span></strong></p>

<p>Sürecin tarihsel arka planına dikkat çeken Çetin, 18 Ekim 2023 tarihinde Malatya Emniyeti’nin asayiş açısından bölgenin uygun olmadığı yönünde belediyeye yazı gönderdiğini hatırlattı. Ardından 1 Kasım 2023’te Osman Güder yönetimindeki Battalgazi Belediye Meclisi’nin 129 sayılı kararla konuyu İmar Komisyonuna havale ettiğini belirten Çetin, bu tarihte Bayram Taşkın’ın görevde olmadığını ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ESNAF DA TAŞINMAK İSTİYOR</span></strong></p>

<p>Seçimlerin ardından Bayram Taşkın’ın göreve gelmesiyle birlikte 12 Kasım 2025 ve 8 Ocak 2026 tarihlerinde işletmecilerle masaya oturulduğunu kaydeden Çetin, esnafın da denetlenebilir ve şehir dışında bir alana taşınmak istediğini aktardı. Haziran ve Ağustos 2026 döneminde dosyanın yeniden meclis gündemine geldiğini vurguladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"KURDELEYİ SON GELEN KESEBİLİR GEÇMİŞİ KESEMEZ"</span></strong></p>

<p>Köşe yazısında kararın tamamlanmasının önemine işaret eden Murat Çetin, “Tamamlamak başka… Başlatmış gibi alkışlanmak başka. Cezmi Kartay taşınır. Tabelalar sökülür. Mekânlar gider. Ama 18 Ekim 2023 orada. 1 Kasım 2023 orada. 129 sayılı karar orada. Osman Güder’in adı da orada. Kurdeleyi son gelen kesebilir… Geçmişi kesemez.” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/fikir-eskiydi-alkis-bayrama-kaldi-78925"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-08-11%20at%2009_37_13%20(1).jpeg" style="height:619px; width:800px" /></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/cezmi-kartay-dosyasinda-dikkat-ceken-ayrinti-tasinma-sureci-bayram-taskindan-once-basladi-1786527415.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / Patlak BOP Yalanı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-patlak-bop-yalani-117690</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-patlak-bop-yalani-117690</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir BOP’tur gidiyor...</p>

<p>Cumhurbaşkanı'nı güya Batı emellerinin bir piyonu gibi göstermeye çalışan o kemçik laf yine dillerde...</p>

<p>Dert belli:&nbsp;</p>

<p>Anlamsız ve müzmin bir Erdoğan öfkesinin altını doldurmak...</p>

<p>Şimdilerde dozu iyice arttı.</p>

<p>Laf bilmeyen, malumat bilmeyen, EZBERLETİLMİŞ tek bir kelimeye sarılan bir güruh türedi.</p>

<p>"Efendim BOP Eş Başkanı...&nbsp;</p>

<p>Bu devleti satacak!" diye başlayan, akıl mantık dışı, yalan ötesi, şizoid hallenmeler yine piyasaya sürülüyor, tedavüle sokuluyor.</p>

<p>Peki, işin aslı nedir?</p>

<p>İşkembeden sallayanlara değil, sokağın ferasetine kulak verelim...</p>

<p>Sokaktaki diyalogları dinleyelim:</p>

<p>Çay ocaklarında, kahvehanelerde sohbet derin...</p>

<p>Bir vatandaş sordu:</p>

<p><strong>— "Muhalefet sürekli 'BOP Eş Başkanı' deyip duruyor. Nedir bu işin aslı? Kim çıkardı bunu?"</strong></p>

<p>Yanıt net.</p>

<p>Dolambaçsız.</p>

<p>Akıl Dedi ki:</p>

<p><strong>— "Gözünün gördüğüne mi inanacaksın, yoksa zihin bulandırmak için piyasaya sürülen bayat yalanlara mı?"</strong></p>

<p>Soru peş peşe geldi:</p>

<p><strong>— "Peki, tam olarak neyi kapsıyor bu BOP ve ne zaman çıktı?"</strong></p>

<p>Anlattık:</p>

<p>2000'lerin başında ABD (Bush yönetimi) ortaya bir laf attı:&nbsp;</p>

<p><strong>"Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi."</strong></p>

<p>Fas’tan Pakistan’a kadar 23 ülkeyi kapsayan bir plandı bu.</p>

<p>Masa başı hesabı; bölgeye güya "demokrasi ve ekonomik reform" getirmekti...</p>

<p>İşin aslı ise Ortadoğu’da haritaları değiştirmek, enerjiyi kontrol etmek ve sınırımızda bir terör koridoru kurmaktı.</p>

<p><strong>— "Peki Reis’in bu işle ilintisi nereden çıktı?"</strong></p>

<p>Akıl Dedi ki:</p>

<p>2004’teki G8 Zirvesi’nde, bölgede söz sahibi olmak ve İslam dünyasının hakkını masada savunmak için Türkiye, İtalya ve Yemen ile birlikte "Demokrasi Yardım Diyaloğu" eş başkanlığı gibi diplomatik bir rol üstlendi.</p>

<p>Ankara o dönem masaya oturdu; amacı Batı’nın tek taraflı harita çizmesini engellemek, bölge ülkelerinin lehine diplomatik bir inisiyatif almaktı.</p>

<p><strong>— "Peki ya Mekke İttifakı?&nbsp;</strong></p>

<p>'Bu iş Mekke Bildirisi’nin, İslam zirvelerinin devamı, BOP'un din kılıfı giydirilmiş hali' diyorlar, buna ne diyeceksin?"</p>

<p>Kahvedekiler kulak kesildi, anlattık:</p>

<p>— "İşte yalanın en sinsi yeri burası!&nbsp;</p>

<p>Mekke’de atılan imzalar, Olağanüstü İslam Zirvesi kararları Batı’nın dayattığı BOP’un bir parçası değil; aksine İslam dünyasının kendi göbeğini kendi kesme iradesidir.</p>

<p>BOP denilen küresel akıl İslam coğrafyasını parçalamayı hedeflerken; Mekke İttifakı ve İslam İşbirliği Teşkilatı adımları, teröre, mezhepçiliğe ve ümmeti bölen dış müdahalelere karşı yerli ve milli bir kalkan kurma mücadelesidir.&nbsp;</p>

<p>Batı'nın projesi coğrafyayı böler, Mekke Zirvesi ise birleştirir.&nbsp;</p>

<p>Birbirine taban tabana zıt iki anlayışı aynı kefeye koymak, ya cehalettir ya da kasten zihin bulandırmaktır!"</p>

<p><strong>— "Peki sonra ne oldu da muhalefet bunu köpürtüyor?"</strong></p>

<p>Çünkü ellerinde başka malzeme yok!</p>

<p>Siyasette eser üretemeyen, algı üretir.</p>

<p>Küresel güçlerin asıl niyeti anlaşılıp o masa devrilince...</p>

<p>Türkiye kendi bağımsız yolunu çizdi.</p>

<p>Ama muhalefet 20 yıl önceki o diplomatik masanın adını cümle içinden cımbızlayıp...</p>

<p>Bugün akıl karıştırma, çamur atma malzemesi olarak kullanıyor.</p>

<p>Amaç gerçekleri tartışmak değil, milletin zihninde şüphe tohumu ekmek.</p>

<p><strong>— "Peki sahada ne değişti?"</strong></p>

<p>Çok şey değişti:</p>

<p>"One Minute" dendi, küresel vesayete ilk şok verildi.</p>

<p>Fırat Kalkanı geldi.</p>

<p>Zeytin Dalı yapıldı.</p>

<p>Barış Pınarı&nbsp;<br />
atıldı.</p>

<p>Pençe-Kilit vuruldu.</p>

<p>ABD’nin ve Batı’nın o projeyle kurmak istediği terör&nbsp;<br />
koridoru...</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/fikir-eskiydi-alkis-bayrama-kaldi-78925"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/dogan-dag-patlak-bop-yalani-1786524724.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Fikir Eskiydi, Alkış Bayram&#039;a Kaldı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-fikir-eskiydi-alkis-bayrama-kaldi-117661</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-fikir-eskiydi-alkis-bayrama-kaldi-117661</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da kahraman olmak bazen kolay.</p>

<p>Eski dosyayı açıyorsunuz.</p>

<p>Tozunu üflüyorsunuz.</p>

<p>Yeniymiş gibi anlatıyorsunuz.</p>

<p>Alkış hazır.</p>

<p>Bayram Taşkın, Cezmi Kartay’daki eğlence mekânlarının taşınacağını açıkladı.</p>

<p>Muhafazakâr Malatya sevindi.</p>

<p>Başkan alkışlandı.</p>

<p><strong>Neredeyse “kırk yıllık meseleyi çözen adam” ilan edilecek.</strong></p>

<p>İyi de…</p>

<p>Mesele kırk yıllık, Bayram Başkan iki yıllık.</p>

<p>Takvim yalan söylemiyor.</p>

<p>25 Kasım 1983.</p>

<p>Cezmi Kartay’ın içkili yer bölgesi statüsünün tarihi.</p>

<p>18 Ekim 2023.</p>

<p>Malatya Emniyeti mevcut bölgenin asayiş açısından uygun olmadığı yönünde belediyeye yazı gönderiyor.</p>

<p>1 Kasım 2023.</p>

<p>Battalgazi Belediye Meclisi taşınmayı ve yeni alanların belirlenmesini İmar Komisyonuna havale ediyor.</p>

<p>Karar numarası: 129.</p>

<p>Başkan kim?</p>

<p>Osman Güder.</p>

<p>Bayram Taşkın?</p>

<p>Henüz koltukta yok.</p>

<p><strong>Yani dosyayı açan Osman Güder dönemi, bugün alkışı alan Bayram Taşkın dönemi.</strong></p>

<p>Sonra seçim oluyor.</p>

<p>Bayram Taşkın geliyor.</p>

<p>12 Kasım 2025 ve 8 Ocak 2026’da bu kez işletmeciler masaya oturuyor.</p>

<p>Onlar da mevcut yerde kalmak istemiyor.</p>

<p>Denetlenebilir, çarşı dışında, şehirle iç içe olmayan bir alan talep ediyor.</p>

<p>Yani taşımak isteyen yalnız belediye değil; taşınacak esnaf da aynı şeyi istiyor.</p>

<p>Haziran ve Ağustos 2026’da dosya yeniden meclisin önünde.</p>

<p>Ardından Bayram Taşkın çıkıyor:</p>

<p>Cezmi Kartay taşınacak.</p>

<p>Alkış.</p>

<p>Manşet.</p>

<p>Kahramanlık.</p>

<p>İyi güzel de…</p>

<p><strong>Bu hikâyede kahraman çok, yeni fikir yok.</strong></p>

<p>Bayram Taşkın işi sonuçlandırırsa alkışlarız.</p>

<p>Hakkıdır.</p>

<p>Fakat tamamlamak başka…</p>

<p><strong>Başlatmış gibi alkışlanmak başka.</strong></p>

<p>Cezmi Kartay taşınır.</p>

<p>Tabelalar sökülür.</p>

<p>Mekânlar gider.</p>

<p>Ama 18 Ekim 2023 orada.</p>

<p>1 Kasım 2023 orada.</p>

<p>129 sayılı karar orada.</p>

<p>Osman Güder’in adı da orada.</p>

<p><strong>Kurdeleyi son gelen kesebilir…</strong></p>

<p><strong>Geçmişi kesemez.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-08-11%20at%2009_37_13%20(1).jpeg" /></strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>PROTOKOL OMUZDA BİTTİ</strong></span></p>

<p>Malatya’da protokol biraz değişmiş.</p>

<p>Vali Seddar Yavuz…</p>

<p>Takım elbise tamam.</p>

<p>Kravat yerinde.</p>

<p>Yanında Sami Er.</p>

<p>Gömlek açık.</p>

<p>Başkan rahat.</p>

<p><strong>El, mülkî idarenin omzunda.</strong></p>

<p>Kareye bakınca insanın aklına protokol sırası gelmiyor.</p>

<p>Mahalle arkadaşlığı geliyor.</p>

<p>Oysa biri Malatya Valisi.</p>

<p>Öteki Büyükşehir Belediye Başkanı.</p>

<p><strong>Makam, insan nerede duracağını bildikçe ağırlık kazanır.</strong></p>

<p>Üstelik görüntüyü yayımlayan da Seddar Yavuz’un kendi hesabı.</p>

<p>Sami Er’in teşkilatla münasebeti malum.</p>

<p>Vekillerle arasındaki soğukluk da…</p>

<p>Belli ki Başkan yakınlaşmaya karar vermiş.</p>

<p><strong>Yanlış makamdan başlamış.</strong></p>

<p>Devletle omuz omuza çalışmak güzel.</p>

<p><strong>Sami Er, deyimi biraz fazla ciddiye almış.</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-08-11%20at%2009_37_13.jpeg" /></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>MALATYA SIĞDIRAMADI, ANTEP KAPTI</strong></span></p>

<p>Malatya yeniden kuruluyor.</p>

<p>Binalar yükseliyor.</p>

<p>Çarşı şekilleniyor.</p>

<p>İşyerleri yapılıyor.</p>

<p>Bazıları <strong>8 metrekare.</strong></p>

<p>Sonra soruyoruz:</p>

<p>Esnaf neden gidiyor?</p>

<p>Hacı Baba Sinan Et Lokantası…</p>

<p>Mehmet Zeki Saygı’nın yıllarca yaşattığı, dışarıdan gelen kıymetli misafirimizi gönül rahatlığıyla götürdüğümüz mekân.</p>

<p>Sıradan bir lokanta değildi.</p>

<p><strong>Malatya’nın sofrasına konmuş kartvizitiydi.</strong></p>

<p>6 Şubat yıktı.</p>

<p>Devlet yeniden yaptı.</p>

<p>Gelgelelim cetvel başka türlü çalıştı.</p>

<p>Dükkân çıktı…</p>

<p><strong>Hacı Baba sığmadı.</strong></p>

<p>Çareyi Gaziantep’te buldu.</p>

<p>Geçenlerde bizzat gittim.</p>

<p>Antepli arkadaşlarıma,</p>

<p>“Size kendi memleketinizde, Gaziantep mutfağına meydan okuyacak bir Malatya lezzeti yedireceğim” dedim.</p>

<p>Pek ciddiye almadılar.</p>

<p>Yemek geldi.</p>

<p>Çatal çalıştı.</p>

<p>Muhabbet kesildi.</p>

<p>Yüzlerindeki hayret görülmeye değerdi.</p>

<p>Daha acısı neydi biliyor musunuz?</p>

<p>Mekân doluydu.</p>

<p>Antepli gelmiş.</p>

<p>Tatmış.</p>

<p>Beğenmiş.</p>

<p>Ben ise oturmuş, bizim kaybettiğimiz değerin tadını başkalarının çıkarmasını seyrediyordum.</p>

<p><strong>Gastronominin başkenti, Malatya’nın elinden kaçırdığı lezzeti sahiplenmişti.</strong></p>

<p>Sami Er’e sitemim burada.</p>

<p>Belediye başkanlığı asfalt, park, kaldırım hesabından ibaret olamaz.</p>

<p>Şehrin markasına da sahip çıkacaksın.</p>

<p>Hacı Baba bavul topluyorsa, belediye başkanının haberi sonradan olmaz.</p>

<p>Olmuş.</p>

<p>Gaziantep kazanmış.</p>

<p>Fatma Şahin’in yönettiği şehir, bizim elimizden kaçırdığımız markayı sofrasının başköşesine oturtmuş.</p>

<p>Biz?</p>

<p>Yeni çarşıyla övünüyoruz.</p>

<p>Övünelim.</p>

<p><strong>..</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/fikir-eskiydi-alkis-bayrama-kaldi-78925"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 15:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/murat-cetin-fikir-eskiydi-alkis-bayrama-kaldi-1786432040.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Hakikat-i Muhammediye Nedir?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-hakikat-i-muhammediye-nedir-117611</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-hakikat-i-muhammediye-nedir-117611</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir insan düşünün…</p>

<p>Adı&nbsp;<strong>Muhammed bin Abdullah (asm).</strong></p>

<p>Doğdu.</p>

<p>Yaşadı.</p>

<p>Hicret etti.</p>

<p>Vefat etti.</p>

<p>Beşerdi.</p>

<p>Ama&nbsp;<strong>taşlar içindeki yakut gibi.</strong></p>

<p>Buraya kadar<strong>&nbsp;tarih.</strong></p>

<p>Sonrası…</p>

<p>Bambaşka.</p>

<p>Çünkü bir de&nbsp;<strong>Hakikat-i Muhammediye (asm) var.</strong></p>

<p>Onu, altmış üç yıllık ömre sığdıramazsınız.</p>

<p>Hazreti Âdem Aleyhisselâm’dan başlar…</p>

<p>Nübüvvet zinciri boyunca yürür…</p>

<p>Hâtemü’l-Enbiyâ’da (asm) kemale erer.</p>

<p>Sağına bakın…</p>

<p>Peygamberler.</p>

<p>Mucizeleriyle tasdik ediyor.</p>

<p>Soluna bakın…</p>

<p>Evliyalar.</p>

<p>Kerametleriyle şahitlik ediyor.</p>

<p>Arkasında suhuflar…</p>

<p>Tevrat…</p>

<p>Zebur…</p>

<p>İncil…</p>

<p>Merkezinde Kur’ân-ı Kerîm.</p>

<p>Diller farklı.</p>

<p>Asırlar başka.</p>

<p>Kavimler ayrı.</p>

<p><strong>Dava bir: Tevhid.</strong></p>

<p>İşte Hakikat-i Muhammediye budur.</p>

<p>Bir şahsın biyografisi değil…</p>

<p><strong>Vahyin büyük caddesi.</strong></p>

<p>Çünkü vahiy çekilirse…</p>

<p>Akıl arar.</p>

<p>Ama menzili bulamaz.</p>

<p>Göz görür.</p>

<p>Ama mânâyı okuyamaz.</p>

<p>Lisan konuşur.</p>

<p>Ama Rabbini kendi başına tarif edemez.</p>

<p>İnsan yaratıldı.</p>

<p>Niçin?</p>

<p><strong>Marifetullah için.</strong></p>

<p>Öyleyse denilebilir ki:</p>

<p><strong>Hakikat-i Muhammediye olmasaydı, Âlemlerin yaratılışındaki büyük maksat da kemale ermezdi.</strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>EMANET SATILIR MI?</strong></span></p>

<p>Cenâb-ı Hak buyuruyor:</p>

<p><strong>“Allah, müminlerden nefislerini ve mallarını, karşılığında cennet vermek üzere satın almıştır.”</strong></p>

<p>Dikkat edin.</p>

<p>Satın alan Allah.</p>

<p>Satılan nefis ve mal.</p>

<p>Fiyat…</p>

<p><strong>Cennet.</strong></p>

<p>Ama işin en latif tarafı şu:</p>

<p>Emanet satılmaz.</p>

<p>İade edilir.</p>

<p>Çünkü mal zaten O’nun.</p>

<p>Can zaten O’nun.</p>

<p>Evlat O’nun.</p>

<p>Gençlik O’nun.</p>

<p>Ömür O’nun.</p>

<p>Fakat Cenâb-ı Hak, rahmetiyle öyle muamele ediyor ki…</p>

<p>Sanki mülk seninmiş gibi senden satın alıyor.</p>

<p><strong>İşte merhametin ticarete dönüşmüş hâli bu.</strong></p>

<p>Peki satınca ne oluyor?</p>

<p>Fânî olan, bekâ buluyor.</p>

<p>Elinden kayacak mal…</p>

<p>Toprağa gidecek beden…</p>

<p>Dağılacak aile…</p>

<p>Solacak gençlik…</p>

<p>Hepsi başka bir kıymete inkılâp ediyor.</p>

<p>Üstelik bedel küçük de değil.</p>

<p><strong>Cennet gibi bir fiyat.</strong></p>

<p>Sonra aza ve cihazatın değeri yükseliyor.</p>

<p>Göz sadece bakmıyor…</p>

<p>İbret alıyor.</p>

<p>Dil yalnız konuşmuyor…</p>

<p>Zikrediyor.</p>

<p>Akıl hesap yapmıyor…</p>

<p>Marifetullaha çalışıyor.</p>

<p>Kalp sevmekle kalmıyor…</p>

<p>Rabbini tanıyor.</p>

<p>Böylece bir kıymet…</p>

<p><strong>Bine çıkıyor.</strong></p>

<p>İnsan aciz.</p>

<p>Zayıf.</p>

<p>Fakir.</p>

<p>Yükü ağır.</p>

<p>Gücü az.</p>

<p>Ama satış yapılınca eline bir ilaç veriliyor:</p>

<p><strong>Tevekkül.</strong></p>

<p>O ilaç korkuyu hafifletiyor.</p>

<p>Endişeyi eritiyor.</p>

<p>Yükü sahibine bırakıyor.</p>

<p>Bir başka kazanç daha var.</p>

<p>İnsanın her azasının kendine mahsus bir tesbihatı var.</p>

<p>Kul, emaneti Sahib-i Hakikîsine verdiğinde…</p>

<p>O tesbihatın sevabından da hisse alıyor.</p>

<p>Peki satmazsa?</p>

<p>En çok güvendiği şeyler elinden gidiyor.</p>

<p>Hayat…</p>

<p>Gençlik…</p>

<p>Mal…</p>

<p>Evlat…</p>

<p>Heva…</p>

<p>Nefis…</p>

<p>Hepsi birer birer çözülüyor.</p>

<p>Üstelik emanete hıyanet yükü de kalıyor.</p>

<p>Kıymetli cihazlar aşağıya düşüyor.</p>

<p>Akıl, marifet yerine vesveseye çalışıyor.</p>

<p>Göz, ibret yerine şehvete kayıyor.</p>

<p>Dil, zikri bırakıp boş söze yuvarlanıyor.</p>

<p>Kalp, Rabbine açılacağı yerde dünyaya bağlanıyor.</p>

<p>Tevekkül ilacı da kullanılmayınca…</p>

<p>Acz, yük oluyor.</p>

<p>Zaaf, korkuya dönüşüyor.</p>

<p>Fakr, endişeyi büyütüyor.</p>

<p>Sonunda aynı göz…</p>

<p>Aynı dil…</p>

<p>Aynı akıl…</p>

<p>Aynı kalp…</p>

<p>Saadet-i ebediyenin kapısını açacak anahtar iken…</p>

<p><strong>İnsanı aşağıya çeken birer prangaya dönüşüyor.</strong></p>

<p>Mesele aslında çok açık:</p>

<p><strong>Emaneti Sahibine satarsan kazanırsın.</strong></p>

<p>Kendinin sanırsan…</p>

<p><strong>Kaybedersin.</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ANAHTAR MI, PRANGA MI?</span></strong></p>

<p>Saadet-i ebediyenin kapısına götüren cihazların başında…</p>

<p><strong>Akıl, kalp, göz ve dil gelir.</strong></p>

<p>Ama kıymetleri, kendilerinde değildir.</p>

<p><strong>Kimin hesabına çalıştıklarındadır.</strong></p>

<p>Mesela göz…</p>

<p>Nefis hesabına çalışırsa ne olur?</p>

<p>Geçici güzelliklerin peşine düşer.</p>

<p>Şehvete bakar.</p>

<p>Hevese hizmet eder.</p>

<p>Bir müddet sonra koca göz…</p>

<p><strong>Bir hevesin uşağına dönüşür.</strong></p>

<p>Ama aynı göz, Sâni-i Basîr namına kullanılırsa…</p>

<p>Kâinat kitabını okur.</p>

<p>Sanat-ı Rabbaniyeyi seyreder.</p>

<p>Rahmetin izlerini takip eder.</p>

<p>Bir anda pencere olmaktan çıkar…</p>

<p><strong>Kâinatın mütalaacısı olur.</strong></p>

<p>Dil de öyle.</p>

<p>Nefis ve mide hesabına çalışırsa…</p>

<p>Tat arar.</p>

<p>Lezzet kovalar.</p>

<p>Sofraya bekçilik eder.</p>

<p>Sonunda bütün vazifesi…</p>

<p><strong>Midenin kapıcılığına kadar iner.</strong></p>

<p>Ama Rezzâk-ı Kerîm hesabına kullanılırsa…</p>

<p>Nimetin kaynağını görür.</p>

<p>Şükreder.</p>

<p>Rahmet hazinelerini tanır.</p>

<p>O vakit dil…</p>

<p>Bir lokmanın peşinden koşan hizmetkâr olmaktan çıkar…</p>

<p><strong>İlâhî ihsanların nazırı olur.</strong></p>

<p>Akıl…</p>

<p>Nefse verilirse hile üretir.</p>

<p>Endişe çoğaltır.</p>

<p>Vesveseyi büyütür.</p>

<p>Ama Hâlık hesabına çalışırsa…</p>

<p>Kâinatın anahtarına dönüşür.</p>

<p>Kalp…</p>

<p>Dünyaya bağlanırsa kırılır.</p>

<p>Fâniye yaslanırsa yorulur.</p>

<p>Rabbine yönelirse…</p>

<p><strong>Ebediyete açılır.</strong></p>

<p>İşte mesele bu kadar açık.</p>

<p>Aynı göz…</p>

<p>Aynı dil…</p>

<p>Aynı kalp…</p>

<p>Aynı akıl…</p>

<p>Bir elde derekeye indiriyor.</p>

<p>Diğer elde cennetin kapısını aralıyor.</p>

<p>Fark cihazda değil.</p>

<p><strong>İstimalde.</strong></p>

<p>Mümin, emaneti Sahib-i Hakikîsi namına kullanıyor.</p>

<p>Kıymeti yükseliyor.</p>

<p>Nefis hesabına çalışan ise aynı cevheri aşağı çekiyor.</p>

<p>Bu yüzden Üstad’ın suali çok serttir:</p>

<p><strong>Meş’um bir alet nerede, kâinatın anahtarı nerede?</strong></p>

<p><strong>Adi bir kuvvet nerede, kütüphane-i İlâhiyenin nazırı nerede?</strong></p>

<p>Demek ki insanın elindeki aza ve cihazlar…</p>

<p>Ya saadet-i ebediyenin anahtarı olur…</p>

<p>Ya da insanı aşağıya çeken&nbsp;<strong>birer prangaya dönüşür.</strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>ALTINI ÇİZ</strong></span></p>

<p>Hakikat-i Muhammediye…</p>

<p>Vahyi akla ulaştırır.</p>

<p>İnsanı ikaz eder.</p>

<p>Tebşir eder.</p>

<p>İstikamete çağırır.</p>

<p>Buna rağmen yüzünü vahiyden çevirip…</p>

<p>Aklını hevaya,</p>

<p>kalbini hevese,</p>

<p>iradesini nefsine teslim ederse…</p>

<p>Felsefenin <strong>“hayvan-ı nâtık”</strong> dediği mertebeye razı olur.</p>

<p>İşte orada merhametin de bir ölçüsü vardır.</p>

<p>Çünkü suçta ısrar edene gösterilen sınırsız müsamaha…</p>

<p>İtaatkârın hakkını çiğnemeye başlarsa…</p>

<p>Adı merhamet olmaz.</p>

<p><strong>Zulüm olur.</strong></p>

<p><strong>Selam ve dua ile…</strong></p>

<p><strong>Fiemanillah.</strong></p>

<p><a href="https://www.dirilispostasi.com/hakikat-i-muhammediye-nedir"><span style="color:#2980b9"><strong>KAYNAK: DİRİLİŞ POSTASI GAZETESİ</strong></span></a><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 18:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/murat-cetin-hakikat-i-muhammediye-nedir-1786258001.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / Helâli Haramı Bu Kadar Karıştıran Toplum!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-helali-harami-bu-kadar-karistiran-toplum-117610</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-helali-harami-bu-kadar-karistiran-toplum-117610</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>“İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn”</p>

<p>Her musibetin zuhurunda okuduğumuz ayettir. Neredeyse her gün, hatta her an okuyor olduk!</p>

<p>Her çağın kendine özgü günahı, Allah’a karşı nankörlüğü, küfrü, harama düşüşü, helak sebebi olmuştur.</p>

<p>Ama helâlin haramla bu kadar birbirine karıştığı, helâlin haram, haramın da helâl görüldüğü başka bir çağ olmamıştır.</p>

<p>Kadınlar erkeklere namaz kıldırıyor!</p>

<p>Kadınlar camilerde erkeklere vaaz veriyor!</p>

<p>Bir imam, son derece açık giyinmiş, karma ve mahremiyet sınırlarının tamamen ortadan kalktığı bir düğünde Kur’an ayetleri okuyor!</p>

<p>Tesettür ve gözleri haramdan sakındırmak hakkında insanlara vaaz vermek için, tesettür kurallarına uymayan kadın sunucuların karşısına hocalar oturuyor!</p>

<p>Vücut geliştirme sporcuları, avret yerleri açık olduğu hâlde Allah’a şükür secdesi yapıyor!</p>

<p>Kadın tenisçiler, atletler, sporcular, avretleri açık bir şekilde secde ediyor!</p>

<p>Öpüşme ve çıplaklık sahnelerinden önce Kur’an okuyorlar, ardından Allah’ın lütfundan ve rahmetinden söz ederek, kendilerine günah işleme imkânı verdiği için Allah’a şükrediyorlar!</p>

<p>Anne ve babalar, çocuklarının şarkı yarışmalarındaki başarısı için ağlayarak dua ediyor, Yasinler okuyor!</p>

<p>Helâlin haramla, doğruyla yanlışın, ibadetle gösterişin birbirine bu kadar karıştığı başka bir çağ gerçekten olmamıştır!</p>

<p>Kur’an okunuyor ama hükümleri hayatımıza taşınmıyor.</p>

<p>Secde ediliyor ama secdenin insana kazandırması gereken tevazu ve kulluk hayatımıza yansımıyor.</p>

<p>Tesbih çekiliyor ama dil, insanların şerefine ve haysiyetine dokunmaktan geri durmuyor.</p>

<p>Hacca ve umreye gidiliyor; fakat kul hakkı geride bırakılıyor.</p>

<p>Sadaka veriliyor; fakat o paranın nasıl kazanıldığı sorgulanmıyor.</p>

<p>Faizden, haram kazançtan, hileden ve kul hakkından uzak durulması gerekirken, bunların üzerine “Allah bereket versin” duası ekleniyor.</p>

<p>Ticarette insanın hakkı yeniyor, ölçü ve tartıda hile yapılıyor; sonra caminin en ön safında namaz kılınıyor.</p>

<p>Anne babaya asi olunuyor; ardından umre fotoğraflarıyla “Allah kabul etsin” deniliyor.</p>

<p>Gıybet ediliyor, iftira atılıyor, insanların itibarı bir cümleyle yerle bir ediliyor; sonra dilde zikir eksik edilmiyor.</p>

<p>Toplum, teşhir derecesindeki kıyafetlerle elde edilen sportif başarıları Allah’a şükrederek kutluyor; fakat bu biçimin helâl-haram ölçüsünü sorgulamıyor.</p>

<p>Dindarlığı ibadetlerin görüntüsüne indirgedik.</p>

<p>Başörtüsünü konuştuk, fakat başın altındaki aklı ve ahlakı unuttuk.</p>

<p>Tesettürü sadece saçları örtmeye indirgedik.</p>

<p>Namazın bizi kötülüklerden alıkoyması gerektiğini unuttuk.</p>

<p>Orucu tuttuk, fakat dilimizi yalandan, kalbimizi kinden, elimizi haramdan korumayı ihmal ettik.</p>

<p>Hacca gittik, fakat evimizin önündeki camiye gitmedik.</p>

<p>Kur’an’ı evimizin en güzel yerine koyduk, fakat hayatımızın merkezine koymadık.</p>

<p>Peygamberi seviyoruz dedik ama onun sünnetini hayatımızın dışına ittik.</p>

<p>Ve en tehlikelisi:</p>

<p>Haramı terk etmek yerine harama dinî bir görüntü kazandırmaya başladık.</p>

<p>Biraz Kur’an, biraz gösteriş…</p>

<p>Biraz ibadet, biraz haram…</p>

<p>Biraz tesettür, biraz teşhir…</p>

<p>Biraz helâl hassasiyeti, biraz faiz…</p>

<p>Biraz takva, biraz şöhret…</p>

<p>Biraz Allah korkusu, biraz kul hakkı…</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/helali-harami-bu-kadar-karistiran-toplum-78923"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 16:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/ebuzer-aydin-helali-harami-bu-kadar-karistiran-toplum-1786255974.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / Malatya’nın Aksakalı, Gönüllerin Turan Amcası: Mehmet Turhan Akyol</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-malatyanin-aksakali-gonullerin-turan-amcasi-mehmet-turhan-akyol-117609</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-malatyanin-aksakali-gonullerin-turan-amcasi-mehmet-turhan-akyol-117609</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Şehirleri şehir yapan; caddeleri süsleyen binalar ya da haritasını çizen sınırlar değildir.&nbsp;</p>

<p>Şehre asıl ruhunu veren, harcına irfan, hikmet ve samimiyet katan; yürüyüşüyle güven, sözüyle huzur yayan insan güzelleridir.</p>

<p>Malatya’nın toplumsal hafızasına baktığımızda; resmi unvanların, siyasi makamların ve geçici taltiflerin ötesinde, bu topraklara kök salmış hakiki bir "Aksakal" ve bir "şehremin" silüeti yükselir:&nbsp;</p>

<p>Mehmet Turhan Akyol, ya da bizlerin o babacan çehresiyle hatırladığı en samimi adıyla Turan Amca…</p>

<p>Anadolu İrfanıyla Yoğrulan İlk Yıllar ve İstanbul Tahsili:</p>

<p>Mehmet Turhan Akyol, 1936 yılında Malatya’da dünyaya geldi.&nbsp;</p>

<p>Doğduğu evde ve büyüdüğü sokaklarda, kadim Anadolu irfanının, köklü aile terbiyesinin ve Malatya’nın o ilim, irfan ve hikmet yüklü şehir kültürünün imbiğinden geçti.&nbsp;</p>

<p>Küçük yaşlardan itibaren sarsılmaz bir karakter, dürüstlük ve vakar onun en belirgin vasfı oldu.</p>

<p>Gençlik yıllarında yükseköğrenimini tamamlamak amacıyla İstanbul’a gitti.&nbsp;</p>

<p>İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde aldığı iktisat eğitimi, ona sadece ticari ve fikrî bir derinlik kazandırmakla kalmadı; dönemin cemiyet hayatını, iktisadi yapısını ve entelektüel birikimini de yakından tanıma fırsatı sundu.&nbsp;</p>

<p>Ancak o, edindiği bu donanımı büyük şehirlerde sefa sürmek yerine, vefa borcu duyduğu doğduğu şehre hizmet etmeyi seçti ve Malatya’ya döndü.</p>

<p>Memleketinde serbest ticarete atılan Turan Amca, ticari hayatında ahilik ahlakını ve dürüstlüğü merkeze aldı.&nbsp;</p>

<p>Mütevazı mizacı, harama el uzatmayan hassasiyeti ve sözünün eri duruşu sayesinde kısa sürede hem hemşerilerinin hem de esnaf camiasının itimat ettiği güvenilir bir nirengi noktası haline geldi.</p>

<p>Meclis Yılları ve Şehre Kazandırılan Kalıcı Eserler:</p>

<p>1970’li yılların çalkantılı ve çetin siyasi ortamında, inandığı değerlerden ve ahlaki ilkelerden taviz vermeyen duruşuyla cemiyet hayatında fiili sorumluluk aldı.&nbsp;</p>

<p>1973-1977 yılları arasında Milli Selamet Partisi’nden (MSP) Malatya Milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görev yaptı.&nbsp;</p>

<p>Siyasi hayatı boyunca temel felsefesi daima "Halka hizmet, Hakka hizmettir" düsturu oldu.</p>

<p>Milletvekilliği süresince şahsi ikballerin değil, Malatya’nın istikbalini inşa edecek stratejik adımların peşinde koştu:</p>

<p>İnönü Üniversitesi’nin Kuruluşu:</p>

<p>Malatya’nın sadece ticaretle değil, bilim ve kültürle de yükselmesi gerektiğine inandı.&nbsp;</p>

<p>İnönü Üniversitesi’nin kuruluş kanunlaşma sürecinde ve fiziki altyapısının şehre kazandırılmasında tarihi, unutulmaz gayretler gösterdi.</p>

<p>Sanayi ve İstihdam Gayretleri:</p>

<p>Memleket insanının kendi toprağında aş ve iş sahibi olmasını arzuladı.&nbsp;</p>

<p>Devlet teşviklerinin Malatya’ya yönlendirilmesi, sanayi tesislerinin kurulması ve istihdamın artırılması için parlamentoda ve bakanlıklarda aralıksız mekik dokudu.</p>

<p>Siyaseti hak için hakkıyla yaptı.</p>

<p>Hizmet için yaptı..&nbsp;</p>

<p>Malatya için yaptı...</p>

<p>Hırs yapmadı...</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/malatyanin-aksakali-gonullerin-turan-amcasi-mehmet-turhan-akyol-78924"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 15:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/dogan-dag-malatyanin-aksakali-gonullerin-turan-amcasi-mehmet-turhan-akyol-1786255605.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Kulislerinde Sular Durulmuyor! Rakamlar Başka Vatandaşın Gündemi Bambaşka</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-kulislerinde-sular-durulmuyor-rakamlar-baska-vatandasin-gundemi-bambaska-117601</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-kulislerinde-sular-durulmuyor-rakamlar-baska-vatandasin-gundemi-bambaska-117601</guid>
                <description><![CDATA[Usta Gazeteci Murat Çetin’in kaleme aldığı Fiskos Masası, Malatya’daki resmî açıklamalar ile vatandaşın gerçek gündemi arasındaki farkı ortaya koydu. YKS derecelerinden şebeke suyundaki duruma, pazar etiketlerinden çarşı inşaatlarına ve siyasi kulislere kadar şehirde en çok konuşulan başlıklar dikkat çekici ayrıntılarla gün yüzüne çıktı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya kulislerinde bu hafta öne çıkan konu başlıklarını değerlendirdi. Bir yanda eğitim, altyapı ve siyaset gündemi yer alırken; resmî açıklamaların aksine vatandaşın günlük yaşamındaki gerçek başlıkların oldukça farklı olduğu ifade edildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DERECE GELDİ, BİRİNCİLİK NEREYE GİTTİ?</span></strong></p>

<p>YKS 2026 sonuçlarında Malatya’dan ilk 20 bine giren 428 öğrenci şehirde memnuniyet oluşturmuş. Ancak kulislerde tek bir soru dolaşıyor: “Eskiden Türkiye birincileri çıkaran Malatya bu yıl neden zirvede yok?” Deprem sonrası eğitim şartları, öğretmen değişiklikleri ve konteyner eğitim sürecinin etkisi hâlâ konuşuluyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">FİLTREYİ SÖKENE SÜRPRİZ ÇIKIYOR!</span></strong></p>

<p>Son günlerde evlerindeki su arıtma filtrelerini değiştirenlerin gördüğü manzara mahalle aralarında en çok konuşulan konulardan biri olmuş. Filtrelerde biriken çamur görüntülerinin, şebeke suyu ve altyapı çalışmalarıyla ilgili soru işaretlerini yeniden artırdığı konuşuluyor. Vatandaşın dilindeki soru net: “Bu su gerçekten gönül rahatlığıyla içilir mi?”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TÜİK BAŞKA, PAZAR BAŞKA!</span></strong></p>

<p>Açıklanan enflasyon rakamlarıyla pazardaki etiketlerin birbirini tutmadığı yönünde sohbetler çarşıdan pazara yayılmış durumda. Yaz meyvesinin bile cep yaktığını söyleyen vatandaş, şimdiden kışı konuşmaya başlamış. Kulislerde en çok duyulan cümle şu: “Yaz böyleyse, kış nasıl geçecek?”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BARET HAZIR, ANAHTAR NEREDE?</span></strong></p>

<p>Yerel yöneticilerin çarşı inşaatlarında baretli fotoğrafları artık şehirde esprilere konu olmaya başlamış. Her hafta yeni bir teslim tarihi konuşulurken, özellikle esnafın sabrının tükendiği söyleniyor. Paşaköşkü’nden Çarmuzu’ya kadar aynı serzeniş yükseliyor: “Fotoğraf tamam da, dükkânı ne zaman teslim edeceksiniz?”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ANKARA’DA KULİS, MALATYA’DA ÇUKUR!</span></strong></p>

<p>Milletvekillerinin Ankara’da ödenek ve proje trafiği yürüttüğü konuşulurken, belediye ile vekiller arasında soğuk rüzgârların estiği de kulislere yansıyor. Bir taraf “Projeyi ben getirdim” diyor, diğer taraf “Sahada biz varız” diye cevap veriyor. Malatyalının yorumu ise tebessüm ettiriyor: “Önce şu çukurları kapatın, kimin yaptığına sonra bakarız.”</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bir-mahalle-murat-kuruma-cok-mu-78916"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAM BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 18:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/malatya-kulislerinde-sular-durulmuyor-rakamlar-baska-vatandasin-gundemi-bambaska-1786117386.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Protokolde Değil Musibetin Ortasında Yer Alan Bir Sivil Toplum Mücadelesi...</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/protokolde-degil-musibetin-ortasinda-yer-alan-bir-sivil-toplum-mucadelesi-117587</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/protokolde-degil-musibetin-ortasinda-yer-alan-bir-sivil-toplum-mucadelesi-117587</guid>
                <description><![CDATA[Usta Kalem Murat Çetin, Malatya Girişimci İş İnsanları Derneği (MAGİNDER) ve Dernek Başkanı Salih Karademir’in kentte yaşanan felaketler karşısındaki duruşunu ve sahadaki özverili çalışmalarını kaleme aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya’da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının felaket ve kriz anlarındaki tutumlarını ele aldığı değerlendirmesinde,&nbsp;Malatya Girişimci İş İnsanları Derneği&nbsp;(MAGİNDER) ve Dernek Başkanı Salih Karademir’in çalışmalarına dikkat çekti. Çetin, kentteki dernekleşme yapısını ve sahadaki gerçek karşılıkları kıyasladığı yazısında, zor günlerde sorumluluk almanın önemini vurguladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TABELASI KÜÇÜK GÖLGESİ BÜYÜK</span></strong></p>

<p>Sivil toplum kuruluşlarının niteliğinin tabela ve kadro kalabalığıyla ölçülemeyeceğini belirten Murat Çetin, yazısında şu ifadelere yer verdi:&nbsp;"Tabelası küçük, gölgesi büyük. Malatya’da her derneğin bir tabelası var. Her başkanın bir kartviziti. Her yönetimin de kalabalık bir fotoğrafı… Lakin sıkıntı kapıya dayanınca kare seyrekleşiyor. Sel oluyor… Salih Karademir orada. Deprem vuruyor… MAGİNDER sahada. Yangın çıkıyor… Yine aynı yüzler, yine aynı ekip. Bazıları felaketten sonra açıklama yapıyor. Bunlar felaketin içine giriyor. Bazıları geçmiş olsun mesajı yayımlıyor. Bunlar geçmiş olsun denilecek hâle geliyor. Çünkü çamura basmadan memleketçilik yapılmıyor."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BU TOPRAĞIN ÇOCUKLARI DARA DÜŞENİN YANINDA</span></strong></p>

<p>MAGİNDER ekibinin gücünü makam ve sermayeden değil, doğduğu şehre olan bağlılığından aldığını ifade eden Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Arkalarında iktidar yok. Önlerinde bürokrat yok. Yanlarında sermaye çevresi yok. Sırtlarını dayadıkları tek şey, doğdukları şehir. Salih Karademir Malatyalı. Ekibi de öyle. İthal heyecan değil. Taşıma kadro hiç değil. Bu toprağın çocukları… Bu şehrin derdiyle yorulan insanlar. Kısa zamanda söz sahibi oldular. Kimse kürsü vermedi. Kendileri ses oldular. Kimse alan açmadı. Dara düşenin yanında yer buldular."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SİVİL TOPLUMUN ÇAPI DÜŞTÜĞÜ YERDEN ANLAŞILIR</span></strong></p>

<p>Köklü kuruluşlar ile felaket anında sahada aktif rol alan yapıların arasındaki farka değinen Murat Çetin, değerlendirmesini şu cümlelerle tamamladı:&nbsp;"Nice köklü kuruluş protokolde büyüdü. MAGİNDER ise musibetin ortasında. Demek ki bir sivil toplum kuruluşunun çapı, yönetim kurulu listesinden ziyade; şehir düştüğünde tuttuğu yerden anlaşılıyormuş. MAGİNDER’in arkasında makam yok. Omuzlarında Malatya var."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bir-mahalle-murat-kuruma-cok-mu-78916"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 09:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/protokolde-degil-musibetin-ortasinda-yer-alan-bir-sivil-toplum-mucadelesi-1786087934.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / Malatyalıların Yüreğini Soğuttun Bayram Başkan!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-malatyalilarin-yuregini-soguttun-bayram-baskan-117583</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-malatyalilarin-yuregini-soguttun-bayram-baskan-117583</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir şehrin kaderini bazen tek bir imza değiştirir.</p>

<p>Öyle kararlar vardır ki yalnızca belediye arşivlerine girmez; milletin gönlüne yazılır. Battalgazi Belediye Başkanı Sayın Bayram Taşkın'ın Cezmi Kartay Caddesi'ne yönelik attığı adım, Malatya'da birçok insanın hafızasında böyle yer etti.</p>

<p>Yıllardır Cezmi Kartay Caddesi denildiğinde insanların aklına; içki, kumar, kadın, fuhuş, huzursuzluk, kavga ve pavyonlar geliyordu.</p>

<p>Bu sokak, gece yarısı siren sesleri, taşkınlıklar ve asayiş olaylarıyla doluydu. Ailelerin çocuklarıyla geçemediği bir sokaktı.<br />
Malatya'nın kalbinde yıllardır kanayan bir yaraydı.<br />
Ve o yaraya neşteri vuran isim Bayram Taşkın oldu.<br />
Zor olanı seçti ve bugüne kadar hiçbir başkanın yapamadığını yaptı. Risk aldı, halkın huzurunu önceledi.</p>

<p>Artık içkili eğlence yerleri şehrin dışında olacak!..</p>

<p>Çünkü gerçek belediyecilik sadece asfalt dökmek, kaldırım yapmak, sokakları aydınlatmak, çöp toplamak değildir.<br />
Gerçek belediyecilik; annelerin, babaların ve çocukların kendilerini güvende hissettiği sokaklar inşa etmektir.</p>

<p>Battalgazi'de bugün birçok insanın konuştuğu konu tam da budur.<br />
Sosyal medyada yapılan paylaşımlara bakın, vatandaşların yorumlarını okuyun, insanların ortak cümlesi şudur:</p>

<p>"Allah razı olsun Bayram Başkan."</p>

<p>Bir belediye başkanı için en büyük makam da budur.<br />
Ne plaket,<br />
Ne ödül,<br />
Ne alkış,<br />
Milletin gönlünden kopan samimi bir "Allah razı olsun" sözü...</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/malatyalilarin-yuregini-soguttun-bayram-baskan-78922"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA&nbsp;</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 21:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/ebuzer-aydin-malatyalilarin-yuregini-soguttun-bayram-baskan-1786041918.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Battalgazi&#039;deki Fotoğraf Mesaisi Fıkralara Konu Olacak Seviyeye Geldi</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/battalgazideki-fotograf-mesaisi-fikralara-konu-olacak-seviyeye-geldi-117575</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/battalgazideki-fotograf-mesaisi-fikralara-konu-olacak-seviyeye-geldi-117575</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Time'da kaleme aldığı yazısında Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın’ın sık sık fotoğraf vermesini bir fıkrayla eleştirdi. Çetin, mekânlar ve pozlar değişse de uygulanan fotoğraf siyasetçiliğinin netliğini kaybettiğini belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Time internet sitesindeki "Bir Mahalle Murat Kurum'a Çok mu?" başlıklı köşe yazısında, Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın’ın kamuoyuna sunduğu görsel kareleri ve siyaset tarzını gündeme taşıdı. Çetin, yazısının bu bölümünde yer alan bir fıkra üzerinden yerel siyasetteki görüntü odaklı çalışmalara dikkat çekti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-04%20at%2011_14_18%20(1)(1).jpeg" style="height:800px; width:600px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"KARE DEĞİŞİYOR LAKİN FOTOĞRAF SİYASETÇİLİĞİ NETLİĞİNİ KAYBEDİYOR"</span></strong></p>

<p>Köşe yazısında yaşlı bir kadın ile fotoğrafçı arasında geçen diyaloğu aktaran Murat Çetin, yaşanan durumu şu sözlerle ifade etti:</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"FIKRA GİBİ MEMLEKET: MAKİNE İHTİYARLADI </span></strong></p>

<p>Yaşlı kadın fotoğrafçıya dert yanmış: “Son fotoğraflarım eskisi kadar rağbet görmüyor.” Fotoğrafçı gülümsemiş: “Seneler geçiyor hanımefendi…” “Makine ihtiyarladı.” … Battalgazi’de de Bayram Taşkın fotoğraf üstüne fotoğraf veriyor. Mekân değişiyor. Kare değişiyor. Poz değişiyor. Lakin makine eskidikçe, fotoğraf siyasetçiliği de netliğini kaybediyor."</p>

<p>Sürekli değişen mekân ve pozlara rağmen siyasal yaklaşımın etkisini yitirdiğini vurgulayan Çetin, görsel içeriklerle yürütülen siyaset anlayışını eleştirdi.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bir-mahalle-murat-kuruma-cok-mu-78916"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 18:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/battalgazideki-fotograf-mesaisi-fikralara-konu-olacak-seviyeye-geldi-1786024982.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kayısı Başında Verilen Pozlar Fotoğraf Siyaseti Tartışmalarını Alevlendirdi</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kayisi-basinda-verilen-pozlar-fotograf-siyaseti-tartismalarini-alevlendirdi-117574</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kayisi-basinda-verilen-pozlar-fotograf-siyaseti-tartismalarini-alevlendirdi-117574</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Time'da kaleme aldığı yazısında siyasetçilerin kayısı bahçelerinden verdiği pozları eleştirdi. Malatya'nın asıl sorununun sarı kayısı olduğunu vurgulayan Çetin, siyaset sahnelerindeki "fotoğraf siyaseti" anlayışına tepki gösterdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Time internet sitesinde yer alan "Bir Mahalle Murat Kurum'a Çok mu?" başlıklı köşe yazısında, kent siyasetinde son dönemde öne çıkan fotoğraf karesi odaklı yaklaşımları gündemine taşıdı. Çetin, köşe yazısının "Laf Ebesi: Mavi Lensli Kadraj" bölümünde, Canan Erdoğan'ın kayısı bahçesinde çektirdiği fotoğraf üzerinden siyasetçilerin duruşunu değerlendirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"MALATYA'NIN DERDİ SARI KAYISI, SİYASETİN DERDİ MAVİ BAKIŞ"</span></strong></p>

<p>Siyaset dünyasındaki görsel şovlara ve kadraj yarışlarına dikkat çeken Murat Çetin, yazısının ilgili bölümünde şu ifadelere yer verdi:&nbsp;"Canan Erdoğan da kayısı bahçesine girmiş. Poz tamam. Kadraj hazır. Fotoğraf siyasetine yeni bir kare daha… Şimdi soru şu: Canan mı mavi lensli vekile özendi, mavi lensli vekil mi Canan’a? Malatya’nın derdi sarı kayısı… Siyasetin derdi mavi bakış. Demedi deme Canan…"</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bir-mahalle-murat-kuruma-cok-mu-78916"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 16:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/kayisi-basinda-verilen-pozlar-fotograf-siyaseti-tartismalarini-alevlendirdi-1786023869.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alişan HAYIRLI / 93 Harbi, Gönenli Zeki Baba, Edirne gezisi ve &quot;iyilik yapmak&quot;</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-93-harbi-gonenli-zeki-baba-edirne-gezisi-ve-iyilik-yapmak-117564</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-93-harbi-gonenli-zeki-baba-edirne-gezisi-ve-iyilik-yapmak-117564</guid>
                <description><![CDATA[Alişan HAYIRLI  yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>“Balkanlar” deyince uzak tarihin “93 Harbi”ni, daha sonra Balkan hezimetlerini ve acılarla dolu “mübadele”yıllarını, yakın tarihin ise Bosna katliamını kim hatırlamaz ve hüzünle, hatta gözyaşı dökerek yad etmez ki… Yaklaşık 150 yıl önceki her biri ayrı bir dram olan göçlerin yüreğimizdeki sızısı henüz dinmeden, nasıl bir hırs ve kin ki, 1990’ların başında bu acıların üstüne tuz biber ektiler. İnsanlık tarihinin sayfalarına yeni bir soykırım, yeni bir katliam, yeni bir zulüm eklediler.</p>

<p>Ağaç bile yerinden sökülüp başka bir iklimin hüküm sürdüğü gurbet ellere dikildiğinde yerini yadırgamaz mı?</p>

<p>Peki ya bu canlı, insansa? Vatanından, toprağından, evinden, anılarından ve çocukluğundan koparılıp başka diyarlara sürgün edilirse hiç ağlamaz ve içi sızlamaz mı? Bize; bitmeyen, sonsuza kadar süren hüzünlü hikayeleri yazdıran, döne döne okutan, yaşatmak zorunda bırakan çağın ruhuna tüküreyim!</p>

<p>2013 sonbaharında Bosna Hersek gezim sırasında, Sırpların bölgesinde, insanlık tarihinin halen hafızalardan silinmeyen en alçak ve şerefsiz katliamını yapan katillerin yüzüne tükürmüştüm. Ellerine fırsat geçse aynı katliamı bir kere daha yapmaktan çekinmeyecek insan kılıklı mahlukların suratına…</p>

<p>Balkanlar, bizim kırmızıya boyanmış yaralı coğrafyamızın en koyu bölgesidir. En çok o yanımız ağlar bizim. Sancısı derindir. Tıpkı Kafkaslar gibi… Biz, acılarla örülmüş talihsiz bir coğrafyanın çocuklarıyız. Kafkaslar ve Balkanlar’dan esen rüzgar hep serttir, bize hep ağıt yüklü kara bulutlar getirir. İbn-i Haldun yüzyıllar öncesinden boşuna dememiş; “Coğrafya kaderdir” diye…</p>

<p>Kahramanımızın hikayesini ta 1877 yılından başlatmalıyız, ki iyi anlaşılabilsin.</p>

<p>“93 Harbi”… Bir rakam bir kelimeden oluşan bu iki kelimelik cümlede, bilir misiniz ne acılar ve dramlar yüklüdür. Diller “93 Harbi” der geçer, tarih kitapları iki sayfayla anlatır bitirir… Ama bilir misiniz ki 150 yıldır hiç dinmeyen hıçkırıklar, hatırlandıkça dökülen gözyaşları saklar içinde…</p>

<p>Rumi 1293 yılında cereyan ettiği için bu adla anılan Osman Rus savaşı miladi 1877-1878 yıllarında yaşandı. Hem Doğu’da (Kafkaslar’da), hem de Batı’da (Balkanlar’da) yaklaşık 1 yıl süren ve Ayastefanos Anlaşması ile sona eren savaşın mağlubu olduk. İşte o zaman başladı sancısı hiç dinmeyen göçler…</p>

<p>Doksanüç Harbi, kuvvetlerin geniş bir alana yayılması, kumandanlar arasındaki irtibatsızlık, harekâtın İstanbul’dan idaresi, malzeme ve mühimmat noksanlığı, Karadeniz’deki donanmanın hiçbir varlık gösteremeyişi gibi sebepler yüzünden Osmanlı ordularının yenilgisiyle sonuçlanmış ve Osmanlı Devleti’ni siyasî, askerî, sosyal ve iktisadî bakımdan büyük ölçüde etkilemiştir. Zira bu savaşın sonunda özellikle Bulgaristan’daki ve Kırım dahil olmak üzere Kafkaslardaki müslüman Türk ahali gerek katledilmek gerekse göçe zorlanmak suretiyle, yüzyıllarca vatan olarak yaşadıkları topraklarından uzaklaştırılmışlardır. Ruslar ve Bulgarlar tarafından ortaklaşa uygulanmaya konulan ve tam bir müslüman Türk imhası olan bu hareket yüzünden İstanbul’daki muhacirlerin sayısı yüz binlerle ifade edilir olmuştur. Her türlü imkânsızlığa rağmen hayatta kalmaya çalışan bu muhacirler, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde kurulup Sultan II. Abdülhamid’e izâfeten Hamidiye olarak adlandırılan köylere yerleştirilmişlerdir.</p>

<p>İşte iki günlük Edirne gezimize eşlik eden değerli ağabeyim, sevgili dostum Zeki Baba’nın yanında “93 Harbi” dediğinizde gözlerinden yaşlar dökülür. Bir yanı Kafkas (Tatar) bir yanı Balkan (Muhacir) olan Zeki Baba iki defa yıkılır, iki defa hüzünlenir. İki kat daha göz yaşı döker. Zeki Baba’nın mazisi iki kıtası da yanık tüten bir türkü gibidir. Nice ağıtların döküldüğü, nice dramların yaşandığı iki ayrı kolun birleştiği noktadadır Zeki Baba… Kimbilir belki de bu yüzden yufka yüreklidir, belki de bu yüzden nerde bir tekme yiyen kedi ya da köpek bile görse gözleri yaşarır. Nerede yanan bir ağaç görse canı yanmış gibi olur. Bilemeyiz… Onun yüreğinin neden pamuk kadar yumuşak, kucağının bir anne kadar şefkatli, ellerinin güvenilir olduğunu…</p>

<p>Bu seferki gezi yazımızda sizlere Zeki Kardaş’ı, nam-ı diğer Gönenli Zeki Baba’yı anlatmaya niyetlendim… Daha doğrusu Zeki Baba’nın ciltlere sığmaz hususiyetlerinden, merhamete hasret kalmış günümüz toplumuna şifa niyetine birkaç satır damlatmaya çalışacağım.</p>

<p>Hikayemiz boyunca hep “Zeki Baba” diye bahsedeceğiz. İsminin sonuna konulan “baba” sıfatı, Zeki Baba’nın şefkat ve merhamet sahibi, yardımsever, dava ve gönül adamı olduğunu vurgulamak amacıyla kullanılmıştır.</p>

<p>Serhat şehri Edirne’ye seyahatimizin planları ta 1 yıl öncesinde yapıldı. Gönen’li Zeki Baba, Edirne gezime kendisinin de eşlik etmek istediğini söylediğinde bunun pek muhtemel olmadığını düşünüyordum. Çünkü Zeki Baba yoğun iş temposundan kafasını bile kaşıyacak vakit bulamıyor. Hatta bir keresinde kafasını kaşımaya kalkmış da işyerinde ciddi sorunlar çıkmıştı!&nbsp;</p>

<p>Nihayet gezi zamanımız geldi. “Hazırlan Alişan kardeş Edirne’ye gidiyoruz” dediğinde sevinçten çocuklar gibi havalara uçtum.</p>

<p>İstikamet: Edirne’nin Uzunköprü İlçesi’nin Balaban Köyü…</p>

<p>Neden bu köy?</p>

<p>İşte bu köyde başlıyor Zeki Baba’nın hazin öyküsü, tıpkı benzer 100 binlerce ailenin hikayesi gibi… Zeki Baba’nın hikayesi aynı zamanda 93 Harbi’ndeki mağlubiyetimizin de hikayesidir. Bir devrin sona erdiği yeni bir devrin başladığı, hep gözyaşları ile hatırlanacak ve anlatılacak “93 Harbi”nin hikayesi… Karanlık, göz gözün görmediği, toz duman içinde bir rüzgar gibi fakat geride derin yaralar bırakarak geçen bir göçün tarihi…</p>

<p>Zeki Baba’nın üç kuşak önceki ataları da 93 Harbi sonunda yenilmiş Osmanlı’nın tebaları olarak katliamdan kurtulmak amacıyla artık bizim olmaktan çıkmış bugünkü Bulgaristan’ın Osmanpazar köyünden göçüp gelmiş… Savaşlar, yenilgiler, göçler, sürgünler, katliamlar ve acılarla dolu bir tarih dilimi… 100 binlerce insan gibi Zeki Baba’nın kaderi de işte bu göçlerle ve katliamların acı sonuçlarında belirleniyor.</p>

<p>Mağlup milletin çocukları artık ana yurtlarından kopmak zorunda kalıyor. Zeki Baba’nın dedesinin babası çocukları ile birlikte yanına alabildiği kadar eşya ile Anadolu’nun yolunu tutuyor.<br />
Bir yıkıntı, binlerce insanın hayata yeniden başlangıcı oluyor. Sanki 600 yıllık imparatorluk Balkan ve Kafkas neslinin üzerine çökmüş gibi…<br />
Sonra mı?</p>

<p>Sonrası malum… Bildiğiniz o yürek acıtan hüzünlü göçler…</p>

<p>Ve müslüman Türk milletinin kıyamete kadar İslam toprağı kalacak olan Anadolu toprağına ayak basıyor Zeki Baba’nın ataları… Bitkin, aç susuz, peşiran bir halde, sınırı geçer geçmez ilk yere yığılıp kaldılar. Zeki Baba’nın atalarının yeni vatanı Balaban Köyü olmuştur.</p>

<p>Artık yeni bir hayat, yeni bir vatan, yeni bir yaşam bekliyor Zeki Baba’nın dedelerini… İşte Zeki Baba’nın babası Ali Rıza da burada, Edirne’nin İpsala ilçesine bağlı Balaban köyünde dünyaya geliyor. (Balaban Köyü sonradan Uzunköprü İlçesi’ne bağlandı)</p>

<p>Fakat nedendir bilinmez Zeki Baba’nın dedesi Mustafa Ağa, (Gönen’de Uzunköprülü Mustafa Ağa olarak bilinir), sekiz çocuğundan o sırada altı yaşındaki Alirıza da dahil henüz bekar olan &nbsp; beş çocuğunu yanına alarak 1928 yılında Balaban Köyü’nden ayrılarak bugünkü Gönen topraklarına gelip yerleşiyor. Alirıza’nın evli olan iki büyük ablası ve bir ağabeyi Balaban köyünde kalır. (İşte Zeki baba bu gezimizde amca ve hala çocukları ile uzunca bir aradan sonra yüzyüze bir kez daha buluşacaktır.)</p>

<p>Kadere bakın ki, aynı tarihte yani 93 Harbi sonunda, Osmanlı coğrafyasının diğer bir köşesinde, Kafkaslar’da Anadolu topraklarına bir göç daha olur. Bu sefer Zeki Baba’nın Kırım’dan Tatar ataları gelmiştir Gönen’e… Birbirlerinden habersiz… Balkanların Muhaciri Alirıza (baba) ile Kafkasların Tatar kızı Hasibe’nin (anne) yolları Gönen’de birleşir. 93 Harbi; Zeki Baba’nın annesi ile babasını Gönen’de buluşturur. Bir yanı Balkan bir yanı Kafkas’tır Zeki Baba’nın…</p>

<p>İnsanların kaderi, kimin dünyaya geleceği milyarlarca ihtimallere dayalı tevafuklara bağlı değil mi? Yaratılış hikmetine akıl sır ermiyor. Balkanlar çökecek, Kafkaslar toz duman olacak, biri Batı’da ötekisi Doğu’da iki farklı coğrafyadaki aileler Anadolu toprağında buluşacak.</p>

<p>Zeki Baba, işte böylesine akıl sır ermeyen, hüzünlü ve acılı göçlerin buluşan anne babanın çocuğu olarak dünyaya geliyor. Sonrasında Zeki Baba anne ve babasından hep göç hikayeleri dinleyerek büyüyecektir. Hem anneden hem de babadan yaralı bir çocuk… İki taraftan yıkılmıştır. Zeki Baba’nın karakterinin oluşmasında şüphesiz bu hikayelerin büyük etkisi olmuştur. Bu karakter ki; hep iyilikle, hep güzelikle, hep merhamet ve vicdanla örülmüş, temeli sağlam atılmış…</p>

<p>Hayat işte… 1960’lı yıllar… Türkiye için zor yıllar. Darlık ve kıtlık yılları… İnsanların sadece giyecek ve yiyecek için yaşadığı geçim yılları… Köyünden kımıldamanın, 40 kilometre ötedeki Bandırma’ya bile gitmenin bir çok insan için çok zor olduğu yokluk yılları… Ki Zeki Baba, denizi ilk defa 12 yaşında iken görebiliyor. Öylesine esir almış mahrumiyet ve fakirlik, ailelerin kucağına bağdaş kurmuş kalkmıyor.</p>

<p>Edirne’nin Balaban köyünde bırakıp gelinen akrabalardan ne haber var ne mektup… Ne de Kırım’dan anne tarafından haber var. Kopuyor bu yıllarda bağlar. Unutturuyor çetin hayat şartları… Herkes kendi derdine düşmüş, öldürücü bir geçim telaşı… Kim nereye gitsin ki? Edirne nere Gönen nere? Şimdi bize Çin ne kadar uzaksa, o gün Gönen de Balaban’a o kadar uzak… Hatta daha uzak. Hele Kırım? Mars kadar uzakta Kardaş ailesine…</p>

<p>Zeki Baba, daha küçük yaşta ne kadar zeki, çalışkan ve sağlam bir karaktere sahip olduğunu gösteriyor. İsmiyle müsemma… Gönen’de hem tarlada hem de ahırda çalışıyor. Hem hayvanlara bakıp tarlada ekinler biçiyor, hem de derslerine çalışıyor.</p>

<p>O zaman belli oluyor Zeki’nin okuyup adam olacağı… Nitekim ailesini yanıltmıyor. Ta ilkokuldan başlayarak bütün okullardan en iyi derece ile mezun oluyor. Yatılı parasız okullar kazanıyor, Balıkesir’de okuyor, sonra da İstanbul’da iki üniversite bitiriyor. İlk, orta, lise ve üniversite’de bütün sınıfları başarıyla geçiyor. Hiçbir dönem hiçbir okulda ikinciliğe düşmüyor.İstanbul’da ilahiyat ve Hukuk Fakülteleri’nden mezun oluyor.<br />
Sonra iş hayatı… Avukatlık, Libya’da ve İstanbul’da çeşitli alanlarda başarılı çalışmalar… Yorulmak bilmeden koşturma… Sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Genel Müdürlük, siyasete girme teşebbüsleri, Gönen Belediye Başkanlığı için aday olması…</p>

<p>Bugün İstanbul’da yiyecek sektöründe ünlü bazı markaların bayiliklerini işleten, mütevazı bir iş hayatında görüyoruz Zeki Baba’yı…</p>

<p>Zeki Baba, Edirne’de kimi akrabalarını hayatında ilk defa görecek. Sabah erkenden kalkıp Uzunköprü ve Balaban köyüne doğru hareket etti. 150 yıl önce Bulgaristan’ın Osmanpazar bölgesinden göçüp gelen atalarının çocukları (Amca ve hala çocukları ve onların torunları) ile tanışacak olmanın heyecanını gizlemeye çalışıyordu Zeki Baba…<br />
Kolay değil, babasının doğup büyüdüğü topraklara geliyor, Uzunköprü ve Balaban Köyüne yaklaştıkça heyecanı artıyor, kalp atışlarının hızıyla yüzündeki kırmızılık iyice koyulaşıyor, içinde Karadeniz fırtınaları kopuyordu. Duygu yoğunluğunu belli etmemeye çalışsa da ben hissediyorum.</p>

<p>Seyahat boyunca Zeki Baba hep gözleri nemli göç hikayeleri, baba ve annesinin hayata tutunma mücadelesini anlatıyor. Zeki Baba, doğup büyüdüğü Gönen’deki küçüklük yıllarını ve anılarını anlatırken kendinden geçiyor, adeta ayakları yerden kesiliyor, geçmişe büyük bir özlem duyuyor. Nerede esen bir rüzgar bedenini okşasa, nerede bir çam kokusu hissetse, nerede yerlere yatan buğday başakları görse, Zeki Baba bulunduğu yerden kopar Gönen’e, babasının yanına taşınır, ruhuyla bedeniyle… Gözleri dolar, bakışları uzaklara kayar.</p>

<p>Dünyanın en uzun köprüsü üzerinden geçip Uzunköprü merkezine vardığımızda bizi ilk olarak halasıoğlu emekli öğretmen Oktay dayımız karşıladı.</p>

<p>İlk buluşma, ilk temas, ilk bakışma, ilk sohbet… Yıllar yıllar sonra… Kupkuru toprağın senelerin ardından suyla buluşması gibi… Halaoğlu, halakızı, onların çocukları ve torunları ile öyle bir kucaklaşma ki belki de Zeki Baba her birinin şahsında babasını görüyor, babasını kucaklıyor.</p>

<p>Oktay abiyi de yanımıza alıp doğruca eski adı Harala olan Altınyazı köyüne gidiyoruz. Balaban köyünden önce bu köyde görmemiz gereken bir akraba daha var. Emine halasıoğlu Kazım dayı ve çocukları… Kapıda bizi Kazım dayının gelini Neclâ abla karşılıyor. Zeki Baba’yı ilk defa görüyor, fakat ismini çok duymuş… Kazım dayı ise artık 90’a merdiven dayamış, zayıflamış, hastalanmış, hafızasını büyük ölçüde kaybetmiş… Zeki Baba’yı hatırlaması mümkün değil… Evin oğlu Ziya abi de yok, İlçe merkezine gitmiş… Fakat çatkapı gittiğimiz için herkes hazırlıksız… Ya bahçede iş yaparken ya da hayvana yem verirken buluyoruz akrabaları… Hemen telaşla ve heyecanla üst baş değişiliyor, Zeki Baba geldi diye heyecanla yiyecek bir şeyler hazırlanıyor. Kazım dayımızın evinde bir adet köy ekmeği, iki kaşık yağ, iki dilim peynir ve birkaç adet erik… Zeki Baba hayatının belki de en lezzetli yemeğini yedi.</p>

<p>Ve asıl köye, Balaban’a gidiyoruz. Zeki Baba’nın babasının doğup büyüdüğü, şimdi eski evlerinde yellerin estiği köyüne… Halasıoğlu Halit dayı ve oğlu Nejat abinin evine… Köy muhtarına önceden telefon açıp geleceğimizi söyledik, Nejat’a haber verin dedik. Köy ahalisinde bir heyecan almış başını gidiyor. Kim gelecek? Zeki Baba… Nejat bizi, aynı zamanda kendisinin işlettiği köy kahvesinde bekliyor fakat biz doğruca evine gittik. Evin gelini Gülcan yenge karşıladı bizi... Bu evin ahalisinin tümü Zeki Baba’yı ilk defa görüyor. Sadece ismini duymuşlar, ancak hakkında hiçbir bilgiye sahip değiller… Onlar da biliyor ki, Gönen’de Alirıza dayıları, onların çocukları ve Zeki Baba var ama başka da bir bilgiye sahip değiller… Akrabalar Zeki Baba’yı görünce ve öğrenince heyecanlarını ve duygularını belli ederken, Zeki Baba hala sükunetini koruyor, heyecanını belli etmiyor ve duygularını açığa vermiyor. Ama ben biliyorum ki, içinde çok yoğun bir duygu değişimi yaşıyor.</p>

<p>Balaban Köyü küçük ama zamanın en zengin köylerinden biriymiş… Şimdi nüfusu azalsa da evleri büyük ve güzel, bahçeli ve bahçelerde envaı türlü meyve ve çiçekler yetişmiş… Zeki Baba’nın akrabalarının evleri de öyle… Nejat’ın bahçesinde, kendiliğinden yetişen şeftaliden koparıp yedik. O da ne? Bu nasıl bir lezzet Allahım? Ben Gündüzbeyli olmama ve Gündüzbey’de dünyanın en lezzetli meyvelerini yememe rağmen ömrümde böyle bir şeftali hiç tatmadım. Dönerken yüzsüzlük gösterip üç adet kopardım ve eve getirdim, Zeki Baba’ya da vermedim, bencillik yaptım. Çekirdeklerini Gündüzbey’e götürüp orada ekeceğim.</p>

<p>Evin hanımı Gülcan Yenge’nin alelacele kurduğu sofrada bize ikram edilen yemekler de çok lezzetliydi. Neden acaba? Yıllar sonra yapılan sıla-i rahimin etkisi mi? Baba ocağı olduğu için mi? Bu tarihi bulaşmanın yemeğe yansıması mı? Odaları kaplayan koyu sevgi ve muhabbetin buhar olup yemeğe sinmesi mi?</p>

<p>Vefatlar, düğünler akraba ziyaretlerinin vazgeçilmez konusudur, kim ölmüş, kim kalmış, kim nerede ne yapıyor? Hepsi bir kere daha hatırlanıyor ve yad ediliyor. İlk defa öğrenilen bilgiler “Ya öyle mi?”, “Vah vah!” ya da “Maşallah”, “Ne güzel!” nidalarıyla anılıyor. Maziler birbir dökülüyor gözler önüne, sanki yeniden yaşanmış gibi dile getiriliyor. Hiç görüşülmemiş ya da uzun yıllar önce görülmüş akrabalar, hasret ve özlemle, biraz da buruk bir duyguyla anlatılıyor. Yüzler gülüyor, sevinç ve heyecan zirve yapıyor, herkes bu ani ziyaret karşısında biraz da şaşkın… Ama tatlı bir şaşkınlık…</p>

<p>Bu sefer bitişik evden hızla ve büyük bir sevinçle koşan bir kadın, öyle iştahla kucaklaşıyor ki Zeki Baba’yla… Amcası torunu Emel abla… “Aaa Zeki abi gelmiş… Aman Allahım, gözlerime inanamıyorum.” Kadının eli ayağı tutuşuyor adeta… Yaşlı annesine bakmak üzere köye gelmiş… Karşısında aniden Zeki Baba’yı görünce nasıl da heyecanlandılar. Osmanlı şurubu, meyve ikramı eşliğinde koyu bir sohbet daha başladı Emel ablanın baba evinde…</p>

<p>Balaban köyünde son olarak ziyaret edeceğimiz yer Köy kahvesi… Köyün ekabir takımı, yaşlılar bir anda Zeki Baba’nın etrafını sardı. Rahmetli Alirıza Dayının oğlunun köye geldiğini duyanlar akın akın kahveye koşuyor. Köyün en yaşlıları Alirıza dayıyı tanıdıklarını söyleyince Zeki Baba iyice kulak veriyor. Babasının ismini duydukça adeta kendinden geçiyor, hiçbir kahve muhabbeti bu kadar mutlu etmemiştir Zeki Baba’yı…<br />
Artık ayrılık vakti… Yıllar sonra yapılan ziyaretin sonuna geldik.</p>

<p>Bir daha görüşülmek üzere, sık sık gelip gitme sözleri verilerek, aile boyu gelinsin diyerek vedalaşılıyor. Geride tatlı bir iz ve hatıra bırakılarak… Biz de Oktay abiyi tekrar Uzunköprü merkezine bırakıp Edirne’ye dönüyoruz.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/93-harbi-gonenli-zeki-baba-edirne-gezisi-ve-iyilik-yapmak-78920"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/alisan-hayirli-93-harbi-gonenli-zeki-baba-edirne-gezisi-ve-iyilik-yapmak-1786011106.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mehmet Akif Üstündağ Dünyayı Salladı! Malatya Siyaseti Görmezden Geldi</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/mehmet-akif-ustundag-dunyayi-salladi-malatya-siyaseti-gormezden-geldi-117563</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/mehmet-akif-ustundag-dunyayi-salladi-malatya-siyaseti-gormezden-geldi-117563</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Murat Çetin, Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Malatyalı Mehmet Akif Üstündağ’ın dünya çapındaki tarihi başarısına karşılık kent siyasetinin takındığı sessizliği eleştirdi. Çetin, Malatya’da liyakatin ve büyük başarıların gölgede bırakıldığını vurgulayarak yerel yöneticilere ve siyasetçilere tepki gösterdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya Time’daki köşesinde kaleme aldığı yazısında, Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Malatyalı Mehmet Akif Üstündağ’ın elde ettiği uluslararası başarılar karşısında yerel siyasetin ve kent yöneticilerinin takındığı sessiz tutumu eleştirdi.</p>

<p>Çetin, Filenin Sultanları’nın dünya çapındaki zaferinde büyük pay sahibi olan Malatyalı bir spor adamının memleketinde yeterli ilgiyi ve takdiri görmediğine dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DÜNYA AYAĞA KALKTI MALATYA OTURDU</span></strong></p>

<p>Filenin Sultanları’nın zirveye çıktığı süreçte Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ’ın rolüne vurgu yapan Murat Çetin, yazısında şu ifadelere yer verdi:&nbsp;“Filenin Sultanları zirveye çıktı. Ay-yıldızlı forma parladı. Bayrak yükseldi. İstiklâl Marşı okundu. Dünya ayağa kalktı. Malatya oturdu. O büyük yürüyüşün başında bir Malatyalı vardı: Mehmet Akif Üstündağ. Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı. Uluslararası voleybol yönetiminde söz sahibi. Memleketin yetiştirdiği başarılı bir spor adamı. Ankara’yı aşmış. Avrupa’ya uzanmış. Dünyaya kendisini kabul ettirmiş. Gelgelelim Malatya siyasetine sesini duyuramamış.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA’DA İNSANIN BOYUNU BAŞARISI ÖLÇMEZ&nbsp;</span></strong></p>

<p>Kentteki siyasi anlayışı ve liyakat kriterlerini eleştiren Çetin, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü:&nbsp;“Çünkü burada başarı tek başına yetmez. Kimin adamı olduğuna bakılır. Hangi masaya oturduğun tartılır. Kime yakın durduğun ölçülür. Sonra liyakat bir kenara bırakılır. Cetvel çıkarılır. Malatya’da insanın boyunu başarısı ölçmez; siyasi gölgesi belirler. Üç kişinin katıldığı toplantıya ‘tarihî buluşma’ denir. Bir protokol ziyaretinden destan çıkarılır. Çay içilir. Fotoğraf çekilir. Basın bülteni hazırlanır. Memlekete hizmet edilmiş gibi alkış beklenir.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KENDİ AFİŞİNİ SEYRETMEKTEN ŞAMPİYONU FARK EDEMİYOR</span></strong></p>

<p>Memleketin öz evladına hak ettiği değerin verilmediğini belirten Murat Çetin, yerel yöneticilere ve siyasetçilere seslenerek eleştirilerini şöyle tamamladı: “Dünya çapında başarı kazanan hemşehrimiz içinse ağızlar mühürlü. Ne coşku var. Ne sahiplenme. Ne de hak ettiği kuvvetli bir takdir. Sanki Filenin Sultanları başka ülkenin takımı. Sanki federasyonun başındaki isim başka şehrin evladı. Sanki bu gururun Malatya’ya tek gramlık payı yok. Burada sessizlik, unutkanlıktan fazlasını düşündürüyor: Mehmet Akif Üstündağ’ın anılması mı istenmiyor? Başarısı bazılarını mı rahatsız ediyor? Yoksa vefa, seçimden seçime hatırlanan bir propaganda kelimesine mi dönüştü? Sami Er… Milletvekilleri… İl başkanları… Oda yöneticileri… Her fırsatta ‘Malatya’nın değerleri’ diyorsunuz. Buyurun, değer karşınızda. Üstelik kürsü aramıyor. Makam dilenmiyor. Alkış istemiyor. Adam zaten başarmış. Size düşen yalnızca görmek. Fakat memleket siyasetinin gözü küçük hesaplara öylesine alışmış ki büyük başarıyı seçemiyor. Yakınına bakmaktan ufku göremiyor. Kendi afişini seyretmekten şampiyonu fark edemiyor. Mehmet Akif Üstündağ dünyaya Türk voleybolunun gücünü gösterdi. Malatya siyaseti ise bir kez daha kendi küçüklüğünü.”</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bir-mahalle-murat-kuruma-cok-mu-78916"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 16:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/mehmet-akif-ustundag-dunyayi-salladi-malatya-siyaseti-gormezden-geldi-1786010816.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / Malatya&#039;nın Ortasındaki Suç Abidesi: Bu Heykel Artık Kaldırılmalıdır!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-malatyanin-ortasindaki-suc-abidesi-bu-heykel-artik-kaldirilmalidir-117549</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-malatyanin-ortasindaki-suc-abidesi-bu-heykel-artik-kaldirilmalidir-117549</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tarih, yalnızca geçmişin bir dökümü değil; milletlerin ruhunu, şehirlerin ise kendi hafızasını ve karakterini koruma mücadelesidir.&nbsp;</p>

<p>Anadolu’nun kadim irfan merkezlerinden, manevi şuurun ve köklü ahlak anlayışının sarsılmaz kalelerinden biri olan Malatya, bugün kimliğini yaralayan derin bir çelişkiyle karşı karşıyadır.&nbsp;</p>

<p>Şehrin tam kalbinde,&nbsp;</p>

<p>Orduevi ile Atatürk Evi’nin karşısında yükselen o malum anıt,&nbsp;</p>

<p>1945-1947 yılları arasında dönemin tek parti iktidarı ve mahalli idarecilerinin kararıyla, heykeltıraşlar Nejat Sirel ile Hakkı Atamulu'ya yaptırılmıştır.&nbsp;</p>

<p>Ancak Viyana’daki veya Batı’daki estetik incelikten mahrum, tamamen uydurma bir zihniyetin ürünü olan bu eser; sanatla uzaktan yakından ilgisi olmayan, zevkssiz ve beceriksiz bir döküm kusmuğu...</p>

<p>Floransa, Viyana sokaklarındaki klasisizmin gülünç bir takliti ile ortaya konulan bu garabet...</p>

<p>Anadolu gerçeğinden tamamen kopuk, sözde bir sanat faciasıdır.<br />
Resmi törenler yapılan bu heykel yeltenişi...</p>

<p>Ögrencilik bayramlarindan hatirlarim, hep bir utanç ve tahammülsüzlük duyguları ile önünde kerhen durdurulduğumuz çirkinliktir olmustur.&nbsp;</p>

<p>Bu mesele, sadece basit bir estetik tercih meselesi değildir.&nbsp;</p>

<p>Bu; bir şehrin inancına, tarihine ve ruhuna çekilen operasyona karşı yükselen haklı bir varoluş direnişidir.</p>

<p>Geleneksel İklim ve örfün Süzgecinden...&nbsp;</p>

<p>Teşhirci Anlayışın Malatyali gönlünde reddi...</p>

<p>Anadolu’nun sanat ve ahlak anlayışı, Batı’nın maddeci ve dışa dönük estetiğinden tamamen ayrılır.&nbsp;</p>

<p>Antik Mısır, Roma ve Yunan geleneklerinde insan bedeninin kamusal alanda idealize edilerek sergilenmesi tanrısal uyum sayılırken;&nbsp;</p>

<p>İslam-Türk sentezi bedeni mahremiyet, edep ve ilahi birer emanet olarak koruma altına almıştır.</p>

<p>Zanaat ile hikmetin buluştuğu&nbsp;<br />
Malatya gibi köklü bir irfan şehrinde, kamusal alanın orta yerine dikilen o döküm yığını çıplak figür asla bir özgürlük simgesi olmamıştır.&nbsp;</p>

<p>Bu toprakların insanı için bu manzara, edep sınırlarının ihlali ve toplumsal ahlaka vurulmuş açık bir darbedir.</p>

<p>İşte size<br />
Bir zor soru!</p>

<p>Bir Tasfiye Operasyonu mu? Atatürk’ü İtibarsızlaştırma Anıtı mı?</p>

<p>1945-1947 yılları arasında İsmet İnönü’nün baskın otoritesiyle Malatya’ya dayatılan bu anıtlar masum değildir.&nbsp;</p>

<p>Atatürk’ün vefatının ardından başlatılan "İnönüleştirme" süreçleri taşrada da karşılık bulmuştur.&nbsp;</p>

<p>İnönü’nün memleketinde, bir siyasi liderin anısının yanına halkın inancında "edep dışı" kabul edilen çıplak bir figürün konulması; Atatürk algısını halkın nezdinde itibarsızlaştırma girişimidir.</p>

<p>Eğer amaç kurucu liderin hatırasını yüceltmek olsaydı, o toplumun en hassas inanç sınırlarını ihlal eden bir figür onunla yan yana getirilmezdi.&nbsp;</p>

<p>Bu heykel, o dönemin halkına yabancı dayatmacı politikasının ve kurucu figürü halkın inancıyla çatıştırarak saibeli hale getiren sinsi bir tasfiye planının ürünüdür.</p>

<p>Şehir Ahlakına Yapılan Nispet ve bastırılmış Toplumsal İnfial!</p>

<p>Malatya meydanlarında yankılanan ses şudur:&nbsp;</p>

<p>Bu kompozisyon, halkın manevi şuuruna karşı adeta "Sizin ahlakınızı tanımıyoruz" dercesine dikilmiş bir nispettir.</p>

<p>Yıllardır örülen tepkiler, çınar yapraklarıyla kapatma çabaları, bu yapay dayatmanın bu şehir tarafından asla benimsenmediğinin kanıtıdır.&nbsp;</p>

<p>Bir kentin kimliği, insanını utandıran ucube döküm yığınlarıyla rehin alınamaz.</p>

<p>Bir de &nbsp;şu var!<br />
Asıl Gündem Aldatmacası:&nbsp;</p>

<p>"Başka Gündeminiz (işiniz) Yok mu?"</p>

<p>Bu heykelin kaldırılması dillendirildiğinde, zihni konforundan ödün vermeyenlerin arkasına sığındığı ezbere bir savunma vardır:&nbsp;</p>

<p>"Başka gündeminiz yok mu? Bunlarla mı uğraşıyorsunuz?"</p>

<p>Bu sığ yaklaşım, toplumu uyutmak için kullanılan klasik bir manipülasyondur.&nbsp;</p>

<p>Oysa Kur'an-ı Kerim'de müminlerin vasfı kötülüğü (münkeri) değiştirmektir.&nbsp;</p>

<p>Hz. İbrahim'e de putları kırdığında "Başka işin yok mu?" demişlerdi.&nbsp;</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/malatyanin-ortasindaki-suc-abidesi-bu-heykel-artik-kaldirilmalidir-78919"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 16:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/dogan-dag-malatyanin-ortasindaki-suc-abidesi-bu-heykel-artik-kaldirilmalidir-1785935790.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;yı Enkazdan Çıkaran İsme Sadece Bir Tabela Kenarı Mı Ayrılacak?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyayi-enkazdan-cikaran-isme-sadece-bir-tabela-kenari-mi-ayrilacak-117543</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyayi-enkazdan-cikaran-isme-sadece-bir-tabela-kenari-mi-ayrilacak-117543</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Time yazarı Murat Çetin, kaleme aldığı yazısında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un deprem sonrası şehre sunduğu katkılara dikkat çekerek, adının sadece bir caddeye değil, Saray Mahallesi gibi bir mahalleye verilmesi gerektiğini belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Time portalındaki "Bir mahalle Murat Kurum’a çok mu?" başlıklı köşe yazısında, 6 Şubat felaketinin ardından Malatya’nın yeniden imarı sürecinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un üstlendiği role dikkat çekti. Kentteki mevcut cadde isimleri üzerinden değerlendirmelerde bulunan Çetin, şehre büyük emek veren isimlere karşı sergilenen vefa anlayışının önemine değindi.</p>

<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, yazısında şu ifadelere yer verdi:&nbsp;"<strong>Malatya’nın caddeleri isim dolu. Cezmi Kartay var. Turgut Temelli var. Şehrin hafızasına uğramamış nice isim, tabelalarda yıllardır saltanat sürdü. Kimdir? Malatya’ya ne vermiştir? Hangi yaraya merhem olmuş, hangi taşı üst üste koymuştur? Bilen az. Soran yok. Tabela asılmış… Mesele kapanmış. Sonra 6 Şubat geldi. Malatya çöktü. Çarşı sustu. Mahalleler dağıldı. İnsanlar evini, dükkânını, hatırasını enkazın altında bıraktı. Tam o günlerde bazı siyasetçiler mikrofon taşıdı. Bazıları mazeret üretti. Kimi fotoğraf verdi. Murat Kurum ise yük aldı. Geldi. Gitti. Yeniden geldi. Şantiyeye girdi. Masaya oturdu. İşi takip etti. Şehir merkezinden konut alanlarına kadar Malatya’nın yeniden ayağa kalkması için didindi. Üstelik maharetli bir yerel siyaset kadrosundan mahrum; çoğu zaman beceriksizliğin duvarını yara yara…"</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İRADE VE BÜTÇE VURGUSU</span></strong></p>

<p>Bakan Murat Kurum’un sahadaki icraatlarına ve gösterdiği iradeye değinen Çetin, devlet imkanlarının doğru yönlendirilmesinin önemini şu sözlerle aktardı: <strong>“Devletin parasıyla yaptı” diyen çıkacaktır. Doğru. Cebinden yapmadı. Zaten hiçbir bakan cebinden şehir kurmaz. Para kasadaydı. İrade makamda yoktu. Yetki Mehmet Özhaseki’deyken de devlet aynı devletti. Bütçe aynı bütçeydi. Malatya aynı Malatya’ydı. Fakat şehir bekledi. İnşaat ağırlaştı. Yaralar kabuk bağlayacağına iltihaplandı. Demek ki kasada para bulunması yetmiyor; makamda Malatya’yı dert eden birinin de bulunması gerekiyor. Murat Kurum bunu yaptı. Malatya için yoruldu. Yıprandı. Koşturdu. Taşa el uzatmadı yalnızca; makamının bütün ağırlığını da sahaya sürdü. Bugün bu şehirde yaklaşık 150 bin konuttan, yeniden kurulan merkezden ve yükselen mahallelerden söz ediliyorsa, o emeğin içinde Murat Kurum’un izi vardır."</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">CADDE İSMİ YETMEZ MAHALLEYE VERİLMELİ</span></strong></p>

<p>Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’e çağrıda bulunan Murat Çetin, Bakan Kurum’un adının tek bir cadde ile sınırlı tutulmaması gerektiğini savunarak değerlendirmesini şöyle tamamladı:&nbsp;<strong>"Şimdi Murat Kurum’un adının bir caddeye verilmesi konuşuluyor. İyi de… Ne caddesi, Sami Başkan? Bu şehir, Malatya’yla bağı tartışmalı isimlere caddeler, sokaklar vermiş. Kendisini enkazdan çıkaran isme de bir tabela kenarı mı ayıracak? Murat Kurum’un emeği, bir caddenin başıyla sonu arasına sığmayacak kadar büyüktür. Bir yol levhasına sığmaz. Bir kavşağın köşesinde tüketilemez. Çünkü onun mesaisi bir caddeyle sınırlı kalmadı… Şehrin merkezini kurdu. Mahalleleri yükseltti. Malatya’nın yeniden ayağa kalkmasına öncülük etti. Sami Başkan, caddeyi bırakın. Murat Kurum’un adını bir mahalleye verin. Mesela Saray Mahallesi… Adı saray. Ortada saray yok. Hatırası yok. Hikâyesi yok. Pekâlâ Murat Kurum Mahallesi olabilir. Çünkü şehir hafızası, kuru tabelayla kurulmaz. Vefayla kurulur. Kendisine taş koyanı unutmayan şehir, kendisi için taş üstüne taş koyanı da unutmamalıdır. Malatya’nın cadde isimleri geçmişi anlatıyorsa… Yeni mahallelerinden biri de yeniden doğuşunu anlatmalı. Cadde adı teşekkür(!) sayılır. Mahalle adı ise vefanın mührü olur."</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bir-mahalle-murat-kuruma-cok-mu-78916"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a></p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-04%20at%2011_11_53%20(1).jpeg" style="height:564px; width:800px" /></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 12:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/malatyayi-enkazdan-cikaran-isme-sadece-bir-tabela-kenari-mi-ayrilacak-1785922629.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alişan HAYIRLI / Bir Yangının Külünü Yeniden Yakmayın!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-bir-yanginin-kulunu-yeniden-yakmayin-117538</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-bir-yanginin-kulunu-yeniden-yakmayin-117538</guid>
                <description><![CDATA[Alişan HAYIRLI yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ya yüreklerde tutuşturulan yangınlar?&nbsp;<br />
Ya toplumsal hayatta hızla yayılan alevler?&nbsp;<br />
Ya yalan, fitne, fesat, hırs, intikam, iftira, tahrik, siyasi yobaz ve bağnazlık, ideolojik körlük, ötekileştirme, dışlama, ülkemizi kasıp kavuran sevgisizlik, acımasızlık ne olacak?&nbsp;<br />
Bir kibrit nasıl ki, insan ayırmadan, hayvan ayırmadan, ağaç ayırmadan önüne geleni yakıp kül ediyorsa, toplumsal hayattaki bir yalan, bir iftira, bir hakaret, bir küfür de siyasi görüş düşünce, inanç ve etnik aidiyet ayırmadan insanımızı yok ediyor.&nbsp;<br />
Birbirimizi yiyip bitiriyoruz.&nbsp;<br />
Toplumsal hayattaki dayanışma ve iletişim akslarının hepsi birer birer kırılıyor. Bizi birbirimize bağlayan manevi zincirler kopuyor.&nbsp;<br />
Güç kaybediyoruz.&nbsp;<br />
Zayıf düşüyoruz.&nbsp;<br />
Tarihten gelen mirasımızı bir hiç uğruna, kimsenin kazanamayacağı bir savaş uğruna yok ediyoruz. Her siyasi görüşe mensup kişi ya da grup kendisine yaşam alanı açayım derken, aslında kendi yaşam alanını da yok ediyor. Rakibi gördüğü insanları ateşe atarken aslında kendisini de ateşe atıyor.<br />
Dedim ya yangın bu…&nbsp;<br />
Bu yangın başka yangın… Kibriti yalan, iftira, akıl tutulması, sağduyu kaybı, hoşgörüsüzlük, sevgisizlik, yapay farklılar, yobazlık ve bağnazlık… Hızla yayılıyor manevi yangın, toplumsal kundaklama…&nbsp;<br />
Yakıyoruz birbirimizi… Herkes yangına körükle gidiyor.&nbsp;<br />
Tutuşturduğumuz bir yangın kendi evimize sıçrıyor.&nbsp;<br />
Yanıyoruz.&nbsp;<br />
Bir yudum su getirip söndüren yok.&nbsp;</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bir-yanginin-kulunu-yeniden-yakmayin-78918"><span style="color:#2980b9"><strong>...</strong></span></a></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bir-yanginin-kulunu-yeniden-yakmayin-78918"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 10:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/alisan-hayirli-bir-yanginin-kulunu-yeniden-yakmayin-1785916596.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / Gazze Konvoyu Sakarya Molası</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-gazze-konvoyu-sakarya-molasi-117521</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-gazze-konvoyu-sakarya-molasi-117521</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazze konvoyu 25 Temmuz 2026' da&nbsp;<br />
Bosna’nın acılı topraklarından, Srebrenitsa’nın şehitler makamından başlayarak, Arnavutluk’un dağlarını, Yunanistan’ın yollarını aştı; İpsala’dan Türkiyemiz topraklarına giriş yaparak nihayet 1 Ağustos'ta şehrimiz Sakarya’da mola verdiler...</p>

<p>Nihayet!</p>

<p>Sakarya olarak Bir Diriliş ve kıyam erlerinin durağı olduk..<br />
Bu duygularla onlarla hemhal olmak destek olmak paylaşmak üzre bir heyecan ve coşku ile onları karşıladık.<br />
Kocaeli İl sınırından alarak konaklayacakları Sakarya Millet Bahçesi’ne ulaştırdık!<br />
Ve evet !</p>

<p>Vicdanın ve İmtihanın konvoyu<br />
Sakarya'da konakladı... &nbsp;&nbsp;<br />
Sıradan bir hareketin, bir organizasyonun veya bir geçişin değil; çok daha derin, çok daha kutlu bir niyet, şuur ve duruşun seferileri...&nbsp;<br />
Bu kutlu seferiler &nbsp;tüm insanlığın ve ümmetin namusunu kurtaran &nbsp;ortak vicdanının ta kendisi, vicdanın &nbsp;en haysiyetli iradenin konvoyu oldular...&nbsp;<br />
Kimi "Sumud sabıkalısı" ...<br />
Daha bir bilenmiş...<br />
Yüreği Gazzeli kardeşleri için atan, davası hak ve adalet olan gönüller yeniden birleşti, bu sefer karadan bir konvoy oldular...&nbsp;<br />
Hoş gelişler olsun!<br />
Maşallah!</p>

<p>Ve seferin ciddiyeti önemine tedbir ve taktik için&nbsp;<br />
Serdivan Belediyesi kongre salonunda eğitime girdiler...<br />
Ardından nihayet misafirlerimizle Millet bahçesinde buluştuk...<br />
O geniş, ferah ve huzur dolu meydan, o akşam bambaşka bir imanla, vakarla ve heyecanla dolup taştı.&nbsp;<br />
Sakarya'ya<br />
sadece bir grup otobüs, muhtelif araçlar &nbsp;sadece bir grup insan gelmedi; yılların birikmiş ahı, ümmetin suskunluğunun utancı, selamet bekleyenlerin çığlığı ve en önemlisi bir "diriliş" iradesi park etti.<br />
Konvoydaki güzel insanlarla, o kutlu yolcularla yüz yüze geldik.&nbsp;<br />
Sarıldık, halleştik, dertleştik.&nbsp;<br />
Mütevazı sofralarının etrafında, bir dilim karpuz eşliğinde çay yerine "Gazze şuuru" yudumladık. Gözlerine baktık.&nbsp;<br />
Ne bir şov, ne bir reklam yüzü, ne de hamasi ve içi boş bir retorik vardı o gözlerde.&nbsp;<br />
Her birinin yüzünde tarifsiz bir dert, derin bir vakar, sarsılmaz bir iman ve hakiki bir hal vardı.&nbsp;<br />
Dertleri sahiciydi, duruşları bükülmezdi, niyetleri saf ve berraktı.</p>

<p>Hakikatin Sesi: "Fiili Dua"...<br />
O kutlu yolcularla hemhal olurken aklımızdaki o malum ve fakat bir o kadar da insanı utandıran ama merak galip geldi, soruyu sorduk:&nbsp;<br />
"Yahu, ya İsrail sınırdan sokmazsa?&nbsp;<br />
Ya orada, o kadar yolun sonunda bir gedik bulamaz da sınırda kalırsanız?"<br />
Bu hakikat erleri, dudaklarında mütevekkil ve hikmet dolu bir tebessümle karşılık verdiler.&nbsp;<br />
Bu tebessüm, dünyevi tüm hesapları ve korkuları yerle bir eden bir cevaptı:&nbsp;<br />
"Biz yola çıktık kardeşlerim. Gerisi Allah’ın takdiridir.&nbsp;<br />
Evde oturmak mı, yoksa yollara düşüp fiili dua etmek mi?&nbsp;<br />
Elbette harekette bereket, kıyamda izzet vardır.&nbsp;<br />
Allah bu samimi gayretin karşılığını, dava derdine düşenlerin karşılığını hem bu dünyada hem ahirette verecektir.&nbsp;<br />
Bizim bu yola düşmemizle dünya farkındalığı devam edecek, ümmet bu davayı unutmayacak...<br />
Ve muhakkak ki<br />
Gazze'deki mazlum Müslümanların umutları, dirençleri artacak...&nbsp;<br />
Ve en önemlisi! Belki bu çabamızla Allah bizden razı olur..<br />
Miras Bırakılacak Onur...<br />
Konvoydakilerden biri, kelimeleri tane tane dökerek öyle bir cümle kurdu ki, zihinlerimize mıh gibi çakıldı ve oradaki herkesin kalbine bir ateş gibi düştü:<br />
"Bu benim imtihanım, Rabbimin rızası için mazluma destek için &nbsp;kıyam ettiğimi evladıma göstermek derdidir..."<br />
İşte meselenin özü, hakikatin özeti budur.&nbsp;<br />
Evladına, yarının nesline&nbsp;<br />
"Biz susmadık, biz katile katil, zulme zulüm dedik, yollara düştük" diyebilme onurunu, mirasını bırakabilmek…&nbsp;<br />
Sadece kendi huzurunu değil, gelecek nesillerin vicdanını da kurtarma kaygısı.<br />
Hasat ve İbret ...<br />
Gönlümüz titredi, imanımız tazelendi.&nbsp;<br />
İbretle ve derin bir gıpta ile baktık o yolculara.<br />
"Keşke biz de onlar gibi yola çıkabilsek" dedik içimizden.&nbsp;<br />
Bu,ne güzel bir niyet ne güzel bir hal...<br />
İmrendik, "biz de orada olmalıyız" şuuruyla idrak, heyecan ve arınma dalgasıydı.&nbsp;<br />
Onlar yola düşerken, biz burada şuur ve idrak nasibine erdik.<br />
Güzel oldu, sevindik, nasibdar olduk.<br />
Sabahın ilk ışıklarıyla bu kutlu konvoyu Sakarya’dan uğurlayacağız.&nbsp;<br />
Rotası ve menzili belli; Ankara, Konya, Güneydoğu, Irak, Ürdün ve oradan...&nbsp;<br />
Ramallah!</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/gazze-konvoyu-sakarya-molasi-78917"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 14:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/dogan-dag-gazze-konvoyu-sakarya-molasi-1785845172.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Turgut Özal Üniversitesindeki Rektörlük Kulisleri Eylül Ayı Yaklaşırken Hareketlendi</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-turgut-ozal-universitesindeki-rektorluk-kulisleri-eylul-ayi-yaklasirken-hareketlendi-117516</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-turgut-ozal-universitesindeki-rektorluk-kulisleri-eylul-ayi-yaklasirken-hareketlendi-117516</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya Time’daki köşe yazısında Eylül ayı yaklaşırken Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nde başlayan rektörlük kulislerini ve mevcut yönetim anlayışını ele aldı. Üniversitenin akademik ve bilimsel sessizliğini eleştiren Çetin, mevcut yönetimin akademik başarıdan ziyade siyasi dengeleri gözeterek makamını koruduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Time internet sitesinde yayımlanan "Bir Mahalle Murat Kurum’a Çok Mu?" başlıklı köşe yazısının "Korkuluk Niçin Değişsin?" bölümünde Malatya Turgut Özal Üniversitesi’ndeki rektörlük tartışmalarını ve üniversitenin genel durumunu kaleme aldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">RÜZGÂRGÜLÜ TIKIR TIKIR ÇALIŞIYOR</span></strong></p>

<p>Eylül ayının yaklaşmasıyla birlikte üniversitede "Rektör değişir mi?" sorusunun gündeme geldiğini belirten Murat Çetin, kulislerdeki durumu ve mevcut rektörün tutumunu şu sözlerle değerlendirdi:&nbsp;"Eylül yaklaşıyor. Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nde aynı sual: Rektör değişir mi? Kulislerin terazisi hassas. Yüzde 49 gider. Yüzde 51 kalır. Bir oyla seçim kazanılır ya… Bir puanla rektör kurtarılıyor. Niçin gitsin? Üniversiteyi ayağa kaldırıp ortalığı mı karıştırdı? Bilimde çığır açıp birilerini mi gölgede bıraktı? Şehre ufuk çizip siyasetin önüne mi geçti? Haşa! Sessiz. Sakin. Uysal. Rüzgâr hangi taraftan eserse, yüzü oraya dönük. Akademik pusulası bulunmuyor belki; siyasi rüzgârgülü maşallah tıkır tıkır çalışıyor."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BİLİM BEKLEYEBİLİR, MÜHİM OLAN YUKARININ KEYFİ KAÇMASIN</span></strong></p>

<p>Üniversitede vizyon ve proje eksikliği yaşandığını ifade eden Çetin, başarının ölçülme şekline ilişkin eleştirilerini söyle sürdürdü:&nbsp;"Proje soruyorsun… Ses yok. Vizyon diyorsun… Cevap yok. Üniversitenin Malatya’ya kattığı değeri arıyorsun… Kocaman bir sessizlik. Ama makamı koruma dersinde tam not. Protokolde hazır. Talimat gelince çevik. Siyasi iradenin kaşı kalkmadan ceket iliklenmiş. Bilim bekleyebilir. Akademi sabredebilir. Öğrenci zaten alışkın. Mühim olan yukarının keyfi kaçmasın. Çünkü bazı rektörler üniversite yönetir. Bazıları dengeleri. Bazıları akademik miras bırakır. Bazıları koltuğun kumaşını eskitir. Burada başarı; yayınla, patentle, buluşla ölçülmüyor. Kimseyi rahatsız etmeden geçirilen dönemle ölçülüyor."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KORKULUK KUTUSUNA SIKIŞAN DÜZEN</span></strong></p>

<p>Çetin, değerlendirmesini şu ifadelerle tamamladı: "O sebeple değişim zor. Yeni gelecek biri fikir üretebilir. İtiraz edebilir. Şehir adına söz söyleyebilir. Allah muhafaza… Üniversiteyi üniversite gibi yönetmeye kalkabilir. Mevcut düzen niçin böyle bir maceraya girsin? Korkuluk konuşmaz. Sorgulamaz. Gölge etmez. Tarlaya hükmetmez. Yalnızca dikildiği yerde durur. Üstelik kuşlar da alışmışsa, korkuluğu sökmek kimin aklına gelir?"</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bir-mahalle-murat-kuruma-cok-mu-78916"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA&nbsp;</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/malatya-turgut-ozal-universitesindeki-rektorluk-kulisleri-eylul-ayi-yaklasirken-hareketlendi-1785837223.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Bir Mahalle Murat Kurum&#039;a Çok Mu?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-bir-mahalle-murat-kuruma-cok-mu-117513</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-bir-mahalle-murat-kuruma-cok-mu-117513</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’nın caddeleri isim dolu.</p>

<p>Cezmi Kartay var.</p>

<p>Turgut Temelli var.</p>

<p>Şehrin hafızasına uğramamış nice isim, tabelalarda yıllardır saltanat sürüyor.</p>

<p>Kimdir?</p>

<p>Malatya’ya ne vermiştir?</p>

<p>Hangi yaraya merhem olmuş, hangi taşı üst üste koymuştur?</p>

<p>Bilen az.</p>

<p>Soran yok.</p>

<p>Tabela asılmış…</p>

<p>Mesele kapanmış.</p>

<p>Sonra 6 Şubat geldi.</p>

<p>Malatya çöktü.</p>

<p>Çarşı sustu.</p>

<p>Mahalleler dağıldı.</p>

<p>İnsanlar evini, dükkânını, hatırasını enkazın altında bıraktı.</p>

<p>Tam o günlerde bazı siyasetçiler mikrofon taşıdı.</p>

<p>Bazıları mazeret üretti.</p>

<p>Kimi fotoğraf verdi.</p>

<p>Murat Kurum ise yük aldı.</p>

<p>Geldi.</p>

<p>Gitti.</p>

<p>Yeniden geldi.</p>

<p>Şantiyeye girdi.</p>

<p>Masaya oturdu.</p>

<p>İşi takip etti.</p>

<p>Şehir merkezinden konut alanlarına kadar Malatya’nın yeniden ayağa kalkması için didindi.</p>

<p><strong>Üstelik maharetli bir yerel siyaset kadrosundan mahrum; çoğu zaman beceriksizliğin duvarını yara yara…</strong></p>

<p>“Devletin parasıyla yaptı” diyen çıkacaktır.</p>

<p>Doğru.</p>

<p>Cebinden yapmadı.</p>

<p>Zaten hiçbir bakan cebinden şehir kurmaz.</p>

<p><strong>Para kasadaydı.<br />
İrade makamda yoktu.</strong></p>

<p>Yetki Mehmet Özhaseki’deyken de devlet aynı devletti.</p>

<p>Bütçe aynı bütçeydi.</p>

<p>Malatya aynı Malatya’ydı.</p>

<p>Fakat şehir bekledi.</p>

<p>İnşaat ağırlaştı.</p>

<p>Yaralar kabuk bağlayacağına iltihaplandı.</p>

<p><strong>Demek ki kasada para bulunması yetmiyor; makamda Malatya’yı dert eden birinin de bulunması gerekiyor.</strong></p>

<p>Murat Kurum bunu yaptı.</p>

<p>Malatya için yoruldu.</p>

<p>Yıprandı.</p>

<p>Koşturdu.</p>

<p><strong>Taşa el uzatmadı yalnızca; makamının bütün ağırlığını da sahaya sürdü.</strong></p>

<p>Bugün bu şehirde yaklaşık 150 bin konuttan, yeniden kurulan merkezden ve yükselen mahallelerden söz ediliyorsa, o emeğin içinde Murat Kurum’un izi vardır.</p>

<p>Şimdi Murat Kurum’un adının bir caddeye verilmesi konuşuluyor.</p>

<p>İyi de…</p>

<p><strong>Ne caddesi, Sami Başkan?</strong></p>

<p>Bu şehir, Malatya’yla bağı tartışmalı isimlere caddeler, sokaklar vermiş.</p>

<p>Kendisini enkazdan çıkaran isme de bir tabela kenarı mı ayıracak?</p>

<p><strong>Murat Kurum’un emeği, bir caddenin başıyla sonu arasına sığmayacak kadar büyüktür.</strong></p>

<p>Bir yol levhasına sığmaz.</p>

<p>Bir kavşağın köşesinde tüketilemez.</p>

<p><strong>Çünkü onun mesaisi bir caddeyle sınırlı kalmadı…</strong></p>

<p><strong>Şehrin merkezini kurdu.</strong></p>

<p>Mahalleleri yükseltti.</p>

<p>Malatya’nın yeniden ayağa kalkmasına öncülük etti.</p>

<p><strong>Sami Başkan, caddeyi bırakın.</strong></p>

<p><strong>Murat Kurum’un adını bir mahalleye verin.</strong></p>

<p>Mesela Saray Mahallesi…</p>

<p>Adı saray.</p>

<p>Ortada saray yok.</p>

<p>Hatırası yok.</p>

<p>Hikâyesi yok.</p>

<p>Pekâlâ<strong> Murat Kurum Mahallesi</strong> olabilir.</p>

<p>Çünkü şehir hafızası, kuru tabelayla kurulmaz.</p>

<p>Vefayla kurulur.</p>

<p>Kendisine taş koyanı unutmayan şehir, kendisi için taş üstüne taş koyanı da unutmamalıdır.</p>

<p>Malatya’nın cadde isimleri geçmişi anlatıyorsa…</p>

<p>Yeni mahallelerinden biri de yeniden doğuşunu anlatmalı.</p>

<p><strong>Cadde adı teşekkür(!) sayılır.<br />
Mahalle adı ise vefanın mührü olur.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-04%20at%2011_11_53%20(1).jpeg" /></strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>KORKULUK NİÇİN DEĞİŞSİN?</strong></span></p>

<p>Eylül yaklaşıyor.</p>

<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nde aynı sual:</p>

<p>Rektör değişir mi?</p>

<p>Kulislerin terazisi hassas.</p>

<p>Yüzde 49 gider.</p>

<p>Yüzde 51 kalır.</p>

<p>Bir oyla seçim kazanılır ya…</p>

<p>Bir puanla rektör kurtarılıyor.</p>

<p>Niçin gitsin?</p>

<p>Üniversiteyi ayağa kaldırıp ortalığı mı karıştırdı?</p>

<p>Bilimde çığır açıp birilerini mi gölgede bıraktı?</p>

<p>Şehre ufuk çizip siyasetin önüne mi geçti?</p>

<p>Haşa!</p>

<p>Sessiz.</p>

<p>Sakin.</p>

<p>Uysal.</p>

<p>Rüzgâr hangi taraftan eserse, yüzü oraya dönük.</p>

<p><strong>Akademik pusulası bulunmuyor belki; siyasi rüzgârgülü maşallah tıkır tıkır çalışıyor.</strong></p>

<p>Proje soruyorsun…</p>

<p>Ses yok.</p>

<p>Vizyon diyorsun…</p>

<p>Cevap yok.</p>

<p>Üniversitenin Malatya’ya kattığı değeri arıyorsun…</p>

<p>Kocaman bir sessizlik.</p>

<p>Ama makamı koruma dersinde tam not.</p>

<p>Protokolde hazır.</p>

<p>Talimat gelince çevik.</p>

<p>Siyasi iradenin kaşı kalkmadan ceket iliklenmiş.</p>

<p>Bilim bekleyebilir.</p>

<p>Akademi sabredebilir.</p>

<p>Öğrenci zaten alışkın.</p>

<p>Mühim olan yukarının keyfi kaçmasın.</p>

<p>Çünkü bazı rektörler üniversite yönetir.</p>

<p>Bazıları dengeleri.</p>

<p>Bazıları akademik miras bırakır.</p>

<p>Bazıları koltuğun kumaşını eskitir.</p>

<p><strong>Burada başarı; yayınla, patentle, buluşla ölçülmüyor. Kimseyi rahatsız etmeden geçirilen dönemle ölçülüyor.</strong></p>

<p>O sebeple değişim zor.</p>

<p>Yeni gelecek biri fikir üretebilir.</p>

<p>İtiraz edebilir.</p>

<p>Şehir adına söz söyleyebilir.</p>

<p>Allah muhafaza…</p>

<p>Üniversiteyi üniversite gibi yönetmeye kalkabilir.</p>

<p>Mevcut düzen niçin böyle bir maceraya girsin?</p>

<p>Korkuluk konuşmaz.</p>

<p>Sorgulamaz.</p>

<p>Gölge etmez.</p>

<p>Tarlaya hükmetmez.</p>

<p>Yalnızca dikildiği yerde durur.</p>

<p><strong>Üstelik kuşlar da alışmışsa, korkuluğu sökmek kimin aklına gelir?</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-04%20at%2011_11_53.jpeg" /></strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>ŞAMPİYONUN MEMLEKETİNDE SESSİZLİK</strong></span></p>

<p>Filenin Sultanları zirveye çıktı.</p>

<p>Ay-yıldızlı forma parladı.</p>

<p>Bayrak yükseldi.</p>

<p>İstiklâl Marşı okundu.</p>

<p>Dünya ayağa kalktı.</p>

<p><strong>Malatya oturdu.</strong></p>

<p>O büyük yürüyüşün başında bir Malatyalı vardı:</p>

<p><strong>Mehmet Akif Üstündağ.</strong></p>

<p>Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı.</p>

<p>Uluslararası voleybol yönetiminde söz sahibi.</p>

<p>Memleketin yetiştirdiği başarılı bir spor adamı.</p>

<p>Ankara’yı aşmış.</p>

<p>Avrupa’ya uzanmış.</p>

<p>Dünyaya kendisini kabul ettirmiş.</p>

<p>Gelgelelim Malatya siyasetine sesini duyuramamış.</p>

<p>Çünkü burada başarı tek başına yetmez.</p>

<p>Kimin adamı olduğuna bakılır.</p>

<p>Hangi masaya oturduğun tartılır.</p>

<p>Kime yakın durduğun ölçülür.</p>

<p>Sonra liyakat bir kenara bırakılır.</p>

<p>Cetvel çıkarılır.</p>

<p><strong>Malatya’da insanın boyunu başarısı ölçmez; siyasi gölgesi belirler.</strong></p>

<p>Üç kişinin katıldığı toplantıya “tarihî buluşma” denir.</p>

<p>Bir protokol ziyaretinden destan çıkarılır.</p>

<p>Çay içilir.</p>

<p>Fotoğraf çekilir.</p>

<p>Basın bülteni hazırlanır.</p>

<p>Memlekete hizmet edilmiş gibi alkış beklenir.</p>

<p>Dünya çapında başarı kazanan hemşehrimiz içinse ağızlar mühürlü.</p>

<p>Ne coşku var.</p>

<p>Ne sahiplenme.</p>

<p>Ne de hak ettiği kuvvetli bir takdir.</p>

<p>Sanki Filenin Sultanları başka ülkenin takımı.</p>

<p>Sanki federasyonun başındaki isim başka şehrin evladı.</p>

<p>Sanki bu gururun Malatya’ya tek gramlık payı yok.</p>

<p>Burada sessizlik, unutkanlıktan fazlasını düşündürüyor:</p>

<p>Mehmet Akif Üstündağ’ın anılması mı istenmiyor?</p>

<p>Başarısı bazılarını mı rahatsız ediyor?</p>

<p>Yoksa vefa, seçimden seçime hatırlanan bir propaganda kelimesine mi dönüştü?</p>

<p>Sami Er…</p>

<p>Milletvekilleri…</p>

<p>İl başkanları…</p>

<p>Oda yöneticileri…</p>

<p>Her fırsatta “Malatya’nın değerleri” diyorsunuz.</p>

<p>Buyurun, değer karşınızda.</p>

<p>Üstelik kürsü aramıyor.</p>

<p>Makam dilenmiyor.</p>

<p>Alkış istemiyor.</p>

<p><strong>Adam zaten başarmış.</strong></p>

<p>Size düşen yalnızca görmek.</p>

<p>Fakat memleket siyasetinin gözü küçük hesaplara öylesine alışmış ki büyük başarıyı seçemiyor.</p>

<p>Yakınına bakmaktan ufku göremiyor.</p>

<p>Kendi afişini seyretmekten şampiyonu fark edemiyor.</p>

<p>Mehmet Akif Üstündağ dünyaya Türk voleybolunun gücünü gösterdi.</p>

<p><strong>Malatya siyaseti ise bir kez daha kendi küçüklüğünü.</strong></p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bir-mahalle-murat-kuruma-cok-mu-78916"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 16:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/murat-cetin-bir-mahalle-murat-kuruma-cok-mu-1785832679.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatyalı Üretici Kadınların Kayısı Mesaisine Teknolojik Gölge Düştü</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyali-uretici-kadinlarin-kayisi-mesaisine-teknolojik-golge-dustu-117506</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyali-uretici-kadinlarin-kayisi-mesaisine-teknolojik-golge-dustu-117506</guid>
                <description><![CDATA[Malatya'da tam da kayısı sezonunda 50-60 kişilik gruplar halinde imece usulüyle çekirdek çıkarma ve patik yapma mesaisi sürerken, tanıtımı yapılan yeni kayısı çekirdeği çıkarma makinesi kadın üreticilerin gündemine oturdu. Ev ekonomilerine katkı sağlayan kadınlar, teknolojiye karşı olmadıklarını ancak mevsimlik iş imkânlarını kaybetmekten endişe duyduklarını dile getirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya'da kayısı hasadının en yoğun döneminde, bahçelerde ve ev önlerinde geleneksel yöntemlerle yürütülen kayısı patiği mesaisi tüm hızıyla devam ediyor. Kadınlar, 50-60 kişilik gruplar halinde bir araya gelerek imece usulüyle kayısıları çekirdeğinden ayırıp patik yapma işlemini gerçekleştiriyor. Hem aile bütçelerine katkı sağlayan hem de kent ekonomisine can veren kadınların gündemi, bugün tanıtımı yapılan yeni kayısı çekirdeği çıkarma makinesi oldu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">WHATSAPP GRUPLARINDA VİDEOLAR DÖNMEYE BAŞLADI</span></strong></p>

<p>Geliştirilen makinenin tanıtım görüntülerinin ardından üretici kadınlar, haber videolarını kendi aralarındaki WhatsApp gruplarında paylaşmaya başladı. Geleneksel yöntemle günde yüzlerce kasa kayısıyı el emeğiyle işleyen kadınlar, teknolojik gelişmelerin iş imkânlarını kısıtlayabileceği kaygısını taşımaya başladı. Teknolojiye ve üretime kolaylık sağlayan yeniliklere karşı olmadıklarını vurgulayan kadınlar, tek endişelerinin mevsimlik kazanç kapılarının kapanması olduğunu ifade ediyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KADINLAR EMEKLERİNİN VE İŞ İMKÂNLARININ DEVAMLILIĞINI İSTİYOR</span></strong></p>

<p>Gruptaki kadınlar adına konuşan Pınar Arslan, tam da sezonun ortasında bu haberle karşılaştıklarını belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:&nbsp;"Biz her yıl bu mevsimde 50-60 kadın bir araya gelir, gün boyu kayısı çekirdeği çıkarıp patik yaparız. Hem sohbet ederiz hem de çoluğumuzun çocuğumuzun rızkını çıkarır, ev ekonomimize destek oluruz. Gruplarımızda makinenin videolarını görünce hepimiz birbirimize attık, 'Acaba işimiz elimizden gidiyor mu?' diye düşündük, ister istemez moralimiz bozuldu. Biz kesinlikle teknolojiye, ilerlemeye karşı değiliz. Memleketimizin gelişmesi, üretimin kolaylaşması elbette güzel. Ancak biz kadınların buradaki emeği ve her sezon bel bağladığı bu ekmek kapısı da göz önünde bulundurulmalı. Bizim tek korkumuz, yıllardır süregelen bu imece kültürünün ve sağladığımız mevsimlik kazancın yok olması."</p>

<p>Yöredeki kadınlar, bir yandan kayısı patiği yapmaya ve çekirdek çıkarmaya devam ederken, bir yandan da insan emeği ile teknolojinin dengeli bir şekilde ilerlemesini temenni ediyor.</p>

<p><strong>HABER MERKEZİ-MALATYA&nbsp;</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 20:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/malatyali-uretici-kadinlarin-kayisi-mesaisine-teknolojik-golge-dustu-1785779291.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Siyasetinde ve Sokağında Neler Konuşuluyor?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-siyasetinde-ve-sokaginda-neler-konusuluyor-117488</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-siyasetinde-ve-sokaginda-neler-konusuluyor-117488</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya Time’daki "Fiskos Masası" başlıklı bölümünde, şehirde hem siyasetin hem de sokağın oldukça hareketli olduğunu belirterek; milletvekillerinin yeni adaylık kulislerinden Bakan Kurum’un ziyaretindeki kapalı kapılar ardında konuşulanlara, su kesintilerinden TOKİ konutlarına kadar gündemdeki tüm iddiaları kaleme aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya Time’da yayımlanan "CHP'nin Yeni Merkezinde Veli Ağbaba Yok" başlıklı yazısının "Fiskos Masası" bölümünde, Malatya’da hem siyasi kulislerde hem de sokakta öne çıkan gelişmeleri ve konuşulan iddiaları köşesine taşıdı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"ŞEHİRDE HERKES BİR ŞEY ANLATIYOR"</span></strong></p>

<p>Malatya'daki hareketliliğe ve gündeme dikkat çeken Murat Çetin, yazısının girişinde şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<p><strong>"Malatya’da bu hafta siyaset de, sokak da hareketli… Ankara’dan gelen ziyaretler, kulislerde dolaşan siyasi iddialar ve vatandaşın gündemi birbirine karışmış durumda. Şehirde herkes bir şey anlatıyor ama herkes aynı şeyi anlatmıyor."</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BABACAN VE AĞBABA İÇİN YENİ ADRES İDDİALARI</span></strong></p>

<p>Kulislerde öne çıkan siyasi iddialara yer veren Çetin, AK Parti Malatya Milletvekili Abdurrahman Babacan’ın önümüzdeki dönemde İstanbul’dan adaylığa sıcak baktığının konuşulduğunu belirtti. Benzer şekilde Malatya Milletvekili Veli Ağbaba için de yeni dönemde İstanbul veya Ankara’dan aday gösterilebileceği yönünde parti kulislerinde söylemler olduğunu aktardı. Öte yandan Barış Yıldız’ın Yeni Parti’nin Malatya il başkanlığı için girişimlerde bulunduğu ancak parti yönetimince bu görev için değerlendirilmeyeceği iddiasını da paylaştı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BAKAN KURUM’UN ZİYARETİ VE ŞEHİRDEKİ TARTIŞMALAR</span></strong></p>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un ziyaretine değinen Çetin; basına kapalı toplantılarda teslimat süreleri ve altyapı konusunda zaman zaman görüş ayrılıkları yaşandığı kulisini aktardı. Saray Mahallesi’ndeki bir caddeye "Murat Kurum Caddesi" adının verilmesinin ve konut ihtiyacı varken kütüphane projesinin öne çıkarılmasının siyasi kulislerde farklı yorumlara yol açtığına değindi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SOKAĞIN VE VATANDAŞIN GÜNDEMİ</span></strong></p>

<p>Sokağın nabzını tutan Çetin; TOKİ konutlarına ekonomik şartlar nedeniyle beklenen ilginin oluşmadığını, kavurucu sıcaklarda yaşanan su kesintilerinin tepki çektiğini, Akçadağ merkezli depremler sonrası konteynerlerde kalan vatandaşların tedirginliğinin arttığını ve ulaşım ücretlerine zam gelebileceği yönündeki iddiaların konuşulduğunu vurguladı. Yazısını şu sözlerle tamamladı:&nbsp;"Fiskos Masası kulak kabartmaya devam ediyor… Çünkü Malatya’da bazen en sıcak gelişmeler, önce kulaktan kulağa yayılıyor, sonra gündeme oturuyor."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/chpnin-yeni-merkezinde-veli-agbaba-yok-78912"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 12:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/malatya-siyasetinde-ve-sokaginda-neler-konusuluyor-1785751380.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’nın Hazır Değeri Ankara Yolcusu Mu?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyanin-hazir-degeri-ankara-yolcusu-mu-117483</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyanin-hazir-degeri-ankara-yolcusu-mu-117483</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya Time’daki "Kalem Hakkı" başlıklı yazısında Malatya’nın siyasetçi üretip marka üretemediğini belirterek, Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ’a MHP tarafından milletvekilliği teklif edildiğini öne sürdü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya Time’da kaleme aldığı "CHP'nin Yeni Merkezinde Veli Ağbaba Yok" başlıklı köşe yazısının "Kalem Hakkı" bölümünde Malatya siyasetine ve Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ’a dair dikkat çeken bir iddiayı gündeme taşıdı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"MALATYA YILLARDIR SİYASETÇİ ÜRETİYOR MARKA ÜRETEMİYOR"</span></strong></p>

<p>Şehrin siyasi yapısını ve yetiştirdiği değerleri analiz eden Murat Çetin, yazısında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p><strong>"Malatya yıllardır siyasetçi üretiyor… Marka üretemiyor. Mehmet Akif Üstündağ ise siyasetle değil, başarıyla adını yazdırdı. Şimdi konuşulan, MHP’nin milletvekilliği teklifi. Eğer kabul ederse, Malatya belki de uzun yıllar sonra hazır bir değeri Ankara’ya göndermiş olacak. Çünkü bazı isimler önce rozet takar, sonra kendini ispat etmeye çalışır. Bazıları ise rozetten önce kendini ispat eder."</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/chpnin-yeni-merkezinde-veli-agbaba-yok-78912"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 09:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/malatyanin-hazir-degeri-ankara-yolcusu-mu-1785738047.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ferdanur BERK / Tabağınızdaki Renkler Sağlığınızı Nasıl Etkiliyor?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-tabaginizdaki-renkler-sagliginizi-nasil-etkiliyor-117480</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-tabaginizdaki-renkler-sagliginizi-nasil-etkiliyor-117480</guid>
                <description><![CDATA[Ferdanur BERK yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kırmızı bir domates, yeşil bir ıspanak, mor bir lahana ya da turuncu bir havuç… Soframıza renk katan bu besinler sadece göze hitap etmez. Her biri, bitkilere rengini veren ve insan sağlığı üzerinde farklı görevler üstlenen doğal bileşikler içerir. Son yıllarda fonksiyonel beslenme alanında sıkça dile getirilen&nbsp;<strong>"gökkuşağı gibi beslenin"</strong>&nbsp;önerisinin temelinde de bu anlayış yer alıyor. Buradaki amaç sadece daha fazla sebze ve meyve tüketmek değildir. Farklı renklerden beslenerek vücudun ihtiyaç duyduğu çeşitli koruyucu bileşikleri doğal yollarla almaktır.</p>

<p>Bitkilere renklerini veren bu doğal bileşiklere&nbsp;<strong>fitokimyasallar</strong>&nbsp;adı verilir. Bitkiler bu maddeleri kendilerini güneş ışığına, zararlılara ve çevresel koşullara karşı koruyabilmek için üretir. İnsanlar bu besinleri tükettiğinde ise fitokimyasalların antioksidan ve koruyucu özelliklerinden yararlanabilir. Elbette tek bir besin ya da tek bir renk bütün sağlık sorunlarını çözmez. Ancak beslenmede çeşitliliği artırmak, farklı vitamin, mineral ve fitokimyasalları bir arada alabilmenin en etkili yollarından biridir.</p>

<p><strong>Kırmızı</strong>, güçlü antioksidanların rengidir. Domates, karpuz, nar, çilek, vişne ve kırmızı biber bu grubun öne çıkan besinleri arasında yer alır. Özellikle domatese kırmızı rengini veren likopen, en çok araştırılan fitokimyasallardan biridir. Bilimsel çalışmalar, likopenin kalp-damar sağlığını desteklemeye ve hücreleri oksidatif strese karşı korumaya yardımcı olabileceğini göstermektedir.&nbsp;<strong>Domatesi az miktarda zeytinyağı ile tüketmek ise likopenin emilimini artırabilir.</strong></p>

<p><strong>Turuncu ve sarı</strong>, beta-karotenin rengidir. Havuç, bal kabağı, kayısı, şeftali, portakal ve tatlı patates bu grupta yer alır. Beta-karoten, vücudun ihtiyaç duyduğu kadar A vitaminine dönüştürülür. Bu nedenle göz sağlığının korunmasına, bağışıklık sisteminin normal çalışmasına ve cilt sağlığının desteklenmesine katkı sağlar. Yaz aylarında mevsim meyvelerini tercih etmek ya da sofraya birkaç dilim havuç eklemek bile renk çeşitliliğini artırmak için güzel bir adımdır.</p>

<p><strong>Yeşil</strong>, doğanın en zengin renklerinden biridir. Ispanak, brokoli, roka, maydanoz, semizotu, pazı ve yeşil fasulye lutein, zeaksantin ve klorofil gibi değerli bileşikler içerir. Özellikle lutein ve zeaksantin, göz sağlığının korunmasıyla ilişkilendirilmektedir. Bunun yanında yeşil yapraklı sebzeler lif açısından da oldukça zengindir. Yeterli lif tüketimi bağırsak sağlığını destekler, tokluk hissini artırır ve sağlıklı bir beslenme düzeninin önemli parçalarından birini oluşturur.</p>

<p><strong>Mor ve mavi</strong>, antosiyaninlerin rengidir. Mor lahana, patlıcan, kara üzüm, böğürtlen, yaban mersini ve mürdüm eriği bu grubun dikkat çeken besinleridir. Antosiyaninler güçlü antioksidan özellikleriyle öne çıkar. Araştırmalar, bu bileşiklerden zengin beslenmenin damar sağlığı, bilişsel fonksiyonlar ve&nbsp;<strong>sağlıklı yaşlanma</strong>&nbsp;üzerinde olumlu etkiler sağlayabileceğini düşündürmektedir. Bu nedenle mor renkli besinlere sofralarımızda daha sık yer vermek faydalı bir alışkanlık olabilir.</p>

<p><strong>Beyaz</strong>, çoğu zaman geri planda kalsa da oldukça değerli bir gruptur. Sarımsak, soğan, karnabahar, mantar ve pırasa bu grubun önemli üyeleridir. Özellikle sarımsak ve soğanda bulunan kükürtlü bileşikler ile allisin üzerine yapılan çalışmalar, bağışıklık sistemi ve kalp sağlığı açısından dikkat çekici sonuçlar ortaya koymaktadır. Beyaz besinler, renkli tabağın sessiz ama güçlü destekçileridir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>...</strong></span></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/tabaginizdaki-renkler-sagliginizi-nasil-etkiliyor-78915"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 19:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/ferdanur-berk-tabaginizdaki-renkler-sagliginizi-nasil-etkiliyor-1785687962.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ağırlık Diplomadan Değil Aynı Yerde Dik Durmaktan Gelir!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/agirlik-diplomadan-degil-ayni-yerde-dik-durmaktan-gelir-117478</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/agirlik-diplomadan-degil-ayni-yerde-dik-durmaktan-gelir-117478</guid>
                <description><![CDATA[Usta Kalem Murat Çetin, Prof. Dr. İbrahim Gezer’in akademik birikimi ile siyasi çizgisini değerlendirerek, Gezer’in siyasi rotasındaki sık değişimlere dikkat çekti ve Malatya yönetiminin bu tecrübeden faydalanması gerektiğine vurgu yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, Prof. Dr. İbrahim Gezer’in bilgi birikimini ve siyasi geçmişini ele aldığı yazısında dikkat çekici tespitlerde bulundu. Gezer’in akademideki başarısına karşın siyasette istikrar yakalayamadığını belirten Murat Çetin, şu ifadeleri kullandı:&nbsp;<strong>"Prof. Dr. İbrahim Gezer… Unvanı uzun. Birikimi geniş. Fikri kuvvetli. Siyasi ömrü ise aktarmalı otobüs hattı gibi. Bir durakta AK Parti. Sonra zil çaldı. İndi. Öteki durakta DEVA. Orada da koltuğu ısınmadan güzergâh değişti. İlimde profesör oldu, siyasette istikamet bulamadı. Okudu. Araştırdı. Yazdı. Konuştu. Ama insan bazen bütün kitapları bitiriyor da bir tek kendi nefsini okuyamıyor. Bilgi 'sabret' dedi. Hisleri 'git' dedi. Metanet 'bekle' dedi. Öfkesi bavulu topladı."</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AĞIRLIK AYNI YERDE DİMDİK DURABİLMEKTEN GELİR</span></strong></p>

<p>Siyasette sabır ve duruşun önemine değinen Çetin, Gezer’in sebat göstermesi durumunda Malatya siyasetindeki konumunun farklı olacağını belirterek değerlendirmesini şöyle sürdürdü: <strong>"Siyaset uzun soluk ister. İbrahim Gezer’in nefesi vardı. Lakin rotası sık değişti. Biraz sebat etseydi… Biraz vefa gösterseydi… Her canı sıkıldığında kapıya yönelmeseydi… Bugün Malatya siyasetinde adı değil, ağırlığı konuşulurdu. Çünkü ağırlık, diploma çerçevesinden değil… Aynı yerde dimdik durabilmekten gelir."</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAMİ ER’İN YERİNDE OLSAM ÇAĞIRIRDIM</span></strong></p>

<p>Çetin, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’e de çağrıda bulunarak açıklamasını şu sözlerle tamamladı:<strong>&nbsp;"Yine de hakkını yemeyelim. İbrahim Gezer’in bilgisi, bugün birçok siyasetçinin bütün kadrosundan daha hacimli. Ben Sami Er’in yerinde olsam çağırırdım. Dinlerdim. Not alırdım. Siyasi sadakat beklemezdim. Çünkü adamın istikametinden emin olunmaz belki… Ama Malatya hakkında söyleyecek sözü vardır. Zaten memlekette sözü olmayanlar makam sahibi… Bilgisi olanlar küskün… Tecrübesi bulunanlar dışarıda… Alkış tutanlar içeride. İbrahim Gezer siyasette tutunamadı; fakat Malatya siyaseti de onun aklından faydalanacak kadar akıllanamadı."</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/chpnin-yeni-merkezinde-veli-agbaba-yok-78912"><strong><span style="color:#2980b9">YAZININ TAMAMI BURADA&nbsp;</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 17:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/agirlik-diplomadan-degil-ayni-yerde-dik-durmaktan-gelir-1785681067.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Boyla Değil Oyla Uğraş! Küçük Esnafı Küçümseyen Seçimi Kazanamaz</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/boyla-degil-oyla-ugras-kucuk-esnafi-kucumseyen-secimi-kazanamaz-117464</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/boyla-degil-oyla-ugras-kucuk-esnafi-kucumseyen-secimi-kazanamaz-117464</guid>
                <description><![CDATA[Usta Gazeteci Murat Çetin, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri öncesinde Mahmut Boyraz’ın seçim stratejisini ve küçük esnafla olan ilişkisini eleştirerek, sandıkta zaferin fabrika bacalarıyla değil çarşı esnafının oylarıyla kazanılacağını vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya’daki Ticaret ve Sanayi Odası seçim sürecine ilişkin dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Organize sanayi bölgesindeki yapıyı ve tüccar sayısını kıyaslayan Murat Çetin, şu ifadeleri kullandı:&nbsp;<strong>"Organize sanayiyi küçümsemiyorum. Bilakis önemsiyorum. Fabrika üretir. İstihdam sağlar. Şehre para kazandırır. Lakin sandığın başka bir matematiği vardır. Malatya Organize Sanayi Bölgesi’ndeki iş insanı sayısı dört yüz, bilemedin beş yüz. Dışarıdaki tüccar ise on iki bin civarında. Lokantacı… Matbaacı… Büfeci… Tuhafiyeci… Çiğ köfteci…"</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÇARŞININ OYLARI KADERİ BELİRLİYOR</span></strong></p>

<p>TSO seçimlerinde belirleyici unsurun çarşı esnafı olduğuna dikkat çeken Çetin, Mahmut Boyraz’ın izlediği yöntemi ve geçmişte yapılan hataları yinelediğini belirtti. Çetin açıklamasına şöyle devam etti:&nbsp;<strong>"TSO’nun kaderini fabrika bacaları değil, çarşının oyları belirliyor. Mahmut Boyraz da eski hataları tekrarlıyor. Küçük esnafı küçümsüyor. Tüccarın arasına giremiyor. Çarşının dilini konuşamıyor. Çünkü geç kaldı. Çünkü bugüne kadar o insanlara yatırım yapmadı. Çünkü seçim yaklaşınca uzatılan elin, yıllarca sıkılmayan eli ısıtacağını sanıyor."</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BOYLA DEĞİL OYLA UĞRAŞ MAHMUT</span></strong></p>

<p>Yapılan eleştirilerin yol göstermek amacı taşıdığını ifade eden Çetin, karikatür örneği üzerinden doğrudan bir çağrıda bulundu. Çetin sözlerini şu cümlelerle tamamladı:&nbsp;<strong>"Bunu tenkit etmek için söylemiyorum. Aklı varsa yol gösteriyorum. Kasım ağabeyin karikatüründe büfeci, fabrika sahibine başını kaldırıp şöyle diyordu: 'Boyun kadar değil, oyun kadar konuş!' Ben de Mahmut’a aynı yerden sesleniyorum: Fabrikaların metrekaresini saymayı bırak. Esnafın gönlüne bak. Boyla değil, oyla uğraş Mahmut! Tabii… Uğraşabileceğin bir ortam kaldıysa."</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/chpnin-yeni-merkezinde-veli-agbaba-yok-78912"><strong><span style="color:#2980b9">YAZININ DEVAMI BURADA</span></strong></a><br />
&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-07-30%20at%2014_43_59(1).jpeg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 11:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/boyla-degil-oyla-ugras-kucuk-esnafi-kucumseyen-secimi-kazanamaz-1785659920.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat Çetin / Kur&#039;an Söyledi, Yetmedi</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-kuran-soyledi-yetmedi-117457</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-kuran-soyledi-yetmedi-117457</guid>
                <description><![CDATA[Murat Çetin yazdı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan bazen hayret ediyor.</p>

<p>İsa Aleyhisselâm’ın nüzûlü meselesi…</p>

<p>Bugün ortaya atılmış yeni bir iddia değildir.</p>

<p>Asırlardır…</p>

<p><strong>Kur’an’ın beyanıyla…</strong></p>

<p><strong>Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm’ın hadisleriyle…</strong></p>

<p><strong>Ehl-i Sünnet ulemasının ittifak eden izahlarıyla…</strong></p>

<p>Ümmete anlatılan bir akaid meselesidir.</p>

<p>Bu hususta yalnız bir rivayet de yoktur.</p>

<p><strong>On üç ayet…</strong></p>

<p><strong>Seksen dört hadis…</strong></p>

<p>Muhakkik ulemanın izahları…</p>

<p>Ve Hikmet-i İlâhiyenin iktizası…</p>

<p>Hepsi aynı istikameti göstermektedir.</p>

<p>Yıllardır bu deliller üzerine kitaplar yazıldı.</p>

<p>Şerhler kaleme alındı.</p>

<p>Dersler yapıldı.</p>

<p>Makaleler neşredildi.</p>

<p>Kaynaklar ortaya konuldu.</p>

<p>Buna rağmen…</p>

<p>İtiraz edenler oldu.</p>

<p>Şüphe edenler oldu.</p>

<p>Sessiz kalanlar oldu.</p>

<p>Derken Prof. Dr. Şener Dilek aynı hakikati dile getirdi.</p>

<p>Birden hava değişti.</p>

<p>Düne kadar mesafeli duranlar…</p>

<p>Bugün aynı cümleyi kurmaya başladı.</p>

<p>İşte düşündüren de budur.</p>

<p>Kur’an değişmedi.</p>

<p>Hadis değişmedi.</p>

<p>On üç ayet değişmedi.</p>

<p>Seksen dört hadis değişmedi.</p>

<p>Ehl-i Sünnet ulemasının beyanı değişmedi.</p>

<p><strong>Değişen sadece sözü dillendiren isim oldu.</strong></p>

<p>İnsan ister istemez soruyor:</p>

<p>Mümini ikna eden nedir?</p>

<p>Kur’an’ın beyanı mı?</p>

<p>Nebevî haber mi?</p>

<p>Yoksa söyleyenin unvanı mı?</p>

<p>Hâlbuki mümin…</p>

<p>İsme değil…</p>

<p>Delile teslim olur.</p>

<p>Çünkü delil, sahibine göre kuvvet kazanmaz.</p>

<p><strong>Sahibini kuvvetli kılan delildir.</strong></p>

<p>Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm Kur’an’ı beyan etti.</p>

<p>Ashab-ı Kiram o beyanı nakletti.</p>

<p>Muhaddisler rivayet etti.</p>

<p>Müfessirler izah etti.</p>

<p>Muhakkik âlimler asırlar boyunca aynı caddeyi takip etti.</p>

<p>Hiçbiri yeni bir din söylemedi.</p>

<p>Hiçbiri vahyin önüne geçmedi.</p>

<p>Hepsi aynı menbadan içti.</p>

<p>Hepsi aynı güneşi gösterdi.</p>

<p>Öyleyse…</p>

<p><strong>Demek ki beklenen delil değilmiş… Delili dillendirenmiş.</strong></p>

<p><strong>ROMA’YA BİN YIL… İSLÂM’A ÇOK MU?</strong></p>

<p>Tarih bazen insanı düşündürür.</p>

<p>Bazen de susturur.</p>

<p>Bir imparator…</p>

<p>Bir şehir kuruyor.</p>

<p>Adını da kendi adıyla anıyor.</p>

<p>Konstantin…</p>

<p>Bugünkü İstanbul’u Yeni Roma yapıyor.</p>

<p>Arkasından kurduğu Doğu Roma Devleti…</p>

<p>Tam <strong>bin elli sekiz yıl</strong> ayakta kalıyor.</p>

<p>Kurucusu ölüyor.</p>

<p>Evlatları ölüyor.</p>

<p>Hanedanlar değişiyor.</p>

<p>Saraylar yanıyor.</p>

<p>İmparatorlar devriliyor.</p>

<p>Fakat kurduğu devlet yaşamaya devam ediyor.</p>

<p>Neden?</p>

<p>Çünkü bir ülküsü vardı.</p>

<p>Bir hedefi vardı.</p>

<p>Bir iddiası vardı.</p>

<p>Allah da onu, koyduğu sebepler içinde asırlarca yaşattı.</p>

<p>Şimdi dönelim asıl meseleye.</p>

<p>Din-i Mübîn-i İslâm…</p>

<p>Bir hükümdarın projesi değildir.</p>

<p>Bir filozofun sistemi değildir.</p>

<p>Bir komutanın hayali değildir.</p>

<p>Hazreti Âdem Aleyhisselâm ile başlayan…</p>

<p>Nûh’un omuzlarında yükselen…</p>

<p>İbrahim’in teslimiyetiyle kuvvet bulan…</p>

<p>Mûsâ’nın mücadelesiyle devam eden…</p>

<p>Îsâ Aleyhisselâm’ın tebşiriyle tamamlanan…</p>

<p>Ve Muhammed Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm ile kemale eren İlâhî davadır.</p>

<p>Bu davanın arkasında bir kişi yoktur.</p>

<p><strong>Yüz yirmi dört bin peygamber vardır.</strong></p>

<p>Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm Medine’de İslâm devletini kurdu.</p>

<p>Arkasından Hulefâ-yi Râşidîn geldi.</p>

<p>Hazreti Hasan’ın altı aylık hilâfetiyle birlikte, Resûlullah’ın haber verdiği<strong> o otuz yıllık hilâfet </strong>devri tamamlandı.</p>

<p>Sonra hilâfet saltanata inkılâp etti.</p>

<p>Kur’an kaldı.</p>

<p>Sünnet kaldı.</p>

<p>İslâm kaldı.</p>

<p>Fakat ilk günkü berrak siyaset devam etmedi.</p>

<p>Şimdi soruyorum.</p>

<p>Bir imparatorun kurduğu devlet…</p>

<p>Bin yılı aşacak.</p>

<p>Beşerî sistemler asırlarca yaşayacak.</p>

<p>Roma’nın ideali yüzyıllar boyunca ayakta kalacak.</p>

<p>Peki Allah’ın dini…</p>

<p>İnsanlığı kula kulluktan kurtaran…</p>

<p>Irkı üstünlük ölçüsü olmaktan çıkaran…</p>

<p>Adaleti esas alan…</p>

<p>Merhameti nizam yapan…</p>

<p>Tevhidi bütün davaların merkezine yerleştiren…</p>

<p>İlâhî bir nizam…</p>

<p>Yeryüzünde uzun bir galebeye mazhar olmayacak mı?</p>

<p>İşte Bediüzzaman’ın <strong>Muhâkemât</strong>’ta söylediği söz burada mânâ kazanıyor:</p>

<p><strong>“Kırk sene ile razı değiliz. En ekall bin sene galebeyi isteriz.”</strong></p>

<p>Bu, bir tarih hesabı değildir.</p>

<p>Bir ebced hesabı hiç değildir.</p>

<p>Bu, hikmet üzerine kurulmuş bir muhakemedir.</p>

<p>Şerrin binlerce yıl meydan bulduğu bir dünyada…</p>

<p>Hakkın birkaç on yılla yetinmeyeceğini söyleyen bir vicdanın sesidir.</p>

<p>Roma’nın bin yılı kimseye garip gelmiyor.</p>

<p>Bizans’ın on bir asra yaklaşan ömrü tarih kitaplarında tabiî karşılanıyor.</p>

<p>Ama sıra İslâm’ın yeryüzünde kemal mânâsıyla hâkim olacağı müjdesine gelince…</p>

<p>Birden tereddüt başlıyor.</p>

<p>İşte hayret edilmesi gereken de budur.</p>

<p>Beşerin kurduğu düzenin uzun ömrüne şaşırmayanlar…</p>

<p>Allah’ın vaadine uzak ihtimal gözüyle bakıyor.</p>

<p>Hâlbuki mümin…</p>

<p>Tarihe bakarken yalnız imparatorlukların ömrünü hesap etmez.</p>

<p><strong>İlâhî vaadin büyüklüğünü de hesaba katar.</strong></p>

<p><strong>İSTİKBAL NEDEN ASYA’DIR?</strong></p>

<p>Üstad Bediüzzaman Hazretleri şöyle diyor:</p>

<p><strong>“Yakînim var ki; istikbal semâvâtı, zemin-i Asya…</strong></p>

<p><strong>Bâhem olur teslim, yed-i beyzâ-yı İslâm’a.</strong></p>

<p><strong>Zîrâ yemin-i yümn-i imandır; verir emn ü emân ile enâma.”</strong></p>

<p>Bu üç mısra, sıradan bir temenni değildir.</p>

<p>Bir tarih muhakemesidir.</p>

<p>Bir medeniyet tasavvurudur.</p>

<p>Bir istikbal okumasıdır.</p>

<p>Önce ilk cümle…</p>

<p><strong>“Yakînim var ki…”</strong></p>

<p>Üstad, “Zannediyorum.” demiyor.</p>

<p>“Olabilir.” demiyor.</p>

<p>“Temenni ediyorum.” hiç demiyor.</p>

<p>“Yakînim var.” diyor.</p>

<p>Yani kanaatini, Kur’ân’ın vaadine, sünnetin işaretlerine ve tarihin akışına dayandırıyor.</p>

<p>Sonra geliyor asıl cümle:</p>

<p><strong>“İstikbal semâvâtı, zemin-i Asya…”</strong></p>

<p>Buradaki <strong>“istikbal semâvâtı”</strong>, geleceğin ufukları demektir.</p>

<p>İnsanlığın yarınları…</p>

<p>Medeniyetin yeni safhası…</p>

<p>Yeni doğacak çağ…</p>

<p>Üstad diyor ki:</p>

<p><strong>Geleceğin güneşi Asya ufkundan doğacaktır.</strong></p>

<p>Niçin?</p>

<p>Çünkü Asya…</p>

<p>Vahyin beşiğidir.</p>

<p>Peygamberlerin yurdudur.</p>

<p>Semavî dinlerin doğduğu coğrafyadır.</p>

<p>Kur’ân’ın nazil olduğu topraktır.</p>

<p>Ardından ikinci mısra geliyor:</p>

<p><strong>“Bâhem olur teslim, yed-i beyzâ-yı İslâm’a.”</strong></p>

<p>“Yed-i beyzâ”…</p>

<p>Hazret-i Musa’nın elindeki parlak mucizeyi hatırlatan bir teşbihtir.</p>

<p>Burada ise…</p>

<p><strong>İslâm’ın parlaklığı…</strong></p>

<p>İslâm’ın nuru…</p>

<p>İslâm’ın medeniyeti…</p>

<p>İslâm’ın hak, adalet ve rahmet eli kastedilmektedir.</p>

<p>Yani Üstad, geleceğin yalnızca coğrafî olarak doğuya kayacağını söylemiyor.</p>

<p><strong>İnsanlığın, İslâm’ın nuruna yönelişini haber veriyor.</strong></p>

<p>Sonra sebebini açıklıyor:</p>

<p><strong>“Zîrâ yemin-i yümn-i imandır…”</strong></p>

<p>Çünkü bereketin yemini…</p>

<p>Saadetin teminatı…</p>

<p>İnsanı ayakta tutan kuvvet…</p>

<p><strong>İmandır.</strong></p>

<p>Devam ediyor:</p>

<p><strong>“Verir emn ü emân ile enâma.”</strong></p>

<p>“Enâm”, bütün insanlar demektir.</p>

<p>“Emn ü emân” ise güven, huzur ve sükûnet…</p>

<p>Yani insanlığın aradığı şey…</p>

<p>Daha güçlü silahlar değildir.</p>

<p>Daha büyük ordular değildir.</p>

<p>Daha yüksek binalar değildir.</p>

<p><strong>İmandan doğan emniyettir.</strong></p>

<p>İşte Üstad’ın yakîni de buradan geliyor.</p>

<p>Çünkü insanlık…</p>

<p>Bir gün teknolojiden yorulacak.</p>

<p>Güç siyasetinden bıkacak.</p>

<p>Madde medeniyetinden usanacak.</p>

<p>Ve yeniden…</p>

<p><strong>İmanı merkeze alan bir medeniyeti arayacaktır.</strong></p>

<p>Üstad’ın dikkat çektiği husus,</p>

<p><strong>Asya’nın sınırları değil;</strong></p>

<p><strong>Asya’dan doğacak iman medeniyetidir.</strong></p>

<p><strong>ALTINI ÇİZ</strong></p>

<p>Zihinler tahrip edilince, akıl istikametini kaybeder.</p>

<p>Akıl istikametini kaybedince, nazar şahıslara mahkûm olur.</p>

<p>Nazar şahıslara mahkûm olunca, <strong>burhan susar; algoritma konuşur.</strong></p>

<p>Artık delil aranmaz…</p>

<p>Hüccet tartılmaz…</p>

<p>Beyan dinlenmez…</p>

<p>Kimin söylediği, ne söylediğinin önüne geçer.</p>

<p>İşte asıl esaret budur.</p>

<p><strong>İnsanı zincire vuran demir değil; delilden koparan zihniyettir.</strong></p>

<p><strong>Selam ve dua ile…</strong></p>

<p><strong>Fiemanillah.</strong><br />
&nbsp;</p>

<p><strong>KAYNAK: Diriliş Postası Gazetesi</strong></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 19:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/murat-cetin-kuran-soyledi-yetmedi-1785651125.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / Atatürk&#039;ün Saygınlığına Düşürülen Gölge &quot;Çıplak Heykel!&quot;</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-ataturkun-sayginligina-dusurulen-golge-ciplak-heykel-117452</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-ataturkun-sayginligina-dusurulen-golge-ciplak-heykel-117452</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya'nın merkezinde yıllardır duran bir heykel var...</p>

<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yanında tamamen çıplak bir figür...<br />
Sırtında şehit kanıyla sulanmış şanlı bayrağımız, cinsel organı bir yaprakla örtülmüş, Atatürk ile yan yana...</p>

<p>Yıllardır bu görüntüye bakıyorum ve aynı soruyu soruyorum:</p>

<p>Atatürk'e hakaret sadece sözle mi olur?<br />
Yoksa bir devletin kurucusunu, milletin ortak değeri olan bir lideri, toplumun ahlak anlayışıyla açıkça çelişen çıplak bir figürün yanına yerleştirmek de Atatürk'ün hatırasına yapılmış büyük bir saygısızlık değil midir?</p>

<p>Türkiye'de Atatürk'ün hatırasını koruyan kanun vardır.<br />
Atatürk'e hakaret eden hiç kimsenin hakareti yanına kâr kalmaz.</p>

<p>Peki, Atatürk'ün hemen yanı başına tamamen çıplak bir figür dikmek, onu bu görüntüyle onlarca yıl aynı kareye mahkûm etmek, Atatürk'ün aziz hatırasına uygun mudur?<br />
Değildir elbet...</p>

<p>Bu, Atatürk'e yapılabilecek en büyük saygısızlıklardan biridir.</p>

<p>Atatürk, hayatı boyunca devlet ciddiyetini temsil etmiş bir komutandı.<br />
Resmî törenlerde, cephede, Meclis'te, halkın arasında daima vakarını korumuştur.</p>

<p>Atatürk gibi bir devlet adamını, kamuya açık bir alanda çıplak bir figürle yan yana sergilemek; ne tarihî kişiliğiyle ne de devlet adabıyla bağdaşmamaktadır.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/ataturkun-sayginligina-dusurulen-golge-ciplak-heykel-78914"><strong><span style="color:#2980b9">YAZININ DEVAMI BURADA&nbsp;</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 19:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/08/ebuzer-aydin-ataturkun-sayginligina-dusurulen-golge-ciplak-heykel-1785600405.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Burası Kütüphane Mi Yoksa Köftehane Mi Sorusuna Yanıt Aranıyor!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/burasi-kutuphane-mi-yoksa-koftehane-mi-sorusuna-yanit-araniyor-117448</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/burasi-kutuphane-mi-yoksa-koftehane-mi-sorusuna-yanit-araniyor-117448</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in kütüphane hizmetlerine ilişkin yaklaşımı gazeteci yazar Murat Çetin tarafından eleştirildi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un Malatya ziyaretindeki kütüphane diyaloğunu aktaran Çetin, kütüphanelerin ikramlarla değil, okuma ve düşünme amacıyla ön plana çıkarılması gerektiğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un Malatya ziyareti sırasında Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er ile arasında geçen kütüphane diyaloğu, Gazeteci Yazar Murat Çetin’in köşesine taşındı. Çetin, belediyenin kütüphane hizmetlerindeki yöntem ve anlayışını sert bir dille eleştirdi.</p>

<p>Ziyaret esnasında yaşanan diyaloğu ve kütüphanedeki yoğunluğun sebebini kaleme alan Gazeteci Yazar Murat Çetin, yazısında şu ifadelere yer verdi:<strong>&nbsp;"Murat Kurum Malatya’ya geldi. Sami Başkan başladı kütüphaneyi anlatmaya. 'Çok teveccüh var.' 'Büyük rağbet görüyor.' 'İnsanlar akın akın geliyor.' Murat Kurum taşı gediğine koydu: 'Madem bu kadar talep var, bir tane daha yap.' Haklı. Yalnız küçük bir ayrıntı var. Sen kebap verirsen millet gelir efendi. Köfte dağıtırsan sıra oluşur. Çiğ köfte partisi düzenlersen salon dolar. Yeter ki beleş olsun. Velev ki boş mezar olsun."</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-07-30%20at%2014_36_40%20(2).jpeg" style="height:564px; width:800px" /></strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>KÜTÜPHANENİN KAPISINI İKRAMLA AÇARSAN MÜŞTERİYİ ÇOĞALTIRSIN</strong></span></p>

<p>Kütüphanelerde sunulan yiyecek ve içecek ikramlarının asıl amacı gölgelediğini savunan Çetin, diğer kütüphanelerin de benzer taleplerde bulunabileceğine dikkat çekti. Sürecin kütüphane kültürüne zarar verdiğini belirten Murat Çetin, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:&nbsp;<strong>"Peki yarın diğer kütüphaneler ne diyecek? 'Başkanım, bize de köfte.' 'Bize de kebap.' 'Bize de ayran.' Çünkü kütüphanenin kapısını kitapla değil, ikramla açarsan… Okuru değil, müşteriyi çoğaltırsın."</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KÜTÜPHANENİN MANASI KÜÇÜLTÜLDÜ</span></strong></p>

<p>Kütüphanelerin temel işlevinin okumak, öğrenmek ve zihni büyütmek olduğunu vurgulayan Çetin, yapılan uygulamaların mekânın ruhuna aykırı olduğunu ifade etti. Yazısının sonunda cevabı beklenen soruyu soran Çetin, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:&nbsp;<strong>"Kütüphane okumak içindir. Öğrenmek için. Düşünmek için. Zihni büyütmek için. Sami Başkan ise işi tersinden kavradı. Kitabı dekor yaptı. Masayı sofraya çevirdi. Sessizliği garson çağrısıyla bozdu. Kütüphaneyi büyütmedi. Kütüphanenin manasını küçülttü. Şimdi ortada cevabı bekleyen tek soru var: Burası kütüphane mi… Köftehane mi?"</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/chpnin-yeni-merkezinde-veli-agbaba-yok-78912"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 16:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/burasi-kutuphane-mi-yoksa-koftehane-mi-sorusuna-yanit-araniyor-1785506522.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Masadaki Sandalye Eksildi: Veli Ağbaba İçin Yeni Süreç Nasıl Şekillenecek?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/masadaki-sandalye-eksildi-veli-agbaba-icin-yeni-surec-nasil-sekillenecek-117442</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/masadaki-sandalye-eksildi-veli-agbaba-icin-yeni-surec-nasil-sekillenecek-117442</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, CHP’nin yeni parti merkezinde Veli Ağbaba’nın yer almamasını değerlendirdi. Siyasetteki sessiz mesafelerin ve güç değişimlerinin altını çizen Çetin, yaşanan bu tabloyu sadece bir görev değişikliği değil, önemli bir ağırlık kaybı ve yaklaşan bir hesaplaşmanın ilk perdesi olarak nitelendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>CHP’nin duyurduğu Yeni Parti yönetimi ve oluşan yeni fotoğraf, siyaset kulislerinde dikkat çekici tartışmaları da beraberinde getirdi. Düne kadar partinin en etkili isimleri arasında gösterilen Veli Ağbaba’nın yeni merkez yürütme kadrajında yer almaması, gazeteci yazar Murat Çetin tarafından kaleme alındı.</p>

<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, konuya ilişkin değerlendirmesinde siyasetteki klasik söylemlere atıfta bulunarak şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"<strong>Siyasetin en meşhur cümlesidir: 'Kendi istemedi…' Ne hikmetse koltuğu kaybeden herkesin ilk tercihi, koltuktan vazgeçmek olur. Veli Ağbaba da CHP’nin yeni parti merkezinde yok. Hakkındaki iddialar… İhraç edilen isimlerle ilgili tartışmalar… Ve parti yönetiminin çizdiği yeni fotoğraf… Kimse yüksek sesle bir şey söylemedi. Ama en gürültülü cümleyi sessizlik kurdu."</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SİYASATTE SESSİZLİKLE GELEN MESAFE</span></strong></p>

<p>Siyasette duruşların ve kararların her zaman açık sözlerle ifade edilmediğini belirten Çetin, yaşanan sürecin bir mesafe koyma biçimi olduğunu vurguladı. Yazısında durumun arka planına dikkat çeken Çetin, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: <strong>"Çünkü siyaset bazen sahip çıkarak konuşur; bazen sessizliğiyle mesafe koyar. Düne kadar partinin en etkili isimlerinden biri olarak gösterilen Ağbaba, bugün yeni yönetimin merkezinde kendine yer bulamadı. Bu tablo, sadece bir görev değişikliği değil. Bir mesafe koyma biçimi. Bir ağırlık kaybı. Belki de yakın bir hesaplaşmanın ilk perdesi."</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÖNCE SANDALYE EKSİLİR SONRA İSİM</span></strong></p>

<p>Gelişmelerin parti içi dengeler açısından gelecekteki yansımalarına da değinen Murat Çetin, tasfiye süreçlerinin siyasetteki işleyiş biçimini şu sözlerle özetledi:&nbsp;<strong>"Bugün Parti Meclisi… Yarın milletvekili listeleri… Siyasette tasfiye kapıya yazıyla asılmaz. Önce masadaki sandalye eksilir. Sonra fotoğraftaki yer. En sonunda isim. Bazen insanı merkezin dışına kimi zaman en yakınındakiler iter."</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/chpnin-yeni-merkezinde-veli-agbaba-yok-78912"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 13:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/masadaki-sandalye-eksildi-veli-agbaba-icin-yeni-surec-nasil-sekillenecek-1785496134.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;da Deprem ve Geçim Derdi Unutuldu! Siyasetin Tek Uğraşı Kadraj Oldu</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-deprem-ve-gecim-derdi-unutuldu-siyasetin-tek-ugrasi-kadraj-oldu-117417</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-deprem-ve-gecim-derdi-unutuldu-siyasetin-tek-ugrasi-kadraj-oldu-117417</guid>
                <description><![CDATA[Usta Kalem Murat Çetin, Malatya Time'daki köşe yazısında kentin ağır deprem ve ekonomik sorunları dururken kayısı bahçelerinde poz veren siyasetçileri eleştirerek, memleketin yaraları derinleşirken siyasetin tek uğraşının kadraj olduğunu ifade etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Murat Çetin, Malatya Time sitesinde kaleme aldığı köşe yazısında Malatya’nın ağır gündemi karşısında siyasetçilerin sergilediği tutumu eleştirdi. Kentin deprem, geçim ve üretim gibi devasa sorunlarla boğuştuğunu belirten Çetin, İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, Esin Tanrıverdi ve Yurdanur Mut’un kayısı bahçesinde çektirdiği fotoğraflara dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÇÖZÜM ÜRETMEK YERİNE STÜDYO SİYASETİ YAPILIYOR</span></strong></p>

<p>Üreticinin temel derdinin fiyat, don, mazot ya da borçlar olduğunu ancak siyasetçilerin çözüm üretmek yerine kadraj peşinde koştuğunu vurgulayan Murat Çetin, yazısında şu ifadelere yer verdi:<strong>&nbsp;"Malatya’nın meseleleri ağır. Deprem ağır. Geçim ağır. Üreticinin yükü ağır. Neyse ki siyasetçilerimiz hafif. İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak… Esin Tanrıverdi… Yurdanur Mut… Kayısı bahçesine girmişler. Kayısı toplamışlar. Fotoğraf çektirmişler. Gülümsemişler. Malatya rahat bir nefes almış olmalı. Çünkü üreticinin derdi fiyat değilmiş. Don değilmiş. Mazot değilmiş. Borç hiç değilmiş. Meğer tek eksiği, dalından kayısı koparan siyasetçi fotoğrafıymış."</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-07-30%20at%2014_40_00.jpeg" style="height:603px; width:800px" /></strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AKIL VE STRATEJİ FOTOĞRAFA ÇIKMIYOR</span></strong></p>

<p>Siyaset anlayışının sadece gösterişe dayandığını ve somut bir çalışma yürütülmediğini dile getiren Çetin, eleştirilerini şöyle sürdürdü:<strong> "Memleketin yarası derin, siyasetin uğraşı kadraj. Kıyafet seçiliyor. Poz ayarlanıyor. Meyve elde tutuluyor. Sonra vatandaşın karşısına hizmet diye sunuluyor. Akıl görünmediği için kullanılmıyor. Strateji fotoğrafa çıkmadığı için düşünülmüyor. Birikim beğeni getirmediği için önemsenmiyor. Zaten dosya okumak zor. Rapor hazırlamak zahmetli. Çözüm üretmek terletir. Kayısı pıtlatmak kolay. Makamı sorumluluk değil, stüdyo zannedenlerin siyaseti de ancak bu kadar olur."</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MEMLEKET BU ANLAYIŞLA SAHİPSİZ KALDI</span></strong></p>

<p>Çetin, <strong>"Malatya’nın kayısısını herkes toplar. Mesele, Malatya’nın dağılmış hâlini kimin toplayacağıdır. Ama onların eli meşgul. Birinde kayısı… Diğerinde telefon… Memleket bunlarla sahipsiz"</strong> değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/chpnin-yeni-merkezinde-veli-agbaba-yok-78912"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-07-30%20at%2014_36_40%20(1).jpeg" style="height:676px; width:800px" /></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 15:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/malatyada-deprem-ve-gecim-derdi-unutuldu-siyasetin-tek-ugrasi-kadraj-oldu-1785415410.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / CHP&#039;nin Yeni Merkezinde Veli Ağbaba Yok</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-chpnin-yeni-merkezinde-veli-agbaba-yok-117416</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-chpnin-yeni-merkezinde-veli-agbaba-yok-117416</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Siyasetin en meşhur cümlesidir:</p>

<p>“Kendi istemedi…”</p>

<p>Ne hikmetse koltuğu kaybeden herkesin ilk tercihi, koltuktan vazgeçmek olur.</p>

<p>Veli Ağbaba da CHP’nin yeni parti merkezinde yok.</p>

<p>Hakkındaki iddialar…</p>

<p>İhraç edilen isimlerle ilgili tartışmalar…</p>

<p>Ve parti yönetiminin çizdiği yeni fotoğraf…</p>

<p>Kimse yüksek sesle bir şey söylemedi.</p>

<p>Ama en gürültülü cümleyi sessizlik kurdu.</p>

<p><strong>Çünkü siyaset bazen sahip çıkarak konuşur; bazen sessizliğiyle mesafe koyar.</strong></p>

<p>Düne kadar partinin en etkili isimlerinden biri olarak gösterilen Ağbaba, bugün yeni yönetimin merkezinde kendine yer bulamadı.</p>

<p>Bu tablo, sadece bir görev değişikliği değil.</p>

<p>Bir mesafe koyma biçimi.</p>

<p>Bir ağırlık kaybı.</p>

<p>Belki de yakın bir hesaplaşmanın ilk perdesi.</p>

<p>Bugün Parti Meclisi…</p>

<p>Yarın milletvekili listeleri…</p>

<p>Siyasette tasfiye kapıya yazıyla asılmaz.</p>

<p>Önce masadaki sandalye eksilir.</p>

<p>Sonra fotoğraftaki yer.</p>

<p>En sonunda isim.</p>

<p><strong>Bazen insanı merkezin dışına kimi zaman en yakınındakiler iter.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-07-30%20at%2014_36_40.jpeg" /></strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>MALATYA’YI KAYISI DALINDAN YÖNETMEK</strong></span></p>

<p>Malatya’nın meseleleri ağır.</p>

<p>Deprem ağır.</p>

<p>Geçim ağır.</p>

<p>Üreticinin yükü ağır.</p>

<p>Neyse ki siyasetçilerimiz hafif.</p>

<p><strong>İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak…</strong></p>

<p><strong>Esin Tanrıverdi…</strong></p>

<p><strong>Yurdanur Mut…</strong></p>

<p>Kayısı bahçesine girmişler.</p>

<p>Kayısı toplamışlar.</p>

<p>Fotoğraf çektirmişler.</p>

<p>Gülümsemişler.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-07-30%20at%2014_40_00.jpeg" /></p>

<p>Malatya rahat bir nefes almış olmalı.</p>

<p>Çünkü üreticinin derdi fiyat değilmiş.</p>

<p>Don değilmiş.</p>

<p>Mazot değilmiş.</p>

<p>Borç hiç değilmiş.</p>

<p>Meğer tek eksiği, dalından kayısı koparan siyasetçi fotoğrafıymış.</p>

<p><strong>Memleketin yarası derin, siyasetin uğraşı kadraj.</strong></p>

<p>Kıyafet seçiliyor.</p>

<p>Poz ayarlanıyor.</p>

<p>Meyve elde tutuluyor.</p>

<p>Sonra vatandaşın karşısına hizmet diye sunuluyor.</p>

<p>Akıl görünmediği için kullanılmıyor.</p>

<p>Strateji fotoğrafa çıkmadığı için düşünülmüyor.</p>

<p>Birikim beğeni getirmediği için önemsenmiyor.</p>

<p>Zaten dosya okumak zor.</p>

<p>Rapor hazırlamak zahmetli.</p>

<p>Çözüm üretmek terletir.</p>

<p>Kayısı pıtlatmak kolay.</p>

<p><strong>Makamı sorumluluk değil, stüdyo zannedenlerin siyaseti de ancak bu kadar olur.</strong></p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/chpnin-yeni-merkezinde-veli-agbaba-yok-78912"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 17:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/murat-cetin-chpnin-yeni-merkezinde-veli-agbaba-yok-1785413704.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / Müftülük Makamı Himayenin Makamı Olmamalı!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-muftuluk-makami-himayenin-makami-olmamali-117395</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-muftuluk-makami-himayenin-makami-olmamali-117395</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Camiler, Allah'ın evidir. Hiç kimsenin şahsi alanı, hiç kimsenin dokunulmazlığı değildir. O kutsal mekânlarda görev yapan herkes; imamı da, müezzini de, yöneticisi de millete, devlete ve Allah'a karşı sorumludur.</p>

<p>Malatya'nın Şeyhbayram Mahallesi'ndeki Somuncu Baba Camii'nde müezzin ile ilgili uzun süredir yaşanan hadiseler, cami cemaatini de, imamını da ciddi şekilde rahatsız etmiş durumda.</p>

<p>Bu yazıyı kaleme almadan önce cami cemaatinden farklı kişilerle görüştük, iddiaları dinledik, yaşanan süreci anlamaya çalıştık. Yapılan değerlendirmelerde, cemaatin dile getirdiği hususlarla cami imamının aktardığı olayların örtüştüğünü gördük.</p>

<p>İddialara göre, yıllardır aynı camide görev yapan müezzin hakkında; göreve zamanında gelmediği, camiyi cemaatten önce açmadığı, görevini gerektiği gibi yerine getirmediği, cemaatle sürekli problem yaşadığı ve caminin huzurunu bozduğu yönünde şikâyetlerde bulunulmuştur.</p>

<p><strong>Cemaatin Dile Getirdiği İddialar Hafife Alınmamalıdır</strong></p>

<p>Ancak cemaatin anlattıkları yalnızca "geç kalıyor" ve "görevini aksatıyor" iddialarıyla sınırlı değildir.</p>

<p>İddialara göre, cami lojmanında uzun yıllardır ikamet eden müezzin, lojmanın bahçesini adeta şahsi kullanım alanına çevirmiştir. Bahçede tavuk, hindi ve civciv beslediği, hatta kuluçka makinesi kurarak zamanının önemli bir kısmını cami dışında işlerle geçirdiği ve civciv sattığına dair iddialar var.</p>

<p>Yine cemaatin anlatımlarına göre, caminin hemen yanı başındaki lojmanda oturmasına rağmen birçok vakitte camiyi açma görevi fiilen cemaat ile uzaktan gelen imamın omuzlarına kalmaktadır. Bir kilometre mesafeden gelen imamın, namazdan uzun süre önce camiyi açarak ibadete hazır hâle getirdiği, kışın erkenden gelip tabandan ısıtma sistemini çalıştırdığı ve buna karşılık lojmanda kalan görevlinin bu sorumluluğu yerine getirmediği ileri sürülmektedir.</p>

<p>Hatta müezzinin caminin anahtarını paspasın altına koyduğu ve camiye gelen kişilerin bu şekilde camiyi açtığı aktarılmaktadır.</p>

<p>Cemaatin en fazla rahatsızlık duyduğu hususlardan biri de ibadet adabına ilişkindir.</p>

<p>İddialara göre müezzin, zaman zaman camiye bakımsız ve kirli kıyafetlerle gelmekte; kanatlı hayvanlarla meşguliyeti sebebiyle cemaati rahatsız edecek derecede kokuya sebep olduğu ifade edilmektedir.</p>

<p>Bunun yanında müezzinlik görevini usulüne uygun şekilde müezzin mahfilinde yerine getirmediği; bazen sandalyede, bazen ayaklarını uzatarak, bazen de farklı noktalardan görev yaptığı yönünde şikâyetler dile getirilmektedir.</p>

<p>Tesbihat ve dua sırasında cemaat ellerini semaya açmış ibadet ederken yüksek sesle 33'lük tespih salladığı, zaman zaman cep telefonuyla meşgul olduğu, hatta bazen telefonundan açılan YouTube'daki videonun reklam sesinin cami içinde duyulduğu yönündeki anlatımlar da cemaatin rahatsız olduğu hususlar arasında yer almaktadır.</p>

<p>Yine cemaatin iddialarına göre; sabah namazına zaman zaman geç geldiği veya hiç gelmediği, özellikle Ramazan ayında camiyi vaktinde açmayarak vatandaşları mağdur ettiği, caminin suyunu lojman bahçesindeki domates, biber ve salatalıkları sulamak için kullandığı yönünde de ciddi şikâyetler bulunmaktadır.</p>

<p>Bütün bu iddialar doğruysa, mesele artık iki personel arasındaki kişisel bir anlaşmazlığın çok ötesindedir. Bu durum; cami adabını, kamu görevini ve Diyanet teşkilatının temsil ettiği manevi sorumluluğu doğrudan ilgilendirmektedir.</p>

<p>Bu nedenle beklenti; taraf tutmak değil, iddiaların titizlikle araştırılması, gerçeklerin ortaya çıkarılması ve kamu vicdanını tatmin edecek adil bir sonucun tesis edilmesidir.</p>

<p>Anlatılanlara göre bu konularda müezzin cemaat tarafından defaatle uyarıldı ama dikkate almadı. Bu şikâyetler ilgili makamlara ulaştırıldı, sonuç alınmadı. Hatta iki ayrı inceleme ve soruşturma yürütüldü. Ancak aradan geçen zamana rağmen cemaatin beklediği ölçüde bir sonuç ortaya çıkmadığı ifade ediliyor.</p>

<p>Bütün bunlar yaşanırken, deprem sonrasında göreve başlayan cami imamının ise özellikle camiyi erken açması, ibadete hazırlaması, cemaatle ilgilenmesi, namaz öncesi dersler yapması ve görevini disiplin içinde, din görevlisi ruhuna uygun şekilde yürütmesi nedeniyle cemaat tarafından takdir edildiği ifade ediliyor.</p>

<p><strong>İşte tam da bu noktada kamu vicdanını rahatsız eden soru ortaya çıkıyor:</strong></p>

<p>Görevini ihmal ettiği iddia edilen kişi neden yıllardır aynı yerde kalmaya devam ediyor?</p>

<p>Hakkında defalarca şikâyet ve soruşturma bulunan bir müezzin neden hâlâ aynı camide görevini sürdürüyor?</p>

<p>Resmî bir lojmanda kalma süresi 5 yıl iken, müezzin neden 7 yıldır bu lojmanda kalıyor? Neden tahliye edilip hak eden başka görevliye verilmiyor?</p>

<p>Şikâyet edilen değil de şikâyetleri dile getiren insanların kendilerini baskı altında hissetmelerine yol açan bir tablo neden oluşuyor?</p>

<p>Cami imamı, sorunları anlatmak üzere davet edildiği il müftülüğü makamında çözüm beklerken, makam odasında bulunan yabancı bir kişinin bulunduğu ortamda, giyim kuşamı düzgün olduğu hâlde bunun üzerinden küçümsendiği ve rencide edildiği iddia edilmektedir. Eğer bu iddia doğruysa, bu durum sadece bir personele karşı sergilenen tavır olarak değerlendirilemez.</p>

<p>Çünkü müftülük makamı, gücün değil adaletin makamıdır.</p>

<p>Hiçbir müftü, hiçbir yönetici personeline tepeden bakan bir anlayışın temsilcisi olamaz. Devlet terbiyesi; dinlemeyi, araştırmayı, hakkaniyetle karar vermeyi gerektirir. Adalet sadece doğru karar vermek değildir; adil davranıldığına toplumu da inandırabilmektir.</p>

<p><strong>Buradan Malatya İl Müftülüğü'ne açık bir çağrım var:</strong></p>

<p>Eğer ortada asılsız iddialar varsa bunlar açıklığa kavuşturulsun.</p>

<p>Eğer iddialar doğruysa, hiç kimsenin makamına, görevine veya bulunduğu lojmana bakılmaksızın gereği yapılsın.</p>

<p>Camiler kimsenin kişisel alanı değildir.</p>

<p>Devletin tahsis ettiği lojmanlar da süresiz kullanılacak özel mülk değildir.</p>

<p>Din görevliliği; sadece maaş alınan bir memuriyet değil, ahlakı, örnekliği, temizliği, disiplini ve fedakârlığı temsil eden kutlu bir vazifedir.</p>

<p>Bugün Somuncu Baba Camii'nde konuşulanlar yarın başka camilerde de konuşulmaya başlanırsa kaybeden sadece bir kişi veya bir cami cemaati olmayacaktır. Asıl yara alan, toplumun Diyanet Teşkilatı'na ve din hizmetlerine duyduğu güven olacaktır.</p>

<p><strong>Beklenti nettir:</strong></p>

<p>Hiç kimse korunmasın.</p>

<p>Hiç kimse peşinen suçlanmasın.</p>

<p>Ama herkes adalet karşısında eşit olsun.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/muftuluk-makami-himayenin-makami-olmamali-78911"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 17:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/ebuzer-aydin-muftuluk-makami-himayenin-makami-olmamali-1785336900.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Suat GÜLŞEN / Ah şu fareler (Malatya&#039; da bir sünnet düğünü öyküsü)</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/suat-gulsen-ah-su-fareler-malatya-da-bir-sunnet-dugunu-oykusu-117326</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/suat-gulsen-ah-su-fareler-malatya-da-bir-sunnet-dugunu-oykusu-117326</guid>
                <description><![CDATA[Suat GÜLŞEN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/11(13).jpg" /><br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Ah şu fareler<br />
(Malatya da bir sünnet düğünü öyküsü)&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/22(28).jpg" /></p>

<p>AH ŞU FARELER<br />
Tecde de, bahçe içerisindeki kerpiç evde Gülşen ailesinin yaşamı mutluluk içinde sürüyordu. Evde dört çocuklu ailenin, üç oğlan çocuğunun sünnet telaşı vardı. Nihat 6, Suat 4, Fırat 2 yaşında, kız olan en küçükleri Melahat 1 yaşındaydı. Çocuklar henüz küçüktü ama anne ile baba, ta kıştan karar vermişlerdi, ilkbaharda çocukları sünnet ettirelim diye. Baba, Sümerbank fabrikasında işçiydi. Ailenin tek geliri bu işçi maaşıydı. Altı nüfuslu aileye bir de babaanne eklenince geçim de zordu tabi.&nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp; İki odalı, tek katlı, toprak damlı evin önünde geniş bir avlu ve sokağa açılan iki kanatlı tahta bir kapı vardı. Kapının hemen önünde yol boyunca evlerin önünden akan bir arık vardı. Arığın üzerine çocuklar geçebilsinler diye büyükçe bir yassı taş konularak köprü yapılmıştı. Tecde de su boldu ama, içme suyu şebekesi yoktu. Bahçelerin sulama suyu ile içme suyu bu arıktan sağlanmaktaydı. &nbsp;<br />
O zamanlar buzdolabı hiç bilinmiyordu. Kent evlerinde bile buzdolabı yoktu. Tecde’nin yukarısındaki dereden gelen bu kaynak suyu, yaz kış gürül gürül akardı. Suyu da soğuk mu soğuk, buz gibiydi. Her evin avlusunda bu arık suyunun geçtiği, buzdolabı niyetine kullanılan küçücük bir havuz vardı. Yoğurtlu çorba sitili, kışlık peynir ve turşu küpleri, yazın karpuzlar bu küçücük havuzdaki soğuk suyun içinde bekletilirdi. Tecde de su bol olunca her taraf yemyeşildi. Tecde girişindeki mezarlıkların olduğu yokuş başından bakıldığında gözün alabildiğince uzanan yeşil bir renk armonisi kaplardı her yanı.&nbsp;<br />
Kaysı bahçeleri, kiraz bahçeleri ve meyvelerin her çeşidinin yetiştirildiği diğer bahçeler, kocaman ceviz ağaçları, uzayıp giden kavaklar. Dağın eteklerinde ki sıra sıra üzüm bağları, bu renk armonisi içerisinde yer almıştı. Bu yeşilliklerin arasında, köyün evleri bile görülmüyordu.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Düğün hazırlığına, evi badana yapmakla başladılar. O zamanlar kireç yoktu. Şimdiki renkli plastik boyayı köyde bilen, gören yoktu. &nbsp;<br />
Kerpiç evlerin duvarları, Tecde’nin yukarısındaki tepeden veya Beydağının eteğindeki üzüm bağlarının bulunduğu bölgeden eşek sırtında getirilen beyaz toprakla perdah (Badana) yapılırdı.&nbsp;<br />
Perdah işi kadınların göreviydi. &nbsp;İlkbaharda genellikle Tecde’nin tüm evleri perdahlanırdı. Perdahta komşu kadınlar birbirlerine yardım ederlerdi, imece usulü. Beyaz toprak büyük bir leğene konur, su ilave edilerek karıştırılıp bulamaç haline getirilirdi. &nbsp;Bu beyaz çamura bez batırılır, kadınların becerikli elleriyle duvarlara sürülürdü. &nbsp;Kuruyunca bembeyaz olurdu kerpiç evlerin oda ve avlu duvarları. Hünerli ustaların elinden çıkmış gibi. Üstelik mis gibi bir toprak kokusu da etrafı sarardı. Evin hazırlığı bitince, sıra sünnet giysilerinin hazırlığına gelmişti.&nbsp;<br />
Anne Müzeyyen Hanım, neye gereksinimi varsa bir listesini yaparak sabah erkenden fabrikaya giden beyinin eline tutuşturmuştu.<br />
Müzeyyen Hanım, beyini yolladıktan sonra düğüne hazırlanmanın tatlı telaşıyla günlük işlere koyulmuştu. Yatakların pamuğu atılmış, döşekler kabartılmış, babaannenin de yardımıyla bahçedeki odun ocağında, killi sularla şilteler, çarşaflar, yastık kılıfları kaynatılmıştı.&nbsp;<br />
Gün boyu sürmüştü bu uğraş. İş çıkışı, akşama gelmişti tüm siparişler. Çocuklar hemen paketlerin başına toplanmış, meraklı gözlerle bakmışlardı acaba içinde neler var diye. Listedekiler dışında bir de sürpriz paket vardı Müzeyyen Hanıma. Heyecanla açmıştı evin hanımı bu paketi. Bir elbiselik kumaştı bu. Çok güzeldi. Hoşuna gitmişti, beğenmişti. Mutluluğu gözlerinden okunuyordu, ışıl ışıl. Sevgiyle eşinin gözlerinin içine bakarak:<br />
<strong>-Sağol bey. Çok güzel bir entarilikmiş bu. Çok beğendim ama pahalıdır. Keşke benim için masraf etmeseydin. Öncekilerle idare ederdim, </strong>demişti.<br />
<strong>-Hiç olur mu hanım? Düğünde yeni elbise giymelisin. Bu entarilik de annemin</strong>, diyen eşi Nusret, elindeki paketi divanda oturan, beline sardığı kuşağında enfiye (toz tütün) kutusu hiç eksik olmayan, bir yandan elindeki tespihi çekerken diğer yandan da onları izlemekte olan Zehra Ana’ya verdi. O da merakla paketi açmış ve paketteki kumaşı eline alarak incelemiş:<br />
<strong>-Sağol oğlum, kesen dolu olsun. Benim entariliğim de güzelmiş. Şayet kumaştan artarsa bir de cepli bervanik diktireyim, </strong>çok güzel olur, diyerek hoşnutluğunu dile getirmişti.<br />
Müzeyyen hanım da kumaşı üzerine tutarak eşine sordu:<br />
<strong>-Nasıl duruyor üzerimde? Güzel mi?&nbsp;<br />
-Evet, güzel durdu hanım. Güle güle giyersin inşallah. Yarın terzi Elif ablaya ver de çocukların sünnet kıyafetleri ile birlikte biran önce dikilsin.<br />
&nbsp;-Teşekkür ederim bey. Kumaş artarsa Melahat’a da dikeriz aynısından,</strong> dedi. Onlar konuşurken çocuklar, sevinçle sünnet şapkalarını başlarına geçirmişlerdi bile, güle oynaya.&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/33(10).jpg" /></p>

<p>Gece ilerleyince, çocuklar sünnet şapkalarını başuçlarına koyarak yer yatağına uzanmış, gaz lambasının loş ışığı altında herkes uykuya dalmıştı.<br />
&nbsp;Sabahı zor etmişti Müzeyyen Hanım. Beyini fabrikaya yolcu ettikten sonra, ilk işi kumaşları Alibey mahallesinin terziliğini yapan Elif Abla’ya götürmek olmuştu. Müzeyyen Hanımın da yardımıyla iki gün içerisinde dikilmişti tüm sünnet giysileri.&nbsp;<br />
Atkılı kısa pantolon, beyaz patiskadan kısa kollu gömlek, ayaklarına kadar uzanan uzun sünnet gömleği, çocukların sünnet giysisiydi.&nbsp;<br />
Elif Abla, Melahat’a da bir zıbın dikivermişti annesinden arta kalan parça kumaşlardan. Anne kız takım elbise giyeceklerdi düğünde. Babaannenin bervaniği bile dikilivermişti. Sıra gelmişti çocuklar için ikinci sipariş listesini hazırlamaya.&nbsp;<br />
“Üç çift lastik ayakkabı, çorap, kına, lokum” derken düğün yemeği için gerekli olan diğer ihtiyaçlar da listenin altına ilave edilmişti. Borç-harç alınacaktı hepsi. Üç çocuğun sünneti kolay mı? Hiç dert etmemişti bunu baba Nusret kendine.<strong> “Zorlanacak olsam da borçlanır taksit taksit öderim.” “Yeter ki kimselere mahcup olmadan kendi çapımızda, güzel bir düğün yapalım.” </strong>diyordu.<br />
Akşam olduğunda yığılmıştı odanın ortasına tüm istenilenler. Yine sürpriz bir hediye vardı evin hanımına. Paketin içinde üç çocuk çorabının yanında bir de bayan çorabı ve eşarp vardı. Küçük Melahat’a da naylon bir terlik ile çorap.&nbsp;<br />
Mutluluk Müzeyyen Hanımın gözlerinden okunuyordu. O siyah gözleri yine ışıl ışıl parlarken, sevinçle başındaki yazmayı çıkarıp eşarbı bağlamıştı.<br />
Aybaşında maaş alınınca sünneti yaptırmaya karar veren Gülşen ailesi, sünneti yapacak olan Tecde’nin tek berberine haberi vermişti bile.&nbsp;<br />
O zamanlar sünnet yapacak doktor, sağlık memuru yoktu. Nerede şimdiki gibi ağrısız, pansumansız güle oynaya yapılan sünnetler.&nbsp;<br />
Oysa o zamanlar öyle miydi? Köyde kentte, çocuklar berberler tarafından sünnet edilmekteydi. Çocukların sağlığı berberlere emanetti. Allah korusun! ya bir şey olursa çocuklara? O da şansa kalmış.<br />
<strong>-Hanım, Mehmet ağabeyim (Killo) ile kardeşim Lütfi de çocukların kirveleri olsun istiyorum. Sen ne dersin? </strong>diyen Nusret, hanımından da:&nbsp;<br />
<strong>-Çok iyi olur bey. Çocukların amcaları, kirveleri de olsun, </strong>yanıtını alınca:<br />
<strong>-Bu düşüncemizi kendilerine bildireyim, haberleri olsun. Mehmet ağabeyim evde pek durmuyor biliyorsun. Ya keklik avına çıkar, günlerce dağlarda keklik peşinde koşar, ya da arı kovanlarının başında yine dağdadır. Onun işi hiç belli olmaz. Sonra ara ki bulasın. &nbsp;Yarından tezi yok haber vereyim de işini gücünü ona göre ayarlasın,</strong> demişti Nusret.<br />
Kirveler de belirlenince, mevlit okuyacak hocaya haber vermenin dışında pek fazla yapacak bir şey kalmamıştı. Düğün yemeği de babaanne ve komşuların yardımıyla pişirilecekti. Tecde’nin ramazan davulcusu Şaban Dayı da tokmak elde her zaman hazır, emre amade beklerdi zaten.<br />
Hazırlıkların telaşı ile günler çabucak geçivermişti. Davulcu Şaban Dayı sabahtan başlamıştı davulu çalmaya “<strong>Gümbür, gümbür.”&nbsp;</strong><br />
Mahallenin çocukları da onun etrafındaydı. İçlerinden bazıları kaptırmışlar kendilerini davulun ritmine, oynuyorlardı. Diğerleri de alkışlarıyla tempo tutuyordu arkadaşlarına.<br />
Nihat, Suat ve Fırat’a sünnet giysileri giydirilmiş, saçları özenle taranmıştı. Onlar da davulcunun etrafında, Şaban Dayı’nın kıvrak, ritmik hareketlerini izlemekteydiler. &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;Beyaz gömlek, atkılı kısa pantolon, ayaklarında yeni lâstik ayakkabılar, başlarında süslü beyaz sünnet şapkaları, onlara pek de yakışmıştı. Herkes yeni giysileri içerisinde heyecanlıydı.<br />
Öğlene doğru kalabalık artmıştı. Hısım, akraba, konu komşu derken, evin avlusu, bahçesi doluvermişti. Bahçenin bir köşesinde kazanlar kaynıyor, yemekler pişiriliyordu.&nbsp;<br />
Babaanne yeni bervaniğini önüne bağlamış aşçı kadınların başında, onları yönetiyor, hiçbir aksaklığın olmaması için çaba harcıyordu.&nbsp;<br />
Bu sırada berber sokağın başında göründüğünde, onun taa uzakta elinde körüklü siyah çantası ile gelmekte olduğunu gören çocuklar, hemen koşup içeriye haber vermişlerdi.<br />
<strong>-Sünnetçi geliyi, sünnetçi geliyi.&nbsp;<br />
-Berber amca geliyi, elinde sünnet çantası da var.</strong><br />
Haberi duyan sünnet çocuklarında bir korku, bir heyecan. Şaşırmışlardı bir an ne yapacaklarını bilemeden. Nihat, aniden fırlamıştı açık kapıdan dışarıya koşarak. Ardından Suat ile Fırat onu takip etmişti. Daha berber içeriye girmeden, onlar kendilerini dışarıya atmışlardı. Sokak boyunca üçü birden kaçışıyordu.&nbsp;<br />
Bu kaçış onların kurtuluşları olacakmış gibi tozu dumana katmışlardı. Fırat’ın yeni lastik ayakkabısı ayağından çıkmıştı ama aldırış eden kim? Minik adımlarla yalınayak koşuyordu. Üçünün de sünnet şapkaları başlarından uçuştu. Kar beyazı şapkalar toz toprak içinde yuvarlanıyordu. Arada bir dönüp arkalarına bakıyorlardı, peşlerinden gelen var mı diye. &nbsp;<br />
Nedir bu mahallenin çocuklarından çekilen? Sünnet çocuklarının kaçmakta olduğunu görünce yine içerdekilere haber vermişlerdi.<br />
<strong>-Yetişin yetişin &nbsp;üçü birden kaçıyı.<br />
-Sünnet çocukları kaçıyı.</strong><br />
Bir koşuşturmadır başlamıştı sokak aşağı, çocukların peşinde büyükler. Gittikçe ara kapanıyordu. Yakalanacaklarını anlayan çocuklar ağlamaya başladılar. Alınlarından akan terler gözyaşlarına karışmıştı. Koştukça minicik bedenlerindeki güç de tükenmişti. Fırat arkalarda kalmıştı. Birden ayağı takıldı, yuvarlandı. Her tarafı toz toprak içinde kalmıştı. Minik adımlarla daha nereye kadar kaçabilirlerdi. Çok geçmeden yakalandı sünnet kaçakları, sokağın sonuna ulaşıp Samanlı mahallesine dönmeden. Üçü birden ağlıyordu hıçkırarak.<br />
<strong>-Korkmayın, hiç acımayacak. Hiçbir şey duymayacaksınız. Susun, ağlanacak bir şey yok,</strong> sözleri fayda etmemişti.&nbsp;<br />
Yere düşen sünnet şapkalarının tozları silkelenerek tekrar başlarına konulmuştu. &nbsp;Çocukların hıçkırıkları bitmiyordu. Eve yaklaştıkça daha çok ağlamaya başlamışlar, içeri girmek istememişlerdi ama direnmek faydasızdı. Üçü de hırsından şapkalarını arığa fırlattılar. Gürül gürül akan su götürmekteydi şapkaları. Diğer çocuklar koşuştular şapkaların peşinden, &nbsp;yakaladılar onları akıp uzaklara gitmeden.<br />
Hemen bir odaya aldılar çocukları. Bu defa yalnız bırakmak yok. Kimse kaçamayacak bir kez daha. Anne ile babaanne yanlarındaydı. Çocukların akşam kına yakılan minik ellerine su dökerek yüzlerini yıkatıp, uzun sünnet gömleklerini giydirdiler.<br />
&nbsp;Berber hazırlıklarını yapmış avluda bekliyordu. Önünde bir tepsi duruyordu. İçinde ustura, makas, sargı bezi, pamuk ve penisilin tozu vardı. Avlunun ortasına tahta bir sandalye konmuştu. Mehmet Amca da sandalyeye oturmuş kirvesi olacağı yeğenini bekliyordu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/44(10).jpg" /></p>

<p>Amcanın oğlu İsmet abinin elinde bir tepsi dolusu lokum, ağlayacak çocuklara yedirip susturmak için beklemekteydi. Misafirler de onların etrafına toplanmıştı.<br />
Önce, Nihat’ı çıkardılar odadan. Oturttular kirvenin kucağına. Çocuğun ellerini bacaklarının arasından geçirerek sıkıca tutmuştu kirve. Hemen bir çarşaf örttüler &nbsp;üstlerine. Sünnetçi de çarşafın altına girdi. Nihat’ın yalnızca başı çarşafın dışındaydı.&nbsp;<br />
Mehmet amca onun kulağına yavaşça fısıldadı:<br />
<strong>-Ağlamazsan kekliklerimden en iyi ötenini sana vereceğim ? Anlaştık mı?<br />
-Sahi mi amca? Doğru söyle, verecek misin?<br />
-Tabii ki vereceğim. Hem de kınalıyı, en güzel öteni.</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/55(3).jpg" /></p>

<p><br />
Mehmet amcanın evinde, pencere önüne dizilmiş sıra sıra kafeslerin içinde keklikleri vardı. Renkli tüyleri parlak, ışıl ışıldı. &nbsp;Çocuklar onlara her gidişlerinde kafeslerin önüne oturur keklikleri seyre dalarlardı. Özellikle Nihat, keklik kafeslerinin bulunduğu pencerenin önünden hiç ayrılmak istemezdi.&nbsp;<br />
Biri ötmeye başladı mı diğeri yanıt verir, karşılıklı ötüşmeler sürüp giderdi. Bazen de, Mehmet amca keklik gibi öter, onlar da bu ötüşe yanıt verir, yarış ederlerdi. Ötme yarışı uzayıp giderdi.&nbsp;</p>

<p>Mehmet amcanın bu sözü üzerine, pencere kenarında duran keklikler Nihat’ın gözü önüne gelmişti. Hemen ağlamayı kesivermişti. Tam keklik hayaline dalmıştı ki:<br />
<strong>-Oy, anneee,</strong> diye bağırıverdi.<br />
Hemen lokum verdiler. Daha birini yiyemeden ikincisi, üçüncüsü peş peşe. Ağzı lokumla dolmuş sesi çıkamaz olmuştu. Alkışlar arasında Nihat’ı odadaki yatağına götürdüler.&nbsp;<br />
Sıra Suat’a geldiğinde, büyük amca, kirve sandalyesinden kalkmış, yerine Lütfi amca oturmuştu. Suat da, daha oturur oturmaz kirvesinin kucağına, başlamıştı ağlamaya. Hemen lokumları tıkıştırdılar ağzına, peş peşe.<br />
<strong>-Oldu da bitti maşallah...</strong><br />
Onu da alkışlarla götürüp odaya, aynı yatağa Nihat’ın yanına yatırmışlardı. Anne ile babaanne onların başındaydı. Çocukların alınlarına, yüzlerine kolonya sürmüşlerdi, ferahlayıp rahatlasınlar diye.&nbsp;<br />
Nihat biraz rahatlamış, sessiz sakin yatıyordu. Ancak Suat halen hıçkırmaktaydı. Annesi, onların saçlarını okşayıp şefkatle, sevgiyle öpmüştü yanaklarından.<br />
Çok geçmeden bu kez Fırat’ın ağlama sesi duyuldu. Anne yine heyecanla pencereye koştu. Anne yüreği dayanamıyordu işte. Çocuklara belli etmese de onlarla birlikte ağlıyordu. Nihayet Fırat’ı da getirdiler odaya. Onu da divandaki yatağına yatırdılar. Ağlamaktan al al olmuştu yanakları.<br />
Sünnetçinin tepsisi, üstündeki kanlı ustura ile dolaştırılmıştı avludaki davetliler arasında. Başta kirveler ve akrabalar olmak üzere, bahşiş attılar tepsiye.<br />
Davul susmuş, mevlit başlamıştı. Mevlit okunması bitince tabaklara doldurulan çeşit çeşit yemekler, kocaman sinilere dizilerek servis yapılmıştı.&nbsp;<br />
Hanım misafirler ile çocuklar evin avlusunda, erkekler de bahçede toplanmış, kimi tahta masalarda, kimileri yer sofralarında düğün yemeklerini yemişlerdi.<br />
Çocukların yastıklarının başlarına konmak üzere en iri ve güzellerinden üç tane kıpkırmızı elma hazırlamışlardı.&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/66(4).jpg" /></p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/ah-su-fareler-malatya-da-bir-sunnet-dugunu-oykusu-78910"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 14:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/suat-gulsen-ah-su-fareler-malatya-da-bir-sunnet-dugunu-oykusu-1785089769.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;da Fiskos Masası Şehrin Nabzını Tutmaya Devam Ediyor</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-fiskos-masasi-sehrin-nabzini-tutmaya-devam-ediyor-117307</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-fiskos-masasi-sehrin-nabzini-tutmaya-devam-ediyor-117307</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, Fiskos köşesinde halkın nabzını tutuyor. Malatya’da kulislerin gündemi bu hafta oldukça sıcak. Ankara’dan verilen müjdelerden kavurucu sıcaklara, sönük geçen Kayısı Festivali’nden çarşı pazardaki geçim derdine kadar şehrin asıl gündemi resmî açıklamalardan önce yine sokakta ve kahvehanelerde şekillendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da bu hafta kulisler yine hareketli anlara sahne oluyor. Bir yanda Ankara’dan gelen müjdeler konuşulurken, diğer yanda kavurucu sıcaklar ve geçim derdi vatandaşın ana gündem maddesini oluşturuyor. Şehirde hemen her kesimin birleştiği ortak cümle ise şu oldu: “Söz çok, gözümüz artık icraatta.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ANKARA'DAN MÜJDE GELDİ ŞİMDİ GÖZLER TAKVİMDE</span></strong></p>

<p>AK Parti Malatya Milletvekili Abdurrahman Babacan, Ankara’daki temaslarının ardından Malatya’ya Yerli Tıbbi Cihaz ve Tanı Kiti Üretim Tesisi kurulacağını, yarım kalan doğal gaz ve elektrik projelerinin de tamamlanacağını açıkladı. Açıklamaların ardından kulislerde vatandaşın ortak yorumu, “Müjde güzel de, ne zaman başlayacak?” şeklinde oldu. Şehir halkı bu kez verilen sözlerin bir an önce sahaya yansımasını bekliyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SICAK HAVA DEĞİL SABIR YAKIYOR</span></strong></p>

<p>Mevsim normallerinin üzerine çıkan sıcaklıklar Malatya’da günlük hayatı zorlaştırmaya devam ediyor. Sokakta konuşulan konu sadece yükselen termometreler değil; ekonomik sıkıntılar da vatandaşın en çok bunaldığı başlıklar arasında yer alıyor. Fısıltılarda öne çıkan duygu ise “Hava da yakıyor, hayat da” sözleriyle özetleniyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YANGIN KORKUSU BAHÇELERE SIÇRADI</span></strong></p>

<p>Artan sıcaklıklarla birlikte arazi ve anız yangınlarının çoğalması endişeleri artırdı. Özellikle kent için büyük önem taşıyan kayısı bahçeleri ve tarım alanları risk altında bulunuyor. Mahalle aralarında en çok “Bir kıvılcım, bir yıllık emeği götürmesin” cümlesi yükseliyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">FESTİVAL VARDI MEYDAN NEREDEYDİ</span></strong></p>

<p>Uluslararası Kültür Sanat ve Kayısı Festivali bu yıl beklenen coşkuyu oluşturamadı. Tanınmış sanatçılar sahne alsa da meydanlardaki boşluklar dikkatlerden kaçmadı. Kulislerde bu tablonun sebebi olarak hem ekonomik şartlar hem de organizasyondaki eksiklikler gösterilirken vatandaşın yorumu, “Konser vardı, kalabalık yoktu” şeklinde kaldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÇARŞIDA HESAP BİR TÜRLÜ TUTMUYOR</span></strong></p>

<p>Yüksek enflasyon ve artan maliyetler hem esnafı hem de vatandaşı zor durumda bırakıyor. Kayısı üreticisi üretim maliyeti hesabı yaparken, tüketici temel ihtiyaçlarını karşılamanın yollarını arıyor. Şehirde en çok konuşulan durum ise “Kazanan yok, herkes günü kurtarmaya çalışıyor” sözleriyle dile getiriliyor.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/enkazdan-beslenenler-78906"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 10:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/malatyada-fiskos-masasi-sehrin-nabzini-tutmaya-devam-ediyor-1785051774.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Kabir Yoksa, Şehitler Nerede Yaşıyor?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-kabir-yoksa-sehitler-nerede-yasiyor-117306</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-kabir-yoksa-sehitler-nerede-yasiyor-117306</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Bir cümle…</p>

<p>Bazen sayfalar dolusu izahı susturur.</p>

<p>Kur’ân buyuruyor:</p>

<p>“Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler.”</p>

<p>Ne teşbih var…</p>

<p>Ne temsil…</p>

<p>Ne de mecaza sığınan bir ifade.</p>

<p>Doğrudan haber.</p>

<p>Üstelik devam ediyor:</p>

<p><strong>“Rableri katında rızıklanırlar.”</strong></p>

<p>Şimdi duralım.</p>

<p>Kıyamet henüz kopmadı.</p>

<p>Mahşer kurulmadı.</p>

<p>Hesap başlamadı.</p>

<p>Öyleyse bu hayat hangi âlemin hayatıdır?</p>

<p>Bu ikram hangi menzilde gerçekleşmektedir?</p>

<p>Sorunun cevabı verilmeden, sualin etrafında dolaşmanın kimseye faydası yoktur.</p>

<p>Bazıları tam burada frene basıyor.</p>

<p>“Şehit diridir.” diyor.</p>

<p>Fakat o diriliğin nerede devam ettiğini konuşmaktan kaçıyor.</p>

<p>İşin ilginç tarafı da burada başlıyor.</p>

<p>Ayetin yarısını alkışlıyor.</p>

<p>Diğer yarısını sessizliğe bırakıyor.</p>

<p>Hâlbuki kelâm bölünmez.</p>

<p>Bir kısmı kabul edilip, devamı askıya alınmaz.</p>

<p>Müfessirler bu beyanı asırlar önce açıklamış.</p>

<p>Şehitlerin zikredilmesi, kabirde yalnız onların yaşadığı mânasına gelmez, demişler.</p>

<p>Onlar, bu nimetin en yüksek misali olarak öne çıkarılmıştır.</p>

<p>Çünkü faziletleri daha yücedir.</p>

<p>Lütufları daha geniştir.</p>

<p>Ardından Hac Sûresi geliyor.</p>

<p>Bu defa yalnız şehitten değil…</p>

<p>Allah yolunda hicret edip eceliyle vefat eden müminlerden de söz ediyor.</p>

<p>Onlar için de güzel rızık vaad ediliyor.</p>

<p>Demek ki mesele, ölüm şekli değildir.</p>

<p>Mesele, ölümden sonra başlayan safhadır.</p>

<p>Burada insanın zihnine şu sual geliyor:</p>

<p>Eğer kabirde hiçbir hayat yoksa…</p>

<p>Şehit neyi yaşıyor?</p>

<p>Eğer hiçbir ikram başlamadıysa…</p>

<p>Verilen rızık hangi vakitte takdim ediliyor?</p>

<p>Eğer her şey yalnız kıyametten sonraya bırakıldıysa…</p>

<p>Kur’ân neden bugünün değil, ölümün hemen sonrasını haber veren bir üslup kullanıyor?</p>

<p>İşte bu yüzden Ehl-i Sünnet âlimleri meseleyi tek bir ayetle değil, bütün nasları birlikte değerlendirmiştir.</p>

<p>Bakara konuşmuş…</p>

<p>Âl-i İmrân onu tamamlamış…</p>

<p>Hac Sûresi çerçeveyi genişletmiş…</p>

<p>Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm da beyanıyla kapalı hiçbir nokta bırakmamıştır.</p>

<p>Bizim gayemiz yeni bir iddia ortaya atmak değildir.</p>

<p>Bir kanaati pazarlamak da değildir.</p>

<p>Maksadımız,<strong> Kur’ân’ın lisanını, Sünnet’in beyanını ve ümmetin asırlardır muhafaza ettiği izahı birlikte okumaktır.</strong></p>

<p>Çünkü bir metni anlamanın yolu, onu susturmak değil…</p>

<p><strong>Birbirini açıklayan cümlelerini konuşturmaktır.</strong></p>

<p><strong>Selam ve dua ile.</strong></p>

<p><strong>Fiemanillah.</strong></p>

<p><a href="https://www.dirilispostasi.com/kabir-yoksa-sehitler-nerede-yasiyor"><span style="color:#c0392b"><strong>KAYNAK: DİRİLİŞ POSTASI GAZETESİ</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/murat-cetin-kabir-yoksa-sehitler-nerede-yasiyor-1785050450.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;da CHP Teşkilatının Sorular Karşısındaki Tutumu Fıkraya Konu Oldu</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-chp-teskilatinin-sorular-karsisindaki-tutumu-fikraya-konu-oldu-117305</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-chp-teskilatinin-sorular-karsisindaki-tutumu-fikraya-konu-oldu-117305</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya’daki CHP teşkilatının eleştiriler ve sorular karşısındaki tutumunu dikkat çeken bir fıkrayla kaleme aldı. Veli Ağbaba’nın üyeliğinin düşerek bağımsız milletvekili olduğu süreçte parti içi gelişmelere de değinen Çetin, eleştiri uzağındayken kulakları keskin olanların, soru kendilerine geldiğinde "duymamazlıktan" geldiğini belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, kaleme aldığı son makalesinde Malatya’daki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) teşkilatının ve yöneticilerinin eleştiriler karşısındaki tavrını değerlendirdi. Kentteki siyasi dinamikleri ve CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın Yargıtay kararıyla üyeliğinin silinip bağımsız milletvekili statüsüne geçmesiyle yaşanan tartışmaları ele alan Çetin, parti yönetiminin sorular karşısında takındığı tutumu fıkra benzetmesiyle gözler önüne serdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"SORU SANA GELİNCE BİRDEN SES SİSTEMİ BOZULUR"</span></strong></p>

<p>Murat Çetin, yazısının "Fıkra Gibi Memleket" başlıklı bölümünde durumu özetlemek adına şu fıkrayı aktardı:</p>

<p><strong>“Papaz, iki adım ötedeki Zangoç’a seslenmiş: ‘Şarabı sen mi içiyorsun?’ Ses yok. Bir daha bağırmış: ‘Duyuyor musun?’ Zangoç sakin: ‘Buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim.’ Papaz kızmış. ‘İki adım öteden de duyulmaz mı?’ Yer değiştirmişler. Bu kez Zangoç sormuş: ‘Toplanan yardımları kim harcadı?’ Papaz durmuş. Sonra gülmüş: ‘Hakikaten… Buradan hiçbir şey duyulmuyormuş.’”</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"SORU DÖNÜP SANA GELİNCE SES KESİLİYOR"</span></strong></p>

<p>Anlattığı fıkranın ardından sözü Malatya’daki CHP siyasetine getiren gazeteci yazar Murat Çetin, bir bölümde şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><strong>“Malatya’da CHP için de durum böyledir. Soru uzaktayken… Kulaklar çok keskindir. Soru dönüp sana gelince… Birden ses sistemi bozulur.”</strong></p>

<p><br />
<a href="https://www.malatyatime.com/makale/enkazdan-beslenenler-78906"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA&nbsp;</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 10:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/malatyada-chp-teskilatinin-sorular-karsisindaki-tutumu-fikraya-konu-oldu-1785050250.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sarper SAN / Birileri bizimle oynuyor</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sarper-san-birileri-bizimle-oynuyor-117304</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sarper-san-birileri-bizimle-oynuyor-117304</guid>
                <description><![CDATA[Sarper SAN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir su aygırının kuyruğuna çakallar yapışır. Su aygırının en zayıf ve en savunmasız yeridir kuyruğu. Çakallar dev hayvanı bu zayıf yerinden yakalayarak onu devirip öldürmeyi amaçlar. Su aygırı başına gelecekleri bildiğinden soğukkanlı davranır ve kuyruğuna yapışan çakalları yakındaki nehire doğru sürükler. Kuyruğa yapışan çakallar erken zafer sarhoşluğu ile kuyruğa yapışmayı sürdürürken, su aygırı onları yavaş yavaş nehre getirmiştir bile. Çakallar neler olup bittiğini bile anlayamadan kendilerini suyun içinde bulur.<br />
Su aygırı suyu bir kez daha hareketlendirir. Çakallar bunu da yenilginin bir işareti olarak algılayıp iyice kendilerinden geçerler. Oysa su aygırı suyu hareketlendirerek, suyun derinliklerinde yatan timsahları uyandırmıştır.<br />
Timsahlar hızla harekete geçerek su aygırınının kuyruğundaki çakallara saldırır ve onları parçalayarak suyun içine çekerler.<br />
Geride kanlı bir su, kuyruğu biraz örselenmiş su aygırı ve beklemedikleri bir ziyafete konan timsahlar kalır. Çakallar ise başlarına gelenin farkına bile varamadan timsahlara mama olmuşlardır. &nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>FUTBOL YALNIZCA BİR “OYUN” DEĞİLDİR!</strong></span></p>

<p>Tatsız tuzsuz bir dünya kupası geride kalırken, kupanın daha başında yaşadığımız hezimeti unutabilmiş değiliz.<br />
Unutmamak da gerekiyor. Ama yalnızca <strong>“spor”</strong> adına değil. Çıkartılması gereken çok dersler var gibi gözüküyor.<br />
Bu futbol denen “<strong>iş”</strong>in sadece bir oyundan ibaret olmadığını bütün romantiklerin artık anlaması gerekiyor. Hele hele küçümsenerek, yaşadığımız “hayatın” dışında kabul edilmesi hiç doğru değil.<br />
Bu<strong> “iş</strong>”i olması gereken şekilde kabullenerek yapılması gerekenleri ona göre yapmanın zamanı geldi de geçiyor.<br />
Anlayana diyerek koyalım noktayı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>PARAYA BAK PARAYA</strong></span></p>

<p>Siz hala pazardaki soğanın, marketteki patatesin fiyatları ile mi ilgilisiniz? Kaşınızın birini kaldırarak, “onlar birer simge, biz fiyat pahalılığını vurgulamak için, <strong>“patatiiiz soğan diyoruz”</strong> diyebilirsiniz.</p>

<p>Olabilir.</p>

<p>Ama değil.</p>

<p>Bu kadar okumuş, yazmış, bilmiş elemanların olduğu bir memlekette farkında mısınız bu konuyu çözecek bir akıl yürütebilmiş değiliz.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/birileri-bizimle-oynuyor-78909"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 09:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/sarper-san-birileri-bizimle-oynuyor-1785049506.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sevgi BERK / O Bulaşıkları Kim Yıkayacak Sayın Ağbaba?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sevgi-berk-o-bulasiklari-kim-yikayacak-sayin-agbaba-117301</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sevgi-berk-o-bulasiklari-kim-yikayacak-sayin-agbaba-117301</guid>
                <description><![CDATA[Sevgi BERK yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Biz kadınlar iyi biliriz; güzel bir sofranın bereketi kadar, sofradan sonra mutfağın nasıl toplandığını da… Yemek yenir, çaylar içilir, sohbet edilir. Sonra sıra dağınıklığı toplamaya gelir. İşte o an, kim gerçekten sorumluluk alıyor, kim sessizce sıyrılıp gidiyor, ortaya çıkar. Hayatın kuralı değişmez; dağıtmak kolaydır, toplamak emek ister. Bugün siyasette yaşananlara bakınca da aklıma ister istemez bu geliyor.</p>

<p>Yediniz, içtiniz, ziyafeti çektiniz... Bulaşıkları masada darmadağın bırakıp hesabı da 100 yıllık partiye mi kestiniz?</p>

<p>Yeni Parti kuruldu.&nbsp;</p>

<p>Üstelik bir de "partide arınma" adı veriliyor, öyle mi?</p>

<p>Bakın etrafa; gündem dökülüyor. Şoför ifadeleri, kargo poşetleriyle taşınan dövizler, lüks hediyeler, ihale iddiaları havada uçuşuyor. Dosyalar İzmir’den Ankara’ya mekik dokurken parti yönetimi nihayet "yeter" deyip ihraç düdüğünü çalıyor.</p>

<p>Peki Veli Bey ne yapıyor?</p>

<p>Çıkmış kürsüye, gözlerimizin içine bakarak "Yeni bir sayfa açıyoruz, hedefimiz iktidar" diyor.</p>

<p>Siz hangi sayfayı açıyorsunuz Sayın Ağbaba? Sayfa falan açıldığı yok, kapı yüzünüze kapanıyor, farkında değil misiniz?</p>

<p>Kargo poşetinde euro iddialarıyla disipline sevk edileceksiniz, sonra da çıkıp buna "yeni bir umut" diyeceksiniz... Masayı devirdiniz, çorbayı üzerimize döktünüz, giderken bir de "afiyet olsun" diyorsunuz.</p>

<p>Pardon ama buna "arınma" değil, açıkça hesabı partiye yıkıp kaçmak denir.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/o-bulasiklari-kim-yikayacak-sayin-agbaba-78908"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 21:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/sevgi-berk-o-bulasiklari-kim-yikayacak-sayin-agbaba-1784917389.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Demedi Deme! Eserin Sahibi Kim?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/demedi-deme-eserin-sahibi-kim-117295</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/demedi-deme-eserin-sahibi-kim-117295</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı "Enkazdan Beslenenler" başlıklı köşe yazısında yer alan "Laf Ebesi" bölümünde, çarşı projesi üzerinden yapılan sahiplenme çabalarını eleştirdi. Çetin, başkasının emeğini ve eserini kendi başarısı gibi sunan anlayışa dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Time'da yayımlanan "Enkazdan Beslenenler" başlıklı köşe yazısında kent gündemine ve çarşı projesi etrafında yürütülen tartışmalara ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"EMANETİ SAHİPLENMEK KOLAY ESERİN SAHİBİ OLMAK ZOR"</span></strong></p>

<p>Yazısının "Laf Ebesi" bölümünde "Emanet Övgü" başlığı altında çarşı projesini ve bu süreci sahiplenmeye çalışan zihniyeti eleştiren Gazeteci Yazar Murat Çetin, şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"Çarşıyı anlatıyor… Sanki çivisini kendi çakmış. Sanki planını kendi çizmiş. Emaneti sahiplenmek kolay. Eserin sahibi olmak zor. Demedi deme Bayram…"</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/enkazdan-beslenenler-78906"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-07-20%20at%2008_41_10(1).jpeg" style="height:654px; width:800px" /></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 16:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/demedi-deme-eserin-sahibi-kim-1784900742.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aynı Partide Büyük Kriz! Ekipler Arasındaki Kopukluk Deşifre Mi Oldu?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ayni-partide-buyuk-kriz-ekipler-arasindaki-kopukluk-desifre-mi-oldu-117279</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ayni-partide-buyuk-kriz-ekipler-arasindaki-kopukluk-desifre-mi-oldu-117279</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, Tarım ve Orman Bakanının AK Parti İl Başkanlığı ziyaretine Büyükşehir Belediye Başkanı'nın katılmamasını kaleme alarak makam hırsına dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Time’daki köşe yazısında Tarım ve Orman Bakanının Malatya programı kapsamındaki bir ziyarete mercek tuttu. Çetin, AK Parti İl Başkanlığı binasında gerçekleşen buluşmada yaşanan siyasi tabloyu ve dikkat çeken eksikliği okurlarıyla paylaştı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TARIM BAKANI İL BİNASINDA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI YOK</span></strong></p>

<p>Ziyaretin ayrıntılarını aktaran Murat Çetin, aynı partiye mensup isimlerin yan yana gelmemesini eleştirerek durumu şu ifadelerle özetledi: “Bir bilge demiş ki: ‘İhtiyacından fazlası zehirdir.’ Fazla para… Fazla hırs… Fazla öfke… Hatta fazla makam… Tarım Bakanı geliyor. AK Parti İl Başkanlığı’na uğruyor. Aynı partinin Büyükşehir Belediye Başkanı ortada yok.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MAKAM VE DUYGU VURGUSU</span></strong></p>

<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, yaşanan bu gelişmenin ardından siyasi makamların temsil biçimine ve insan ilişkilerine yansımasına vurgu yaparak değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Demek ki bazen insanın taşıyamadığı makam değildir; makamın büyüttüğü duygularıdır.”</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/enkazdan-beslenenler-78906"><strong><span style="color:#2980b9">YAZININ DEVAMI BURADA</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/ayni-partide-buyuk-kriz-ekipler-arasindaki-kopukluk-desifre-mi-oldu-1784873837.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tarım Bakanı Malatya&#039;ya Kayısı Pıtlatmaya Mı Geldi?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/tarim-bakani-malatyaya-kayisi-pitlatmaya-mi-geldi-117252</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/tarim-bakani-malatyaya-kayisi-pitlatmaya-mi-geldi-117252</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci-yazar Murat Çetin, "Enkazdan Beslenenler" başlıklı yazısında Tarım Bakanı'nın Malatya ziyaretine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çetin, kayısı bahçesinde verilen görüntüler yerine üreticinin yaşadığı sorunların ve çözüm beklentilerinin konuşulması gerektiğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci-yazar Murat Çetin, Malatya Time'da yayımlanan "Enkazdan Beslenenler" başlıklı yazısında, Tarım Bakanı'nın Malatya programına ilişkin dikkat çeken ifadeler kullandı. Çetin, ziyaret sırasında kayısı bahçesinde verilen görüntüler üzerinden, üreticinin gerçek gündeminin yeterince öne çıkarılmadığını dile getirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"KAYISI PITLATARAK TARIM OLMAZ"</span></strong></p>

<p>Yazısında ziyarete ilişkin değerlendirmelerde bulunan Murat Çetin, şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"Tarım Bakanı gelmiş. Ne yaptırmışız? Kayısı pıtlatmışız. Doğrusu büyük iş! Sanki adamı Tarım Bakanı değil de… Hayatında ilk defa kayısı gören turist sanmışız."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÜRETİCİNİN GÜNDEMİNE DİKKAT ÇEKTİ</span></strong></p>

<p>Çetin, üreticinin öncelikli gündeminin maliyetler, zirai don, ihracat, pazar ve fiyat olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: "Malatya'nın aklına Tarım Bakanı gelince… Kayısı pıtlatmak geliyor. Çiftçinin aklına ise… Maliyet geliyor. Don geliyor. İhracat geliyor. Pazar geliyor. Fiyat geliyor. Demek ki aynı bahçeye bakıyoruz… Ama aynı ağacı görmüyoruz."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"ASIL MESELE SORUNLARIN ÇÖZÜLMESİ"</span></strong></p>

<p>Yazısında ziyaretin içeriğine ilişkin sorular yönelten Çetin, şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"Tarım Bakanı kayısı pıtlatmaya gelmez. Kayısının derdini çözmeye gelir. Biz ise derdimizi anlatmak yerine… Ağacımızı gösteriyoruz. Sonra da yıllardır aynı türküyü söylüyoruz. Malatya'nın kayısı sorunu ağaçta değil… Masada çözülemiyor."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/enkazdan-beslenenler-78906"><strong><span style="color:#2980b9">YAZININ TAMAMI BURADA&nbsp;</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 08:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/tarim-bakani-malatyaya-kayisi-pitlatmaya-mi-geldi-1784786358.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sevgi BERK / Acıyı Bile Hikaye Süsü Yaptık</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sevgi-berk-aciyi-bile-hikaye-susu-yaptik-117249</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sevgi-berk-aciyi-bile-hikaye-susu-yaptik-117249</guid>
                <description><![CDATA[Sevgi BERK yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İşim gereği günün bir bölümünü sosyal medyada geçiriyorum. Kim nerede, ne yapmış, kentimizde hangi çalışmalar var, kim neye ses veriyor derken akışın içinde adeta bir şehir turuna çıkıyorum. Malum, yaz mevsiminin tam ortasındayız. Ekranlar cıvıl cıvıl; deniz, kum, güneş, yaylalar, şelaleler, piknik sofraları, içilen keyif kahveleri ve yapılan alışverişler peş peşe diziliyor. Buraya kadar her şey insana "ne güzel, hayat devam ediyor" dedirtiyor, içiniz açılıyor.</p>

<p>Fakat sabah saatlerinde sosyal medyada dolaşırken peş peşe izlediğim hikayeler silsilesinde öyle bir noktaya geldim ki, parmağım ekranda donakaldı.</p>

<p>Hikaye akışı şöyle ilerliyor: Sabah harika bir tatil beldesinde, şezlongda çekilmiş bir fotoğraf… Bir sonraki görselde mükellef bir sofra, ardından keyif kahveleri, alışveriş torbaları… Ve hemen ardındaki hikaye: Gazze’de açlıktan ölen, bomba altında can veren bir çocuğun yürek dağlayan görüntüsü ve altında "Gazze’de insanlık ölüyor" notu.</p>

<p>Siz ne dersiniz, nasıl yorumlarsınız bilmiyorum ama ben bu tabloyu gördüğümde derin bir samimiyetsizlik hissettim.</p>

<p>Amacım kesinlikle kimsenin yaşam tarzını yargılamak, kimseye "Tatil yapmayın, gülmeyin, yemek yemeyin" demek değil. İnsanız; gezeceğiz, dinleneceğiz, hayatın getirdiği güzellikleri yaşayacağız. Ancak yediğini, içtiğini, gezdiğini, gösterişli yaşamını dakika dakika sergileyip, hemen bir tık sonrasına "Gazze’de çocuklar aç" görseli koymak ne kadar samimi?</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/aciyi-bile-hikaye-susu-yaptik-78907"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 20:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/sevgi-berk-aciyi-bile-hikaye-susu-yaptik-1784740996.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir PDF Dosyası Kaç Milyon Eder?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/bir-pdf-dosyasi-kac-milyon-eder-117240</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/bir-pdf-dosyasi-kac-milyon-eder-117240</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, "Enkazdan Beslenenler" başlıklı yazısında on sekiz milyon liralık bir fatura üzerinden dönen ihtimalleri gündeme getirerek, belgedeki rakamın büyüklüğüne ve bu durumun doğurabileceği tehlikelere dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı köşe yazısında dikkat çeken bir finansal ihtimali ve belgedeki aşırı rakam farkını gündeme taşıdı. Kaleme aldığı metinde durumun basit bir hata olarak geçiştirilemeyeceğini vurgulayan Çetin, soru işaretlerini kamuoyuyla paylaştı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SEHVEN AÇIKLAMASINA TEPKİ GÖSTERDİ</span></strong></p>

<p>Söz konusu faturadaki devasa rakama dikkat çeken Murat Çetin, şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"Bir PDF kaç milyon eder? On sekiz milyon… Rakamı bir daha okuyun. On sekiz milyon. Sonra deniliyor ki… 'Sehven.' İyi de… Sehven hata olur. Sehven rakam şaşar. Ama on sekiz bin lira, bin katına çıkmaz. Ben burada kimseyi suçlamıyorum. Belki gerçekten yanlış yapıldı. Belki faturayı kesen kişinin çevirilen ihtimalden haberi bile olmadı. Ama mesele o değil."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BELGENİN İADE AMACIYLA KULLANILMA RİSKİ...</span></strong></p>

<p>Asıl meselenin o belgenin kötüye kullanım ihtimali olduğunu belirten Çetin, konuşmasına şöyle devam etti: "Asıl mesele… O faturanın birilerinin cebinde dolaşma ihtimali. Vergi dairesi görmeyebilir. Muhasebe sistemi bilmeyebilir. Ama PDF bilir. Birileri o belgeyi cebine koyar… Doğru kapıyı çalar… 'Bu parayı ben ödedim.' 'İadesini istiyorum.' Kim, nasıl ispat edecek? Olmuştur demiyorum. Olabilecek bir kapıdan söz ediyorum."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MİLYONLARIN PDF GÖLGESİNDE YÜRÜTÜLDÜĞÜ İDDİASI...</span></strong></p>

<p>Oluşabilecek risklerin önüne geçilmesini gerektiğini vurgulayan gazeteci Murat Çetin, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:&nbsp;"İşte onun için… Sorulması gereken soru 'Fatura neden iptal edilmedi?' değildir. Neden o ihtimalin doğmasına izin verildi? Çünkü bazen milyonlar kasadan çalınmaz. Bir PDF dosyasının gölgesinde yürütülür."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/enkazdan-beslenenler-78906"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 20:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/bir-pdf-dosyasi-kac-milyon-eder-1784720524.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kayısıda Rekor Fiyatın Arkasındaki Gizli Tehlike Açığa Çıktı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kayisida-rekor-fiyatin-arkasindaki-gizli-tehlike-aciga-cikti-117229</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kayisida-rekor-fiyatin-arkasindaki-gizli-tehlike-aciga-cikti-117229</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı yazısında ihracatlık kuru kayısının 10 dolar seviyesine ulaşmasının bir başarı değil, artan maliyetler ve baskılanan döviz kuru karşısında bir mecburiyet olduğunu belirterek Malatya'nın dünya pazarındaki rekabet gücünün tehlikede olduğuna dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Time'da yayımlanan yazısında kent ekonomisinin can damarı olan kayısı sektörüne ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. İhracatlık kuru kayısının 9,3 ile 10,3 dolar bandına çıkmasının dışarıdan bir başarı gibi görüldüğünü ancak sektörün içindekiler için büyük bir endişe kaynağı oluşturduğunu belirten Çetin, sorunun temelinde döviz politikası ve artan girdilerin yer aldığını vurguladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KAYISI PAHALANMADI DOLAR UCUZ BIRAKILDI</span></strong></p>

<p>Döviz kurunun sabitleşip maliyetlerin katlandığına işaret eden Murat Çetin, durumun perde arkasını şu sözlerle ifade etti:&nbsp;<strong>"İhracatlık kuru kayısı 9,3-10,3 dolar. Rakamı duyanın gözü açılıyor. Sektörü bilenin içi yanıyor. Çünkü bu fiyat… Başarıdan çok mecburiyet. Bereketten çok maliyet. Herkes kayısıya bakıyor. Kimse dolara bakmıyor. Yıllardır döviz baskılanıyor. Ama işçilik baskılanmıyor. Elektrik baskılanmıyor. Ambalaj baskılanmıyor. Lojistik baskılanmıyor. Faiz baskılanmıyor. Sonra dönüp… 'Kayısı 10 dolar oldu.' diye seviniyoruz. Kayısı pahalanmadı… Dolar ucuz bırakıldı."</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÜRETİCİ DE İHRACATÇI DA OLUŞAN TABLODAN MEMNUN DEĞİL</span></strong></p>

<p>Ortaya çıkan bu yapının berekete dönüşmediğini ve her iki taraf için de yük getirdiğini dile getiren Çetin, açıklamasını şöyle sürdürdü<strong>: "İşte bütün hesap burada bozuldu. Rakam büyüdü. Bereket büyümedi. Çünkü bereket, Allah’ın ilavesidir. Burada ilave yok. Yük var. Onun için ne üretici mutlu… Ne ihracatçı huzurlu. Biri satarken zarar hesabı yapıyor. Diğeri alırken müşteri kaybetme korkusu yaşıyor. Rekor fiyat konuşuluyor… Rekor endişe gizleniyor."</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DÜNYA MARKASINI REKABETÇİ TUTABİLMEK MARİFETTİR</span></strong></p>

<p>Malatya'nın sembolü olan ürünün dünya pazarındaki yerini koruyabilmesi için yerel kurumların somut adımlar atması gerektiğini vurgulayan Gazeteci Yazar Murat Çetin, sözlerini şu şekilde tamamladı:&nbsp;<strong>"Bir de yıllardır aynı cümleyi dinliyoruz. 'Kayısı dünya markası.' Bilmeyen mi var? Marifet, dünya markasını ezberlemek değil… Dünya markasını rekabetçi tutabilmek. Malatya Ticaret Borsası, üreticinin sesi olmalı. Malatya Ticaret ve Sanayi Odası, ihracatçının nefesi olmalı. Maliyetleri düşürecek dosyalar hazırlanmalı. Döviz politikasının ihracata etkisi rakamlarla Ankara’nın önüne konulmalı. Kapılar bir kez değil… Açılıncaya kadar çalınmalı. Çünkü mesele bir avuç kayısı değil… Malatya’nın dünya pazarındaki rekabet gücüdür. Kayısı dolar kazandırmıyor. Kayısı zaman kaybediyor. Ve en acısı… Dünya pazarı kimseyi beklemiyor."</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/enkazdan-beslenenler-78906"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></a></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-07-20%20at%2008_30_55(1).jpeg" style="height:800px; width:564px" /></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 08:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/kayisida-rekor-fiyatin-arkasindaki-gizli-tehlike-aciga-cikti-1784699103.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Depremzedelik Değil İstismar: Hak Sahipleri Konteynerlerden Çıkmak İstemiyor</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/depremzedelik-degil-istismar-hak-sahipleri-konteynerlerden-cikmak-istemiyor-117205</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/depremzedelik-degil-istismar-hak-sahipleri-konteynerlerden-cikmak-istemiyor-117205</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya'da deprem sonrası yaşanan hak sahipliği ve konteyner kullanımı süreçlerindeki istismarları köşesine taşıdı. İş yeri ve konutu teslim edildiği halde konteynerlerden ayrılmayanları sert bir dille eleştiren Çetin, yaşanan durumun depremzedelik değil, acıyı sermayeye çevirmek olduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Time’daki köşe yazısının ilk bölümünde deprem sonrası Malatya'da ortaya çıkan zihniyet sorunlarını ve istismarları gündeme getirdi. Çetin, yaşanan felaketin yalnızca fiziki yıkımlara yol açmadığını belirterek, "Deprem sadece binaları çökertmedi. Karakterleri de teste soktu. Kiminin evi yıkıldı, kiminin dükkânı, kiminin de vicdanı…" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EVİNİ KİRAYA VERİP KONTEYNERDE YAŞAMAYA DEVAM EDİYORLAR</span></strong></p>

<p>Şehirde konut ve iş yeri teslimatları yapılmasına rağmen bazı hak sahiplerinin konteynerleri terk etmemesini eleştiren Murat Çetin, duruma ilişkin çarpıcı iddiasını şu sözlerle aktardı:&nbsp;"Bugün iş yeri hazır; 'Çıkmam.' Konut teslim edilmiş; 'Beklerim.' Anahtarı cebinde, ayağı konteynerde. Hatta konuşulan o ki, evini kiraya verip konteynerin gölgesinde yaşamayı tercih edenler var. Doğruysa bu depremzedelik değil, depremi mesleğe çevirmektir. Acıya saygı başka, acıyı sermaye yapmak başka. Felaketin omzuna yaslanıp menfaat devşirmek başka."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KAVGA BETONLA DEĞİL ZİHNİYETLE</span></strong></p>

<p>Şehrin yeniden ayağa kalkma mücadelesine engel olan durumlara dikkat çeken Çetin, pes etmeyen zihniyetin şehre zarar verdiğini belirterek yazısını şöyle sürdürdü:&nbsp;"Şehir ayağa kalkmaya uğraşıyor. Bazıları ise diz çökmekte ısrar ediyor. Çünkü ayağa kalkarsa bahane bitecek, imtiyaz bitecek, hesap başlayacak. İşte kavga burada. Betonla değil, zihniyetle."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">VALİ SEDDAR YAVUZ'UN SERT TAVRI ANLAM KAZANIYOR</span></strong></p>

<p>Mülki idarenin kararlı duruşuna ve Vali Seddar Yavuz'un açıklamalarına da değinen gazeteci Murat Çetin, devletin bu noktada duruma müdahale etmesi gerektiğini ifade ederek şu değerlendirmede bulundu: "Vali Seddar Yavuz'un sert bulunduğu tavır da tam bu noktada anlam kazanıyor. Çünkü bazen devlet şefkat eli uzatır, bazen de omzundan tutup kaldırır. Sürekli yerde kalana 'geçmiş olsun' denmez, 'artık kalk' denir. Malatya'nın önündeki en büyük enkaz, kırılmış kolonlar değil; kırılmış ölçülerdir."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/enkazdan-beslenenler-78906"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 10:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/depremzedelik-degil-istismar-hak-sahipleri-konteynirlardan-cikmak-istemiyor-1784618733.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Enkazdan Beslenenler</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-enkazdan-beslenenler-117179</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-enkazdan-beslenenler-117179</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Deprem sadece binaları çökertmedi.</p>

<p><strong>Karakterleri de teste soktu.</strong></p>

<p>Kiminin evi yıkıldı.</p>

<p>Kiminin dükkânı.</p>

<p>Kiminin de vicdanı…</p>

<p>Bugün iş yeri hazır.</p>

<p>“Çıkmam.”</p>

<p>Konut teslim edilmiş.</p>

<p>“Beklerim.”</p>

<p>Anahtarı cebinde…</p>

<p>Ayağı konteynerde.</p>

<p>Hatta konuşulan o ki…</p>

<p>Evini kiraya verip, konteynerin gölgesinde yaşamayı tercih edenler var.</p>

<p>Doğruysa…</p>

<p><strong>Bu depremzedelik değil.</strong></p>

<p><strong>Depremi mesleğe çevirmektir.</strong></p>

<p>Acıya saygı başka…</p>

<p>Acıyı sermaye yapmak başka.</p>

<p>Felaketin omzuna yaslanıp menfaat devşirmek başka.</p>

<p>Şehir ayağa kalkmaya uğraşıyor.</p>

<p>Bazıları ise diz çökmekte ısrar ediyor.</p>

<p>Çünkü ayağa kalkarsa…</p>

<p>Bahane bitecek.</p>

<p>İmtiyaz bitecek.</p>

<p>Hesap başlayacak.</p>

<p>İşte kavga burada.</p>

<p>Betonla değil…</p>

<p><strong>Zihniyetle.</strong></p>

<p>Vali Seddar Yavuz’un sert bulunduğu tavır da tam bu noktada anlam kazanıyor.</p>

<p>Çünkü bazen devlet şefkat eli uzatır.</p>

<p>Bazen de omzundan tutup kaldırır.</p>

<p>Sürekli yerde kalana “geçmiş olsun” denmez.</p>

<p><strong>“Artık kalk.” denir.</strong></p>

<p>Malatya’nın önündeki en büyük enkaz, kırılmış kolonlar değil.</p>

<p>Kırılmış ölçülerdir.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-07-20%20at%2008_30_55%20(1).jpeg" /></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>KAYISI PAHALANMADI… DOLAR UCUZLADI</strong></span></p>

<p>İhracatlık kuru kayısı 9,3-10,3 dolar.</p>

<p>Rakamı duyanın gözü açılıyor.</p>

<p>Sektörü bilenin içi yanıyor.</p>

<p>Çünkü bu fiyat…</p>

<p>Başarıdan çok mecburiyet.</p>

<p>Bereketten çok maliyet.</p>

<p>Herkes kayısıya bakıyor.</p>

<p>Kimse dolara bakmıyor.</p>

<p>Yıllardır döviz baskılanıyor.</p>

<p>Ama işçilik baskılanmıyor.</p>

<p>Elektrik baskılanmıyor.</p>

<p>Ambalaj baskılanmıyor.</p>

<p>Lojistik baskılanmıyor.</p>

<p>Faiz baskılanmıyor.</p>

<p>Sonra dönüp…</p>

<p>“Kayısı 10 dolar oldu.”</p>

<p>diye seviniyoruz.</p>

<p><strong>Kayısı pahalanmadı… Dolar ucuz bırakıldı.</strong></p>

<p>İşte bütün hesap burada bozuldu.</p>

<p>Rakam büyüdü.</p>

<p>Bereket büyümedi.</p>

<p>Çünkü bereket, Allah’ın ilavesidir.</p>

<p>Burada ilave yok.</p>

<p>Yük var.</p>

<p>Onun için ne üretici mutlu…</p>

<p>Ne ihracatçı huzurlu.</p>

<p>Biri satarken zarar hesabı yapıyor.</p>

<p>Diğeri alırken müşteri kaybetme korkusu yaşıyor.</p>

<p><strong>Rekor fiyat konuşuluyor… Rekor endişe gizleniyor.</strong></p>

<p>Bir de yıllardır aynı cümleyi dinliyoruz.</p>

<p>“Kayısı dünya markası.”</p>

<p>Bilmeyen mi var?</p>

<p>Marifet, dünya markasını ezberlemek değil…</p>

<p><strong>Dünya markasını rekabetçi tutabilmek.</strong></p>

<p>Malatya Ticaret Borsası, üreticinin sesi olmalı.</p>

<p>Malatya Ticaret ve Sanayi Odası, ihracatçının nefesi olmalı.</p>

<p>Maliyetleri düşürecek dosyalar hazırlanmalı.</p>

<p>Döviz politikasının ihracata etkisi rakamlarla Ankara’nın önüne konulmalı.</p>

<p><strong>Kapılar bir kez değil… Açılıncaya kadar çalınmalı.</strong></p>

<p>Çünkü mesele bir avuç kayısı değil…</p>

<p><strong>Malatya’nın dünya pazarındaki rekabet gücüdür.</strong></p>

<p><strong>Kayısı dolar kazandırmıyor.</strong></p>

<p><strong>Kayısı zaman kaybediyor.</strong></p>

<p>Ve en acısı…</p>

<p>Dünya pazarı kimseyi beklemiyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-07-20%20at%2008_30_55.jpeg" /></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>BİR PDF KAÇ MİLYON EDER?</strong></span></p>

<p>On sekiz milyon…</p>

<p>Rakamı bir daha okuyun.</p>

<p><strong>On sekiz milyon.</strong></p>

<p>Sonra deniliyor ki…</p>

<p>“Sehven.”</p>

<p>İyi de…</p>

<p>Sehven hata olur.</p>

<p>Sehven rakam şaşar.</p>

<p>Ama on sekiz bin lira, bin katına çıkmaz.</p>

<p>Ben burada kimseyi suçlamıyorum.</p>

<p>Belki gerçekten yanlış yapıldı.</p>

<p>Belki faturayı kesen kişinin çevirilen<strong> ihtimalden</strong> haberi bile olmadı.</p>

<p>Ama mesele o değil.</p>

<p>Asıl mesele…</p>

<p>O faturanın birilerinin cebinde dolaşma ihtimali.</p>

<p>Vergi dairesi görmeyebilir.</p>

<p>Muhasebe sistemi bilmeyebilir.</p>

<p>Ama PDF bilir.</p>

<p>Birileri o belgeyi cebine koyar…</p>

<p>Doğru kapıyı çalar…</p>

<p>“Bu parayı ben ödedim.”</p>

<p>“İadesini istiyorum.”</p>

<p>Kim, nasıl ispat edecek?</p>

<p>Olmuştur demiyorum.</p>

<p><strong>Olabilecek bir kapıdan söz ediyorum.</strong></p>

<p>İşte onun için…</p>

<p>Sorulması gereken soru “Fatura neden iptal edilmedi?” değildir.</p>

<p><strong>Neden o ihtimalin doğmasına izin verildi?</strong></p>

<p>Çünkü bazen milyonlar kasadan çalınmaz.</p>

<p><strong>Bir PDF dosyasının gölgesinde yürütülür.</strong></p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/enkazdan-beslenenler-78906"><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 17:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/07/murat-cetin-enkazdan-beslenenler-1784527635.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
