<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Malatya Haber, Malatya Haberi, Malatya Son Dakika Haberleri</title>
        <link>https://www.malatyatime.com/</link>
        <description>Malatya haberleri, son dakika Malatya haberleri, Malatya bölgesel ve yerel haberler, Malatya Time&#039;da</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Malatya’da Depremzede Evine Yerleşti, Ama Suyu Bağlatamadı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-depremzede-evine-yerlesti-ama-suyu-baglatamadi-119382</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-depremzede-evine-yerlesti-ama-suyu-baglatamadi-119382</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya'da TOKİ konutlarına yerleşen depremzedelerin elektrik ve doğalgaz aboneliklerini yaptırmasına rağmen MASKİ'de DASK ve evrak engeliyle karşılaştığını belirterek yetkililere çözüm çağrısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, kaleme aldığı yazısında Malatya'daki depremzedelerin yaşadığı su aboneliği sorununu gündeme taşıdı. Depremzedelerin evlerine kavuştuğunu, elektriklerini bağlattığını ve doğalgazlarını açtırdığını belirten Çetin, sıra suya gelince DASK ve evrak engeliyle karşılaşıldığını ifade etti. Tapusu çıkmamış, iskânı tamamlanmamış ve numaratajı bekleyen TOKİ konutlarındaki vatandaşların evrak peşinde koşturulduğunu aktardı.</p>

<p><strong>KAPI DEĞİŞİNCE MUAMELE DEĞİŞİYOR</strong></p>

<p>Devletin depremzedeler için konutları yeniden yapıp anahtarlarını teslim ettiğini ancak MASKİ'nin poliçe sorduğunu belirten yazar, kanuni yükümlülüklere dikkat çekti. Üstelik DASK'ın su ve elektrik aboneliklerinde kontrol edilmesinin kanuni bir zorunluluk olduğunu ifade eden Çetin, "Peki uygulamada elektrik aboneliğini tamamlayan vatandaş, MASKİ kapısından niçin geri dönüyor? Mevzuat aynı. Vatandaş aynı. Ev aynı. Kapı değişince muamele değişiyor!" sözleriyle duruma tepki gösterdi.</p>

<p><strong>BAŞKAN SAMİ ER VE KURUMLARA ÇAĞRI</strong></p>

<p>Kanunu göstermenin kolay olduğunu, evrak eksikliğini giderecek çözümü bulmanın ise idarecilik istediğini vurgulayan Çetin, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er'in şehri ayağa kaldırma idaresine dikkat çekti. TOKİ, MASKİ ve ilgili kurumların bir araya gelerek poliçe düzenlenemeyen konutların durumunu açıklaması gerektiğini belirten yazar, depremzedelerin kurum kapılarında dolaştırılmaması gerektiğini ifade etti. Çetin yazısını, "Ev tamam. Elektrik tamam. Doğalgaz tamam. MASKİ'de dosya tamamlanmamış! Başkanım, vatandaş evine yerleşti… Suyunu kim bağlayacak?" çağrısıyla noktaladı.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sami-er-baskan-olamamis-afisten-ogrendik-79036"><u><strong><em>YAZININ TAMAMI BURADA</em></strong></u></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 Oct 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/malatyada-depremzede-evine-yerlesti-ama-suyu-baglatamadi-1793263582.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da Siyasetin En Fakir Döneminde Vali Seddar Yavuz Halkın Gönlüne Girdi</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-siyasetin-en-fakir-doneminde-vali-seddar-yavuz-halkin-gonlune-girdi-119381</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-siyasetin-en-fakir-doneminde-vali-seddar-yavuz-halkin-gonlune-girdi-119381</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya'nın Cumhuriyet tarihinin siyaseten en fakir dönemini yaşadığı bir süreçte Vali Seddar Yavuz'un inisiyatif alarak halkın güvenini kazandığını ve zor günlerde vatandaşın derdine kulak verdiğini kaleme aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, kaleme aldığı yazısında Malatya'nın Cumhuriyet tarihinin siyaseten en fakir dönemlerinden birini yaşadığına dikkat çekti. Böylesine ağır ve zor bir zamanda Vali Seddar Yavuz'un halkın gözünde kazandığı değerin önemine vurgu yapan Çetin, deprem sonrası şehrin yaşadığı yıkımı ve bu süreçte yürütülen çalışmaları değerlendirdi.</p>

<p><strong>VALİ SEDDAR YAVUZ İNİSİYATİF ALDI</strong></p>

<p>Depremin şehri yıktığını, çarşının enkaza döndüğünü, rezerv alanlarda itirazlar ve tahliyelerde sıkıntılar yaşandığını belirten Çetin, imarın önünde yalnızca beton ve demir hesabı olmadığını, insan ve ikna edilmesi gereken vatandaş olduğunu ifade etti. Seddar Yavuz'un bu süreçte inisiyatif aldığını belirterek, "Gerektiğinde vatandaşla karşı karşıya geldi. İtirazları dinledi. Kurumları koordine etti. Çarşının yeniden inşasını takip etti. Sorumluluk üstlendi." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>MAKAMUYLA YETİNMEYİP ESNAFIN YANINA GİTTİ</strong></p>

<p>Vali Yavuz'un makamıyla yetinmeyerek esnafın yanına gittiğini, muhtarların derdini dinlediğini ve sosyal medyadan kendisine ulaşan vatandaşlara bile cevap verdiğini belirten Çetin, verdiği sözlerin takipçisi olan bir idarecinin önemine değindi. Malatyalının depremden sonra yalnız evini kaybetmediğini, güvenini de yeniden kazanmak istediğini belirten Çetin, karşısında kendisini dinleyen ve işin peşini bırakmayan bir idareci gören vatandaşların Vali Yavuz'un çalışmalarına teveccüh gösterdiğini aktardı.</p>

<p><strong>DEVLETİN ŞEFKATİNİ HİSSETTİRDİ</strong></p>

<p>Şehrin imarında Bakanlıkların, TOKİ'nin, Emlak Konut'un ve belediyelerin emeği olduğunu belirten yazar, Seddar Yavuz'un katkısının ise koordinasyonunda, aldığı inisiyatifte ve vatandaşla kurduğu doğrudan temasta görüldüğünü ifade etti. Çetin yazısını, "Malatyalının hafızasında yapılan binalar kadar, o zor günlerde derdine kulak veren Vali Seddar Yavuz'un da yeri olacak." sözleriyle tamamladı.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sami-er-baskan-olamamis-afisten-ogrendik-79036"><em><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></em></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 Oct 2026 10:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/malatyada-siyasetin-en-fakir-doneminde-vali-seddar-yavuz-halkin-gonlune-girdi-1793262963.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Sami Er Başkan Olamamış... Afişten Öğrendik!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-sami-er-baskan-olamamis-afisten-ogrendik-119353</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-sami-er-baskan-olamamis-afisten-ogrendik-119353</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya'nın dört bir yanına Sami Er'in afişleri asılmış.</p>

<p>12. Malatya Kitap Fuarı.</p>

<p>“Yazarlar Geçidi!”</p>

<p>Afişin altında kocaman bir isim:</p>

<p><strong>Sami Er.</strong></p>

<p>Altında da unvanı:</p>

<p><strong>“Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı!”</strong></p>

<p>Hay maşallah!</p>

<p>Seçim bitmiş.</p>

<p>Mazbata alınmış.</p>

<p>Başkanlıkta üçüncü yıla giriliyor.</p>

<p>Sami Er hâlâ aday!</p>

<p>Üstelik renkler, fontlar, yerleşim…</p>

<p>Fakat bu afiş, belediyedeki daha büyük bir koordinasyon meselesini gündeme getiriyor.</p>

<p>Koca Büyükşehir Belediyesi.</p>

<p>Genel sekreter var.</p>

<p>Yardımcıları var.</p>

<p>Daire başkanları var.</p>

<p>Özel kalem var.</p>

<p>Peki afişin son kontrolünü kim yapıyor?</p>

<p>Başkanın programını kim hazırlıyor?</p>

<p>Kurumsal işleyişin başında kim duruyor?</p>

<p>Bir kitap fuarının afişi bile başkanlık makamının unvanı kontrol edilmeden yayımlanabiliyorsa,<strong> organizasyon zincirini sorgulamak gerekiyor.</strong></p>

<p><strong>Muhtarların bile günlük programı var.</strong></p>

<p>Büyükşehirde ise bu kadar makamın arasında sorumluluğun kimde olduğu tartışılıyor!</p>

<p><strong>Sami Er'in adaylığı bitmiş.</strong></p>

<p><strong>Büyükşehir Belediye Başkanı olmuş.</strong></p>

<p><strong>Afişi hazırlayanların ise,seçilmişliğinden haberi yok!</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-10-28%20at%2005_54_56%20(2).jpeg" /></p>

<p><strong>HALKIN GÖZÜNDE VALİ… SİYASETİN BOŞLUĞUNDA HIZIR!</strong></p>

<p>Malatya, Cumhuriyet tarihinin siyaseten en fakir dönemlerinden birini yaşıyor.</p>

<p>Böylesine ağır bir zamanda<strong> Vali Seddar Yavuz'</strong>un halkın gözünde kazandığı değerin üzerinde durmak gerekiyor.</p>

<p>Deprem şehri yıkmış.</p>

<p>Çarşı enkaza dönmüş.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sami-er-baskan-olamamis-afisten-ogrendik-79036"><span style="color:#2980b9"><em><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></em></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 Oct 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/murat-cetin-sami-er-baskan-olamamis-afisten-ogrendik-1793165443.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / Konteynerden Konuta</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-konteynerden-konuta-119352</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-konteynerden-konuta-119352</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>6 Şubat depremlerinden bugüne kadar devletimizin ve milletimizin büyük fedakârlığına şahit olduk.</p>

<p>Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde devletimiz bütün imkânlarını seferber etti. İlk günlerde çadırlar kuruldu, ardından konteyner kentler ve geçici çarşılar oluşturuldu. Binlerce aileye barınma, esnafımıza ticaretini sürdürme imkânı sağlandı.</p>

<p>Üç yılı aşkın süredir birçok depremzede ailemiz ve esnafımız, kira yükü olmadan barınma ve ticaretini sürdürme imkânı buldu. Elektrik, su, ısınma ve soğutma giderleri karşılandı. Milletimizin ve hayırseverlerimizin destekleriyle pek çok ihtiyaç giderildi.</p>

<p>Bugün Malatya'da binlerce kalıcı konut ve iş yeri tamamlanarak hak sahiplerine teslim edildi. Konteyner kentler boşaltılıyor, geçici çarşıların kaldırılması gündeme geliyor.</p>

<p>Ancak dikkat çekici bir durumla karşı karşıyayız.</p>

<p>Geçici olarak sunulan imkânlar, bazı vatandaşlarımız için kalıcı bir alışkanlığa dönüşmüş durumda.</p>

<p>Konutu teslim edildiği hâlde konteynerden ayrılmak istemeyenler, kullanıma hazır iş yerine geçmek yerine geçici dükkânında kalmayı tercih eden esnaflarımız var.</p>

<p>Oysa devletimizin sağladığı bu imkânlar, vatandaşlarımızı sürekli yardımlarla yaşatmak için değil, yeniden kendi ayakları üzerinde durmalarını sağlamak içindi.</p>

<p>Bu süreçte kendisine sunulan desteklerle ekonomik durumunu toparlayan, borçlarını kapatan, birikim yapan, hatta araç ve konut sahibi olan vatandaşlarımız da oldu.</p>

<p>Bugün ekonomik imkânları önemli ölçüde iyileştirdiği hâlde geçici imkânlardan vazgeçmek istemeyenlerin de sorumluluk üstlenmesi gerekiyor.</p>

<p>Burada esnafımızın karşılaştığı yüksek kira sorunu ayrıca ele alınmalıdır.</p>

<p>Depremin ardından kaldırımlarda, meydanlarda ve uygun alanlarda oluşturulan geçici çarşılar, ticari hayatın devamını sağladı.&nbsp;<br />
Ancak bugün kalıcı iş yerlerine geçişin önündeki en önemli engellerden biri fahiş kira talepleridir.</p>

<p>Bazı mülk sahiplerinin ölçüsüz kira talepleri, esnafımızın kalıcı iş yerlerine taşınmasını güçleştiriyor.</p>

<p>Ne çabuk unuttuk 6 Şubat'ı!</p>

<p>O gün hepimiz aynı acıyı, aynı korkuyu, aynı çaresizliği yaşamadık mı? Bugün yeniden vicdan aramak zorunda kalmamız ne büyük çelişki!</p>

<p>O büyük felaketi yaşamış bir mülk sahibi, bugün yeniden bir iş yerine kavuşmanın şükrünü yalnızca sözle değil, davranışıyla da göstermelidir. Çarşı yeniden canlansın, esnaf dükkânını açabilsin diye bir yıl kira almasa ne kaybeder?</p>

<p>Devlet de alacağı cüzi miktarı iki yıl sonra tahsil etmeye başlayacaktır.</p>

<p>Devletin büyük fedakârlıklarıyla yeniden iş yerine kavuşan bir mülk sahibi, esnafın ayağa kalkması için bir yıl kira almasa ne kaybeder? Üç yılı aşkın süredir o dükkândan kira geliri elde edemedi. Şimdi çarşının yeniden canlanması için biraz daha fedakârlık gösteremez mi?</p>

<p>Devletin yıllarca üstlendiği yükün ardından, şimdi bazı mülk sahiplerinin fahiş kira talepleriyle esnafı zor durumda bırakması hangi vicdana sığar?</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/konteynerden-konuta-79037"><em><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></em></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 Oct 2026 17:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/ebuzer-aydin-konteynerden-konuta-1793165149.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / Mekke Masası Nedir?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-mekke-masasi-nedir-119350</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-mekke-masasi-nedir-119350</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara’da, Riyad’da, İslamabad’da taşlar yerinden oynuyor.</p>

<p>Kimsenin ruhu duymadan devrin çarkları dönmeye başladı.</p>

<p>Nihayet o mühür vuruldu.</p>

<p>Ümmet birliğinin ilk adımı kuruldu!</p>

<p>Hamdolsun!</p>

<p>Müslüman coğrafyanın kaderini değiştirecek stratejik bir irade sahneye çıktı.</p>

<p>Bizim törede sağ kulağın bildiğini sol kulak duymaz...&nbsp;</p>

<p>Laf uzatılmaz...</p>

<p>Sessiz ...<br />
&nbsp;<br />
Derin ...</p>

<p>Suriye gibi Libya, Karabağ gibi...</p>

<p>Sonuç çıkar ...</p>

<p>Ses getiren büyük işler gürültüsüz yapılır.</p>

<p>Sokak haklı olarak soruyor...</p>

<p>"Kim bunlar, bize ne faydası var?"</p>

<p>Cevabı net ve kısa:</p>

<p>Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan güç birliği yaptı.</p>

<p>Türkiye'nin elinde İHA'sı, SİHA'sı, fırkateyni yetişmiş mühendis kıtaları var.</p>

<p>Suudi Arabistan'da para denince akan sular duruyor, kasalar dolu...</p>

<p>Pakistan ise İslam aleminin tek nükleer gücü, askeri tecrübesi tavan yapmış durumda...</p>

<p>Anlaşmanın en can alıcı maddesi açık:</p>

<p>"Birimize yapılan, hepimize yapılmış sayılır."</p>

<p>Bizim mahallenin diliyle tercümesi şudur...</p>

<p>Bize bulaşanın başı belaya girer, bu pakt kaşınanı yakar.</p>

<p>Bazıları hemen sazan gibi atlayıp "Araplara amelelik mi yapacağız?" diyor.</p>

<p>Kimse çıkıp da bu bayat masalı kimseye anlatmasın.</p>

<p>Ortada tek taraflı amelelik değil, kazan-kazan ortaklığı var.</p>

<p>Kendi ürettiğimiz İHA'yı, SİHA'yı Körfez’in dev parasıyla buluşturuyoruz.</p>

<p>Sanayimiz uçacak kardeşim.<br />
Paralar oluk oluk ülkemize akacak.</p>

<p>Pakistan ekonomik sıkıntısını hafifletiyor.</p>

<p>Ezeli rakibi Hindistan'a karşı sırtını iki güce dayıyor.</p>

<p>Suudi Arabistan Batı'nın örtülü şantajından kurtulup sağlam liman, Türkiye'ye sığınıyor.</p>

<p>Kağıt üstündeki ittifakı ordular korur.</p>

<p>Ama ayakta tutan fabrikalardır.</p>

<p>Doha’da hemen ikinci perde açıldı.</p>

<p>Bedir mutabakatı imzalandı.</p>

<p>Arapçada dolunay anlamına gelen Bedir; Türkiye, Katar, Endonezya ve Pakistan’ı buluşturdu.</p>

<p>Güvenlik şemsiyesi kuruldu ve ardından, onun fabrikası ve Ar-Ge omurgası kuruluyor!</p>

<p>Yıllarca Batı’nın eline baktık.</p>

<p>Adamlar para alsak bile motoru kilitliyordu.</p>

<p>Şimdi Suudi ve Katar sermayesi ile Türk mühendisinin aklı aynı kazanda kaynıyor.</p>

<p>İHA, SİHA ve 5. nesil milli muharip uçaklar seri üretime şak diye geçecek.</p>

<p>Gençlerimiz artık Batı kapılarında beyin göçüyle sürünmeyecek...</p>

<p>Malatya gibi şehirler artık bir savunma sanayinin yüksek teknolojinin üssü olacak!</p>

<p>Şehir kalkınacak!</p>

<p>Piyasada herkes soruyor?</p>

<p>"Yemen’de ortalığı kasıp kavuran Husiler ne olacak?"</p>

<p>O adamların arkasındaki ipin kimin elinde olduğu sır değil.</p>

<p>İran güdümlü bu yapı, dönüp dolaşıp en çok İsrail’in güvenliğine yarasın diye çalışıyor.</p>

<p>İşte bu yüzden kurdun kuşa yemi olmaması için bu pakt şart!!!</p>

<p>Vaazlarda "ABD çekiliyor" masalları anlatılsa da sahnede durum bambaşka.</p>

<p>Akdeniz'e, Kızıldeniz'e tam 3 uçak gemisi dayandı.</p>

<p>İkmaller aralıksız sürdürülüyor, dev uçak gemileri suları yararak bölgeye yığılıyor.</p>

<p>Washington karadan elini çeker gibi görünürken denizden dev armadalarla kuşatmayı adım adım büyütüyor.</p>

<p>Geleneksel Batımerkezli odaklar panikte.</p>

<p>Çünkü ilk defa kordon bağından kurtulmuş bir eksen kuruluyor.</p>

<p>İran ise gelişmeleri yakın takibe almış durumda.</p>

<p>Sünni ağırlıklı bu ittifaktan tırsıyor....</p>

<p>Bir de!</p>

<p>Tepesindeki ABD armadasının hamlelerini de kılı kırk yararak tartıyor.</p>

<p>Kartlar henüz karılırken, stratejik akıl devreye girdi.</p>

<p>MİT Başkanı İbrahim Kalın, Suudi Savunma Bakanı Halid bin Selman ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir'den oluşan heyet Tahran'da doğrudan masaya oturdu.</p>

<p>Neden mi gittiler?</p>

<p>Bölgesel yangını söndürmek, gerilimi düşürmek ve dış güçlere "burada biz varız" demek için.</p>

<p>Net ve tavizsiz bir mesaj verdiler!</p>

<p>"Bu pakt size karşı bir kuşatma değil; bölge güvenliği dışarıdan ithal edilmez, çatışmayı bırakıp bölge içi güvenlik mimarisini beraber kuralım."<br />
İran da mesajı aldı.</p>

<p>Diplomasiye yeşil ışık yaktı ve yapıcı temasların kapısını araladı.</p>

<p>Kulislerde şimdi Mısır, Endonezya, Malezya ve Azerbaycan’ın da bu halkaya ekleneceği konuşuluyor.</p>

<p>Haritaya bakın!</p>

<p>İstanbul Boğazı, Süveyş, Kızıldeniz, Basra ve Malakka Boğazı...</p>

<p>Dünyanın bütün ticaret ve deniz damarları bu ittifakın eline geçiyor.</p>

<p>Buna kısaca masada oturan değil, masayı kuran ülke olmak denir.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/mekke-masasi-nedir-79035"><u><em><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></em></u></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 Oct 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/dogan-dag-mekke-masasi-nedir-1793115894.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sevgi BERK / Gözünüzle Görüyor musunuz?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sevgi-berk-gozunuzle-goruyor-musunuz-119310</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sevgi-berk-gozunuzle-goruyor-musunuz-119310</guid>
                <description><![CDATA[Sevgi BERK yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bu sabah saat sekiz gibi Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi polikliniğinde sıradan bir sabah randevusu, birkaç dakika içinde gerilimli bir sahneye dönüştü. Kısaca bahsedeyim...</p>

<p>Kolunda yırtık olan orta yaşlı bir kadın için ameliyat kararı bekleyen hasta yakını, doktora dönüp sordu: “Çekilen röntgende yırtığı gözünüzle görüyor musunuz?”</p>

<p>Doktor bu cümleyi mesleki bir hakaret olarak algılamış olacak ki, “Ben sizin ameliyatınızı yapmam” dedi.</p>

<p>Tartışma büyüdü.</p>

<p>Hasta yakını “Kaç zamandır Ankara'dan gidip geliyorum, mecburen ameliyat edeceksin” diye direttikçe doktor da inatla geri çekildi.</p>

<p>Sonunda hasta yakını kadın, beddua ederek odadan çıktı.</p>

<p><strong>Bu sahne, Türkiye’deki sağlık sisteminin en sık yaşanan ama en az konuşulan yaralarından birini özetliyor: </strong>İki taraf da haklı olduğunu düşünüyor, iki taraf da mağdur hissediyor ve sonuçta kimse kazanmıyor.</p>

<p>Hasta yakınının sorusu aslında masum bir meraktan ya da endişeden doğmuş olabilir. Röntgen filminde “yırtığı” net görmek isteyen bir insan, doktorun bakış açısını anlamaya çalışıyor olabilir. Ama “gözünüzle görüyor musunuz?” cümlesi, hekimlik mesleğinin temel taşı olan klinik muhakemeyi ve uzmanlığı sorgular nitelikte. Bir doktor için bu, “Sen aslında hiçbir şey bilmiyorsun, ben de bakayım” demeye yakın bir tını taşıyor. Hele sabahın erken saatinde, onlarca hastanın beklediği bir poliklinikte bu cümle, birikmiş yorgunluğun ve tükenmişliğin üzerine düşen son damla olabiliyor.</p>

<p>Öte yandan doktorun “Ben ameliyat etmiyorum” demesi de kolaycı bir tepki. Hasta-hekim ilişkisinde güven bir kez bozulduğunda ameliyatı reddetmek yasal olarak mümkün. Ama bu ret, randevu peşinde koşan, belki defalarca hastaneye gidip gelen bir hasta için “artık senin derdinle ilgilenmiyorum” anlamına geliyor. Ve bu, insanı paniğe, öfkeye ve en sonunda bedduaya sürüklüyor.</p>

<p>Asıl sorun şu: İki taraf da sistemi değil, karşısındakini suçluyor. Hasta yakını, randevu sisteminin aksaklığını, ameliyat sırasının belirsizliğini, “bir bakıp gönderiyorlar” hissini doktorun şahsında somutlaştırıyor. Doktor ise hasta yoğunluğunu, mesai dışı yükünü, sürekli şüpheyle bakılmayı ve “sen mecbursun” baskısını kişisel bir saldırı olarak algılıyor. Oysa ikisi de aynı sistemin mağduru.</p>

<p>Türkiye’de sağlık çalışanlarına yönelik şiddet istatistikleri her yıl yükseliyor. Fiziksel saldırılar kadar, sözlü saldırılar ve bu olayda olduğu gibi “beddua” ile biten sahneler de sıradanlaştı. Buna karşılık hastalar da “doktor beni dinlemedi”, “üstünden savdı”, “ameliyat etmedi” diye isyan ediyor. İki tarafın da dili sertleştikçe, karşılıklı empati kapasitesi eriyor.</p>

<p>Bu sabahki sahnede kimse “Bir saniye, ben ne demek istedim, siz ne anladınız?” demedi. Kadın, endişesini daha yumuşak bir dille ifade edebilirdi. Doktor, o cümleyi kişisel alıp kapıyı kapatmak yerine, “Bu soruyu neden sorduğunuzu anlıyorum ama şöyle açıklayayım” diyebilirdi. İkisi de yapmadı. Çünkü ortam, sabır ve nezaket için uygun değildi. Ortam, yıllardır biriken güvensizlikle doluydu. Belki de asıl konuşmamız gereken şey, o poliklinik odasında yaşanan birkaç dakikalık tartışma değil. Hasta ile hekim arasına giren o görünmez duvar.</p>

<p>Bir tarafın “Sen mecbursun” diye baskı kurması, diğer tarafın “Ben yapmam” diye kapıyı çekmesi. İkisi de aynı hastalığı iyileştirmeye çalışırken birbirini yaralıyor. Sağlık sistemi düzelmeden, randevu ve ameliyat süreçleri şeffaflaşmadan, hekimlerin iş yükü makul seviyeye inmeden bu sahneler bitmez. Ama sistem düzelene kadar da bir şey yapabiliriz: Karşımızdakinin de insan olduğunu unutmamak.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/gozunuzle-goruyor-musunuz-79034"><u><em><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></em></u></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 11:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/sevgi-berk-gozunuzle-goruyor-musunuz-1793005316.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ferdanur BERK / Beslenme horlamayı nasıl etkiliyor? Uykunun sessizliğini bozan, yediklerimiz olabilir</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-beslenme-horlamayi-nasil-etkiliyor-uykunun-sessizligini-bozan-yediklerimiz-olabilir-119294</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-beslenme-horlamayi-nasil-etkiliyor-uykunun-sessizligini-bozan-yediklerimiz-olabilir-119294</guid>
                <description><![CDATA[Ferdanur BERK yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Horlama çoğu zaman yalnızca uyku sırasında çıkan rahatsız edici bir ses olarak düşünülür. Oysa beslenme alışkanlıklarımız, gece solunumunun kalitesini sandığımızdan çok daha güçlü bir şekilde etkiler. Bu nedenle horlama şikâyeti olan kişilerde ilk adım çoğunlukla ağırlık kontrolü, diyet düzeni ve beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi olmaktadır.</p>

<p>Horlama, üst solunum yollarının uyku sırasında daralmasıyla oluşur. Boyun çevresindeki yağlanma, ödem, reflü ve burun tıkanıklığı gibi pek çok durumun beslenmeyle doğrudan ilişkisi vardır. Dolayısıyla gece duyulan bu sesin kaynağı çoğu zaman gün içinde yaptığımız seçimlerde saklıdır. Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi (AASM), horlamanın en sık nedenleri arasında <strong>fazla kilo, alkol, ağır akşam yemekleri ve burun tıkanıklığı gibi beslenme bağlantılı etkenleri </strong>vurgular.</p>

<p><strong>Yediklerimiz </strong><strong>h</strong><strong>orlamayı </strong><strong>n</strong><strong>asıl </strong><strong>t</strong><strong>etikliyor?</strong></p>

<p><strong>1. Fazla Kilo ve Boyun Çevresi Yağlanması</strong></p>

<p>Vücut ağırlığının artması özellikle boyun bölgesinde yağlanmaya neden olur. Bu da hava yolunun daralmasına ve horlamanın artmasına yol açar. Yapılan araştırmalar ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), <strong>kilonun yalnızca %5–10 azalmasının bile horlamayı belirgin şekilde hafifletebildiğini</strong> gösteriyor.</p>

<p><strong>2. Geç Saatte ve Ağır Yemek Yemek</strong></p>

<p>Akşam geç saatlerde tüketilen büyük porsiyonlu ve yağlı yemekler mideyi doldurur, diyaframa baskı yapar ve nefes almayı zorlaştırır. Araştırmalar, akşam 20.00'den sonra yenilen ağır yemeklerin horlamayı yaklaşık %30 artırdığını gösteriyor.</p>

<p><strong>3. Alkol Tüketimi</strong></p>

<p>Alkol, boğaz kaslarını fazla gevşeterek hava yolunun daralmasına yol açar. Bu nedenle uykudan 3–4 saat önce alkol alımının bırakılması önerilir.</p>

<p><strong>4. Fazla Tuz ve Şeker Tüketimi</strong></p>

<p>Tuz vücutta ödem oluşturur, şeker ise inflamasyonu artırır. Her iki etki de solunumu olumsuz yönde etkileyerek horlamayı tetikler.</p>

<p><strong>5. Ağır, Yağlı ve Baharatlı Yemekler</strong></p>

<p>Yağlı yiyecekler sindirimi zorlaştırır, baharatlı gıdalar reflüyü tetikleyebilir.<br />
Bu durumlar solunum yolunda baskı oluşturur ve horlamayı şiddetlendirebilir.</p>

<p><strong>Hangi </strong><strong>b</strong><strong>eslenme </strong><strong>a</strong><strong>lışkanlıkları </strong><strong>h</strong><strong>orlamayı </strong><strong>azaltabilir?</strong></p>

<p><strong>Hafif ve Erken Akşam Öğünleri</strong></p>

<p>Çorba, sebze yemekleri, salata veya yoğurt gibi hafif içerikler diyaframı rahatlatır ve gece nefes alımını kolaylaştırır.</p>

<p><strong>Anti-enflamatuar Beslenme</strong></p>

<p>Zerdeçal, zencefil, zeytinyağı, yeşillikler ve omega-3 kaynakları solunum yollarındaki iltihabı azaltmaya yardımcı olur.</p>

<p><strong>Yeterli Sıvı Tüketimi</strong></p>

<p>Günlük su tüketimini 1.5–2 litre seviyesinde tutmak, boğaz dokularının kurumasını önleyerek horlamayı hafifletebilir.</p>

<p><strong>Şeker ve İşlenmiş Gıdaları Azaltmak</strong></p>

<p>Paketli atıştırmalıklar, salam–sucuk gibi işlenmiş ürünler ve şekerli hamur işleri, vücutta ödemi artırarak gece solunumunu zorlaştırır ve horlamayı şiddetlendirir. Bu besinlerin tüketimini azaltmak horlamanın kontrolünde önemli bir adımdır.</p>

<p><strong>Beslenmenin </strong><strong>ö</strong><strong>tesinde, </strong><strong>y</strong><strong>aşam </strong><strong>t</strong><strong>arzı da </strong><strong>ö</strong><strong>nemli</strong></p>

<p>· Yan uyku pozisyonu</p>

<p>· Düzenli egzersiz</p>

<p>· Burun tıkanıklığını azaltacak çözümler</p>

<p>· Oda sıcaklığını 18–20°C’de tutmak</p>

<p>Bu öneriler, doğru beslenme düzeniyle birlikte uygulandığında daha hızlı sonuç verir.</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/beslenme-horlamayi-nasil-etkiliyor-uykunun-sessizligini-bozan-yediklerimiz-olabilir-79033"><u><em><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></em></u></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 25 Oct 2026 15:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/ferdanur-berk-beslenme-horlamayi-nasil-etkiliyor-uykunun-sessizligini-bozan-yediklerimiz-olabilir-1792930851.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şehrin Nabzını Tutan Fiskos Masası Malatya’nın Eksiklerini Yazdı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sehrin-nabzini-tutan-fiskos-masasi-malatyanin-eksiklerini-yazdi-119287</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sehrin-nabzini-tutan-fiskos-masasi-malatyanin-eksiklerini-yazdi-119287</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Murat Çetin’in kaleme aldığı Fiskos Masası köşesinde bu hafta Malatya’nın tarihi değerlerinden köy okullarının kapanmasına, servis denetimlerinden elma üreticisinin fiyat dertlerine kadar şehrin küçük ama hayatı aksatan eksikleri masaya yatırıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da bu hafta tarih tabelayı, köy okulu sesi, üretici fiyatı, veli servisi konuşmuş. Muhtarlar yine kurum kapılarında, şehir yine kendi eksiğini kendi söylüyor. Fiskos çok; mesele yine aynı: Bir yerde bereket var, öteki yerde hesabı tutmuyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">800 YILLIK HAN VAR, TABELASI YOK!</span></strong></p>

<p>Şişman Han yıllardır ayakta kalmaya çalışıyor. Tavanı çökmüş, defineci çukurları açılmış, restorasyon bekliyor. Üstelik yolu gösteren düzgün bir kültür levhası bile yok deniyor. Tarih orada, adres orada, eser orada… Fiskos şu: “Han sekiz asırdır yerini unutmamış, biz tabelayı bulamamışız!”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">OKUL KAPALI, BAYRAK PENCEREDE!</span></strong></p>

<p>Kapıkaya’daki köy okulu taşımalı eğitimle birlikte kapanmış. Binada çocuk sesi yok, bahçede teneffüs yok; solmuş bir bayrak pencere kenarında kalmış. Bu başlıkta hiciv biraz susuyor. Fiskos da kısa: “Köyde okul kapanınca yalnız kapı kilitlenmiyor; ses de gidiyor.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SERVİS ÇOK, CEZA DA AZ DEĞİL!</span></strong></p>

<p>Okul servislerine yönelik denetimlerde yılbaşından bu yana yaklaşık 2 bin servise ceza uygulanmış. Rakam az değil. Velinin derdi zaten sabah kapıda başlıyor; ücret, güzergâh, güvenlik derken şimdi bir de bu tablo konuşuluyor. Fiskos kısa: “Çocuk okula gidiyor, servis kurallara hâlâ yetişmeye çalışıyor!”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ELMA BOL, FİYAT DAR!</span></strong></p>

<p>Doğanşehir’de bu yıl yaklaşık 20 bin ton elma bekleniyor. Ürün güzel, rekolte yüksek; ama üreticinin yüzü fiyat yüzünden pek gülmüyor. Meyve suyuna giden elma 2,5 liraya, sofralık ürün 10 liraya alıcı buluyor; soğuk hava deposu da yetersiz. Fiskos hazır: “Elma dalda bereket, kasada dert olmuş!”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MUHTAR KÖPRÜ, TALEP TRAFİĞİ YOĞUN!</span></strong></p>

<p>Muhtarlar Günü’nde yine “devletle vatandaş arasında köprü” denmiş. Doğru… Ama o köprüden geçen talep de az değil: yol, su, dönüşüm, altyapı, rezerv alan, hizmet… Mahallede kim ne istese ilk kapı yine muhtar. Fiskos hazır: “Köprü sağlam da, üzerinden geçen yük ağır!”</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/2011de-ayrildi-2026da-sahiplendi-79024"><u><em><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></em></u></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 25 Oct 2026 12:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/sehrin-nabzini-tutan-fiskos-masasi-malatyanin-eksiklerini-yazdi-1792920581.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Bütün Kâinat İtaat Ediyor... Ya İnsan?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-butun-kainat-itaat-ediyor-ya-insan-119286</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-butun-kainat-itaat-ediyor-ya-insan-119286</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kâinata bakıyoruz.</p>

<p>Güneş doğuyor.</p>

<p>Dünya dönüyor.</p>

<p>Mevsimler değişiyor.</p>

<p>Yağmur yağıyor.</p>

<p>Toprak mahsul veriyor.</p>

<p>Ezelden beri devam eden muazzam bir intizam.</p>

<p>Kimse güneşe doğmasını öğretmiyor.</p>

<p>Dünyaya dönmesini hatırlatmıyor.</p>

<p>Toprağa mahsul vermesini tembihlemiyor.</p>

<p>Çünkü bütün kâinat, Cenab-ı Hakk’ın irade sıfatından gelen tekvînî kanunlara tâbi.</p>

<p>Her şey emre itaat ediyor.</p>

<p>İnsan da bu nizamın içinde.</p>

<p>Kalbi atıyor.</p>

<p>Kanı dolaşıyor.</p>

<p>Ciğerleri çalışıyor.</p>

<p>Hücreleri yenileniyor.</p>

<p>Bunların hiçbirini kendi iradesiyle idare etmiyor.</p>

<p>Demek ki insan da bütün mevcudat gibi tekvînî emirlere tâbi.</p>

<p>Fakat insanda başka bir hususiyet var.</p>

<p>Teklif!</p>

<p>Cenab-ı Hakk’ın kelâm sıfatından gelen emirler.</p>

<p>Kitap ve sünnet.</p>

<p>Namaz kıl.</p>

<p>Oruç tut.</p>

<p>Abdest al.</p>

<p>Helâle yönel.</p>

<p>Haramdan sakın.</p>

<p>İşte burada insan, bütün kâinattan ayrılıyor.</p>

<p>Çünkü güneşin iradesi yok.</p>

<p>Dünyanın tercihi yok.</p>

<p>Toprağın isyanı yok.</p>

<p>İnsanın ise iradesi var.</p>

<p>İtaat de edebilir, isyan da.</p>

<p>Ve asıl sır burada başlıyor.</p>

<p>Tekvîn ile teklif, insanda birleşiyor!</p>

<p>Bir misal…</p>

<p>Cenab-ı Hakk’ın Kuddûs ismi bütün kâinatta tecellî ediyor.</p>

<p>Denizler temizleniyor.</p>

<p>Atmosfer arınıyor.</p>

<p>Yeryüzü türlü türlü temizlik faaliyetleriyle nezafete mazhar oluyor.</p>

<p>Bütün mevcudat, Kuddûs isminin tecellîsine tekvînen ayinedarlık ediyor.</p>

<p>Peki insan?</p>

<p>O da abdest alıyor.</p>

<p>Fakat onun abdesti iradî.</p>

<p>Çünkü abdest, şeriatın emri.</p>

<p>Yani kelâm sıfatından gelen teklifî bir hüküm.</p>

<p>İnsan bu emre imtisal ettiğinde, kendi cüz’î iradesini İlâhî iradeye tâbi kılıyor.</p>

<p>Kâinatın tekvînen mazhar olduğu nezafete, insan teklîfen iştirak ediyor.</p>

<p>Böylece küçücük bir abdest, bütün âlemde tecellî eden Kuddûs ismiyle irtibat kuruyor.</p>

<p>Bir tarafta kâinatın temizliği.</p>

<p>Diğer tarafta insanın tahareti.</p>

<p>Kaynak aynı.</p>

<p>İsim aynı.</p>

<p>Emir aynı Zât’tan.</p>

<p>Üstelik insanın yaptığı yalnız temizlik de sayılmaz.</p>

<p>Kendi fiilinde Esmâ-i İlâhiyenin tecellîsini görüyor.</p>

<p>O cüz’î hareketin bütün kâinatla münasebetini keşfediyor.</p>

<p>Mebde ile müntehayı birleştiriyor.</p>

<p>İşte Resûl-i Ekrem’in (asm) sünnetine ittibaın ehemmiyeti burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Çünkü sünnet-i seniyye, insanın iradesini İlâhî emre bağlayan yolu gösteriyor.</p>

<p>Besmele o yolun başlangıcı.</p>

<p>Şeriat ise hayatın bütün fiillerini kuşatan İlâhî ölçü.</p>

<p>İnsan bu ölçüye riayet ettikçe kâinatın umumî itaatiyle manevî bir ahenk kuruyor.</p>

<p>Aksi hâlde kendi iradesiyle o ahengin dışına çıkıyor.</p>

<p>Bir düşünün…</p>

<p>Bütün kâinat aynı Rabbin emrine itaat ederken, insanın kendi iradesiyle başka bir istikamete yönelmesi ne büyük bir tenakuz!</p>

<p>Demek ki insanın vazifesi, tekvînî kanunları yeniden keşfedip onlara hükmetmekten önce, teklifî emirlere imtisal ederek kâinatın umumî ubudiyetine iştirak etmektir.</p>

<p>Çünkü bütün âlem Allah’ın iradesine tâbi.</p>

<p>İnsan ise o iradeye, kendi iradesiyle tâbi olmaya davet ediliyor.</p>

<p>Tekvîn kâinatı Allah’a bağlamış.</p>

<p>Teklif ise insanın iradesini bekliyor!</p>

<p><strong>Selam ve dua ile</strong></p>

<p><strong>Fiemanillah</strong></p>

<p><a href="https://www.dirilispostasi.com/butun-kainat-itaat-ediyor-ya-insan"><strong>KAYNAK: DİRİLİŞ POSTASI GAZETESİ</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 25 Oct 2026 15:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/murat-cetin-butun-kainat-itaat-ediyor-ya-insan-1792920315.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sevgi BERK / Minik Yüreğin Büyük Kalemi: Erva Aydın ve Malatya Kitap Fuarı&#039;nda Gurur Dolu Bir Gün</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sevgi-berk-minik-yuregin-buyuk-kalemi-erva-aydin-ve-malatya-kitap-fuarinda-gurur-dolu-bir-gun-119282</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sevgi-berk-minik-yuregin-buyuk-kalemi-erva-aydin-ve-malatya-kitap-fuarinda-gurur-dolu-bir-gun-119282</guid>
                <description><![CDATA[Sevgi BERK yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>​Malatya’mızın kültürel hayatına damgasını vuran, edebiyatın ve kitabın bayramı niteliğindeki 12. Malatya Kitap Fuarı kapılarını kitapseverlere açtı. Bu büyük heyecan, şehrimizde birbirinden değerli buluşmalara ev sahipliği yapıyor; ancak aralarında öyle gurur dolu ve duygusal bir an var ki, kelimelerin kifayetsiz kaldığı o özel kare bütün Malatya'nın yüreğini kabarttı. &nbsp;</p>

<p>​Tevfik İleri İmam Hatip Ortaokulu öğrencisi, gururumuz Erva Aydın, kaleme aldığı “Zamandan Zamana” adlı macera ve masal kitabıyla fuarda okurlarıyla buluştu. Onu o stantta, kitabının başında görünce insan ister istemez duygulanıyor; Erva’nın doğduğu gün daha dün gibi gözlerimizin önünde... Zaman ne kadar da hızlı akıp gidiyor; bizler yaş alıp günleri sayarken, gözümüzün önünde büyüyen evlatlarımız hayat merdivenlerini birer birer tırmanıp kendi hikayelerini yazmaya başlıyorlar. &nbsp;</p>

<p>​Fuarın en genç yazarlarından biri olarak yerini alan Erva, zarafetini tamamlayan açık mavi ceketi ve şık kombiniyle göz doldururken, duruşu ve asaletiyle ışık saçıyordu. Fuarın en anlamlı anlarından birinde, karesine yansıyan o müstesna dakikalarda bakanımızın da aralarında bulunduğu protokol ve değerli devlet büyüklerimiz genç yazarımızı yalnız bırakmadı. Standı ziyaret ederek Erva'nın heyecanına ortak olan bakanımızın samimi ve takdir dolu sohbeti, bu haklı gururu taçlandırdı. Bir ortaokul öğrencisinin hayal dünyasından süzülen masalsı maceranın, devletimizin ve şehrimizin yöneticileri tarafından bu kadar kıymet görmesi hepimiz için büyük bir mutluluk vesilesidir. &nbsp;</p>

<p><strong>​Başarının Arkasındaki Gizli Kahramanlar: Mine ve Ebuzer Aydın</strong></p>

<p>​Bu güzel başarının ve gurur tablosunun arkasında elbette ki büyük bir emek ve sevgi var. Ağaç yaşken eğilir düsturuyla evladını en güzel değerlerle yetiştiren, her anında arkasında dağ gibi duran kıymetli anne Mine Aydın'ı yürekten kutlamak gerekiyor. Bir annenin şefkati, göz nuru ve fedakarlığı, Erva gibi pırıl pırıl bir kalemin edebiyat dünyasına adım atmasındaki en güçlü dayanaktır. Mine Hanım'ın zarafeti ve emeği, bu başarının en sağlam sütunlarından biridir. &nbsp;</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/minik-yuregin-buyuk-kalemi-erva-aydin-ve-malatya-kitap-fuarinda-gurur-dolu-bir-gun-79032"><u><em><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></em></u></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 25 Oct 2026 16:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/sevgi-berk-minik-yuregin-buyuk-kalemi-erva-aydin-ve-malatya-kitap-fuarinda-gurur-dolu-bir-gun-1792914511.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da Gazeteciliğe Dair Dikkat Çeken Eleştiri: “Açlık Kaleme Vurmuş”</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-gazetecilige-dair-dikkat-ceken-elestiri-aclik-kaleme-vurmus-119267</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-gazetecilige-dair-dikkat-ceken-elestiri-aclik-kaleme-vurmus-119267</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Murat Çetin, kaleme aldığı yazısında Malatya’daki bazı gazetecilerin haber yazım tarzını eleştirdi. Falih Rıfkı Atay’ın meşhur fıkrasına atıfta bulunan Çetin, haberin, sorunun ve ismin eksik bırakıldığını belirterek, "Demek ki açlık mideye değil… Kaleme vurmuş" ifadelerini kullandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, kaleme aldığı son yazısında Malatya’daki bazı gazetecilerin haber hazırlama tarzını eleştirdi. Yazısında Falih Rıfkı Atay’ın bir anısına yer veren Çetin, yerel basındaki eksikliklere dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">FALİH RIFKI ATAY’IN FIKRASIYLA MALATYA BASININI ELEŞTİRDİ</span></strong></p>

<p>Yazısında Falih Rıfkı Atay ile bir arkadaşı arasında geçen diyaloğu aktaran Murat Çetin, şu ifadelere yer verdi: "Falih Rıfkı Atay, arkadaşına sormuş: ‘Bugün yemek yemedin mi?’ Adam şaşırmış: ‘Nereden anladın?’ Falih Rıfkı gülmüş: ‘Konuşurken kelimelerin yarısını yutuyorsun.’"</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"AÇLIK MİDEYE DEĞİL KALEME VURMUŞ"</span></strong></p>

<p>Bu fıkra üzerinden Malatya medyasındaki bazı uygulamaları eleştiren Çetin, haberlerdeki eksiklikleri şu sözlerle değerlendirdi:&nbsp;"Malatya’da bazı gazetecilere bakıyorum. Haberin yarısı yok. Sorunun yarısı yok. İsmin yarısı yok. Cümlenin yarısı zaten yutulmuş. Demek ki açlık mideye değil… Kaleme vurmuş."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/2011de-ayrildi-2026da-sahiplendi-79024"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/malatyada-gazetecilige-dair-dikkat-ceken-elestiri-aclik-kaleme-vurmus-1792757517.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / Şemsi Belli... Malatya&#039;dan Çıkan Bir Anadolu Yiğidi</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-semsi-belli-malatyadan-cikan-bir-anadolu-yigidi-119252</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-semsi-belli-malatyadan-cikan-bir-anadolu-yigidi-119252</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-10-22%20at%2019_23_16.jpeg" /></p>

<p>Bir insan düşünün...</p>

<p>Malatya irfanıyla yetişmiş, o toprağın hamuruyla yoğrulmuş bir solcu.</p>

<p>Ama öyle kâğıt üstünde kalanlardan, slogan atanlardan değil; bağrından çıktığı Anadolu’nun derdiyle dertlenen, onların çilesini haykıran bir söz ustası.</p>

<p>Bugünün bazı solcularına baksanız...&nbsp;</p>

<p>Belki ona "muhafazakâr" derler, belki haksızca "faşist" etiketi yapıştırmaya kalkarlar.</p>

<p>Çünkü o, kalıplara sığmazdı.</p>

<p>Adaletliydi...&nbsp;</p>

<p>Yiğitti...</p>

<p>Sağcı-solcu ayrımı yapmadan hak mücadelesi veren tam bir hak-perestti.</p>

<p>Modern mekanlarda, lüks muhitlerde benliğini vakarla temsil eden bir haysiyet beyefendisi idi...</p>

<p>Memleketinin, Malatya’nın kıvancını her daim yüreğinde taşıdı.&nbsp;</p>

<p>Hal diliyle mertliğin, adamlığın en somut timsaliydi.</p>

<p>İşte bugünün soluna da, sağına da ders olacak, örnek alınması gereken hakiki bir halk aydınıydı Şemsi Belli...</p>

<p>Şemsi Belli;&nbsp;<br />
1925 yılında Malatya’nın Arapkir ilçesinde doğdu.</p>

<p>İlk ve orta öğrenimini Malatya’da tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi.&nbsp;</p>

<p>Kaymakamlık yaptı, gazetecilik tutkusu onu basının içine çekti.&nbsp;</p>

<p>Ulus, Dünya, Cumhuriyet gibi gazetelerde köşe yazarlığı, haber müdürlüğü yaptı; dergiler çıkardı.</p>

<p>O sadece bir gazeteci değil; şair, araştırmacı ve halkın içinden bir sosyologdu.&nbsp;</p>

<p>Anadolu insanının yoksulluğunu, susuzluğunu, yolsuzluğunu kâğıda dökerken hiç çekinmedi.&nbsp;</p>

<p>Dokunduğu her hayata insanca yaklaştı.&nbsp;</p>

<p>11 Ekim 1995 tarihinde İstanbul’da vefat etti, ancak arkasında Anadolu’nun gür sesini bıraktı.</p>

<p>Unutulmaz Eseri Anayasso...</p>

<p>Şemsi Belli denince akla gelen en büyük çığlık, Doğu Anadolu’daki çaresizliği, yolsuzluğu ve devletin soğuk bürokrasisine karşı halkın haykırışını anlatan "Anayasso" şiiridir.&nbsp;</p>

<p>Yıllar geçse de tazeliğini koruyan o muazzam eser:</p>

<p>Bir daha hatırlayalım..<br />
Yeni kuşaklar da duysun...</p>

<p>ANAYASSO</p>

<p>Bu ne biçim memleket?<br />
Bu ne biçim diyardır?<br />
Gülüm:<br />
Ağam, paşam, beyim, hey!</p>

<p>Zalım felek vurmuş bizim boynumuzu.<br />
Gözlerinin yaşını sil,<br />
Yaşını sil de bak:</p>

<p>Bir yanda bolluk var,<br />
Bir yanda kıtlık var.<br />
Bir yanda altın var,<br />
Bir yanda çamur var.</p>

<p>Bizim memlekette yol yok,<br />
Bizim memlekette okul yok,</p>

<p>Bizim memlekette su yok,<br />
Bizim memlekette hastane yok...</p>

<p>Zap Suyu derin akar,<br />
Zap Suyu serin akar.</p>

<p>Ak gelinler, körpe kızlar,<br />
Zap Suyu’na bakar bakar ağlar.</p>

<p>Köprü yok ki geçeler,<br />
Okul yok ki okuyalar.</p>

<p>Bebekler ölür beşikte,<br />
Analar ağlar eşikte.</p>

<p>Gözünü sevdiğimin Anayasso'su!<br />
Senin hiç haberin yok mudur bizden?</p>

<p>Senin hiç haberin yok mudur Zap'tan?<br />
Senin hiç haberin yok mudur Doğu’dan?</p>

<p>Yazılırsın kâğıt üstüne,<br />
Kalırsın Ankara’da!</p>

<p>Gelip bir bakmazsın,<br />
Biz ne hâldeyiz burada?<br />
Gülüm...</p>

<p>Ağam, paşam, beyim, hey!<br />
Bizim memlekette yol yok,</p>

<p>Bizim memlekette insan sayılmak yok!</p>

<p>Gözünü sevdiğimin Anayasso'su!</p>

<p>Bir gün gelir,<br />
Biz de insan olduğumuzu anlarız!</p>

<p>Bir gün gelir,<br />
Bu Zap Suyu’na köprü kurarız!<br />
Son Söz...</p>

<p>Şemsi Belli; Ankara’nın, İstanbul’un şatolarından Anadolu’ya parmak sallayanlardan olmadı hiç.&nbsp;</p>

<p>Memleketin derdini kendi derdi bildi.&nbsp;</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/semsi-belli-malatyadan-cikan-bir-anadolu-yigidi-79031"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 15:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/dogan-dag-semsi-belli-malatyadan-cikan-bir-anadolu-yigidi-1792687020.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaşayan Müze Denildi, Kent Müzesinin Arkasından Kafe Çıktı!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yasayan-muze-denildi-kent-muzesinin-arkasindan-kafe-cikti-119240</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yasayan-muze-denildi-kent-muzesinin-arkasindan-kafe-cikti-119240</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, yıllardır açılması beklenen ve "yaşayan müze" olacağı vaat edilen Malatya Kent Müzesi'nin son durumunu kaleme aldı. Tarihî binanın arkasına inşa edilen cam cepheli "BiMekan Müze Kafe" yapısını eleştiren Çetin; projenin onayı, Koruma Kurulu kararı ve mimari anlayış hakkında yetkililere sorular yöneltti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatyatime’daki köşe yazısında, Malatya Kent Müzesi ile ilgili verilen vaatler ve ortaya çıkan son tablo arasındaki çelişkileri gündeme taşıdı. Yıllardır kapalı kalan ve Avrupa’daki örnekleri aratmayacak bir "yaşayan müze" olacağı belirtilen yapının arkasında açılan modern cafe eklentisi kamuoyunda tartışma başlattı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"YAŞAYAN MÜZE DEDİLER... BÜFE ÇIKTI!"</span></strong></p>

<p>Malatya Kent Müzesi için geçmişte büyük vaatler verildiğini ve kentin vizyon projesi olarak sunulduğunu hatırlatan Murat Çetin, geçen yılların ardından tarihi binanın arkasına cam cepheli, modern bir yapının eklendiğini belirtti. "BiMekan Müze Kafe" adıyla açılan bu alana dikkat çeken Çetin, asıl müze binasının durumunu sorguladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MİMARİ ANLAYIŞ...</span></strong></p>

<p>Yazısında Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in Kırk Kardeşler Mezarlığı’nın taş duvarı hakkındaki "Aslına uygun olmamış, sıradan taş duvar olmuş!" eleştirisini hatırlatan Çetin, Kent Müzesi’nin arkasındaki yapı için şu soruları sıraladı:&nbsp;"Başkasının taş duvarında tarihî aslı arayan mühendis başkan, Kent Müzesi'nin arkasındaki bu yapıyı hangi mimariye uygun bulmuş? Koruma altındaki binanın çevresine yapılan ilavenin onaylı projesi nerede? Koruma Kurulu hangi gerekçeyle izin vermiş? Mimarlar Odası ne diyor? Kültür ve Turizm Müdürlüğü ne düşünüyor?"</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"BUGÜN KABUL EDİLEN ANLAYIŞ YARIN BAŞKA YERDE KARŞIMIZA ÇIKABİLİR"</span></strong></p>

<p>Malatya’nın deprem sonrası yeniden inşa sürecinde olduğuna vurgu yapan Murat Çetin, bugün Kent Müzesi çevresinde benimsenen bu mimari yaklaşımın yarın kentin diğer tarihî mekanlarında da uygulanabileceği uyarısında bulundu. Çetin, vizyon ve ihya vaatleriyle yıllarca bekletilen projenin geldiği son noktayı eleştirerek yazısını tamamladı.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/2011de-ayrildi-2026da-sahiplendi-79024"><em><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></em></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 14:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/yasayan-muze-denildi-kent-muzesinin-arkasindan-kafe-cikti-1792668452.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YÖK Soruşturmaya Gerek Görmedi, Mahkeme İki Kararı İptal Etti!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yok-sorusturmaya-gerek-gormedi-mahkeme-iki-karari-iptal-etti-119239</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yok-sorusturmaya-gerek-gormedi-mahkeme-iki-karari-iptal-etti-119239</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin’in yazısında yer alan bilgilere göre, eski rektör Aysun Bay’ın lojmanına demirbaş sayımı gerekçesiyle üniversite personelinin girmesi yargıdan döndü. Ankara 4. İdare Mahkemesi, rektörün bilgisi olmadığı savunulan olayla ilgili iki ayrı işlem için iptal kararı vererek "Hayatın olağan akışına aykırı" değerlendirmesinde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin’in kaleme aldığı makalede, eski rektör Aysun Bay’ın lojmanına izinsiz girilmesi olayıyla ilgili yargı sürecinde yaşanan yeni gelişmeler kamuoyuna duyuruldu. Malatyatime'da yayımlanan yazıda, olayla ilgili YÖK’ün soruşturmaya gerek görmediği ancak mahkemenin bu karardan farklı bir hükme vardığı vurgulandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ESKİ REKTÖRÜN LOJMANINA GİRİLMESİNE YARGI ENGELİ...</span></strong></p>

<p>Aysun Bay’ın lojmanına girilmesi meselesi Malatyalılar tarafından bilinirken, sürecin yargı boyutu yeni bir aşamaya evrildi. Eski rektör evde yokken üniversite personelinin içeri girmesine gerekçe olarak "demirbaş sayımı" gösterilmişti. O dönem daire başkanı talimatı kendisinin verdiğini söylerken, Rektör Recep Bentli’nin ise olaydan bilgisi olmadığı savunulmuştu. YÖK konuyla ilgili soruşturmaya gerek görmezken, Ankara 4. İdare Mahkemesi aynı kanaatle hareket etmedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MAHKEMEDEN İKİ AYRI İPTAL KARARI...</span></strong></p>

<p>Ankara 4. İdare Mahkemesi, söz konusu olayla ilgili hem adli yönden hem de idari yönden iki ayrı işlem için iptal kararı verdi. Mahkemenin gerekçesi ise bir rektörün kolayca geçiştirebileceği cinstenlukta olmadı. Mahkeme, yeni rektörün talimatı olmadan eski rektörün lojmanına girilmesini "hayatın olağan akışına aykırı" buldu. Rektörlük konutu, üniversitenin personeli ve demirbaş sayımı gibi unsurların üçünün de aynı idarenin uhdesinde olduğuna dikkat çekilirken, talimatın rektörlük makamından çıkmadığı yönündeki savunmanın ardındaki şüphenin giderilmesi istendi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">CEVAP BEKLEYEN SORU: İDARENİN BAŞI KİM?</span></strong></p>

<p>Yaşanan hukuki gelişmelerin ardından Rektör Recep Bentli'nin önünde kararlar dururken, yazıda dikkat çeken şu soru yöneltildi:&nbsp;"Rektörün bilgisi olmadan rektörlük konutuna girilebiliyorsa, o üniversitedte idarenin başı kim?"</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/2011de-ayrildi-2026da-sahiplendi-79024"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 13:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/yok-sorusturmaya-gerek-gormedi-mahkeme-iki-karari-iptal-etti-1792665028.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fikret KARAMAN / Tenasuh / Reenkarnasyon İnancı ve Zihinlerde Oluşan Şüpheler, Boşluklar</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/fikret-karaman-tenasuh-reenkarnasyon-inanci-ve-zihinlerde-olusan-supheler-bosluklar-119223</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/fikret-karaman-tenasuh-reenkarnasyon-inanci-ve-zihinlerde-olusan-supheler-bosluklar-119223</guid>
                <description><![CDATA[Fikret KARAMAN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bu çalışmamızda reenkarnasyon/tenasuh konusu ile buna bağlı olarak halk arasında ruh göçü, ruhçuluk, iyi veya kötü ruh şeklinde algılanan anlayışı okuyucularımızla paylaşacağız. Zira yapılan bir araştırmada sekiz milyar civarındaki dünya nüfusunun bir milyardan fazlasının ölümden sonra ruhun, başka bir bedende yaşayacağına inanmaktadır. Bu rakam, Müslümanlar açısından da hayati önem arz etmektedir.&nbsp; Bir an için &nbsp;&nbsp;reenkarnasyon var kabul edilirse kişinin hayat boyu birlikte yaşadığı ruhu ölümünden sonra başkasının bedenine geçecektir. Bu durumda aynı ruhun, kıyamete kadar kaç bedene hayat vereceği ve ahirette yaşadığı bedenlerden hangisiyle buluşacağı belli değildir. Daha da önemlisi bu yaklaşıma göre ruhların sayısının bedenlerin sayısından daha az olacağı gibi bir garabet de ortaya çıkmaktadır. Bu belirsizliklerle zihinlerde şüphelerin/boşlukların oluşması ve yanlış bir inanca dönüşmesi kaçınılmazdır. &nbsp;&nbsp;</p>

<p><strong>&nbsp;Reenkarnasyon/Tenasuh İnancı</strong></p>

<p>Reenkarnasyon (reincarnation) Fransızca bir kavram olup yeniden bedenlenme manasına gelmektedir. Bu sözcüğün Arapçadaki karşılığı olan tenasuh ise; insan şahsiyetini oluşturan ve gözle görülmeyen ruh, can, nefes gibi manevi unsurun ölümden sonra bu âlemde başka bir bedene geçmesi” şeklinde tanımlanmıştır. &nbsp;Reenkarnasyonun geçmişi, eski Hint kültüründe M.Ö. 4800 yıllarında &nbsp;&nbsp;yaşayan Krişna’’ya kadar gitmektedir. Bu inanca göre insanın ruhu ölümsüzdür, kişi ölse bile onun ruhu bu dünyada yahut başka bir âlemde varlığını devam ettirecektir. Hint filozofları ise, ruhun evreni kuşatan objelerin çeşitliliğini anlayabilmesi için tek bir hayat yeterli değildir. Ruhlar ölümden sonra başka varlıkların bedenlerine girmeli ve yeni bir hayat sürdürmelidirler. Öyle ki kimi Hintli Müslüman bile, hem Allah’a hem tenasuhun varlığına inanmaktadır. Aynı düşünce eski İranlılar, Mısır, Mezopotamya ile Yahudi Kabala geleneğinde de benimsenmiştir. 19. Yüzyıldan itibaren &nbsp;&nbsp;İslam ülkelerinde yaşayan Nuseyrilik, İsmailiyye, Dürzilik ve Yezidilik gibi dini fırkalar tarafından da sahiplenilmiştir. Ülkemizde yakın geçmişte &nbsp;&nbsp;muhabir sadettin Teksoy bazı gençlerle yaptığı röportajda öldükten sonra ruhun&nbsp;&nbsp; başka bir bedende dünyaya geleceğine inandıklarını, bir TV programında dile getirmişti. Ayrıca bu inancı kabul edenler, Türkiye’de kurdukları <strong>“<em>Ruh ve Madde Derneği</em>”</strong> adına <strong>“<em>Metapsişik Terimler Sözlüğü”</em></strong> hazırlamışlardır. &nbsp;Sözlükte Osmanlıca <strong><em>“tecessüd’ü mükerrer</em></strong>” şeklinde ifade edilen reenkarnasyon, tekrar doğuş, tekrar bedenlenme, tekâmül aracı ve evrensel bir yasa şeklinde açıklanmıştır. Buradan hareketle kimi güçler, &nbsp;&nbsp;İslam coğrafyasında gizli veya açık olarak ruh göçü, iyi ruh, kötü ruh gibi konular fantezi, masum ve umursamaz bir tavırla gündemde tutularak melek ve ahiret inancı gibi gayba dayalı inancı tartışılır hale getirmektedir.&nbsp; Hemen belirtelim ki İslam dini ölümden sonra ruhun başka bir bedende yaşadığı şeklindeki inancı onaylamamıştır.</p>

<p>&nbsp; &nbsp;<strong>&nbsp;</strong><strong>Ruh ve Mahiyeti</strong></p>

<p>Ruh terim olarak&nbsp;&nbsp; insanın manevi cevherini ve özünü oluşturan, diğer bütün varlıklardan ayıran soyut bir varlıktır. İslam’ın ilk yıllarından itibaren Mekkeli Müşrikler ile Medineli Yahudiler Hz. Muhammed (sav)’e, ruhun mahiyetiyle ilgili soru sorduklarında Allah elçisi onlara, ruh hakkındaki gerçek ilmin Allah katında olduğunu ve ondan çok az bir bilginin insanlara verildiğini açıklamıştır.&nbsp; (İsra 17/85) Bu husus Kur’an’ın birçok yerinde açıklanmış ve Allah’ın yarattığı her şeyi güzel yaptığını, başlangıçta insanı da çamurdan yarattığını, sonra onun neslini bir özden, basbayağı bir sudan var ederek düzelttiğini, ona bizzat kendi ruhundan üflediğini bildirmiştir. <em>(</em>Secde 32 /7-9) Evet, ruh Allah’ın yarattığı en mükemmel işlerinden biridir. Öyle ki meleklere ve peygamberlere bile onunla ilgili tam bilgi verilmemiştir. Çünkü ruh, canlılara hayat veren bir özdür. &nbsp;Canlıları üreten, maddelere enerji veren ve bitkileri yeşerten, ruhtur. Kendisi görünmez fakat eserleri görünür. Bu nedenle ne ruh, ne eserleri inkâr edilemez. Ona inanmayanlar bile sıkıldıklarında <strong><em>“ruhsuz ve taş gibi”</em></strong> ifadelerle dolaylı olarak kabul etmektedirler.&nbsp; &nbsp;Kur’an ve hadislerde insan sözcüğü yerine kullanılan <strong><em>“abd”</em></strong> kelimesi de <strong>“<em>ruh ile bedeni birlikte</em>”</strong> ifade etmektedir. Nitekim İsra olayında Hz. Peygamber (sav) için “<strong><em>abd ve isra”</em></strong> kelimelerinin kullanılması bu yolculuktaki ruh ve beden bütünlüğüne işaret etmektedir. (İsra 17/1) İnsanın sorumluluğu da ruh ve beden bütünlüğü ile tanımlanmıştır.&nbsp; &nbsp;</p>

<p><strong>Reenkarnasyon İddiasının Geçersizliği</strong></p>

<p>&nbsp; Reenkarnayon öğretisini savunanların düşünceleri oldukça karışıktır. İnançlarına göre, Tanrı ruhları eşit ve adaletli olarak dünyaya göndermediği için doğuştan itibaren aralarında eşitlik söz konusu değildir. Ruhların eşit ve adil bir tekâmül seviyesine ulaşması için tekrar bedenlenmeleri gerekir.&nbsp; Bu haksızlık ancak reenkarnasyon yasası ile giderilir. Az önce ifade edildiği üzere Hint filozoflarının ruhun evrendeki zenginlikleri&nbsp; &nbsp;anlayabilmesi için tek bir hayat yeterli değil, ölümden sonra başka varlıkların bedenlerine tekrar girmeli ve yeni bir hayat sürdürmeli şeklindeki görüşleri de doğru/geçerli değildir. &nbsp;Aynı şekilde ruh çağırma, ruh göçü, iyi ruh, kötü ruh, rüya ve gaybten haber vermek gibi görüş ve reklam mahiyetindeki söylentiler de şüphe ve boşluklardan ibarettir. &nbsp;Allah’ın ilahi düzeniyle yarattığı beden, tek ruha emanettir. Diğer bir ifade ile bir ruh ancak tek bedene taalluk eder ve yönetir. Çünkü birey ancak beden ve ruh bütünlüğü ile kimlik kazanmaktadır. İradeli davranışların karşılığı olan ödül veya ceza da o kimliğe göre gerçekleşir. Dolayısıyla insan ruhunun ölümden sonra başka bir varlığın bedeniyle canlanması akli ve nakli delillere aykırıdır.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/tenasuh-reenkarnasyon-inanci-ve-zihinlerde-olusan-supheler-bosluklar-79030"><em><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></em></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 18:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/fikret-karaman-tenasuh-reenkarnasyon-inanci-ve-zihinlerde-olusan-supheler-bosluklar-1792595294.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sümeyye ALAGÖZ / Dem Bu Demdir, Saat Bu Saat</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sumeyye-alagoz-dem-bu-demdir-saat-bu-saat-119215</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sumeyye-alagoz-dem-bu-demdir-saat-bu-saat-119215</guid>
                <description><![CDATA[Sümeyye ALAGÖZ yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir düstur bir hayat felsefesi..&nbsp;</p>

<p>Zaman en büyük öğretmen bizlere ve geleceğimize. Bununla birlikte insan yaşamını tehdit eden<strong> 'en tehlikeli düşman'. </strong>Ve yenilmesi mümkün olmayan bir düşman. O halde bu düşmanı yenmemiz mümkün değilse oturup konuşmalı ve bu büyük öğretmenden alınabilecek tüm dersleri almalıyız. İşte o zaman en azından yenilmemişte oluruz.<br />
Peki nerden çıktı bu zaman?</p>

<p>Başta bizim koyu puntoyla yazdığımız aslında herkesin evlerinde baş köşede altın harflerle yazılması gereken bu düstur maalesef günümüzde zihinlerden tamamen silinmiş gibi görünüyor.&nbsp;</p>

<p>Bunun en büyük kanıtı artan antidepresan kullanımları desem. Nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim. Şöyleki artan gelecek kaygısı, sosyal medyanın çizdiği yapay hayatlara ulaşma arzusu 'ben yarın ne yapmalıyım, nasıl bende öyle olabilirim?'' sorularını beraberinde getirirken bir yandan da 'ben asla öyle olamam bu çok zor' düşüncesiyle birlikte çaresizlik hissini ve bitmeyen kaygıları beraberinde getiriyor. Sonuç randevu bulmanın eskiye göre birkaç kat fazla zorlaştığı psikiyatrist odaları.&nbsp;</p>

<p>Dipnot olarak şunu belirtmeliyim ki ihtiyaç hasıl olan durumlarda psikiyatriste gitmek kişisel bir sorumluluk olmakla birlikte toplumsal bir sorumluluktur. Burada söylediğim şey ruh sağlığını korumanın korkunç düzeyde zor olduğu şu zamanlarda bizlerde kendi kişisel psikologlarımız olabilir; belirli hayat felsefeleri edinerek, kişisel gelişimimizi artırarak, kendimize dışardan gelebilecek her türlü olumsuz durum ve söylemlere karşı bir bariyer oluşturabiliriz.&nbsp;</p>

<p>Bu bariyeri nasıl oluşturacağımızı konuşmadan önce ilk iş zihinlerimizi ele geçiren kaygıların, obsesyonların farkına varmalıyız. Zihnimiz geleceğe dair kaygılarla mı meşgul, yoksa geçmişin karanlıklarında kaybolmuş aradığı şeyleri bulmak uğruna bugünü unutmuş durumda mı.</p>

<p>Dedim ya önce biz kendi psikoloğumuz olmalıyız ve tanıyı koyup yola öyle devam etmeliyiz. Ki bu İlk kısım iyi oluş sürecinin yüzde ellisi. Kulağa zor, kolay ve müthiş gelen çelişkilerle dolu bu ilk adımın doğru ve sağlıklı atılması geri kalan sürecin seyrini tamamen kontrol eden en önemli değişkenimiz.</p>

<p>Bu ilk adımın en büyük destekçisi kendimizi tanıma düzeyimiz. Acaba kendimizi ne kadar tanıyoruz? Daha önce bu soruyu kendinize sorup sormadığınızı düşünmenizi istiyorum. İsteklerimiz, hayallerimiz, umutlarımız acaba gerçekten bize mi ait yoksa çevremizin, anne-babamızın veya popüler kültürün bize dayattıkları mı?&nbsp;</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/dem-bu-demdir-saat-bu-saat-79029"><span style="color:#c0392b"><em><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></em></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 18:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/sumeyye-alagoz-dem-bu-demdir-saat-bu-saat-1792582449.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sarper SAN / Kaldırılsın mı Kaldırılmasın mı? Serbest Kartın Serbest Hikâyesi</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sarper-san-kaldirilsin-mi-kaldirilmasin-mi-serbest-kartin-serbest-hikayesi-119213</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sarper-san-kaldirilsin-mi-kaldirilmasin-mi-serbest-kartin-serbest-hikayesi-119213</guid>
                <description><![CDATA[Sarper SAN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Memlekette 65 yaşını dolduranlar belediye otobüslerine bedava biniyor, uçak ve tren biletleri de indirimli. Güzel. Ama hatırlarsınız, bir vatandaş bu kartı bir günde otuzdan fazla kullanarak otobüse binmişti. Tam otuz defa otobüse bin, bir yerden bir yere git sonra in. Tekrar bin. Sivas’ta gerçekleşen bu akıl almaz olayda bir insan evladı neden otuz defa otobüse biner iner, keskin bir sorguya ihtiyaç var. Yani bu yolcumuzda prostat yok, romatizma yok, cambaz gibi otobüsten otobüse zıplayıp duruyor.</p>

<p>İlk bakışta bu kartlar, <strong>“vatandaşa destek”</strong> niyeti ile İlk bakışta popülizm kokan bir düzenlemenin ürünü gibi gözüküyor. Üstelik, kanunla da garantiye alınmış. Fakat tıkanan belediye başkanlarının da uykusunu kaçırmaya başlamış. İptal edilsin mi, sınırlandırılsın mı diye tartışılıyor. Bebek bezine hâlâ yüksek KDV uygulanırken, doğurganlık azalıyor diye sızlanılırken, 65 yaş üstüne böyle kıyak geçersen sonuç bu olur: kart israfa dönüşür.</p>

<p>Lakin işin diğer yönü ise kafa karıştırıcı ve düşündürücü. Neden 65 yaş üstü amca ve teyzeler sabahın köründe neden kendilerini sokağa atıyor? Otobüs meraklısı oldukları için değil. Bir kısmı parklara gidiyor, bir kısmı sadece sosyalleşmek için yollara düşüyor. Yani mesele sadece<strong> “bedava biniş” </strong>değil; sosyolojik bir gerçek var: yaşlılarımızı evden çıkaran, sokaklara iten bir ihtiyaç. Semt semt dolaşıyor, şehrin nabzını tutuyor, kalabalığa katkı sağlıyorlar.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-10-21%20at%2012_35_56.jpeg" /><br />
Aile Bakanlığı bu konuda serin ve derin bir araştırma yapmış mıdır, bilmiyoruz. Ama bildiğimiz şu: serbest kart, sadece bir ulaşım hakkı değil; yaşlılığın yalnızlığını, toplumun popülizmini ve belediyelerin baş ağrısını aynı anda gösteren bir küçük ironidir. Bugün yaşlılarımızın önemli bir kısmı, geniş aile yapısının çözülmesiyle yalnız kalıyor. Çocuklar işte, torunlar okulda, evde ise sessizlik. Serbest kart, aslında bir kaçış bileti: evin dört duvarından çıkıp kalabalığa karışma fırsatı. Otobüs durağı, bir sosyalleşme mekânına dönüşüyor. Veya veya aile içi geçimsizliklerle sokağa itiliyorlar.</p>

<p><strong>Doğurganlık Ölürken</strong></p>

<p>Öte yandan bebek bezine hâlâ yüksek KDV uygulanırken, doğurganlık oranı düşüyor. Çocuk sayısı azalıyor, yaşlı sayısı artıyor. Devletin genç nüfusu teşvik etme konusunda yetersizliği ve korkaklığı, yaşlı nüfusun hızla büyümesine yol açıyor. Serbest kart gibi küçük destekler, bu demografik dönüşümün yükünü hafifletmeye yetmiyor.</p>

<p><strong>Sağlık Sistemi ve Gelecek</strong></p>

<p>Sayısı ger geçen yıl artan yaşlı nüfusumuz hastanelerin kapısında kuyruk olacak ciddi bir sağlık sorunu yaşanacak gibi gözüküyor. Sağlık sistemimiz bu artışa yanıt verebilecek mi?&nbsp;</p>

<p><strong>Sosyolojik Gerçek</strong></p>

<p>Otobüs merakı değil, sosyolojik zorunluluk: yaşlılarımız evde yalnızlığa mahkûm olmamak için sokaklara çıkıyor. Kartı kullanmak, bir ihtiyaçtan doğuyor. Bu yüzden tartışma <strong>“kart iptal edilsin mi”</strong> değil, <strong>“yaşlı nüfusun artışıyla nasıl başa çıkacağız”</strong> sorusu olmalı. Serbest kart, yaşlılara verilen bir ayrıcalık değil; toplumun aile yapısındaki çözülmenin, doğurganlıktaki düşüşün ve sağlık sistemine yaklaşan yükün küçük bir göstergesidir. Bugün belediye otobüslerinde görünen kalabalık, yarın hastane koridorlarında yankılanacak.</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/kaldirilsin-mi-kaldirilmasin-mi-serbest-kartin-serbest-hikayesi-79028"><em><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></em></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 13:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/sarper-san-kaldirilsin-mi-kaldirilmasin-mi-serbest-kartin-serbest-hikayesi-1792577405.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Kuru Kayısı Lisanslı Deposu Üzerinden Başlayan Proje Sahiplenme Tartışması Büyüyor</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-kuru-kayisi-lisansli-deposu-uzerinden-baslayan-proje-sahiplenme-tartismasi-buyuyor-119205</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-kuru-kayisi-lisansli-deposu-uzerinden-baslayan-proje-sahiplenme-tartismasi-buyuyor-119205</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Kuru Kayısı Lisanslı Deposu'nun kuruluş sürecine dair detaylı kronolojiyi paylaşarak, projede çok sayıda isim ve kurumun emeği bulunmasına rağmen yıllar sonra yapılan sahiplenme açıklamalarına tepki gösterdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Kuru Kayısı Lisanslı Deposu’nun hayata geçirilme süreci ve tarihçesi üzerinden dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Projenin arkasındaki kronolojik takvimi hatırlatan Çetin, tesiste birçok ismin ve kurumun emeği bulunduğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">PROJENİN KRONOLOJİK TARİHÇESİ VE EMEK VEREN İSİMLER</span></strong></p>

<p>Malatya Kuru Kayısı Lisanslı Deposu’nun sahiplenilme çabalarına değinen Gazeteci Yazar Murat Çetin, sürecin geçmişine dair şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Malatya'da Kuru Kayısı Lisanslı Deposu'nun da sahibi çıkmış! Sami Er. 2010'da Kayısı Entegre Tesisi projesini başlattıklarını söylüyor. 2011'de İl Özel İdaresi Genel Sekreterliğinden ayrılmıştı. 2013'te Ömer Faruk Öz'ün girişimleriyle kuru kayısı lisanslı depoculuk tebliği yayımlandı. 2015'te Fırat Kalkınma Ajansı fizibiliteyi hazırladı. 2018'de Bülent Tüfenkci ve Ramazan Özcan'ın katılımıyla protokol imzalandı. 2020'de ilk kayısı depoya girdi. 2022'de tesis hizmete açıldı."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">REVİZYON BELGESİ YOKSA GERİYE SAHİPLENME BEYANI KALIR</span></strong></p>

<p>2010 yılında dönemin Malatya Valisi Ulvi Saran olduğunu ve Sami Er'in İl Özel İdaresi Genel Sekreteri olarak Valilik makamının kararlarını yürütmekle görevli bulunduğunu belirten Çetin, yazısına şu sözlerle devam etti:</p>

<p>"Kayısı Entegre Tesisi hangi kararla lisanslı depoya dönüştü? Ömer Faruk Öz'ün girişimleri, Fırat Kalkınma Ajansının fizibilitesi, Bülent Tüfenkci'nin katkıları, Ramazan Özcan'ın gayretleri… Bunca ismin, kurumun emeği var. Ortada revizyon belgesi yoksa, geriye sahiplenme beyanı kalıyor. Malatya'da projelerin açılışı bir defa… Sahiplenme töreni yıllar sonra yapılıyor!"</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/2011de-ayrildi-2026da-sahiplendi-79024"><em><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></em></a></p>

<p><em><span style="color:#c0392b"><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-10-19%20at%2014_10_11.jpeg" style="height:755px; width:800px" /></strong></span></em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 09:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/malatya-kuru-kayisi-lisansli-deposu-uzerinden-baslayan-proje-sahiplenme-tartismasi-buyuyor-1792563824.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / Bir Çocuğun Hayaline Sahip Çıkmak, Bir Şehrin Geleceğine Sahip Çıkmaktır!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-bir-cocugun-hayaline-sahip-cikmak-bir-sehrin-gelecegine-sahip-cikmaktir-119204</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-bir-cocugun-hayaline-sahip-cikmak-bir-sehrin-gelecegine-sahip-cikmaktir-119204</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bazen bir belediye başkanının büyüklüğü, yaptığı yollarla, inşa ettiği binalarla, hayata geçirdiği milyonluk projelerle değil; bir çocuğun gözlerindeki umudu yeniden yeşertmesiyle anlaşılır.</p>

<p>Malatya'da geçtiğimiz günlerde yaşanan bir hadise, belediyeciliğin yalnızca şehirleri imar etmekten ibaret olmadığını, asıl meselenin insanı ihya etmek olduğunu hepimize bir kez daha hatırlattı.</p>

<p>Bu hikâyenin kahramanı, Malatya Yeşilyurtspor altyapısında forma giyen genç futbolcumuz Yiğit İlyas BİNGÖL.</p>

<p>Ve bu hikâyenin arkasındaki güçlü irade, Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan GEÇİT.</p>

<p>Yiğit İlyas, Yeşilyurtspor U15 takımının gelecek vadeden genç futbolcularından biri.<br />
Onun da yaşıtları gibi hayalleri var.</p>

<p>Bir gün büyük statlarda oynamak, Malatya'nın adını duyurmak, belki de Türk futbolunun unutulmaz isimleri arasına girmek...</p>

<p>Ancak yaşadığı menisküs sakatlığı, bu küçük yüreğin büyük hayallerine beklenmedik bir engel çıkardı.</p>

<p>Bir futbolcu için sakatlık zordur.</p>

<p>Ama henüz yolun başındaki bir çocuk için çok daha zordur.</p>

<p>Çünkü o yaşlarda mesele yalnızca dizindeki ağrı değildir.</p>

<p>Takımıma dönebilecek miyim?</p>

<p>Arkadaşlarımla yeniden aynı sahada buluşabilecek miyim?</p>

<p>İşte böyle bir zamanda, bir çocuğun elinden tutmak yalnızca sağlık hizmeti sunmak değildir.</p>

<p>Onun geleceğine, özgüvenine ve hayallerine sahip çıkmaktır.</p>

<p>İLHAN GEÇİT, SADECE TALİMAT VERMEDİ; BİR ÇOCUĞUN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKTI.</p>

<p>Yiğit'in sakatlığı Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan GEÇİT'e ulaştığında mesele sıradan bir kulüp işlemi olarak görülmedi.</p>

<p>Başkan GEÇİT'in talimatıyla harekete geçildi.</p>

<p>Genç futbolcumuz evinden alındı, Kayseri'ye götürüldü.</p>

<p>Kayseri Acıbadem Hastanesinde, uzman hekimlerin gözetiminde tedavi süreci yürütüldü ve ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi.</p>

<p>Düşünün…</p>

<p>Bir ilçenin belediye başkanı, yüz binlerce insanın sorumluluğunu taşıyor.</p>

<p>Depremin yaralarını sarmaya çalışan bir şehirde, altyapıdan üstyapıya, sosyal hizmetlerden ekonomik kalkınmaya kadar onlarca meseleyle mücadele ediyor.</p>

<p>Ama bütün bu yoğunluğun arasında, altyapıda futbol oynayan bir çocuğun sağlık sorununu da öncelikleri arasına alıyor.</p>

<p>Bu davranışın anlamı, bir ameliyatın çok ötesindedir.</p>

<p>İlhan GEÇİT, Yiğit'e yalnızca tedavi imkânı sunmadı. Ona, “Sen bu şehrin evladısın. Senin hayallerin bizim için kıymetli. Biz seni yalnız bırakmayız.” mesajını verdi.</p>

<p>Ve bana göre bu mesaj, milyonlarca liralık tanıtım kampanyalarından çok daha değerlidir.</p>

<p>“BUNCA YILDIR BU MEMLEKETTEYİM, İLK DEFA DUYDUM!”</p>

<p>Bu hadisenin kamuoyundaki karşılığını gösteren çok anlamlı bir mesaj aldım.</p>

<p>Malatya futbolunu yakından tanıyan, eski futbolcu, antrenör ve aynı zamanda imam hatip olan Ahmet FİLİZ, sosyal medyada gördükten sonra bana şöyle yazdı:</p>

<p>“Maşallah hocam, harika bir davranış.”</p>

<p>Ardından Mehmet TOPAL'ın Malatya'da hâlâ anlatılan hikâyesine atıfta bulunarak bu davranışın da benzer biçimde hatırlanacağını ifade etti.</p>

<p>Ancak asıl dikkatimi çeken, ardından kurduğu şu cümleydi:</p>

<p>“Bence devrim hocam. Bunca yıl bu memleketteyim, ilk defa duyduk. Elhamdülillah.” demesiydi.</p>

<p>Bu sözler üzerinde düşünmek gerekiyor.</p>

<p>Bir futbol insanı, yıllardır yaşadığı şehirde böyle bir sahiplenmeye ilk kez tanıklık ettiğini söylüyor.</p>

<p>Üstelik bunu sıradan bir takdir ifadesiyle değil, "devrim” kelimesiyle anlatıyor.</p>

<p>Elbette Malatya'da bugüne kadar genç sporculara destek veren, fedakârlık yapan nice yöneticilerimiz, antrenörlerimiz ve hayırseverlerimiz oldu.</p>

<p>Onların hakkını teslim etmek gerekir.</p>

<p>Ancak burada farklı bir şey var.</p>

<p>Bir belediye başkanının, altyapıdaki genç bir futbolcunun sağlık sorununu bizzat sahiplenmesi, tedavisinin en iyi şartlarda yapılması için imkânları harekete geçirmesi ve bunu bir sosyal sorumluluk anlayışıyla gerçekleştirmesi...</p>

<p>İşte kamuoyunda karşılık bulan davranış budur.</p>

<p>BİR ÇOCUĞUN AMELİYATI, YÜZLERCE ÇOCUĞUN UMUDU OLDU.</p>

<p>Şimdi Yeşilyurtspor altyapısında futbol oynayan diğer çocukları düşünelim.</p>

<p>Onların ailelerini düşünelim.</p>

<p>Çocuklarını antrenmana götüren, soğukta tribünde bekleyen, formasını yıkayan, kramponunu almak için fedakârlık yapan anne babaları düşünelim.</p>

<p>Bu hadiseden sonra o aileler ne hisseder?</p>

<p>“Demek ki çocuğumuz yalnız değil.”</p>

<p>“Demek ki bir sakatlık yaşadığında arkasında duran bir kurum var.”</p>

<p>“Demek ki bu şehir, çocuklarının geleceğine gerçekten değer veriyor.”</p>

<p>İşte bir belediye başkanının oluşturabileceği en büyük güven duygularından biri budur.</p>

<p>Bir çocuğa yapılan iyilik, yalnızca o çocuğa ulaşmaz.<br />
Ailesine ulaşır.<br />
Takım arkadaşlarına ulaşır.<br />
Antrenörlerine ulaşır.<br />
Ve nihayetinde bütün şehre ulaşır.</p>

<p>Prof. Dr. İlhan GEÇİT'in bu davranışını değerlendirirken önemli bir ayrıntıyı da gözden kaçırmamak gerekir.</p>

<p>İlhan Başkan yalnızca bir belediye başkanı değil.</p>

<p>Aynı zamanda bir tıp profesörü.</p>

<p>İnsan sağlığının ne anlama geldiğini, zamanında yapılan müdahalenin ne kadar kıymetli olduğunu bilen bir hekim.</p>

<p>Hekimlikte esas olan insanı yaşatmak, belediyecilikte esas olan insana hizmet etmektir.</p>

<p>Bu iki sorumluluk aynı vicdanda birleştiğinde ortaya yalnızca hizmet değil, gönüllere dokunan bir yönetim anlayışı çıkar.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bir-cocugun-hayaline-sahip-cikmak-bir-sehrin-gelecegine-sahip-cikmaktir-79027"><u><em><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></em></u></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 07:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/ebuzer-aydin-bir-cocugun-hayaline-sahip-cikmak-bir-sehrin-gelecegine-sahip-cikmaktir-1792558628.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kapısını Çalana Asla &#039;Yok&#039; Demeyen Muhtar Meslekte 40 Yılı Devirdi!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kapisini-calana-asla-yok-demeyen-muhtar-meslekte-40-yili-devirdi-119187</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kapisini-calana-asla-yok-demeyen-muhtar-meslekte-40-yili-devirdi-119187</guid>
                <description><![CDATA[Muhtarlar Günü dolayısıyla düzenlenen programda Kale Belediye Başkanı İhsan Özbay, ilçedeki muhtarlara hediye takdim ederken meslekte 8 dönemi geride bırakan Kale Köy Mahallesi Muhtarı Adil Akdemir’e özel plaket verdi. Malatya’da 8 dönem üst üste muhtarlık yaparak kırılması güç bir rekor tutturan Akdemir, 40 yıllık hizmet yolculuğunu ve mahalleye kazandırılan yatırımları anlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Muhtarlar Günü dolayısıyla Malatya'nın Kale ilçesinde özel bir program düzenlendi. Kale Belediye Başkanı İhsan Özbay, ilçede görev yapan muhtarlarla bir araya gelerek yürütülen çalışmalar hakkında sohbet etti. Program kapsamında tüm muhtarlara hediyeler takdim edilirken, uzun yıllardır görevini başarıyla sürdüren muhtarlar da unutulmadı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MESLEKTE 40 YILLIK REKOR...</span></strong></p>

<p>Törende en dikkat çeken anlardan biri, Kale Köy Mahallesi Muhtarı Adil Akdemir’e verilen plaket oldu. Kesintisiz olarak 8 dönemdir muhtarlık görevini yürüten ve 40. yılına giren Akdemir, gösterdiği üstün hizmet anlayışından dolayı Kale Belediye Başkanı İhsan Özbay tarafından plaketle ödüllendirildi. Malatya genelinde 8 dönem üst üste muhtar seçilen başka bir ismin bulunmadığı belirtilirken, vatandaşların Akdemir’e olan teveccühünün son derece yüksek olduğu ifade edildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"MAHALLEMİZ DÖNÜŞTÜ VE DAHA MODERN HALE GELDİ"</span></strong></p>

<p>Gördüğü teveccühten ve verilen plaketten dolayı memnuniyetini dile getiren Kale Köy Mahallesi Muhtarı Adil Akdemir, görev süresi boyunca mahallede gerçekleşen değişimi şu sözlerle aktardı:&nbsp;"Bu süre içinde mahalle daha modern oldu. Daha iyi sulama yapılıyor, sulama suyundaki sorunlar çözüldü. Eski yollar dere yatağından çıkarıldı, yollar asfaltlandı. Mezarlık yolu yoktu, şimdi var. Konforlu ulaşım sağlanıyor."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KAPISINI ÇALANA ASLA 'YOK' DEMİYOR</span></strong></p>

<p>Vatandaşların güvenini kazanmasındaki en büyük etkenin insan odaklı çalışma anlayışı olduğunu vurgulayan Akdemir, mahalle sakinlerine yaklaşımını şöyle özetledi:&nbsp;"Asla 'yok' demiyorum. Bir mahalleli hizmet için kapısını çaldığında 'yok, olmaz' demiyorum. Hizmet için harekete geçiyor, kolları sıvıyorum. Neler yapılır düşünüyorum. 5 yaşındaki bir çocuğun bile fikirlerine önem veriyor, herkesi dinliyor, anlıyor ve soruyorum."</p>

<p><strong>HABER MERKEZİ-MALATYA&nbsp;</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/kapisini-calana-asla-yok-demeyen-muhtar-meslekte-40-yili-devirdi-1792491015.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Suat GÜLŞEN / Elif Ananın Cenneti (Betona gömülen anıların öyküsü)</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/suat-gulsen-elif-ananin-cenneti-betona-gomulen-anilarin-oykusu-119180</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/suat-gulsen-elif-ananin-cenneti-betona-gomulen-anilarin-oykusu-119180</guid>
                <description><![CDATA[Suat GÜLŞEN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Her biri kentin bir yerine savrulmuş olan dört çocuğunu bir arada gördüğü için çok mutluydu Elif Ana. Bayramlarda bile hep birlikte ziyaretine gelemezlerken, büyük oğlu Sedat annesine telefon ederek:&nbsp;<br />
<em><strong>“Kardeşlerimle birlikte ziyaretine geleceğiz, torunlarını da getireceğiz. Çoktandır sütlacını da yiyemedik”</strong></em> deyince dünyalar onun olmuştu.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Her zaman evi derli toplu ve temiz olurdu Elif Ana’nın. Yeniden temizliğe girişmesine gerek yoktu. Hazırlayacağı şey sütlaç pişirip, bahçeden biraz da meyve toplamaktı. Torunları için de, çok sevdikleri kokulu çileklerden toplaması yeterli olacaktı. &nbsp;<br />
Sabahtan başlamıştı hazırlıklara. Önce, avludaki ocağın üzerine koyduğu büyük tencerede sütlaç yapmaya başladı. Sütlacının çocukları tarafından bu denli beğenilir olmasının sırrı belki de tarçın yerine vanilya kullanması dışında odun ateşiyle pişiriyor olmasıydı.<br />
İki oğlu ve iki kızı olan Elif Ananın gelinleri, damatları ve beş torunu, akşam büyük odada toplandığında keyfine diyecek yoktu. Kâse kâse sütlaçları iştahla yerlerken, herkesin yüzünün gülüyor olması Elif Anayı mutlu etmişti. &nbsp;<br />
Küçük gelini boşalan kâseleri siniye toplayıp mutfağa götürürken Sedat, divanda oturan annesinin yanına sokularak:&nbsp;<br />
<strong>― Tüm ailenin bir arada olması ne güzel değil mi anne? </strong>dedi.<br />
<strong>― Güzel olmaz mı hiç oğlum, daha sık gelin. Unuttunuz beni burada</strong>, diyerek kucağındaki en küçük torununun altın sarısı saçlarını okşarken, büyük kızı Pınar hemen söze girdi:<br />
<strong>― Anneciğim iş, güç, çocukların okulu derken bir koşuşturmadır gidiyor. Aynı şehirde birbirimize hasret yaşıyoruz. Biz de sana, bundan böyle tüm aile aynı çatı altında yaşamayı önermek için geldik, Allah uzun ömür versin ama sen de yaşını aldın. Bundan böyle yalnız yapamazsın.<br />
― Evet anne, ablam doğru söylüyor. Daha ne kadar yalnız başına yaşayacaksın? Senin için endişeleniyor, korkuyoruz. Hep bir arada olmalıyız,</strong> diye ablasını destekledi diğer kızı Burçin.&nbsp;<br />
Elif Ana bir anlam veremedi bu konuşmalara. Sorgularcasına herkesin yüzüne bakakaldı öylesine. Sonunda Sedat açıkladı kardeşleriyle birlikte aldıkları kararı:&nbsp;<br />
<strong>― Bak anne. Her tarafını apartmanlar sardı. Kale burçları gibi dikildiler etrafına. Tek katlı evin, bahçen, bunların ortasında yapa yalnız kaldı. Toprak damlı kerpiç evin her kış akmakta, artık bahçe işleriyle uğraşıp yorulmana da gerek yok. &nbsp;Her şey pazarda, manavda var. Hem de çok ucuz.<br />
― Ne demek istiyorsanız açıkça söyleyin oğlum. Kardeşlerin de bir şeyler ima etmeye çalıştı ama bir anlam veremedim. Nedir derdiniz? Ne söylemek istiyorsunuz?<br />
― Diyeceğimiz şu anne; Biz bir müteahhitle görüştük. Bu evi bahçesiyle birlikte müteahhide kat karşılığı verirsek altı katlı apartman dikecek. Her katta iki daire olacak ve yarısını bize verecek. Yani altı dairemiz olacak. Birisinde sen oturursun, dört kardeşe de birer daire, bir dairede artar. Bunu da kiraya verirsin, aylık bir gelirin olur. Gül gibi yaşarsın. Bizler de kira ödemekten kurtulmuş, hepimiz aynı çatı altında toplanmış oluruz.&nbsp;</strong><br />
Elif Ana kısa bir süre sessiz kaldıktan sonra gözlerini tavana dikip derin bir iç çekerek:&nbsp;<br />
<strong>― Elli yıl önce bu aileye daha yeni gelin gelmiştim. Babaanneniz, dedeniz ve iki amcanızla birlikte aynı evde aylarca yaşadım.&nbsp;<br />
Tabi daracık evde hep birlikte yaşamamız zor oluyordu. Dedeniz, bahçeye iki göz ev yapın, evinizi ayırıp rahat edin deyince dünyalar bizim oldu. Bu evi rahmetli babanızla birlikte kendi ellerimizle yaptık.&nbsp;<br />
Günlerce çamur karıp kerpiç döktük. Siz kerpiç nasıl dökülür, ne zahmetli iştir bilir misiniz? Nereden bileceksiniz toprağa saman katıp su ilave ederek ayaklarımızla çiğneyip kıvamlı çamur haline getirdiğimizi? Sonra bunları “anaç-kuzu” olarak göz göz olan tahta kalıplara döktüğümüzü? Büyük kerpiçlere anaç, onun yarısı kadar olanlara kuzu denildiğini. Sonra bunları alt üst ederek kuruttuğumuzu? Bir duvarcı ustası tutup, o duvarları örerken bizim amele gibi yardım ettiğimizi de bilemezsiniz tabi. &nbsp;<br />
Örülen duvarların üzerine hezen dediğimiz uzun ağaçları uzatıp üzerinin tahtalarla kapatıldığını da bilmezsiniz. Durun daha bitmedi. Onun üzerini de toprakla kalınca örtüp günlerce loğ taşıyla loğlayıp sıkıştırdığımızı. Tekrar üzerini sıvayıp dam yaptığımızı.&nbsp;<br />
Duvarları rahmetli babanızın kendi elleriyle sıvadığını. Benim duvarları perdah yaptığımı da bilemezsiniz tabi. Bu kapılar, pencereler babanızın el emeği. Evin çift kanatlı oyma giriş kapısındaki nakışlarında rahmetli babanızın göz nuru var, ustalığı, sanatı var. &nbsp;İğneyle kuyu kazar gibi aylarca süren bir uğraş sonunda kurduk yıkmak istediğiniz bu yuvamızı.<br />
&nbsp;Abiniz Sedat doğmadan dört ay önce evimize yerleştik. Burası bizim sıcacık yuvamız oldu. Hepiniz bu evde dünyaya gözlerinizi açtınız.<br />
Kışın her kar yağdığında damın karlarını babanız kürüdü. Ben saçaklarını topaçladım. Yağmurda aktığında dama saman serpip loğlayıp kabaran toprağı presledik. Kendi ellerimizle yaptığımız yuvamızı ayakta tutmak için bugüne değin her çabayı gösterdik ama siz şimdi onu yıkmak istiyorsunuz. Elli yıllık anıları da toprağa gömmek istiyorsunuz, öyle mi?</strong> Deyip sorgulayan gözlerle bakarken, küçük oğlu Fuat söze girdi:<br />
<strong>― Aman anne! Ev eskidi. Artık ayakta duracak hali kalmadı. Allah korusun küçük bir depremde yerle bir olacak. Daha güvenli, sağlıklı ve geniş bir dairede yaşamak daha güzel değil mi? Hem asansörü de olacak. Hiç yorulmayacaksın, bahçe derdin de olmayacak.</strong><br />
Elif Ana kucağındaki torununun saçlarını okşamaya devam ederek:&nbsp;<br />
<strong>― Anlaşıldı siz beni dört duvar arasına hapsetmek, betona gömmek istiyorsunuz. Oysa hepinizin çocukluğu gençliği bu evde geçti. Bahçesinde az mı koşuşturdunuz, salıncak kurdunuz, ağaçlara tırmandınız, meyve topladınız.&nbsp;<br />
Rahmetli babanız her doğan çocuğunun onuruna bahçeye meyve ağaçları dikerdi. Sedat doğduğunda üç kayısı fidanı, Pınar doğduğunda üç kök kiraz, Burçin’de üç dut ve Fuat’ta üç şeftali fidanı. Bu fidanlar sizinle birlikte büyüyüp boy vermiş, meyveye durmuştu. İşte önünüzdeki meyveler de bu ağaçlardan.&nbsp;<br />
Ben şimdi nasıl kestiririm büyüttüğüm bu ağaçları? Nasıl kökletirim bahçemde yetiştirdiğim onlarca ağacı. Çiçeklerimi, sebzelerimi sulamayacak mıyım? Kendi ürünümü toplamayacak mıyım?&nbsp;<br />
Etrafımı apartmanlar sardı ama o apartmanlarda oturanlar balkonlarına çıktıklarında gözleri bahçemde kalıyor. Ben hiçbir zaman kendimi onların yerine koymadım ama eminim ki onlar benim yerimde olmak, burada doğayla baş başa yaşamak istiyordur. Bu ev, bu bahçe benim cennetim. Sizler cennetimi cehenneme mi çevirmek istiyorsunuz? Bunu nasıl düşünürsünüz?</strong><br />
Kısa süren bir sessizlikten sonra konuşmalara hiç karışmamış olan büyük gelin Yaprak bu sessizliği bozdu:<br />
<strong>― Anne. Artık anılarla yaşamayı bırak. Koca şehirde kaç kerpiç ev kaldı? Burası senin için önemli ama yalınız başına daha ne kadar kendi kendine yeteceksin? İleriyi görüp, geleceğini düşünmelisin. Biz senin sağlıklı bir ortamda daha rahat yaşamanı düşünüyoruz.<br />
― Beni mi düşünüyorsunuz, kendinizi mi bilemem artık. Yıllarımı bu eve, bu bahçeye verdim. Her köşesi anılarla dolu. Betona gömdüremem anılarımı. Ben anılarımla yaşamak istiyorum. &nbsp;</strong><br />
Odayı bir sessizlik sardı. Çocuklar, annelerinden bu denli bir tepkiyi beklemedikleri için ne diyeceklerini şaşırdılar. Şu anda annesinin daha fazla üzerine gitmelerinin doğru olmayacağını düşünen Sedat, annesine sarılarak bu sessizliği bozdu:<br />
<strong>― Neyse anne, hemen sıkma tatlı canını. Her şey olacağına varır. Çocukların da uykusu geldi. Bize müsaade kalkalım. Sen, teklifimizi enikonu düşün. Nasıl istersen öyle olsun</strong>, diyerek hep birlikte toparlandılar. Elif Ananın elini öpüp sokağa çıktıklarında Sedat kardeşlerini etrafına toplayıp:<br />
<strong>― İlk günden fazla ısrarcı olmak istemedim ama birkaç haftaya kadar razı ederim ben onu. Siz de sık sık uğrayarak gönlünü alıp ikna yoluna gidin. Konuyu açtık ya, bundan sonrası kolay. Bu iş oldu sayılır. Haydi herkese iyi geceler,</strong> diyerek ayrıldılar.&nbsp;<br />
Herkes oturacakları yeni dairenin hayaliyle evlerinin yolunu tutarken, odada yalnız kalan Elif Ana göz pınarlarına dolan yaşları gizleyemedi. Oturduğu divanda öylece kalakaldı uzun bir süre.&nbsp;<br />
Sonra karşı duvarda asılı duran saza baktı uzun uzun. Sık sık tozunu alıp sevip okşadığı, eşinin yadigarıydı bu. Yıllardır suskun duran bu sazdan bir zamanlar sevda türküleri dolardı odaya. Marangoz eşi kendi elleriyle yaptığı bu sazla, eşine olan sevgisini, sevdasını türkülere dökerdi.&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/11(186).jpg" /></p>

<p><strong>Karadır kaşların ferman yazdırır<br />
Bu dert beni diyar diyar gezdirir<br />
Lokman hekim gelse yaram azdırır<br />
Yaramı sarmaya yar kendi gelsin</strong></p>

<p><strong>Ormanlardan aşağı aşar gelirim<br />
Nazlı yari kaybettim ağlar gezerim<br />
Ormanların gümbürtüsü başıma vurur<br />
Nazlı yarin hayali karşımda durur</strong></p>

<p><strong>Karadır kaşların benzer kömüre<br />
Yardan ayrılması zarar ömüre<br />
Kollarımdan bağlasalar zincire<br />
Kırarım zinciri varırım yâre…</strong></p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/elif-ananin-cenneti-betona-gomulen-anilarin-oykusu-79026"><em><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></em></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 08:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/suat-gulsen-elif-ananin-cenneti-betona-gomulen-anilarin-oykusu-1792474740.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankara&#039;daki Fon Krizi Malatya&#039;daki Kaldırım İşgaliyle Aynı Zihniyeti Gösteriyor</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ankaradaki-fon-krizi-malatyadaki-kaldirim-isgaliyle-ayni-zihniyeti-gosteriyor-119179</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ankaradaki-fon-krizi-malatyadaki-kaldirim-isgaliyle-ayni-zihniyeti-gosteriyor-119179</guid>
                <description><![CDATA[Malatya'da Çınarlı Camisi karşısındaki kaldırımda dükkân yapıldığı iddiası gündeme geldi. Gazeteci yazar Murat Çetin, depremzede esnafın iş yeri beklediği bir dönemde ortaya çıkan demir profillere dikkat çekerek kamuya ait alanların kullanımı ve ayrıcalık iddialarını sorguladı. Konunun Belediye Meclisi'ne taşındığını belirten Çetin, izin alındığı yönündeki ifadelerin de açıklığa kavuşturulması gerektiğine işaret etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, son yazısında siyaset kulislerinde konuşulan fon tartışmaları ile Malatya'daki yerel iddiaları kaleme aldı. AK Parti'nin fon kriziyle boğuştuğunu ve eski bakanlar ile siyasetçi yakınlarının isimlerinin gündemde olduğunu belirten Çetin, partinin bu tartışmanın yükünden henüz kurtulamadığını ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ESKİ MİLLETVEKİLİNİN YAKINI İÇİN KALDIRIMA DÜKKÂN İDDİASI...</span></strong></p>

<p>Malatya'da yaşanan olayları yerinde incelediğini aktaran Murat Çetin, Çınarlı Camisi karşısında eski bir AK Parti milletvekilinin yakını için kaldırıma dükkân yapıldığının konuşulduğunu dile getirdi. Konuyu bizzat yerinde gördüğünü belirten Çetin, duruma şu sözlerle tepki gösterdi:<br />
"Çınarlı Camisi karşısı. Gittim, gözümle gördüm. Demir profiller dikilmiş. Depremzede esnaf dükkân beklerken birileri kaldırımda yer bulmuş!"</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BELEDİYE MECLİSİ'NE TAŞINDI, EMLAK KONUT İZNİ GÖSTERİLDİ</span></strong></p>

<p>Yaşanan kaldırım işgali konusunun Belediye Meclisi'ne kadar taşındığını aktaran yazar, Emlak Konut'tan izin alındığının söylendiğini ifade ederek duruma "Minareye kılıf hazır!" sözleriyle dikkat çekti. Kamuya ait alanları kullanma yetkisinin hak sahipliğiyle bağdaşamayacağını belirten Çetin, kaldırımın hesabının sorulması gerektiğini belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"MEBLAĞ BAŞKA, METREKARE BAŞKA… ZİHNİYET AYNI"</span></strong></p>

<p>Ankara'daki fon tartışması ile Malatya'daki kaldırım meselesinin ortak noktasının siyasi nüfuzun şahsi menfaate dönüştürülmesi ihtimali olduğunu belirten Murat Çetin, değerlendirmesini şu cümlelerle sürdürdü:&nbsp;"Ankara'daki fon tartışmasıyla Malatya'daki kaldırım meselesinin ortak noktası, siyasi nüfuzun şahsi menfaate dönüştürülmesi ihtimali. Birinde milyonlar konuşuluyor. Diğerinde birkaç metrekare kaldırım. Meblağ başka, metrekare başka… Zihniyet aynı! AK Parti, kendi adını kullanarak ayrıcalık sağlayan varsa gereğini yapmalı."</p>

<p>Yazar yazısını, "Böylelerinin kulağını çivilemek lazım!" hamisiyle sonlandırdı.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/2011de-ayrildi-2026da-sahiplendi-79024"><u><em><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></em></u></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 08:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/ankaradaki-fon-krizi-malatyadaki-kaldirim-isgaliyle-ayni-zihniyeti-gosteriyor-1792473028.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Abdurrahman DAŞKAYA / Dünya Ekonomisi Nereye Gidiyor?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/abdurrahman-daskaya-dunya-ekonomisi-nereye-gidiyor-119168</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/abdurrahman-daskaya-dunya-ekonomisi-nereye-gidiyor-119168</guid>
                <description><![CDATA[Abdurrahman DAŞKAYA  yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya ekonomisi,</strong> Orta Doğu'daki jeopolitik çatışmaların tetiklediği enerji şokları ile yapay zeka yatırımlarının yarattığı teknolojik ivme arasında sıkışmış durumda. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre küresel ekonomi, direnç sınırlarını zorladığı kritik bir dengelenme sürecinden geçiyor.</p>

<p><strong>1. Enflasyon Dengesi: Tedarik Şokları ve Yeni Riskler</strong></p>

<p>Pandemi sonrası düşüş eğiliminde olan küresel manşet enflasyon, <strong>2026 yılında %4,7’ye yükselerek</strong> yeniden yönünü yukarı çevirdi.</p>

<p><strong>Enerji Maliyetleri</strong>: Hürmüz Boğazı'ndaki lojistik tıkanıklıklar ve rafineri riskleri sebebiyle Brent petrolün 107 dolar seviyesini aşması, dünya genelinde arz yönlü bir enflasyon baskısı yaratıyor.</p>

<p><strong>Tarife ve Geçiş Etkileri:</strong> Ticaret savaşları, gümrük vergileri ve artan lojistik maliyetler, fiyatların yüksek kalmasındaki ana unsurlar arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>Gelecek Beklentisi: </strong>Enflasyonun, enerji arzının normalleşmesi varsayımıyla ancak 2027 yılında %4,1 seviyesine gerilemesi bekleniyor.&nbsp;</p>

<p><strong>2. Faiz Dengesi:</strong>Enflasyondaki katılık, merkez bankalarının faiz indirim süreçlerini yavaşlatmasına ya da tamamen durdurmasına neden oluyor.</p>

<p><strong>Merkez Bankalarının Duruşu:</strong> ABD Merkez Bankası (Fed) başta olmak üzere küresel ölçekte sıkı para politikaları korunuyor; ABD 10 yıllık tahvil faizleri %5 seviyelerinde seyrediyor.</p>

<p><strong>Kamu Borcu Alarmı:</strong> Yüksek faiz ortamı, ülkelerin borçlanma maliyetlerini artırıyor. Küresel kamu borcunun küresel milli gelire oranının %94'e ulaşması, hükümetleri ciddi bütçe disiplini uygulamak zorunda bırakıyor.</p>

<p><strong>3. Üretim ve Büyüme Dengesi: GELENEKSEL SANAYİ-Yapay Zeka Ayrışması</strong></p>

<p>Küresel üretim çarkları yavaşlarken, teknoloji ve geleneksel sanayi arasında keskin bir ayrışma yaşanıyor.</p>

<p><strong>Büyüme Tahminleri: </strong>Küresel büyüme hızının geçen yıla kıyasla yavaşlayarak <strong>%3,1 seviyesine gerilemesi </strong>öngörülüyor.</p>

<p><strong>Yapay Zeka Kazananları:</strong> ABD ve teknoloji altyapısına yoğun yatırım yapan ülkeler, yapay zekanın sağladığı verimlilik artışıyla yüksek maliyetleri tolere edebiliyor.</p>

<p><strong>Geride Kalanlar:</strong> Yapay zeka trenini kaçıran, enerjiye bağımlı ve yüksek borçlu gelişmekte olan ülkelerde ise üretim daralıyor ve bu durum toplumsal protestoları tetikliyor.</p>

<p><strong>Bölgesel Görünüm:</strong> Çin ekonomisi teşviklerin etkisiyle son çeyrekte %4,5 büyüyerek beklentileri aşarken, Hindistan %7 seviyelerindeki güçlü büyümesini koruyor. Avrupa ve Körfez ülkeleri ise jeopolitik risklerden en fazla yara alan bölgeler olarak öne çıkıyor.</p>

<p><strong>Evet, küresel dengeler ışığında Türkiye’nin güncel para politikası, döviz kuru ve borsa üzerindeki etkileri şu şekildedir:</strong></p>

<p><strong>1. TCMB'nin Faiz Politikası: "Temkinli Sıkılık" ve Bekleyiş</strong></p>

<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), küresel enflasyonist baskılar ve jeopolitik risklerin ortasında sıkı duruşunu koruyor.</p>

<p><strong>Mevcut Durum:</strong> TCMB, Eylül ayı toplantısında <strong>politika faizini %37 seviyesinde sabit</strong> tuttu. Banka, gecelik borç verme faizini %40, borçlanma faizini ise %35,5 seviyesinde uyguluyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Gözler Ekim Kararında</strong>: Yılın kritik Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı <strong>22 Ekim Perşembe günü</strong> gerçekleştirilecek. Küresel petrol fiyatlarındaki oynaklık ve yurt içi dezenflasyon sürecinin hızı, faiz indirim döngüsünün ne zaman başlayacağı üzerinde belirleyici rol oynuyor.&nbsp;</p>

<p><strong>2. Dolar/TL Dengesi: Kontrollü Seyir ve Küresel Baskı</strong></p>

<p>Küresel olarak Fed'in faizleri uzun süre yüksek tutma eğilimi ve ham petrol fiyatlarındaki tırmanış, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde genel bir baskı yaratıyor.<br />
<strong>Güncel Durum:</strong> Dolar/TL kuru serbest piyasada <strong>49,55 TL seviyelerinden</strong> işlem görüyor.</p>

<p><strong>Mekanizma: </strong>TCMB'nin uyguladığı yüksek TL faiz oranı (%37), kurun üzerinde koruyucu bir kalkan görevi görerek ani sıçramaları sınırlıyor ve yerli yatırımcının TL'de kalmasını (TL mevduat cazibesini) destekliyor.</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/dunya-ekonomisi-nereye-gidiyor-79025"><span style="color:#c0392b"><em><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></em></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Oct 2026 15:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/abdurrahman-daskaya-dunya-ekonomisi-nereye-gidiyor-1792412381.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / 2011&#039;de Ayrıldı... 2026&#039;da Sahiplendi!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-2011de-ayrildi-2026da-sahiplendi-119167</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-2011de-ayrildi-2026da-sahiplendi-119167</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya'da Kuru Kayısı Lisanslı Deposu'nun da sahibi çıkmış!</p>

<p><strong>Sami Er.</strong></p>

<p>2010'da Kayısı Entegre Tesisi projesini başlattıklarını söylüyor.</p>

<p>2011'de İl Özel İdaresi Genel Sekreterliğinden ayrılmıştı.</p>

<p>2013'te Ömer Faruk Öz'ün girişimleriyle kuru kayısı lisanslı depoculuk tebliği yayımlandı.</p>

<p>2015'te Fırat Kalkınma Ajansı fizibiliteyi hazırladı.</p>

<p>2018'de Bülent Tüfenkci ve Ramazan Özcan'ın katılımıyla protokol imzalandı.</p>

<p>2020'de ilk kayısı depoya girdi.</p>

<p>2022'de tesis hizmete açıldı.</p>

<p>Bir de 2010'a dönelim.</p>

<p>Malatya Valisi Ulvi Saran.</p>

<p>İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sami Er.</p>

<p>Valilik makamının kararlarını yürütmekle görevliydi.</p>

<p><strong>Kayısı Entegre Tesisi hangi kararla lisanslı depoya dönüştü?</strong></p>

<p>Ömer Faruk Öz'ün girişimleri, Fırat Kalkınma Ajansının fizibilitesi, Bülent Tüfenkci'nin katkıları, Ramazan Özcan'ın gayretleri…</p>

<p>Bunca ismin, kurumun emeği var.</p>

<p>Ortada revizyon belgesi yoksa, geriye sahiplenme beyanı kalıyor.</p>

<p><strong>Malatya'da projelerin açılışı bir defa…</strong></p>

<p><strong>Sahiplenme töreni yıllar sonra yapılıyor!</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-10-19%20at%2014_10_11.jpeg" /></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>ANKARA'DA FON… MALATYA'DA KALDIRIM!</strong></span></p>

<p>AK Parti, fon kriziyle boğuşuyor.</p>

<p>Eski bakanların, siyasetçi yakınlarının isimleri gündemde.</p>

<p>Parti henüz bu tartışmanın yükünden kurtulamamış.</p>

<p>Malatya'da ise eski bir AK Parti milletvekilinin yakını için kaldırıma dükkân yapıldığı konuşuluyor.</p>

<p>Çınarlı Camisi karşısında.</p>

<p>Gittim, gözümle gördüm.</p>

<p>Demir profiller dikilmiş.</p>

<p>Depremzede esnaf dükkân beklerken birileri kaldırımda yer bulmuş!</p>

<p>Konu Belediye Meclisi'ne kadar taşınmış.</p>

<p>Emlak Konut'tan izin alındığı söyleniyor.</p>

<p><strong>Minareye kılıf hazır!</strong></p>

<p>Peki kaldırımın hesabı?</p>

<p>Hak sahipliği, kamuya ait alanı kullanma yetkisi de verir mi?</p>

<p>Ankara'daki fon tartışmasıyla Malatya'daki kaldırım meselesinin ortak noktası, siyasi nüfuzun şahsi menfaate dönüştürülmesi ihtimali.</p>

<p>Birinde milyonlar konuşuluyor.</p>

<p>Diğerinde birkaç metrekare kaldırım.</p>

<p><strong>Meblağ başka, metrekare başka…&nbsp;</strong></p>

<p><strong>Zihniyet aynı!</strong></p>

<p>AK Parti, kendi adını kullanarak ayrıcalık sağlayan varsa gereğini yapmalı.</p>

<p><strong>HAMİŞ:</strong></p>

<p><strong>Böylelerinin kulağını çivilemek lazım!</strong></p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/2011de-ayrildi-2026da-sahiplendi-79024"><u><em><span style="color:#2980b9"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></em></u></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 08:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/murat-cetin-2011de-ayrildi-2026da-sahiplendi-1792409802.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / &quot;Tek Millet İki Devlet” Tören Sloganı mı?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-tek-millet-iki-devlet-toren-slogani-mi-119141</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-tek-millet-iki-devlet-toren-slogani-mi-119141</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin okullara alınmadığı, çocukların gözyaşları içinde evlerine geri gönderildiği bir zamanda Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali YILDIRIM, kendisiyle yapılan bir röportajda Azerbaycan’ın bağımsızlığına ve iç işlerine saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulamış ve müdahaleye teşebbüs edenlere karşı ağır ifadeler kullanmış!</p>

<p>Önce hakkını teslim edelim: Azerbaycan bağımsız bir devlettir. Kendi kararlarını kendisi verir. Türkiye olarak kardeş ülkemizin egemenliğine saygı duyar, başka devletlerin Azerbaycan’ın iç işlerine müdahalesine karşı çıkarız.</p>

<p>Ancak bugünkü mesele bu değil.</p>

<p>Başörtülü bir öğrencinin eğitim hakkının engellenmesine itiraz etmek, kardeş bir ülkenin egemenliğini hedef almak mıdır? Bir yanlışın düzeltilmesini istemek, o ülkeye düşmanlık etmek midir? Kardeşlik, yalnızca iyi günlerde birbirini alkışlamakla mı sınırlıdır?</p>

<p>Biz “Tek millet, iki devlet” sözünü törenlerde söylenecek bir slogan olarak görmüyoruz. Bu sözün bir hukuku, sorumluluğu ve gereği vardır. Kardeşinin sevincini paylaşmak kadar, yanlışını görüp uyarmak da bu sorumluluğun içindedir.</p>

<p>Dün Karabağ mücadelesinde Azerbaycan’ın yanında bunun için durduk. Azerbaycan ordusunun ve halkının büyük fedakârlığıyla, şehitlerin kanıyla kazanılan zaferde Türkiye de siyasi, diplomatik ve askerî desteğiyle kardeşinin yanında yer aldı. Maddi ve manevi imkânlarını seferber etti. Otuz yıla yaklaşan işgalin sona ermesini kendi meselesi bildi.</p>

<p>Bugün de Azerbaycan’daki bir kız çocuğunun başörtüsü sebebiyle okul kapısından çevrilmesini mesele edinmemiz aynı kardeşlik anlayışının gereğidir.</p>

<p>Üstelik biz bu acıyı biliyoruz.</p>

<p>28 Şubat sürecinde başörtülü kızlarımızın okul kapılarında nasıl bekletildiğini, eğitim haklarının nasıl ellerinden alındığını, ailelerin nasıl çaresiz bırakıldığını yaşayarak gördük. İnancı sebebiyle dışlanan insanların kırgınlığını da bu uygulamaların ülkeye kaybettirdiklerini de unutmadık.</p>

<p>Türkiye’nin enerjisi, yılları ve yetişmiş insan kaynağı bu yasaklarla heba edildi. Toplumun arasına duvarlar örüldü. AK Parti hareketinin doğuşunda ve millet tarafından sahiplenilmesinde, bu mağduriyetlere son verme iradesinin önemli bir yeri vardı.</p>

<p>Şimdi aynı acıların Azerbaycan’da yaşanmasını istemiyoruz.</p>

<p>Burada İsrail meselesini de sormak gerekir.</p>

<p>Azerbaycan’ın İsrail’le ilişkileri söz konusu olduğunda gösterilen anlayışın, Türkiye’den yükselen bir hak ve özgürlük çağrısına gösterilmemesi kabul edilebilir mi? İsrail’in Azerbaycan üzerindeki muhtemel nüfuzu sorgulanmayacak, fakat Türkiye’deki insanların başörtülü öğrenciler için duyduğu kaygı “iç işlerine müdahale” diye mi karşılanacak?</p>

<p>Eğer dış aktörler Azerbaycan’ın kararları üzerinde etkili olmaya çalışıyorsa, buna karşı ilk söz söylemesi gereken ülkelerden biri Türkiye’dir. Bu sorumluluk, kardeşinin hakkını ve geleceğini koruma sorumluluğudur.</p>

<p>Türkiye’de geçmişte inanç üzerinden toplumu ayrıştıran anlayışların benzerinin Azerbaycan’da da zemin bulmasına izin verilmemelidir. Dışarıdan gelebilecek yönlendirmelere de içeride bu yasakları savunan anlayışlara da dikkat edilmelidir.</p>

<p>Bir insan herhangi bir dine inanmayabilir. Dinin hükümlerini kendi hayatında uygulamayabilir. Bu onun tercihidir. Fakat kendi tercihini başkasının inancını yaşamasını engellemenin gerekçesi yapamaz.</p>

<p>Başını örtmeyen bir insanın hakkı nasıl korunuyorsa, başını örten bir öğrencinin eğitim hakkı da aynı kararlılıkla korunmalıdır. Laiklik, insanların inançlarını kamusal hayattan silmenin veya onları okul kapısından çevirmenin gerekçesi yapılamaz.</p>

<p>Bu sebeple Binali YILDIRIM’ın açıklamasına itirazımızın yeri bellidir.</p>

<p>Azerbaycan’ın egemenliğine ilişkin genel ilke doğrudur. Ancak başörtülü öğrencilerin mağduriyeti üzerine yürüyen bir tartışmada yalnızca bu ilkeyi dile getirmek eksiktir. Böyle bir bağlamda cezalandırmadan söz etmek ise haklı bir itirazı dile getiren insanları da hedef alıyormuş izlenimi doğurur.</p>

<p>Sorulan meseleyle verilen cevap arasında ciddi bir boşluk oluşur. Okul kapısında bekleyen öğrencinin hakkının konuşulması gerekirken, tartışma o öğrencinin hakkını savunanlara yönelir.</p>

<p>Sayın YILDIRIM’ın sözlerinin arkasına güçlü bir “ancak” eklemesi gerekirdi.</p>

<p>Vermesi gereken mesajın özü şuydu:</p>

<p>“Azerbaycan’ın egemenliğine ve bağımsızlığına sonuna kadar saygılıyız. Kardeş ülkemizin iç işlerine yönelik kötü niyetli müdahalelere karşıyız. Ancak Türkiye’de başörtüsü yasaklarının yol açtığı acıları yaşadık. Aynı yanlışların Azerbaycan’da tekrarlanmasını istemiyoruz. Başörtüsü sebebiyle hiçbir öğrencinin eğitim hakkı engellenmemelidir. Böyle bir uygulama varsa düzeltilmelidir.”</p>

<p>Ama bunu söylemiyor…</p>

<p>Hayırdır, Sayın Binali YILDIRIM?</p>

<p>Azerbaycan’a dışarıdan müdahale mi var ki bu açıklamayı yapma ihtiyacı duydunuz?</p>

<p>Türkiye’de devlet yetkilileri mi bir açıklama yaptı?</p>

<p>İsrail mi iç işlerine karışıyor ki açıklama yapıyorsunuz?</p>

<p>Azerbaycan’ın iç işlerine kim karışıyor, açıklar mısınız?</p>

<p>İlham ALİYEV açıklama yaparken kastettiği kimdi?<br />
Kime meydan okuyordu?</p>

<p>Karabağ savaşında eşi başörtülüyken birlikte dua eden ALİYEV, neden şimdi başörtüsü yasağını savunuyor, Müslüman çocukların eğitim hakkını elinden alıyor?</p>

<p>Bu tartışmayı Türkiye ile Azerbaycan’ın arasını açmak için kullanmak isteyenler olabilir. Ancak kim böyle bir hesap yapıyorsa bilsin ki; İki ülkenin kardeşliği, bu hesaplara teslim edilemeyecek kadar köklüdür. Türkiye eski Türkiye değil artık…</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/tek-millet-iki-devlet-toren-slogani-mi-79022"><em><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></em></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 18 Oct 2026 12:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/ebuzer-aydin-tek-millet-iki-devlet-toren-slogani-mi-1792316827.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Bismillah… Kâinatın Dilenciliğinden Kurtuluş!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-bismillah-kainatin-dilenciliginden-kurtulus-119139</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-bismillah-kainatin-dilenciliginden-kurtulus-119139</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan aciz.</p>

<p>İnsan fakir.</p>

<p>İki yara.</p>

<p>Birincisi, düşmanlarına karşı kuvvetsizlik.</p>

<p>İkincisi, ihtiyaçlarına karşı sermayesizlik.</p>

<p>Bediüzzaman, Birinci Söz’de bu iki yaraya bir çare gösteriyor:</p>

<p><strong>Bismillah.</strong></p>

<p>Çünkü besmelede acze mukabil tükenmez bir kuvvet, fakra mukabil bitmez bir bereket var.</p>

<p>Peki insanın düşmanları kim?</p>

<p>Ölüm.</p>

<p>Hastalık.</p>

<p>İhtiyarlık.</p>

<p>Bunlarla mücadele edecek ne kudreti var insanın ne de ömrünü bir dakika uzatacak iradesi.</p>

<p>Üstelik her gün doğan güneş, her gece çöken karanlık, birbirini takip eden mevsimler…</p>

<p>Hepsi ömür sermayesinden bir parça daha eksildiğini haber veriyor.</p>

<p>Dünya dönüyor.</p>

<p>Takvim ilerliyor.</p>

<p>İnsan, kendi idam sehpasına doğru götürüldüğünü düşünüyor.</p>

<p>İşte acz yarası!</p>

<p>Bir de fakr var.</p>

<p>İnsanın bir lokma ekmeğe, bir yudum suya ihtiyacı var.</p>

<p>Fakat o lokmanın hazırlanması için toprağın, suyun, havanın, güneşin ve sayısız şartın bir araya gelmesi gerekiyor.</p>

<p>Bir lokmanın arkasında koca bir kâinat!</p>

<p>İnsanın ise bunlara hükmedecek sermayesi yok.</p>

<p>İşte fakr yarası!</p>

<p>Demek ki insan, kendisini tehdit ediyor gibi görünen hadiselere karşı son derece kuvvetsiz; ihtiyaçlarını karşılayan nimetlerin karşısında ise nihayetsiz muhtaç.</p>

<p>Bediüzzaman’ın Birinci Söz’de dünyayı bir çöle benzetmesi bu bakımdan mânidar.</p>

<p>İki yolcu var.</p>

<p>Biri mütevazı.</p>

<p>Diğeri mağrur.</p>

<p>Mütevazı olan, çölün hâkimine mensubiyetini bildiriyor. Onun ismiyle hareket ettiği için tehlikelerden korunuyor, ihtiyaçlarına karşı yardım görüyor.</p>

<p>Mağrur olan ise kendi kuvvetine güveniyor.</p>

<p>Her tehlike karşısında titriyor.</p>

<p>Her ihtiyaç için ayrı kapıya gidiyor.</p>

<p>Birinin dayanağı var.</p>

<p>Diğerinin korkusu da dilenciliği de bitmiyor.</p>

<p>Şu dünya çölünde insanın hâli de böyle.</p>

<p>Mümin <strong>Bismillah</strong> diyor.</p>

<p>Çünkü biliyor ki güneşin de ayın da toprağın da bütün mevcudatın da müstakil bir kudreti yok.</p>

<p>Hepsi Rabbinin emrine musahhar.</p>

<p><strong>Yef’alullâhu mâ yeşâ.</strong></p>

<p>Allah dilediğini yapar.</p>

<p>Öyleyse mümin, ölümün karşısında niçin ürksün?</p>

<p>Hastalığın karşısında neden ümitsizliğe düşsün?</p>

<p>İhtiyarlığı niçin yalnızca bir tükeniş olarak görsün?</p>

<p>Bunlar da ilâhî isimlerin farklı tecellilerine, teceddüd-i esmâya açılan hâdiselerdir.</p>

<p>Elbette insan acı çeker. Hastalıktan sakınır, ölüm karşısında hüzünlenir.</p>

<p>Fakat bilir ki hiçbir hâdise Rabbinin iradesinden hariç cereyan etmez.</p>

<p>Bu marifet, korkunun mahiyetini değiştirir.</p>

<p>İhtiyaçlarına gelince…</p>

<p>Mümin güneşten medet ummaz.</p>

<p>Toprağı müstakil rızık verici bilmez.</p>

<p>Suyu nimetlerin hakiki sahibi saymaz.</p>

<p>Çünkü onların da aczi var.</p>

<p>Fakrı var.</p>

<p>Kendi varlıklarını dahi kendilerinden bilmeye hakları yok.</p>

<p>Üzerlerinde görünen sanatın Sâni’i, nimetlerin Mün’im’i Cenab-ı Hak’tır.</p>

<p>Mümin sebeplere müracaat eder. Çalışır, tedbir alır, rızkını arar.</p>

<p>Fakat kalbini o sebeplere bağlamaz.</p>

<p>İstediğini Allah’tan ister.</p>

<p>Dayanağını O’nun kudretinde, ümidini O’nun rahmetinde bulur.</p>

<p>Mağrur yolcu ise sebepleri müstakil gördüğü ölçüde her birine ayrı ayrı boyun eğmek zorunda kalır.</p>

<p>Bir yanda hadiselere karşı bitmeyen korku.</p>

<p>Öbür yanda ihtiyaçlar karşısında tükenmeyen dilencilik.</p>

<p>Hâlbuki çare, kendi aczini ve fakrını bilmekle beraber bütün mevcudatın da aynı yaralara müptela olduğunu görmektir.</p>

<p><strong>Aczine karşı kudret, fakrına karşı rahmet…</strong></p>

<p>İnsan Bismillah dediğinde işte bu iki hakikate iltica eder.</p>

<p>Ve Birinci Söz’ün sırrı burada açılır:</p>

<p><strong>Kâinata muhtaç insan, kâinatın da muhtaç olduğu Allah’ın ismine dayanır.</strong></p>

<p><strong>Bismillah!</strong></p>

<p><strong>Selam ve dua ile</strong></p>

<p><strong>Fî-emanillah</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 18 Oct 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/murat-cetin-bismillah-kainatin-dilenciliginden-kurtulus-1792313114.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da Fabrika, Köprü Ve Konut Gündemi: Güzel Haberlerin Ardından Ne Gelecek?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-fabrika-kopru-ve-konut-gundemi-guzel-haberlerin-ardindan-ne-gelecek-119138</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-fabrika-kopru-ve-konut-gundemi-guzel-haberlerin-ardindan-ne-gelecek-119138</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya gündemindeki ASELSAN yatırımı, Kömürhan Köprüsü bakımı, Saray Mahallesi teslimleri, rekor ihracat artışı ve İstanbul’daki yatırım çağrılarını değerlendirdiği “Fiskos Masası” köşesinde, şehirde projeler ilerlerken gözlerin saha uygulamalarına çevrildiğine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya’da bu hafta yaşanan önemli gelişmeleri ve şehir kulislerinde konuşulanları "Fiskos Masası" bölümünde kaleme aldı. Malatya’da bir yanda projelerin ilerlediği ve rakamların büyüdüğü ifade edilirken, her güzel haberin ardından "peki sonrası?" sorusunun sorulduğu vurgulandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ASELSAN GELDİ, ÜRETİM AĞUSTOSA KALDI</span></strong></p>

<p>ASELSAN’ın Malatya yatırımının yeniden gündeme geldiğini belirten Murat Çetin, yeni ürünlerle üretimin gelecek ağustos ayından itibaren devam edeceğinin söylendiğini aktardı. Şehrin yatırımın kendisinden memnun olduğunu ancak takvime de odaklandığını belirten Çetin, sanayideki durumu “Fabrika hazır, umut hazır… Şimdi ağustos gelsin!” sözleriyle özetledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YENİ KÖPRÜ DİNLENİYOR, ESKİSİ MESAİYE ÇAĞRILDI</span></strong></p>

<p>Yeni Kömürhan Köprüsü’nün bakım ve onarım çalışmaları nedeniyle geçici olarak trafiğe kapatıldığını ve araçların yeniden eski köprüye yönlendirildiğini hatırlatan Çetin, yıllarca yenisi beklendikten sonra eski köprünün yeniden imdada yetiştiğini kaydetti. Çetin, yolcuların bu duruma ilişkin yaklaşımını “Eskiye burun kıvırma; gün gelir yine lazım olur!” ifadesiyle paylaştı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SARAY’DA ANAHTAR DÖNMEYE BAŞLADI</span></strong></p>

<p>Saray Mahallesi’nde konut, dükkân ve ofis teslimlerinin başladığını aktaran Murat Çetin, uzun zamandır takvime bakan hak sahipleri için sürecin kâğıttan kapıya geçtiğini belirtti. Teslim edilen yerlerin eksiklerine, çevre düzenine ve gerçek taşınma hızına dikkat çekilen yazıda, şehirdeki beklenti “Anahtar elde; bakalım hayat ne zaman içeri girecek?” şeklinde aktarıldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İHRACAT YÜZDE 81 ARTTI, SANAYİCİ CEBİNE BAKTI</span></strong></p>

<p>Malatya’nın eylül ayı ihracatında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 81 artış açıklandığını belirten Çetin, bu rakamın moral verici olduğunu ifade etti. Ancak sanayicinin hesabında enerji, finansman, işçilik ve sipariş maliyetlerinin durduğunu vurgulayan Çetin, fabrika tarafındaki tabloyu “İhracat koşuyor, maliyet de peşinden bırakmıyor!” sözleriyle değerlendirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İSTANBUL’DA MALATYA ÖZLEMİ, MASADA YATIRIM ÇAĞRISI</span></strong></p>

<p>İstanbul’da düzenlenen Malatya buluşmasında hemşehrilere memlekete yatırım çağrısı yapıldığını kaydeden Murat Çetin, gurbetçinin gönlünün Malatya’da olduğunu ancak sermaye hesabının arsa, teşvik, pazar ve maliyet gibi etkenlere dayandığını belirtti. Çetin, gecedeki değerlendirmeyi “Malatya’yı özlemek kolay; yatırım için hesap makinesi de lazım!” ifadeleriyle aktardı.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/ilan-var-adresi-kim-yazdi-79015"><u><em><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></em></u></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 18 Oct 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/malatyada-fabrika-kopru-ve-konut-gundemi-guzel-haberlerin-ardindan-ne-gelecek-1792312669.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ferdanur BERK / Balık Sezonu Açıldı! Sofranızda Omega-3&#039;e Yer Açın</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-balik-sezonu-acildi-sofranizda-omega-3e-yer-acin-119137</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-balik-sezonu-acildi-sofranizda-omega-3e-yer-acin-119137</guid>
                <description><![CDATA[Ferdanur BERK yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Denizlerde av sezonunun başlamasıyla birlikte balıklar yeniden tezgâhlardaki yerini aldı. Palamut, hamsi ve istavrit gibi mevsim balıklarının sofralara dönmesi, sağlıklı beslenme alışkanlıklarımızı güçlendirmek için güzel bir fırsat sunuyor. Peki, balık tüketirken nelere dikkat etmeliyiz? Hangi balıklar omega-3 açısından daha zengin ve sağlıklı bir porsiyon nasıl olmalı?</p>

<p><strong>Haftada iki gün balık tüketmek önemli</strong></p>

<p>Balık kaliteli protein, B12 vitamini, iyot ve selenyum gibi besin ögelerinin yanı sıra omega-3 yağ asitleri bakımından da önemli bir kaynaktır. Özellikle EPA ve DHA adı verilen omega-3 yağ asitleri, kalp ve damar sağlığının desteklenmesinde ve beyin fonksiyonlarında önemli rol oynar.Sağlıklı yetişkinler için haftada en az iki öğün balık tüketmek iyi bir hedeftir.</p>

<p><strong>Omega-3 açısından hangi balıklar öne çıkıyor?</strong></p>

<p>Omega-3 içeriği balığın türüne, yetiştiği ortama ve mevsime göre değişebilse de özellikle yağlı balıklar bu açıdan öne çıkar.</p>

<p><strong>Hamsi ve sardalya: Omega-3’ün şampiyonları</strong></p>

<p>Hamsi ve sardalya, omega-3 yağ asitleri bakımından zengin, ulaşılabilir ve besleyici balıklar arasında yer alır. EPA ve DHA içeriğiyle öne çıkan bu küçük balıklar, kaliteli protein sağlamalarının yanı sıra B12 vitamini ve çeşitli mineraller bakımından da değerlidir. Küçük ve kısa ömürlü balıklar olmaları, genellikle büyük yırtıcı balıklara kıyasla daha düşük cıva maruziyeti açısından da avantaj sağlar. Üstelik omega-3 almak için mutlaka pahalı balıkları tercih etmek gerekmez. Mevsiminde tüketilen hamsi ve sardalya, dengeli beslenmenin ekonomik ve besleyici seçenekleri arasında bulunur.</p>

<p><strong>Uskumru: Yağlı balıklar arasında güçlü bir seçenek</strong></p>

<p>Uskumru, omega-3 içeriğiyle öne çıkan yağlı balıklardan biridir. Ancak uskumru adı altında farklı türler bulunabildiği için cıva düzeyi açısından tür ayrımına dikkat etmek gerekir.</p>

<p><strong>Somon: Omega-3 için tek seçenek değil</strong></p>

<p>Somon, EPA ve DHA içeriğinin yanı sıra kaliteli protein sağlayan bir balıktır. Bununla birlikte omega-3 almak için yalnızca somona yönelmek gerekmez. Hamsi, sardalya ve uygun türde uskumru da iyi alternatiflerdir.</p>

<p><strong>Palamut: Sezonun besleyici seçeneklerinden biri</strong></p>

<p>Palamut, kaliteli protein ve omega-3 sağlayan balıklar arasında yer alır. Mevsiminde farklı balık türlerine yer vermek, tek bir türe bağlı kalmadan çeşitli besin ögelerinden yararlanmayı kolaylaştırır.</p>

<p><strong>Porsiyon ne kadar olmalı?</strong></p>

<p>Balık tüketiminde yalnızca sıklık değil, porsiyon büyüklüğü de önemlidir. Genel bir başlangıç noktası olarak yetişkinlerde bir öğünde yaklaşık <strong>120–150 gram pişmiş balık</strong> tercih edilebilir. Bu miktar kişinin enerji ve protein ihtiyacına göre değişebilir. Balığın yanında mevsim sebzeleri, salata ve ihtiyaca uygun miktarda tam tahıllı besinler tercih edilebilir. Böylece öğünün lif içeriği artar ve daha dengeli bir tabak oluşturulabilir.</p>

<p><strong>Balığı nasıl pişirdiğimiz de önemli</strong></p>

<p>Balığın besin değerinden yararlanmak için fırında, ızgarada veya buğulama yöntemiyle pişirmek iyi seçeneklerdir. Kızartma, eklenen yağ miktarını ve öğünün enerji içeriğini artırabilir. Balığı aşırı yüksek sıcaklıkta yakacak kadar uzun süre pişirmekten kaçınmak gerekir.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/balik-sezonu-acildi-sofranizda-omega-3e-yer-acin-79021"><u><em><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></em></u></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 18 Oct 2026 11:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/ferdanur-berk-balik-sezonu-acildi-sofranizda-omega-3e-yer-acin-1792311232.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alişan HAYIRLI / Sağlıklı yaşam tavsiyesi: Musalla taşı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-saglikli-yasam-tavsiyesi-musalla-tasi-119136</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-saglikli-yasam-tavsiyesi-musalla-tasi-119136</guid>
                <description><![CDATA[Alişan HAYIRLI yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde “sağlıklı yaşam” için sayısız uzman ve doktor sayısız tavsiyelerde bulunuyor, şunu yerseniz, şunu yaparsanız daha iyi yaşarsınız türünde… Genellikle bu tavsiyeler, fiziki yapımızla alakalı oluyor.&nbsp;<br />
Peki ya ruhsal boyut?&nbsp;<br />
İnsan sadece bir iskeletten mi barettir?<br />
Halet-i ruhiyemizin aslında fiziki yapımıza da doğrudan etkisi vardır. Manevi ve ruhi yönden sağlıklı bir yaşam sürenlerin beden yapısı da güçlü olur.&nbsp;<br />
Bu yüzden bugün sizlere ruhi yapımızı ve psikolojimizi güçlendirmek, “yaşama sevincimizi artırmak” için sıra dışı, şaşıracağınız, hiçbir yerde göremeyeceğiniz bir tavsiyede bulunmak istiyorum: Musalla taşı…&nbsp;<br />
Ölümü zihinsel olarak hatırlamanın dışında bedeni olarak da hissetmek lazım, arada sırada… Peki nasıl? Musalla taşına yatarak. Ölmeden ölmüş gibi yaparak. Bir gün bu musalla taşına yatırılacağımızı düşünüp, bu soğuk ve itici taşın üstüne boylu boyunca uzanarak… Gözlerimizi kapatıp ölmüş gibi yaparak… &nbsp;Bir süre bu taşın üstünde sonsuzluğu ve ölüm sonrası hayatı tahayyül ederek… Ruhsal hayatımızı bu ölüm düşüncesiyle besleyerek…&nbsp;<br />
Bu taş; insan içindeki zararlı hırsı, yok edici bencilliği, kötülük düşüncesini, ruhumuzu kaplamış gaflet zehrini temizler, bizi ruhsal olarak sağlıklı bir seviyeye taşır. Tıpkı etkili bir ilacın ya da gıdanın bağırsaklarımızdaki bakterileri temizlemesi gibi…&nbsp;<br />
Ölüm düşüncesini, musalla taşını, mezarlıkları tavsiye etmemin sebebi, içinizdeki yaşama sevincini yok etmek, sizi karamsarlığa sürüklemek, menfi bir duygu yüklemesi yapmak değil, elbette… Aksine ruhsal olarak daha sağlıklı yaşam sürmemizi sağlayacaktır.&nbsp;<br />
Nasıl mı?<br />
...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/saglikli-yasam-tavsiyesi-musalla-tasi-79020"><u><em><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></em></u></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 18 Oct 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/alisan-hayirli-saglikli-yasam-tavsiyesi-musalla-tasi-1792311103.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kayısı Tartışmasına Fıkra Gibi Gönderme: Malatya’da Önce Kulp Takılıyor</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/kayisi-tartismasina-fikra-gibi-gonderme-malatyada-once-kulp-takiliyor-119115</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/kayisi-tartismasina-fikra-gibi-gonderme-malatyada-once-kulp-takiliyor-119115</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya Time’da yayımlanan köşe yazısının “Fıkra Gibi Memleket: Kulp” başlıklı bölümünde, Ramazan Özcan hakkında dile getirilen Özbek kayısısı ve fiyat iddialarını mizahi bir anlatımla ele aldı. Çetin, “Kulpu peşinen takılıyor” ifadesiyle iddiaların kanıtlanması meselesine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya Time’da yayımlanan köşe yazısının “Fıkra Gibi Memleket: Kulp” başlıklı bölümünde, Ramazan Özcan hakkında dile getirilen Özbek kayısısı ve fiyat iddialarını ele aldı. Çetin, Malatya’ya özgü bir gönderme içeren fıkra üzerinden iddiaların kanıtlanması meselesine dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MURAT ÇETİN’DEN “KULP” FIKRASIYLA GÖNDERME...</span></strong></p>

<p>Murat Çetin, yazısında Malatya’ya giden bir kişinin satın aldığı fincan takımının kulplarının eksik çıkması üzerine yaşadığı diyaloğu aktardı.&nbsp;Fıkrada, kulpların nerede olduğunu soran müşteriye satıcının “Malatya’ya gidiyorum demedin mi?” diye karşılık vermesi ve ardından “Orada kulp takarlar.” demesi dikkat çekti. Çetin, bu mizahi anlatımı Malatya’da gündeme gelen iddialara ilişkin değerlendirmesine taşıdı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">RAMAZAN ÖZCAN VE ÖZBEK KAYISISI...</span></strong></p>

<p>Yazının devamında Ramazan Özcan hakkında Özbek kayısısı getirdiği ve bunun fiyatları düşürdüğü yönündeki iddialara değinildi.&nbsp;Özcan’ın iddialara karşı “İspat edin.” dediğini aktaran Çetin, tartışmayı iddiaların dayanağı ve kanıtlanması üzerinden ele aldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“KULPU PEŞİNEN TAKILIYOR”</span></strong></p>

<p>Murat Çetin, yazısının sonunda Malatya’da iddiaların ele alınış biçimine yönelik eleştirel bir benzetme kullandı. Çetin, “Malatya’da iddianın belgesi sonra aranıyor… Kulpu peşinen takılıyor.” ifadeleriyle iddiaların kanıtları ortaya konulmadan gündeme getirilmesine dikkat çekti.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/ilan-var-adresi-kim-yazdi-79015"><em><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></em></a><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 13:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/kayisi-tartismasina-fikra-gibi-gonderme-malatyada-once-kulp-takiliyor-1792146087.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başkan Sami Er Meramını Anlatamayınca Ekip de Hızına Yetişemiyor!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/baskan-sami-er-meramini-anlatamayinca-ekip-de-hizina-yetisemiyor-119114</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/baskan-sami-er-meramini-anlatamayinca-ekip-de-hizina-yetisemiyor-119114</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’e ilişkin değerlendirmesinde iletişim ve kendini ifade etme konusunu gündeme taşıdı. Çetin, şehir yönetiminde teknik bilginin tek başına yeterli olmadığını belirterek yöneticilerin kendilerini doğru ifade edebilmesinin de önemine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, kaleme aldığı köşe yazısında Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in yönetim tarzına ve iletişim diline yönelik dikkat çekici eleştirilerde bulundu. Yazının ilgili bölümünde yerel yönetimdeki ifade eksikliğine vurgu yapıldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ANLAŞILMAK İSTİYOR</span></strong></p>

<p>Çetin, yazısında Sabahattin Ali’nin ünlü sözünü hatırlatarak Başkan Sami Er’in ruh halinin de benzer bir noktada bulunduğunu ifade etti. Yazıda yer alan değerlendirmede şu ifadelere yer verildi:&nbsp;"Sabahattin Ali diyor ki: “Bana dünyada ne istiyorsun diye sorsalar, hiç düşünmeden vereceğim cevap şudur: Anlaşılmak istiyorum.” Sami Er’in hâli de biraz böyle. Meram var. Ama sentaks bozuk. Cümle yetişmiyor. Yetişse, ekip yetişmiyor. Anlatamayınca da ses yükseliyor. Demedi deme Sami Başkan; şehir yönetiminde teknik olmak yetmez… ifade de ister."</p>

<p>Yazıda, belediye yönetiminde teknik ve idari çalışmaların tek başına yeterli olmadığı, aynı zamanda doğru bir ifade ve iletişim dilinin de şart olduğu özellikle dile getirildi.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/ilan-var-adresi-kim-yazdi-79015"><em><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></em></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/baskan-sami-er-meramini-anlatamayinca-ekip-de-hizina-yetisemiyor-1792145529.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / Malatya&#039;dan Bir Cevher</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-malatyadan-bir-cevher-119107</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-malatyadan-bir-cevher-119107</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ  yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-10-16%20at%2009_46_49%20(1).jpeg" /></p>

<p>Bir yeni zamanlar dervişi...</p>

<p>Bir Kur'an ve sünnet sevdalısı...</p>

<p>Ve üsve-i hasene nurundan nasipdar olma gayretlisi, berrak ve duru bir adam...</p>

<p>Malatya'nın evladı:</p>

<p>Hikmet Zeyveli.</p>

<p>Sokaklarında komşuluk hürmetinin, edep dokusunun buram buram tüttüğü o kadim Malatya...</p>

<p>Yıl 1947.<br />
İşte o berrak iklimin rahlesinde gözlerini dünyaya açan bir memleket evladı Hikmet Zeyveli.</p>

<p>Anadolu’nun toprağındaki bereketi, fikrin ve imanın mektebiyle harmanlayan bir isim.</p>

<p>Yolu İstanbul’a düştü...</p>

<p>1970 yılında, Türkiye’nin dev bilim yuvası İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’nden İnşaat Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu.</p>

<p>Statik hesaplar, beton, demir, teknik disiplin...</p>

<p>Ama o, mühendislik cetvelini sadece şantiyede bırakmadı.&nbsp;</p>

<p>Devlete, millete hizmetin de nirengi noktası yaptı.</p>

<p>Sonra bürokrasi yılları...</p>

<p>Kamu kurumlarında mühendislik, ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde önemli sorumluluklar...</p>

<p>Devlet aklı, idari disiplin, kamu yönetimi...</p>

<p>Lakin koltuğuna kurulup millete tepeden bakanlardan olmadı hiç.</p>

<p>Masa başı bürokrasisinin o soğuk ve mesafeli yüzüne zerre kadar prim vermedi.</p>

<p>Mühendis hassasiyetiyle kamu sorumluluğunu birleştirdi; halkın nabzını tuttu, dinledi, empati yaptı, gönüller kurdu.</p>

<p>Halkla ilişkiler dediğin, işte böyle inşa edilirdi.</p>

<p>Sadece devlet adamlığı mı?</p>

<p>Fikir dünyasında da berrak bir iz bıraktı.</p>

<p>Kelime, Kriter, Haksöz, İktibas, Nida...</p>

<p>Dönemin öncü dergilerinde kaleme aldığı derinlikli yazılarda, kamu tecrübesiyle halkla kurduğu o samimi bağın sıcaklığı vardı.</p>

<p>Popülist söylemlere, ucuz heveslere eyvallahı yoktu.</p>

<p>Tek derdi vardı:&nbsp;</p>

<p>Vahyin aydınlığını ve Sünnet-i Seniyye’nin rehberliğini, çağı anlama çabasıyla buluşturmak.</p>

<p>Yazdı, çizdi, üretti...</p>

<p>Kur'an ve Sünnet Üzerine...</p>

<p>İlahi Dinlerde&nbsp;<br />
Mucize ve Gayb &amp;&nbsp;<br />
Geleneği Yeniden Okumak...</p>

<p>Medine Sahifesi...</p>

<p>Kur'an-ı Kerim ve 19 Efsanesi...</p>

<p>Hurafelere, dogmatik ezberlere, esaret altına alınmış zihniyetlere karşı her zaman usulünce, ilmin ışığıyla dik durdu.</p>

<p>Peki ya eleştiriler?</p>

<p>Ezberleri sorguladığı için elbette okların hedefi olduğu zamanlar da oldu.</p>

<p>Fakat o ne yaptı?</p>

<p>Öfkeye kapılmadı, nefsi veya hevai bir dille cevap vermedi.</p>

<p>Onun cevabı her daim ilmi edep, derin muktesebat, sabır ve sarsılmaz bir tevazu oldu.</p>

<p>Şahsi polemiklere girmedi; sözünü hep ilmin, devlet ciddiyetinin ve adabın üzerine kurdu.</p>

<p>Peygamber ahlakını bir iddia olarak değil, bir hal olarak yaşadı.&nbsp;</p>

<p>Ne makam hırsına yenildi ne de çevre baskısına boyun eğdi.</p>

<p>Gelelim bugüne...</p>

<p>Ömrünü ilme, hakikate, devlete hizmete ve ümmetin uyanışına adayan bir ömür.</p>

<p>Hikmet Zeyveli, ilerleyen yaşına rağmen bugün de tefekkürden, yazmaktan, araştırmaktan bir an olsun geri durmuyor.</p>

<p>İstanbul’daki mütevazı evinde, ömrünce biriktirdiği zengin kütüphanesinin gölgesinde okumalarını sürdürüyor.</p>

<p>Zaman zaman gerçekleştirdiği sohbetlerle, ilmi istişarelerle, genç zihinlere rehberlik ederek entelektüel üretimini sessizce devam ettiriyor.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/malatyadan-bir-cevher-79019"><em><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></em></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 12:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/dogan-dag-malatyadan-bir-cevher-1792136960.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / Aziz Mahmûd Hüdâyi Vakfı&#039;na Reddiye</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-aziz-mahmud-hudayi-vakfina-reddiye-119079</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-aziz-mahmud-hudayi-vakfina-reddiye-119079</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Keşke yirmi beş yıldır biriken sorunları hükümete zamanında ve peyderpey iletseydiniz, gerekli ikazlarda bulunsaydınız!..</p>

<p>Ben de X'te paylaşılanın sadece bir kısmına 24 madde halinde cevap vereceğim. Tamamına bir kitap yazmak gerekir.</p>

<p>1. Bilge birinin yıllar önce söylediği söz</p>

<p>Cemaatleri sordum. Bana öyle bir cevap verdi ki:<br />
“Cemaatler diye bir şey yoktur. A cemaati, B cemaati, C cemaati yoktur. CIA vardır.”</p>

<p>Bu sözün ne kadar ağır bir iddia içerdiğinin farkındayım. Elbette bütün cemaatlerin bir istihbarat örgütüne bağlı olduğunu söylemek doğru değil. Ancak bu söz, zihnimde önemli bir soruyu hep canlı tutmuştur:</p>

<p>Türkiye'deki dinî yapılar, vakıflar ve cemaatler gerçekten hangi amaçlara hizmet ediyor? Kendi millî ve manevi sorumluluklarını mı yerine getiriyorlar, yoksa farkında olarak veya olmayarak başka güçlerin politikalarına hizmet eden sonuçlar mı doğuruyorlar?</p>

<p>Ayrıca cemaat, vakıf, dernek ve sivil toplum kuruluşu denildiğinde toplumumuzda çoğunlukla Müslümanlara ait yapılar akla geliyor.&nbsp;</p>

<p>Oysa bu ülkede farklı dinlere, inançlara ve kültürlere mensup toplulukların da vakıfları, dernekleri, örgütlü yapıları ve cemaatleri vardır.</p>

<p>2. Manifestoda dile getirilen yanlışlara itirazımız yok</p>

<p>Aziz Mahmûd Hüdâyi Vakfı'nın yayımladığı ve Türkiye'de konuşulan manifestoyu okudum.</p>

<p>Ahlaki yozlaşmadan, aile kurumunun zayıflamasından, eğitimde terbiyenin ihmal edilmesinden, televizyon dizilerinden, uyuşturucudan, sanal kumardan, mahremiyetin kaybolmasından, yolsuzluktan, torpilden ve kul hakkından söz ediliyor.</p>

<p>Biz bunların konuşulmasına karşı değiliz. Aksine, toplumun ahlaki değerlerinin korunmasını, aile kurumunun güçlendirilmesini, gençlerin kötü alışkanlıklardan uzak tutulmasını ve kamu yönetiminde dürüstlüğün hâkim olmasını istiyoruz.</p>

<p>Doğru meseleleri dile getirmek, o meseleleri dile getirenleri sorgulamamıza engel değildir.</p>

<p>Ancak bu manifestonun hangi dönemde ve neden şimdi yayımlandığı da en az içeriği kadar önemlidir.</p>

<p>Bugün sıraladığınız bu sorunlar bir gecede mi ortaya çıktı?<br />
Bunları daha önce görmediniz mi?</p>

<p>3. Söylediklerinizin hangisini kendi hayatınızda uyguladınız?</p>

<p>Topluma ahlak öğütleyenlerin önce kendi hayatlarıyla örnek olmaları gerekir.</p>

<p>Bugün yüz binlerce okuyucusu, takipçisi veya mensubu bulunduğunu söyleyen vakıflar, cemaatler ve dinî kuruluşlar var.</p>

<p>Bu kadar geniş bir toplumsal çevreye sahip olan yapılar, savundukları değerleri kendi hayatlarında uygulamış olsalardı bunun toplumda mutlaka bir karşılığı olurdu.</p>

<p>Yüz bin kişiyi bir tarafa bırakıyorum.</p>

<p>Bin kişi bile gerçek anlamda örnek olsaydı, çevresinde bir ahlak ve erdem halkası oluşturabilirdi.</p>

<p>Peki bu kurumlar kendi mensuplarını ne ölçüde yetiştirdiler?</p>

<p>Çocuklarına hangi değerleri kazandırdılar?</p>

<p>Aile hayatlarında nasıl örnekler ortaya koydular?</p>

<p>Savundukları ahlakı kendi ticaretlerinde, sosyal ilişkilerinde ve kurumsal yönetimlerinde ne ölçüde uyguladılar?</p>

<p>4. Yirmi beş yılda ahlakı mı paylaştınız, serveti mi?</p>

<p>AK Parti iktidarı döneminde imkânlarını genişleten cemaatlerin ve dinî yapıların ekonomik gelişimlerine baktığımızda şu soruyu sormamız gerekiyor:</p>

<p>Yirmi beş yıl önce hangi imkânlara sahiptiler, bugün hangi ekonomik güce ulaştılar?</p>

<p>Gayrimenkulleri, ticari faaliyetleri, bağış gelirleri ve yöneticilerinin yaşam standartları nasıl değişti?</p>

<p>Mercedesler, lüks araçlar, köşkler, yüksek konforlu yaşam alanları ve büyük ekonomik imkânlar söz konusuysa bunların kaynakları ve toplumsal hizmetlerle ilişkisi açıklanabilmelidir.</p>

<p>Siz bu 25 yılda topluma ahlakı mı yaydınız, yoksa kendi ekonomik konforunuzu mu büyüttünüz?</p>

<p>Toplumun ahlaki sorunlarına karşı kendi kaynaklarınızdan ne kadar fedakârlık yaptınız?</p>

<p>5. İktidara Hz. Ömer'in hilafeti mi teslim edildi?</p>

<p>Bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ve AK Parti iktidarına yöneltilen eleştirilerde tarihî ve hukuki şartların göz ardı edildiğini düşünüyorum.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti, laik bir hukuk devleti olarak kurulmuştur.</p>

<p>AK Parti'ye teslim edilen devlet, şeriat hükümleriyle yönetilen bir devlet değildi.</p>

<p>Sanki Hazreti Ömer'in hilafeti teslim edilmiş de bugün o dönemin şartlarıyla hesap soruluyormuş gibi bir yaklaşım sergilenmesini doğru bulmuyorum.</p>

<p>Sanki sahabe ahlakıyla yetişmiş bir toplum devralınmış da bugün yaşanan bütün sorunların tek sorumlusu mevcut iktidarmış gibi konuşuluyor.</p>

<p>Oysa hükümet, kendisinden önce oluşmuş siyasi, hukuki, ekonomik ve toplumsal şartlar içerisinde görev yapmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Bu şartları değiştirme ve iyileştirme sorumluluğu elbette iktidara aittir. Ancak bütün toplumsal bozulmayı tek başına hükümetin üzerine yıkmak hakkaniyetli değildir.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümeti, toplumun ve devletin ıslahı için çalışmalar yürütmektedir. Yapılanları görmezden gelerek bütün sorunları mevcut iktidarın eseri gibi göstermek adil bir değerlendirme değildir.</p>

<p>6. Fon krizinin AK Parti'si, CHP'si olmaz</p>

<p>Manifestoda fon krizine de atıfta bulunuluyor.</p>

<p>Bu tür olaylarda bazı kişilerin siyasi kimlikleri veya kamu görevlileriyle ilişkileri üzerinden bütün bir siyasi hareketin sorumlu tutulmasını doğru bulmuyorum.</p>

<p>Haram kazancın AK Parti'si olmaz, CHP'si olmaz.</p>

<p>Hırsızlığın, yolsuzluğun, rüşvetin ve kul hakkı ihlalinin siyasi partisi olmaz.</p>

<p>Cumhurbaşkanı'nın elinde insanların ahlakını ve gelecekte ne yapacaklarını önceden ölçebilecek bir cihaz mı var?</p>

<p>Bir insanın makam sahibi olması, onun mutlaka ahlaklı davranacağını garanti etmez.</p>

<p>Toplumda ahlaki yozlaşma yaygınlaşmışsa bunun etkileri siyasette, bürokraside, ticarette ve sosyal hayatta da görülebilir.</p>

<p>Çürümüş bir toplumun içerisinden çıkan Bakan da çürüyebilir.</p>

<p>Elbette bu durum kamu yöneticilerinin denetim ve hesap verme sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Tam tersine, etkili denetimin neden gerekli olduğunu gösterir.</p>

<p>7. Toplumsal çürümenin tek sorumlusu hükümet midir?</p>

<p>Bir toplumda insanlar yolsuzluğa susuyorsa, torpile göz yumuyorsa, kul hakkını önemsemiyorsa, güçlü karşısında sessiz kalıyorsa ve yanlışlara karşı alternatif üretmiyorsa bunun sorumluluğu yalnızca hükümete mi aittir?</p>

<p>Ailelerin sorumluluğu yok mudur?</p>

<p>Öğretmenlerin, üniversitelerin, medyanın, iş dünyasının ve kanaat önderlerinin sorumluluğu yok mudur?</p>

<p>Vakıfların, cemaatlerin ve dinî kuruluşların sorumluluğu yok mudur?</p>

<p>Bir toplumun ahlakını yalnızca kanunlarla koruyamazsınız.</p>

<p>Devletin görevi adaleti sağlamak, suçları önlemek ve kamu düzenini korumaktır. Ancak ailede verilen terbiye, okulda kazandırılan değerler ve toplumda sergilenen davranışlar da belirleyicidir.</p>

<p>Bütün bunları görmezden gelip sorumluluğu yalnızca siyasi iktidara yüklemek meseleyi eksik değerlendirmektir.</p>

<p>8. Söz değil, fiiliyat istiyoruz</p>

<p>Manifestonun içeriğinde doğru talepler bulunuyor.</p>

<p>Ancak bu meseleler yalnızca sözle çözülmez.</p>

<p>Elini taşın altına koymak gerekir.</p>

<p>Mercedes'ten inip sokağa çıkmak gerekir.</p>

<p>Bir yanlış görüldüğünde zamanında müdahale etmek gerekir.</p>

<p>Hükümete proje sunmak, ilgili kurumlara çözüm önerileri götürmek, yasal hakları kullanmak ve toplumsal duyarlılık oluşturmak gerekir.</p>

<p>Sırça köşklerde oturup ültimatom dağıtmakla, yılların sonunda yüksek perdeden manifesto yayımlamakla toplumsal sorumluluk yerine getirilmiş olmaz.</p>

<p>Madem geniş imkânlarınız vardı, neden bunları daha önce kullanmadınız?</p>

<p>Madem yüz binlerce insana hitap ediyordunuz, neden bu toplumsal gücü somut iyileştirmelere dönüştürmediniz?</p>

<p>Çok küçük grupların örgütlü çalışmalarla kamuoyu oluşturabildiğini görüyoruz.</p>

<p>Siz bugüne kadar sapkın bir LGBT hareketi kadar etki oluşturdunuz mu?</p>

<p>Siz milyonlara hitap edenler, savunduğunuz değerler için ne ölçüde örgütlü, sürekli ve sonuç veren çalışmalar yaptınız?</p>

<p>9. Eğitimde talim var, terbiye yok diyorsunuz!</p>

<p>Manifestonun önemli iddialarından biri, eğitim sisteminin bilgi verdiği ancak ahlak ve terbiye kazandırmakta yetersiz kaldığıdır.</p>

<p>Bu eleştiri ciddiyetle değerlendirilmelidir.</p>

<p>Yıllardır okullarınız, kurslarınız, yurtlarınız ve eğitim programlarınız var. Bu alanlarda nasıl bir model geliştirdiniz?</p>

<p>Yetiştirdiğiniz öğrenciler topluma hangi değerleri taşıdı?</p>

<p>Millî Eğitim Bakanlığına hangi projeleri sundunuz?</p>

<p>Millî Eğitim Bakanlığının eğitim alanında gerçekleştirdiği tarihî nitelikteki değişimlerden haberiniz var mı?</p>

<p>10. Televizyonlar, diziler ve yayın denetimi</p>

<p>Manifestoda televizyon dizilerinin, gündüz kuşağı programlarının ve bazı medya içeriklerinin aile kurumuna ve gençlere zarar verdiği söyleniyor.</p>

<p>Buna katılmamak mümkün değildir.</p>

<p>Peki bu kuruluşlar yıllardır ne yaptı?</p>

<p>RTÜK'e hangi başvuruları yaptılar?</p>

<p>Hangi yayınlar hakkında somut şikâyetlerde bulundular?</p>

<p>Hangi alternatif televizyon programlarını, dizileri, belgeselleri veya çocuk içeriklerini ürettiler?</p>

<p>11. Uyuşturucu, sanal kumar ve bağımlılıkla mücadele</p>

<p>Uyuşturucu ve sanal kumar, aileleri dağıtan ve gençlerin hayatını etkileyen ciddi sorunlardır.</p>

<p>Bu konuda devletin etkili mücadele yürüttüğünü biliyoruz.</p>

<p>Ancak geniş maddi imkânlara ve insan kaynağına sahip vakıfların da sorumluluğu vardır.</p>

<p>Gençleri bağımlılıktan korumak için hangi eğitimleri verdiniz?</p>

<p>İlgili bakanlıklara ve kamu kurumlarına hangi projeleri sundunuz?</p>

<p>12. Aile kurumunu korumak için ne yaptınız?</p>

<p>Aile kurumunun zayıflamasından şikâyetçisiniz.</p>

<p>Çok doğru, hepimiz şikâyetçiyiz.</p>

<p>Peki aileyi güçlendirmek için hangi çalışmaları yaptınız?</p>

<p>Evlilik öncesi eğitim, aile danışmanlığı, ebeveyn desteği, gençlerin evliliklerini kolaylaştırma ve aile içi sorunların çözümü konusunda hangi modelleri geliştirdiniz?</p>

<p>Kendi mensuplarınızın aile hayatında savunduğunuz değerlere ne ölçüde örnek olabildiniz?</p>

<p>KADEM diye bir kuruluş var. Size de komşu.</p>

<p>KADEM'in faaliyetlerine yönelik toplumun farklı kesimlerinden ciddi eleştiriler yükseliyor.</p>

<p>Peki bu kurumun doğru işlevini yerine getirmesi için ne yaptınız?</p>

<p>Onların iktidarı yanlış yönlendirdiğini düşündüğünüz konularda sizler acaba ne yapıyordunuz?</p>

<p>13. Mahremiyet, sosyal medya ve dijital kültür</p>

<p>Manifestoda mahremiyetin kaybolmasından, bedenin metalaştırılmasından ve insanların beğeni sayıları uğruna değerlerinden uzaklaşmasından söz ediliyor.</p>

<p>Peki gençlerin dijital dünyada karşı karşıya kaldığı tehlikelere karşı hangi önlemleri geliştirdiniz?</p>

<p>Medya okuryazarlığı, dijital ahlak, mahremiyet bilinci ve güvenli internet kullanımı konusunda hangi programları uyguladınız?</p>

<p>Gençlerin ilgisini çekebilecek alternatif kültürel içerikler ürettiniz mi?</p>

<p>Bu alanda ilgili kamu kurumlarıyla hangi ortak çalışmaları yürüttünüz?</p>

<p>14. Çocuklar arasındaki şiddet ve okul güvenliği</p>

<p>Çocukların birbirine yönelik şiddeti son derece ciddi bir meseledir.</p>

<p>Ancak bu sorunu yalnızca ahlak derslerinin eksikliğine bağlamak yeterli değildir. Aile ortamı, okul güvenliği, psikolojik destek, akran zorbalığı, dijital içerikler ve sosyal çevre birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Eskiden okullarda çok büyük ahlak ve din dersleri vardı da akran zorbalığı ve benzeri olaylar bu yüzden mi yaşanmıyordu?</p>

<p>Bugün okullarda zorunlu din eğitimi var. Dinî ve mesleki eğitim alanındaki derslerin kapsamı da geçmişe göre önemli ölçüde genişletildi. Bunlardan haberiniz var mı?</p>

<p>Peki vakıflar bu alanlarda hangi somut projeleri geliştirdi?</p>

<p>İlgili kurumlara hangi çözüm önerilerini ilettiler?</p>

<p>15. Rüşvet, torpil, kul hakkı ve kurumsal şeffaflık</p>

<p>Manifestoda yolsuzluğa, torpile ve kul hakkına susanların ahlaktan söz edemeyeceği belirtiliyor.</p>

<p>Bu ilke yalnızca kamu kurumları için değil, vakıflar ve cemaatler için de geçerlidir.</p>

<p>Kendi kurumlarınızda işe alımlar nasıl yapılıyor?</p>

<p>Yöneticiler hangi ölçülerle belirleniyor?</p>

<p>Bağışlar nasıl kullanılıyor?</p>

<p>Mali kaynaklarınız hangi denetimlerden geçiyor?</p>

<p>Hesap verebilirlik ve şeffaflık konusunda hangi uygulamaları hayata geçirdiniz?</p>

<p>Topluma önerdiğiniz ahlaki ölçüleri kendi kurumsal yönetiminizde ne ölçüde uyguluyorsunuz?</p>

<p>16. Bir iğnenin ucundaki su kadar mı?</p>

<p>Aziz Mahmûd Hüdâyi Vakfı'nın ve benzeri kuruluşların yaptığı hayırlı hizmetleri yok saymak doğru değildir.</p>

<p>Ancak bu hizmetlerin kapsamı ile sahip oldukları imkânlar arasında bir değerlendirme yapmak gerekir.</p>

<p>Devletin yürüttüğü geniş çaplı kamu hizmetleriyle vakıfların faaliyetleri aynı nitelikte ve ölçekte değildir. Bununla birlikte her kurum kendi kapasitesi ve misyonu bakımından değerlendirilebilir.</p>

<p>Bir iğneyi denize batırıp çıkardığınızda ucunda kalan su kadar bir katkıyla mı yetindiniz?</p>

<p>Yoksa kendi imkânlarınız ölçüsünde toplumun geleceğini değiştirebilecek kalıcı projeler mi geliştirdiniz?</p>

<p>17. Türkiye'nin yükselişi ve dışarıdan gelen baskılar</p>

<p>Türkiye son çeyrek asırda altyapı, savunma sanayii, ulaştırma ve çeşitli kamu hizmetleri alanlarında önemli yatırımlar gerçekleştirdi.</p>

<p>Bunun yanında ekonomik, sosyal ve kurumsal sorunlar da devam ediyor.</p>

<p>Türkiye'nin çevresinde savaşlar, çatışmalar ve büyük güç mücadeleleri yaşanıyor.</p>

<p>Türkiye'nin bölgesel etkinliğinin artmasının bazı devletlerin çıkarlarıyla çatıştığını görüyoruz.</p>

<p>Türkiye'nin başına bela edilen İrancıların ne kadar tehlikeli olduğunu biliyor musunuz?</p>

<p>Bu ülkede İran'a daha çok bağımlı olan, İran'ı kendi ülkesinden daha fazla destekleyen partileri, parti başkanlarını ve mensuplarını görüyor musunuz?</p>

<p>İran'ın, İngiltere'nin, İsrail'in ve çeşitli Batılı güçlerin politikalarının Türkiye üzerindeki tarihî ve güncel etkilerini hiç değerlendiriyor musunuz?</p>

<p>Türkiye dış politikada etkisini artırmaya çalışırken içeride aile, eğitim, medya ve toplumsal değerler alanındaki sorunların büyümesi önemli bir meseledir.</p>

<p>Burada itirazım, bütün bu süreç boyunca toplumun manevi ve ahlaki gelişiminden sorumlu olduğunu söyleyen yapıların kendi paylarına düşen görevleri ne ölçüde yerine getirdiklerinedir.</p>

<p>18. Çürüme bir gecede olmadı</p>

<p>Bugün yaşadığımız sorunlar bir sabah uyandığımızda karşımıza çıkmadı.</p>

<p>Bunlar yıllar içerisinde birikti, kademe kademe büyüdü. Ailede, eğitimde, sokakta, ticarette, medyada ve toplumsal ilişkilerde zamanla derinleşti.</p>

<p>Peki bu süreçte bu manifestoyu yayımlayanlar neredeydi?</p>

<p>Sel yıllardır akıyor.</p>

<p>Siz bu selin önüne ne kadar set çektiniz?</p>

<p>Kaç yanlış uygulamaya karşı somut çözüm geliştirdiniz?</p>

<p>Kaç defa hükümetin kapısını çalıp uygulanabilir bir proje sundunuz?</p>

<p>19. Sultan Abdülhamid'den alınmayan ders</p>

<p>Sultan II. Abdülhamid'e karşı çıkanlar arasında âlimler, aydınlar ve Mehmet Âkif gibi önemli isimler de vardı. İttihat ve Terakki'ye verilen desteğin ardından Abdülhamid 1909'da tahttan indirildi. Sonrasında Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve Osmanlı'nın yıkılışı yaşandı.</p>

<p>Osmanlı'nın yıkılışının en önemli sebebi Abdülhamid'in tahttan indirilmesiydi. Sonraki felaketler, onun gidişiyle başladı.&nbsp;</p>

<p>Tarihten ders almayanlar, aynı hataların bedelini yeniden ödeyebilir.</p>

<p>Bugün aynı senaryo sahnelenmek isteniyor.</p>

<p>Benim siyasi endişem de tam olarak budur. Dün Sultan Abdülhamid'e karşı oluşturulan siyasi atmosferin nelere yol açtığını tarihimizden biliyoruz. Bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik gelişmeleri değerlendirirken de yalnızca iç siyasetteki tartışmalara değil, Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu bölgesel ve küresel tehditlere bakılması gerektiğine inanıyorum.</p>

<p>20. Yeni Türkiye aynı akıbeti yaşamamalı</p>

<p>Bugün Türkiye'nin etrafı ateş çemberi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin bölgesel gücünü artırdığı bir dönemdeyiz.</p>

<p>Elbette iktidarın yanlışları eleştirilmeli, eksiklikleri giderilmelidir. Ancak benim endişem, içerideki sorunlar üzerinden yürütülen siyasi mücadelelerin ülkemizi daha büyük istikrarsızlıklara açık hâle getirmesidir.</p>

<p>Bugün Cumhurbaşkanımızın şahsında yürütülen siyasi tartışmaların, Türkiye'nin geleceği açısından doğurabileceği sonuçları da hesaba katmak zorundayız.</p>

<p>Eleştiri başka şeydir; ülkenin içinde bulunduğu şartları, karşı karşıya olduğu tehditleri ve tarihî tecrübelerini görmezden gelmek başka şeydir.</p>

<p>21. Bir manifesto yayımlamakla sorumluluk tamamlanmaz</p>

<p>Aziz Mahmûd Hüdâyi Vakfı'nın manifestosunda şöyle deniliyor:</p>

<p>“Bu metin bir rica değil, bir ikazdır.”</p>

<p>Peki bu ikazın muhatabı kimdir?</p>

<p>Hükümet midir?</p>

<p>Toplum mudur?</p>

<p>Yoksa bu sorunların çözümünde sorumluluğu bulunan herkes midir?</p>

<p>Metnin hazırlanış biçimine, içeriğine ve yayımlandığı zamana baktığımızda asıl muhatabın AK Parti iktidarı ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olduğu kesindir.</p>

<p>Eğer gerçekten toplumsal çürümeden söz ediyorsanız, bu sorunların çözümünde sorumluluğu bulunan herkesin kendi payına düşeni üstlenmesi gerekmez mi?</p>

<p>Manifestoyu yayımlayan kurum da bu sorumluluğun içinde değil mi?</p>

<p>İkaz etmek kolaydır.<br />
Önemli olan ikaz edilen sorunların çözümüne ne kadar katkıda bulunulduğudur.</p>

<p>Ancak bu metin o kadar masum bir metin değildir. Hazırlanış ve zaman itibarıyla Osmanlı'yı yıkan İttihat ve Terakki'ye tam destek niteliğinde ve örneğindedir.</p>

<p>22. İktidarı eleştirmek başka, toplumsal sorumluluktan kaçmak başka</p>

<p>Hükümetin yanlışlarını eleştirmek, demokrasi ve hukuk düzeni içerisinde meşru bir haktır.</p>

<p>Hiçbir siyasi yönetim eleştiriden muaf değildir.</p>

<p>Ancak toplumsal sorunları yalnızca siyasi iktidarın üzerine yıkmak da doğru değildir.</p>

<p>Yirmi beş yıl boyunca toplumsal hayatta etkili olan vakıflar, cemaatler, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri, eğitim kurumları ve medya kuruluşları kendi sorumluluklarını da değerlendirmelidir.</p>

<p>Manifestoda yer alan tespitleri kabul ederken, bu tespitlerin gereğinin neden daha önce yapılmadığını sormak hakkımızdır.</p>

<p>23. Bütün manifestoya karşı sorulması gereken ortak soru</p>

<p>Manifestonun eğitimden aileye, uyuşturucudan sanal kumara, televizyon yayınlarından çocukların korunmasına, yolsuzluktan kul hakkına kadar sıraladığı bütün sorunları tek tek ele aldığımızda aynı noktaya geliyoruz.</p>

<p>Bu sorunların çözümü için hükümete ve ilgili kurumlara ne sundunuz?</p>

<p>Hangi Bakanlığa hangi projeyi götürdünüz?</p>

<p>Hangi kamu kurumuna hangi raporu verdiniz?</p>

<p>Hangi yasal girişimde bulundunuz?</p>

<p>Hangi çözüm öneriniz kabul edildi, hangisi reddedildi?</p>

<p>Kendi imkânlarınızla hangi projeleri hayata geçirdiniz?</p>

<p>Yirmi beş yıl boyunca ne yaptınız, bugün ne yapıyorsunuz ve yarın ne yapmayı taahhüt ediyorsunuz?</p>

<p>24. İyiliği anlatmak yetmez, yaşamak gerekir</p>

<p>“İyiliği öğreteceğiz, yaşayacağız, yayacağız ve koruyacağız. Geleceğimize hep birlikte sahip çıkacağız” deniliyor.</p>

<p>Güzel sözler.<br />
Edebiyat güzel.<br />
Belagat güçlü.<br />
Slogan etkileyici.</p>

<p>Ancak mesele söz söylemek değil, söylenen sözün gereğini yerine getirmektir.</p>

<p>İyiliği öğretmek isteyen önce iyiliği yaşamalıdır.</p>

<p>Ahlakı savunan önce kendi hayatında ahlaklı davranmalıdır.</p>

<p>Kul hakkından söz eden önce kendi kurumunda kul hakkını gözetmelidir.</p>

<p>Fedakârlık öğütleyen önce kendi konforundan fedakârlık etmelidir.</p>

<p>Toplumu değiştirmek isteyen önce kendi çevresinden başlamalıdır.</p>

<p>Bugün toplumsal çürümeden şikâyet eden herkes, kendi payına düşen sorumluluğu da üstlenmelidir.</p>

<p>Çünkü toplumsal çürüme bir günde gerçekleşmediği gibi, toplumsal iyileşme de yalnızca bir manifesto yayımlamakla gerçekleşmez.</p>

<p>Savaşın eşiğine getirilmiş, etrafı ateş çemberiyle kuşatılmış, ümmetin bütün yükünü sırtında taşıyan, Müslümanların kanı oluk oluk akarken yeniden ayağa kalkmaya çalışan Türkiye'nin ayağına bağ olmayın!</p>

<p>Mecusilerin ekmeğine yağ sürmeyin!</p>

<p>Birlik zamanıdır. Süreç son derece sıkıntılıdır. Etrafımız sarılmıştır.</p>

<p>Islahatçı bir iktidarın etrafında kenetlenmemiz gerekirken, yanında görünüp kuyusunu kazanlardan olmayalım.</p>

<p>Geminin suyun içinde olması problem değildir. Ama su geminin içindeyse o zaman kelime-i şehadeti getirme zamanı gelmiştir...</p>

<p>Bu süreçte gemiyi delip suyu geminin içine taşımayın.&nbsp;</p>

<p>Allah'ın da bir hesabı vardır.</p>

<p>Bu davanın tek sahibi siz değilsiniz.</p>

<p>Allah var, ALLAH!..</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/aziz-mahmud-hudayi-vakfina-reddiye-79018"><em><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></em></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 11:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/ebuzer-aydin-aziz-mahmud-hudayi-vakfina-reddiye-1792044297.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;daki İhale Operasyonunu Köşesine Taşıyan Çetin, &quot;Sürat Değil Mesuliyet&quot; Dedi</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyadaki-ihale-operasyonunu-kosesine-tasiyan-cetin-surat-degil-mesuliyet-dedi-119067</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyadaki-ihale-operasyonunu-kosesine-tasiyan-cetin-surat-degil-mesuliyet-dedi-119067</guid>
                <description><![CDATA[6 Şubat depremlerinin ardından Malatya'da yürütülen yıkım ve enkaz kaldırma ihalelerine yönelik dev soruşturma sürüyor. Gazeteci Yazar Murat Çetin, "Yıkım bitti… Hesap başladı!" başlıklı yazısında Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde 7 ilde yürütülen ve 26 kişinin gözaltına alındığı dev ihale soruşturmasının detaylarını ve kamuoyundaki yansımalarını kaleme aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>6 Şubat depremlerinin ardından Malatya’da ağır hasarlı yapılar birer birer kaldırıldı. Aradan zaman geçmesinin ardından süreç o günlerin muhasebesine geldi. Gazeteci Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı yazısında konuyu detaylarıyla gündeme taşıdı. Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen dört ayrı soruşturma kapsamında dev bir operasyon gerçekleştirildi. Toplam 7 ilde ve 31 adreste eş zamanlı yürütülen çalışmalarda 26 kişi gözaltına alındı. Dosyanın konusunu ise Mart 2023 ile Ocak 2024 tarihleri arasında yürütülen çalışmalar oluşturuyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BANKA HAREKETLERİ VE HTS KAYITLARI DOSYADA</span></strong></p>

<p>Valilik tarafından yapılan açıklamaya göre soruşturma kapsamında banka hareketleri detaylı şekilde incelendi. Dosyada sözleşmeler, teknik şartnameler, bilirkişi raporları ve HTS kayıtları da yer alıyor. Yargı süreci devam ederken, şimdilik ortada yürütülen bir soruşturma bulunuyor ve nihai hükmü mahkeme verecek.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">GAZETECİ ÇETİN: BAZI İŞLER BİTER HESABI BİTMEZ</span></strong></p>

<p>Deprem döneminde Malatya'da enkaz kadar ihaleler, tonajlar ve işi alan firmalar konuşulmuştu. O süreçte kulaktan kulağa dolaşan iddiaların bir kısmı artık savcılık dosyasında yer alıyor. O günlerde öncelik enkazın bir an önce kalkmasıyken, bugün aynı işlere başka bir gözle bakılıyor. Konunun kamu parasıyla yürütülen işler ve depremzedenin hakkı olması nedeniyle bu defa sürat değil, mesuliyet ön plana çıkıyor. Gazeteci Yazar Murat Çetin'in de vurguladığı gibi 7 ilde 31 adrese kadar uzanan bu dosya, bazı işler bitse de hesabının bitmediğini bir kez daha gösteriyor.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/ilan-var-adresi-kim-yazdi-79015"><em><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></em></a></p>

<p><em><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-10-12%20at%2011_35_53%20(1)(2).jpeg" /></strong></em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 14 Oct 2026 15:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/malatyadaki-ihale-operasyonunu-kosesine-tasiyan-cetin-surat-degil-mesuliyet-dedi-1791979848.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dükkân Kiraları Yıllık Peşin ve Milyon Liraları Bulunca Esnaf Çaresiz Kaldı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dukkan-kiralari-yillik-pesin-ve-milyon-liralari-bulunca-esnaf-caresiz-kaldi-119063</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dukkan-kiralari-yillik-pesin-ve-milyon-liralari-bulunca-esnaf-caresiz-kaldi-119063</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’da üç buçuk yıldır konteynerde ayakta kalmaya çalışan esnafa "Konteynerden çık" çağrısı yapılırken, kalıcı dükkânlardaki fahiş kira fiyatları esnafın belini büküyor. Gazeteci Yazar Murat Çetin, Öğretmenevi Konteyner Çarşısı esnafının ve MTSO Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun gündeme getirdiği kira ve süre mağduriyetini köşesine taşıdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da geçici ticaret alanlarında faaliyet gösteren esnafa bir süredir "Konteynerden çık" deniliyor. Üç buçuk yıldır konteynerde zor şartlar altında ticaret yapan esnaf da aslında bir an önce dükkânına dönmek istiyor. Ancak Gazeteci Yazar Murat Çetin’in kaleme aldığı yazıda belirttiği gibi, konteynerden çıkmak kolay olsa da yeni dükkânlara adım atmak fahiş maliyetler nedeniyle neredeyse imkânsız hale geliyor. Dükkân kiralarının yerine göre 300 bin, 500 bin hatta 1 milyon liraya kadar yükselmesi ve üstelik bazı mülk sahiplerinin yıllık peşin ödeme talep etmesi esnafı çaresiz bırakıyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MÜHLET TALEBİ VE SADIKOĞLU'NUN UYARISI</span></strong></p>

<p>Öğretmenevi Konteyner Çarşısı’ndaki esnaf, bu ağır mali yük ve belirsizlik karşısında yetkililerden mühlet istiyor. Kalıcı yerlerin eksiksiz şekilde tamamlanmasını ve geçiş için makul bir vakit verilmesini talep eden esnafın bu çağrısına Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu da destek veriyor. Sadıkoğlu, "Çarşı hazır olmadan esnaf nereye gidecek?" diyerek sürecin getirdiği riske dikkat çekiyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TİCARET BETONLA DEĞİL KEPENK AÇILINCA BAŞLAR</span></strong></p>

<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, yazısında şehir yönetiminin esnafa "Yerine dön" çağrısı yaptığını ancak dükkân maliyetlerinin ortada olduğunu vurguluyor. Depremin felaketini yaşamış ve yıllarca konteynerde ayakta kalma mücadelesi vermiş esnafın önüne şimdi de devasa bir kira yükü dikiliyor. Malatya elbette yeni çarşısını kuracak; dükkânlar inşa edilecek, caddeler açılacak ve tabelalar asılacak. Ancak esnaf bu yüksek maliyetler yüzünden o dükkânların içine giremiyorsa, çarşının tamamlanmış sayılmayacağı ifade ediliyor. Çünkü ticaret sadece binaları dikmekle değil, esnafın o dükkânda kepenk açmasıyla başlıyor.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/ilan-var-adresi-kim-yazdi-79015"><u><em><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></em></u></a></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-10-12%20at%2011_35_53%20(2)(1).jpeg" style="height:564px; width:800px" /></p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 14 Oct 2026 12:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/dukkan-kiralari-yillik-pesin-ve-milyon-liralari-bulunca-esnaf-caresiz-kaldi-1791972446.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mustafa AKDEMİR / Görünenin Ötesini Görebilmek</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/mustafa-akdemir-gorunenin-otesini-gorebilmek-119057</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/mustafa-akdemir-gorunenin-otesini-gorebilmek-119057</guid>
                <description><![CDATA[Mustafa AKDEMİR yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>“Gözümle görmediğim şeye inanmam”!&nbsp;</p>

<p>Bu sözü sık duyuyoruz. Peki gerçekten sadece gördüğümüz şeylere mi inanırız?&nbsp;</p>

<p>Şunu baştan belirtelimki böyle diyen bir kimse, hakikatin ölçüsünü sadece başındaki kaba ve sınırlı et parçası olan görme organına indirgemiş olur. &nbsp;Çünkü her şeyi maddiyatta arayanların akılları gözlerindedir. Göz ise maneviyatı göremez. Halbuki inanmak yalnızca görmekle ilgili değil; akıl, kalp ve basiretle hakikati kavramak ve kabul etmekle ilgilidir.<br />
Konuyu biraz açalım:</p>

<p><strong>Görmemek, Yokluğa Delil Olamaz&nbsp;</strong></p>

<p>Bir şeyin gözle görünmemesi, onun var olmadığını göstermez. Zira gözünü kapayan, yalnız kendine gece yapar; gündüzü gece yapamaz. Öte yandan görmediğimiz maddi manevi bir sürü şeye inanıyoruz zaten, mesela; rüzgârı, elektriği, yerçekimini, radyasyonu veya mikropları gözümüzle göremeyiz; fakat eserleriyle ve neticeleriyle varlıklarını kesin olarak kabul ederiz.</p>

<p>Veya; İnsanın kendi aklı, ruhu, hafızası, sevgisi, merhameti veya acısı gözle görülmez. Ama hiç kimse gözüyle göremediği için aklını, ruhunu veya hislerini inkâr etmez.</p>

<p><strong>Duyu Organlarının Sınırı ve İş Bölümü</strong></p>

<p>İnsandaki her bir duyu organının kavrayış alanı farklıdır:</p>

<p>Göz sadece kaba, kesif ve ışığa bağımlı maddeleri görmek içindir.</p>

<p>Kulak sesleri işitir, dil tatları alır, akıl mantık süzgecinden geçirir, kalp ve basiret ise manaları ve hakikatleri kavrar.</p>

<p>Kulağıyla resim seyretmeye veya diliyle sesleri duymaya çalışan bir adam nasıl komik duruma düşerse; sadece baş gözüyle soyut, manevî ve kudsî hakikatleri görmeye çalışan biri de aynı derece aklı devre dışı bırakmış olur.</p>

<p><strong>Eserden Sanatkâra Gitmek</strong></p>

<p>Bir saray, mükemmel bir tablo veya dakik çalışan bir saat gördüğümüzde; onun mimarını, ressamını veya saat ustasını gözümüzle fiziken O eserin içinde aramayız.<br />
Ustanın kendisini gözümüzle görmesek bile, eserdeki nizam, ölçü, sanat ve hikmet; ustanın varlığını, ilmini ve kudretini aklımıza güneş gibi kat'î olarak kabul ettirir. Bu saat kendi kendine olmuş demeyiz.</p>

<p>Aynı şekilde, kâinat sarayındaki kusursuz nizam, her an tazelenen canlılık, hassas dengeler ve hikmetler; baş gözüyle görülmeyen fakat eserleriyle tecelli eden Sâni'-i Zülcelâl'i akıl ve kalp gözüne (basirete) açıkça gösterir.</p>

<p><strong>İspat ile İnkârın Mantıksal Farkı</strong></p>

<p>Bir şeyin varlığını ispat etmek için tek bir delil veya numune göstermek yeterlidir. Ancak "Yoktur" diyerek inkâr edebilmek için, bütün kâinatı, geçmişi ve geleceği tarayıp hiçbir yerde olmadığını kanıtlamak gerekir ki bu imkânsızdır.<br />
"Gözümle görmüyorum, öyleyse yoktur" demek bir delil değil; sadece kişisel bir bilgisizlik veya kabul etmeme beyanıdır. Bir körün "Güneş yoktur" demesi, Güneş'in varlığına halel getirmediği gibi; aklını gözüne indirmiş birinin inkârı da hakikati değiştirmez.</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/gorunenin-otesini-gorebilmek-79017"><u><em><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></em></u></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 14 Oct 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/mustafa-akdemir-gorunenin-otesini-gorebilmek-1791964000.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Arif Karaca: Güçlü Aile Bağları Şirketi Koruyor</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/arif-karaca-guclu-aile-baglari-sirketi-koruyor-119038</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/arif-karaca-guclu-aile-baglari-sirketi-koruyor-119038</guid>
                <description><![CDATA[Aile geleneğinin korunmasının şirketlerin başarısına doğrudan etki ettiğini belirten Karaca Grup Yönetim Kurulu Başkanı Arif Karaca, “Biz aile olarak haftada bir gün mutlaka bir araya geliyoruz. O gün bizim için aile günü. Problemler varsa konuşuyoruz, çözülmesi gereken meseleleri çözüyoruz” dedi. Aile bireylerinin haftada bir gün mutlaka bir araya geldiğini anlatan Karaca, “Bir aile bireyine ihtar edilmesi gereken bir şey varsa onu da konuşuyoruz. Aslında orası bizim işlerimizi evimizde konuştuğumuz yer” diye konuştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden Karaca Grup, başarısını aile bağlarına borçlu. Gazeteci Murat Çetin’e açıklamalarda bulunan şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Arif Karaca, aile olarak haftada bir gün mutlaka bir araya geldiklerini söyledi. O günü aile günü ilan ettiklerini anlatan Karaca, “Problemler varsa konuşuyoruz, çözülmesi gereken meseleleri çözüyoruz. &nbsp;Bir aile bireyine ihtar edilmesi gereken bir şey varsa onu da konuşuyoruz. Aslında orası bizim işlerimizi evimizde konuştuğumuz yer” diye konuştu.&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HAFTADA BİR GÜN AİLEYE AYRILMALI</span></strong></p>

<p>Çocuklarına aile bağlarının güçlendirilmesi konusunda nasihatlerde bulunan Karaca, “Çocuklarımıza, ‘Haftanın altı günü sizin. Gidin, gezin, işinizi yapın. Ama bir günü bize ayırın’ diyoruz. Bu konuda taviz vermiyoruz. Pazar gününe randevu almamalarını, iş koymamalarını, arkadaşlarıyla program yapmamalarını söylüyoruz. Çünkü o gün bizim.Bazen mangal yapıyoruz, yemekler hazırlanıyor, hep birlikte aynı sofrada oturuyoruz. Bu sadece bir yemek değil; aile bireylerinin birbirleriyle kaynaşması, motive olması ve bağlarının güçlenmesi anlamına geliyor. Ben 70 yaşındayım ve hâlâ bütün aile bir aradayız. Dostlarım “Bunu nasıl başarıyorsunuz?” diye soruyor. Ben de onlara, “Çocuklarınızın haftada bir gününü mutlaka size ayırmasını sağlayın” diyorum. Biz faydasını gördük, başkalarına da faydalı olacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BU BİZİM KÜLTÜRÜMÜZ</span></strong></p>

<p>Aslen Malatyalı olan Karaca, “Aslında yaptığımız yeni bir şey değil. Bu bizim geçmişimiz. Malatya'da avlulu evlerimiz vardı. O avlularda aileler toplanır, yemekler yapılır, sohbet edilir, herkes bir araya gelirdi. Biz babalarımızdan, amcalarımızdan aldığımız o kültürü devam ettirmeye çalışıyoruz. Bugün sosyal medyanın hayatımıza bu kadar girdiği ve birçok değeri dejenere ettiği bir dönemde aile birlikteliğini korumak daha da önemli. Özellikle Müslüman Türk ailelerinin geçmişten gelen bu kültürü yaşatması gerektiğine inanıyorum” diye konuştu.&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÇEKİRDEK AİLE GENLERİMİZE UYGUN DEĞİL</span></strong></p>

<p>Türkiye'nin kendi köklerine dönmesi gerektiğini ifade eden Karaca, “Ben artık çekirdek ailenin Türk toplumunun yapısına uygun olmadığını düşünüyorum. Bizim genlerimiz büyük aileye uygun. Bir arada olmalıyız, dayanışma içinde olmalıyız ve bu kültürü kaybetmemeliyiz. Haftada bir gün bütün aile bireylerinin bir araya gelmesi belki abartılı gelebilir ama bence bu, ülkenin geleceğiyle ilgili bir mesele. Bunun için büyük çiftliklere de gerek yok. Bir baba evi varsa herkes oraya gelebilir. Biri Üsküdar'da, biri Kadıköy'de, biri Beykoz'da oturabilir. Önemli olan haftada bir gün bir araya gelmektir. Çünkü aile bunun için vardır. Herkes aynı olmayacak. Birinin güçlü olduğu yerde diğeri zayıf olabilir. Birinin eksiğini diğeri tamamlar. Herkesin meziyeti farklıdır. Ailenin birlikteliği de zaten bunun için gereklidir” değerlendirmesi yaptı.&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SONRADAN GÖRMEYİ BIRAKMALIYIZ</span></strong></p>

<p>Türkiye’nin aslında köylü bir toplum olduğunu anlatan Karaca, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunu söylemekten çekinmemek lazım. Babam 1945'te İstanbul'a geldiğinde Tahtakale'de bir tane Türk tabelası bulamadığını anlatırdı. Ermeni, Yahudi ve Rum esnafların olduğu bir ortam vardı. Bugün Türk toplumu ve Müslüman kesim ekonomik anlamda çok daha güçlü bir noktaya geldi. Ancak burada başka bir problem ortaya çıktı: Sonradan görmelik. Köyde imkânımız yokken şehre geldik, sonra en lüks arabalara, yatlara sahip olduk. Ama bazen kazandığımız imkânı taşıyamıyoruz. Egolarımız büyüyor. Allah'a şükür bizim ailemiz böyle bir aile değil. Nereden geldiğimizi çok iyi biliyoruz. Bizden daha az maddi imkâna sahip insanların bizden çok daha iyi yaşayabildiğini de görüyoruz. Bunu bir eksiklik değil, bir güzellik olarak kabul ediyoruz.İmkânımız varsa daha mütevazı yaşayabilmeliyiz. Toplum olarak sonradan görmelikten vazgeçmemiz lazım. Bu ülkede ciddi anlamda yoksulluk yaşayan insanlar var. Biraz konforumuzdan, biraz lüksümüzden fedakârlık edip o insanlara yardımcı olmalıyız. Eskiden “Yarım ekmek yeme, çeyrek ekmek ye; çeyreğini de komşunla paylaş” anlayışı vardı. Biz bunu kaybettik. Artık çeyrek ekmeği paylaşmak bir yana, başkasının elindeki çeyrek ekmeği de almaya çalışan bir noktaya geldik. “Altta kalanın canı çıksın” anlayışına sürükleniyoruz. Bu bizim toplumumuzun özüne, genlerimize ters.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EĞİTİM AİLEDE BAŞLAR</span></strong></p>

<p>Ülkedeki eğitim yetersizliğinden bahseden insanlara dikkat çeken Karaca, “Bu aynı zamanda bir eğitim meselesi. Ülkedeki eğitimin yetersizliğinden söz eden insanlara bakıyorum; kendi çocuğuna edep, adap, ahlak, saygı ve sevgiyi öğretmemiş. Kendi çocuğuna bunları veremiyorsun, sonra okulun vermesini bekliyorsun. Bu doğru değil. Eğitim ailede başlar. Otuz kişilik bir sınıfta öğretmenin her çocuğa bu değerleri kazandırmasını bekleyemezsiniz. Bu, öncelikle anne babanın ve ailenin görevidir. Çocuğumuzu en pahalı okullara göndermekle görevimizi tamamlamış olmuyoruz. Hatta bazen öğretmen çocuğa bir şey söylediğinde, ertesi gün anne öğretmenin karşısına dikiliyor. Buradaki problem de yine aynı: Sonradan görmelik. İmkânlarımız arttı ama gördüklerimizi sindirmeyi, ona layık olmayı da öğrenmemiz gerekiyor. Edebi, adabı ve ahlakı bilmek gerekiyor” şeklinde konuştu.&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÇOCUKLAR ŞİRKETİ KÜÇÜK YAŞTAN TANIMALI</span></strong></p>

<p>Ticaretle uğraşan insanların çocuklarını küçük yaşlardan itibaren iş yerine götürmesi gerektiğine vurgu yapan Karaca, “Özellikle yaz tatillerini değerlendirmek ve çocuklara esnaf kültürünü, ticaret kültürünü göstermek önemli. Çok iyi okullarda okuyup yurt dışında eğitim almış bir çocuk, hiç şirketi tanımadan bir gün gelip aile şirketinin başına oturursa kendisini yabancı hissedebilir. Ama çocukluğundan itibaren şirketin gelişimine şahit olmuşsa, o şirket onun için başka bir anlam taşır. Oğlum Fatih de bana bunu söylüyor. Üniversiteyi bitirmesi, yurt dışında eğitim alması, önemli şirketlerde çalışması bir tarafa; çocukluğunda Tahtakale'deki dükkâna gidip gelmesinin çok daha farklı bir deneyim olduğunu söylüyor.<br />
Ben de çok küçük yaştan itibaren iş yerine gidip geldim. Babam beni nasıl götürdüyse ben de çocuklarıma aynı kültürü aktarmaya çalıştım. Ancak bunu zorlamak da doğru değil. Çocuğunuz bu işi sevmiyorsa, başka bir şey yapmak istiyorsa ve siz de onun istediği işte bir gelecek görüyorsanız ona yol gösterebilirsiniz. Ama bütün bunlara rağmen kendi işini kurmak istiyorsa engel olmam. Hatta yardımcı olur, sermaye de vererek ‘Git, kendi işini kur’ derim” şeklinde konuştu.&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AİLE ŞİRKETİNİN TEMELİNDE ADALET VAR</span></strong></p>

<p>Aile şirketlerinde en önemli meselelerden biri adalet duygusu olduğuna işaret eden Karaca, şu ifadeleri kullandı: “Diğer ortaklıklarda herkes kendi menfaatini korur. Ama aile şirketlerinde insanlar birbirlerine güvendikleri için aile içerisinde adalet olmak zorundadır. Ailenin büyüğü veya yön veren kişi adaletli değilse şirket yürümez. Her şeyi kendine yontarsa, kardeşlerinin menfaatlerini gözetmezse aile şirketinin devamlılığı mümkün olmaz. Babam vefat ettikten yıllar sonra, miras paylaşımı sırasında annem bana bir anısını anlattı. Babam, yıllar önce anneme, “Benim Arif gibi oğlum var. O adaletsizlik yapmaz. Kız kardeşinin hakkını fazla fazla verir” demiş. Yıllar sonra annemden bunu duyduğumda çok etkilendim. Bizim aile şirketindeki en büyük avantajlarımızdan biri de kardeşlerin sermayelerinin eşit olması. Böylece kimse diğerine “Ben senden daha az pay alıyorum ama daha fazla çalışıyorum” diyemiyor. Aile şirketini yöneten kişinin sözü geçebilir, saygı duyulabilir ama en başta adaletli olması gerekir.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SOYADI DEĞİL, LİYAKAT</span></strong></p>

<p>Aile şirketlerindeki soyadı faktörüne vurgu yapan Karaca, “Şirket içinde soyadının tek başına bir anlamı olmamalı. Bunun bir tane cevabı var: Liyakat. Çocuklarımıza miras olarak sadece servet bırakmak yeterli değil. Bizim çok güzel bir atasözümüz vardır: “Oğlum akıllı, neylesin parayı? Oğlum deli, neylesin parayı?” Sermayeden çok iyi yetişmiş evlatlar önemli. İyi eğitim almış, aile kültürünü özümsemiş, edebi, adabı ve ahlakı sindirebilmiş bireyler yetiştirmek gerekiyor” diye anlattı.&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BANA HAYIR DİYEBİLEN İNSANLARLA ÇALIŞTIM</span></strong></p>

<p>Şirket içinde kendisine “hayır” diyebilen insanlardan her zaman keyif aldığını ifade eden Karaca, “Yıllar önce birlikte çalıştığım İbrahim Kuşadalı vardı. Kültürü, yaşam tarzı, inancı benimkinden çok farklıydı. Ama yıllarca yanımda tuttum. Çünkü hatalarımı yüzüme karşı söyleyebilen bir adamdı. “Sen bunu yanlış yapıyorsun kardeşim” diyebiliyordu. Benimle tartışabiliyordu. Bir yöneticinin etrafında sadece kendisini onaylayan insanların olması doğru değil. Bazen size yanlışınızı söyleyecek insanlara ihtiyacınız var” dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AİLE ANAYASASI YAŞAYAN BİR METİN OLMALI</span></strong></p>

<p>Aile anayasası vurgusu yapan Karaca, bu metni hazırlamak isteyen şirketlerin öncelikle çok iyi araştırma yapması gerektiğini söyledi. Danışmanlık şirketlerinden destek alınarak aile anayasası hazırlanabildiğini hatırlatan Karaca, anayasa hazırlandıktan sonra işin bitmediğini, süreç içinde karşılaşılan sorunlara göre anayasayı güncellemek gerektiğinin altını çizdi. “Biz bir aile anayasası yaptık, artık bu böyle sonsuza kadar gider diye bir şey yok” diyen Karaca, “Yarın öbür gün hiç öngörmediğiniz bir problemle karşılaşabilirsiniz. Eğer anayasada bununla ilgili bir madde yoksa o problemi not edip aile anayasasına eklemek gerekir. Çünkü aynı problem ileride yeniden yaşanabilir” ifadelerine yer verdi.&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">EN BÜYÜK MİRASIMIZ AİLE KÜLTÜRÜ&nbsp;</span></strong></p>

<p>Aile kültürünün önemine dikkat çeken Karaca sözlerine şu ifadelerle devam etti: “Karaca'nın beşinci kuşağı görevi devraldığında onlara bırakmak istediğim en önemli şey aile kültürüdür. Edep, adap, saygı, aile birlikteliği, aile bireylerinin birbirlerine olan bağlılığı ve ihtiyaç olduğunda birbirlerinin yardımına koşması…Benim için asıl önemli olan bunlar. Bir ailede herkesin aynı olması mümkün değil. Yirmi tane çocuk varsa hepsinin üstün zekâlı olmasını bekleyemezsiniz. Biri çok başarılıdır, biri daha vasattır. Biri güçlüdür, biri zayıftır.Ama aile bunun için vardır. Birinin fazlalığı diğerinin eksikliğini kapatır. Herkes farklı meziyetlerle yaratılmıştır. Önemli olan bu farklılıkların aile içinde birbirini tamamlamasıdır. Aileyi koruyan şey de budur: Birliktelik, dayanışma, adalet, sevgi ve birbirinin eksiğini tamamlayabilmek. Bunu kaybetmememiz lazım” diye konuştu.&nbsp;<br />
Güveni korumak çok önemli&nbsp;<br />
Yıllardır iş dünyasında varlık gösteren Karaca, güveni kazanmak önemli ama korumanın daha önemli olduğunu belirterek, “Çünkü olmayan bir şeyi koruyamazsınız. Önce güveni kazanacaksınız, sonra onu koruyacaksınız. Sermaye, para, mal mülk… Bunların hepsi bir tarafa; güven bir tarafa. Bazen karşı tarafın size duyduğu güven sayesinde parayla satın alamayacağınız bir şeyi satın alabilirsiniz. Çünkü bazı şeyler para ile alınmaz” dedi.&nbsp;</p>

<p><strong>KAYNAK: PLUSONE BUSINESS DERGİSİ</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 13 Oct 2026 12:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/arif-karaca-guclu-aile-baglari-sirketi-koruyor-1791883661.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rektör Bentli Hakkındaki İddia Gündemdeki Yerini Koruyor! Şartlar Neden Bu Kadar Dar Tutuldu?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/rektor-bentli-hakkindaki-iddia-gundemdeki-yerini-koruyor-sartlar-neden-bu-kadar-dar-tutuldu-119037</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/rektor-bentli-hakkindaki-iddia-gundemdeki-yerini-koruyor-sartlar-neden-bu-kadar-dar-tutuldu-119037</guid>
                <description><![CDATA[Usta Kalem Murat Çetin, Malatya Turgut Özal Üniversitesinin Akçadağ Meslek Yüksekokulu için yayımladığı bir kişilik kadro ilanındaki hususi şartların tek bir adayı tarif ettiği iddialarını ve Rektör Prof. Dr. Recep Bentli'nin konuya ilişkin açıklamasını kaleme aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Turgut Özal Üniversitesinin Akçadağ Meslek Yüksekokulu Laborant ve Veteriner Sağlık Programı için yayımladığı bir kişilik kadro ilanını köşesine taşıdı. İlanda yer alan şartlara dikkat çeken Çetin; adayın Kimya Anabilim Dalında yüksek lisans, yine kimyada doktora, veteriner sağlık veya laboratuvar uygulamaları üzerine bilimsel çalışma ve yükseköğretimde en az iki yıl ders verme tecrübesine sahip olması gerektiğinin belirtildiğini aktardı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ODATV’NİN İDDİALARI VE REKTÖR BENTLİ’NİN AÇIKLAMASI...</span></strong></p>

<p>OdaTV tarafından söz konusu şartların Rektör Prof. Dr. Recep Bentli’nin akrabası olduğu ileri sürülen bir akademisyenin öz geçmişiyle örtüştüğünün yazıldığını belirten Murat Çetin, Bentli’nin bu iddiaları reddettiğini bildirdi. Bentli iddialara karşı ilanın bölüm ihtiyacına göre hazırlandığını dile getirirken, Çetin ise "kişiye özel değil" diyen Bentli'nin "kişiye özel değil" ifadesine atıfta bulunarak ilanın niçin bu kadar dar tarif edildiğinin açıklanması gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ŞARTNAMEDEKİ HUSUSİ MADDELER MERAK KONUSU OLDU</span></strong></p>

<p>Kadro ilanındaki detayları değerlendiren Çetin, bir kişilik kadro için hazırlanan şartnamenin neredeyse öz geçmiş kadar mufassal olduğunu, yüksek lisans, doktora, çalışma alanı ve tecrübe şartının tek tek belirlendiğini vurguladı. Şartların bir aday mı aradığı yoksa bir öz geçmişi mi tarif ettiği sorusunu gündeme getiren Çetin, kamu kadrosunda mevzuat kadar izahın da önemli olduğunu ifade etti. Üniversitelerde kadro açılması, adayların başvurması ve jürinin değerlendirmesi sürecine değinen yazar, şartnamenin daha baştan tek bir ismi çağrıştırması durumunda öncelikle ilanın kendisinin imtihana gireceğini belirtti.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/ilan-var-adresi-kim-yazdi-79015"><span style="color:#c0392b"><strong><u><em>YAZININ TAMAMI BURADA</em></u></strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 13 Oct 2026 12:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/rektor-bentli-hakkindaki-iddia-gundemdeki-yerini-koruyor-sartlar-neden-bu-kadar-dar-tutuldu-1791882221.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / Malatya&#039;yı Birlikte İhya Etmek</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-malatyayi-birlikte-ihya-etmek-119030</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-malatyayi-birlikte-ihya-etmek-119030</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya, 6 Şubat depremleriyle tarihinin en ağır imtihanlarından birini yaşadı.</p>

<p>Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü iradesi ve devletimizin seferber ettiği imkânlarla şehrimiz yeniden ayağa kalkıyor. Elbette eksikler, gecikmeler ve çözüm bekleyen meseleler var. Ancak asrın felaketinin enkazından bir şehri yeniden ayağa kaldırmanın kolay olmadığını da teslim etmek gerekiyor.</p>

<p>Bugün Malatya'da yeni bir anlayış öne çıkıyor: "İnşadan ihyaya..."</p>

<p>Büyükşehir Belediye Başkanımız Sami Er'in ve Yeşilyurt Belediye Başkanımız Prof. Dr. İlhan Geçit'in dile getirdiği bu yaklaşımı son derece kıymetli buluyorum.</p>

<p>İnşaatlar henüz tamamlanmış değil. Şehrimizin birçok noktasında çalışmalar devam ediyor. Ancak ihya için bütün inşaatların bitmesini beklemek de gerekmiyor.</p>

<p>Bir taraftan konutlar ve iş yerleri yükselirken diğer taraftan tamamlanan bölgelerin yollarının, kaldırımlarının, parklarının, bahçelerinin ve sosyal alanlarının düzenlenmesi, şehrin geleceğinin bugünden planlanması önemli bir adımdır.</p>

<p>Malatya Büyükşehir, Yeşilyurt ve Battalgazi belediyelerimizin bu doğrultudaki gayretleri takdire şayandır. Başkanlarımız Sami Er, Prof. Dr. İlhan Geçit ve Bayram Taşkın'ın ekipleriyle birlikte ortaya koydukları emeği görmezden gelemeyiz.</p>

<p>Elbette eksikleri olabilir. Önemli olan bu eksikleri yapıcı eleştirilerle gidermek, doğru yapılan işleri de takdir etmektir. Çünkü mesele bir başkanın, bir belediyenin veya bir siyasi görüşün değil, Malatya'nın geleceği meselesidir.</p>

<p>Ancak ihya denildiğinde yalnızca yolları, kaldırımları, parkları ve binaları düşünmemeliyiz.</p>

<p>İhya, aynı zamanda insanı ve toplumsal hayatı onarmaktır.</p>

<p>Biz şehrimizi yeniden inşa ederken esnaf ahlakımızı, komşuluk hukukumuzu, kardeşlik bağlarımızı ve manevi değerlerimizi de güçlendirmek zorundayız.</p>

<p>Malatya, geçmişte esnafıyla, ticaret ahlakıyla, güven ve dayanışma kültürüyle anılan bir şehirdi. Bugün ise fiyat farklılıklarından fırsatçılığa kadar çeşitli şikâyetlerle karşılaşıyoruz.</p>

<p>Elbette bütün esnafımızı aynı kefeye koyamayız. Depremin ağır şartlarına rağmen dürüstlüğünden taviz vermeyen, alın teriyle çalışan binlerce esnafımız var. Ancak hiçbir zorluk, ticarette insafın ve hakkaniyetin kaybolmasına gerekçe olamaz.</p>

<p>Bir şehrin bereketi yalnızca kazancıyla değil, insanlarının birbirine duyduğu güvenle ölçülür.</p>

<p>Gençlerimiz de üzerinde hassasiyetle durmamız gereken bir başka meseledir. Uyuşturucu ve bağımlılık tehlikesine karşı güvenlik güçlerimizin mücadelesini ailelerimiz, okullarımız, yerel yönetimlerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımızla desteklemeliyiz.</p>

<p>Gençlerimize yalnızca nasihat etmekle yetinmeyip spor, kültür, eğitim ve istihdam imkânları da sunmalıyız. Çünkü bir şehrin geleceği, yükselen binalarından önce yetişen nesillerinde saklıdır.</p>

<p>Depremle birlikte mahallelerimizin sosyal dokusu değişti. Komşular birbirinden uzaklaştı, yeni yerleşim alanları oluştu. Şimdi Malatya'nın yardımlaşma kültürünü, kardeşlik hukukunu, büyüğe hürmetini ve küçüğe merhametini yeniden güçlendirme zamanıdır.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/malatyayi-birlikte-ihya-etmek-79016"><u><em><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></em></u></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 13 Oct 2026 12:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/ebuzer-aydin-malatyayi-birlikte-ihya-etmek-1791871084.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / İlan Var... Adresi Kim Yazdı?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-ilan-var-adresi-kim-yazdi-119010</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-ilan-var-adresi-kim-yazdi-119010</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi bir kadro ilanı yayımladı.</p>

<p>Akçadağ Meslek Yüksekokulu.</p>

<p>Laborant ve Veteriner Sağlık Programı.</p>

<p>Kadro:</p>

<p><strong>Bir kişi.</strong></p>

<p>Şartlar?</p>

<p>Yüksek lisans Kimya Anabilim Dalı’nda.</p>

<p>Doktora yine kimyada.</p>

<p>Veteriner sağlık veya laboratuvar uygulamaları üzerine bilimsel çalışma.</p>

<p>Üstüne, yükseköğretimde en az iki yıl ders verme tecrübesi.</p>

<p>OdaTV, bu şartların<strong> Rektör Prof. Dr. Recep Bentli’nin akrabası</strong> olduğu ileri sürülen bir akademisyenin öz geçmişiyle örtüştüğünü yazdı.</p>

<p>Bentli ise iddiayı reddetti; ilanın bölüm ihtiyacına göre hazırlandığını söyledi.</p>

<p>Bir kişilik kadro.</p>

<p>Şartname ise neredeyse öz geçmiş kadar<strong> mufassal.</strong></p>

<p>Yüksek lisans belli.</p>

<p>Doktora yine belli.</p>

<p>Çalışma alanı tarif edilmiş.</p>

<p>Tecrübe şartı da konmuş.</p>

<p><strong>Bu şartlar aday mı arıyor?</strong></p>

<p><strong>Yoksa bir öz geçmişi mi tarif ediyor?</strong></p>

<p>Kamu kadrosunda mevzuat kadar izah da mühim.</p>

<p>Hele şartlar bu kadar hususîyse…</p>

<p>Recep Bentli “kişiye özel değil” diyor.</p>

<p>O hâlde yapılacak iş belli:</p>

<p>İlanın niçin bu kadar dar tarif edildiğini açıklamak.</p>

<p>Zira üniversitede kadro açılır.</p>

<p>Aday başvurur.</p>

<p>Jüri değerlendirir.</p>

<p>Ama şartname daha baştan tek bir ismi çağrıştırıyorsa…</p>

<p><strong>önce ilanın kendisi imtihana girer.</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-10-12%20at%2011_35_53.jpeg" /></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>YIKIM BİTTİ… HESAP BAŞLADI!</strong></span></p>

<p>6 Şubat’tan sonra Malatya’da ağır hasarlı yapılar birer birer kaldırıldı.</p>

<p>Aradan zaman geçti.</p>

<p>Şimdi sıra o günlerin <strong>muhasebesinde.</strong></p>

<p>Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen dört ayrı soruşturma kapsamında operasyon yapıldı.</p>

<p>7 il.</p>

<p>31 adres.</p>

<p><strong>26 gözaltı.</strong></p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/ilan-var-adresi-kim-yazdi-79015"><strong><u><em>YAZININ DEVAMI BURADA</em></u></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 15:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/murat-cetin-ilan-var-adresi-kim-yazdi-1791795311.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sarper SAN / Çivi Çıkmış Mı, Çıkmış</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sarper-san-civi-cikmis-mi-cikmis-118989</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sarper-san-civi-cikmis-mi-cikmis-118989</guid>
                <description><![CDATA[Sarper SAN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Adını hatırlamıyorum. Filozofun biri, <strong>“herkesin bir doğrusu var bu doğru. Yanlış olanı herkesin doğrusunda ısrarcı olması.”</strong> Sonrada eklemiş,<strong> “eğer bu kalıcı olursa işte o zaman sıkıntı başlar.”</strong> Bence doğru söylemiş.<br />
Yaradılış gereği herkesin bazı konularda kendisine ait doğrusunun olması doğaldır. Ancak, yine yaradılış gereği insanların birçok doğruda konuşması, tartışması, uzlaşması gerekir.&nbsp;<br />
Bugün maalesef memleketimizde böyle bir uzlaşmadan söz etmek zor. Konuşma ve anlaşma süreçleri çoktan geçildi.<br />
Grupların, partilerin &nbsp; tabu haline getirdiği kendi doğruları çok uzun bir zamandır bireysel faciaya dönüştü.<br />
Bu da memleketin zaten çıkık çivisinin iyice çıkmasına neden oldu. O çiviyi yerine yeniden çakmak ise biraz sorunlu.<br />
Biraz düşününce, biraz araştırınca herkesin kendi doğrusuna tapma eyleminin bugüne özgü olmadığı görülüyor. U hastalık epey uzun bir zaman önce bulaşmış bize. İşin garibi bu hastalık hoşumuza gitmiş. Zamanın söylem ve modası ile biçim değiştirmiş kılık değiştirmiş.&nbsp;<br />
Her yer ve ortamda uzlaşmaz benim doğrum tartışılmaz tavrı kibrin de ötesine geçmiş durumda. Memleketin politikacısı, sanatçısı, kuryesi, taksicisi vb küfrediyor, hakaret ediyor ve utanmıyor.<br />
Utanmanın yanı sıra özür de çoktandır çöpe girmiş vaziyette.<br />
İşte gördünüz, duydunuz, memleketin sanatçı kontenjanından bir kişinin İzmir belediye başkanının parti değiştirmesi üzerine sözleri. Bu benim doğrum demesi mümkün mü, elbette. Ama mahkemede öyle dememiş, “<strong>ben zaten asker kızıyım</strong>” demiş.<br />
O da doğru mu? Bilmiyorum.<br />
Bildiğim. Evet çivi çıkmış…</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-10-11%20at%2011_13_11.jpeg" /></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>&nbsp;İSTATİSTİKLER Mİ YALANCI BİZ Mİ?</strong></span></p>

<p>Ara sıra istatistiklere bakıyorum. Bazı uluslararası şirketler Dünya Bankası ve BM gibi kuruluşların verilerinden yararlanarak istatistik bilgileri yayınlıyorlar.<br />
İşte örneğin, 1970 ile 20233 arası dünyada et üretimi yapan ülkeler, gibi.&nbsp;<br />
Bu istatistikler ülkelerin genel ve vatandaşlarının özel durumlarına yönelik ilginç bilgiler de veriyor. Bugün sizinle bu istatistiklerden edindiğim ve bence önemli iki konuyu paylaşacağım. Ama istatistikler mi yalancı, biz insanlar mı? Çözemedim.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>ÜRETİYORUZ AMA TÜKETEMİYORUZ.</strong></span></p>

<p>Efendim eldeki bilgilere göre memleketimiz maşallah kırmızı et, beyaz et üreten başlıca ülkeler arasında. Bu, domatesten, elmaya, ıspanaktan patatese kadar hemen hemen bütün gıda ürünlerinde geçerli. Zeytinyağı, Ayçiçek yağında da çok iyiyiz. Yani adamlar yılı ile miktarı ile yazmışlar.<br />
Örneğin memleketimizdeki at sayısı 70’lerden sonra düşmüş, daha önce ilk beş, ilk ondayız. Ancak az önce vurguladığım konularda hep artış hep yükselme var.&nbsp;<br />
Yani kusura bakmayın da biz dünyada kırmızı et üreten ülkeler arasında ilk onda, beyaz ette ilk yedide isek, bunları neden çok pahalıya yiyor hatta bazen et ithalatı yapıyoruz?</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/civi-cikmis-mi-cikmis-79014"><em><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></em></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 11 Oct 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/sarper-san-civi-cikmis-mi-cikmis-1791709707.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Maddiyyunluk Tâunu</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-maddiyyunluk-taunu-118983</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-maddiyyunluk-taunu-118983</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Maddiyyunluk denince aklımıza hemen Allah’ı inkâr eden adam geliyor.</p>

<p>Hâlbuki tâun daha sinsi.</p>

<p>İnsan namaz kılar.</p>

<p>Secde eder.</p>

<p>Allah’a inanır.</p>

<p>Sonra kâinatta gördüğü İlâhî fiilleri mahlûka dağıtır.</p>

<p>Yağmur indirilir; tesiri buluta verir.</p>

<p>Şifa ihsan edilir.</p>

<p>İlacı müessir bilir.</p>

<p>Mahsul çıkartılır; toprağa mâl eder.</p>

<p>İlim verilir.</p>

<p>Nefsine yazar.</p>

<p>Muvaffakiyet nasip edilir:</p>

<p>“Ben yaptım.”</p>

<p>der.</p>

<p>Tevhidin yarası burada açılır.</p>

<p>Çünkü bütün mevcudat birer eserdir.</p>

<p>Eser, izdir.</p>

<p>İz seni fiile götürür.</p>

<p>Fiil de fâilini aratır.</p>

<p>Bir çiçeğe bakarsın.</p>

<p>Üzerindeki nizamı, hayatı, rızkı okursun.</p>

<p>Çiçek bunların menbaı değildir.</p>

<p>İlâhî fiillerin üzerinde okunduğu bir mazhar, bir âyinedir.</p>

<p>Tevhid, eserdeki izi takip edip sahibine varmaktır.</p>

<p>Hayat, Muhyî ismini hatırlatır.</p>

<p>İlim seni Alîm’e götürür.</p>

<p>Eserden fiile, fiilden isme geçersin.</p>

<p>Oradan Müsemmâ’ya.</p>

<p>Kur’ân’ın kâinatı “âyet” diye okutmasının sırrı da burada.</p>

<p>“Ve min âyâtihî…”</p>

<p>O’nun âyetlerinden.</p>

<p>Güneş de böyle okunur.</p>

<p>Gece de.</p>

<p>Yağmur da.</p>

<p>İnsan da.</p>

<p>Allah eserini gösterir.</p>

<p>İnsan bazen o eserdeki fiili yine eserin kendisine verir.</p>

<p>Tabiatperestlik böyle başlar.</p>

<p>Kanun karşısına çıkar.</p>

<p>Onu icra eden kuvvet gibi okur.</p>

<p>Sebebi de vazifeli perde olmaktan çıkarıp müessir mevkiine koyar.</p>

<p>Hâlbuki kanun, yapılan işin ölçüsüdür.</p>

<p>Sebep, vazifeli bir perdedir.</p>

<p>Tabiat ise İlâhî sanatın üzerinde okunduğu nizamın adıdır.</p>

<p>Âfakta yanılgı burada başlar.</p>

<p>Enfüste ise ene devreye girer.</p>

<p>Allah, insan üzerinde Alîm ismiyle tecelli eder.</p>

<p>İlim verilir.</p>

<p>Ene:</p>

<p>“Benim ilmim.”</p>

<p>der.</p>

<p>Bir sanat vücuda getirilir.</p>

<p>İnsan:</p>

<p>“Ben yaptım.”</p>

<p>diye sahiplenir.</p>

<p>Bir başarı nasip edilir.</p>

<p>Onu da kendi hanesine geçirir.</p>

<p>Burada iradeyi inkâr etmiyoruz.</p>

<p>Kul ister.</p>

<p>Tercih eder.</p>

<p>Kesb eder.</p>

<p>Mesul olur.</p>

<p>Fakat mahlûktur.</p>

<p>Hâlık değildir.</p>

<p>Kendisine verilen kesbi alır.</p>

<p>Sonra bazen İlâhî fiili de sahiplenir.</p>

<p>Ene tam burada kalınlaşır.</p>

<p>Âfakta sebebe verilen hakikî tesir ne ise…</p>

<p>enfüste nefsin kendine verdiği de odur.</p>

<p>Fussilet Sûresi’nde:</p>

<p>“Âyetlerimizi onlara âfakta ve enfüslerinde göstereceğiz…”</p>

<p>buyruluyor.</p>

<p>Dışarı baktığında da kendine döndüğünde de aynı ders karşına çıkar.</p>

<p>Kendinde ilim bulursun, Alîm’i tanırsın.</p>

<p>Şifa ihsan edildiğinde Şâfî’yi görürsün.</p>

<p>Sanatın üzerinde Sâni‘i okursun.</p>

<p>Haşir de bu nazarla kolaylaşır.</p>

<p>Her baharda arz yeniden ihya edilir.</p>

<p>Ölü toprağa hayat verilir.</p>

<p>Ağaçlar tekrar giydirilir.</p>

<p>Sayısız nev yeniden hayat sahnesine çıkarılır.</p>

<p>Bu fiilleri tabiata dağıttığında kudret zihninde parçalanır.</p>

<p>Bahardaki ihyayı Muhyî’nin fiili olarak okuduğunda ise yeniden diriliş uzak görünmez.</p>

<p>Dünyada okuduğun rububiyet, haşirde de karşına çıkar.</p>

<p>Haşrin zihinde ağırlaşması, fiilin kime verildiğiyle doğrudan ilgilidir.</p>

<p>Resûl-i Ekrem (a.s.m) taş putları kırdı.</p>

<p>Getirdiği tevhid dersi, zihindeki sahte müessirleri de hükümsüz bıraktı.</p>

<p>Putun adı değişebilir.</p>

<p>Ama mahlûka hakikî tesir verildiği anda aynı hastalık yine baş gösterir.</p>

<p>Bu söz, insanlar hakkında tekfir hükmü vermek için söylenmez.</p>

<p>Kalbin istikametini tartmak içindir.</p>

<p>Secde, insana her gün kimin kulu olduğunu hatırlatır.</p>

<p>Ayağa kalkınca imtihan devam eder.</p>

<p><strong>Eserde fiili gördün.</strong></p>

<p><strong>Peki Fâil’i gördün mü?</strong></p>

<p><strong>Selam ve dua ile</strong></p>

<p><strong>Fi-emanillah</strong></p>

<p><a href="https://www.dirilispostasi.com/maddiyyunluk-taunu"><u><em><strong>KAYNAK: DİRİLİŞ POSTASI GAZETESİ</strong></em></u></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 11 Oct 2026 12:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/murat-cetin-maddiyyunluk-taunu-1791701515.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’nın Gündeminde Yollar, Viyadükler ve Dönüşüm Var: Peki Ya Tarihler?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyanin-gundeminde-yollar-viyadukler-ve-donusum-var-peki-ya-tarihler-118982</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyanin-gundeminde-yollar-viyadukler-ve-donusum-var-peki-ya-tarihler-118982</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya’daki güncel projeleri, trafik çilesini ve mahallelerin dönüşüm beklentilerini kaleme aldı. Kentte vaatlerin ve projelerin havada uçuştuğunu belirten Çetin, vatandaşın en temel sorusunun "Peki ne zaman?" olduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da yol çalışmaları, ulaşım projeleri ve kentsel dönüşüm planları kent gündemindeki yerini koruyor. Şehir merkezindeki bazı yol kapatmaları, ikinci viyadük için yürütülen hazırlıklar ve mahallelerde beklenen dönüşüm çalışmaları, uygulama takvimi tartışmalarını da beraberinde getiriyor.&nbsp;Gazeteci-yazar Murat Çetin, Malatya Time’da yayımlanan yazısının “Fiskos Masası” bölümünde, şehirdeki ulaşım ve dönüşüm gündemini ele aldı. Yol çalışmalarından yeni projelere, mahallelere verilen sözlerden trafik yoğunluğuna kadar birçok başlığın değerlendirildiği bölümde, projelerin ne zaman hayata geçirileceği sorusu öne çıktı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YOL KAPATMALARI VE YÖNLENDİRME EKSİKLİĞİ GÜNDEMDE</span></strong></p>

<p>Malatya şehir merkezinde bazı yolların yeterli yönlendirme yapılmadan çöp konteynerleriyle kapatılması, sürücüler açısından yaşanan sorunlar arasında gösteriliyor. Kanalboyu ve Atmalı Sokak çevresinde de benzer durumların konuşulduğu belirtiliyor. Yol çalışmalarının sürdüğü bölgelerde sürücülerin alternatif güzergâhları kendilerinin bulmak zorunda kalması, trafik düzenlemelerinin nasıl yapıldığı sorusunu gündeme taşıyor.&nbsp;Murat Çetin, bu durumu yazısında şu sözlerle ifade etti: “Şehirde artık tabelaya değil, konteynere bakıp yön değiştiriyoruz!”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BÜYÜK PROJELERİN TAKVİMİ MERAK EDİLİYOR</span></strong></p>

<p>Beylerbaşı, Şehit Fevzi ve Taştepe bölgelerindeki çalışmaların yanı sıra ikinci viyadük, kuşak yolları ve alternatif su hattı projeleri de Malatya’nın gündeminde yer alıyor.&nbsp;Çetin, çok sayıda projenin aynı toplantıda gündeme gelmesine karşın vatandaşların artık yalnızca proje isimlerini değil, çalışmaların hangi tarihte başlayacağını ve ne zaman tamamlanacağını da öğrenmek istediğine dikkat çekti.&nbsp;Yazıda bu beklenti, “Listeyi aldık Başkanım, bir de yanına takvim iliştirsek?” sözleriyle dile getirildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BEYLERBAŞI’NDA DÖNÜŞÜM BEKLENİYOR</span></strong></p>

<p>Beylerbaşı için gündeme gelen kentsel dönüşüm hedefleri de değerlendirmede yer aldı. Belediye eliyle yürütülecek çalışmaların TOKİ projeleri kadar hızlı ilerlemeyebileceği yönündeki ifadeler üzerinden, mahalledeki beklentiler ve olası bekleme süreci ele alındı.</p>

<p>Çetin, dönüşüm sürecine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeyi kullandı:“Anahtarın sözü geldi, bekleme süresi de yanında promosyon!”&nbsp;Bölgede yaşayanlar açısından dönüşüm hedeflerinin açıklanmasının yanı sıra çalışmaların sahadaki ilerleyişi ve uygulama takvimi de önem taşıyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İKİNCİ VİYADÜK İÇİN ALTERNATİF GÜZERGÂH GÜNDEMDE</span></strong></p>

<p>Malatya’nın ulaşım başlıkları arasında bulunan ikinci viyadük için ihale hazırlıklarının sürdüğü, olası gecikmelere karşı alternatif güzergâh seçeneğinin de değerlendirildiği belirtildi. Henüz hayata geçirilmesi beklenen proje için alternatif ulaşım planının gündeme gelmesi, kentteki trafik ihtiyacını yeniden öne çıkardı.</p>

<p>Çetin, konuya ilişkin değerlendirmesini şu sözlerle aktardı:&nbsp;“Viyadük daha yok, bahanesi ve alternatifi hazır!”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÇEVRE YOLUNUN ALT VE ÜST BÖLGELERİNDE DÖNÜŞÜM BEKLENTİSİ VAR</span></strong></p>

<p>Çevre yolunun altı ve üstü arasındaki ayrımın kaldırılmasına yönelik hedefler de yazıda ele alınan konular arasında yer aldı. Beylerbaşı, Taştepe ve Şehit Fevzi mahallelerinin kalan bölümlerinde planlanan dönüşüm çalışmalarına dikkat çekildi. Bölgelerdeki beklentinin yalnızca açıklamalarla sınırlı olmadığı, somut çalışmaların başlaması ve sürecin takvime bağlanmasının önem taşıdığı vurgulandı.&nbsp;Çetin, bu konudaki değerlendirmesinde şu ifadeyi kullandı:&nbsp;“Çizgiyi kaldıracağız deniyor; mahalleler önce takvimdeki çizgiyi bekliyor!”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YOL ÇALIŞMALARINDA SAAT TARTIŞMASI</span></strong></p>

<p>Beton dökümü, yol çalışmaları ve şerit daraltmaları nedeniyle yaşanan trafik yoğunluğu da yazıda gündeme getirildi. Özellikle günün yoğun saatlerinde sürdürülen çalışmaların ulaşımı zorlaştırabildiğine dikkat çekildi. Gece saatlerinde yapılabilecek çalışmaların neden gün ortasında gerçekleştirildiği sorusu üzerinden, çalışma saatlerinin trafik akışına etkisi değerlendirildi.&nbsp;Çetin, bu durumu “Mesai ekipte, çile trafikte!” sözleriyle özetledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA’DA BEKLENTİ AYNI: ÇALIŞMALAR NE ZAMAN TAMAMLANACAK?</span></strong></p>

<p>Murat Çetin’in “Fiskos Masası” başlıklı değerlendirmesinde yol kapatmaları, ulaşım projeleri, ikinci viyadük ve kentsel dönüşüm çalışmaları aynı çerçevede ele alındı. Malatya’da gündeme gelen projelerin yanı sıra uygulama tarihleri, çalışma süreçleri ve sahadaki ilerleyiş de kent sakinlerinin beklentileri arasında yer alıyor. Yazının sonunda vatandaşların ortak beklentisi şu sözlerle ifade edildi:&nbsp;“Tamam da, ne zaman?”</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sandik-siyasete-haddini-bil-dedi-79005"><u><em><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></em></u></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 11 Oct 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/malatyanin-gundeminde-yollar-viyadukler-ve-donusum-var-peki-ya-tarihler-1791701094.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ferdanur BERK / Ekmeği Kesmeli miyiz? Kilo Aldıran Gerçekten Ekmek mi?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-ekmegi-kesmeli-miyiz-kilo-aldiran-gercekten-ekmek-mi-118981</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-ekmegi-kesmeli-miyiz-kilo-aldiran-gercekten-ekmek-mi-118981</guid>
                <description><![CDATA[Ferdanur BERK yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son yılların en sık duyulan cümlelerinden biri şu:<br />
Ekmeği kestim.</p>

<p>Bunu söyleyen sadece kilo vermek isteyenler değil, sağlıklı yaşadığını düşünenler de. Sanki ekmek hayatımızdan çıkınca her şey otomatik olarak düzeliyormuş gibi bir algı oluştu. Ama gerçekten öyle mi?</p>

<p>Bir süredir tüm suç ekmekte. Kilo alıyoruz, ekmek suçlu. Halsiz hissediyoruz, ekmek suçlu. Sağlıksız besleniyoruz, yine suçlu ekmek. Oysa mesele bu kadar basit değil. Sorun tek bir besin değil, beslenmeye bakış şeklimiz.</p>

<p>Bugün ekmek yememek, sağlıklı olmaktan çok kontrollü ve disiplinli görünmenin bir göstergesi haline geldi. Sofrada ekmek yoksa kendimizi daha doğru besleniyor sayıyoruz. Oysa tabağın geri kalanına pek bakmıyoruz. Miktarı, dengeyi ve ihtiyacı sorgulamadan sadece bir besini hayatımızdan çıkararak rahatlıyoruz.</p>

<p>Bazı durumlarda karbonhidrat kısıtlaması tıbbi bir yaklaşım olarak uygulanabilir. Ancak bu durum toplumun geneli için geçerli değildir. Ekmeksiz beslenme bir yöntem olabilir ama bir toplumun yaşam biçimi haline gelemez.</p>

<p>Burada önemli bir ayrımı kaçırıyoruz. Sorun ekmek değil, karbonhidratın fazlası. Ekmek de dahil olmak üzere tüm karbonhidratlar, ihtiyaçtan fazla tüketildiğinde kilo artışına yol açar. Vücut harcayamadığı enerjiyi depolar. Bu durum sadece ekmek için değil, pilav, makarna ve patates için de geçerlidir. Kilo aldıran şey ekmek değil, ölçüsüzlüktür.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/ekmegi-kesmeli-miyiz-kilo-aldiran-gercekten-ekmek-mi-79013"><u><em><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></em></u></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 11 Oct 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/ferdanur-berk-ekmegi-kesmeli-miyiz-kilo-aldiran-gercekten-ekmek-mi-1791700560.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alişan HAYIRLI / Yaşasın Çamur Kahrolsun Beton!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-yasasin-camur-kahrolsun-beton-118980</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-yasasin-camur-kahrolsun-beton-118980</guid>
                <description><![CDATA[Alişan HAYIRLI yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Biliyorum artık iş işten geçmiş, atı alan Üsküdar’a varmıştır. Çamur (Kerpiç) artık betona mağlup olmuş, yapayı doğallığa tercih eden Modernite, geleneği kesinlikle yenmiştir. Böylece İnsanlığı bekleyen, dünyayı yok edecek küresel felaketin ilk adımları da atılmıştır.<br />
Durun, daha bunlar iyi günlerimiz; betondan yapılmış lüks ve modern evlerimiz, küresel ısınma, iklim değişikliği, buzulların erimesi sonucu artacak olan sıcaklıklara dayanamayacaktır. &nbsp;İnsanın fıtratına, doğanın kanunlarına aykırı, aşırı ilerlemeciliğin sonucu inşa edilen “Beton Medeniyetimizin” &nbsp;yüksek teknolojiye, gurur duyduğunuz sanayileşmeye, çok güvendiğimiz aklımıza rağmen bizi kurtaramayacağını pek yakında daha iyi anlarız. Çok değil, belki de 50 yıl sonra (Ben görür müyüm bilmiyorum bu kehanetimin vuku bulacağını) şehir merkezinde modern ve lüks bir binada zenginliği ile övünenler, bugün fakirliğin bir göstergesi olarak yansıttığımız ve çoğumuzun da öyle gördüğü çamurdan (kerpiçten) yapılmış eski bir eve sahip olmak ya da yeni baştan böyle bir ev yapmak için akın edecektir.<br />
Yaşlı gezegenimiz yanlış yönetiliyor. Şöyle ki;&nbsp;<br />
...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/yasasin-camur-kahrolsun-beton-79012"><em><u><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></u></em></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 11 Oct 2026 09:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/alisan-hayirli-yasasin-camur-kahrolsun-beton-1791699850.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’nın Raylı Sisteminde Ray Yok, Düğün Davetiyesi Hazır!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyanin-rayli-sisteminde-ray-yok-dugun-davetiyesi-hazir-118960</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyanin-rayli-sisteminde-ray-yok-dugun-davetiyesi-hazir-118960</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’nın raylı sistem projesi, gazeteci-yazar Murat Çetin’in kaleme aldığı yazıda dikkat çekici bir benzetmeyle gündeme geldi. Fizibilite çalışmalarının tamamlandığı ancak rayların henüz ortada olmadığı vurgulanan bölümde, projenin geleceğine ilişkin söylemler “düğün davetiyesi” benzetmesiyle anlatıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci-Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı yazısında Malatya'nın raylı sistem projesindeki belirsizliği dikkat çeken bir fıkrayla eleştirdi. Projenin gidişatını fıkra gibi bir düğün davetiyesi hikâyesine benzeten Çetin, verilen sözler ile sahadaki durum arasındaki çelişkiye vurgu yaptı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">FIKRA GİBİ MEMLEKET&nbsp;</span></strong></p>

<p>Köşesinde benzetmeye yer veren Murat Çetin, yazısında şu ifadelere yer verdi:&nbsp;"Adam: 'Oğlanı evlendireceğiz.' demiş. Sormuşlar: 'Kız belli mi?' 'Yok.' 'Ev?' 'Yok.' 'İş?' 'Yok.' 'Peki ne belli?' Adam gülmüş: 'Düğün tarihi.' Malatya’nın raylı sistemi de böyle. Fizibilite tamam. Ray ortada yok. Ama cümle hazır: 'Malatya’nın ortasından geçecek.' Düğün daha kurulmamış. Davetiye hazır."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">RAY ORTADA YOK CÜMLE HAZIR</span></strong></p>

<p>Projenin henüz ortada rayı bulunmamasına rağmen "Malatya'nın ortasından geçecek" şeklinde söylemler geliştirilmesini eleştiren Çetin, fizibilite çalışmalarının yapılmasına rağmen somut bir adım atılmadığını belirtti.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sandik-siyasete-haddini-bil-dedi-79005"><strong><u><em>YAZININ TAMAMI BURADA</em></u></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 09 Oct 2026 15:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/malatyanin-rayli-sisteminde-ray-yok-dugun-davetiyesi-hazir-1791546685.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alişan HAYIRLI / Adı Gülistan, Hayatı Kederistan</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-adi-gulistan-hayati-kederistan-118959</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-adi-gulistan-hayati-kederistan-118959</guid>
                <description><![CDATA[Alişan HAYIRLI yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Akçadağ’ın Küçükkürne Köyü’nde, karlı dağın eteklerine kurulmuş, &nbsp;namazlığın hiç yerden kalkmadığı tek odalı, kerpiçten bir ev… Yüksek dağlara açılan tahta pervazlı pencereden dışarıyı seyreden bir teyze…&nbsp;</p>

<p>Adı Gülistan… 88 yaşında… Berrak yüz hatlarına gizlenmiş hüznünü ilk bakışta anlamak mümkün değil… Ta derinlerde, içini kasıp kavuran fırtınayı, beynini kemiren acıyı anlamak için oturup konuşmak, dünyasına dokunmak, sohbet etmek gerekli… Herkesin içinde gizlediği bir yangını vardır. Kimisi küllenmiş, zamanın tozlu sürecinde kaybolmuş, kimisi de hâlâ yüreğini tutuşturmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Çünkü bazı yangınlar vardır ki, yüreklerde bir defa değil birkaç defa tutuşmuştur. Bir yangın sönmeden başka bir yangın alev almıştır.</p>

<p>İşte bu mübarek yüzlü Gülistan teyzemizin hayatı da üst üste gelen musibetlerin bir toplamıdır adeta…&nbsp;</p>

<p>Gülistan Teyze, daha 15 yaşını bitirir bitirmez köyde Ahmet Aslan ile dünya evine giriyor. Köyde çiftçilik yapan, tarla eken Ahmet dayımızla mutlu bir şekilde süren evliliklerinden tam dokuz çocukları oluyor.&nbsp;</p>

<p>Tarihler 2005’i gösterdiğinde Gülistan Teyze hayatının ilk dramını yaşıyor. Bu tarih, yaşadığı ilk evlat acısının tarihidir. İki çocuk sahibi kızı, bugün 21 yaşına basan üçüncü çocuğunu dünyaya getirirken hayatını kaybediyor. Üç çocuk öksüz kalıyor. Çocuklar artık anneanneleri Gülistan Teyze’ye emanet…&nbsp;<br />
İki yıl aradan sonra, Gülistan Teyze’nin içindeki evlat acısı dinmeden, 2007 tarihinde eşi Ahmet Dayı vefat ediyor. Babanın yüreği belki de evlat acısına dayanamamıştır, kim bilir…&nbsp;</p>

<p>Hayat arkadaşını kaybeden Gülistan Teyze’nin ağır imtihanı bitmemiştir. Tarihler 2019’u gösterdiğinde dört çocuk sahibi oğlu Hayrettin, tarlada çalışırken traktörün devrilmesi sonucu hayatını kaybediyor. Yüreğine bir kor ateş daha düşüyor Gülistan Teyze’nin, bir önceki kor ateşin sancısı dinmeden… Geride dört yetim daha kalmıştır, onlar da Gülistan Teyze’ye emanet… &nbsp;</p>

<p>Acısını yüreğine gömüp, gözyaşlarını içine akıtıp, derdini kendisine saklayıp yedi torununa da anne oluyor.&nbsp;</p>

<p>İki evlat, bir de eş acısını bir yürek tek başına taşıyabilir mi?&nbsp;</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/adi-gulistan-hayati-kederistan-79011"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 09 Oct 2026 14:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/alisan-hayirli-adi-gulistan-hayati-kederistan-1791544353.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da Su Faturaları Gündemde: Tarifeyi Kim Belirledi, Artışı Kim Anlatacak?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-su-faturalari-gundemde-tarifeyi-kim-belirledi-artisi-kim-anlatacak-118944</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-su-faturalari-gundemde-tarifeyi-kim-belirledi-artisi-kim-anlatacak-118944</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya’da son dönemde su faturalarında yaşanan yüksek artışları ve konunun muhatapsız kalmasını kaleme aldı. MASKİ’nin tarifeleri hazırlayıp meclisten geçirdiğini ancak artışların vatandaşa net bir şekilde izah edilmediğini belirten Çetin, suyun tarifesi olmasına rağmen kararın gerekçesini açıklayacak bir muhatabın bulunmadığını vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da vatandaşların ve esnafın son dönemde en çok konuştuğu konulardan biri su faturalarına yansıyan artışlar oldu. Gazeteci Yazar Murat Çetin, kentte su tarifelerinde yaşanan değişimi ve faturalara yansıyan zamları köşesine taşıdı. Bazı bölgelerde tarifelerin değiştiğini ve araya yeni artışların girdiğini belirten Çetin, kimi faturaların bir yılda dört kata yaklaştığını, tarifesi değişmeyen yerlerde bile iki kata varan artışların söz konusu olduğunu aktardı. Ticarethanelerde ise yükün daha da ağırlaştığı ifade edildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TARİFE HAZIRLANDI MECLİSTEN GEÇTİ ANCAK AÇIKLAMA YOK</span></strong></p>

<p>Zamlı rakamların ortaya çıkış sürecini değerlendiren Murat Çetin, kararın merci ve süreçlerinin belli olduğunu kaydederek şu ifadeleri kullandı:<em>&nbsp;"Peki bu rakamı kim çıkardı? MASKİ tarifeyi hazırladı. Konu Plan ve Bütçe Komisyonu’na gitti. Genel Kurul kabul etti. Buraya kadar açık. İnsanlar vekile gidiyor. Parti yöneticisine ulaşıyor. Sorduğu şey aynı: 'Bu fatura niye böyle?' MASKİ başka bir rakam gösteriyor: Malatya, 30 büyükşehir içinde su tarifesi en düşük üçüncü şehir. İtiraz kısa: 'Benim ödediğim niye arttı?' Biri cebinden çıkan parayı anlatıyor. Öteki şehirler arası mukayese yapıyor. İstanbul’un tarifesi, Malatyalının önündeki faturayı izah etmiyor."</em></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">CETVEL HAZIR USUL TAMAM MUHATAP EKSİK</span></strong></p>

<p>Sürecin resmiyet kazandığını fakat vatandaş tarafında ikna edici bir bilgilendirme yapılmadığını vurgulayan Yazar Murat Çetin, yazısını şu sözlerle tamamladı:&nbsp;<em>"Kararı alan merci belli. Tarifeyi hazırlayan kurum ortada. Eksik kalan, artışın izahı. Cetvel hazır. Usul tamam. Muhatap eksik. Malatya’da suyun tarifesi var. Kararın da sahibi var. Bir tek… vatandaşa bunu anlatan yok."</em></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sandik-siyasete-haddini-bil-dedi-79005"><span style="color:#c0392b"><strong><u><em>YAZININ TAMAMI BURADA</em></u></strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 08 Oct 2026 17:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/malatyada-su-faturalari-gundemde-tarifeyi-kim-belirledi-artisi-kim-anlatacak-1791473333.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da Siyaset Gündemi Bu Soruyu Konuşuyor: Vekilin Kendi Programı Nerede?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-siyaset-gundemi-bu-soruyu-konusuyor-vekilin-kendi-programi-nerede-118930</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-siyaset-gundemi-bu-soruyu-konusuyor-vekilin-kendi-programi-nerede-118930</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Valisi Seddar Yavuz ile AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak’ın ilçe ziyaretlerindeki beraberliğini değerlendirerek, milletvekilliğinin valilik programlarıyla sınırlı kalmaması ve kendine mahsus bir siyasi hat izlemesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya’daki mülki idare ile siyasi temsilciler arasındaki çalışma alanlarını kaleme aldığı değerlendirmesinde, Vali Seddar Yavuz ile AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak’ın katıldığı ilçe programlarına dikkat çekti. Vali ile milletvekilinin sürekli aynı karede yer almasını değerlendiren Çetin, siyasetçilerin valilik gündeminden bağımsız bir hat çizmeleri gerektiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-10-05%20at%2011_03_51(1).jpeg" style="height:800px; width:787px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MİLLETVEKİLİ VALİNİN MAİYETİNDE DEĞİLDİR</span></strong></p>

<p>Milletvekilliğinin seçilmişlik esasına dayandığını ve bağımsız bir gündemi olması gerektiğini belirten Murat Çetin, yazısında şu ifadelere yer verdi:<em> "Son zamanlarda Malatya’da ilginç bir takvim var. Vali Seddar Yavuz Akçadağ’da. İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak da orada. Doğanyol’da yine beraberler. Hekimhan’da tablo değişmiyor. Valinin ilçeye gitmesi kadar tabii bir şey yok. Vali bu. Kaymakamıyla görüşür. Yatırımı inceler. Devletin işini takip eder. Milletvekili de elbette aynı programa katılır. Ama görüntü mütemadiyen aynı olunca… orada biraz durmak gerekiyor. Çünkü milletvekili valinin maiyetinde değildir. Seçilmiştir. Gündemini kurar. Siyasi hattını çizer."</em></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MİLLETVEKİLLİĞİ VALİNİN GİTTİĞİ YERE GİTMEKLE SINIRLI KALMAZ</span></strong></p>

<p>Milletvekillerinin asıl görev alanının yereldeki sorunları merkeze taşımak olduğunu vurgulayan Çetin, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: <em>"Valinin programı belli. Milletvekilinin programını da oradan öğreniyoruz. İnanç Hanım’ın ihtiyacı yeni bir kare değil. Kendine mahsus bir siyasi hat. Çünkü milletvekilliği, valinin gittiği yere gitmekle sınırlı kalmaz. Vali ilçedeki meseleyi görür. Milletvekili o meseleyi Ankara’ya taşır. Yoksa Malatyalı vekilini ararken sosyal medyaya bakmaz. Valiliğin programına bakar: 'Vali Bey bugün nerede?' Oradaysa… İnanç Hanım da oradadır."</em></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sandik-siyasete-haddini-bil-dedi-79005"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 08 Oct 2026 11:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/malatyada-siyaset-gundemi-bu-soruyu-konusuyor-vekilin-kendi-programi-nerede-1791449016.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / Vefatının Yıldönümünde Bir Gönül Adamı: Recai KUTAN</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-vefatinin-yildonumunde-bir-gonul-adami-recai-kutan-118925</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-vefatinin-yildonumunde-bir-gonul-adami-recai-kutan-118925</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-10-07%20at%2021_25_19.jpeg" /></p>

<p>Takvimler Ekim ayının yedisini gösterdiğinde, hafızamızda ve gönül dünyamızda silinmez izler bırakan büyük bir devlet adamını, nezaket ve sadakat timsali Recai Kutan Ağabeyimizi vefatının yıl dönümünde bir kez daha rahmet, minnet ve özlemle anıyoruz.<br />
Zaman hızla akıp geçerken, arkasında lekesiz bir isim, üslup zarafeti ve ilkeli bir duruş bırakan şahsiyetlerin kıymeti her geçen gün daha net anlaşılıyor.&nbsp;</p>

<p>Recai Kutan, sadece Türk siyasi hayatının çalkantılı dönemlerinde dürüstlüğüyle temayüz etmiş bir lider değil; bu topraklara sevdalı bir mühendis, memleketine bağlı kadim bir Malatyalı ve etrafına huzur yayan bir gönül insanıydı.</p>

<p>Mühendislik Vizyonundan Anadolu’nun İhyasına<br />
Onun devlet adamlığı, laf kalabalığına değil, somut hizmetlere ve alın terine dayanırdı.&nbsp;</p>

<p>Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü döneminde, Güneydoğu Anadolu Projesi’nin (GAP) temel harcını karma azmi, onun bu ülkenin toprağına ve suyuna duyduğu hürmetin bir nişanesiydi.&nbsp;</p>

<p>Anadolu’nun kurak topraklarını suyla buluşturan o vizyoner zihin, siyaset kulvarında da her zaman yıkıcı değil kurucu, ayrıştırıcı değil toparlayıcı bir üslubu benimsemiştir.</p>

<p>Malatya Vefası ve Bir Neslin Dostluğu<br />
Recai Bey'in şahsında Malatya’nın o vakur, haysiyetli ve insanı merkeze alan ruhunu her zaman hissetmek mümkündü.&nbsp;</p>

<p>Rahmetli Turgut Özal ve Korkut Özal ile sürdürdüğü köklü mesai arkadaşlığı ve dostluk, sadece bir memleket bağı değil; ülkenin kalkınma hamlesine adanmış ortak bir idrakin yansımasıydı.&nbsp;</p>

<p>Nerede olursa olsun, memleketinin insanına, derdine ve toprağına duyduğu vefayı hiç kaybetmedi.</p>

<p>1988’den Bu Yana Süren Bir Rehberlik<br />
Şahsi hayatımda ve devlet/teşkilat kulvarındaki yürüyüşümde 1988 yılından itibaren kendisinden edindiğim tecrübelerin, gördüğüm babacan teşvikin ve sunduğu yol göstericiliğin yeri müstesnadır.&nbsp;</p>

<p>En fırtınalı siyasi atmosferlerde dahi nezaketini, tebessümünü ve vakarlı üslubunu koruyan duruşu; bizler için sadece bir siyasi ders değil, adeta bir ahlak ve zarafet mektebiydi.&nbsp;</p>

<p>Siyasetin sert köşelerini zarafetle yumuşatmayı, muhatabına hürmet etmeyi ve her şartta devlet ciddiyetini muhafaza etmeyi ondan öğrendik.</p>

<p>Bıraktığı En Büyük Miras:</p>

<p>Siyasi Ahlak<br />
...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/vefatinin-yildonumunde-bir-gonul-adami-recai-kutan-79010"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 08 Oct 2026 15:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/dogan-dag-vefatinin-yildonumunde-bir-gonul-adami-recai-kutan-1791435272.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gaziantep New York’ta, Malatya Ankara’da Dosya Peşinde!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/gaziantep-new-yorkta-malatya-ankarada-dosya-pesinde-118904</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/gaziantep-new-yorkta-malatya-ankarada-dosya-pesinde-118904</guid>
                <description><![CDATA[Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in Birleşmiş Milletler programı kapsamında New York’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bulunduğu heyette Gaziantep adına temaslarda bulunması ile Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in Ankara’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a raylı sistem projesini sunması, iki şehir arasındaki yaklaşım farkını gündeme taşıdı. Usta Kalem Murat Çetin’in yazısında bu tablo, Malatya-Gaziantep arasındaki yaklaşık 250 kilometrelik mesafeye rağmen “250 sene” benzetmesiyle ele alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Usta Gazeteci Yazar Murat Çetin, yayımladığı köşe yazısında komşu iki büyükşehir olan Gaziantep ve Malatya’nın belediye başkanlarının son temaslarını mercek altına aldı. Çetin, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in küresel diplomasi adımlarını Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in Ankara’daki temaslarıyla kıyasladı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-10-05%20at%2011_03_51%20(2).jpeg" style="height:576px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">250 KİLOMETRE VE 250 SENE</span></strong></p>

<p>İki kent arasındaki coğrafi ve vizyoner mesafeye dikkat çeken Murat Çetin, durumun tablosunu şu sözlerle özetledi:</p>

<p><strong><em>"250 kilometre… 250 sene. İki büyükşehir. İki belediye başkanı. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin… New York’ta. Birleşmiş Milletler programında. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bulunduğu heyette. Gaziantep adına temaslarda. Üstelik Fatma Şahin… Malatya’nın gelini. Sonra Malatya’ya dönüyorsun. Sami Er, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Ankara’da görüşüyor. Elde dosya. Gündemde raylı sistem. Ardından açıklama: 'Projelerimizi arz ettik.'"</em></strong></p>

<p><strong><em><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-10-05%20at%2013_22_33.jpeg" style="height:800px; width:600px" /></em></strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BİR TARAFTA NEW YORK ÖBÜR TARAFTA ANKARA</span></strong></p>

<p>Belediye başkanlarının ulusal ve uluslararası alandaki temsil gücünü karşılaştıran Çetin, yazısına şöyle devam etti:</p>

<p><strong><em>"Bir tarafta New York. Birleşmiş Milletler. Uluslararası görüşmeler. Öbür tarafta… Ankara’da ayaküstünde verilen bir dosya. Gaziantep, kendi meselesini dünyanın masasına taşıyor. Malatya ise dosyasını Ankara’nın masasına koymaya çalışıyor. Haritayı açıyorsun… Malatya ile Gaziantep arası yaklaşık 250 kilometre. Fotoğrafları yan yana koyuyorsun… 250 sene."</em></strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sandik-siyasete-haddini-bil-dedi-79005"><u><span style="color:#c0392b"><strong><em>YAZININ TAMAMI BURADA</em></strong></span></u></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 Oct 2026 09:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/gaziantep-new-yorkta-malatya-ankarada-dosya-pesinde-1791354875.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sarper SAN / Kurtlar Sofrası-Tilkiler Kafesi</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sarper-san-kurtlar-sofrasi-tilkiler-kafesi-118903</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sarper-san-kurtlar-sofrasi-tilkiler-kafesi-118903</guid>
                <description><![CDATA[Sarper SAN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DOLANDIRICILIK VE TAMAH NASIL KARDEŞ OLDULAR?</strong></p>

<p>Sülün Osman, Banker Kastelli, 2021Bankacılık Krizi gibi başlıklar memleketimizin yakın tarihinin yolsuzluk ve dolandırıcılıklarını köşe başları.<br />
Ama bunlar aynı zamanda vatandaşın tamahının da kısa bir tarihi aynı zamanda. Hepsinden önemlisi bu iki kavramın birbirine yabancı gibi gözükseler de, aslında birbirlerini besleyen ve büyüten unsurlar olmaları. Biri olmadan diğerinin olması pek mümkün değil.&nbsp;<br />
Evet, dolandırıcılar bireysel ve organize olarak görevlerine devam ediyor ama vatandaşın da kolay para kazanma hırs ve tamahı tam gaz sürüyor.<br />
&nbsp;<br />
<strong>"Az tamah çok ziyan getirir",</strong> diye bir atasözümüz var, bilirsiniz. Bu atasözü, açgözlülük edip elindeki küçük kazançla veya durumla yetinmeyen kişilerin, daha fazlasını isteyerek ellerindekini de tamamen kaybettiklerini anlatır ve maalesef bu olaydaki çoğu kişinin durumunu yansıtır.<br />
Lütfen açıklayın. Bir kişi evini, arabasını hangi garantiye dayanarak satıp yüksek kazancın peşinde koşar?<br />
Olayı siyaseten didikleyenler kurdukları cümlelerin arasına bir de bu garip ve anlaşılmaz durumu anlatan kelimeler ekliyorlar. Ama nasıl? Bedava ve yüksek kazanç için evini arabasını satanları mağdur olarak tanımlayarak.&nbsp;<br />
Fon skandalı vatandaşın tamahını, kravatlı organize soyguncuların tezgahını, bütün bunları uzaktan seyredip görmezden gelen bürokrasiyi, gündemin değişmesinden başı dönen ve bu tür olayların dışında kalan basını(medyayı) ne de güzel özetliyor.<br />
Savcılık aylar aylar önce bir şeyler olduğuna dair yazı yazıyor.<br />
Ne ilgili kurumlar ne ilgisiz muhalefet ne de her konuda canlı yayın yapan tv kuruluşları bu yazının sonu ne oldu demiyorlar. Merak sıfır. Nasıl olsa memleketin gündemi her dakika değişiyor. Unut gitsin.<br />
Ayrıca bir sorun, bir sıkıntı olacaksa da nasıl olsa cumhurbaşkanı var deyip daha da rahatlıyor daha da gevşiyor bazı yetkili yetkisizler. Bir yandan Cumhurbaşkanının olaya el koymasını beklerlerken, diğer taraftan da kapalı kapılar arkasında tek adam dedikodusu yapacaklar. İş göreve gelince ise yok olacaksın.<br />
Sevgili medyamızın kıymetli emekçileri haber dediğiniz yalnızca herkesin bildiğini saatlerce konuşup sündürmekten mi ibarettir.&nbsp;<br />
Herkesin gözünün önünde olan ve ben geliyorum diyen olay görmezden gelindi. İşin politik ve organize tarafları bir yana. Hesapsız tamahları ile bu işe yol veren vatandaşın durumu hepsinden önemli.</p>

<p><strong>Sinema Her Zaman Kullanışlı Bir Silah<br />
GÖSTERİ DÜNYASI NASIL MANİPÜLE EDİLİYOR</strong></p>

<p>Kurtlar Vadisi, Türkiye'de televizyon tarihinin ötesine geçerek toplumsal algıyı, siyasi denklemleri ve sokağın gündemini doğrudan manipüle eden, ayna tutmaktan öte kurgulayan nadir yapımlardan biri oldu. Gerçek hayattaki suikastların, ekonomik krizlerin veya küresel operasyonların dizideki senaryolarla örtüşmesi, hatta bazen "önceden haber vermesi" izleyicide yapımın görünmeyen bir akıl veya devlet aklı tarafından yönlendirildiği algısını güçlendirdi.<br />
Televizyonun ve popüler kültürün kitleleri yönlendirmek için bir aparat olarak kullanılması sadece Türkiye’ye özgü değil; dünyada da istihbarat teşkilatlarının, devlet mekanizmalarının veya büyük sermaye gruplarının doğrudan veya dolaylı olarak şekillendirdiği, benzer etkiler doğuran yapılar ve örnekler mevcut.<br />
<strong>Pentagon</strong> ve <strong>CIA</strong>, dünya sinema ve televizyon endüstrisini doğrudan yönlendiren en organize ve somut örneklerin başında geliyor. Bu durum bir komplo teorisi değil, Amerikan resmî kurumlarının uzun yıllardır açıkça yürüttüğü kurumsal bir strateji olarak biliniyor.<br />
ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) Hollywood'da onlarca yıldır faaliyet gösteren resmi bir <strong>"Eğlence Medyası İrtibat Bürosu</strong>" bulunuyor. Örneğin yapımcılar bir askeri film veya dizi çekeceklerinde (örneğin Top Gun, Iron Man, Transformers veya Black Hawk Down) Pentagon'a başvururlar. Pentagon, senaryoyu detaylıca inceler. Eğer senaryoda ordunun imajını zedeleyen, asker intiharlarını, savaş suçlarını, dost ateşini veya komuta kademesindeki zaafları eleştiren unsurlar varsa, senaryonun değiştirilmesini şart koşarlar.<br />
Yapımcılar istenen değişiklikleri yaparsa; Pentagon onlara milyonlarca dolar değerindeki gerçek uçakları, gemileri, askeri üsleri ve askerleri ücretsiz ya da çok düşük maliyetlerle tahsis eder. Değişikliği kabul etmezlerse hiçbir askeri destek alamazlar ve projeyi o bütçeyle çekemez hale gelirler.</p>

<p><strong>Gelelim CIA’ye</strong><br />
CIA de Pentagon gibi sinema sektörüne sızmış durumda. Uzun süre CIA'de görev yapmış üst düzey istihbaratçılar,<strong> "Eğlence Endüstrisi İrtibat Görevlisi" </strong>olarak Hollywood'a atanıyor. Ve bu görevliler Argo, Zero Dark Thirty, Jack Ryan veya Alias gibi yapımların senaryo aşamasında, örneğin yönetmenlerle ve senaristlerle birebir çalışıyorlar. CIA ajanlarını "teknik danışman" olarak setlere gönderir. Amaç, CIA’i her zaman <strong>"dünyayı mutlak bir kötülükten koruyan, zeki, eli kolu uzun ve fedakâr kahramanla</strong>r" olarak göstermek, işkence gibi tartışmalı yöntemleri ise <strong>"ülkeyi kurtarmak için mecburi birer hamle"</strong> şeklinde aklamak.</p>

<p><strong>Latin Amerika’da “Telenovela" ve Narco Türü Dizilerdeki İnce Propaganda</strong></p>

<p>Özellikle Escobar sonrası dönemde Kolombiya ve Meksika'da üretilen Narcos tarzı yerel yapımlar ve uyuşturucu kartellerini konu alan diziler, ince bir propaganda çizgisinde yürüyor.<br />
Bu dizilerin bir kısmı, kartel liderlerini birer halk kahramanı (Robin Hood) gibi göstererek organize suç örgütlerinin toplumsal meşruiyet kazanmasına yol açıyor. Öte yandan bazı yapımların ise doğrudan yerel kolluk kuvvetlerinin veya Amerikan DEA'nın operasyonlarını haklı göstermek, kamuoyunun desteğini almak için resmî kurumlarca fonlandığı veya senaryolarına müdahale edildiği sıkça tartışılıyor.</p>

<p><strong>Rusya’da Devlet Kontrollü Jeopolitik Yapımlar Öne Çıkıyor.</strong></p>

<p>Rusya’da televizyon büyük ölçüde devlet kontrolünde. Özellikle 2000'li yıllardan sonra Kremlin, popüler kültürün ulusal kimliği inşa etmedeki gücünü fark ederek ona göre bazı önlemler aldı. Tarihi diziler (örneğin The Romanos veya çeşitli casusluk/askeri yapımlar), mevcut iktidarın dış politika tezlerini, Batı karşıtı söylemlerini ve <strong>"güçlü Rus devlet</strong>i" mitini kitlelerin zihnine kazımak için tasarlanır ve bu dizilerdeki olay örgüsü, doğrudan devletin resmi tarih ve güvenlik politikasının bir uzantısı olarak şekillendirilir.</p>

<p><strong>Arap Dünyasında Ramazan Dizileri ve Siyasi Propaganda&nbsp;</strong></p>

<p>Orta Doğu’da özellikle Ramazan ayında yayınlanan yüksek bütçeli diziler, bölgesel politikaları dizayn etmek için kullanılır. Mısır’da veya Körfez ülkelerinde çekilen bazı istihbarat ve güvenlik dizileri doğrudan devletlerin istihbarat servislerinin <strong>(muhaberat) </strong>denetiminde yazılır. Amaç, halkın sokağa yansıyabilecek siyasi eğilimlerini kontrol etmek ve belirli örgütleri veya ülkeleri "<strong>şer odağı" </strong>olarak kodlamaktır.</p>

<p><strong>Kurgunun Gerçeği Yönlendirmesi</strong></p>

<p>Kurtlar Vadisi'ni bunlardan ayıran en büyük özellik, dizinin sadece bir "yansıtma" aracı değil, sokağın reaksiyon ürettiği yaşayan bir siyasal evrene dönüşmesiydi. Dünyadaki örneklerde de mekanizma benzerdir: <strong>Devletler veya odaklar, kitleleri ikna etmekte haber bültenlerinin yetersiz kaldığı yerde kalemi ve kamerayı devreye sokuyorlar.</strong><br />
Türkiye'deki iddialar (FETÖ veya farklı odakların medya/dizi sektörü üzerindeki yönlendirme çabaları) genellikle<strong> örtülü, illegal sızmalar, kaset şantajları, senarist/oyuncu manipülasyonları veya algı operasyonları </strong>şeklinde yürütülüyor.<br />
ABD'deki Pentagon/CIA modeli ise tamamen<strong> yasaldır, kurumsaldır</strong> ve<strong> bütçelidir</strong>. Devlet<strong>, "Benim paramla üretilen veya ordumun envanterini kullanan bir kurgu, benim çıkarlarıma ters düşemez"</strong> mantığıyla sektörü doğrudan finanse ederek kontrol ediyor.<br />
Benzer bir yapının kapalı rejimlerde (örneğin Kuzey Kore, Rusya veya Çin'de) doğrudan devlet propagandası olarak yapıldığını görürüz. ABD ise bunu "serbest piyasa" süsü vererek en küresel ve ikna edici yumuşak güç (soft power) aracına dönüştürmüştür. Bu durum Arap Ülkelerinde de hemen hemen böyledir. Yani devlet doğrudan ve açıkça müdahale eder.<br />
Memleketimizde her konu gibi bu konu da anlamsız bir didişmenin içindedir ve bazı çevrelerce soyut bir <strong>“özgürlük, bağımsızlık vb</strong>” tartışmanın içine çekildiğinden, legal müdahil olma olanakları olmadığından dolayı Kurtlar Vadisinde yaşanan örtülü yönlendirmelere yol açılıyor. Bilinç altı etkileşimlere çalışılıyor. Oysa memleketimizde başta Kültür Bakanlığı olmak üzere birçok kurum ve kuruluş sinema sektörüne maddi destek sağlamakta. Bu desteğin karşılığı yalnızca senaryonun onaylanması ve eserin jeneriğinde destekçi kuruluşa teşekkür etmek olmamalı. ABD bu işi nasıl legal ve meşru bir zeminde çözüyor ve bu ne Hollywood’un ne de sinema veya TV’cilerin bağımsız ve özgürlüğünü etkilemiyorsa, biz de benzerini yapmalıyız.<br />
Bu açıdan İletişim Başkanlığının biraz daha aktif olması gerekiyor. İlgili kurum ve kuruluşlarla bir havuz ve iş birliği oluşturularak sinema desteğine yeni bir biçim verilmeli.</p>

<p><strong>Hepimizin Bildiği<br />
POPÜLER MAĞAZALAR KİMİN?&nbsp;</strong></p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/kurtlar-sofrasi-tilkiler-kafesi-79008"><u><span style="color:#c0392b"><em><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></em></span></u></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 Oct 2026 09:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/sarper-san-kurtlar-sofrasi-tilkiler-kafesi-1791354151.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / Beşikten Mezara Kadar Bizimle Olanlar</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-besikten-mezara-kadar-bizimle-olanlar-118901</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-besikten-mezara-kadar-bizimle-olanlar-118901</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl 1-7 Ekim arası, Camiler ve Din Görevlileri Haftası olarak kutlanır. Fakat bu hafta sadece bir kutlama haftası değildir.</p>

<p>Öncelikle bu anlamlı haftanın, Diyanet camiasına ait herkese hayırlı olmasını diliyorum.</p>

<p>Diyanet camiasından söz etmek, aslında milletimizin hayatının tamamına dokunan büyük bir hizmet alanından söz etmektir.</p>

<p>Yıllar önce, koronavirüsün bütün dünyayı sarstığı günlerde<br />
“Teşekkür Etmeyi Unuttuklarımız”<br />
başlıklı bir yazı kaleme almıştım. ( <a href="https://www.malatyatime.com/makale/tesekkur-etmeyi-unuttuklarimiz-68605"><u><strong>https://share.google/y4YOUH8P0fGyHDh1j </strong></u></a>)</p>

<p>O günlerde sağlık çalışanlarımızın fedakârlığı haklı olarak gündeme gelirken, toplumun çoğu zaman fark etmediği başka bir kesimin de büyük bir gayret içerisinde olduğunu hatırlatmıştık.</p>

<p>Onlar, din görevlilerimizdi.</p>

<p>Aradan yıllar geçti. Fakat biz onları hâlâ çoğu zaman yalnızca görev yaptıkları yerde görüyoruz; oysa onlar hayatımızın neredeyse her merhalesinde bizimle.</p>

<p>Bir çocuk dünyaya gelince, kulağına ezan okunur.</p>

<p>Bir çocuk büyür, ilk Kur’an’ını öğrenir, temel dinî bilgilerini edinir.</p>

<p>Yaz tatili gelir, millet tatile çekilirken hocalarımız çocuklarımızla ilgilenir. Onlara sadece Kur’an öğretmez; camiyi, ibadeti, ahlakı ve dini sevdirmeye çalışırlar.</p>

<p>Gençlerimizin soruları olur, din görevlilerimiz onların sorularına cevap vermeye, yol göstermeye çalışır.</p>

<p>Aile kurarız, nikâhımızda, düğünümüzde, sevincimizde yanımızda olurlar.</p>

<p>Hastalanırız, dualarımızda, ziyaretlerimizde, manevi desteğimizde yine onları görürüz.</p>

<p>Bir yakınımızı kaybedince, cenazemizde onlar olur.</p>

<p>Gassalından imamına, müezzininden müftüsüne kadar din hizmetlerinin farklı kademelerinde görev yapan insanlar, en zor anlarımızda yanımızda olur.</p>

<p>Hacca gitmeye karar veririz, yolculuğumuzdan ibadetimize kadar hac ve umre hizmetlerinde görev yapan Diyanet mensupları bizimle olur. Binlerce kilometre uzakta, hiç tanımadıkları insanların ibadetlerini huzur içerisinde yerine getirebilmeleri için gece gündüz çalışırlar.</p>

<p>Camide onlar, Kur’an öğrenirken onlar, düğünümüzde, cenazemizde, sevincimizde ve acımızda hep onlar vardır...</p>

<p>Kısacası hayatımız boyunca bizimle olan büyük bir hizmet ordusundan söz ediyoruz.</p>

<p>Üstelik bu hizmet sadece caminin dört duvarı içerisinde yürütülmüyor.</p>

<p>Bugün Diyanet teşkilatı; cami hizmetlerinden Kur’an eğitimine, gençlik çalışmalarından aile hizmetlerine, irşat faaliyetlerinden hac ve umre organizasyonlarına, sosyal ve manevi rehberlik hizmetlerinden yurt dışındaki din hizmetlerine kadar çok geniş bir alanda görev yapıyor.</p>

<p>Bütün bu hizmetlerin farklı alanlarında görev yapan binlerce insan var.</p>

<p>İşte bu yüzden Diyanet camiasına yalnızca “memur” gözüyle bakmak büyük bir eksikliktir.</p>

<p>Çünkü mesele sadece bir görev yapmak değildir.<br />
Mesele bir emaneti taşımaktır;<br />
Mihrabın emaneti vardır.<br />
Minberin emaneti, ezanın emaneti, Kur’an’ın emaneti ve cübbenin emaneti vardır.</p>

<p>Din görevlisi, temsil ettiği makamın ağırlığını bilmek zorundadır.</p>

<p>Çünkü insan bazen bir din görevlisinin sözüne bakarak dini tanır.</p>

<p>Bazen bir imamın davranışından İslam’ı anlamaya çalışır.</p>

<p>Bazen bir hocanın merhametinden, adaletinden ve güzel ahlakından etkilenir.</p>

<p>Bazen bir müezzinin güzel ezan okumasıyla insanlar bu dini seçer. Bunun da canlı şahidiyim.</p>

<p>Bu nedenle din görevlisinin yaptığı güzel bir iş sadece kendisini değil, toplumu da güzelleştirir.</p>

<p>Toplumun en temiz ve en sağlam damarı olan din hizmetleri zayıflarsa, bunun bedelini yalnız Diyanet camiası değil, bütün toplum öder.</p>

<p>Çünkü bu camia ıslah ederse toplum ıslah olur.</p>

<p>Onlar doğruyu, güzeli, ahlakı, merhameti ve adaleti yaşatırsa bunun dalgası mahalle mahalle, aile aile, nesil nesil yayılır.</p>

<p>Ama bu damar bozulursa, yozlaşırsa, görev sadece bir maaş ve mesai meselesine dönüşürse bunun zararı da yine toplumun tamamına dokunur.</p>

<p>İşte bu yüzden din görevliliği sıradan bir meslek değil, Peygamberlerin mirasına talip olmaktır. Bu da büyük bir sorumluluğu omuzlamaktır.</p>

<p>Bizler de millet olarak üzerimize düşeni yapmalıyız.<br />
Din görevlilerimizi sadece eleştirmek için hatırlamamalıyız.</p>

<p>Görevini hakkıyla yapanları görmeli, takdir etmeli, teşekkür etmeli ve onların da insan olduğunu unutmamalıyız.</p>

<p>Çünkü biz çoğu zaman onları hep görev başında gördük.</p>

<p>Ama onların da yorulduğunu, onların da ailelerin olduğunu, onların da dertlerinin bulunduğunu çoğu zaman düşünmedik.</p>

<p>Bizim derdimiz olduğunda kapısını çaldık, onlar bizim kapımızı çaldığında ise bazen açmayı bile unuttuk.</p>

<p>Oysa mahallemizin imamını tanımak, müezzinimizin hâlini sormak, Kur’an kursundaki hocamızın emeğini görmek, müftülükte görev yapanların yükünü anlamak, hac ve umre hizmetlerinde insanlara rehberlik eden görevlilerin fedakârlığını takdir etmek de bir vefa meselesidir.</p>

<p>Koronavirüs günlerinde gördük.<br />
15 Temmuz gecesinde gördük.<br />
Acımızda gördük, sevincimizde gördük.<br />
Onlar hep bizim yanımızdaydı.</p>

<p>Şimdi sıra bizde...</p>

<p>Camiler ve Din Görevlileri Haftası vesilesiyle başta görevini hakkıyla yapan bütün din görevlilerimiz olmak üzere, Diyanet İşleri Başkanlığımızın bütün mensuplarına teşekkür ediyorum.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/besikten-mezara-kadar-bizimle-olanlar-79007"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 Oct 2026 08:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/ebuzer-aydin-besikten-mezara-kadar-bizimle-olanlar-1791350720.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alişan HAYIRLI / İstanbul’da farklı bir ibadethane: Sancaklar Yeraltı Camii Sade, mütevazı, süssüz, yazısız…</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-istanbulda-farkli-bir-ibadethane-sancaklar-yeralti-camii-sade-mutevazi-sussuz-yazisiz-118900</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-istanbulda-farkli-bir-ibadethane-sancaklar-yeralti-camii-sade-mutevazi-sussuz-yazisiz-118900</guid>
                <description><![CDATA[Alişan HAYIRLI yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sancaklar Camii, İslam'ın özünden yola çıkılarak, gösterişten uzak, sade ve mütevazı olmasına dikkat edilerek, tasarlandı.</p>

<p>Tasarımı mimar Emre Arolat tarafından yapılan Sancaklar Camii'ni diğer camilerden ayıran en büyük özelliği, eğimli arazisi nedeniyle yerin altındaymış hissi vermesi…<br />
Dikdörtgen minaresi, özel led ışıklar ve mihrap duvarından sızan gün ışığından faydalanılarak aydınlatılması, kademeli saflarının olması, inşasında kayrak ve bazalt taşlarının kullanılması, kimyasal boya kullanılmaması Sancaklar Camii'nin diğer özellikleri…</p>

<p>Caminin üst avlusunu çevreleyen yüksek duvarlar, karmaşık dünya ile içerideki huzurlu atmosfer arasındaki belirgin sınırı vurguluyor. Avludaki merdivenlerden aşağı doğru inince dışarıdaki dünya tamamen geride bırakılıyor, cami tamamıyla toprakla bütünleşiyor.</p>

<p>Sadeliğin iç mimaride de görüldüğü caminin iç tasarımında kullanılan materyallerde abartı ve gereksiz süsten uzak, sade ve şık bir ambiyans hakim.</p>

<p>İnsanda huşu uyandıran bir iç mekâna sahip caminin kıble duvarı boyunca yer alan yarıklar, ibadet alanının yönelimini güçlendirirken, güneş ışınlarının da mekâna süzülmesini sağlıyor.</p>

<p>Sancaklar Camii, zengin kütüphanesiyle sadece ibadet edilen değil, aynı zamanda halkın okuyarak öğrenebileceği ve fikir paylaşımında bulunabileceği sosyal bir mekân.</p>

<p>"En büyük özelliği sadeliği"</p>

<p>Sancaklar Camii İmam Hatibi Ali Elmacı, mimar Emre Arolat'ın İsra Suresi'ndeki "Yeryüzünde böbürlenerek yürüme, yeri yaramazsın, boyca dağlara ulaşamazsın" ayetinden kendisine bir ders çıkartarak, "Bugüne kadar yapılan eserler ve bu eserleri yapan mimarlarla yarışmamak için mütevazı bir eser yapayım" düşüncesiyle bu eseri tasarladığını söyledi.</p>

<p>Elmacı, "Mimarımız ayrıca İslam'ın çevreye verdiği önemi göz önüne alarak, çevresinin dokusunu bozmayacak bir eser yapmayı hayal ediyor" dedi.</p>

<p>Caminin 2011'de inşasına başlandığını, 2014 yılının ilk cumasında ibadete açıldığını anlatan Elmacı, şunları söyledi:</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/istanbulda-farkli-bir-ibadethane-sancaklar-yeralti-camii-sade-mutevazi-sussuz-yazisiz-79006"><u><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></u></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 Oct 2026 08:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/alisan-hayirli-istanbulda-farkli-bir-ibadethane-sancaklar-yeralti-camii-sade-mutevazi-sussuz-yazisiz-1791350123.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MTSO Sandığı Siyasete Ayna Tuttu: Parti Rozeti Tek Başına Yetmiyor</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/mtso-sandigi-siyasete-ayna-tuttu-parti-rozeti-tek-basina-yetmiyor-118875</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/mtso-sandigi-siyasete-ayna-tuttu-parti-rozeti-tek-basina-yetmiyor-118875</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) seçim sonuçlarını değerlendirdiği köşe yazısında, sandıktan çıkan tablonun rakamlardan çok daha fazlasını söylediğini belirterek siyasetçilere yönelik dikkat çeken analizlerde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) seçimlerinin ardından kaleme aldığı yazısında, sandık sonuçlarının siyasi çevreler açısından taşıdığı anlamı değerlendirdi. Çetin, seçimlerin ardından ortaya çıkan tablonun sadece bir oy sayımından ibaret olmadığını vurguladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">RAKAMLARIN ÖTESİNDEKİ MESAJ</span></strong></p>

<p>Seçim sonuçlarının detaylarına değinen Murat Çetin, “TSO seçimi bitti. 33 komitenin 19’unu Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, 13’ünü Mahmut Poyraz aldı. 1 komite de bağımsız çıktı. Rakam bu. Ama çıkan sonuç, rakamdan fazla şey söylüyor. Çünkü Sadıkoğlu’nun karşısında yalnız Mahmut Poyraz yoktu. Poyraz’ın yanında duran siyasetçiler de vardı. Farklı çevreler devredeydi. Hesap yapanlar da eksik değildi. Hatta bazılarının derdi Poyraz’ın kazanması bile değildi. Sadıkoğlu gitsin de… Kim gelirse gelsin. Sandık açıldı. Gitmedi” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÖDÜNÇ OYLA SİYASİ SIKLET KAZANILMAZ</span></strong></p>

<p>Siyasetteki güç algısına dikkat çeken Çetin, değerlendirmelerini şu sözlerle sürdürdü:&nbsp;“Siyasette tuhaf bir zenginlik vehmi vardır. Adamın cebinde beş kuruş yoktur. Zenginle gezer. Sofrasına oturur. Çevresinde dolaşır. Bir müddet sonra… Serveti kendisinin zanneder. Bazı milletvekillerinin hesabı da böyle. AK Parti’ye teveccüh vardır. Recep Tayyip Erdoğan’a muhabbet vardır. Rozete itibar vardır. Bizimki aynaya bakar: 'Millet beni seviyor.' Yavaş. O oy senin değil. O sevgi sana ait değil. Partinin oyunu şahsi servetin, Erdoğan’ın itibarını kendi sermayen sanıyorsan… Rozetin geçmediği ilk seçimde hesabın şaşar. Vatandaş, milletvekilinin işaret ettiği isme mühür basmak zorunda değildir. Ödünç servetle zengin olunmaz. Ödünç oyla siyasi sıklet kazanılmaz. Parti rozeti sipariş getirmez. İhracat yapmaz. Tezgâh döndürmez. Siyaset oda kapısından fazla içeri girerse… Tüccar pusulayı çıkarır. Cevabını verir.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SANDIĞIN SİYASETÇİYE MESAJI</span></strong></p>

<p>Seçim tablosunun siyasi arenaya net bir mesaj verdiğini belirten Murat Çetin, “19 Sadıkoğlu. 13 Poyraz. 1 bağımsız. Ama asıl mesaj siyasetçiyeydi: Milletin partine verdiği oy, senin şahsi tapun değildir. MTSO seçimi bunu iki kelimeyle anlattı: Haddini bil” ifadeleriyle yazısını tamamladı.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sandik-siyasete-haddini-bil-dedi-79005"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA&nbsp;</strong></a><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Oct 2026 08:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/mtso-sandigi-siyasete-ayna-tuttu-parti-rozeti-tek-basina-yetmiyor-1791263675.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Sandık Siyasete “Haddini Bil” Dedi</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-sandik-siyasete-haddini-bil-dedi-118860</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-sandik-siyasete-haddini-bil-dedi-118860</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>MTSO seçimi bitti.</p>

<p>33 komitenin<br />
<strong>19’unu Oğuzhan Ata Sadıkoğlu,<br />
13’ünü Mahmut Poyraz aldı.</strong><br />
1 komite de bağımsız çıktı.</p>

<p>Rakam bu.</p>

<p>Ama çıkan sonuç, rakamdan fazla şey söylüyor.</p>

<p>Çünkü Sadıkoğlu’nun <strong>karşısında</strong> yalnız Mahmut Poyraz<strong> yoktu.</strong></p>

<p>Poyraz’ın yanında duran siyasetçiler de vardı.<br />
Farklı çevreler devredeydi.<br />
Hesap yapanlar da eksik değildi.</p>

<p>Hatta bazılarının derdi Poyraz’ın kazanması bile değildi.</p>

<p><strong>Sadıkoğlu gitsin de…</strong></p>

<p>Kim gelirse gelsin.</p>

<p>Sandık açıldı.</p>

<p><strong>Gitmedi.</strong></p>

<p>Siyasette tuhaf bir zenginlik vehmi vardır.</p>

<p>Adamın cebinde beş kuruş yoktur.</p>

<p>Zenginle gezer.<br />
Sofrasına oturur.<br />
Çevresinde dolaşır.</p>

<p>Bir müddet sonra…</p>

<p><strong>Serveti kendisinin zanneder.</strong></p>

<p>Bazı milletvekillerinin hesabı da böyle.</p>

<p>AK Parti’ye teveccüh vardır.</p>

<p>Recep Tayyip Erdoğan’a muhabbet vardır.</p>

<p>Rozete itibar vardır.</p>

<p>Bizimki aynaya bakar:</p>

<p><strong>“Millet beni seviyor.”</strong></p>

<p>Yavaş.</p>

<p><strong>O oy senin değil.</strong></p>

<p><strong>O sevgi sana ait değil.</strong></p>

<p>Partinin oyunu şahsi servetin,<br />
Erdoğan’ın itibarını kendi sermayen sanıyorsan…</p>

<p><strong>Rozetin geçmediği ilk seçimde hesabın şaşar.</strong></p>

<p>Vatandaş, milletvekilinin işaret ettiği isme mühür basmak zorunda değildir.</p>

<p><strong>Ödünç servetle zengin olunmaz.</strong></p>

<p><strong>Ödünç oyla siyasi sıklet kazanılmaz.</strong></p>

<p>Parti rozeti sipariş getirmez.</p>

<p>İhracat yapmaz.</p>

<p>Tezgâh döndürmez.</p>

<p>Siyaset oda kapısından fazla içeri girerse…</p>

<p>Tüccar pusulayı çıkarır.</p>

<p>Cevabını verir.</p>

<p><strong>19 Sadıkoğlu.</strong></p>

<p><strong>13 Poyraz.</strong></p>

<p><strong>1 bağımsız.</strong></p>

<p>Ama asıl mesaj siyasetçiyeydi:</p>

<p><strong>Milletin partine verdiği oy, senin şahsi tapun değildir.</strong></p>

<p>MTSO seçimi bunu iki kelimeyle anlattı:</p>

<p><strong>Haddini bil.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-10-05%20at%2011_03_51%20(1).jpeg" /></strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>OĞUZHAN BAŞKAN, ODAYI KAYBETMEDEN ÇIK</strong></span></p>

<p>Oğuzhan Ata Sadıkoğlu üçüncü kez kazandı.</p>

<p>2022’de <strong>23 komite</strong> almıştı.</p>

<p>Bu seçimde <strong>19.</strong></p>

<p>Mahmut Poyraz <strong>13 komiteye </strong>ulaştı.</p>

<p>Bir komite bağımsız çıktı.</p>

<p>Bir diğerinde sonuç <strong>55–55</strong> oldu.</p>

<p>Rakamlar açık:</p>

<p><strong>Üçüncü dönem, dördüncü seçimin hazırlığı olmamalı.</strong></p>

<p>İlk dönem tanınırsın.</p>

<p>İkincide yerini <strong>muhkemleştirirsin.</strong></p>

<p>Üçüncüde artık aynı koltuğa değil, sonrasına bakarsın.</p>

<p>Üç kez kazanmış bir başkan hâlâ:</p>

<p>“Bir daha nasıl kazanırım?”</p>

<p>hesabına sıkışmamalı.</p>

<p>MTSO, Sadıkoğlu için bundan sonra daha büyük bir birikime dönüşmeli.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sandik-siyasete-haddini-bil-dedi-79005"><span style="color:#c0392b"><strong>...</strong></span></a></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sandik-siyasete-haddini-bil-dedi-79005"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Oct 2026 14:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/murat-cetin-sandik-siyasete-haddini-bil-dedi-1791195010.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / Sayın Cumhurbaşkanım, Tabanın Sesini Duyun!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-sayin-cumhurbaskanim-tabanin-sesini-duyun-118838</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-sayin-cumhurbaskanim-tabanin-sesini-duyun-118838</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Cumhurbaşkanım,</p>

<p>Yıllardır AK Parti'ye gönül vermiş, sizin liderliğinizde bu hareketin nice badirelerden geçerek bugünlere gelmesine şahit olmuş insanların adına yazıyorum.</p>

<p>Fon krizini herkes konuşuyor.<br />
Ben bu krizinin ardından ortaya çıkan siyasi tabloyu konuşacağım.</p>

<p>Fatma Betül Sayan Kaya'nın istifasını ve ardından Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığına getirilen Prof. Dr. Hülya Terzioğlu'nu...</p>

<p>Kaya'nın istifası siyasi açıdan önemli bir davranıştır. Hakkındaki iddiaların doğruluğuna elbette hukuk karar verecektir. Fakat siyasi sorumluluk alarak görevinden ayrılması, üzerinde ayrıca durulması gereken bir tavırdır.</p>

<p>Peki, yerine neden Hülya Terzioğlu?</p>

<p>İlahiyatçı, kelam akademisyeni, kadın ve toplumsal cinsiyet konularında çalışmaları bulunan, geçmişinde KADEM Sakarya kurucu temsilciliği olan feminist, felsefeci, aklı naklin önüne alan bir isim.</p>

<p>Elbette akademik birikimi ve şahsı tartışma konusu değildir. Fakat artık mesele şahsi değildir. Çünkü kendisi AK Parti'nin Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısıdır.</p>

<p>Dolayısıyla temsil ettiği sosyal politika anlayışı, milyonlarca AK Parti seçmenini ilgilendirir.</p>

<p>Sayın Cumhurbaşkanım,</p>

<p>Ankara'da belki çok fazla duyulmuyor ama tabanda ciddi bir rahatsızlık var.<br />
Sosyal medya bunun açık göstergesi.</p>

<p>İnsanlar soruyor:<br />
“AK Parti nereye gidiyor?”<br />
“Bizim değerlerimiz ne olacak?”<br />
“Aile politikamız hangi istikamete evriliyor?”<br />
“Kadın haklarını savunmakla aile yapısını zayıflatabilecek anlayışlar arasındaki sınır nerede?”</p>

<p>AK Parti'nin gücü sadece teşkilatlarından, milletvekillerinden veya Ankara'daki kadrolarından gelmedi.</p>

<p>Bu hareketin asıl gücü, Anadolu'daki muhafazakâr, dindar, vatansever milyonların gönül bağından geldi.</p>

<p>Sayın Cumhurbaşkanım,</p>

<p>Fatma Betül Sayan Kaya'nın istifası gerçekten sadece fon krizinin siyasi sonucu muydu, yoksa bu kriz aynı zamanda AK Parti'nin sosyal politikalar kadrosunda bir değişiklik yapmak için değerlendirilmiş bir fırsat mıydı?</p>

<p>Çünkü bir kadro değişikliğinin arkasındaki tercih, bazen o partinin istikametini de gösterir.</p>

<p>Son yıllarda kadın hakları, kadın istihdamı, kadına pozitif ayrımcılık, kadın beyanı diye diye ne aile, ne erkeklik ne de babalık kurumu bıraktık!</p>

<p>Bütün bunlar için kadim tarihimiz ve inanç değerimiz yeterli değil miydi ki, son 15 yıl içinde aileyi yerle yeksan eyledik?</p>

<p>Bizdeki kadın ile Avrupa'daki kadın mefhumu tamamen ayrıdır. Bizde kadın annedir, eştir, kardeştir, evlattır. Avrupa'da bu değerlerin hiç birisinin kıymetiharbiyesi yoktur. O nedenle medeni sandığımız vahşi batı, olmayan kadın haklarını, yasalarla getirmeye ve koruma altına almaya çalışıyor.</p>

<p>Bizim bütün hayatımız, yasalarımız, her şeyimiz "ANA" üzerine kurulmamış mı?<br />
Ana, her şey değil mi?<br />
Ana, her şeyin başı değil mi?<br />
Cennet anaların ayağının altında değil mi?<br />
Analar emanet değil mi?<br />
Peygamberin ümmetine en son vasiyeti kadınlar değil mi?</p>

<p>Nedir son yirmi yılda bu ülkenin başına getirilenler?<br />
Nedir bu dağılan yuvalar?<br />
Nedir bu evlenmeyen gençler?<br />
Nedir bu doğumdaki tarihi düşüş?</p>

<p>Nesil kayboluyor...<br />
Aile yılı diyoruz, yılın sonunda ellerinden hakları ve velayeti alınan babalar, dağılan aileler...<br />
Kadın hakları diyoruz, babaları tapulu evlerinden dışarı atıyoruz...<br />
Kadının beyanı diyoruz, nicelerini haksız yere cezaevlerine koyuyoruz...<br />
Nafaka diyoruz, sevgilisine kocasını sponsor ediyoruz...<br />
Allah çocukların velayetini babaya vermiş, biz zorla kadına veriyoruz...</p>

<p>Biliyoruz ki kadın ıslah olursa toplum ıslah olur. Kadın ifsad olursa toplum ifsad olur, helak olur. Yine de kadını ifsad eden yasalarını çıkarmaktan geri durmuyoruz.</p>

<p>Kadın hürriyeti adı altında kadınları sokaklara döktük. Şimdi toplayamıyoruz!<br />
Baba, gece yarısı eve gelen kızına “Neredesin?” diye soramıyor!<br />
Bekâret mefhumu eskide kaldı!<br />
Sevgilisi olmayan genç kalmadı!<br />
Metresi olmayan insan yok!<br />
Saymakla bitmeyen haram serüveni...</p>

<p>Medeniyetimizde kadın hakkı ile aile kurumu birbirinin düşmanı değildir. Biz düşman ettik...</p>

<p>Yanlış olan bir davranışı sırf kadın yaptı diye doğru kabul etmek, aileyi korumak değildir...<br />
Aileyi çağın ideolojik tartışmalarına teslim etmek doğru değildir...</p>

<p>Genel Başkan Yardımcılığına getirilen kadının iki tane sohbetinden kısa kesitler izledim. Eğer Hristiyan bir kadın, ya da CHP'li bir kadın olarak bu açıklamaları yapsaydı kıyameti koparırdık.<br />
Ama her ne hikmetse, yanlış açıklamalarını, dini tahrifini, Kur’an’ı yanlış anlatmasını ödüllendirmişiz!.</p>

<p>Yok mu bu ülkede İslam’a göre inanan, Kur’an’a göre yaşayan bir akademisyen kadın?<br />
İlla feminist mi olmalı?<br />
İlla KADEM’in içinden mi olmalı?<br />
İlla Allah ve Resulü’ne savaş açan mı olmalı?<br />
Peki böylesini seçtiniz, bari buna uygun kılık kıyafeti olsun!<br />
Neden başörtülü biri tercih ediliyor?<br />
Neden ilahiyatçı deniliyor?<br />
Kelam ilmi ve felsefe ilahiyat mı?<br />
Neden bu feministlerin ön kimlikleri ilahiyatçı oluyor?</p>

<p>Bu millet, bir asırdır kursağında bırakılan imanını, ahlakını, iffet ve namusunu korumak için 25 yıldır bizi tercih ediyor. Ama biz hiç birisinin yapamadığını kademe KADEM’e yaptırdık!!!..</p>

<p>Feminist, bu ülkenin değerleriyle ortak bir yanı olmayan, tarihi mirasımızla, medeniyetimizle taban tabana zıt bir kadın derneği bu kadar mı önemli!..<br />
Atanan üst düzey yetkililer, Bakanlar, Genel Başkan Yardımcıları İlla da bu dernekten mi olmalı?!.</p>

<p>Kuruluşundan bugüne kadar saçını süpürge eden, evin yolunu unutan, ayaklarına karalar düşsede dava diyerek kapı kapı dolaşan, yüz binlerce kadın içinde varsa yoksa bu feminist dernek mi?</p>

<p>Kim bunlar, Allah aşkına?<br />
Bu partiye, bu harekete ne faydaları var?<br />
Koruma altına alınan, özel yer tahsis edilen, kendilerine milyonlar aktarılan bu kuruluş bu millete mi hizmet ediyor?</p>

<p>Sayın Cumhurbaşkanım,</p>

<p>Siz siyasette akademisyenlere olumlu bakmıyordunuz. Onlar için siyaset bir sıfır geriden başlıyordu. Şimdi ne değişti de felsefeci, KADEM’li kadınlar söz sahibi oluyorlar!?.</p>

<p>Kadın atamalarla kadının onuru korunmuyor, aile korunmuyor, iffet namus korunmuyor, kadının değeri korunmuyor, iman ahlak korunmuyor, devlet korunmuyor, nesil korunmuyor...</p>

<p>Sayın Cumhurbaşkanım,</p>

<p>Siz Anadolu'nun sesini Ankara'ya taşıyarak siyasete girdiniz.<br />
Bugün Ankara'nın Anadolu'nun sesini yeniden duymaya ihtiyacı var.<br />
Tabandan AK Parti'ye tepkiler büyüyor. Gün gelir bu önü alınamaz büyük bir çığa dönebilir.</p>

<p>Lütfen önceki iki seçimin bize söylediklerine bakın!<br />
Abdestinizi tazeleyin dedi millet.<br />
Bu gidişle boy abdesti alın diyecektir...</p>

<p>Bugün halkın sesini, tepkisini “sosyal medya gürültüsü” olarak görürseniz, yarın sandıklar açıldığında sonucu değiştiremezsiniz...</p>

<p>O ses şunu söylüyor:<br />
“Biz AK Parti'nin değişmesini değil, değerlerinden kopmasını istemiyoruz.”</p>

<p>Benim de ulaştırmak istediğim asıl mesaj budur.</p>

<p>Çünkü mesele bir genel başkan yardımcısının kim olduğu değildir.<br />
Mesele, AK Parti'nin istikametidir, temsil ettiği düşünülen anlayışın AK Parti'nin geleneksel muhafazakâr tabanıyla nerede buluştuğudur.</p>

<p>Hülya Terzioğlu'nun şahsına karşı bir düşmanlığımız yoktur. Onun gibi nicelerini gördük. Gidip dönmeyeni var, sırasını bekleyeni var!..</p>

<p>Allah bu davanın, bu dinin, bu ülkenin ve bu milletin sahibidir. Bir şey dilemişse, her şeye rağmen olacaktır.</p>

<p>Sayın Cumhurbaşkanım,</p>

<p>Bugün sizden beklenen, tabanın sesini duymanızdır.<br />
Bu hareketi bugünlere getirenler yalnızca Ankara'daki yöneticiler değildir.<br />
Mahallesinde sizin için çalışan kadınlardır.<br />
Çocuğunuza, ailenize dua eden annelerdir.<br />
Sandık başında görev yapan gençlerdir.<br />
Davasına inanarak yıllarca teşkilatlarda emek veren insanlardır.</p>

<p>Ve onların ortak bir beklentisi vardır:</p>

<p>AK Parti değişebilir, yenilenebilir, kadrolar değişebilir; ama değerleri kaybolmasın.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/sayin-cumhurbaskanim-tabanin-sesini-duyun-79003"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 04 Oct 2026 14:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/ebuzer-aydin-sayin-cumhurbaskanim-tabanin-sesini-duyun-1791114434.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Siyaset Bir Yana Sağlık Bir Yana!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/siyaset-bir-yana-saglik-bir-yana-118831</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/siyaset-bir-yana-saglik-bir-yana-118831</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Time’daki köşesinde YENİ Parti Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın rahatsızlığını duyduktan sonra hissettiklerini kaleme alarak siyasetin ve eleştirinin ötesinde insani duyguların öne çıktığı anlamlı bir geçmiş olsun mesajı yayımladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Time'da yayımlanan yazısında YENİ Parti Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın rahatsızlığına değindi. Gazetecilik ve yazarlık mesleğinin gereği olarak eleştiride bulunmanın doğal olduğunu belirten Çetin, hastalık durumlarının ise siyasetin tamamen dışında tutulması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KALEM ELEŞTİRİR GÖNÜL DUA EDER</span></strong></p>

<p>Murat Çetin, kaleme aldığı yazısında mesleki duruşunu ve hislerini şu sözlerle ifade etti:&nbsp;“Gazeteciyiz. Yazarız. Eleştiririz. Sorarız. Kalemin hakkı bu. Ama hastalık siyasetin dışındadır.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MALATYA'NIN EVLADI İÇİN DUALAR EDİLDİ</span></strong></p>

<p>YENİ Parti Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın Malatya için önemli bir değer olduğunu ve ülke siyasetinde ağırlıklı bir konumda bulunduğunu belirten Murat Çetin, rahatsızlık haberinin kendilerini derinden üzdüğünü dile getirdi. Çetin, samimi duygularını şu sözlerle tamamladı: “Veli Ağbaba… Malatya’nın evladı. Türkiye siyasetinde ağırlığı olan bir isim. Rahatsızlığını duyunca mahzun olduk. Kalem eleştirir. Gönül dua eder. Geçmiş olsun Veli Bey. Allah şifa versin.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AĞBABA, TABURCU EDİLDİ</span></strong></p>

<p>Öte yandan; Semt Pazarı ziyareti sırasında rahatsızlanan ve belindeki kırık nedeniyle Turgut Özal Tıp Merkezi'nde bir süre yoğun bakımda tedavi gören Malatya Milletvekili Veli Ağbaba taburcu edildi. Sağlık durumu iyi olan Ağbaba’yı yolcu eden İl Başkanı Barış Yıldız, “Milletvekilimiz tedavi sürecini tamamladı. Bugün Sayın Vekilimizi taburcu ederek yolcu ettik.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/milletvekilinin-milleti-nerede-78995"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 04 Oct 2026 08:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/siyaset-bir-yana-saglik-bir-yana-1791103435.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Evlilik Üç Ay... Yük Bir Ömür</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-evlilik-uc-ay-yuk-bir-omur-118830</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-evlilik-uc-ay-yuk-bir-omur-118830</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gençlerimize bakıyorum.</p>

<p>Bahusus kızlarımıza…</p>

<p>İçim acıyor.</p>

<p>İki hafta tanışma.</p>

<p>Birkaç ay evlilik.</p>

<p>Ardından gebelik.</p>

<p>Çocuk.</p>

<p>Sonra bir tartışma…</p>

<p>Bir kırgınlık…</p>

<p>Bir dilekçe…</p>

<p>Ve boşanma.</p>

<p>Dosya kapanıyor.</p>

<p>Hayat devam ediyor.</p>

<p>Çünkü ortada çocuk varsa mahkeme biter…</p>

<p>annelik, babalık bitmez.</p>

<p>2025’te Türkiye’de 193 bin 793 çift boşandı.</p>

<p>Bu boşanmalardan 191 bin 371 çocuk etkilendi.</p>

<p>Velayetlerin yaklaşık dörtte üçü anneye verildi.</p>

<p>Gece ateşlenen çocuk.</p>

<p>Okul.</p>

<p>Doktor.</p>

<p>Servis.</p>

<p>Masraf.</p>

<p>Kaygı.</p>

<p>Bir imza birkaç dakikada atılıyor.</p>

<p>Yükü yıllarca taşınabiliyor.</p>

<p>Kur’ân aileyi anlatırken üç kelime kullanıyor:</p>

<p>Sekînet.</p>

<p>Meveddet.</p>

<p>Rahmet.</p>

<p>Bugün nikâh masasına bazen başka şeyler de geliyor.</p>

<p>Beklenti.</p>

<p>Ego.</p>

<p>Mukayese.</p>

<p>Sosyal medya.</p>

<p>Tahammülsüzlük.</p>

<p>İlk tartışmada:</p>

<p>“Anlaşamıyoruz.”</p>

<p>İlk kırgınlıkta:</p>

<p>“Bitti.”</p>

<p>Aileler devreye girince:</p>

<p>“Ben bunu çekemem.”</p>

<p>Peki evlilik neydi?</p>

<p>İki kusursuz insanın aynı çatı altında buluşması mı?</p>

<p>Öyle bir insan henüz yaratılmadı.</p>

<p>Evlilik biraz da birbirine alışmaktır.</p>

<p>Bazen susmak.</p>

<p>Bazen özür dilemek.</p>

<p>Bazen haklı çıkmaktan vazgeçip yuvayı korumak.</p>

<p>Genç kıza:</p>

<p>“Mutlu ol.”</p>

<p>diyoruz.</p>

<p>Güzel.</p>

<p>Ama mutluluk siparişle gelmiyor.</p>

<p>“Sev.”</p>

<p>diyoruz.</p>

<p>Sevgi de her sabah aynı sıcaklıkta uyanmıyor.</p>

<p>“Hakkını bil.”</p>

<p>Elbette.</p>

<p>Peki fedakârlığı kim öğretecek?</p>

<p>Sabrı?</p>

<p>Vefayı?</p>

<p>Tahammülü?</p>

<p>Mesuliyeti?</p>

<p>Bunlar da çeyize konmalı.</p>

<p>Bir hususu da ayıralım.</p>

<p>Boşanma davasını kadının açması, kusurun ona ait olduğunu göstermez.</p>

<p>Erkek kusurlu olabilir.</p>

<p>Kadın olabilir.</p>

<p>İkisi de.</p>

<p>Ama çocuk…</p>

<p>kusuru olmadığı hâlde bedel ödeyebiliyor.</p>

<p>Bir evden ötekine.</p>

<p>Hafta sonu hesabı.</p>

<p>Bayram günü.</p>

<p>Telefon saati.</p>

<p>Teslim vakti.</p>

<p>Çocuk daha hayatı öğrenmeden…</p>

<p>takvim öğreniyor.</p>

<p>Kızlarımıza özellikle şunu söylemek istiyorum:</p>

<p>Öfkeyle verilen kararın vadesi bazen uzun olur.</p>

<p>Mahkeme kararı bir sayfa.</p>

<p>Sonrası kırk yıl sürebilir.</p>

<p>Çocuk sizdeyse dosya kapanır.</p>

<p>Sorumluluk kalır.</p>

<p>Üç aylık bir öfkenin taksiti…</p>

<p>otuz yıl sürebilir.</p>

<p>Erkeğe de sözüm var.</p>

<p>Kadın oyuncak olamaz.</p>

<p>Çocuk dekor olamaz.</p>

<p>Nikâh da hevesle kurulup öfkeyle dağıtılacak bir şey olamaz.</p>

<p>Bir öfkeyle evi dağıtan erkek hesabını verir.</p>

<p>Bir heves uğruna yuvayı harcayan kadın da.</p>

<p>Çünkü aile, iki kişinin keyfine göre taşınan bir beraberlikten daha büyüktür.</p>

<p>Bir ahit, bir emanet, bir mesuliyet.</p>

<p>Çocuk varsa…</p>

<p>artık yalnız iki kişiyi ilgilendirmez.</p>

<p>İki yetişkin ayrılır.</p>

<p>Çocuk ise bazen…</p>

<p>iki hayatın arasında büyür.</p>

<p><strong>Selam ve dua ile…</strong></p>

<p><a href="https://www.dirilispostasi.com/evlilik-uc-ay-yuk-bir-omur"><span style="color:#c0392b"><strong>KAYNAK: DİRİLİŞ POSTASI GAZETESİ</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 04 Oct 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/murat-cetin-evlilik-uc-ay-yuk-bir-omur-1791102851.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;da Bu Hafta Her Şey Bulundu Ama Huzur Bir Türlü Sağlanamadı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-bu-hafta-her-sey-bulundu-ama-huzur-bir-turlu-saglanamadi-118829</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-bu-hafta-her-sey-bulundu-ama-huzur-bir-turlu-saglanamadi-118829</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Time'daki "Fiskos Masası" başlıklı yazısında Malatya’da bu hafta yaşanan sahte sucuk skandalını, otopark kavgasını, kültür merkezlerindeki adres kafa karışıklığını ve bitmeyen trafik çilesini kaleme aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Time'da kaleme aldığı "Fiskos Masası" yazısında Malatya’da bu hafta yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Çetin'in aktardığına göre, şehirde bir köşede projeler konuşulurken öteki köşesinde fiskos hazır bekliyor; kimi ürünün içeriğini, kimi park yerini, kimi adresi, kimi de yolunu arıyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YÖRESAL ÜRÜN DEDİLER YÖRESİ BİLE ŞAŞTI</span></strong></p>

<p>Yöresel ürünler fuarında yapılan denetimlerde “dana sucuk” diye satılan yüzlerce kilo ürünün piliç çıktığı, eritme peynirleri ve karışım yağların da toplatıldığı konuşuluyor. Esnaf cephesinin bu tür organizasyonlara uzun süredir mesafeli durduğu belirtilirken, fuarın fiskosu şu sözlerle aktarılıyor: “Yöresel ürün diye geldiler, ürünün memleketi bile belli çıkmadı!”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">PARK YERİ BULUNDU HUZUR BULUNAMADI</span></strong></p>

<p>Büyükşehir Belediyesi binasının arkasında park yeri meselesi iki esnafı karşı karşıya getirdi. Olayın bıçak ve sopaya kadar uzandığı ve dört kişinin yaralandığı öğrenildi. Malatya’da park işinin geldiği noktanın artık trafik sorununu aştığı görülürken, sokaktaki fiskos ise acı bir gerçeği ortaya koyuyor:&nbsp;“Yer varmış da tahammül kalmamış!”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İKİ KÜLTÜR MERKEZİ VAR VATANDAŞ ADRES SORUYOR</span></strong></p>

<p>İstasyon Kavşağı’nda birbirine çok yakın iki ayrı kültür merkezi bulunması bu hafta yeniden gündeme geldi. İsimlerin birbirine çok yakın olması nedeniyle etkinlik duyurusu yapıldığında vatandaşın hangisine gideceği ayrı bir mesele haline geliyor. Kültürün artmış olabileceği ancak adres tarifinin zorlaştığı belirtilirken fiskos şu şekilde dile getiriliyor:&nbsp;“Kültür çoğaldı, yön tabelası yetmedi!”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SPORUN ZİRVESİ KURULDU FUTBOL HÂLÂ YOL ARIYOR</span></strong></p>

<p>Eski futbolcular, spor adamları ve basın mensupları Malatya’ya geldi; tesisler gezildi, projeler övüldü ve “Malatya futbolu Süper Lig’de olmalı” denildi. Temenni güzel olsa da şehrin futbol hafızasının son yıllarda çok yorgun olması nedeniyle verilen sözlerin sahaya biraz uzak kaldığı ifade ediliyor. Tribünün fiskosu ise durumu şöyle özetliyor: “Süper Lig konuşuluyor, takım hâlâ çıkış kapısını arıyor!”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KAVŞAK DÜZELİYOR SÜRÜCÜNÜN ROTASI BOZULUYOR</span></strong></p>

<p>İnönü Caddesi ile Fuzuli Caddesi arasındaki kavşak çalışması yüzünden trafik birkaç gün başka güzergâhlara verildi. Merkezde direksiyon sallayanların işi yine zorlaşırken kavşak çalışması başlayınca haritaya da mesai kalıyor. Sürücünün fiskosu net:&nbsp;“Yol yapılınca seviniyoruz, yapıldığı sürece eve dönemiyoruz!”</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/milletvekilinin-milleti-nerede-78995"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 04 Oct 2026 11:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/malatyada-bu-hafta-her-sey-bulundu-ama-huzur-bir-turlu-saglanamadi-1791102336.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ferdanur BERK / Her Gün Yaptığımız Ama Vücudumuzu Yoran Alışkanlıklar</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-her-gun-yaptigimiz-ama-vucudumuzu-yoran-aliskanliklar-118828</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-her-gun-yaptigimiz-ama-vucudumuzu-yoran-aliskanliklar-118828</guid>
                <description><![CDATA[Ferdanur BERK yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gözümüzü açar açmaz telefona uzanıyor, kahvaltı yapmak yerine kahvemizi içiyor, gün boyunca yeterince hareket etmiyor, akşam yemeğimizi televizyon karşısında yiyor ve gece yatağa girerken telefonu elimizden bırakmıyoruz. Bunların hiçbiri tek başına büyük bir hata gibi görünmüyor. Hatta çoğunu artık günlük hayatın normal bir parçası olarak kabul ediyoruz. Fakat her gün tekrarlanan küçük alışkanlıklar, zaman içinde kendimizi nasıl hissettiğimiz ve yaşam düzenimiz üzerinde düşündüğümüzden daha fazla etkili olabiliyor.</p>

<p><strong>Güne telefonla başlayıp telefonla uyumak</strong></p>

<p>Sabah daha yataktan kalkmadan bildirimlere, mesajlara ve sosyal medyaya bakıyoruz. Böylece güne kendi ihtiyaçlarımızı fark ederek değil, telefonun sunduğu uyaranlarla başlıyoruz. Akşam olduğunda da telefonu yatağa taşıyoruz. “Biraz bakıp uyuyacağım” derken birkaç video, birkaç mesaj derken uyku saatimiz erteleniyor. Telefonu tamamen hayatımızdan çıkarmak elbette mümkün değil. Ancak sabah ilk dakikaları telefonsuz geçirmek ve gece telefonu yatağın dışında bırakmak, günün başlangıcını ve sonunu daha sakin hale getirebilir.</p>

<p><strong>Kahvaltı yerine kahveyle güne başlamak</strong></p>

<p>Sabahları çoğumuzun ilk tercihi kahve oluyor. Kahve içmek başlı başına kötü bir alışkanlık değil. Ancak kahvaltının yerine geçmesi ve ilk öğünün sürekli ertelenmesi farklı bir konu.“Sabah canım bir şey istemiyor, kahvemi içeyim yeter” diyerek güne başlayıp öğlene kadar hiçbir şey yememek, ilerleyen saatlerde yoğun açlıkla karşılaşmamıza ve günün geri kalanında yeme düzenimizin bozulmasına zemin hazırlayabilir.</p>

<p><strong>Gün boyu tek öğünle idare etmek</strong></p>

<p>Yoğunluk nedeniyle “Bugün doğru düzgün yemek yiyemedim, akşam yerim” dediğimiz günler oluyor. Bazen bu durum alışkanlığa dönüşüyor ve bütün günü tek öğünle geçirmeye başlıyoruz. Gün içerisinde yeterli enerji ve besin ögelerini karşılayabilmek önemli. Bütün gün aç kalıp akşam tek seferde çok büyük bir öğüne yönelmek, açlık ve tokluk kontrolünü de zorlaştırabilir.</p>

<p><strong>Yemeği birkaç dakikada bitirmek</strong></p>

<p>Yoğun bir günün ortasında yemeğimizi hızlıca yiyip masadan kalkmak oldukça sıradan. Ancak yemek için ayırdığımız zamanı sürekli kısaltmak, hem yemeğin farkında olmamızı hem de tokluk sinyallerini takip etmemizi zorlaştırabilir.Bazen yapılabilecek en basit değişiklik, yemeği biraz yavaşlatmak ve o sırada gerçekten yediğimiz yemeğe odaklanmak olabilir.</p>

<p><strong>Ekran karşısında yemek yemek</strong></p>

<p>“Bir şey izlerken yemek daha keyifli” diyebiliriz. Fakat ekran dikkatimizi yemeğin kendisinden uzaklaştırabiliyor. Ne kadar yediğimizi, ne kadar doyduğumuzu ve gerçekten yemeye devam etmek isteyip istemediğimizi fark etmek zorlaşabiliyor.En azından bazı öğünleri ekransız geçirmek, yeme alışkanlığımızı yeniden fark etmemizi sağlayabilir.</p>

<p><strong>Gün içinde yeterince hareket etmemek</strong></p>

<p><strong>G</strong>ünün büyük bölümünü masa başında geçirmek, kısa mesafelerde bile araç kullanmak, asansörü tercih etmek ve eve geldiğimizde uzun süre oturmak günlük hareketimizi oldukça azaltabiliyor.Her gün mutlaka uzun ve yorucu egzersizler yapmak gerekmiyor. Gün içinde kısa yürüyüşler yapmak, mümkün olduğunca merdiven kullanmak, telefon görüşmelerini yürüyerek yapmak veya uzun süre aynı pozisyonda kalmamak bile hareketimizi artırabilir.</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/her-gun-yaptigimiz-ama-vucudumuzu-yoran-aliskanliklar-79002"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 04 Oct 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/ferdanur-berk-her-gun-yaptigimiz-ama-vucudumuzu-yoran-aliskanliklar-1791100119.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alişan HAYIRLI / Bir Müzehhibe’nin doğuşu: Elvan Sanat</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-bir-muzehhibenin-dogusu-elvan-sanat-118827</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-bir-muzehhibenin-dogusu-elvan-sanat-118827</guid>
                <description><![CDATA[Alişan HAYIRLI yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>6 Şubat… Malatya’yı haritadan silen son yüzyılın en büyük felaketi olarak tarihe geçen bir takvim yaprağı oldu. 6 Şubat’ın hayatımızda açtığı yaraların tamamen kapanmasını beklemek beyhude bir çaba olur. Çünkü maddi yaralar geçer ama ruhsal yaralar geçmez.&nbsp;<br />
Peki, hiç mi çaresi yok?<br />
Var.&nbsp;<br />
Türk-İslam medeniyetinin dünyaya kazandırdığı, derin bir sabır, zevk ve zarafet barındıran muhteşem sanatı: Tezhip&nbsp;<br />
Bugünkü sanat kahramanımızın adı: Elvan Şahin…&nbsp;<br />
6 Şubat enkazının külleri arasından doğan, hayata yeniden sarılan ve Tezhip sanatıyla yeniden nefes alan bir sanatçı… Üç büyük ana deprem ve 10 binlerce artçıların yaraladığı ruh, tezhiple yeniden neşv’ü nema buluyor.&nbsp;<br />
Türk-İslam sanatının altın çocuğu Tezhip, nasıl oldu da yaralı bir ruha merhem oldu? Herkes yıkılan evlerinin ve işyerlerinin yeniden inşa edilmesi için telaşa kapılırken, Barguzu’da (Bostanbaşı’nda) yaralı bir ruh “yerinde dönüşüm” ün değil “yerinde sanatın” peşine düşer.&nbsp;<br />
Gönlüne bir cemre gibi düşer Tezhip damlası… Bu muhteşem sanatı öğrenmeye karar verir. Kendisine bu sanatı öğretecek bir Tezhip hocası arar ama nafile.<br />
6 Şubat travması ruhunda o kadar derin bir iz bırakmıştır ki, kendisine bu sanatı öğretecek hocayı aramaktan asla vazgeçmez. Bir gün internette Tezhiple ilgili bilgi taraması yaparken önüne online tezhip eğitimi veren Savran Akademi’nin paylaşımı düşer: İşte kaderinin değiştiği, ilacını bulduğu an bu andır.&nbsp;<br />
Uzaktan da olsa, hocası Nurhan Barutçular ile bu yolculuğa çıktı.&nbsp;<br />
Bu bir çılgınlık! Nasıl yani? Birebir, yüz yüze bile öğrenilmesi çok zor olan bir sanatı uzaktan öğrenmek, bin kilometre öteden eğitim almak?<br />
Kollarını sıvadı, “Bismillah” dedi ve ilk sihirli dokunuşları yaptı. Şimdi cesaret timsali, sabır taşı, gönül dostu, sanat aşığı bir yürek hemhal oluyor boyalarla, kâğıtlarla… Zamanı durdurmuş, sabrı kuşanmış, azimle çabayla, soluk almadan çiziyor, çiziyor, çiziyor…&nbsp;<br />
İleride, çok değil üç yıl sonra Malatya’nın ilk ve tek Tezhip atölyesini açacağını belki kendisi de tahmin etmiyordu. Öğrenme hırsı o kadar büyük ki, saatlerce kafasını kaldırmadan, hocası sanki yakınında, hemen masanın başındaymış gibi Tezhip sanatının zorlu ve ruha sükûnet veren yolunda hiç tökezlemeden, sevinçle ilerliyor.&nbsp;<br />
Aradan geçti üç yıl… Bu süre içinde bir sanatçının doğuşuna şahitlik ediyoruz.&nbsp;<br />
Bir felaket (6 Şubat), nasıl olur da bir sanatla kurtuluşa ve tedaviye vesile olabilir?&nbsp;<br />
Tezhip Sanatçısı Elvan Şahin’in Barguzu’da açtığı Tezhip atölyesini ve duvarları süsleyen, her biri şaheser olan eserlerini görünce, anladım ki; bir insanın yüreği yanmadan, örselenmeden, dayanılması güç acıları yaşamadan, enkazın tozunu yutmadan sanatçı olunmazmış. &nbsp;<br />
Değil midir ki; bir şair aşık olmadan şiir bezeyemez, bir yazar dibe batmadan roman yazamaz, bir bestekâr ayrılık acısı yaşamadan hicran şarkıları besteleyemez, bir ressam kafayı yemeden resim çizemez.&nbsp;<br />
Şiddetli öğrenme arzusu Elvan Şahin’i, ilk bir yılda öğrenci, ikinci yılda kalfa, üçüncü yılda ise usta seviyesine ulaştırdı. Bu pes etmemenin, direnmenin, azmin ve sevdanın hikâyesiydi.&nbsp;<br />
Kahramanımız Elvan Şahin şimdi;&nbsp;<br />
Barguzu’da, Evliya Çelebi’nin öve öve bitiremediği bir bağ köyünde, cennetten bir köşeyi andıran bahçeli bir evde, duvarlarını süsleyen Tezhip eserlerinin arasında, mütevazı bir atölye açmış. Tezhibe ilgisi olan ve bu bezeme sanatını öğrenmek isteyenleri kendi çektiği zorlukları çekmeden sadece tezhip sanatının gönle verdiği sükûnetle besliyor. &nbsp;<br />
Enkaza dönmüş bir şehrin ortasında, evleri yıkılmış yakınları vefat etmiş bir beldede, hem uzaktan hem de üç yıl gibi kısa bir sürede, Tezhip sanatındaki birçok tekniği kullanarak nice eserler veren Elvan hocamızın sanatına olan düşkünlüğüne ve koca şehrin bu başarıya sessiz kalmasına bile aldırmadan yürüyüşüne hayran kaldım.&nbsp;<br />
Hülasa, benim kalemim böyle bir sanatı ve eserleri anlatmaya, kelimeleri kâğıt üzerinde bir Tezhip gibi bezemeye yetmez. Varın temaşa eyleyin, ya da bu harikulade tabloları yerinde görün.&nbsp;<br />
<a href="https://www.malatyatime.com/makale/bir-muzehhibenin-dogusu-elvan-sanat-79001"><strong>...</strong></a></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bir-muzehhibenin-dogusu-elvan-sanat-79001"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 04 Oct 2026 10:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/alisan-hayirli-bir-muzehhibenin-dogusu-elvan-sanat-1791099541.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnönü Üniversitesi&#039;nin Döner Sermayesi Neden Dönmedi? 305 Milyon Liralık Zarar</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/inonu-universitesinin-doner-sermayesi-neden-donmedi-305-milyon-liralik-zarar-118807</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/inonu-universitesinin-doner-sermayesi-neden-donmedi-305-milyon-liralik-zarar-118807</guid>
                <description><![CDATA[Usta Kalem Murat Çetin, İnönü Üniversitesi döner sermayesinin açıklanan devasa zararını kaleme alarak mali bilançonun geldiği son noktayı gözler önüne serdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı yazısında İnönü Üniversitesi'nin döner sermayesinde ortaya çıkan devasa zararı gündeme getirdi. Üniversitenin mali tablosuna dikkat çeken Çetin, açıklanan rakamların ardından ciddi bir tabloyla karşı karşıya kalındığını ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MİLYONLUK ZARAR...</span></strong></p>

<p>Mali tablodaki bilançoyu değerlendiren Murat Çetin, kamuoyunda geniş yankı uyandıran değerlendirmesinde doğrudan şu ifadeleri kullandı: &nbsp; "LAF EBESİ: DÖNER SERMAYE DÖNMÜYOR! İnönü Üniversitesi Döner Sermayesi… 2025 zararı: 305 milyon lira. Adı döner sermaye. Ama para dönmemiş. Zarar devretmiş. Demedi deme İnönü; böyle dönerse, başımız döner."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/milletvekilinin-milleti-nerede-78995"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 17:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/inonu-universitesinin-doner-sermayesi-neden-donmedi-305-milyon-liralik-zarar-1790937430.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alişan HAYIRLI / Hubb Sanat’ın ağır misafiri:  İlhan Kocaman (Topkapı Sarayı Başkanı)</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-hubb-sanatin-agir-misafiri-ilhan-kocaman-topkapi-sarayi-baskani-118806</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-hubb-sanatin-agir-misafiri-ilhan-kocaman-topkapi-sarayi-baskani-118806</guid>
                <description><![CDATA[Alişan HAYIRLI yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’nın sadece hanım kursiyerlere yönelik açılan ilk özel Hat Atölyesi olan HUBB Sanat merkezi bugün önemli bir ismi misafir etti. Malatya’mızın medarı iftiharı, Topkapı Sarayı’nın Başkanı Sayın İlhan Kocaman Hocamızla birlikte HUBB Sanat merkezini ziyaret ettik. Sayın Kocaman; &nbsp;Hat sanatçıları Kübra Gül ve Esra Teşdoğ hocalarımızın hizmet verdiği atölyede hem milli saraylar hem de Osmanlı’da hat sanatı üzerine doyumsuz bir sohbet verdi. Medrese usulü icazet alan Malatya’nın tek Hattatı İslam Kaya, Tezhip Hocası İlhan Dönmez ve Hat Hocası Ersin Özdemir’in de hazır bulunduğu sohbette Osmanlı hükümdarlarının Türk-İslam sanatına verdiği önemden bahseden Kocaman, yakın bir zamanda Hat sanatı ile ilgili iki ciltlik bir eserin Topkapı Sarayı yayınları arasında çıkacağı müjdesini verdi. Türk-İslam Sanatına gönül vermiş genç ve yetenekli sanatçılarımızın yerel yöneticiler tarafından desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Kocaman, Malatya’da deprem sonrası böyle bir atölyenin açılmış olmasının sevindirici olduğunu belirtti.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/hubb-sanatin-agir-misafiri-ilhan-kocaman-topkapi-sarayi-baskani-78999"><strong><span style="color:#2980b9">YAZININ DEVAMI BURADA</span></strong></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 13:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/alisan-hayirli-hubb-sanatin-agir-misafiri-ilhan-kocaman-topkapi-sarayi-baskani-1790935388.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sevgi BERK / Patron Çıldırdı: Kütüphaneden Başka Dert Yokmuş Gibi!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sevgi-berk-patron-cildirdi-kutuphaneden-baska-dert-yokmus-gibi-118805</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sevgi-berk-patron-cildirdi-kutuphaneden-baska-dert-yokmus-gibi-118805</guid>
                <description><![CDATA[Sevgi BERK yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Her sabah bilgisayarımın başına otururken içimde hep aynı umut, dudaklarımda aynı dua var: "Bismillah..." diyorum, "İnşallah bugün memleketimden güzel haberler yazarım, bugün yüzleri güldüren, yüreklere su serpen haberlerle hemşehrilerimin karşısına çıkarım." Ama ne yazık ki çoğu günün sonunda önüme düşen bültenler, şehrin bitmek bilmeyen çilesi ve yanlış öncelikler yüzünden günü yorgun, argın ve umutsuz kapatıyorum. İşte yine öyle günlerden birindeyiz...&nbsp;</p>

<p>&nbsp;Malatya’da, toz toprak içinde esnaflık yapmaya çalışan mahalleli bir kenarda dursun… Büyükşehir Belediye Başkanımız Sami Er’den memleketin en büyük sorununa bir neşter geldi: 13 kütüphane daha açılıyor!</p>

<p>Hani mağaza camlarına "Patron çıldırdı!" diye yazarlar ya, bizim belediyenin durum tam da o hesap. Şehir Kütüphanesi’nin bütçesi daha dün gibi akıllarda… Harcanan o rakamları Malatyalılar günlerce konuştu, sosyal medyada eleştiri oklarının hedefi oldu. Şehir yıkılmış, altyapı çökmüş, millet başını sokacak sağlam bir çatı arıyor ama biz milyarlık bütçeyi kütüphaneye yatırmışız. Hatırlarsanız daha önce açılan Şehir Kütüphanesi için harcanan 280 milyon TL'lik bütçe şehirde büyük bir polemik konusu olmuştu. "Acaba 280 milyon liraya kütüphane yerine şehre küçük bir ilçe mi kursaydık?" denildi.&nbsp;</p>

<p>Üstelik bu kütüphanenin ayrı bir işlevi daha var; adeta bir “bakan ağırlama tesisi”! Ankara’dan Malatya’ya hangi bakan gelse, uçaktan indiği gibi soluğu hemen bu meşhur Şehir Kütüphanesi’nde alıyor. Fotoğraflar çekiliyor, kameralar çalışıyor; ardından basın bültenleri servis ediliyor: “Sayın Bakan’dan kütüphaneye tam not!”, “Bakanlar övgüler yağdırdı!” E tabii, bakan kütüphaneye bakıyor, güzel, pırıl pırıl... Ama kütüphaneden çıkıp iki sokak öteye, depremin gerçek yüzüne bakmaya vakit kalmıyor ki!</p>

<p>Şimdi eğri oturup doğru konuşalım; kimse eğitime, kitaba, kütüphaneye karşı değil. Gençlerimiz okusun, sınavlara hazırlansın, geleceğini inşa etsin. Buna tek bir laf eden çarpılır. Ama kardeşlerim, Malatya hâlâ depremin izlerini silememişken, vatandaşın öncelikli dertleri dağ gibi birikmişken bu “kütüphane sevdası” da nedir? Şehrin dört bir yanı toz duman içindeyken 13 kütüphane daha açmak, evi ve işyeri yıkık adama "Sana harika bir çalışma masası aldık" demek gibi bir şey.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/patron-cildirdi-kutuphaneden-baska-dert-yokmus-gibi-79000"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 12:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/sevgi-berk-patron-cildirdi-kutuphaneden-baska-dert-yokmus-gibi-1790934692.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / Borsa Cinneti, Surlardaki Keneler ve Bayrak Adam&#039;a Nida</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-borsa-cinneti-surlardaki-keneler-ve-bayrak-adama-nida-118793</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-borsa-cinneti-surlardaki-keneler-ve-bayrak-adama-nida-118793</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gündem allak bullak!</p>

<p>Her yerde fon skandalı konuşuluyor?</p>

<p>Ne oldu ?</p>

<p>Kimler bunlar?</p>

<p>Ne olacak?</p>

<p>Sorular ...</p>

<p>Ama olanı anlamak !</p>

<p>Ders çıkarmak!</p>

<p>Olan bitenden yüreğimize oturan dersler var!</p>

<p>&nbsp;Önce vatandaş&nbsp;</p>

<p>Sonra Cumhurbaşkanımıza çağrı kopuyor hançeremizden!!!</p>

<p>İşte o çağrı:</p>

<p>Ey Vatandaş!</p>

<p>Bırakın o grafik oyunlarını, süslü bilançoları, "portföy" ambalajlı sahte cennet masallarını!&nbsp;</p>

<p>Karşımızdaki tablo bir finansal kaza, basit bir mevzuat eksikliği veya sıradan bir borsa spekülasyonu değildir.&nbsp;</p>

<p>Karşımızdaki tablo; alın teri dökmeden, tek bir çivi çakmadan, tek bir bardak su üretmeden "bir koyup bin alma" hastalığının, maddiyatçılığın ruhu yuttuğu bir cemiyette kitlesel bir cinnete dönüşme vesikasıdır.</p>

<p>Peki ne oldu, nasıl bu raddeye gelindi?</p>

<p>Sığ hisselerin fiyatlarını kâğıt üzerinde yüz katına çıkarıp, bunları güya risk seviyesi düşük "likit fon" ambalajlarıyla halka sunanlar; TEFAS etiketini ve kamu güvenini siper ederek devasa bir finansal kumarhane kurdular. 131 fonun kilitlendiği, 455 bin insanın kaynaklarının bir gecede buharlaştığı 272 milyar liralık bu çöküş; emeksiz kazanç hırsının (riba cinnetinin) tabii bir neticesidir.&nbsp;</p>

<p>Süreç tırmanırken, devletin mühürdar makamları—SPK’sı, Borsa İstanbul’u, MASAK’ı—yangın konağı sarana kadar süslü koltuklarında oturup kâğıt imzalamakla yetinmiş; "mukaddesat" maskesi takan bir avuç finans kurnazı ve ikbal avcısı ise batan gemiden en son kârı çekip kaçmanın peşine düşmüştür.</p>

<p>Fakat bu tabloyu incelerken yapılacak en büyük akıl ve hakikat hatası; suçu çeyrek asırdır bu ülkenin bağımsızlığı, vesayetin yıkılması ve mukaddesatın ihyası için gövdesini taşın altına koyan iradeye yüklemektir.</p>

<p>Çeyrek asırlık büyük bir kalkınma ve izzet mücadelesinin ortasında yaşanan bu tefessüh, davanın değil; davanın çilesini çekmeden ikbaline konan aslakların kokuşmuşluğudur.&nbsp;</p>

<p>Lider, cephede uluslararası baskılara, vesayet odaklarına ve küresel kuşatmalara karşı surda gedik açmamak için boğuşurken; arkada onun gölgesine sığınan, adını ve itibarını cüzdanlarına kalkan yapan bir avuç fon kurnazı türemiştir.&nbsp;</p>

<p>Onlar, inşa edilen refah ve serbestlik vasatını istismar eden, haram sofralarında kadeh kaldıran kene misali yapılardır.</p>

<p>İşte tam bu noktada, davanın izzetini her türlü muvakkat hesabın üstünde tutan gür sesle haykırmak boynumuzun borcudur:</p>

<p>EY BAYRAK ADAM!</p>

<p>I.</p>

<p>Seni; vesayetin karanlık mahzenlerini yıktığın, küresel ejderhaların karşısına milli izzetle dikildiğin ve bu mukaddes topraklarda bin yıllık ruhu yeniden şahlandırdığın çeyrek asırlık o amansız çilenin hakkı için selamlıyoruz!&nbsp;</p>

<p>Sen ki, beşli çetelerin, askeri diktaların ve batı kurgusu tuzakların üstüne tek başına yürüdün; bu milletin imanıyla birleştin ve imkansız denilen surlarda devasa gedikler açtın!</p>

<p>Fakat dur ve bak!&nbsp;</p>

<p>Sen ön cephede yedi düvelin kuşatmasıyla boğuşurken, cephenin gerisinde, senin heybetli gölgende semiren bir kitle belirdi.&nbsp;</p>

<p>Senin döktüğün her damla alın terini, verdiğin her tarihi mücadeleyi kendi ikbal harmanına buğday yapan bir aslaklar sürüsü türedi!&nbsp;</p>

<p>Onlar, çeyrek asırlık o büyük mücadelenin çilesini çekmediler; ancak o mücadelenin getirdiği iktidar ve refah sofrasının en başına oturdular.</p>

<p>II.</p>

<p>Sayın cumhurbaşkanımız!</p>

<p>Dışarıda ulvi nutuklar atıp, içeride kurdukları borsa kumarhanelerinde garibanın, yetimin, bu devlete güvenip birikimini teslim eden yüz binlerin parasını haram havuzlarına akıttılar!&nbsp;</p>

<p>Tek bir çivi çakmadan, tek bir bardak su üretmeden, "bir koyup bin alma" cinnetiyle sermayeyi muazzam bir yağma düzenine dönüştürdüler.&nbsp;</p>

<p>Adına "fon" dediler, adına "borsa" dediler; fakat Hak katındaki adı tek kelimedir: İhanet!</p>

<p>Bunlar tatlı su dindarlarıdır!&nbsp;</p>

<p>Bunlar, abdestli kapitallerini senin heybetine sığınarak dokunulmaz kılan, cüzdanları şiştikçe ruhları pörsüyen, dava kelimesini sadece cürümlerine örtü yapan sahte dostlardır!</p>

<p>III.</p>

<p>Soruyoruz sana ey Bayrak Adam!&nbsp;</p>

<p>Çöküş bağıra bağıra gelirken, sığ hisseler yüz katına çıkıp garibanın rızkı buharlaşırken, devletin o şaşaalı mühürlerini taşıyan kurumlar ne yapıyordu?&nbsp;</p>

<p>Yangın evi sarıp dumanlar göğe yükselene kadar süslü koltuklarında oturup kâğıt imzalamaktan başka ne yaptılar?</p>

<p>Devlet, felaketi anı anına seyredip en son itfaiye çağıran kâğıttan bir kule midir?&nbsp;</p>

<p>Eğer bir sistemde yetkili makamlar tefessühü görüp sükut ediyorsa, oradaki nizam kokuşmuş demektir!&nbsp;</p>

<p>Bu bürokrasi senin ruhunu taşımıyor; bu bürokrasi senin idealine inanmıyor!&nbsp;</p>

<p>Onlar sadece makamlarının ikbalini, koltuklarının rahatını ve iktidar zırhının konforunu sürüyorlar!</p>

<p>IV.</p>

<p>Ey Reis!</p>

<p>Şimdi birileri sana gelip "Kol kırılır yen içinde kalır", "Aman davanın imajı zedelenmesin", "Seçim eşiğinde bu hesaplaşma bizi yıpratır" diye fısıldayacaktır.&nbsp;</p>

<p>Sakın kulak verme o şeytani vesveseye!</p>

<p>Dava dediğin şey, üç beş fon kurnazının cüzdanını koruma kalkanı değildir!&nbsp;</p>

<p>Dava, adalet üzere kaimdir; adalet bittiği gün dava da kuru bir iddiadan ibaret kalır!&nbsp;</p>

<p>Kendi bahçesindeki ayrık otunu temizlemekten korkan bir irade, cihanşümul bir medeniyet iddiasını sürdüremez. İçerideki hırsızı gizlemek, dışarıdaki düşmana teslim olmaktan daha büyük bir felakettir!</p>

<p>V.</p>

<p>Ey Bayrak Adam!</p>

<p>Şimdi sana düşen; merhamet değil, maslahat değil, siyasi hesap hiç değil; adaletin Zülfikar'ını kınından çıkarmaktır!</p>

<p>Seni sevenler, senin 25 yıllık emeğinin ve bu milletin harcına döktüğün alın terinin bir avuç muhteris eliyle kirletilmesine izin vermeyecek olanlardır!&nbsp;</p>

<p>Seni sevenler, davanın izzetini her türlü muvakkat hesabın üstünde tutanlardır.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/borsa-cinneti-surlardaki-keneler-ve-bayrak-adama-nida-78998"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 18:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/dogan-dag-borsa-cinneti-surlardaki-keneler-ve-bayrak-adama-nida-1790867707.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Atabey İskelesi’nde Manzara Yerinde, Bakım Yok: Yapamıyorsan, Yapılanı Mı Bozuyorsun?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/atabey-iskelesinde-manzara-yerinde-bakim-yok-yapamiyorsan-yapilani-mi-bozuyorsun-118784</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/atabey-iskelesinde-manzara-yerinde-bakim-yok-yapamiyorsan-yapilani-mi-bozuyorsun-118784</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı yazısında Malatya’daki Atabey İskelesi ve çeşitli mesire alanlarının bakımsızlığa terk edildiğini belirtti. Eski belediye başkanları döneminde şehre kazandırılan ve halkın nefes aldığı sosyal alanların şimdilerde çöp, bakımsızlık ve ilgisizlikle baş başa bırakıldığını ifade eden Çetin, yapılmış eserlere sahip çıkılması gerektiğine vurgu yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya’daki sosyal alanların ve parkların mevcut durumuyla ilgili dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Atabey İskelesi, Kırkgöz Sahil Parkı ve Beylerderesi gibi alanlardaki gözlemlerini aktaran Çetin, eski yönetimler döneminde yapılan hizmetlerin bakımsız bırakıldığını belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ATABEY İSKELESİ İHMAL EDİLİYOR</span></strong></p>

<p>Atabey İskelesi'nin geçmişte toparlanarak işlevsel hale getirildiğini ancak günümüzde bakımsızlık sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu belirten Murat Çetin, alandaki durumu şu sözlerle dile getirdi:"Atabey İskelesi’ndeyim. Baraj önünüzde. Baskil karşıda. Manzara yerli yerinde. İskele de. Park da. Bakım hariç. Burası Ahmet Çakır döneminde toparlandı. Park yapıldı, mescit düzenlendi, iskele canlandı. Selahattin Gürkan zamanında da canlılığını korudu. Şimdi? Çer çöp. Hayvan pisliği. Her köşede ihmal. Sami Başkan… Geçmişle ne alıp veremediğiniz var?"</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KIRKGÖZ VE BEYLERDERESİ ÖRNEĞİ</span></strong></p>

<p>Battalgazi bölgesinde bulunan Kırkgöz Sahil Parkı ile Beylerderesi alanındaki duruma da değinen Çetin, hizmetlerin devamlılığının önemine işaret ederek şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"Kırkgöz Sahil Parkı’na bakıyorum. Osman Güder yaptı. Bayram Taşkın devraldı. Bozmadı. 'Benden önce yapılmış.' diye kompleks üretmedi. Bugün aileler yine orada. Çocuklar koşuyor. Park yaşıyor. Demek ki öncekinin yaptığına sahip çıkınca makam eksilmiyormuş. Beylerderesi’ne geçelim. Orası İlhan Geçit tarafı. Kırkgöz açılmadan önce Malatya’nın gözde mesire alanlarından biriydi. Şimdi eski kalabalığını arıyor. Alan yerinde. İnsan çekilmiş. Bakım unutulmuş."</p>

<p>Tarihten örnekler vererek parkların ve tesislerin çürümeye terk edilmemesi gerektiğini vurgulayan Çetin, yazısını şöyle sürdürdü: "Tarihte bunun daha sert örnekleri var. Moğollar Bağdat’a girdi. Kütüphaneleri dağıttı. Rivayete göre kitapları Dicle’ye attı. Şimdi kimse kitabı nehre atmıyor. Usul değişti. Yapılmış olan kendi hâline bırakılıyor. Park çürüyor. Mescit unutulmuş. Yeşil de soluyor. Ardından yeni proje anlatılıyor."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DAR GELİRLİNİN NEFES ALDIĞI ALANLAR</span></strong></p>

<p>Atabey bölgesinin ulaşım kolaylığı nedeniyle dar gelirli vatandaşlar için büyük bir önem taşıdığına dikkat çeken Çetin, yerel yöneticilere seslenerek sözlerini şu ifadelerle tamamladı:&nbsp;"Atabey’in kıymeti yalnız manzarasında da yatmıyor. Buraya MOTAŞ geliyor. Arabası olmayan ulaşabiliyor. Emekli gelebiliyor. Çocuğunu alıp birkaç saat nefes almak isteyenin de yolu açık. Burası dar gelirlinin de şehirden çıkabildiği nadir yerlerden. Ahmet Çakır’ın yaptığı sizi küçültmez. Selahattin Gürkan’dan kalanı yaşatmak makamınızdan bir şey götürmez. Beylerderesi için de adres belli: İlhan Geçit. Kim yaptıysa yaptı. Bugünkü hâli sizin hanenize yazılıyor. Her gelen şehri yeniden kurmak zorunda değil. Bazen belediyecilik… yapılmış olanı çürütmemektir. Atabey’de baraj güzel. İskele yerinde. Park hâlâ burada. Bakım ise kayıp."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/milletvekilinin-milleti-nerede-78995"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/10/atabey-iskelesinde-manzara-yerinde-bakim-yok-yapamiyorsan-yapilani-mi-bozuyorsun-1790850757.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / Malatya&#039;nın Milletvekili Profili ve Abdurrahman Babacan</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-malatyanin-milletvekili-profili-ve-abdurrahman-babacan-118770</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-malatyanin-milletvekili-profili-ve-abdurrahman-babacan-118770</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Halk çayını, sohbetini, yüz yüze teması ister, devlet ise bazen daha farklı niteliklere sahip siyasetçilere ihtiyaç duyar.</p>

<p>Malatyalı, milletvekilini sadece Meclis'teki kürsüsüyle değerlendirmez. Onu hafta sonu mahallesinde, köyünde, esnafın dükkânında, taziyede, düğünde, cenazede görmek ister. Bir çay içirmek, derdini anlatmak, elini sıkmak ister.</p>

<p>Bu, Anadolu siyasetinin yazılı olmayan kuralıdır.</p>

<p>Buna göre de;<br />
Milletvekili Ankara'da milletvekili, Malatya'da ise Malatyalı olmalıdır.</p>

<p>Fakat milletvekilliğini yalnızca düğünde, cenazede, kahvehanede ve mahalle ziyaretlerinde ararsak, siyasetin başka bir tarafını gözden kaçırırız.</p>

<p>Çünkü TBMM'de bazı milletvekillerinin işi doğrudan Türkiye'nin dış ilişkileri, uluslararası parlamenter diplomasi, komisyon çalışmaları ve stratejik meseleler üzerinden yürüyor.</p>

<p>Bu yazımda Milletvekilimiz Sayın Abdurrahman Babacan'ı diğerlerinden farklı bu yönüyle ele alacağız.</p>

<p>Abdurrahman Bey:<br />
Profesör,<br />
Siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler uzmanı,<br />
Akademisyen ve yazar,<br />
Türk dış politikası, küresel siyaset ve siyaset teorisi üzerine çalışmış,<br />
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi üyesi,<br />
AB Uyum Komisyonu üyesi,<br />
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu üyesi,<br />
Yabancı dili var,<br />
Yedi kitabı yayımlanmış...</p>

<p>Sayın Babacan'ın siyaset tarzı, Malatya'nın alıştığı siyasetçi tarzından farklı olabilir. Ama farklı olmak, iyi vekil olmamak anlamını taşımaz, onu değersiz kılmaz. Belki yarın en değerlisi o olur da bugün fark edilmez!</p>

<p>Ben Sayın Babacan ile henüz tanışmıyorum, bir araya gelmemiş, konuşmamışım da.</p>

<p>Ama çalışmalarını görüyor, ulusal kanallarda programlarını takip ediyorum. Eğitimine, kariyerine ve siyasi çapına bakıyorum, sonra da notunu veriyorum.</p>

<p>Malatya'da Sayın Babacan hakkında zaman zaman eleştiriler dile getiriliyor. Bu eleştirilerin önemli bir kısmı, Malatya'ya az gelişi ve vatandaşla yeterince yüz yüze temas kurulmadığı düşüncesi etrafında şekilleniyor. Bu eleştirilerin üzerinde düşünülmesi gereken bir tarafı olduğu açık.</p>

<p>Ama Ankara, Abdurrahman Bey'e öyle sorumluluklar yüklemiş, görevler vermiş ki, Malatya'ya gelmeye vakti olmuyor.<br />
Geldiği zaman da herkesle birebir hemhal olamıyor.</p>

<p>Ancak;<br />
Kendisini dinleyip halk ile paylaşacak basın ile, kanaat önderleriyle, sivil toplum örgütleriyle birebir olmasa bile düzenlenecek toplu programlarda bir araya gelmesi, hasbihal etmesi, onları dinlemesi, sorunlara beraber eğilmesi gerekir.</p>

<p>Buradaki eksiklik kendisinden mi, İl teşkilatından mı, yoksa etrafındakilerden mi bilemem!<br />
Ben gördüğümü yazıyorum...</p>

<p>Siyaset sadece yetenekle yürümez. Siyasetçi tek başına büyümez. Hatta kendisine açılan kapılar bile kısa zamanda kapatılır.</p>

<p>Bunu eski Bakanımız, hemşehrimiz rahmetli Güldal Akşit'e, bakanlıktan neden ayrıldığını sorduğumda bana şöyle demişti:</p>

<p>“Siyasetçinin arkasında güçlü lobisi olmalı. Benim arkamda kimse olmadığı için.”</p>

<p>Bir siyasetçinin arkasında onu bilen, tanıyan, anlatan, destekleyen ve gerektiğinde Ankara'da sesini duyuracak bir çevreye de ihtiyacı vardır.</p>

<p>Siyasetçinin gücü, hemşehrilik dayanışması, siyasi çevre, akademik çevre, bürokratik ilişki ve toplumsal destek ağlarının toplamıdır. Nereyi ihmal ederseniz eksik olur.</p>

<p>Malatya'da Sayın Babacan'ın siyasi kapasitesi ile Malatya'daki toplumsal karşılığı arasında bir iletişim probleminin varlığını hissediyorum.</p>

<p>Bu nedenle Sayın Babacan'a sahip çıkılmıyor. Oysa Sayın Babacan Türk siyaseti için gelecek vaat eden, Ankara'da son yıllarda siyasi ağırlığını daha fazla hissettirmesi gereken Malatya için ağırlığı olacak bir siyasi figür olabilir.</p>

<p>Ben, siyasi fikrimden, kendi mahallemden, kendi şehrimden Malatya'nın ve Türkiye’nin siyasi geleceğinde söz sahibi olacak kişilerin olmasında büyük bir memnuniyet duyarım.</p>

<p>Bir vekilimiz Ankara'da dünyaya açılıyorsa, bir diğeri Malatya'da halkın içindeyse, sorunları dinliyor ve gereğini yapıyorsa, birbirlerini tamamlıyorlar demektir.</p>

<p>Yine benim derdim;</p>

<p>Bu şehirden, Malatya'dan bakan çıksın, genel müdür çıksın, büyükelçi çıksın, Meclis'te etkili siyasetçiler çıksın. Kim olduklarına bakmadan, partisine, mezhebine ve meşrebine bakmadan bu şehre, bu ülkeye faydalı olan idareciler ve siyasetçiler çıksın. O zaman Malatya kazanır, ülkemiz kazanır.</p>

<p>Abdurrahman Babacan'ın bugün sahip olduğu akademik ve parlamenter birikim, doğru değerlendirildiğinde yalnızca kendisinin değil, Malatya'nın da sermayesidir.</p>

<p>Malatya'nın yeni siyasi yüzlere ihtiyacı var.</p>

<p>Bu şehrin 6 Şubat depremlerinden sonra bütün problemi fiziki yıkım değildir. Siyasi insan kaynağının da güçlü şekilde yetiştirilmesi gerekir.</p>

<p>Kendini Ankara'da, İstanbul'da ve uluslararası platformlarda anlatabilecek insanlarını da yetiştirerek bu şehir ayağa kalkmalı.</p>

<p>Sayın Babacan'a çağrım;</p>

<p>Önünde iki ayrı görev var: Ankara'da Türkiye'ye hizmet etmek ve Malatya'da Malatyalıyla daha güçlü bir gönül köprüsü kurmak.</p>

<p>Ankara'da kalma demiyoruz.<br />
Ankara'daki siyasi ağırlığını Malatya'daki gönül bağıyla tamamla.</p>

<p>Malatya'nın Abdurrahman Babacan profilinde siyasetçilere ihtiyacı var. Ama Abdurrahman Babacan'ın da Malatya'ya ihtiyacı var.</p>

<p>Sayın Babacan'ın akademik birikimi, uluslararası tecrübesi ve Ankara'daki siyasi geleceği Malatya için bir imkân olabilir. Bunun Malatya'daki karşılığını oluşturmak ise yalnızca Babacan'ın değil, Malatya'nın siyaset kurumunun ve hemşehrilerinin de sorumluluğudur.</p>

<p>Çünkü bazen bir milletvekilini sahiplenmek, sadece bir siyasetçiye sahip çıkmak değildir, şehrin gelecekteki siyasi gücüne de sahip çıkmaktır.</p>

<p>Malatya bu ülkede siyasi liderliği hak eden öncelikli şehirlerden biridir ve Türkiye iktidarında onlarca yıl kalmıştır...</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/malatyanin-milletvekili-profili-ve-abdurrahman-babacan-78996"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 13:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/ebuzer-aydin-malatyanin-milletvekili-profili-ve-abdurrahman-babacan-1790784905.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’nın EXPO 2028 Hayali Nerede Kaldı? Deprem Sonrası Sessizlik Dikkat Çekiyor</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyanin-expo-2028-hayali-nerede-kaldi-deprem-sonrasi-sessizlik-dikkat-cekiyor-118766</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyanin-expo-2028-hayali-nerede-kaldi-deprem-sonrasi-sessizlik-dikkat-cekiyor-118766</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya’nın geleceği için büyük bir vizyon olarak sunulan EXPO 2028 projesinin deprem sonrası unutulmasını kaleme aldı. Kentin siyaset kurumunun ve Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin konu hakkındaki sessizliğini eleştiren Çetin, "Deprem şehri yıktı, EXPO da mı enkazda kaldı?" diyerek yetkililere çağrıda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı son yazısında Malatya’nın bir dönem en çok konuşulan projelerinden biri olan EXPO 2028’in akıbetini sorguladı. Bir zamanlar şehrin yeşil şehir olacağı, su yönetiminden tarıma kadar dünyaya örnek gösterileceğinin anlatıldığını hatırlatan Çetin, gelinen noktadaki sessizliğe dikkat çekti.</p>

<p>Murat Çetin, yazısında şu değerlendirmelerde bulundu:&nbsp;"EXPO 2028. Hatırlayan var mı? Bir zamanlar bu şehirde büyük büyük anlatılıyordu. Malatya değişecekmiş. Yeşil şehir olacakmış. Dünyaya örnek gösterilecekmiş. Su yönetiminden sanayiye… tarımdan enerjiye… şehircilikten çevreye kadar yeni bir vizyon kurulacakmış. 2028’de dünya bizi konuşacakmış. Güzel. Takvim ilerledi. EXPO nerede? Koskoca Büyükşehir Belediyesi bu konuda ne yapıyor? Şehrin siyaset kurumu neden sessiz? Bir Allah’ın kulu çıkıp da: 'Bizim EXPO’ya ne oldu?' diye sormuyor."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">'BUNDAN DAHA GÜÇLÜ BİR EXPO HİKÂYESİ Mİ OLUR?'</span></strong></p>

<p>Depremin yarattığı yıkıma rağmen Malatya’nın yeniden kuruluş sürecinin küresel bir hikâyeye dönüştürülebileceğini belirten Çetin, yazısına şöyle devam etti: "Deprem oldu. Şehir yıkıldı. Canlarımız gitti. Çarşı çöktü. Eyvallah. Ama aynı felaket başka bir hikânin başlangıcı da olabilirdi. Malatya yeniden kuruluyor. Konutlar yükseliyor. Çarşı ayağa kalkıyor. 2028’de gözler buraya çevrilecekti. Şehir çıkıp diyecekti ki: 'Yıkıldım… ayağa kalktım.' Bundan daha güçlü bir EXPO hikâyesi mi olur? Biz ne yaptık? Bu büyük vizyonu da enkazın altında unuttuk. O günlerde: 'Dünyanın yıldızı olacağız.' deniyordu. Şimdi yıldızı bırakın… dosyanın kendisini arıyoruz. Hazırlık ne durumda? Uluslararası temas hangi aşamada? Sessizlik. Bu memlekette proje alınırken fotoğraf kalabalık. Takibe gelince… kadraj boş."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">'EXPO SELAHATTİN GÜRKAN'IN ŞAHSİ PROJESİ DEĞİLDİ'</span></strong></p>

<p>Projenin kişilerden bağımsız olarak kentin ortak bir değeri olduğunu vurgulayan Murat Çetin, mevcut yönetime uyarılarda bulundu:&nbsp;"EXPO 2028, Selahattin Gürkan’ın şahsi projesi değildi. Malatya’nın kazanımıydı. Bugün koltukta Sami Er oturuyorsa… dosya da onun önünde. Deprem, organizasyonu ertelemenin bahanesi olabilirdi. Oysa tam tersine… EXPO, depremden çıkan Malatya’nın dünyaya göstereceği yüz olabilir. 2028 yaklaşıyor. Şehir hâlâ kendini topluyor. Bu büyük vizyondan ise ses yok. Deprem şehri yıktı. EXPO da mı enkazda kaldı?"</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/milletvekilinin-milleti-nerede-78995"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 17:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/malatyanin-expo-2028-hayali-nerede-kaldi-deprem-sonrasi-sessizlik-dikkat-cekiyor-1790775379.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Oda Başkanlığı Hemşehri Derneği Yönetmeye Benzemez!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/oda-baskanligi-hemsehri-dernegi-yonetmeye-benzemez-118754</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/oda-baskanligi-hemsehri-dernegi-yonetmeye-benzemez-118754</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) seçimleri öncesinde aday Mahmut Poyraz'ın söylemlerine dikkat çekerek eleştirilerde bulundu. Mahmut Poyraz’ın son günlerdeki dilinin Akçadağ vurgusu etrafında sıkıştığını belirten Çetin, oda başkanlığının hemşehri derneği yönetmeye benzemediğini vurguladı ve "Malatya’yı Akçadağ’a sığdıramazsınız" ifadelerini kullandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) seçimleri öncesinde kaleme aldığı yazısında aday Mahmut Poyraz'ın kullandığı söylemlere odaklandı. Çetin, Mahmut Poyraz’ın son günlerdeki dilinin dikkat çekici olduğunu belirterek yazısında şu ifadeleri kullandı:&nbsp;"Mahmut Bey, Malatya da var! Mahmut Poyraz’ın son günlerdeki dili dikkat çekiyor. Akçadağ. Akçadağlılar. Akçadağlı iş insanları. Akçadağlı hemşehriler. MTSO seçimi mi yapılıyor, Akçadağ buluşması mı? Hedef Malatya. Dil, Akçadağ’dan çıkamıyor. Oysa tüccarın memleketi tek ilçe değil. Sanayicinin de. Esnafın da. İhracatçının da. MTSO’nun tabelasında Malatya yazıyor."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">RAHMETLİ HASAN HÜSEYİN ERKOÇ İLE OLAN ANISINI PAYLAŞTI</span></strong></p>

<p>Yazısında eski MTSO Başkanı rahmetli Hasan Hüseyin Erkoç ile geçmişte yaşadığı bir diyaloğu da anımsatan Murat Çetin, Erkoç'un hemşehrilik üzerinden kurduğu iletişimi aktardı. Çetin, konuya ilişkin yazısında şunları kaydetti: "Rahmetli Hasan Hüseyin Erkoç geldi aklıma. Yazılarımı pek sevmezdi. Bir gün karşılaştık. Başladı Yeşilyurt’u anlatmaya: 'Yeşilyurtlular şöyledir…' 'Yeşilyurtlular böyledir…' Dayanamadım: 'İyi de ağabey, ben Yeşilyurtlu değilim ki.' Şaşırdı. 'Sen Yeşilyurtlu değil misin?' 'Yok.' 'Pütürgeliyim.' Bir an durdu. Sonra kendisini Pütürge’ye bağlayan bir şey buldu: 'Benim babamın bakkalı vardı… Bizim de Pütürgeli bir komşumuz vardı.' Rahmetli buydu. Bir yolunu bulur, hemşehrilikten mutlaka bir köprü kurardı. Mahmut Poyraz’ın Akçadağ ısrarını görünce de o sohbet geliyor aklıma."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ODA BAŞKANLIĞI HEMŞEHRİ DERNEĞİ YÖNETMEYE BENZEMEZ</span></strong></p>

<p>Hemşehrilik duygusunun kıymetli olduğunu ancak oda yönetiminin tüm kenti kapsaması gerektiğini vurgulayan Gazeteci Murat Çetin, yazısını şu değerlendirmelerle sürdürdü:&nbsp;"Hemşehrilik kıymetlidir. Ama oda başkanlığı hemşehri derneği yönetmeye benzemez. Malatya’yı Akçadağ’a sığdıramazsınız. Çarşı başka bir dünya. OSB’nin hesabı ayrı. On üç ilçe masada. Tüccarın beklentisi başka. Sanayicinin hesabı ayrı. İhracatçının gözü dış pazarda. Hepsi Malatya. Mahmut Bey… Akçadağ sizi büyütebilir. Ama Malatya’yı küçülterek başkan olunmaz."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SANDIK SONRASI DİNLENME VE CHECK-UP TAVSİYESİ</span></strong></p>

<p>Yaklaşan seçim gününe işaret ederek sürecin gerginliğine dikkat çeken Çetin, adaylara yönelik tavsiyelerini ise şu sözlerle tamamladı: "1 Ekim’de sandık kurulacak. Kazanan çıkacak. Kaybeden de. Malatya da haftalardır süren bu suni seçim gündeminden kurtulacak. Naçizane tavsiyem… Sandık kalkınca iki aday da biraz dinlensin. Mahmut Poyraz biraz daha fazla. Bu kadar gerilim… bu kadar açıklama… bu kadar Akçadağ… adamı yorar. Bir check-up fena olmaz."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/milletvekilinin-milleti-nerede-78995"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/oda-baskanligi-hemsehri-dernegi-yonetmeye-benzemez-1790757639.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Katılımevim Dosyası Malatya’ya Mı Uzanan Bir Zincire Dönüşüyor?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/katilimevim-dosyasi-malatyaya-mi-uzanan-bir-zincire-donusuyor-118740</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/katilimevim-dosyasi-malatyaya-mi-uzanan-bir-zincire-donusuyor-118740</guid>
                <description><![CDATA[Usta Kalem Murat Çetin, Malatya Time’daki yazısında Katılımevim dosyası üzerinden dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Çetin, şirketin üst düzey yöneticilerinden Malatyalı Niyazi Derindağ’ın ismine dikkat çekerken, olası incelemelerin Malatya’daki iş insanları, siyasetçiler ve STK çevrelerine uzanıp uzanmayacağını gündeme taşıdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı son yazısında Katılımevim dosyası üzerinden yürütülen para, hesap ve ortaklık takibini değerlendirerek sürecin Malatya uzantılarına dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">FİLYASYON ARAMASININ MALATYA UZANTILARI</span></strong></p>

<p>Pandemi döneminden kalan filyasyon kavramına atıfta bulunan Çetin, Katılımevim dosyasında virüs yerine para, hesap hareketleri, telefon trafiği ve ortaklıkların arandığını belirtti. Yapının üst düzey yöneticilerinden Niyazi Derindağ’ın Malatyalı olduğuna değinen Çetin, “Derindağ’ın adını hüküm cümlesine yazmıyorum. Ama filyasyon onun çevresinde de dolaşır. Akademisyenlere… İş insanlarına… Siyasetçilere… STK başkanlarına… Daha kimlere kimlere… Malatya’da kolay paranın kokusunu seven çevreler olduğunu biliyorum. Hangi masalarda kimlerin oturduğuna… hangi dostlukların ticarete döndüğüne dair notlar da mevcut. Bugün isim vermiyorum. Devlet kayıtları açarsa… aramalar bir şey söyler. Hesap hareketleri başka bir şey. Ortaklıklar da kendi hikâyesini anlatır.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SİYASETÇİ VE İŞ İNSANLARINA KARTVİZİT UYARISI</span></strong></p>

<p>Gündemdeki istifa ve görevden affını isteme süreçlerini de değerlendiren Çetin, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya örneği üzerinden yerel aktörlere mesaj verdi. Çetin, “Bir de Fatma Betül Sayan Kaya var. AK Parti Genel Başkan Yardımcısıydı. İddialar gündeme geldi. Affını istedi. Erdoğan kabul etti. Malatya’daki siyasetçiler bunu iyi okusun. Tayyip Erdoğan kendi genel başkan yardımcısının gözünün yaşına bakmadıysa… Malatya’daki siyasetçi de, STK başkanı da, iş insanı da kartvizitine fazla güvenmesin. Dosya Malatya’ya uzanırsa… ilk hangi isim düşecek?” dedi.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/milletvekilinin-milleti-nerede-78995"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>

<p><br />
<br />
<img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-09-28%20at%2013_23_18(1).jpeg" style="height:621px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 15:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/katilimevim-dosyasi-malatyaya-mi-uzanan-bir-zincire-donusuyor-1790686168.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Babacan’ın Milletvekilliği Tarifi Tartışılıyor: “Köy Köy Dolaşmaz”</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/babacanin-milletvekilligi-tarifi-tartisiliyor-koy-koy-dolasmaz-118722</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/babacanin-milletvekilligi-tarifi-tartisiliyor-koy-koy-dolasmaz-118722</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Murat Çetin, Abdurrahman Babacan’ın milletvekilliği anlayışı üzerinden Ankara’da yürütülen çalışmalar ile vatandaşla doğrudan temas arasındaki dengeyi gündeme taşıdı. Çetin, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyaset anlayışındaki “Çalmadık kapı, sıkmadık el, almadık gönül bırakmayacağız.” sözlerini hatırlatarak milletvekilliğinin yalnızca Ankara’daki temaslarla sınırlı görülmemesi gerektiğini savundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, kaleme aldığı son değerlendirmesinde AK Parti Malatya Milletvekili Abdurrahman Babacan’ın milletvekilliği tanımını ve sahadaki pratiklerini mercek altına aldı. Babacan’ın milletvekilliğini "Köy köy gezmez. Sokak sokak dolaşmaz. Çay ocağında oturmaz. Ne yapar? Ankara’da ilişki kurar. Bakanlıkların yolunu tutar. Şehrine yatırım getirir." şeklinde tanımlamasını aktaran Çetin, bu yaklaşımın AK Parti’nin kurumsal siyaset anlayışıyla çeliştiğini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AK PARTİ İÇİNDE İKİ FARKLI SİYASET TARİFİ</span></strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Çalmadık kapı, sıkmadık el, almadık gönül bırakmayacağız" sözünü hatırlatan Murat Çetin, aynı partinin iki farklı temsilcisinde görülen bu zıtlığa dikkat çekti. Bir tarafta kapı kapı dolaşmayı esas alan bir anlayış bulunurken, diğer tarafta sahadan uzak durmayı savunan bir tutumun ortaya çıktığını belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BÜLENT TÜFENKCİ VE PÜTÜRGE ÖRNEĞİ...</span></strong></p>

<p>İstanbul’daki Pütürge Başmezra Derneği’nde yaşanan bir olayı aktaran Çetin, eski bakan ve AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci’nin sahadaki duruşunu örnek gösterdi. Dernekteki vatandaşların oldukça öfkeli olduğunu ve ciddi şikâyetler dile getirdiğini belirten Çetin, Tüfenkci’nin tutumunu şu sözlerle anlattı:</p>

<p>"Tüfenkci kalkıp: 'Ben milletvekiliyim, işim Ankara’da.' demedi. Oturdu. Dinledi. Konuştu. Ses yükseldiğinde bekledi. Öfkeyi aldı. İnsanları yumuşattı. Her derdi çözemedi. Ama milletin karşısında vekillik yaptı. Üstelik Ankara’yı da biliyor. Bakanlık yaptı. Dört dönemdir milletvekili. Demek ki bakan tanımak… vatandaşı unutmayı gerektirmiyormuş."</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TELEVİZYON EKRANLARI VE SAHA GERÇEĞİ...</span></strong></p>

<p>Abdurrahman Babacan’ın televizyon kanallarındaki yoğun varlığına da değinen Murat Çetin, "Babacan ekranda da hayli görünür. Geçtiğimiz ay: A Haber. CNN Türk. Haber Global. TV Net. TV100. Beş yayın. Maşallah. Ankara’dan stüdyoya yol bulunuyor. Köy kahvesine gelince: 'Milletvekilinin işi bu değil.' Olmaz." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ASELSAN YATIRIMI...</span></strong></p>

<p>ASELSAN’ın Malatya’ya kazandırılması sürecinde tek bir ismin öne çıkarılamayacağını vurgulayan Çetin, projenin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın direktifiyle başladığını ve Savunma Sanayii Başkanlığı koordinesinde yürütüldüğünü hatırlattı. Babacan’ın emeklerinin teslim edilmesi gerektiğini ancak buradan "Milletvekili köy köy dolaşmaz" sonucunun çıkarılamayacağını ifade etti.</p>

<p>Milletvekilliği kavramının özüne dikkat çeken Çetin, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:&nbsp;"Bakanın kapısını çalacaksın. Köylünün kapısını da. Yatırımın peşine düşeceksin. Vatandaşın derdini Ankara’ya taşıyacaksın. Ekrana çıkıyorsan… kahveye de gireceksin. Çünkü Tayyip Erdoğan köy köy, kasaba kasaba, ilçe ilçe dolaşarak siyaset yaptı. 15 Temmuz gecesi de sokağa çıkan yine milletti. Milletvekilliğinin 'vekil' kısmını Ankara doldurabilir. Ama başındaki kelimeyi Ankara’dan değiştiremezsiniz. Millet."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/milletvekilinin-milleti-nerede-78995"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/FOTO%C4%9ERAFLAR/WhatsApp%20Image%202026-09-28%20at%2013_23_18%20(2).jpeg" /></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 07:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/babacanin-milletvekilligi-tarifi-tartisiliyor-koy-koy-dolasmaz-1790658564.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Milletvekilinin Milleti Nerede?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-milletvekilinin-milleti-nerede-118709</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-milletvekilinin-milleti-nerede-118709</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Abdurrahman Babacan</strong> milletvekilliğini tarif etmiş.</p>

<p>Kısaca:</p>

<p>Köy köy gezmez.</p>

<p>Sokak sokak dolaşmaz.</p>

<p>Çay ocağında oturmaz.</p>

<p>Ne yapar?</p>

<p>Ankara’da ilişki kurar.</p>

<p>Bakanlıkların yolunu tutar.</p>

<p>Şehrine yatırım getirir.</p>

<p>Örneği de hazır:</p>

<p><strong>ASELSAN.</strong></p>

<p>İyi tarif.</p>

<p>Bir problem var.</p>

<p>Babacan, AK Parti milletvekili.</p>

<p>Genel Başkanı da<strong> Recep Tayyip Erdoğan.</strong></p>

<p>Erdoğan’ın siyaset tarifi biraz farklı:</p>

<p>“Çalmadık kapı, sıkmadık el, almadık gönül bırakmayacağız.”</p>

<p>Bir tarafta:</p>

<p><strong>Kapı kapı dolaş.</strong></p>

<p>Öbür tarafta:</p>

<p><strong>Köy köy dolaşma.</strong></p>

<p>Aynı partinin iki tarifi yan yana gelince…</p>

<p>iş biraz karışıyor.</p>

<p>Dün İstanbul’da Pütürge Başmezra Derneği’ndeydim.</p>

<p><strong>Bülent Tüfenkci </strong>geldi.</p>

<p>Ortam pek çaylık değildi.</p>

<p>Millet öfkeli.</p>

<p>Şikâyet çok.</p>

<p>Hatta açıkça:</p>

<p>“Böyle giderse oy yok.”</p>

<p>diyen var.</p>

<p>Tüfenkci kalkıp:</p>

<p>“Ben milletvekiliyim, işim Ankara’da.”</p>

<p>demedi.</p>

<p>Oturdu.</p>

<p>Dinledi.</p>

<p>Konuştu.</p>

<p>Ses yükseldiğinde bekledi.</p>

<p>Öfkeyi aldı.</p>

<p>İnsanları yumuşattı.</p>

<p>Her derdi çözemedi.</p>

<p>Ama milletin karşısında vekillik yaptı.</p>

<p>Üstelik Ankara’yı da biliyor.</p>

<p>Bakanlık yaptı.</p>

<p>Dört dönemdir milletvekili.</p>

<p>Demek ki bakan tanımak…</p>

<p>vatandaşı unutmayı gerektirmiyormuş.</p>

<p><strong>Babacan ekranda da hayli görünür.</strong></p>

<p>Geçtiğimiz ay:</p>

<p>A Haber.</p>

<p>CNN Türk.</p>

<p>Haber Global.</p>

<p>TV Net.</p>

<p>TV100.</p>

<p>Beş yayın.</p>

<p>Maşallah.</p>

<p>Ankara’dan stüdyoya yol bulunuyor.</p>

<p>Köy kahvesine gelince:</p>

<p>“Milletvekilinin işi bu değil.”</p>

<p>Olmaz.</p>

<p><strong>Bir de ASELSAN var.</strong></p>

<p>Babacan onu örnek gösteriyor.</p>

<p>Eyvallah.</p>

<p>Takip ettiyse emeğidir.</p>

<p>Katkı sunduysa hakkıdır.</p>

<p>Ama ASELSAN’ın Malatya’ya gelişinde yalnız Babacan yok.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın direktifiyle başlatıldı.</p>

<p>Savunma Sanayii Başkanlığı koordine etti.</p>

<p>Babacan’ın emeği varsa o da teslim edilir.</p>

<p>Fakat buradan:</p>

<p>“Milletvekili köy köy dolaşmaz.”</p>

<p>sonucu çıkmaz.</p>

<p>Çünkü fabrikanın adı ASELSAN.</p>

<p>Vekilin adının başında ise hâlâ:</p>

<p><strong>Millet var.</strong></p>

<p>Bakanın kapısını çalacaksın.</p>

<p>Köylünün kapısını da.</p>

<p>Yatırımın peşine düşeceksin.</p>

<p>Vatandaşın derdini Ankara’ya taşıyacaksın.</p>

<p>Ekrana çıkıyorsan…</p>

<p>kahveye de gireceksin.</p>

<p>Çünkü Tayyip Erdoğan köy köy, kasaba kasaba, ilçe ilçe dolaşarak siyaset yaptı.</p>

<p>15 Temmuz gecesi de sokağa çıkan yine milletti.</p>

<p>Milletvekilliğinin “vekil” kısmını Ankara doldurabilir.</p>

<p>Ama başındaki kelimeyi Ankara’dan değiştiremezsiniz.</p>

<p><strong>Millet.</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-09-28%20at%2013_23_18%20(2).jpeg" /></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>FİLYASYON MALATYA’YA UZANIR MI?</strong></span></p>

<p>Pandemiden bize bir kelime kaldı:</p>

<p><strong>Filyasyon.</strong></p>

<p>Bir temaslı bulunur.</p>

<p>Sonra çevresi.</p>

<p>Halka genişler.</p>

<p>Katılımevim dosyasında şimdi virüs aranmıyor.</p>

<p><strong>Para aranıyor.</strong></p>

<p>Hesaplar açılıyor.</p>

<p>Telefon trafiği çıkarılıyor.</p>

<p>Ortaklıklar inceleniyor.</p>

<p>Kim kimi tanıştırmış?</p>

<p>Kimin önünü kim açmış?</p>

<p>Para hangi hesaba uğramış?</p>

<p>Ben ise Malatya’ya bakıyorum.</p>

<p>Çünkü yapının üst düzey yöneticilerinden biri Malatyalı:</p>

<p><strong>Niyazi Derindağ.</strong></p>

<p>Derindağ’ın adını hüküm cümlesine yazmıyorum.</p>

<p>Ama filyasyon onun çevresinde de dolaşır.</p>

<p>Akademisyenlere…</p>

<p>İş insanlarına…</p>

<p>Siyasetçilere…</p>

<p>STK başkanlarına…</p>

<p>Daha kimlere kimlere…</p>

<p><strong>Malatya’da kolay paranın kokusunu seven çevreler olduğunu biliyorum.</strong></p>

<p>Hangi masalarda kimlerin oturduğuna…</p>

<p>hangi dostlukların ticarete döndüğüne dair notlar da mevcut.</p>

<p>Bugün isim vermiyorum.</p>

<p>Devlet kayıtları açarsa…</p>

<p>aramalar bir şey söyler.</p>

<p>Hesap hareketleri başka bir şey.</p>

<p>Ortaklıklar da kendi hikâyesini anlatır.</p>

<p><strong>Bir de Fatma Betül Sayan Kaya var.</strong></p>

<p>AK Parti Genel Başkan Yardımcısıydı.</p>

<p>İddialar gündeme geldi.</p>

<p>Affını istedi.</p>

<p>Erdoğan kabul etti.</p>

<p>Malatya’daki siyasetçiler bunu iyi okusun.</p>

<p>Tayyip Erdoğan kendi genel başkan yardımcısının gözünün yaşına bakmadıysa…</p>

<p>Malatya’daki siyasetçi de, STK başkanı da, iş insanı da kartvizitine fazla güvenmesin.</p>

<p>Dosya Malatya’ya uzanırsa…</p>

<p><strong>ilk hangi isim düşecek?</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/milletvekilinin-milleti-nerede-78995"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 12:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/murat-cetin-milletvekilinin-milleti-nerede-1790592950.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da Projeler Masada, Vatandaşın Beklediği İşler Gündemde!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-projeler-masada-vatandasin-bekledigi-isler-gundemde-118681</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-projeler-masada-vatandasin-bekledigi-isler-gundemde-118681</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı yazısının "Fiskos Masası" bölümünde Malatya'da büyük projeler anlatılırken vatandaşın sokaktaki somut ve küçük eksiklikleri, geçim derdini ve mahalleler arasındaki hizmet farklılıklarını konuştuğunu aktardı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya'daki son gelişmeleri ve sokaktaki vatandaşın gündemini değerlendirdi. Malatya'da bu hafta yol anlatıldığını ancak milletin çukuru gösterdiğini belirten Çetin, üç şerit müjdelenirken vatandaşın yüz metre asfaltın peşine düştüğünü ifade etti. Proje, kavşak ve yatırımların açıklandığını fakat fiskosa kulak verince herkesin derdinin başka sokaktan çıktığını belirten Çetin, şehir büyüyor denilmesine rağmen vatandaşın hâlâ kendi mahallesinin hesabını tuttuğunu kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÜÇ ŞERİT MÜJDESİ VE KÖPRÜLÜ KAVŞAK BEKLENTİSİ</span></strong></p>

<p>Bostanbaşı’nda yolun üç şeride çıkarılacağı, kaldırım ve bisiklet yolu yapılacağının açıklandığını aktaran Çetin, fiskosun hemen Bahçebaşı tarafına kaydığını vurguladı. Mişmiş Park Göleti’nin altındaki bozuk yol, bağlantılar ve asfalt eksiklerinin yeniden dillendirildiğini belirten Yazar, Malatyalının hesabının "Üç şerit güzel de, önce şu yüz metreyi bir görelim!" şeklinde olduğunu ifade etti. Bahçebaşı TOKİ’ye yapılacağı söylenen köprülü kavşağın da kulislerde konuşulduğunu hatırlatan Çetin, projenin aylar önce hazırlandığını söyleyenlerin sahada niçin hâlâ hareket olmadığını sorduğunu ve İkizce’de işler yürürken buradaki sessizliğin dikkat çektiğini belirterek "Kavşak kâğıtta hazır; bir tek kazmanın haberi yok!" değerlendirmesini aktardı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YOL BÜTÇESİNDEN CÜZDANA VE MAHALLELER ARASI FARKLARA</span></strong></p>

<p>Bostanbaşı’ndaki çalışma konuşulurken lafın suya, markete ve geçim derdine uzandığını belirten Murat Çetin, Malatyalının gündeminin tek şeritten ilerlemediğini ve çarşıdaki fiskosun "Asfalt düzelse de cüzdanın yolu hâlâ yokuş!" şeklinde olduğunu yazdı. Fahri Kayahan, Tecde ve Bostanbaşı hattındaki yatırımlar konuşulurken Kiltepe ile Çarmuzu gibi mahallelerden de ses geldiğini kaydeden Çetin, yol, aydınlatma ve dönüşüm bekleyenlerin olduğunu ifade ederek şehirde "Bazı mahalleler vitrin, bazıları hâlâ adres tarif ediyor!" kanaatinin oluştuğunu belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">CADDE GENİŞLİYOR DERTLER TAŞIYOR</span></strong></p>

<p>Bostanbaşı’nda yol genişlerken mahalle sakinlerinin saydığı başıboş köpek, hafriyat, kaldırım işgali ve su dolan güzergâhlar gibi meselelerin daralmadığını vurgulayan Yazar, mahalledeki fiskosun "Yolu genişlettiniz, iyi güzel… Şimdi şu dertlere de bir şerit açın!" yönünde olduğunu iletti. Kent merkezinde günlerce süren internet arızasına da değinen Çetin, verilen süreler dolmasına rağmen bağlantının gelmediğini ve durumun "İnternet gelmedi ama verilen saat maşallah tam vaktinde geçti!" sözleriyle özetlendiğini belirtti. Çetin, Malatya'da büyük işler anlatılırken küçük eksiklerin daha çok konuşulduğunu ifade etti.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/malatyada-listeler-simdiden-yaziliyor-78987"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/malatyada-projeler-masada-vatandasin-bekledigi-isler-gundemde-1790498554.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tahşiyeden Kozinoğlu&#039;na.. Malatya Hattı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/tahsiyeden-kozinogluna-malatya-hatti-118678</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/tahsiyeden-kozinogluna-malatya-hatti-118678</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bazı dosyalar kapanmaz.</p>

<p>Yıllar geçer.</p>

<p>Başka bir klasör açılır.</p>

<p>Bir bakarsınız…</p>

<p>aynı isim.</p>

<p><strong>Bayram Özbek.</strong></p>

<p>Malatyalı.</p>

<p>Eski emniyet müdürü.</p>

<p>Tahşiye dosyasındaki isimlerden biriydi.</p>

<p>“Tahşiyecilere kumpas” davasında aldığı 12 yıllık hapis cezası Yargıtay tarafından onandı.</p>

<p>Gerekçeli kararda, televizyon dizilerindeki bazı sahnelerin operasyon öncesi algı üretiminde kullanıldığı anlatıldı.</p>

<p>Aradan zaman geçti.</p>

<p>Dosyanın adı değişti:</p>

<p><strong>Kaşif Kozinoğlu.</strong></p>

<p>23 Eylül 2026…</p>

<p>Bayram Özbek yine karşımızda.</p>

<p>Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında Özbek’in “Kurtlar Vadisi” senaryosuna dahli bulunduğunu açıkladı.</p>

<p>Özbek, “silahlı terör örgütü kurma veya yönetme” ve “kasten öldürmeye azmettirme” suçlamalarıyla tutuklandı.</p>

<p>Tahşiye…</p>

<p>Önce ekran.</p>

<p>Dizi.</p>

<p>Algı.</p>

<p>İstihbarat.</p>

<p>Operasyon.</p>

<p>Kozinoğlu soruşturmasında yine aynı kelime:</p>

<p><strong>Senaryo.</strong></p>

<p>Ve aynı isim:</p>

<p><strong>Bayram Özbek.</strong></p>

<p><strong>Esat Keşafoğlu.</strong></p>

<p>O da Malatya çevresinden.</p>

<p>Geçmişte Özel Harp Dairesi bağlantısı üzerinden adı tartışmalara girdi.</p>

<p>Tahşiye çevresinde yıllardır konuşulan başka bir iddia daha var.</p>

<p>Mehmet Doğan’ın yakın çevresine sokulduğu…</p>

<p>Keşafoğlu ile irtibatlı olduğu…</p>

<p>Uzun süre parlatıldığı, güvenilir bir görüntüyle öne çıkarıldığı…</p>

<p>Kimliği ve irtibatları tartışılmaya başladıktan sonra Mehmet Doğan aleyhinde açık faaliyet yürüttüğü ileri sürülen kişi…</p>

<p><strong>O da Malatyalı.</strong></p>

<p>Bayram Özbek…</p>

<p>Malatya.</p>

<p>Esat Keşafoğlu…</p>

<p>Malatya.</p>

<p>Mehmet Doğan’ın çevresine yerleştirildiği ileri sürülen isim…</p>

<p>Malatya.</p>

<p><strong>Tesadüf?</strong></p>

<p>Olabilir.</p>

<p>Malatya…</p>

<p>FETÖ açısından yalnızca insan devşirilen bir şehir miydi?</p>

<p>Yoksa emniyet, medya, dinî çevreler ve algı operasyonları açısından ayrıca incelenmesi gereken bir saha mıydı?</p>

<p>Bayram Özbek’in yıllar sonra başka bir ağır soruşturmada ortaya çıkması…</p>

<p>Malatya hattına bir daha bakmayı gerektiriyor.</p>

<p>Tek tek isimlere değil…</p>

<p>aralarındaki temaslara.</p>

<p><strong>Selam ve dua ile…</strong></p>

<p><strong>Fiemanillah.</strong></p>

<p><a href="https://www.dirilispostasi.com/tahsiyeden-kozinogluna-malatya-hatti"><strong>KAYNAK: DİRİLİŞ POSTASI GAZETESİ</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/murat-cetin-tahsiyeden-kozinogluna-malatya-hatti-1790495493.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alişan HAYIRLI / Rüya mı gerçek mi? (Karakaya Baraj Gölü ve Fırat Nehri gezisi)</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-ruya-mi-gercek-mi-karakaya-baraj-golu-ve-firat-nehri-gezisi-118674</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-ruya-mi-gercek-mi-karakaya-baraj-golu-ve-firat-nehri-gezisi-118674</guid>
                <description><![CDATA[Alişan HAYIRLI yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Nazım Hikmet, “Saman Sarısı” adlı uzun şiirinin bir yerinde ünlü ressam Abidin Dino’ya soruyor: “sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin”<br />
Abidin Dino da bu soruya şöyle cevap veriyor bir şiirinde:&nbsp;<br />
“Yapardım mutluluğun resmini<br />
Buna da ne tual yeterdi;<br />
Ne boya…”<br />
Bana da “Karakaya Baraj Gölü Fırat nehri üzerindeki botla gezini anlatabilir misin?” diye sorsanız,&nbsp;<br />
“Tabi ki anlatırım geziyi,<br />
Buna ne kelime yeterli,<br />
Ne de sayfa…” derdim.<br />
Ne İstanbul Boğazı’ndaki tekne gezisi, ne Kelebekler Vadisi’ndeki paraşütle atlayış, ne de Bodrum koylarındaki gezi hiçbir zaman Fırat Nehri üzerindeki botla seyahatimizin tadını veremez. Çok iddialı ve abartılı bulan okuyucularımın görüşüne saygılıyım, ama müsaade ederseniz Türkiye’de tatmadığım gezi zevki kalmamış, gezmediğim yerler bana küsmüş biri olarak anlatayım, neden Karakaya Baraj gölü diye…&nbsp;<br />
Hazır mısınız?&nbsp;<br />
Sabah daha imsak vakti girmeden yola koyulmuşuz, rehberimiz Ömer Velioğlu ile birlikte Arguvan yolu üzerindeyiz ve bot yüklü aracımızın istikameti Karakaya Baraj gölünü gösteriyor. Yaklaşık 60 kilometre sonra, Arapgir yolu üzerinden sağ tarafa toprak bir yola sapıyoruz. Altı kilometre uzunluğundaki stabilize yol üzerindeki Çiftlik köyünü geçtikten sonra Baraj Gölü sahiline ulaşıyoruz.&nbsp;<br />
Karanlık yerini aydınlığına terk etmek için doğum sancısı çekiyor. Karanlık ile aydınlık arası sabahın koyu mavi renkleri hakim gökyüzüne… Baraj Gölü, siyaha çalan mavisiyle âdete büyülüyor bizi… Çarşaf gibi serilmiş, yumuşacık bir görüntüsü var gölün… Ortalık sessiz, ne balık uyanmış ne de kuşlar… Gezimiz başladığında, botu gölün üstüne saldığımızda, çalışan motor sesi birazdan bu sessizliği bozmuş olacak. Baskil tarafındaki ışıkları yanan köyler derin uykuda… İki şehri Malatya ile Elazığ’ı (Arguvan ile Baskil’i) birbirinden ayıran nehir, bizi, davetli iki misafiri (beni ve Ömer’i) kucağında misafir etmek için sanki sabırsızca bekliyor. En azından biz öyle sanıyoruz.&nbsp;<br />
Gündüzbeyli Yamagil’in Selver’in oğlu Suat Kaya’ya ait, emanet aldığımız botu bir an evvel şişirip hazırlayıp, kendimizi Fırat Nehri’nin kollarına bırakmak için tatlı bir telaş içindeyiz. Yeri gelmişken söyleyeyim, Suat beni Gündüzbey’de ilkokul sıralarında iken mahallede dövmüştü. Aradan geçmiş yıllar, ben hesabını şimdi soruyorum:&nbsp;<br />
“Suat beni neden küçükken dövdün?”&nbsp;<br />
“Alişan abi o yıllar önceydi, çocuktum.” dedi.&nbsp;<br />
Ben de dedim ki, “Olsun, ben hala hatırlıyorum”. &nbsp;<br />
“Botu verdik ödeştik” dedi. Böylece Suat’la helalleşmiş olduk.&nbsp;<br />
Rehberimiz Ömer Velioğlu, tam profesyonel bir gezgin, avcı ve doğa hayranı… İşinin ehli… Güvenilir ve sağlam… Zaten o yüzden Allah’tan aşağı kendimizi Ömer’e emanet ettik. Buraların kurdu olmuş… Yazıhan, Arguvan, Arapgir, Sivas bölgesinde ayak basmadık dağ, dere, göl, orman ve yol bırakmamış… Avlamadığı havyan kalmamış… Avcılığın kitabını yeniden yazan adam… Karakaya Baraj gölünün efendisi, dağların kralı…&nbsp;<br />
Peki, diyeceksiniz ki, asıl gezi arkadaşın Selahattin-i Eyyubi (Kürün) hazretleri nerede? Onun boynu altında kalmış, hastalanmış o yüzden gelemedi. Sanırım şimdi bu yazıyı okuduğunda, fotoğraflara baktığında çıldıracak ve iyice hasta olacak.&nbsp;<br />
Ve botumuz hazır. Ya Allah bismillah diyerek botu gölün üzerine saldık, motoru çalıştırdık. İlk defa bir bot üzerinde Karakaya Baraj gölünü gezecek olmanın içimize sığmayan mutluluğunu tarif edecek cümle bulamıyorum. Karadan gölün ortasına doğru açıldıkça, sanki sonsuzluğa doğru, evrenin boşluğunda uçuyormuş gibi hafif hissediyorum kendimi…&nbsp;<br />
Arkandan bıraktığın hiç kimseyi, hiçbir şeyi, acı tatlı hiçbir olayı düşünmeden, sıfır hafıza ve bilgiyle başlıyorsunuz bu eşi benzeri görülmeyen geziye… Dünyayı satıp çıkıyorsunuz sanki hiç bitmeyecek olan bu yolculuğa… Doğanın içinde, vahşi dağların arasında, masmavi ve buz gibi gölün üstünde sana sadece martılar eşlik ediyor, uzak zirvelerin ve sarp kayaların arasında gezen keçiler selam veriyor, altımızda yüzen balıklar hiçbir şeyden habersiz avlanmayı bekliyor… Saatte 30 kilometre hızla ilerleyen botun üzerinde gölün serin esen rüzgârı hem bedenimizi hem de ruhumuzu okşayıp geçiyor. Etrafımı aç kurtlar gibi seyrediyor, dağlara, göle, kıyılara ve martılara sanki yiyecekmiş gibi bakıyorum. Seyahat boyunca gördüğüm her yeri ve güzelliği iyice içime çekemeden, beynime ve kalbime kaydedemeden geçtiğim için üzülüyor ve fakat biraz sonra önüme çıkan yeni güzellikler ve harika manzaralar ile seviniyorum.<br />
Hareketimizden yaklaşık 700 metre sonra erken denilecek bir vakitte sahile yanaşıp karaya çıktık. Neden? Çünkü 30 kilometre boyunca, ta Keban Barajı gölüne kadar olan mesafede görebileceğimiz en önemli tarihi ve arkeolojik mekânla buluştuk.&nbsp;<br />
Gölün her iki tarafında da yüksek kayalar ve bu kayaların içinde bulunan mağaralar, delikli taşlar, oyuklar… Kaç yıllık kalıntı, hangi çağdan kalma, kimler yaşamış, nedir neyin nesidir, hiç bilmiyoruz… Ne Malatya cephesi ne de Elazığ tarafında bir araştırma yapıldı mı, onu da bilmiyoruz. Bu kayalara ve mağara içlerine tırmanmak neredeyse imkânsız… Keşfedilmeyi bekleyen göle nazır muhteşem görüntüler… Valilikler, Kültür ve Turizm Müdürlükleri, Belediyeler, Üniversitelerde unvan kapmak için yarışan öğretim elemanları ne iş yaparlar, bilmiyorum. Gölün kenarında tarihi bir hazine yatıyor, kimsenin haberi yok. Tarihçilerimiz, yazarlarımız ne iş yapar, onu da bilmiyoruz.&nbsp;<br />
Gelin, araştırın, ayağa kaldırın, yol açın, düzenleyin ve turizme kazandırın beyler! Bazı ülkeler uyduruk tarih üzerinden turizme yatırım yaparken bizimkiler ayakta uyuyor.&nbsp;<br />
Ve burası tamamen terk edilmiş, balık tesislerinin ve hazine avcılarının insafına bırakılmış… Halbuki, bu mağaralar öyle bir turistik su yolu ve yürüyüş güzergahı olur ki, Malatya dünya turizminin en önemli seyahat destinasyonlarından biri haline gelir. Ama ne gelen var ne giden… Türkiye varlık içinde yokluk yaşıyor. Geziden döner dönmez, Malatya Kültür ve Turizm İl Müdürü Çetin Şişman’ı aradım, görevini yapmaya davet ettim. Dur bakalım bir sonuç çıkacak mı?<br />
Mağaraları gezip fotoğrafladıktan sonra botumuza binip son varış noktamız Keban’a doğru hareket ediyoruz. Dört-beş kilometre sonra Arguvan topraklarını geride bırakıp artık Arapgir sınırına girdik.&nbsp;<br />
Botla yaptığımız Karakaya Baraj Gölü (Fırat Nehri) gezimiz yaklaşık 30 kilometre sürdü. Arguvan Çiftlik sınırında başlayıp Sögütlüçay, Deregezen, Kaynak, Kazanç, Sinikli ve Ballıca köy ve mevkilerini geçip Elazığ’ın Keban ilçesinin Pınarlar köyünde son buldu. Gün yetmediği ve karanlık bastırdığı için Keban Barajı’nın gövdesine sekiz kilometre kala botumuzu karaya çekmek zorunda kaldık. Yani Keban’ı görmek yine nasip olmadı.&nbsp;<br />
Gezimiz boyunca güneşli ve serin bir hava vardı. Yansıma olduğu için dağların ve kayaların gölgesi gölün üzerine düşüyor ve harika bir görüntü veriyordu. Allah’ın iyi kulları olduğumuz ve doğayı sevdiğimiz için Allah da bize yardım ediyordu. Nereye gitsem, hangi mekânı gezsem işim rast gidiyordu. (Çok şükür)&nbsp;<br />
Gölün Elazığ tarafında su içmek için dağlardan akıp gelen koyun sürüsü ile karşılaşmamız Allah’ın bize bağışladığı büyük bir lütuftu. Geyikkayası mevkiinde Sinikli köyünden Tekneci Bayram ile karşılaştık, teknesinde kahvaltı yapıp, eski terk ettiği balık çiftliğine gittik. Orada hayatımda ilk defa gerçek anlamda, rol icabı olmadan balık tuttum. Hayatımın ilk ve tek balığını Tekneci Bayram’ın terk edilmiş mekânında tuttum.&nbsp;<br />
Rehberimiz Ömer bana, oltayı nasıl kullanacağımı tarif etti, ben de çok zeki olduğum için, iki dakikada öğrendim ve “Ya Allah bismillah” diyerek göle savurdum. İlk atışta tutamadım ama ikinci atışta oltanın ucunda sevimli bir alabalık görünce sevinçten nara attım. Şimdi balığın kanı buna bulaştı ya, söylenene göre bende daha sönmeyecek olan bir ateş tutuşmuş ve ben hergün balığa gitmek isteyecekmişim.&nbsp;<br />
Ertesi günü sabah kalktığımda Ömer’i aradım, “Hadi gardaş balığa gidelim!”…<br />
...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/ruya-mi-gercek-mi-karakaya-baraj-golu-ve-firat-nehri-gezisi-78993"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 09:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/alisan-hayirli-ruya-mi-gercek-mi-karakaya-baraj-golu-ve-firat-nehri-gezisi-1790489244.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / 220 Yıl Önce Trablusgarp&#039;ta, Bugün Ankara&#039;da</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-220-yil-once-trablusgarpta-bugun-ankarada-118673</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-220-yil-once-trablusgarpta-bugun-ankarada-118673</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bugün Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye arasındaki ilişkilere baktığımızda dikkat çekici bir tablo görüyoruz.</p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan övgüyle söz ediyor.</p>

<p>Erdoğan’ı güçlü bir lider olarak tanımlıyor. Kendisine büyük saygı duyduğunu söylüyor. İki ülke arasındaki ilişkilerde doğrudan lider diplomasisine önem veriyor.</p>

<p>Trump’ın, Cumhurbaşkanımız Erdoğan için “güçlü bir lider” demesi, saygı duyduğunu ifade etmesi tesadüf değildir.</p>

<p>Çünkü Amerika’nın Türkiye ve Türklerle ilgili hafızası yeni değildir.</p>

<p>Bunun için yaklaşık 220 yıl geriye gitmek gerekiyor.</p>

<p>Yıl 1801</p>

<p>Amerika Birleşik Devletleri ile Osmanlı Devleti arasında bir savaş başladı.</p>

<p>Bu savaş 1805 yılına kadar devam etti.</p>

<p>Bu, Amerika’nın kendi sınırları dışında giriştiği ilk büyük savaş olarak tarihe geçti.</p>

<p>Amerikalılar, Amerikan donanmasının Akdeniz’e girebilmesi karşılığında Trablusgarp Valisi ve Osmanlı hâkimi Yusuf Paşa el-Karamanlı’ya verilen vergi ve harç niteliğindeki ödemeleri yapmak istemedi.</p>

<p>Bunun üzerine Trablusgarp Valisi Yusuf Karamanlı Paşa öfkelendi.</p>

<p>Amerikan’ın Trablus’taki konsolosluk binasında bulunan Amerikan bayrak direğinin kırılmasını emretti.</p>

<p>Amerikan konsolosu da aşağılandı ve şehirden kovuldu.</p>

<p>Bunun üzerine Amerika Birleşik Devletleri’nin üçüncü Başkanı Thomas Jefferson, Amerika’ya yapılan bu hakarete karşılık vermek üzere Amerikan donanmasını Trablusgarp’a gönderdi.</p>

<p>Amaç, Trablus Valisi Yusuf Karamanlı’yı cezalandırmaktı.</p>

<p>Deniz savaşı başladı.<br />
Ancak savaş kısa süre içerisinde Amerika açısından büyük bir sıkıntıya dönüştü.<br />
Amerikan filosu kuşatıldı.</p>

<p>Amerikan donanmasının en büyük gemilerinden biri olan Philadelphia ele geçirildi.<br />
Gemide bulunan 300’den fazla denizci esir alındı.</p>

<p>Amerikalılar gemiyi geri alamayınca casuslar gönderdi.<br />
Philadelphia’yı ateşe verdiler.<br />
Amerikan donanmasının önemli savaş gemilerinden biri böylece kendi elleriyle yakılmış oldu.</p>

<p>Fakat Amerikalılar bununla da yetinmedi.</p>

<p>Trablus Valisi Yusuf Karamanlı ile Mısır’da bulunan kardeşi Ahmed Paşa el-Karamanlı arasındaki anlaşmazlığı kullanmaya çalıştılar.</p>

<p>Ahmed Paşa’ya para ve çeşitli vaatlerde bulunuldu.<br />
Kendileriyle ittifak yapması istendi.<br />
Karşılığında Trablus yönetiminin kendisine bırakılacağı vaat edildi.</p>

<p>Amerikalılar böylece sadece denizden değil, içeriden de Yusuf Karamanlı Paşa’yı sıkıştırmaya çalıştı.</p>

<p>Ardından doğu Libya’daki Derne şehrini ele geçirmek ve Trablusgarp üzerindeki baskıyı artırmak amacıyla bir kara harekâtı hazırladılar.</p>

<p>Amerikan kuvvetleri, Ahmed Karamanlı ile birlikte Mısır’dan başlayarak çölü aşıp Derne şehrine ulaştı.</p>

<p>27 Nisan 1805’te Derne’ye saldırı başladı.<br />
Amerikan Deniz Piyadeleri, tarihlerindeki ilk defa yabancı kara savaşlarından birine burada girdi.</p>

<p>Amerikan bayrağı ilk kez yabancı topraklarda bir savaş sırasında göndere çekildi.</p>

<p>Fakat savaşın sonu Amerika’nın istediği gibi olmadı.</p>

<p>Derne’nin ele geçirilmesinin ardından Yusuf Karamanlı üzerindeki baskı arttı.<br />
Amerika, Trablus’a doğru ilerlemeyi planlıyordu. Ancak bunu başaramayınca sonunda masaya oturdu.</p>

<p>1805 yılında anlaşmaya varıldı.<br />
Yusuf Karamanlı iktidarını korudu.<br />
Amerika ise Trablusgarp'la barış yapmak zorunda kaldı.</p>

<p>Bu savaşın hatırası bugün bile Amerika’da yaşıyor.<br />
Amerikan Deniz Piyadeleri’nin meşhur marşında hâlâ şu ifade yer alıyor:<br />
“From the Halls of Montezuma<br />
To the Shores of Tripoli...”<br />
Yani:<br />
“Montezuma’nın salonlarından Trablus kıyılarına kadar...”</p>

<p>Peki bugün ne değişti?</p>

<p>Yaklaşık 220 yıl sonra Amerika’nın Başkanı Donald Trump, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yakın bir ilişki kuruyor.</p>

<p>Trump, Erdoğan’ı güçlü bir lider olarak görüyor.<br />
Onunla doğrudan konuşuyor.<br />
Türkiye’nin bölgesel ve küresel ağırlığını dikkate alıyor.<br />
Çünkü devletler sadece bugünü değil, geçmişi de bilir.</p>

<p>Tarih devletlerin hafızasıdır.<br />
220 yıl önce Amerikan askerleri Trablusgarp kıyılarında Türk-İslam dünyasının karşısına savaşmak için çıktı. Ama yenilgi üstüne yenilgi yaşadı.<br />
Bunu bilen Amerika’nın Başkanı bugün Ankara’da Türkiye’nin Cumhurbaşkanı ile masaya oturuyor.</p>

<p>Bu değişim bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor:</p>

<p>Savaş meydanında karşı karşıya gelmektense, güçlü devletlerle masada anlaşmak daha akıllıcadır.</p>

<p>Ve belki de Trump’ın Türkiye’ye, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a ve Türk milletinin bölgesel ağırlığına yaklaşımını anlamak için yalnızca bugüne değil, 220 yıl önce Trablusgarp’ta yaşananlara da bakmak gerekir.</p>

<p>Ancak, tarih tekerrürden ibarettir.<br />
...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/220-yil-once-trablusgarpta-bugun-ankarada-78992"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/ebuzer-aydin-220-yil-once-trablusgarpta-bugun-ankarada-1790488517.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya&#039;da Üç Ayda 30 Milyon Lira Harcandı... “Bu Para Nereye Gitti?” Sorusu Hâlâ Yanıtsız</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-uc-ayda-30-milyon-lira-harcandi-bu-para-nereye-gitti-sorusu-hala-yanitsiz-118658</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-uc-ayda-30-milyon-lira-harcandi-bu-para-nereye-gitti-sorusu-hala-yanitsiz-118658</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı köşe yazısında Malatya’da üç ayda 30 milyon liralık basın ve tanıtım harcaması yapıldığı yönündeki iddiaları ve Serdar Yıldız’ın bu konudaki sorularını fıkralı bir anlatımla gündeme taşıdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya kamuoyunda geniş yankı bulan ve tartışmalara neden olan basın ile tanıtım harcamalarına ilişkin iddiaları köşe yazısında ele aldı. Çetin, kentte konuşulan harcama rakamlarını ve bu konuda yöneltilen soruları fıkra benzetmesiyle okuyucularına aktardı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÜÇ AYDA OTUZ MİLYON LİRALIK HARCAMA İDDİASI</span></strong></p>

<p>Köşe yazısında yer alan bilgilere göre, Malatya’da son üç aylık dönemde 30 milyon liralık basın ve tanıtım harcaması yapıldığı iddiası konuşuluyor. Söz konusu iddiaların ardından Serdar Yıldız’ın da konuyu gündeme getirerek "Bu para nereye gitti?" sorusunu sorduğu belirtildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÇETİN'DEN ZİFT FIKRASIYLA DEĞERLENDİRME</span></strong></p>

<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, yazısının ilgili bölümünde iddiaları ve harcama sorularını dikkat çeken bir fıkrayla bağdaştırarak şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Vezir kayığını ziftletmiş. Hesap gelmiş. Rakam yüksek. Sormuş: “Bir kayık bu kadar tutar mı?” Usta başını eğmiş: “Kayık ziftlendi Devletlüm…” “Biraz da biz ziftlendik.” … Malatya’da şimdi üç ayda 30 milyon liralık basın ve tanıtım harcaması yapıldığı iddiası konuşuluyor. Serdar Yıldız da soruyor: “Bu para nereye gitti?” Kayık ortada. Hesap da ortada. Bir de ziftin kimlere bulaştığı açıklansa… Fıkra tamamlanacak."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/malatyada-listeler-simdiden-yaziliyor-78987"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 15:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/malatyada-uc-ayda-30-milyon-lira-harcandi-bu-para-nereye-gitti-sorusu-hala-yanitsiz-1790338896.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Suat GÜLŞEN / Dünya Eczacılar Günü</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/suat-gulsen-dunya-eczacilar-gunu-118651</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/suat-gulsen-dunya-eczacilar-gunu-118651</guid>
                <description><![CDATA[Suat GÜLŞEN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>25 Eylül Dünya Eczacılar Günü, insan sağlığı için çalışan milyonlarca eczacıyı onurlandırma günüdür.<br />
2009 Yılından bu yana 25 Eylül, Dünya Eczacılık Günü olarak kutlanmakta ve <strong>“Eczacınız en yakın sağlık danışmanınızdır”</strong> sloganıyla hizmet verilmektedir.&nbsp;<br />
Aslında benim en yakın sağlık danışmanım kendi evimde. Onu sizlerle tanıştırmadan önce sizi 1953 yılına götürerek kapısından ağlayarak girdiğim eczane ile ilgili bir anımı anlatmak istiyorum.<br />
Günümüzde 207 Eczanesi olan Malatya merkezde o zamanlar 7 eczane vardı. (Merkez, Cumhuriyet, Şifa, Malatya, Halk, Barış ve Yeni Eczane)<br />
O zamanlar birçok ilaç, hekimin reçetesine göre eczanelerde yapılırdı. Her eczanenin küçük bir laboratuvar bölümü vardı. İlaçlar burada hazırlanır, şişelere, kutulara konur, kullanma talimatı elle yazılırdı.<br />
Kolonya her yerde bulunmaz eczanelerde açık olarak satılır, boş şişelere burada dolum yapılırdı.&nbsp;<br />
Bir nevi sağlık kabini gibi hizmet verilir, hastaların iğne ve pansumanlarının da yapıldığı olurdu.<br />
Küçüktüm, ilkokul 2.sınıfa gidiyordum. Mutfakta soğan kalmamıştı. Mutfağın içinde ve üst tarafında erzak deposu amacıyla yapılan ve merdivenle ulaşılan Müsadere dediğimiz bölmeden soğan indirmem gerekiyordu. Merdivenle çıkıp birkaç soğan aldım. Tam inmeye başlarken merdiven basamağı yerine ayağım boşa gidince paldır-küldür yere düştüm.&nbsp;<br />
Kolum kırılmıştı ve acı içerisinde kıvranıyordum. Mensucat fabrikasında çalışan babam eve gelince beni Temelli Pasajında alt caddeye bakan yerdeki eczaneye götürdü. Bir kırıkçı-çıkıkçı bulup burada kolumu sarıp sarmadılar ve kolumu dirsekten yana kıvrık şekilde boynumdan bir bez geçirerek asıya aldılar.&nbsp;<br />
Bir ay kadar bu şekilde okula devam ettim. Kolum iyileşmişti ama dirseğim biraz eğri kaynamıştı. Üstelik uzun süre yazı da yazamayınca o yıl sınıfta kalmıştım.<br />
Eh, hastaneye gitmeden eczanede yapılan kırık tedavisi de bu kadar olurdu. Bana engel teşkil etmiyordu ama bir yılım da boşa gitmişti.<br />
Aklıma gelmişken kendi Eczacılık günlerimden de bahsedip asıl yazmak istediğim <strong>“Eczacınız en yakın sağlık danışmanınızdır”</strong> konusuna döneceğim.&nbsp;<br />
1969 yılında Adana’nın Tufanbeyli ilçesi Hükümet Tabipliğinde sağlık memuru olarak görev yapıyordum. İlçe Adana’ya çok uzak, fazla gelişmemiş, mahrumiyet bir yerdi. İlçede eczane yoktu. O zamanlar eczanesi bulunmayan yerlerde Hükümet Tabiplerinin “Ecza dolabı” adı altında eczane açma yetkisi vardı. Doktorumuz da Hükümet Tabipliği binasının karşısındaki binanın altına eczane açmıştı. Hastaları muayene ediyor, kullanacağı ilaçları da kendisi veriyordu.<br />
Aradan aylar geçti ve doktorun tayini çıktı. Başka bir ile gidecek ama raflar dolusu ilacı nereye götürsün? Eczaneyi bize devretti. Birlikte çalıştığım diğer sağlık memura arkadaşla birlikte ilaçların sayımını yapıp ikimiz devraldık.<br />
İlçe halkı ve köylerden gelen hastalar doktor olmayınca ne yapsın?<br />
Doktoru olan en yakın ilçeye gitmesi bir saat sürüyordu ve o zaman ulaşımı sağlayan etrafı tente kaplı jip de günde 2 kez sefer yapıyordu.<br />
Durumu ağır olmayan, ayaktan tedavi görecek hastaların şikâyetlerine göre ilacını ben yazıyordum. Diğer arkadaş da ilaçlarını veriyor, nasıl kullanacağını anlatıp, Enjeksiyon veya pansuman gerekiyorsa yapıp gönderiyordu. Devreden doktora ödediğimiz ilaçların parasını da bu şekilde çıkarmaya çalışıyorduk.&nbsp;</p>

<p>2 ay sonra askere gitmem gerekti. Ben de ilaç hissemi diğer sağlık memuruna devrederek ayrıldım. Bu şekilde kısa süren eczacılık maceram da son buldu.<br />
Sıra geldi evdeki sağlık danışmanımı anlatmaya:<br />
Ankara Gevher Nesibe Sağlık Eğitim Enstitüsünde okurken aynı sınıftan arkadaşım Marmarisli Şükran Tekin ile evlendim. 1976 yılında eşimin kızlık soyadını isim olarak verdiğimiz oğlum Tekin dünyaya geldi. Okuldan mezun olunca Muğla’ya tayin olduk. Ben Çevre Sağlığı Başkanı, Eşim Sağlık Meslek Lisesinde Meslek dersleri öğretmeni olarak görev yaparken 1978 yılında kızımız Tülin dünyaya geldi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/222(60).jpg" /><br />
Oğlum ve kızım yıllar içinde birlikte anaokuluna ve sonrasında ilkokula başladılar. Abisiyle aralarında 1,5 yaş olunca kızım hep abisini bir sınıf geriden takip etti.<br />
Tekin ilkokul 1. Sınıfında okurken ev ödevlerinin aynısını Tülin de yapıyor, ayrıca o zamanlarda TRT’de yayınlanan “TV Okulu” programıyla yetişkinlere okuma yazma öğretilirken öğrenmeye çok hevesli olan kızım Tülin de her akşam bu programı takip ediyor ve okuyup yazmayı öğreniyordu.<br />
İlkokula başlama vakti gelince kızımın okuyup yazdığını öğrenen okul müdürü, &nbsp;masasında duran bir kitabı Tülin’e uzatarak okumasını söyledi. O da hiç duraksamadan okuyunca hayret etti ve<strong> “velisi olarak kızınızın 2. sınıftan başlamasını talep ederseniz bir komisyon kurarak sınav yaparız. Değerlendirme sonunda abisiyle birlikte aynı sınıfta okuyabilirler”</strong> dedi.<br />
Müdür Beyin bu önerisini çok düşündük. Yaşının daha küçük, bünyesinin de narin olması nedeniyle kendi yaşıtlarıyla okumasının daha iyi olacağına karar verdik.<br />
Tülin’in birinci sınıfa kaydını yaptırdık. Okullar açılıp dersler başlayınca kızımız her gün okuldan mutsuz geliyordu. Sınıf arkadaşları kalem tutmasını, çizgi çizmesini öğrenirken onun derslerde canı sıkılıyordu. Bu durumu öğretmenine ilettik. Öğretmeni de fark ettiği için ona derslerde okuması için hikâye kitapları vermeye başladı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/333(33).jpg" /><br />
İlkokul bitince abisi Muğla Anadolu Lisesini sınavını kazanarak, ortaokul bölümünde okumaya başladı. Bir yıl sonra Tülin de Anadolu Lisesi sınavını kazandı ve o da abisini takip etti.<br />
Ortaokul son sınıfta Tekin bu kez Mersin Fen Lisesi sınavını kazanınca orada yatılı okumaya başladı. Tülin hiç durur mu? O da aynı sınava girerek Mersin’i tek tercih olarak yazdı ve o da kazandı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/444(29).jpg" /></p>

<p>Üniversitede de aynı durum yaşandı. Tekin Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliğini kazanıp İzmir’de okumaya başlayınca bir sene sonra Tülin de aynı üniversitenin Eczacılık Fakültesini kazanarak okumaya başladı.<br />
Üniversite eğitimlerini de art ardına başarıyla tamamladılar. Tekin Amerika’da ki bir firmadan iş daveti alınca orada çalışmaya başladı.<br />
Tülin de İzmir Serbest Bölgede faaliyet gösteren özel bir kozmetik firmasında çalışmaya başladı.<br />
2000 yılında ilk kez devlet memurluğu sınavı yapılmaya başlanacak ve bu sınavla kamu kurumlarına çeşitli mesleklerden personel alınacaktı.&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/555(55).jpg" /></p>

<p>Her gün yoğun trafiği olan Bornova’dan Gaziemir’deki Serbest Bölgeye gidip gelmesinin zor olduğunu, devlet memurluğu sınavına girmesini kızımıza önerdik. O, işinden memnun olduğunu söylemesine rağmen bir gün annesiyle birlikte sınav merkezine giderek gerekli başvuru evraklarını aldık. Kızımız gönülsüz de olsa formu doldurup imzaladı. Biz de tekrar götürüp sınav merkezine teslim ettik. Sınav günü geldiğinde sınava girdi. Sonuçlar açıklandı ve aldığı yüksek puanla İzmir Askeri Hava Hastanesine tayin oldu.</p>

<p>Böylece hastane eczacılığına başlayan kızımız şu anda hala hastane eczacılığı yapmakta ve mesleğinde 27. Yılını doldurmaktadır.<br />
Geçenlerde Aile Hekimime giderek periyodik olarak 6 ayda bir yaptırdığım kan kontrolüm için kan verdim. Sonuçlar çıktığında doktorum tahlil sonuçlarımın yaşıma göre çok iyi olduğunu, hatta vitamin değerlerimin yüksek bile olduğunu söyleyince hemen aklıma annesine ve bana çeşitli vitamin hapları vererek düzenli kullanmamızı söyleyen kızım geldi.<br />
...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/dunya-eczacilar-gunu-78991"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/suat-gulsen-dunya-eczacilar-gunu-1790322931.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / Malatya&#039;da ve Anadolu&#039;da Bir Kadim Gelenek: Öllük</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-malatyada-ve-anadoluda-bir-kadim-gelenek-olluk-118646</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-malatyada-ve-anadoluda-bir-kadim-gelenek-olluk-118646</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/makale(4).jpg" /></p>

<p>Eski Malatya’yı bilenler hatırlar...</p>

<p>Çarmuzu’nun, Orduzu’nun dar sokaklarında, kerpiç evlerin avlularında yankılanan o tanıdık sesi:</p>

<p>—“Öllükçüüü! Öllük varrr!”</p>

<p>Taştepe civarındaki Öllük Dağı’ndan çıkarılan, merkeplerin heybelerine yüklenip sokak sokak gezdirilen bir Anadolu hikâyesidir bu.</p>

<p>Bugünün nesli belki adını bile duymadı, duysa da anlamını çıkaramaz.&nbsp;</p>

<p>Ama o günün anaları için höllük; sadece bir toprak değil, şefkatin, hijyenin ve aile bütçesinin en sağlam dayanağıydı.</p>

<p>Neydi öllük? Nasıl kullanılır idi?</p>

<p>Alt Bezi Yerine: Yüksek emicilik özelliğine sahip bu ince toprak, bebeğin idrarını çekmesi için bezin içine konurdu.</p>

<p>Isıtma Amacıyla: Tavada veya soba üzerinde ısıtılıp kundak bezine serilerek bebeğin sıcak kalması sağlanırdı.</p>

<p>Pişik Tedavisi: Ufalanıp toz haline getirilen toprak, bebeklerdeki pişiklerin tedavisinde pudra gibi kullanılırdı</p>

<p>Elekten usulca elenen o incecik toprak, önce ocakta tatlı tatlı ısıtılırdı.</p>

<p>Sonra bir bezin üzerine yayılır, bebeğin altına serilirdi.</p>

<p>Ne pişik bırakırdı çocukta, ne de sızıntı.&nbsp;</p>

<p>Toprak emip yutardı nemi.</p>

<p>Ana eli değince o toprağa, sıcaklığı beşiğe sinerdi; bebeğe anasının kucağı gibi tatlı bir rahatlık verirdi.</p>

<p>Üstelik bugünün çocuk bezi gibi doğada yıllarca çürümeyen atık bırakmazdı.</p>

<p>Plastik yoktu, kimyasal yoktu, naylon yoktu.</p>

<p>En önemlisi de aile bütçesine yük olmazdı; fakir fukaranın imdadına yetişirdi.</p>

<p>O zamanlar hazır bezler yoktu ama ne vardı biliyor musunuz?</p>

<p>Tandır dumanı vardı.</p>

<p>Yediğimiz içtiğimizde<br />
tad var idi ...</p>

<p>Evin avlusunda yükselen buram buram toprak kokusu vardı.</p>

<p>En çok da ananın bitmeyen emeği, hesapsız sevgisi vardı.</p>

<p>Bir avuç öllükle koskoca bir nesil büyüdü bu topraklarda.<br />
Mühendis oldu, öğretmen oldu, devlet adamı oldu...&nbsp;</p>

<p>O toprağın sıcaklığıyla yetişti.</p>

<p>Şimdi dönüp bakıyoruz bugünün tablosuna...</p>

<p>Yoğurdu marketten alıyoruz, ekmeği fırından, turşuyu kavanozda...</p>

<p>Çocuğun bezini koli koli eve yığıyoruz.</p>

<p>Market mahkumu olmuşuz adeta.</p>

<p>Kredi kartı POS cihazından geçiyor, tık sesini duyuyoruz.</p>

<p>İnternetten bir tıkla sipariş veriyor, kapıda teslim alıyoruz.</p>

<p>Kolaylık mı? Kolaylık.</p>

<p>Ama bir yanımız da gittikçe yüksünüyor, üşeniyor, doğaldan ve emekten kopuyor.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/malatyada-ve-anadoluda-bir-kadim-gelenek-olluk-78989"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 08:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/dogan-dag-malatyada-ve-anadoluda-bir-kadim-gelenek-olluk-1790315640.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sarper SAN / Diplomanız Bol Olsun</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sarper-san-diplomaniz-bol-olsun-118645</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sarper-san-diplomaniz-bol-olsun-118645</guid>
                <description><![CDATA[Sarper SAN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geçenlerde biraz arşiv karıştırdım. Bir yazının başlığı dikkatimi çekti: <strong>"Kavram Kargaşası".</strong> Yazar, güzel örneklerle nasıl bir kavram kargaşası yaşandığını anlatıyordu. 1979 yılında kaleme alınan bu yazı, sanki bugünü anlatıyordu; değişen pek bir şey yoktu yani.</p>

<p>Sonra bu yazıdan beş-on yıl daha gerilere gittim arşivde. Karşıma yine ilginç bir yazı çıktı. Bu yazıda da meslek konusu ele alınmış ve yazar, <strong>"Türkiye’nin en önemli meselelerinden biri mesleksizliktir" </strong>diyordu.</p>

<p>Arşivin tozlu raflarında, kim bilir daha kaç tane, günümüze kadar değişmeden gelen sorunları ele alan yazı yer alıyor...</p>

<p>Neslin biri gidip diğeri geldikçe ve yaşama dair teknoloji değiştikçe, biz eskide kalan sorunların bittiğini zannediyoruz. Oysa durumun hiç de öyle olmadığı açıkça görülüyor.<br />
Bugün eğer hayatımızı doğrudan ilgilendiren konularda çözüm üreten ustaların sayısında bir azalma görülüyor ve özellikle gençler bu alanlara yönelmiyorsa, bunun nedenini dünde, geçmişte aramak gerekiyor.</p>

<p>Yıllarca Almanya’yı ve Japonya’yı överken hep mühendislerin bilgisinden, yeteneğinden söz ettik; onları övdük durduk. Fakat kimse o müthiş Alman-Japon arabalarını üreten ustalara, işçilere dikkat etmedi. Toplumumuza bir <strong>"diploma hastalığı" </strong>yayıldı ve her şeyi diplomanın çözeceğine inanıldı. Diplomanın peşinden koşan kitlelere meslek bilgisi, meslek eğitimi ve bilinci verilmedi. Aksine; su tesisatçısı, elektrikçi, berber, marangoz, tamirci gibi meslekler küçümsendi. Bu iş kolları yaşamın doğal bir parçası olmaktan çıkarılarak âdeta aşağılandı. Oysa yüzlerce yıl bu meslek sahiplerinin oluşturduğu toplumsal düzen ile ayakta durmuştu bu ülke. Ahi Ocakları, toplumun ekonomik, sosyal ve kültürel yapısını korumuş, dinamizmini hep canlı tutmuştu.</p>

<p>Buna benzer geleneksel yapılar bugün Japonya’da, Almanya’da ve gelişmiş birçok ülkede hâlâ devam ediyor.</p>

<p>Son üç yüz yıldır yaşama dair birçok köklü gerçeği çöpe atmayı uygarlaşmanın bir gereği saydık ve sonunda iyi bir tesisatçı, elektrikçi, marangoz aradığımız bu günlere geldik.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-09-25%20at%2004_48_38.jpeg" /></p>

<p>Ne diyelim, diplomanız bol olsun.</p>

<p><strong>Almanya ve Japonya'da Ahilik Benzeri Yapılar ve Zanaat Kültürleri</strong></p>

<p>Usta-çırak ilişkisini, mesleki ahlakı ve toplumsal dayanışmayı kurumsal bir gelenek olarak yaşatan yapılar sadece bizim tarihimizle sınırlı değil. Almanya ve Japonya gibi ülkelerin bugün sanayideki ve ekonomideki başarısının arkasında, tıpkı<strong> Ahi Ocakları</strong> gibi zanaat kültürünü nesilden nesile aktaran köklü sistemler yer alıyor.<br />
Yani her şey bize gösterildiği gibi Alman veya Japon Mühendisin etrafında dönmüyor.</p>

<p>Bu ülkelerdeki benzer yapı ve gelenekleri araştırdığımızda ilginç bir durum çıkıyor.</p>

<p><strong>Almanya’da Usta Kalfa Geleneği Devam ediyor.</strong></p>

<p><strong>İkili Mesleki Eğitim Sistemi (Duales System)&nbsp;</strong></p>

<p>Almanya'da Ahilik ruhunun modern dünyadaki en somut ve işlevsel karşılığı <strong>İkili Eğitim Sistemi</strong> (Duales System) ve yüzyıllardır süregelen <strong>Zanaat Odaları (Handwerkskammer)</strong> teşkilatı olarak karşımıza çıkıyor.&nbsp;</p>

<p>Hiç duymamıştınız değil mi? Ve Almanya’da gelenek tam gaz.</p>

<p><strong>●Lonca Geleneğinin Devamı: </strong>Almanya'da zanaatkârlık (Handwerk) kültürü Orta Çağ loncalarına (Zünfte) dayanır. Günümüzde bu yapı modernleşmiş olsa da özünü korumuştur. Bir kişinin usta olabilmesi için sıkı bir ahlaki ve pratik süzgeçten geçmesi şarttır.</p>

<p>●<strong>Usta (Meister) Unvanının Önemi:</strong> Almanya'da herhangi bir zanaat dalında dükkân açmak veya çırak yetiştirmek için devlet onaylı <strong>"Meister" </strong>(Usta) unvanı almak zorunludur. Bu unvan sadece teknik beceriyi değil, aynı zamanda meslek etiğini, insan yönetimini ve öğretebilme yeterliliğini kapsar.</p>

<p>●<strong>Sistem Nasıl İşler?</strong> Gençler okuldan sonra teorik eğitimi meslek okulunda, pratik eğitimi ise doğrudan bir ustanın yanında (iş başında) alır. Bu yapı, Ahilikteki <strong>"çırak-kalfa-usta"</strong> merdiveninin günümüzdeki en kusursuz işleyiş örneklerinden biridir.</p>

<p><strong>Japonya’da aidiyet devam ediyor</strong></p>

<p>Japonya'da ise mesleki aidiyet ve usta-çırak ilişkisi daha çok kültürel bir felsefeye, aile mirasına ve Shokunin (Zanaatkâr) ruhuna dayanır.</p>

<p><strong>●Shokunin Ruh ve Ahlakı: </strong>Japonya'daki zanaatkârlar sadece iş yapmazlar; yaptıkları işi bir ibadet ve ruhsal olgunlaşma yolu olarak görürler. Tıpkı Ahilikteki "eline, beline, diline sahip ol" düsturunda olduğu gibi, dürüstlük, mükemmeliyetçilik ve mesleğe saygı bu kültürün merkezindedir.</p>

<p><strong>●Shinise (Yüzyıllık İşletmeler): </strong>Japonya'da Shinise adı verilen, aynı aile veya usta zinciri tarafından yüzlerce yıldır (bazen 500-1000 yıldır) aralıksız işletilen küçük ve orta ölçekli zanaat işletmeleri vardır. Bu işletmelerde bilgi, sır ve ahlak yazılı kurallardan ziyade usta-çırak bağıyla aktarılır.</p>

<p>●<strong>Geleneksel Çırak Eğitimi (Minarai): </strong>Japon zanaatında (seramik, kılıç yapımı, ahşap işçiliği vb.) yeni başlayan bir genç önce uzun süre sadece izler, temizlik yapar ve ustanın güvenini kazanır. Teknik doğrudan kelimelerle değil, ustanın hareketlerinin gözlemlenmesiyle öğrenilir.</p>

<p><strong>Ortak Payda: Mesleğin Namusu</strong></p>

<p>Ahilikte, Alman zanaat sisteminde ve Japon Shokunin kültüründe temel felsefe aynıdır:<strong> Üretilen maldan önce insan üretilir. Yunus’un ocak için dümdüz odunlar araması gibi.</strong><br />
<strong>İşin içinde işler var dostlar. Bize tu kaka denilip inkâr ettirilen değerlere birilerinin sahip çıkması sizce de şaşırtıcı değil mi?</strong></p>

<p><strong>Dijital Masumiyetin Sonu Bir Telefon Aldı Hayatı Değişti</strong></p>

<p>Geçenlerde bir arkadaşımız yeni bir telefon aldı. Yıllardır kullandığı, bir zamanların üst segment telefonu artık eskimiş ve kullanılamaz bir hale gelmişti. Uzun uzun düşündü, araştırdı, inceledi. Günlerce, aylarca bu süreci sürdürüp karar vermeye çalıştı ve sonunda yine bir üst segment telefon almaya karar verdi.</p>

<p>Arkadaşımız mobil bankacılık kullanmaz, internetten alışveriş yapmaz. Wi-Fi dışında mobil interneti kullanmak istemez. İşte öylesine kendine özgü prensipleri olan, dijital dünyaya mesafe koymuş bir kişidir. Bu yüzden gidip telefonun parasını elden arkadaşına verdi; arkadaşı da onun adına internetten telefonu, kılıfını ve ekran koruyucusunu sipariş etti.</p>

<p>Vee telefon geldi. Sıra, bilgileri eski telefondan yenisine aktarmaya geldi. Normal şartlarda kendisinin rahatlıkla yapabileceği veya herhangi bir telefon bayiinde bir solukta çözebileceği bu sorun için bile gidip çok güvendiği bir başka arkadaşını araması gerekti. Ancak o kişinin birkaç gün yoğunluğu çıkıp araya bir de hafta sonu girince, yeni telefon mecburen kutusunda kaldı.</p>

<p>İşte o birkaç gün boyunca arkadaşımız ve yeni telefon, evde dilsiz ama tehditkâr birer aşık gibi birbirlerini süzdüler.</p>

<p>Artık ben diyeyim müşkülpesent, siz çok hassas ve kimseye güvenmez deyin; nihayet o gün geldi çattı ve arkadaşımız telefonunu kullanmaya başladı.</p>

<p>Olay da tam olarak öyle başladı zaten.</p>

<p>Hani bazı ergenler ya da yetişkin olup marka tutkusundan vazgeçemeyenler telefon almak için geceden sıraya giriyorlar ya da ellerinden düşürmüyorlar ya... İnanın onlar son derece normal ve sıradan insanlar. Adamlar sıradan ergen ya da marka hastası; yapacaklar yani. Ya bizim arkadaşa ne demeli?</p>

<p>Yıllarca sosyal medyada birçok uygulamayı indirmemiş, kullanmamış. Geceleri belirli bir saatte telefonunu sessize alıp kafası rahat uyumuş. Paylaşımları dengeli, ölçülü... Böyle pirüpak bir dijital hayatı vardı.</p>

<p>Ya şimdi? Meğer içinden bir Kurabiye Canavarı çıkmayı bekliyormuş! Kurabiye çıkmadı ama ikizi telefon canavarı çıktı. O üst segment telefonun yapay zekâ destekli uygulamaları, akıllı fotoğraf düzenleme yetenekleri, devasa ekranı aldı götürdü bunu. Yıllarca eleştirdiği ne varsa birer birer yapmaya başladı. Telefonuna bütün sosyal medya uygulamaları indi; saatlerce hepsi inceleniyor, hemen her anı paylaşılıyor ve o telefon artık sabaha kadar açık duruyor.</p>

<p>Her an cihazda yepyeni bir özellik keşfediyor ve tıpkı ilk telefonunu eline almış bir ergen gibi gözlerinin içi parlıyor. Yıllarca mesafeli durduğu o dijital dünya, meğer içine sızmak için doğru anı kolluyormuş.</p>

<p>Ne diyelim; Korelilerin bu arkadaşımızı bir an önce keşfedip reklamlarda oynatması mükemmel olur. Büyük büyükbabalarımızın sabun opera bağımlılığı neyse, bizim kuşağın akıllı telefon esareti de o.</p>

<p>Sözün özü; hayatınızı kökten değiştirmek mi istiyorsunuz? Korkmayın, siz de alın yeni bir telefon.&nbsp;</p>

<p>Yakındır; yeni telefonu ile sabaha kadar oynaşan arkadaşımızın bir gün dijital detoks kampından "Ben nerede yanlış yaptım?" paylaşımı yapması.</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/diplomaniz-bol-olsun-78990"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 08:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/sarper-san-diplomaniz-bol-olsun-1790315311.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da Şemsiye Tartışması: Demedi Deme Bayram Başkan!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-semsiye-tartismasi-demedi-deme-bayram-baskan-118620</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-semsiye-tartismasi-demedi-deme-bayram-baskan-118620</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci-yazar Murat Çetin, Malatya’nın değişen çarşısını ve eski şehir hafızasını kaleme aldığı yazısında Şemsiye Sokak üzerinden dikkat çeken bir göndermede bulundu. Çetin, Bayram Taşkın’a “Demedi deme Bayram Başkan” sözleriyle seslenirken, şemsiyelerin yeniden asılacağını belirterek şehir hafızasına dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, kaleme aldığı yazısında Malatya’da yaşanan dönüşüme ve değişen şehir dokusuna değindi. Kentteki mekânsal ve sosyal değişimi vurgulayan Çetin, "Malatya’nın çarşısı değişti. Sokaklar değişti. Esnafın yeri değişti." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BAYRAM TAŞKIN’A ŞEMSİYE SOKAK ELEŞTİRİSİ</span></strong></p>

<p>Yazısının devamında Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın’ın eski Malatya’dan bir hatıra olarak Şemsiye Sokak uygulamasını yeniden gündeme getirdiğini aktaran Murat Çetin, şu değerlendirmeyi yaptı:&nbsp;"Bayram Taşkın da eski Malatya’dan bir hatıra buldu: Şemsiye Sokak. Şemsiyeler yeniden asılacak. Demedi deme Bayram Başkan; şehir hafızası tavana asılmaz."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/malatyada-listeler-simdiden-yaziliyor-78987"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/malatyada-semsiye-tartismasi-demedi-deme-bayram-baskan-1790232245.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Çarşı Yükseliyor, Ama Hak Sahipliği Tartışması Gündemde!</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/yeni-carsi-yukseliyor-ama-hak-sahipligi-tartismasi-gundemde-118612</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/yeni-carsi-yukseliyor-ama-hak-sahipligi-tartismasi-gundemde-118612</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’nın yeniden inşa edilen çarşısında çalışmalar sürerken, gazeteci-yazar Murat Çetin’in kaleme aldığı yazıda hak sahipliği ve ticari alanların dağılımına ilişkin gündeme gelen iddialara dikkat çekildi. Çetin, “Çarşının Temelinde Dükkân Değil, Hak Var” başlıklı bölümünde eski maliklerin ne verdiği, karşılığında ne aldığı ve yeni ticari alanların hangi ölçütlere göre tahsis edildiği sorularının belgeler üzerinden açıklanması gerektiğini ifade etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da deprem sonrası yeniden inşa edilen çarşı yükselmeye devam ederken, hak sahipliği ve ticari alanların dağılımına ilişkin sorular da gündeme geliyor.&nbsp;Gazeteci-yazar Murat Çetin, Malatya Time’da yayımlanan “Malatya’da Listeler Şimdiden Yazılıyor” başlıklı yazısında, “Çarşının Temelinde Dükkân Değil, Hak Var” bölümünde yeni çarşıdaki hak sahipliği tartışmalarına dikkat çekti. Çetin, kamuoyunda dile getirilen çeşitli iddiaların belge ve resmi kayıtlarla açıklığa kavuşturulması gerektiğini yazdı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YENİ ÇARŞIDA HAK SAHİPLİĞİ SORULARI GÜNDEMDE</span></strong></p>

<p>Çetin’in yazısında, Akpınar’dan Turgut Temelli’ye uzanan yeni çarşıyla ilgili aylardır çeşitli iddiaların konuşulduğu belirtildi.Yazıda, dokuz dükkânı bulunan bir kişinin daha az sayıda dükkân aldığı, bodrumdaki işyerlerinin hesaba katılmadığı, gerçek maliklerin dışarıda kaldığı ve bazı kişilerin hak sahipliği bulunmadığı halde ticari alan aldığı yönündeki iddialara yer verildi.&nbsp;Söz konusu iddiaların kesinleşmiş bir durum olarak değil, cevaplanması gereken iddialar olarak ele alınması gerektiği vurgulandı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“KİM NE VERDİ, NE ALDI?”</span></strong></p>

<p>Murat Çetin, yazısında yeni çarşıdaki temel meselenin yalnızca yapıların görünümü olmadığını belirterek hak sahipliği hesabının açıklığa kavuşturulması gerektiğine dikkat çekti. Çetin’in yazısında şu sorular öne çıktı:&nbsp;“Eski malik ne verdi? Karşılığında ne aldı? Bodrum nasıl değerlendirildi? Yeni ticari alan kime tahsis edildi? Ölçü neydi?”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BELGE, TAPU VE METREKARE HESABI VURGUSU</span></strong></p>

<p>Yazıda, hak sahipliğiyle ilgili tartışmaların söylentiler üzerinden değil, belgeler ve resmi kayıtlar üzerinden değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Çetin, hak sahipliği konusunda belge, tapu, metrekare hesabı ve tahsis cetvelinin karşılaştırılması gerektiğine dikkat çekti. Yargıya taşınabilecek konularda nihai kararın ise mahkemeler tarafından verileceğini belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“ÇARŞI GÜZEL OLDU” SORULARI BİTİRMİYOR</span></strong></p>

<p>Murat Çetin, yeni çarşının fiziksel olarak tamamlanmasının hak sahipliği konusunda ortaya atılan soruları tek başına ortadan kaldırmayacağını yazdı.&nbsp;Yazıda, bir tarafta yeni işyerlerinin tesliminin ve kepenklerin açılmasının konuşulduğu, diğer tarafta ise hak sahipliği konusunda soru işaretleri bulunan vatandaşların durumunun gündemde olduğu vurgulandı.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/malatyada-listeler-simdiden-yaziliyor-78987"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></a></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-09-21%20at%2011_33_41%20(2)(1).jpeg" style="height:611px; width:800px" /></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 17:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/yeni-carsi-yukseliyor-ama-hak-sahipligi-tartismasi-gundemde-1790172977.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sümeyye ALAGÖZ / Okullarımızda Neler Oluyor?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sumeyye-alagoz-okullarimizda-neler-oluyor-118599</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sumeyye-alagoz-okullarimizda-neler-oluyor-118599</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hatırlar mısınız bundan 15-20 yıl önce bizler çocukken bir şehit haberi geldiğinde ülkede geniş çaplı etki uyandırırdı. Bürokraside toplumun tüm kesimlerinde günlerce şehit haberi konuşulur, üst düzey makamlardan ardı ardına açıklamalar gelirdi. Yıllar geçtikçe bu haberler manşetlerden düştü, akşam ajanslarında bir iki dakikalık haberlerle duyurulup geçildi, şimdilerde ise alt yazı olarak verilir oldu. Çoğu zaman toplumun büyük çoğunluğunun haberi dahi olmadı.&nbsp;</p>

<p>'Şimdi bunları yazmak nerden icap etti?' dediğinizi duyar gibiyim. Bugünlerde benzer bir durum okullarımız için söz konusu. Eskiden yurt dışından duyduğumuz okul tarama haberlerini şimdi nerdeyse hava durumu gibi her haber ajansında görür olduk. Korkarım yakında bu haberlerde tıpkı aziz şehitlerimiz gibi yavaş yavaş alıştığımız hatta üzülerek söylüyorum göz ardı ettiğimiz bir noktaya gelecek.&nbsp;</p>

<p>Dün okullar başlayalı henüz bir hafta olmuşken çok elim bir hadise yaşadık. Bir öğrenci, bir çocuk! Evden aldığı bir silahla sokaktan güzel güzel geçti gitti ve okuluna, arkadaşlarına ateş açtı. Şimdi şu cümlede absürt ötesi absürt birden fazla durum söz konusu. Birincisi; ülkemizde normal bir vatandaşın evinde silah neden olur, neden evinde silah bulundurma ihtiyacı hisseder bir insan? Bir de onu çocukların erişeceği yere koymak gerçek bir akıl tutulması değilse nedir? İzahı olmayan şeylerden bir diğeri; bu çocuk bir haftada ne yaşamış olabilirde böyle bir eylem gerçekleştirmiştir? Tabii ki bu durumun mantıklı bir gerekçesi olmaz, fakat toplumsal bir refleksle bir neden sorgulamasına girmemek elde değil. Bununla birlikte bu nedenler her ne olursa olsun biran önce ortaya çıkarılmaz ve gerekli önlemler alınmaz ise maalesef bu iş daha ileri boyutlara taşınabilir.&nbsp;</p>

<p>Geçen sene Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da bunun gibi iki elim hadise yaşanmış, maalesef hayatını kaybeden çok sayıda öğrencimiz olmuştu. Sonra MEB okulların önünde bekçi ve polis bulundurma yoluna gitmiş bunu bir dönem uyguladıktan sonra maalesef bu eğitim öğretim yılında bu uygulamaya da son verip sadece riskli bölgelerde ki okullarda güvenlik güçleri bulundurma kararı almışlardır. Geçen sene polis bulundurma kararından sonra birçok eğitimci bunun yarayı tedavi etmek olmadığını sadece kanamayı durdurmak için bir yarabandı olduğunu ve o bant oradan kalkınca yaranın yeniden kanayacağını ifade etmişti. Derler ya iki kere iki dört eder o netlikte bir durumdu bu.&nbsp;</p>

<p>Söz gelimi bu yara tedavi edilmedikçe üzülerek söylüyorum ki daha çok kan akar.<br />
&nbsp;<br />
<strong>Peki bu yara nedir, tedavisi nasıl olur?&nbsp;</strong><br />
...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/okullarimizda-neler-oluyor-78988"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 17:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/sumeyye-alagoz-okullarimizda-neler-oluyor-1790149393.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sıradan Esnafa Uygulanan Ruhsat Kuralları Karakavak’taki İşletmede De Geçerli Mi?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/siradan-esnafa-uygulanan-ruhsat-kurallari-karakavaktaki-isletmede-de-gecerli-mi-118597</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/siradan-esnafa-uygulanan-ruhsat-kurallari-karakavaktaki-isletmede-de-gecerli-mi-118597</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’nın Karakavak bölgesinde faaliyet gösteren bir hamburger kafeyle ilgili ruhsat iddiası gündeme geldi. Gazeteci Murat Çetin’in yazısında, Cengiz Başer’in eşi ve çocuklarının ortak olduğu belirtilen şirkete ait işletmenin ruhsat durumuna ilişkin soru işaretleri bulunduğu aktarıldı. YENİ Parti meclis üyesi Günnur Tabel’in ise konuyu belediye meclisine taşıyacağını açıkladığı belirtildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da bir işyeri açmak isteyen vatandaşlardan ruhsat, iskân, itfaiye uygunluğu ve imar gibi tüm belgelerin eksiksiz talep edildiği bilinirken, Karakavak’ta faaliyete geçen bir işletme hakkındaki iddialar gündeme bomba gibi düştü. Gazeteci Yazar Murat Çetin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Cengiz Başer’in eşi ve çocuklarının ortak olduğu şirkete ait hamburger kafenin, inşaatı henüz tamamlanmamış bir binada ruhsatsız şekilde hizmete girdiğini öne sürdü.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BELEDİYE KAYITLARINDA İŞYERİ AÇMA BELGESİ YOK İDDİASI</span></strong></p>

<p>Söz konusu şirketin gıda, restoran, otomotiv, reklam ve inşaat gibi geniş bir faaliyet alanına sahip olduğu belirtilirken, tartışmalar dükkânın hizmete girmesiyle başladı. Belediye kayıtlarında inşaat ruhsatının bulunduğu ancak işyeri açma belgesinin yer almadığı iddia edildi. İşletmenin açılışına İlhan Geçit katılırken, misafirleri ise Cengiz Başer karşıladı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün başında bulunan ve imar ile dönüşüm süreçlerinin merkezinde yer alan Başer hakkındaki bu durum, "Ruhsat var mı?" sorusunu beraberinde getirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">CHP’Lİ GÜNNUR TABEL KONUYU MECLİSE TAŞIYOR</span></strong></p>

<p>Yazıda yer alan bilgilere göre YENİ Parti belediye meclis üyesi Günnur Tabel, binanın oturma ruhsatının bulunmadığını ve bu nedenle işletme ruhsatının da olamayacağını söyledi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>"RUHSAT VATANDAŞA LAZIMSA MÜDÜRÜN AİLESİNE DE LAZIM"</strong></span></p>

<p>Sıradan bir esnaf dükkân açarken ruhsat, iskân ve yangın uygunluğu gibi tüm evraklar en ince ayrıntısına kadar incelenirken, aynı usulün burası için de geçerli olması gerektiği vurgulanıyor. Belgenin mevcudiyeti durumunda kamuoyuna açıklanarak tartışmanın sonlandırılması istenirken, belgenin olmaması halinde ise vatandaşa uygulanan mevzuatın burada da aynen işletilmesi gerektiği ifade ediliyor.</p>

<p>Gazeteci Murat Çetin’in de vurguladığı gibi: "Ruhsat vatandaşa lazımsa, müdürün ailesine de lazım."<br />
&nbsp;</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/malatyada-listeler-simdiden-yaziliyor-78987"><u><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></u></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 09:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/siradan-esnafa-uygulanan-ruhsat-kurallari-karakavaktaki-isletmede-de-gecerli-mi-1790146703.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mahmut Poyraz’ın MTSO Yarışındaki Söylemi Tartışılıyor: Projeler Ne Zaman Gelecek?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/mahmut-poyrazin-mtso-yarisindaki-soylemi-tartisiliyor-projeler-ne-zaman-gelecek-118588</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/mahmut-poyrazin-mtso-yarisindaki-soylemi-tartisiliyor-projeler-ne-zaman-gelecek-118588</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı seçim sürecinde Mahmut Poyraz cephesinin meslek grupları, seçmen listeleri ve seçim şartlarına ilişkin itirazları yeniden gündeme geldi. Gazeteci Yazar Murat Çetin, sürecin yanı sıra adayların projelerini ve çözüm önerilerini de ortaya koyması gerektiğine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) seçim süreci yaklaşırken adayların izlediği yöntemler ve kullandığı üslup kamuoyunda geniş şekilde değerlendiriliyor. Gazeteci yazar Murat Çetin, kaleme aldığı yazısında iş dünyasının kavgaya veya mağduriyet söylemlerine prim vermediğini belirterek, tüccar ve sanayicinin öncelikle güven ve istikrar aradığını vurguladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ADNAN DALGAKIRAN İLE OLAN DİYALOG...</span></strong></p>

<p>İş dünyasındaki rekabet anlayışına Adnan Dalgakıran ile gerçekleştirdiği bir sohbet üzerinden değinen Çetin, aralarında geçen diyaloğu şu sözlerle aktardı:&nbsp;"Geçenlerde Adnan Dalgakıran’a sordum: 'Rakibiniz Ender Yılmaz mı, 13 yıllık sistem mi?' Cevabı güzeldi: 'Kim kime rakip? Odakule’de gömü mü var ki?'" İş dünyasında mağduriyetin bir sermaye olarak görülemeyeceğini belirten Çetin, yatırımcının ve tüccarın her zaman önünü görmek istediğine dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SEÇİM SÜRECİNDEKİ İTİRAZLAR VE TARTIŞMALAR...</span></strong></p>

<p>MTSO adaylarından Mahmut Poyraz’ın seçim sürecindeki açıklamalarını değerlendiren Çetin, Poyraz cephesinin ilk günden itibaren sürekli itirazlarla gündeme geldiğini ifade etti. Poyraz’ın meslek gruplarına ilişkin "Sayısal üstünlük sağlanıyor" eleştirisini hatırlatan Çetin; seçmen listeleri, seçim tarihi, sandık yeri, fiziki şartlar ve odanın seçim ofisi gibi kullanıldığı iddialarının kamuoyunu meşgul ettiğini aktardı.</p>

<p>Poyraz cephesinin seçmen listelerine dair itirazlarını İlçe Seçim Kurulu’na taşıdığını belirten Çetin, kurulun işlemlerinin kamuoyuna bu başvurunun bir sonucu gibi yansıtıldığını kaydetti. Buna karşılık MTSO cephesinden yapılan açıklamada ise durumun rutin bir işlem olduğu, sayının 155 yerine 140 olarak netleştiği ve yaklaşık 200 üyenin şartları sağladığı için zaten listeye gireceğinin bildirildiği hatırlatıldı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"BANA BUNU YAPTILAR" SÖYLEMİ GÜVENİ ZEDELİYOR</span></strong></p>

<p>Hukuki kararları seçim kurullarının vereceğini belirten Çetin, kampanya dilinin sürekli mağduriyet üzerine kurulmasının tüccar nezdinde olumsuz bir algı oluşturduğunu ifade etti. Adayların projelerinden çok itirazlarının konuşulmasını eleştiren Çetin, şu değerlendirmeyi yaptı:&nbsp;Yarın sanayicinin kredi sorununu çözmek, bürokrasiyi aşmak ve ihracatçı için Ankara’da girişimde bulunmak zorunda olan bir yönetimin, kendi seçim sürecini sürekli "Bana bunu yaptılar", "Şunu vermediler", "Burada engellediler" şeklinde anlatması tüccarda soru işaretleri yaratır. Kendi önündeki engeli aşamayan bir anlayışın, üyenin sorunlarını nasıl çözeceği sorgulanır.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SADIKOĞLU’NUN GEÇMİŞ HATA VE TECRÜBELERİ...</span></strong></p>

<p>Geçmişte benzer hataları Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun da yaptığına değinen Çetin, Sadıkoğlu’nun sertleşerek girdiği kavgaların bedelini ödediğini, ancak bugün daha kontrollü bir süreç yürüttüğünü belirtti. Sadıkoğlu’nun artık ziyaretlerini yapıp projelerini anlattığını, bir itham varsa cevabını verip yoluna devam ettiğini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ŞİKÂYET DEĞİL PROJE VE İRADE BEKLENİYOR</span></strong></p>

<p>Adayların hak arama ve itiraz etme hakkının saklı olduğunu belirten Çetin, kampanyanın ana dilinin şikâyet olmaması gerektiğini vurguladı. Mahmut Poyraz’ın yapması gerekenin belgesi varsa ortaya koyup itirazını yaptıktan sonra oda yönetiminde sunacağı projeleri anlatmak olduğunu kaydetti. Sermayenin acıma duygusuyla değil, yalnızca güven gördüğü yere gideceği anımsatıldı.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/malatyada-listeler-simdiden-yaziliyor-78987"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></a></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/malatyada-listeler-simdiden-yaziliyor-78987"><strong><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-09-21%20at%2011_33_41(1).jpeg" /></strong></a><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/mahmut-poyrazin-mtso-yarisindaki-soylemi-tartisiliyor-projeler-ne-zaman-gelecek-1790083719.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Siyasetinde Yeni Kulis: Büyükşehir İçin Mikail Sülük’ün Adı Gündemde</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-siyasetinde-yeni-kulis-buyuksehir-icin-mikail-sulukun-adi-gundemde-118570</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatya-siyasetinde-yeni-kulis-buyuksehir-icin-mikail-sulukun-adi-gundemde-118570</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya siyasetinde Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er üzerinden bir sağlık kulisinin dolaştığını kaleme aldı. Çetin, gündeme gelen ihtimaller doğrultusunda Pütürge Belediye Başkanı Mikail Sülük’ün çalışma tarzını ve ortaya koyduğu projeleri değerlendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Yazar Murat Çetin, Malatya siyasetinde son günlerde Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er üzerinden bir sağlık kulisinin konuşulduğunu aktardı. Durumu bir kulis bilgisi olarak not düşen Çetin, "Evvela geçmiş olsun. Rabbim şifa versin. Ailesine, sevenlerine bağışlasın. Makamın alternatifi bulunur. Sağlığın bulunmaz." ifadelerine yer verdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MİKAİL SÜLÜK İSMİ GÜNDEME GELDİ</span></strong></p>

<p>Muhtemel ihtimallerin gündeme gelmesiyle birlikte yeni isimlerin de konuşulmaya başlandığını belirten Çetin, bu isimlerden birinin Pütürge Belediye Başkanı Mikail Sülük olduğunu ifade etti. Sülük’ün çalışma yöntemine dikkat çeken Çetin, Pütürge Belediye Başkanı'nın Ankara’ya gittiğinde dosyaların peşini bırakmadığını, netice almaya çalıştığını ve halk tabiriyle tuttuğunu koparan bir tarzı olduğunu vurguladı. Ayrıca Sülük'ün siyasi hiyerarşiyi gözettiğini ve başkasının yaptığı işe sahip çıkmaya hevesli görünmediğini belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">192 METREKARELİK KONUTLAR DİKKAT ÇEKİYOR</span></strong></p>

<p>Pütürge’de yapılan kentsel dönüşüm, Tekstilkent ve deprem sonrası inşa edilen 192 metrekarelik iki katlı konutların hâlâ konuşulduğuna değinen Murat Çetin, Malatya genelinde 80-90 metrekarelik deprem konutları tartışılırken bu büyüklükteki konutların dikkat çektiğini ifade etti. Belediye başkanlarının Ankara ziyaretlerinde sadece fotoğraf mı yoksa dosya sonucu mu getirdiğinin önemli bir yöntem farkı olduğunu kaydetti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">GERİSİ KULİS</span></strong></p>

<p>Pütürge’nin ölçeği ile Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin yükünün, bütçesinin ve sorumluluğunun farklı olduğunu belirten Çetin, Pütürge’de yapılan çalışmaların Malatya ölçeğinde yapılıp yapılamayacağı sorusunu gündeme taşıdı. Çetin, mevcut tabloyu "Bu soru şimdilik burada kalsın. Sami Er görevinde. Mikail Sülük Pütürge’de. Gerisi kulis." değerlendirmesiyle özetledi.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/malatyada-listeler-simdiden-yaziliyor-78987"><u><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></u></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/malatya-siyasetinde-yeni-kulis-buyuksehir-icin-mikail-sulukun-adi-gundemde-1790057618.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Malatya&#039;da Listeler Şimdiden Yazılıyor</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-malatyada-listeler-simdiden-yaziliyor-118549</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-malatyada-listeler-simdiden-yaziliyor-118549</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Erken seçim konuşuluyor.</p>

<p>Tarih belli değil.</p>

<p>Sandık ortada yok.</p>

<p>Malatya’da ise hareket başlamış.</p>

<p>Bir tarafta Büyükşehir.</p>

<p>Öbür tarafta Ankara.</p>

<p><strong>Bülent Tüfenkci </strong>Büyükşehir’e yönelirse, milletvekilliği hesabında şu isimler öne çıkıyor:</p>

<p>Ahmet Kızılay.</p>

<p>Selahattin Gürkan.</p>

<p>Ali Bakan.</p>

<p>İlhan Geçit.</p>

<p><strong>Öznur Çalık</strong> belediye başkanlığı için devreye girerse, bu kez Ankara tarafında:</p>

<p>Bülent Tüfenkci.</p>

<p>Ahmet Kızılay.</p>

<p>Selahattin Gürkan.</p>

<p>Ali Bakan.</p>

<p>Bir de<strong> İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak</strong> var.</p>

<p>Büyükşehir Genel Sekreter Yardımcılığından milletvekilliğine uzanan hızlı bir siyasi yol yürüdü.</p>

<p>Büyükşehir için niyetinin olduğu konuşuluyor.</p>

<p><strong>Olabilir.</strong></p>

<p>Ama depremden çıkmış Malatya’da o koltuk yalnız siyasi nasiple taşınmaz.</p>

<p>Ortaya konan işe bakılır.</p>

<p>Yönetim kabiliyeti tartılır.</p>

<p>Şehirdeki karşılığı ölçülür.</p>

<p><strong>İlhan Geçit</strong> de milletvekilliği kulislerinde.</p>

<p>Benim 21 Eylül 2026 itibarıyla not ettiğim fotoğraf bu.</p>

<p>Seçim tarihi henüz yok.</p>

<p>Malatya’da ise…</p>

<p><strong>koltukların adı konmadan isimleri dolaşmaya başlamış.</strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>SAĞLIK MI, MAKAM MI?</strong></span></p>

<p>Malatya siyasetinde son günlerde<strong> Sami Er</strong> üzerinden bir sağlık kulisi dolaşıyor.</p>

<p>Kulis diye not düşelim.</p>

<p>Evvela geçmiş olsun.</p>

<p>Rabbim şifa versin.</p>

<p>Ailesine, sevenlerine bağışlasın.</p>

<p>Makamın alternatifi bulunur.</p>

<p><strong>Sağlığın bulunmaz.</strong></p>

<p>Bir ihtimal gündeme düşünce yeni isimler de ortaya çıkıyor.</p>

<p>Onlardan biri <strong>Mikail Sülük</strong>.</p>

<p>Pütürge Belediye Başkanı.</p>

<p>Sülük’ün çalışma tarzını bir süredir izliyorum.</p>

<p>Ankara’ya gidiyor.</p>

<p>Dosyayı bırakıp dönmüyor.</p>

<p>Peşini bırakmıyor.</p>

<p>Netice almaya çalışıyor.</p>

<p>Halk tabiriyle, tuttuğunu koparıyor.</p>

<p>Siyasi hiyerarşiyi de gözetiyor.</p>

<p>Kimin emeği varsa teslim ediyor.</p>

<p>Başkasının yaptığı işe sahip çıkmaya hevesli görünmüyor.</p>

<p>İlçeye bakınca elinde göstereceği işler mevcut.</p>

<p>Kentsel dönüşüm.</p>

<p>Tekstilkent.</p>

<p>Deprem sonrası yapılan<strong> 192 metrekarelik, iki katlı konutlar</strong> da hâlâ konuşuluyor.</p>

<p>Bugün Malatya’da 80–90 metrekarelik deprem konutları tartışılırken…</p>

<p>192 metrekare dikkat çekiyor.</p>

<p>Ben daha çok yönteme bakıyorum.</p>

<p>Bir belediye başkanı Ankara’ya gittiğinde fotoğraf mı getiriyor…</p>

<p>dosyanın sonucunu mu?</p>

<p>Pütürge’nin ölçeği başka.</p>

<p>Malatya Büyükşehir’in yükü daha ağır.</p>

<p>Bütçe genişler.</p>

<p>Sorumluluk artar.</p>

<p>Şehrin derdi çoğalır.</p>

<p><strong>Pütürge’de yaptığını Malatya ölçeğinde yapabilir mi?</strong></p>

<p>Bu soru şimdilik burada kalsın.</p>

<p>Sami Er görevinde.</p>

<p>Mikail Sülük Pütürge’de.</p>

<p>Gerisi kulis.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/malatyada-listeler-simdiden-yaziliyor-78987"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/murat-cetin-malatyada-listeler-simdiden-yaziliyor-1789981071.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ersoy BABA / “Salak bunlar la!”</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ersoy-baba-salak-bunlar-la-118541</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ersoy-baba-salak-bunlar-la-118541</guid>
                <description><![CDATA[Ersoy BABA yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba değerli okurlarım.&nbsp;</p>

<p>Okumak ve yazmak çok önemlidir. Bir dili çok iyi konuşabiliyor olmanız çok iyi yazabiliyor veya okuyabiliyor olduğunuzu göstermez.</p>

<p>Geçen haftaki<strong> “Kurumsal Milliyetçilik vefat etti” </strong>başlıklı yazım üzerine Hatay’dan Ahmet Yıldırım abim aradı. Uzun bir sohbetimiz oldu. Hatay’da verdikleri hizmetleri anlattı. Kurumlarında 750 öğrenciye okul olduklarından bahsetti. Suriyeli çocuklara Arapça okuma ve yazmayı öğretiyorlarmış. Suriyeliler Türkiye’ye ilk geldiklerinde onlara Türkçe okuma ve yazma öğretirken şimdi onların çocuklarına Arapça okuma ve yazma öğretiyorlar. Çok ilgimi çekti. Allah hak yolunda gayret eden, çalışan tüm kardeşlerimize abilerimize yardım etsin. Bu konuda bizlerin de onlara desteğini nasip etsin. Amin.</p>

<p>Kurumsal milliyetçilik meğerse 20-30 sene önce vefat etmiş. Kimse de bahsetmeyince benim de geç haberim oldu. Cenazesine yetişemedim. Oysaki ölüm döşeğindeyken bir şeyler yapılabilir, belki de kurtarılabilirdi. Ama meğerse herkes ölsün diye gözüne bakıyormuş. Geç kaldık, yetişemedik.</p>

<p>Bu kurumsal Milliyetçiliğin çoluğu çocuğu yok muydu? Arkasında kimseyi bırakmamış mı?&nbsp;</p>

<p>Mirası çarçur edilerek yenmiş, sonra da kürdanla dişlerini mi temizlemişler?</p>

<p>Neyse. Biz önümüze bakalım. Bugün Sarper San hocamızın yazısı yayınlandığında karikatürü için çok uğraşmışlar. Biliyorsunuz Sarper Hocanın bütün yazılarında yapay zekaya çizdirilen karikatürler konuyordu. &nbsp;Bu hafta yapay zekaya Yahudilerle ilgili karikatür çizdirmek için çok uğraşmışlar. Ancak yapay zekâ:</p>

<p><strong>-“Bir dini kesimle katliam konusunu çizmemiz etik kurallarımıza aykırı</strong>” diye çizmemiş. Komutu değiştirmişler. Gene olmamış. 5-6 denemeden sonra selfie çeken Yahudileri karikatür olarak çiz deyince melek yüzlü Yahudilerle cıvıl cıvıl güzel çocuklarını çizmiş. &nbsp;Çöplük karikatürünü ayrı bir başlıkla çizdirebilmişler. Kuru kafaları da yandex’in görsellerinden seçip çıkarmışlar. Bu işi kim düzenler diye düşündüklerinde de “yatay zekâ” Kasım Özkan’ı göstermiş. Kasım kardeşim önce Yahudilerin yüzlerindeki sevimli ifadeleri gerçeklere dönüştürmüş. Okuyucu korkup kaçmasın diye de tam gerçeğine dönüştürmemiş. Sora çöpleri, kurukafaları birleştirip karikatürü tamamlamış.&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-09-20%20at%2018_47_53%20(1).jpeg" /></p>

<p>Sadece orada değil arama motorları da tam bir Siyonist işgalinde. Arama motoruna New York da Yahudilerin yeraltındaki kanlı ayinleri sorulduğunda Türkiye siyasetinden bazı görseller koyup adeta dalga geçiyorlar.&nbsp;</p>

<p>Yani deyceğim odur ki bu yapay zekalar tam bir Siyonist işgalinde. Çocuk katillerini sevimli gösteren, Yahudilerin yaptıkları katliamlarını etik olarak reddeden ve aleyhte asla yazıp çizmeyen bir zekâ. Oralara fazla takılmayın. Sizden çalıp size vermeyenler bunlar.&nbsp;</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/salak-bunlar-la-78986"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 19:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/ersoy-baba-salak-bunlar-la-1789920854.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebuzer AYDIN / İran&#039;ın Gölgesinde Yanan Yemen ve Husilerin Kâbe&#039;ye Uzanan Tehditi</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-iranin-golgesinde-yanan-yemen-ve-husilerin-kabeye-uzanan-tehditi-118534</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ebuzer-aydin-iranin-golgesinde-yanan-yemen-ve-husilerin-kabeye-uzanan-tehditi-118534</guid>
                <description><![CDATA[Ebuzer AYDIN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yemen sıradan bir ülke değildir.</p>

<p>Resûlullah’ın Yemen halkı hakkında övgü dolu sözleriyle anılan, İslâm tarihinin en kadim coğrafyalarından biridir. İman, hikmet, ticaret ve medeniyet tarihinde önemli bir yeri vardır.</p>

<p>Fakat bugün Yemen denildiğinde akla savaş, açlık, yoksulluk, parçalanmışlık, çocukların dramı ve çökmüş bir ekonomi geliyor.</p>

<p>Peki Yemen bu hale nasıl geldi?</p>

<p>Bu sorunun cevabını yalnızca Yemen’in iç meselelerinde aramak eksik kalır.</p>

<p>Çünkü 2014’te İran'ın vekilleri Husilerin Sana’yı ele geçirmesiyle İslam ülkelerinde mecusiler yeni bir cephe açmış oldular.&nbsp;<br />
Bu sürece Suudi Arabistan karşı cephede dahil olsa da, Husilerin İran’la ilişkileri zaman içerisinde askerî ve teknolojik bakımdan ciddi biçimde gelişti. İran füze, İHA, eğitim, danışmanlık ve teknik destek sağladı.</p>

<p>Kimdir bu Husiler?</p>

<p>Husiler, kendilerini Ensarullah olarak adlandıran Yemen merkezli, İran destekli, Yemenli müslümanlara karşı vekalet savaşı veren silahlı bir harekettir.&nbsp;</p>

<p>Hareketin kökleri Yemen’in kuzeyindeki sözde Zeydîlik mezhebine dayanır denilse de, bu silahlı hareketin Zeydiye mezhebiyle aslında çok da alakası yoktur. Çünkü Ehli Sünnet ile Zeydiye mezhebi arasında Şia ile olduğu gibi bir uçurum yoktur.</p>

<p>Zaman içerisinde bu hareket, siyasî ve askerî ideolojisi, Zeydiye mezhebini aşarak İran Devriminin söylemlerinden ve bölgesel “direniş ekseni” anlayışından etkilenmiş, özellikle hareketin kullandığı sloganlarda İran Devrimi'yle belirgin paralelliktedir.&nbsp;</p>

<p>Burada kritik mesele mezhep isminden ziyade siyasî-ideolojik dönüşümdür.</p>

<p>Yemen'in tarihî Zeydîliği ile bugünkü Husi hareketini birbirinin aynısı kabul etmek doğru değildir.</p>

<p>Bugünkü Husi yapılanması; silahlı güç, siyasî iktidar, kabile ilişkileri ve İran'dan gelen askerî-teknolojik destek üzerinden şekillenmiş, ehli sünnet düşmanlığı ve öldürmeyi inanç kabul eden İran Molla rejimi yapısına dönüşmüştür.</p>

<p>İran'ın Yemen'deki hesabı</p>

<p>İran için Yemen yalnızca Yemen değildir.<br />
Yemen; Suudi Arabistan'ın hemen yanı başında, Kızıldeniz'in girişinde, Babülmendep Boğazı'na hâkim stratejik bir coğrafyadır.&nbsp;</p>

<p>1979 yılında ABD ve Fransa İran'da devrim yapar, adına İran İslam devrimi der ve başına Humeyni denen Şia gulatını getirirler. Humeyni Tahran'a indiğinde şu sözleri sarfeder:<br />
Hareketimiz Tahran ile sınırlı değildir, beş tane başkentimiz oluncaya kadar mücadele edeceğiz diyerek, Bağdat, Şam, Beyrut ve Sana'yi işaret eder. O gün Humeyni Şii hilalini çizmişti.&nbsp;</p>

<p>Aslında Şii hilalinin kapsadığı topraklar da Yahudilerin Arzı Mev'udu idi. Ama Müslümanlar bunu Suriye savaşına kadar anlamamışlardı, ya da doğru anlatılmamıştı.&nbsp;</p>

<p>Tahran'ın Husilere verdiği destek yıllar içerisinde küçük silahlardan balistik füzelere, seyir füzelerine ve saldırı İHA'larına kadar genişlemiştir. ABD ve ortakları 2013-2024 arasında Husi silah sevkiyatlarına ilişkin çok sayıda gemiye müdahale edip, İran yapımı sistemlerle bağlantılı unsurları tespit ettiğini raporlamış olsa da, bunların hepsine göz yumulmuştur.</p>

<p>Dolayısıyla mesele artık bugün Yemen'in kendi iç savaşı olmaktan çıkmıştır.</p>

<p>Artık Yemen, İran'ın bölgesel güç mücadelesinin ileri karakollarından biri haline gelmiştir.</p>

<p>Yemen halkı tıpkı Suriye halkı gibi büyük bir zulme uğruyor, müslümanların kanı oluk oluk akıyor.</p>

<p>2015'te Suudi Arabistan, Husilerin bu katliamına kayıtsız kalmayıp bir kualisyon kurarak Yemen halkını Husilerin vahşetinden korumak için hava saldırılarıyla savaşa girdi.</p>

<p>Bir tarafta Husiler ve onların İran'la gelişen askerî ilişkileri, diğer tarafta Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ve Yemen hükümeti...</p>

<p>Devlet çöktü. Ekonomi çöktü. Altyapı çöktü. Toplum parçalandı.<br />
Yemen'in siyasî, ekonomik ve insani durumu ağır biçimde bozuldu. Husi yönetiminin ekonomi üzerindeki politikaları, yolsuzluk ve ekonomik kontrol uygulamaları da krizi derinleştirdi.&nbsp;</p>

<p>Ülkenin finans sistemi parçalandı.<br />
Merkez bankası iki ayrı yapıya bölündü.<br />
Devlet kurumları bölündü.<br />
Maaşlar aksadı.<br />
Bankacılık sistemi büyük darbe aldı.<br />
Petrol ve gaz altyapısı zarar gördü.<br />
Limanlar ve ticaret yolları savaşın etkisi altında kaldı.<br />
Ve bütün bunların bedelini Yemen'in müslüman halkı ödedi.</p>

<p>İran'ın silahı, Yemen'in ateşi oldu.<br />
Bugün Husilerin elindeki füze ve İHA kapasitesi, hareketin kendi imkânlarıyla açıklanamayacak kadar gelişmiştir.</p>

<p>İran'ın sağladığı teknolojik ve askerî destek, Husilerin yalnızca Yemen içerisindeki rakiplerine karşı değil, Suudi Arabistan'a ve bölgedeki deniz ulaşımına karşı da uzun menzilli saldırılar düzenleyebilmesini sağlamıştır.&nbsp;</p>

<p>Herhalde bu bir avuç baldırı çıplak, kana susamış bedevinin ulaşacağı veya yapacağı teknoloji değildi.</p>

<p>Kâbe'ye ve Mekke'ye yönelen tehdit</p>

<p>Husilerin son zamanlarda Suudi Arabistan'a yönelik füze ve İHA saldırıları, yıllardır bölgesel güvenliğin temel başlıklarından biridir.</p>

<p>Özellikle Mekke'ye yönelik saldırıları, meselenin sadece askerî değil, İslâm dünyasının en kutsal mekânlarının güvenliği bakımından da son derece hassas olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Güncel olarak da Suudi Arabistan, Mekke'yi hedef aldığı belirtilen bir Husi İHA'sının önlendiğini açıkladı; Husiler bu suçlamayı reddetse de, görüntüler ve islam aleminin ayağa kalkması, bunu kınaması, haberlere konu olması, artık inkar derecesini aşmıştır.&nbsp;</p>

<p>İslâm dünyasının kıblesine yapılan tehdit ve saldırı hangi siyasî zihniyetin ürünüdür? diye sorarsanız;<br />
"Eceli gelen köpek camii duvarına işer" atasözü cevabıdır!..<br />
Sonlarının Suriye gibi olacağı apaçıktır.&nbsp;</p>

<p>İslam alemi biliyor ki, bu son gelişmeler sadece bir İran Suudi Arabistan düşmanlığı değildir. İran'ın Molla rejimi Şia gulatlarının ehli sünnete olan düşmanlığının ayyuka çıkışıdır.&nbsp;</p>

<p>Suriye’de kırılan Şii hilalinden sonra patronları tarafından terbiye edilen Molla rejiminin son çırpınışlarıdır. İran halkı açlıkla mücadele edip, sefalet içinde yaşarken, Molla rejimi varlığını sürdürmek için vekalet savaşları veriyor, Şii yayılmacılığını ve Pers hükümranlığını yeniden sürdürmek istiyor.</p>

<p>Ama şunu iyi biliniz ki; bu da İran'ın tıpkı Suriye’de sonu olduğu gibi, Yemen'de de sonu olacaktır inşaallah.&nbsp;</p>

<p>İran'ın alelacele Husileri Babülmendep'e kadar sürmelerinin asıl sebebi ise;<br />
"MEKKE SAVUNMA İTTİFAKI"dır.<br />
Bu ittifaktan en çok iki devlet rahatsız olmuştur. İran ve İsrail...</p>

<p>Bu nedenle Husilerin Suudi Arabistan'ı füzelerle, ihalarla vurması sadece Tahran ile Riyad arasındaki güç mücadelesinin bir cephesi olarak okunmamalıdır.</p>

<p>Mekke ittifakı sağlamlaşmadan, yeni ülkeler katılmadan, büyümeden bir yerde sekteye uğratmak, senelerdir içine çekmek isteyip çekemedikleri Türkiye'yi savaşın için çekmektir. Ama "İt ürür, kervanı yürür"</p>

<p>Osmanlı Hilafet Devletinin yıkılışından bugüne kadar islam ülkeleri arasında ilk defa bir savunma ve askeri işbirliği yapılmıştır. Ortadoğu'da hesabı olan iki devleti, İran ve İsrail'i elbette rahatsız edecektir.&nbsp;</p>

<p>İran bugüne kadar İsrail'e ve Amerika'ya karşı slogan attı, Lübnan'da, Irak'ta, Suriye’de ve Yemen'de müslümanlarla savaştı.&nbsp;<br />
Hiç bir savaşta müslümanların yanında yer almadı.&nbsp;</p>

<p>Afganistan önce Rusya'yı, sonra Amerika'yı ülkelerinde def ederken, mücahitlerin karşısında yine İran vardı. Bunu devletlerinin zirvesi de teyid etmiştir.</p>

<p>Husiler de Amerika ve İsrail'e yönelik sert sloganlar kullanıyor, ama Yemen de müslümanları öldürüyorlar.&nbsp;</p>

<p>Filistin söylemi bir kılıftır. Filistin'de İsrail, Yemen'de Husiler katliam yapmaya devam ediyor.<br />
Kaldı ki Filistin, Gazze, Kudüs ne İran'ın ne de Husilerin umurlarında değildir. Hatta Gazze'nin bugün bu halde olmasının sebebi İran ve Husilerdir...</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/iranin-golgesinde-yanan-yemen-ve-husilerin-kabeye-uzanan-tehditi-78985"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 14:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/ebuzer-aydin-iranin-golgesinde-yanan-yemen-ve-husilerin-kabeye-uzanan-tehditi-1789903234.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murat ÇETİN / Ölümü Kim Yaratıyor?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-olumu-kim-yaratiyor-118524</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/murat-cetin-olumu-kim-yaratiyor-118524</guid>
                <description><![CDATA[Murat ÇETİN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Ölüm…</p>

<p>Çok konuşulur.</p>

<p>Az düşünülür.</p>

<p>Kalp krizi denir.</p>

<p>Kaza denir.</p>

<p>Hastalık denir.</p>

<p>Yaşlılık denir.</p>

<p><strong>Zahirî sebep bulununca dosya kapanmış sayılır.</strong></p>

<p>Oysa geride daha büyük bir soru kalır</p>

<p>Ölümü kim yaratıyor?</p>

<p>Kur’ân-ı Kerîm cevabı daha baştan veriyor:</p>

<p>“Ellezî halakal mevte vel-hayâte…”</p>

<p>Yani:</p>

<p>“O Allah ki ölümü ve hayatı yarattı.”</p>

<p>Dikkat edin.</p>

<p>Mevt (ölüm), başıboş bir yok oluş diye bırakılmıyor.</p>

<p>Hiçliğe havale edilmiyor.</p>

<p>Mahlûk olarak bildiriliyor.</p>

<p>Mahlûksa…</p>

<p>Hâlıkı vardır.</p>

<p><strong>“Halakal mevt.”</strong></p>

<p>Ölümü halk etti.</p>

<p>İhya O’nun tasarrufu.</p>

<p>İmate de.</p>

<p>Muhyî O.</p>

<p>Mümît O.</p>

<p>Kalp krizi, kaza, mikrop, ihtiyarlık…</p>

<p>Bunların konumu başka.</p>

<p><strong>Vesile olabilirler; fakat fiilin sahibi olamazlar.</strong></p>

<p>Bir insanın yaşayabilmesi için zahiren yalnız kalbin atması yetmiyor.</p>

<p>Hava gerekiyor.</p>

<p>Su.</p>

<p>Toprak.</p>

<p>Güneş.</p>

<p>Gece ve gündüz.</p>

<p>Isı dengesi.</p>

<p>Dünyanın hareketi.</p>

<p>Mevsimlerin intizamı.</p>

<p>Bedenin içinde, haberimiz bile olmadan yürüyen <strong>sayısız faaliyet.</strong></p>

<p>Tek bir canın devamına kâinatın nice unsuru hizmet ediyor.</p>

<p>Bir hücrenin bekası böylesine geniş bir nizama bağlıysa…</p>

<p>onu yaşatan kudret de bütün bu düzeni kuşatmalı.</p>

<p>Güneşe sözü geçmeyen…</p>

<p>bir kalbin ömrünü belirleyemez.</p>

<p>Dünyanın seyrine hükmedemeyen…</p>

<p>bir canlının ecelini takdir edemez.</p>

<p>Vefat anı da bu nizamın dışında cereyan etmiyor.</p>

<p>O da bir ilahî tasarruf.</p>

<p>İnsan ömrünü uzun bir seyir gibi düşünün.</p>

<p>Ruhlar âleminden…</p>

<p>babanın sulbüne…</p>

<p>annenin rahmine…</p>

<p>ilk nefese…</p>

<p>çocukluğa…</p>

<p>gençliğe…</p>

<p>ihtiyarlığa…</p>

<p>son soluğa kadar.</p>

<p><strong>Her merhalede başka bir hâl.</strong></p>

<p>Hücre yenileniyor.</p>

<p>Kan dolaşıyor.</p>

<p>Kalp çalışıyor.</p>

<p>Beden yıpranıyor.</p>

<p>Vakit ilerliyor.</p>

<p>Nihayet <strong>ecel</strong> geliyor.</p>

<p>Bütün bu seyri sevk eden kudreti bırakıp, son hükmü krize mi vereceğiz?</p>

<p>Kazaya mı?</p>

<p>Mikroba mı?</p>

<p>Yaşlılığa mı?</p>

<p>Kalp krizinin güneşe emri geçiyor mu?</p>

<p>Mikrop dünyanın dönüşünü sevk edebiliyor mu?</p>

<p>Kaza, ruhun hangi anda bedenden ayrılacağını biliyor mu?</p>

<p>İhtiyarlık hücrenin vadesini tayin edebiliyor mu?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Hastalık bir vesile.</p>

<p>Kaza bir perde.</p>

<p>Mikrop zahirî bir vasıta.</p>

<p>Yaşlılık ömrün menzillerinden biri.</p>

<p>Yaratmak ise yalnız Hâlık’a aittir.</p>

<p>Kur’ân o makamın sahibini açıkça bildiriyor:</p>

<p>“Halakal mevt.”</p>

<p>Ölümü yarattı.</p>

<p>Hayatın üzerindeki <strong>imza</strong> kiminse…</p>

<p>vefatın üzerindeki <strong>mühür</strong> de O’nundur.</p>

<p>İhya O’na ait.</p>

<p>İmate de.</p>

<p>Zahirî sebebe takılıp Hâlık’ı unutursanız…</p>

<p>vasıtayı büyütür, hakiki faili gözden kaçırırsınız.</p>

<p>Kur’ân hükmü açıkça veriyor:</p>

<p>Ölüm de yaratılmıştır.</p>

<p>Tesadüfe pay çıkarmayın.</p>

<p>Vesileye kudret vermeyin.</p>

<p>Faili unutmayın.</p>

<p>Çünkü hayatın üzerinde hangi mühür varsa…</p>

<p>ölümün üstünde de Allah’ın mührü var.</p>

<p><strong>Selam ve dua ile…</strong></p>

<p><strong>Fiemanillah.</strong></p>

<p><a href="https://www.dirilispostasi.com/olumu-kim-yaratiyor"><span style="color:#c0392b"><strong>KAYNAK: DİRİLİŞ POSTASI GAZETESİ&nbsp;</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/murat-cetin-olumu-kim-yaratiyor-1789888953.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da Gündem Yoğun: Bakan Geldi, Kavşak Açıldı, Vatandaş Hâlâ Cevap Bekliyor</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-gundem-yogun-bakan-geldi-kavsak-acildi-vatandas-hala-cevap-bekliyor-118523</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/malatyada-gundem-yogun-bakan-geldi-kavsak-acildi-vatandas-hala-cevap-bekliyor-118523</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya’da bu hafta yaşanan gelişmeleri ve kent kulislerinde konuşulan konuları değerlendirdi. Ulaştırma Bakanı’nın ziyaretinden stadyum ihalesine, yıkım dosyalarından MTSO seçimlerine kadar birçok konunun ele alındığı değerlendirmede, kentte yapılan açıklamalara rağmen vatandaşların kendi sorunlarına odaklandığı ifade edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya’da son haftada öne çıkan gelişmeleri ve kent genelinde konuşulan konuları kaleme aldı. Bakan ziyaretinden altyapı çalışmalarına, oda seçimlerinden stadyum ihalelerine kadar pek çok başlığın yer aldığı değerlendirmede, halkın çözüm bekleyen meseleleri gündeme getirildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BAKAN GELDİ, HIZLI TREN YİNE PERONDA YOK</span></strong></p>

<p>Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun Malatya ziyaretinde yeni terminal binasının ekim ayı başında açılacağını belirttiği aktarıldı. Terminal müjdesine karşın vatandaşların odağında hızlı tren projesinin yer aldığı ifade edilerek kulislerde, "Bakan geliyor, terminal geliyor… Bir tek tren yolunu şaşırıyor!" değerlendirmesinin yapıldığı kaydedildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ASLAN GELİYOR, ESNAF DÜKKÂNI SORUYOR</span></strong></p>

<p>Akpınar bölgesindeki eski aslan figürü ile çeşmenin yeniden yapılacağının açıklanması üzerine esnafın asıl gündeminin konteynerler, dükkânların durumu, park ve trafik sorunları olduğu vurgulandı. Tarihi figüre itiraz olunmadığı ancak esnafın geleceğinden endişe ettiği belirtilerek bölgedeki durum, "Aslanın yeri belli olmuş, esnaf hâlâ kendi yerini arıyor!" sözleriyle ifade edildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AKILLI KAVŞAK AÇILDI, VATANDAŞ İLK MESAİ ÇIKIŞINI BEKLİYOR</span></strong></p>

<p>Akpınar çevresinde yeni trafik düzenlemesiyle birlikte akıllı kavşağın açıldığı bilgisi verilirken, sürücülerin kısa süreli parklar nedeniyle yolların tek şeride düşüp düşmeyeceğini tartıştığı aktarıldı. Akşam trafiğinin merakla beklendiği süreçte sürücüler arasında, "Kavşak akıllı… Bakalım park edenler ne yapacak?" söyleminin öne çıktığı belirtildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MTSO’DA KOMİTE 33 OLDU, HESAP MAKİNESİ ISINDI</span></strong></p>

<p>Yaklaşan MTSO seçimleri öncesinde meslek grubu sayısının 30’dan 33’e çıkarılmasının yeni bir tartışma başlattığı aktarıldı. Mahmut Boyraz tarafının, bazı firmaların NACE kodları ve faaliyet alanları üzerinden farklı komitelere kaydırıldığı iddiasını sunduğu belirtildi. Seçim kulislerinde, "Komite üç arttı, kulis otuz üçe dağıldı!" görüşünün hâkim olduğu ifade edildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">RÖGAR KOTA GELDİ, VATANDAŞIN ARABASI HÂLÂ SEKİYOR</span></strong></p>

<p>MASKİ’nin yol seviyesinin altında veya üstünde kalan parsel bacalarını kota getirdiğine dair açıklama yaptığı ancak sürücülerin TOKİ yollarındaki seviye farkları ile kapanmayan çukurları hatırlattığı bildirildi. Teknik ekipler ile sürücüler arasındaki fark, "Rögarın seviyesi ayarlanıyor da arabanın ayarı çoktan kaçtı!" ifadesiyle dile getirildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">STADYUM ÜÇ AY BOŞ KALDI, BAKIM LİG BAŞLAYINCA GELDİ</span></strong></p>

<p>Yeni Malatya Stadyumu'nun bakım ve onarım ihalesinin 23 Eylül’de gerçekleştirileceği bilgisine yer verilirken, yaz dönemi boyunca işlem yapılmayıp liglerin başladığı sürece denk getirilmesi eleştirildi. Taraftarların bu durumu, "Stadyum tatil yaptı, bakım mesaiye yeni başladı!" diyerek tepkiyle karşıladığı belirtildi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YIKIM DOSYASI BU KEZ MAHKEMEDE</span></strong></p>

<p>Deprem dönemindeki yıkım ihalelerine ilişkin dosyada eski Vali Yardımcısı Mehmet Öz ile dönemin YİKOB Müdürü Süleyman Düşünceli hakkında zincirleme zimmet iddiasıyla dava açıldığı duyuruldu. Yargılama sürecinin sürdüğü, dosyada demir çıkışları ve yazışmalara ilişkin iddiaların yer aldığı belirtildi.</p>

<p>Süreçle ilgili genel değerlendirmede, "Bize ne söylendi?" sorusu yerine vatandaşın artık "Bizim iş ne oldu?" yaklaşımını benimsediği kaydedildi.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bulent-tufenkci-destegi-mahmuta-yarar-mi-78976"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 10:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/malatyada-gundem-yogun-bakan-geldi-kavsak-acildi-vatandas-hala-cevap-bekliyor-1789888287.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ferdanur BERK / Okullar Açıldı: Çocukların Beslenme Çantasında Neler Olmalı?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-okullar-acildi-cocuklarin-beslenme-cantasinda-neler-olmali-118522</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ferdanur-berk-okullar-acildi-cocuklarin-beslenme-cantasinda-neler-olmali-118522</guid>
                <description><![CDATA[Ferdanur BERK yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz tatilinin ardından okulların açılmasıyla birlikte çocuklar için yalnızca ders ve uyku düzeni değil, beslenme rutini de yeniden şekilleniyor. Günün önemli bir bölümünü okulda geçiren çocukların beslenme çantası da bu rutinin önemli parçalarından biri. Peki beslenme çantası hazırlarken nelere dikkat edilmeli?</p>

<p><strong>Pratik ve çeşitli seçenekler hazırlayın</strong></p>

<p>Beslenme çantasının her gün aynı yiyeceklerden oluşması yerine farklı alternatiflerle çeşitlendirilmesi çocuğun farklı besinleri tüketmesini destekler. Her gün uzun uzun hazırlık yapmak da gerekmiyor. Önemli olan pratik, taşınması kolay ve çocuğun severek tüketebileceği seçenekler hazırlamak.</p>

<p>Peynirli veya yumurtalı sandviçler, ev yapımı poğaça, gözleme, mini tost, yoğurt, mevsim meyveleri, kuru meyveler ve yaşına uygun kuruyemişler tercih edilebilir. Evde hazırlanmış küçük bir kek veya kurabiye de zaman zaman beslenme çantasında yer alabilir.</p>

<p><strong>Meyve suyu yerine meyvenin kendisi</strong></p>

<p>Beslenme çantasında meyve suyu yerine mümkün olduğunca <strong>meyvenin kendisine </strong>yer vermek önemli. Meyvenin kendisi, meyve suyuna kıyasla posa içerir ve çiğneme gerektirdiği için daha doyurucu bir seçenek olabilir.</p>

<p>Özellikle kapalı ambalajlı meyve sularının çocukların beslenme çantasında günlük bir içecek haline getirilmemesi gerekir. “Meyveli” veya “%100 meyve suyu” gibi ifadeler taşıyan ürünler dahi meyvenin kendisiyle aynı değildir. Çocuğun yanında temel içecek olarak su bulundurulmalı; meyve ise mümkün olduğunca bütün halinde tercih edilmelidir.</p>

<p>Meyvenin yanında süt, yoğurt veya ayran gibi süt ürünlerine yer vermek de güzel bir seçenek olabilir. Böylece ara öğünde hem meyveden hem de süt ürünlerinden faydalanılabilir.</p>

<p><strong>Süt ürünlerini unutmayın</strong></p>

<p>Çocukluk dönemi, kemiklerin büyüyüp güçlendiği önemli bir dönemdir. Süt, yoğurt, ayran ve peynir gibi süt ürünleri kalsiyum açısından önemli besin kaynaklarıdır. Yeterli kalsiyum alımı, D vitamini ve diğer besin ögeleriyle birlikte kemik gelişiminin desteklenmesine katkı sağlar.</p>

<p>Bu nedenle beslenme çantasında çocuğun yaşına ve beslenme düzenine uygun şekilde süt ürünlerine de yer verilebilir.</p>

<p>Ancak burada önemli bir noktayı da unutmamak gerekir: Süt ürünleri tek başına çocuğun boyunun uzamasını sağlamaz. Boy uzaması; genetik yapı, yeterli ve dengeli beslenme, uyku, fiziksel aktivite, hormonlar ve genel sağlık gibi birçok faktörden etkilenir. Yeterli kalsiyum ve protein alımı ise sağlıklı kemik gelişimi ve büyüme sürecinin desteklenmesinde önemli bir yere sahiptir.</p>

<p><strong>Suyu unutmayın</strong></p>

<p>Çocuklar okulda oyun ve ders arasında su içmeyi unutabiliyor. Bu nedenle yanlarında kolay ulaşabilecekleri bir su şişesi bulunması iyi bir alışkanlık kazanmalarına yardımcı olabilir.</p>

<p>Su, çocukların günlük sıvı ihtiyacını karşılamada temel içecek olmalı. Meyve suyu, gazlı ve şekerli içecekler yerine su tercih edilmesi daha uygun olacaktır.</p>

<p><strong>Gıda güvenliğine dikkat</strong></p>

<p>Peynir, yoğurt, yumurta ve tavuk gibi uygun sıcaklıkta muhafaza edilmesi gereken besinler özellikle sıcak havalarda daha dikkatli taşınmalı. Gerekirse yalıtımlı beslenme çantası ve soğuk akü kullanılabilir.</p>

<p>Yiyeceklerin temiz eller ve temiz ekipmanlarla hazırlanması, beslenme çantasının düzenli olarak temizlenmesi ve okula gönderilen yiyeceklerin tüketilene kadar güvenli koşullarda saklanması gerekir.</p>

<p>Çünkü sağlıklı bir besin, uygun koşullarda saklanmadığında güvenli bir seçenek olmaktan çıkabilir.</p>

<p><strong>Paketli ürünleri yasaklamak yerine dengeyi öğretin</strong></p>

<p>Çocukların beslenmesinde paketli ürünleri tamamen yasaklamak yerine tüketim sıklığına ve porsiyonuna dikkat etmek daha sürdürülebilir bir yaklaşımdır.</p>

<p>Beslenme çantasının her gün çikolata, bisküvi, cips veya şekerli atıştırmalıklardan oluşması yerine bu ürünler daha seyrek tüketilebilir.</p>

<p><strong>...</strong></p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/okullar-acildi-cocuklarin-beslenme-cantasinda-neler-olmali-78984"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/ferdanur-berk-okullar-acildi-cocuklarin-beslenme-cantasinda-neler-olmali-1789885967.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sarper SAN / Kanıksanmış Hayatlar</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/sarper-san-kaniksanmis-hayatlar-118520</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/sarper-san-kaniksanmis-hayatlar-118520</guid>
                <description><![CDATA[Sarper SAN yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>GENÇLERİ VESAYETTEN KURTARMAK GEREK</strong></p>

<p>Bakmayın siz öyle umursamaz hallerine, çok korkuyorlar. Bakmayın kendilerine güveniyormuş gibi durduklarına. Sıfır güven çoğunda.</p>

<p>Kimler mi?</p>

<p>Maalesef gençler.</p>

<p>Yok Z Kuşağı, yok Y Kuşağı, aman öyle aman böyle diye etiketlenip hormonlanan gençlerimizin vaziyeti bu.</p>

<p>Anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise diye ananın babanın sırtına bindirilip sıfatsız bir yarışın öznesi olan ve bu süreçte bolca (özellikle de annelerin) rekabetinin kurbanı olan gençler, üniversiteye kapağı attıktan sonra tam bir uyuşma ve sızma dönemi yaşıyorlar.</p>

<p>Çoğu ve birçoğu için üniversite dönemi bir şeylere, bir sürece, bir hedefe hazırlanmak değil; asalaklığın zirvesinde, aileden gelen destekle ve "benim kızım, benim oğlum falan yerde okuyor" teranesi altında internet dünyasının öngördüğü sanal hayatı sürdürmekten ibaret oluyor. Bir üniversite öğrencisi kimliği onlara adeta bir dokunulmazlık sağlıyor. Artık hayatları “herkes böyle yapıyor” teslimiyetinin kurala dönüştüğü bir şekle evriliyor. Farkında olmadan dahil oldukları, bir sanal dünya egemenliğinin üyelerine dönüşüyorlar. Zevkler ve renkler o dünyanın egemenlerince belirleniyor ve gençlere de maalesef “herkes yapıyor” demek düşüyor.</p>

<p>(Tabii istisnaları, pırıl pırıl olanları ayrı tutuyor, onlara saygı ve sevgilerimizi iletiyor, o evlatları yetiştiren ellerden öpüyoruz.)</p>

<p>Bir meslek sahibi olmak mı? Alacağı diplomanın hakkını vermek mi? Bunların hiçbiri yok.</p>

<p>Hepsi çok iyi okur, araştırır; memleketin her halini, dünyanın her ahvalini herkesten iyi bilir ya... Tuşların arkasından dünyayı kurtarır, her konuda ahkâm keserler. Bir tek mezun olunca ne yapacağını, mesleğin ne işe yaradığını, hayatın somut gerçekleriyle nasıl başa çıkılacağını bilmezler. Soyut teorilerin ve klavye kahramanlığının konforunda gerçek hayata tamamen yabancılaşırlar</p>

<p>Ama memleket yönetimi konusunda ise öylesine keskin hükümleri, öylesine katı saptamaları vardır ki, şaşılasıdır.</p>

<p>Memleketi eleştirmeye, küçümsemeye gelince rakip tanımazlar; iki sözle memleketi bitiriverirler. Lakin bir hayal kumkuması içinde özlemini duydukları Avrupa’dan hayranlıkla söz ederler.</p>

<p>Ne var ki onları o hayran oldukları hayal ülkesine taşıyacak olan da ne acı ki, hep aşağıladıkları, yerin dibine batırdıkları memleketlerinden alacakları diplomalarıdır.</p>

<p><strong>İşte bu gençler çok korkuyorlar ve kendilerine hiç güvenmiyorlar. Önce aile, daha sonra sosyal medya adı altında yaşamlarına ipotek koyan odakların vesayetinden kurtulmaları ve gerçek anlamda özgürlüklerine kavuşmaları gerekiyor.</strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>ŞÖHRET OLMAK NASIL BİR ŞEY?</strong></span></p>

<p>​Sanatçı zümresine dahil olup bir de üne kavuştuktan sonra yapılıyor röportajlar; hakkında yazılar yazılıyor, programlar düzenleniyor.</p>

<p>​E, normal tabii... Sanatında başarılı olmuş, şöhreti yakalamış. Hakkında yazılıp çizilmeli, kendisini anlatmalı ki topluma örnek olsun.</p>

<p>​İlginç olan, bu sanatçıların röportajlarda kendilerine ilişkin kurdukları o cümleler. Başarılarının sırrına dair birkaç kelam edecekler ya, sıradan<em>&nbsp;"yetenekliydim, yeteneğimi geliştirmek için çok çalıştım</em>"&nbsp;türü sözler onları kesmiyor.&nbsp;<em>"Bir hocam elimden tuttu, yönlendirdi"</em>&nbsp;falan gibi mütevazı hikâyelere de zaten pabuç bırakmıyorlar.</p>

<p>​Meğer neymiş bu başarının sırrı?&nbsp;<strong>"Mükemmeliyetçi olmaları, detaycı olmaları"</strong>&nbsp;imiş.</p>

<p>​Bir de beyinlerinin bir tarafları, bilmem hangi lopları falan fazla çalışıyormuş. İşte bu yüzden beyimiz veya hanımefendimiz "başarılı" olmuş! Öyle dişini tırnağına takıp çalışmak, bir ustanın izinden gitmek, pişe pişe zanaatkâr olmak filan... Bu kokuşmuşluklara takılmayın sakın.</p>

<p>​Beynin sol ön lopu çok çalışıyormuş efendim. Çooook mükemmeliyetçi imiş ve acayip de detaycı bilinirmiş.</p>

<p>​Hani bu lafları şöhrete kavuşmadan önce, herhangi bir sokaktaki vatandaş konumundayken sarf etseydi; bırakın ciddiye alınmayı, "deli" muamelesi görür, üstüne bir araba da dayak yerdirdi herhalde.</p>

<p>​Şöhret olmak böyle bir şey işte...</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>GÜNDEM OLUŞTURMAK</strong></span></p>

<p>Gündem oluşturmak çok önemli. Bunu başarabilirseniz, daha doğrusu bunu başarabilme gücünüz varsa, keyfiniz de iyi demektir. Çünkü artık dost ve düşman sizin bu oluşturduğunuz gündemi konuşacak, tartıştıracaktır.</p>

<p>Güç kimdeyse gündemi de o oluşturur demek yanlış olmaz.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/kaniksanmis-hayatlar-78983"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 08:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/sarper-san-kaniksanmis-hayatlar-1789884172.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alişan HAYIRLI / Nemrut… 42 yıl önce 42 yıl sonra</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-nemrut-42-yil-once-42-yil-sonra-118519</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/alisan-hayirli-nemrut-42-yil-once-42-yil-sonra-118519</guid>
                <description><![CDATA[Alişan HAYIRLI yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sene 1984…&nbsp;<br />
Yenimalatya Gazetesi’nde Yazı İşleri Müdürü olarak görev yapıyorum. Bir gün gazete bürosunun kapısı çalındı. İçeri giren vatandaşın başında sekiz köşeli kasket… Köylü olduğu belli… Hoş geldin sefa getirdin, selam sabah… &nbsp;Buyur, dedik.<br />
-“Ben Pütürge’nin Büyüköz (Çırık) köyünden Şevket Aydın… Nemrut Dağı bizim köyün sınırlarına yakın. Bizim köy yolu yapılırsa, turistler Malatya’dan Nemrut’a gider. Haber yapar mısınız?”&nbsp;<br />
İşte Malatya’nın Nemrut macerası, Malatya-Adıyaman kavgası (sonu hüsranla bitse de) o gün başladı. Yani turistlerin Malatya üzerinden Nemrut’a ulaşımını sağlama projesinin temeli o gün atıldı.&nbsp;<br />
Adı sonradan “Turist Şevket” kalan, şimdilerde hasta olan 78 yaşındaki Şevket Aydın’ın “İnsanlık için küçük Nemrut için büyük olan” bu adımını haberleştirip manşetten verdik. &nbsp;<br />
Ertesi günü gazetemizin 127 60 nolu telefonu çaldı: “Alişan Bey, Sayın Valimiz sizi makama davet ediyor, teşrif eder misiniz?”<br />
Dönemin Valisi Merhum Naim Cömertoğlu, gazete manşetini okuyunca kayıtsız kalmamış ve hemen bizi aramış. Gittik, oturduk, konuştuk, müzakere ettik, hayal gibi görünen bu düşüncenin pratikte mümkün olup olamayacağını tartıştık. Karar verdik ve ertesi günü devlet yetkilileri ile birlikte soluğu Pütürge Tepehan’da aldık. Malatya’dan Nemrut’a gidecek olan yolun ilk kazması işte bu haberden sonra vuruldu.&nbsp;<br />
Sonrası malum… Her gelen vali üzerine koyarak bu projeyi gerçekleştirdi. Fakat Malatya-Adıyaman kavgasının da fitilini ateşlemiş olduk. Uzun süren komşu kavgası, Danıştay’ın kararı ile son buldu. Nemrut Adıyaman’ındı. (Aslında Nemrut ne Adıyaman’ın, ne Malatya’nın, ne Türkiye’nin… İnsanlığın ortak kültürel mirası)&nbsp;<br />
Aradan geçti yıllar… Geçen gün, yaptığımız haber sayesinde açılan bu yoldan Nemrut’a doğru giderken, işte o yıllar önce gerçekleşen tarihi süreci düşündüm. Buradan gelip geçenler, yetkililer, turistler ve yöre halkından kim, bu yolun Turist Şevket’in gayreti, gariban Alişan’ın ve çalışma arkadaşım Vahap Güner’in haberi sayesinde açıldığını biliyor ki… Ne amansız bir savaş verdiğimi/zi, Adıyamanlı gazeteci, yetkili ve kardeşlerimizle kötü olduğumuzu… (Neyse Allah bilsin yeter, dedim)&nbsp;<br />
Sonra defalarca Nemrut’a gittik geldik, haberler yaptık, Malatya kazansın diye çok uğraştık. Neyse hakkımız Malatya’ya helal olsun.&nbsp;<br />
Aradan geçti 42 yıl<br />
Fotoğraf sanatçıları Yavuz Alhan ve Hasan Mumcu ile birlikte, (Onlar araçla ben motosikletle) kaymak gibi asfalt yoldan, dolana dolana Nemrut Dağı Ören yerine doğru yol alıyoruz.&nbsp;<br />
Ne kadar acı! Ne gelen var ne giden! Tavşanlar, keklikler, dağ geyikleri, tilkiler çıkıyor önümüze… İnsan yok, turist yok, araç yok! Aslında biliyordum, Malatya tarafından Nemrut’a giden yolun tamamen tükendiğini, bitiş noktasına geldiğini… Bizim yaptığımız haber, bu kadar emek, bu kadar masraf hep boşa gitmiş. Projesizlik, politikasızlık, yanlış uygulamalar vs. bu yolun sonunu getirmiş. Söylene söylene Nemrut heykellerini dibine kadar ulaştık.&nbsp;<br />
Ören yerinin resmi sahibi Adıyaman tarafında da durum pek iç açıcı değil… Oradan da üç beş kişi gelmiş… Düşündüm, “Eğer bu tarihi eser gâvurların elinde olsaydı şimdi buraya iğne atsan yere düşmezdi”&nbsp;<br />
Yabancı turist aptal değil… Malatya ya da Adıyaman tarafından, fark etmez, hangi taraftan gelirse gelsin, eğer kötü bir muamele ve sahtekârlık ile karşılaşmış ise aslında bütün turistler duyuyor demektir. Çünkü ülkesine döndükten sonra turizm portalları, sosyal medya ve bloglarda yayınlıyor ve gelmiş, gelmekte ve gelecek olan bütün turistler okuyor.&nbsp;<br />
Derken altın yumurtlayan tavuğu kestik. Hep beraber kestik!&nbsp;<br />
Son birkaç yılda Nemrut’a çok yatırım yapılmış, düzenlenmiş, yollar ve diğer altyapılar tamamlanmış, karşılama merkezleri kurulmuş, görevliler gayet kibar, bilgili, profesyonel, Adıyaman ve Malatya Müdürlükleri elinden gelen gayreti sarf etmiş. Hizmet ve çalışmalar kısmen tatmin edici… Fakat iş işten geçtikten sonra… İlk senelerdeki kötü imajı silmek kolay olmuyor.&nbsp;<br />
Heykellerle oturup dertleştik, şikâyetimizi tanrılara ilettik, fotoğraflarımızı çekip, gün batımını ve doğumunu seyrettikten sonra Malatya’ya, evimize döndük.&nbsp;<br />
** &nbsp;<br />
Nemrut Ören Yeri<br />
Pütürge’nin Büyüköz Köyü ile Adıyaman’ın Kâhta İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Kommagene Kralı I. Antiochos’un tanrılara ve atalarına minnettarlığını göstermek için 2 bin 150 metre yüksekliğindeki Nemrut Dağı’nın yamaçlarına yaptırdığı mezar ve anıtsal heykeller, Helenistik Dönem'in en görkemli kalıntılarından birisidir.&nbsp;<br />
Anıtsal heykeller doğu, batı ve kuzey teraslarına yayılmıştır. İyi korunmuş durumdaki dev heykeller kireçtaşı bloklarından yapılmış olup, 8-10 metre yüksekliktedir.&nbsp;<br />
Eski çağlarda Kommagene olarak anılan bölgede I. Mithradates tarafından bağımsız bir krallık kurulmuş, krallık, onun oğlu I. Antiochos (MÖ 62-32) döneminde önem kazanmıştır.&nbsp;<br />
MS 72 yılında Roma’ya karşı yapılan savaşın kaybedilmesinin ardından krallığın bağımsızlığı sona ermiştir.<br />
&nbsp;</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/nemrut-42-yil-once-42-yil-sonra-78982"><span style="color:#c0392b"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 08:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/alisan-hayirli-nemrut-42-yil-once-42-yil-sonra-1789882055.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Raylı Sistem Dosyası Üzerinden Dikkat Çeken Picasso ve Rodin Benzetmesi...</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/rayli-sistem-dosyasi-uzerinden-dikkat-ceken-picasso-ve-rodin-benzetmesi-118499</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/rayli-sistem-dosyasi-uzerinden-dikkat-ceken-picasso-ve-rodin-benzetmesi-118499</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya Time’daki köşe yazısında Malatya’nın raylı sistem dosyasının Cumhurbaşkanı’na uçağa binerken ayaküstü verilmesini Picasso ve Rodin anektodu üzerinden eleştirerek dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, “Kalem Hakkı: İmza Niçin Şart?” başlıklı bölümünde Malatya’nın raylı sistem projesine ilişkin dikkat çeken ifadeler kullandı.&nbsp;Çetin, yazısında imzanın bir belgenin niteliğini ve niteliğine ilişkin algıyı belirlemedeki önemini anlatmak için Picasso ve Rodin üzerinden bir örnek verdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">PİCASSO VE RODİN ÖRNEĞİ</span></strong></p>

<p>Çetin, bölümün girişinde Picasso’nun imzasız bir tablosunu Rodin’e gösterdiğini ve Rodin’in tabloya baktıktan sonra şu ifadeyi kullandığını aktardı: “İmzanızı atın… Hiç olmazsa neresinden asılacağı belli olur.”</p>

<p>Çetin, bu örneğin ardından konuyu Malatya’nın raylı sistem dosyasına taşıdı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">RAYLI SİSTEM DOSYASI UÇAKTA VERİLDİ</span></strong></p>

<p>Yazıda, Malatya’nın raylı sistem dosyasının Cumhurbaşkanı’nın uçağa binişi sırasında ayaküstü verildiği ifade edildi.&nbsp;Çetin, sonrasında “Projemizi sunduk.” denildiğini belirterek, dosyanın sunulma biçimi üzerinden imza vurgusu yaptı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">“BİR İMZA DA ATSAYDINIZ”</span></strong></p>

<p>Çetin, yazısında şu ifadeleri kullandı: “Bir imza da atsaydınız… Hiç olmazsa bunun proje mi, hatıra fotoğrafı mı olduğu belli olurdu.”</p>

<p>Çetin’in “Kalem Hakkı: İmza Niçin Şart?” başlıklı bölümündeki değerlendirme, Malatya’nın raylı sistem dosyasının Cumhurbaşkanı’na sunulması ve sonrasında yapılan “Projemizi sunduk.” açıklaması üzerinden şekillendi.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bulent-tufenkci-destegi-mahmuta-yarar-mi-78976"><strong><span style="color:#2980b9">YAZININ TAMAMI BURADA</span></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/rayli-sistem-dosyasi-uzerinden-dikkat-ceken-picasso-ve-rodin-benzetmesi-1789721162.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Battalgazi’de Konut Tartışması: “At Kimin?” Sorusu Gündeme Geldi</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/battalgazide-konut-tartismasi-at-kimin-sorusu-gundeme-geldi-118498</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/battalgazide-konut-tartismasi-at-kimin-sorusu-gundeme-geldi-118498</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya Time’daki köşe yazısında Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın ile önceki dönem başkanı Osman Güder’in konut projelerini kıyaslayarak dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya Time sitesinde yayımlanan yazısında Battalgazi’deki yerel yönetim anlayışını ve konut projelerini kaleme aldı. Çetin, yazısında Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın ile görevi devrettiği önceki dönem belediye başkanı Osman Güder’in icraatlarını kıyasladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DEPREM ÖNCESİ VE SONRASI KONUT METREKARELERİ</span></strong></p>

<p>Yazısında Osman Güder dönemine dikkat çeken Murat Çetin, henüz deprem felaketi yaşanmamışken Ankara’da yürütülen girişimler sayesinde Hidayet Mahallesi’nde yaklaşık 140 metrekarelik konutların inşa ettirildiğini hatırlattı. Günümüzde ise deprem süreciyle birlikte devletin ve TOKİ’nin imkânlarıyla yapılan yeni konutların net alanının yaklaşık 85 metrekarede kaldığına değindi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AT DEVLETİN YOL DEVLETİN</span></strong></p>

<p>İki dönem arasındaki yaklaşım farkını çarpıcı bir fıkra örneğiyle eleştiren Murat Çetin, başkasının atına binip heybetiyle övünen adam anlatısına atıfta bulundu. Yapılan konut projelerinde imkânların devlet tarafından sağlandığını belirten Çetin, ortaya çıkan tabloyu “At devletin. Yol devletin. Bayram Başkan’a da: ‘Nasıl sürdüm?’ demek kalıyor.” sözleriyle özetledi.</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bulent-tufenkci-destegi-mahmuta-yarar-mi-78976"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 14:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/battalgazide-konut-tartismasi-at-kimin-sorusu-gundeme-geldi-1789719672.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Abdurrahman DAŞKAYA / Türkiye&#039;nin Borcu Çok Mu?</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/abdurrahman-daskaya-turkiyenin-borcu-cok-mu-118483</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/abdurrahman-daskaya-turkiyenin-borcu-cok-mu-118483</guid>
                <description><![CDATA[Abdurrahman DAŞKAYA yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Evet özellikle muhalefet tarafından dile getiriliyor. Türkiye nin borcu 500 milyar doları geçti diye 2026 2.çeyrek merkez bankası verilerine göre; Türkiye' nin brüt borcu ve dağılımı:&nbsp;&nbsp; &nbsp;</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/555(54).jpg" /></p>

<p>2026 1. Çeyreğe göre borç %3,5 artmış.</p>

<p>&nbsp;Bu borç için ödenen faiz;</p>

<p>&nbsp;2026 yılının ilk 6 ayında (Ocak-Haziran) ödenen toplam faiz tutarı 1 trilyon 464 (33,7 milyar usd),milyar TL yıl sonuna kadar 3 trilyonu bulur belki de geçer.</p>

<p>Tablo bu. Peki, dünyanın büyük ekonomilerinin durumu nasıl birde onlara bakalım.</p>

<p>"Borç yiğidin kamçısıdır olsun borç öderiz" mi diyeceğiz, yoksa tablo içler acısı mı?</p>

<p>Bir de borcun bütçeye oranına bakmak gerekiyor. Dünya da bütçenin 2,5 katı kadar borcu olan devletler var, Japonya gibi...</p>

<p>Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) verilerine göre; Türkiye, toplam borcunun Gayrisafi Yurtiçi Hasıla'ya (GSYH) oranı yüzde 72,9 ile 43 ülke arasında borç yükü en düşük olan (43. sırada yer alan) ülkedir.</p>

<p>*Japonya'nın genel hükümet brüt borcunun Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'ya (GSYİH) oranı ise %232'nin üzerindedir.</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/turkiyenin-borcu-cok-mu-78980"><strong><u><span style="color:#c0392b">YAZININ DEVAMI BURADA</span></u></strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 16:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/abdurrahman-daskaya-turkiyenin-borcu-cok-mu-1789650291.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İsmi Büyük Beklentisi Yüksek TEKNOFEST Malatya&#039;da Sınıfta Kaldı</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/ismi-buyuk-beklentisi-yuksek-teknofest-malatyada-sinifta-kaldi-118475</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/ismi-buyuk-beklentisi-yuksek-teknofest-malatyada-sinifta-kaldi-118475</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya’da düzenlenen TEKNOFEST organizasyonunda yaşanan organizasyon eksikliklerini ve savunma sanayii firmalarının zayıf katılımını kaleme alarak organizasyonun beklentileri karşılamadığını belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci yazar Murat Çetin, Malatya’da gerçekleştirilen TEKNOFEST organizasyonunu ve sahada yaşanan aksaklıkları kaleme aldığı yazısında sert eleştirilerde bulundu. Çetin, büyük bir beklentiyle gidilen organizasyon alanında ziyaretçilerin karşılaştığı tabloyu detaylarıyla aktardı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ULAŞIM VE SU SORUNU ZİYARETÇİLERİ ZORLADI</span></strong></p>

<p>Organizasyonun askerî sahada kurulduğunu ve özel araçla giriş yapılamadığını belirten Çetin, araçların yüzlerce metre geride bırakıldığını ve kontrol noktalarının ardından alana ulaşıldığını aktardı. Girişteki sebilde su ve bardak bulunmadığını ifade eden Çetin, MOTAŞ otobüsleriyle yapılan 6-7 kilometrelik yolculukta klimaların yetersiz kaldığını vurguladı. Büyükşehir Belediyesi'nin ikram çadırında ikramların ağırlıklı olarak görevlilere yapıldığını kaydeden Çetin, BELSOS'un satış noktalarında da vatandaşın en temel ihtiyacı olan bir şişe suyu bulmakta zorlandığına dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BELEDİYELERİN FESTİVAL ANLAYIŞI VE BİLEŞENLER</span></strong></p>

<p>İlçe belediyelerinin stantlarını da değerlendiren Çetin, masa tenisi, langırt ve dart gibi etkinliklerin sergilendiğini, Yeşilyurt Belediyesi'nin ise görece hazırlıklı olduğunu ancak sergilenen cihazların önemli kısmının selefi Mehmet Çınar döneminden kaldığını belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAVUNMA SANAYİİ VİTRİNİ ZAYIF KALDI</span></strong></p>

<p>TEKNOFEST isminin BAYKAR, TUSAŞ, ASELSAN ve ROKETSAN gibi dev firmaların yeni sistemlerini ve milli teknoloji hamlesini çağrıştırdığını ifade eden Çetin, sahada ise sınırlı sayıda hava aracı bulunduğunu kaydetti. Katılımcı takımların projelerine verilen emeğin hakkını teslim eden Çetin, dev firmaların vitrininin zayıf kaldığını ve vatandaşların "Bu kadar mı?" sorusunu sorduğunu dile getirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">"ÖNCE ŞU OTOBÜS BİRAZ SERİNLESİN"</span></strong></p>

<p>Sami Er’in Malatya’da helikopter üretimine ilişkin sözlerine de değinen Çetin, büyük hedeflerden önce temel organizasyon sorunlarının çözülmesi gerektiğini belirterek şu ifadelere yer verdi:&nbsp;"Bir de Sami Er, Malatya’da helikopter üretiminden söz eden iddialı bir cümle kurdu. Heyecandır. Hedeftir. Belki kürsünün verdiği coşkudur. Ama helikopter üretmek büyük iş. O hedefi konuşalım. Konuşalım da… önce şu otobüs biraz serinlesin. Sebilde su bulunsun. İkram çadırında vatandaş da ikram görsün. Festivale savunma sanayiinin gerçek ağırlığı gelsin. Helikopteri sonra yine konuşuruz. Malatya’daki organizasyonun tabelası güçlü. İçeriği geride kalmış. Adı: TEKNOFEST. Vatandaşın gördüğü: TEKNOFOS."</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bulent-tufenkci-destegi-mahmuta-yarar-mi-78976"><strong>YAZININ TAMAMI BURADA</strong></a></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-09-14%20at%2012_08_25%20(2)(1).jpeg" style="height:570px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 16:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/ismi-buyuk-beklentisi-yuksek-teknofest-malatyada-sinifta-kaldi-1789639868.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğan DAĞ / Bir Avuç Davin, Bir Külah Çocukluk</title>
                <category>ÖZEL HABER</category>
                <link>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-bir-avuc-davin-bir-kulah-cocukluk-118474</link>
                <guid>https://www.malatyatime.com/haber/dogan-dag-bir-avuc-davin-bir-kulah-cocukluk-118474</guid>
                <description><![CDATA[Doğan DAĞ yazdı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya'ya&nbsp;</p>

<p>Artık sonbahar geldi...</p>

<p>Sararan yapraklar, hazan mevsiminin gazelleri yol kenarlarında renk renk yığınlar oluşturmaya başladı.&nbsp;</p>

<p>Şehirde o tatlı, o telaşlı eylül serinliği hissediliyor.</p>

<p>Malatya’da kış hazırlıkları nihayete erdi, son işler de bitirildi.&nbsp;</p>

<p>Evlerin bodrumlarında, kilerlerinde hummalı bir mesai tamamlandı.&nbsp;</p>

<p>Küplere, bidonlara peynirler, yağlar basıldı; kışlık kavurmalar kavruldu, unlar, bulgurlar çuvallandı.&nbsp;</p>

<p>Damlarda kurutmalıklar kurutuldu...&nbsp;</p>

<p>Tam bir sonbahar havası.</p>

<p>Bu mevsimin kendine has o tatlı telaşı beni aldı; çok uzaklara, 70'li, 80'li ve 90'lı yılların o unutulmaz çocukluk anılarına götürdü.&nbsp;</p>

<p>Neler neler geçti gözlerimin önünden...&nbsp;</p>

<p>Ama aralarında biri var ki durup dururken aklıma düşüverdi:&nbsp;</p>

<p>Davin...</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyatime.com/public/images/detay/IMG-20260917-WA0005.jpg" /></p>

<p>Nedir bu davin?&nbsp;</p>

<p>Bilmeyenler, Malatya dışından olanlar için anlatalım:&nbsp;</p>

<p>Anadolu’nun bağrında, en sarp ve kayalık dağ eteklerinde kendiliğinden yetişen, zamana ve kuraklığa meydan okuyan inatçı, şifalı bir yabani meyve.&nbsp;</p>

<p>Araştırmacı-yazar Fikri Demirtaş’ın o zarif benzetmesiyle; "Davin ağacı yalnız insana benzer.&nbsp;</p>

<p>Ne derdini söyler ne de duyanı olur feryadını...&nbsp;</p>

<p>Ne vazgeçer yalnızlıktan ne de terk eder yalnızlığını."</p>

<p>Köklerini sert kayaları delerek toprağa ulaştıran bu ağaca kimisi dağın ya da dağdağan der; kimisi Kürtçe adıyla taev, kimisi de davun veya çitlembik...&nbsp;</p>

<p>Darende ve Arapgir’in kırsalında yaşlıların anlattığı o eski kıtlık yıllarında, kuraklıktan tek bir meyve bile yetişmezken dağ başlarında böceklenmeden sapasağlam kalan bu minik taneler, doğadaki canlıların ve köylünün en kıymetli rızkı, dertlerinin şifası olurdu.</p>

<p>Hekimhan-Güzelyurt'ta kayaların arasından başını çıkaran, Akçadağ gibi ilçelerin dağlık bölgelerinde yetişen o ağaçların nohut büyüklüğündeki minik taneleri, ilk çıktığında yeşil ve buruktur.&nbsp;</p>

<p>Sonbahar güneşi vurdukça kahverengileşir, tatlanır, etlenir.&nbsp;</p>

<p>Önce afiyetle yenip o buruk ama tatlı aroması tadılırdı, ardından asıl eğlence başlardı.</p>

<p>Çünkü Malatyalı bir çocuk için davin, sadece kışlık kilerlere konulacak ya da kıtlıkta hatırlanacak bir yemiş değildir.&nbsp;</p>

<p>Davin; çocukluğun ilk mermisi, mahalle savaşlarının en saf heyecan kaynağıdır.&nbsp;</p>

<p>Çekirdekleri hem sapanların bedava mühimmatı hem de üfleme borularının vazgeçilmezidir.&nbsp;</p>

<p>Bakkallarda çay bardağıyla ölçülerek ya da gazete kâğıdından yapılan küçük külahlarda satılırdı.&nbsp;</p>

<p>Yanında da ince tenekeden kıvrılmış 30 santimlik o meşhur "davin atacağı" verilirdi.&nbsp;</p>

<p>...</p>

<p><a href="https://www.malatyatime.com/makale/bir-avuc-davin-bir-kulah-cocukluk-78979"><strong>YAZININ DEVAMI BURADA</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 12:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyatime.com/images/haberler/2026/09/dogan-dag-bir-avuc-davin-bir-kulah-cocukluk-1789638798.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
