Timur İnce
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

ÇIPLAK HEYKELİMİZİ SORARSANIZ

Malatya'da bulunan Atatürk ve çıplak adam heykelini Malatya Time Yazarı Timur İnce anlattı.

Hani şu aşçılar diyarı Bolu Mengen'li bir arkadaşım, iki hafta önce bir şekil Malatya'ya yolu düşüyor. Gelmişken Battalgazi'nin torunlarının şehrini gezip görmeden gitmek olmaz niyetiyle; kaldığı Sinan otelinin resepsiyon görevlisine sormuş tabi "Şehrinizin neresi güzeldir?" diye... Resepsiyon görevlisi hani biraz da başından salmak gibi bir mantıkla kısaca kanalboyu tarafını bir güzel tarif ediyor. Adamcağız da çıkmış kışla caddesinden yürüyerek o yöne doğru çıkmaya, Kanalboyu'na gidecek ya, ister istemez yolu şu meşhur çıplak heykelimiz ile kesişmiş. Kesişmez olaydı diyeceğim ama ordan geçen her kimsenin kurtuluşu yok, muhakkak avret yeri bir asma yaprağı örtülü çıplak heykelle burun buruna gelmesi gibi bir lüksü vardır. Bizim Bolu'lu da aynı şekil heykelle bir anda karşıya karşıya kalınca gözlerine inanmakta zorluk çekiyor böyle görünce. "Çıplak adam heykelimi olur nan!" dercesine. Bir sağdan bakmış bir soldan derken herhangi bir anlam veremediği çıplak heykelimizle tanışma faslına böylelikle o da nail olmuş.

Ve şehrin ortasında böyle müstehçen, ceberut bir heykeli görünce Kanalboyu'na gitmekten de vazgeçiyor bizim Bolu'lu. Ola ki başka şeylerle karşılaşmaya korkmuş olmalı. Her neyse, soluğu otogarda alıyor, görebildiği ilk otobüs ile ayrılıyor çıplak heykelli Battal Gazi'nin torunlarının şehrinden.

O kafa karışıklığından mı desem, beklenmedik bir absürtte şeyi görmekte ki tuhaflık mı; isteklerine zıtlık oluşturan görüntünün beyninde yaratmış olduğu metaforun kanıksanmayacak enerjiden mi olacak bilemiyorum ama biraz kayısı alacakmış, onu bile unutuyor.

Neyse ki sağ salim çıkıyor yola. Kafasında Malatya'ya ait Keskin kenarlı ön yargılarla...

Tüm bunları ben nerden biliyorum diye sorarsanız; aradı, kelimesi kelimesine kadar söyledi bana. Tabiri caize kafama onluk çivilerle perçinledi şu heykel mevzusunu. Sanki heykeli ben oraya koymuşum gibi hesap sordu resmen. Tüm konuşmamız heykel üzerine geçti. Git heykel, gel heykel, sözü her başka bir konuya kaçıştırma gayretlerim de boşunaydı. Nafile nereye kaçarsam kaçayım dört yanım heykelle sarılmış olduğunu gördüm. Çıplak heykelimizi savunacak tek bir sözcük üretememekte ki ezikliği, çaresizliği, karmaşıklığın hepsini yaşadım iliklerime kadar.

Ne diyeyim.

"Yok mu Malatya'da bir babayiğit, şu heykeli indirsin..." sözleri de Bolu Mengenli dostumun telefon konuşması sonuna eklediği son cümleleriydi.

Belki bizlerin göz aşinalığı yaşadığı elinde bayrak ile Atatürk'ün yanında duran çıplak gencin heykeli demek ki başkalarına normal bir görüntü olarak yansımadığı sonucunu rahatlıkla çıkarabiliriz bu anlattıklarımdan. Biz alışmışız fakat şehre ilk kez gelen birileri için durum farklı olabiliyor, hatta gözlerine inanmakta bile zorluk çekebiliyorlar. Farkındalık meselesi yani. Belkide bizim yanında geçerken çoğumuzun görmezden geldiği figür aslında toplum ahlakı üzerinde çarpıcı bir etki bıraktığının derin yozlaştırıcı izlerine gün yüzüne çıkarmaktadır. Çocuk, kadın, kızların her gün yanından geçerken böyle bir görüntüye vakıf olmalarının çok önemli bir nedeni elbette yoktur.

Heykelin hikayesine gelelim isterseniz. Dönemin valisi Ahmet Kınık tarafından dikildi. İsmet İnönü'nün Adolf Hitler özentisinin taban yaptığı yıllara dayanıyor kökleri. Ve İsmet'in gücünün Türkiye üzerinde iyiden iyiye hissedildiği yılların statükocu bir ürünü. Zihniyet katı ve dayatmacı. Şartlar Türkiye için ağır fakat statüko için böyle değil. Modernite'nin ayağında çarık, üzerinde giysi olmayan yoksul halkın gözlerine sokulduğu o karneli yıllar. Tüp gazı kuyruklarının bir hayli uzun olduğu, bitlerin fakir fukara halkımızı helak ettiği halde heykel imalatları hızına önem verildiği, Bıyıkların milli şef formatlarına uygunlukta cetvelle ölçüldüğü, şapkasızların tutuklanarak cezaevlerine attıldığı karanlık buhranlı Türkiye günleri.

1945/46 yıllarında; şu an Malatya vilayetinin önünde bir parmağıyla ileriyi gösteren ismetin heykelini dikmek için bürokrasi büyük çalışmalara girişir, kampanyalar başlatır. Halk yemeye ekmek bulamadığı günlerde Malatyalılar adeta haraca bağlanıyor. Hemşerisi İsmet'in heykelini yapmak amacıyla bağış adı altında 400 bin liraya yakın bir de para toplanır. Nihayet gerekli bronz kalıba dökülür, heykel geliştirilir, artık bitmek üzeredir.

Evet, İsmetin heykeli dikilecek fakat hala Atatürk'ün heykeli yok şehirde. Olacak iş mi bu? Bu boşluğu doldurmak amacıyla hadi bir de Atatürk heykeli yapalım da ayıp olmasın şeklinde bir düşünce de şehrin büyüklerinin kafasını karıştırır. Böyle bir arz-talep sonucunda Nevşehirli heykeltraş Hakkı bey (Hakkı Atamulu) tarafından alelacelen Atatürk heykeli'de eş zamanlı olarak yapılır. İsmet'in heykelinin açılış gününe yetiştirmek lazım, vakit az. Nihayetinde İsmet'in heykelinden daha küçük bir heykel ortaya çıkar. 1947'de ismetin haşmetli heykeli ile Atatürk heykeli aynı gün büyük bir şenlik şölen İle açılışı yapılır. Ne var ki açılışa katılanlar heykel üzerinde ki örtü kaldırılınca gördükleri karşısında dudağını ısırırlar. Olan biteni gören herkes oldukça şaşırır. Kadınlar kızlar sağa sola kaçışır, bir utanma duygusu ahali arasında dolaşır, çoğu kişi bu manzara karşısında gözlerine inanamaz. Üniformalı Atatürk ve yanında elinde Türkiye bayrağını tutan çırılçıplak bir delikanlı, genç! Ne diyeceğini şaşırır ahali.

İlk açıldığı 1948 yılında, yani heykelin orjinali tam anlamıyla çıplakmış, erkeklik organı da meydandaymış anlayacağınız. Biri Arapgirli, diğeri Pütürge'li iki genç tarafından organı keserle bir gece vakti kırılınca; böyle yarım, özürlü bir yapıyı onarmanın çareleri düşünülür. Vali yardımcısı pantolon giydirelim teklifi sunar. Doğal şartlar, yağmur güneş karşısında her yıl yeni bir pantolon hazırlanacak. Böylece çıplaklıktan da kurtarmış olur düşüncesi.... (Düşünüyorum da bu uygulama kabul edilir ve günümüze ulaşabilseydi şimdi havuç paça jean giydiriyor olacaktık heykele...) Bu görüşe pek sıcak bakılmaz. Kalkıp Hakkı beye giderler, heykelin erkeklik organını kırdılar ne yapalım diye... Hakkı bey pratik bir çare üretir. O ebatlarda bir asma yaprağı şeklinde ki parçayı getirip monte eder ve bu sorun giderilmiş olur. İşin kötü tarafı o dönemin bakanlarından Nihat Erim Malatya'ya bir ziyaret gerçekleştirecek olması, organı keserle doğrama işlemi de ziyaretten bir kaç gün önce gerçekleştirilmiş, zaman sınırlı olduğu halde yine de durumu iyi toparlamış bizimkiler. O gün bu gündür asma yaprağı avret yerlerini örtemeye devam ediyor.

Yıl olmuş 2016/17 çıplak heykelin hangi sanatı, hangi bilimi, hangi felsefeyi temsil ettiğini bilmeksizin aynı yerinde durması ne tuhaftır. Görevini fazlasıyla icra ettiğini düşünüyorum. Yarım asırdan fazladır anlatacağını anlatmıştır artık insanlarımıza. Bizim halkımızda anlayacağını anlamıştır. Hatta daha fazlasını anladıklarını zannediyorum. Çünkü Malatya eşrafı zeki bir ırktır. Malatya'mızın sade doğasına aykırı bir kompozisyon oluşturan çıplak erkek heykelin vadesi dolmadı mı sizce? Toplum düşüncelerine ışık tutacak, yönlendirici, geliştirici, eğitici veya öğüt verici farklı bir sanatsal öge ile yer değiştirmesinin vakti gelmedi mi?

Devlet büyüklerimiz ve yöneticilerimizin bu yönde bir kararını bekliyoruz. Hürriyet parkı-Kanalboyu yenileştirme, restorasyon, peyzaj çalışmaları projesine heykelin değiştirilmesini de ekleyerek; uygun bir kararla, Malatya silüetine katkı sağlayacak, görsel bir ahenkliğin yanı sıra Malatya tanıtımında ön plana çıkabilecek kültürsel değerlerimizi yansıtabilen, daha somut gerçekçi bir etkinlikten faydalanılanabilir.

Hatta bir de örnek vereyim. Ünlü düşünür, tasavvuf edebiyatı şairimiz; hemşerimiz, Malatyalı Niyazi-Mısri'yi günümüz insanlarına anlatabilecek bir kültürsel-sanatsal ögenin yerine tanzim edilmesi bu eksikliği fevkalade tamamlayabilir. Malatya'nın ve Malatya halkının buna ihtiyacı var.

Bir de şurası çok mühim. Aslında çıplak heykel, İsmet'li Türkiye'nin sosyopolitik analizini yansıtıyor bu günümüze. "Giyinik devlet, çıplak halk!"

Sizce de böyle bir özet çıkmıyor mu?

TİMUR İNCE



YORUMLAR

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

YAZARIN DİĞER YAZILARI


- BUNDAN SONRA NE OLACAK?
- AK PARTİ KAPATILSIN
- FÜZE-SARİN GAZI-ÇOCUKLARIN ÖLÜM REALİTESİ
- KADİR TOPBAŞ'IN AK PARTİYE ZARAR VERME YÖNTEMİ
- SİZE NE?
- Osmanlıyı parçaladınız korkunuz niye?!
- KANALBOYU ÇATIŞMASININ PERDE ARKASI
- HOLLANDASIZ HOLLANDA
- HOLLANDA'DA AT İZİ İT İZİNE KARIŞTI
- ALMANLARLA KAVGAMIZ
- KAZA DEĞİL CİNAYET
- FETÖ O ÜLKEDE DARBE YAPACAK
- KARARGAH 'NATO'
- KİMLERİN SAVAŞI
- ROWELVER Mİ? BAŞKANLIK MI?
- AHMET HAKANIN GİZLİ REİSÇİLİĞİ
- Bir sabah uyanacağız ki diktatörlükle yönetiliyoruz...
- Kılıçtaroğlu 'EVET' oyu kullanacak...
- PARLAMENTER SİSTEM NE DEMEK?
- 1.2 milyonluk telefon faturanı neden halk ödesin?
- TÜRK TİPİ BAŞKANLIK SİSTEMİ
- TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN NEDEN BİR ARMASI YOK
- BOMBA PATLATAN KARINCALAR
- DEAŞ'IN YENİ HEDEFİ SULTANAHMET CAMİSİ