Timur İnce
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

SAVAŞTAN KAÇAN TÜRKLER

Malatya Time Yazarı Timur İnce yazdı: Savaştan kaçan Türkler...

Mevsim kış, havalar soğuk. 

Üstelik bir de kar yağıyor, hayatın derdi daha da çekilmez bir hal almaktadır. Suriyede ki savaştan dolayı ülkesini terk edip kaçan binlerce insanın sokaklarda yaşadığı/yaşamak zorunda kaldığı şu günlerde "Allah kimseyi dışarıda bırakmasın" duasını dilimize dolamaktan başka bir şey gelmiyor aklımıza.

Son olarak Halep'in düşmesi ile rejim askerlerinin şehirde bir katliama girişmesi yeni bir kitle hareketini gündeme getirdi. Halep halkı mecburen yollara düştü. Aç, bitkin, sersefil bir şekilde çoluk çocuk, çamur kar-boran demeden yaşamaya tutunacakları bir yer bulmak için acı bir göçün tek kahramanları oldular. Kendi ülkesinde sürgün, başka bir yerde muhacir bir halk. Kaderinin acı bir tecellisi olarak sadece diyebiliyorum ki "Zor hayat!"

Bazen duymuyor değiliz. Çevremizde ki insanların olumlu düşünenleri kadar olumsuz yorum yapanlarıda... "Nedir bu suriyelilerden çektiğimiz, devletimiz bunları beslemek zorunda mı? Neden bu Suriyeliler ülkelerinden kaçıp buraya gelmiş, her tarafta onlarla dolu, ülkeleri için toprakları uğruna savaşmayıpta kaçmayı seçmiş" benzeri kelimeleri...

Halk arasında rastladığımız buna benzer binlerce örnek ortaya koyabiliriz.

Hani böyle teveccühten uzak yorumlardan bulunurken de "biz olsaydık" şeklinde göğsümüzü kabarta kabarta "kaçmaz, ülkemizi terk etmez, en kötü ihtimal savaşarak ölürdük" benzeri bir mantık aklımızın ucundan akıp gider. Bunu söylerken belkide empati yapmayı düşünmeyi bir kenara bırakırız. O an ki yüksek milliyetçilik duygularının etkisiyle söylenmiş olasılığı elbet fazladır.

Türk halkı olarak böyle düşünen insanlarla dolu bu topraklar. Vatan, namus, din, bayrak, millet aşkı koşulsuz birinci öncelik verdikleri bir gerçektir. Gerçekten bir savaş çıksa, ülkemize bir saldırı yapılırsa canını hiç düşünmeden ortaya koyacak milyonların varlığı gurur verici.. Böyle üstün bir karaktere sahip insanlarımızla ne kadar gurur duysak azdır. En son; 15 Temmuz darbe girişiminde halkımız bunu bir kez daha kanıtladı. Söz konusu vatan olunca tek yürek tek bilek tek bayrak olabileceğinden tereddüt etmez.

Fakat hepsi mi diye sormak istiyorum.

Belkide çoğu Fakat (kesinlikle) hepsi değil...

Tamam Suriyeliler kaçtı da, bizim Türk'ler kaçmadı mı? Açın bakın, Cumhuriyetin kuruluş öncesi ve sonrasını anlatan bazı dökümanları. Türk tarihinde fikri namus birçok değerli kalem anlatmış. Prof. Dr. Mehmet Çelik, Murat Bardakçı ve Kadir Mısıroğlu'nun özelikle "Lozan serisi" başlıbaşına önemli bir kaynaktır. Hele Ahmet Altan'ın "SÜRGÜN GÜNLERİNDE AŞK" isimli eseri her ne kadar da bir Roman formatında yazılmışsa da bire bir o dönemi analizini yapmaktadır. Önemli tarihçilerimizden Yavuz Bahadıroğlu, Mustafa Armağan kitapları ile o döneme ışık tutmaktadır.

Şahsen benim de asıl branşım, bir tarihçi olarak; izlediğim bir kaynağın götürdüğü adreste savaştan kaçan Türk'lerin olduğu bilgisiyle karşılaşmam acı bir hissiyat oluşturdu bende. Hayretimi saklayamadım. Nasıl bu gün savaştan kaçıp ülkemize sığınan Suriyeliler varsa, Çanakkale ve kurtuluş savaşı yıllarında ülkeden kaçan Türk'ler vardır.

Tek fark; bizde ki üst tabakanın gitmiş olmasına karşın, köylü-işçi-fakir kesim kesim kalıp bu topraklar uğruna savaşmayı benimsemiştir.

Özellikle Çanakkale savaşının baş gösterdiği yıllarda sirkeci garından tren katarlarının insanlarla dolu olarak bu ülkeden gitmiş olduğu gerçeğini bu güne kadar kimse bahsetmedi. Bir günde tam 27 tren çıkış yapıyor gardan. Günlere, aylara, hatta yıllara eş zamanlı olarak dağılım yaptığımızda korkunç bir rakam karşımıza çıkmaktadır. Yaklaşık 350 bin insan savaştan kaçıp farklı Avrupa ülkelerine sığınıyor.

İngiliz ve müttefiklerin en güçlü savaş mekanizmaları gelip Çanakkale Boğaz'ına demir attığı tarihlerde, Anadolu'nun en ücra yerlerinde yoksul gençler savaşa çağrılırken birileri de ülke nasıl olsa elden gitti deyip bir an önce kaçmaya çalışıyordu.

Savaş başlamış, cephede gençlerimiz ölümle tükenirken tren vagonları birilerini Avrupa tarafına taşıyordu. Hele şurası oldukça yıkıcıdır. Çanakkale savaşının baş göstermesi ile kaçan insanların "kaymak tabaka" diye tabir ettiğimiz; Galata eşrafı... Mecidiyeköy, Beşiktaş, Karaköy, ta Sarıyer'e kadar devam eden bölgede ki; Zengin, varlıklı, okumuş, tüccar, o dönemin elit, entellektüel, imalatçı, sanatkar kimseler olması. Sandıklar dolusu altın götürenden tutun, bütün birikimini gümüş levhalara çevirenler ile para dolusu bavulları yüklenip yakınları ve aileleriyle ülkeyi terk ederek savaştan en asgari şekilde etkilenmeyi düşünerek kaçmayı seçmişlerdir.

Çoğunluk Almanya, İngiltere ve Fransa ülkelerine geçti. Yanında götürdükleri servet hem o ülkelerin ekonomisine bir can simidi olduğu gibi hemde savaşmadan, sıkıntı çekmeden aileleriyle birlikte nezih, rahat, konforlu bir hayat sürmeyi başardılar.

Tıpkı günümüzde Suriye'den kaçıp gelenlerin bir bölümü gibi. Farkındaysanız, ülkemize gelmiş Suriye'lerin hissedilir oranda tabaka farkı göze çarpıyor. Bazı kimseler aç susuz, sokaklarda çıplak ayakla dilenirken; bir kesim ise Türkiye'de kısa sürede ticaret hayatına atılarak hatırı sayılır üsler kurduklarına şahit oluyoruz. Farklı sektörlerde iş sahası açıyor, fabrika açanlar mı dersiniz, Osmanbey gibi yerde mağaza açanlara kadar nerdeyse her alanda aktifler. Genelde lüks semtlerde oturmayı tercih eden, Kombine suitler tutan bir çok Suriyeli tanıyorum. Yüksek güvenlikli siteler olmazsa varoş dediğimiz semtlerde oturmazlar. Çünkü; gelenler paralı, tuzu kuru, jip bagajı dolusu altınla gelmiş kimseler. Tıpkı Çanakkale savaşında kaçan bizim entelektüellerin tipik bu gün ki versiyonları. Orda gerçekten kalıp savaşanlar; Çanakkale'de savaşan Anadolu evlatlarıyla aynı kategoride ki insanlar. Fakir kitle, canı pahasına ülkesini koruyan insanlar.

İşin en ağır tarafı; bu Avrupa'ya kaçmış, sığınmış, cebellut vatan hainleri varın siz ne derseniz deyin savaş bitikten sonra geri dönüş yapmaları. Yine trenler Avrupa'ya kaçmış Türkleri geri getiriyor. 350 bin sayı olarak gidenler nasıl oluyorsa 500 binlik nüfusla dönüyorlar Türkiye'ye. 150 binlik bir fazlalıkla. (150 bin nüfus nerden dahil oldu AYRICA tartışmak gerekiyor!) Ve savaştan oldukça etkilenmiş, harap olmuş yoksul tabakanın başına bir akbaba gibi gelip çöküyorlar. Halk savaştan henüz çıkmış yaralarını sarmaya dursun, bunlar derhal önemli nokta, mevki, makam ne varsa bir asalak gibi yerleşerek işgal ediyorlar.

Bir de Avrupa görmüş avantajlarını sonuna kadar kullanmaktan geri kalmayan; bu haysiyetsiz, şerefsiz, vatan satanlar daha sonraları "jön Türk'ler" olarak başımıza bela oluyor. Iktidar, basın, banka ve ticari ağı kontrolüne alıyorlar kısa sürede. Her tarafta söz sahibi oldukları yetmezmiş gibi savaşarak ülkeyi kurtarmış halkı aşağılayarak, dışlayarak, ve herşeyin asıl sahipleri olarak kendini görmeleri zihniyetinin mantığı bu savaştan kaçıp Avrupa görmelerinin temelinde yatmaktadır.

Bu gün de "beyaz Türk" şeklinde bir kavramla hala gerçek vatanperver halkın üzerinde bir insiyatifle kendilerini üstün görmeleri devam ediyor. "Bu topraklar bizim, siz kimsiniz..." savaşı o gün bu gündür devam ediyor. Hani bidon kafa, koyun, benim oyum dağda ki çobanla bir olur mu, göbeğini kaşıyalar diyenler var ya işte onlar.

Coğrafya, halklar farklı olsa da tarih işte böyle tekerrür ediyor.

(Devam edecek...)

TİMUR İNCE



YORUMLAR

  1. tolga bentli

    10.01.2017 13:20:09

    Güzel bir yazı. Elinize sağlık...

  2. Ah CHP

    10.01.2017 11:09:38

    Jön Türkle ve Beyaz Türkle kavramı CHP'ye nekadar yakışıyor. İşte ta ozamandan buzamana kadar kaçıp gelen o sözde Türkler(!) süreekli CHP'yi savunmuştur. Bu necip millete CHP kadar zarar veren kimse olmamıştır

  3. Turgut Köseoğlu

    10.01.2017 11:06:20

    Muazzam bir yazı.. Maalesef bu memleketin sahibiyiz diyen eskinin 'jön türkleri' şimdinin ise 'Beyaz Türkleridir'. Gerçekten öyle değil mi? PKK ile, DEAŞ ile, PYD ile FETÖ ile savaşan benim memedim, ahmedim ve yakubum; memleket adına karar verenler ise 'Beyaz Türkler'.. Canı yanan ben, benim adıma karar verip, karar alan onlar..

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

YAZARIN DİĞER YAZILARI


- FETÖ ASALASI ve ENTERNASYONEL HAÇLI SEFERİ
- ADALET-SİZ YÜRÜYÜŞÜNÜN KODLARI
- Küresel kuşatma ve Katar haraketliliğinin mantığı!..
- İHANET SARMALINDA ESCOBAR FETÖ
- HELİKOPTERİMİZ DÜŞTÜ MÜ? DÜŞÜRÜLDÜ MÜ?
- AK PARTİYİ NASIL BİLİRDİNİZ?
- MAVİ YANAN TÜM IŞIKLARI VURUN
- DAMAT KAVURMACI’NIN TAHLİYESİNDEKİ SIR
- ABD TÜRKİYEYİ NATO'DAN ÇIKARIYOR MU?
- KOD ADI: MAHREM İMAM
- BUNDAN SONRA NE OLACAK?
- AK PARTİ KAPATILSIN
- FÜZE-SARİN GAZI-ÇOCUKLARIN ÖLÜM REALİTESİ
- KADİR TOPBAŞ'IN AK PARTİYE ZARAR VERME YÖNTEMİ
- SİZE NE?
- Osmanlıyı parçaladınız korkunuz niye?!
- KANALBOYU ÇATIŞMASININ PERDE ARKASI
- HOLLANDASIZ HOLLANDA
- HOLLANDA'DA AT İZİ İT İZİNE KARIŞTI
- ALMANLARLA KAVGAMIZ
- KAZA DEĞİL CİNAYET
- FETÖ O ÜLKEDE DARBE YAPACAK
- KARARGAH 'NATO'
- KİMLERİN SAVAŞI