Timur İnce
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Koronavirüs, ozonterapi ve sağlıkçılarımız

Timur İnce yazdı...

 

SESLİ MAKALE 

 

 

Bu yazımın alt yapısını -Fuat Avni- benzeri “Ankara Kuşu” mahlaslı sosyal medya hesabının Ankara kulislerinde yapmış olduğu etki ve tepki üzerine hazırlamayı düşünüyordum. Eski Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar'ın ilk olarak deşifre ettiği Oktay Yaşar adını, Genel Merkez ve illere dağıtmış, yerel bağlantılarını bulup ilgililere ilettiği halde ilgilenilmediğini dile getirmesine rağmen... Eski Ankara büyük şehir belediye Başkanı Melih Gökçek'in sosyal medya hesabından konunun üzerine gittiği... Gazeteci Fazıl Duygun ile Ankara Kuşu hesabını yöneten Oktay Yaşar arasında ki husumet, Ak parti Manisa milletvekili Selçuk Özdağ'ın Kuş'la yakınlığı, Diriliş Gençlik Federasyonu Başkanı Berivan Algın'ın kilit konumu, Gebze'de yerel gazetecilik yapan Oktay Yaşar'ın Hayati Yazıcı'yla bağlantısı, Davutoğlu trol ekibiyle olan temasları, birçok siyasetçiyle dolaylı bağlantıları, Malatya ayağı ve “Ankara Kuşu” hesabıyla nasıl operasyonlar yapıldığını anlatacaktım.

Lakin dün gece yarısına yakın aldığım bir telefon tüm süreci değiştirdi. Çünkü Korona konusunda elde ettiğim bazı hayati bilgileri yazmamın daha uygun olacağını düşündüm.

Evet, Korona ölümcül virüs tüm dünyayı sarmış durumda. Zengin, fakir, milliyeti, ırkı, rengi, bankadaki hesabı, makamı, okuduğu üniversiteleri, yaşını ayırt etmeksizin yekpare bir insanlık kırımı yapıyor. Fakat biz Türkiye olarak ümitsizliğe kapılmadan; yüzyılın bu illetinden nasıl kurtuluruz diye yeni fikirler üretmek bir yana dursun geri tarafta virüsten korunmak için bilinen yöntemler harici elde ettiğim “iki önemli başlık ile bir sevindirici gelişmeyi” sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bunun için aldığım telefona dönmek icab ediyor. Çok değer verdiğim, fikirlerinden çoğu kez istifade ettiğim, teatilerde bulunduğumuz, kıymetli bir hemşerimiz ve bir dönem medya sektöründe marka olmuş, hâlâ Radyo Seymen'in imtiyaz sahibi Kemal Karadağ üstadın telefonunu açar açmaz; selam kelam faslı, halhatır sormadan direk “Timur baba, bu Korona canavarı nasıl yayılıyor biliyor musun?” sorusunun devamında gelen konuşma insanın tüylerini diken diken eden türdendi. Kemal üstat anlattıkça tehlikenin boyutunun ne denli büyük olduğunun bir daha farkına vardım. El teması, sosyal mesafe, konuşmak, enfekteli kişilerle aynı ortamda bulunmak dışında iki önemli faktöre vurgu yaptı.

BİRİNCİSİ: Koronavirüs'ü canlı ve bir çok insanı enfekte ettiği için sürekli enfekte ettiği kişilerle birlikte hareket ediyor olması... Malumunuzdur ki enfekte olmuş kişilerin yolu sonunda hastanelere düşmektedir. 14 günlük kuluçka süresi de dahil hastane ortamında bir kişinin maskesiz öksürmesi, hapşırması; (ki vakaların Türkiye'de aniden ulaştığı rakamlara bakılırsa...) sonunda canlı virüs klima, havalandırma, iklimlendirme sistemleri kanallarından nerdeyse tüm hastane ortamına dağılacağını kimse hesap etmedi. Acile başvuran enfekteli bir Koronalının iyi niyetli öksürüğü eş zamanlı olarak servisler, doktor-hemşire odaları, bilgi işlem merkezleri, bekleme salonları, tedavi edilmeyi bekleyen hastalarla diğer katlara ulaşabilecek kadar zeki ve yetenekli, insan tüketicisi bir virüsün hızı ve tehlike oranıdır söz konusu olan. Çünkü büyük sağlık merkezlerinin konseptlerindeki havalandırma veya klima kuleleri dışarıdan aldığı % 25 temiz havayı içerde ki % 75 hava ile konsülüde ederek tekrar içeri verebilen bir sistemle çalışır. Düşünün korona enfekteli bir kişi nerdeyse tüm hastaneyi (kuşkusuz) enfekteli hale getirebiliyor. Mümkün değil diyemeyiz. Mümkün ve gayet olağan, bilhasa mantıklı. Şu içinde bulunduğumuz dönemde alınan önlemler çerçevesinde bu mümkün olmasa dahi 11 Mart tarihine kadar korunma önlemleri nerdeyse hiç yok gibiydi. Şu demek oluyor. Bir enfektilinin bir hastaneye giriş yapması yeterliymiş. Sonucunda binlerle ifade edilebilecek enfekteli...

Ameliyathaneler ve yoğun bakım üniteleri havalandırma, klima, iklimlendirme sistemleri hastanenin diğer havalandırma sisteminden bağımsız çalışır. Ne var ki bu iki ünite harici sağlık merkezlerinin diğer havalandırma, klima, iklimlendirme sistemleri geri kalan tüm hastane binasına eşit şekilde dağılım gösterir.

Kemal Karadağ üstadın yıllar önce rektör Fatih Hilmioğlu döneminde Turgut Özal tıp merkezinde MRSA denilen hastane enfeksiyonları, korona benzeri yüksek ateş (sıtma) Dünya'nın başının belası olmuş, tüm antibiyotiklere karşı dirençli, bağışıklık kazanan hastane enfeksiyonları karşısında kurmuş oldukları Ozon Terapi, ultraviyole, İyonize yönteminden bahsetti. O dönem MRSA'ya karşı çaresiz olan tüm ülkeler... Başta İngiltere ve ABD olmak üzere, ilimizde nasıl yok ettiklerine detaylıca değindi. Normal ölüm denilerek MRSA enfeksiyonları sonucunda o dönem Turgut Özal tıp hastanesinde ölümlerin normalden fazla artması üzerine yeni bir teknoloji olan Ozonterapi, ultraviyole, iyonize'yi geliştirdiklerini, bu konuda dünyada enfeksiyon konusunda tüm teknolojinin insanları ve sağlıkçıları kurtaran uygulama sadece ülkemizde ve dünyada ve ilimizde bizde olduğunu, bu konu ile ilgili iş deneyim ve iş bitirme belgesine sahip olduğunu da ekledi.

Ayrıca ozon terapi sistemleri, Ozon teknolojisi imalatçısı, Ozon teknoloji fabrikalarını ilk Türkiye getiren, bir çok üniversite ve üniversite hocasıyla tanıştıran Kemal üstadın diğer en önemli adımı şehrimizde kurduğu Ozon tedavi sistemleri fabrikasını şehrimiz Malatya'ya kurduğunu fakat bazı talihsiz süreçlerden dolayı 12 yıldan beri kapalı olduğunun da altını çizdi.

Ozon terapi demişken devam edelim. Ozon terapi tedavisinin izini sürerken Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Murat Baş hocanın yapmış olduğu bazı önemli bilimsel çalışmalara ulaştık. Sağlık Bakanlığı, kendisi ve bizzat şahsımla paylaştığı, şu durum ve şartlarda sır gibi saklanılan 33 sayfalık -pdf- dosyasını eş değer Koronavirüs (Covid-19) tedavi yöntemi çok yakın bir zaman da özelikle Koronavirüse karşı Ozon tedavisi, hem hastalığın önlenmesinde hem hastalığa yakalanmış olup aktif olmayanlarda, hastalığa yakalanmış ama aktif yoğun bakıma kaldırılmış olanlarda, her aşamada Ozon tedavisinin farklı doz ve yönteminin uygulanabileceğini ve bunun için de Murat Baş hocanın ve Ozon tedavi dernek Başkanı olarak 21 yıldan beri çalışmalar yaptığını, çok başarılı sonuçlar elde ettiklerini... ellerinde ki kaynaklar ve derlemelerde yer aldığını belirttiği çalışmanın çok yakın bir zamanda tedavüle konulacağını ilk olarak bu yazımda duyurmak istiyorum.

Çin, İngiltere, Almanya, İtalya, İsviçre bilim adamlarının çaresiz kaldığı Koronavirüs (Covid-19) Antiviral, Antibakteriyel etkisi doza bağımlı  olarak 3 mekanizma üzerinden gerçekleştirilecek olmasının müjdesini Türkiye cumhuriyeti vatandaşı olarak ilk burdan vermekten gurur duyduğumu bilmenizi isterim. Yani Çin, ABD, İngiltere, İsrail, Hindistan bilim adamları en iyi olasılık 10 ay sonra aşının kullanılacağını haber ederken Murat Baş hocanın formülü onlardan önce devreye girecek olması ülkemiz ve milletimiz için çok önemli bir gelişmedir.

Bu etkileri nedeniyle Ozonterapi, Koronavirüs (Covid-19) olgularında şu amaçlarla kullanılabilir;

1-PROFLAKTİK ( Ümmün aktivasyon , Antioksidan Sistem Aktivasyonu)
2. AKTİF HASTALIK: (Antiviral- Oksidasyon, Antienflamatur- Sitokin Regülasyonu)
3. KRONiK SEKELLERiN OLUŞUMUNUN ENGELLENMESİ (Fibröz vs)

Ayrıca “Ozon” yeryüzünde bilinen en güçlü üçüncü OKSİDAN AJAN olması nedeniyle EN GÜÇLÜ DOĞAL DEZENFEKTAN olarak kabul edilir. Yaygın kullanılan dezenfektan olan Klordan 3125 defa daha güçlü mikrop öldürücü olarak kabul edilir.

İKİNCİSİ: enfekteli vakaların idrar ve dışkılarında canlı olarak yaşayabilen koronavirüs (Covid-19)'un şehir ihtiyat, yerleşke ile sağlık merkezlerinin lavabo-tuvaletlerinden foseptik alt yapılarının Türkiye şehir mimari yapılanmasına göre aynı kanalizasyon borularında birleştiğini varsayarak... Şehrin belli yerlerinden geçen alt yapı kanalizasyon sisteminin gerek havalandırma, gerek tali kanal görevini gören rögar kapaklarından atık suların buharlaşma yaparak, virüsün atmosfere karışabilmesi gayet normal sıradan bir durum olarak kabul ettiğimizde... Böylece korunma önlemi almamış en yakın kişiye bulaşma ihtimalini düşünülmelidir. Haliyle özelikle önümüzde ki 1, 2, 3 hafta Koronavirüs (Covid-19) genel vaka tablosu iç açıcı olmayabilir. Korona'ya karşı alınan radikal önlemler çerçevesinde “içerde izole” tarihi bu pragmatikte ehemiyet taşır. Neymiş #EvdeKal demek ki çok önem arz eden bir önlem paketidir.

Bir sağlık çalışanı maskesini takıyor, gözlüğünü, eldiveni, uygun kıyafet, dezenfektesini yapıyor ve her türlü izole önlemi aldığı halde virüsü kapıyorsa geriye kalıyor klima, havalandırma, iklimlendirme koşulları... Bir solonum yolu enfesiyon hastalığı olan koronavirüsü böylece almaktadır.

SAĞLIK ÇALIŞANLARI HASTANE HAVALANDIRMA KANALLARINDAN...

VATANDAŞ İSE ŞEHİRDE Kİ RÖGAR KAPAKLARINDAN BUHARLAŞMA YOLU İLE ATMOSFERE-HAVAYA KARIŞMASI ŞEKLİNDE...

Kemal üstadın konuşmasının sonunda en can alıcı bölüm ise sağlıkçılarımızın tıpkı bir savaşta düşmana karşı kılıç kuşanmış askerler gibi tüm gücüyle çalıştığına sözü getirmesiydi. Asıl sorun bence burası! Şayet biz sağlıkçılarımızı bu virüse karşı koruyamazsak işte o zaman kıyamet kopacak demektir. Sağlıkçılarımız olmazsa hastanelerin büyüklüğü, modern yapısı, şatafatlığı ne işe yarayabilir? Bunun için derhal yeni bir mevzuat açılmalı. Ve ne olursa olsun sağlık çalışanları vasıf, görevleri, ünvanları gözetilmeksizin, hastane ortamında ekmeğini kazanan bu insanlar bir dizi yeni prototip yasayla hayatlarının daha sıkılaştırılmış izolasyonla korunması gerektiğini düşünüyorum. Yukarı da bahsetmiş olduğum iki kritik başlık hastane ortamına tekabül ettiği düşündüğümüzde neredeyse bir çok sağlık çalışanımızın hayatı ne yazık risk altında bulunuyor.

Sağlık bakanı Fahrettin Koca'nın son olarak enfekteli sağlık çalışanlarımızın sayısı 601 olarak açıklaması bu riskli tabloyu dışa vurmaktadır. İstanbul üni. Çapa tıp fakültesi iç hastalıklar anabilim dalı Başkanı Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı eski Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feriha Öz koronadan dolayı hayatını kaybeden önemli bilim adamlarımız olduğu unutulmamalıdır.

Sevgi ve saygılarımla...

TİMUR İNCE



YORUMLAR

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>