Timur İnce
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

MALATYA’NIN GENÇLERİNE YAZIK OLUYOR!

 

 


TÜİK verilerine göre Türkiye'de nüfusun %15,6'sını genç nüfus oluştururken Malatya'da ise nüfusun %16,1'ini genç nüfus oluşturmaktadır. Son yapılan araştırmalara göre ortalama 140 bin civarı genç nüfusumuz bulunuyor. 15-24 yaş arası… 15 ila 35 yaş arası ise bu sayı 250 binden fazla.

Yani Malatya'da genç dinamik nüfus Türkiye ortalamasının üzerinde seyir ediyor. 250 bin kişilik genç nüfusumuz, ne var ki; siyaset, yöneticiler, toplumsal sosyolojiye yön verenler “bu gençlerin hali ne olacak?” diye ilgilenmeyi akıllarına getirmiyor hiç.

Seçim öncesi verilen vaatlerin çoğu genç nüfusu ilgilendiren projeler olduğu halde seçim sonrası gençlerin adeta yok sayıldığı domain bir sürece rota çevriliyor. Seçim öncesi gençlere iş, aş, istihdam sözleri havada uçuşurken seçim bitikten sonra üst geçit, park, sokak çalışmaları işlevsizlikleriyle yer değiştiren bir otokritik anlayışa eviriliyor nedense. Her dönem böyle olmuştur. Diğer yandan sanki bu ülkede hiç bir genç yokmuşta 40-90 yaş arası bilumum nüfusu ilgilendiren demeçler, programlar, siyasi hesaplar üzerinden –yönetimsel– zemin konuşulmaya devam ediliyor.

Parti teşkilatlardaki gençlik kollarının dahi gençlere yaklaşımı çok sınırlı. Çünkü verilen şablonun dışına çıkamazlar. Gençlik kolları ise yine belli aileler, jürostokratik grupların veya ağababaları siyasette olanların gençlerine tanınmış bir imtiyaz durumdan öte bir şey değil. Gençlik kolları denilen kavrama en çok önem veren Ak Parti'nin bile gençler için çok fazla projeleri olduğunu söyleyemeyiz.

Hele şu mürekkep yalayan tayfa yok mu?… Tam bir “bahtsız bedevi” lokasyonu. (Böyle bir deyim kullandığım için kusuruma bakmayın!) Yıllarca dirsek çürüt, sabahlara kadar ders çalış, sabah-akşam okul yollarını aşındır, üç-beş lira haçlıkla gün boyu idare et… Geldiğin yer iş bulamamak, atanamamak, KPSS'de iyi puan almış olsan da torpilin yoksa mücadele hakkından diskalifiye edilmek olsun. Ne kadar acı bir gerçeğimiz.

Tüm bu çıkmaz sokak içerisinde bir ileri iki geri yapan gençlerimiz sosyal medyadan başka yönelecek kapı bulamıyorlar. En üretken, verimli, enerji dolu çağını maksimum seviyede sosyal medyada, bilgisayar başında oyun oynayarak, sanal mecralarda vakit öldürerek geçiren gençlerin iş bulamama oranına her gün yeni isimler, talepler, rakipler, sayılar dahil olduğu korkunç bir handikabı görmezden gelmenin travmatik bilançosu içinde savruluyoruz.
Hele şu pandemi döneminde gençlerimizi tamamen ötelemiş, toplumdan soyut, kendi dünyalarında yalnız kalmaya terk ettik.

Bir diğer faktör, yarın bu gençler oy kullanacak veya ilk oylarını kullandı. Gençlerimizin işsizlik, parasızlık, okul okumak sonrasındaki belirginsizlik, hayatını oluşturan diğer kalıcı sorunlara karşı ortaya koyacakları tavır çok önemli. Çünkü gençler geçmişe kayıtsız, bugünü olduğu haliyle yaşıyor. Bence, özelikle iktidar partisinin yeni nesli elde etme, kazanma odaklı stratejiler geliştirmesi elzemdir artık. İkna edebilir mi bilemem, artık çok zor. PubG oynayan, Whatsap'la her şeyini paylaşan, sosyal medyaya duyarlı, özgürlükçü, rahat, polemiği sevmeyen bir gençlikten söz ediyoruz. Kimsenin tahmin edemeyeceği ortam ve düşünce sistemleri içine savrulmuş gençleri öncelikle önemsemeliyiz artık.

KIRSALDA GENÇLER VE İŞ-KUR
Şehrimizdeki mevcut bu sorunları dile getirirken istatiksel verilerle elbet canınızı sıkmak istemedim. Daha salt bilgi ve donelerle anlatmaya çalıştık. Zaten verisel rakamlar kimsenin umurunda değil fakat şunu söylemem gerekiyor. Gençlerimiz gerçekten zor durumda. Genç nüfus bugün sahip olduğumuz en büyük zenginlik, Avrupa yaşlanırken Türkiye gençleşiyor, bunu bu gün değerlendirmez isek ya ne zaman? Yarın bu dinamik genç nüfusu bir daha bulabilecek miyiz acaba?

Bu soru şimdilik burada bekleyedursun…

Diğer bir başka konuya geçelim. İş bulamayanlar yanında bir de bulduğunu zanneden ciddi bir bir kitlenin varlığına…

Kırsalda istihdam edilmeyi bekleyen gençlerimize de bu esnada değinmek istiyorum.
Yine rakamlar, verilerden uzak birebir saha çalışması üzerinden konuyu izah etmeye çalışacağım.

Ülkemizde meydana gelen kutuplaşma modelleri, siyasette kısır çekişmeler, gelecekle ilgili umutsuzluk ve hayatlarını garanti altına alamama düşüncesi özelikle genç nüfus üzerinde baskın bir ruh hali oluşturduğunu biliyoruz artık. Gençler ne istediğini biliyor fakat istediklerine ulaşmak için imkanlar çok kısıtlı. Başarılı oldukları alanlarda bir şey yapabilme gayretlerine karşılık ciddi bürokratik ve maddi barikatları aşmaları gerekiyor. Çoğu kez bu barikatları aşmayı imkansız kılan siyasal sistemin önerilerine çare üretmekte yetersiz kalan gençlerimize, bir de “Z Kuşağı” gibi ayrıcalıklı bir ütopik sınıfsallığın monte edilmesi reva görüldü.

“Z Kuşağı” kıstası altında sanki diğer tüm insanlıktan ayrı tutuluyor imajı veren bu farklılaştırma jargonuyla iyice en dip, arkalara doğru itilmekten kurtulamadılar.

“Şimdinin gençleri böyle, şöyle…” diye sürekli ağzımıza sakız yaparken; asıl onların istek, düşünceleri, hayallerine dokunmak hiç birimizin işine gelmedi.

“Şimdinin gençleri çalışmak istemiyor, masa başında iş istiyor” diyenler ise gençlerin işsizliğini kotarmak için yaptığı en ucuz rol çalmak biçimiydi.

Kısacası okuyanların iş bulamama kaygıları, köyünde baba tarlası toprağını ekip biçenlerin hayat standartlarının iyice düştüğü bir dönem içinde bir dokunsan bin ah işitiyorsun. Atanamayan öğretmenler-memurlar, bir kaç üniversite bitirmiş olanların işsiz kalmaları, kayırmalar, torpiller derken genç nüfus şimdi tamamen ofsayta çıkmış, kimse bu vahim toplumsal tabloyu ne yazık görmek istemiyor.

Gençlerimizin hepsi olmasa da bir bölümü elbet farklı işlerde çalışıyor, çalışmıyor değil. Malatya merkezde daha çok tekstil, ticaret, farklı meslek grupları ile kurumsal alanlarda çalışanların var olduğunun sınıflandırmasını yapabiliriz fakat ilçelerde ise durum daha başka.

Son yıllarda tarım istihdamının iyice düşmesi sonucu en çok belediyelerde bir köşeye yerleşebilmek için başvurulan çabaların hadi hesabı yok. Belediyelere giremeyenler İŞ-KUR üzerinden 6-9 aylık sürelerde çalışmayı hedefliyor. İşte “iş bulduğunu zanneden”den kastım kırsal kesim için idi. İŞ-KUR'un işe alımlarda şeffaf davrandığı ise tartışılır. Yine siyasetin inceden bir müdahalesi ile listeler el altından belli yerlere ulaşıyor. Benim akrabam, benim söz verdiğim, benim mahallemden, benim yeğenim, yakınım meselesine dönüşüyor iş. Hadi, torpilin vardı veya aynı ideolojik siyasi görüşten ötürü İŞ-KUR'da bir şekil işe girmeyi başardın, bir çözüm mü? Tabi ki hayır! 6-9 aylık çalışma periyodundan sonra kapı kenarına konulmaz sürpriz değil, çünkü çark bu şekilde dönmeye uyarlı. Peki, “6 ay ya da 9 ay süre çalıştıktan sonra ne olacak bu gençlerin hali?” sorusunu tam burada yine soralım mı?

Soralım bakalım!

Kırsalda tarım yapan, üretici, hayvancılık, ekstra muhtelif diğer işler yapan bu önemli alterin İŞ-KUR'da geçirdiği 6 ay veya 9 ay sürecinde tüm yılı heba olup gidiyor. Asıl başarılı olduğu alan tarımda üretici olma özelliği pasifiziye düşüyor kendiliğinden. Böylece son bir kaç yılda özelikle hayvancılık bitti denilecek kadar azaldı, tarıma elverişli ekilir biçilir topraklar bu sebeplen atıl hale geldi!

Diğer bir husus, köylerde-ilçelerde İŞ-KUR'un işe aldığı bu gençler, tarım-hayvancılık-bal arıcılığı vb. işleri yapmaktan uzaklaştığı gibi eline geçen asgari ücreti bir aylık süre içinde ilçe merkezinde tabiri caizse bırakıp gidiyor. Günlük ihtiyaçları, ev ihtiyaçları, sigara, yol, git gel vs. Ay sonu geliyor elde var bir “hiç” meselesi.

İŞ-KUR'da işe giren bir genç arkadaşımızın başından geçenleri aktarmak istiyorum. İlk olarak 6 ay süreliğine işe alınmış, şayet 6 ayın sonunda bir yolunu bulur tekrar çalışmaya devam ederim umuduyla, bir de aylık aldığı maaşına güvenerek araba satın almıştı. Aldığı araba normalde 30 bin lira, taksitle aldığı için bizim arkadaşımıza 42 bine mal olmuş. Üstelik araba için peşinat çıkmayınca evde iki ineğinden birisini satıp koymuş peşinata. Gel zaman-git zaman, 6 ay çalışmış, ikinci bir 6 ay hakkı daha elde etmiş, tabi işe (ilçeye) yeni aldığı arabasıyla gelip gidiyor, yakıtı, rutin bakım masrafları, sigorta vs. harcamalarını göz önünde bulundurmamış. İkinci altı aylık süre dolunca İŞ-KUR sözleşmesi gereği çalışma aktif hali otomatikman kapatılır. Haliyle maaş aniden kesilmiş ve arabanın taksitlerini ödenmekte zorlanmış derken 42 bin liraya aldığı aracı aldığı aynı yere 31 bine elinden almışlar. Çalıştığı dönemler için ödediği taksitlerde cepten gitti.

Ezcümle olarak: güncel siyaset ve yerel siyaseti çok yakından dikkatli takip eden biri olarak, geçmiş 10 yıldan beri Malatya'da hangi yönetici, milletvekili, siyasilerin seçim vaatleri arasında, toplumun ana ihtiyacı olan iş=ekmek kapısı şeklinde verdikleri sözlerin hepsi not defterimde kayıtlı. Yerine getirilen sözlerin sayısı ise parmakla gösterilecek kadar az. Onlar da afaki oranda. Gerçekten bu gençler bizim, bizim çocuklarımız. Gençlerimizin içinde bulundukları boşluk, güvensizlik, kaygı ve gelecekleriyle ilgili endişelerini gidermeye yönelik ne zaman bir adım atılacak? Yoksa tamamen –yoz– bir toplum olmak için gençliğe gözlerimizi, kulaklarımızı kapatarak kendi sosyolojimizi imha mı edeceğiz?
Soru buydu!

TİMUR İNCE



YORUMLAR

  1. Ahmet

    23.02.2021 10:06:30

    İşte bu yüzden Ak Parti kaybedecek.

  2. Nurbaki Saylan

    22.02.2021 18:17:07

    STk lar cemaatler ne is görürler

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>