Dyt. İrem ERCAN
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Açlığın içindeki göbekli çocuk!...

Diyetisyen İrem Ercan yazdı...

 

-SESLİ MAKALE-

 

Dünyanın bir yerinde, zamanın birinde tıpkı dünyanın başka bir yerinde aynı zaman diliminde doğan yaşıtları gibi bir bebek doğdu o gün. Ne doğduğu coğrafyayı seçebildi ne de ailesini. Zeytin gibi gözleri şaşkınlıkla etrafına bakarken çaresiz annesi de aynı şaşkınlıkla bakıyordu dünyaya. İncecik siyahi derisiyle, derisini yırtarcasına belirmiş kemikleriyle yavrusuna baktı anne ve gözünden bir damla yaş süzüldü. Bu çocuk annenin ikinci çocuğuydu ve beraberinde kötü bir ruh getirmişti o topraklardaki inanışa göre. Yiyecek bir lokma ekmek bulamıyorlardı bir de üstüne bu kötü ruhlu çocuk gelmişti. Anne bir yandan yavrusunu nasıl doyuracağını düşünüp ağlıyor öte yandan ikinci çocuğun neden kötü bir ruh getirdiğini düşünüyordu. Açlığın ve savaşın içine doğmuş bu masum yavru nasıl kötü ruh getirmiş olabilirdi ki?

Afrika'da belki de binlerce anne bu sorunun cevabını merak etti taa İsa peygamberden beri. O zamanlardan beri aynı topraklarda kıtlık görülüyor, çocuklar da büyükler de kıtlıktan dolayı aniden ölüyordu. Üstelik derilerinde renk değişiklikleri görülüyordu ve bu duruma ‘korkunç kıtlık nedeniyle derimiz fırın gibi simsiyah' diyorlardı. Bu kıtlığın en garip belirtilerinden biri ise çocuklarda oluşan kocaman göbekti. Resmen aç yaşamalarına rağmen bu çocuklar adeta obez bir birey gibi göbeklilerdi. Hikayemizin başında doğan, kötü ruh getirdiğine inanılan masum yavru da iki üç yaşlarına gelince göbeği oluşmaya başladı. Aynı coğrafyada yaşadığı çoğu çocuk gibi o da açtı ve göbekliydi. Peki, bu göbek nasıl oluşuyordu?

Afrika'da özellikle ikinci çocukla beraber geldiğine inanılan kötü ruha Kwashiorkor adı verilmiş. Çünkü bu çocukların aniden ölme sebebi olsa olsa bu kötü ruh olabilir diye düşünülüyormuş. 1933 yılında bu konuda çalışan bir bilim insanı uzun süre mısırla beslenme sonucu oluştuğunu düşündüğü bu hastalığı ilk keşfeden kişi. Kwashiorkor aslında bir hastalık ve yeterince protein tüketemeyen çocuklarda görülüyor. Bu çocuklarda aşırı ödem de oluştuğu için karın bölgelerinde adeta bir göbek gibi belirgin bir şişlik oluşuyor. Görüntüleri yanıltıcı olsa da bu çocuklar çok büyük beslenme yetersizliği altında ve her an ölümle karşı karşıyalar.

Bu hastalığın en büyük sebebi yetersiz protein alımı. Afrika'da zaten az olan annelerin sütü özellikle ikinci çocuktan sonra tamamen yetersiz kalıyor ve bu çocuklar anne sütü dahi alamadan büyüyor. Bu yüzden kasları daha oluşamadan erimeye başlıyor ancak ödemden dolayı oluşan şişlik bu kas erimesini baskılıyor.

Beni her anlamda düşünmeye ve hüzünlenmeye sevk eden bir hastalık bu. Biz burada çocuklarımıza çeşit çeşit yemekleri yedirmek için çırpınırken açlığın içinde yitip giden o çocuklar yüreğimi burkuyor. Oralarda bir yerlerde çocuklar birçok şeyi yaşayamadan sefalet içinde ölüp gidiyor. Tabii o çocuklar için dua etmekten başka ne yapabiliriz diye düşünüyor insan. Ama çok güzel kahramanlarımız var bizim. Yeryüzü Doktorları yıllardır birçok coğrafyada çocukların hayatını kurtarmak için çalışıyor. Kendi eşlerini, evlatlarını, hayatlarını bir kenara bırakıp mazlumların yüzünü güldürmek için çırpınıyor.

Biz ne yapabiliriz derseniz, Yaşam yazıp 6612'ye SMS yollayarak Yeryüzü Doktorlarına 10 TL bağışta bulunabilirsiniz. Bu yazıya başlarken bunları yazmak aklımın ucundan bile geçmezdi. Ama her şey nasip. Belki de bu yazıyı okuyan birkaç kişi destek olacak ve birkaç yavrunun yüzü gülecek.

Ben inanıyorum, siz de inanın. Bu dünyayı güzellik kurtaracak!

Sağlıklı ve güzel bir hafta dilerim.

Diyetisyen İrem ERCAN

 

 



YORUMLAR

  1. Mustafa

    28.09.2020 12:03:25

    Yazıyı okudum çok duygulandım. Allah maddi ve manevi ne ihtiyacımız varsa versin.

  2. Feyza

    27.09.2020 15:46:52

    Bu konuya değindiğiniz için çok teşekkürler İrem hanım. Maalesef ki Avrupa'da obezite birincisi olmuş olan ülkemizde insanlara bu yemek çılgınlığımızı nasıl dengede tutmamız gerektiğini anlatırken bir taraftan da dünyanın bilmediğimiz bölgelerinde gerçekten beslenmeye muhtaç insanlara dikkatleri çekmeniz gerçek bir diyetisyene yakışır tavır olduğunu düşündürdü bana. Çünkü her ne kadar şişmanlık ve bunun getirdiği problemleri önlemek gerekiyorsa evet aşırı zayıflık, beslenme yetersizliği ve bunların getirdiği problemlerle de ilgilenilmeli. Bu çocukların az buldukları yemekten değil de belki hiç bulamadıkları protein içerikli besinlerin yokluğundan böyle olduğunu kim düşünebilirdi. Kaldı ki temiz bir suya erişimin dahi zor belki imkansız olduğu o şartlarda daha kim bilir ne trajediler yaşanıyor. Durum her ne olursa olsun bu meselenin güncel meselemiz olan koronadan çok daha fazla kişinin canını aldığı ortada.Artık akşam olunca sabah ne yesem, kahvaltıdan sonra akşam ne pişirsem detlerimizden başka dertler edinmeliyiz,farkındalığımızı artırmalıyız. Tekrardan bu güzel ve anlamlı yazı için kalemizine ve yüreğinize sağlık...

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>