Selma Karakaş
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Kopyala Yapıştır Jenerasyonu...

Selma Karakaş Tutuş yazdı...

 

(Sesli Makale)

 

Malatya time gazetesine yazı yazmaya başladığım ilk zamanlarda yazılarımı okuyan arkadaşlarım, akrabalarım derken; çok yakın bir akrabamızın oğlu, okuduğu yazılarım hakkında bana şöyle demişti: Yazılarını internetten bulduğun metinlerden "kopyala yapıştır" yapıp öyle mi yazıyorsun? Verdiği soru karşısında geleceğimizi inşaa edecek gençlerimizin, insan düşüncesini yok saydığı hayal kırıklığıyla bir süre cebelleşirken; yazma tekniğimden bahsedip, kendi özgün düşüncelerimiz dururken, bir kopyala yapıştıra umut bağlamamamız gerektiğini anlatma gereği duydum ama nafile.

Neden mi?

Çünkü sıradan birilerinin düşüncelerinin olmayacağı kanısını bilemişler zihinlerinde. Böyle düşünenlere göre sadece zirvedekilerin sözleri genel geçerlilik görüyor. Bu yüzden ülkemiz çocuktan gencine, gencinden yetişkinine çoğunluk olarak hep önem arz eden bireylerin; düşüncelerinin, fikirlerinin, ifadelerinin, olabileceği zannediliyorlar. Sanki kendi düşünme yetimiz yokta bu kişiler, bize ön ayak olacakmış gibi bir olgu geliştirmişler bilinçaltında.

Geliştirdikleri bu olguyu da hiç araştırmaya, soruşturmaya koymama kararı almışçasına gelişi güzel kabulleniyorlar. Günlük hayatta duydukları, gördükleri olayları araştırmaya üşeniyorlar. Bilinmiş biri tarafından söylenmişse "tamam doğrudur, hemen bizde tasdik edelim" derler. Bir tembellik, bir boyun eğmişlik esiri altına almış olmalı ki bilgiye bu kadar hızlı ulaşabildikleri bir dönemde bundan geri duruyorlar. Görüneni, duyulanı basmakalıp kabulleniyorlar.

Basmakalıp görüşleri yıkmaya çoğu cesaret edemiyor. Bunun gölgesinde ferahladıklarından dolayı kendilerini tutsaklaştırmışlar ve bu durumuyla övünmekten geri kalmadıklarını düşünce yetersizliklerinden anlıyoruz.

Hayatta hep kendilerini, kendilerine rol model olarak gördükleri kişilerin davranışlarına göre şekillendiriyorlar. Böyle alışkanlık yapmış bir bünye, gördüklerini otomatikman kopyalayıp dürtüyor. Art arda tetiklenen dürtüler sonucu özgün olmak diye bir şey kalmıyor, başkalarına bağımlılık baş gösteriyor ki duygu ve düşüncelerini dile getirmekten çekinip, rol model gördükleri kişilere kul köle olmaya amade oluyorlar.

Bu anlattıklarıma ek gerçek yaşam dışında sanal hayat diye adlandırdığımız, ortamdaki düşüncelere rest çektiğimiz klavye toplumuna bakacak olursak: Teknolojiyle iç içe bir hayat sürdürdüğümüz bu zamanda sürekli yenilenen donanımlarıyla telefondu, tabletti, bilgisayardı derken internetle haşır neşir olmayanımız yok. Bu cihazların donanımı yenileniyor fakat; bazı insanlar kendini güncelleyemiyor, düşünmekten noksan kalıyor. Bunun sonucunda da ne kadar düşünce özgürlüğüne sahibiz deseler de düşünce özgürlüğü diye bir şey kalmıyor, bunun yerini metin kopyalama vardıyaları devr alıyor. Devir teslim neticesindeyse her telden ayrı bir ses çıkıyor, bilgisizlik içinde BİLGİ harmanlanıyor bul bulabirsen?

Bu sebeple internet hayatımıza girdiğinden beri sosyal ağları yoğunlukla kullanan bir toplum olduğumuz aşikar. Dolayısıyla o kullandığımız sosyal medya hasaplarımızdan sesimizi herkese duyuruyoruz. Öyle bir edebiyatçıyız, öyle bir siyasetçiyiz, öyle bir politikacıyız, öyle bir dindarız, öyle bir sanat severiz ve öyle bir diye sayamadığım niceleriyiz ki bizden kültürlü kimse yok! Hani her sözün hangi yazara, hangi politikacıya ait olduğunu noktasından virgülüne bizden iyi bilen yok. Sonrasında afili bir söz bulduk mu hemen paylaşırız. Gerçekten kime ait olduğunu araştırmadan, sözün altında hangi yazarın adı varsa olduğu gibi "kopyala yapıştır" yapmak bu kadar kolay.

Bazen bakıyoruz bir arkadaşımız sözde ünlü bir yazara, ressama, politikacıya, siyasetçiye, müzisyene ait; bir söz, bir şarkı dizesi, bir resim paylaşmış "ne güzel" deyip hemen bizde kopyalama işine koyuluyoruz. Halbuki paylaşılan sözün bahsi geçen şahısla herhangi bir alakası yok. Gerçek kaynağını bilmedikleri bir şeyleri paylaşarak kendilerini görgülü bilgili göstermeye çalışanlar yok mu görgüsüzlüğün dibinde yüzüyorlar, farkında değiller.

Ayakta uyutulduğumuz bir başka konu için edebiyatçılığımızı, siyasetçiliğimizi şöyle bir kenara koyup "Elhamdülillah, Müslümanız!" diye geçinenlerin Müslümanlığın şartlarından haberdar olmayıp, laf-söz yarışlarıyla "Müslüman" kimliğine büründüğüne değinelim: Etkin biçimde kullandığımız sosyal medya üzerinden öyle bir dindarız(!) fetva verenlerimizi hesaplamaya çekinir olduk. Herkes kendince bir hafızlık, hocalık, müftülük takınmış; ayet üstüne ayet, hâdis üstüne hâdis yazılır olmuş. Bir fotoğrafın üstüne öyle güzelelleştirilmiş sözler yerleştiriyorlar ve bunuda ayetmiş, hâdismiş diye bize yutturuyorlar. Sonra herhangi bir konu hakkında paylaşılan yazıların altına sure ve ayeti yazarak bir ispatlama çabası sarf etmeleriyle çoğumuzun gözlerini boyamayı başarıyorlar.

Bundan ötürü bir ayet paylaşılıyor, hemen beğenip paylaş butonuna tıklamak saniyelerini almazken, hiç araştırma gereği duymuyorlar. Aslında o parmaklarını bir kere de gördükleri ayetin mealini araştırmak için oynatsalar, çok şey kaybetmezler. Beyinlerini uyuşturmaya çalışan güçlere bir direniş göstererek, kendilerini ele vermemiş olurlar ama; o kadar tembelleşmişler ki önlerine atılan
yemi sorgusuz sualsiz, sindire sindire yiyorlar. Zehirli midir, mehirli midir demeden; kendilerini araştırmaya, soruşturmaya ve bilgiye köreltmişler.

Geçenlerde sosyal medyada takip ettiğim bir arkadaşım, bu konuyla ilgili durum paylaşmış. Sosyal medya üzerinden caps şeklinde sunulan, Kur-an'ı Kerim ile alakası olmayan uydurma ayetleri neden araştırma gereği duymadığımıza değinmiş ve Al-i İmran süresinin 4. ayetiyle alakalı olmayan bir sözün altına (Al-i İmran, 4) diye not düşmelerine olan tepkisini dile getirmişti. Paylaştığı yazıyı görünce bende biraz araştırdım. Tepkisinin ne kadar yerinde olduğu kararına vardım. Sosyal Medya üzerinden uydurula uydurula, kılıftan kılıf giydirilen Kur-an'ı Kerimin o ayetinde geçmeyen söz şöyle:"Hüzne kapılmayın. Çünkü Allah adildir. Kimsenin ahını, kimsede bırakmaz."

Asıl meali ise: "O, sana Kitab'ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat'ı ve İncil'i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan'ı da indirdi. Şüphesiz, Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir."

Ve bir başka örnek de bu yazıyı yazdığım sırada tesadüfen sosyal medyada bir sayfa tarafından günümüz gençleriyle ilgili paylaşılan bir yazı gördüm. Genç kızlar ve genç erkekler arasındaki flört ilişkisini baz alan bir yazıydı. Yazıyı aslında paylaşacaktım burda fakat "kopyalayamadan"bir anda kaybettim. Bir şeyler yazılıp, çizilmişti ve altına yine not geçilmişti (Ahzap,35) diye. Bende hemen Ahzap süresinin 35. ayetinin mealine baktım, o sayfanın paylaştığı sözle bir alakası yok. Artık siz düşünün o manipülasyon, o dezenformasyon, diye adlandırdığımız sosyal medya üzerinden ne tür oyunların tezgahlandığını?

En basit örneği: İnsan düşüncesinin yok sayılmaya çalışıldığı, körü körüne bir sempati geliştiriyorlar ve bizde bu sempatik yapının ilmek ilmek yürütülen işleyişine "bir ilmekte bizden" diyerek eksik kalmıyoruz.

Bir şeyleri olduğu gibi kabullenmeyi iliklerimize kadar sıkı sıkı işlemiş olmalılar ki onda ve ya bunda gördüğümüz duygu ve düşünceleri; kendi fikrimizi beyan etmeksizin, sazan misali atlar olduk. Yeter ki süslü bir üslûb ile söylenmiş olsun, kopyalaya kopyalaya herkesin diline dolanır oldu.

Hal böyle olunca; her şeyin hazırına güverte bağlayan bizler, böyle bir jenerasyon yetiştiriyoruz. Bu yüzden kendini ifade edemeyen, korkak, içine kapanık bir gençliğe; geçmişimizi miras, geleceğimizi teslim ediyoruz.

Uzun lafın kısası bu tembellik, bu düşünce yoksunluğu nereye varır bilmem ama bildiğim bir şey varsa; armut piş, ağzıma düş diye diye kendilerinide kopyalayıp bir yerlere yapıştırmasalar iyi!..


Selma Karakaş Tutuş



YORUMLAR

  1. Gülcan

    18.06.2019 09:45:48

    Çok önemli ve üstünde durulması gereken bir konu. Dini ayet ve hadisleri sosyal medyadan öğrenmemek lazım.

  2. Ali

    18.06.2019 09:44:45

    Allah'a dua ederken; insan, kimsenin olmadığı bir yerde elini açıp Rabbine yakarmalı bence. Günümüzde yaşı ilerlemiş bilgi birikim sahibi dediğimiz insanlar bile sosyal medya hesabı üzerinden Allah'a beni affet diye yakarıyor:) BU DA çok önemli br konu bence

  3. Hasan

    18.06.2019 09:42:38

    Maalesef dışı dolu içi boş bazı insanlarımız var. Ama bu durumlarla sadece komik bir pozisyona koyuyorlar kendini.

  4. Hikmet

    18.06.2019 09:41:34

    Kaleminize sağlık. Çok önemli bir konuya değinmişsiniz. Benimde çok şaşırdığım bir konuydu bu. Sosyal medya hesabından tanıdığım arkadaşlarımın bazı paylaşımları beni çok etkilemişti. Bu insanlar ne kadar değişmiş dedirtiyordu bana. Bir gün sosyal medya hesaplarından hep hadisler ayetler paylaşan, Kur'an-ı Kerim'den söz eden bir arkadaşımla sohbet ediyorduk.Kur'an okumayı bilmediğini söylediğini çok şaşırmıştım.Uuzun bir düşünceye daldım.Hesabından insanları yargılayan ağır eleştiren insan bir andan güvenilirliğini kaybetmişti. Toplum olarak en önemli sorun bu bence

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>